TOBB Economics and Technology University
Anabilim Dalı

Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı

TOBB Economics and Technology University

1.874

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Suriyeli sığınmacı algısı ve Türkiye'de milliyetçilik: Ekşi Sözlük örneği

Bu tezde Ekşi Sözlük'teki Suriyeli sığınmacı algısı ve bunun sebepleri incelenmiştir. Çalışmaya kontrol değişkenlerini tespit etmek için bir literatür taraması ile başlanmış ardından tezin temel argümanlarına geçilmiştir. Bu çalışmanın temel hipotezi sığınmacılara yönelik olumsuz tutumların temel sebebinin Billig'in 'Banal Milliyetçilik' kavramını da kapsayacak şekilde milliyetçilik olduğudur. Hem kolayca fark edilen milliyetçilik yani 'Dalgalanan Milliyetçilik' hem de günlük hayatta kolay fark edilmeyen banal milliyetçilik milliyetçiliğin tespitinde kullanılacaktır. Ayrıca tezde milliyetçilikten olumsuz tutuma giden süreç de Allport'un 'Günah Keçisi' kavramı, Sosyal Kimlik Teorisi ve Young'ın 'Maskülen Koruma Mantığı' kavramı yardımıyla açıklanmaya çalışılmıştır. Hipotezlerin testi için içerik ve söylem analizi metotları kullanılmıştır. Sonuçların analizi göstermiştir ki sığınmacılara yönelik olumsuz tutumların temel sebebi milliyetçiliktir ve milliyetçilikten olumsuz tutuma giden süreçte sığınmacıları günah keçisi haline getirme, toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin vurgular ve yerleşik halka sahte bir mağduriyet yaratma son derece önemlidir.

AlgıEkşi SözlükMilliyetçilik+3
Melis Zeynep Ünür
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Geçmişin görünmez kadınları: Geleneksel kadınların siyasallaşma süreci

Bu çalışmanın temel konusunu 1960'lara kadar devlet için görünmez konumdaki geleneksel kadınların siyasallaşma süreci oluşturmaktadır. Bu yıllarda üniversitelerde başörtüsü yasağına karşı verilen tepkilerle beraber başlayan siyasallaşma sürecinin sebebi araştırılmıştır. Bu siyasallaşma sürecinin temel sebebinin 1950'lerden itibaren yoğun bir şekilde gerçekleşen kırsal bölgelerden kentlere doğru göç olduğu tespit edilmiştir. 1960'lara kadar farklı yerlerde yaşayan kentli kadınlarla geleneksel kadınların göçle beraber ortak bir mekânda buluşması sonucunda siyasallaşma da başlamıştır. İslam'ın siyasallaşmasının da benzer bir şekilde göçün yansıması olarak gerçekleştiği tespit edilmiştir. Ayrıca 1980'lerden itibaren Türkiye'de hâkim bir konuma gelen ahbap-çavuş kapitalizmiyle beraber başörtüsünün ve İslam'ın kamu kaynaklarının dağıtımındaki etkileri de araştırılmış ve son yirmi beş yılda kamu kaynaklarının dağıtımında İslam'ın etkisinin git gide arttığı gözlenmiştir.

Din-siyaset ilişkileriKadınlarKamu kaynaklarının dağıtımı+3
Emre Ünür
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hannah Arendt'in "Haklara sahip olma hakkı" kavramı çerçevesinde Türkiye'deki Suriyelilerin çalışma hakkı

Bu tezin amacı; mültecilik ve çalışma hakkı kavramlarını Hannah Arendt'in "haklara sahip olma hakkı" kavramı çerçevesinde incelemektir. Bir mültecinin, Arendt'in İnsanlık Durumu adlı eserindeki insan tanımında olduğu gibi bir canlılık (vita activa) gösterme ihtimalinin, o mültecinin çalışma hakkına sahip olmasına bağlı olduğu düşünülmektedir. Çalışma hakkına sahip olan mülteciler, kamusal alanda görünür olabileceklerdir. Buradaki asıl soru, bu görünürlüğün ne kadar mümkün olabildiği ve ulus devletlerin buna ne ölçüde izin verdiği üzerine kuruludur. Bu tezde de bu sorudan hareketle mülteciler ve çalışma hakkına sahip olma hakkı arasındaki ilişkinin Türkiye'deki Suriyeliler üzerinden test edilmesi amaçlanmıştır. İlk olarak Hannah Arendt'in vita activa ve haklara sahip olma hakkı kavramlarının teorik arka planı açıklanmıştır. Bir sonraki bölümde ise uluslararası hukukta bu hakkın nasıl düzenlendiği yine Arendtçi bir yaklaşımla incelenmiş ve ulus devletlerdeki uygulama örneklerine bakılmıştır. Son bölümde ise Türkiye'deki hukuki düzenlemeler çerçevesinde mültecilik kavramına ve Suriyeliler özelinde çalışma hakkına odaklanılmıştır. İncelenen hukuki metinler ve uygulama örnekleri göstermiştir ki insan hakları olarak kabul edilen temel haklar aslında ulus devletin yarattığı bir kategori olan vatandaşlık haklarıdır. Kendi ülkelerini terk etmek zorunda kalan mülteciler çoğu zaman sahip oldukları bu hakları da terk etmek zorunda kalmaktadırlar. Anahtar Kelimeler: Haklara Sahip Olma Hakkı, Çalışma hakkı, Mültecilik, Suriyeliler, Türkiye

Arendt, HannahGöçmenlerMülteciler+5
Büşra Efe
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çin'in hegemonik dönüşümü üzerine bir inceleme

Son zamanlarda, uluslararası ilişkiler disiplininin en çok tartışılan konulardan biri Çin'in yükselişidir. Özellikle ekonomik performansı ile ABD'ye rakip olabileceği ile ilgili tartışmalar yapılmaktadır. Bu çalışma Robert W. Cox'un eleştirel teorisi ile Çin'in hegemonik dönüşümü üzerine bir değerlendirme yapmaktadır. Üretim ilişkilerini başlangıç noktası kabul ederek Çin'in yeni bir dünya düzeni kurma ihtimali üzerinde durulmaktadır. Bu amaçla, Mao döneminden günümüze kadar olan süreci üretim ilişkileri, sosyal kuvvetler ve devlet biçimleri açısından ele almakta ve "Çin karşı bir hegemonik hareket yaratabilir mi, yoksa bu gelişmeler bir Amerikan pasif devrim midir?" sorusunun yanıtını aramaktadır. Üzerinde durulan bir diğer nokta, Çin'in ekonomik modelinin ne olduğu ve bunun sürdürülebilirliğidir. Bu çalışma Çin'in ekonomik modelinin neoliberal politikalara dayandığını savunmaktadır. Bu çerçevede, Çin'in neden neoliberal bir ekonomik modeli olduğu, diğer neo-liberal modeli takip eden ülkelerden neden farklı olduğu ve bu modelin sürdürülebilirliği tartışılacaktır.

Eleştirel kuramHegemonyaKapitalizm+2
Begüm Hazal Kurt
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Amerikan ve Rus istihbarat servislerinin kritik dönemeçleri

Bu tezin amacı, Amerikan ve Rus istihbarat servislerinin kurumsallaşmaları sürecinde karşılaştıkları meydan okumalar ile birlikte gelen kritik dönemeçleri ayrıntılı bir şekilde incelemektir. Bu tez, Amerikan ve Rus istihbarat servislerinin yapısal değişimlerinde etkili olan faktörlere odaklanmaktadır. Tezde öncelikle Amerikan ve Rus istihbarat servislerinin tarihine değinilmiş, ardından bu servislerin geçtikleri kritik dönemeçler ve bu kritik dönemeçlere neden olan etkenler ele alınmıştır. Kritik dönemeçlerin kurumsal yapılar üzerindeki etkileri incelendikten sonra, kritik dönemeçler sonrası kurumların yapısal durumları incelenmiştir. Son olarak, günümüzdeki kurumsal yapılar mercek altına alınmış ve son durumları irdelenmiştir. Bu tezde, birincil ve ikincil kaynaklardan yararlanılmıştır. Birincil kaynak olarakCIA ve eski istihbarat çalışanlarının belgeleri kullanılmıştır. Gelişmelerin kronolojik bir sıraya sahip olmasının sağladığı kolaylıkla kırılma noktalarının arasındaki neden- sonuç ilişkisi net bir şekilde ortaya koyulmuştur. Kurumların tarihlerine belirtilen kaynaklar vasıtasıyla yaklaşıldığında, istihbarat kurumlarının, ulusal güvenliği sağlama açısından tehdit önceliklerine, uluslararası sisteme ve teknolojiye duyarlı olarak yapısal değişimler yaşadıkları görülmektedir. Bununla birlikte, kurumların yapısal değişimleri ve icra tarzlarında devlet adamlarının yaklaşımlarının etkili olduğu da tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: İstihbarat, Kritik Dönemeçler, İstihbarat Teşkilatları, Soğuk Savaş, Terörizm

Amerika Birleşik DevletleriCIAKGB+4
Cem Tuna Aksu
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Soğuk savaş döneminde Türkiye'deki siyasal İslamcılık hareketinin dış politika söylemlerinin hidayet romanları üzerinden incelenmesi

Türkiye Soğuk Savaş Döneminde, resmi bir politika olarak Batı Bloku ittifakı içinde yer almıştır. Diğer taraftan ülke içindeki siyasi hareketler kendi ilke ve menfaatleri çerçevesinde iki kutuplu uluslararası sisteme dair bir dış politika söylemi geliştirmişlerdir. Önce 1946 sonrası gelişen demokratik siyasi ortam ve ardından 1960 sonrasında genişleyen sivil özgürlükler sebebiyle bu söylemler daha görünür hale gelmişlerdir. İslamcılık, Türkiye'nin en eski ve etkili siyasi hareketlerinden biridir. Batıya karşı tepkisel gelişen ama batı değerlerini eklektik olarak alan İslamcı düşünce Cumhuriyetin ilanı sonrasındaki seküler inkılap süreci ile akademik ve resmi alandan çekilmiştir. Roman edebiyat türleri içinde en siyasal olan türlerden biridir. Bir kurgu bağlamında okura siyasal mesaj vermek hem etkili hem de adli açıdan güvenli bir metottur. 196o sonrasında yazılan hidayet romanları dönemin İslamcılık düşüncesi için birer propaganda ve doktriner eğitim aracıdır. Kitle medyası işlevi gören bu romanlar okuyucuyu İslamcı ideoloji etrafında toplumsallaştırmıştır. Her siyasi propaganda metni gibi hidayet romanlarında da savunduğu ideolojinin dış politika söylemi bulunmaktadır. Bu tezde, "Soğuk Savaş Dönemi Türkiye İslamcılığının dış politika söylemi nasıldır" sorusu, hidayet romanları üzerinden yapılan söylem ve metin incelemesi metodu ile incelenmiştir. Tezin sonunda iki çok satan hidayet romanı; Minyeli Abdullah ve Oğlum Osman romanları geliştireln tez çerçevesinde incelemeye tabi tutulmuştur.

Din-siyaset ilişkileriRomanSoğuk Savaş sonrası+6
Hasan Hilmi Akın
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ulus markalama ve Türkiye'deki ulus markalama girişimleri

Bu tezin amacı ulus markalama kavramını ve Türkiye'nin tanıtım faaliyetlerini ulus markalama kavramı çerçevesinde incelemektir. Tezde ilk olarak ulus markalama literatürü, kavrama yönelik eleştirilere de yer verilerek ayrıntılı bir şekilde açıklanmıştır. Türkiye vakası ele alınırken, taranan literatüre ek olarak içerik analizi ve yarı yapılandırılmış mülâkat yöntemleri kullanılmıştır. Turkey: Discover the Potential ve Turkey: Home kampanyaları, liderlerin söylemleri, tanıtım videoları, faaliyet raporları ve ilgili kişilerle gerçekleştirilen mülâkat sonuçları alt-başlıklarıyla analiz edilmiştir. Ulus markalama faaliyeti olarak tarihsel bir referans noktası olabileceği düşünüldüğü için 1926 Seyyar Sergi projesi de çalışmaya dahil edilmiştir. Tezde gerçekleştirilen araştırmanın sonucunda, Türkiye'nin mevcut tanıtım faaliyetlerinin, ulus markalama kavramına, 1926'daki Seyyar Sergi projesi kadar dâhi yakın olamadığı ve Türkiye'nin ulus markalamanın tanımına muhalif bir şekilde mevcut koşullarını gerçekçi bir şekilde değerlendiremediği, marka kimliğini belirginleştiremediği ve sahip olduğu olumsuz imajın nedenlerini dış faktörlerde aradığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Ulus Markalama, Türkiye, Turkey Discover the Potential, Turkey Home, Seyyar Sergi.

MarkaMarkalamaTürkiye+1
Remziye Öztürk
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Başarılı güvenlikleştirmeden başarısız güvenlik-dışılaştırmaya: 2001-2017 yılları arasında ABD yönetimlerinin İran nükleer programı'na yönelik politikası

Bu tez 2001-2017 yılları arasında ABD Yönetimi'nin İran Nükleer Programı'na yönelik güvenlikleştirme politikasını söylem analizi ve süreç takibi yöntemleriyle kapsamlı şekilde analiz etmeyi hedeflemiştir. Bu amaçla; öncelikle Bush ve Obama başkanlıklarındaki sekizer yıllık dönemlerde İran Nükleer Programı'na yönelik baskın politikanın ne olduğu, ardından güvenlikleştirmenin veya güvenlik-dışılaştırmanın kim tarafından, ne amaçla, hangi koşullar altında, nasıl ve hangi sonuçlarla gerçekleştirildiği sorularına cevap aranmıştır. Kopenhag Okulu'nun ortaya attığı Güvenlikleştirme Teorisi'ni ve bu teoriye sonradan yapılan katkıları dikkate alarak yürütülen analiz sonucunda Bush döneminde güvenlikleştirme hamlesinin iç hedef kitleye yönelik başarılı ve dış hedef kitleye yönelik kısmen başarılı şekilde sonuçlandırıldığı tespit edilmiştir. 2013 yılında hem ABD hem İran tarafında yaşanan önemli değişimler nedeniyle Obama'nın birinci ve ikinci dönemleri ayrı ayrı incelenmiştir. Birinci dönemde Obama Yönetimi'nin Bush Yönetimi'nden devraldığı güvenlikleştirmeyi başarılı şekilde sürdürdüğü ve uluslararası desteğini artırdığı görülmüştür. İkinci dönemde Obama Yönetimi politikasını tersine çevirmiş ve İran'la diplomatik bir çözüme ulaşabilmek için hedef kitlesi ABD Kongresi olan bir güvenlik-dışılaştırma hamlesi başlatmıştır. Varılan nükleer anlaşmaya rağmen ABD Kongresi İran'ı nükleer bir tehdit olarak görmeye devam etmiş ve güvenlik-dışılaştırma hamlesi başarısız olmuştur.

Amerika Birleşik DevletleriGüvenlikleştirmeNükleer güç+6
Şeyda Güney Kayım
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Uluslararası hukuku çalışmak ve öğretmek: Türkiye'de erken Cumhuriyet Döneminde uluslararası hukuk eğitimi ve literatürünün analizi (1923-1945)

Bu tezde ilk olarak uluslararası hukuk eğitiminin Türkiye'de erken cumhuriyet döneminde kimler tarafından, ne şekilde, hangi kurumlarda verildiği, Osmanlı İmparatorluğu döneminde verilen uluslararası hukuk eğitimi ile benzerlikleri/ farklılıkları ve imparatorluktan cumhuriyete geçişte uluslararası hukuk eğitiminde devamlılık/değişimlerin neler olduğu sorularına yanıt aranacaktır. Bu çerçevede bu tez Türkiye'de uluslararası hukuk eğitiminin Osmanlı İmparatorluğu'ndan tevarüs eden kurumsal ve kuramsal bazı devamlılıklar gösterdiğini, ancak cumhuriyete geçişle beraber gerek yeni kurumların tesisi veya eski kurumların reformu, gerekse hukuk eğitiminin cumhuriyet ideallerine göre yeniden tasarlanması ile önemli farklılıkların da ortaya çıktığını iddia etmektedir. Bu tezde ikinci olarak Türk uluslararası hukuk akademyasının erken cumhuriyet döneminde hangi konuları tartıştığı, bu konuların Avrupa'daki tartışmaları takip edip etmediği ve uluslararası hukuk literatürünün gelişiminde Türkiye'nin dış politika sorunlarının nasıl bir rol oynadığı sorularına yanıt aranacaktır. Bu dönemde az sayıda özgün uluslararası hukuk tartışması yapılmış olmakla birlikte büyük ölçüde Avrupa'daki literatür takip edilmiş; ancak literatürde ağırlığı Türk dış politikasının birçoğu Lozan Antlaşması ile doğrudan ya da dolaylı olarak alakalı meselelerinin hukuki analizi oluşturmuştur. Anahtar Kelimeler: Uluslararası Hukuk, Erken Cumhuriyet Dönemi, Hukuk Eğitimi, Türk Dış Politikası, Lozan Antlaşması.

Cumhuriyet DönemiHukuk eğitimiLiteratür taraması+3
Sevgi Tansu Yavuz
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İsrail ve Suriye'nin Golan Tepeleri üzerine geliştirdikleri söylemin eleştirel jeopolitik analizi

Bu tez İsrail ve Suriye arasında 1967'den bu yana çözülememiş bir soruna, Golan Tepeleri meselesine eleştirel jeopolitik kuram aracılığıyla odaklanmaktadır. Eleştirel jeopolitiğin jeopolitik bilgiyi bir söylem olarak ele almasına paralel olarak bu tez İsrail ve Suriye'li karar alıcıların 1967'den günümüze Golan Tepeleri için geliştirdikleri söylemleri analiz etmektedir. Tezin üç temel argümanı vardır. İlk olarak coğrafi bir mekân salt sahip olduğu fiziksel altyapı ile değil, aynı zamanda kendisine atfedilen söylemsel üstyapı ile tanımlanır. Diğer bir deyişle, Golan Tepeleri sadece iki devlet arasında bir sınır çatışmasının geçtiği coğrafi bir alan değil, bu devletlerin idarecilerinin ona atfettiği niteliklerle devletlerin iç ve dış politikalarını etkileyen söylemsel bir inşadır. İkincisi, Golan Tepeleri için geliştirilen jeopolitik söylem zamansal ve mekânsal farklılıklar içermektedir; kronolojik olarak zaman içinde evrildiği gibi, krizin aktörleri tarafından da kimi zaman benzer, kimi zaman farklı anlayışlarla ele alınmaktadır. Üçüncüsü, İsrail ve Suriye'nin Golan Tepeleri'ni algılayışı küresel, bölgesel ve ulusal gelişmeler çerçevesinde değişmiştir; yani iki devlet arasında bir sınır anlaşmazlığı bölgesi olarak tanımlanan Golan Tepeleri aslında devletlerin iç politikaları, komşuları ile olan ilişkileri ve küresel sistemdeki değişikliklere cevapları çerçevesinde sürekli olarak yeniden tanımlanmıştır. Bu tez özellikle İsrail ve Suriyeli karar alıcıların söylemlerini analiz ederek, Golan Tepeleri için geliştirilen söylemlerin evrimini incelemeyi hedeflemektedir.

Eleştirel jeopolitikSuriyeSuriye-Golan+1
Selim Yıldırım
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Birleşmiş Milletler düzeni, terörizm ve yabancı terörist savaşçıların hukuki statüsü

Bu çalışmamızda öncelikle terörizm kavramı temel hatlarıyla ele alınmaktadır. Terörizm, Efesli filozof Heraklitos'un meşhur "her şey değişir, değişmeyen tek şey değişimdir" sözünü doğrularcasına çağlar içerisinde birtakım değişikliklerden geçerek bugünkü halini almış, geldiği noktada ise ulus aşan özelliği bulunan yabancı terörist savaşçı kavramını kendi kapsamından çıkarmıştır. Terörizmi etkisiz kılma adına yürütülecek mücadelede çeşitli yöntemler benimsenebilir. Sınırları aşan ve birden fazla devleti ilgilendiren bir problem söz konusu olduğu için devletlerin birlikte hareket etmeleri gerekmektedir. Bu birlikteliğin tek bir çatı altında yürütülmesi elzemdir ve bu noktada öne çıkan kuruluş ise bütün dünya devletlerini ortak zeminde bir araya getirme özelliğini haiz olan Birleşmiş Milletler'dir. Yabancı terörist savaşçı meselesine yönelik Birleşmiş Milletler'in almış olduğu kararların yanı sıra, devletlerin kendi mevzuatlarında gerçekleştirmiş oldukları değişikliklere de bu çalışmada yer verilmektedir. Tezin amacı, Birleşmiş Milletler'in yabancı terörist savaşçılarla mücadeledeki rolünün ve bu rol yerine getirilirken verilen katkı ve zorlukların incelenmesidir. Anahtar Kelimeler: Terörizm, Yabancı Terörist Savaşçılar, Birleşmiş Milletler, DEAŞ, YPG

Birleşmiş MilletlerHukuki statüIŞİD+6
Işık Orçun Denemeç
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İttifak perspektifinden "Direniş Ekseni" söylemi: Tehdit Dengesi Kuramı ve Suriye iç savaşı

Bu çalışma, 2000'li yıllarda bir söylem ve eylem olarak ortaya çıkan Direniş Ekseni'ne odaklanmaktadır. Amerika ve İsrail karşıtlığında birleşen İran ve bölgesel müttefikleri Suriye, Hizbullah, Hamas ve İslami Cihad arasındaki ilişkiler her ne kadar 2000'li yıllarda Direniş Ekseni olarak tanımlansa da ilişkilerin kökeni 1979 İslam Devrimi ile İran'da yaşanan köklü değişime uzanmaktadır. Bu bağlam literatürde Direniş Ekseni'nin ağırlıklı olarak ideoloji ve kimlik gibi unsurların bir ürünü olarak tarif edilmesine neden olmaktadır. Oysa Ortadoğu'da yükselen bir dizi tehdidin eksenin kuruluşuna eşlik etmesi, bu oluşumun söylem düzleminde incelenmesi ve ideolojik olarak okunmasının ötesinde ittifak olarak değerlendirilmesinin mümkün olup olmadığı sorusunu gündeme getirmektedir. Bu bağlamda tez 2000'li yıllarda söylem olarak ortaya çıkan ancak temelleri 1979'dan itibaren atılan Direniş Ekseni olgusunun ittifak olup olmadığını sorgulamaktadır. Tez, Direniş Ekseni'nin kuruluşunda ve güç kazanmasında Stephen Walt'un tehdit dengesi kuramından hareketle toplam güç, coğrafi yakınlık, saldırgan kapasiteler ve saldırgan niyetler gibi unsurların rolünü hem 1979-2010 arası dönemde, hem de 2010'dan günümüze Arap Baharı döneminde Suriye iç savaşı bağlamında irdelemektedir. Tez ayrıca 1979 İslam Devrimi ile devlet kimliğinde yaşanan büyük dönüşümün Devrim öncesi ve sonrasında İran'ın ittifak davranışını nasıl şekillendirdiğini, ideolojik dönüşümün ittifak davranışına nasıl etki ettiğini de sorgulamaktadır. Bu bağlamda tez kalitatif araştırma yöntemlerinden vaka analizi ve söylem analizi yöntemlerini kullanmaktadır.

Direniş EkseniSuriyeTehdit Dengesi Kuramı+3
Kerem Türk
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Uzatmalı adaylık sürecinin Türkiye'deki AB şüpheciliğine etkisi: Dışsallık, belirsizlik ve geç kalmışlık

Bu çalışmada Türkiye'nin adaylık statüsünün beraberinde getirdiği dışsallık, belirsizlik ve geç kalmışlık durumlarının üniversiteli gençlerin AB şüpheciliği üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Çalışmada spesifik olarak bilişsel mobilizasyonları yüksek olan üniversite öğrencilerine odaklanılmasının nedeni genç nüfusun oldukça yüksek olduğu Türkiye'de, küreselleşmenin kazanan grupları olarak nitelendirilebilecek üniversite öğrencilerinin Avrupa Birliği'ne yönelik tutumlarını anlamanın önem taşımasıdır. Bunun için öncelikle üye ve aday ülkelerdeki kamuoyu tutumlarını açıklayan farklı yaklaşımlara yönelik geniş bir literatür taraması yapılmıştır. Ardından aday ülkelerde AB şüpheciliğine neden olduğu ifade edilen dışsallık, belirsizlik ve geç kalmışlık durumlarının ne olduğuna detaylı bir şekilde değinilerek tezin teorik çerçevesi ve hipotezleri ortaya koyulmuştur. Hipotezlerin test edilebilmesi için nicel araştırma yöntemlerinden anket yöntemi kullanılmıştır. Bu çerçevede Survey Monkey çevrim içi anket sistemi aracılığıyla üniversite öğrencilerine Türkiye genelinde bir anket çalışması uygulanmıştır. Örneklemin 1027 öğrenciden oluştuğu anket çalışmasında dışsallık, belirsizlik ve geç kalmışlık durumları bağımsız değişkenler olarak; literatürdeki alternatif yaklaşımlara dair değişkenler ise kontrol değişkenler olarak ele alınmıştır. Çoklu doğrusal regresyon analizlerinin sonuçları dışsallık, belirsizlik ve geç kalmışlık durumlarının üniversite öğrencilerinin AB şüpheciliği üzerinde değişen seviyelerde etkili olduklarını göstermiştir.

Avrupa BirliğiBelirsizlikDışsallık+4
Ezgi Zengin
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yerel yönetimlerin göç ve entegrasyon politikaları: Gaziantep Büyükşehir Belediyesi örneği

Göç olgusu, şehirleri ve şehirlerde kamu hizmetlerini sağlayan yerel yönetimlerin faaliyetlerini etkilemektedir. 2011 yılında Suriye'den başlayan göç hareketi, başta Türkiye'deki belediyeler olmak üzere farklı ülkelerdeki yerel yönetimlerin politikalarını ve hizmetlerini doğrudan etkilemiştir. Yerel yönetimler bir yandan göçe yaklaşımlarını belirleyerek politikalar oluştururken, diğer yandan ise göçmenlere yönelik çeşitli hizmetler sunmakta ve toplulukların bir arada yaşamasına katkı sağlamaya çalışmaktadır. Bu çalışmanın temel amacı, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi'nin Suriyelilere yönelik faaliyetlerini kuramsal bir çerçeve ile analiz etmektir. Çalışma, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi'nin yasal, ekonomik ve insan kaynağı eksikliklerine rağmen Suriyelileri yerel halktan ayırmayarak hizmet sağladığını ve topluluklar arasında entegrasyonun derinleşmesini katkı sağladığını tespit etmektedir.

BelediyelerBütünleşmeGaziantep+5
Doğan Demirkıran
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'nin Suriye'de düzenlediği askeri operasyonlar ve Türk medyasının operasyonları kavramsallaştırması: Popüler jeopolitik bir bakış açısı

Bu tez Türkiye'nin 2016-2019 yılları arasında Kuzey Suriye'de düzenlediği üç sınır ötesi harekâtta (Fırat Kalkanı Harekâtı, Zeytin Dalı Harekâtı ve Barış Pınarı Harekâtı) terör örgütleri ile mücadele yürütülen ya da kontrol altına alınan bölgelerin kendilerini iktidara göre farklı şekilde konumlandıran (muhalif, merkez, iktidara yakın) üç gazete (Cumhuriyet, Habertürk, Sabah) tarafından nasıl alansallaştırıldıklarını karşılaştırmayı amaçlamaktadır. Bunu yaparken eleştirel jeopolitik kuramsal çerçeve olarak ele alınmış ve medyanın coğrafi bilgiyi nasıl üretip yaydığını sorgulayan popüler jeopolitik söylem ile bu gazetelerin bu harekâtlar için geliştirdikleri söylemler mukayese edilmiştir. Tez üç farklı gazetenin aynı harekâtı alansallaştırırken farklı söylemler ürettiği gibi aynı gazetenin farklı harekâtlar için farklı söylemler üretebildiğini de göstermiş, eleştirel jeopolitiğin bilgi-iktidar ilişkisinin söylemi etkilediği varsayımından hareketle harekât bölgeleri için geliştirilen farklı söylemlerin gazetelerin iktidara göre konumlanışlarından etkilendiklerinin altını çizmiştir.

Askeri harekatlarBarış Pınarı HarekatıEleştirel jeopolitik+7
Selin Yanık Koç
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The impact of the European Union membership on human development progress of candidate countries: Albania and Serbia

The European Union (EU) membership process is one of the main factors shaping the reform process and evolution of institutions in the Western Balkan countries. Following the end of the conflicts in the region in the 1990s, the EU membership process started for the countries in the region. The major question of the thesis concerns how the Western Balkan countries' economic and political institutions, which are also the major targets of the EU membership conditionality driven reform process, have developed and to what extent the reform process in these institutions relate to the human development in these countries. For this purpose, the literature on the institutional economics school is reviewed and the indicators related to the economic and political institutions of the Western Balkan countries are identified and demonstrated by years. Further, the progress in the human development index during these countries institituional reform process is also presented. In light of the observed difference in human development index values among the EU candidate countries' variance in reform process, Albania and Serbia are chosen for case study to examine the major question of the thesis. The findings of the study indicate that the EU's key priorities for full membership coincide particularly with the quality of institutions and democracy emphasized by the institutionalist economics. This thesis concludes that the reason for the difference in the progress of Albania and Serbia in terms of human development approach during the membership process is international integration.

Candidate countriesAlbaniaEuropean Union+4
Burcu Kaptan Akbulut
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Neoklasik realizm ve neo-revizyonist dış politika: Rusya'nın Gürcistan ve Ukrayna müdahaleleri

Rusya Federasyonu'nun 2000'li yılların sonlarından itibaren izlemeye başladığı aktif dış politika gözlerin tekrar Moskova'ya çevrilmesine yol açmıştır. Gorbaçov ve Yeltsin döneminde takip edilen statükocu dış politika Putin döneminin ilk yıllarında devam etse de dönüşüme uğrayarak neo-revizyonist bir hal almıştır. Çalışma, Rusya'nın izlediği dış politikayı revizyonizm ve reformizmden ayrı tutarak bunun nedenlerini açıklamaktadır. Rusya'nın neo-revizyonist dış politikası neoklasik realizm üzerinden incelenmektedir. Neo-revizyonizmin yükselmesiyle gerçekleşen dış politika dönüşümü iki hipotez ile açıklanmıştır. Çalışmanın hipotezleri devletlerin dış politika davranışlarını uluslararası sistemdeki konumlarına göre belirlediklerini savunurken uluslararası stratejik ortamın belirsiz doğasının dış politika yapım sürecinde stratejik kültür ve tehdit algısı gibi ara faktörlerin rol oynamasını daha muhtemel bir hale getireceğini savunmaktadır. Nitel araştırma yöntemlerinden vaka analizi yöntemini kullanan çalışma hipotezlerini 2008 yılındaki Rusya-Gürcistan Savaşı, 2014 yılında Ukrayna toprağı Kırım'a yapılan askeri müdahale ve Donbas bölgesine yapılan sınırlı müdahale ile test etmiştir.

GürcistanNeo-klasik realistNeo-revizyonizm+6
Taha Kalaycı
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Domestic political constraints for the eu's democracy promotion: A comparative analysis of democratic consolidation performances in croatia, Serbia, and Slovenia

This comparative study is an inquiry into democratization reforms from selected Western Balkan countries to offer a generalizable explanation for democratic consolidation. Even though all post-Yugoslav societies have a similar background, have started their state-building processes simultaneously, and have been in contact with the EU as the agent of 'democratization promotion', their democratic consolidation performances vary. While some of them -Slovenia and Croatia- achieved a certain level of democratic consolidation in the early phase of their transition, some others are still defective democracies according to worldwide democratic governance indexes. In this regard, this study aims to find out what explains the varying democratization experience across Western Balkan countries- namely Croatia, Serbia, and Slovenia. Building upon Tolstrup's (2013) analytical framework, which emphasizes the significance of gatekeeper elites' role in controlling and using the external actor's democratization influence, this research explains the variation across the selected cases and also seeks to complement the aforementioned framework as it focuses on how and under what circumstances the political elites embrace democratic reforms. By examining critical junctures in each country's historical democratization processes, the study suggests that the interests of the political elites, their connection to the pro-European agenda, features of the playing field -power distribution and institutional settings- are the dimensions that define the differences in domestic political contexts.

European UnionDemocracyDemocratic consolidation+6
Meriç Ergündüz
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tehdit ve yetersiz dengeleme: Ahmedinejad dönemi Türkiye'nin İran politikasının neoklasik realist analizi (2005-2013)

Tehdit dengesi teorisi devletlerin uluslararası sistemden gelen tehditlere karşı etkin dengeleme davranışı sergilediğini savunmaktadır. Ancak devletlerin her zaman bu davranışı sergilememesi yapısal realizm açısından bir anomali oluşturmaktadır. Neoklasik realist yetersiz dengeleme teorisi ise, devletlerin tehditlere karşı, uluslararası sistemin dikte ettiği etkin dengeleme davranışı yerine yetersiz dengeleme davranışı sergilemesinin iç politik faktörlerin etkisiyle olduğunu savunur. Bu tez, yukarıdaki anomalinin açıklanabilmesi için iki alt hipotez ortaya atmaktadır. Bu bağlamda tez, stratejik kültür ve/veya toplumsal bütünleşiklik değişkenlerinin etkilerinin, devletlerin, sistemik etkilerle uyumlu biçimde etkin dengeleme davranışı sergilemesine engel olabileceğini ve yetersiz dengeleme davranışı sergilemelerine sebep olabileceğini savunmaktadır. Bu tez, yetersiz dengeleme teorisini test etmek için vaka çalışması yöntemini kullanacaktır. Bu açıdan, Türkiye'nin Ahmedinejad dönemi İran politikası en muhtemel vaka olarak dikkat çekmektedir. Değişkenlerin etkileri Türkiye'nin Ahmedinejad dönemi İran politikasında görülmektedir.

Ahmedinejad, MahmudDengelemeDengeleme teorisi+7
Botan Buran
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Gender mainstreaming in international security organizations: The case of NATO

This thesis examines the adoption of UNSCR 1325 and implementation of the Women, Peace and Security (WPS) agenda by NATO. Within the framework of Feminist Security Studies, it discusses how NATO's integration of a gender-sensitive perspective reflects on the organization's structures and operations and whether the process has led to a transformation of its masculine culture and institutions. Through an extensive overview of NATO reports, news and discussions in the literature about the integration of gender perspective in NATO, the thesis examines both military and civilian /political structure of NATO and finds out that NATO has taken several institutional steps for inclusion of UNSCR 1325 and Women, Peace and Security agenda into its structures. However, it also argues that without a meaningful interpretation of what a gender perspective truly is, the efforts of NATO to implement the UNSCR 1325 and the WPS agenda will stay unfinished. As a conclusion, the thesis asserts the necessity of diminishing the masculine culture in militaries, abstaining from essentialist approaches, increasing efforts to push the WPS agenda commitments of NATO member states as well as increasing the political will and awareness, decreasing the glass ceiling syndrome, and usage of more reliable and standardized tools in order to integrate gender perspectives into military and civilian /political structures of NATO. Keywords: International Security, Gender, NATO, UNSCR 1325

United Nations Security CouncilSecurityNorth Atlantic Treaty Organisation+2
Zeynep Tece
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Suriye iç savaşındaki göçlerde tetikleyici bir unsur olarak çevresel faktörler: Yeşil jeopolitik bir analiz

Bu tez, günümüzde yaşanan bilhassa çevresel kaynaklı göçlere, bugüne kadar siyasal pratiği yapılandırılmış coğrafi politik varsayımların ötesinde eleştirel jeopolitik bir okuma sunmayı amaçlamaktadır. Bu doğrultuda tez öncelikle klasik jeopolitik ve göç kavramı arasındaki ilişkiye odaklanmaktadır. Klasik jeopolitiğin hâkim jeopolitik söylem olduğu dönemler boyunca göç kavramı literatürde yeterli görünürlüğe sahip olamamıştır. Klasik jeopolitik söylemler doğası gereği göçe de tıpkı ele aldığı diğer jeopolitik kavramlar gibi devlet merkezli bir çerçeveden yaklaşmış, dolayısıyla bu dönemde bireysel motivasyonlu göçler görmezden gelinmiştir. Tezin bir diğer odak noktası ise eleştirel dönüşümün etkisiyle gelişen eleştirel jeopolitik söylem ve göç kavramı arasındaki ilişki üzerinedir. Bu dönemde birey tecrübeleri doğrudan jeopolitik söyleme dâhil edilerek özellikle sonuçları itibariyle gelişmiş bir göç kavramsallaştırması yaratılırken göçün nedenleri yeterince görünür kılınmamıştır. En nihayetinde tezin temel savı, çevresel kaynaklı göçleri analiz etmek üzere, iklim değişikliği ve çevresel güvenliği temel alan yeşil jeopolitik kuramın en uygun jeopolitik söylemlerden biri olduğu yönündedir. Bu kabul ile yeşil jeopolitik kuramın prensiplerinden faydalanarak yürütülen vaka analizi sonucunda bu tez Suriye'de iç savaş öncesi yaşanan kuraklığın ve bu kuraklığa bağlı gerçekleşen ülke içi yerinden edilmelerin savaşa giden süreçte etkin birer unsur olduğunun altını çizmektedir. Bu tez jeopolitiğin akademik bir disiplin olmaya başladığı dönemlerden itibaren kaleme alınan kaynaklardan günümüze dek değişen hâkim jeopolitik söylemler içinde göç kavramının uğradığı dönüşümü incelemeyi hedeflemektedir.

Eleştirel jeopolitikEleştirel kuramGöçler+4
Aylin Salman
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İspanya'da vatansızlık sorunu: Romanyalı ve Batı Sahralı vatansız çocuklar vakalarının analizi

Devletin birey haklarının sağlayıcısı olduğu bir ortamda herhangi bir devlete mensup olmamak, temel insan hakları ihlallerini de beraberinde getirir. Bu durum sosyal bilimlerce vatansızlık kavramı ile incelenir. Bu tezde, sorunun önlenmesi ve azaltılması konusunda Vatansızlık Endeksinde yapılan olumlu değerlendirmeler nedeniyle İspanya özelinde bir çalışma yapılmıştır. Çalışmada, İspanya'da aslında vatansızlığa ilişkin kuşatıcı bir çözüm sürecinin işlememiş olduğu tespit edilmiştir. Bu ikilemli durumu anlamak ve açıklamak için, vatansızlık sorunu yaşayan Romanyalı ve Batı Sahralı göçmen çocuklar karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Vatansızlık, vatandaşlık politikalarında yapılacak düzenlemelerle doğrudan doğruya bağlantılıdır ve vatandaşlık politika yapımı süreçlerini incelemeyi gerekli kılmaktadır. İspanya özelinde karşılaştırmalı olarak incelenen iki vaka, vatansızlık sorununa ilişkin çözüm süreçlerinin nasıl ve neden farklılık gösterdiğini ve farklı sonuçlar ürettiğini anlama imkânı sunmaktadır. Çalışma, vakaların politika değişim süreçlerini karşılaştırmada esas aldığımız Çoklu Akış Teorisinin önemli iki bileşeni olan "Politika Girişimcisi" ve "Politika Penceresi" unsurlarının farklı politika çıktıları oluşmasında etkili olduğunu ortaya koyar. Özetle, Romanyalı çocuklar vakasında iki unsurun etkin olup süreci başarıya götürdüğü; Batı Sahralı göçmen vatansızlar vakasında ise bu iki kavramdan birinin yüklenicisi olacak kişi ya da kurumların eksikliği nedeniyle çözümsüzlüğün devam ettiği görülür.

Batı SahraDevletsizRomanya+5
İrem Abiş
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The European Union in global climate governance: A "Critical" role for the climate negotiations

This thesis aims to examine global climate governance and the role of the European Union (EU) throughout the Conference of Parties (COP) negotiations as the main supreme body of the United Nations Convention Framework Convention on Climate Change (UNFCCC). This thesis considers analytical frames introduced in the literature, such as the "norm life cycle" and reinterprets the EU's role in climate politics within the scope of constructivist arguments. The findings reveal that the EU's role in global climate governance is related to a normative framework based on its claim of a "leading by example" role given its productive policies and consistent position addressing the significance of climate change during the COP negotiations. The EU's official discourse is traced during the selected COP negotiations that demonstrate its pledges and commitments reinforcing the legitimacy of the climate regime. These findings highlight the importance of legitimacy and authority in advancing climate governance and in the EU's role in the process.

European UnionUnited Nations Framework Convention on Climate ChangeConstructivism+6
Elif Kelekci
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The tribes of Syria's Manbij – co-optation strategies of third parties and the evolution of intratribal dynamics

Tribes have been a strong social, political, and even military factor throughout the Middle East. This thesis investigates the impact of rival foreign states' competition and co-optation strategies within the Syrian civil war on tribal dynamics, specifically focusing on the Manbij region from February 2018 to September 2019. The case-study provides insight into how the relationship between intervening third parties in a civil war affect intra-group dynamics of strategic local actors and ethnic or sub-ethnic groups, such as tribes. By analyzing elite interviews, literature, and open-source data, the study reveals that multiple third-party interventions disrupted traditional tribal hierarchies while intensifying lower-level tribal identities at the familial and clan levels. This breakdown of hierarchy and simultaneous strengthening of lower-level tribal identities is a result of the complex interplay between civil war, co-optation, and multi-party intervention. The findings contribute to understanding co-optation as a legitimacy strategy in international relations and underscore the need for further exploration into diverse co-optation strategies and their effects on third-party interventions in civil wars. Keywords: Syria, Third-Party Intervention, Civil War, Tribes, Co-optation

Ömer Hidayet Özkızılcık
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yenilenebilir enerji güvenliği bağlamında kritik mineral tedariki: Devletlerin ticaret politikalarının değerlendirilmesinde Çin vakası

Bu tez, yenilenebilir ve temiz enerji teknolojilerine geçiş sürecinin önemli bir unsuru olan kritik mineral tedarikine yönelik ticaret politikalarını analiz etmektedir. Tezde, Uluslararası Politik Ekonomi (UPE) literatüründeki tartışmalara dayanarak, takip eden araştırma sorusu için devletlerin ticaret politikalarının tek bir kuramsal çerçeve ile bütüncül biçimde anlaşılamayacağı iddia edilmektedir: Enerji dönüşümü sürecinde yenilenebilir enerji arz güvenliğini sağlama doğrultusunda devletler nasıl bir ticaret politikası izlemektedir? Bu bağlamda, Ekonomi Diplomasisi ve Enerji Güvenliği literatüründeki yaklaşımlar sentezlenerek oluşturulan eklektik analitik çerçeve, UPE zemininde seçilen Çin vakasına uygulanmıştır. Çin'in güneş paneli, rüzgâr türbini ve elektrikli araç bataryası üretimi için ihtiyaç duyduğu bakır, kobalt, lityum, nadir toprak elementleri ve nikel minerallerini en yüksek miktarda tedarik ettiği ülkeler belirlenmiştir. Eklektik çerçeve doğrultusunda bu minerallerin tedarikine yönelik ticaret politikaları hem merkezi politikalar hem de ülke bazındaki politikalar açısından 2010-2021 yılları arasında analiz edilmiştir. Analiz yöntemi içerik analizidir. Tezin temel bulgusu, kritik minerallerin tedarikinde Realist, Liberal ve İnşacı kuramlarla açıklanan ve çeşitli amaçlar ve araçlarla karakterize edilen politikaların bir arada kullanıldığıdır. Dolayısıyla, kritik minerallerin tedarikinde UPE açısından ticaret politikasından ziyade ticaret politikalarının varlığı söz konusudur.

Çin
Hüsnü Aydoğdu
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Saudi Arabia-Israel relations after the Arab Spring: Dynamics of normalization from role theory perspective

Daha sonra doldurulacaktır.

Esma Nacaroğlu
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

De facto devletlerde insan haklarına uyum: Patron devletin rejim tipi ve asimetrik bağımlılık ilişkisi

Bu çalışma, uluslararası alanda sınırlı tanınmaya sahip defacto devletlerin insan hakları normlarına uyum düzeylerini incelemektedir. Çalışmanın temel amacı, bu yapıların insan hakları politikalarının, onları destekleyen patron devletin rejim tipi ve aralarındaki asimetrik bağımlılık ilişkileri aracılığıyla nasıl şekillendiğini analiz etmektir. Kosova ve Abhazya örnekleri karşılaştırmalı yöntem ve süreç izleme tekniğiyle incelenmiştir. Bulgular, liberal-demokratik patron devletlerin insan hakları uyumunu teşvik ederken otoriter patron devletlerin bu alanı zayıflattığını ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: De facto Devletler, İnsan Hakları, Asimetrik Bağımlılık

Yağmur Tuğba Karagülle
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi reform taleplerinin uluslararası dinamikleri ve aktörlerin söylemleri: Çin ve Türkiye örnekleri

Bu çalışmada, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) reform süreci, rejim teorisi ve inşacılık kuramları çerçevesinde ele alınmış; Çin Halk Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti'nin reform taleplerine ilişkin söylemleri karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Araştırma sorusu, "BMGK reform talepleri, uluslararası rejimlerin sürdürülebilirliği ve değişimi bağlamında aktörlerin söylemleriyle nasıl şekillenmektedir?" şeklinde belirlenmiştir. Çalışmada nitel araştırma tasarımı benimsenmiş, söylem analizinde tarihsel söylem analizi yaklaşımı kullanılmıştır. Ayrıca BMGK'nın tarihsel gelişimi ve BM Şartı'nda reformun önündeki yapısal engeller de incelenmiştir. Çalışmanın bulguları, aktörlerin reform taleplerinin yalnızca güç dengesi ve çıkar hesaplamalarına dayanmadığını; aynı zamanda kendi kimlik tanımlarına göre şekillenen normatif beklentiler ve meşruiyet arayışlarıyla da biçimlendiğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: BMGK, Reform, Söylem, Çin, Türkiye.

Betül Şüheda Akkoyunlu
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Emperyalizm ile göç arasında Ümit Özdağ ve Zafer Partisi: Sosyal kimlik temelli bir inceleme

Bu tez, Zafer Partisi ve lideri Ümit Özdağ'ın göçmen karşıtı söylemlerinin nasıl inşa edildiğini, milliyetçilik/milli kimlik bağlamında ve Sosyal Kimlik Teorisi çerçevesinde anlamayı amaçlamaktadır. Çalışmanın çıkış noktası, Zafer Partisi'nin göç olgusunu yalnızca demografik veya ekonomik bir mesele olarak değil, aynı zamanda toplumsal kimlik, aidiyet ve ulusal güvenlik bağlamında nasıl yeniden-tanımladığını ortaya koymaktır. Bu kapsamda tez, göçmen karşıtı söylemin ardındaki sosyal-psikolojik dinamikleri, Sosyal Kimlik Teorisinin iç-grup/dış-grup ayrımı, tehdit algısı, ötekileştirme ve "özenilen biz" kavramları üzerinden analiz etmektedir. Bulgular, Zafer Partisi'nin "Türk milleti"ni bir iç-grup öznesi olarak kurguladığını; göçmenleri, özellikle Suriyelileri, kültürel ve demografik bir tehdit unsuru olarak konumlandırdığını göstermektedir. Buna karşılık, AB, ABD ve İsrail gibi aktörlerle doğrudan bir çatışma ilişkisi kurulmamakta; bunun yerine bu güçlerin "emperyalizm" başlığı altında muğlak ve bütüncül bir "büyük öteki" olarak kodlandığı görülmektedir. Böylece göç meselesi araçsallaştırılarak, yalnızca bir nüfus hareketi değil, ulusal kimlik inşası, siyasi kutuplaşma ve demokratik değerler açısından belirleyici ve dönüştürücü bir unsur hâline gelmektedir.

Hasan Başkurt
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Akdeniz'in doğu satranç tahtası

Bu çalışmanın amacı "Doğu Akdeniz" bölgesinin jeopolitiği, bölgede yaşanan gelişmelerin, global askeri, ekonomik ve siyasi sistemlerine etkisi ile Doğu Akdeniz'e kıyısı olan devletlerin bölge üzerinde ki yaklaşımlarını incelemektir. Bu kapsamda, "Doğu Akdeniz" bölgesinin coğrafi ve siyasi sınırlarını ortaya koymak, sahip olduğu enerji kaynakları ticaret yolları ile stratejik konumunu tanımlayabilmek, bölgenin günümüz enerji jeopolitiği üzerinden gelişen hamleleri değerlendirmek amacı güdülmektedir. Günümüzün en büyük ihtiyaçlarından birisi enerji kaynağıdır. Bu noktada Doğu Akdeniz enerji havzası olarak uluslararası ilginin toplandığı bir bölgedir. Bölgeden elde edilecek kazanımlarla ekonomik ve siyasi güç olma isteğinde olan aktörler Doğu Akdeniz'de boy göstermektedir. 20'inci Yüzyıl'ın ikinci yarısından itibaren deniz tabanında keşfedilen enerji kaynakları, satranç hamlelerinin enerji oyununa dönüşmesine neden olmuştur. Ancak oyun kurallarını uluslararası hukuka uygun hamleler ile şekillendirmeyen aktörler, hakkaniyete uygun olmayan kazanımlar elde etmeye çalışmaktadır. Bu kapsamda bölgede en uzun deniz kıyısına dolayısıyla deniz yataklarında bulunan kaynakların da hak sahibi devletlerden biri olan Türkiye'yi hukuksuz bir şekilde saf dışı etme çabaları devam etmektedir. Uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde deniz yetki alanları sorun sahaları ve enerji kaynakları paylaşım mücadeleleri ele alınmıştır.

AkdenizAkdeniz bölgesiDoğu Akdeniz+2
Ahmet Kemal Çetin
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The effects of China's thought system and space perception on chinese geopolitical understanding

Although that the emergence of China as a new power in the world system in recent years has been tried to be explained by the democratic state administration of the West, the liberal economic system, the distribution of sovereignty with the help of alliances, and transparency, China's geopolitical understanding is based on different principles. Just as people take into account the physical conditions and judgments while making decisions about their lives, states also apply to their geography and management philosophies when forming their policies. This study aims to examine how successful the dominant views and theories in the field of geopolitics can be in explaining Chinese geopolitical practices and how history, philosophical beliefs and spatial perception affect China's geopolitical understanding. In the research to be carried out, it will be tried to put forward a new and different perspective other than the classical evaluations on Chinese geopolitics. But to what extent these theories can be sufficient to explain the geopolitical understanding of a country like China, which has been on the road to global domination in recent years; this will be that thesis' primary subject in question.

ChinaThoughtConstruction of the theought+5
Mehmet Onur Eraslan
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Brexit sonrası İngiltere'nin göçmen ve sığınmacı politikaları

Göç sosyal bilimlerde birçok disiplinin kesiştiği bir kavramdır. Neredeyse insanoğlu kadar eski olan göç kavramı, aradan geçen binlerce yıla, ilerleyen teknoloji ve medeniyete rağmen varlığını sürdürmüştür. Bundan dolayı da akademik çalışmalar için ilgi çekici bir konu olmuştur. Sığınmacılık ise tanımlanması açısından, göç kavramına göre oldukça yeni bir kavramdır. Her iki kavram da zamanla uluslararası gündemin önemli maddeleri haline gelmişlerdir. Çalışmanın ana odağı, Brexit sürecinin nedenleri ve sonuçlarını İngiltere'deki göçmen ve sığınmacı akını bağlamında değerlendirerek; Brexit'ten sonra ortaya çıkan yeni göçmen politikalarını öncekilerle karşılaştırarak analiz etmek olmuştur. Bu noktada, göçmen ve sığınmacı haklarının uluslararası insan hakları hukukunda ve Avrupa Birliği hukukundaki yeri incelenmiştir. İngiltere özelinde, İngiltere iç siyaseti ve İngiltere – Avrupa Birliği ilişkileri üzerine, çalışmanın konusuyla ilgili bilgiler verilmiştir. Bu bilgiler; eleştirel realizm, dünya sistemi kuramı, mekânsal ayar ve transnasyonal göç teorisi gibi sosyal bilimlerin farklı disiplinlerinden alınmış kuramlar aracılığıyla analiz edilmiştir. Çalışmada İngiltere'nin Brexit sonrası oluşturulan göçmen ve sığınmacı politikalarını ekonomik, kültürel ve politik yönlerden ele alınmaktadır. Çalışmanın odağı İngiltere özelinde olup, Birleşik Krallık'taki diğer ülkelerin uyguladığı politikalar çalışmaya dâhil edilmemiştir. Çalışmada; İngiltere'nin geçmişte uyguladığı göçmen ve sığınmacı politikalarının, Brexit sonrası uygulananlara etkisi, AB'nin uyguladığı ortak göçmen politikaları ve bu uygulamaların Brexit ile ilişkisi, 11 Eylül ve 7 Temmuz saldırılarının İngiltere'nin göçmen ve sığınmacı politikalarına etkisi ve Brexit sonrası İngiltere'nin uyguladığı göçmen ve sığınmacı politikalarının ekonomik, hukuki ve sosyal analizleri yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Brexit, İngiltere, göç, göçmen, sığınmacı, göçmen politikaları

Çağrı Gülerer
Selçuk University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Karar alma modelleri çerçevesinde TİKA ve Dışişleri Bakanlığı arasındaki bürokratik rekabet

Devletler için dış politika hiçbir zaman önemini kaybetmemiş aksine konjonktürle birlikte önemini her geçen gün daha çok arttırmıştır. Bundan dolayı ise devletlerde dış politika yapımında birincil aktör olan devlet içerisinde yer alan bakanlıkların yanı sıra yeni aktörler eklenmeye başlanmış ve dış politika zamanla daha karmaşık hale gelmiştir. Bundan dolayı dış politikayı daha iyi analiz edebilmek adına çeşitli teoriler ortaya atılmıştır. Ülkemizde Dışişleri Bakanlığı ve Türk İşbirliği Koordinasyon Ajansı tarafından yürütülen dış politika, Allison tarafından ortaya atılan karar alma modelleri çerçevesinde incelenip analizleri yapılarak iki kurumun rekabeti ele alınmış ve bu rekabeti en doğru ortaya çıkaran modelin Bürokratik Politika Modeli olduğu görülmüştür. Sonuç olarak ise rekabeti azaltacak veya rekabeti avantaja çevirecek öneriler verilerek çalışma tamamlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Bürokratik Rekabet, Dışişleri Bakanlığı, Karar Alma Modelleri, TİKA

İsmet Ünlü
Selçuk University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Abd-İsrail ilişkilerinin İsrail-Filistin çatışmasının gidişatı üzerindeki etkisi

Bu çalışma, ABD-İsrail ilişkilerinin doğasını analiz etmeyi ve İsrail-Filistin çatışmasının seyri üzerindeki etkilerini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Bu doğrultuda çalışma üç ana bölüme ayrılmıştır: İlk bölümde İsrail-Filistin çatışmasının tarihi ele alınmakta ve başlangıcından günümüze kadar geçirdiği ana dönüm noktaları analiz edilmektedir. İkinci bölüm, ABD-İsrail ilişkilerinin gelişimine ve bu ilişkileri şekillendiren ana aşamalara odaklanmakta ayrıca ABD'nin İsrail'e verdiği sınırsız desteğin düzeylerini ve bu desteğin nedenlerini vurgulamaktadır. Üçüncü bölüm ise, bu ittifakın çatışma üzerindeki etkisinin birbiriyle bağlantılı dört düzey üzerinden derinlemesine bir analizini sunmaktadır: Filistin iç düzeyi, İsrail iç düzeyi, ABD iç düzeyi ve bölgesel düzeyi. Çalışma, ABD-İsrail ilişkilerinin gelişimini izlemek, bu ilişkilerde yaşanan dönüşümleri ortaya koymak ve bu ittifakın İsrail-Filistin çatışmasına olan etkilerini analiz edebilmek amacıyla tarihsel-analitik yöntem kullanılarak hazırlanmıştır. Çalışmanın ulaştığı en önemli sonuçlardan biri, ABD-İsrail ilişkilerinin çatışmada tarafsız bir dış faktör olmadığı, aksine çatışmanın uzamasına katkıda bulunan ve adil ve kapsamlı bir çözüm şansını zorlaştıran etkili bir taraf olduğu söylenebilmektedir. Bu etki İsrail ve Filistinliler arasındaki iç düzeyle sınırlı kalmamış, tüm bölgesel ve Arap sistemine yayılmıştır.

Warda Tamer Fawy Mohamed
Selçuk University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çin'in yükselişinin Rusya'nın Orta Asya politikaları üzerindeki etkisi: Kazakistan örneği

Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından bağımsızlığını kazanan Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan ve Tacikistan'dan oluşan Orta Asya devletleri jeopolitik konumları ve sahip olduklarını zengin enerji kaynaklarıyla küresel güçlerin dikkatini çekmiştir. Rusya, tarihsel bağları kültürel bağları, güvenlik endişeleri gibi sebeplerle Orta Asya coğrafyasında nüfuzunu sürdürmeye çalışmaktadır. Çin'in ise yükselen ekonomisi ve artan enerji ihtiyacı yüzünden bölgeye olan ilgisi artmıştır. Bir Kuşak Bir Yol projesiyle Çin Orta Asya bölgesine enerji ve altyapı alanında yatırımlar yapmıştır. Orta Asya ve özellikle Kazakistan projenin kara bölümü için oldukça önemlidir. Bu gelişmeler doğrultusunda Rusya ve Çin arasında hem iş birliği hem de rekabet yaşanmaktadır. Bu tezde Çin'in yükselişinin, Rusya'nın Orta Asya politikalarını nasıl şekillendirdiği Kazakistan örneği üzerinden ortaya konulmaya çalışılmıştır.

KazakistanOrta AsyaOrta Asya politikası+2
Zülal Çınar Tanrıverdi
Selçuk University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Soğuk Savaş sonrası değişen Arktik güvenliği ve NATO'nun yaklaşımı: Riskler ve zorluklar

Bu çalışma, Arktik'in Soğuk Savaş sonrası dönemde geçirdiği dönüşümü ve bu dönüşümün NATO'nun güvenlik mimarisi üzerindeki etkilerini analiz etmektedir. Küresel iklim değişikliğinin hızlanması, küreselleşmenin bölgeyi ekonomik ve teknolojik olarak daha erişilebilir kılması ve büyük güçler arasındaki güç geçişinin belirginleşmesi Arktik'in jeopolitik önemini artırmaktadır. Özellikle buz örtüsünün hızla geri çekilmesi, yeni deniz rotalarının açılması ve enerji ile mineral kaynaklarına erişimin kolaylaşması, bölgeyi hem kıyıdaş hem de bölge dışı aktörlerin rekabet alanı haline getirmiştir. Bu süreç NATO'nun Arktik'e yönelik stratejik yaklaşımını yeniden değerlendirmesini zorunlu kılmaktadır. Çalışmanın temel amacı, Arktik'teki çevresel, ekonomik ve jeopolitik dönüşümün NATO açısından ne tür riskler, fırsatlar ve zorunluluklar yarattığını ortaya koymaktır. Bu kapsamda tez iki temel hipoteze dayanmaktadır: (1) Küresel iklim değişikliği, küreselleşme ve güç geçişi süreçlerinin etkisiyle Arktik ve Atlantik arasındaki stratejik ayrım giderek ortadan kalkmakta ve NATO yeni bir tehdit alanıyla karşı karşıya kalmaktadır. (2) Arktik, yirmi birinci yüzyılın ortalarına doğru ABD, Rusya ve Çin arasındaki büyük güç rekabetinin öncelikli sahalarından biri olacaktır. Metodolojik olarak çalışma nitel araştırma yaklaşımını benimsemektedir. NATO'nun stratejik konsept belgeleri, ulusal politika dokümanları, akademik yayınlar, uluslararası örgüt raporları ve istatistiksel veriler kapsamlı biçimde incelenmiştir. Bu dokümanlar üzerinden Arktik güvenliğinin tarihsel evrimi, bölgeyi şekillendiren yapısal dinamikler ve NATO'nun değişen güvenlik anlayışı bütüncül bir bakış açısıyla analiz edilmiştir. Tezin bulguları, Arktik'in artık yalnızca çevresel kırılganlıklarla anılan bir bölge olmaktan çıktığını; aksine askeri kapasite artışı, büyük güç rekabeti, enerji-jeopolitik ilişkileri ve yeni deniz rotalarının yarattığı stratejik fırsatlar nedeniyle İttifak için kritik bir güvenlik alanı haline geldiğini göstermektedir. Özellikle Rusya'nın bölgedeki askeri modernizasyonu, Çin'in yükselen kutup faaliyetleri ve Finlandiya ile İsveç'in NATO üyeliği, Arktik'i İttifak'ın caydırıcılık ve savunma planlamasında merkezi bir konuma taşımıştır. Sonuç olarak çalışma, Arktik'in NATO açısından artan stratejik önemini vurgulamakta; bölgedeki jeopolitik rekabetin yönetilebilmesi için NATO'nun kapsamlı, uyarlanabilir ve çok boyutlu bir bölgesel strateji geliştirmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Arktik, NATO, Askeri Güvenlik, Yüksek Kuzey, İklim Değişikliği

Özgür Demirayak
Selçuk University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çok kültürlü toplumlarda adalet, barış ve birlik: Medine Vesikası örneği

Hz. Muhammed'in (s.a.v.) öncülüğünde hazırlanan ve Medine Vesikası adıyla bilinen tarihsel belge, İslam'ın gelişmesi için verimli bir ortam temin eden Medine döneminin (Asr-ı Saadet) ilk zamanlarında yürürlüğe konmuştur. Medine'nin farklılıklarını bağdaştıran ve mutabakat esasında düzenlenen söz konusu belge, toplumsal barışın hem teminatı hem de sigortası olmuştur. Aynı zamanda Medine'nin çok katmanlı toplumsal yapısındaki farklılıkları bağdaştırmış, Medine halkının huzur ve barış içinde yaşamasını sağlamış ve bugün insani haklar kapsamında değerlendirilen kimi hukuki meseleleri de yapıcı önerileriyle çözmüştür. Bununla birlikte ilgili belge, istişare usulüyle hazırlanmış olması ve toplumsal eşitlik bağlamındaki kimi önerileriyle de demokrasi ya da insan hakları tarihinde de ayrıcalıklı bir yerde konumlandırılır. Dolayısıyla Medine Vesikası hem insanlık hem de barış tarihi açısından müstesna bir örnektir. Söz konusu belgenin hem tarihsel olarak uygulamaya konduğu dönem hem de sonrası için kılavuz rolü önemlidir. Bu sebeple ilgili metin, güncel meselelere hitap eden özünü tamamen yitirmiş olarak da değerlendirilmemelidir; çünkü bu metnin çağdaş dönemin sorunlarına hitap eden ve tarihsellikle sınırlandırılmayan bir yapısı da bulunmaktadır. Bu çalışmanın temel amacı da bu zamanı aşan özü tespit etmek ve onun bugüne nasıl seslendiğini açığa çıkarmak ve rehberliğinden yararlanabilmektir. Vesika, bugün açısından da önemli bir modeldir ve bu sebeple ilgili metnin, birlikte yaşama ile barışın yöntemleri konusundaki önerileri ile kaynaştırıcı özü yeniden yorumlara açıktır. Bu tez çalışmasında öncelikle önemli tartışmaların ve çalışmaların rehberliğiyle Medine Vesikası'nın tarihsel bağlamı aydınlatılacak ve belgenin teknik özellikleri üzerinde durulacaktır. Sonrasında ilgili metnin hukuki karakteri ve düzenleyici işlevi ele alınacaktır. En son olarak ise çalışmanın temel problemi, özellikle Medine Vesikası'nın bugüne nasıl hitap ettiğine ve günümüz sorunlarının çözümünde nasıl yeniden yorumlanabileceğine odaklanılacaktır.

Mehmet Ali Aslan
Selçuk University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The role of religion in Iranian foreign policy as a soft power in the Middle East

Middle East lies in a geopolitical area which has gained attraction of the regional and the global powers throughout the history. This region is the connecting bridge between Asia, Europe and Africa, which encompasses different nationalities and religions and till today it has been politically unstable mainly because of direct and indirect religious conflicts. After Islam and its division into two main sub groups by the name of Sunni and Shia, this process continued and till today competition between the two groups Sunnis and Shias has been carried on in the Middle East. Iran Islamic Revolution happened as a remarkable evolution in the Shia-centric community of Iran and after that the leaders of Iran did not focus only in their internal affairs, but rather shifted their concentration on regional politics, particularly through Shia Revolutionists in order to play a considerably active role in the Middle Eastern region. Iran got an active position in the world, especially in the Middle East, after the revolution as a Shia-centric community. Different educational, cultural and political activities of Iran outside its borders are clear examples of Iran's international actions after the revolution. This thesis is based on the research regarding the methods and approachs that Iran has used to expand its borders and influence in the Middle East. It also investigates the elements and factors which Iran has used to have influence over the Middle East. The main objective of this thesis is to investigate and search on foreign politics of Iran and the usage of religion as a soft power in the Middle East. In this essay the religious factors of Iranian politics would be researched and the way it is used. In addition to these, this essay would research about the political and cultural opposition between Iran and other countries in the Middle East. After investigating about the usage of religious factors of Iran in the Middle East, the role of Iran as a regional power and a pro-Shia in the Middle East will be discussed. It will be clarified how Iran has used the Shia factor as a tool in order to reach its political and cultural aims in the Middle East. Keywords: Religion, Revolution, Cultural Struggle, Shia, Soft power, Middle East

SectsMiddle East policyMiddle East+5
Sadruddın Ebrahımı
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Suriye iç savaşı'nın başarısız devlet modeli üzerinden incelenmesi

II. Dünya Savaşı sonrası oluşan iki kutuplu uluslararası ilişkiler sisteminde Orta Doğu bölgesi Arap-İsrail savaşlarına tanık olmuştur. Bu savaşlardan sonra askeri darbeyle yönetilen ülkeler oluştu. ''Arap Baharı'' olarak adlandırılan Kasım 2010 da bölgedeki demokratikleşme hareketleri ise Orta Doğu'yu derinden etkiledi. Arap Baharı'ndan sonra Suriye üzerinde oluşan etki iç karışıklığı ve rejim karşıt gösterileri beraberinde getirmiştir ve sonunun nereye varacağı belli olmayan bir sürece girilmiştir. Bu krizin ortaya çıkardığı en önemli sorun ise istikrarsızlık ve belirsizliktir. Bu durum Suriye'de kaos ortamı yaratmıştır. Bu ortam ülkede büyük kayıp ve yıkımlara neden olmuştur. Bu tez Arap Baharının Suriye'ye sıçraması sonucunda ortaya çıkan durumun bölgesel ve küresel etkilerinden bahsetmektedir. Uluslararası arenada bu krizin çözümlenmeye çalışılmaması Suriye'de uzun bir süre istikrarın sağlanamayacağının göstergesidir. Suriye'de 2011 yılında başlayan iç savaş günümüze kadar sürekliliğini korumaktadır. Bu tez de Suriye'nin başarısız devlet olmasının bölgesel ve küresel etkilerini, ekonomik, siyasi ve sosyal boyutlarını ele almaktadır. 2011 yılının mart ayında başlayan iç savaş tüm dünyayı ilgilendirmekle birlikte etkileri ülke sınırını aşmıştır. İç savaş üzerinde hala kalıcı çözümler üretilemeyen mülteci kriziyle beraber pek çok insanın hayatını kaybetmesine yol açmıştır. Diğer bir deyişle, savaş her ne kadar Suriye sınırları içerisinde gerçekleşse de yansımaları dünyanın pek çok yerinde pek çok insanın hayatında hissedilmektedir. Sonrasında iç savaş kelebek etkisi oluşturmuş ve çok bilinmeyenli bir çatışma durumuna evrilmiştir.

Gamze Ateş
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Words that matter: The impact of language on the success and failure of peace agreements in the cases of Oslo Peace Accords II, national peace accords, and Belfast Good Friday Agreement

Why do some peace agreements fail while others succeed? This paper investigates the reasons for the failure of Oslo II Peace Accord by comparing it with two contemporary agreements: Belfast Good Friday Agreement and National Peace Accords. While all these agreements were signed in the 1990s, under broadly similar external conditions, they yielded different outcomes. The Oslo II Peace Accords signed in 1995, following years of conflict between the PLO and the Israeli government. Similarly, the Belfast Good Friday Agreement (BGFA) signed in April 1998, ending the Troubles, a conflict between the Irish Republican Army (IRA) and the government of the United Kingdom. Lastly, the National Peace Accords (NPA), signed in September 1991, played a role in dismantling racial segregation under apartheid in South Africa and resolving the conflict between the African National Congress (ANC) and the South African government., This study argues that the language used in peace agreements is critical to the successful implementation process. The more ambiguous the language in the terms of the peace agreement, the more likely there will be misunderstandings or disagreements between conflicting parties, especially when trust has not been established. This paper argues that the clarity and specificity of language within peace agreements are critical to their effectiveness by exploring both the similarities and differences that contributed to the success of the BGFA and NPA compared to the failure of the Oslo II Peace Accords. Through a mixed-methods comparative analysis of the textual content and implementation mechanisms of each agreement, and a one-way ANOVA test, this research highlights how ambiguity in the Oslo II agreement undermined its success, whereas the BGFA and NPA benefited from comprehensive provisions. This paper contributes to the field by using a new methodology in comparing these three cases and highlighting the importance of precise legal drafting of peace agreements.

Masa Aburub
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Disinformation, social media, and populism: Emotional politics and polarization dynamics in Turkey's 2023 Presidential elections

This thesis explores the relationship between populist discourse and social media algorithms, examining their role in exacerbating political polarization. Its primary aim is to identify the correlation between the use of populist rhetoric and the algorithms driving social media engagement, highlighting how this relationship fosters societal divisions and benefits both platforms and political entities. Using critical discourse analysis (CDA), the thesis analyzes X (formerly Twitter) posts shared by 2023 Turkish presidential election candidates Recep Tayyip Erdoğan and Kemal Kılıçdaroğlu. In the first round of the campaign, shared posts were analyzed between 06.05.2024 and 14.05.2024. A total of 173 posts, 108 by Erdoğan and 65 by Kılıçdaroğlu, were analyzed. The full texts of these posts were obtained from X's official website. The findings reveal that posts featuring emotionally charged and populist discourse have garnered higher views and engagement in the run-up to the 2023 presidential elections. This analysis will help to understand the political polarization in Turkey. Social media algorithms shape social interaction by strengthening populist discourses. This suggests that social media algorithms, prioritizing emotionally charged content, unintentionally promote populism. The study concludes that the design of social media platforms increases divisive content, leading to a rise in populist rhetoric among political candidates and voters.

İnci Secem Çeken
Feyziye Schools Foundation Işık University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Tunisia during the Arab Spring: Military neutrality and its reflection on the public opinion

This thesis examines the role of military neutrality in Tunisia during the Arab Spring, focusing on the coup-proofing strategies implemented by Presidents Habib Bourguiba and Zine El Abidine Ben Ali. The research challenges the prevailing explanations of military neutrality primarily based on professionalism and institutionalization, arguing that deliberate political marginalization, downsizing, and budget reductions played a significant role. Through a detailed historical analysis of civil-military relations during Bourguiba's and Ben Ali's regimes, the study demonstrates how these leaders systematically marginalized the military to prevent coups. The Barakat Sahil affair, a pivotal event involving the torture and marginalization of military officers, further deepened the resentment within the TAF, influencing their neutral stance during the Arab Spring. Additionally, data from the WVS reveals high public trust in the military post-Arab Spring and strong advocacy for its withdrawal from political affairs. This thesis provides a comprehensive understanding of the factors that shaped the TAF's behavior, emphasizing the importance of historical and institutional contexts in analyzing military responses to political crises. The findings offer valuable insights into the role of coup-proofing strategies in maintaining military neutrality and facilitating democratic transitions in transitional societies.

Tarık El Makrını
Feyziye Schools Foundation Işık University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

"Armed people cannot be defeated": The rise of armed groups in post-Gaddafi Libya and thr impact of military education

This thesis aims to comprehend the factors that led to the emergence and endurance of armed groups in Libya following the fall of Gaddafi. by employing historical analysis to trace the origins of these armed groups, which can be linked back to the regime's exploitation of tribal allegiances and the pervasive militarization of Libyan society. These factors have had a lasting impact on the country's political landscape, as enduring institutions, particularly tribal ties and militarization, continue to influence the situation. This study thoroughly examines Libya's socio-political environment amidst considerable turmoil, leveraging the credibility and reliability of the World Values Survey (WVS) Wave 6 data, among other sources. The WVS data reveal a widespread distrust in governmental bodies, indicating a governance void that has facilitated the growth of armed factions. The research illustrates that the rise of armed groups results from systemic deficiencies, such as weak state institutions, enhanced tribal authority over state authority, and the entrenchment of a military ethos under Gaddafi. This thesis enriches the academic conversation on institutional stability and the rise of Armed groups by addressing a critical gap in current research with novel empirical data and detailed analysis. Keywords: Libya, Armed groups, Militarization, Gaddafi

Ranya Alsharıf Farhat
Feyziye Schools Foundation Işık University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Post-colonial diplomacy in Palestine: Navigating statehood and sovereignty in international politics

This thesis examined the complex interaction between post-colonial diplomacy, statehood aspirations, and sovereignty through the case study of Palestine. It explored how historical colonial legacies, geopolitical dynamics, and international legal frameworks have shaped the pursuit of Palestinian leadership of statehood and autonomy. Starting with the British Mandate and the Balfour Declaration, the study investigated how colonial policies and the establishment of Israel in 1948 played a role in the displacement and dissolution of the Palestinians. The thesis particularly analyzed the 1967 Six-Day War, which led to the occupation of the West Bank, Gaza, and East Jerusalem, as a critical turning point in territorial sovereignty disputes. The ways the Palestinian leadership has used diplomacy and subtle political moves to build its presence and influence internationally are discussed in this research—particularly within institutions like the United Nations and the International Court of Justice. It takes a critical look at how effective legal routes, international agreements, and key alliances have been in supporting Palestine's pursuit of recognition and sovereignty. The research highlighted the enduring influence of colonial legacies on modern state-building efforts by situating Palestine within the broader framework of post-colonial studies. This study provided significant findings for understanding global conflicts grounded in historical injustices while contributing to debates on self-determination, sovereignty, and international law in a post-colonial world. Keywords: Post-colonial Diplomacy, Statehood, Sovereignty, Colonial legacies, International Law.

Zahra Sheıkha
Feyziye Schools Foundation Işık University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

An appraisal of changing Turkish-Soviet relations between 1960 and 1971 from a neoclassical realist perspective

After the Second World War, Turkey perceived the Soviet Union as a threat to itself. Turkey's relations with the Soviet Union changed between the years 1960-1971. With this change, a multi-dimensional foreign policy period began in Turkish Foreign Policy. Both the international system and domestic factors had an impact on Turkey's transition to multilateralism in foreign policy. The beginning of the softening period in the international system and the isolation of Turkey in the system led to the development of Turkey's relations with the Soviet Union. In addition, the perspective of Turkish political leaders between the years 1960-1971 is another factor that affects Turkey-Soviet relations. In other words, it will not be sufficient to focus only on systemic or only local factors to explain Turkey-Soviet relations. In this context, this study has benefited from neoclassical realism in order to deal with the relations between Turkey and the Soviet Union in a holistic way. According to neoclassical realism, the most important factor affecting the foreign policies of states is the international system. And the international system is treated as an independent variable in the analysis. International systemic stimuli are shaped by intervening variables. The change in Turkish-Soviet relations during the 1960s is the dependent variable of this study. Thus, this thesis argues that as a result of systemic stimuli filtered through domestic factors Turkey and the Soviet Union had formed friendly relations in the 1960s. In this context, in this thesis, first of all, the events in the international system and their effects on the characteristics of the system are discussed. Later, it was divided into periods as the military junta administration, the coalition's period and finally the Demirel government, and it was revealed how domestic factors affected foreign policy. Key Words Neoclassical realism, intervening variable, Turkish Foreign Policy, USSR, multi-dimensional foreign policy

Soviet UnionTurkish foreign policyTürkiye+2
Ahmet Berat Gör
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

It takes two to tango! an analysis of the EU's failed democracy promotion efforts in Serbia

This thesis aims to provide a sufficient explanation for the failure of democracy promotion efforts in Serbia. Through employing process-tracing method and constructivist theory, the goal is to identify the reasons behind the failure of democracy promotion in Serbia. Since the overthrow of Milosevic regime in the country, the European Union (EU) has gradually intensified the relation between the Union and Serbia. Attributed to its normative power, the EU started the double processes of democracy promotion and Europeanization of Serbia to shape the country in accordance with its norms, values and principles. Democracy is perceived as both a means and an end by the EU. However, regarding the current status of democracy in Serbia, these efforts seem to failed dramatically. As a result of the analysis, this thesis came to the conclusion that the failure of democracy promotion in Serbia derive from Serbia-related internal and the EU-related external reasons, therefore holding both responsible.

European UnionFailed statesFailure+4
Simge Pelit
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Transformation and continuity in German foreign policy from the end of the Cold War to present

According to the Constructivist IR theory, the most basic factors affecting a state's behaviour are ideas, perceptions and interests. However, at this point, by a constructivist structure, interests are associated with ideas rather than material power, and interests in question are shaped within the scope of socially constructed ideas and perceptions. Hence, ideas, perceptions and interests may change in accordance with the present situation. At the same time, the Constructivist IR theory discusses roles and identities guided by ideas and perceptions. On this basis, this thesis argues whether Germany grounds on continuity in its foreign policy based on a ''civilian power'' concept starting from the end of the Cold War and reunification until today. In this context, the change/transformation and continuity of the guiding foreign policy principles which Germany constructed in the aftermath of the Second World War are also questioned. In the meantime, it is discussed whether or not Germany has diverged from being a ''civilian power'' by breaking the taboo of the restraint on military power, which is one of the cornerstones of its foreign policy within the frame of the out-of-area missions it has joined so far with a sense of international responsibility.

GermanyTransformationTransformational shift+3
Hazal Can
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The evolution of Arab political identity in the context of Arab Spring: A social constructivist perspective

Arab political identity, despite its different paths of development, has emerged and evolved depending on the social and historical context and manifested through discourse. Among different ideological currents, Arab national identity, which developed as a reaction to the late Ottoman rule and the advance of Western influence in the region, dominated the course of events in the Arab world from the late 19th to the second half of the 20th century. In the interwar (1918-1939) and in the post-1945 periods, it turned out to be an anti-colonial and pan-Arab national movement, culminating with Nasserism led by nationalist and socialist figures in the 1950s and 1960s. After 1967, a variety of reasons led to the decline of pan-Arabism and the rise of Islamism in the region. However, the changing context and world order with globalization brought about the split of Islamism into different forms and a revival of Arab liberal thought dating back to the 18th century. At the beginning of the 21st century, a youth-led wave of pro-democracy uprisings shook the region, demanding an inclusive and accountable political leadership, a functioning economic system, and a just and stable social order upon the overthrow of authoritarian regimes. At this point, considering the role of identity in political and social mobilization in the Arab world, this thesis aims to examine the evolution of Arab political identity in the context of the Arab Spring. The study relies on Discourse Analysis (DA) as a research method, while the theory of Social Constructivism is used to evaluate the research findings. Consequently, this thesis argues that Arab political identity has evolved from an Islamist ideology toward a post-Islamist and liberal thought, despite its failure to dominate current Arab politics, in the context of the Arab Spring upon the reconstruction of social reality and perceptions through language-in-use.

The Arab SpringArabsIdentity+3
Emine Alp
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

A comparison of Green 10 and the European Union's environmental policies

Environmental problems, especially climate change, are one of the biggest concerns that humanity has to deal with in the 21st century. In addition to the international negotiations, the regional and local efforts play a key role to implement the environmental objectives on the field. In that term, the European Union is an important actor because of its long-lasting and leading policy developments in environmental issues. The multi-level governance of the EU creates opportunities for individual citizens as well as NGOs to be involved in the policy-making process. Because of all, Europe is the focus of leading environmental NGOs (ENGOs). This study aims to analyse and compare the EU environmental policies and recommendations of Green 10 which is the coalition of ten leading ENGOs across Europe. The study asks two main questions which are 'what was the political and social context to push ten leading ENGOs to act collectively?' and 'what are the similarities and differences between Green 10's views and the EU's environmental policies?'. In order to give answers to these questions, it firstly develops the conceptual perspective to define the Green 10 as an advocacy network and to illustrate the structure of EU multi-level governance. Then, it investigates the historical background and political development of the environmental policies in Europe. The study compares the documents for each environmental policy subject from climate change to environmental liability to reveal the Green 10's and its member ENGOs' political impact over the EU environmental policies. It also analyses the causes to act in a coalition, degree of criticism over the EU environmental policies and the future of Green 10. In that term, the study evaluates that Green 10 is an influential actor on the EU environmental policies with its dedication to act collectively and the great efforts of its member ENGOs.

European UnionGreen 10Environment+3
Salih Tora Benzeyen
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The role of security perceptions in the development of Turkey's migration policy and legal framework: The example of Turkey-EU relations

The purpose of this thesis is to examine Turkey's migration policy and its legal framework with regards to the perceptions of security originating from the EU. This thesis analyzes how and to what extent EU's migration policies affect the development of Turkey's migration policy. In recent years, the EU has encouraged Turkey to build its approach to migration issues upon a systematic basis. In the EU, there is a deep-rooted perception of security regarding migrants that has developed after the 1970s with the incoming migrants. In this context, the important point for the EU has been the prevention of large migration flows and the protection of external borders. Accordingly, the EU has exported its perceptions of security in order to ensure security within its borders, aiming at the establishment of these security-oriented migration policies and perceptions in third countries such as Turkey. Harmonization of the migration-related legislation and legal infrastructure of the candidate countries, including Turkey with the EU acquis is one step that is taken to that end. This thesis aims to investigate whether the securitization of migration in the EU affects the migration policies of Turkey directly. The main assumption of the present thesis is that the issue of migration is securitized in the EU. In the literature, migration and migration-related concepts are generally associated with political preferences and analyses have been made on the concepts of migration and security to fill the gap. In this context, with the Helsinki Summit, Turkey has been encouraged and suggested to develop an EU-oriented perspective on migration policies. For this reason, it is seen that simple and conventional security theories are not sufficient to explain the migration phenomenon. In this context, the theory of securitization of the Copenhagen School, which forms the theoretical basis of the thesis, and the multi-sector security approach, also known as the multiple approach to security, are elaborated.

European UnionIrregular immigrationMigration policies+6
Emre Tan
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00