Tokat Gaziosmanpaşa Üniversity
Discipline

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı

Tokat Gaziosmanpaşa Üniversity

65

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Geliştirilen bir sanal gerçeklik uygulamasının hemşirelik öğrencilerinin pediatrik temel yaşam desteği becerileri üzerine etkisi

Bu araştırma, pediatrik temel yaşam desteğine (PTYD) yönelik bir sanal gerçeklik simülasyonu geliştirmek ve geliştirilen sanal simülatörün hemşirelik öğrencilerinin PTYD becerileri üzerindeki etkisini değerlendirmek amacıyla gerçekleştirildi. Araştırmanın alt amacı ise hemşirelik öğrencilerinin memnuniyet ve özgüven düzeylerini incelemekti. Randomize kontrollü çalışma, Nisan 2023-Haziran 2024 tarihleri arasında Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü'nde eğitim gören hemşirelik 3.sınıf öğrencileriyle gerçekleştirildi. Toplam 110 öğrenci (deney: 55, kontrol:55) araştırmaya alındı. Araştırmacılar tarafından sanal gerçeklik gözlüğüne entegre edilebilen sanal gerçeklik PTYD simülasyon uygulaması geliştirildi. Deney grubundaki öğrenciler PTYD sanal gerçeklik simülasyonuna, kontrol grubundakiler ise demonstrasyon uygulamasına maruz bırakıldı. Veriler; Tanıtıcı Bilgi Formu, PTYD Uygulama Beceri Değerlendirme Formu, Öğrenmede Öğrenci Memnuniyeti ve Özgüven Ölçeği, Bulunuşluk Hissi Ölçeği ve PTYD Bilgi Formu kullanılarak toplandı. Veriler, tanımlayıcı istatistikler, Cohen's Kappa analizleri ve bağımsız örneklem t testi ile analiz edildi. Deney ve kontrol grubundaki öğrencilerin tanımlayıcı özelliklerinin dağılımı benzerdi (p>0.05). Deney grubundaki hemşirelik öğrencilerinin PTYD uygulama beceri düzeyleri, demonstrasyon grubuna kıyasla istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha yüksekti (p<0.05). Ayrıca deney grubundaki öğrencilerin memnuniyet ve özgüven düzeyleri kontrol grubuna göre daha yüksekti (p<0.05) ve öğrenciler sanal ortamı daha gerçekçi algıladı. Araştırma sonuçları, sanal gerçeklik tabanlı PTYD simülasyon uygulamasının, hemşirelik öğrencilerinin PTYD becerilerini geliştirmede, öğrenme memnuniyetlerini artırmada ve özgüven düzeylerini yükseltmede etkili bir eğitim aracı olduğunu gösterdi. Bu bağlamda, sanal gerçeklik simülasyonlarının hemşirelik eğitim müfredatına entegre edilmesi önerilmektedir.

Hemşirelik araştırmalarıHemşirelik eğitimi
Arif Kolay
Afyonkarahisar Health Sciences University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Akran zorbalığı eğitiminin ortaokul öğrencilerinin bilgi, empati düzeyleri ve başa çıkma stratejilerine etkisi

Bu araştırma, akran zorbalığı eğitiminin ortaokul öğrencilerinin bilgi, empati düzeyleri ve başa çıkma stratejileri üzerindeki etkisini değerlendirmek amacıyla ön test son test kontrol gruplu yarı deneysel bir çalışma olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma Aralık 2023-Mayıs 2024 tarihleri arasında Antalya-Serik Tekeli Ortaokulu'ndaki altıncı sınıf öğrencileriyle yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemi, dahil edilme kriterlerine uyan, deney grubunda 37, kontrol grubunda 38 olmak üzere toplam 75 altıncı sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Kontrol grubu rutin müfredat eğitim programını takip etmiş, deney grubuna yedi oturumdan oluşan akran zorbalığı eğitim programı uygulanmıştır. Veriler, yüz yüze görüşme tekniği ile Tanıtıcı Bilgi Formu, Akran Zorbalığı Bilgi Formu, Çocuklar İçin Zorbalıkla İlgili Bilişler Ölçeği, Akran Zorbalığına Uğrayan Kurbana Karşı Empati Ölçeği, Zorbalıkla Başa Çıkma Stratejileri Ölçeği ve Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu kullanılarak toplanmıştır. Araştırma verilerinin analizinde SPSS 26.0 for Windows paket programı kullanılmış olup tanımlayıcı istatistikler, t testi, Pearson korelasyon analizi ve varyans analizi uygulanmıştır. Odak grup görüşmesinden elde edilen veriler tematik analiz kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırmaya katılan deney grubundaki öğrencilerin %10.8'i, kontrol grubundaki öğrencilerin ise %15.8'i daha önce akran zorbalığına maruz kaldıklarını ifade etmiştir. Deney ve kontrol gruplarındaki öğrencilerin akran zorbalığına ilişkin bilgi düzeylerinin son test puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gösterdiği saptanmıştır (p<0.05). Akran zorbalığı eğitimi sonrası kontrol grubundaki öğrencilerin zorbalıkla ilgili bilişlerine ait son test puan ortalamaları (  =1.63) deney grubundaki öğrencilerden daha yüksektir (  =1.22). Bunun yanı sıra eğitim sonrasında deney (  =1.55) ve kontrol (  =1.37) gruplarındaki öğrencilerin zorbalıkla başa çıkma stratejileri düzeylerinin eğitim öncesine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir (p<0.05). Deney grubundaki öğrencilerin akran zorbalığına ilişkin bilgi (r=0.354) ve başa çıkma stratejileri düzeyleri ile akran zorbalığına uğrayan kurbana karşı empati düzeyleri arasında anlamlı ve pozitif bir ilişki (r=0.392) saptanmıştır. Bunun yanı sıra öğrencilerin çocuklar için zorbalıkla ilgili bilişler düzeyi ile akran zorbalığına uğrayan kurbana karşı empati düzeyi arasında anlamlı ve negatif yönde bir ilişki bulunmuştur (r=-0.327). Odak grup görüşmesi sonucunda "eğitime ilişkin görüşler", "eğitimin çıktıları" ve "öneriler" olmak üzere üç tema ortaya çıkmıştır. Öğrenciler özellikle eğitimin empati ve baş etme becerilerini geliştirme de etkili olduğunu ifade etmişlerdir. Araştırma sonuçları, akran zorbalığı eğitim programının öğrencilerin akran zorbalığıyla ilgili bilgi düzeylerini artırmada, empati ve baş etme becerilerini geliştirmede etkili olduğunu göstermektedir. Bu doğrultuda, akran zorbalığı eğitim programlarının ortaokul müfredatına entegre edilerek ülke genelinde yaygınlaştırılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Akran zorbalığı, başa çıkma stratejileri, eğitim, empati, farkındalık

Ebru Yavuz
Afyonkarahisar Health Sciences University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Hastane palyaçosu müdahalesinin sünnet olan çocukların anksiyete, korku, ağrı ve memnuniyet düzeylerine etkisi

Sünnet, erkek çocuklarda sıklıkla anksiyete ve korku gibi olumsuz duygusal tepkilere yol açabilen bir cerrahi müdahaledir. Bu araştırma, hastane palyaçosu müdahalesinin sünnet olan çocukların anksiyete, korku, ağrı ve memnuniyet düzeyleri üzerindeki etkisini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma, ön test-son test kontrol gruplu deneysel bir desenle, Ekim 2024 ile Mart 2025 tarihleri arasında Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Çocuk Cerrahisi Servisi'nde, 5-12 yaş aralığındaki erkek çocuklarla yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini, belirlenen dahil edilme kriterlerini karşılayan toplam 75 çocuk oluşturmuştur. Katılımcıların 38'i deney grubunda, 37'si ise kontrol grubunda yer almıştır. Deney grubundaki çocuklara hastane palyaçosu müdahalesi uygulanırken, kontrol grubuna rutin bakım prosedürü sürdürülmüştür. Veriler; Tanıtıcı Bilgi Formu, Çocuk Korku Ölçeği, Çocuk Anksiyete Skalası – Durumluluk, Wong-Baker Yüzler Ağrı Ölçeği ve Çocuk ile Ebeveyn Memnuniyet Skalası kullanılarak yüz yüze görüşme yöntemiyle toplanmıştır. Araştırma, Konsolide Standart Raporlama Deneyleri (CONSORT) yönergesi doğrultusunda planlanmış ve yürütülmüştür. Elde edilen veriler, SPSS 26.0 for Windows paket programı kullanılarak tanımlayıcı istatistikler, bağımsız gruplar t-testi, bağımlı gruplar t testi ve sınıf içi korelasyon katsayısı (ICC) ile analiz edilmiştir. Hastane palyaçosu müdahalesi uygulanan çocukların anksiyete ve korku düzeyleri kontrol grubuna göre anlamlı derecede daha düşüktür. Deney grubundaki çocukların ağrı düzeylerinde anlamlı bir azalma gözlemlenirken; kontrol grubundaki çocuklarda ağrı düzeylerinde belirgin bir artış tespit edilmiştir. Deney grubunda yer alan çocuklar ve ebeveynlerinin hastane palyaçosu uygulamasından memnuniyet düzeylerini kontrol grubuna göre daha yüksektir (p < 0.05). Ölçeklerle yapılan değerlendirmelerde ICC'nin yüksek çıkması, gözlemciler arası uyumun sağlandığını göstermektedir. Bu çalışma, hastane palyaçosu müdahalesinin çocuklarda sünnetle ilişkili anksiyete, korku ve ağrı düzeylerini azaltmada etkili bir yöntem olduğunu göstermektedir. Ayrıca, uygulamanın çocuk ve ebeveyn memnuniyetini artırarak, çocuk dostu sağlık hizmetlerinin geliştirilmesine katkı sunduğu belirlenmiştir. Bu tür müdahalelerin çocukların cerrahi deneyimlerini daha olumlu hale getirmek için sağlık hizmetlerine entegrasyonu önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Anksiyete, Ağrı, Çocuk, Hastane Palyaçosu, Korku, Sünnet.

Fatma Çakmak
Afyonkarahisar Health Sciences University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medya bağımlılığı ve çevrimiçi mahremiyet farkındalığının paylaşan ebeveyn davranışına etkisi

Teknolojik gelişmelerle birlikte ebeveynlerin çocuklarına ait görselleri sosyal medya platformlarında paylaşma sıklığı artmıştır. Ancak bu durum, çocukların mahremiyetinin ihlali, dijital ayak izi oluşturma ve güvenlik riskleri gibi çeşitli sorunları gündeme getirmektedir. Bu araştırma, ebeveynlerin sosyal medya bağımlılığı ve çevrimiçi mahremiyet farkındalığının paylaşan ebeveynlik davranışı üzerindeki etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı, kesitsel, ilişkisel ve nicel tasarıma sahip bu araştırma, Afyonkarahisar il merkezinde yaşayan anne ve babalar ile yürütülmüştür. Çalışmada tabakalı örnekleme yöntemi kullanılmış olup, dâhil edilme kriterlerini karşılayan 400 ebeveyn örnekleme alınmıştır. Veriler, yüz yüze görüşme tekniği ile Tanıtıcı Bilgi Formu, Sosyal Medya Bağımlılığı Yetişkin Ölçeği, Çevrimiçi Mahremiyet Farkındalığı Ölçeği ve Paylaşan Ebeveynlik Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Araştırma verilerinin analizinde SPSS 26.0 paket programı kullanılarak tanımlayıcı istatistikler, bağımsız örneklem t-testi, normallik testi, korelasyon analizi, tek yönlü ANOVA ve regresyon analizi uygulanmıştır. Araştırma bulguları, sosyal medya bağımlılığının paylaşan ebeveynlik davranışlarını anlamlı şekilde artırdığını göstermektedir. Çevrimiçi mahremiyet farkındalığının paylaşan ebeveyn davranışı üzerinde belirgin bir etkisi bulunmazken, sosyal medya bağımlılığı ile mahremiyet farkındalığı arasında negatif yönlü bir ilişki vardır. Sosyal medya platformu tercihi, cinsiyet, yaş, eğitim ve medeni durum gibi demografik faktörlerin ebeveynlerin dijital davranışlarını etkilediği belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar, sosyal medya bağımlılığı yüksek olan ebeveynlerin daha fazla içerik paylaştığını ve paylaşımlarında sosyal onay ile olumlu geri bildirimlerden etkilendiğini göstermektedir. Bu bulgular, ebeveynlerin dijital farkındalıklarının çocukların mahremiyetinin korunmasında kritik bir rol oynadığını ortaya koymaktadır. Bu doğrultuda, pediatri hemşireleri ve diğer profesyonellerin, ebeveynlere yönelik çevrimiçi mahremiyet, sharenting ve güvenli internet kullanımı eğitimlerini planlamaları ve uygulamaları önerilmektedir.

Reyhan Ündere
Afyonkarahisar Health Sciences University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuk acil serviste periferik intravenöz kateterizasyon uygulaması sırasında interaktif robot tabanlı dikkat dağıtmanın işlemle ilişkili duygusal görünüm, ağrı, korku ve anksiyeteye etkisi

Periferik intravenöz kateter yerleştirilmesi, pediatrik acil servislerde sıkça uygulanan ve çocuklarda negatif duygusal durum, ağrı, korku ve anksiyeteye yol açan tıbbi invaziv girişimdir. Bu araştırma, çocuk acil servisinde periferik intravenöz kateter yerleştirilmesi sırasında uygulanan interaktif robot tabanlı dikkat dağıtma müdahalesinin, çocukların duygusal görünüm, ağrı, korku ve anksiyete düzeyleri üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Randomize kontrollü deneysel tipteki bu araştırma, Şubat-Mayıs 2025 tarihleri arasında Afyonkarahisar Devlet Hastanesi Çocuk Acil Servisi'nde periferik intravenöz kateter yerleştirme işlemi uygulanan 4-10 yaş arası çocuk hastalarla yürütülmüştür. Çalışmaya deney grubunda 40, kontrol grubunda 40 olmak üzere toplam 80 çocuk dahil edilmiştir. Deney grubundaki çocuklara interaktif robot tabanlı dikkat dağıtma müdahalesi, kontrol grubuna ise rutin bakım prosedürü uygulanmıştır. Veriler; Çocuk Tanıtıcı Bilgi Formu, Çocuklar İçin Duygusal Görünüm Ölçeği, Wong-Baker Yüzler Ağrı Değerlendirme Ölçeği, Çocuk Korku Ölçeği ve Çocuk Anksiyete Skalası-Durumluluk kullanılarak yüz yüze görüşme yöntemiyle toplanmıştır. Elde edilen veriler, SPSS 27.0 for Windows paket programı kullanılarak tanımlayıcı istatistikler, bağımsız gruplar t-testi, bağımlı gruplar t testi ve sınıf içi korelasyon katsayısı ile analiz edilmiştir. İnteraktif robot tabanlı dikkat dağıtma müdahalesi uygulanan çocukların duygusal görünüm, ağrı, korku ve anksiyete ölçek puan ortalamaları, kontrol grubuna göre istatiksel olarak anlamlı düzeyde düşüktür (p<0.05). Deney grubundaki çocukların korku ve anksiyete düzeylerinde anlamlı bir azalma gözlemlenirken; kontrol grubundaki çocuklarda artış tespit edilmiştir. Bu çalışma, interaktif robot tabanlı dikkat dağıtma müdahalesinin çocuk acil servisinde duygusal görünüm, ağrı, korku ve anksiyetenin yönetiminde etkili bir yöntem olabileceğini göstermektedir. Pediatrik acil bakım uygulamalarında benzer dikkat dağıtma tekniklerinin sağlık hizmetlerine entegrasyonunun çocukların hastane deneyimlerini iyileştirmede etkili olacağı düşünülmektedir. İleri araştırmalarda daha geniş örneklem grupları ve yaş aralıklarında, farklı tıbbi invaziv işlemler sırasında interaktif robot tabanlı dikkat dağıtma müdahalelerinin incelenmesi önerilmektedir.

Asiye Doğan Cengiz
Afyonkarahisar Health Sciences University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Aşı kararsızlığı ölçeği ebeveyn formu'nun Türkiye'deki psikometrik özelliklerinin incelenmesi

Aşı kararsızlığı tüm dünyada her geçen gün artan ve tüm çocuk ve adölesanların sağlığını etkileyen küresel bir fenomendir. Ebeveynlerin aşılar ile ilgili endişeleri sonucu aşı yaptırma kararlarını geciktirmeleri ve/veya hiçbir aşıyı kabul etmemeleri aşı ile önlenebilir hastalıkların görülme sıklığının artmasına ve toplumsal bağışıklığın tehlikeye girmesine neden olmaktadır. "Aşı Kararsızlığı Ölçeği-Ebeveyn Formu" 9-16 yaş grubu çocuğu olan ebeveynlerin, aşı kararsızlıklarını değerlendiren bir ölçüm aracıdır. Bu araştırmanın amacı; Aşı Kararsızlığı Ölçeği-Ebeveyn Formunun Türkiye'deki psikometrik özelliklerini test etmektir. Bu çalışma tanımlayıcı, karşılaştırmalı, korelasyonel ve metadolojik olarak 201 ebeveyn ile yapılmıştır. Çalışmanın verileri, 'Tanımlayıcı Bilgi Formu ve "Aşı Kararsızlığı Ölçeği-Ebeveyn Formu" kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde ve değerlendirilmesinde sayı ve yüzde analizi, geçerlik ve güvenirlik analizleri kullanılmıştır. Ölçek dokuz maddeden oluşmaktadır. İki alt boyuttan oluşan ölçek; birinci alt boyut (yedi madde) ebeveynlerin aşılar hakkındaki güven eksikliklerini; ikinci alt boyut (iki madde) ise aşı riskini içermektedir. Yapılan açıklayıcı faktör analizi sonucunda ölçeğin iki alt boyuttan oluştuğu, toplam varyansın %72.319'unu açıkladığı belirlenmiştir. Ölçeğin toplam Cronbach alfa katsayısı ise 0.900 olarak belirlenmiştir. Ölçeğin uyum indeksleri sırasıyla; Goodness-of-Fit Index, 0.954; Comparative Fit Index, 0.984'tür. Çalışmada Aşı Kararsızlığı Ölçeği-Ebeveyn Formu'nun Türkçe versiyonunun geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu belirlenmiştir. Tüm sağlık profesyonelleri, 9-16 yaş dönemindeki çocuklara sahip ebeveynlerinin aşı kararsızlıkları değerlendirmek için bu ölçeği kullanabilir.

Ana-babaAşı reddiAşı tereddüdü+4
Asude Gönül Altun
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Tip 1 diyabetli adölesanlarda geçiş kuramı doğrultusunda hazırlanan eğitim programının adölesanlığa uyum ve hastalık yönetimine etkisi: Randomize kontrollü çalışma

Amaç: Bu çalışma, (1) Meleis'in Geçiş Kuramı doğrultusunda "Adölesanlığa Uyum ve Tip 1 Diyabete Geçiş Eğitim Programı"nın geliştirilmesi ve (2) bu programın tip 1 diyabet tanısını yeni alan adölesanların uyumuna, diyabet yönetimi öz yeterlik düzeylerine ve glisemik kontrol üzerine etkisini belirlenmesi amacıyla yapıldı. Yöntem: Araştırma çift kör, ön test-son test ölçümlü, izlemsel randomize kontrollü bir çalışmadır (CTN: NCT0469155). Mayıs 2021-Nisan 2024 tarihleri arasında gerçekleştirilen çalışmanın örneklemini, bir eğitim ve araştırma hastanesi çocuk endokrinoloji polikliniğinde takip edilen ve son 6 ayda tip 1 diyabet tanısı konulan basit randomizasyon yöntemi ile belirlenen 12-18 yaş aralığındaki 58 adölesan oluşturdu (Girişim Grubu=28, Kontrol Grubu=30). Girişim grubuna rutin diyabet eğitimine ek olarak dört hafta süresince "Adölesanlığa Uyum ve Tip 1 Diyabete Geçiş Eğitim Programı" çevrimiçi olarak uygulanarak 6 ay boyunca telefon ile danışmanlık sağlandı. Kontrol grubu ise rutin poliklinik eğitimi aldı. Adölesanlara başlangıç, 3. ve 6. aylarda Reynolds Ergenler için Uyum Tarama Envanteri, Tip 1 Diyabeti Olan Ergenlerde Diyabet Yönetimi Öz Yeterlilik Ölçeği uygulandı. Glisemik kontrol, HbA1c değeriyle ölçüldü. Veriler ki kare testi, sürekli değişkenlerde t testi ve karışık ölçümler için iki yönlü ANOVA ile değerlendirildi. Bulgular: Son testte girişim grubundaki adölesanların kontrol grubuna göre adölesan döneme uyum ve diyabet yönetimi öz yeterlik puanlarının daha yüksek ve glisemik kontrole ilişkin HbA1c değerlerinin daha düşük olduğu belirlendi (p<0.05). Sonuç: Meleis'in Geçiş Kuramı doğrultusunda geliştirilen "Adölesanlığa Uyum ve Tip 1 Diyabete Geçiş Eğitim Programı"nın, adölesanların uyumuna, diyabet yönetimi öz yeterlik düzeyine ve glisemik kontrol üzerine etkili olduğu kanıtlandı. Anahtar Kelimeler: Geçiş Kuramı, Adölesan, Uyum, Diyabet Yönetimi, Pediatri Hemşiresi

Ana-çocuk hemşireliğiAna-çocuk sağlığıDiabetes mellitus-tip 1+1
Ceren Çalık
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Epilepsi ile ilişkili korku ölçeği ebeveyn formunun Türkçe psikometrik özelliklerinin incelenmesi

Amaç: Epilepsi, tekrarlayan nöbetlerle seyreden kronik bir hastalık olması nedeniyle hem çocuğu hem de ebeveynlerini etkilemektedir. Ebeveynler, çocuğun epilepsi tanısını kabullenmesinde ve tedaviye uyum sürecinde anahtar roldedir. Bu nedenle ebeveynlerin bu süreci nasıl algıladıkları ve deneyimleri çok önemlidir. "Epilepsi ile İlişkili Korku Ölçeği-Ebeveyn Formu" epilepsili çocuğu olan ebeveynlerin, epilepsi ile ilişkili korkularını değerlendiren bir ölçüm aracıdır. Bu araştırmanın amacı; Epilepsi ile İlişkili Korku Ölçeği-Ebeveyn Formu'nun Türkiye'deki psikometrik özelliklerini test etmektir. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma tanımlayıcı, karşılaştırmalı, korelasyonel ve metadolojik olarak 403 ebeveyn ile yapılmıştır. Çalışmanın verileri, 'Tanımlayıcı Bilgi Formu ve "Epilepsi ile İlişkili Korku Ölçeği-Ebeveyn Formu" kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde ve değerlendirilmesinde sayı ve yüzde analizi, geçerlik ve güvenirlik analizleri kullanılmıştır. Bulgular: Ölçek 17 maddeden oluşmaktadır. İki alt boyuttan oluşan ölçek; birinci alt boyut (sekiz madde) ebeveynin epilepsi ile ilgili kısa dönem korkularını; ikinci alt boyut (dokuz madde) ise ebeveynlerin uzun dönem korkularını içermektedir. İki alt boyuttan oluşan açıklama yüzdesi %55.695'dir. Ölçeğin Toplam Cronbach alfa katsayısı ise 0.929 olarak belirlenmiştir. Ölçeğin uyum indeksleri sırasıyla; Goodness-of-Fit Index, 0.94; Comparative Fit Index, 0.92'dir. Sonuç: Çalışmada Epilepsi ile İlişkili Korku Ölçeği-Ebeveyn Formu'nun Türkçe versiyonunun geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu belirlenmiştir. Tüm sağlık uzmanları, epilepsi tanısı almış çocukları olan ebeveynlerin korkularını değerlendirmek için bu ölçeği kullanabilir. Anahtar Kelimeler: Epilepsi, Ebeveyn, Korku

Ana-babaEpilepsiKorku+4
Fulya Merve Yalçıntuğ
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Koronavirüs pandemisinde telefon destekli emzirme izleminin bebeklerde fizyolojik sarılığa, ilk altı ay yalnızca anne sütü alımına, kolik gelişimine ve annelerinin emzirme özyeterliliğine etkisi.

Bu çalışma koronavirüs pandemisinde telefon destekli emzirme izleminin, bebeklerde fizyolojik sarılık ve kolik gelişiminin önlenmesine, ilk altı ay yalnızca anne sütü alımına ve sürdürülmesine ve annelerin emzirme öz-yeterliliklerine olan etkisini incelemek amacıyla yapıldı. Çalışmaya sosyal medya üzerinden ulaşılan 36.gestasyonel hafta ve üzerinde birinci ya da ikinci doğumunu yapacak olan 18-45 yaş aralığındaki emzirmeyi planlayan 54 gebe katıldı. Araştırmacı tarafından gebelere görüntülü arama ile emzirme ve bebek bakım eğitimi verildi, sosyo-demografik özellikleri kaydedildi. Çalışma grubundaki annelere taburculuk sonrası ilk bir hafta her gün ve 24. Haftaya kadar haftalık periyotlarla görüntülü konuşma desteği sağlanarak, kontrol grubuna ise yalnızca ölçeklerin uygulanması için arama gerçekleştirilerek bebek izlem formu ile takip yapıldı. Çalışma ve kontrol grubuna postpartum birinci gün ve ikinci hafta LATCH emzirme tanılama ölçeği, ikinci ve 24.hafta da emzirme öz-yeterlilik ölçeği, 4.,8.,12.,16.,20.,24.haftada ise infantil kolik ölçeği uygulandı. Demografik verilerde kikare ve t testi, LATCH ölçeği, Postpartum emzirme öz-yeterlilik ölçeği, İnfantil kolik ölçeği puan ortalamalarında Mann Whitney U testi, izlem haftalarına göre puan ortalamalarındaki değişim için tekrarlı ölçümlerde çok yönlü varyans analizi kullanıldı. Telefon destekli emzirme izlemi çalışma grubundaki bebeklerin %96.3'ünün altı ay boyunca yalnızca anne sütü alımını etkiledi. Sarılık gelişimi her iki grupta da anne sütü alımına bağlı olarak kontrollü şekilde azalma gösterdiği için gruplar arasında istatiksel fark oluşturmadı. LATCH ölçeğinden alınan toplam puanlar gruplar arasında benzerlik gösterdiği için telefon danışmanlığı emzirme başarısını etkilemedi. Emzirme öz yeterlilik puan ortalamaları 24.hafta itibari ile gruplar arasında benzerlik gösterdi. İstatiksel fark saptanmadı. İnfantil kolik ölçeği puan ortalaması 24.hafta izleminde çalışma grubunda daha düşük saptanması gruplar arasında istatiksel fark oluşturdu. İnfantil kolik ölçeği puan ortalaması, emzirme başarısı ve emzirme öz yeterliliği gruplar arasında zamanla değişim gösterirken benzer puanlar saptanması gruplar arasında ve grup*zaman etkileşimi açısından istatiksel fark oluşturmadı. v Anahtar Sözcükler: covid-19, emzirme, kolik, öz yeterlilik, sarılık.

Anne sütüAnnelerBebekler+7
Zeynep Aykan
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Watson insan bakım kuramına temellendirilmiş mandala sanatının ve değer açıklaştırmanın kanser tanılı çocukların ebeveynlerinin kaygı ve duygu durumuna etkisi

Amaç: Araştırmada Watson İnsan Bakım Kuramı'na temellendirilmiş mandala sanatı ve değer açıklaştırma uygulamasının kanser tanılı çocukların ebeveynlerinin kaygı ve duygu durumuna etkisini ve ebeveynlerin yaşadığı deneyimleri görüşme ve mandala yorumlama ile belirlemek amaçlanmaktadır. Yöntem: Araştırma Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Kliniği'nde yatan kanser tanılı çocukların ebeveynleri ile randomize kontrollü deneysel bir çalışma ve nitel bir çalışmadan oluşan araştırma yöntemleri ile yürütülmüştür. Çalışmanın örneklemi üç grup; mandala grubu (n:25), değer açıklaştırma grubu (n:25) ve kontrol grubu (n:25) olarak toplam 75 kişiden oluşmuştur. ClinicalTrials.gov kayıt numarası: NCT05907070. Mandala grubu müzik eşliğinde 2 seans bireysel mandala sanat etkinliğine katılmıştır. Değer açıklaştırma grubu müzik eşliğinde 2 seans bireysel yazarak değer açıklaştırma etkinliğine katılmıştır. Nitel çalışmada katılımcı ikinci seansta çizdiği mandalanın renk ve şekillerini yorumlamıştır ve yarı yapılandırılmış form ile görüşme yapılmıştır. Nicel çalışmada girişim gruplarına Birey Tanıtım Formu, ön test ve son test verileri için birinci seanstan önce ve ikinci seanstan sonra Durumluk Kaygı Ölçeği (DKÖ) ve Pozitif-Negatif Duygu Ölçeği (PNDÖ) uygulanmıştır. Kontrol grubuna girişim gruplarıyla aynı veri toplama araçları uygulanmıştır. Bulgular: Mandala ve değer açıklaştırma gruplarının DKÖ puanı ve PNDÖ negatif duygu puanı kontrol grubuna göre anlamlı şekilde azalmış ve PNDÖ pozitif duygu puanı anlamlı şekilde artmıştır (p <0.05). Nitel kısımda iki ana tema: Sürecin Ebeveynin Hayatına Yansımaları, Baş Etme Kaynakları ve beş alt tema belirlenmiştir. Sonuç: Mandala sanatı ve yazarak değer açıklaştırma pozitif duyguları artırmada, negatif duyguları ve kaygı düzeyini azaltmada etkilidir. Ebeveynlerin hayatına olumsuz yansımalar olmasına ragmen çeşitli baş etme kaynaklarının olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: çocuk, değer açıklaştırma, ebeveyn, kanser, mandala, pediatri hemşireliği

Meltem Gürcan
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Minik yogiler yoga yapıyor programının okul öncesi dönemdeki çocuklara uyku alışkanlığı kazandırmaya etkisi: Randomize kontrollü çalışma

Amaç: Uyku, okul öncesi yaş dönemindeki çocuklarda kritik öneme sahiptir ve bu yaş döneminde uyku ile ilgili sorunlara sık rastlanmaktadır. Çalışmanın amacı "Minik Yogiler Yoga Yapıyor" Programı'nın, 5-6 yaş grubu çocuklara uyku alışkanlığı kazandırmaya yönelik etkisini belirlemektir. Yöntem: Bu randomize kontrollü deneysel çalışmanın örneklemini 15 Şubat-15 Haziran 2023 tarihleri arasında Antalya ilindeki bir okulun anasınıfına giden 5-6 yaş grubundaki 34 (girişim grubu:17, kontrol grubu:17) çocuk oluşturdu. Araştırmacılar tarafından oluşturulan "Minik Yogiler Yoga Yapıyor Programı" girişim grubundaki çocuklara iki grup halinde dört hafta boyunca haftada iki gün, 30'ar dakika uygulandı. "Çocuk ve Aile Tanıtım Formu" ve "Çocuk Uyku Alışkanlıkları Anketi (ÇUAA) ile toplanan veriler, Pearson Ki-Kare Testi, Fisher'ın Kesin Testi ve T testi ile analiz edildi. Araştırmada etik kurul onayı, kurum izinleri, ebeveynlerden aydınlatılmış onam ve çocuklardan da sözlü onam alındı. Bulgular: Araştırma gruplarındaki çocukların %47'si kız (n:16), %53'ü erkek (n:18), %41,2'i 5 yaş, %58,8'i 6 yaşında idi. Girişim ve kontrol grubundaki çocukların uyku alışkanlıkları genel düzeylerinin girişim öncesi ve sonrasında anlamlı bir farklılık göstermediği ancak uykuya geçiş alt boyutu puanları üzerindeki ortak etkisinin anlamlı olduğu belirlendi (p=0.001). Yoga sonrası çocukların kendilerini nasıl hissettikleri sorulduğunda; "rahatlamış-sakinleşmiş" (%35), "uykusu gelmiş" (%29), "mutlu" (%12), "enerjik" (%12) ve "esnek" (%12) hissettiklerini belirttiler. Sonuç: "Minik Yogiler Yoga Yapıyor Programı'nın 5-6 yaş grubu çocukların uykuya geçişini kolaylaştırmada etkili olduğu ve yogaya ilişkin çocukların duygu ve düşüncelerinin olumlu yönde olduğu kanıtlandı. Anahtar Kelimeler: Okul Öncesi Çocuk, Uyku Alışkanlığı, Yoga, Pediatri Hemşiresi.

Fatma Nur Ay
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessEN

The effect of education related to fatigue and the planned walking program given to children with cancer treatment and their parents on the fatigue level of the children

Objective: The aim of the study is to evaluate the effects of fatigue education and planned walking program given to children undergoing cancer treatment and their families on fatigue levels of children. Method: The research was carried out as a non-randomized controlled experimental study in children and adolescents who received chemotherapy in the Akdeniz University Hospital Pediatric Hematology and Oncology Clinic. Study data were collected between January 2020 and December 2022. The sample size was 44 children in total. From the start of the study, the first 22 children who received 5-day chemotherapy in 15-day periods were included in the training group, and the next 22 children were included in the walking group. While the training group was given training on fatigue only, the walking group was trained on fatigue and a planned walking program was applied. Each child included in the sample for the measurements and their parents' Fatigue Evaluation Scale for Pediatric Oncology Patients aged 7-12, Fatigue Evaluation Scale for Pediatric Oncology Patients aged 7-12, Parents' Fatigue Evaluation Scale for Pediatric Oncology Patients aged 13-18, and Parents Evaluation Scale for Pediatric Oncology Patients aged 13-18 Patients' Fatigue Assessment Scale was applied. Statistical analyzes of all the data obtained in the research were analyzed with the SPSS 20.0 (IBM Electronics, USA) statistical program. Results: According to the results of the analysis carried out to determine whether there is a significant difference between the pre-test-post-test scores of the groups within the scope of the study, the children aged 7-12 (p<0.05), children aged 13-18 (p<0.05) and parents of children aged 13-18 (p<0.05), in the walking group and post-test scores were significantly increased. The scale used is a Likert-type scale, and increasing scores indicate that children's fatigue levels decrease. Conclusion: It has been determined that the planned walking program is an effective method in reducing the fatigue level of children and adolescents receiving cancer treatment.

Patient educationPatient nearnessCancer patients+7
Tuğba Çelebi
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İki farklı kültürdeki annelerin yenidoğan bakımı ile ilgili bilgi ve uygulamaları

Amaç: Araştırma yenidoğan ünitesine yatırılan Türk ve Suriyeli bebeklerin annelerinin yenidoğan bakımına yönelik bilgi ve bakım uygulamalarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Araştırma tanımlayıcı türdedir. Çalışma, Antalya Kepez Devlet Hastanesi Yenidoğan Servisinde araştırmanın dahil edilme kriterlerine ve örneklem seçimine uygun 105 Türk, 105 Suriyeli anne ve bebeği ile gerçekleştirilmiştir. Veriler, araştırmacılar tarafından literatür doğrultusunda geliştirilen 'Yenidoğan ve Aile Tanıtım Formu' ve 'Yenidoğan Bakımı ve Uygulamalarını Belirleme Formu' ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS 23 versiyonu kullanılmıştır. Bulgular: Türk annelerin %32,4'ü ortaokul, %23,8'i lise mezunudur. Suriyeli annelerin %24,8'i okuryazar değil, %46,7'si ilkokul mezunu ve %76,2'si hiç Türkçe bilmemektedir. Gebelik döneminde Türk annelerin %22,9'u, Suriyeli annelerin %3,8'i yenidoğan bakımıyla ilgili eğitim almıştır. Her iki grupta da yer alan annelerin yenidoğanın bakımına yönelik eksik bilgilerinin olduğu görülmüştür. Yenidoğan sarılığına yönelik, Türk annelerin %42,9'u, Suriyeli annelerin %29,5'i bebeğinin üstünü sarı ya da kırmızı tülbentle örtmüştür. Türk annelerin %17,1'i bebeğini güneşe yatırmış; Suriyeli annelerin %34,3'ü bebeğine şekerli su vermiş ve %21'i bebeğine sarı kıyafetler giydirmiştir. Yapılan diğer uygulamalarda; Türk annelerin %41'inin tuzlama, %12,4'ünün yarı kırklama; Suriyeli annelerin %37,1'inin tuzlama, %21,9'unun bebeğinin kaşına ve gözüne sürme çekme, %16,2'sinin kundaklama yaptıkları saptanmıştır. Sonuç: Araştırmada yer alan annelerin yenidoğanın genel bakımı ile yeterli bilgiye sahip olmadığı, yenidoğan için zararlı olabilecek tuzlama, sürme çekme ve sıkı kundak gibi geleneksel uygulamaları yaptıkları saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: yenidoğan bakımı, geleneksel uygulamalar, kültür, hemşire.

Bebek bakımıBebek-yenidoğmuşBebekler+5
Meral Soylu
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Adölesanların problemli internet kullanımı ve sosyal görünüş kaygısının akıllı telefon bağımlılığına etkisi

Amaç: Bu çalışmanın amacı, adölesanlarda problemli internet kullanımı ve soysal görünüş kaygısının akıllı telefon bağımlılığına etkisini değerlendirmektir. Yöntem: Çalışmaya 700 adölesan dahil edilmiştir. Adölesanların tanımlayıcı bilgilerinin değerlendirilmesinde sayı, yüzde ve ortalama analizi kullanılmıştır. Problemli internet kullanımı ve akıllı telefon bağımlılığı arasındaki ilişki ile sosyal görünüş kaygısı ve akıllı telefon bağımlılığı arasındaki ilişki pearson korelasyon analizi ile belirlenmiştir. Problemli internet kullanımı ve sosyal görünüş kaygısının akıllı telefon bağımlılığı üzerine etkisi regresyon analizi ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Adölesanların yaş ortalaması 15.67 ± 1.02 olup, %56.9'u (n=398) erkektir. Adölesanların problemli internet kullanımı ölçeği birinci alt boyutu ve akıllı telefon bağımlılığı arasında pozitif yönde güçlü düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir (r=0.651, p<0.001). Problemli internet kullanımı ölçeği ikinci ve üçüncü alt boyut puan ortalamaları ile akıllı telefon bağımlılığı arasında ise pozitif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur (r=0.554, p<0.001; r=0.466, p<0.001). Adölesanların sosyal görünüş kaygısı ile akıllı telefon bağımlılığı arasında da (r=0.454, p<0.001) orta düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Yapılan modelleme sonucunda; problemli internet kullanımı tüm alt boyutları akıllı telefon bağımlılığının %47'sini (R2=0.465) açıklarken, sosyal görünüş kaygısı %21'ini (R2=0.207) ve çalışmadaki tüm değişkenler hep birlikte akıllı telefon bağımlılığının %51'ini (R2=0.510) açıklamaktadır. Sonuç: Adölesanların problemli internet kullanımı ve sosyal görünüş kaygısı akıllı telefon bağımlılığını etkilemektedir. Anahtar Kelimeler: Problemli internet kullanımı, sosyal görünüş kaygısı, akıllı telefon bağımlılığı

Akıllı telefonlarBağımlılıkCep telefonu+5
Özlem Koca
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Obezite önleme programının çocukların yeme davranışları, yeme bağımlılığı, fiziksel aktivite ve obezite görülme durumlarına etkisi.

Amaç: Bu çalışma, çocuklarda obezite önleme programının çocukların yeme davranışları, yeme bağımlılığı, fiziksel aktivite ve obezite görülme durumlarına etkisini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Yöntem: Bu çalışmada, yarı deneysel yöntemlerden biri olan pre-post test eşleşmemiş grup modeli kullanılmıştır. Çalışma, İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı iki devlet okulunda okuyan 5.sınıfta öğrenim gören girişim grubunda n=55 ve kontrol grubunda n=73 olmak üzere toplamda 128 öğrenci ile yürütülmüştür. Kontrol grubu rutin müfredat eğitim programını takip etmiş, girişim grubuna altı oturumdan oluşan obeziteyi önleme eğitim programı uygulanmıştır. Veriler, Sosyo-Demografik veri toplama formu, çocuklarda yeme davranışı anket formu, yeme bağımlılığı ölçeği, çocuk fiziksel aktivite anketi ile toplanmıştır. Veriler, çok gözlü ki-kare testi, Mc Neamer testi, Cochrane Q testi, tekrarlı ölçümlerde çok yönlü varyans analizi, Bonferroni düzeltmeli eşleştirilmiş t-testi, güç analizi, etki büyüklüğü ve regresyon analizi ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Girişim grubunda yer alan öğrencilerin beden kitle indeks değerleri ve yeme bağımlılığı oranları kontrol grubundaki öğrencilerden düşük olduğu saptanmıştır (p<0.05). Girişim ve kontrol grubunda yer alan öğrenciler arasında yeme davranışı anketi puan ortalamaları ve fiziksel aktivite anketi puan ortalamaları arasında zamana, gruba ve grup*zaman etkileşimi açısından anlamlı bir farklılık saptanmıştır (p<0.05). Girişim programının beden kitle indeksi üzerine büyük etki büyüklüğüne (0.39) ve güçlü (0.85) bir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Sonuç: Obezite önlemeye yönelik yapılan girişim programının çocukların olumlu yeme davranışlarını ve fiziksel aktivite puan ortalamalarını arttırmada, yeme bağımlılığı oranlarını ve beden kitle indeksi değerlerini azaltmada etkili olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Çocukluk çağı obezitesi, çocukların yeme davranışları, fiziksel aktivite, yeme bağımlılığı, obeziteye ilişkin eğitim.

BağımlılıkBeslenmeBeslenme alışkanlıkları+5
Dilek Demir
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Özel gereksinimi olan ve olmayan çocukların ebeveynlerinin çocuk ilişkileri, evlilik uyumları ve bağlanma stilleri

Araştırma özel gereksinimi olan ve olmayan çocukların ebeveynlerinin çocuk ilişkileri, evlilik uyumları ve bağlanma stilleri ve etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla yapıldı. Araştırmaya Mart-Eylül 2019 tarihleri arasında Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı özel eğitim I, II, III. kademe kurumlarında eğitim gören 100 özel gereksinimi olan çocuk (ÖGÇ), anaokul, ilkokul, ortaokul ve lisede eğitim gören 114 özel gereksinimi olmayan çocuk (ÖGOÇ) olmak üzere toplam 214 anne dâhil edildi. Araştırma verileri, Özel Gereksinimi Olan ve Olmayan Çocuk-Ebeveyn Tanıtım Formu, Çocuk Ana-baba İlişki Ölçeği, Çift Uyum Ölçeği ve İlişki Ölçekleri Anketi kullanılarak yüz yüze görüşme tekniği ile toplandı. Araştırmadan elde edilen verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler ve bağımsız gruplarda t testi, Mann-Whitney U testi, Kruskal Wallis testi, Ki-Kare ve Spearman Korelasyon testi kullanıldı. Araştırmaya katılan ÖGÇ'nin yaş ortalaması 12.78±3.80 ÖGOÇ'lerin 10.03±3.25 yıldır. ÖGÇ ve ÖGOÇ annelerinin çoğunun ortaokul ve babaların lise mezunu olduğu ve çocuklarının temel bakımından annenin sorumlu olduğunu belirlendi. ÖGÇ'nin cinsiyeti, anneden sonra bakımdan sorumlu olan kişiye göre çocuk anne-baba ilişkisi arasında anlamlı bir fark belirlenemedi ancak ÖGÇ'nin yaşına göre çocuk anne-baba ilişkisi gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterdi (p<0.05).Anne-çocuk ilişkisi ile bağlanma stilleri arasında pozitif, evlilik uyumlarıyla negatif yönde ilişki olduğu belirlendi (p<0.05). Sonuç olarak ÖGÇ'nin tanısı konulduktan sonra, annelerin çocuklarıyla olumlu çocuk ilişkiler kurmasını, babaların olumlu evlilik ilişkilerini ve çocuklara güvenli bağlanmalarını sağlamak amacıyla hemşireler ÖGÇ'ye ve ebeveynlerine eğitimler planlamalı ve ebeveynlerine ekonomik, sosyal ve psikolojik açıdan destek sağlamalıdır.

Aile içi ilişkilerAna-babaEvlilik ilişkisi+4
Bahar Aksoy
Karadeniz Technical University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bebeğin mizacının ve annenin psikopatolojik özelliklerinin ilk altı ayda sadece anne sütü ile beslenmeye etkisi

Araştırma bebeğin mizacının ve annenin psikopatolojik özelliklerinin ilk altı ayda sadece anne sütü ile beslenmeye etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmaya Haziran-Kasım 2019 tarihleri arasında Trabzon merkez Ortahisar'a bağlı aile sağlığı merkezlerine kayıtlı olan, aile sağlığı merkezine başvuran ve kabul ölçütlerini taşıyan 347 anne ve bebekleri dahil edilmiştir. Araştırmada veriler Tanıtıcı Bilgi Formu, Telefon Görüşmesi Bilgi Formu, Bebek Davranış Ölçeği-Çok Kısa Form Türkçe Uyarlaması ve Kısa Semptom Envanteri kullanılarak yüz yüze görüşme yöntemi ile toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS 24.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler, Bağımsız Örneklem t Testi, One Way Anova Analizi, Tukey testi, Ki-Kare Analizi, Pearson Momentler Çarpım Analizi ve Backward Stepwise Regresyon Analizi kullanılmıştır. Araştırmaya katılan annelerin yaşlarının ortalaması 30.34±5.04 yıldır. Annelerin aile tipine göre ilk altı ay sadece anne sütü ile besleme süreleri arasında anlamlı bir fark belirlenememiştir. Ancak eğitim, çalışma, gebeliğinde hastalık geçirmeme, doğum sonrası ilk 60 dk içinde emzirme durumlarına göre ilk altı ayda SAS ile beslenme süresi arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmıştır (p<0.05). Annelerin psikopatolojik özelliklerinden kişisel duyarlılık, depresyon, anksiyete bozukluğu ve hostilite ile bebeğin ilk altı ayda sadece anne sütü ile beslenme süresi arasında negatif yönde ilişki ve bebeğin mizaç özelliklerinden pozitif duygulanımı ile bebeğin ilk altı ayda SAS ile beslenme süresi arasında ise pozitif yönde ilişki olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Sonuç olarak, annenin psikopatolojik özellikleri bebeğin ilk altı ayda sadece anne sütü alma süresine olumsuz yönde etkilemektedir. Bebeğin pozitif duygulanımı ise ilk altı ayda sadece anne sütü ile beslenme süresini olumlu yönde etkilemektedir.

Anne sütüAnnelerBebek beslenmesi+5
Elif Bulut
Karadeniz Technical University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Korunmaya ihtiyacı olan 12-18 yaş grubu çocukların riskli sağlık davranışlarının ve akran baskısının değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı korunmaya ihtiyacı olan 12-18 yaş grubu çocukların riskli sağlık davranışlarını ve akran baskısını değerlendirilmektir. Araştırma, Trabzon Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü'ne bağlı Trabzon Çocuk Evleri Sitesi, Fatih Çocuk Evleri Sitesi ve Trabzon Çocuk Evleri Koordinasyon Merkezi Müdürlüğü'ne bağlı çocuk evlerinde araştırmaya gönüllü katılan 85 çocuk ile yürütüldü. Veriler çocukların kimlik bilgilerinin ve özel hayatlarının gizliliğine riayet edilerek, ses ve görüntü kaydı alınmaksızın ve fotoğraf çekimi yapılmaksızın, kurum yöneticilerinin gözetiminde ve denetiminde uygun tarih ve saat belirlenerek kurum işleyişi ve çocukların günlük yaşam programını aksatmayacak şekilde mesai saatleri içerisinde her çocukla araştırmacı trafından yüz yüze anket uygulanarak toplandı. Verilerin toplanmasında literatür ışığında ve müdürlük bünyesinde çalışan uzmanların görüşleri alınarak araştırmacılar tarafından oluşturulan "Tanımlayıcı Bilgi Formu", "Riskli Sağlık Davranışları Anketi" ve "Akran Baskısı Anketi" kullanıldı. Araştırmanın bulgularında; çocukların yaş ortalamasının 15.73±1.78, %54.1'inin kız, %34.1'inin kilo açısından riskli grupta olduğu saptandı. Çocukların %5.9'u genel sağlık durumunu kötü olarak algıladığını ve %64.7'si bir sağlık problemi olduğunu belirtti. Çocukların %61.2'sinin kahvaltı yapmadan okula gittiği, %68.2'sinin öğün atladığı saptandı. Çocukların %54.1'i tehlikeli sporlar yaptığını, %43.5'i düzenli uyku uyumadığını, %67.1'i tuvalete girmeden önce ellerini yıkamadığını ve %42.4'ü yemek yedikten sonra dişlerini fırçalamadığını belirtti. Çocukların %27.1'i doktora danşmadan ağrı kesici kullandığını, %20.0'ı sağlık personeline danışmadan diyet yaptığını, %14.1'i kilo vermek veya kilosunu korumak için kustuğunu ifade etti. Çocukların %21.1'si akran baskısı gördüğünü, %56.5'i kendisinden farklı düşünen akranlarıyla düşüncelerini paylaşmadığı, %34.1'i akranlarının onun düşüncelerine saygı göstermediğini, %37.6'sı akran grubunun dışına itilip yalnız kaldığını, %36.5'i akranlarının özel eşyalarına zarar verdiklerini belirtti. Sonuç olarak çocukların %49.4'ü genel sağlık durumunu orta düzeyde olarak algıladığını ve %21.2'si akran baskısı gördüğünü ifade ettiği saptandı.

AkranAkran baskısıKorunmaya muhtaç çocuklar+3
Zahide İyi
Karadeniz Technical University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik hastalığı olan çocukların annelerinin ateş konusundaki bilgi, tutum ve uygulamalarının değerlendirilmesi

Ateş, çocukluk döneminde en sık karşılaşılan problemlerden biridir ve genellikle tedaviye ihtiyaç duyulmayan, metabolizmanın bir savunma mekanizmasıdır. Fazla yüksek olmayan ateş esnasında, ateşin acilen düşürülmesi gerektiğini düşünen ebeveynler, özellikle anneler bu telaşlı durum sırasında çocuklarına hatalı ve gereksiz uygulamalarda bulunabilmektedirler. Annelerin ateş konusundaki bilgi düzeyleri ve ateşe yaklaşımlarının ortaya konması amacıyla yapılan bu çalışmada; hastanede yatan ve kronik hastalığı olan çocukların annelerinin ateş konusundaki bilgi, tutum ve uygulamaları incelenmiştir. Araştırmanın evrenini KTÜ Farabi Hastanesi çocuk servislerinde yatan ve aynı zamanda kronik hastalıklı olan çocukların anneleri oluşturmuştur. Örneklem için ise; uygulama sıklığı %50 ve sapma 0.05 ölçek alındığında, örneklem büyüklüğü 384 anne olarak belirlenmiştir. Çalışmamız 400 anne ile tamamlanmıştır. Araştırmanın verileri, anket yöntemiyle annelerle yüz yüze görüşülerek toplanmış ve anket formu uygulanmadan önce annelerin onayı alınmıştır. Annelerin %54.9'u ilkokul mezunu ve altı eğitime sahip olup, %30.0'ının normal vücut sıcaklığını bildiği tespit edilmiştir. Eğitim durumuna göre; ilkokul ve altı eğitime sahip annelerin %49.6'sı çocuğunun alnına dokunarak, üniversite mezunu annelerin ise %73.5'i dereceyle ateş ölçümü yaptıklarını ifade etmiştir. Annelerin %81.8'inin evinde derece bulundurduğu; ateşi %57.1'i koltuk altı, %0.7'si rektal, %8.0'ı timpanik, %3.7'si oral bölgeden ve %30.5'i ise alın bölgesinden ölçtüğünü belirtmiştir. Annelerin %33.7'si ateş yüksekliğinde ilk olarak çocuğun giysilerini çıkardığını, %18.3'ü de ateş düşürücü verdiğini söylemiştir. Annelerin %88.6'sının düşmeyen ateşte çocuğunu doktora götürdüğü belirlenmiştir. Annelerin %84.2'si ateş düşürücüyü doktor reçetesiyle aldığını ve %48.5'i de ateş düşürücü olarak parasetamolu kullandığını belirtmiştir. Eğitim durumuna göre üniversite mezunu annelerin %65.3'ü ateşin düşmemesi durumunda hastaneye başvurmayı tercih etmiştir. Çalışmaya katılan annelerin %62.8'i ateşle ilgili bildiklerini sağlık personelinden öğrendiğini ifade etmiştir. Annelerin %64.1'i ateşin çocukta havaleye neden olabileceğinden korktuğunu belirtmiştir. Bu durum annelerin ateşli çocuğa yaklaşımını olumsuz etkilemiş ve gereksiz hastane başvurusu yapmalarına neden olmuştur.

Ana-çocuk hemşireliğiAnnelerAteş+5
Serpil Boran
Karadeniz Technical University · Institute of Health Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Okul öncesi çocuklarda cinsel istismarı önlemeye yönelik yaratıcı drama yöntemiyle geliştirilen bedenim benim özelimdir eğitim programının etkinliğinin değerlendirilmesi

Amaç: Yaratıcı drama yöntemiyle geliştirilen Bedenim Benim Özelimdir Eğitim Programının 5-6 yaş grubu çocuklarda cinsel istismarı önlemeye yönelik bedeni tanıma ve beden güvenliği ile ilgili bilgi kazandırmaya etkisini belirlemektir. Yöntem: Ön test, son test deseninde kontrol gruplu deneysel bir çalışmadır. Ağustos 2018-Mart 2020 tarihleri arasında yürütülen araştırmanın veri toplama aşaması, Antalya'da iki bağımsız anaokulunda gerçekleştirilmiştir. Araştırma basit randomizasyon yöntemi ile belirlenen iki bağımsız anaokulundan biri girişim (anaokulu-1, n=44) ve diğeri kontrol (anaokulu-2, n=43) grubu olmak üzere 5-6 yaş grubu toplam 87 çocuk ile gerçekleştirilmiştir. Girişim grubundaki çocuklara araştırmacılar tarafından yaratıcı drama yöntemi ile geliştirilen Bedenim Benim Özelimdir Eğitim Programı 3 haftalık süreçte sekiz oturum şeklinde uygulanmıştır. "Çocuk ve Aile Tanıtım Formu" ve "Bedeni Tanıma ve Beden Güvenliği Bilgi Formu" ile toplanan veriler, Pearson Ki-Kare Testi, Fisher'ın Kesin Testi ve T testi ile analiz edilmiştir. P<0.05 anlamlı olarak kabul edilmiştir. Araştırmada etik kurul onayı ve kurum izinleri alınmıştır. Araştırmada çocuklarının katılmasını kabul eden ebeveynlerden aydınlatılmış onam ve çocuklardan da sözlü onam alınmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan çocukların (N=87) %55.2'sinin kız ve beş yaşında olduğu belirlenmiştir. Girişim grubunda özel bölgelerin doğru anatomik isimleri ön testte çok az çocuk (vajina/vulva %13.6, penis %2.3), son testte ise çoğunluğu (vajina/vulva %77.3, penis %68.2) tarafından doğru bilinmiş ve bu fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Kontrol grubunda ise ön testte (vajina/vulva %7.7, penis %0) ve son testte (vajina/vulva %11.5, penis %0) düşük oranlarda bilinmiştir. Girişim ve kontrol grubundaki çocukların çoğunluğu ön test ve son testte iyi/kötü dokunuş örnek olaylarına ilişkin doğru yanıtlar vermiştir. Girişim grubundaki çocukların bedenlerini korumaya yönelik "söyleme, yapma ve anlatma becerisi" bilgilerinde son testte istatistiksel olarak anlamlı bir artış görülmüştür Sonuç: Yaratıcı drama yöntemiyle geliştirilen "Bedenim Benim Özelimdir Eğitim Programının" 5-6 yaş grubu çocuklarda cinsel istismarı önlemeye yönelik bedeni tanıma ve beden güvenliği ile ilgili bilgi kazandırmada etkili olduğu kanıtlanmıştır. Anahtar Kelimeler: cinsel istismarı önleme eğitim programı, okul öncesi eğitim, okul öncesi çocuk, yaratıcı drama, hemşire

Duygu Kemer
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveyn-adölesan bağlanmasının adölesanın riskli davranışlarına etkisi

Araştırma ebeveyn-adölesan bağlanmasının adölesanın riskli davranışlarına etkisini belirlemek amacıyla yapıldı. Bu çalışmaya Nisan-Mayıs 2019 tarihleri arasında, Gümüşhane il merkezinde bulunan Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı devlet liselerinde eğitim gören 483 öğrenci katıldı. Araştırma verileri, tanıtıcı bilgi formu, ana-babaya bağlanma ölçeği ve riskli davranışlar ölçeği ile yüz yüze görüşme tekniği ile toplandı. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler, bağımsız gruplarda t testi ve Spearman korelasyon testi kullanıldı. Araştırmaya katılan adölesanların yaş ortalaması 16.78±0.04 yıl bulundu. Adölesanların annelerini çoğunun lise ve üzeri, babalarının yüksek okul ve üzeri mezun olduğu belirlendi. Adölesanların ana-babaya bağlanma puan ortalamaları 119.4±12.6, anneye bağlanma ölçeği puan ortalamaları 58.71±9.65 ve babaya bağlanma ölçeği puan ortalamaları 60.69±9.11 olarak saptandı. Adölesanların riskli davranışlar ölçeği toplam puan ortalaması 143.8±22.3, alt boyutlardan antisosyal davranışlar puan ortalaması 25.86±6.19, alkol kullanımı puan ortalaması 32.87±5.25, sigara kullanımı puan ortalaması 24.15±7.31, intihar eğilimi puan ortalaması 13.65±3.43, beslenme alışkanlıkları puan ortalaması 15.92±4.63 ve okul terki puan ortalaması 31.41±5.09 olduğu tespit edildi(p>0.05). Ebeveyn-adölesan bağlanması olumlu gelişen adölesanlarda, riskli davranışların az görüldüğü saptandı. Annenin eğitimi ile adölesanın gelir durumu algısının riskli davranışlar arasındaki farklarının istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulundu (p<0.05). Sonuç olarak hemşireler okullarda ergenlere ve ailelerine yönelik koruyucu ve önleyici kapsamda eğitimler düzenlemelidir. Riskli davranışlar gösteren adölesanların ailelerine olumlu bağlanmanın yeniden gelişmesi için uygulama yapılmalıdır.

Aile bağlarıAile içi ilişkilerAna-baba+4
Tuğba Yıldız
Karadeniz Technical University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Hayvan destekli uygulamanın acil serviste yatan çocuklarda korku üzerine etkisi: Randomize kontrollü bir çalışma

Amaç: Bu çalışmada acil serviste yatan çocukların korkuları üzerine hayvan destekli uygulamanın etkisinin belirlenmesi amaçlandı. Materyal ve Metot: Araştırmanın evrenini Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Hastanesi Çocuk Acil Servisinde müşahede alanında yatan çocuklar oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise araştırmaya dahil edilme kriterlerini taşıyan ve yaş grubu 5-7 olan çocuklardır (müdahale:35, kontrol:35). Veriler, örneklem büyüklüğüne ulaşana kadar Nisan-Haziran 2023 tarihleri arasında basit randomizasyon yöntemi ile toplanmıştır. Araştırmada ön-test ve son-test olarak Çocuk Korku Ölçeği (ÇKÖ) ve Çocuklarda Hemşirelik Girişimleri ve Kullanılan Materyallere Karşı Korku Ölçeği (ÇHGKMKKÖ) uygulanmıştır. Müdahale grubunda hayvan destekli müdahalede japon balığı kullanılırken, kontrol grubunda rutin bakıma devam edilmiştir. Veriler, yazılım paketi ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Müdahale ve kontrol grubunun %51,4'ü kızdır ve müdahale grubunun %20'si, kontrol grubunun %17,1'i evcil hayvan beslemektedir. Müdahale ve kontrol grubundaki çocukların ve ebeveynlerin tanımlayıcı özellikleri, ÇKÖ ve ÇHGKMKKÖ ön-test puan ortalamaları ve uygulanan hemşirelik girişimleri benzerlik göstermektedir (p>0,05). ÇKÖ son-test puan ortalamasının müdahale grubunda 0,26±0,56'ya, kontrol grubunda ise 1,09±1,22' ye düştüğü ve aralarında istatistiksel anlamlı fark olduğu bulundu (p<0,001). Müdahale grubunun ÇHGKMKKÖ toplam ve alt ölçek puan ortalamaları son-testte istatistiksel olarak ileri derecede anlamlı bir düşüş gösterdi (p<0,001), ancak kontrol grubuna göre aralarındaki fark anlamlı değildi (p> 0,05). Sonuç: Pediatrik acil hemşireleri, acil servisteki vakaları etkili bir şekilde tedavi etmek için korku değerlendirmesini ve yapılandırılmış kanıta dayalı hayvan destekli uygulamaları ihmal etmemelidir. Hemşirelik girişimlerinde materyal korkusunun azaltılması için çocukların gelişim düzeyine göre okullarda ve sağlık bakım ortamlarında terapötik oyunlar aracılığıyla farkındalık oluşturulmalıdır. Anahtar Kelimeler: akvaryum balığı, çocuk acil, hayvan destekli uygulama, hemşirelik girişimleri, korku, materyal.

Gülmelek Yılmaz
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İlaç uygulama tutum ölçeği Türkçe versiyonunun psikometrik özellikleri

Amaç: Bu çalışmanın amacı; İlaç Uygulama Tutum Ölçeğinin Türkçe Psikometrik Özelliklerinin değerlendirilmesidir. Yöntem: Bu çalışmanın örneklemini Dokuz Eylül Üniversitesi Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalında ameliyatı planlanan ebeveynler tarafından yapılmıştır. Veriler Mayıs 2019- Haziran 2019 tarihleri arasında toplanmıştır. Ölçeğin kapsam geçerliliği, çocuk sağlığı alanından 5 uzmanın görüşüne başvurularak değerlendirilmiştir. Verilerin analizinde korelasyon analizi, sayı/yüzde, t testi, faktör analizi ve cronbach α güvenirlik katsayısı yöntemleri çalışılmıştır. Bulgular: Ölçeğin tamamının cronbach α güvenirlik değeri 0.73 olarak bulunmuştur.. Ölçeğin ortalama puanı 54.21-+ 14.05 olarak saptanmıştır. Ölçekte taban ve tavan etki saptanmamıştır. Kaiser – Mayer- Olkin (KMO) kat sayısı 0.671, Barlett testi x2 değeri 507.510 ve p= 0.000 olarak saptanmıştır. Dört alt boyut varyansın 52.771'ini göstermektedir. Ölçeğin dört alt boyutunun cronbach alfa değerleri sırasıyla 0.71, 0.72, 0.50, 0.40 olarak saptanmıştır. Dört alt boyut toplam varyansın 52.771'ini açıklamaktadır. Ölçeğin birinci alt boyutunun faktör yükleri 0.300- 0.739 arasında değiştiği, ikinci alt boyutun 0.475-0.783 arasında değiştiği, üçüncü alt boyutun 0.656-0.701 arasında değiştiği ve dördüncü alt boyutun ise faktör yüklerinin 0.565-0.851 arasında değiştiği belirlenmiştir. Dört faktörlü modelin hesaplanan ki-kare değeri 165.90, serbestlik derecesi 95 ve p=0.000 olarak saptanmıştır. X2/ SD bölümü ise 1.746 olarak belirlenmiştir. Uyum indekslerinden CFI 0.86, RMSEA 0.075, IFI 0.87,GFI 0.86, NFI 0.84 ve NNFI 0.83 olarak saptanmıştır. Doğrusal Faktör Analizi sonucuna göre; ölçeğin birinci alt boyutunun faktör yüklerinin 0.41-0.65 arasında değiştiği, ikinci alt boyutunun 0.36-0.77 arasında değiştiği, üçüncü alt boyutunun 0.31-1.00 arasında değiştiği ve dördüncü alt boyutun 0.25-0.95 arasında değiştiği belirlenmiştir. Sonuç: Yapılan analizler ve değerlendirmeler sonucu İlaç Uygulama Tutum Ölçeği'nin geçerlik ve güvenirliği yüksek bulunmuştur. Bu sonuçlar göz önüne alındığında, geliştirilen bu ölçeğin, Türkiye'de yapılacak araştırmalar için başarıyla kullanılabileceğini göstermektedir. Anahtar kelimeler: Ağrı Kesici, İlaç Uygulama Tutum Ölçeği, Güvenirlik ve Geçerlik

AnaljeziklerGüvenilirlik ve geçerlilikTutum ölçekleri+3
Tülay Deniz
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuk acillerde aile merkezli bakım değerlendirme ölçeğinin türkçe geçerlilik ve güvenirliği

Amaç: Araştırma Rosenthal ve arkadaşları (2023) tarafından geliştirilen "Development and Psychometric Evaluation of a Caregiver Surveyto Assess Family-Centered Care in the Emergency Department" ölçeğinin Türkçe formunun geçerlilik ve güvenirliğini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Bu çalışma metodolojik kesitsel bir araştırmadır. Araştırmanın verileri etik kurul ile kurum izni alındıktan sonra, Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Eğitim ve araştırma hastanesi ve Tokat Zile Devlet Hastanesi'nden toplanmıştır. Örneklem grubunu çalışma kriterlerini karşılayan ve çalışmaya katılmayı kabul eden çocuklarını acile getiren 360 birincil bakım veren bireyden oluşturmaktadır. Veriler Birincil Bakım Verici Bilgi Formu ve Çocuk Acillerde Aile Merkezli Bakım Değerlendirme Ölçeği Türkçe Formu kullanılarak araştırmacı tarafından 10 Ekim 2023 ile 1 Mayıs 2024 tarihleri arasında toplanmıştır.Verilerin analizinde IBM SPSS (Statistical Packagefor Social Sciences) versiyon 23.0 ve IBM AMOS (Analysis of Moment Structures) versiyon 23.0 istatistik programları kullanılmıştır. Verilerin dağılımı Kolmogorov-Smirnov, basıklık (Skewness) ve çarpıklık (kurtosis) testleri ile analiz edilmiştir. Bulgular: Ölçeğin dil eşdeğerliliğin sağlanmasında çeviri geri çeviri tekniği tercih edilmiştir. Kapsam geçerliği Davis tekniği ve kapsam geçerlik indeksi (KGİ) kullanılarak sağlanmıştır. Ölçeğin kapsam geçerlik oranları (KGO) 0.81-1.00 arasında değişmektedir. KGİ değeri ise 0.95 olarak hesaplanmıştır.Ölçeğin yapı geçerliğinin test edilmesinde Açıklayıcı Faktör Analizi (AFA) ve Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) yapılmıştır. DFA modelinin uyum yeterliliği, maksimum olabilirlik yöntemi ile ve χ²/SD (Ki-kare/Serbestlik Derecesi), RMSEA (Root Mean Square Error of Approximation; Tahminin Kök Hata Kareler Ortalaması), SRMR (Standardized Root Mean Square Residual; Standartlaştırılmış Ortalama Karekök Artığı), NFI (Normed Fit Index; Normlaştırılmış Uyum Endeksi), AGFI (AdjustedGoodness of Fit Index; Düzeltilmiş Uyum İyiliği Endeksi), CFI (Comparative Fit Index; Karşılaştırmalı Uyum Endeksi) ve GFI (Goodness of Fit Index; Uyum İyiliği İndeksi) indeksleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Yapılan AFA sonucunda faktör yüklerinin 0.597 ile 0.783 arasında değiştiği ve varyans analizinin %48,82 olduğu bulunmuştur. Güvenirliğin değerlendirilmesinde ise, Cronbach alfa katsayısı, eş yarılar testi (split-half), madde analizi ve madde ayırt edicilik gücü indeksi kullanılmıştır. Ölçeğin Cronbach alfa güvenirlik katsayısı 0.897, iletişim/etkileşim boyutunun Cronbach alfa güvenirlik katsayısı 0.855 ve tıbbi bakım kararlarının alınması/verilmesi boyutunun Cronbach alfa güvenirlik katsayısı 0.817 olarak hesaplanmıştır. Sonuç olarak, eş değer yarıların korelasyon katsayıları Spearman-Brown Korelasyon Katsayısı (0,92) ile Guttman Eş Değer Yarılar Katsayısı (0,91) bulunmuştur. Spearman-Brown Korelasyon Katsayısının >0,70, Guttman Eş Değer Yarılar Korelasyon Katsayısının >0,70 olması eş yarılar arasındaki güvenirliğin yüksek olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla yapılan çalışmada ölçeğin güvenirliği kabul edilebilir düzeyde olduğu bulunmuştur. Sonuç: Çocuk Acillerde Aile Merkezli Bakım Değerlendirme Ölçeğinin Türkçe formu geçerli ve güvenilir olduğu tespit edilmiştir. Yürütülecek diğer araştırmalarda da kullanılması önerilmektedir.

Melisa Teke
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Hemşirelik öğrencilerine verilen web tabanlı çocuklarda ağrı yönetimi eğitiminin etkisi

Amaç: Bu çalışmanın amacı hemşirelik öğrencilerine verilen web tabanlı çocuklarda ağrı yönetimi eğitim programının etkinliğini değerlendirmektir. Yöntem: Araştırmada ön test-son test yarı deneysel tasarım kullanılmıştır. Araştırma Dokuz Eylül Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı'nda internlik eğitimini alan kontrol grubunda 39 ve girişim grubunda 45 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Kontrol grubu rutin internlik eğitimini almış, girişim grubuna dört modülden oluşan web tabanlı eğitim programı uygulanmıştır. Veriler Sosyodemografik Veri Formu, Pediyatrik Ağrı Yönetimi Bilgi Anketi ve Memnuniyet Anketi ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde bağımlı gruplarda t testi, iki ortalama arasındaki farkın önemlilik testi, Spearman korelasyon analizi, kovaryans analizi, güç analizi, etki büyüklüğü ve regresyon analizi kullanılmıştır. Çoklu bağıntı, VIF (Variance Inflation Factor), Tolerans ve Condition Index ile değerlendirilmiştir. Anketin alt boyutlarının birbiriyle ilişkisini gösteren modelin test edilmesinde Yapısal Eşitlik Modeli (YEM) kullanılmıştır. Bulgular: Girişim grubunun pediyatrik ağrı yönetimi bilgi düzeyi, "farkındalık", "fizyopatoloji" ve "kontrol" alt boyutlarına yönelik bilgi puanları, kontrol grubunun bilgi puanlarından anlamlı şekilde daha yüksektir (p<0.05). Web tabanlı eğitim ile bilgi puanı arasında orta düzeyde, pozitif yönde, ileri düzeyde anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Web tabanlı eğitim, bilgi düzeyindeki değişimin %56.6'sını açıklamış ve eğitim almak bilgi düzeyini 11.062 puan arttırmıştır. Literatür doğrultusunda oluşturulan YEM'de, web tabanlı eğitim ile "kontrol" alt boyut puanı arasında pozitif yönde güçlü bir ilişki olduğu saptanmıştır. Sonuç: Bu çalışma ile hemşirelik öğrencilerine verilen web tabanlı çocuklarda ağrı yönetimi eğitiminin öğrencilerin bilgi puanlarının yükselmesinde etkili olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Pediyatri hemşireliği; öğrenciler; eğitim; ağrı yönetimi

AğrıAğrı yönetimiHemşireler+4
Bahise Aydın
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Pet terapinin tip 1 diyabetli çocuklarda insülin uygulaması sırasında oluşan ağrıya etkisi

Yıldırım, C. (2018). Pet Terapinin Tip 1 Diyabetli Çocuklarda İnsülin Uygulaması Sırasında Oluşan Ağrıya Etkisi. İstanbul Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği ABD. Yüksek Lisans Tezi. İstanbul. Araştırma, pet terapinin tip 1 diyabetli çocuklarda ilk insülin uygulaması sırasında oluşan ağrıya etkisini belirlemek amacıyla yarı deneysel (randomize olmayan gruplarda son test kontrol gruplu) bir tasarım olarak gerçekleştirildi. Araştırmanın evrenini, İstanbul Sağlık Bilimleri Üniversitesi Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi çocuk endokrin servisine, Nisan 2017-Aralık 2017 tarihleri arasında başvuran 7-15 yaş arasındaki yeni tip 1 diyabet tanısı almış çocuklar oluşturdu. Örneklemini ise araştırmanın yapıldığı tarihlerde seçim kriterlerine uyan, yeni tanı almış tip 1 diyabetli toplam 60 (pet terapi=30; kontrol=30) çocuk oluşturdu. Araştırma bulguları, Bilgi Formu, Uygulama Kayıt Formu, Görsel Analog Skala/Visual Analog Scale (VAS), Yüz İfadeleri Ağrı Ölçeği-Revize Edilmiş/Facies Pain Scale-Revised (FPS-R) kullanılarak elde edildi. Veriler pearson ki-kare testi, t testi, Kolmogorow-Smirnow testi, Wilcoxon Signed Rank testi, Mann Whitney U testi ve ICC analizi ile değerlendirildi. %5 alfa hata payı ile yapılan güç analizinde çalışmanın gücü %99,9, etki büyüklüğü 1.36 (büyük etki) olarak bulundu (G*Power 3.1.9.2). Araştırma sonucunda; pet terapi ve kontrol grubundaki çocukların cinsiyet, kardeş sayısı, diyabet tanı yaşı ve yaş ortalamaları arasında anlamlı düzeyde farklılık olmadığı (p>,05); annelerin eğitim durumuna göre ise anlamlı düzeyde fark olduğu, pet terapi grubunda lise, kontrol grubunda ise ilköğretim mezunu annelerin yüksek oranda olduğu bulundu (p<,05). Pet terapi grubundaki çocukların ağrı puan ortalamasının (VAS= 1,13±1,36 puan, FPS-R= 1,07±1,34 puan) kontrol grubundakilere (VAS = 4,50±3,24 puan, FPS-R= 4,67±3,12 puan) göre ileri düzeyde anlamlı olarak düşük olduğu belirlendi (p<,001). Sonuç olarak, insülin uygulaması sırasında pet terapinin çocukların ağrısını azaltmada etkili olduğu saptandı. Anahtar Kelimeler: Hayvan Destekli Tedavi, Pet Terapi, Tip 1 Diabetes Mellitus, İnsülin, Ağrı

AğrıDiabetes mellitusDiabetes mellitus-tip 1+4
Cansu Yıldırım
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

8-12 yaş grubu çocukların kan alımı sırasında hissettikleri ağrı düzeyine kılavuz hayal yönteminin etkisi

Araştırma kılavuz hayal yönteminin 8-12 yaş grubu çocukların kan alımı sırasında hissettikleri ağrı düzeyine, nabız ve oksijen satürasyonu değerlerine etkisini belirlemek amacıyla randomize kontrollü deneysel olarak gerçekleştirildi. Araştırmanın evrenini Şubat 2017-Mart 2018 tarihleri arasında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı Çocuk Cerrahisi Kliniği kan alma odasına gelen çocuklar oluşturdu. Araştırmanın örneklemini, örneklem seçim kriterlerine uyan 150 çocuk oluşturdu (deney:75, kontrol:75). Araştırma verileri Bilgi Formu, Yüz İfadeleri Ağrı Ölçeği-Revize/Faces Pain Scale-Revised (FPS-R), Görsel Analog Skala/Visual Analogue Scale (VAS), Çocukların Korku Ölçeği/Children's Fear Scale (CFS), Uygulama Kayıt Formu aracılığı ile toplandı. Kan alma işlemi sırasında deney grubundaki çocuklara ses kaydı aracılığı ile oluşturulmuş kılavuz hayal yöntemi uygulandı. Kontrol grubundaki çocuklara kan alma işlemi ile ilgili rutin uygulamalar yapıldı. Çocukların korku ve ağrı düzeyi çocuk, ebeveyn ve gözlemci tarafından değerlendirildi. Ayrıca çocukların kan alma işlemi öncesi, sırası ve sonrası nabız ve oksijen satürasyonu değerleri ölçüldü. Kan alma işlemi sonrası kontrol grubundaki çocukların, ebeveynlerin ve gözlemcinin değerlendirdikleri ağrı puanı ortalamalarının deney grubunun değerlendirmelerinden istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğu belirlendi (p<0,01). Kontrol grubundaki çocukların kan alma işlemi öncesi, sırası ve sonrası nabız ortalamalarının, deney grubundaki çocuklara göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğu saptandı (işlem öncesi, sonrası p<0,01; işlem sırası p<0,05). Deney grubunun kan alma işlemi sırası ve sonrasındaki oksijen satürasyonu ortalamalarının kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğu bulundu (p<0,01). Bu araştırmanın sonucunda kılavuz hayal yönteminin kan alma işlemi sırasında çocukların ağrısını azaltmada etkili olduğu belirlendi. Anahtar Kelimeler: Ağrı yönetimi, çocuk, hemşirelik, kan alma, kılavuz hayal

Akut ağrıAna-çocuk hemşireliğiAğrı+4
Zeynep Erkut
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğrencilerinde siber zorbalık/ siber mağduriyet davranışları ve internet saldırganlığı düzeyleri- Zonguldak örneği

Bu araştırma da Zonguldak' ta ki ortaokul öğrencilerinde siber zorbalık /siber mağduriyet ve internet saldırganlığı düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırma betimsel bir araştırma olup, ilişkisel tarama yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. 2017-2018 Eğitim-Öğretim yılında, Zonguldak İli' nde bulunan üç ortaokulda ki 6 ve 7. Sınıflarında bulunan 1400 öğrenciden 872 tanesine ulaşılmıştır. Araştırma kapsamına alınan öğrencilere, 13 farklı soruyu içeren kişisel bilgi formu ve "Siber Zorbalık Ölçeği" ve "Siber Mağduriyet Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde, Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; çalışmaya katılan öğrencilerin %68' i 12-13 yaş aralığında, %51.8'i kız, %48.2'si erkek, ailelerin %84.9'u orta sınıf gelir durumuna ait, annelerin %36.7'si babaların ise %38.9'u lise mezunudur. Çalışmadaki öğrencilerin %79.72'si sosyal medya kullanıcısıdır. Yapılan analizlerde siber zorbalığı erkeklerin daha fazla yaptığı görülmüştür. Siber zorbalık yaş arttıkça artmakta iken, yaş azaldıkça siber mağduriyet artmaktadır. Ayrıca gelir durumu düşük ailelerin çocuklarında siber zorbalık artarken, annesi önlisans ve üniversite eğitim seviyesine sahip çocuklarda siber mağduriyet azalmaktadır. Öğrencilerin interneti kullanım amaçlarına göre oyun, sosyal sitelerde insanlarla tanışmak, araştırma ve ödev amacıyla interneti kullanan öğrencilerin bu amaçlarla internete girmeyenlere göre daha fazla siber zorba oldukları bulunmuştur. Sonuç olarak; çocuklara sanal risklerin anlatıldığı siber zorbalık ve mağduriyet kavramlarının açıklandığı eğitimler düzenlenmelidir. Anahtar Kelimeler: Siber zorbalık, Siber mağduriyet, Siber saldırganlık

MağduriyetOrtaokul öğrencileriSaldırganlık+3
Afide Akyüz
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Pediatri hemşirelerinin santral venöz kateter bakımı konusunda bilgi düzeylerinin belirlenmesi

Bu araştırma, pediatri kliniklerinde çalışan hemşirelerin santral venöz kateter bakımı ile ilgili bilgi düzeylerinin saptanması amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini Mayıs-Haziran 2019 tarihleri arasında Zonguldak ilinde bulunan Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi (68) ve Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi'nin (50) çocuk sağlığı ve hastalıkları birimlerinde görev yapan 118 hemşire oluşturmuştur. Çalışmada örneklem seçimine gidilmeyip, çalışmanın verilerinin toplandığı tarihlerde (Mayıs-Haziran 2019) çalışmanın örneklem ve uygulanma ölçütlerine uygun olan ve çalışmaya katılmayı kabul eden 88 hemşire ile çalışılmıştır. Evrenin %75.0'ına ulaşılmıştır (n=88). Verilerin toplanmasında hemşirelerin demografik özellikleri ve iş yaşamıyla ilgili özelliklerini belirlemeye yönelik kişisel bilgiler formu ve hemşirelerin santral venöz kateter bakımına ilişkin bilgi düzeyi formu kullanılmıştır. Yapılan istatistiksel değerlendirme sonucunda hemşirelerin santral venöz kateter bakımı bilgi puan ortalamalarının hemşirelerin yaş, cinsiyet, medeni durum, çalıştıkları kurum, çalıştıkları bölüm, çalıştıkları yıl ve santral venöz kateter bakımı vermiş olma durumlarına göre anlamlı bir farklılık göstermediği belirlenmiştir (p>0.05). Hemşirelerin santral venöz kateter hakkında bilgi alma ve eğitim durumlarına göre santral venöz kateter bakımı bilgi puan ortalamaları arasında anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0.05). Sonuç olarak hemşirelerin santral venöz kateter bakımı bilgi puan ortalaması 8.35+2.36 (0-12) olarak bulunmuştur.

Bilgi düzeyiHemşirelerHemşirelik+4
Hicran Türkkan
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yenidoğanın geçici takipnesi ile hastaneye yatırılan yenidoğanların ebeveynlerinin kaygı düzeyi ve etkileyen faktörler

Bu çalışma, yenidoğanın geçici takipnesi ile hastaneye yatırılan bebeklerin ebeveynlerindeki kaygı düzeyi ve ilişkili faktörlerin tespiti amacıyla kesitsel tanımlayıcı olarak gerçekleştirilmiştir. Şubat- Ağustos 2017 tarihleri arasında bir kamu hastanesinin yenidoğan yoğun bakım ünitesinde uygulanmıştır. Çalışma örneklemini 200 ebeveyn oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında Spielberg'in "Durumluluk ve Sürekli Kaygı Ölçeği" ile "Ebeveyn Bilgi Formu" ve "Bebek Bilgi Formu" kullanılmıştır. Çalışmada, ebeveynlerin durumluk kaygı düzeyleri (40.17±10.80) hafif, sürekli kaygı düzeylerinin (52.59±5.10) yüksek olduğu saptanmıştır. Annelerin ve babaların kaygı düzeyleri karşılaştırıldığında; süreklik kaygı düzeylerinde (p=0.009; p<0.01), babaların puanının annelerden daha yüksek olduğu görülmüştür. Ebeveynlerin bebeklerinin hastalığı hakkında, yeterince bilgilendirilme durumuna bakıldığında; bilgilendirilen ebeveynlerin durumluk kaygı puanının bilgilendirilmeyenlerden anlamlı düzeyde düşük (p=0001; p<0.01) olduğu belirlenmiştir. Ebeveynlerin bebeklerini ziyaret sırasında hissettikleri duyguya göre; durumluk kaygı puanları (p=0.001; p<0.01); üzüntü yaşayanların puanlarının, mutlu olanlardan (p=0.032) ve anksiyete yaşayanlardan (p=0.001) anlamlı düzeyde yüksek olduğu görülmüştür (p<0.05). Araştırma sonuçları YGT ile hastaneye yatırılan bebeklerin ebeveynlerinde kaygı düzeylerinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Ebeveyn, Kaygı, Yenidoğan, Yenidoğanın geçici takipnesi, Hemşire

Ana-babaAnksiyeteBebek-yenidoğmuş+2
Fatmanur Tekin
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi çocuklarda ebeveyn çocuk ilişkisinin internet kullanımı üzerine etkisi

Araştırma, okul öncesi eğitim kurumuna devam eden çocukların ebeveynleri ile olan ilişkilerinin internet kullanımları üzerine etkisini ortaya koymak amacıyla tanımlayıcı-ilişki arayıcı tipte yapılmıştır. Araştırmanın evrenini 27.03.2018-01.06.2018 tarihleri arasında Zonguldak İl Merkezinde Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı Merkez Ana Okulu'na kayıtlı 4-6 yaş arasında toplam 183 çocuk oluşturmuştur. Evrenin tamamına ulaşılması hedeflenmiş ve 142 çocuğa ulaşılmıştır. Araştırma verileri, Kişisel Bilgi Formu, İnternet Bağımlılığı Ölçeği, Aile-Çocuk İnternet Bağımlılığı Ölçeği, Çocuk-Anababa İlişki Ölçeği ile toplanmıştır. Çalışmamıza katılan ebeveynlerin çocukları, 4-6 yaş aralığında değişmekte olup ortalaması 5.08'dir. Ebeveynlerin cinsiyetlerine ve gelir durumlarına göre; Çocuk-Anababa İlişki Ölçeği-Çatışma puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmuştur (p<0.01). Çocuk sayısı, yaşı, ortalama internet kullanım süresi değişkeni ile Aile-Çocuk İnternet Bağımlılığı Ölçeği alt boyutları arasında; ebeveyn yaş değişkeni ile Aile-Çocuk İnternet Bağımlılığı Ölçeği-Yoksunluk alt boyutu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0.01). Çocuk-Anababa İlişki Ölçeği çatışma ve olumlu ilişki alt boyutu ile İnternet Bağımlılığı Ölçeği ve Aile-Çocuk İnternet Bağımlılığı Ölçeği bazı alt boyutları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmaktadır (p<0.01). İnternet Bağımlılığı Ölçeği tümalt boyutları ile Aile-Çocuk İnternet Bağımlılığı Ölçeği tüm alt boyutları arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır (p<0.01).

Aile içi ilişkilerAna-babaBağımlılık+3
Birgül Yaylacı
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelik eğitiminde üç boyutlu yazıcıların kullanımı: Fallot tetralojisini öğrenmede etkisi

Bu çalışma hemşirelik öğrencilerinin eğitiminde üç boyutlu yazıcıların kullanımının öğrenmeye etkisini ölçmek amacıyla deneysel çalışma olarak planlanmıştır. Çalışma Gümüşhane Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü'nde okuyan 35 kişiden oluşan bir kontrol ve 35'er kişiden oluşan iki deney grubundan oluşmaktadır. Verilerin toplanmasında kişisel bilgi formu, eğitim bilgi formu, memnuniyet formu ve ünite izlem formları kullanılmıştır. Kontrol grubunda ders müfredata uygun olarak sözel şekilde işlenmiştir. Deney gruplarından birine üç boyutlu modelle eğitim verilmiş, diğerine ise tam öğrenme modeline göre eğitim verilmiştir. Veriler SPSS 22 programı ile değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda son test sonuçları incelendiğinde gruplar arasında anlamlı farklılık saptanmıştır (p<0.01). Anlamlılığın hangi gruptan kaynakladığı incelendiğinde kontrol grubunda olguların bilgi düzeyleri 3b model grubundan ve tam öğrenme modeli grubundan anlamlı olarak düşük bulunmuştur (p=0.001; p<0.01); 3b model grubu ile tam öğrenme modeli grubu arasında da anlamlı farklılık saptanmamıştır (p>0.05). Eğitim sonrası 15. günün sonuçları incelendiğinde gruplar arasında yine istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmıştır (p<0.01). Anlamlılığın hangi gruptan kaynakladığı incelendiğinde kontrol grubu olgularının bilgi düzeyleri 3b model grubundan ve tam öğrenme modeli grubundan anlamlı olarak düşük bulunmuştur (p=0.001; p<0.01); 3b model grubu ile tam öğrenme modeli grubu arasında da anlamlı farklılık saptanmamıştır (p>0.05). Eğitim sonrası 30. günün sonuçları incelendiğinde gruplar arasında yine istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmıştır (p<0.01). Anlamlılığın hangi gruptan kaynakladığı incelendiğinde kontrol grubu olgularının bilgi düzeyleri 3b model grubundan ve tam öğrenme modeli grubundan anlamlı olarak düşük bulunmuştur (p=0.001; p<0.01); 3b model grubu ile tam öğrenme modeli grubu arasında da anlamlı farklılık saptanmamıştır (p>0.05). 3b model grubunun eğitimden memnuniyetleri 92.24±13.57 ortalamasıyla yüksek bulunmuştur.

Fallot tetralojisiHemşirelikHemşirelik araştırmaları+3
Nur Deniz Eyüpoğlu Karaoğlu
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Gebeliğin üçüncü trimesterinde olan annelere verilen web tabanlı bebek bakım eğitiminin doğum sonrası anne-bebek bağlanma düzeylerine etkisi

Gebeliğin üçüncü trimestrinde olan annelere verilen web tabanlı bebek bakım eğitiminin doğum sonrası anne-bebek bağlanma düzeylerine etkisinin araştırılması amaçlanan bu araştırma girişimsel klinik yarı deneysel tipte tasarlanmıştır. Araştırma Zonguldak ilinde Sağlık Bakanlığına bağlı bir hastanede gerçekleştirilmiştir. Verilerin toplanması Mart-Nisan 2018 tarihleri arasında gerçekleşmiştir. Deney grubunu 31 gebe, kontrol grubunu ise 23 gebe oluşturmuştur. Tüm gebelere "Bilgilendirilmiş Gönüllü Olur Formu", "Gebelerin Sosyo-demografik Verileri formu, ön-son test soruları ve Maternal Bağlanma Ölçeği uygulanmıştır. Deney grubundaki primipar gebelere üç hafta, her hafta farklı bebek bakımı konularını içeren web tabanlı bebek bakımı eğitimi ve gebelere doğumu takiben 30–40 gün arasında maternal bağlanma ölçeği ve eş zamanlı son test soruları uygulanmıştır. Annelerin ön test karşılaştırmalarında deney grubunda yer alan annelerin ön test sorularını cevaplama medyan değeri 18.0, kontrol grubunda yer alan annelerin medyan değeri 21.0'dır. Mann Whitney U testine göre aralarındaki fark istatistiksel olarak anlamlıdır (p=0.048). Annelerin son test karşılaştırılmalarında, deney grubunda yer alan gebelerin medyan değeri 36.0, kontrol grubunda yer alan annelerin medyan değeri 26.0'dır. Mann Whitney U Testine aralarındaki fark istatistiksel olarak anlamlıdır (p=0.000). Deney grubunun maternal bağlanma ölçeği puanı medyan değeri 99.0 iken kontrol grubunun medyan değeri 94.0'dır. Yapılan Mann-Whitney U Testi sonucunda, müdahale ve kontrol grubu arasında bağlanma ölçeği puanları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlıdır (Mann-Whitney U: 46.500, p<0.05). Sonuç olarak deney grubundaki annelerin maternal bağlanmalarının kontrol grubuna oranla daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Primipar gebelere verilen web tabanlı bebek bakımı eğitiminin maternal bağlanmaya etkili olduğu görülmüş olup, hemşireler tarafından, bebek bakımı eğitimlerinin etkililiğinin artırılması için annelerin eksik olan bilgilerinin tespit edilip maternal bağlanma konusunda güçlendirilmelerinin sağlanması, önerilmektedir.

Ana-çocuk bağlılığıAnnelerGebelik+4
Buket Genç Rollas
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi çocuklarda oyun terapinin ayrılık kaygısı üzerine etkisinin değerlendirilmesi

Oyun döneminden sonra gelen okul öncesi dönem; çocukların biraz daha sosyalleşip grup ve sembolik oyunları ortak gerçekleştirdiği bir dönemdir. Bu yaş grubu çocukların sosyalleşmesini geciktiren önemli bir neden ayrılık kaygısıdır.Oyunun etkili olarak kullanıldığı oyun terapi bu çocuklarda sorunun çözümlenmesinde önemli bir yere sahiptir. Araştımanın amacı; okul öncesi çocuklarda oyun terapisinin ayrılık kaygısı üzerine etkisini değerlendirmektir. Araştırma ön test-son test kontrol gruplu deneysel bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini, Kozlu Merkez Anaokulu ve Kozlu Fatih Anaokulu'nda eğitim gören 3-5 yaş grubu 292 okul öncesi çocuk oluşturmuştur. Power analizine göre hesaplanan örneklem büyüklüğü deney grubunda 30; kontrol grubunda 30 toplam 60 okul öncesi çocuk üzerinde yapılmıştır. Verilerin toplanmasında; demografik bilgi formu, yeniden düzenlenen okul öncesi kaygı ölçeği ve yuva çocukları için ayrılma kaygı ölçeği (öğretmen formu) kullanılmıştır. Yuva çocukları için ayrılma kaygı ölçeği toplam puan ortalaması eğitim öncesi ve eğitim sonrası kendi aralarındaki değişim değerlendirildiğinde; deney grubunda olan çocukların eğitim sonrası ayrılık kaygısındaki düşüş kontrol grubuna göre daha fazladır. Her iki grupta da ayrılık kaygısındaki düşüş istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.000). Yeniden düzenlenen okul öncesi kaygı ölçeği toplam puan ortalaması ve alt maddeleri eğitim öncesi ve eğitim sonrası kendi aralarındaki değişim değerlendirildiğinde; deney grubunda olan çocukların eğitim sonrasında meydana gelen ayrılık kaygısındaki düşüş istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.000). Kontrol grubunda ise eğitim sonrasında meydana gelen düşüş istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (p>0.05). Sonuç olarak; anaokulunda eğitim gören okul öncesi çocuklara uygulanan oyun terapi programı, ayrılık kaygısını büyük ölçüde azalttığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Okul öncesi çocuklar, Ayrılık kaygısı, Oyun, Oyun terapi

AnksiyeteAyrılık kaygısıOkul öncesi eğitim+3
Öznur Yılmaz
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuk kliniklerinde çalışan hemşirelerin mizah tarzları ile tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkinin saptanması

Araştırma, Çocuk kliniklerinde çalışan hemşirelerin mizah tarzları ile tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkiyi saptamak amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırma kapsamına Zonguldak il merkezinde bulunan Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜ) Uygulama ve Araştırma Merkezi ve Zonguldak Kamu Hastaneler Birliği (ZKHB) Çocuk Hastalıkları ve Kadın Doğum Hastanesi'ndeki çocuk sağlığı ve hastalıkları kliniklerinde çalışan 135 hemşire alınmıştır. Araştırmada Sosyo-Demografik ve Mesleki Özellikleri saptamaya yönelik Anket formu, Maslach Tükenmişlik Ölçeği ve Mizah Tarzları Ölçeği kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen bulguların değerlendirilmesi için SPSS 24.0 paket programı kullanılmıştır. Hemşirelerin %44.4 ünün meslekten dolayı kendini tükenmiş hissettiği saptanırken, MTÖ alt boyut puan dağılımına baktığımızda "duygusal tükenme" düzeyi (9.180 ± 4.444); "duyarsızlaşma" düzeyi (2.960 ± 2.313); "düşük kişisel başarı hissi" düzeyi (20.150 ± 4.134) olduğu görülmüştür. Hemşirelerin "katılımcı mizah" düzeyi (4.482 ± 0.743); "kendini geliştirici mizah" düzeyi (4.044 ± 0.865); "saldırgan mizah" düzeyi (3.121 ± 0.812); "kendini yıkıcı mizah" düzeyi (3.607 ± 0.888) olarak saptanmıştır. Tükenmişliği önleme de mizahın etkisine bakıldığında, mizahın tükenmişliği etkilediğini düşünen hemşireler kendilerini daha başarılı hissetmektedirler ve bu hemşirelerin olumlu mizah tarzı olan katılımcı ve kendini geliştirici mizah puanları, tükenmişliği önlemede mizahın etkili olmadığını düşünen hemşirelerden yüksek bulunmuştur (p<0.05). Olumsuz mizah olan saldırgan mizah puan ortalamaları ise tükenmişliği önlemede mizahın etkili olmadığını düşünen hemşireler de daha yüksek bulunmuştur ve saldırgan mizah puanı arttıkça duygusal tükenme duyarsızlaşma puanı da artmaktadır (p<0.05). Kendini geliştirici mizah alt boyutu puanı arttıkça ise düşük kişisel başarı hissi alt boyutu alt boyutu puanı da azalmaktadır.

HemşirelerHemşirelikHemşirelik araştırmaları+5
Damla Ünal
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Nebülizatör tedavisi alan 3-6 yaş grubu çocuklarda oyuncak tipi nebülizatör ile verilen eğitimin etkinliğinin değerlendirilmesi

Araştırma, 3-6 yaş grubu nebülizatör ile tedavi alan çocukların annelerine oyuncak tipi nebülizatör ile verilen uygulama eğitiminin etkisini değerlendirmek amacıyla yapılan randomize kontrollü bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini İstanbul Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi çocuk kliniklerinde, Ekim 2016 ile Ocak 2018 tarihleri arasında nebül tedavisi alan 3-6 yaş çocuklar ve anneleri oluşturmuştur. Örnekleme vaka alma kriterlerine uygun, ölçek geçerliliği için 60 çocuk ve tez çalışması için 60 çocuk ve annesi alınmıştır. Araştırmaya dahil edilen çocuklar ve anneleri randomize kontrollü olarak 30 kişilik iki gruba ayrılmıştır (Deney ve Kontrol grubu). Çocukların ve annelerin sosyodemografik özelliklerini belirlemek için Tanıtıcı Bilgi Formu, çocukların işlem öncesinde hissettikleri anksiyeteyi değerlendirmek için Çocukların Duygusal Dışa Vurumunu Değerlendirme Ölçeği kullanılmıştır. Annelerin nebülizer ilaç kullanma becerileri bir skala aracılığıyla, anksiyeteleri "Durumluk ve Sürekli Kaygı Ölçeği" ile değerlendirilmiştir. Nebülizatör kullanımı konusunda kontrol grubundaki annelere hastanenin rutin eğitim prosedürü uygulanırken, deney grubundaki annelere ise oyuncak tipi nebülizatör ve el broşürü kullanılarak uygulamalı eğitim verilmiştir. Veriler SPSS 18 paket programı ile değerlendirilmiştir. Araştırma öncesinde araştırmaya dahil edilecek çocukların anksiyetesini değerlendirme aracı olarak kullanılacak ölçeğin geçerlik ve güvenirliği çalışılmış ve ölçek kullanılabilir bulunmuştur. Oyuncak tipi nebülizatör ile tedavinin çocukların anksiyetesi üzerinde olumlu etkisi olduğu gözlenmiştir (p<0.05). Annelere oyuncak tipi nebülizatörle verilen eğitimin, kullanma becerilerini olumlu yönde etkilediği (p<0.05), ancak anksiyete düzeyinde etkinliğinin olmadığı belirlenmiştir (p>0.05). Sonuç olarak bu çalışma; annelere oyuncak tipi nebülizatörle verilen eğitimin çocuğun anksiyetesini azalttığını ve annenin uygulama becerisini artırdığını göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Nebülizatör, Çocuk, Anksiyete

AnksiyeteHasta eğitimiHemşirelik bakımı+3
Merve Yanık
Zonguldak Bülent Ecevit University · Institute of Health Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Prematüre bebeği olan annelerin evde izleminin bebeğin bakımında yaşadıkları sorunlara, kaygı ve depresyon düzeylerine etkisi

Bu çalışma, prematüre bebeğe sahip olan primipar annelere taburculuk sonrası yapılan evde izlemin, bebekte yaşanan sorunlar ile annenin depresyon ve kaygı düzeylerine etkisini incelemek amacıyla öntest-sontest kontrol gruplu yarı deneysel tipte tasarlanmıştır. Çalışmaya, bir üniversite hastanesinde 37 gebelik haftasının altında doğan ve araştırmaya dahil edilme kriterlerine uyan 80 prematüre yenidoğan bebek ve onların anneleri dahil edilmiştir. Araştırmaya katılmayı kabul eden anneler ve bebekleri, rasgele-sırasıyla araştırma ve kontrol grubuna dahil edilmiştir. Veriler, 01.06.2015-01.07.2016 tarihleri arasında aileye ve bebeğe ilişkin sosyo-demografik veri toplama formu, prematüre bebeği olan annelerin evde bebek bakım gereksinimlerini değerlendirme formu, Edinburgh Doğum Sonrası Depresyon Ölçeği, Spielberg Durumluk Kaygı Envanteri kullanılarak toplanmıştır. Örnekleme alınan araştırma grubu annelere (n=40) doğumdan sonraki 1, 2, 3. haftalarda ve 40-42. günler arasında olmak üzere toplam 4 kez ev ziyareti yapılmış, Kuzey Amerika Hemşirelik Tanıları Birliği Hemşirelik Tanılama Sistemi ve Hemşirelik Girişimleri Sınıflaması kullanılarak bakım verilmiştir. Kontrol grubu annelere (n=40) ise hastanede verilen hemşirelik bakımı, eğitim ve danışmanlık dışında bir uygulama yapılmamıştır. Doğumdan sonraki ilk 24 saat içersinde tespit edilen hemşirelik tanıları açısından araştırma ve kontrol grupları arasında bir fark bulunmazken (p>0,05), 40-42. günler arasında yapılan ev izlemlerinde annelerde benlik kavramında rahatsızlık dışında tüm hemşirelik tanılarında, bebeklerde ise diaper dermatiti, oral müköz memranda bozulma, gereksinimden az beslenme, bebek davranışında dizorganizasyon, uyku örüntüsünde bozulma, umbilikal kord enfeksiyonu, aspirasyon riski ve travma riski hemşirelik tanılarında araştırma ve kontrol grupları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0,05). Araştırma grubunda doğum sonrası ilk 24 saat içerisindeki ve 40-42. günler arasındaki depresyon puan ortalamalarında azalma gözlenirken, kontrol grubunda istatistiksel olarak anlamlı bir artış (p<0,05) bulunmuştur. Kontrol grubu annelerin 40-42. günde yapılan izlemlerde doğum sonrası depresyon riski taşıdıkları görülmüştür. Durumluk kaygı düzeyi araştırma grubu annelerde 40-42. günde hafif iken kontrol grubu annelerde orta düzeyde bulunmuş, iki grup arasında fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.05). Bu sonuçlar doğrultusunda, ilk bebeği prematüre olan annelerin evde bebek bakımında yaşadıkları sorunlar, depresyon ve kaygı düzeylerinin azaltılması için en az 40-42 gün boyunca evde izlenerek hemşirelik bakımı verilmesi önerilmiştir. Anahtar kelimeler: Prematüre bebek, ev izlemi, kaygı, depresyon, bebek bakımı

Ana-çocuk hemşireliğiAnksiyeteAnneler+5
Nebahat Bora Güneş
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Astımlı çocuk ve adölesanların öz-etkililiklerinin yaşam kalitesine etkisi

Bu araştırma; astımlı çocuk ve adölesanların öz-etkililiklerinin yaşam kalitesine etkisini incelemek amacıyla yapılan bir tanımlayıcı alan araştırmasıdır. Araştırmanın örneklemini, Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Solunum-Alerji Polikliniği'nde takip edilen daha önce astım tanısı almış, 10-18 yaşları arasında, 137 astımlı çocuk ve adölesan oluşturmuştur. Araştırmanın yürütülebilmesi için Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Etik Kurul'undan, ve araştırmanın yapıldığı kurumdan yazılı, çocukların ailelerinden ise sözel izin alınmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından oluşturulan "Astımlı Çocuk ve Adölesan Bilgi Formu", poliklinik ziyaretlerinde astımlı çocuk ve adölesanların izleminde "Astımlı Çocuk ve Adölesanlar için Öz-Etkililik Ölçeği (AÇAÖÖ)" ve "Çocuklar İçin Astım Yaşam Kalitesi Ölçeği (ÇAYKÖ)"kullanılmıştır. Ölçeklerin kullanılabilmesi için yazarlardan yazılı izin alınmıştır. Verilerin analizi SPSS for Windows 16.0 paket programında yapılmıştır. Tanımlayıcı istatistikler ortalama ± standart sapma; demografik değişkenler sayı ve yüzde; ölçekler ve alt boyutlar ise minimum-maksimum değerler olarak gösterilmiştir. Öz-etkililik ile yaşam kalitesi ve alt boyutları verilerinin incelemesinde korelasyon analizi yapılmıştır. İstatistiklerin anlamlılığı için yanılma düzeyi 0.05 olarak kabul edilmiştir. Araştırma sonucunda astımlı çocuk ve adölesanların % 34.3'ü kız, % 65.7'si erkek, yaş ortalamaları 13.7±2.2'dir. Astımlı çocuk ve adölesanların %35.8'sinin evde, okulda, sokakta sigara dumanına maruz kaldığı; evde %21.2'sinin evcil hayvan beslediği; %77.4'ünün 1-50 ay arasında astım tanısı ile takip edildiği belirlenmiştir. Astımlı çocuk ve adölesanların % 19'unun son bir yılda astım nöbeti geçirdiği, %16.1' inin en az bir kez "orta" ve "hafif" şiddette astım nöbeti geçirdiği, %33.6'sının astım nedeniyle hastaneye yattığı ve %89.8'inin astım ilaçlarını düzenli kullandıkları belirlenmiştir. Astım nöbetini tetikleyen faktörlerin %34.3'ünde polenlerin, %27.7'sinde ev tozu akarının, %16.8'inde hayvanların olduğu saptanmıştır. Astımlı çocuk ve adölesanların hastalıkları süresince %36.5' inin astım eğitimi aldıkları ancak ailelerin %70.8'i aldıkları astım eğitiminin yeterli olmadığını belirtmişlerdir. Astımlı çocuk ve adölesanların %35.8'inde gündüz "öksürük", %30.7' sinde gece "öksürük" belirtileri varlığı belirlenmiştir. Ayrıca koşma, egzersiz ve fiziksel aktivite sonrasında %46'sının ataklarının (öksürük, nefes darlığı, hışıltı) olduğu görülmüştür. Astımlı çocuk ve adölesanların ÇAYKÖ puan ortalamaları; "belirtiler" puanı (55.16±1.30); "faaliyet kısıtlanması" puanı: (23.35±5.03); "duygusal işlev" puanı: (45.73±9.34) ve toplam "ÇAYKÖ" puanı (124.24±24.64) olarak, "Astımlı Çocuk ve Adölesanlar için Öz-Etkililik Ölçeği" puan ortalamaları; "tıbbi bilgiler puanı" (26.00±7.62); "çevresel faktörlere yönelik yönetim becerileri puanı" (30.53±5.21); "problem çözme becerileri puanı" (22.88±4.69) ve toplam "Astımlı Çocuk ve Adölesanlar için Öz-Etkililik Ölçeği" puanı ise (79.41±15.65) olarak bulunmuştur. Çalışmamızda astımlı çocuk ve adölesanların öz-etkililik düzeyleri ile yaşam kalitesi alt boyutu olan "belirtiler" (r: -0.083, p: 0.33) ve "toplam yaşam kalitesi" (r: -0.035, p:0.68) düzeyleri arasında negatif yönlü, çok zayıf ve anlamsız (p>0.05) bir ilişki saptanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, astımlı çocuk ve adölesanların toplam yaşam kalitesi ve alt boyutlarının puanları orta ve üst düzeyde; öz-etkililik ve alt boyutlarının puanları ise orta düzeyde belirlenmiştir. Astımlı çocuk ve adölesanların öz-etkililik ve yaşam kalitelerinin arttırılması için tanı aşamasında başlayarak, hemşirelerin yazılı ve görsel eğitim materyali kullanarak bilgi vermeleri, eğitimlerin düzenli olarak sürdürülmesi ve bu eğitime mutlaka ailenin de katılması önerilmiştir.

Duygu Karaarslan
Ege University · Institute of Health Sciences
2015
20
DoctorateOpen AccessTR

Topuk kanı alma işlemi uygulanan prematüre bebeklerde gelişimsel destekleyici pozisyonların bebeğin ağrısı, stresi ve konforuna etkisi

Amaç: Bu araştırma, prematüre bebeklere topuk kanı alma sırasında bebeği çevreleyerek verilen gelişimsel destekleyici pozisyonların bebeğin ağrısına, stresine ve konforuna etkisini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Yöntem: Araştırma, tek grupta ön test-son test desenli deneysel bir çalışmadır. Araştırmaya 30-36. gebelik haftasında doğmuş olan 33 prematüre bebek alınmıştır. Araştırma verileri, Bebeği Tanıtıcı Bilgi Formu, Hasta Takip Formu, Yenidoğan Konfor Davranış Ölçeği (YKDÖ), Yenidoğan Bebek Ağrı Ölçeği (NIPS) ile toplanmıştır. Topuk kanı alma işlemi sırasında 3. günde supine, 4. günde prone pozisyonu çarşaf veya havlu kullanılarak verilmiştir. Prematüre bebek verilen pozisyonda 30 dakika izlenmiştir. Daha sonra topuk kanı alma işlemi başlatılmıştır. Prematüre bebekler topuk kanı alma işlemi süresince kameraya kayıt edilmiştir. İşlem sonrası videolar, iki uzman öğretim üyesi (gözlemci) tarafından ölçekler kullanılarak değerlendirilmiştir. İşlem öncesi, işlem sırası ve işlem sonrası oksijen satürasyonu ve kalp atım hızı kayıt edilmiştir. Ayrıca ağlama süresi kayıt edilmiştir. İşlem öncesi 5. dakika ve işlem sonrası 30. dakikada tükürük örneği alınmıştır. Tükürük örnekleri santrifüj işleminden sonra -80 ˚C'de dondurulmuştur. Veri toplama süreci bittikten sonra Salımetrıcs Cortizol Elisa Kit ve Salımetrıcs Melatonin Eliza Kit ile tükürük analiz işlemi yapılmıştır. Verilerin analizinde Power analizi, Shapiro-Wilk analizi, Wilcoxon Testi, McNemar Test, Mann-Whitney U Test, Kruskal-Wallis Test, Sınıf İçi Korelasyon Katsayısı (ICC) uygulanmıştır. Bulgular: İşlem sırası oksijen satürasyonu prone pozisyonunda anlamlı daha düşük (p<0.05), kalp atım hızı açısından anlamlı fark belirlenmemiştir (p>0.05). Prone pozisyonunda ağlama süresi daha kısadır (p<0.000). Her iki gözlemci için NIPS puanı, YKDÖ puanı, ağrı tahmini ve distres tahmini puanları açısından iki pozisyon arası anlamlı fark vardır (p<0.000). Prone pozisyonunda işlem öncesi ve sonrası tükürük kortizol düzeyleri anlamlı olarak daha az (p<0.000) melatonin değerleri açısından pozisyonlar arasında anlamlı fark belirlenmemiştir (p>0.000). Sonuç: Prone pozisyonu prematüre yenidoğanlarda ağrıyı azaltıcı, konforu arttırıcı ve stresi azaltıcı bir etkiye sahiptir ve ağrıyı azaltmada ilaç dışı bir yöntem olarak kullanılabilir. Anahtar Kelimeler: prematüre bebek; ağrı; konfor; stres; kortizol düzeyi; melatonin düzeyi.

HemşirelikHemşirelik bakımıÇocuk sağlığı+1
Ayşe Kahraman
Ege University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Term bebeklerde topuk kanı alınmasında manuel lanset ile otomatik lansetin ağrı düzeyine etkisinin incelenmesi

Term Bebeklerde Topuk Kanı Alınmasında Manuel Lanset ile Otomatik Lansetin Ağrı Düzeyine Etkisinin İncelenmesi Amaç: Bu araştırma term bebeklerde topuk kanı alınmasında manuel lanset ile otomatik lansetin ağrı düzeyine etkisini incelemek amacıyla yürütülmüştür. Yöntem: Araştırma kesitsel, analitik, deneysel bir çalışmadır. Araştırmaya ≥37 gebelik haftasında doğmuş olan 60 term bebek alınmıştır. Topuk kanı alma işlemi tek günlerde manuel lanset ile, çift günlerde otomatik lanset ile gerçekleştirilmiştir. Tüm bebeklerde ponksiyon sol topuğun lateralinden yapılmıştır. Nabız sayısı ve oksijen saturasyonu pulse oksimetre ile ölçülmüştür. Tüm topuk kanı alma işlemleri video kamera ile kayıt edilmiştir. Bebeklerin ağrı düzeyi iki uzman hemşire tarafından videolar izlenerek NIPS(Neonatal Infant Pain Score) ile değerlendirilmiştir. Ayrıca bu çalışmada topuğa uygulanan ponksiyon sayısı, kanın tüpe alınma süresi, bebeklerin ağlama durumu, test tekrar gerekliliği, kan bilirübin düzeyi, kan hematokrit değeri ve işlemden 4 saat sonraki topukta meydana gelebilecek komplikasyonlar (ısı artışı, sertlik, ödem, kızarıklık, morarma) değerlendirilmiştir. Verilerin analizinde Wilcoxon Testi, Ki-Kare Testi, Mann-Whitney U testi ve T-Testi uygulanmıştır. Bulgular: İşlem sonrası ortalama oksijen saturasyonu manuel lanset grubunda, otomatik lanset grubuna göre anlamlı derecede düşük olarak saptanmıştır (P<0.001). Ortalama nabız sayısı manuel lanset grubunda işlem sonrası, otomatik lanset grubuna göre anlamlı olarak yüksek saptanmıştır (P<0.05). Ağlayan bebek yüzdesi otomatik lanset grubunda manuel lanset grubuna göre anlamlı derecede düşüktür (P<0.001). Manuel lanset grubunda yeterli miktarda kan alabilmek için gerekli olan ponksiyon sayısı anlamlı derecede fazladır (P<0.001). Ortalama kanın tüpe alınma süresi otomatik lanset grubunda anlamlı düzeyde kısadır (P<0.001). İşlem sonrası komplikasyonlardan ısı artışı, sertlik ve ödem açısından iki grup arasında fark saptanmazken otomatik lanset grubunda kızarıklık (P<0.05), morarma (P<0.001) daha az izlenmiştir. Otomatik lanset grubunda NIPS ortalaması manuel lanset grubuna göre anlamlı derecede düşükür (P<0.001). Alınan kanlardan çalışılan kan hematokrit değeri otomatik lanset grubunda düşük iken (P<0.001), kan bilirübin düzeyi her iki grup arasında farklılaşmamıştır (P>0.05). Sonuç: Topuk kanı alma işleminde otomatik lanset kullanımı ağrı düzeyini, komplikasyon gelişimini, ponksiyon sayısını, kanın tüpe alınma süresini azaltmakta ve yenidoğanın işlem sırasındaki konforunu arttırmaktadır. Anahtar Kelimeler: yenidoğan; ağrı; lanset; topuk kanı.

Özlem Selime Merter
Ege University · Institute of Health Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Pediatrik hematoloji hastalarında santral venöz kateter enfeksiyonlarının önlenmesine yönelik hemşirelik stratejilerinin geliştirilmesi

Bu araştırma, santral venöz kateteri olan pediatrik hematoloji hastalarında kateter enfeksiyonlarını önlemek üzere geliştirilen hemşirelik stratejilerinin kateter enfeksiyonuna etkisini incelemek amacıyla 30 Haziran 2014-30 Nisan 2015 tarihleri arasında Ege Üniversitesi Çocuk Hastanesi Pediatrik Hematoloji Ünitesinde yürütülmüştür. Araştırmada geliştirilen hemşirelik stratejileri; kateter girişim adımlarının belirlenmesi, hemşirelerin kateter girişimlerini güvenilir olarak yapabilme durumlarının gözlenmesi, hemşirelere "Kateterle İlişkili Kan Dolaşımı Enfeksiyonlarının Kontrolü" eğitimi verilmesi, hemşirelerin tekrar gözlenmesi, katetere güvenli girişim sağlayabilmek amacıyla iğnesiz girişim aparatı ve alkol swab kullanımı, kateter pansumanında klorheksidin kullanılması, CHG-Tegaderm ve IV-Tegadermin enfeksiyon gelişiminde etkinliklerinin karşılaştırılması ve "Kalıcı Kateteri Olan Çocuk ve Aileleri İçin Evde Bakım Rehberi" geliştirilmesini içermektedir. Araştırmanın birinci aşamasının örneklemini 8 hemşire, ikinci aşamasınınkini 34 çocuk ve üçüncü aşamasınınkini ise tabakalı randomizasyon ile belirlenen 27 çocuk oluşturmuştur. Araştırmanın birinci aşamasında, ünitedeki tüm hemşirelerin katater girişimleri bir gün boyunca gözlenmiştir. Hemşirelere eğitim verilmiş, eğitimin etkinliği ön-son test ile değerlendirilmiştir. Her hemşire bir gün boyunca tekrar gözlenmiştir. Araştırmanın ikinci aşamasında, araştırmanın kateter enfeksiyonu oranlarının azaltılmasına etkisini değerlendirebilmek için, kateter enfeksiyonu oranı geriye dönük olarak hasta dosyalarından taranmıştır. Araştırmanın üçüncü aşamasında ise geliştirilen hemşirelik stratejileri uygulamaya konulmuş, hastalar randomize edilerek, çalışma grubuna CHG-Tegaderm, kontrol grubuna IV-Tegaderm uygulanmıştır. Yapılan gözlem ve eğitim sonucunda, hemşirelerin gözlem formlarından aldıkları puan ortalamaları ve eğitime ilişkin test puan ortalamalarının istatistiksel olarak anlamlı bir artış gösterdiği saptanmıştır. Retrospektif tarama sonucunda, hastaların %61.8'inde kateter enfeksiyonu geliştiği saptanmıştır. Kateterde üreyen mikroorganizmalar; KNS, P. aeruginosa, E. faecalis, E. coli, S. maltophilia, P. putida, C. freundii ve enterobacter'dir. Hastaların %28.5'inin kateteri enfeksiyon nedeniyle çıkarılmıştır. Hastaların %14.7'sinde çıkış yeri enfeksiyonu gelişmiştir. Randomize kontrollü çalışma sonucunda, çalışma grubundaki hastaların %28.6'sında, kontrol grubundaki hastaların %38.5'inde kateter enfeksiyonu geliştiği saptanmıştır. Çalışma grubundaki hastalarda çıkış yeri enfeksiyonu gelişmezken, kontrol grubundaki hastaların %15.4'ünde çıkış yeri enfeksiyonu gelişmiştir. Çalışma grubundaki hastalarda KNS, R. picketti ve E. cloaca, kontrol grubundaki hastalarda KNS, R. picketti ve B. cepacia etkeni üremiştir. Çalışma grubundaki hastaların %14.3'ünün, kontrol grubundaki hastaların %11.1'inin kateteri çıkarılmıştır. Kateter enfeksiyonu, çıkış yeri enfeksiyonu, üreyen mikroorganizma ve kateterin çıkarılma durumu açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Çalışma grubunda kateter enfeksiyonu gelişen hastaların tümünde Hickman kateter, kontrol grubunda kateter enfeksiyonu gelişen hastaların tümünde ise Port kateter takılı olduğu saptanmıştır. Kateter tipi açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Kateter enfeksiyonu gelişen ve gelişmeyen çalışma ve kontrol grubundaki hastalarda, kateter yerleşimi ve araştırmaya alınma tarihi arasındaki süre ortalaması, toplam kateter günü, tedavi aşaması, nötrofil değeri, nötropeni gelişme durumu, nötropeni süresi, bakteriyemi gelişme durumu, ateş süresi ve CRP değeri açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Araştırmanın ikinci aşamasında, kateter enfeksiyonu oranı ‰ 7.8, SVKİ-KDE oranı ‰ 3.7 ve çıkış yeri enfeksiyonu oranı ‰ 1.8'dir. Araştırmanın üçüncü aşamasında kateter enfeksiyonu oranı ‰ 4.2, SVKİ-KDE oranı ‰ 3.7 ve çıkış yeri enfeksiyonu oranı ‰1.7'dir. Kateterle ilişkili kan dolaşımı enfeksiyonlarını önlemeye yönelik geliştirilen hemşirelik stratejileriyle, araştırmanın ikinci ve üçüncü aşaması arasında, enfeksiyon oranında %46, SVKİ-KDE oranında %5 ve çıkış yeri enfeksiyonu oranında %5 azalma sağlanmıştır. Geliştirilen hemşirelik stratejilerinin kateter enfeksiyonu oranlarını azalttığı saptanmıştır

Gülçin Özalp Gerçeker
Ege University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuğu buhar inhalasyon tedavisi alan annelerin öz yeterlilik ve kaygı durumlarının buhar inhalasyon uygulamalarına etkisi

Amaç: Çocuğu buhar inhalasyon tedavisi alan annelerin öz yeterlilik ve kaygı durumlarının buhar inhalasyon uygulamalarına etkisini değerlendirmektir. Materyal ve Metot: Araştırma, Erzurum il merkezinde, Erzurum Kamu Hastaneler Birliği'ne bağlı olan Bölge Araştırma Hastanesi Çocuk Servisi'nde Ocak 2015 – Mart 2017 tarihleri arasında gerçekleşmiştir. Araştırmanın evrenini, veri toplama tarihleri arasında Erzurum Bölge Eğitim Araştırma Hastanesi çocuk servisinde yatan, buhar inhalasyon tedavisi alan 0-4 yaş arası çocukların anneleri (376 kişi) oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini; Aralık 2015-Mayıs 2016 tarihleri arasında çocuk servisinde yatan, çocukları buhar inhalasyon tedavisi alan, 0-4 yaş arası çocuk sahibi olan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 300 anne oluşturmuştur. Veriler; Veri Toplama Formu, Buhar İnhalasyon Uygulaması Kontrol Listesi, Durumluk Kaygı Ölçeği ve Öz-Etkililik-Yeterlik Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; ortalama, sayı, yüzdelik dağılımı, Kruskal Wallis varyans analizi, Mann-Whitney U testi, t testi, Anova ve korelasyon analizi kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmada, annelerin Öz-Etkililik-Yeterlik ölçeği toplam puan ortalamasının 79.60±15.23 ve Durumluk Kaygı ölçeği toplam puan ortalamasının 37.07±4.95 olduğu bulunmuştur. Ölçeklerin alt ve üst sınırları göz önünde bulundurularak annelerin Öz-Etkililik-Yeterlik düzeylerinin orta, Durumluk kaygı durumunun hafif düzeyde olduğu saptanmıştır. Annelerin Öz-Etkililik-Yeterlik ile Durumluk Kaygı Düzeyleri arasında ilişki olmadığı saptanmıştır (p>0.05) Sonuç: Annelerin; öz yeterlilik ve kaygı durumlarının, buhar inhalasyon uygulama aşamalarından bazıları (hortumun bir ucunun nebülizatöre diğer ucunun ise inhalasyon maskesinin altına yerleştirme, doğru dozda ilacı çocuk nefes alıp vermeye başlayınca hazneye boşaltma, çocuğa maskede ilaç kalmayıncaya kadar sakin nefes aldırma, uygulamadan sonra maskeyi uygun atık kutusuna atma) üzerine etkisinin olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Anne, buhar inhalasyonu, hemşire, kaygı, öz-yeterlilik.

AnksiyeteAnnelerHemşirelik+4
Ayşe Şahin
Atatürk University · Institute of Health Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Zihinsel engeli olan çocukların ebeveynlerinde içselleştirilmiş stigma, umutsuzluk ve yaşam doyumunun incelenmesi

Amaç: İçselleştirilmiş Stigma Ölçeği'nin Türk kültüründe geçerlilik ve güvenilirliğini sınamak, zihinsel engeli olan çocuğa sahip ebeveynlerin içselleştirilmiş stigma, umutsuzluk ve yaşam doyumlarını inceleyerek, etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metot: Birinci aşaması metodolojik, ikinci aşaması ise tanımlayıcı türde olan araştırma, Erzincan'da bütün özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde Nisan 2016 - Mayıs 2017 tarihleri arasında yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini araştırmaya katılmayı kabul eden, birinci aşamada 178, ikinci aşamada ise 203 ebeveyn oluşturmuştur. Veriler yüz yüze görüşme yöntemi ile Kişisel Bilgi Formu, İçselleştirilmiş Stigma, Beck Umutsuzluk ve Yaşam Doyumu Ölçekleri kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde, dil ve kapsam geçerliği, açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi, cronbach alfa katsayısı, tekrar test yöntemleri ve Mann Whitney-U testi, Kruskall Wallis Spearman korelasyon analizi kullanılmıştır. Bulgular: İçselleştirilmiş Stigma Ölçeği'nin dil ve kapsam geçerliği sağlanmıştır. Açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi sonucunda ölçeğin tek boyutlu bir yapı gösterdiği, faktör yüklerinin (0.585 - 0.857) uygun aralıkta olduğu Cronbach α katsayısının 0.965 olduğu saptanmıştır. Engelli çocuğun cinsiyeti, yaş grubu ve engel düzeyine göre ebeveynlerin İçselleştirilmiş Stigma, Beck Umutsuzluk ve Yaşam Doyumu ölçek puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı saptanmıştır (p>0.05). İçselleştirilmiş Stigma ile Beck Umutsuzluk arasında pozitif yönde, Yaşam Doyumu ile arasında ise istatistiksel olarak anlamlı negatif yönde ilişki bulunduğu tespit edilmiştir. Sonuç: Zihinsel engeli olan çocuğa sahip ebeveynlerde, içselleştirilmiş stigmanın ve umutsuzluğun azaltılması, yaşam doyumlarının ise arttırılması gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Çocuk, Ebeveyn, Hemşire, İçselleştirilmiş Stigma, Umutsuzluk, Yaşam Doyumu, Zihinsel Engel.

Ana-babaDamgalamaUmutsuzluk+5
Necla Kasımoğlu
Atatürk University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Yenidoğan bebeklerde topuk kanı alma sırasında oluşan ağrıyı azaltmada emzirme, kanguru bakımı ve cenin pozisyonunun etkisi

Yenidoğan Bebeklerde Topuk Kanı Alma Sırasında Oluşan Ağrıyı Azaltmada Emzirme, Kanguru Bakımı ve Cenin Pozisyonunun Etkisi Amaç: Bu çalışma, yenidoğan bebeklerde topuk kanı alma sırasında oluşan ağrıyı azaltmada emzirme, kanguru bakımı ve cenin pozisyonunun etkisini değerlendirmek amacıyla yapıldı. Materyal ve Metot: Araştırma, Kütahya Halk Sağlığı Müdürlüğü'ne bağlı Kütahya Merkez Evliya Çelebi, Yunus Emre ve Zafertepe Aile Sağlığı Merkezlerinde 10 Mart 2015-5 Temmuz 2017 tarihleri arasında yarı deneysel olarak yapıldı. Araştırmada, örneklem büyüklüğü güç analizi ile belirlendi. Çalışmaya alınan yenidoğanlar dört gruba ayrıldı. Emzirme grubundaki bebekler (n=35) işlemden beş dakika önce emzirildi ve topuk kanı alındı. Kanguru bakımı grubundaki bebeklere (n=35) işlemden beş dakika önce pozisyon verildi ve kan alma işlemine geçildi. Cenin pozisyonu grubundaki bebeklere (n=35) işlemden bir dakika önce pozisyon araştırmacı tarafından verildi ve topuk kanı alındı. Kontrol grubu bebeklerine (n=35) ise rutin işlem uygulandı. Veriler, 'Bebek ve Anneyi Tanıtıcı Bilgi Formu', 'Girişim Takip Formu' ve 'NIPS' ile toplandı. Verilerin değerlendirilmesinde; Ki Kare, ANOVA, Kruskal Wallis, Wilcoxon t testi, Student t testi ve Mann-Whitney U testleri kullanıldı. Araştırmada etik ilkelere bağlı kalındı. Bulgular: Araştırmada yenidoğan ve annelere ait demografik özellikler gruplar arası karşılaştırıldığında sadece annenin eğitim seviyesinde anlamlı fark olduğu bulundu (p<0.05). Gruplar arası fizyolojik parametreler karşılaştırıldığında girişim öncesi ve sonrası solunum ve oksijen saturasyon değerlerinde anlamlı fark bulundu (p<0.05). NIPS değerleri karşılaştırıldığında ise gruplar arası girişim sonrası ve her bir grubun kendi arasındaki ağrı puan ortalamaları arasındaki fark istatistiksel açıdan anlamlı bulundu (p<0.05). Sonuç: Araştırmada emzirme, kanguru bakımı, cenin pozisyonu uygulamasının gruplar arası karşılaştırılmasında ağrıyı azaltmada etkili olduğu, cenin pozisyonu grubunun ağrı puan ortalamasının diğer gruplara oranla daha düşük olduğu bulundu. Anahtar Kelimeler: Ağrı, cenin pozisyonu, emzirme, hemşirelik, kanguru bakımı, topuk kanı uygulaması, yenidoğan.

AğrıBebek-yenidoğmuşBebek-yenidoğmuş hastalıkları+6
Emel Avçin
Atatürk University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğrencilerine verilen temel ilk yardım eğitiminin etkinliğinin belirlenmesi

Amaç: Bu çalışma ortaokul öğrencilerine verilen temel ilk yardım eğitiminin etkinliğinin belirlenmesi amacıyla tek grupta ön test- son test yarı deneysel tasarımda yapılmıştır. Materyal ve Metot: Araştırma, Türkiye'de Van ili merkezinde bulunan üç ortaokulda 18 Nisan 2016- 05 Temmuz 2017 tarihleri arasında yapılmıştır. Çalışmanın evrenini, belirtilen üç ortaokulda 2015-2016 eğitim öğretim yılı bahar döneminde öğrenim gören 7. sınıf öğrencileri oluşturmuştur. Örneklem grubu seçimine gidilmeden, araştırmaya katılım konusunda veli ve öğrenci izni elde edilen tüm öğrenciler (N=391) araştırmaya dahil edilmiştir. Veriler, araştırmacı tarafından "Tanıtıcı Bilgi Formu" ve "İlk Yardım Eğitimi Bilgi Değerlendirme Formu" ile toplanmıştır. Çalışmada araştırmacı tarafından öğrencilere iki oturumdan (90 dakika) oluşan "temel ilk yardım eğitimi" verilmiştir. Eğitim öncesi, eğitim sonrası ve eğitimden iki hafta sonra olmak üzere öğrencilerin ilk yardım bilgi düzeyleri değerlendirilmiştir. Veriler, yüzdelik dağılımlar, ortalama, standart sapma, bağımsız gruplarda t-testi, varyans analizi, Kruskal Wallis Test ve Cronbach alfa katsayı hesaplaması ile analiz edilmişir. Araştırmanın yapılabilmesi için etik onay, resmi izin ve velilerden yazılı izinler alınmıştır. Bulgular: Çalışma kapsamına alınan öğrencilerin yaş ortalamasının 13.18±0.54, %51.2'sinin erkek ve %48.8'inin kız öğrenci olduğu bulunmuştur. Öğrencilerin ilk yardım bilgisi puan ortalamalarının ön testte 58.66±6.57, son testte 96.29±4.12 ve kontrol testte 95.26±5.05 olduğu ve istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Yaş ve cinsiyet değişkenlerinin ilk yardım bilgisi puan ortalamalarını etkilemediği (p>0.05), sosyoekonomik durumun ise etkilediği bulunmuştur (p<0.05). Sonuç: Ortaokul 7. sınıf öğrencilerine verilen temel ilk yardım eğitiminin öğrencilerin ilk yardım bilgi düzeylerini geliştirdiği saptanmıştır. Ayrıca öğrencilerin ilk yardım bilgi düzeyleri üzerinde yaş ve cinsiyet etkili olmadığı, sosyoekonomik durumun etkili olduğu bulunmuştur

Okul hemşireliğiOkullar-halk sağlığıOrtaokul öğrencileri+2
Mehmet Bulduk
Atatürk University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal fobi ve akran baskısının ergenlerde madde kullanımına etkisi

Amaç: Araştırma, sosyal fobi ve akran baskısının ergenlerde madde kullanımına etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metot: Araştırma Van ilinde bulunan 3 lisede 09 Kasım 2015 - 04 Temmuz 2017 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini, çalışmanın yapıldığı liselerdeki 9, 10, 11 ve 12. sınıflarda öğrenim gören öğrenciler oluşturmuştur. Çalışmada evrenin tamamına ulaşılmaya çalışılmıştır. Verilerin toplanmasında, Tanıtıcı Bilgi Formu, Çapa Çocuk ve Ergenler İçin Sosyal Fobi Ölçeği (ÇESFÖ) ve Akran Baskısı Ölçeği (ABÖ) kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesi SPSS 21.0 for Windows programında; uygun istatistiksel analizler kullanılarak yapılmıştır. Bulgular: Araştırmada; çalışmaya katılan öğrencilerin %40.2'sinin en az bir kez sigara, %8.5'inin alkol, %5.4'ünün ise daha önce uçucu madde kullanmayı deneyimlediği belirlenmiştir. Çalışmada kız öğrencilerin sosyal fobi puan ortalamaları (55.78±16.57) erkek öğrencilere (53.24±17.20) göre daha yüksek bulunmuştur. Okul başarı durumu kötü olan, yaşamı boyunca en az bir kez sigara kullanan, ilk kez sigarayı yakın arkadaşı ile deneyenlerin ve şu an sigara kullanmayanların sosyal fobi puan ortalamaları daha yüksektir. Alkollü içki kullanma deneyimi olmayanların ve halen alkol kullanmayanların sosyal fobi puan ortalamaları daha yüksektir. Sosyal Fobi Ölçeği puanı ile ergenin yaşı arasında negatif yönlü ilişki bulunmaktadır (p<0.05). Çalışmaya katılan erkek öğrencilerin akran baskısı puan ortalamaları (49.83±16.92) kız öğrencilere (41.83±10.07) göre daha yüksektir. Uçucu madde kullanma deneyimi, halen madde kullanma, ailede madde kullanma ve yakın arkadaşta sigara/alkol/uyuşturucu madde kullanımı olan öğrencilerin akran baskısı ölçeği puan ortalaması daha yüksektir (p<0.05). Akran Baskısı Ölçeği ile ergenin yaşı ve ilk sigara deneme yaşı arasında anlamlı ilişki bulunmaktadır. Çalışmada sosyal fobi ile akran baskısı arasında pozitif yönlü ilişki saptanmıştır (p<0.05). Sonuç: Araştırma sonucunda madde kullanımının ergenler arasında yaygın bir uygulama olduğu ve madde kullanımının gençlerin algıladıkları akran baskısı ve sosyal fobi üzerine birçok parametre açısından etkili olduğu görülmüştür. Çalışmada sosyal fobi puanı arttıkça akran baskısı puanının da arttığı belirlenmiştir.

AkranAkran baskısıErgenlik+2
Veysel Can
Atatürk University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Yenidoğan palyatif bakım tutum ölçeğinin Türkçe geçerlilik ve güvenirliği

Amaç: Bu araştırma, Yenidoğan Palyatif Bakım Tutum Ölçeği'nin Türkçe geçerlilik ve güvenirliğini test etmek amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metot: Metodolojik türde yürütülen bu çalışma, 10 Aralık 2014- 04 Temmuz 2017 tarihleri arasında Erzurum'da Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi, Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Nenehatun Kadın Doğum Hastanesi, Özel Buhara Hastanesi'nin yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde yapılmıştır. Evreni belirtilen ünitelerde çalışan hemşireler oluşturmuş; örneklem grubu seçimine gidilmeden evrenin tamamı ile çalışılmıştır (N=145). Kain ve ark. tarafından 2009 yılında geliştirilen ölçek, 26 tutum sorusundan oluşmaktadır. Geçerlilik ve güvenirlik analizinde; dil, kapsam, yapı geçerliliği ve güvenirlik analizleri kullanılmıştır. Veriler, SPSS 18.0 ve Lisrel 8.50 paket programı ile analiz edilmiştir. Bulgular: Ölçek maddelerine ait kapsam geçerlilik indeksi 0.8-1.0 arasında, KMO değeri 0.758 ve Barlett's testi sonucu χ²=415.127, p=0.000 olarak saptanmıştır. Temel bileşenler analizine göre ölçeğin orijinal formuna uygun şekilde üç boyutlu olduğu belirlenmiştir. Ölçek maddelerinin faktör yüklerinin 0.40'ın üzerinde olduğu ve açıklanan varyansın %55.51 olduğu bulunmuştur. Ölçeğin alt boyutlarının Cronbach alfa katsayısı; organizasyon alt boyutu için 0.692, kaynaklar alt boyutu için 0.710 ve klinik alt boyutu için 0.680 olarak belirlenmiştir. Sonuç: Yenidoğan Palyatif Bakım Tutum Ölçeği'nin orijinal ölçekle benzer bir yapıda, geçerlik ve güvenirliğinin yüksek olduğu ve hemşirelerin yenidoğanda palyatif bakıma yönelik tutumlarını belirlemede yeterli bir ölçüm aracı olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Geçerlilik, güvenirlik, hemşire, palyatif bakım, tutum, yenidoğan.

Bebek-yenidoğmuşBebeklerGüvenilirlik ve geçerlilik+3
Gamze Akay
Atatürk University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İşitme engelli çocukların topluma uyum sorunları ve umutsuzluk düzeylerinin belirlenmesi

IV ÖZET Tanımlayıcı nitelikte planlanan araştırma işitme engelli çocukların toplumsal uyum sorunları ile umutsuzluk düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemek ve sosyodemografık özelliklerle karşılaştırmak amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Erzurum Dede Korkut İşitme Engelliler İlköğretim okulunda 2000-2001 döneminde eğitim ve öğretim gören 13 yaş ve üzerindeki 50 öğrenci oluşturmaktadır. Örnekleme yönetimine gidilmeden evrenin tamamı araştırma kapsamına alınmıştır. Veriler işitme engelli öğrencilerin sosyodemografık özelliklerini (13soru) ve toplumsal uyum sorunlarını (15 soru) belirlemek için toplam 28 sorudan oluşan bir soru formu, ayrıca umutsuzluk düzeylerini tespit etmek amacıyla Beck Umutsuzluk Ölçeği (20 soru) ile toplanmıştır. Verilerin analizinde yüzdelik, Ki-kare, Fisher's Ki-kare Mann Whitney U(MWU), Kruskall Wallis (KW) testleri kullanılmıştır. Araştırma kapsamına alman işitme engelli öğrencilerin %74'ünün 13-15 yaş grubunda % 18. 'inin erkek olduğu saptanmıştır. Annelerin tamamının (%100) ev hanımı olduğu babaların ise %64'ünün işçi olduğu yine annelerin %54'ünün, babaların %58'inin ilkokul mezunu olduğu belirlenmiştir. Ailelerin %68'inin düşük gelir seviyesine sahip olduğu, %38'inin Erzurum dışındaki illerde yaşadıkları saptanmıştır. İşitme engelli öğrencilerin %42'inin işitme cihazı kullandığı, %58'inin dudak okumayı bildiği saptanmış, dudak okumayı bilen öğrencilerin %79.3'ünün, işitme cihazı kullanan öğrencilerin de %81'inin insanlarla kaynaşabildikleri belirlenmiştir. Araştırma kapsamına alınan öğrencilerin tamamı (%100) topluma uymanın gerekli ve önemli olduğunu ifade etmişlerdir. İşitme engelli öğrencilerin umutsuzluk ölçeğinden aldıkları ortalama puan ve standart sapması 8.50±4.53 olarak bulunmuştur. Kız öğrencilerin umutsuzluk puan ortalamaları 9.44±4.27 olarak bulunmuş gruplar arasındaki farkın anlamlı olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Yaş, kardeş sayısı, anne babanın eğitimi, babanın mesleği, aylık gelir düzeyi, aile tipi ve ailenin yaşadığı yerin umutsuzluk düzeyini etkilemediği tespit edilmiştir (p>0.05). İşitme cihazı kullanma, sosyal faaliyetlere katılma, insanlarla kaynaşma, arkadaşlarına güven duyma durumunun umutsuzluk düzeyini etkilediği belirlenmiştir (p<0.05). İşitme engelli öğrencilerin %54.6'smm sağlık konularında ailelerinden bilgi aldıkları,%58'inin hemşirelerden ilgi ve sabır bekledikleri saptanmıştır. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda bazı öneriler getirilmiştir.

Yazgül Küçük
Atatürk University · Institute of Health Sciences
2001
00
DoctorateOpen AccessTR

Hiperbilirubinemi nedeni ile hastaneye yatırılan yenidoğanların annelerinin kaygı düzeyi, etkileyen faktörler ve bilgilendirmenin kaygıyı azaltmadaki rolü

ÖZET Bu çalışma hiperbilirubinemi nedeni ile hastaneye yatırılan yenidoğanlarm annelerinin kaygı düzeyleri, kaygı düzeylerini etkileyen faktörler ve bilgilendirmenin kaygıyı azaltmadaki rolünü belirlemek amacıyla yarı deneysel olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın verileri 6 Mayıs 2001-19 Mart 2002 tarihleri arasında 40' i deney 40'ı kontrol grubu olmak üzere Atatürk Üniversitesi Yakutiye Araştırma Hastanesi Yenidoğan Ünitesine başvuran toplam 80 anneden soru formu ve Spielberger'in Durumluk-Sürckli Kaygı Envanteri aracılığı ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde yüzdelik, ki-kare önemlilik testi, t testi, kruskal wallis varyans analizi, mann whitney-u testi kullanılmıştır. Çalışmanın başında her iki gruptaki annelerin grup içi durumluk kaygı puan ortalamaları ile sürekli kaygı puan ortalamaları arasındaki farkın önemli olduğu (p<0.001) ancak deney ve kontrol gruplarının durumluk kaygı ve sürekli kaygı puan ortalamaları arasında fark olmadığı (p>0.05) bulunmuştur. Her iki gruptaki annelerin yenidoğana uygulanan girişimset uygulamalardan (p>0.01) ve refakatçilik durumlarına ilişkin sorunlardan etkilendikleri belirlenmiştir (p<0.05). Çalışma sonunda deney ve kontrol gruplarının durumluk kaygı-sontest puan ortalamaları arasında (p<0.001) ve deney grubunun durumluk kaygı öntest-sontest puan ortalamaları arasında önemli fark (p<0.001) olduğu belirlenmiştir. Çalışmanın sonuçları çocukları hospitalize edilen annelere gerekli desteğin sağlanması ve çalışmanın yapıldığı ünitede postpartum dönemdeki annelerin gereksinimlerine uygun ortamların hazırlanması gerektiğini göstermiştir

Ayda Çelebioğlu
Atatürk University · Institute of Health Sciences
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Dijital oyunların anjiyografi olmuş çocukların ağrı ve immobilizasyonuna etkisi

Amaç: Bu araştırma, dijital oyunların anjiyo olmuş çocukların ağrı düzeyi ve immobilizasyonuna etkisini belirlemek amacıyla yapıldı. Materyal ve Metot: Bu araştırma İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi çocuk kardiyoloji kliniğinde Ekim 2016-Mart 2017 tarihleri arasında ön test son test kotrol gruplu yarı deneysel çalışma olarak yapıldı. Araştırmanın örneklemini anjiyografi olan 4-17 yaş aralığında 80 çocuk (n=40 dijital oyun, n=40 kontrol) oluşturdu. Deney grubu çocuklara anjiyografiden sonra yaşına uygun dijital oyun oynatıldı. Araştırmada yaşam bulguları formu ve Wong-Baker Ağrı Ölçeği ön test (30. Dakika) ve son test (90. Dakika) olarak uygulandı ve yatak içi hareket sayısı gözlenerek kayıt edildi. Verilerin değerlendirilmesinde bağımsız ve bağımlı gruplarda t testi, Mann Whitney U, yüzdelik ve ki kare testi kullanıldı. Bulgular: Çocukların yaş ortalaması 8,72±3,65 olduğu, %38'inin ASD ve %26'sının PDA tanısı aldığı belirlendi. Dijital oyun ve kontrol grubu çocukların anjiyografiden sonra 30.dakikada (ön test) solunum sayısı, kan basıncı, kalp atımı, saturasyon değeri ve ağrı ölçeği toplam puan ortalaması karşılaştırıldığında aradaki fark önemli bulunmadı (p>.05). Anjiyografiden 90 dakika sonra dijital oyun oynayan çocukların ağrı düzeyi kontrol grubu ile karşılaştırıldığında önemli düzeyde azaldığı ve aradaki fark önemli olduğu bulundu (p<.001). Araştırmada dijital oyun grubu ile kontrol grubu arasında oksijen saturasyonu (p<.05) ve yatak içi hareket sayısı arasında fark son testte önemli bulundu (p<.001). Sonuç: Anjiyografi olan çocuklara dijital oyunların oynatılması ağrı düzeyini ve mobilizasyonu azalttığı belirlendi. Anahtar Kelimeler: Ağrı, İmmobilizayson, Dijital Oyunlar, Anjiyografi, Çocuklar, Hemşirelik

AnjiyografiAğrıHemşireler+5
Suat Tuncay
İnönü University · Institute of Health Sciences
2017
00