
360
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Probiyotik Lactobacillus plantarum BHC03 suşunun sideroforlarının saflaştırılması, tanılanması ve bazı probiyotik özellikleri ile ilişkilerinin incelenmesi
Bu çalışmada siderofor üreticisi mikroorganizmalar laboratuvar kültür koleksiyonundan kullanılmış %92 oranında en yüksek siderofor üretim verimi gösterdiği belirlenen suş, 16S rRNA dizi analizi ile Lactobacillus plantarum olduğu tanılanmış ve L. plantarum BHC03 olarak adlandırılmıştır. Ardından L. plantarum BHC03 suşu için siderofor üretim optimizasyonu yapılmıştır ve sırasıyla en yüksek siderofor üretimi; 37 C'de, pH 7'de, FeCl 3 ilavesinin yapılmadığı ortamda ve azot kaynağı olarak maya ekstresi, karbon kaynağı olarak ise maltoz kullanılarak tayin edilmiştir. Başlangıç siderofor üretimi %92 oranında olan L. plantarum BHC03 suşu için yapılan optimizasyon sonrası %5 oranında arttırılarak %97 olarak gerçekleştirilmiştir. Optimize edilen koşullar kullanarak büyük ölçekli siderofor üretimi gerçekleştirilmiş ve liyofilizasyon işlemi yapılarak saflaştırma işlemi için konsantre hale getirilmiştir. Ekstraselüler olarak üretilen siderofor sephadex LH-20 dolgu maddesi kullanılarak boyut dışlama kromatografisi ile saflaştırılmıştır. Saflaştırma işleminin ardından toplanan fraksiyonlar siderofor varlığının tayin edilmesi ve karakterizasyonu için sırasıyla TLC kromatografi, FT-IR, HPLC ve 1 H-NMR analizleri yapılmıştır. Yapılan analizlerin sonucunda toplanan fraksiyonlar içerisindeki 3 ve 5 numaralı fraksiyonun katekolat tipi siderofor içerdiği belirlenmiş ve katekolat tipi sideroforun L. plantarum BHC03 suşunun probiyotik özellikleri üzerindeki etkisi incelenmiştir. Yapılan in vitro testlerin sonucunda; L. plantarum BHC03 suşunun % 0.5 fenol toleransı, % 0.3 safra tuzu toleransı ve %8 NaCl toleransı olduğu gösterilmiştir. Bununla birlikte pH 2.5'a kadar direnç göstermiş ve hemolitik aktivitelerinin olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca % 92 oranında otoagregasyon ve %93 oranında hidrofobisite yeteneklerinin olduğu bulunmuştur. L. plantarum BHC03 suşunun streptomycin, gentamicin ve levoflovacin'e karşı dirençli olduğu tespit edilmiştir. Sideroforların kolesterol asimilasyonu üzerinde pozitif etkisinin olduğu ve bakterinin kolesterol asimilasyon yeteneğini arttırdığı belirlenmiştir. Bununla birlikte sideroforların probiyotiklerin bakteriyosin aktivitesi üzerinde pozitif etkilerinin olduğu ve hemolitik aktiviteyi etkilemediği tespit edilmiştir. Yapılan in vitro testlerin sonucunda L. plantarum BHC03 suşunun probiyotik bakteri olarak kabul edilebilmesi için gerekli şartları taşıdığı ve katekolat sideroforların bakteriyosin aktivitesi ve hemolitik aktivite üzerine pozitif etkilerinin olduğu kanıtlanmıştır.
Yomra fındık popülasyonunda klon seleksiyonu
Bu araştırma, 2020-2021 yıllarında, Düzce ili Merkez ve Akçakoca ilçeleri Yomra fındık popülasyonunda geç yapraklanma ve verim bakımından üstün özellikli genotipleri seçmek amacıyla yürütülmüştür. Çalışmada 98 Yomra fındık genotipi incelenmiştir. Verim, randıman, meyve ağırlığı, kabuk kalınlığı, sağlam iç oranı, göbek boşluğu ve beyazlama oranı özellikleri dikkate alınarak uygulanan 'Tartılı Derecelendirme Metodu' sonucuna göre 20 genotip klon adayı olarak seçilmiştir. Seçilen klonların ortalama gövde kesit alanına düşen verim değeri 32.43 g/cm2 (81AA25) ile 83.25 g/cm2 (81MZ24), iç randımanı %47.83 (81MZ42) - %54.00 (81AA24), ortalama meyve ağırlığı 1.82 g (81MZ50) - 3.90 g (81MZ47), kabuklu meyve iriliği 16.45 mm (81MZ50) - 20.06 mm (81MZ47), meyve uzunluğu 16.75 mm (81MZ50) - 20.43 mm (81MZ47), meyve genişliği 16.89 mm (81MZ50) - 20.61 mm (81MZ47), meyve kalınlığı 15.75 mm (81MZ50) - 19.18 mm (81MZ47), meyve şekil indeksi 0.96 (81AA05, 81AA08), (81AA13), (81AA15) - 1.06 (81MZ01), (81MZ09) arasında bulunmuştur. Araştırmamızda seçilen 81MZ47 no.lu genotip Türk fındık çeşitlerinden daha yüksek meyve ağırlığına sahiptir. Seçilen ümitvar klon adayları ulusal fındık genetik kaynaklarında toplanacaktır.
Trabzon ili foşa fındık popülasyonunda (Corylus avellana L.) klon seleksiyonu ve genetik çeşitliliğin belirlenmesi
Bu çalışma, 2019-2022 yıllarında, Foşa ve Yomra fındık popülasyonlarında genetik varyasyonu belirlemek ve üstün özellikli klon adayları seçmek amacıyla yürütülmüştür. Araştırmanın başlangıcında popülasyonlar içerisinde Foşa çeşidinde 117, Yomra çeşidinde ise 130 klon adayı incelenmiştir. Çalışmada Foşa çeşidinden 50, Yomra çeşidinden 41 klon adayı belirlenmiştir. Üç yıllık ortalamalara göre Foşa çeşidinden 8, Yomra çeşidinden 10 klon adayı ümitvar olarak seçilmiştir. Ümitvar Foşa klon adaylarının ortalama bitki gövde kesit alanına düşen verimi 29.83 g/cm² (61OR62)-60.36 g/cm² (61YA17), randımanı %46.49 (61YA59)-%50.25 (61AI35), meyve ağırlığı 2.08 g (61YA59)-2.54 g (61OR31), kabuk kalınlığı 1.14 mm (61YA21)-1.26 mm (61OR31, 61AI35), iç ağırlığı 1.00 g (61YA59)-1.32 g (61AI35), sağlam iç oranı %89.67 (61OR07)-%95.67 (61YA21) arasındadır. Yomra klon adayların ortalama gövde kesit alanına düşen verimi 20.53 g/cm² (61AN41)-52.99 g/cm² (61AI29), randımanı %46.48 (61OR32)-%49.42 (61AI29), meyve ağırlığı 2.00 g (61AN30)-2.77 g (61AN41), kabuk kalınlığı 1.05 mm (61OR42)-1.34 mm (61AN41), iç ağırlığı 1.00 g (61AN30)-1.38 g (61AN41), sağlam iç oranı %89.00 (61AN24)-%97.33 (61AN41) arasında bulunmuştur. Türkiye'de Foşa çeşidinin sinonimi "Yomra" ve "Boyhane" olarak belirtilmektedir. Trabzon'da fındık üreticileri meyve özellikleri benzer olan fındık bireylerini Foşa, Yomra, Boyhane olarak adlandırmaktadır. Yomra çeşidinin morfolojik, fenolojik ve pomolojik özellikleri belirlenmediğinden tanımlanması yapılmamış ve Türk fındık çeşitleri içerisinde kayıtlı değildir. Araştırmamızda Foşa ve Yomra popülasyonlarında, popülasyon içi ve popülasyonlar arası genetik farklılıklar belirlenmiştir. Bulgularımıza göre Yomra fındık popülasyonu içindeki varyasyonun Foşa fındık popülasyonuna göre daha zengin olduğu tespit edilmiştir. SSR moleküler karakterizasyona göre, ön seçimde belirlenen Foşa klon adaylarında genetik benzerlik oranı 0.261-0.923, Yomra klonlarında genetik benzerlik oranı 0.148-0.938 arasında belirlenmiştir. Foşa klon adaylarında en uzak yakınlık genetik benzerlik oranı (0.261) 61YA52 ile 61AI20 klon adayları arasında, en yakın yakınlık genetik benzerlik oranı ise (0.923), 61OR29, 61AI44, 61AI61, 61AN20, 61AN44, 61AN60, 61AN62, 61AN63, 61OR21, 61OR25, 61OR27 klon adayları arasında saptanmıştır. Yomra klon adaylarında en uzak yakınlık genetik benzerlik oranı (0.148) 61YA60 ile 61AI34 klon adayları arasında, en yakın yakınlık genetik benzerlik oranı ise (0.938) 61AI37 ile 61AI55 klonları arasında tespit edilmiştir.
Bazı entomopatojen fungus izolatlarının patates güvesi [(Phthorimaea operculella) (Zeller) (Lepidoptera: Gelechiidae)]' nin mücadelesinde kullanım olanakları
Bu çalışma yerel entomopatojen fungus Beauveria bassiana (Balsamo-Crivelli Voillemin (GOPT-DYYLD, GOPT-228, GOPT-562), Metarhirzium brunneum (Petch) (ORP-13) izolatları ve ticari preparat Nostalgist BL (Beauveria bassiana strain Bb-1 %1,5,1x108 kob/ml min) 'nin patates güvesinin [(Phthorimaea operculella Zeller (Lepidoptera: Gelechiidae)] yumurta ve 3'üncü dönem larvalarına karşı etkinliklerinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Patates güvesinin 3'üncü dönem larvalarına karşı entomopatojen fungusların yumruya ve yaprağa püskürtme yöntemi ve yumurta dönemlerine karşı ovisidal etki çalışması olmak üzere 3 farklı yöntem kullanılmıştır. Laboratuvar ortamında üretimi yapılan GOPT-DYYLD, GOPT-228, GOPT-562 ve ORP-13 entomopatojen fungus izolatları 1x105, 1x106, 1x107 ve 1x108 konidia/ml spor yoğunluğunda hazırlanarak ve ticari preparat (Nostalgist BL 1x108 konidia/ml) mukayese ilacı kullanılarak doz-ölüm denemeleri yürütülmüştür. Yumruya püskürtme yönteminde yerel izolatlar ve Nostalgist BL 1x108 dozunda 14'üncü gündeki düzeltilmiş ortalama yüzde ölüm verileri % 50'nin altında kalmıştır. Yaprağa püskürtme uygulamasının 1x108 spor/ml dozunda 5'inci günde GOPT-DYYLD, GOPT-228, GOPT-562 ve ORP-13 izolatlarında sırasıyla %61.0±2.76, %67.0±2.13, %69.0±1.00 ve %75.0±1.66 oranında ortalama yüzde ölüme neden olmuştur. Yerel izolatlar, yaprak uygulamasında dokuzuncu günde %95'in üzerinde ortalama yüzde ölüme neden olmuştur. Nostalgist BL'de sırasıyla beşinci günde %37.0±2.13, dokuzuncu günde ise %64.5±5.51 oranında ortalama yüzde ölüm ile etkinliği yerel izolatlara göre düşük kalmıştır. Ovisidal etki denemelerinde en yüksek etki ORP-13 (%61.5±2.89) izolatında görülürken bunu GOPT-562 (%47.5±1.34), GOPT-228 (%28.0±2.49), GOPT-DYYLD (%19.0±2.08) ve Nostalgist BL (%11.0±0.6) etkiye sahip olurken aynı izolatların yumurtadan çıkan larvaların ergin döneme ulaşma yüzde engelleme oranı sırasıyla %73.0±1.0, %61.9±2.0, %47.2±2.45, %34.3±2.59 ve %14.7±1.43 oranında olmuştur. Zaman-ölüm verilerinde LT50 değerleri ORP-13 de 2.18(1.86-2.50)/gün, GOPT-228 2.82(2.46-3.19)/gün, GOPT-562 2.86(2.5-3.1)/gün ve GOPT-DYYLD de 3.09(2.75-3.44)/gün olmuştur. Mukayese ilacında (Nostalgist BL) LT50 değeri 6.74(5.7-8.1)/gün olarak yerel izolatlara göre etkinliği düşük kalmıştır. Elde edilen bulgular ışığında yaprağa uygulama metodunda ORP-13 ve GOPT-228 izolatları ile patates güvesi mücadelesinde ümit var sonuçlar elde edilmiştir. Bu konuda daha detaylı çalışmaların yapılması gerekmektedir.
Bir sınır değer probleminin ürettiği operatör demeti
Bu tez çalışmasında; sınır şartlarının birinde özdeğer parametresi bulunduran ve geçiş şartlarına sahip üç ayrık aralıkta tanımlanan çok-aralıklı bir sınır değer probleminin bazı spektral özellikleri araştırılmıştır. İlk olarak problemin öneminden, uygulama alanlarından ve daha önce yapılmış çalışmalardan bahsedilmiştir. Sonra problemimiz ile ilgili temel tanım ve teoremler verilmiştir. Tezimizin ana bölümünde ise problemimize uygun Hilbert uzayları bulunmuş ve gerekli olan kavram ve eşitsizlikler verilmiş ve de özdeğerlerine uygun genelleştirilmiş çözüm kavramı tanımlanmıştır. Ayrıca incelenen problem operatör demeti denklemine indirgenmiş ve bu operatör demetinin bazı özellikleri incelenmiştir. Son olarak genelleştirilmiş özfonksiyonların uygun Hilbert uzayında Riesz bazı oluşturduğu gösterilmiş ve Rayleigh-Ritz yönteminden faydalanarak özdeğerler için bir alt sınır tahmininde bulunulmuştur.
Bazı yabani iğde çeşitlerinin (Hippophae rhamnoides L.) Tokat merkez ilçe ekolojik koşullarına adaptasyonu
Gaziosmanpaşa Üniversitesi Tarımsal Uygulama ve Araştırma Müdürlüğü arazisinde kurulu bulunan yabani iğde parselinde 5 yabani iğde çeşidi üzerinde yürütülmüştür. Çalışmada çeşitlerin fenolojk, morfolojik, pomolojik ve bazı fitokimyasal özelliklerine bakılmıştır. Çeşitlerin tomurcuk patlama tarihi 15 Mart (Polmiks)-30 Mart (Leikora), ilk çiçeklenme tarihi 8 Nisan (Habego)-19 Nisan (S. Pearl), tam çiçeklenme tarihi 26 Nisan (Habego, Hergo, Leikora)-5 Mayıs (S. Pearl), çiçeklenme sonu tarihi 10 Mayıs (Hergo, Polmiks)-15 Mayıs (Habego), ilk hasat tarihi 24 Haziran (S. Pearl)-20 Ağustos (Hergo), son hasat tarihi 24 Temmuz (S. Pearl)-20 Ağustos (Hergo) ve yaprak döküm tarihi 20 Kasım (Polmiks)-29 Kasım (Leikora) tarihleri arasında saptanmıştır. Çeşitlerin taç genişliği 174.83 (S. Pearl)–266.67 (Polmiks) cm, taç yüksekliği 178.92 (S. Pearl)–290.50 (Habego) cm, gövde sayısı 1(S. Pearl)-2 (Polmiks) adet, gövde kalınlığı 60.14 (Hergo)–92.13 (Leikora) mm, sürgün sayısı 437.08 (S. Pearl)–1020.50 (Habego) adet, sürgün çapı 3.64 (Hergo)–4.20 (Leikora) mm, sürgün uzunluğu 44.90 (Leikora)–66.22 (Habego) cm, yaprak boyu 44.28 (Polmiks)–69.28 (S. Pearl) mm, yaprak eni 5.23 (Hergo)–6.36 (S. Pearl) mm ve diken uzunluğu 26.47 (Hergo)–58.54 (Polmiks) mm değerleri arasında belirlenmiştir. Bir yılın ortalamalarına göre çeşitlerin meyve ağırlığı 0.51 (S. Pearl)–0.19 (Hergo) g, meyve eni 5.72 (Hergo)–8.04 (S. Pearl) mm, meyve boyu 8.41 (Hergo)–12.01 (Habego) mm, şekil indeksi (boy/en) 1.44 (S. Pearl)–1.76 (Habego) mm değerler aralığında bulunmuştur. Suda çözülebilir kuru madde oranı %8.50 (Leikora)-%9.50 (S. Pearl), pH değeri 2.77 (Habego)–2.86 (Hergo) ve titre edilebilir asit oranı %2.48 (S. Pearl)-%4.33 (Habego) değerleri arasında saptanmıştır. Araştırma sonucuna göre, 'Siberian Pearl' yabani iğde çeşidi incelenen özellikler bakımından ön plana çıkmıştır.
İnsan Kemik Morfogenetik Protein 2'nin (BMP2) rekombinant olarak üretilmesi, biyokimyasal karakterizasyonu ve biyolojik aktivitelerinin araştırılması
Kemik Morfogenetik Proteinler (BMP), Transforme Edici Büyüme Faktöreleri β (TBFβ) süperfamilyasına mensup multifonksiyonel büyüme faktörleridir. BMP'ler temelde kıkırdak ve kemik gelişimde önemli rol oynamaktadır. Bu proteinler mezenkimal hücrelerin osteogenik hücrelere farklılaşmasını ve embriyonik ve postnatal dönem hücre proliferasyonunu uyarırlar ve yetişkin dönem kemik homeostasisinde önemli rol oynarlar. İnsan rekombinant BMP2 (rhBMP2) ise, ortopedik tedavilerde ve dişçilik alanında sıklıkla kullanılan kilinik ve ticarî açıdan önemli bir terapötik proteindir. BMP2 proteini E. coli ekspresyon sistemlerinde ifade edildiğinde büyük oranda inklüzyon cisimcikleri şeklinde çözünür olmayan bir forma dönüşerek agregasyona uğramaktadır. Bu çalışmada, rhBMP2 proteininin ilk başta Süperfolder Yeşil Floresan Protein (sfGFP) ile füzyon şeklinde E. coli BL21(DE3) pLysE hücrelerinde ekspresyonu sağlanmıştır. Sonrasında farklı şaperon proteinlerini ifade eden pG-KJE8, pGro7, pKJE7, pG-Tf2 ve pTf16 plazmitleri ile E. coli BL21-AI hücrelerinde ko-ekspresyon gerçekleştirilmiştir. Yapılan ölçümler neticesinde ko-ekspresyon için optimum faydanın sağlandığı tig şaperonu üreten pTf16 plazmiti tercih edilmiştir. Yüksek saflıkta ve doğru katlanmış protein eldesi için ayrıca bazı alternatif yeniden katlama işlemleri uygulanmıştır. Sonuçta sfGFP-rhBMP2 füzyon proteini 6xHis- etkiketi ile nikel bazlı afinite kromatografisi kullanılarak saflaştırılmış ve sonrasında SDS-PAGE yöntemi ile kalitatif analizi yapılmıştır. Optimum koşullarda elde edilip saflaştırılan sfGFP-rhBMP2 proteini insan osteosarkoma-2 (Saos-2) hücreleri üzerinde test edilerek hücre kültürü çalışmaları gerçekleştirilmiştir.
Isıl enerji depolama özellikli n-oktadekan/poli (bor-üretan) mikrokapsüllenmiş faz değişim malzemeleri
Mikrokapsül uygulamaları önemini giderek arttıran çalışma alanlarından biridir. Bu kapsamda endüstriden sağlık sektörüne kadar çalışma alanı bulan mikrokapsüller gizil ısı depolama özelliğine sahip olan faz değişim malzemelerinin (FDM) kapsüllenmesi üzerinden daha geniş kullanım alanına kavuşmuştur. Poliüretanlar (PU) mikrokapsül üretiminde fiziksel dayanımları ve küresel duvar malzemesi oluşturabilme yeterliliğinden dolayı tercih edilmektedirler. Bu çalışmada 3 farklı diizosiyanat kullanılarak PU kabuk malzeme sentezlenmiş ve yapıya bor eklenerek kabukların ısıl davranışları ve morfolojik özelikleri geliştirilmiştir. Çalışmada çekirdek malzeme olarak yüksek ısıl enerji depolama özelliği ile n-oktadekan kullanılırken katalizör olarak dibütiltindilaurat (DBTDL),yüzey aktif madde olarak 16.7 hidrofilik-lipofilik balans (HLB) değerine sahip Tween 20 ve çözücü olarak siklohegzanon kullanılmıştır. Polimerleşme tepkimesinde arayüzey polimerizasyon yöntemi kullanılmış ve sentez çalışmaları oda koşullarında gerçekleştirilmiştir. Morfolojik yapı tayini için yüzey görüntüleri taramalı elektron mikroskobu (SEM) kullanılarak ve parçacık büyüklük ölçümü için parçacık büyükülük dağılım (PSD) analizleri yapılmıştır. Sentezlenen kapsüllerin karakterizasyon analizi için spektroskopi analizi (FT-IR), ısıl davranışların araştırılması için termal gravimetrik (TG) analiz, bomba kalorimetrik analizi, yanma testi ve diferansiyel taramalı kalorimetre (DSC) analizleri kullanılmıştır. Çalışmada, n-oktadekan/poli(bor-üretan) mikrokapsüller, etilen glikol (EG) kullanılarak elde edilen n-oktadekan/poliüretan çekirdekli toplam 9 farklı PU kabuklu mikrokapsül örneği yüzey morfolojisi ve ısıl davranışları göz önüne alınarak karşılaştırılmıştır. Yapılan analizler sonucunda n-oktadekan/poli(bor-üretan) mikrokapsüllerin ısıl davranışlarında pozitif gelişme olurken yüzey morfolojisinde de olumlu gelişmeler gözlemlenmiştir. Elde edilen bor katkılı mikrokapsüllerin PSD aralığı 39.4-56.2 µm ve erime entalpileri 75.4-94.3 Jg-1 aralığında elde edilmiştir. Aynı koşullarda sentezlenen mikrokapsüller arasında morfolojik ve ısıl davranış açılarından en iyi sonuçlara TDI/bor kabuklu mikrokapsülde ulaşılmıştır.
Farklı dönemlerde aloe vera uygulamalarının red globe üzüm çeşidinde meyve kalitesi ve muhafazası üzerine etkisi
2022 yılında gerçekleştirilen bu çalışmada Tokat ekolojisinde yetiştirilmekte olan sofralık üzüm çeşitlerinden Red Globe üzüm çeşidi kullanılmıştır. Red Globe üzüm çeşidinde farklı dönemlerde (hasat önü, hasat sonrası, hasat önü+hasat sonrası) aloe vera uygulamalarının meyve kalitesi ve muhafazası üzerine etkisine bakılmıştır. Bu uygulamalar ile muhafaza süresince meydana gelen fiziksel, kimyasal ve fitokimyasal değişimler araştırılmıştır. En yüksek ağırlık kaybı oranı hasat önü+ hasat sonrası uygulaması ile 150. Günde elde edilmiştir. Çürüme bakımından uygulamalar arasındaki farklar istatistiksel açıdan önemli bulunmazken gün ortalamaları bakımından en yüksek değer 150. günde gözlemlenmiştir. Renk değerlerinden renk a* değeri açısından hem uygulamalar hem günler bakımından farklar istatistiki açıdan önemli bulunmuştur; uygulamalarda kontrol uygulaması, muhafaza süresi bakımından 30. gün ön plana çıkmıştır. En yüksek SÇKM değeri uygulamalar bakımından hasat önü +hasat sonu uygulamasında günler bakımından 150. Günde elde edilmiştir. pH özellikleri bakımından muhafaza süreleri arasındaki farklar istatistiksel açıdan önemli bulunmakla beraber en yüksek pH değeri 150.günde görülmüştür. Aloe vera uygulamalarının muhafaza süresince üzümlerin TA değerlerine olan etkisine bakıldığında hem uygulamalar arasında hem de muhafaza süreleri arasında istatistiki açıdan önemli bir fark bulunmamıştır. Toplam fenolik bileşik ve toplam antioksidan kapasitesi bakımından en yüksek değerlere uygulamalar açısından hasat önü +hasat sonrası uygulamasında, günler bakımından ise 150. günde ulaşılmıştır. Antosiyanin değerlerine bakıldığında ise uygulamalar bakımından hasat sonu uygulaması günler bakımından 150. gün ön plana çıkmıştır
Beton sınıfının farklı deprem bölgelerınde inşa edilecek spor salonlarının tasarımına ve kaba yapı maliyetine etkisinin incelenmesi
Ülkemizin her noktasında Bakanlıklar, Belediyeler ve diğer paydaş kurumlar aracılığıyla birçok kamu tesisi yatırımı yapılmaktadır. Bu tesisler insanlarımızın faydalanması için kullanılmaktadır. Bu amaçla yapılan yatırımlardan biri de Spor Salonlarıdır. Spor Salonları her yaştan insanın hem izleyici hem de sporcu olarak aktif olarak kullandığı kamu binalarıdır. Bu sebeple bu tesislerin olası bir afet durumunda sağlam kalması büyük önem arz etmektedir. Aynı zamanda afet sonrası sığınma alanı olarak da kullanılan Spor Salonlarının modellenmesi bu hassasiyetle yapılmalıdır. Modelleme aşamasında hem yüksek dayanımlı hem de maliyet açısından daha uygun bir tasarım yapılmalıdır. Tabii ki bu durum ele alınırken binanın inşa edileceği beton sınıfı seçimi ön plana çıkmaktadır. Bu parametre göz önünde bulundurularak Gençlik ve Spor Bakanlığı envanterinde bulunan 3 tip Spor Salonu için farklı spektral ivme katsayı (DD2) değerlerine sahip Antalya-Aksu, Manisa-Akhisar, Tokat-Erbaa ve Hatay-Hassa'da farklı beton sınıfları kullanılarak yapı analizi yapılmıştır. Bu analizler sonucunda modelleme yapılırken eleman boyutlarında değişiklik yapma zorunluluğu oluştuğundan bu durumun yapı maliyetine etkisi değerlendirilmiştir. Spor Salonlarının değişken durumlara göre modellemesi yapılırken Sta4CAD isimli ticari paket program kullanılmıştır. Çalışma sonucunda elde edilen sonuçlar grafik ve tablolar aracılığıyla oraya konularak tartışılmıştır.