
1.688
Arşivlenen Tez
3
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Okul öncesi eğitim kurumlarının sürdürülebilirlik özellikleri bakımından çok yönlü değerlendirilmesi
Araştırmada okul öncesi eğitim kurumlarında sürdürülebilirliğin ekonomik, sosyal, çevresel boyutları bakımından incelenmesi; okul öncesi öğretmenlerinin, çocukların, ailelerin sürdürülebilirlik hakkındaki görüşlerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmada karma yöntem desenlerinden iç içe desen kullanılmıştır. Çalışma grubu MEB'e bağlı resmi ve özel 20 okul öncesi eğitim kurumu, 68 öğretmen, 48-72 aylık 192 çocuk ve ebeveynden oluşmaktadır. Veri toplama araçları "Okul Gözlem Formu", "Sürdürülebilir Gelişme İçin Eğitim Uygulamalarına Yönelik Öğretmen Ölçeği", "Sürdürülebilir Gelişme Hakkında Aile Görüşme Formu", "Sürdürülebilir Gelişme Hakkında Çocuk Görüşme Formu"dur. Araştırma sonucunda özel ve resmi anaokullarında ekonomik, sosyal sürdürülebilirlikte anlamlı farklılık bulunmazken çevresel sürdürülebilirlikte özel anaokullarının ortalamalarının yüksek olduğu saptanmıştır. Özel anaokulu öğretmenlerinin resmi okul öğretmenlerinden daha yüksek SGE puanlarının olduğu, çevresel sürdürülebilirlik uygulamalarında anlamlı farklılıklar olduğu belirlenmiştir. Çocukların bitkileri sevdikleri, korudukları, ekip dikme faaliyetlerini önemsedikleri, para biriktirdikleri, enerji kullanımı, geri dönüşüm bilgilerinin olduğu, arkadaş olma fikrine olumlu baktıkları, paylaşmayı sevdikleri, çoğunlukla arkadaş seçiminde ayrım yapmadıkları saptanmıştır. Ailelerin sürdürülebilirliğin tanımı, kapsamı, sürdürülebilir yapıların yararları bilgilerinin yeterli olmadığı, sürdürülebilirlikle ilgili kaynak tasarrufu, elektrik, su tasarrufu yapma, atıkları geri dönüşüme atma, ihtiyaç kadar tüketme, çevreyi temiz tutma, koruma örneklerini verdikleri, ailelerin çoğunun fiziksel özellik, giyinme tarzı, din, kültür, yaşam tarzları, etnik farklılıkların çeşitliliği hakkında olumlu görüş bildirirken cinsel kimlik çeşitliliğine yönelik olumsuz görüş bildirdikleri belirlenmiştir.
18-36 aylık çocukların mizaç özellikleri ile problem davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, 18-36 aylık çocukların mizaç özellikleri ile problem davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmada, tarama modelleri içerisinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklem grubunu ise kartopu örnekleme yöntemi ile Edirne ili merkez ilçesinde ikamet eden 18-36 aylık çocuğu bulunan ebeveynler oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Erken Çocukluk Davranış Anketi" ve "1,5-5 Yaş Çocuk Davranış Değerlendirme Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma verilerin analizinde Pearson korelasyon katsayısı, Hiyerarşik Regresyon analizi, Bağımsız Grup t-testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) teknikleri kullanılmıştır. Araştırma bulgularından elde edilen sonuçlara göre 18-36 çocukların mizaç özellikleri ile davranış problemleri arasında anlamlı düzeyde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. 18-36 aylık okul öncesi dönem çocukların duygusal ve davranışsal problemleri ile mizaçları arasından anlamlı bir ilişki olduğu davranış problemlerini mizaçları önemli derecede açıkladığı saptanmıştır. Ayrıca 18-36 aylık çocuğa sahip anne ve baba yaşları artarken çocukların içe dönük davranış problemi, dışa dönük davranış problemi ve genel davranış problemlerinin de azaldığı tespit edilmiştir. 18-36 aylık çocukların cinsiyetleri açısından genel davranış puanları ve dışa dönük davranış problemlerinde farklılık görülürken içe dönük davranış problemlerinde herhangi bir farklılık olmadığı saptanmıştır. 18-36 aylık çocukların zamanında doğup doğmama durumu, okul öncesi kuruma devam edip etmeme durumu, sosyo-ekonomik durum, çocuk sayısı ve anne baba öğrenim düzeyi açısından içe dönük davranış problemleri, dışa dönük davranış problemleri ve genel davranış puanlarında herhangi bir farklılık saptanmamıştır. Anahtar Kelimeler: problem davranış, mizaç özellikleri, okul öncesi
Okul öncesi öğretmenlerinin kapsayıcı eğitime yönelik öz yeterlik algılarının incelenmesi
Bu araştırmada okul öncesi öğretmenlerin kapsayıcı eğitim öz yeterlik algılarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma betimsel tarama modelinde tasarlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu 2023-2024 eğitim-öğretim yılı güz döneminde İstanbul İli Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi ve özel okul öncesi eğitim kurumlarında çalışan tüm okul öncesi öğretmenlerinden kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemiyle seçilmiştir. Araştırma kapsamında 360 okul öncesi öğretmenine ulaşılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Kapsayıcı Eğitimde Öğretmen Öz Yeterlik Algı Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma verilerinin normalliği test edilmiş, dağılım normalitesi sağlandığı için parametrik analizler tercih edilmiştir. Araştırma verilerin analizinde Pearson korelasyon katsayısı, Bağımsız Örneklem Grubu t- Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) teknikleri kullanılmıştır. Araştırma bulgularından elde edilen sonuçlara göre okul öncesi öğretmenlerin kapsayıcı eğitimdeki öz yeterlik algıları incelendiğinde, doğru planlama alt boyutunda sosyal faaliyetlere yönlendirme konusundaki öz yeterliklerinin diğer ortalamalara göre daha yüksek, ancak sınıf ortamını dezavantajlı grupların ihtiyaçları göz önünde bulundurularak yapılandırma konusundaki öz yeterliklerinin daha düşük olduğu görülmüştür. Sorumluluk alma gerekliliği alt boyutunda, öğretmenlerin konuları tasarlama konusundaki öz yeterlikleri yüksek, ancak projelerde görev alma konusundaki öz yeterlikleri daha düşük bulunmuştur. Kişisel donanıma duyulan endişe alt boyutunda ise, öğretmenlerin dezavantajlı gruplara rehberlik etme konusundaki öz yeterlikleri yüksek, farklılıklara saygı konusunda öğrencilere rol model olma konusundaki endişeleri ise düşük çıkmıştır. Okul öncesi öğretmenlerinin demografik değişkenlerine göre (cinsiyet, öğrenim durumu, çalıştıkları okulun sosyo- ekonomik durumu, kapsayıcı eğitim konusunda eğitim alma durumları, kapsayıcı eğitimle ilgili seminer ya da hizmet içi eğitime katılma durumu, dezavantajlı öğrenciler ile çalışma durumları) ile okul öncesi öğretmenlerin kapsayıcı öz yeterlik algı ölçeğinden elde ettikleri toplam puan üzerindeki etkisine bakıldığında, okul öncesi öğretmenlerin öğrenim durumları ve çalıştığı okulun sosyo-ekonomik durumlarının öğretmenlerin kapsayıcı eğitimde öz yeterlik algıları üzerinde anlamlı bir etkisi olduğu görülmüştür. Bu sonuca göre, lisansüstü öğrenim durumuna sahip okul öncesi öğretmenlerin öz yeterlik puan ortalamaları lisans öğrenim durumuna sahip öğretmenlerden anlamlı olarak yüksektir. Ayrıca, yüksek sosyo-ekonomik durumunda olan okullarda çalışan okul öncesi öğretmenlerinin kapsayıcı eğitimde öz yeterlik algı ortalamalarının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir.
Okul öncesi öğretmenlerin kapsayıcı eğitime yönelik tutumlarının prososyal davranışları açısından incelenmesi
Bu araştırma okul öncesi öğretmenlerin kapsayıcı eğitime yönelik tutumlarının prososyal davranışlar açısından incelenmesini amaçlamıştır. Araştırma ilişkisel tarama modelinde gerçekleşmiştir. Araştırmaya 2021-2022 eğitim öğretim yılında resmi ve özel okul öncesi eğitim kurumlarında çalışan 198 okul öncesi öğretmeni dahil edilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Kapsayıcı Eğitime İlişkin Tutum Ölçeği", "Kapsayıcı Eğitime İlişkin Özyeterlilik Algıları Ölçeği", "Kapsayıcı Eğitime Yönelik Sınıf İçi Uygulamalar Ölçeği" ve "Yetişkin Prososyallik Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma verilerinin normalliği test edilmiş, dağılım normalitesi sağlandığı için parametrik analizler tercih edilmiştir. Araştırma verilerinin analizinde Pearson koralesyon katsayısı, Hiyerarşik Regrasyon analizi, Bağımsız Grup t- Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) teknikleri kullanılmıştır. Araştırma bulgularından elde edilen sonuçlara göre okul öncesi öğretmenlerin yetişkin prososyallik ölçeği puanlarıyla kapsayıcı eğitime ilişkin tutum ölçeği puanları, kapsayıcı eğitime ilişkin özyeterlik ölçeği puanları ve kapsayıcı eğitime yönelik sınıf içi uygulamalar ölçeği puanları arasında pozitif yönlü anlamlı düzeyde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Diğer bulgu sonuçlarına göre araştırmaya katılım sağlayan okul öncesi öğretmenlerin cinsiyet, medeni durum, çalıştıkları kurum, kurumdaki pozisyonuna, ailede özel gereksinimli birey olma/ma, özel eğitim sertifikası olma/ma durumu, üniversitede kaynaştırma dersi alma/ma durumu, öğretmenlerin üniversitede kapsayıcı eğitime yönelik herhangi bir ders alma/ma durumu, meslek hayatında kapsayıcı eğitime yönelik herhangi bir eğitim alma/ma durumu, kapsayıcı eğitime yönelik herhangi bir seminer alma/ma durumu, sınıfında dezavantajlı çocuk olma/ma durumu ve öğrenim durumuna göre yetişkin prososyallik ölçeği puanları arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Araştırmaya dahil olan okul öncesi öğretmenlerin kapsayıcı eğitim konusunda yapılacak odak grup görüşmesine katılma isteği olma/ma durumu ve okulun sosyoekonomik durumuna göre yetişkin prososyallik puanları arasında anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir.
Okul öncesi öğretmenlerinin üstün yetenekli çocuklar hakkındaki algılarının incelenmesi
Erken çocukluk dönemi yeteneklerin fark edilip desteklenmesinde kritik ve değerli bir dönemdir. Özellikle okul öncesi öğretmenleri üstün yetenekli çocukların fark edilmesinde ve eğitiminde kilit bir role sahiptir. Bu doğrultuda araştırmada okul öncesi öğretmenlerinin okul öncesi dönemdeki üstün yetenekli çocuklara ilişkin algılarının ve algıdaki mit ve gerçekliklerin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma kapsamındaki veriler "Demografik Bilgi Formu" ve "Üstün Yetenekli Çocuk Algı Ölçeği" veri toplama araçları ile elde edilmiştir. Araştırmanın örneklem grubunu 2022-2023 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı resmi ve özel okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan 353 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Çalışmaya katılan okul öncesi öğretmenleri kartopu örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Veri analizinde SPSS 26 program aracılığı ile betimsel istatistik verileri ve ortalama karşılaştırma testi (ANOVA) kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular, okul öncesi öğretmenlerinin üstün yetenekli çocuk algı ölçeğinden ortalamanın üzerinde üstün yetenek çocuk algı düzeyine sahip olduğu belirlenmiştir. Okul öncesi öğretmenleri üstün yetenekli çocuk algı ölçeğinin tüm alt boyutlarından ortalamanın üzerinde bir algıya sahip olduğu saptanmıştır. Ayrıca cinsiyet, yaş ve kıdeme göre okul öncesi öğretmenlerinin üstün yetenekli çocuk algı genel düzeyi ve alt boyut puanları arasında anlamlı farklılık göstermediği ancak çalışılan kuruma göre okul öncesi öğretmenlerinin üstün yetenekli çocukların belirlenmesi alt boyut puanları arasında anlamlı bir fark bulunduğu tespit edilmiştir. Özel ana sınıfında çalışan okul öncesi öğretmenlerinin resmi ana sınıfı, resmi bağımsız anaokulu ve diğer kurumlarda çalışan okul öncesi öğretmenlere göre üstün yetenekli çocukların belirlenmesi alt boyut puan ortalaması daha düşük bulunmuştur.
Erken çocuklukta yürütücü işlev becerileri ile oyun gelişimi ve oyun davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Araştırmada erken çocuklukta yürütücü işlev becerileri ile oyun becerileri ve oyun davranışları arasındaki ilişkinin ve yürütücü işlevlerin çocukların oyun becerileri ile oyun davranışlarını yordama durumunun incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma amacına uygun olarak nicel yöntemle planlanan araştırmada ilişkisel tarama modelinden faydalanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2022-2023 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde Türkiye'de Iğdır ilinde okul öncesi eğitime devam eden, 48-72 ay aralığındaki çocuklar oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında 200 çocuğa ulaşılmıştır. Araştırmanın verileri kişisel bilgi formu ile derlenirken; yürütücü işlevleri, oyun gelişimini ve oyun davranışlarını değerlendirmek üzere alan yazında yer alan ve geçerlik güvenirliği ispat edilmiş ölçme araçlarından faydalanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde normallik dağılımları incelenmiş ardından alt amaçlara uygun olarak ilişki ve fark testlerinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda çalışma grubundaki çocukların yürütücü işlev becerilerinin artışı oyunda alan yönetimini ve materyal yönetimini olumlu olarak etkilerken; sembolik oyunu olumsuz olarak etkilemiştir. Yürütücü işlevlerin çocukların oyun davranışlarını sessiz oyun, paralel oyun ve sosyal oyun alanlarında yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Mevcut araştırmanın çalışma grubuna hakkında elde edilen bu sonuçlar ilgili alan yazın ışığında tartışılarak öneriler sunulmuştur.
Okul öncesi öğretmenlerin matematik eğitimi materyalleri kullanma durumları ve pedagojik matematik alan bilgilerinin incelenmesi
Bu araştırmada, okul öncesi eğitim kurumunda görev yapmakta olan öğretmenlerin kişisel bilgileri ile matematik etkinliklerinde tercih ettikleri materyalleri ve bu materyalleri kullanma durumları ile okul öncesi pedagojik matematik alan bilgileri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırmada nitel ve nicel yöntemin birlikte kullanıldığı karma eş zamanlı model kullanılmıştır. Nicel araştırma yöntemlerinden genel tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli ile okul öncesi öğretmenlerinin pedagojik matematik alan bilgileri verileri elde edilmiştir. Okul öncesi öğretmenlerinin matematik etkinliklerini uygularken tercih ettikleri materyallerin neler olduğunu tespit etmek için nitel araştırma yöntemlerinden yarı yapılandırılmış soru formu kullanılmıştır. Araştırmanın örneklem grubunu Tekirdağ iline bağlı Çerkezköy ilçesindeki Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde yer alan özel ve bağımsız anaokulları ile ilkokulların içinde yer alan anasınıflarında çalışmakta olan 91 okulöncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada kullanılan veri toplama araçları; "Kişisel Bilgi Formu", Okul Öncesi Öğretmeni Matematik Materyalleri Soru Formu", "Okul Öncesi Öğretmeni Görüşme Formu" ve "Okul Öncesi Matematiğinde Pedagojik Alan Bilgisi Ölçeği Formu"dur. Araştırmada elde edilen veriler SPSS 22.0 paket programında değerlendirilerek, verilerin analizinde yüzde, frekans, aritmetik ortalama, Mann Whitney U, Anova ve T-Testi kullanılmıştır. Çalışma sonucunda okul öncesi öğretmenlerinin matematik etkinliklerinde tercih ettikleri materyaller incelendiğinde; sayı sayma, örüntü, grafik ve geometri kavramları için en sık kullandıkları materyalin çalışma sayfaları, ölçme kavramı için en sık kullandıkları materyalin ipler, eşleştirme kavramı için en sık kullandıkları materyalin bloklar ve doğal materyallerden en sık kullandıkları ise sudur. Okul öncesi öğretmenlerinin matematik eğitimi verirken kullandıkları materyallerin hazır ya da kendi yaptıkları materyaller olma oranı okulöncesi öğretmenlerinin demografik özelliklerine göre incelendiğinde cinsiyet, yaş aralığı, kıdem yılı, mezun olduğu program türü, öğrenim durumu ve çalıştığı okul türü fark etmeksizin bütün okulöncesi öğretmenlerinin matematik materyallerinin %50 hazır %50 kendi yapımı oldukları tespit edilmiştir. Ayrıca okul öncesi öğretmenlerinin cinsiyetinin, yaşının, çalıştıkları okul türünün ve matematik eğitimi almalarının okul öncesi matematik pedagojik alan bilgisi puanlarında anlamlı bir farklılık göstermediği, fakat kıdem yılları, mezun oldukları program türü ve öğrenim durumlarının pedagojik alan bilgisi puanlarında anlamlı bir farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Pedagojik Alan Bilgisi, Matematik Eğitimi, Matematik Eğitim Materyalleri
Okul öncesi eğitime devam eden çocukların dil alanı erken öğrenme davranış ve becerilerinin ev erken okuryazarlık ortamı bakımından değerlendirilmesi
Araştırma okul öncesi eğitime devam eden çocukların erken okuma yazma, alıcı dil ve ifade edici dil davranış ve becerilerini ev erken okuryazarlık ortamı bakımından incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden kesitsel tarama modeli kullanılarak tasarlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Tekirdağ ili Merkez ve Muratlı ilçelerinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi anasınıfı ve bağımsız anaokullarına devam eden 60-72 aylık 220 çocuk oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Erken Okuryazarlık Ev Ortamı Ölçeği(EROY-EV), Erken Öğrenme Gözlem ve Derecelendirme Ölçeği(EÖGDÖ), Çocuk Demografik Bilgi Formu ve Öğretmen Demografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırma verilerinin dağılım normalliği sınanmış ve buna uygun olarak ilişki, fark testlerinden yararlanılmıştır. Araştırmaya katılan öğretmenlerin araştırma amacı kapsamında erken okuryazarlık hakkındaki görüşlerinin incelendiği üç açık uçlu sorunun değerlendirilmesinde ise nitel analizler kullanılmıştır. Araştırma sonucunda çocukların erken okuryazarlık bakımından ev ortamının durumundaki uygunluk arttıkça erken öğrenme davranış ve becerilerinden olan erken okuma yazma, alıcı dil ve ifade edici dil becerilerinde de artış olduğunu söylemek mümkündür. Bunun yanı sıra çocukların evlerinde kendilerine ait odası olması, ebeveynlerinin kitap okuma sıklığı, kitaplığa sahip olmaları ve ilk kitap alma yaşına göre erken okuryazarlık becerilerinin olumlu yönde değişim gösterdiği belirlenmiştir. Çocukların eğitime katıldıkları program özelliklerine göre; öğretmenin lisansüstü eğitim mezunu olması ile sınıf ortamında erken okuryazarlık çalışma sıklık ve süresindeki artışın erken erken okuma yazma ve alıcı dil becerileri üzerinde olumlu yönlü fark yarattığını söylemek mümkündür.
Ev temelli aile katılım programının Kosova'daki okul öncesi çocukların erken okuryazarlık becerilerine etkisi
Bu araştırmada, erken okuryazarlık becerilerini geliştirmeye yönelik "Ev Temelli Aile Katılım Programı" geliştirmek ve bu programın etkisini değerlendirmek amaçlanmıştır. Çalışmada, programın etkililiğini incelemek için öntest, sontest ve kalıcılık testi ölçümlerini içeren, deney ve kontrol gruplarını kapsayan 2x3'lük deneysel bir model kullanılmıştır. Araştırmanın deney grubunu, "Ev Temelli Aile Katılım Programına" katılan aileler ve çocukları oluştururken, kontrol grubunu ise programa dahil olmayan aileler ve çocukları oluşturmuştur. Deney grubuna araştırmacı tarafından geliştirilen 12 oturumluk "Ev Temelli Aile Katılım Programı" uygulanmıştır. Kontrol grubuna ise herhangi bir müdahale yapılmamıştır. Araştırma verileri hem ailelerden hem de çocuklardan ayrı ayrı toplanmıştır. Programın aileler üzerindeki etkilerini değerlendirmek amacıyla, "Ev Erken Okuryazarlık Ortamı Ölçeği", "Erken Okuryazarlık Ev Ortamı Ölçeği", "Ebeveyn Okuma İnançları Ölçeği" uygulanmıştır. Programın çocukların erken okuryazarlık becerileri üzerindeki etkilerini değerlendirmek için "Erken Okuryazarlık Testi "(EROT) kullanılmıştır. Programın çocukların erken okuryazarlık becerileri üzerinde etkili olduğu sonucuna varılmıştır. Araştırmada deney grubunda sontest ve kalıcılık testlerinin öntestten anlamlı bir şekilde yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Diğer yandan kontrol grubunda ön test, son test ve kalıcılık bağlamında bir değişiklik görülmemiştir. Çalışmada Ev Temelli Aile Katılım Programının deney grubunda anlamlı etkiler sağlaması programın erken okuryazarlık süreçlerini desteklediğini ortaya koymuştur.
Scratch destekli matematik öğretiminin 4. sınıf öğrencilerinin problem kurma becerilerine ve motivasyonlarına etkisi
Bu araştırma, Scratch kodlama programı ile geliştirilen eğitsel oyunun 4. sınıf öğrencilerinin problem kurma becerileri ve motivasyonları üzerindeki etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Günümüzde matematik öğretiminde teknolojinin kullanımı giderek artmakta, geleneksel öğretim yöntemleri yerini daha etkileşimli ve öğrenci merkezli dijital öğrenme ortamlarına bırakmaktadır. Bu bağlamda, Scratch gibi blok tabanlı programlama araçları, öğrencilerin matematiksel kavramları daha somut hale getirmelerine ve problem çözme süreçlerini daha sistematik bir şekilde yapılandırmalarına olanak sağlamaktadır. Araştırmada, deneysel desenlerden ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel model kullanılmıştır. Çalışma, Kars ili Akyaka ilçesindeki bir ilkokulda öğrenim gören 4. sınıf öğrencileri ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini, deney ve kontrol grubu olarak ikiye ayrılan öğrenciler oluşturmaktadır. Deney grubundaki öğrencilere, Scratch kodlama yazılımı kullanılarak oluşturulan eğitsel bir oyunla öğretim uygulanırken; kontrol grubundaki öğrencilere öğretim programı çerçevesinde geleneksel yöntemlerle eğitim verilmiştir. Verilerin toplanması sürecinde, öğrencilerin problem kurma becerilerini ölçmek amacıyla problem kurma testi ve öğrenme motivasyonlarını belirlemek için kullanılan motivasyon ölçeği uygulanmıştır. Öğretim sürecinin tamamlanmasının ardından, öğrencilerin problem kurma becerileri ve motivasyon düzeylerindeki değişimleri belirlemek için istatistiksel analizler yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar incelendiğinde deney grubundaki öğrencilerin problem kurma becerilerinde, kontrol grubuna kıyasla anlamlı düzeyde bir gelişme gözlemlenmiştir. Bu durum, Scratch tabanlı eğitsel oyunun problem kurma sürecinde öğrencilerin daha etkin bir katılım göstermelerine olanak sağladığını ortaya koymuştur. Dışsal motivasyon düzeyleri açısından, deney ve kontrol gruplarının son test puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Ancak, deney grubunun ön test ve son test puanları arasında dışsal motivasyon lehine anlamlı bir fark gözlenmiştir. Bu sonuç, Scratch destekli etkinliklerin öğrencilerin dışsal motivasyon düzeylerinde artış sağladığını ortaya koymaktadır. Motivasyonsuzluk düzeyleri açısından, deney ve kontrol gruplarının son test puanları arasında anlamlı bir fark gözlenmiştir. Deney grubunun kendi içinde yapılan karşılaştırmada motivasyonsuzluk düzeylerinde anlamlı bir düşüş saptanırken, kontrol grubunda bunun tersi yönde anlamlı bir artış meydana gelmiştir. İçsel motivasyon açısından, deney ve kontrol gruplarının son test puanları arasında deney grubu lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. Ancak hem deney hem de kontrol gruplarında ön test ve son test karşılaştırmalarında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Bu sonuç, Scratch destekli matematik öğretiminin grup içi içsel motivasyon gelişiminde etkili olmadığını ortaya koymaktadır.
Türkiye'de sınıf öğretmenliği alanında yapılmış lisansüstü tezlerin incelenmesi (2000-2024)
Bu çalışma, Türkiye'de 2000–2024 yılları arasında sınıf eğitimi alanında yapılmış lisansüstü tezleri; yıl, yöntem, veri toplama aracı, veri kaynağı, üniversite, enstitü, anabilim/bilim dalı, tez türü, sayfa sayısı ve danışman unvanı açısından incelemektedir. Çalışmada nitel araştırma türlerinden doküman inceleme yöntemi kullanılmış; YÖK Ulusal Tez Veri Tabanı'ndaki izinli ve tam metin sınıf öğretmenliği yüksek lisans ve doktora tezleri incelenmiştir. Toplam 3450 tezden 2989'u yüksek lisans, 461'i doktora tezidir. Çalışma 2000–2024 yıllarıyla sınırlandırılmıştır. Sınıf öğretmenliği alanındaki tezler incelenerek araştırma eğilimleri değerlendirilmiştir. En çok tez 2024'te, en az tez 2003'te yapılmıştır. Veri toplama aracı olarak en çok ölçek, en az ses kaydı kullanılmış; çalışma gruplarında ise çoğunlukla ilkokul ve ortaokul öğrencileri yer almıştır. En çok araştırma yapan ilk beş üniversite sırasıyla Gazi, Çanakkale Onsekiz Mart, Necmettin Erbakan, Marmara ve Çukurova'dır. Bu veriler, sınıf öğretmenliği alanındaki lisansüstü çalışmaların eğitim bilimleri ve uygulamaya katkı sağladığını göstermektedir. Ayrıca 2000–2024 aralığında tezleri inceleyen bir araştırmaya rastlanmamış olup, çalışma bu yönüyle literatüre önemli bir rehber niteliğindedir. Anahtar Kelimeler: Sınıf öğretmenliği, lisansüstü tez, doküman incelemesi
Türkiye ve Yunanistan'ın sınıf öğretmeni yetiştirme programlarının karşılaştırılması
Bu çalışma, Türkiye ile Yunanistan'daki sınıf öğretmeni yetiştirme programlarının karşılaştırmalı olarak ele almayı amaçlamaktadır. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden biri olan doküman incelemesi ve karşılaştırmalı eğitim yaklaşımlarından yatay yaklaşım kullanılmıştır. Her iki ülkede sınıf öğretmeni yetiştiren kurumların amaçları, eğitim programlarının süreçleri, kabul koşulları, ders içerikleri ve öğretmenlik uygulamaları gibi unsurlar analiz edilmiştir. Araştırma sürecinde Türkiye'nin Trakya Üniversitesi sınıf öğretmeni yetiştirme programı ile Yunanistan'ın Trakya Demokritos Üniversitesi (Democritus University of Thrace) sınıf öğretmeni yetiştirme programı incelenmiştir. Veriler doküman analizi yöntemiyle toplanmış hem ulusal hem de uluslararası kaynaklardan, üniversite web sitelerinden ve akademik veri tabanlarından yararlanılmıştır. İnceleme sonucunda her iki ülkenin öğretmen yetiştirme sistemlerinin benzer yönleri olduğu kadar yapısal farklılıklar barındırdığı görülmüştür. Türkiye'de milli ve kültürel değerlere vurgu yapılmakta, Yunanistan'da ise Avrupa birliği normlarına uygunluk ön planda tutulmaktadır. Eğitim süresi her iki ülkede de 4 yıl olarak belirlenmiştir. Üniversite kabul koşullarında her iki ülke de merkezi sınav sistemi uygulanmaktadır. Ancak sınavlar içerik ve yapı açısından farklılık göstermektedir. Türkiye'de alan eğitimi dersleri ağırlık gösterirken Yunanistan'da meslek bilgisi dersleri ağırlık göstermektedir. Öğretmenlik uygulamaları dersi Türkiye'de 7. yarıyılda başlarken Yunanistan'da 5. yarıyılda başlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Karşılaştırmalı Eğitim, Sınıf Öğretmeni Yetiştirme Programları, Türkiye Eğitim Sistemi, Yunanistan Eğitim Sistemi
Leo Lionni kitapları ile oluşturulan etkileşimli kitap okuma etkinliklerinin okul öncesi dönem çocuklarının felsefi davranış ve tutumlarına etkisinin incelenmesi
Leo Lionni kitapları ile oluşturulan etkileşimli kitap okuma etkinliklerinin okul öncesi dönem çocuklarının felsefi davranış ve tutumlarına etkisini incelemek amacıyla yapılan araştırmada ön test, son test deney ve kontrol gruplu yarı deneysel model kullanılmıştır. Araştırmaya, İstanbul İli Esenyurt İlçesi'nde Atatürk İlkokulu'na bağlı anasınıfına devam eden 15 deney, 18 kontrol grubu olmka üzere toplam 33 çocuk dahil edilmiştir. Veri toplamak amacıyla, kişisel bilgi formu ve Dirican ve Deniz (2017)'in geliştirmiş oldukları ' Okul Öncesi Dönemdeki Çocukların Felsefi Tutum ve Davranışlarını Belirleme Kontrol Listesi' kullanılmıştır. Deney grubundaki çocuklara, araştırmacı tarafından 10 hafta boyunca haftada bir gün Leo Lionni kitapları kullanılarak etkileşimli kitap okuma etkinlikleri uygulanmıştır. Kontrol grubundaki çocuklara herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır, ancak araştırma verileri toplandıktan sonra etik gerekçelerle bir oturum etkinlik yapılmıştır. Deney ve kontrol gruplarındaki çocukların ön test ve son test puanları arasındaki felsefi davranış ve tutumları farklılıklarının Pearson Ki-Kare testi, deney grubu ön test-son test felsefi davranış ve tutum farkı McNemar testi ile analiz edilmiştir. Verileriz analizi sonucunda deney ve kontrol grubunda bulunan çocukların felsefi davranış ve tutumları açısından ön test sonuçları büyük ölçüde benzer başlangıç seviyelerine sahip oldukları söylenebilmektedir. Son test sonuçlarında ise deney grubu adına anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, araştırmada Leo Lionni kitapları kullanılarak etkileşimli kitap okuma etkinliklerinin deney grubundaki çocukların dinlediklerinde yeni olan sözcükleri fark ederek sözcüklerin anlamını sorma, haklarını söyleme, başkalarının hakları olduğunu söyleme, dinledikleri ile ilgili sorular sorma ve merak ettiği konuyla ilgili sormaktan hoşlanma, başkaları için takdir ve övgü sözcükleri kullanma gibi becerilerine olumlu yönde etki ettiği söylenebilmektedir.
Sınıf öğretmenlerinin uzaktan eğitime yönelik tutumları ve dijital okuryazarlık düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, uzaktan eğitimde rol alan sınıf öğretmenlerinin uzaktan eğitime yönelik tutumu ile dijital okuryazarlık düzeyi arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Bununla birlikte alt araştırmada uzaktan eğitime yönelik tutum ve dijital okuryazarlık düzeyinin çeşitli demografik değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediği de incelenmiştir. Araştırma 2021-2022 eğitim öğretim yılında Kahramanmaraş merkez ilçelerine bağlı devlet okullarında görev yapan toplam 379 sınıf öğretmeni ile yapılmıştır.Bu çalışmada, betimsel araştırma türlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada veri toplamak amacıyla "Kişisel Bilgiler Formu", Ağır (2007) tarafından geliştirilen "Uzaktan Eğitim Tutum Ölçeği" ve Sulak (2019) tarafından geliştirilen "Dijital Okuryazarlık Düzeyi Ölçeği" kullanılmıştır.Cinsiyet, mesleki kıdem yılı eğitim düzeyi,teknolojiyi kullanma konusunda yeterlilik düzeyi,günlük internet kullanım süresi, teknoloji ile ilgili hizmet içi eğitim alma durumu değişkenleri açısından uzaktan eğitime yönelik tutum ve dijital okuryazarlık durumları incelenmiştir. Araştırma kapsamında sınıf öğretmenlerinden toplanan verilerin analizinde SPSS 22.0 paket programı kullanılmış olup önceden tanımlanmış istatistiksel yöntemler uygulanarak bulgulara ulaşılmıştır.Analiz sonucunda elde edilen bulgulara göre homojen ve normal dağılım gösteren, değişkenler açısından anlamlı bir fark olup olmadığını tespit etmek için iki boyutlu gruplarda "bağımsız örneklem t- testi (Independent-Sample T-Testi)", ikiden fazla boyut içeren gruplarda ise "tek yönlü varyans analizi (ANOVA)" kullanılmıştır. ANOVA testi sonucunda farklılığa sebep olan grubu belirlemek için Post Hoc "Scheffe" Testi analizi uygulanmıştır. Fakat her iki ölçek için bağımsız değişkenler arasında yapılan normallik testi sonucu verilerin normal dağılmadığı gruplarda parametrik olmayan testlerden Kruskal Wallis Testi ve anlamlı farklılığı oluşturan grupları belirlemek için ise Mann Whitney U Testleri kullanılmıştır.Sınıf öğretmenlerinin uzaktan eğitime yönelik tutumu ve dijital okuryazarlık düzeyinin orta seviyede olduğu tespit edilmiştir.
Otizm spektrum bozukluğu olan çocukların cinsel eğitimine ilişkin annelerinin görüş ve deneyimleri
Araştırmada otizm spektrum bozukluğu olan çocukların cinsel eğitimine ilişkin annelerinin görüş ve deneyimlerine başvurularak derinlemesine inceleme yapılması amaçlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden biri olan fenomenoloji (olgu bilim) deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Bingöl ilinde bulunan otizm spektrum bozukluğu tanısı çocuğu bulunan 16 anne oluşturmuştur. Araştırmanın çalışma grubunun oluşturulmasında amaçlı örneklem yöntemlerinden elverişli örneklem tercih edilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen ve uzman görüşleri doğrultusunda hazırlanan ''Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu ve Demografik Bilgi Formu'' kullanılmıştır. Katılımcı görüşme formunda yer alan sorular literatür taramasından hareketle hazırlanmıştır. Oluşturulan veri toplama aracıyla anneler ile yüz yüze olacak şekilde ses kaydı alınarak görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerden toplanan veriler annelerin görüşlerini yansıtması için 5 tema altında betimsel analiz yöntemiyle çözümlenip yorumlanmıştır. Yapılan analizler neticesinde dikkat çekici sonuçlardan bazıları ise şunlardır: Annelerin cinsel eğitime ilişkin görüş ve deneyimleri; farklı inanç, kültür, eğitim, bilgi ve deneyimlerine bağlı olarak çeşitlilik göstermektedir. Annelerin birçoğu cinsel eğitimi tanımlarken mahremiyet ile ilişkilendirdikleri, daha önce cinsel eğitim ile ilgili bir eğitim almadıklarını ve bu konuda kendilerini yeterli görmedikleri saptanmıştır. Buna rağmen annelerin tamamına yakını OSB olan çocuklarına cinsel eğitimin verilmesini gerekli ve önemli gördüklerini ifade etmişlerdir. Anneler çocuklarının cinsel eğitim ile tanışmamaları halinde başta cinsel açıdan olmak üzere her türlü tehlikelere açık olacaklarını, ileriki yaşamlarında zorluklarla karşılaşacaklarını, kendilerine ve topluma yabancılaşacaklarını, güvende olamayacaklarını, yanlış anlaşılacaklarını ve kendi haklarını koruyamayacaklarını düşündükleri sonucu ortaya çıkmıştır.
Okul öncesi dönemde pedagojik dokümantasyon ve etkileşim: Bir durum çalışması
Bu çalışma ile pedagojik dokümantasyon uygulanan sınıflarda etkileşimin ve pedagojik dokümantasyon uygulayıcısı öğretmenlerin sınıf içi etkileşimleri destekleyici uygulamalarının incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma durum çalışması deseninde, nitel bir çalışmadır. Araştırmanın katılımcılarını, Ankara ilinde, bağımsız bir okul öncesi kurumunda görev yapmakta olan pedagojik dokümantasyon uygulayıcısı üç okul öncesi öğretmeni oluşturmuştur. Çalışmanın verileri gözlem ve görüşme yolu ile elde edilmiş ve içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, soru sorma, dönüt sağlama, çocuk özerkliği, öğretmen duyarlılığı ve iş birlikçi öğrenme temalarına ulaşılmıştır. Bu araştırma ile pedagojik dokümantasyon uygulayıcısı öğretmenlerin sınıf içi etkileşimi destekleyici uygulamalarda bulundukları ve pedagojik dokümantasyon uygulamalarının etkileşimi desteklediği bulgularına ulaşılmıştır.
Okul öncesi öğretmenlerinin matematik pedagojik alan bilgileri ile çocukların çalışma belleği arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada okul öncesi öğretmenlerinin matematik pedagojik alan bilgileri ile okul öncesi dönem çocuklarının çalışma belleği becerileri arasındaki ilişkinin, öğretmenlerin çalışma belleği farkındalıklarının ve söyleme dayalı uygulamalarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin birlikte kullanıldığı karma yöntem kullanılmıştır. Nitel veri toplama yöntemi olarak görüşme; nicel veri toplama aracı olarak .71 Cronbach Alfa değerli "Okul Öncesi Matematiğinde Pedagojik Alan Bilgisi Ölçeği (OMPAB) ile Cronbach Alfa değeri .975 olan "Çalışma Belleği Derecelendirme Ölçeği" (ÇBDÖ) öğretmenlere ve çocuklara yönelik olmak üzere iki farklı ölçek kullanılmış olup öğretmenlerin matematik pedagojik alan bilgilerine yönelik verilere OMPAB ile çocukların çalışma belleğine ilişkin verilere ÇBDÖ ile ulaşılmıştır. 119 okul öncesi öğretmen ve 357 çocukla yürütülen çalışmada öğretmenlerin OMPAB'dan aldıkları puanlarının yaş ve mesleki deneyime göre istatistiksel olarak anlamlı bir fark göstermediği bulgusuna ulaşılmış olup lisans mezunu öğretmelerin pedagojik alan bilgi puanlarının lisansüstü eğitim düzeyine sahip öğretmenlere göre daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Çalışmada öğretmenlerin pedagojik alan bilgileri arttıkça çocukların daha güçlü çalışma belleği özelliği gösterdiği sonucuna varılmıştır. Çocukların ÇBDÖ'den aldıkları puanlar karşılaştırıldığında kızlara kıyasla erkeklerin daha güçlü çalışma belleği özelliği gösterdikleri sonucuna ulaşılmış olup okul öncesi eğitim alma değişkeni yönünden 1 yıldan daha az okul öncesi eğitim alan çocuklara oranla 1 yıl ve üzeri süreyle okul öncesi eğitim alan çocukların lehine anlamlı farklılık göstermiştir.
Türkçenin ana dili olarak konuşulmadığı bölgelerde Türkçe öğretiminde karşılaşılan sorunlar ve Delphi tekniğine dayalı çözüm önerileri
Bu araştırma kapsamında Türkçenin ana dili olarak konuşulmadığı bölgelerde sınıf öğretmenlerinin Türkçe öğretiminde karşılaştıkları sorunları derinlemesine ortaya koyma ve bu sorunlara yönelik uzman temelli çözüm önerileri geliştirme amaçlamaktadır. Araştırmanın amacı doğrultusunda nitel ve nicel verilerin bir arada kullanıldığı karma yöntem desenlerinden açımlayıcı (keşfedici) desen tercih edilmiştir. Katılımcılar, amaçlı örnekleme türleri arasında yer alan ölçüt örnekleme yöntemine göre belirlenmiştir. İlk aşamada sahada görev yapan on sınıf öğretmeni ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiş ve elde edilen veriler betimsel analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Elde edilen veriler belirlenen sekiz sorun teması altında toplanmıştır. İkinci aşamada ise sınıf eğitimi alanında en az doktora derecesine sahip olup Türkçe öğretimi alanında çalışmaları bulunan yedi alan uzmanı katılımıyla delphi tekniği uygulanmıştır. İlk turda uzmanlardan belirlenen sorunlara ilişkin çözüm önerileri sunmaları istenmiştir. Elde edilen çözüm önerileri ikinci ve üçüncü turda 7'li Likert tipi anketle değerlendirilmiş ve uzmanlar arası görüş birliği düzeyi belirlenmiştir. Böylece öğretmenlerin belirtmiş oldukları sorunlarla ve uzmanların sunmuş oldukları çözümler arasında yapısal bir köprü kurularak, iki dilli ortamlarda Türkçe öğretimine yönelik uygulanabilir, bütüncül ve sahaya dönük çözüm önerileri ortaya konmuştur.
Farklı dikte etkinliklerine dayalı çalışmaların iki dilli ilkokul öğrencilerinin bazı Türkçe dil becerileri üzerindeki etkisinin incelenmesi
Bu araştırma, farklı dikte etkinliklerine dayalı çalışmaların iki dilli ilkokul öğrencilerinin dikte, Türkçe dinlediğini anlama ve sesletim becerileri üzerindeki etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma, iki dilli öğrencilerin amaçlanan Türkçe dil becerilerinin geliştirilmesinde farklı dikte etkinliklerinin etkililiğini ortaya koyması açısından önem taşımaktadır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden deney ve kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Çalışma grubu, Şanlıurfa'nın bir merkez ilçesinde yer alan iki ilkokulun 4. sınıfında öğrenim gören toplam 71 öğrenciden (deney grubu=35, kontrol grubu=36) oluşmaktadır. Katılımcılar, amaçlı örnekleme türleri arasında yer alan ölçüt örnekleme yöntemine göre belirlenmiştir. Veri toplama aracı olarak sesli okuma metni, dinlediğini anlama başarı testi ile dikte metni ve rubriği kullanılmıştır. 10 hafta süren uygulamalarda deney grubuna yaparak yaşayarak, canlandırma, şarkı, resimli dikte, kim-kiminle-nerede-ne yapıyor, sessiz sinema ve hikâye istasyonu gibi farklı dikte etkinlikleri uygulanırken, kontrol grubuna klasik dikte yöntemi uygulanmıştır. Verilerin analizinde Bağımsız Örneklemler T-Testi ve Bağımlı Örneklemler T-Testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda farklı dikte etkinliklerine dayalı uygulamaların, öğrencilerin dikte becerilerini, sesletim becerilerini ve dinlediğini anlama becerilerini geliştirmede klasik dikte yöntemine göre daha etkili olduğu görülmüştür. Deney grubundaki öğrencilerin her üç beceri alanında da anlamlı gelişme gösterdiği, ayrıca grup içi bireysel farklılıkların azaldığı ve daha homojen bir performans sergilendiği tespit edilmiştir. Bu sonuçlar ışığında, iki dilli öğrencilere Türkçe öğretiminde farklı dikte etkinliklerinin kullanılması ve dikte etkinliklerinin diğer Türkçe dil becerileriyle bütünleştirilmesi önerilmektedir.
İnsan hakları, yurttaşlık ve demokrasi dersi öğretiminde dijital hikâye kullanımının akademik başarıya etkisi
Bu araştırmanın amacı, insan hakları, yurttaşlık ve demokrasi dersi öğretiminde dijital hikâye kullanımının öğrencilerin akademik başarısına etkisini ve dijital hikâye uygulamaları ile ilgili görüşlerini incelemektir. Araştırmanın örneklemini 2023-2024 eğitim öğretim yılında Şanlıurfa ilinin Haliliye ilçesindeki bir ilkokulda öğrenim gören biri deney (31) ve biri kontrol grubu (32) olan 63 öğrenci oluşturmaktadır. Karma araştırma yöntemi desenlerinden açıklayıcı ardışık desen kullanılmıştır. Araştırmada nicel verilerin elde edilmesinde ön test son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmada deney grubuna 4. sınıf insan hakları, yurttaşlık ve demokrasi dersi hak, özgürlük ve sorumluluk ünitesi dijital hikâyelerle işlenirken kontrol grubunda aynı ünite mevcut program ile işlenmiştir. Uygulama yedi hafta (14 saat) sürmüştür. Araştırmada nicel veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen geçerliliği ve güvenirliği pilot uygulama ile test edilen insan hakları, yurttaşlık ve demokrasi dersi başarı testi kullanılmıştır. Nitel veri toplama aracı olarak yine araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Nicel veriler SPSS 22 programı ile nitel veriler ise betimsel analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda dijital hikâye kullanılan deney grubunun ön-test ve son-test puanlarını karşılaştırmak için yapılan ilişkili gruplar için t testi sonucunda deney grubunun ön-test puan ortalaması ile son-test puan ortalaması arasında son-test puan ortalaması lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. Kontrol grubunun ön-test ve son-test puanlarını karşılaştırmak için yapılan ilişkili gruplar için t testi sonucunda kontrol grubunun ön-test puanları ile son-test puanları arasında istatistiki olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Dijital hikâye yönteminin kullanıldığı deney grubu ile kontrol grubunun fark puan dizileri arasında anlamlı bir fark olup olmadığını test etmek amacıyla ilişkisiz örneklemler için t testi sonucunda istatistiki olarak deney grubu lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. Nitel verilerin nicel verileri desteklediği görülmektedir. Yapılan görüşme sonucunda öğrenciler dijital hikâyelerle işlenen derslerde konuları daha iyi öğrendiklerini ifade etmiştir. Öğrenciler dijital hikâyelerin dersi ilgi çekici ve eğlenceli bir hale getirdiğini belirtmişlerdir.
Hop açılan kitap oluşturmaya dayalı çalışmaların öğrencilerin yaratıcı yazma becerilerine etkisi
Yazma becerisi, bireyin akademik başarısının yanı sıra gündelik hayatta sıklıkla kullandığı kişisel gelişim açısından temel nitelikte bir beceridir. Temel dil becerileri içerisinde geliştirilmesi en zor olan yazma becerisi, bilişsel, duyuşsal ve devinişsel boyutuyla ön plana çıkmaktadır. Yaratıcı yazma ise bireyin yazılarını hayal gücü ve deneyimleri ile harmanlayarak özgün bir şekilde yazıya dökmesidir. Yaratıcı yazma, sadece yazma becerilerini güçlendirmekle yetinmez, aynı zamanda eleştirel düşünme, problem çözme, analitik düşünme becerilerini de destekler. Bireyin toplum içindeki rolünü belirginleştirebilmesi için bu becerinin erken yaşlarda kazandırılarak hayat boyu sürdürülebilmesi gerekmektedir. Bu nedenle yaratıcı yazma becerisinin geliştirilmesinde kritik bir rolü olan ilkokul Türkçe derslerinde özel bir hassasiyet gösterilmesine, yaratıcı yazma becerilerinin gelişmesinde farklı yöntem ve tekniklerin kullanılmasına gerek duyulmaktadır. Bu yöntemlerden biri hop açılan kitaplardır. Bu araştırmanın amacı ilkokul dördüncü sınıf Türkçe dersinde kullanılan hop açılan kitap materyalinin, öğrencilerin yaratıcı yazma becerisi üzerindeki etkisini belirlemektir. Verilerin toplanması ve analizinde nicel ve nitel araştırma yöntemlerinden oluşan karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmada açımlayıcı sıralı desen türü tercih edilmiştir. Araştırma, 2023-2024 eğitim öğretim yılında Şanlıurfa il merkezinde bulunan bir devlet okulundaki dördüncü sınıf öğrencileri ile yürütülmüştür. Çalışma grubunu 42 öğrenci (21 deney grubu, 21 kontrol grubu) oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında 4/E deney grubunu, 4/D kontrol grubunu oluşturmuştur. Araştırma sürecinde deney grubunda hop açılan kitap oluşturmaya dayalı yaratıcı yazma uygulamaları yapılırken kontrol grubunda yaratıcı yazma etkinlikleri uygulanmıştır. Verilerin elde edilmesinde Yazma Eğilimi Ölçeği, Yaratıcı Yazma Ürünlerini Değerlendirme Ölçeği, yarı yapılandırılmış sorulardan oluşan görüşme formu, araştırmacı günlüğü ve öğrenci ürünleri kullanılmıştır. Nicel veriler, eşli gruplar t-testi ve bağımsız gruplar t-testi ile incelenmiştir. Nitel verilerin analizi, betimsel analiz ile yapılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre; hop açılan kitap oluşturmaya dayalı yaratıcı yazma çalışmaları, öğrencilerin yazma eğilimlerinde ve yaratıcı yazma becerilerinde anlamlı düzeyde artış göstermesinde etkili olmuştur. Görüşmelerde, uygulamaya katılan öğrenciler süreci yaratıcı, eğlenceli, yenilikçi ve üretici olarak değerlendirmiştir. Öğrenciler yazmaya karşı daha olumlu bir tutum geliştirdiklerini, hayal güçlerini ve ifade becerilerini aktif olarak kullandıklarını, yazılı ürünlerini paylaşarak özgüven kazandıklarını, süsleme ve katlama aşamalarından keyif aldıklarını ifade etmiştir. Görüşmeler, araştırmacı günlüğü ve öğrenci ürünlerinden elde edilen veriler ile uyumludur. Öğrenciler hop açılan kitap materyaline dayalı yaratıcı yazma etkinliklerinde sadece yazılı bir metin oluşturma eylemi değil, estetik bir üretim sürecini de deneyimlemişlerdir. Bu sayede yazmaya ilişkin biçimsel formlar, kelime haznesi, özgünlük gibi çok yönlü gelişmeler kaydedilmiştir. Anahtar Kelimeler: Hop açılan kitap, yaratıcı yazma, yazma eğilimi, yaratıcılık.
Yabancı uyruklu öğrencilerin okuma alışkanlıkları ve okuma tutumlarının farklı değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ilkokul 4. sınıfta öğrenim gören yabancı uyruklu öğrencilerin okuma alışkanlıkları ile okuma tutumlarının farklı değişkenler açısından incelemektir. Bu amaç doğrultusunda ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma 2024-2025 eğitim öğretim yılında Şanlıurfa ili Haliliye ilçesine bağlı devlet okullarında öğrenim gören ilkokul dördüncü sınıf öğrencileriyle yürütülmüştür. Araştırmada veri toplama araçları olarak "Kişisel Bilgi Formu", "İlkokul Öğrencileri İçin Okuma Alışkanlığı Ölçeği" ve "Okumaya Yönelik Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan veri toplama araçları daha önce ilkokul düzeyindeki yabancı uyruklu öğrencilere yönelik kullanılmadığından dolayı araştırmanın esas uygulamasına geçilmeden önce rastgele yoluyla seçilmiş olan 396 yabancı uyruklu öğrenciler ile ölçeklerin açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri yapılmıştır. Analiz sonucunda esas uygulama verileri rastgele yoluyla seçilen 427yabancı uyruklu öğrencilerden toplanmıştır. Araştırmada verilerinin analizinde, Kolmogorov-Smirnov ve Shapiro-Wilk normallik testi, bağımsız Örneklem t-Testi, ANOVA Testi kullanılmış ve Pearson korelasyon analizi yapılmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre öğrencilerin okuma alışkanlığının orta düzeyde, okuma tutumu ise olumlu düzeyde olduğu görülmüştür. Öğrencilerin okuma alışkanlıklarının cinsiyet, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi, TV izleme sıklığı, yıl boyunca okuduğu kitap sayısı, sınıfındaki kitaplığı kullanma, okulundaki kütüphaneyi kullanma ve okumada dijital araçları (bilgisayar, tablet, telefon vb.) kullanma değişkenlerine göre anlamlı farklılık gösterirken; ailenin ekonomik düzeyi, öğrencilerin okulöncesi eğitim alma durumu değişkenlerine göre anlamlı farklılık olmadığı göstermektedir. Öğrencilerin okuma tutumlarının cinsiyet değişkeni açısından kız öğrencilerin lehine, baba eğitim düzeyi, TV izleme sıklığı, yıl boyunca okuduğu kitap sayısı, sınıfındaki kitaplığı kullanma, okulundaki kütüphaneyi kullanma ve okumada dijital araçları (bilgisayar, tablet, telefon vb.) kullanma değişkenlerine göre anlamlı farklılık gösterirken; anne eğitim düzeyi, ailenin ekonomik düzeyi, öğrencilerin okulöncesi eğitim alma durumu değişkenlerine göre anlamlı farklılık olmadığı göstermektedir. Öğrencilerin okuma alışkanlıkları ile okuma tutumları arasında ise orta düzeyde pozitif ilişki olduğu görülmektedir.
Sınıf öğretmeni adaylarının 21. yüzyıl becerileri ile öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarının incelenmesi
Bu çalışmanın amacı sınıf öğretmeni adaylarının 21. yüzyıl becerilerinin ve öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarının incelenmesi ve bu becerilerin ayrı ayrı ölçülerek beceriler hakkındaki görüşlerin alınmasıdır. Bu araştırma, öğretmen adaylarının 21. yüzyıl becerilerinin cinsiyet sınıf düzeyi ve mesleği seçme nedenleri gibi değişkenlerle incelenmesi; mesleğe yönelik tutumlarının incelenmesi açısından önem arz etmektedir. Çalışma nicel veriler ile nitel verilerin birlikte kullanıldığı karma yöntem ile çalışılmıştır. Araştırmada nicel boyutta "Çok Boyutlu 21. Yüzyıl Becerileri Ölçeği" ile "Öğretmenlik Mesleğine Yönelik Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Nitel boyutta ise araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde SPSS programı ve nitel verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemini, 2024-2025 eğitim öğretim yılında Harran Üniversitesi, Bursa Uludağ Üniversitesi ve Gaziantep Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Eğitimi Anabilim Dalında öğrenim gören 159 öğretmen adayı oluşturmuştur. Nitel veriler için ölçüt örnekleme yöntemiyle katılımcılar arasından seçilmiş 9 öğretmen adayı ile çalışılmıştır. Çalışma sonucunda, 21. yüzyıl becerileri ölçeği alt boyutları ve toplamı ile öğretmenlik mesleğine yönelik tutum puanlarının, katılımcıların öğrenim gördükleri üniversiteye göre karşılaştırması sonucunda 21. yüzyıl becerilerinin herhangi bir alt boyutunda ve her iki ölçeğin toplam puanlarında üniversiteler arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Katılımcıların cinsiyete, sınıf düzeyine, sınıf öğretmeni olma nedenlerine göre 21.yüzyıl becerileri ölçeğinin toplam puanında katılımcılar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmıştır. Çalışmada, 21. yüzyıl becerileri alt boyutları arasında genel olarak bilgi ve teknoloji okuryazarlığı, eleştirel düşünme ve problem çözme, 21. yüzyıl becerileri toplam puanı ve öğretmenlik tutum ölçeğinde pozitif ve anlamlı korelasyonlar bulunmuştur. Nitel veriler ışığında elde edilen bulgular öğretmen adaylarının öğretmenlik mesleğini değerlendirirken 21. yüzyıl becerilerine sahip olmayı mesleğin ayrılmaz bir parçası olarak gördüklerini göstermektedir.
Eğitici çizgi romanların ilkokul öğrencilerinin okuma becerileri ve bazı değerleri kazanmalarına etkisi
Bu araştırmanın temel amacı eğitici çizgi romanlara dayalı okuma çalışmalarının ilkokul öğrencilerinin okuma becerileri ve bazı değerleri kazanmalarına etkisini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda çalışma karma yönteme dayalı olarak tasarlanmıştır. Araştırmanın nicel kısmında öğrencilerin okuma düzeyleri, okuma hızları ve okuma hatalarındaki değişim incelenmiştir ve tek grup ön test – son test yarı deneysel desene göre yapılandırılmıştır. Araştırmanın nitel kısmında ise eğitici çizgi romanların öğrencilerin değerler üzerindeki algıları incelenmiş olup deneyim ve algılarını incelemeye odaklanan olgu bilim (fenomenoloji) deseniyle yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu, 2024–2025 eğitim-öğretim yılı güz yarıyılında, Şanlıurfa ili merkez ilçesi Haliliye'de bulunan bir devlet ilkokulunun üçüncü sınıfında öğrenim görmekte olan 11 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmacı aynı zamanda çalışma grubunun sınıf öğretmeni rolündedir. Çalışma grubundaki öğrenciler, amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme tekniğiyle belirlenmiştir. Çalışma grubundaki öğrencilerin belirlenmesinde kullanılan ölçüt öğrencilerin okuma düzeyi açısından endişe veya öğretim düzeyinde olmasıdır. Araştırma kapsamında belirlenen eğitici çizgi romanlar koro okuma yöntemine dayalı olarak tasarlanan etkinliklerle dokuz hafta süresince çalışma grubundaki öğrencilere uygulanmıştır. Okuma becerilerine ilişkin veriler Yanlış Analizi Envanteri ile değerlere ilişkin veriler ise görüşme formuyla elde edilmiştir. Okuma becerilerine ilişkin veriler betimsel istatistikler ve wilcoxon sıralı işaret testi ile değerlere ilişkin veriler ise içerik analizi kullanılarak analiz edilerek tablo ve grafikler vasıtasıyla sunulmuştur. Elde edilen sonuçlara göre eğitici çizgi romanlara dayalı okuma çalışmalarının ilkokul 3.sınıf öğrencilerinin okuma düzeyini ilerlettiği, kelime tanıma yüzdelerini arttırdığı, okuma hatası sayılarını azalttığı ve işlenen değerleri kazandırdığı tespit edilmiştir.
İlkokul Türkçe Dersi Öğretim Programı kapsamında ilk okuma yazma öğretim sürecine ilişkin öğretmen görüşlerinin incelenmesi
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli İlkokul Türkçe Dersi Öğretim Programının ilk okuma yazma öğretim sürecindeki yansımalarının sağlıklı bir şekilde değerlendirilmesi için süreci doğrudan yürüten öğretmenlerin deneyim ve görüşlerinin sistemli biçimde incelenmesini zorunlu hale getirmektedir. Bu çalışmanın amacı Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli İlkokul Türkçe Dersi Öğretim Programında yer alan ilk okuma yazma öğretim sürecine ilişkin sınıf öğretmenlerinin görüşlerini incelemektir. Bu araştırmada nitel betimsel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Bu araştırmada çalışma grubuna dâhil edilecek sınıf öğretmenlerinin seçiminde amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme ve maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemleri kullanılmıştır. 2024–2025 eğitim öğretim yılında Şanlıurfa'nın merkez ilçelerinde 1. sınıf öğretmeni olarak görev yapmakta olan ve gönüllük esasına dayalı olarak 23 sınıf öğretmeninden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Toplanan veriler tematik analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Bulgular programın etkili bir biçimde uygulanabilmesi için özellikle uygulama desteği, öğretmen kılavuzluğu ve öğrenci seviyesine uygun içerik geliştirme çalışmalarının güçlendirilmesi gerektiğine işaret etmektedir. Çalışmada elde edilen sonuçlar programın kuramsal çerçevesinin güçlü olduğunu ancak uygulama süreci ile öğretim ortamları arasındaki farklılıklar, materyal ve rehberlik eksiklikleri ile öğretmen deneyimleri tarafından şekillendiğini ortaya koymaktadır. Bu kapsamda uygulama sürecini destekleyecek öğretmen kılavuzlarının geliştirilmesi, öğrenci seviyesine uygun içerik ve materyallerin zenginleştirilmesi önerilebilir.
4-6 yaş arası çocukların ilkokula hazırbulunuşluk düzeyleri ile ebeveynlerinin riskli oyuna izin verme durumlarının incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, 4-6 yaş arası çocukların ilkokula hazırbulunuşluk düzeyleri ile ebeveynlerinin riskli oyuna izin verme durumlarının incelenmesidir. Tarama modelinde hazırlanan çalışmanın örneklemini, Van ili merkez ilçelerindeki (Tuşba, İpekyolu ve Edremit) okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden 4-6 yaş aralığındaki 420 çocuk ve 420 ebeveyn oluşturmuştur. Veriler, araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu, Sak ve Yorgun (2024) tarafından hazırlanan Gelişimsel İlkokula Hazırbulunuşluk Ölçeği-Kısa Formu ve Ünüvar ve Kanyılmaz (2017) tarafından geliştirilen 4-6 Yaş Çocukları İçin Riskli Oyunlara İzin Verme Ölçeği ile toplanmıştır. Çalışmanın sonucunda, 4-6 yaş arası çocukların ilkokula hazırbulunuşluk düzeyleri ile ebeveynlerinin riskli oyuna izin verme durumları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Ayrıca çocukların ilkokula hazırbulunuşluk düzeylerinin yüksek düzeyde olduğu ve çocukların kardeş sayısına ve anne-babaların eğitim durumlarına, yaşlarına ve evlilik sürelerine göre istatiksel olarak anlamlı bir farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Bununla birlikte, ebeveynlerin riskli oyuna izin verme durumlarının düşük olduğu ve çocuğun okul öncesi eğitim alma süresine ve anne-babaların eğitim durumlarına göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gösterdiği belirlenmiştir.
Okul öncesi dönem çocuklarının karşıt olma karşı gelme bozukluğu ile ebeveynlerinin ebeveynlik tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada okul öncesi dönem çocuklarının Karşıt Olma Karşı Gelme Bozukluğu ile ebeveynlerinin ebeveynlik tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Tarama modelinde hazırlanmış olan bu nicel araştırmanın örneklemini Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden çocuklar ve bu çocukların ebeveynleri oluşturmuştur. Araştırmada Ebeveyn Bilgi Formu, Erken Çocukluk Envanteri- 4 Ebeveyn Formu (EÇE-4: EF) ve Ebeveyn Tutum Ölçeği (ETÖ) kullanılmıştır. Çalışmanın verileri, SPSS-26 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Toplanan 1002 veri içerisinden Karşıt Olma Karşı Gelme Bozukluğu olan 74 çocuk belirlenmiş ve analizler bu 74 çocuğa ait veriler üzerinden yürütülmüştür. Yapılan analizler sonucunda Karşıt Olma Karşı Gelme Bozukluğu ile demokratik ebeveynlik tutumu arasında negatif yönlü, Karşıt Olma Karşı Gelme Bozukluğu ile otoriter ebeveynlik ve izin verici ebeveynlik tutumları arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Karşıt Olma Karşı Gelme Bozukluğu ile aşırı koruyucu ebeveynlik tutumu arasında ise anlamlı düzeyde bir ilişki bulunmamıştır. Ebeveynlerin benimsediği "otoriter tutum" ve "izin verici tutum" düzeylerinin düşük olduğu; "demokratik tutum" ve "aşırı koruyucu tutum" düzeylerinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Ebeveynlerin ebeveynlik tutumlarının çocuğa yakınlık durumlarına göre demokratik ebeveynlik ve otoriter ebeveynlik tutumlarında; çocuk sayılarına göre demokratik ebeveynlik tutumunda ve anne eğitim durumuna, baba eğitim durumuna, annenin çalışma durumuna, çocuğun okul öncesi eğitim alma süresine ve çocuğun doğum sırasına göre aşırı koruyucu ebeveynlik tutumunda anlamlı bir farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Okul öncesi dönem çocuklarının Karşıt Olma Karşı Gelme Bozukluğu ortalamalarının düşük ve orta düzey sınırında olduğu saptanmış ve çocukların Karşıt Olma Karşı Gelme Bozukluğunun baba eğitim durumuna ve ailenin aylık gelirine göre anlamlı bir farklılık gösterdiği belirlenmiştir.
Erken çocukluk dönemindeki çocukların bağlanma durumları ile öz düzenleme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden 60-72 aylık çocukların ebeveynlerine bağlanma durumları ile öz düzenleme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırma nicel araştırma yöntemi ile yapılmıştır ve nicel araştırma desenlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden 60-72 aylık 100 çocuktan oluşmuştur. Araştırmanın verilerine, "Tamamlanmamış Oyuncak Bebek Ailesi Hikayeleri Ölçeği" ve "4-6 Yaş Çocuklarına Yönelik Öz-Düzenleme Becerileri Ölçeği (Öğretmen Formu)" kullanılarak ulaşılmıştır. Araştırmaya katılan katılımcıların betimsel özelliklerinin belirlenmesinde frekans ve yüzde değerleri, veri analizinde t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Pearson korelasyon katsayısı gibi parametrik testler kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, bağlanma güvenliğiyle öz-düzenleme ve öz düzenlemenin engelleyici kontrol, dikkat ve çalışma belleği becerileri arasında düşük düzeyde, pozitif ve anlamlı ilişkiler olduğu tespit edilmiştir. Bağlanma ile cinsiyet, doğum sırası arasında anlamlı farklılık bulunurken, aile tipi, kardeş sayısı, anne-baba öğrenim düzeyi arasında anlamlı farklılık bulunmamıştır. Bununla birlikte, öz düzenleme ile cinsiyet arasında anlamlı farklılık bulunurken, aile tipi, kardeş sayısı, doğum sırası, anne-baba öğrenim düzeyi arasında anlamlı farklılık bulunmamıştır. Anahtar sözcükler: erken çocukluk dönemi, bağlanma, bağlanma durumları, öz düzenleme.
Okul öncesi dönem çocuğu olan ebeveynlerin ebeveynlik özyeterlilikleri ile ebeveyn tutumlarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, okul öncesi dönem çocuğu olan ebeveynlerin ebeveynlik öz yeterlilikleri ile ebeveyn tutumlarının incelenmesidir. Araştırmada nicel araştırma türlerinden tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini okul öncesi dönem çocuğu olan 987 ebeveyn oluşturmaktadır. "Ebeveyn Öz Yeterlilik Ölçeği", "Ebeveyn Tutum Ölçeği" ve araştırmacı tarafından hazırlanan "Demografik Bilgi Formu" aracılığıyla çalışmanın verileri toplanmıştır. Veri analizinde bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Pearson Momentler Çarpımı kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda okul öncesi dönem çocuğu olan ebeveynlerin benimsediği demokratik ve aşırı koruyucu ebeveynlik tutumlarının yüksek düzeyde olduğu ancak otoriter ve izin verici tutumlarının orta düzeyde olduğu belirlenmiştir. Ebeveyn tutumlarının çocuğa yakınlık durumuna, annenin yaşına, annenin eğitim durumuna, evlilik süresine, babanın eğitim durumuna ve oturulan eve göre anlamlı bir farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Ebeveyn tutumlarının ebeveynlerin medeni durumuna ve babanın yaşına göre ise anlamlı bir farklılık göstermediği saptanmıştır. Ebeveynlerin ebeveynlik öz yeterliliklerinin yüksek düzeyde olduğu belirlenmiştir. Okul öncesi dönem çocuklarının ebeveynlerinin çocuğa yakınlık durumlarına, annenin yaşına, annenin eğitim durumuna, babanın eğitim durumuna, evlilik sürelerine ve oturulan eve göre ebeveynlik öz yeterliliklerinin anlamlı bir farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Ebeveynlerin medeni durumlarına ve babanın yaşına göre ise ebeveynlik öz yeterliliklerinin anlamlı bir farklılık göstermediği saptanmıştır. Ebeveynlik tutumlarından demokratik ebeveynlik tutumu ile ebeveynlik öz yeterlilikleri arasında orta derecede pozitif yönde anlamlı ilişkiler saptanmıştır. Ayrıca, ebeveynlik tutumlarından otoriter, aşırı koruyucu ve izin verici ebeveynlik tutumları ile ebeveynlik öz yeterlilikleri arasında zayıf derecede anlamlı ilişkiler saptanmıştır.
Okul öncesi eğitimde kullanılan öğretim stratejileri ve yöntemlerine ilişkin öğretmen öz yeterliliklerinin incelenmesi
Bu araştırmada okul öncesi eğitimde kullanılan öğretim stratejileri ve yöntemlerine ilişkin okul öncesi öğretmenlerinin öz yeterliliklerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli ile hazırlanan bu araştırmanın örneklemini Van ilinde Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan okul öncesi öğretmenleri oluşturmuştur. Araştırmada Katılımcı Bilgi Formu ve Okul Öncesi Öğretmenleri İçin Öğretim Stratejileri ve Yöntemleri Öz Yeterlilik Ölçeği kullanılmıştır. Çalışmanın verileri SPSS 26 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Örneklemi oluşturan 397 okul öncesi öğretmeninden elde edilen verilerin analizi sonucunda okul öncesi öğretmenlerinin öğretim stratejileri ve yöntemleri öz yeterlilik düzeyleri yüksek çıkmıştır. Okul öncesi eğitimde kullanılan öğretim stratejileri ve yöntemlerine ilişkin öğretmen öz yeterliliğinin öğretmenlerin cinsiyetine, mesleki deneyimlerine, çalıştıkları statüye ve sınıflarındaki çocuk sayısına göre anlamlı farklılık göstermediği belirlenmiştir. Bunun yanı sıra okul öncesi eğitimde kullanılan öğretim stratejileri ve yöntemlerine ilişkin öğretmen öz yeterliliğinin öğretmenlerin yaşlarına, eğitim durumlarına, çalışma durumlarına, sınıflarındaki çocukların yaş grubuna, çalıştıkları eğitim kurumunun türüne, çalıştıkları sektöre ve yaşadıkları yerleşim yeri değişkenlerine göre anlamlı farklılık gösterdiği belirlenmiştir.
Okul öncesi dönem çocuklarının soru sorma eğilimleriyleebeveynlerinin ebeveynlik tutumlarının incelenmesi
Bu araştırmada, okul öncesi dönem çocuklarının soru sorma eğilimleriyle ebeveynlerinin ebeveynlik tutumlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Tarama yönteminin kullanıldığı bu araştırmanın katılımcılarını seçkisiz örnekleme yöntemiyle belirlenen 744 ebeveyn ve çocukları oluşturmuştur. Araştırmanın verileri Okul Öncesi Dönem Çocuklarının Soru Sorma Eğilimleri Ölçeği, Ebeveyn Tutum Ölçeği ve Demografik Bilgi Formu kullanılarak elde edilmiştir. Veriler normal dağılım göstermediğinden veri analizinde Kruskal-Wallis H testi, Mann-Whitney U testi ve Spearman Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Katılımcı ebeveynlerin benimsediği otoriter tutum ve izin verici tutum ortalamalarının düşük düzeyde olduğu; demokratik tutum ve aşırı koruyucu tutum ortalamalarının ise yüksek düzeyde olduğu belirlenmiştir. Ebeveynlerin ebeveynlik tutumlarının çocuğa yakınlık durumlarına, çocuğun yaşına, çocuğun kardeş sayısına, çocuğun anadiline, çocuğun okul öncesi eğitim alma süresine, annenin yaşına, annenin eğitim durumuna, babanın eğitim durumuna, evlilik süresine ve oturulan eve göre bazı alt boyutlarda anlamlı farklılık gösterdiği ancak çocuğun cinsiyetine ve babanın yaşına göre anlamlı bir farklılık göstermediği belirlenmiştir. Okul öncesi dönem çocuklarının soru sorma eğilimlerinin ilgi soruları boyutunda, metafizik soruları boyutunda ve ölçeğin genel toplamında orta düzeyde olduğu, farklı soru tipleri boyutunda ise yüksek düzeyde olduğu belirlenmiştir. Okul öncesi dönem çocuklarının soru sorma eğilimlerinin cinsiyetlerine, yaşlarına, kardeş sayılarına, annelerinin yaşına, babalarının yaşına, annelerinin eğitim durumuna, babalarının eğitim durumuna ve oturulan eve göre bazı alt boyutlarda anlamlı bir farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Ancak okul öncesi dönem çocuklarının soru sorma eğilimlerinin anadillerine, okul öncesi eğitim alma sürelerine ve ebeveynlerinin evlilik sürelerine göre anlamlı bir farklılık göstermediği saptanmıştır. Soru sorma eğilimi ölçeğinin ilgi soruları, metafizik soruları ve farklı soru tipleri alt boyutları ile demokratik ebeveynlik tutumu arasında pozitif yönlü, ilgi soruları alt boyutu ile otoriter ebeveynlik tutumu arasında negatif yönlü anlamlı ilişki bulunmuştur. Soru sorma eğilimi ölçeğinin genel toplamı ile demokratik ebeveynlik tutumu arasında pozitif yönlü, soru sorma eğilimi ölçeğinin genel toplamı ile otoriter ebeveynlik tutumu arasında negatif yönlü anlamlı ilişki bulunmuştur.
Okul öncesi öğretmenlerin gelişime uygun uygulamalara yönelik inançları ile kültürel değerlere duyarlı sınıf yönetimi özyeterlilikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Araştırmanın amacı okul öncesi öğretmenlerinin gelişime uygun uygulamalara ilişkin inançları ile kültürel değerlere duyarlı sınıf yönetimi özyeterlikleri arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Araştırmanın örneklemini Van ilindeki 402 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada ilişkisel araştırma yöntemi kullanılmış ve araştırmanın verileri Gelişime Uygun Uygulamalar İnanç Ölçeği ve Kültürel Değerlere Duyarlı Sınıf Yönetimi Özyeterlik Ölçeğiyle toplanmıştır. Araştırmada betimleyici istatistikler, Kruskal Wallis, Mann-Whitney U testleri ve Spearman Korelasyon testleri kullanılmıştır. Araştırmada, Gelişime Uygun Uygulamalara İnançları ile Kültürel Değerlere Duyarlı Sınıfı Yönetimi Yeterlikleri arasında orta düzeyde, pozitif yönde (r:,497) ve anlamlı (p= 0,05) bir ilişki oluğu saptanmıştır. Araştırmada Gelişime Uygun Uygulamalara Öğretmen İnanç Ölçek puanlarının Kültürel Değerlere Duyarlı Sınıf Yönetimi özyeterlik ölçek puanlarını pozitif ve anlamlı olarak etkilediği belirlenmiştir. Ayrıca Gelişime Uygun Uygulamalara Öğretmen İnanç ölçek puanındaki artışların Kültürel Değerlere Duyarlı Sınıf Yönetimi özyeterlik ölçek puanını anlamlı şekilde artırdığı (B = 45,104, β = ,487, p < .001) belirlenmiştir. Araştırmanın sonucunda katılımcıların gelişime uygun uygulamalara ilişkin inançlarının yüksek olduğu; cinsiyet, eğitim düzeyi, kıdem yılı, ikinci dil bilmeleri ve sınıf mevcudunun gelişime uygun uygulamalara inançlarında anlamlı fark oluşturmadığı fakat yaş, çalıştıkları kurum ve çalışma şekillerine göre ölçeğin Gelişime Uygun Uygulamalar alt boyutunda anlamlı farklılıkların olduğu ve ayrıca yaş değişkeni açısından Gelişime Uygun Olmayan boyutunda ve ölçeğin genel toplam puanında anlamlı farklılıklar olduğu belirlenmiştir. Araştırmada öğretmenlerin kültürel değerlere duyarlı sınıf yönetiminde özyeterliklerinin yüksek olduğuldukları; kültürel değerlere duyarlı sınıf yönetimi yeterliklerinde cinsiyet, yaş, ikinci dil bilme, eğitim düzeyi, kıdem yılı, çalıştıkları kurum türü, çalışma şekli, sınıf mevcudunun anlamlı bir fark oluşturmadığı bulunmuştur. Anahtar sözcükler: Gelişime uygun uygulamalar, kültürel değerlere duyarlı, okul öncesi, sınıf yönetimi.
Çocuklar için felsefe programının okul öncesi dönemçocuklarının 21. yüzyıl becerilerine etkisinin incelenmesi
Bu araştırmada Çocuklar için Felsefe Programının okul öncesi dönem çocuklarının 21.yüzyıl becerilerine etkisini incelemek amaçlanmıştır. Nicel araştırma türlerinden kontrol gruplu yarı deneysel desende yapılan bu araştırma deney grubunda 17, kontrol grubunda 18 olmak üzere toplam 35 okul öncesi dönem çocuğu ile yürütülmüştür. Araştırma kapsamında deney grubuna 12 hafta süren 24 etkinlik uygulanmıştır. Kontrol grubu çocuklara ise herhangi bir uygulama yapılmamıştır. Uygulama öncesi deney ve kontrol gruplarına öntest yapılmış, uygulama sonrası ise her iki gruba sontest yapılmıştır. 19 hafta sonra ise deney grubu çocuklara izleme testi uygulanmıştır. İlk olarak grupların özellikleri ve sosyo-demografik bilgilerini belirlemek amacıyla betimsel istatistikler kullanılmıştır. 5-6 Yaş Çocuklar için 21.yüzyıl Becerileri (DAY 2) Ölçeği'nden elde edilen öntest, sontest ve izleme testi puan verileri SPSS paket programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Gruplar arasında anlamlı fark olup olmadığını belirlemek amacıyla bağımsız örneklemler t-testi uygulanarak deney ve kontrol gruplarının öntest ve sontest ölçümlerine ait puanları karşılaştırılmıştır. Her bir grubun zaman içerisindeki değişimlerini değerlendirmek amacıyla kontrol grubunda öntest ve sontest puanlarını karşılaştırmak için bağımlı örneklemler t-testi, deney grubunda ise öntest, sontest ve izleme ölçümlerini karşılaştırmak için tekrarlı ölçümler tek yönlü ANOVA testi tercih edilmiştir. Anlamlı farklılıkların tespit edildiği durumlarda pratik anlamlılığı belirlemek için Cohen d etki büyüklüğü hesaplanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre deney grubu sontest puanlarında kontrol grubuna göre anlamlı bir artış olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca Çocuklar için Felsefe Programı sonucunda, deney grubu sontest ve izleme testi puanlarının kontrol grubuna göre anlamlı bir şekilde yüksek olduğu belirlenmiştir. Sonuçlar literatürde yer alan araştırmalar doğrultusunda tartışılmış, uygulayıcı ve araştırmacılara yönelik öneriler sunulmuştur.
Okul öncesi öğretmenlerinin kültürel değerlere duyarlılıklarının incelenmesi (Ağrı-Isparta il örneği)
Bu araştırmada Ağrı ve Isparta illerinde görev yapan okul öncesi öğretmenlerinin kültürel değerlere duyarlılıklarını incelemek amaçlanmıştır. Çalışma, nicel ve nitel araştırma desenlerinin bir arada kullanıldığı karma desenli bir çalışmadır. Çalışmada nicel veri yöntemlerinden tarama yöntemi, nitel araştırma yöntemlerinden ise görüşme yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın evrenini 2024-2025 Eğitim Öğretim Yılı içerisinde Ağrı ve Isparta illerinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmî ve özel okullarda görev yapan okul öncesi öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise random yöntemle seçilen 328 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın nitel boyutunda ise amaçlı örnekleme yöntemi ile örneklemden seçilen 20 okul öncesi öğretmeni çalışma grubunu oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Kültürel Değerlere Duyarlı Öğretmen Rolleri Ölçeği ve Öğretmen Görüşme Formu kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde betimsel istatistik ve fark analizleri yapılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen nicel bulgulara göre okul öncesi öğretmenlerinin kültürel değerlere duyarlılık düzeyleri yüksek ve çok yüksek olarak saptanmıştır. Ağrı'da görev yapan okul öncesi öğretmenlerinin puan ortalamaları, Isparta'da görev yapan okul öncesi öğretmenlerinden daha yüksektir. Erkek öğretmenlerin kadın öğretmenlerden daha yüksek ortalamaya sahip olduğu saptanmıştır. Her iki ilde de görev yapan okul öncesi öğretmenlerinin bulundukları yerdeki görev süreleri, eğitim düzeyleri, görev yaptıkları yerleşim yerleri ve sınıf içi uygulamaları ile kültürel değerlere duyarlılık düzeyleri arasında anlamlı fark bulunmamıştır. Nitel veriler, MAXQDA analiz programı yardımı ile analiz edilmiştir. Öğretmenlerin kültürleşmeye ilişkin görüşleri, farklılıklara saygı, kültürel tanıtım ve özkültür devamlılığı kavramları ekseninde şekillenmektedir. Nitel sonuçlara göre Ağrı ve Isparta'da görev yapan okul öncesi öğretmenlerinin kültürleşme süreçlerinde aktif bir şekilde rol almaktadırlar. Her iki ilde de görev yapan öğretmenlerin büyük bir bölümü bütünleşme stratejisini benimsemişlerdir.
Sessiz kitap temelli yaratıcı drama etkinliklerinin okul öncesi dönemdeki çocukların duygusal bakış açısı alma becerilerine etkisinin incelenmesi
Bu araştırmada okul öncesi dönem çocuklarına yönelik hazırlanan sessiz kitap temelli yaratıcı drama etkinliklerinin okul öncesi dönem çocuklarının duygusal bakış açısı alma becerilerine etkisini incelemek amaçlanmıştır. Nicel araştırma yöntemlerinden ön test son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılarak yürütülen bu çalışmada deney grubunda 12, kontrol 1 grubunda 12 ve kontrol 2 grubunda 12 olmak üzere toplam 36 okul öncesi dönem çocuğu yer almıştır. Araştırma kapsamında deney grubuna 6 hafta süren, toplam 24 etkinlik uygulanmıştır. Kontrol gruplarına herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır. Uygulama öncesi deney, kontrol 1 ve kontrol 2 gruplarına ön test yapılmış, uygulama sonrası ise üç gruba da son test yapılmıştır. Son test uygulamasından iki hafta sonra deney grubuna izleme testi yapılmıştır. Yapılan testlerden elde edilen veriler SPSS-25 paket programında analiz edilmiştir. Gruplar arasında anlamlı fark olup olmadığını belirlemek amacıyla tek yönlü varyans analizi (ANOVA) uygulanmıştır. Kontrol gruplarında ön test ve son test puanlarını karşılaştırmak için bağımlı örneklemler t-testi, deney grubunda ön test, son test ve izleme ölçümlerini karşılaştırmak için tekrarlı ölçümler tek yönlü ANOVA testi kullanılmıştır. Tüm analizlerde anlamlılık düzeyi .05 olarak belirlenmiştir. Bu düzey elde edilen sonuçların istatistiksel olarak anlamlı olup olmadığını değerlendirmek için temel ölçüt olarak kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre son test puanlarına bakıldığında deney grubunun son test puanı kontrol gruplarından yüksek çıkmış, ölçeğin mutlu- üzgün alt boyutunda istatistiksel olarak anlamlı farklılaşma saptanmıştır. Deney grubuna uygulanan izleme testi sonucunda, uygulanan sessiz kitap temelli yaratıcı drama etkinliklerinin kalıcı bir etki oluşturduğu saptanmıştır. Deney grubunda görülen etkinin ölçeğin tek boyutunda istatistiksel olarak anlamlı farklılaşma göstermesi ve araştırmaya yönelik diğer sonuçlar, literatürde bulunan araştırmalar doğrultusunda tartışılmış, uygulayıcı ve araştırmacılara yönelik öneriler sunulmuştur.
Sınıf öğretmenlerinin bilgi ve iletişim teknolojileri öz yeterliklerinin incelenmesi
Araştırmanın amacı sınıf öğretmenlerinin bilgi ve iletişim teknolojileri öz yeterliklerinin çeşitli değişkenlere göre incelenmesidir. Araştırma kapsamında tekil ve ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi, Uşak ilinde 2016-2017 yılında görev yapan ve çalışmaya gönüllü katılan 450 sınıf öğretmeninden oluşmuştur. Araştırma verileri 5'li likert tipine göre hazırlanan öğretmenlere yönelik bilişim teknolojileri öz yeterlik ölçeği ve 3 sorudan oluşan öğretmen görüşme formu ile toplanmıştır. 450 anket formuyla toplanan nicel verileri desteklemek amacıyla 15 sınıf öğretmeni ile de görüşme yapılmıştır. Nicel ve nitel yöntemler birlikte kullanıldığı için araştırma karma yönteme göre desenlenmiştir. Cinsiyet, okulun öğretim türü, okulunun bulunduğu yer, sınıf öğretmenin internet ve bilgisayara sahip olup olmaması gibi değişkenlere göre sınıf öğretmenlerinin bilgi ve iletişim teknolojileri öz yeterlik algılarında farklılık olup olmadığının tespit edilmesinde bağımsız gruplar t testi analizinden faydalanılmıştır. Mesleki kıdem, görevli olduğu sınıf, teknoloji haberlerini takip etme, gün içerisinde internete girme sıklığı gibi durumlara göre anlamlı bir farklılık olup olmadığının tespit edilmesinde (varyans analizi) Anova testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda sınıf öğretmenleri ortanın üzerinde BİT öz yeterlik algısına sahip olduklarını düşündükleri görülmüştür. Sınıf öğretmenlerinin bilişim teknolojileri yönünden internetten bilgiye yönelik arama yapma, dosya indirme, e-mail kullanma ve multimedya araçlarını kullanmaya yönelik öz yeterliklerinin (TV, Projeksiyon ve DVD) çok iyi düzeyde oldukları belirlenmiştir. Sınıf öğretmenlerinin BİT öz yeterliklerinin cinsiyete, görevli olduğu sınıfa ve internet bağlantısına sahip olup olmamaya göre farklılık göstermediği; buna karşın eğitim durumu, mesleki kıdem, görev yaptığı yer, kişisel bilgisayarının olması, teknoloji haberlerini takip etme ve interneti kullanma sıklığı değişkenlerine göre farklılaştığı tespit edilmiştir.
İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin eleştirel düşünme tutumları ile demokratik tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ilkokul 4. Sınıf öğrencilerinin eleştirel düşünme tutum düzeyleri ile demokratik tutum düzeylerinin cinsiyet, ailenin ortalama aylık gelir durumu, günlük televizyon izleme süresi, ders başarıları, okunan kitap sayısı, ikamet edilen yer, anne-baba eğitim durumu gibi değişkenlere göre incelemek ve öğrencilerin eleştirel düşünme tutumları ile demokratik tutumları arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Araştırmanın verileri, Diyarbakır ili merkez ilçelerindeki 25 ilkokulun 4. Sınıflarında okuyan 1066 öğrenciden toplanmıştır. Verilerin toplanması aşamasında, öğrencilerden kişisel bilgilerini toplamak amacıyla Kişisel Bilgi Formu, Eleştirel Düşünme Tutum Ölçeği ve Demokratik Tutum Ölçeği uygulanmıştır. Toplanan verilerin analizinde, aritmetik ortalama, standart sapma, Anova Testi, Tukey Testi, korelasyon ve regresyon gibi analiz yöntemlerinden yararlanılmıştır. Araştırmanın sonucuna göre, öğrencilerin eleştirel düşünme tutum düzeyleri yükseğe yakın, demokratik tutum düzeyleri ise yüksek düzeyde çıkmıştır. 4. sınıf öğrencilerinin eleştirel düşünme tutum düzeyi ile demokratik tutum düzeyi arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Eleştirel Düşünme Tutumu, Demokratik Tutum, İlkokul, 4. Sınıf Öğrencileri
Matematik derslerinde hayat bağlantılarının kullanımı konusunda ortaokul matematik öğretmenlerinin görüşleri
Bu araştırmanın amacı, matematik derslerinde gerçek hayat bağlantılarının kullanımı konusunda ortaokul matematik öğretmenlerinin görüşlerini araştırmaktır. Bu çalışma nitel bir çalışmadır. Bu çalışmanın örneklemini; 2013-2014 Eğitim-Öğretim yılında, Uşak ilinde görev yapan 56 matematik öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri "Matematik Eğitiminde Anket Çalışması" kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Veriler kategorik olarak ayrılmış ve öğretmenlerin görüşleri çoktan aza doğru belirlenmiştir. Araştırma sonucunda, öğretmenler bilgilerin kalıcılığını arttırdığı, öğrenci başarısına katkı sağladığını, matematiğe karşı olumlu tutumu ve problem çözme becerisini geliştirdiği, derslerde uygun örnek bulmada güçlük yaşadıklarını ve GME' nin zaman alıcılığı olduğunu ifade etmişlerdir. Ayrıca araştırmaya katılan öğretmenler gerçek hayat bağlantılarının derslerde soyut genellemelerden önce kullanılması gerektiğini söylemişlerdir. Son olarak da öğretmenlerin çoğunun gerçek hayat bağlantılarını kullanma konusunda yeteri kadar donanımlı olmadığı görülmüştür. Bu çalışmanın sonuçlarının öğretmenlere, akademik çalışma yapan bilim insanlarına, üniversitelere, müfredat geliştiricilere ve Milli Eğitim Bakanlığı'na yol göstermesi hedeflenmektedir.
Okulöncesi velilerinin aile katılımını yordayan değişkenlerin incelenmesi
Temel amacı okulöncesi eğitimde aile katılımının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi olan bu araştırma nicel araştırma yöntemlerinden betimsel tarama modeli ile tasarlanmıştır. 21 madde ve 3 boyuttan oluşan Aile Katılım Ölçeği ve 360 okulöncesi çocuğun ebeveyninden toplanan veriler betimsel istatistikler, varyans testleri ve korelasyon analizi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda okul öncesinde aile katılımı düzeyinin her 3 alt boyutta da orta ve üzeri düzeyde olduğu saptanmıştır. En fazla aile katılımının ev temelli katılım alt boyutunda görüldüğü, en düşük katılımın ise okul temelli katılım alt boyutunda olduğu tespit edilmiştir. Okul öncesinde aile katılımı cinsiyet ve çocuk sayısı değişkenlerine göre farklılaşmazken, aile tipi, anne baba eğitim düzeyi, gelir düzeyi ve sosyo-ekonomik düzeye göre bazı boyutlarda anlamlı fark ve korelasyonlar tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular ışığında uygulamaya ve araştırmaya yönelik öneriler geliştirilmiştir.
İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin hikâye yazma becerilerinin değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı, ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin hikâye yazma becerilerinin gelişimini incelemektir. Araştırmada nicel ve nitel desen kullanılmış; betimsel analiz, içerik analizi ve görüşme tekniğinden faydalanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak hikâye yazma becerisini değerlendirme ölçeği ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, kolay ulaşılabilir örneklem tekniği ile belirlenmiş ve iki farklı çalışma grubu oluşturulmuştur. Birinci çalışma grubunu, 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Manisa ili Kula ilçesinde öğrenim gören 142 dördüncü sınıf öğrencisi, ikinci çalışma grubunu Kula ilçesinde dördüncü sınıf seviyesini okutma tecrübesine sahip 22 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada ilk olarak "Hikâye Yazma Becerisini Değerlendirme Ölçeği" geliştirilmiştir. Geliştirilen ölçek ile öğrencilerin yazdıkları hikâyeler değerlendirilmiştir. Öğrencilerinin hikâye yazma düzeyleri beş üzerinden değerlendirilmiştir. Araştırmanın bulguları dikkate alındığında öğrencilerin hikâye yazma düzeylerinin orta düzeyde olduğu görülmüştür. Dördüncü sınıf seviyesini okutma tecrübesine sahip öğretmenlerin ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin hikâye yazma becerilerine ilişkin görüşleri belirlenmiştir. Öğretmen görüşleri belirlenirken tematik kodlama tekniğinden faydalanılmıştır. Öğretmen görüşleri; güçlü yönler, sevilen yönler, zorlanılan yönler, sevilmeyen yönler, hikâye yazmayı geliştirmek için yapılan etkinlikler ve değerlendirme ölçütü şeklinde altı kategoriye ayrılmıştır. Araştırma sonucunda; öğrencilerin hayal gücünü kullanmada güçlü olduğu, yazma becerisini geliştirmek için en fazla hikâye yazma etkinlikleri yapıldığı, yazılan hikâyeler değerlendirilirken yazım kuralları ve noktalama işaretlerinin uygulanması konularının dikkate alındığı belirlenmiştir. Çalışma grubundaki ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin yazdıkları hikâyelerde, konu, ana karakter, zaman ve mekân tercihleri, öğrencilerin yazdıkları hikâyeler, betimsel analiz ile taranarak elde edilmiştir. Arkadaşlık ilişkileri, hayvan sevgisi, çalışkanlık, kavramları en çok kullanılan konulardır. Mekân unsuru olarak orman, ev, okul; zaman unsuru olarak yaz mevsimi, sabah, kış mevsimi kullanımı daha fazladır. Anahtar Kelimeler: Yazma, Hikâye, Ölçek Geliştirme
Sınıf öğretmenlerinin fen öğretimine yönelik tutumları ile özyeterlik düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi (Uşak ili örneği)
Bu araştırmanın amacı Uşak İli Örneğinde Sınıf Öğretmenlerinin Fen Bilimlerine ve Öğretimine Yönelik Tutumlarıyla Özyeterlilik İnançları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bunun yanında bazı bağımsız değişkenlere gore (yaş, cinsiyet, vb) tutumlar ve özyeterlilik inançlarına bakılmıştır. Ayrıca tutumlar ve özyeterlik arasında anlamlı bir ilişkinin olup olmadığı gözden geçirilmiştir. Araştımanın amacı doğrultusunda Türkmen (1999) tarafından Türkçeye uyarlanan Fen Öğrenimi ve Fen Öğretimi Tutum Ölçeği ve Özkan, Tekkaya ve Çakıroğlu (2002) tarafından Türkçeye uyarlanmış olan Fen Öğretimi Özyeterlik Ölçeği'nden oluşan anket formu; Uşak il merkezinde görev yapan gönüllü 331 sınıf öğretmenine uygulanmıştır. Araştırmadan ulaşılan sonuçlar istatistiksel paket programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda; sınıf öğretmenlerinin fen öğretimine yönelik olumlu tutumlar içerisinde oldukları ve fen öğretimi özyeterlik düzeylerinin ortalamanın üzerinde olumlu olduğu belirlenmiştir. Araştırmada sınıf öğretmenlerinin cinsiyetlerine, yaşlarına, hizmet sürelerine ve eğitim durumlarına göre fen öğrenimi ve öğretimine yönelik tutumlarında anlamlı farklılıkların olmadığı belirlenmiştir. Fen öğretimine yönelik özyeterlik inanç düzeylerinin ise yaşlarına ve hizmet sürelerine göre farklılık göstermediği, eğitim durumlarına göre ise anlamlı farklılık gösterdiği saptanmıştır. Araştırmada sınıf öğretmenlerinin fen bilimleri öğrenimine yönelik tutumları ile fen öğretimi özyeterlik inançları arasında istatistiksel açıdan negatif yönlü %19(r=0.19) düzeyinde düşük anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Fen Bilimi, Fen Bilimi Öğretimi, Tutum ve Özyeterlilik.
Anlatım stilleri ile okuduğunu anlama ilişkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, anlatım stilleri ile okuduğunu anlama ilişkisinin incelenmesidir. Araştırmaya Afyonkarahisar ilinin merkez beldesindeki bir ilkokulun dördüncü sınıfında öğrenim görmekte olan 20 öğrenci katılmıştır. Araştırmada deneysel yöntemlerden tek grup ön test son test zayıf deneysel desen modeli kullanılmıştır. Çalışmada veri çeşitliliğini sağlamak için nicel verilerle birlikte nitel veriler toplanmış olup nitel araştırma yönteminden yararlanılmıştır. Çalışmada öğrencilerden okudukları kitabı kendi belirledikleri bir anlatım stiliyle anlatmaları istenmiştir. Araştırma süresince veriler; araştırmacı günlüğü, araştırmacı gözlemleri ve notları, öğrenci ürünleri, öğretmen, öğrenci ve veli yarı yapılandırılmış görüşme formu, fotoğraf ve ses kayıtları, Okuduğunu Anlama Başarı Testi ve Okuduğunu Anlama Başarı Kalıcılık Testi aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmanın uygulama süreci on iki hafta sürmüştür. Çalışmada öğrencilerin kullandıkları anlatım stili sayısı ve okudukları kitap sayfa sayılarıyla elde edilen veriler Betimsel İstatistik, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve Tukey Testi kullanılarak analiz edilmiştir. Ön test, son test ve kalıcılık testi arasında anlamlı farklılıkların olup olmadığını belirlemek amacıyla Bağımlı (İlişkili) Gruplar t Testi uygulanmıştır. Nitel verilerin çözümlenmesinde Betimsel analiz yapılmıştır. Çalışma sonunda öğrencilerin Sözlü Anlatım, Özet Çıkarma, Görsel Anlatım, Şiir Yazarak Anlatma, Soru Cevap, Test Hazırlama, Akrostiş, Şarkı Söyleme ve Pandomim anlatım stillerini kullandıkları tespit edilmiştir. Öğrenciler tarafından en çok kullanılan anlatım stili Sözlü Anlatım olurken en az kullanılan anlatım stili Akrostiş olmuştur. Öğrencilerin okuduğu kitabı istediği anlatım stiliyle anlatmasının öğrencilerin kendi anlatım stillerini, okuma ve okuduğunu anlama becerilerini geliştirdiği, öğrencilerde okuma isteği ve alışkanlığı oluşturduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Anlatım stili, Okuduğunu anlama, Okuma alışkanlığı
Grafik düzenleyicilerin ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin okuduğunu anlama becerilerine katkısı
Bu araştırma, "Grafik düzenleyicilerin okuduğunu anlama becerisinin gelişimine katkısı nedir?" sorusuna cevap aramaktır. Araştırmada karma model ve eylem araştırması deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, Uşak il merkezindeki ilkokul dördüncü sınıfa devam eden 28 öğrenciden oluşmaktadır. Örneklem seçim tekniği olarak kolay ulaşılabilir örneklem tekniği belirlenmiştir. Nicel veriler, araştırmacı tarafından hazırlanan çalışma kâğıtları ile elde edilmiştir. Hazırlanan bu çalışma kâğıtları, ön test, son test ve kalıcılık testi olarak kullanılmıştır. Nitel veriler ise "Grafik Düzenleyicileri İlköğretim Dördüncü Sınıf Öğrencilerinin Okuduğunu Anlama Becerilerine Katkısı" adlı görüşme formu ile toplanmıştır. Uygulama, haftada iki saat olmak üzere, 10 hafta sürmüştür. Araştırmanın birinci alt problemi için elde edilen veriler, bağımlı gruplar t-testi ile ikinci alt problemi için elde edilen veriler ise içerik analizi ve tematik kodlama yoluyla analiz edilmiştir. Araştırmanın ön test ve son test puanları arasında, 29,64 puanlık bir atış görülmektedir. Bu artış manidar bir artıştır. 10 haftalık bir uygulama sonunda, çalışma grubunun puanın düşük düzeyden, iyi düzeye çıkması, grafik düzenleyicilerle okuduğunu anlama çalışması uygulamasının, anlama becerilerine katkı sağlamıştır demek yanlış olmaz. Uygulamanın kalıcı yönünün yüksek olduğu söylenebilir. Çalışma grubundakilerin tamamına yakını uygulamayı beğendiklerini ve faydalı bulduklarını; bu uygulamaların Türkçe derslerinde kullanılmasını istediklerini belirtmişlerdir. Çoğu, okumaya ilişkin olumlu tutum değişikliğine sahip olduklarını söylemişlerdir. Anahtar kelimeler: Okuma, okuma stratejileri, anlama, grafik düzenleyiciler, ilkokul
Çocuk Youtuberlar ve paylaştıkları videolar üzerine bir döküman analizi
Günümüzde teknoloji hızla gelişmekte ve sosyal medya artık hayatın bir parçası hâline gelmektedir. YouTube en popüler sosyal paylaşım ağlarından bir tanesidir. YouTube üzerinden para kazanılabiliyor olması önce YouTuber daha sonra da çocuk YouTuber kavramlarını gündeme getirmiştir. Çok küçük yaşlardan itibaren, çocuklar artık saatlerce çocuk YouTuber videoları seyrederek vakit geçirmektedirler. Bu nitel araştırmada çocuk YouTuber kanallarındaki videoların içeriklerinin araştırılması amaçlamaktadır. Bu sebeple Doküman Analizi yöntemi benimsenmiştir. Popüler (çok izlenen) çocuk kanallarından 15 YouTube kanalı belirlenmiş ve bu kanallarda yer alan ve izlenme sayısı yüksek olan 100 adet video metinden çıkarılan kodlarla analiz edilmiş ve çocuk YouTuber kanallarının içerikleri ve sundukları mesajlar özetlenmiştir. Daha sonra analiz edilen bu 100 video arasından farklı kanallarda ve konularda olacak şekilde 15 video belirlenmiş ve çok yönlü etkileşim analizi yöntemi kullanılarak bu videoların mikro analizi yapılmış. Bu analizler sonucunda videoların içeriklerinde geçen şu altı kategori belirlenmiştir: Olumsuz davranışlar içeren, reklam ve tanıtım içeren, özel hayatın gizliliğine aykırı, korkutucu içeriğe sahip olan, tüketime özendiren ve olumlu sosyal mesaj içeren videolar. Analizlerin sonucunda çocukların bilinçsiz bir şekilde YouTube'daki medya içeriklerinin şu anki hâliyle baş başa bırakılmaması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Çocuklara daha uygun medya içerikleri sunmak için yazının sonunda ailelere, öğretmenlere, medya yapımcılarına ve yetkililere bazı önerilerde bulunulmuştur.
Erken çocukluk eğitimi kurumlarında görev yapan öğretmenlerin görsel sanat ve yaratıcılık alanına yönelik görüşleri
Yaratıcılık, erken çocukluk eğitiminde geliştirilmesi gereken en önemli beceriler arasında yer almaktadır. Yaratıcılığı geliştirmek için uygulanan etkinlik planlarında planlama ve uygulama aşamalarına dikkat edilmelidir. Bu çalışmada öğretmenlerin görsel sanat etkinliklerine ve yaratıcılığa yönelik görüşleri, okullarda bulunan sanat merkezi materyalleri ve okullarda uygulanan görsel sanat etkinliği türlerinin tespiti temel alınmıştır. Okul öncesi öğretmenlerinin görsel sanat ve yaratıcılığa ilişkin görüşlerini ve görüş ile uygulamalar arasındaki ilişkiyi belirlemeyi amaçlayan bu araştırma, tarama modelinde olup nitel yöntemler kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Muş ili ve Bulanık ilçesinde 2018-2019 eğitim öğretim yılında Milli Eğitim Müdürlüklerine bağlı ilkokul ve ortaokul bünyesindeki anasınıfları ve bağımsız anaokullarında görev yapmakta olan 100 okul öncesi öğretmeni ve sonrasında gönüllü olan 20 okul öncesi öğretmeni oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından geliştirilen açık uçlu sorulardan oluşan görüşme formu kullanılmıştır. Veri toplama sürecinde araştırmaya katılan öğretmenlerle görüşme yapılmış ve görüşmeler tamamlandıktan sonra formlar analiz edilmiştir. Elde edilen verilerin analizinde betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Görüşmelerden sonra gözleme yer verilmiştir. Gönüllü olan 20 okul öncesi öğretmenin sınıfı ziyaret edilmiş; sanat merkezleri ve materyalleri incelenmiş, yer alan görsel sanat etkinlikleri türlerine göre incelenmiştir. Araştırma sonucunda; okul öncesi öğretmenlerinin açık uçlu sorulardan oluşan formda yer alan sorularda belirttikleri tanımlara göre yaratıcılık ve sanat alanında bilgi sahibi oldukları, yaratıcılığın tanımı, yaratıcı bireyin özellikleri, yaratıcılığın çocuklar için önemi, yaratıcılığa engel durumlar, yaratıcılığı geliştiren oyun ve oyuncaklar cinsiyetin yaratıcılık üzerindeki etkisi, yaratıcılığa yönelik etkinlikler, sanat çalışması türleri, sanatın önemi, alınan dersler ve teknik geliştirmeye yönelik bildiklerini aktarabildikleri ve uygulamalarda da yer verdiklerini belirtmişlerdir. Araştırma sonucunda genel olarak okullarda sanat merkezlerinin bulunduğu fakat materyal olarak tam donanımlı olmadığı tespit edilmiştir. Görüşmelerde belirtilen uygulamada ağırlık verilen sanat etkinliği türleri ile panolarda yer alan görsel sanat etkinliği türlerinin birbirini tutmadığı tespit edilmiştir.
63-92 aylık çocukların kişiler arası problem çözme becerilerinin farklı değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, 63-92 aylık çocukların kişiler arası problem çözme becerilerini farklı değişkenler açısından değerlendirmektir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Van ili Erciş ilçesinde 2020-2021 eğitim öğretim yılında Erciş Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı bağımsız anaokulları, ilkokul bünyesindeki anasınıfları ve 1. sınıfa devam eden 63-92 aylık çocuklar oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri Holliman (2010) tarafından geliştirilen geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılarak Türkçe'ye uyarlanan "Erken Çocukluk Dönemi Kişiler Arası Problem Çözme Becerileri Ölçeği'' ve araştırmacı tarafından geliştirilen ''Kişisel Bilgi Formu'' ile toplanmıştır. Veri toplama sürecinde toplam 452 çocuğa "Erken Çocukluk Dönemi Kişiler Arası Problem Çözme Becerileri Ölçeği'' ve "Kişisel Bilgi Formu'' uygulanmıştır. 452 çocuğun ebeveynlerinden sadece birine ölçekteki maddeler yöneltilmiş ve verilen cevaplar işaretlenmiştir. Uygulama sonucu elde edilen veriler, uygun istatistiksel paket programı kullanılarak çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda; çocukların kişiler arası problem çözme becerilerinin, cinsiyet değişkenine göre anlamlı şekilde farklılaştığı görülmüştür. Erkek çocuklarının kişiler arası problem çözme becerileri, kız çocuklarına göre daha yüksek bulunmuştur. Çocukların kişiler arası problem çözme becerilerinin, anne yaşı değişkenine göre anlamlı şekilde farklılaştığı tespit edilmiştir. Annesi 29 yaş ve altında olan çocukların becerileri, annesi 30-39 yaş arasında olan çocuklara göre daha yüksek bulunmuştur. Çocukların kişiler arası problem çözme becerilerinin baba eğitim durumu ve baba mesleği değişkenlerine göre anlamlı şekilde farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Babasının eğitim durumu İlkokul-Ortaokul olan çocukların kişiler arası problem çözme becerilerinin, babasının eğitim durumu Yüksek Lisans olan çocuklara göre; babasının mesleği "Diğer" olan çocukların becerilerinin, babasının mesleği "Memur" olan çocuklara göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Çocukların kişiler arası problem çözme becerileri ile günlük televizyon izleme süresi değişkeni arasında anlamlı bir farklılık olduğu sonucu bulunmuştur. Günlük 4-5 saat arasında televizyon izleyen çocukların kişiler arası problem çözme becerilerinin, diğer sürelerde televizyon izleyen çocuklara göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Kişiler arası problem çözme becerisi, kişiler arası ilişki, erken çocukluk
İlkokul dördüncü sınıfta resimli sözlük kullanımının kelime kazanımına katkısı
Bu araştırmada, "İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin resimli sözlük kullanmasının kelime kazanımına katkısı nedir" sorusunun cevabı aranmıştır. Araştırmada karma yöntem modeli ve iç içe desen kullanılmıştır. Araştırmada veriler; yayınlanmış dört farklı resimli sözlük, araştırmacı tarafından geliştirilen resimli sözlük modeli ve kelime kazanımı etkinliği (çalışma kâğıdı), çalışma kâğıdı-Ön test/ Son test, yarı yapılandırılmış görüşme formu ve gözlem formu aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu Uşak il merkezinde ilkokul dördüncü sınıfta öğrenim gören 36 öğrenciden oluşmaktadır. Kolay ulaşılabilir örneklem seçim tekniği ile çalışma grubu belirlenmiştir. Uygulama, haftada 4 saat olmak üzere toplam 24 ders saati sürmüştür. Araştırmanın birinci, üçüncü, dördüncü alt problemi için elde edilen veriler betimsel analiz ve içerik analizi yoluyla, ikinci alt problemi için elde edilen veriler ise bağımlı gruplar t-testi ile analiz edilmiştir. Araştırmanın ön test ve son test puanları arasında 32,43 puanlık bir artış söz konusudur. Bu artış yüksek bir artıştır, 6 haftalık bir uygulama sonucunda çalışma gurubunun puanının çok düşük bir düzeyden orta bir düzeye yükselmesi resimli sözlük çalışmalarının kelime kazanımı becerisine katkı sağladığı sonucuna ulaştırmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlara ve 32,43 puanlık artışa göre ilkokul dördüncü sınıfta resimli sözlük kullanımının kelime kazanımına katkısının olduğu söylenebilir. Çalışma gurubundaki öğrencilerin büyük bir çoğunluğu çalışmanın faydalı olduğunu ve çalışmayı beğendiklerini, ilgi çekici ve eğlenceli bulduklarını ifade etmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Kelime Hazinesi, Kelime Öğretimi, Resimli Sözlük ile Kelime Öğretimi.
Disgrafi tanısı almış öğrencilerin yazım hatalarının giderilmesi
Bu çalışmada ilkokulda öğrenim gören disgrafi sorunu yaşayan öğrencilerin yazma hatalarını tespit ederek yanlış yazılan kelimelerin cümlede kullanılmasının yazma hatalarını gidermeye etkisini incelemek amaçlanmıştır. Araştırmada tek denekli araştırma modellerinden "A-B modeli" kullanılmıştır. A-B modellerinde öncelikle bağımlı değişken bir süre gözlenmektedir. Katılımcının performans düzeyine ilişkin kararlı veri elde edildikten sonra bağımlı değişkenin ilerideki durumuna yönelik kestirimde bulunulmaktadır. Başlama düzeyi evresinde kararlı veri elde edildiğinde uygulama evresine geçilmektedir. Uygulama evresinde bağımsız değişken uygulanmaya başlanmaktadır. Bağımsız değişkenin bağımlı değişken üzerindeki etkisi incelenmektedir. Bağımlı değişkende meydana gelen değişiklik başlama düzeyi evresi ile karşılaştırılmaktadır. Araştırmanın bağımlı değişkeni bağımlı değişkeni öğrencilerin harf karıştırma hatalarının giderilmesidir. Bağımsız değişkeni ise karıştırılan harfin geçtiği kelimeyi cümle içinde kullanma etkinliğidir. Araştırma verileri öğrencilerin Türkçe defterlerinden, kopya ve dikte metinlerinden ve araştırmada kullanılan karıştırılan harfin geçtiği kelimeyi cümlede kullanma etkinliği çalışma kâğıdı aracılığı ile toplanmıştır. Araştırmanın birinci çalışma gurubu 10 öğrenciden, ikinci çalışma grubu ise üç öğrenciden oluşmaktadır. Birinci çalışma grubu ile yürütülen çalışma süreci sekiz hafta sürmüştür. Çalışma boyunca on öğrenciye dört kısa metin hem dikte hem de kopya olmak üzere yazdırılmıştır. İkinci çalışma grubu ile yürütülen çalışmada bu on öğrenci içinden disgrafi sorunu yaşayan öğrencilerin yazma sorunlarına gidermeye yönelik yapılacak etkinlik uygulaması için üç öğrenci seçilmiştir. Bu öğrencilere karıştırılan harfin geçtiği kelimeyi cümlede kullanma etkinliği uygulanmıştır. Araştırma sonucunda disgrafi sorunu yaşayan öğrencilere özgü mükerrer yazma, binişiklik, ekleme, eksiltme, ayırma ve değiştirme yazma hatalarının yapıldığı belirlenmiştir. Yapılan uygulama sonucunda ise harf karıştırma hatalarının azaldığı belirlenmiştir.
Erken çocukluk döneminde bulunan çocuklara yönelik geliştirilen STEM eğitim uygulamalarının bilimsel süreç becerilerine etkisinin incelenmesi
Bu araştırma erken çocukluk döneminde bulunan çocuklara yönelik araştırmacı tarafından geliştirilen STEM eğitim uygulamalarının çocukların bilimsel süreç becerileri üzerindeki etkisini incelemek adına yapılmıştır. Araştırma yarı deneysel çalışma şeklindedir. Araştırmanın çalışma grubunu 2020- 2021 eğitim- öğretim yılında Uşak ili Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı Cumhuriyet İlkokulu anasınıflarında öğrenim gören okul öncesi dönem çocukları oluşturmaktadır. Deney ve kontrol gruplu çalışılan araştırmada deney grubu 10 çocuk, kontrol grubu 10 çocuk olmak üzere toplamda 20 çocuk ile çalışma yürütülmüştür. Araştırmada veri toplama aracı olarak Şahin, Yıldırım, Sürmeli ve Güven (2018) tarafından geliştirilen '' Okul Öncesi Dönem Bilimsel Süreç Beceri Testi '' ve araştırmacı tarafından geliştirilen '' Genel Bilgi Formu '' kullanılmıştır. Araştırma öncesinde gerekli izinler alınarak çalışma grubundaki her bir katılımcıya ön test uygulaması yapılmıştır. Araştırma sürecinde araştırmacı tarafından geliştirilen STEM eğitim uygulamaları deney grubunda bulunan çocuklara uygulanmış; kontrol grubunda bulunan çocuklara 2013 Okul Öncesi Eğitim Programı'nda belirtilen günlük eğitim akışı devam ettirilmiştir. Uygulamaların bitimini izleyen hafta her iki gruba da son testler uygulanarak elde edilen veriler SPSS. 22 programı ile analiz edilmiştir. Analiz sürecinde verilerin dağılımlarına bakılarak elde edilen verilerin normal dağılım gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu sebepten ötürü veriler parametrik testler üzerinden analiz edilerek ilgili alandan uzman görüşleri alınmıştır. Ön test ve son test puanları arasında anlamlı bir farkın olup olmadığını görmek adına bağımsız gruplar T-Testi, deney ve kontrol grubunun kendi aralarında ön test- son test puanları arasındaki anlamlı bir farkın olup olmadığını görmek adına bağımlı gruplar T-Testi, genel bilgi formundan elde edilen demografik bilgilerin bilimsel süreç becerileri üzerindeki etkisini görmek adına T-Testi ve tek yönlü varyans analizi (One Way Anova) kullanılmıştır. Analizlerden elde edilen bulgulardan hareketle ön test puanları arasında anlamlı bir farklılık bulunmazken; son test puanları arasında deney grubu lehine anlamlı bir farklılık olduğu ortaya çıkmıştır. Geliştirilen STEM eğitim uygulamalarının çocukların bilimsel süreç becerileri üzerinde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Sınıf öğretmenlerinin tahmin becerisine yönelik algılarının ve ölçümsel tahmin konusunu işleyiş süreçlerinin incelenmesi
Bu durum çalışmasında, sınıf öğretmenlerinin matematiksel tahmin becerisine ilişkin algılarının ve bu beceriyi matematik derslerinde işleyiş süreçlerinin tanımlanması ve açıklanması amaçlanmıştır. Bu amaçla, bu araştırmaya, bir resmi okulda görev yapmakta olan üç sınıf öğretmeni dâhil edilmiştir. Katılımcıların belirlenmesinde amaçlı örnekleme yöntemlerinden kolay ulaşılabilir durum örneklemesi yönteminden yararlanılmıştır. Veriler, gözlem, görüşme ve doküman inceleme yöntemlerinin birlikte kullanılmasıyla elde edilmiştir. Bu yöntemler kapsamında bu araştırmada, alan yazın, uzman görüşü ve pilot uygulama verilerinden hareketle hazırlanmış olan yarı yapılandırılmış gözlem ve görüşme formları kullanılmıştır. Elde edilen veriler, bir nitel veri analiz programından yararlanılarak, içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda öğretmenlerin, matematiksel tahmin becerisine önem atfettikleri tespit edilmiştir. Sınıf öğretmenleri matematiksel tahmini önemli bir yaşamsal beceri olarak tanımlamışlardır. Bu olumlu algıya karşın matematiksel tahmin becerisine yönelik bir dizi kusurlu algıya sahip oldukları tespit edilmiştir. Sınıf öğretmenleri matematiksel tahmin becerisini öğretimsel açısından basit ve eğlenceli bir konu olarak tanımlamışlar ve kendilerini tahmin öğretiminde başarılı olarak nitelendirmişlerdir. Ancak yapılan sınıf içi gözlemler sınıf öğretmenlerinin matematik derslerinde tahmin konularını işlerken kusurlu uygulamalar sergilediklerine ve önemli zorluklar yaşadıklarına işaret etmektedir.