
800
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Üstün yetenekli kızların olimpiyatlardaki üstün matematiksel yaratıcılık performansları: Bir kuram oluşturma çalışması
Bu çalışmada kanıt temelli bir süreçle matematik olimpiyatlarında yüksek performans sergileyen üstün yetenekli kız öğrencilerin matematiksel yaratıcılıklarına ilişkin bir kuram oluşturmak amaçlanmıştır. Kuram oluşturma yaklaşımı ile yürütülen araştırmada, uluslararası matematik olimpiyatı başarısı olan altı üstün yetenekli kız öğrenci, ebeveynleri ve öğretmenlerinden veri toplanmıştır. Katılımcılara kartopu örnekleme yöntemi ile ulaşılmıştır. Bireysel bilgi formu, öğrenci görüşme formu, ebeveyn görüşme formu ve öğretmen görüşme formu veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Veri toplama aşamasında eş zamanlı olarak veriler çözümlenmiş ve analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda kuramın üstün yetenek, yaratıcı kişilik özellikleri, matematik olimpiyatlarında cinsiyet farklılığı, olimpiyatçı kimlik, olimpiyatlardaki zorluk içinde zorluk, ileri matematik, ileri düzey sayı duyusu, matematiksel yaratıcılık, problem çözme ve kurma, dönüştürücü deneyimler, genel yüksek yaratıcılık ve şans boyutlarından oluştuğu görülmüştür. Daha önceki kuramlarda olmayan olimpiyatçı kimlik, olimpiyatlardaki zorluk içinde zorluk, olimpiyatlarda cinsiyet farklılığı ve dönüştürücü deneyimler boyutlarının bu kuramda ortaya çıktığı görülmüştür. Üstün yetenek, matematik olimpiyatlarında cinsiyet farklılığı ve yaratıcı kişilik özellikleri boyutları aileye özgü şansın etkisiyle olimpiyatçı kimliği oluşturmaktadır. Daha sonra dönüştürücü şansın etkisiyle matematiksel yaratıcılık, ileri matematik, ileri düzey sayı duyusu, olimpiyatlardaki zorluk içinde zorluk ve problem çözme ve kurma boyutları dönüştürücü deneyimleri ortaya koymaktadır. Buna olimpiyata ilişkin şansın eklenmesiyle üstün matematiksel yaratıcılık ve yüksek yaratıcılık performansları ortaya çıkmaktadır. Tüm boyutlar ve kuram alanyazındaki kuramlarla karşılaştırılıp tartışılmıştır.
Otizmli çocukların taklit edildiklerini anlamalarının ve görsel dikkat özelliklerinin tipik gelişim gösteren çocuklarla karşılaştırılması
Taklit, sosyal bilişsel gelişimdeki kritik rolü nedeniyle, otizm spektrum bozukluğu olan (OSB'li) çocuklarda kapsamlı bir şekilde araştırılmaktadır. Mevcut araştırmada, OSB'li çocuklar ile tipik gelişim gösteren (TGG) çocukların taklit edildiklerinde görsel dikkat farklılaşma düzeylerinin ve taklit edildiğinin farkına varma performansları farklılaşma düzeylerinin belirlenmesi hedeflenmiştir. Araştırma TÜBİTAK tarafından 1002- A Hızlı Destek Modülü kapsamında 122K820 numaralı proje koduyla desteklenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu oluşturan OSB'li ve TGG çocukların, taklit edildiklerinde görsel dikkatte farklılaşma düzeylerinin ve görsel dikkat düzeylerinin taklit etme performansları ile ilişkilerinin belirlenmesi amacıyla betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Görsel dikkat verileri, mobil göz izleme tekniği ile Pupil-Core giyilebilir göz izleme gözlüğü aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmaya 17-51 ayları arasında 39 OSB'li katılımcı çocuk ve 13-25 ayları arasında 42 TGG katılımcı çocuk dahil edilmiştir. Araştırma bulguları, OSB'li çocukların taklit edildiklerinde görsel dikkat düzeylerinin tipik gelişim gösteren (TGG) çocuklardan farklılaştığını göstermektedir. Ayrıca, OSB'li çocuklar TGG çocuklardan önemli ölçüde daha az, gelişmiş taklit edildiğini farkına varma davranışları sergiledikleri kaydedilmiştir.
Otizm spektrum bozukluğu olan çocuklara sosyal becerilerin öğretiminde uygun olan ve olmayan davranış örnekleriyle öğretimin etkililiği
Uygun olan ve olmayan davranış örnekleriyle öğretim otizm spektrum bozukluğu olan çocuklara sosyal becerilerin öğretiminde etkililiği araştırmalarla ortaya konmuş yöntemlerden biridir. Bu araştırmanın amacı da otizm spektrum bozukluğu olan çocuklara önemli bir sosyal beceri olan sorumluluklarını bağımsız olarak yerine getirme becerisinin öğretiminde uygun olan ve olmayan davranış örnekleriyle öğretimin etkililiğini incelemektir. Araştırmada ayrıca kişiler ve ortamlar arası genelleme verisi, öğretim sona erdikten iki ve dört hafta sonra izleme verisi ile çocukların annelerinden sosyal geçerlik verisi toplanmıştır. Uygun olan ve olmayan davranış örnekleriyle öğretimin otizm spektrum bozukluğu olan çocuklara sorumluluklarını bağımsız olarak yerine getirme becerisinin öğretimi üzerindeki etkililiğini ortaya koymak üzere tek denekli deneysel desenlerden katılımcılar arası yoklama evreli çoklu yoklama modelinin kullanıldığı araştırmada üç çocuğun da sorumluluklarını bağımsız olarak yerine getirme becerisini edindikleri, edindikleri beceriyi öğretim sona erdikten sonra korudukları, farklı ortam ve kişilere genelledikleri görülmüştür. Araştırmanın sosyal geçerlik bulguları ise otizm spektrum bozukluğu olan çocukların annelerinin araştırmada öğretimi yapılan hedef beceriye, uygun olan ve olmayan davranış örnekleriyle öğretime ve elde edilen sonuçlara ilişkin olumlu görüş bildirdiklerini ortaya koymuştur. Araştırma bulguları tartışılarak ileri araştırmalara ve uygulamalara yönelik önerilerde bulunulmuştur.
Yetişkinlik dönemindeki otizm spektrum bozukluğu olan bireylerin bağımsız yaşama katılımlarının desteklenmesine ilişkin görüşlerin belirlenmesi
Bu araştırmada yetişkinlik dönemindeki OSB olan bireylerin bağımsız yaşama katılımlarını sağlamak için hangi alanlarda, nasıl desteklenmeleri gerektiğinin belirlenmesine yönelik annelerin, öğretmenlerin, yöneticilerin, akademisyenlerin ve STK temsilcilerinin görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda nitel metodolojisi içinde betimleyici bir araştırma olarak tasarlanmış, veriler her bir katılımcı grubundan beş kişi olmak üzere toplam 25 katılımcı ile yarı yapılandırılmış görüşmeler aracılığıyla toplanmıştır. Bulgular betimsel olarak analiz edilmiştir. Araştırmanın bulguları tüm paydaş gruplarının yetişkinlik dönemindeki OSB olan bireyler için eğitim programlarında ağırlıklı olarak iletişim becerileri, öz bakım becerileri, günlük yaşam becerileri ve sosyal becerilere yönelik amaçlara yer verildiğini bildirdiklerini, bu amaçları bağımsız yaşama katılım için uygun bulduklarını ancak bu becerilere ek olarak bu bireylere mesleki becerilerin kazandırılması gerektiğini düşündüklerini ortaya koymuştur. Bağımsız yaşamla ilişkili amaçların nasıl desteklenmesi gerektiğine yönelik görüşler incelendiğinde ise annelerin bu soruya ilişkin görüş bildirmedikleri; öğretmenler, yöneticiler ve akademisyenlerin bağımsız yaşamla ilişkili amaçların toplumsal ortamlarda, STK temsilcilerinin ise kurumlarda uygun fiziki koşullar sağlanarak ve bireysel özellikler dikkate alınarak desteklenmesi gerektiği yönünde görüş bildirdikleri görülmüştür. Ek olarak anne, öğretmen, yönetici, akademisyen ve STK temsilcileri yetişkinlik dönemindeki OSB olan bireylerin eğitimlerinde ortamdan, iş birliğinden, eğitim süresinden, verilen eğitimin yetersizliğinden, öğretmenlerden, gerekli becerilerin öğretilmemesinden kaynaklı sorunlar yaşandığını belirtmiş; bu sorunlara yönelik çözüm önerilerini eğitimin niteliğinin ve niceliğinin arttırılması, doğal ortamlarda daha uzun süreli eğitimler verilmesi, iş birliklerinin kurulması, yaşama merkezlerinin açılması, geçiş süreçlerinin planlanması, öğretmen eğitimlerinin düzenlenmesi, kurumların fiziki koşullarının iyileştirilmesi, yetişkinliğe yönelik müfredat oluşturulması olarak sıralamışlardır. Araştırmanın bulguları alanyazın bağlamında tartışılarak ileri araştırmalara ve uygulamaya yönelik önerilerde bulunulmuştur.
Otı̇zmlı̇ ve tı̇pı̇k gelı̇şı̇m gösteren çocuklarda jest kullanımının karşılaştırılması
Bu araştırmada sözel iletişim döneminde olan otizmli ve tipik gelişim gösteren (TGG) çocukların anlatı görevlerinde sergiledikleri jestlerin karşılaştırarak incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya 4-9 yaş aralığında olan, 15 otizmli ve 15 TGG çocuk katılmıştır. Çocukların jest kullanımlarının incelenmesi amacıyla uzamsal, motor, soyut ve animasyon anlatı görevleri olmak üzere dört alanda görevler uygulanmıştır. Uygulama sırasında video kaydı alınmış ve kayıtlar üzerinden çocukların sergiledikleri jestler gösterici, ikonik, vurgulayıcı ve kendini düzenleme jestleri olmak üzere dört alt kategoride kodlanmıştır. Mevcut araştırmada otizmli ve TGG çocukların jest kullanım sıklıklarının, jest türlerinin ve anlatı kalitelerinin gruplar arasında karşılaştırmaları yapılmış ve otizmli çocukların kullandıkları jest türlerinin otizm puanlarıyla, dil becerileriyle ve anlatı kalitesiyle ilişkileri incelenmiştir. Analizlerde otizmli çocuklarda toplam jestlerin sırasıyla uzamsal, soyut, motor ve animasyon anlatı görevlerinde; TGG çocuklarda da sırasıyla uzamsal, motor, soyut ve animasyon anlatı görevlerinde çıktığı kaydedilmiştir. Araştırma sonucunda otizmli çocukların TGG çocuklarla karşılaştırıldığında soyut anlatı görevlerinde daha çok jest kullandıkları, TGG çocukların motor ve uzamsal anlatı görevlerinde anlatı kalitelerinin otizmli gruba kıyasla daha iyi olduğu tespit edilmiştir. Otizmli çocuklarda farklı görev türlerinde jest sıklıkları arttıkça anlatı kalitesinin farklı boyutlarında azalmalarla ilgili ilişkiler saptanmıştır. TGG çocuklarda ise sadece animasyon anlatı görevlerinde bazı jestlerde jest sıklıkları arttıkça anlatı kalitesi puanlarında azalmalarla ilgili ilişkiler bulunmuştur. Sonuçlar dahilinde, araştırma bulguları tartışılmış ve gelecek araştırmalar için öneriler sunulmuştur.
Otizm Spektrum Bozukluğu olan bireylerle çalışan özel eğitim öğretmenlerinin şefkat yorgunluğu deneyimlerinin incelenmesi
Bu araştırmada OSB tanısı olan bireylerle çalışan özel eğitim öğretmenlerinin şefkat yorgunluğuna dair deneyimlerini incelemek amaçlanmıştır. Araştrma nitel araştırma modellerinden olgubilim deseni ile tasarlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu üniversitelerin özel eğitim öğretmenliği lisans programlarından mezun olan ve en az bir yıldır OSB tanısı olan bireyler ve aileleri ile çalışma deneyimi olan on özel eğitim öğretmeni oluşturmuştur. Araştırmanın verileri katılımcılarla yapılan 20-50 dakikalık yarı- yapılandırılmış görüşmeler aracılığı ile toplanmıştır. Görüşme verilerinin analizi içerik analizi ile gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla her bir katılımcı için görüşme soruları ve alanyazın dikkate alınarak veri setinde yansıtıcı olduğu düşünülen açıklamara bir kod verilmiştir. Bu bağlamda 33 kod elde edilmiştir. Ardından ortak anlam ifade eden kodlardan kategorilere, kategorilerin karşılık geldiği kavramsal temsillerden ise temalara ulaşılmıştır. İçerik analizi sonucunda şefkat yorgunluğuna ilişkin risk faktörleri, şefkat yorgunluğu belirtileri ve şefkat yorgunluğu ile baş etme stratejileri olmak üzere üç tema belirlenmiştir. Araştırma bulguları görüşmelere katılan öğretmenlerin şefkat yorgunluğu belirtileri olarak değerlendirilebilecek deneyimlerden söz ettiklerini ve şefkat yorgunluğu belirtileri ile baş etme stratejileri geliştirdiklerini ortaya koymuştur. Ayrıca özel eğitim öğretmenlerinin ifadelerinde alanyazında şefkat yorgunluğu açısından riskli kabul edilen bazı faktörlerin de yer aldığını ve bu faktörlerin bazılarının OSB'ye özgü olduğunu göstermiştir. Bu araştırmanın, OSB tanısı olan bireylerle çalışan özel eğitim öğretmenlerinin şefkat yorgunluğu deneyimlerine bir ışık tutarak, erken tespit ve müdahaleyle bu duruma ilişkin farkındalığı artırmayı ve öğretmenlerin çalışma koşullarını iyileştirmeyi amaçlayarak alanyazına ve uygulamaya katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Araştırmanın bulguları alayzın bağlamında tartışılarak ileri araştırma ve uygulama ortamlarına yönelik önerilerde bulunulmuştur.
Otizm Spektrum Bozukluğu olan bireylere çevrim içi cinsel istismarla başa çıkmada davranışsal beceri öğretiminin etkililiği
Bu araştırmada video görsel sahne sunumu ile desteklenmiş davranışsal beceri öğretiminin otizm spektrum bozukluğu tanısı olan bireylere çevrim içi cinsel istismarla başa çıkma becerisinin öğretimi üzerindeki etkililiğini incelemek amaçlanmıştır. Tek-denekli araştırma modellerinden katılımcılar arası yoklama denemeli çoklu yoklama modelinin kullanıldığı araştırmada 21-23 yaş aralığındaki üç erkek katılımcı ile çalışılmıştır. Araştırmanın başlama düzeyi ve yoklama oturumları çevrim içi ortamlarda, uygulama oturumları ise otizm spektrum bozukluğu tanısı olan bireylerin eğitim aldıkları kurumlarda gerçekleştirilmiştir. Araştırmada katılımcıların edindikleri çevrim içi cinsel istismarla başa çıkma becerisini farklı kişilere genelleyip genellemediklerini belirlemek üzere genelleme oturumları; edindikleri hedef beceriyi koruyup korumadıklarını belirlemek üzere ise öğretim oturumları sona erdikten iki ve dört hafta sonra izleme oturumları gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın bulguları tüm katılımcıların çevrim içi cinsel istismarla başa çıkma becerisini edindiklerini, edindikleri beceriyi farklı kişilere genellediklerini ve öğretim sona erdikten sonra da koruduklarını ortaya koymuştur. Araştırmada ayrıca öznel değerlendirme yaklaşımı benimsenerek katılımcılar, katılımcıların aileleri ve öğretmenlerinden sosyal geçerlilik verileri toplanmış ve hem katılımcıların hem de ailelerinin ve öğretmenlerinin hedef beceri, video görsel sahne sunumu uygulamasının model olma basamağında sunulduğu davranışsal beceri öğretimi ve elde edilen sonuçlarla ilgili genel olarak olumlu görüş bildirdikleri gözlemlenmiştir.
Tipik gelişen ve Otizm Spektrum Bozukluğu olan çocuklarda taklit değerlendirme aracının güvenirlik çalışması
Bu araştırmada otizm spektrum bozukluğu (OSB) olan çocuklarda gecikmeli seyreden gelişim alanlarından biri olarak kabul edilen taklidin değerlendirilmesi amacıyla geliştirilen Taklit Değerlendirme Aracı'nın erken çocukluk döneminde otizm spektrum bozukluğu (OSB) ve tipik gelişim gösteren (TGG) çocuklarda taklit gelişiminin ölçümlenmesinde güvenirlik düzeyi incelenmiştir. OSB olan ve TGG katılımcı çocukların çalışma grubunu oluşturduğu bu araştırmada Taklit Değerlendirme Aracının güvenirliğine yönelik araştırma sorularına çıkarıma dayalı istatistikler kullanarak yanıt bulabilmek amacıyla betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmaya 12-30 ayları arasında 50 TGG çocuk ve 24-84 ayları arasında 54 OSB olan çocuk katılmıştır. Çalışmanın bulguları; OSB olan çocuklarda kendiliğinden taklidi ölçümlemede yüksek derecede bir güvenilirlik düzeyine sahip olduğunu, taklit edildiğinin farkına varma davranışlarını ölçümlemede orta derecede bir güvenirlik düzeyine sahip olduğunu, ipucuna dayalı taklidi ölçümlemede ise yüksek derecede güvenirlik düzeyine sahip olduğunu göstermektedir.
Otizm ve tipik gelişim gösteren çocukların şematik bellek performanslarının incelenmesi
Bu araştırmada otizmli ve tipik gelişim gösteren (TGG) çocukların şematik bellek performansları karşılaştırılarak incelenmiştir. Araştırmada katılımcı çocukların şematik bellek performanslarını incelemek amacıyla ilişkili ve ilişkisiz farklı ortam ve nesne fotoğraflarının kullanıldığı deney materyalleri alanyazınla tutarlı olarak hazırlanmıştır. Çalışmaya 48-96 ay aralığında olan 20 otizmli ve 20 TGG'li çocuk katılmıştır. Araştırma da otizmli çocuklar ile TGG'li çocukların sözel olmayan zekâ performansları Renkli Matrisler Raven Zekâ testi kullanılarak eşleştirilmiştir. Araştırma kapsamında otizmli ve TGG'li çocukların dil becerileri, Türkçe Erken Dönem Dil Testi (TEDİL-3) uygulanarak değerlendirilmiştir. Çocukların şematik bellek puanları gruplar arasında karşılaştırılmış ve şematik bellek puanlarının, dil puanları ve sözel olmayan zekâ puanları ile ilişkileri grup içinde incelenmiştir. Araştırma sonuçları gruplar arasında TGG'li çocukların şematik bellek performanslarının otizmli çocuklardan daha yüksek olduğunu göstermiştir. Şematik bellek performansları ayrıntılı incelendiğinde TGG'li çocukların ortam ile ilişkisiz nesneleri, ortam ile ilişkili nesnelere göre daha fazla hatırladıkları görülmüştür. Otizmli çocukların şematik bellek performansları incelendiğinde ortam ile ilişkili ve ilişkisiz nesneleri hatırlamaya yönelik anlamlı farklılık olmadığı görülmüştür. Araştırma bulguları tartışılmış, ileri araştırmalara yönelik önerilere yer verilmiştir.
Üstün zekalı öğrenciler için "Bir Mentor Çiz Testi" nin geliştirilmesi
Bu araştırma üstün zekalı öğrencilerin eğitiminde sıklıkla kullanılan eğitim stratejilerinden biri olan mentorluk desteğinin aktif yürütücüsü mentora ilişkin öğrencilerin tercihlerini belirlemeye yönelik bir ölçme aracı geliştirmeyi amaçlamaktadır. Mentorluk hizmeti sürecinde mentor seçimi sürecin en kritik parçası durumundadır. Bu çalışma kapsamında üstün zekalı lise öğrencilerinin faydalı bir mentorluk hizmeti alması amacıyla mentor seçiminin önemi doğrultusunda öğrencilerin ideallerindeki mentorle, alternatif mentorlerin eşleştirilmesini kolaylaştıracak dolayısıyla hizmetin kalitesine katkı sağlayacak bir ölçme aracının geliştirilmesine odaklanılmıştır. Bu odak doğrultusunda BİLSEM (Bilim ve Sanat Merkezi)'e devam eden üstün zekalı lise öğrencilerin ideallerindeki mentorun belirlenmesi için "Bir Mentor Çiz" testinin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın yöntemi açısından "geçerlilik ve güvenirlilik kanıtları sağlamaya odaklı ölçme aracı geliştirme süreçleri (basamakları)" işe koşulmuştur. Çalışmanın katılımcılarını, Ankara'da dört BİLSEM'deki lise 9-12. sınıf düzeyinde olan 125 öğrenci oluşturmuştur. Ölçme aracı olarak bireysel bilgi formu, "Bir Mentor Çiz" ve Bir Mentor Seç Testi kullanılmıştır. Testten elde edilen sonuçların geçerlilik ve güvenirliliklerinin iyi düzeyde olduğu bulunmuş (Bir Mentor Seç= X2(5, n = 123) =15.488, p= .008; Bir Mentor Çiz, α= .73), testin uygulanabilirliği ise katılımcı görüşlerine göre mükemmel olarak belirlenmiştir. "Bir Mentor Çiz" testi ve Bir Mentor Seç testi bulgularının da birbiri ile örtüştüğü belirlenmiştir, bu durumda bu geçerlilik kanıtı olarak kabul edilmiştir. "Bir Mentor Çiz" testinin test-tekrar test uygulamaları sonucunda ölçeğin aynı yapıyı ölçtüğü (Z=-.244, p= .808) görülmüştür.
Üstün zekâlılar ve yeteneklilere eğitim veren öğretmenlerin öğretimde rol değiştirmeye ilişkin yeterliliklerinin araştırılması
Bu araştırmanın amacı üstün zekâlı ve üstün yetenekli öğrencilere eğitim veren BİLSEM'de çalışan öğretmenlerin etkili rol değiştirme yeterliliklerini araştırmaktır. Çalışma iki basamaklı, ilki betimsel ikincisi ise karşılaştırmalı bir araştırmadır. Çalışmada odaklanılan değişkenler, öğretmenlerin halihazırda uyguladıkları roller, rol değiştime becerileri ve öğrencilerin öğretmenlerinin uygulardıkları roller ve rol değiştirme becerilerine ilişkin değerlendirmeleridir. Bu çalışmanın örneklemi, Ankara BİLSEM'de eğitim gören üstün yetenekli ve üstün zekâlı 298 ( 144 kız, 154 erkek ) ilk ve orta okul öğrencisi ve Ankara BİLSEM'de eğitim veren 173 (114 kadın, 59 erkek) öğretmenden oluşmaktadır. Bu araştırmada öğretmenlerin öğretimde girdiği rollerin belirlenmesi ölçeği, öğretmenlerin öğretimde rol değiştirme becerileri ölçeği ve öğretmenlerin öğretimde rol değiştirme becerilerinin öğrenciler tarafindan değerlendirilmesi ölçeği kullanılmıştır. Toplanan verilerin analizi, açımlayıcı faktör analizi, Cronbach alfa iç tutarlılık katsayısı hesaplanması, betimsel istatistiksel analizler, Pearson korelasyonu ve t-testi kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre öğretmenlerin hem halihazırda uyguladıkları roller hem de rol değiştirme becerileri açısından kendilerine ortalamanın üzerinde puanlar verdikleri belirlenmiştir. Yine, öğretmen farklı rolleri uygulama puanları ve öğrencilerin öğretmenlerinin farklı rolleri uygulama düzeylerine ilişkin verdikleri puanlar arasında anlamlı farklılık görülmüştür (t[22]= -3,06; p< ,05). Öğretmenlerin halihazırda uyguladıkları rollere ilişkin algıları (X= 3,8), öğrencilerin öğretmenlerinin halihazırda uyguladıkları rollere ilişkin algılarından (X= 3,3) yüksek olduğu görülmektedir. Yine, öğretmenlerin rol değiştirme becerilerine ilişkin algılarının (X= 3,8), öğrencilerin öğretmenlerinin rol değiştirme ilişkin algılarından (X= 3,3) yüksek olduğu belirlenmiştir. Elde edilen bulgular öğretmenlerin hem uyguladıklarını düşündükleri roller hem de rol değişimi becerileri açısından öğrencilerce sağlanan bulgularla tutarlı bir sonuç vermediklerini göstermiştir.
Üstün zekâlı öğrencilerin fen bilimlerine özgü yeteneklerinin değerlendirilmesi: Bir test geliştirme çalışması
Ülkemizde ve dünyada üstün zekâlı bireylerin tanılanması amacıyla çeşitli ölçme araçları (zekâ testleri, genel yetenek testleri, akademik testler ve ölçekler) geliştirilmiştir. Tanılamada önemli verilerin toplanmasını sağlayan bu araçlar, bireylerin çeşitli özelliklerine ilişkin bilgiler sağlasa da farklı disiplinlere özgü yeteneklere ilişkin bilgi sağlamakta sınırlılıklara sahiptirler. Üstün zekâlı bireylere yönelik bir tanılamayı takiben, söz konusu bireylere uygun bir eğitim programı tasarımı yapılması ihtiyacı doğmakta ve bireyi uygun bir programa yerleştirme amacı güdülmektedir. Fakat eğitim programları, yapısal özelliklerindeki sınırlılıkları sebebiyle çoğunlukla tek bir alana yönelik biçimde planlanmaktadır. Bu sınırlı disiplinler-alanlar çoğunlukla matematik, fen bilimleri, teknoloji ve mühendislik bölümlerini içermektedir. Bu bağlamda sadece zekâ testleri ve başarı testleri ile ölçeklere odaklı bir tanılama süreci, disipline-alana özgü eğitim programı geliştirme konusunda detaylı bilgi sağlamamaktadır. Bu sebeple disipline-alana özgü yetenek testlerinin geliştirilmesi ve tanılamada kullanılması önemli bir boşluğu kapatacaktır. Bu çalışmanın amacı 5-8. sınıflarda öğrenim görmekte olan "üstün zekâlı" tanısı almış öğrencilerin fen bilimleri disiplinine özgü yeteneklerinin değerlendirmesinde kullanılabilecek bir yetenek testi geliştirmektir. Araştırmaya 338, 5.-8. Sınıf öğrencisi katılmıştır. Bu öğrenciler arasında 5. sınıfta 12, 6. Sınıfta 56 ve 7. ve 8. Sınıfta 7 üstün zekâlı tanısı almış öğrenci bulunmaktadır. Elde edilen yapı geçerliliği verileri tek faktörlü yapıyı doğrulamıştır. Dahası üst sınıf grupları ve alt sınıf grupları arasında da test puanları açısından üst gruplar lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. 28 maddeden oluşan envanterden elde dilen puanların Cronbach Alfa güvenirlik değerinin .87 olduğu belirlenmiştir. Elde edilen geçerlilik ve güvenirlik bulguları ölçme aracından elde edilen puanların araştırma ve değerlendirme amacıyla kullanılabileceğini göstermektedir.
Üstün zekâlı kızlara yönelik hazırlanan genel ve akademik benlik algısı geliştirme programının etkililiği
Benlik; bireyin hayata geldiği ilk yıllardan itibaren, çevreyle girilen etkileşimler sonucu şekillenen devingen bir kavramdır. Bu kavrama yönelik geliştirilen otobiyografik yorumlar ise benlik algısını oluşturur ve bu oluşum, bir süreç içerir. Benlik algısı edinim süreci, var olan her birey için sağlam temellerle ilerlemesi gereken oldukça önemli bir süreç iken; bu süreç, sosyal-duygusal alanlarda aşırı duyarlılık gösteren üstün zekâlı bireylerde çok daha hassas bir şekilde ilerlemektedir. İlgili literatür ise; benlik algısı oluşturma aşamasında, üstün zekâlı kızların ereklere göre karşılaştıkları zorlukların daha fazla olduğunu göstermektedir. Bu bilgilerden yola çıkarak yürütülen çalışmada ise toplam 16 üstün zekâlı kız öğrenci (8 kişi deney grubu-8 kişi kontrol grubu) ile çalışılmış ve deney grubuna; 8 oturum içeren bir benlik algısı geliştirme programı uygulanmıştır. Araştırmada ölçülmek istenen değişkenlere yönelik; Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği, Akademik Benlik Algısı Ölçeği, Bilimsel Tutum Ölçeği uygulanmıştır. Verilerin analizinde; IBM SPSS Statistics Base 22.0 programı ile Mann-Whitney U ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; uygulanan programın; deney grubunun genel ve akademik benlik algısı ön test ve son test puanlarında son test lehine anlamlı düzeyde farklılık oluşturduğu, bilimsel tutum puanlarında da son testte artış görüldüğü ancak bu artışın anlamlı düzeyde olmadığı belirlenmiştir.
Otizmli ve tipik gelişim gösteren çocukların oyun ve dil becerilerinin incelenmesi
Bu araştırmada otizmli ve tipik gelişim gösteren (TGG) çocukların oyun ve dil becerilerinin gruplar arasında karşılaştırmalı olarak incelenmesi ve bu iki becerinin kendi arasındaki ilişkilerinin grup içinde incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya katılan okul öncesi dönemde olan 20 otizmli ve 20 TGG'li çocuğun bilişsel gelişim düzeylerini ölçümlemek amacıyla Gazi Erken Çocukluk Değerlendirme Aracı (GEÇDA) uygulanmıştır. Bilişsel performansları birbirine eşit olan otizmli ve TGG'li çocuklar araştırmaya dahil edilmişidir. Araştırmada çocukların oyun becerileri Lifter (2000) tarafından geliştirilen Gelişimsel Oyun Değerlendirmesi (GOD) kullanılarak değerlendirilmiştir. Serbest oyun ortamında Doğal Dil Örneği alımı yapılarak, Türkçe SALT programı aracılığı ile hesaplanan Ortalama Sözce Uzunluğu (OSU), Toplam Sözce Sayısı (TSÖZS) ve Farklı Sözce Sayısı (FSÖZS) değeri dil becerilerinin değerlendirilmesinde kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre iki grupta yer alan çocukların OSU değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamazken, TGG'li çocukların TSÖZS ve FSÖZS değerleri istatistiksel olarak otizmli çocuklardan daha fazla bulunmuştur. Çocukların oyun performansları gruplar arasında farklılaşırken otizmli çocuklar ayrımsız oyun kategorisinde TGG'li akranlarından daha fazla oyun davranışı sergilemişlerdir. TGG'li çocuklar ise özel fiziksel birleşimler, çocuk aracılı ve eklemeler oyun kategorisinde otizmli akranlarından daha fazla oyun davranışı sergilemişlerdir. Çocukların OSU, TSÖZS ve FSÖZS değerleri ile oyun becerileri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna varılmıştır.
Üstün öğrenciler için hazırlanan çalışma etkinliklerinin yaratıcı düşünme becerilerine etkisi
Bu araştırmada üstün zekâlı öğrenciler için hazırlanan çalışma etkinliklerinin öğrencilerin yaratıcı düşünme becerileri üzerindeki etkisini belirlemek amaçlanmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden biri olan, ön test-son test deney kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Çalışmaya Ankara İlinde bir Bilim ve Sanat Merkezi'ne (BİLSEM) devam eden, 8 deney ve 8 kontrol grubu olmak üzere 16 üstün zekâlı 7. sınıf öğrencisi dahil edilmiştir. Deney grubuna üstün zekâlı öğrencilerin yaratıcı düşünme becerilerini geliştirmeye yönelik hazırlanan çalışma etkinlikleri 8 hafta boyunca uygulanmış, kontrol grubu ise BİLSEM'in normal eğitim programına devam etmiştir. Çalışma grubunu oluşturan üstün zekâlı öğrencilerin ön test son test yaratıcılıklarının ölçümü için Torrance Yaratıcı Düşünce Testi kullanılmıştır. Elde edilen veriler Sosyal Bilimler İçin İstatistik Programı kullanılarak analiz edilmiş ve anlamlılık düzeyi p<.05 olarak kabul edilmiş, gerektiğinde Bonferroni düzeltmesi yapılmıştır. Verilerin analizinde Mann-Whitney U Testi ve Wilcoxon İşaretli Mertebeler Testi kullanılmıştır. Araştırma bulgularında üstün zekâlı öğrencilerin yaratıcı düşünme becerilerinin geliştirilmesi için uygulanan çalışma etkinliklerinin ön test ve son test puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde bir farklılık olduğu bulunmuştur. Elde edilen bulgular ve analizler sonucunda, üstün zekâlı öğrenciler için hazırlanan çalışma etkinliklerinin öğrencilerin yaratıcılıklarını geliştirdiği sonucuna ulaşılmıştır. Bulgular ve elde edilen sonuçlar tartışılıp yorumlanmış ve gelecekte bu alanda yapılacak çalışmalar için önerilerde bulunulmuştur.
Yüksek işlevli otizm spektrum bozukluğu olan bireylere sosyal becerilerin öğretimine ilişkin araştırmaların betimsel ve meta analizi
Yüksek işlevli otizm spektrum bozukluğu (OSB) tanısı bulunan bireyler normal ve normalin üzerinde zekâya sahip olup dil ve iletişim becerilerinde yetersizlik göstermeyen ancak sınırlı ve tekrarlayıcı ilgi alanları olan ve sosyal becerilerde yetersizlikler gösteren bireylerdir. Bu tez çalışmasında yüksek işlevli OSB tanısı bulunan bireylere sosyal beceri öğretimini konu alan tek-denekli araştırmaların kapsamlı betimsel analizinin ve meta-analizinin yapılması ve bu araştırmalarda kullanılan uygulamalar arasında bilimsel-dayanaklı uygulamalar olup olmadığının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla yüksek işlevli OSB tanısı bulunan bireylere sosyal beceri öğretimini konu alan tek-denekli araştırmalara ulaşmak üzere belirlenen anahtar sözcükler kullanılarak taramalar yapılmış, ulaşılan araştırmalar dâhil etme ölçütlerine göre incelenmiştir. Dâhil etme ölçütlerini karşılayan araştırmalar "Tek-Denekli Müdahaleler Model Standartları" yönergesinde yer alan niteliksel göstergeler açısından incelenmiş ve bu araştırmaların kapsamlı betimsel analizi yapılmıştır. Araştırmada ayrıca "Tek-Denekli Müdahaleler Model Standartlarına" göre güçlü düzeyde etkili ya da orta düzeyde etkili şeklinde sınıflandırılan model standartlarını karşılayan ya da model standartlarını koşullu karşılayan iki araştırmanın ise meta-analizi gerçekleştirilmiştir. Tez çalışmasında etki büyüklüğünün hesaplanmasında parametrik olmayan analiz teknikleri arasında yer alan ilerleme oran farkı kullanılmıştır. Meta-analiz sonuçları iki araştırmada etkililiği incelenen iki uygulamanın da çok etkili olduğunu göstermiştir. Ancak bu uygulamalar 5-3-20 kuralını karşılamadığı için bilimsel dayanaklı uygulama olarak değerlendirilememiştir.
İki kere farklılık potansiyeli tarama listesinin geliştirilmesi
Bu çalışmada iki kere farklılık potansiyeli taşıyan bireylerin taranmasında kullanılmak üzere bir ölçme aracının geliştirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma, keşfedici sıralı karma yöntem deseninde yürütülmüştür. Nitel araştırma çalışma grubu, kartopu örnekleme yöntemiyle belirlenen, 14 katılımcıdan oluşmuştur (11 öğretmen ve üç uzman). Bireysel görüşmeler (Sekiz öğretmen), odak grup görüşmesi (üç öğretmen), madde yazım oturumları (üç alan uzmanı) ve alanyazın taraması sonucunda ulaşılan nitel veriler, içerik analizi ile çözümlenmiş ve İki Kere Farklılık Potansiyeli Tarama Listesi (İKFTL) madde havuzunun oluşturulmasında kullanılmıştır. İKFTL madde havuzu, dört alt kategoride toplam 67 maddedir. Nicel araştırma çalışma grubu, kolayda örnekleme yöntemiyle belirlenen 300 öğretmenden oluşmuş ve İKFTL'nin psikometrik özelliklerini araştırmada kullanılmıştır. İKFTL'nin psikometrik özellikleri; dört alt kategori için açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi, alt-üst %27 güvenilirliği, Cronbach α ve McDonald ω güvenilirlik katsayıları ile sınanmıştır. Analizler, 50 maddeden oluşan dört kategorili İKFTL'nin geçerlilik ve güvenilirlik ölçütlerini sağladığını göstermiştir. İKFTL, öğrencilerin %29-%36'sının yüksek iki kere farklılık potansiyeline sahip olduğunu yordamıştır. Öğretmenlerinin %13.33'ü iki kere farklılığa yönelik eğitim almıştır ve eğitim almış olup olmamak İKFTL alt boyut puanlarında anlamlı farklılık oluşturmamıştır. Öğretmenlerin başarılı olarak algıladıkları öğrencilerin öğrenme güçlüğü ve dikkat eksikliği alt kategorilerinde İKFTL puanları, başarısız olarak algılananlardan daha yüksektir.
Üstün zekâlı öğrencilerin tanılama sonrası sağlanan üst düzey etkinliklere aday gösterilmesine ilişkin iki stratejinin karşılaştırılması
Bu çalışmada Bilim ve Sanat Merkezlerinde (BİLSEM) kayıtlı üstün zekâlı 3. ve 4. sınıf öğrencilerin tanılama sonrası çeşitli üst düzey etkinliklere (projeler, yarışmalar, olimpiyatlar) aday gösterilirken zekâ puanı, akıl yürütme becerileri, geçmiş deneyimler ve çalışma belleği değişkenlerinin temel alındığı çoklu veriye dayalı bir stratejinin sadece öğretmen kanaatine dayalı aday gösterme stratejisiyle farklı kriterler açısından karşılaştırılması amaçlanmıştır. Özellikle farklı stratejiler kullanılarak aday gösterilen öğrencilerin farklı olup olmadığı, öğrencilerden elde edilen bireysel bilgilerin aday gösterme kararıyla uyumlu olup olmadığı, öğrenci beklentisiyle aday gösterme kararının uygunluğu ve uygulanabilirlik açısından stratejilerin farklı olup olmadıklarını incelemek amaçlanmıştır. Çalışmanın katılımcıları, Türkiye'nin Batı Karadeniz bölgesinden seçilen iki BİLSEM'de öğrenim gören öğrenciler ve onların öğretmenlerinden oluşturmaktadır. Durum araştırması desenlerinden çoklu durum deseninin kullanıldığı bu araştırmada iki farklı strateji incelenmiş olup bulgular alanyazındaki örneklerle tartışılmıştır. Veri toplama amacıyla Bireysel Bilgi Formu, Çalışma Belleği Ölçeği, Raven Renkli Progresif Matrisler Testi, TONI-4 Zekâ Testi, Öğretmenler için Aday Gösterme Envanteri, BİLSEM'ler için Üst Düzey Etkinliklere Yönelik Çağrı Metni ve Aday Gösterme Formu ve bireysel görüşmeler kullanılmıştır. Öğretmenlerin üst düzey etkinliklere öğrencilerini kendi kanaatlerine dayalı olarak aday gösterirken konuya yönelik motivasyonlarını dikkate alarak aday gösterdikleri ve kendi kanaatlerine dayalı aday gösterdiklerinde belirledikleri öğrencilerle çoklu veriye dayalı aday gösterme süreci sonucu belirledikleri öğrencilerin farklılaştığı belirlenmiştir. Ayrıca, öğretmenlerin rutin olarak kullandıkları aday gösterme stratejisinin, önerilen çoklu veriye dayalı stratejiye göre dezavantajlı yönlerinin dikkate değer olduğu belirlenmiştir. Araştırmanın bulguları alanyazındaki örneklerle ve öğretmen görüşmesi sonucu elde edilen bulgulara dayalı olarak tartışılmıştır.
Otizm spektrum bozukluğu olan çocukların oyun becerileri: Tek denekli araştırmalarda meta analiz
Bu çalışmada otizm spektrum bozukluğu (OSB) olan çocuklarla yapılmış tek denekli araştırma yöntemleri ile yürütülmüş oyun becerilerine odaklanan çalışmaların niteliksel ölçütlere göre incelenmesi ve etki büyüklükleri hesaplanması amaçlanmıştır. Araştırma yapılması için 5 veri tabanı ve 17 anahtar kelime belirlenmiştir. Veri tabanlarından yapılan taramalar sonucu 1890 çalışmaya ulaşılmıştır. Çalışmaların dahil etme/dışlama kriterlerine göre incelenmesi sonucunda 66 çalışma niteliksel ölçütleri incelenmek üzere kriterleri karşılamıştır. What Works Clearinghouse (WWC) tek denekli araştırmalar niteliksel ölçütlerine göre incelenen çalışmalardan 46 çalışma niteliksel ölçütleri karşılamamış, 16 çalışma niteliksel ölçütleri çekinceli karşılamış ve 4 çalışma niteliksel ölçütleri karşılamıştır. Niteliksel ölçütleri çekinceli ve çekincesiz karşılayan 20 çalışmanın medyan eğilimi aşan veri noktalarının yüzdesi (percentage of data points exceeding median trend [PEM]) kullanılarak etki büyüklükleri hesaplanmıştır. Hesaplamalar sonucunda çalışmaların %65'inin güçlü etkiye sahip olduğu bulunmuştur. Araştırmanın sonuçları çalışmaların birçoğunun niteliksel ölçütleri çekinceli karşılamasına rağmen güçlü etki büyüklüklerine sahip olduklarını göstermektedir. Sonuçlar dahilinde araştırma sonuçları tartışılmıştır
Bilgisayar tabanlı dilsel/sözel yaratıcılık testinin geliştirilerek psikometrik özelliklerinin incelenmesi
Araştırmanın amacı, özel yetenekli ve tipik gelişim gösteren ilkokul öğrencilerinin dilsel/sözel yaratıcılık potansiyellerini bilgisayar tabanlı ve nesnel olarak puanlayabilen bir ölçme aracı geliştirmek ve testin psikometrik özelliklerini araştırmaktır. Bu bağlamda Mednick'in çağrışımsal düşünme kuramı odağa alınarak dilsel/sözel yaratıcılığı açıklayacak bir model geliştirilmiş ve söz konusu modelin geçerliği belirlenmiştir. Geliştirilen modelin adı, Modüler Dilsel Yaratıcılık Modeli (MDYM); testin adı ise, Bilgisayar Tabanlı Dilsel/Sözel Yaratıcılık Testi (BTDYT) olarak kullanılmıştır. BTDYT, ilkokul öğrencileri için iki farklı düzeyde oluşturulmuştur. İlkokul 2. sınıf öğrencileri için iki görevden; üçüncü ve dördüncü sınıf öğrencileri için dört farklı görevden oluşmaktadır. Test, 548'i ikinci sınıf; 511'i üçüncü ve 476'sı dördüncü sınıf olmak üzere toplamda 1535 öğrenciye uygulanmıştır. Elde edilen veriler uygun istatistik paket programlarıyla ve araştırmacı tarafından geliştirilen yazılımsal alt yapıya sahip otomatik değerlendirme sistemiyle analiz edilmiştir. Analiz sürecinde modelin yapı geçerliği test edilmiş olup sonuçların testin ikinci sınıflar için iki faktörlü, üçüncü ve dördüncü sınıflar için dört faktörlü yapısını desteklediği görülmüştür. BTDYT'nin psikometrik özellikleri kapsamında güvenirlik ve geçerlik analizleri gerçekleştirilerek ikinci sınıflar ile üçüncü ve dördüncü sınıflar için ayrı ayrı incelenmiştir. Sonuçlar BTDYT'nin madde ve test bağlamında güvenilir bir araç olduğunu ortaya koymuştur. Bununla birlikte testin ayırtedicilik ve benzerlik geçerliğine sınıf düzeylerine göre bakılmıştır. Testin alt görevleri ile toplam test puanları bağlamında üçüncü ve dördüncü sınıftaki özel yetenekli öğrenciler ile tipik gelişim gösteren öğrencileri ayırt etme gücünün yüksek olduğu bulunmuştur. Ayrıca söz konusu testin benzerlik geçerliğini incelemek için Torrance Yaratıcı Düşünme Testi Sözel Form ve Yaratıcı Metin Yazma (YMY) uygulamaları yapılmış ve destekleyici bulgulara erişilmiştir. Otomatik değerlendirme yapabilen söz konusu testin her iki grup için de benzerlik geçerliğine sahip olduğu bulgulanmıştır. Araştırmada elde edilen geçerlik ve güvenirlik bulgularına göre Modüler Dilsel Yaratıcılık Modeli (MDYM) teorik olarak desteklenmiş ve Bilgisayar Tabanlı Dilsel/Sözel Yaratıcılık Testi'nin (BTDYT) amaca hizmet eden bir ölçme aracı olduğu sonucuna erişilmiştir. Test sonuçlarının öznel değerlendirme sonuçlarıyla tutarlılık gösterdiği bulgulanmıştır. Araştırma bulguları alanyazın ışığında tartışılmış olup yorum ve öneriler getirilmiştir. Anahtar kelimeler:Yaratıcılık, dilsel/sözel yaratıcılık, yaratıcılığın değerlendirilmesi, test geliştirme, otomatik değerlendirme
Özel yetenekli öğrencilerle çalışan ve çalışmayan öğretmenlerin farklılaştırılmış öğretime ve etkili öğretmen özelliklerine ilişkin görüşlerinin incelenmesi
Özel yetenekli öğrencilerin yeteneklerinin fark edilmesi ve zenginleştirilmesi, bireysel ve toplumsal düzeyde oldukça önemlidir. Çağdaş eğitim süreçlerinde ve özel yeteneklilerin eğitiminde farklılaştırılmış öğretimin kullanılması ve etkili öğretmen özelliklerinin işe koşulması bu konuda başarı sağlanması olasılığını artırmaktadır. Bu çalışmanın amacı özel yetenekli öğrencilerle çalışan ve çalışmayan öğretmenleri, farklılaştırılmış öğretime ve etkili öğretmen özelliklerine ilişkin görüşleri açısından araştırmaktır. Araştırmaya Türkiye genelinde 167 öğretmen katılım göstermiştir. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu, Farklılaştırılmış Öğretime İlişkin Öğretmen Görüşleri Ölçeği ve Etkili Öğretmen Envanteri kullanılmıştır. Genel tarama modeli temel alınarak toplanan nicel veriler, non-parametrik analizler kullanılarak çözümlenmiştir Ulaşılan sonuçlara göre özel yetenekli öğrencilerle çalışan ve çalışmayan öğretmenlerin farklılaştırılmış öğretime ve etkili öğretmen özelliklerine dair görüşleri benzerdir. Öğretmenlerin belirli becerileri ve gelişim alanları alt boyutlarında ise istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler bulunmuştur.
Yaratıcı drama temelli stresle baş etme programının özel yetenekli öğrencilerin stresle baş etme becerilerine etkisi
Araştırmanın amacı özel yetenek tanısı almış öğrencilerin yaşamış oldukları stresin farkına varmalarını ve stresle baş etme yollarını öğrenmelerini sağlamak, stresle baş etme düzeylerini geliştirmek amacıyla yaratıcı drama temelli önleyici stresle baş etme programı hazırlamak ve programın etkililiğini öğrenciler açısından tespit etmektir. Bu amaç çerçevesinde geliştirilen Yaratıcı Drama Temelli Stresle Baş Etme Eğitim Programın etkinliğini tespit etmek üzere, araştırmacı tarafından Üstünlerde Stresle Baş Etme Ölçeği geliştirilmiştir. Araştırmada deneysel desenlerden olan kontrol gruplu ön test – son test deneme modeli kullanılmıştır. Araştırma evrenini ülkemizdeki Bilim ve Sanat Merkezlerinde eğitim alan 9-11 yaş grubu öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklem grubunu ise 2022-2023 eğitim-öğretim yılında İstanbul ili, Beşiktaş Bilim ve Sanat Merkezine giden 9-11 yaş grubu özel yetenekli öğrenciler oluşturmaktadır. Özel Yeteneklilere Yönelik Yaratıcı Drama Temelli Stresle Baş Etme Programı" 12 hafta boyunca haftada bir gün 40 dakika sürecek şekilde uygulanmıştır. Kontrol grubunda yer alan öğrencilere ise stresle baş etme becerilerine yönelik herhangi bir program uygulanmamıştır. Araştırmanın sonunda Stresle Baş Etme Ölçeği tekrar uygulanarak öntest-sontest arasındaki farklar gruplarda stresle baş etme açısından incelenmiştir. Araştırmada Üstünlerde Stresle Baş Etme Ölçeğinin özel yetenekli öğrencilerin stresle baş etme düzeylerini belirlemede hem güvenilir hem de geçerli bir ölçme aracı olduğunu tespit edilmiştir. Bununla birlikte araştırmada elde edilen bulgular doğrultusunda yaratıcı drama temelli önleyici stresle baş etme programının özel yetenekli öğrencilerin stresle baş etme becerilerini geliştirmede olumlu etkileri olduğu tespit edilmiştir.
Meta ortamda oyunlaştırılmış matematik öğretiminin özel yetenekli öğrencilerin tutum, motivasyon ve doyumlarına etkisi
Araştırmanın amacı, 6. sınıf matematik dersinde sanal sınıf ortamında oyunlaştırılmış matematik öğretimi uygulamalarının özel yetenekli öğrencilerin matematik tutumu, doyumu, motivasyonu ve teknolojiye yönelik tutularına etkilerini belirlemektir. Çalışma 6. Sınıfa devam eden 13'ü deney, 13'ü kontrol olmak üzere 26 özel yetenekli çocuklara eğitim veren Küçükçekmece Bilim ve Sanat Merkezi'nde yapılmıştır. Deney grubundaki öğrencilere kendileri için geliştirilmiş olan oyunlaştırılmış matematik öğretimi araştırmacı tarafından uygulanırken, kontrol grubundaki öğrenciler mevcut öğretmenleriyle ve müdahale edilmeden derslerini işlemişlerdir. Araştırma kapsamında verilerin toplanması amacıyla Matematiksel Doyum Ölçeği, Matematik Motivasyon Ölçeği, Matematik Tutum Ölçeği ve Öğrencilerin Teknolojiye Yönelik Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Bahsedilen testler deney ve kontrol grubu öğrencilerine ön test ve son test olarak verilmiştir. Toplanan veriler ile uygun analiz teknikleri uygulanarak araştırmanın sonuçları elde edilmiştir. Araştırmanın bulguları incelendiğinde, matematik motivasyonu, doyum ve tutum açısından anlamlı farklılık bulunmamıştır. Uygulama sonrası deney grubundaki öğrencilerin teknolojiye yönelik tutumları kontrol grubu öğrencilerine göre anlamlı düzeyde farklılık gösterdiği ve yüksek olduğu görülmüştür.
Sanatla bütünleştirilmiş sosyal bilgiler öğretiminin özel yetenekli öğrencilerin akademik başarı, tutum ve eleştirel düşünmelerine etkisi
Özel yetenekli öğrenciler genellikle öğretim süreçlerinde daha fazla zorluk ve ileri düzeyde öğrenme fırsatlarına ihtiyaç duyarlar. Bu nedenle onların karakteristik özelliklerine uygun, çeşitli konuları, disiplinleri veya bilgi alanlarını bir araya getirerek öğrenciler için daha bütünsel ve bağlantılı bir öğrenme deneyimi yaratmayı amaçlayan bir eğitim yaklaşımı önemli bir rol oynamaktadır. Bu eğitim ihtiyacının çözümüne yönelik araştırmada sanatın Sosyal Bilgiler öğretimi ile bütünleştirilmesi ile özel yetenekli öğrencilerin öğrendikleri konuları daha derin ve anlamlı bir şekilde kavramaları, çeşitli konuları, disiplinleri veya bilgi alanlarını bir araya getirerek daha bütünsel ve bağlantılı bir öğrenme deneyimi edinmeleri amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda özel yetenekli öğrencilerin eğitimlerinde sanatı Sosyal Bilgiler öğretimi ile bütünleştiren modüller geliştirilmiş, 'kontrol gruplu ön test-son test' deneysel desenden yararlanılarak 2023-2024 yılında İstanbul ilindeki Beşiktaş Bilim ve Sanat Merkezi'nde BYF- 1 Programı'na devam eden 5. sınıf düzeyinde 20 özel yetenekli öğrenciye on hafta süresince uygulanarak akademik başarı, tutum ve eleştirel düşünmeye yönelik etkililiği sınanmıştır. Deney grubunda Sosyal Bilgiler dersi araştırmacı tarafından Bütünleşik Öğretim Programı Modeli temele alınarak geliştirilen sanatla bütünleşik Sosyal Bilgiler dersi modülleri ile işlenirken, kontrol grubu öğrencileri mevcut öğretmenleri ve programları ile olağan öğretimlerine devam etmişlerdir. Araştırmanın verileri araştırmacı tarafından geliştirilen Sosyal Bilgiler dersi Akademik Başarı Testi, Sanatla Bütünleşik Sosyal Bilgiler dersine Yönelik Tutum Ölçeği, Sanatla Bütünleşik Sosyal Bilgiler Öğretimi Sürecinde Eleştirel Düşünmeyi Değerlendirme Dereceli Puanlama Anahtarı, Eleştirel Düşünme Ölçekleri, Sosyal Bilgiler Dersine Yönelik Tutum Ölçeği ön test son test olarak kullanılarak elde edilmiştir. Test ve ölçeklerden elde edilen verilerin istatiksel analizinde Nonparametrik testlerden biri olan Mann Whitney U testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Araştırma sonuçları sanatla bütünleştirilmiş Sosyal Bilgiler öğretiminin özel yetenekli öğrencilerin akademik başarılarını, Sosyal Bilgiler dersine yönelik tutumlarını ve eleştirel düşünme becerilerini güçlü, pozitif yönde ve anlamlı etkilediğini göstermiştir. Elde edilen sonuçlar tartışılarak öğretime ilişkin ve gelecekte yapılabilecek araştırmalar için öneriler sunulmuştur.
3D Metaverse platformunda gerçekleştirilen farklılaştırılmış fen öğretiminin özel yetenekli öğrencilerin katılımlarına, öz-düzenleyici öğrenme becerilerine ve bilimsel yaratıcılıklarına etkisi
Çocuklar, çevre kirliliği, iklim değişikliği ve türlerin yok oluşu gibi kritik sorunlarla karşı karşıya bir dünyaya adım atmaktadırlar. Bu sorunların çözümünde Sürdürülebilir Kalkınma (SK) ve Sürdürülebilirlik Eğitimi (SE) önemli bir çerçeve sunmaktadır. SE'nin disiplinler arası yapısı, özellikle özel yetenekli öğrenciler için fen eğitiminde farklılaştırma yoluyla katılım, öz-düzenleyici öğrenme ve bilimsel yaratıcılığı desteklemeye uygundur. Bu süreç, Sürükleyici Sanal Gerçeklik (IVR) gibi Metaverse teknolojileri ve 3D Metaverse platformlarının birlikte kullanımıyla zenginleştirilebilir. Bu araştırmanın amacı, özel yetenekli öğrencilerle 3D Metaverse platformunda gerçekleştirilen farklılaştırılmış fen öğretiminin özel yetenekli öğrencilerin katılımlarına, öz-düzenleyici öğrenme becerilerine ve bilimsel yaratıcılıklarına etkilerinin incelenmesidir. Bu kapsamda özel yetenekli öğrenciler için sürdürülebilirlik odaklı farklılaştırılmış fen öğretimi tasarımı geliştirilmiştir. Öğretim tasarımının geliştirilmesinde analiz, tasarım, geliştirme, uygulama ve değerlendirme aşamaları izlenilmiştir. Temiz Su ve Sanitasyon (SKA-6), Erişilebilir ve Temiz Enerji (SKA-7), İklim Eylemi (SKA-13), Sudaki Yaşam (SKA-14) ve Karasal Yaşam (SKA-15) içeriğe dâhil edilmiştir. Blender 3D tasarım programında geliştirilen 13 sahne Imedu 3D Metaverse platformuna aktarılmış ve optimizasyon sağlanmıştır. Araştırma, karma araştırma yöntemi desenlerinden iç-içe desene göre modellenmiştir. Bu desene göre, ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen (nicel yöntem) öncelikli olup durum çalışması (nitel yöntem) birinci yöntemin destekleyicisidir. Çalışma grubunu, tipik durum örneklemesiyle seçilen 40 özel yetenekli altıncı sınıf öğrencisi (23 kız, 17 erkek) oluşturmaktadır. Bu öğrencilerden 20'si deney, 20'si kontrol grubunda yer almaktadır. Farklılaştırılmış fen öğretimi tasarımı, deney grubundaki öğrencilere kontrol grubundakilerden farklı olarak IVR ve Imedu 3D Metaverse platformu desteği ile uygulanmıştır. Deney grubundaki her öğrenciye Oculus Quest 2 IVR başlığı verilmiştir. Uygulama süreci on hafta ve 40 ders saati sürmüştür. Araştırmada nicel veriler, Fen Dersi Katılım Ölçeği (FDKÖ), Fen Bilimleri Öz-Düzenleme Ölçeği (FBÖDÖ) ve Bilimsel Yaratıcılık Testi (BYT) kullanılarak toplanılmıştır. Nitel veriler ise yarı-yapılandırılmış görüşme formu, video kayıtları, öz-değerlendirme formları ve öğrenme ürünlerinden elde edilmiştir. Nicel verilerin analizinde Tekrarlı Ölçümler İçin İki Faktörlü ANOVA kullanılmıştır. Görüşme, video kayıtları ve öz-değerlendirme formlarından elde edilen veriler içerik analizi, öğrenme ürünlerinden elde edilen veriler betimsel analiz ile incelenmiştir. Araştırmanın bulguları, 3D Metaverse platformunda yapılan farklılaştırılmış fen öğretiminin, özel yetenekli öğrencilerin katılımlarını (η2=.12, orta etki büyüklüğü), öz-düzenleyici öğrenme becerilerini (η2=.15, büyük etki büyüklüğü) ve bilimsel yaratıcılılarını (η2=.64, büyük etki büyüklüğü) kontrol grubundaki öğretime göre daha fazla geliştirdiğini göstermiştir. Deney grubundaki özel yetenekli öğrencilerle yapılan görüşmeler ve video kayıtları özel yetenekli öğrencilerin bilişsel, duyuşsal, davranışsal ve sosyal katılımlarının geliştiğine yönelik olarak nicel verileri desteklemektedir. Deney grubundaki öğrencilerle yapılan görüşmeler ve öz-değerlendirme formlarına dayalı nitel bulgular, öz-düzenleyici öğrenme becerilerinin gelişimini gösteren nicel verileri desteklemiştir. Özel yetenekli öğrencilerin hedef belirleme, planlama, tekrarlama, not alma, kaynak yönetimi, biliş-üstü öz-düzenleme, zaman düzenleme, ayrıntılandırma, arkadaştan/akrandan öğrenme, çaba düzenleme, çevreyi düzenleme gibi stratejileri kullandıkları belirlenmiştir. Ayrıca, öğrencilerin süreç içerisinde sebat ettikleri, öğrenmelerini transfer ettikleri, öğrenme süreçlerinde görselleştirme yaptıkları ve öz-yeterliliklerini gösterdikleri tepsit edilmiştir. Öğrenme ürünleri ve görüşmelerden elde edilen veriler de öğrencilerin bilimsel yaratıcılıklarının özellik, süreç ve ürün boyutlarının geliştiğini göstermiş ve nicel bulguları desteklemiştir. Araştırma sonucunda, deney grubundaki özel yetenekli öğrencilerin katılım, öz-düzenleyici öğrenme becerileri ve bilimsel yaratıcılıklarının kontrol grubundaki öğrencilere göre daha fazla geliştiği belirlenmiştir. Farklı sınıf seviyelerinde, farklı SK amaçlarının dâhil edildiği, daha geniş bir çalışma grubunda yeni çalışmaların yapılması ve özel yetenekli öğrencilerin fen eğitimlerinde 3D Metaverse platformlarının ve IVR'nin kullanılması önerilebilir.
Koşut eğitim programına göre farklılaştırılan matematik öğretim programının özel yetenekli öğrencilerin matematik yaratıcılığına, başarısına ve özyeterliğine etkisi
Özel yetenekli öğrencilerin matematiksel yeterlik düzeyleri düşünüldüğünde ihtiyaçlarının sınıftaki diğer öğrencilerden farklı olduğu ve matematik öğretimi sürecinde farklı eğitimsel müdahalelere ihtiyaç duydukları görülmektedir. Kavramları sorgulayabilecekleri ve üst düzey bilişsel becerilerini kullanmaya imkan bulacakları ortamlar matematiğe ilgilerini ve gelecekte bu alanda çalışmaya olan isteklerini etkilemektedir. Özel yetenekli öğrencileri matematikçiler gibi düşünmeye teşvik eden farklılaştırılmış programlar, toplumun geleceği için kilit öneme sahiptir. Matematik, üst düzey düşünme becerilerini barındırmasına rağmen; dersin ele alınış şekli -içeriğe ve sürece yapılan müdahale- özel yetenekli öğrenciler için sunulan eğitimin kalitesini artırmayı hedeflemelidir. Bu bağlamda araştırmanın amacı, Koşut (Paralel) Eğitim Programı (KEP) modeli ile farklılaştırılan altıncı sınıf "Doğal Sayılar ve İşlemler" ünitesine yönelik uygulamanın Özel yetenekli öğrencilerin matematik başarısına, matematiksel yaratıcılığına ve matematik öz-yeterliğine etkisinin incelenmesidir. Araştırmada müdahale programının etkililiğini ölçmek amacıyla nicel araştırma yöntemlerinden deneysel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırma deseni eşleştirilmiş öntest-sontest kontrol gruplu desendir. Araştırma grubu Bilim ve Sanat Merkezi'ne devam eden 6. sınıf öğrencilerinden oluşturulmuş ve öğrenciler öntestleri bağlamında eşleştirilerek elde edilen gruplar rastgele deney ve kontrol grubu olarak atanmıştır. Toplam 28 öğrenci (14 deney, 14 kontrol grubu) ile çalışmanın verileri toplanmıştır. Araştırmanın veri toplama araçları Matematik Başarı Testi, Matematiksel Yaratıcılık Testi (Akgül ve Kahveci, 2016) ve Matematik Öz-yeterlik Ölçeği (Akgül, 2014) şeklindedir. Testler müdahale sonrasında sontest olarak deney ve kontrol grubuna uygulanmıştır. Araştırmada matematiksel başarı hatırlama, anlama, uygulama, analiz, değerlendirme, yaratma boyutlarında ve toplam matematiksel başarı olarak analiz edilmiştir. Hatırlama basamağında deney ve kontrol grubu arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır. Anlama, uygulama, analiz, değerlendirme, yaratma ve toplam matematiksel başarı anlamında deney grubu lehine anlamlı fark bulunmuştur. Matematiksel yaratıcılık puanları akıcılık, esneklik, özgünlük ve toplam matematiksel yaratıcılık olarak değerlendirilmiştir. Akıcılık, esneklik, özgünlük ve toplam matematiksel yaratıcılık puanları incelendiğinde deney grubu lehine anlamlı farklılık bulunmuştur. Matematik öz-yeterliği matematik kullanma, olumlu özyeterlik, olumsuz özyeterlik ve toplam matematik özyeterliği olarak analiz edilmiştir. Deney ve kontrol grubu arasında matematik özyeterliği bağlamında gruplar arası anlamlı farklılık bulunmazken deney grubu ön ve son test sonuçları arasında anlamlı farklılık bulunmuştur. Koşut (Paralel) Eğitim Programı modeline göre farklılaştırılan matematik öğretim programının özel yetenekli öğrencilerin matematiksel başarı, yaratıcılık ve özyeterlik düzeyini arttırdığı gözlenmiştir. Anahtar kelimeler: Farklılaştırma, Özel Yetenek, Matematiksel Yaratıcılık, Matematik Özyeterliği, Deneysel Araştırma
Koşut eğitim programına göre farklılaştırılmış ingilizce öğretim programının özel yetenekli öğrencilerin akademik başarılarına, yaratıcı yazmalarına ve özyeterliklerine etkisi
Bu araştırmada, özel yetenekli öğrencilere yönelik Koşut (Paralel) Eğitim Programı (KEP) modeline dayalı farklılaştırılmış bir İngilizce öğretim programı tasarlanmış ve bu programın öğrencilerin akademik başarıları, yaratıcı yazma becerileri ile yazmaya ilişkin öz yeterlik düzeyleri üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Araştırma, Trabzon'daki Bilim ve Sanat Merkezi'nde (BİLSEM) öğrenim gören 6. sınıf Bireysel Yetenekleri Fark Etme (BYF) düzeyindeki öğrencilerle yürütülmüş; çalışmada, kontrol gruplu ön test-son test desenine sahip deneysel araştırma yöntemi benimsenmiştir. Araştırmaya toplam 24 öğrenci dâhil edilmiş ve bu öğrenciler deney ile kontrol gruplarına eşit sayıda rastgele atanmıştır. Geliştirilen İngilizce Başarı Testi'nin geçerlik ve güvenirlik çalışmaları, Trabzon ve Rize'deki BİLSEM'lerde öğrenim gören 315 özel yetenekli öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilmiş ve testin pilot uygulaması yapılmıştır. Ön test sonuçları, grupların başlangıç düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadığını ve böylece grupların denk olduğunu ortaya koymuştur. Elde edilen verilerin analizinde; gruplar arası farkları incelemek için Mann-Whitney U testi, grup içi değişimleri değerlendirmek için Wilcoxon işaretli sıralar testi ve tanımlayıcı istatistikler kullanılmıştır. Araştırma bulguları, farklılaştırılmış öğretimin uygulandığı deney grubunun; anlama, uygulama, çözümleme, değerlendirme ve yaratma bilişsel düzeylerinde kontrol grubuna kıyasla istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek başarı gösterdiğini ortaya koymuştur. Ancak, hatırlama düzeyinde iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmamıştır. Buna ek olarak, yaratıcı yazma becerileri ile yazmaya yönelik öz yeterlik puanlarında da deney grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklar saptanmıştır. Bu sonuçlar, Koşut Eğitim Programı (KEP) modeline dayalı farklılaştırılmış öğretimin, özel yetenekli öğrencilerin yabancı dil öğrenme süreçlerinde etkili bir yaklaşım olduğunu göstermektedir.
Özel yetenekli öğrencilerin eleştirel okuma ve yazma becerilerinde yapay zeka uygulamalarının rolü
Araştırmanın temel amacı, özel yetenekli ortaokul öğrencilerinin eleştirel yazma, eleştirel okuma ve yapay zekâ okuryazarlığı ölçek puanları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma ayrıca özel yetenekli ortaokul öğrencilerinin yapay zekâ okuryazarlığının alt boyutlarının, eleştirel yazma ve eleştirel okuma puanlarını yordama gücünü ilişkisel olarak incelemektedir. Çalışma, 21. yüzyılda üst düzey bilişsel becerilerin önemi ve hızla gelişen yapay zekâ teknolojilerinin eğitimdeki dönüştürücü potansiyeli bağlamında, özel yetenekli öğrencilerin bu alanlardaki gelişimine yapay zekâ uygulamalarının rolünü değerlendirerek alanyazındaki önemli bir boşluğu doldurmayı hedeflemiştir. Nicel araştırma yönteminin benimsendiği ilişkisel tarama modelinde desenlenen çalışmanın örneklemini, İstanbul'daki Bilim ve Sanat Merkezleri'ne (BİLSEM) devam eden 432 özel yetenekli ortaokul öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Eleştirel Okuma Ölçeği, Eleştirel Yazma Ölçeği ve Yapay Zekâ Okuryazarlığı Ölçeği, Yapay Zekâ Kullanım ve Tutumlara Yönelik Bilgi Formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 25 paket programı kullanılmıştır. Elde edilen bulgular, yapay zekâ okuryazarlığı ölçek puanları ile hem eleştirel okuma hem de eleştirel yazma becerileri arasında istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönlü ilişkiler olduğunu göstermiştir. Yapay zekâ okuryazarlığının özellikle "Değerlendirme", "Kullanım" ve "Etik" alt boyutlarının eleştirel okuma ve yazma becerileri üzerinde anlamlı yordayıcı etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. "Değerlendirme" alt boyutu, her iki eleştirel okuryazarlık becerisi için de en güçlü yordayıcı olarak öne çıkmaktadır. Bu durum, özel yetenekli öğrencilerin yapay zekâ çıktılarını sorgulama, doğrulama ve etik boyutların farkında olma becerilerinin, eleştirel okuma ve yazma süreçlerindeki başarılarıyla ilişkili olduğunu göstermektedir. Ayrıca, Türkçe derslerinde yapay zekâ araçlarını "her zaman" kullanan öğrencilerin eleştirel okuma ve yazma becerilerinin "ara sıra" kullananlara göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu saptanmıştır. Cinsiyet açısından, erkek öğrencilerin eleştirel okuma ve yazma becerilerinde kız öğrencilere kıyasla anlamlı düzeyde daha yüksek puanlar aldığı görülmüştür. Ancak yaş ve sınıf düzeyi anlamlı bir fark yaratmamıştır. Bu sonuçlar, yapay zekanın eğitim ortamlarına entegrasyonunun özel yetenekli öğrencilerin üst düzey bilişsel becerilerinin gelişimini destekleme potansiyeli taşıdığını göstermektedir. Çalışma, yapay zekanın eğitimdeki rolüne ilişkin literatüre önemli katkılar sunarken, yapay zekanın eleştirel okuryazarlık ve yazma öğretiminde etkin bir şekilde kullanılması gerekliliğini de vurgulamaktadır.
Sosyobilimsel konuların özel yetenekli öğrencilerin zekâlarını konumlandırmalarına, sosyobilimsel muhakeme becerilerine ve küresel vatandaşlık anlayışlarına etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, "Sosyobilimsel Dönüşümsel Sorgulama Modeli'nin (SDSM)" özel yetenekli öğrencilerin dönüşümsel yetenekliliğe ilişkin tutumları, sosyobilimsel muhakeme becerileri ve küresel vatandaşlık anlayışları üzerindeki etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Karma yöntemler araştırması desenlerinden eş zamanlı/ paralel karma yöntemler araştırması deseni çerçevesinde yürütülen bu araştırmada deney grubunda 17 ve kontrol grubunda 14 özel yetenekli öğrenci yer almıştır. Araştırmada hem deney hem de kontrol grubuna yenilenebilir enerji kaynakları temalı SDSM programı art arda uygulanmıştır. Kontrol grubundaki uygulamalar deney grubundan hemen sonra gerçekleştirilmiştir. Nitel bulgular SDSM'nin her iki grubun dönüşümsel yeteneklilik tutumlarında ve sosyobilimsel muhakeme becerilerinin gelişiminde olumlu katkısı olduğunu ortaya koyarken küresel vatandaşlık anlayışları için her bir alt boyut bağlamında farklılaşan sonuçlar ortaya koymaktadır. Nice bulgular SDSM'nin deney grubundaki özel yetenekli öğrencilerin dönüşümsel yeteneklilik tutumlarını ve kontrol grubundaki öğrencilerin sosyobilimsel muhakeme becerilerini geliştirmede etkili olduğu göstermektedir. Ek olarak öğrencilerin sosyobilimsel muhakeme becerileri değerlendirildiğinde en çok bakış açısı ve şüphecilik ve en az karmaşıklık ve sorgulama alt boyutlarından puan aldıkları bulunmuştur. Nicel ve nitel ölçme araçlarından elde edilen bulgular bütüncül bir şekilde bir arada değerlendirildiğinde ise SDSM'nin özel yetenekli öğrencilerin dönüşümsel yeteneklilik tutumlarını ve sosyobilimsel muhakeme becerilerini geliştirmede etkili olduğu doğrulanırken; küresel vatandaşlık değişkeni açısından özellikle "harekete geçme" alt boyutunda olumlu bir değişim gerçekleştiği görülmektedir. Genel olarak, elde edilen bulgular SDSM'nin özel yetenekli öğrencilerin dönüşümsel yeteneklilik tutumlarını, sosyobilimsel muhakeme becerilerini ve küresel vatandaşlık farkındalıklarını bütüncül biçimde geliştirmeye yönelik güçlü bir potansiyele sahip olduğunu göstermektedir.
Öz düzenleyici strateji gelişimi modelinin özel yetenekli öğrencilerin yazma becerilerine etkisi
Bu araştırmanın amacı ilkokul üçüncü ve dördüncü sınıfa devam eden özel yetenekli tanısı almış öğrencilerin öykü yazma becerilerinin geliştirilmesinde Öz-Düzenleyici Strateji Gelişimi modelinin etkililiğini incelemektir. Araştırmada tek denekli araştırma modellerinden yoklama evreli katılımcılar arası çoklu yoklama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcılarını Bilim ve Sanat Merkezine devam eden üç öğrenci oluşturmuştur. Araştırma sürecinde; katılımcıların yazdıkları öykülerdeki elementlerin yeterliliği Hikâye Elementleri Değerlendirme Ölçeği, öykülerin kalitesi 6+1 Analitik Yazma ve Değerlendirme Ölçeği, yazılan öykülerdeki kelime sayısı word belgesi kelime sayım işlemcisi, kelime hazinesi katsayısı TSCorpus Metin İşlemcisi, yazma süreleri ise kronometre kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırma öncesi ve sonrasında katılımcılar ve ailelerinden öznel değerlendirme yaklaşımıyla sosyal geçerlik verisi toplanmıştır. Araştırma sonrasında katılımcıların yazdıkları öykülerin element sayılarında, kalitesinde, kelime sayısı ile yazma sürelerinde artış olduğu, kelime hazinesi katsayılarında ise düşüş olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların elde ettikleri becerileri uygulama sona erdikten iki ve beş hafta sonra korudukları ve anı yazma becerisine genelledikleri görülmüştür. Araştırma sonunda katılımcılar ve velilerinden uygulamaya yönelik olumlu görüş alınmıştır. Anahtar sözcükler: özel yetenekli öğrenciler, yazma stratejileri, öz-düzenleme, öz-düzenleyici öğrenme, öz-düzenleyici strateji gelişimi
Özel yetenekli öğrencilerin davranış problemlerinin ve öğretmenlerin bu davranışlarla baş etme yöntemlerinin belirlenmesi
Özel yetenekli öğrenciler eğitim-öğretim sürecini olumsuz etkileyen bazı davranış problemleri sergilemektedirler. Bu araştırmada Bilim ve Sanat Merkezlerinde eğitim alan özel yetenekli öğrencilerde gözlemlenen davranış problemlerinin neler olduğu ve bu davranış problemleriyle başa çıkmada öğretmenlerin kullandıkları yöntemlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırmada nitel araştırma desenlerinden durum çalışması kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Samsun Rotary Kulübü Bilim ve Sanat Merkezi'nde görev yapmakta olan öğretmenler ve burada eğitim alan özel yetenekli ilkokul ve ortaokul öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmada veriler yapılandırılmış görüşmeler ve sınıflarda yapılan gözlemler aracılığıyla toplanmış; içerik analizi ile analiz edilmiştir. Ayrıca elde edilen verilerin yorumlanmasında araştırmacı günlüklerinden yararlanılmıştır. Öğretmenler, sınıflarında en çok karşılaştıkları davranış problemlerinin dinlememe-başkalarının sözünü kesme ve çok soru sorma olduğunu; davranış problemleriyle başa çıkmada en çok rehberlik servisi ve aileyle iş birliği yaptıklarını belirtmişlerdir. Sınıf gözlemlerinde en çok karşılaşılan davranış problemlerinin sınıfta gürültü yapma, sınıfta izinsiz hareket etme olduğu; öğretmenlerin sınıflarda davranış problemleriyle baş ederken en çok doğru davranışa yönlendirme tekniğini kullandıkları görülmüştür. Elde edilen sonuçlar tartışılarak uygulamaya ve ileri araştırmalara yönelik önerilerde bulunulmuştur.
BİLSEM proje sürecinin işbirlikli problem çözme açısından değerlendirilmesi: Bir acemi- deneyimli karşılaştırması
İş birlikli problem çözme (İBPÇ); bireyin, bir problemin çözümü için gerekli çabayı ve anlayışı diğer takım üyeleriyle paylaştığı girişim süreçlerini etkili bir şekilde iç içe kullanma kapasitesidir. Proje yürüten özel yeteneklilerin etkin bir İBPÇ süreci yaşamalarının, onların daha üretken olmalarını, öğrenmelerinde daha üst kazanımlara ulaşmalarını sağlayabileceği düşünülmektedir. Dolayısıyla proje çalışmasına katılan özel yetenekli öğrencilerin mevcut İBPÇ algılarının proje deneyimi olan yetişkinlerin algılarıyla karşılaştırılmasının, BİLSEM'lerde yapılan proje çalışmalarındaki İBPÇ ile ilgili mevcut durumun belirlenmesine katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Bu araştırmanın temel amacı, proje çalışmasına katılan özel yetenekli öğrencilerin İBPÇ algılarının proje deneyimi olan yetişkinlerin algılarıyla karşılaştırılmasıdır. Bu araştırma, nicel karşılaştırmalı araştırma yöntemine göre yürütülmüştür. Araştırma 7-12. sınıf düzeyinde, özel yetenekli tanısı almış, BİLSEM proje aşamasında olan 178 öğrenci ve farklı sektörlerde aktif olarak projelerde görev almış deneyimli 105 yetişkinle yapılmıştır. Araştırmada veri toplamak için likert tipte maddelerden oluşan İBPÇ Becerisini Kullanmaya İlişkin Algı Ölçeği, İş Birliğine Yönelim (İBY) Ölçeği, Marlowe-Crowne Sosyal Beğenirlik Ölçeği (MCSAÖ) ve bireysel bilgi formu kullanılmıştır. Araştırmanın veri analizinde ölçek uyarlamada açıklayıcı faktör analizi; veriyi tanımlamada frekans ve yüzde değerleri; çıkarımsal analizlerde korelasyon, regresyon analizi ve bağımsız gruplar için t-testi kullanılmıştır. Regresyon analizi, öğrencilerin İBY ve İBPÇ algıları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğunu göstermiştir. Bağımsız t-testi sonuçları ise, İBPÇ ve İBY algılarında deneyimli yetişkinler ve öğrenciler arasında deneyimli yetişkinlerin lehine anlamlı bir farklılık olduğunu, BİLSEM'lerde yürütülen proje çalışmalarında öğrencilerin, deneyimli yetişkinlerin sahip olduğu İBPÇ ve İBY algısına sahip olmadıklarını göstermektedir. Sonuçlar, "proje aşamasında" yürütülen etkinliklerin İBPÇ ve İBY açısından detaylı değerlendirilmesinin gerekliliğini göstermektedir.
Özel yetenekli olarak tanılanmış ve tanılanmamış ergenlerin kişilik özellikleri ve kültürel yönelimlerinin karşılaştırılması
Bu çalışmanın amacı Türkiye'de yaşayan özel yetenekli olarak tanılanmış ve tanılanmamış (lise öğrencisi) ergenlerin kişilik özellikleri ve kültürel yönelimlerini bazı değişkenler açısından karşılaştırmaktır. Çalışmaya, çok düzeyli uygun örnekleme seçilen, Türkiye'nin yedi bölgesindeki 14 farklı şehirde yaşayan ve yaşları 13 ile 19 arasında değişen toplam 688 ergen katılmıştır (tanılanmamış = 345 ve tanılanmış = 343). Veri toplama amacıyla Beş Faktör Kişilik Envanteri, INDCOL Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu uygulanmıştır. Araştırma sonucunda, özel yetenekli olarak tanılanmış ergenlerin akranlarına kıyasla, beş faktör arasından dışa dönüklük ortalamalarının yüksek, nevrotiklik ortalamalarının ise anlamlı olarak düşük olduğu bulunmuştur. Nevrotiklik ortalamalarında kızlar lehine daha yüksek ortalamalar olduğu, tanı durumu kontrol edildiğinde de görülmüştür. Kültürel yönelim bağlamında ise, tanılanmış öğrencilerin anlamlı olarak daha düşük allosentrisizm ortalaması bulunmuştur. Tanılanmış öğrencilerin idiyosentrisizm ortalamaları ise, akranlarına kıyasla daha yüksek olmasına karşın bu farkta istatistiksel anlamlılık bulunmamıştır. Kültürel yönelimde cinsiyet farklılığı bulunmamıştır. Özel yetenekli olarak olarak tanılanma ile gelir düzeyi, anne ve baba eğitim düzeyi, ikamet edilen ve yaşamın çoğunun geçirildiği şehir statüsü arasında ilişki olup olmadığının incelenmesinde, Türkiye'deki tanılama sisteminde sosyo-ekonomik durumun yanlılığı bulunmuştur. Güncel özel yetenekliler eğitimi kuramları ve politikaları bağlamında elde edilen bulgular tartıştılmıştır. Özel yetenekliler eğitiminin paydaşlarına önerilerde bulunulmuştur.
4-5 yaş grubu özel yetenekli öğrencilerin tanılanması üzerine bir model geliştirilmesi: Türkiye örneği
Bu araştırmanın amacı; okul öncesi kurumlarda öğrenimine devam etmekte olan 4-5 yaş grubundaki özel yetenekli çocukların tanılanmasına yönelik teorik bir çerçeveye (Başarılı Zekâ Kuramı), çoklu veri kullanımına ve performansa dayalı bir tanılama modeli geliştirmektir. Modelle belirlenen özel yetenekli çocuklar, sadece öğretmenleri, sadece ebeveynleri, hem öğretmenleri hem de ebeveynleri tarafından özel yetenekli adayı olarak gösterilen çocuklar ve hiç aday gösterilmeyen çocuklarla karşılaştırılarak ve uygulayıcıların fikirleri alınarak modelin geçerliliği incelenmiştir. Araştırmada çok basamaklı araştırma yöntemi kullanılmıştır. İlk aşamada karşılaştırmalı araştırma, sonrasında tanımlayıcı araştırma işe koşulmuştur. Araştırmanın evrenini Mersin ili merkez ilçelerindeki devlet okullarının anasınıfına devam eden kronolojik yaşı 4-5 olan öğrenciler oluşturmaktadır. Örneklemi ise iki devlet anaokulunda eğitim alan 35 öğrenci oluşturmaktadır. Örneklemin oluşturulmasında ulaşılabilir örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen veriler, araştırma problemi doğrultusunda tanılanan öğrencilerin puanlarının ve tanılamada oluşan "belirlenen kişi" farklılıklarının karşılaştırılması, gözlemler arası korelasyonların analizi ve uygulayıcılarla öğretmenlerin görüşlerinin betimlenmesiyle analiz edilmiştir. Öğretmen görüş anketi ile toplanan ülkemizdeki mevcut tanılama sürecine ilişkin veriler ve bu tezde önerilen modelin kullanılmasının avantaj ve dezavantajlarına yönelik yapılacak görüşme verileri, üç uzman tarafından kategorilere ayrılarak yüzde ve frekans şeklinde tanımlanmıştır. Bulgular, modelle tanılanan öğrencilerin diğerlerinden farklı olduğunu, teorik yapı odağında geliştirilen gözlem formlarındaki değerler arasında anlamlı ilişkiler olduğunu ve öğretmenlerin bu modelle tanılanan öğrencilerin göstermiştir. Dolayısıyla modelin hem özel eğitim gereksinimi olan öğrencileri belirleyebildiği, hem de kendi içinde tutarlı ölçümler sağladığı, aynı zamanda uygulanabilir özellikte olduğu söylenebilir. Dahası performans ölçümlerinin test sonuçlarından farklı özellikleri tanılama sürecine dâhil ettiği ve daha zengin bir veri kaynağı sağladığı belirlenmiştir.
Üstün zekâlı öğrencilere yönelik farklılaştırılmış matematik öğretiminin etkililiği: Bir meta-analiz çalışması
Bu çalışmada üstün zekâlı öğrencilerin eğitiminde sıklıkla kullanılan farklılaştırılmış matematik öğretiminin matematik başarısı üzerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Farklılaştırılmış öğretim, programın öğrenci ilgi ve ihtiyaçları göz önüne alınarak içerik, süreç, öğrenme ortamı ve ürün bağlamında öğrenciye göre düzenlenmesidir. Bu amaç kapsamında Web of Science, Scopus, Proquest, Dergipark, Ulusal Tez Merkezi ve Google Scholar veri tabanları taranmıştır. Tarama kapsamında yıl sınırlamasına gidilmemiştir. Çalışmaya 1985-2020 yılları arasında ulusal ve uluslararası alanyazında yer alan toplam 31 araştırma dâhil edilmiştir. Veriler Comprehensive Meta-Analysis (CMA) yazılımı kullanılarak analiz edilmiştir. Etki büyüklüğü değeri olarak Hedges g kullanılmıştır. Çalışmanın bulguları farklılaştırılmış matematik öğretiminin üstün zekâlı öğrencilerin eğitiminde etkili bir strateji olduğunu göstermiştir.
Bilim ve Sanat Merkezine (BİLSEM) devam eden özel yetenekli öğrencilerin öğretmenleri için geliştirilen eğitim programının öğretmenlerin mesleki yeterlik algılarına etkisinin değerlendirilmesi
Bu araştırmada, Bilim ve Sanat Merkezine (BİLSEM) devam eden özel yetenekli öğrencilerin öğretmenleri için geliştirilen "BİLSEM Öğretmenleri Mesleki Yeterlik Eğitim Programı'nın (BİMYEP)" öğretmenlerin mesleki yeterlik algılarına etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın genel amacı doğrultusunda şu üç soruya cevap aranmıştır: (1) BİLSEM öğretmenlerinin özel yetenekliler eğitimi alanı ile ilgili mesleki yeterliklerine ilişkin görüşleri nelerdir? (2) BİMYEP, BİLSEM öğretmenlerinin mesleki yeterlik algılarında etkili midir? (3) BİMYEP'e katılan öğretmenlerin, katılmış oldukları eğitim programının mesleki yeterliklerine etkisine ilişkin görüşleri nelerdir? Araştırmanın yöntemi hem nitel hem de nicel araştırma yöntemlerinin bir arada yürütüldüğü keşfedici sıralı karma araştırma yöntemidir. Araştırmanın ilk bölümünde, BİLSEM öğretmenlerinin mesleki yeterlik algılarını arttırmaya yönelik özel yetenekli öğrencilerin eğitimi alanına ilişkin yeterlik algılarını ve bu alana ilişkin eğitim gereksinimlerini belirlemek amacıyla farklı illerdeki BİLSEM'lerde görev yapan 30 öğretmen ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bu görüşmelerden elde edilen veriler betimsel analiz yöntemi ile çözümlenmiştir. Araştırmanın ikinci aşamasında, BİLSEM'de görev yapan öğretmenlerin özel yetenekli öğrencilerin eğitimi alanına ilişkin mesleki yeterlik algılarını belirlemeye yönelik "Özel Yeteneklilerle Çalışan Öğretmenlerin Mesleki Yeterlik Algısı Ölçeği (ÖZÇÖMEY-A Ölçeği)" geliştirilmiştir. Araştırmanın bu aşamasında ön test-son test kontrol gruplu deneysel araştırma modeli uygulanmıştır. Araştırmanın deneysel aşamasındaki katılımcılar 14 öğretmen deney grubu, 14 öğretmen kontrol grubu olmak üzere 28 BİLSEM öğretmenidir. "BİLSEM Öğretmenleri Mesleki Yeterlik Eğitim Programı (BİMYEP)" uygulamasından önce ve eğitim programının deney grubundaki öğretmenlere uygulanmasından sonra her iki gruba da "ÖZÇÖMEY-A Ölçeği" uygulanmış ve araştırmanın nicel verileri elde edilmiştir. Nicel verilerin analizinde Mann-Whitney U Testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testinden yararlanılmıştır. Araştırmanın son aşamasında ise BİMYEP'in uygulandığı deney grubundaki öğretmenlerle yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bu görüşmelerde yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Görüşmelerde deney grubundaki öğretmenlerin, BİMYEP'e katılımlarından sonra mesleki yeterlik algılarında artış olup olmadığına ve eğitim programının geliştirilmesine ve iyileştirilmesine yönelik görüşleri alınmıştır. Deney grubuna katılan BİLSEM öğretmenleri ile yapılan görüşmeler betimsel analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda, programa katılan deney grubundaki öğretmenlerin son test puanları, katılmayan kontrol grubuna göre anlamlı şekilde yüksek bulunmuştur. Kontrol grubundaki öğretmenlerin ön test ve son test puanları arasında anlamlı bir fark çıkmazken deney grubundaki öğretmenlerin ön test ve son test puanları arasındaki fark anlamlı şekilde yüksek çıkmıştır. Sonuç olarak, programın öğretmen yeterliği algısı üzerinde etkili olduğu belirlenmiştir. Ayrıca eğitim programı sonrasında öğretmenlerle yapılan görüşmelerden BİMYEP'e katılan deney grubundaki öğretmenlerin görüşlerine göre, öğretmen eğitimi programının, özel yetenekli öğrencilerin eğitimi alanına ilişkin mesleki yeterlik algılarını arttırdığı sonuçları elde edilmiştir.
İTO/AGSCÖ bilişsel stratejisine dayalı okuduğunu anlama becerileri öğretiminin zihinsel yetersizliği olan öğrencilerin okuma becerisine etkisinin incelenmesi
Okuma ve anlama becerilerinin, nitelikli bir şekilde geliştirilmesi ve zihinsel süreçlerde etkin olarak kullanılabilmesi için erken yaşlardan itibaren okuma ve okuduğunu anlama becerilerini geliştirecek stratejilere yönelik uygulamalı eğitimlere ihtiyaç vardır. Özellikle zihinsel yetersizliği olan öğrencilerin okuduklarını anlamada büyük zorluklar yaşadıkları bildirilmektedir. Bu araştırmada geliştirilen İTO/AGSCÖ (incele-tahmin et-oku (başlığı, soruları ve metni oku)-anahtar kelimelerin altını çiz-göz gezdir-soru sor-cevapla-özetle) bilişsel stratejilere dayalı okuduğunu anlama becerileri öğretiminin hafif düzey zihinsel yetersizliği olan öğrencilerin anlama becerisine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca öğrencilerin stratejileri farklı türdeki metinlere genelleyebilme ve okuduğunu anlama becerisine etkisi, strateji kullanımının öğretimden sonraki 2., 4. ve 6. hafta sürdürülebilmesindeki kalıcılığı ve okuduğunu anlama becerisinin sürdürülmesindeki kalıcılığına etkisi araştırılmıştır. Araştırma keşfedici sıralı karma yöntem modeli ile desenlenmiştir. Araştırma, özel eğitim ortaokulunda öğrenim gören, beşinci ve altıncı sınıf, hafif düzey zihin yetersizliği tanısı bulunan, üç öğrenci ve bu öğrencilerle çalışan altı öğretmen ile yürütülmüştür. Araştırmada nitel veriler toplanarak bu verilerden elde edilen sonuçlar, nicel araştırma boyutunda kullanıldığı desenden oluşturulmuştur. Araştırmada kullanılacak stratejilerin belirlenmesi amacıyla katılımcı olarak seçilen öğrencilerin öğretmenlerinin eğitimlerinde kullandıkları okuduğunu anlama stratejileri betimsel analiz tekniğiyle belirlenmiştir. Elde edilen nitel veri sonuçları ve literatürde yer alan bilişsel okuma stratejileri dikkate alınarak zihinsel yetersizliği olan öğrencilerin öğrenme özelliklerine göre uyarlanarak İTO/AGSCÖ stratejileri geliştirme sürecinde oluşturulan taslak form uzman görüşüne sunulmuştur. Özel eğitim alanında doktorasını tamamlamış iki uzmandan maddelerin uygunluğuna ilişkin görüş alınmış ve uzmanlar arası görüş uyumu iç tutarlılığı Cohen Kappa tekniği ile test edilmiştir. Elde edilen Kappa değerinin 0,84 (0,81-1,00 arası mükemmel uyum) olduğu görülmüştür. İTO/AGSCÖ stratejileri öğretiminin etkililiği, tek denekli araştırma desenlerinden katılımcılar arası yoklama denemeli çoklu yoklama modeli ile planlanmış ve etki büyüklüğü hesaplaması gerçekleştirmek için Örtüşmeyen Veri Yüzdesi analizi ve Tau-U analiz tekniği kullanılmıştır. Stratejilerin öğretimi açık anlatım yöntemiyle gerçekleştirilmiş ve her öğretim sonunda metne ilişkin sorulara verilen doğru cevap sayıları grafiğe işlenmiştir. Genelleme verileri ön test-son test modeliyle toplanmış ve veriler sütun grafiği üzerinde gösterilerek analiz edilmiştir. Araştırmada, katılımcıların metin okuma sürecinde strateji kullanımlarını değerlendirmek amacıyla, öğretim öncesi ve sonrası strateji kullanımlarına ilişkin toplanan veriler ve öğretimin sosyal geçerlik verileri betimsel analiz ile değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre; hafif düzey zihin yetersizliği olan öğrencilerin metin okuma sürecinde İTO/AGSCÖ stratejileri öğretimi, okuduğunu anlama becerisini geliştirmede etkili olduğu görülmüştür. Öğrencilerin farklı metin türlerini okuma sürecinde İTO/AGSCÖ stratejileri kullanımlarını genelleyebildikleri, farklı metin türlerini anlama becerilerinde etkili olduğu, strateji kullanımını öğretim sona erdikten sonraki izleme oturumlarında sürdürmelerinde ve okuduğunu anlama becerileri üzerinde kalıcı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sosyal geçerlik verilerine göre öğrencilerin ve öğretmenlerin uygulamayı etkili ve uygulanabilir buldukları sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın son kısmında bulgular ilgili alanyazın çerçevesinde tartışılmış, araştırmalar ve uygulamalar için öneriler sunulmuştur.
Kaynaştırma ortamında birlikte öğretim ile uygulanan uyarlanmış sosyal bilgiler öğretiminin özgül öğrenme güçlüğü tanılı öğrencilerin bilişsel ve duyuşsal özelliklerine etkililiğinin incelenmesi
Özgül öğrenme güçlüğü (ÖÖG) olan öğrencilerin kaynaştırma/bütünleştirme sınıflarındaki eğitimleri her geçen gün daha fazla önem kazanmaktadır. Buna karşılık sınıf içinde ÖÖG olan öğrencilere yönelik hangi çalışmaların ne şekilde uygulanacağına ilişkin öğretmenler güçlükler yaşayabilmektedir. Bunun öneminden yola çıkılarak tasarlanan bu araştırmanın temel amacı, uyarlanmış birlikte öğretim uygulamalarının sosyal bilgiler (SB) dersinde 5. sınıfa devam eden ÖÖG olan öğrencilerin akademik başarı, SB dersine yönelik tutum ile sosyal katılım ve karar verme becerilerine etkisinin belirlenmesidir. Ayrıca araştırma ile öğrenciler, öğretmenler ve ailelerin bu uygulamaya yönelik görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma 2022/2023 eğitim-öğretim yılının güz döneminde Sivas ili merkez ilçesindeki dört devlet ortaokulunda gerçekleştirilmiştir. Karma araştırma yöntemiyle eşzamanlı üçgenleme deseninde tasarlanan bu araştırmanın nicel bölümü yarı deneysel desende, nitel bölümü ise eylem araştırması modeliyle tasarlanmıştır. Araştırmanın deney ve kontrol gruplarının belirlenmesinde ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmaya ÖÖG olan toplam 35 öğrenci dahil edilmiştir. Deney grubunda 7 ayrı sınıftan ÖÖG olan 18 öğrenci yer alırken, kontrol grubunda ise 6 ayrı sınıftan ÖÖG olan 17 öğrenci yer almıştır. Çalışmaya sınıfında ÖÖG olan öğrencisi bulunan 7 SB öğretmeni dahil edilmiştir. Araştırmada birlikte öğretim çalışmalarının bir arada yürütüldüğü deney grubunda iki ayrı ortaokulda görev yapan toplam 5 SB öğretmeni yer almaktadır. Araştırmanın kontrol grubunda yer alan öğretmen sayısı ise iki ayrı ortaokulda görev yapan 2 SB öğretmenidir. Deney grubunda uyarlanmış birlikte öğretim çalışmaları, kontrol grubunda ise mevcut SB öğretim programına dayalı normal öğretim uygulamaları gerçekleştirilmiştir. Uyarlanmış birlikte öğretim uygulamasının ders planları araştırmacı tarafından hazırlanmış ve planlama aşamasında birlikte öğretim yapılan SB öğretmenlerinin görüşüne sunulmuştur. Araştırmacı ve SB öğretmeninin yürüttüğü uyarlanmış birlikte öğretim aşamaları; planlama, öğretimsel süreç ve değerlendirme basamaklarından oluşmaktadır. Araştırmanın nicel verileri; akademik başarı testi, SB tutum ölçeği, karar verme ölçeği ve sosyal katılım ölçekleri ile toplanmıştır. Nitel veriler ise; öğrenci görüşmeleri, öğrenci günlükleri, uygulama öncesi ve uygulama sonrası öğretmen ve aile görüşmeleri ile toplanmıştır. Araştırmanın nicel verilerinin analizinde bağımlı gruplar t testi ve bağımsız gruplar t testi kullanılmıştır. Nitel verilerin analizinde ise içerik analizi ve betimsel analiz yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen nicel bulgulara göre deney grubunda yer alan öğrencilerin akademik başarı, SB tutum ve beceri ön-test son-test puanları arasında son-test lehine anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür. Kontrol grubunda yer alan öğrencilerin ise akademik başarı ön-test son-test puanları arasında son-test lehine anlamlı bir farklılık olduğu ancak SB tutum ve beceri ön-test son-test puanları arasında son-test lehine anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Araştırmadan elde edilen nitel bulgularda, deney grubunda yer alan SB öğretmenlerinin görüşlerine göre öğrencilerin; derse yönelik ilgilerinde ve sınıf-içi kurallara uyma davranışlarında artış yaşandığı, öğrencilerin topluluk önünde kendini ifade etme becerisinde gelişme görüldüğü, olumlu iletişim, işbirliği, özgüven ve aidiyet duygularını geliştirdikleri bununla birlikte öğretmenlerin uyarlanmış birlikte öğretim uygulamalarının gelecekte uygulanabileceğini düşündükleri bulgularına ulaşılmıştır.Ayrıca öğretmenler uygulamada; ders-içi materyallerin çeşitlendirilmesi ve mekânsal farklılıkların tasarlanması gerektiğini ve uygulamanın tüm yetersizlik gruplarına yönelik tasarlanması gerektiğini ifade etmiştir. Deney grubunda yer alan öğrencilerin ise derslerde en çok; kavram haritası, afiş tasarlama, grup etkinlikleri, arkadaşları ile konuyu tartışma, ses kayıtlarından dersi tekrar etmeyi sevdikleri bulgularına ulaşılmıştır. Bununla birlikte öğrenciler dersleri eğlenceli, merak uyandırıcı, farklı ve güzel olarak nitelendirmiştir. Aileler ise çocuklarının okula devamlılığı ve evde ders çalışma hususunda daha istekli olduğunu, öğrencinin kendisini daha başarılı hissettiğini ve öğrencide; özgüven, olumlu akran iletişimi, öğretmenlere karşı saygıda artış gibi farklılıkların yaşandığını belirtmiştir. Bu bağlamda tüm bu bulgular neticesinde araştırmanın nicel ve nitel bulgularının birbirini destekler nitelikte olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu bulgulardan hareketle, uyarlanmış birlikte öğretim uygulamalarının ortaokul 5. sınıfa devam eden ÖÖG olan öğrencilerin akademik başarı, SB dersine yönelik olumlu tutum ve beceri gelişiminde etkili olduğu sonucu elde edilmiştir. Öğrencilerin derse ilişkin ilgi ve isteklerinde ayrıca olumlu akran iletişimi, özgüven ve aidiyet konularında da sosyal gelişimlerinin olumlu yönde etkilendiği tespit edilmiştir. Bununla birlikte uygulamaya dahil olan SB öğretmenlerinin uygulama sonunda uyarlanmış birlikte öğretim çalışmaları ile birlikte güncel yaklaşımlara yönelik olumlu duygu ve düşüncelere sahip olduğu belirlenmiştir. Ayrıca bu uygulama sürecinin, birlikte öğretim yapılan SB öğretmenlerinin mesleki gelişim ve mesleki motivasyonlarına olumlu katkılar sağladığı sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte, öğretmenlerin kaynaştırma ortamlarında birlikte öğretim ile uygulanan uyarlanmış öğretim yöntemini uygulama becerisi geliştirilmelidir. Bir diğer taraftan birlikte öğretim ve öğretimsel uyarlama konularında farklı deneysel çalışmalar gerçekleştirilebilir. Anahtar Kelimeler: Özgül öğrenme güçlüğü, öğretimsel uyarlama, birlikte öğretim, sosyal bilgiler öğretimi, karma yöntem
Özel yetenekli öğrencilerin görsel sanatlar derslerine yönelik duyuşsal özelliklerinin incelenmesi
Özel yetenekli öğrencilerin görsel sanatlar derslerine yönelik duyuşsal özelliklerinin (tutum, kaygı, öz yeterlik, beklenti değer algılarının) farklı değişkenler açısından incelenmesinin amaçlandığı bu çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklem grubu 2022-2023 eğitim öğretim yılında Türkiye'nin yedi bölgesindeki Bilim ve Sanat Merkezlerine (BİLSEM) devam eden 488 özel yetenekli 6. 7. 8. 9. 10. 11. 12. sınıf öğrencileridir. Araştırmada veri toplama araçları olarak "Görsel Sanatlar Dersine Yönelik Benlik ve Görev Algısı Ölçeği" ve "Görsel Sanatlar Dersine Yönelik Duyuşsal Özellikler Ölçeği", ile veriler toplanmıştır. Araştırmada verilerin analizinde parametrik testlerden t-testi ve tek faktörlü varyans (One-Way ANOVA) analizi kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre özel yetenekli öğrencilerin görsel sanatlar derslerine yönelik duyuşsal özellikleri yüksek, kaygıları oldukça düşük çıkmıştır. Kız öğrencilerin beklenti değer ve duyuşsal özellik algıları erkek öğrencilerden daha yüksek çıkmıştır. Resim yarışmalarında dereceye giren, resim sergisi/galerisi ya da müze ziyaret eden, resim sergisinde eserleri sergilenmesi için başvuran, resim sergisinde eserleri sergilenen, sosyal medyada resimle ilgili hesapları takip eden, kendisini iyi hissetmek için resim yapan ve görsel sanatlar öğretmenleri hakkında iyi düşünceleri olan, sanatla ilgilenen arkadaşları olan, 3 yaşında düzenli resim yapmaya başlayan özel yetenekli öğrencilerin görsel sanatlar derslerine yönelik beklenti değer ve duyuşsal özellik algılarının yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Destek eğitim programında olan özel yetenekli öğrencilerin görsel sanatlar derslerine yönelik içsel değer ve toplam beklenti değer algılarının BİLSEM BYF, ÖYG ve Proje programında olan öğrencilerin görsel sanatlar derslerine yönelik beklenti değer algılarından daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Resim ve genel zihinsel yetenek ve resim olan öğrencilerin görsel sanatlar derslerine yönelik yönelik içsel, yarar/önem, dışsal, yeterlik beklentisi, görev zorluğu ve toplam beklenti değer algılarının, özel yetenek alanı genel zihinsel yetenek olan öğrencilerin görsel sanatlar derslerine yönelik beklenti değer algılarından daha yüksek olduğu görülmüştür. Araştırmanın sonucunda özel yetenekli öğrencilerin resim yarışmalarına katılmaya, sergilerde aktif rol almaya, resim sergilerini/ galerilerini ve müzeleri ziyaret etmeye, sosyal medyada resimle ve sanatla ilgili sayfaları tanıyıp takip etmeye, görsel sanatlar dersine karşı olumlu tutumlar geliştirebilecekleri öğretmenlerinin olmasına, benzer özellikteki akranları ile tanışıp arkadaş olmaya, erkek öğrencilerin de ilgisini çekebilecek konuların görsel sanatlar dersi programına dahil edilmesine ve çocukların 3 yaşından itibaren resimle/sanatla tanışmaya ihtiyaçları olduğu görülmüştür. Bu araştırmanın sonuçları, özel yetenekli öğrencilerin eğitimlerinde görsel sanatlar derslerine yönelik duyuşsal özellik algılarının önemine dair farkındalığın oluşmasını sağlayacak ve gelecek araştırmalara ışık tutacaktır.
Özel yetenekli öğrencilerde disiplinlerarası öğretim yaklaşımına dayalı düşünme becerileri öğretiminin öğrencilerin akademik ve düşünme becerilerine etkisi
Bu çalışmanın amacı beşinci sınıfa devam eden özel yetenekli öğrencilerin akademik becerileri ve üst düzey düşünme becerilerinden olan yaratıcı düşünme ve eleştirel düşünme becerileri için "Disiplinlerarası Düşünme Becerileri Öğretim Uygulamalarını" geliştirmek ve etkisini incelemektir. Bu araştırmada nicel ve nitel araştırma tekniklerinin birlikte kullanıldığı karma araştırma yöntemlerinden açıklayıcı sıralı desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu beşinci sınıf düzeyindeki özel yetenekli toplam 62 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada Konya ili içerisinde bulunan özel yetenekli tanısı alan öğrencilerin eğitim gördüğü kurum olan Bilim ve Sanat Merkezleri uygulama için tercih edilmiştir. Araştırmanın örneklem seçiminde seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden amaçsal örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Bu araştırmada nicel ve nitel veri toplama araçları birlikte kullanılmıştır. Nicel verileri toplamak amacıyla öğrencilere Cornell Eleştirel Düşünme Testi Düzey X, Torrance Sözel ve Şekilsel Yaratıcılık Testi ve Öğrenme Stratejileri Ölçeği öntest ve sontest olarak uygulanmıştır. Araştırmada nitel verileri toplamak amacı öğrencilere Bilimsel Araştırma Değerlendirme Formu ve Proje Değerlendirme Formu araştırmanın sonunda uygulanmıştır. Diğer nitel veri toplama araçları ise Öğretmen Gözlem Formu, Yansıtıcı Öğrenci Günlüğü, Araştırmacı Günlüğü denel süreç içerisinde kullanılmıştır. Deney grubundaki öğrencilere "Disiplinlerarası Düşünme Becerileri Öğretim Uygulamaları" için hazırlanan kazanımlara uygun etkinliklerin uygulamaları ders dışı saatlerde haftalık 3 ders saati olmak üzere yapılmıştır. Bu uygulama öntest ve sontest uygulamaları dışında kalan 15 hafta süre ile devam etmiştir. Her bir öğrenci toplamda 45 ders saati uygulamalara katılması sağlanmış devamsızlık yapan öğrenciler tespit edilip uygun bir saatte etkinlikler bu öğrencilere de uygulanmıştır. Kontrol grubunda yer alan öğrenciler BİLSEM'ler için hazırlanan 5. sınıf kazanımlarına göre öğrenimlerine devam etmiştir. Süreç içerisinde kontrol grubunun bulunduğu merkez idareci ve öğretmenleri ile görüşülerek, program dışında ek bir etkinlik yapılmaması konusunda gerekli mutabakat sağlanmıştır. Araştırmada nicel ve nitel veri analiz teknikleri bir arada kullanılmıştır. Nicel veriler, deney ve kontrol grubu olmak üzere iki değişkenin karşılaştırılmasına dayanan ilişkisel istatistiklerden bağımsız örneklem t-testi kullanılarak analiz edilmiş ve etki büyüklüğünü tespit etmek amacı ile Cohen-d değerleri hesaplanmıştır. Nitel veriler betimsel ve içerik analizi yoluyla incelenmiştir. Araştırma ile hazırlanan Disiplinlerarası Düşünme Becerileri Uygulamalarının özel yetenekli öğrencilerin üst düzey düşünme becerilerinden olan yaratıcı düşünmeve eleştirel düşünme becerilerini geliştirmede etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Uygulamaların öğrencilerin akademik becerilerini geliştirmede etkili olduğu araştırmanın bir diğer sonucudur. Uygulamalar öğrenciler tarafından güzel, ilgi çekici, merak uyandırıcı ve heyecan verici bulunmuştur. Disiplinlerarası Düşünme Becerileri Uygulamalarına ilişkin öğretmenlerin olumlu görüşlere sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Özel gereksinimli öğrencilerin ev ortamında sergiledikleri problem davranışlar ve ebeveynlerin kullandıkları önleyici stratejilerin belirlenmesi
Bu araştırmanın amacı, özel gereksinimli bireylerin ev ortamında sergiledikleri problem davranışlar ve ebeveynlerin kullandıkları önleyici stratejilerin belirlenmesidir. Bu amaç doğrultusunda Konya ilinde farklı yaş ve engel gruplarına dahil olan çeşitli özel eğitim okullarında eğitim gören ve ev ortamında problem davranış sergileyen 12 erkek ve 8 kız toplam 20 öğrenci belirlenmiştir. Araştırmamızın çalışma grubunu bu öğrencilerin ebeveynleri oluşturmaktadır. Çalışmamızda nitel araştırma yöntemlerinden fenomenolojik yaklaşım tercih edilmiştir. Ebeveynlerin ev ortamında sergilenen problem davranışlara ilişkin görüşlerinin alınabilmesi ve kullandıkları önleyici stratejilerin belirlenebilmesi için yarı yapılandırılmış görüşme formu ve örnek olay kullanılarak veriler toplanmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formuna ait verilen analizi betimsel analiz ile ve örnek olay görüşme formuna ait verilerin analizi içerik analizi yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular incelendiğinde özel gereksinimli öğrencilerin ev ortamında sergiledikleri problem davranışların en çok saldırganlık/vurma davranışı olduğu belirlenmiştir. Ev ortamında sergilenen diğer davranışlar ağlama, aşırı yeme, bağırma, çevresine/eşyalara zarar verme, soyunma, korkma ve kendine zarar verme davranışları olarak belirlenmiştir. Bu davranışların genel olarak günde 5 defadan fazla ve 15-60 dakika arasında süreyle sergilendiği belirlenmiştir. Bu problem davranışların işlevlerine ilişkin görüşleri incelendiğinde en çok nesne veya etkinliğe ulaşma işlevi olduğu belirlenmiştir. Ev ortamında sergilenen problem davranışlarda aile üyelerinin öyleydi strateji olarak en çok seçerek sunmayı tercih ettikleri belirlenmiştir. Sonrasında ise sırayla; ortamdan uzaklaştırma ve fiziksel engeller koyarak problem davranışı önlemeyi tercih ettikleri belirlenmiştir. Ev ortamında sergilemeyen problem davranışlarda aile üyelerinin davranışa müdahale olarak en çok görmezden gelme olacak şekilde sırasıyla; ceza vermek çocukların istediklerini verme (problem davranışın işlevini yerine getirme), ortamdan uzaklaşma davranışını sergiledikleri belirlenmiştir. Ev ortamında sergilenen problem davranışlarda aile üyelerinin davranış sonrasında müdahale olarak pekiştireç vererek problem davranışın tekrar etme süresini uzatmayı tercih ettikleri belirlenmiştir. Ev ortamında sergilenen problem davranışların aile yaşantısının olumsuz etkilediği ailenin kendisini toplumdan soyutlamayı tercih ettiği ve kendilerini yorgun hissettikleri belirlenmiştir. Katılımcıların ev ortamında sergilenen problem davranışları içeren örnek olaylarda kullanılması gereken önleyici stratejilere ilişkin en çok önerdikleri stratejinin seçenek sunma olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların ev ortamında sergilenen problem davranışları içeren örnek olaylarda kullanılması gereken davranış sonrası müdahale yöntemlerine ilişkin önerdikleri yöntemler; görmezden gelme, ortamdan uzaklaşma, problem davranışların işlevini yerine getirmeme ve ceza yöntemleri olarak belirlenmiştir. Katılımcıların ev ortamında sergilenen problem davranışları içeren örnek olaylarda kullanılması gereken davranış sonrası müdahale yöntemlerine ilişkin önerileri; problem davranışın işlevini yerine getirme ve alternatif pekiştireç vererek sakinleştirme yönünde olmuştur. Kazanç olarak özel gereksinimli öğrencilerin en çok sergiledikleri problem davranışların diğer ortamlarda sergilenen problem davranışlarla benzerlik gösterdiği belirlenmiştir. Katılımcılarının problem davranışlara yönelik önleme müdahale stratejilerinde yeterince bilgi sahibi olmadıkları belirlenmiştir. Ayrıca katılımcıların kullandıkları ve önerdikleri stratejilerin genel olarak örtüşmediği belirlenmiştir. Bilgi düzeyi yüksek olan ebeveynlerin ise stratejileri uygulamada sorun yaşadıkları dikkat çekmiştir.
Otizm Spektrum Bozukluğu olan bireylerin eklektik eğitim modeli için oluşturulan öğretmen eğitim programının etkililiğinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, otizm spektrum bozukluğu (OSB) olan bireylerle çalışan özel eğitim öğretmenlerine yönelik Uygulamalı Davranış Analizi, Olumlu Davranışsal Destek, Resim Değiş Tokuşuna Dayalı İletişim Sistemleri, Otizmli ve Otizm Nedenli İletişim Problemi Olan Bireylerin Eğitimi ve Terapisi olmak üzere dört Kanıt Temelli Uygulamanın (KTU) birleştirilmesiyle hazırlanan eklektik öğretmen eğitim programının etkililiğinin öğretmen görüşlerine göre incelenmesidir. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden eylem araştırması deseninde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın katılımcılarını, 2022-2023 eğitim öğretim yılında Konya ilinin Selçuklu, Karatay, Meram, Karapınar ve Seydişehir ilçelerinde özel eğitim uygulama okulu ve özel eğitim sınıflarında OSB'li öğrencilerle çalışan, eklektik yöntemle ilgili hazırlanan eğitim kurslarına katılmış ve edindikleri tecrübeleri sınıf ortamlarına aktaran ve ortalama 3 ay süre ile bu modeli sınıflarında test eden 25 özel eğitim öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırma verileri betimsel analiz yönteminden yararlanılarak derinlemesine analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre araştırmada yer alan özel eğitim öğretmenlerinin üçte birinin daha önce OSB'ye özgü herhangi bir eğitim almadığı tespit edilmiştir. Gerçekleştirilen eğitim faaliyetleri ve sınıf içi uygulamalar eklektik öğretmen eğitim programının katılımcıların OSB hakkında bilgi ve tecrübelerini arttırdığını, KTU'ları ilk elden anlamalarını ve sınıf içinde uygulayabilmelerini sağladığını ortaya koymuştur. Eklektik öğretmen eğitim programı öğretmenlerin OSB'li öğrencilere öz bakım becerilerini kazandırabilmelerinde, akademik ve sosyal becerileri öğretmekte faydalı olmuştur. Öğretmen eğitim programının öğretmenlerin OSB'li öğrencilerdeki problem davranışların üstesinden gelmede de etkili olduğu, edindikleri tecrübeler sayesinde eğitim ortamlarını bütüncül bir şekilde yapılandırarak, OSB dostu sınıf ortamları oluşturmalarında da öğretmenlere katkı sağladığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Otizm, Kanıt Temelli Uygulamalar, Eklektik Eğitim Programı, UDA, PECS, TEACCH, ODD, Öğretmen Eğitim Programı, Nitel Araştırma,
Otizm Spektrum Bozukluğu olan öğrencilere kendini yönetme öğretiminin kendini yönetme, etkinlikle ilgilenme ve etkinliği tamamlama becerileri üzerinde etkililiği
Bu araştırmada kendine ön uyaran verme, kendini izleme, kendini değerlendirme ve kendini pekiştirmeden oluşan kendini yönetme stratejileri öğretiminin OSB olan öğrencilerin kendini yönetme stratejilerini kazanmalarına ve sürdürmelerine etkisi incelenmiştir. Bununla birlikte, öğrencilerin kendini yönetme stratejilerini kullanarak etkinlikle ilgilenme ve etkinliği tamamlama becerisini kazanmaları, kullanılan stratejileri ve öğretilmeye çalışılan becerileri farklı kişilere/ortamlara ne düzeyde genellendiği belirlenmeye çalışılmıştır. Kendini yönetme stratejilerinin kullanımıyla ilgili olarak da öğrenci annelerinin ve öğretmen görüşlerini tespit edebilmek amacıyla yarı yapılandırılmış görüşmeler yoluyla sosyal geçerlik verileri toplanmıştır. Araştırma Konya ilinde bulunan bir özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinde gerçekleştirilmiştir. Uygulamaya 10-12 yaşları arasında OSB tanısı alan ikisi erkek biri kız olmak üzere üç öğrenci katılmıştır. Öğretimlerin bire bir öğretim düzenlemesi ile gerçekleştirildiği araştırmada, bağımsız değişkenin etkisini değerlendirmek amacıyla tek denekli araştırma modellerinden katılımcılar arası yoklama evreli çoklu yoklama modeli kullanılmıştır. Çalışmada edinim, izleme ve genelleme verileri ölçüt bağımlı ölçü aracı, bütüncül zaman aralığı ve kalıcı ürün kayıt formu ile toplanırken, araştırmada ayrıca gözlemciler arası güvenirlik ve uygulama güvenirlik verileri toplanmıştır. Kendini yönetme stratejileri öğretimi ile OSB öğrencilerin kendini yönetme stratejilerini kullanma düzeyleri, stratejileri kullanarak etkinlikle ilgilenme ve etkinliği tamamlama becerileri düzeyleri arasındaki örtüşmeyen veri yüzdesi hesaplamaları sonucu etki büyüklüğü belirlenmiştir. Araştırma bulguları, kendine ön uyaran verme, kendini izleme, kendini değerlendirme ve kendini pekiştirmeden oluşan kendini yönetme stratejileri öğretiminin OSB olan öğrencilerin kendini yönetme stratejilerini kazanmasında etkili olduğunu ve stratejileri kullanan öğrencilerin uygulamadan sonra da stratejileri kullanmaya devam ettiklerini ortaya koymuştur. Ayrıca, kendini yönetme stratejilerini kullanan öğrencilerin etkinlikle ilgilenme ve etkinliği tamamlama becerilerinde artış olduğu, tespit edilen kazanımların uygulamadan sonra da sürdürüldüğü, kullanılan stratejilerin farklı kişi ve ortamlara da genellendiği belirlenmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşmelerde kendini yönetme stratejilerinin kullanılması ve etkileri hakkında öğrenci annelerinin ve öğretmenlerin tamamının görüşlerinin olumlu olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Doğa eğitiminin otizm spektrum bozukluğu olan çocukların sosyal becerilerine etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, doğa eğitimi programının otizmli çocukların sosyal becerileri üzerindeki etkisini incelemektir. Deney-kontrol grupları üzerinde ön test - son test ölçümlerinin yapıldığı yarı deneysel desenle tasarlanan bu araştırmanın çalışma grubunu; 2020-2021 eğitim öğretim yılında iki ayrı özel eğitim uygulama okuluna devam eden 7- 8 yaş arası otizmli çocuklar oluşturmuştur. Kontrol ve deney grupları oluşturulurken seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden amaçsal örnekleme kullanılmıştır. 4 otizmli çocuğa, 8 hafta, haftada 3 oturum ve toplamda 24 oturum doğa etkinlikleri uygulanmıştır. Kontrol grubunda yer olan otizmli çocuklara ise herhangi bir müdahale olmamıştır. Araştırma süresince elde edilen tüm veriler; çocuklar için öğretmen ve aileleri tarafından cevaplanan Otizm Sosyal Beceri Profili Ölçeği (OSBP) kullanılarak tespit edilmiştir. Deney ve kontrol grubundaki çocukların müdahale öncesi ve müdahale sonrası OSBP ölçeğinden aldıkları ön test - son test puanları arasındaki farkın anlamlılığını karşılaştırmak için Mann-Whitney U Testi, deney ve kontrol gruplarının ön test - son test puanları arasındaki farkın anlamlılığını kendi grup dinamikleri içinde test etmek için ise Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Verilerin analizi bir istatistik programı yardımıyla çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular incelendiğinde, müdahaleden önce deney ve kontrol grubundaki otizmli çocukların OSBP'den aldıkları sosyal beceri puanları arasında istatistiki açıdan anlamlı bir farklılık tespit edilememiştir. Müdahale sonrası yapılan analizler de ise deney grubunda yer alan otizmli çocukların sosyal beceri puanlarında, olumlu yönde ve istatistiki açıdan anlamlı düzeyde bir değişim tespit edilirken; kontrol grubunda bulunan çocukların sosyal beceri puanlarında pozitif yönde anlamlı bir değişim görülmemiştir. Aynı şekilde iki grubunda da son testleri karşılaştırıldığında deney grubunda bulunan çocukların, kontrol grubundaki çocuklardan anlamlı düzeyde yüksek sosyal beceri puanı aldıkları görülmüştür. Deney grubundan alınan izleme testi verilerinde ise sosyal becerilerin kalıcı olduğu ölçülmüştür. Araştırma bulguları ele alındığında araştırmacının araştırma öncesinde ortaya sürdüğü 8 hipotezden 6 hipotezin doğruluğu kanıtlanmıştır. Bu bağlamda doğa etkinliklerinin bu araştırmanın deney grubunda yer alan otizm spektrum bozukluğu tanısı almış 4 çocuğun sosyal becerilerinin gelişmesi üzerinde etkili olduğu gözlenmiştir.
Okul öncesi öğretmenlerinin özel yetenekli öğrencilere yönelik eğitim ihtiyaçlarının incelenmesi: Bir karma yöntem araştırması
Bu araştırmada okul öncesi öğretmenlerinin özel yetenekli öğrencilere yönelik eğitim ihtiyaçlarını ve görüşlerini açığa çıkarmak hedeflenmiştir. Araştırma da hem nicel hem de nitel verilerin beraber kullanılarak daha fazla veriye ulaşılmasını sağlaması açısından karma yöntemlerden yakınsak paralel model tercih edilmiştir. Araştırmanın nicel çalışma grubunu 2022-2023 eğitim öğretim yılı içerisinde Iğdır Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı resmi ve özel kurumlarda çalışan 178 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Nitel çalışma grubu ise yine aynı örneklem içerisinden farklı mesleki kıdemlere göre seçilen 30 okul öncesi öğretmenidir. Araştırmada verilerin toplanması için "Demografik Bilgi Formu", " Okul Öncesi Öğretmenlerinin Özel yetenekli Öğrencilere Yönelik Eğitim İhtiyacı Belirleme Anketi" ve "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" kullanılmıştır. Araştırma kapsamında okul öncesi öğretmenlerinin özel yetenekli öğrencilere yönelik eğitim ihtiyaçlarının düzeylerini belirlemek için elde edilen nicel veriler istatistik teknikleri ile incelenmiştir. Görüşme formundan elde edilen nitel veriler ise içerik ve betimsel analiz kullanılarak çözümlenmiştir. Verilerin analizinde uzman görüşleri alınarak yanıtlar temalandırılmış ve bulgular yorumlanıp raporlaştırılmıştır. Araştırma sonucuna göre okul öncesi öğretmenlerinin özel yetenekli öğrencilere yönelik eğitim ihtiyaçları algıları yüksek düzeydedir ve cinsiyete, mesleki kıdeme, yaşa, farklılaştırılmış eğitim programı hazırlanmasını isteme durumuna göre anlamlı bir farklılık görülmemiştir. Ancak daha önce özel yeteneklilik eğitimine katılan okul öncesi öğretmenlerinin lehine, sınıfında özel yetenekli öğrenci bulunan okul öncesi öğretmenlerinin lehine ve daha önce etkinlik hazırlayan okul öncesi öğretmenlerinin lehine eğitim ihtiyacı algılarında anlamlı farklılıklar oluşmuştur. Ayrıca okul öncesi öğretmenlerinin en çok özel yetenekli öğrencileri belirlemeye, özel yetenekli çocuklara rehberlik etmeye, özel yetenekli öğrenciye uygun etkinlik hazırlamaya yönelik eğitimlere daha çok ihtiyaç duydukları görülmüştür. Araştırma bulguları mevcut literatür desteği ile tartışılmıştır.
Özel eğitim öğrencilerine rehberlik araştırma merkezlerinde belirlenen amaçların okullarda hazırlanan bireyselleştirilmiş eğitim programları ile uyumunun incelenmesi
Bu araştırmanın amacı; özel eğitim öğrencilerine, rehberlik araştırma merkezlerinde belirlenen amaçların, okullarda hazırlanan bireyselleştirilmiş eğitim programları ile uyumunun incelenmesidir. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden açıklayıcı durum çalışması yaklaşımı kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcılarını Konya'nın Karatay, Selçuklu ve Meram ilçelerindeki; özel eğitim uygulama okulları I. ve II. Kademede özel eğitim öğretmeni olarak görev yapan sekiz özel eğitim öğretmeni, rehberlik ve araştırma merkezlerinde (RAM) görev yapan sekiz özel eğitim öğretmeni ve rehabilitasyon merkezlerinde çalışan sekiz özel eğitim öğretmeni oluşturmaktadır. Elde edilen veriler betimsel analiz tekniği kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın bulguları doğrultusunda; önceki yıllara göre daha az sorun yaşanmasına rağmen RAM'larda yapılan değerlendirmelerde öz bakım becerileri alanında bireyin performansından ziyade ailenin verdiği bilgiler ve görüşleri ışığında kazanım belirlendiği, bu alandaki bazı kazanımların RAM ortamında ve sınırlı sürede gözlenip değerlendirilmesinin mümkün olmadığı yine öz bakım becerilerine ait kazanımların eğitim ortamlarında çalışılmasının biraz zor olduğu, evde çalışılmasının gerektiği, ailelere bu konuda eğitim verilmesi gerektiği ve bazılarının çalışabileceği uygun ortam olmadığı günlük yaşam becerileri alanının RAM'larda var olan modüllerin dışında da kazanımlar kapsadığı, RAM'larda verilen kazanımların modülde yer alan kazanımlar olmak zorunda olduğu sosyal beceriler alanında son 2 yılda MEBBİS-RAM modül sisteminde yapılan güncellemeyle kazanımların daha uyumlu hale geldiği ama bu alan için modül sisteminin yetersiz kaldığı, iletişim becerileri alanında kazanımların gözlemlenebilir olduğu, öğrencinin RAM'da süreden dolayı yeterli performans sergileyemediği, akademik beceriler alanında öğrenciye özgü program oluşturulmadığı, ailelerin beklentileri doğrultusunda somut becerilerin daha ön planda tutulduğu, çocuğa özgü program gelmediği, RAM'larda yer alan modül sistemiyle ilgili literatürün eksik ya da yetersiz olduğu ve resmi özel eğitim okullarında görev yapan öğretmenlerin bu amaçlarla ilgili bilgi sahibi olmadıkları, her eğitim ortamının fiziki şartlarının aynı olmadığı, günlük yaşam becerinin okullarda en güç uygulanabilecek modüllerden birisi olduğu, bir çoğunda uygun ortam olmadığı, sosyal beceriler anlamında ortamdaki diğer öğrencilerin seviyelerinden dolayı uygulamanın zorlaştığı, eğitim ortamının zenginleştirilmesi gerektiği ve akademik beceriler alanında modüldeki kazanımların çok ayrıntılı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Üstün zekâlı öğrencilerin akran zorbalığına ilişkin görüşleri
Üstün zekâlı öğrencilerin normal öğrencilere göre daha başarılı ya da başarısız olmaları ve sosyal özellikler yönünden gösterdiği farklılıklar akranları arasında çeşitli sorunlar yaşamalarına, dışlanmalarına, fiziksel ya da sözel şiddet türlerine maruz kalmalarına neden olabilmektedir. Bu araştırmada üstün zekâlı öğrencilerin, akran zorbalığına karşı sosyal ve duygusal tepkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma yöntemi olarak nitel araştırmalardan temel nitel desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Samsun ilinde bulunan Atakum Bilim Sanat Merkezinde öğrenim görmekte olan 17 özel yetenekli öğrenci oluşturmaktadır. Öğrencilerin belirlenmesinde amaçlı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmaya dâhil edilecek olan öğrenciler 5-6-7-8. sınıf kademelerinde öğrenim görmektedir. Araştırmanın verilerini toplamak amacıyla yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Görüşme soruları görüşmeden önce planlanmış ve uzman görüşleri alınarak hazırlanmıştır. Öğrencilerin demografik özellikleri ile ilgili 5 ifade ve akran zorbalığının sosyo-duygusal etkilerinin ortaya çıkarılmasına yönelik 13 soru yöneltilmiştir. Araştırma verilerinin analizinde nitel veri analiz tekniklerinden betimsel analiz tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın elde edilen bulgularına göre öğrencilerin akran zorbalığına ilişkin algılarının sözel, fiziksel, psikolojik ve cinsel şiddet davranışları ile hoş olmayan davranışlar şeklinde ortaya çıktığı belirlenmiştir. Akran zorbalığına maruz kalma durumları incelendiğinde, öğrencilerin büyük bir kısmının akran zorbalığına maruz kaldıkları belirlenmiştir. Okullarda öğrenim gören öğrencilerin önemli bir kısmının akran zorbalığı ile karşılaştıkları, akran zorbalığına maruz kalma ve akran zorbalığı gerçekleştirme şeklinde eğilimler gösterdikleri belirlenmiştir. Akran zorbalığını ortaya çıkaran durumların kıskançlık, çevre etkisi, üstün görünme çabası, intikam, alışkanlık, şakalaşma, sevmeme, yanlış anlaşılma ve yalnızlık şeklinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Okullarda akran zorbalığına karşı yeterince tedbir alınmadığı, alınan tedbirlerin ise etkili olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Psikolojik danışma ve rehberlik bölümü öğrencilerinin üstün yeteneklilere yönelik bilgi düzeyi ve görüşlerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı psikolojik danışma ve rehberlik son sınıf öğrencilerinin üstün yetenekli öğrencilere yönelik bilgi düzeylerini ölçmek ve üstün yetenekli öğrencilerle ilgili görüşlerini incelemektir. Araştırmanın örneklem grubunu farklı üniversitelerde okuyan Psikolojik danışma ve rehberlik bölümü son sınıf öğrencileri oluşmaktadır. Verilerin toplanmasında "Demografik Bilgi Formu", 'Rehber Öğretmenlerin Üstün Yeteneklilere Yönelik Bilgi Düzeyleri Ölçeği' ve 'Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu' kullanılmış ve elde edilen veriler SPSS paket program ve içerik analizi ile analiz edilmiştir. Yapılan analiz sonuçlarına göre psikolojik danışma ve rehberlik bölümü öğrencilerinin üstün yeteneklilere yönelik bilgi düzeyleri öğrenim gördükleri üniversitelerine göre farklılık göstermezken; cinsiyetlerine ve özel eğitim dersi alma durumlarına göre farklılık göstermektedir. Buna ek olarak Üstün yeteneklilere yönelik bilgi düzeyleri ölçeğine ilişkin olarak yapılan betimsel analiz sonuçlarından psikolojik danışma ve rehberlik bölümü öğrencilerinin üstün yetenekli öğrencilerin kişilik özellikleri, bireysel farklılıkları ve üstün yetenekliler ile ilgili yanlış bilgi ve inanışlar hakkındaki bilgi düzeylerinin yüksek olduğu görülmüştür.
Özel yetenekliliğin tanımlanmasının çocukların sosyal-duygusal gelişimi üzerinden incelenmesi
Bu araştırma ilkokul düzeyindeki özel yetenekli öğrencilerin ebeveynleri, kendi sınıf öğretmenleriyle ve öğrencilerin kendileriyle görüşülmesini; özel yetenekliliğin tanımlanması kapsamında, özel yetenekli çocukların sosyal duygusal gelişimlerindeki ve benlik algılarındaki yansımaları incelemeyi kapsamaktadır. Araştırmada nitel araştırma yöntemi olan, durum çalışması modeli kullanılmıştır. Çalışma Muğla ili, Milas ve Bodrum ilçelerinde yer alan BİLSEM (Bilim ve Sanat Merkezi)'lere devam eden 12 öğrenci, 13 öğrenci ebeveyni ve 8 öğrencilerin öğretmenleri (öğrencilerin devam ettikleri ilkokul sınıf ve branş öğretmenleri) ile gerçekleşmiştir. Veri toplama aracı olarak "Özel Yetenekli Çocuğu/Çocukları Tanıma Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu (Öğretmenler, ebeveynler ve öğrenciler için ayrı ayrı)" kullanılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formunun her biri 30 sorudan oluşmaktadır, formdaki sorularla genel araştırma sorusu ve alt problemlere cevap aranmaya çalışılmıştır. Her bir görüşme maksimin 45 dk. sürecek şekilde, online platform üzerinde gerçekleşmiştir. Toplanan veriler öncelikle Sonix programı yardımıyla deşifre edilmiş ve daha sonra kod ve tema oluşturmak amacıyla MAXQDA programına aktarılmıştır. Veri analizi için içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Bu bağlamda, analiz sürecinin genelinde kavramsal yapı önceden kurgulanmış ve belirlenen kod listesi içerik analizini yönlendirmiştir. Ancak tümevarımcı bakış açısıyla ortaya çıkan kodlarında listeye eklenmesiyle analiz süreci tamamlanmıştır. Burada ortaya çıkan kod ve temalar sonucunda da araştırma bulguları ve sonuçlarına ulaşılmıştır.
Sınıf öğretmenlerinin özel yetenekli olup öğrenme güçlüğü yaşayan öğrencilerin tanılanması ve desteklenmesine yönelik görüşleri: Ölçek uyarlama çalışması
Bu yüksek lisans tez çalışmasının amacı Yasir Alsamiri tarafından Suudi ilkokul öğretmenlerinin özel yetenekli olup öğrenme güçlüğü yaşayan iki kere farklı çocukların saptanması ve desteklenmesi üzerine görüşlerini ölçmek için geliştirilmiş olan ölçeğin, geçerlik ve güvenirlik çalışmasını Türkiye koşullarında yapmaktır. İngilizce hazırlanmış olan orijinal ölçek, uyarlama çalışması sırasında önce Türkçe'ye çevrilmiştir, sonrasında dil ve içerik alan uzmanlarının görüşüne sunulmuştur. Uzmanların verdiği öneriler doğrultusunda ölçekte gerekli değişiklikler yapılarak, İngilizce ve Türkçe ölçek formunun aynı anlamı taşıyıp taşımadığını uygulamada belirlemek için, iki hafta ara verilerek İngilizce bilen öğretmen grubuna uygulanmıştır. Dilsel eşdeğerliği sağlanan ölçeğin Türkçe formu, 480 ilkokul öğretmenine uygulanmıştır. Geçerlik ve güvenirlik analizlerinin sonucunda, tez konusu olan ölçeğin ilkokul öğretmenlerinin, özel yetenekli olup öğrenme güçlüğü yaşayan iki kere farklı çocukların saptanması ve desteklenmesi üzerine görüşlerinin belirlenmesinde kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir araç olduğu sonucuna varılmıştır.