Tekirdağ Namık Kemal University
Discipline

Çevre Bilimleri ve Teknolojileri Anabilim Dalı

Tekirdağ Namık Kemal University

5

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

5 Theses
DoctorateOpen AccessEN

Quantitative determination of perfluorooctane sulfonate (PFOS) and perfluorooctanoic acid (PFOA) compounds in surface waters in ergene waterbasin and evaluation of the treatability of these compounds

It is necessary to discharge treated domestic or industrial wastewater into receiving water environment by eliminating any adverse effect arising from persistent organic pollutants of which its concentration have been increasing in water sources. Stockholm Convention is a global treaty on Persistent Organic Pollutants (POPs), that was signed on 23 May 2001 and entered into force 17th May 2004. Turkey became a part of this convention on 12 January 2010. In our country PFOS and its derivatives have been identified as specified pollutants for surface water resources within the context of "Surface Water Quality Management Regulation". There are approximately 1500 industrial plants and enterprises in the Ergene Basin, and nearly 700 of these facilities are water-consuming and wastewater-generating. These PFOS and PFOA pollutants, which are found in wastewater, especially in textile wastewater, are expected to be present in surface water resources in Çorlu and Çerkezköy Region. There is no comprehensive study on the concentrations of these compounds in water environments in the Ergene Basin. In this project, samples were taken from surface waters (Çorlu and Ergene Rivers) in the Ergene Basin, which was heavily polluted by industrial activities, in winter, spring and summer seasons, twice in each season and PFOA/PFOS concentrations were determined. BS ISO 25101-2009 extraction method and LC-MS/MS were used to determine the concentration of these pollutants. Synthetic samples were prepared for the removal studies of these chemicals and for that Activated Carbon Adsorption, Sulfate Radical Based Oxidation and Nanofiltration methods were performed. The results of the study revealed that powder activated carbon for the removal of these pollutants yielded better results and the removal efficiencies were above 90%. The removal efficiencies with nanofiltration ranged between 50-90% using different membranes. At the end of the oxidation with sulphate radical at different persulphate doses and different temperatures studies, it was found that PFOS pollutant could not be removed at all, PFOA pollutant was removed by 50% after 2 hours of oxidation time and the yield reached 90% after 5 hours.

Ayşe Nur Özvardarlı
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessEN

The potentials and limitations of utilizing animal manure for biogas production in rural agricultural households: A comprehensive analysis of Ethiopia and Türkiye

With the growing threat of climate change and global warming along with the exponential exploitation of resources, the need for adaptation of renewable and cleaner energy technologies especially in emerging and developing economies has been inevitable. This thesis provides a comprehensive analysis of the potentials and limitations associated with the utilization of animal manure for biogas production in rural agricultural households, with a specific focus on Ethiopia and Türkiye. The thesis aims to identify the key factors that influence the adoption of biogas technology in these countries and provide insights into the socio-economic and environmental benefits and challenges associated with the use of animal manure for energy generation. The thesis employs a mixed-methods approach that combines a systematic literature review with primary data collected through surveys and interviews with farmers, policymakers, and other stakeholders. The results reveal that the utilization of animal manure for biogas production has significant potential for rural agricultural households in both Ethiopia and Türkiye, as it can provide an efficient, reliable, and affordable source of energy while also reducing greenhouse gas emissions. However, the thesis also highlights several limitations and challenges that need to be addressed to promote the uptake of biogas technology in these countries. These include technical, financial, and policy-related barriers, as well as social and cultural factors that influence the acceptance and use of biogas systems.

BiogasRenewable energy
Iman Abdulkadır Ahmed
Boğaziçi University · Çevre Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de çevresel etki değerlendirmesi yönetmeliği uygulamaları: Amasya ili örneği

Çevre kirliliğinin önlenmesi ve doğal kaynakların daha verimli kullanılması amacıyla uluslararası gelişmelere bağlı olarak ülkemizde de çevreci politikalar geliştirilmiştir. 1983 yılında yayımlanan 2872 sayılı Çevre Kanunu'na bağlı olarak ilk defa 1993 yılında yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Yönetmeliği ile çevre politikaları ülkemizde uygulanmaya başlamıştır. Bu tez çalışması ile 1993 yılından günümüze kadar yürürlüğe konmuş olan ÇED Yönetmelikleri doğrultusunda 2000 yılından itibaren Amasya ilindeki ÇED uygulamalarının istatistiksel analizi yapılarak mevcut durum hakkında değerlendirme ortaya konulmuştur. Ayrıca, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) il göstergeleri verilerinden yararlanılarak ÇED kararı verilen yatırımların, gayri safi yurt içi hasıla (GSYH) ulusal hesaplamaları [GSYH (bin TL), kişi başına GSYH ($) ve kişi başına GSYH (TL)] ile karşılaştırılması yapılmıştır. Tez çalışmasında kullanılacak verilerin elde edilmesi amacıyla; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve Amasya Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü internet sayfasında yer alan ÇED kararları incelenmiştir. Bu verilerin değerlendirilmesi için IBM SPSS Statistics 21 ve Excel programları kullanılmıştır. IBM SPSS Statistics 21 programında sıklık (frequencies) ve çapraz tablo (crosstabs) analizleri yapılmıştır. Çalışmada elde edilen veriler ile ÇED karar türü, karar sayısı, yıl ve sektör bilgilerine göre Amasya ili geneli ile ilçeler bazında istatistiksel analiz yapılmıştır. Amasya il sınırları içerisinde yapılması planlanan yatırımlarla ilgili 2000-2022 tarihleri arasında 34'ü (%9) ÇED Olumlu, 334'ü (%91) ÇED Gerekli Değildir kararı olmak üzere toplam 368 (%100) ÇED kararı verilmiştir. ÇED karar sayıları üzerinden yapılan analizde, Amasya il sınırları içerisinde ÇED Yönetmeliği EK-2 listesi kapsamında tanımlanan yatırımların yüksek oranda projelendirildiği değerlendirilmiştir. ÇED kararlarının tarihsel süreçteki dağılımına göre en fazla ÇED kararı %8 (31) oranı ile 2016 yılında, ÇED Olumlu kararı %21 (7) oranı ile 2017 yılında, ÇED Gerekli Değildir kararı ise %9 (29) oranı ile 2016 yılında verilmiştir. ÇED karar sayıları analiz edildiğinde; karar artış/azalış oranları, yıllar içerisinde değişkenlik göstermiştir. 2019-2021 tarihleri arasında Amasya il sınırları içerisinde verilen ÇED karar sayılarındaki azalışın nedeni, tüm dünyayı etkisi altına alan COVID-19 salgını kapsamında ülkemizde alınan tedbirlerden kaynaklandığı, diğer dönemde yaşanan değişikliklerin ise yatırım ihtiyaçları doğrultusunda şekillendiği değerlendirilmiştir. ÇED kararlarının sektörel bazlı analizinde, Amasya ilinde en fazla yatırım yapılan sektörün %50 (183) oranında ÇED kararı ile I., II. ve V. grup madenler sektörü olduğu, ÇED Olumlu kararları içerisinde %18 oranında enerji ve su sektörleri olduğu, ÇED Gerekli Değildir kararları içerisinde ise %53 oranında I., II. ve V. grup madenler sektörü olduğu değerlendirilmiştir. TÜİK il göstergeleri kapsamında yapılan genel değerlendirmede ise yıllar içerisinde ÇED karar sayısındaki azalışlar ile COVID-19 salgını kapsamında alınan tedbirlerine rağmen GSYH (Bin TL) ve kişi başına GSYH (TL) hesaplamalarında sürekli artış yaşanmıştır. Tez çalışması sonucunda elde edilen bulgular doğrultusunda, yapılan yatırımlar nedeniyle Amasya ilinde oluşabilecek çevresel ve sosyal etkiler belirlenmiştir. Ayrıca, bu tez çalışmasının il genelinde yapılacak planlamalarda ve ülke genelinde yapılacak çalışmalarda kullanılarak uygulayıcılara ve yatırımcılara karar aşamasında fikir verilmesi hedeflenmiştir.

Nusret Çoban
Artvin Çoruh University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kentsel atıkların enerji potansiyeli-artvin örneği

daha sonra doldurBu tez çalışması, Artvin ilinin mevcut kentsel katı atık yönetim sistemi üzerine detaylı bir inceleme gerçekleştirerek, bu atıkların enerji geri kazanımı açısından taşıdığı potansiyeli ortaya koymaktadır. Çalışma kapsamında, Türkiye'de atık yönetimi üzerine yapılan araştırmalar incelenmiş ve ülkemizdeki kentsel katı atıkların verileri TÜİK tarafından gerçekleştirilen çalışmalar, ilgili Bakanlıkların web siteleri üzerinden yer alan bilgiler ve akademik çalışmalardan elde edilmiştir. Bu çalışmada, Artvin ili için yapılmış ve ilde oluşan atıkların türlerine göre ayrıştırılmış miktarları incelenerek, elde edilen veriler ışığında, Artvin'de değerlendirilebilecek evsel, hayvansal, tarımsal ve orman atıklarından oluşabilecek enerji üretim potansiyeli ortaya konulmuştur. Artvin ilindeki atıkların enerji üretimi potansiyelinin değerlendirilmesi, bölgesel sürdürülebilirlik stratejilerinin geliştirilmesine önemli katkılar sağlayabilir. Atıklardan kaynaklı karbon salınım dolayısıyla da iklim değişimi üzerinde oluşan baskının azaltılmasına olumlu katkı sunabilir. Bu çalışma, kentsel katı atıkların enerji üretimi potansiyelini belirleyerek bu atıkların yönetiminde yerel yönetimlerin ve politika yapıcıların daha etkili kararlar almasına yardımcı olabilir. ulacaktır

ArtvinEnerji
Mustafa Kaya
Artvin Çoruh University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Çoruh Havzası su ayak izinin hesaplanması

Suyun sürdürülebilir yönetimini temel alan su ayak izi kavramı su kullanımının başta gelen göstergesidir denilebilir. Özellikle havza bazında belirlenen ve hesaplanarak ortaya konan su ayak izi parametreleri suyun verimli kullanımı ve etkin şekilde yönetiminde yönlendirici görev alır. Ülkemizde havza bazında su ayak izi ile ilgili çalışmalar kısıtlıdır. Bu çalışmada Çoruh Havzası'nın tarımsal, hayvansal ,evsel ve endüstriyel su ayak izi parametreleri ayrıntılı biçimde analiz edilmiştir. Havza ölçeğinde ilçe bazında yetiştirilen tarım ürünleri ilçelerin meteorolojik verileri, ekim ve dikim miktar ve alanları ele alınarak hesaplanmıştır. Hayvansal su ayak izi için hayvan sayıları ilçe bazında belirlenerek literatür verileriyle birlikte analiz edilmiştir. Evsel ve endüstriyel su ayak izi hesaplamaları ilçelerin nüfus verileri ve kişi başına kullanılan su miktarının kaynaklardan elde edilmesiyle ortaya konmuştur. Mevcut çalışma 2015-2024 yılları arasını kapsamaktadır. Yapılan hesaplamalar neticesinde Çoruh Havzası'nın toplam su ayak izi yaklaşık 1.4 milyar m3 olarak saptanmıştır. Çalışma kapsamı içerisindeki 17 ilçenin su ayak izi sonuçları değerlendirildiğinde en fazla su ayak izine sahip ilçenin Bayburt Merkez ilçesi olduğu, en az su ayak izine sahip ilçenin ise Artvin Murgul ilçesi olduğu belirlenmiştir. Çalışma alanı içerisinde hesaplanan tarımsal su ayak izi sonuçları değerlendirildiğinde en çok su ayak izine sahip ürünün buğday olduğu belirlenmiş, en fazla mavi su ayak izine sahip olan ürünün de barbunya taze olduğu saptanmıştır. Bu veriler ışığında temiz su kaynaklarının kullanımı açısından bu iki ürün havza özelinde önem arz etmektedir. Hayvansal üretimin su ayak izi değerlendirildiğinde ise Erzurum Şenkaya ilçesi ilk sırada yer almakta, havza genelinde yetiştirilen büyükbaş hayvan sayısının oransal büyüklüğü toplam su ayak izindeki payını belirlemekte mühim rol oynamaktadır.

Nagehan Taşdemir
Artvin Çoruh University · Institute of Graduate Studies
2025
00