
337
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
İnşaat alanında kullanılan dokusuz yüzeylerde r-PET performansı
Her geçen gün artan nüfus, sanayileşme, ve teknolojik gelişmelere dayalı oluşan atıklar, tüketilen doğal kaynaklarla birleştiğinde; daralan dünyamızın en önemli sorunlarından birisi olan `çevre sorunları' kavramı karşımıza çıkmaktadır. Bu sorununu çözümü ve çevre yükünün azaltılması için günümüzde birçok çalışma yapılmaktadır. Atıkların, çevre yükü oluşturmasını engellemek ve bu atıkların ülke ekonomisine kazanım haline dönüştürebilmesini sağlamak amacıyla geliştirilen çalışmalardan birisi de geri kazanım düşüncesidir. Geri kazanımın bir amaç olduğu günümüz şartlarında, her sektörde olduğu gibi tekstil sektöründe de doğal kaynak israfı yaşatılmasını engelleme düşüncesi yeni bir boyut kazanmıştır.Bu tezde sunulan araştırma çalışmasında, inşaat alanında kullanılan tekstil ürünleri incelenmiş, özellikle yalıtım ve izolasyon malzemesi olarak kullanılmakta olan dokusuz yüzey kumaş özellikleri araştırılmıştır. Dokusuz yüzey kumaş üretimi için iğneleme yöntemiyle çevrede atık olarak değerlendirilen PET Şişelerin geri kazanımı ile üretilen r-PET ile v-PET elyaflar tülbent katı sayısı 6,10 ve 14 olan üç farklı tülbent katmanından oluşan ve %100 v-PET, %70 v-PET %30 r-PET, %50 v-PET %50 r-PET, %30 v-PET %70 r-PET, %100 r-PET oranlarında harmanlanmış on beş farklı kumaş numunesi oluşturulmuştur. İnşaat alanında izolasyon malzemesi olarak kullanılması hedeflenen bu kumaşların teknik özellik performansı, fiziksel ve mekanik özellikleri incelenmiştir. Kopma mukavemeti, kopma uzaması, eğilme uzunluğu ve direnci, kalınlık, metrekare ağırlık ve dökümlülük tayini değerleri,su buharı geçirgenliği ve ısıl direnç testlerine standartlara uygun biçimde kumaşlara uygulanmıştır. Elde edilen veriler harman değişimi etkisi ve üç farklı katmanın sonuçlara etkisi karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir.
Pamuklu dokuma kumaşlarda sıkıştırma işinin kumaşın yapısal parametreleriyle ilişkisinin araştırılması
Pamuklu dokuma kumaşlarda, kumaşın tutum özelliğini etkileyen faktörler; pamuk lifinin özelliklerinden başlar, iplik özellikleriyle devam eder ve kumaş özellikleriyle tamamlanır. Kumaşın sıkıştırılma özelliğinin de yine birçok parametreyle ilişkili olduğu düşünülmektedir.Bu çalışmada farklı örgülere, iplik numaralarına, atkı ve çözgü sıklıklarına, kalınlıklara ve bükümlere sahip 62 adet pamuklu dokuma kumaşın sıkıştırılma test sonuçları ile kumaşların yapısal parametreleri arasındaki ilişki SPSS yazılımı yardımıyla incelenmiş ve bu ilişki yapılan anket çalışması sonuçları ile birlikte değerlendirilmiştir. Bu yöntemde hem nesnel hem de öznel yargıların ışığında etkileşimler regresyon analizi ile değerlendirilmiş, kumaşların tutum özelliklerinde yapısal parametrelerin önemli olup olmadığı belirlenmeye çalışılmıştır. Elde edilen bulgular ve sonuçlar tartışılmış ve öneriler sunulmuştur.
Hava-jet tekstüre sistemi ile üretilen polyester/polyester ve polyester/teflon dikiş iplikleri özelliklerinin analizi
Son yıllarda, dikiş ipliklerinin çeşitliliği; yeni liflerin görünümüne, yeni tipte iplikler üretmek için kullanılan yeni proseslere (ya da geliştirilen eski tiplere) ve farklı tipte kumaşlar için tasarlanan dikiş ipliklerinin yükselen talebine bağlı olarak önemli ölçüde yükselme göstermiştir.Eğer hava tekstüreli ipliklerin egemenliklerinden bahsedecek olursak; polyester bu durumda baskın olacaktır. Çünkü tekstüresiz ipliklerle karşılaştırılacak olunursa; polyester daha yüksek hacimlilik, gözeneklilik, yumuşaklık, rahatlık ve hava geçirgenliği gösterecektir.Tekstüre ipliklerin ürünleri iyi kalitede örtme ve kaplama özellikleri olduğu için spor giyimde, ev tekstilinde ve konfeksiyon ürünlerinde kullanılırlar.Bu araştırmanın amacı; üretim süreci boyunca, farklı parametreler değiştirilirken, dikiş ipliklerinin belli mekaniksel karakteristik özelliklerinin nasıl değişkenlik gösterdiğini incelemekti. Hava-jet tekstüre teknik dikiş iplikleri piyasada oldukça yeni bir üründür. Bitmiş ürünün uygulama yeri, ürünün kullanımı süresince göstereceği mekaniksel özelliklere bağlı olarak seçilebilir. Dikiş işlemi süresince, bazı uygulamalar yüksek dayanıklılık, bazıları ise düşük sürtünme kuvvetleri gerektirir.Hava tekstüre; farklı karakterlerdeki ipliklerin üretim imkânlarını sağlarken, bir yandan da farklı tipte lif filamentlerinin kullanımına izin veren bir teknoloji olarak karşımıza çıkıyor. Bu araştırmada, iki tipte iplik kullanılmıştır. Birinci durumda; yüksek dayanıklılığa sahip polyester, ipliklerin hem çekirdeğinde hem de kaplama elementinde kullanılmıştır. İkinci durumda; yine aynı polyester ipliği çekirdekte ve kaplama elementi olarak ta bu sefer Polytetrafloretilen (PTFE) kullanılmıştır. Ürünler, Stahle Eltex have tekstüre makinesi ve Heberlein HemaJet tekstüre düzesi ile Kaunas Teknoloji Üniversitesi, Tekstil Teknolojisi Bölümü'nde üretilmiştir. Ek olarak; sürtünme ve gerilim testleri araştırma sırasında yapılmıştır. Hava basıncı, efekt ve çekirdek ipliklerinin beslenme hızlarını da içeren üretim parametlerinde değişiklikler yapılmıştır. Sonuçlar; üretilen dikiş ipliklerinin iyi mekaniksel özelliklerini göstermiştir.
Uşak'ta üretilen battaniyelerin termal ve konfor özellikleri
Zorlaşan hayat şartları ile insanlar tempolu, stresli, yorucu günler geçirmekte vedinlenme, uyuma zamanlarının oldukça kaliteli olmasını istemektedirler. Battaniyeler de dahaçok dinlenme ve uyuma zamanlarında, insanın kendisini rahat hissetmek istediği zamanlardakullanılmaktadır ve bu durum battaniyelerin konfor özelliklerini ön plana çıkarmaktadır.Battaniyelerin kullanım amacı gereği vücutta yarattığı his, sıcaklık, soğukluk, nem ve havageçişi gibi özelliklerin en uygun düzeyde olması gerekmektedir. Bu anlamda battaniyelerintermal konforu çok önemlidir.Battaniyelerin daha çok görünüm (renk, desen, tutum, kalite), stil, dekoratiflik,kullanım kolaylığı ve dayanıklı olmasına yönelik çalışmalar yapılmıştır ki bu özelliklertüketici tarafından her zaman aranacak niteliklerdir. Ancak günümüzde konfor da son dereceönem taşımakta ve bu yönde tüketici talepleri artmaktadır.Bu çalışmada değişik hammadde oranlarında, farklı sıklık ve hav yüksekliğinde dokunanbattaniyelerin kalınlık, ısı akış miktarı, ısı akış oranı, su buharı geçirgenliği, hava geçirgenliğigibi konfor parametreleri Alambeta, Permetest, FX3300 cihazlarında ölçülmüş ve istatistikselveriler yorumlanmıştır.
1x1 Rib örgü yapısındaki karbon elyafından elde edilen kompozit yapıların mekanik özelliklerinin incelenmesi
Kompozitlerin hayatımızın her alanına yerleşmiş malzemeler olmasının yanı sıra karbon lifleriyle elde edilen kompozit malzemeler mükemmel özelliklerine rağmen yüksek maliyetlerinden dolayı sınırlı alanda kullanılmaktadır. Bu çalışmada öncelikle karbon lifleri ve kompozit malzemelerle ilgili tanımlamalar ve genel bilgilere yer verilmiş, kullanım alanları ve üretim yöntemlerinden bahsedilmiştir. Yapılan deneysel çalışmalarla da çağımızın ihtiyaçlarına pek çok açıdan cevap verebilecek özelliklere sahip karbon liflerinden elde edilmiş kompozitler incelenmiştir.Çalışmanın deneysel kısmı için iki farklı sıklıkta örme karbon kumaş elde edilmiş ve bunlar kompozit plaka haline getirilmiştir. Bu plakaların çekme ve kayma mukavemeti ölçülmüş ve çekme ve kayma mukavemeti, çekme ve kayma uzaması ve elastisite modülü değerleri elde edilmiştir. Deneysel sonuçlardan elde edilen veriler istatistiksel olarak değerlendirilmiş ve karşılaştırılmıştır.
Kendi kendini temizleyen boyar maddelerle boyanmış dokuma kumaşların performans özellikleri üzerine bir araştırma
Son yıllarda tüm dünyada artan nüfus ve endüstrinin her alanında yaşanan teknolojik gelişmelerin bir sonucu olarak `'çevresel kirlilik'' sorunuyla karşı karşıya gelmiş durumdayız. Bireysel ve endüstriyel temizlik için deterjanlar, su ve elektrik kullanımına devam edilmesi durumunda tüm dünyada doğal enerji kaynakları yakın zamanda tükenecektir. Öte yandan güneş temel enerji kaynağımız olmakla beraber, Ozon tabakasında oluşan delik nedeniyle güneşten gelen ışınım insan cildi ve sağlığı için tehlikeli hale gelmiş durumdadır. Doğanın temiz kalmasını sağlamak, doğal enerji kaynaklarını korumak ve temizlik maliyetlerini düşürmek için kendi kendini temizleyen boyarmaddeler ticari olarak üretilmiş durumdadır. Bu boyarmaddelerin içerdikleri TiO nanoparçacıkları sayesinde aynı zamanda UV koruyucu özellikte olduğu bilinmektedir. TiO yarıiletken bir malzeme olup, günışığına maruz kaldığında fotokatalitik olarak aktif hale gelir ve yüzeyinde bir dizi redoks tepkimesi meydana gelerek organik kirleri parçalar.Çalışmada, yukarda sözü geçen boyarmaddelerle fularda emdirme yöntemine göre boyanmış üç farklı tipteki dokuma kumaş kullanılmıştır. Bu kumaşların boyama sonrası performans özellikleri, UV koruma değerleri ve kendi kendini temizleme özellikleri kumaşların yapısal özelliklerine ve hammaddeye bağlı olarak değerlendirilmiştir.
Dokuma kumaşlardaki ısı tutma yeteneğinin arttırılması
İnsan vücudu ile çevre arasında fizyolojik, psikolojik ve fiziksel uyumun memnuniyet verici durumda olmasını gösteren konforun, en önemli bileşenlerinden biri termal konfordur. Isıl açıdan konforlu giysiler vücudun ısı (sıcaklık ve nem) dengesini korurlar, farklı çevre koşulları ve aktivitelere bağlı olarak vücut ile çevresi arasında optimum ısı ve nem geçişini sağlarlar.Bu çalışmada, doğal ve yapay ipliklerden üretilen kumaşların ısıl konfor özellikleri araştırılmıştır. Bu amaçla, ısıl konfor araştırmalarında kumaşların fiziksel özellikleri incelenmiştir. Çalışma sonuçlarında, ısıldirenci belirleyen en önemli fiziksel özelliğin, kumaş kalınlığı olduğu, diğer parametrelerin ise ısıl direnci dolaylı olarak etkilediği gözlenmiştir.
Karbon teleflerinden imal edilmiş kompozit yapıların mekanik özelliklerinin incelenmesi
Atık malzemelerin kullanımıyla oluşturulan yeni malzemeler hem çevresel, hem de ekonomik açıdan birçok yarar sağlamaktadır. Bu kapsamda tekstil atıklarının takviye olarak kullanıldığı kompozit malzemeler, atıkların değerlendirilmesi adına alternatif bir yöntem olma özelliği taşımaktadır. Bu çalışmada tekstil atıklarının geri kazanımı amacı ile atık liflerin takviye malzemesi olarak kullanıldığı polimer matrisli kompozit yapılar elde edilmeye çalışılmıştır.Bu çalışmada öncelikle karbon lifleri ve kompozit malzemelerle ilgili tanımlamalar ve genel bilgilere yer verilmiştir. Kullanım alanları ve üretim yöntemlerinden bahsedilmiştir. Yapılan deneysel çalışmalarla da çağımızın ihtiyaçlarına pek çok açıdan cevap verebilecek özelliklere sahip karbon liflerinden elde edilmiş kompozitler incelenmiştir.Çalışmanın deneysel kısmı için farklı lif ağırlığına sahip üç adet kompozit plaka üretilmiştir. Bu plakaların çekme ve kayma kuvveti ölçülmüş ve maksimum çekme ve kayma kuvveti, kritik çekme ve kayma kuvveti, çekme ve kayma uzaması değerleri elde edilmiştir. Deneysel sonuçlardan elde edilen veriler istatistiksel olarak değerlendirilmiş ve karşılaştırılmıştır.
Geri kazanılmış liflerden elde edilen çorapların boyutsal ve bazı fiziksel özelliklerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı orijinal poliester lifi ve geri kazanılmış lif karışımından elde edilen çorapların boyutsal ve fiziksel özelliklerini elastan ilavesinin etkisi ile birlikte orijinal pamuk lifinden yapılan benzer çorapların boyutsal ve fiziksel özellikleri ile karşılaştırmaktır. Geri kazanılmış lif içeren çoraplar pamuk çoraplardan daha yüksek ilmek yoğunluğu, ağırlık, kalınlık ve boncuklanma eğilimi ve daha düşük hava geçirgenliği göstermiştir. Geri kazanılmış lif içeren ve pamuk içeren çorapların patlama mukavemetleri arasında önemli bir fark gözlenmemiştir. Çorapların aşınma dayanımları aşınma devirlerinden sonraki ağırlık kaybı ve renk değerleri ölçülerek gözlemlenmiştir. Geri kazanılmış lif içeren çorapların aşınmadan sonraki ağırlık kayıpları pamuk çorapların ağırlık kayıplarından daha düşük olarak bulunmuştur. Aşınmadan sonraki renk özelliklerine göre, geri kazanılmış lif içeren çoraplar daha yüksek renk dayanıklılığı (K/S) ve daha düşük renk farkı (ΔE*) değerleri göstermiştir. Aşınmadan sonraki bu renk sonuçları geri kazanılmış lif içeren çorapların renklerini pamuk çoraplardan çok az derece daha az kaybettiği anlamına gelebilmektedir. Tüm sonuçlardan, orijinal pamuk lifi kadar, geri kazanılmış lif de poliester lifi ile karıştırılarak kabul edilebilir kalitedeki çorapların üretiminde kullanılabileceği sonucu çıkarılabilir.
Pamuklu havlu kumaşlarda performans özelliklerinin incelenmesi
Havlu kumaşlar ev tekstili ürünler arasında çok kullanılan ürün tiplerinden biri olduğu için tüketicilerin havlu kumaşlardan beklentileri her geçen gün artmaktadır. Havlu kumaşların kullanılacağı alana göre beklenen performanslarının arttırılması için havlu kumaşların bazı yapısal parametrelerinde değişiklikler yapılabilmektedir. Bu şekilde tüketici beklentileri en verimli şekilde karşılanabilmektedir. Bu çalışmada, atkı sıklığı ve hav yüksekliği değiştirilmiş havlu kumaşlar dokunmuştur. Dokunan bu havlu kumaşlara hava ve su buharı geçirgenliği, ısıl özellikler, eğilme dayanımı, dikey ve transfer kılcal ıslanma, damlama ve kuruma hızı testleri uygulanmıştır. Sonuçlar istatistiksel analiz yöntemi ile analiz edilerek yorumlanmıştır. Çalışma sonucunda, atkı sıklığı ve hav yüksekliğinin havlu kumaşların ölçülen özellikleri üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğu saptanmıştır.
Bobinleme makinesindeki ayarların iplik kalitesine etkilerinin araştırılması
İplikhanelerde üretilen ring ipliğinde eğirme sırasında iplik yapısında pamuğun doğal yapısından dolayı bir takım hatalar oluşmaktadır, bu hatalar ipliğin dokumada veya örmede işlenip kumaş haline getirildiğinde rahatsız edici görüntüler meydana getirmekte ve müşterinin gözünde kalitesiz olarak tabir edilmektedir. Bu hataları gidermek için bobin makinelerinde bir takım ölçüm kafaları ve sensörler vasıtasıyla bu hatalar aktarma sırasında tespit edilmekte ve iplik bu hatalardan mümkün olduğunca arındırılmaktadır. Bu tezde bir işletmede üretilmiş ve hala üretilmekte olan %100 pamuk hammaddesinden elde edilmiş olan Ne 30/1, Ne 36/1, Ne 40/1 ve Ne 50/1 ring kompakt ipliklerin kalitesini artırmaya ve hataları minimum seviyeye indirmek için yapılması gereken işletme ortamı ve makine ayarları ele alınmış, bu iki faktörde ki değişiklikler sonucu elde edilen değerler incelenmiş ve optimum üretim ile kalite eğrisi yakalanmaya çalışılmıştır.
Battaniye ve iplik atıklarının değerlendirilmesi
Bu çalışmada laboratuar ortamında farklı tutkallar (üre formaldehit, melamin-üre formaldehit, fenol formaldehit) ve farklı elyaf miktarları (768 g, 922 g, 1076 g, 1230 g, 1383 g) kullanılarak tekstil elyaf atıklarından lifli levhalar üretilmiştir. Üretilen lifli levhaların bazı fiziksel (yoğunluk, rutubet, 24 saat su içerisinde bekletilme sonrası kalınlıktaki ve ağırlıktaki değişim, bağıl neme bağlı kalınlıktaki ve uzunluktaki değişim) ve mekanik özellikleri (eğilme direnci ve elastikiyet modülü, vida tutma mukavemeti) TS-EN standartlarına uygun olarak deneysel çalışmalar yoluyla belirlenmiştir. Deney sonuçlarından elde edilen veriler istatistiksel olarak incelenmiş ve tablolar halinde listelenmiştir. Elde edilen sonuçlar, sunta ve MDF'nin fiziksel ve mekanik özellikleri ile karşılaştırılmıştır. Bu tezin araştırma sonuçlarına göre; tekstil atıklarından üretilen lifli levhaların suntadan daha üstün fiziksel ve mekanik özeller gösterdiği ve bazı özelliklerde de MDF'den daha üstün özelliklere sahip olduğu elde edilen veriler yoluyla gözlemlenmiştir.
Pamuklu mamullerin konfor özelliklerine konstrüksiyonun etkisinin incelenmesi
Bu çalışmada çözgü ipliği 90 denye polyesterden atkı ipliği Ne 16/1, Ne 20/1 ve Ne 30/1 pamuk ipliklerden dokunmuş tek katlı bezayağı, dimi, ribs, panama, saten ve bunların çift katlı kumaşlar 3 farklı atkı sıklığında dokunmuştur. Kumaşların konfor özelliklerini değerlendirmek için atkı numarası, atkı sıklığı, çözgü sıklığı, kalınlık, ağırlık, atkı kopma mukavemeti, çözgü kopma mukavemeti, atkı yırtılma mukavemeti, çözgü yırtılma mukavemeti, hava geçirgenliği, ısıl direnç ve su buharı geçirgenliği testleri yapılmıştır. Yapılan istatistiksel değerlendirmeler sonucunda kumaşların üretim parametrelerine bağlı olarak konfor özelliklerinin değerlendirilebilmesi için faydalı eşitlikler elde edilmiştir. Üretim parametrelerinin kumaşların konfor özelliklerini etkilediği de belirlenmiştir.
Hazır giyim sektörünü yavaşlatan akım: Sürdürülebilir moda
Dünyamızda son yıllarda artan nüfus, gelişen teknoloji ve sanayileşme; yeterli olmayan doğal kaynakların bilinçsizce tüketilmesine neden olmuştur. Her alanda oluşan bu tüketim artışı doğal kaynakları yok etmekte ve çevresel sorunların oluşmasına neden olarak doğal hayatı olumsuz etkilemektedir. Ortaya çıkan bu gibi sorunlara çözüm bulunulması amacıyla sanayi ve üretim faaliyetlerinde sürdürülebilirlik kavramı önem kazanmıştır. Bu soruna tekstil ve hazır giyim sektöründen bakıldığında en önemli problemlerden birisinin hızlı moda olduğu ortaya çıkmıştır. Son zamanlarda ucuz moda haline gelmiş olan hızlı moda ile ürünler hızlı eskitilmekte, çok fazla tüketime neden olmakta ve tonlarca atık oluşturmaktadır. Tekstil ve hazır giyim endüstrisinde sözü edilen bu problemlerin azaltılması ve daha sonra oluşabilecek problemleri azaltmak için sürdürülebilirlik kavramı bu sektörde sürdürülebilir moda şeklinde kendini göstermektedir. Bu çalışmada tekstil ve hazır giyim sektöründe hızlı modaya alternatif bir çözüm olarak ortaya çıkan sürdürülebilir moda kavramı araştırılmıştır. İlk olarak hızlı moda, sürdürülebilir moda ve yavaş moda kavramlarının çeşitli boyutları ele alınmıştır. Bunun yanı sıra eko-moda, etik moda, 3R, geri dönüşüm ve ileri dönüşüm konularından bahsedilmiştir. Daha sonra ise tasarımcıların, üreticilerin ve tüketicilerin söz konusu konular hakkında bilinç düzeyi, farkındalık durumları ile bakış açıları ve tutumlarının öğrenilmesi amacıyla ayrı ayrı anket formları oluşturulmuştur. Anket çalışmasının tüketiciler kısmında Türkiye'nin farklı şehirlerinde rastgele olarak 860 kişiye anket uygulanmıştır. Üreticiler için yapılan anket çalışmasına Türkiye'de farklı illerde bulunan konfeksiyon işletmesi sahipleri ile konfeksiyon işletmelerinde yönetici pozisyonunda çalışan 50 kişi katılmıştır. Tasarımcılar ile ilgili anket çalışması da rastgele olarak farklı şehirlerdeki konfeksiyon firmalarında tasarımcı olarak çalışan 30 kişiye yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar değerlendirilmiş, üretim-tüketim döngüsünde bulunan bu üç unsurun (tasarımcı-üretici-tüketici) fikir ve düşünceleri öğrenilerek bu konuya yaklaşımları ve tutumları belirlenmiş olup önerilerde bulunulmuştur.
Propolis kullanılarak %100 doğal antibakteriyel tekstilürününün geliştirilmesi üzerine bir çalışma
Bu çalışmada doğal bir antibakteriyel ajan olan propolisin mikrokapsüllenerek kumaşa aplike edilmiş ve üretilen kumaşın antibakteriyel özellikleri değerlendirilmiştir. Jelatin ve arap zamkı, çapraz bağlayıcı olarak glutaraldehit, kapsül oluşumunu sağlamak için pirinç yağı kullanılmış ve kompleks koaservasyon yöntemine göre mikrokapsül elde edilmiştir. Ekstrakt içinde bulunan fenolik madde, flavonoid ve antioksidan madde miktarları, folin-ciocalteu, alüminyumklorür kolorimetri ve DPPH yöntemlerine göre belirlenmiş ve fenolik madde miktarı 190 mg/g propolis, flavonoid miktarı 122 mg/g propolis ve EC50 değerinin 2,1 mg/ml olarak tespit edilmiştir. Mikrokapsüllerin boyutları optik mikroskop ve SEM yardımı ile değerlendirilmiştir. Optik mikroskopta ölçülen mikrokapsüllerin boyutlarının1-30 μm arasındadır. SEM resimlerinde ise kumaş üzerine aktarılmış mikrokapsüller gözlemlenmiştir. Mikrokapsüllerin termal davranışları DTA, DTG veTG ile değerlendirilmiştir. 3 aşamalı bir bozunma meydana geldiği bu durumun literatür ile örtüştüğü belirlenmiştir. Mikrokapsüllerin kimyasal bileşimlerinin belirlenmesi için FTIR kullanılmıştır. FTIR değerlendirmesi ile, kapsül duvar malzemelerinin yapısına ilişkin piklerin yanında fenolik asit ve flavonoid varlığını destekleyen spektrumlarda elde edilmiştir. Kumaşa %34,64 oranında mikrokapsül aplike edildiği belirlenmiştir. Mikrokapsül aktarılmış pamuklu kumaşların antibakteriyellik testleri sonucunda gram (+) ve gram (-) bakterilerine karşı etkili olduğu belirlenmiştir. Kumaşlardaki antibakteriyel etkinin kalıcılığını değerlendirmek amacı ile 5 ve 10 yıkama sonrası antibakteriyel etkisi tekrar değerlendirilmiş ve yıkama işlemi sonrası antibakteriyel etkide azalma meydana gelmesine rağmen bir miktar kalıcılığın devam ettiği görülmüştür.
Elastan denim kumaşların dikiş performans özelliklerinin incelenmesi
Denim kumaşlar dayanıklı, rahat ve konforlu olmaları sebebiyle geniş bir kullanım alanı bulmaktadır. Günümüzde denim kumaşlara elastan lif ilave edilerek oluşturulan kumaşların moda olduğu ve tüketicilerce çok tercih edildiği görülmektedir. Bu çalışmada, elastan özlü poliester dikiş ipliği ve poliester özlü poliester dikiş ipliği kullanılarak farklı dikiş tipi ve farklı dikiş sıklığı ile dikilmiş elastan denim kumaşların dikiş performansları incelenmiştir. Çalışmada, 2/1 dimi, 3/1 dimi, 5'li çözgü sateni örgü yapılarında ve %84/14/2 pamuk/poliester/elastan, %75/23/2 pamuk/poliester/elastan, %98/2 pamuk/elastan karışımlarında olan dört farklı elastan denim kumaş kullanılmıştır. Kumaşlar iki farklı dikiş tipi (düz dikiş, zincir dikiş), iki farklı dikiş sıklığı (3 dikiş/cm, 4 dikiş/cm), iki farklı yapıda dikiş ipliği (elastan özlü poliester dikiş ipliği, poliester özlü poliester dikiş ipliği) kullanılarak atkı ve çözgü yönlerinde dikilmişlerdir. Test numunesi olarak seçilen elastan denim kumaşların kopma mukavemeti ve kopma uzaması değerleri belirlenmiştir. Dikilmiş olan numunelere dikiş mukavemeti testi yapılmış ve dikiş verimlilikleri hesaplanmıştır. Kumaş tipinin, kumaş yönünün, dikiş ipliği tipinin, dikiş tipinin ve dikiş sıklığının dikiş mukavemeti ve dikiş verimliliği değerleri üzerindeki etkileri istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Poliester özlü poliester dikiş ipliği kullanılarak dikilen numunelerin dikiş mukavemetinin elastan özlü poliester dikiş ipliği kullanılarak dikilen numunelerin dikiş mukavemetinden daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Dikiş ipliğinin mukavemetinin dikiş mukavemetini etkilediği sonucuna varılmıştır. Zincir dikiş ile dikilen numunelerin dikiş mukavemeti düz dikiş ile dikilen numunelerin dikiş mukavemetinden daha yüksek çıktığı saptanmıştır. 4 dikiş/cm sıklıktaki numunelerin dikiş mukavemeti 3 dikiş/cm sıklıktaki numunelerin dikiş mukavemetinden daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Atkı yönündeki numunelerin dikiş mukavemetinin çözgü yönündeki numunelerin dikiş mukavemetinden daha yüksek çıktığı sonucuna ulaşılmıştır. Denim kumaşların dikiş mukavemetleri istatistiksel açıdan birlikte incelendiğinde; dikiş ipliği tipinin, dikiş tipinin, dikiş sıklığının ve kumaş yönünün dikiş mukavemeti bulguları üzerinde istatistiksel olarak önemli olduğu ancak kumaş tipinin önemli olmadığı sonucu elde edilmiştir. Dikiş verimliliği değerleri incelendiğinde, poliester özlü poliester dikiş ipliği kullanılması ile daha yüksek sonuçlar elde edilmiştir. Zincir dikişin dikiş verimliliğinin düz dikişe göre daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Dikiş sıklığı arttıkça dikiş verimliliğinin de arttığı görülmüştür. Atkı yönündeki dikiş verimliliğinin çözgü yönündeki dikiş verimliliğinden daha yüksek çıktığı tespit edilmiştir. Dikiş ipliği tipi, dikiş sıklığı ve kumaş yönünün dikiş verimliliği değerleri üzerindeki etkisi istatistiksel açıdan önemli bulunmuştur. Kumaş tipinin ve dikiş tipinin dikiş verimliliği değerleri üzerine etkisinin istatistiksel açıdan önemli olmadığı saptanmıştır.
Tıraşlama artığı kırpıntı liflerin değerlendirilmesi üzerine bir araştırma
Günümüzde tekstil üretim süreçlerinde ve tekstil ürünlerinin kullanımı sonrasında ortaya çıkan atık malzemelerin, kullanıma hazır hammadde olarak görülmesi ve yeniden değerlendirilmesi ile düşük maliyetli ve çevreyle dost yenilikçi ürünler elde edilebilmektedir. Çalışma kapsamında PP, rPET ve kumaş açması liflerinden oluşan dış katmanlar arasında battaniye tıraşlama artığı kırpıntı elyaf ve kumaş açması elyafın katman halde serilip iğneleme yöntemi kullanılarak bu 3 katmanın birleştirilmesiyle 3 katmanlı dokusuz yüzey kumaşlar elde edilmiştir. Elde edilen ürünler gramaj, kalınlık, kopma mukavemeti ve uzaması, hava geçirgenliği, yırtılma mukavemeti, delinme mukavemeti, aşınma mukavemeti ve eğilme rijitliği testlerine tabi tutulmuştur. Böylece ürünlerin membran koruyucu nitelikte jeotekstil olarak kullanımına yönelik özellikleri ve performansları belirlenip bu alana yönelik normal dokusuz yüzey ürünlerle istatistiksel yöntemlerle karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. Battaniye tıraşlama artığı kırpıntı elyafın değerlendirilmesi ile çevre dostu ve kullanım amacına uygun yenilikçi ürünler elde edilmiştir.
Değişken yüzme uzunluğuna sahip dokuma kumaş konstrüksiyonlarının, kumaşların ıslanma, emicilik ve ısıl özelliklerine olan etkilerinin incelenmesi
Dokuma kumaşlar; birbirine dik olarak konumlandırılmış atkı ve çözgü olarak adlandırılan iki iplik takımının birbiriyle belirli düzende ve sayıda bağlantılar yapması ile oluşan tekstil yüzeyleridir. Atkı ve çözgü ipliklerinin birbiriyle farklı düzenlerde ve birim alanda farklı sayılarda bağlantı yapmasıyla pek çok farklı dokuma kumaş örgüleri elde edilmektedir. Bu örgüler yalnızca kumaşın görünüş ve estetik özellikleri değil aynı zamanda mekanik ve fiziksel özellikleri üzerinde de oldukça etkilidir. Bu tez çalışmasında dokuma kumaşlarda kullanılan örgü çeşidine bağlı olarak içerdiği farklı oranlarda yüzme miktarlarının ve farklı atkı sıklıklarının kumaşların ıslanma, emicilik ve ısıl özelliklerine olan etkileri araştırılmıştır. Bu kapsamda artan miktarlarda ortalama yüzme uzunluğu içeren örgü tipleri sistematik olarak seçilmiş, iki farklı atkı sıklığında dokunmuş, hidrofilleştirme işlemleri uygulanmış, hava geçirgenliği, dikey emicilik testleri, damlama testi uygulanmıştır. Alambeta cihazı kullanılarak ısıl özellikleri incelenmiş ve yukarıda bahsi geçen testler sonucunda elde edilen veriler SPSS istatistiksel analiz programı kullanılarak değerlendirilmiştir. İncelemeler sonucunda ortalama yüzme uzunluğu değerlerinin artması kumaşların emicilik değerlerini, hava geçirgenliğini ve ısıl direnç değerlerini arttırmıştır. Ayrıca hücresel yapılı örgülerde yine emicilik, hava geçirgenliği ve ısıl direnç değerleri normal yapıdaki örgülere göre önemli ölçüde yüksek olarak gözlemlenmiştir.
Farklı konstrüksiyonlardaki örme kumaşların ıslanma ve sıvı iletim özellikleri üzerine bir araştırma
Islanma ve sıvı iletimi, spor giysilerinde ve ekipmanlarında, tıbbi tekstilde, koruyucu askeri ve iç giysiler gibi kullanım alanında ön plana çıkmaktadır. Kullanım alanına göre talep edilen ürün özelliklerin yapılandırılması ve üretim koşullarının iyileştirilmesi önemlidir. Bu çalışmada, süprem ve 1x1 ribana örme yapısında farklı iplik ve sıklıklarda toplam 13 adet kumaş incelenmiştir. Süprem kumaşlar farklı özelliklere sahip ipliklerden örülmüştür ve iki farklı sıklık kullanılmıştır. Sıklık ve iplik özelliklerinin ıslanma davranışına etkisi incelenmiştir. 1x1 ribana kumaşlarda ise iplik özellikleri değiştirilmemiş yarım askı ve tam askı yapıların arasındaki farkların ıslanma davranışındaki değişimleri gözlenmiştir. Kumaşların ıslanma, kılcal ıslanma, kuruma, hava ve su buharı geçirgenliği özellikleri araştırılmıştır. Çalışma sonunda %100 polyester içerikli kumaşların ölçülen özellikler üzerinde önemli etki olduğu gözlenmiştir. Ribana yarım askı ve tam askı arasında önemli bir fark olmadığı görülmüştür.
Polyester reçine ve cam elyafından üretilen kompozit plakaların iğnelenmiş keçe kumaşlarla takviye edilmesi üzerine bir araştırma
Bu tezde, kompozit plakalarda cam-dokuma, cam keçe, Core SP, polipropilen ve iğnelenmiş keçe tipi, istifleme sırası ve tabaka sayısı gibi parametrelerin mekanik özelliklere etkisi araştırılmıştır. Kompozit plakalar açık kalıplama (el yatırması) yöntemi ile üretilmiştir. Açık kalıplama yöntemiyle ürettiğimiz plakalar 25˚C'de kendi kürleşmesini tamamlamıştır. Elyaf takviyesi olarak, ağırlıkları 450 gr/m2 olan cam-keçe, ağırlıkları 500 gr/m2 olan cam-dokuma, ağırlıkları 100-150-200 gr/m2 olan polipropilen (PP), ağırlıkları 100-150-200 gr/m2 olan iğnelenmiş keçe (PES), ağırlıkları 90 gr/m2 olan Core SP kullanılmıştır. Reçine ise, el yatırmasına uygun IR-100 P polyester'dir. Sekiz farklı yatırma ve sabit tabaka sayısına sahip plakalar elde edilmiştir. El yatırması sonrası kalıp üzerinde ısı uygulanmadan sertleştirici ve hızlandırıcı reaksiyonları sayesinde kürleşme kalıp üzerinde tamamlamıştır. Elde edilen kompozit plakalar için çekme, üç noktadan eğme, basma ve katmanlar arası kayma gibi temel mekanik özellikler incelenmiştir. Core mat ve iğnelenmiş keçe ile üretilen plaka özellikleri karşılaştırılmış ve optimum açık kalıplama parametreleri, istifleme sırası ve tabaka sayısı önerilmiştir.
Open end geri dönüşüm akrilik iplikten elde edilenkazakların performans özelliklerinin pbt ve gipe ipliklerinilavesinin etkisi ile birlikte incelenmesi
Bu çalışmanın amacı open end geri dönüşüm akrilik iplikten üretilen kazakların performans özelliklerini orjinal akrilik iplikten üretilen benzer kazaklar ile elastik PBT ve gipe ipliklerin etkisini de göz önüne alarak incelemektir. Bu amaçla, geri dönüşüm ve orijinal akrilik iplik tipleri ile uzun ve kısa olmak üzere iki farklı ilmek iplik uzunluk değerlerinde elastik ipliksiz ve elastik PBT ve gipe iplikler ilave ederek 12 farklı kumaş tipi üretilmiştir. Elastik iplik ilavesi ve tipinin, geri dönüşüm ve orijinal akrilik lif tipinin ve ilmek iplik uzunluğunun kumaşların performans özellikleri üzerindeki etkisi de ANOVA istatistiki metodu kullanılarak incelenmiştir. Kumaşların performans özellikleri olarak, kumaş yapısal parametreleri (ilmek sıklıkları, gramaj ve kalınlık), hava geçirgenlik değerleri, ısıl konfor özellikleri (ısıl iletkenlik, ısıl direnç ve ısıl soğurganlık), su buharı geçirgenliği, patlama mukavemeti, aşınma dayanımı, boncuklanma ve esneklik değerleri ölçülmüştür. Deneysel ve istatistiki sonuçlardan elastik iplik ilavesi ve tipinin, geri dönüşüm veya akrilik lif tipinin ve ilmek iplik uzunluğunun kumaşların tüm performans sonuçları üzerindeki etkileri istatistiki olarak önemli bulunmuştur. Gipe iplik ilaveli kumaşlar en yüksek ilmek yoğunluk, gramaj, kalınlık, ısıl iletkenlik, ısıl direnç, ısıl soğurganlık, aşınma dayanımı, çubuk yönü uzama sonuçları, buna karşın en düşük hava ve su buharı geçirgenlik sonuçları göstermiştir. Gipe iplik ilaveliiii kumaşları daha sonra PBT iplik ilaveli kumaşlar izlemiştir. En yüksek patlama mukavemeti ve en az boncuklanma eğilimi sonuçları PBT iplik ilaveli kumaşlar için elde edilmiştir. Deneysel sonuçlardan geri dönüşüm ve akrilik lif tiplerinin kumaşların performans özellikleri üzerindeki etkisi incelendiğinde ise, geri dönüşüm akrilik kumaşlar orijinal akrilik kumaşlardan daha yüksek kalınlık, ısıl direnç, aşınma dayanımı, boncuklanma eğilimi ve sıra yönü uzama sonuçları, buna karşın daha düşük patlama mukavemeti sonuçları göstermiştir. Diğer performans özelliklerinde ise geri dönüşüm ve akrilik kumaşlar elastik ipliksiz ve elastik iplik ilaveli kumaşlarda farklı eğilimde davranış sergilemiştir. Tüm deneysel sonuçlar orijinal akrilik iplikler kadar geri dönüşüm akrilik ipliklerinin de kabul edilebilir kalitedeki kazakların üretiminde kullanılabileceğini ve geri dönüşüm ipliklerin gipe ve PBT elastik iplikler ile birlikte kullanılması ile kazakların kalitesi ve performans özelliklerinin artırılabileceğini ve kazaklara bazı avantajlı özelliklerin kazandırılabileceğini göstermiştir.
Materyal ve bazı eğirme parametrelerinin akrilik içeren tekstil atıklarından elde edilen open end ipliklerinin kalite özellikleri üzerindeki etkilerinin incelenmesi
Bu tez kapsamında akrilik içeren tekstil atıklarından farklı lif içeriklerinde ve eğirme parametrelerinde open end iplikler üreterek, materyal ve eğirme parametrelerinin iplik kalite özellikleri üzerindeki etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. İplik kalite özellikleri olarak iplik düzgünsüzlüğü (CVm), IPI hataları (ince yer, kalın yer ve neps sayıları), tüylülük (H), mukavemet, kopma uzaması ve toplam kalite indeksi (TQI) değerleri ele alınmıştır.İpliklerin üretiminde materyal olarak tops, iplik ve kumaş atıklarından elde edilen üç farklı tipteki geri dönüşüm akrilik lifleri, geri dönüşüm pamuk lifi ve orijinal poliester lifi kullanılmıştır. Üç farklı tipteki geri dönüşüm akrilik liflerinin %100 olarak kullanılması ve akrilik lif tiplerinin farklı karışım oranlarında geri dönüşüm pamuk, orijinal poliester ve bu iki lif tipinin beraber karıştırılması ile farklı eğirme parametrelerinde open end iplikler üretilmiştir. Bu şekilde, materyal olarak geri dönüşüm akrilik lif tipinin ve karışım olarak kullanılan geri dönüşüm pamuk ve orijinal poliester liflerinin geri dönüşüm akrilik ipliklerinin kalite özellikleri üzerindeki etkisi incelenmiştir. Eğirme parametrelerinin iplik kalite üzerindeki etkisi için ise iplik numarası, büküm katsayısı ve navel tipinden oluşan parametreler göz önüne alınmıştır. Deneysel ve istatistiki sonuçlar geri dönüşüm akrilik lif tipinin, karışım olarak kullanılan geri dönüşüm pamuk ile orijinal poliester liflerinin ve incelenen eğirme parametrelerinin iplik kalite parametreleri üzerinde önemli derecede etkili olduğunu göstermiştir. Tops atıklarından elde edilen geri dönüşüm akrilik iplik tipinin en düşük CVm ve IPI hata değerleri ile en yüksek mukavemet, kopma uzaması ve toplam kalite indeks değerleri gösterdiği, bu bakımdan tüm farklı geri dönüşüm akrilik lif tipinden üretilen iplik tipleri içinde en iyi iplik kalitesine sahip olduğu görülmüştür. Diğer iplik ve kumaş atıklarından elde edilen geri dönüşüm akrilik iplik tipleri birbirlerine yakın iplik kalite değerleri göstermiştir. İplik atıklarından elde edilen geri dönüşüm akrilik iplik tipi kumaş atıklarından elde edilen iplik tipinden biraz daha düşük CVm ve IPI hata değerleri ve daha yüksek mukavemet değerleri göstermiştir. Tüylülük değerlerinin ise düşükten yükseğe doğru sırası ile kumaş, iplik ve tops atıkları içeren iplik tipleri şeklinde sıralandıkları görülmüştür.
Sinek ve haşere kovucu Citrus aurantium yağı eldesi, mikrokapsülasyonu ve kumaşlara aplikasyonu
Bu çalışmada öncelikle sinek kovucu etkiye sahip bileşenleri içeren turunç (Citrus aurantium) uçucu yağının ekstrakte edilmesi ve sivrisineklere karşı kovucu etkisinin test edilmesi amaçlanmıştır. Kompleks koaservasyon yöntemi aracılığıyla jelatin ve arap zamkı polimerleri kullanımı ile Citrus aurantium yağının mikrokapsüllenerek pamuk, poliester ve akrilik kumaşlara aktarımları ve karakterizasyonları da tezin amaçları arasındadır. Bu amaçlarla, Citrus aurantium uçucu yağı Clevenger düzeneğinde hidrodistilasyon yöntemi ile elde edilmiştir. Sivrisinekler için kaçış ünitesi imal edilerek, elde edilen Citrus aurantium yağının sivrisinek kovuculuk etkisi test edilmiştir. Citrus aurantium yağı kapsüllenerek oluşturulan mikrokapsüllerin gaz kromatogragifisi- kütle spektrometresi (GC-MS) analizleri ile uçucu yağ bileşen ve oranları belirlenmiştir. Citrus aurantium yağı içeren mikrokapsüllerin Fourier Transform İnfrared Spektrofotometresi (FTIR) analizleri gerçekleştirilmiştir. Mikrokapsüllerin optik mikroskop görüntüleri alınıp ortalama çap ve çap dağılımları ölçülüp mikrokapsüllerin kumaşa aktarımı çektirme yöntemi ile tamamlandıktan sonra taramalı elektron mikroskobu- enerji dağıtıcı X-ışını (SEM-EDX) analizleri ile Fourier Transform İnfrared Spektrofotometresi (FTIR) analizleri gerçekleştirilmiştir. Tez çalışmasının sonuçları Citrus aurantium uçucu yağının Clevenger düzeneğinde hidrodistilasyon yöntemi ile verimli şekilde ektrakte edilebileceğini göstermektedir. GC-MS bulgularına göre, Citrus aurantium uçucu yağının içerisinde en yüksek oranda limonen bileşeninin bulunduğu gözlemlenmiştir. Kaçış ünitesi testleri, Citrus aurantium yağının sivrisinek kovuculukta etkili olduğunu kanıtlamıştır. Citrus aurantium yağı kullanılarak üretilen mikrokapsüllerin ortalama çapları 68,3±34,2 µm olarak ölçülmüştür. Mikrokapsüllerin kumaş yüzeyine bağlanma durumlarının incelendiği SEM+EDX ve FTIR analizlerinde mikrokapsüllerin kumaşlara başarılı bir şekilde tutunduğu kanıtlanmıştır.
Cilt aydınlatma etkisi olan β-arbutin içeren nanolifli tekstil yüzeylerinin geliştirilmesi
Bu çalışmada kitosan ve sodyum aljinat polimerleri ile cilt aydınlatıcı ve cilt lekelerini azaltıcı etkisi literatürce kanıtlanmış olan toz halindeki bitki özütü β-arbutin (ARB) etken maddesi içeren nanolifli tekstil yüzeylerin geliştirilmesi amaçlanmıştır. En yaygın nanolif üretim metodu olan elektrolif çekim yöntemi ile nanoliflerin üretimi ve karakterize edilmesi amaçlanmıştır. Tek başına elektrolif çekimi zor olan kitosan (CS) ve sodyum aljinat (SA) polimerleri için elektrolif çekimde poli (vinil alkol) (PVA) polimeri yardımcı olarak kullanılmıştır. PVA/SA, PVA/SA/ARB, PVA/CS ve PVA/CS/ARB nanoliflerinin morfolojik karakterizasyonu taramalı elektron mikroskobu (SEM) kullanarak yapılmış olup, optimum proses parametreleri belirlendikten sonra nanoliflerin uzun üretimleri gerçekleştirilmiştir. Uzun süreli elektrolif çekimi yapılan nanolifli yüzeylere karakterizasyon testleri uygulanmıştır. Fourier Transform İnfrared Spektrofotometresi (FTIR) analizi uygulanmış olup, lif çekim çözeltisi içerisine ilave edilen polimerler ve etken madde ile başarılı bir şekilde nanolifli yüzeylerin üretilebildiği kanıtlanmıştır. Daha sonra izotonik çözelti (serum) içerisinde 24 saat süren kesikli salım testleri gerçekleştirilmiştir. Salım ortamından belirlenen zaman dilimlerinde alınan sıvılara UVgörünür bölge spektrofotometre analizi uygulanmış olup, nanolifli yüzeylerin belirlenen süreler dahilindeki salım profilleri oluşturulmuştur. Çalışmadan elde edilen tüm sonuçlar cilt aydınlatıcı ve leke giderici etkiye sahip bitkisel doğal aktif madde ile nanolifli tekstil yüzeylerinin başarılı bir şekilde üretildiğini ve konu ile ilgili sonraki çalışmalar için ışık tutacağını göstermektedir.
Lavanta kokusu içeren mikrokapsüllerin pamuklu kumaşlara aktarılması ve kumaşların yıkama performansları
Bu çalışmanın amacı; pamuklu kumaşlara lavanta kokulu mikrokapsül uygulaması ve yıkama performanslarının belirlenmesidir. Bu amaçla ticari olarak satın alınan lavanta kokulu mikrokapsüllerin pamuklu dokuma kumaşlara iki farklı yöntem kullanarak aktarılmış ve aplikasyon yöntemlerinin, tekrarlı yıkamalar sonucunda kumaşlardaki koku kalıcılığına etkisi araştırılmıştır. Emdirme ve rotasyon baskı yöntemleri ile kumaşlara aktarılan mikrokapsüllerin morfolojik karakterizasyonları SEM (taramalı elektron mikroskobu analizi) ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen kumaş numuneleri 20 kez tekrarlı yıkamalara maruz bırakılmıştır. Yıkama sonucunda SEM ile kumaşların morfolojik analizleri, FTIR-ATR (fourier dönüşümü kızılötesi zayıflatılmış toplam yansıma) ile kumaşların kimyasal yapıları analiz edilmiştir. Ayrıca kumaşlardaki koku kalıcılığı ve koku azalma oranları, birbirinden bağımsız ve farklı demografik özelliklere sahip denek grupları tarafından sübjektif olarak değerlendirilmiştir. Sübjektif değerlendirmeler, anket metodu uygulanarak gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sonuçlar tekrarlı ölçümler (ANOVA) istatistiksel yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Tekrarlı yıkama sonrası koku kalıcılı en yüksek olan kumaş grubunun haslık ve performans testleri ilgili stadandartlar doğrultusunda tamamlanmıştır. Tez çalışmasının sonuçları; tekrarlı yıkama yapılan tekstil yüzeylerindeki koku kalıcılığının sağlanması, mikrokapsüllerin aplikasyon yöntemlerine göre değiştiğini göstermiştir. Yapılan SEM ve FTIR analizleri sonucunda kumaşlardaki mikrokapsüllerin varlığı tespit edilmiştir. Kumaşların 20 yıkama sonuçları sübjektif olarak değerlendirildiğinde baskı yöntemiyle üretilen kumaşların, emdirme yöntemine göre daha güçlü kokulara sahip olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca rotasyon baskı prosesi esnasında kullanılan mikrokapsüller, yardımcı kimyasal maddeler ve ajanlar, kumaşlardaki haslık ve performans değerlerini olumsuz yönde etkilemediği belirlenmiştir.
Havlu yapılarda kalite algısının objektif / subjektif değerlendirme kriterlerinin belirlenmesi ve geliştirilmesi
Günümüzde, tekstil malzemeleriyle insanlar arasındaki etkileşime ilgi artmaktadır. Zihinsel ve fiziksel rahatlık özellikle son dönemlerde tüketiciler için çok daha önemli hale gelmektedir. Tüketiciler bir tekstil malzemesi veya kumaşı seçerken, ürünün kalite algısını değerlendirmek ve kumaşın kullanım amacına uygun olup olmadığına karar vermek için, tekstil üreticileri ve tüketicilerinin kumaş kalite algısı açısından ilk sergiledikleri durum kumaşa dokunmaktır. Dokunsal özelliklerin sağlanması tüketici davranışını olumlu yönde etkilediği için, tekstil malzemelerinin önce kalite algısı açısından değerlendirilmesi önem arz etmektedir. Bu sebeple kalite ve konfor açısından birbirine benzeyen kumaşlar üretebilmek ve bunun sürekliliğini sağlayabilmek için öncelikle subjektif değerlendirmeler yapılması ve bunların objektif ölçümlerle desteklenmesi gerekmektedir. Bu çalışmada, tekstil sektöründe ev tekstili ürünleri içerisinde önemli bir yere sahip olan havlu kumaşların kalite algısı öncelikle havlu alanında profesyonel deneyime sahip uzman kişiler tarafından subjektif olarak değerlendirilmiş, daha sonra havlu kumaşlar Kawabata KES sistemi ile ölçülerek objektif olarak değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, herhangi bir havlu kumaşın kalite değerini yapılan testler sonucunda belirli limitler içinde veren, üretici ve kullanıcıların kabul edeceği objektif bir yöntem geliştirerek, ölçülen veriler arasında korelasyon kurulup TQV (Total Quality Value) değeri için, subjektif ve objektif değerlendirmeler arasında max korelasyon katsayısı 0,963 bulunmuştur.
Astar atkılı dokuma kumaşların mekanik ve konfor özellikleri
Günümüz modasında sıklıkla kullanılan ve popülerliğini koruyan astar atkılı kumaşların içerisinden konforu yüksek, performansı iyi, tek katlı kumaşlardan üretilen astarlı kıyafetlere göre daha düşük maliyeti olan mevsimlik dış üst giyim için kumaş elde etmek hedeflenmiştir. Bu durumun çok yönlü bir kullanım amacına uygun olarak avantaj getirmesi beklenmektedir. Bu çalışmada, bir yüzü sentetik diğer yüzü selüloz esaslı, protein esaslı ve belli karışım oranına sahip atkı iplikleri ile astar atkılı kumaşlar dokunmuştur. Çalışma kapsamında polyester çözgüde, alt kat kumaşında atkıdan polyester ipliği kullanarak bir yüzün tamamen polyester dokunması sağlanmıştır. Diğer yüzün atkısında viskon, tencel, bambu, pamuk, akrilik-pamuk karışımı, akrilik (high bulk), akrilik-viskon karışımı, yün-akrilik karışımı ve yün ipliği kullanılarak belirtilen ipliklerin bu yüzde hakim olması sağlanmıştır. 3 farklı atkı sıklığında üretilen kumaşların yarısına zımpara işlemi uygulanmıştır. Astar atkılı dokuma kumaşlarda atkı sıklığı, farklı atkı iplik cinsleri ve zımpara işlemi kumaş üretiminde değiştirilen üretim parametreleridir. Yapılan çalışma kapsamında iplik testleri ile kumaşların sıklık, gramaj, kalınlık, hava geçirgenliği, kopma mukavemeti, su buharı geçirgenliği, nem yönetimi, ısıl özellikler ve boncuklanma ölçümü yapılmıştır. Sonuçlar istatistiksel olarak analiz edilerek yorumlanmıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçlar değerlendirildiğinde zımpara, atkı sıklığı ve atkı iplik cinsi değerlerinin astar atkılı dokuma kumaşların ölçülen değerleri üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Astar atkılı kumaş, zımpara, atkı iplik cinsi, atkı sıklığı, konfor özellikleri, mekanik özellikler
Lif cinsinin,elestan kullanımının ve örgü yapısının sandviç tipi çift yüzlü örme kumaşların sıvı nem yönetim özellikleri üzerindeki etkileri
Nem yönetimi, kumaşların termo-fizyolojik konfor düzeyini belirleyen önemli bileşenlerden birisidir. Nem yöneten kumaş oluşturma yaklaşımlarından birisi, iç kumaş yüzünde hidrofobik ve dış kumaş yüzünde higroskopik lif tiplerinin kombine edilmesi ile çift yüzlü örgü yapısı oluşturmaktır. Hidrofobik iç yüzey kılcal hareket ile nemin deriden dış yüze aktarılmasına yardımcı olurken, higroskopik dış yüzey ise nemi emmekte ve dış yüzeyde daha geniş alana yayarak buharlaşmayı kolaylaştırmaktadır. Bir kumaş için konfor özellikleri kadar estetik görünümü de önemlidir. Bu çalışmada, fonksiyonel ve estetik performans beklentilerini karşılamak amacıyla, polyester, pamuk, viskoz, modal, viskoz/ipek, viskoz/yün ve viskoz/poliester lif içerikli ipliklerin ve elastan ipliğin kumaş katmanlarında kombine edilmesi ile, dört farklı örgü yapısında sandviç tipi çift yüzlü örme kumaşlar tasarlanmıştır ve daha sonra lif tipinin, elastan kullanımının ve örgü yapısının bu kumaşların nem yönetimi davranışları üzerindeki etkileri incelenmiştir. Örgü yapısı olarak kumaşların iç ve dış yüzlerinde tek toplama lakost ve düz single jersey örgülerin kombinasyonları dikkate alınmıştır. Lif tipinin nem yönetimi indekslerinin derecelendirme değerleri üzerindeki etkisine ilişkin olarak, iç yüzeyi poliester ve dış yüzeyi pamuk, viskoz ve modal lif içerikli kumaşlar mükemmel (5) kategorisinde nem yönetim özelliği göstermiştir. Elastan iplikli kumaşların nem yönetimi dereceleri çok iyi (4) ile mükemmel (5) arasında yer almıştır. Örgü yapısının etkisi dikkate alındığında, yüzlerinde askılar bulunan tüm sandviç çift yüzlü kumaşların, nem yönetim derecelerinin iyi (3) ile çok iyi (4) kategorisine girdiği görülmüştür.
Yara iyileştirici bitki özütü içerikli yara örtüsü geliştirilmesi
Bu çalışmada doğal bir polimer olan jelatin (JEL) yaralar üzerinde iyileştirici özelliği olan ve doğal bileşen Cotinus coggyriga (CC) özütü içeren nanolifler üretmek için elektrolif çekim yöntemi kullanılmıştır. Bitki özütü içeren nanoliflerin ve bu lifler ile kaplanmış farklı yara örtüsü örneklerinin yüzey karakterizasyonları, hazırlanan özüt ve oluşturulan yüzeylerin antibakteriyel özelliklerinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaçla Cotinus coggyriga (CC) ekstraktı eldesi için metanol ve distile su çözücü olarak kullanılmış, ekstraksiyon işleminden sonra liyofilizasyon kurutma tekniği uygulanmıştır. Çözücüsü distile su olan özütün analiz sonuçlarına göre toplam fenolik madde içeriği 747,84 (mg GA/g özüt) ve toplam antioksidan kapasitesi 402,13 (mM Trolox/g özüt) olduğundan distile su ile elde edilen özüt elektrolif çekimi için tercih edilmiştir. Bitki yapraklarının gaz kromatografi-kütle spektrometresi (GC-MS) tayini yapılmıştır. %5-%7,5-%10-%12,5-%15 (w/v) konsantrasyonlarında Cotinus coggyriga özütü eklenerek elde edilen çözeltilerin özellikleri ve antibakteriyel aktivitelerinin tespiti yapılmıştır. %10'luk (w/v) jelatin çözeltilerine %5 - %7,5 - %10 - %12,5 (w/v) konsantrasyonlarında Cotinus coggyriga özütü eklenerek oluşturulan çözeltilerin elektro lif çekimleri başarılı bir şekilde gerçekleştirilmiştir. Üretilen nanolifler, piyasada tıbbi amaçla kullanılan ticari 4 farklı tıbbi yüzey üzerine 1-3-5 saat elektrolif çekimi yapılarak uygulanmıştır. Oluşturulan yüzeylerin antibakteriyel özellikleri incelenmiştir. Tüm bu çalışmalar, çözeltide CC konsantrasyonu artışı ile antibakteriyel özelliğin arttığını, nanolifli yüzeylerin maksimum %7,5 CC konsantrasyonu ile optimum şekilde üretilebildiğini, elektrolif çekim işlemi ile elde edilen nanoliflerde antibakteriyelliğin korunduğunu ve ticari olarak kullanılmakta olan dört farklı tıbbi tekstil yüzeyi üzerine gerçekleştirilen elektrolif çekim işlemi ile antibakteriyel özellikleri geliştirilmiş yara örtüsü olarak kullanılabilecek nanolifli yüzeylerin elde edilebileceğini göstermiştir.
Kanca ve ilmek bağlantılı tekstil esaslı yüzeylerin mekaniksel özelliklerinin incelenmesi
Cırt bantlar, günlük yaşamdan endüstriyel uygulamalara kadar geniş bir kullanım alanı sunan yenilikçi bir tekstil kapatma sistemidir. Pratiklikleri ve kolay kullanımlarıyla öne çıkan cırt bantlar, özellikle çocuklar, yaşlılar ve fiziksel sınırlamaları olan bireyler için önemli bir çözüm sunar. Sağlık sektöründen, moda ve spor ürünlerine kadar sıklıkla tercih edilen cırt bantlar, işlevselliği ve estetiği bir araya getirerek gün geçtikçe kullanım alanı arttırmaktadır. Bu çalışmada cırt bantların kullanım koşulları, kullanım ve yıkama sıklığının standart cırt bantların dayanıklılık ve performansına etkisini araştırmak ve mukavemet özelliklerini karşılaştırmak amacıyla piyasada standart olarak bulunan ve yaygın bir kullanım alanına sahip polyester, poliamid ve bunların karışımından oluşan cırt bantlar kullanılmıştır. Dört farklı içeriğe sahip standart cırt bantlar, kullanım sırasındaki açma kapanma hareketlerini taklit eden ve bu çalışma kapsamında üretimini bizim gerçekleştirdiğimiz cırt bant dayanıklılık test cihazında 0 tur, 1000 tur, 3000 tur, 5000 tur ve 10000 tur açma kapama işlemine tabi tutulmuştur. Bu işlem 2 farklı sıcaklık aralığında tekrar edilmiştir. Her açma kapama işleminden sonra cırt bantlar 0, 5, 10, 15 kez yıkama işlemi görmüşlerdir. Yıkama işlemlerinin ardından, cırt bantların kesme mukavemeti ve soyulma mukavemeti testleri yapılmıştır. Bu testler, bantların birbirine ne kadar güçlü bir şekilde yapıştığını ve kullanım sırasında nasıl performans gösterdiğini belirlemek için yapılmıştır. Elde edilen mukavemet değerleri, istatistiksel olarak değerlendirilip yorumlanmıştır.
Bamya ve kenevir bitkilerinden selüloz nanokristal elde edilmesi
Bu çalışmada, nanoselüloz üretmek üzere selüloz kaynağı olarak tarım artığı olan bamya bitkisi kullanılmıştır. Bamya bitkisi tarladan toplanarak biyolojik çürütmeye maruz bırakılmış ve bamya sak lifleri elde edilmiştir. Kıyaslama yapabilmek için konvansiyonel bir tekstil bitkisi olan kenevir bitkisinden de aynı şekilde çürütme yöntemi ile sak lifleri çıkarılmıştır. Bitkilerin farklı kısımlarının da incelemeye dahil edilmesi amacıyla bamya bitkisinin olgun meyveleri ve çürümeden geriye kalan sap kısımları ile kenevir bitkisinin çürümeden arda kalan sap kısımları da çalışmaya eklenmiştir. İlk olarak, bamya ve kenevir bitkilerinin farklı kısımları ayrı ayrı selüloz izolasyon işlemlerine tabi tutulmuştur. Selüloz izolasyon işlemleri, alkalizasyon, asidik ağartma ve bazik ağartma adımlarından oluşmaktadır. Ağartıcı olarak çevreye zararlı NaClO2 veya NaOCl gibi klor içeren ağartıcılar değil, çevreye daha az yük oluşturan H2O2 kullanılmıştır. Her işlem basamağında elde edilen numuneler Fourier-Transform Kızılötesi (FTIR) spektrumu ve Taramalı Elektron Mikroskopisi (SEM) analizine tabi tutulmuş, selülozun saflaştırılma etkinliği ve elde edilen selüloz liflerinin niteliği incelenmiştir. Saflaştırılan selüloz lifleri ayrıca X-Işını Kırınımı (XRD), ısıl Termogravimatrik (TGA) ve Diferansiyel Taramalı Kalorimetri (DSC) analizlerine tabi tutulmuş. Bu analizler, selüloz izolasyon işlemleri sonucu elde edilen numunelerin selüloz malzemelerine uygun özellik sergilediğini ve %76,26-%85,65 arasında yüksek kristalinite indisine sahip olduğunu göstermiştir. SEM analizi sonucunda bamya sak ve kenevir sak liflerinden elde edilen selülozun daha homojen morfolojik yapıya sahip olduğu belirlenmiştir. Homojen olan bu selüloz lifleri nano boyutta parçalama işlemine alınmıştır. Selülozun nano boyutta parçalanması için sülfürik asit ile asidik hidroliz işlemi uygulanmıştır. Asidik hidroliz işleminden sonra santrifüj, diyaliz ve liyofilizasyon işlemleri ile nanoselüloz derişim artırılmış, kimyasal maddelerden arındırılmış ve kurutulmuştur. Sonrasında Alan salınımlı taramalı elektron mikroskopisi (FE-SEM) analizi ile elde edilen parça boyutları incelenmiştir va nano-ölçekteki boyutları belirlenmiştir.
Sürdürülebilir bir üretim için çeşitli adsorbanların reaktif boya banyolarının renginin giderilmesinde kullanımı
Bu tez çalışmasında tekstil atık sularından Reaktif Red 141 boyasının adsorpsiyon yöntemiyle uzaklaştırılması üzerine çalışılmıştır. Adsorpsiyon ile renk giderimi, kesikli sistem ve sabit yataklı bir kolon düzeneğinin kullanıldığı sürekli sistem olmak üzere iki bölümde ele alınmıştır. Adsorban olarak montmorillonit esaslı ancak farklı özelliklerdeki ticari organokil bileşikleri kullanılmıştır. Organokillerin adsorpsiyon mekanizmalarının anlaşılması ve yorumlanması için kinetik ve izoterm modellemeleri; adsorpsiyona etki eden parametrelerin uygun değer aralıklarının belirlenmesi için ise istatistiksel modellemeler yapılmıştır. Organokiller ve seçilen model boyanın karakterizasyon çalışmaları tamamlanmıştır. Ayrıca adsorpsiyonda kullanılan organokiller, renk giderim kapasiteleri bakımından karşılaştırılmış ve sabit yataklı kolon sisteminde en hızlı ve adsorpsiyon yeteneği en yüksek organokil ile çalışmalar yapılmıştır. Kesikli ve sürekli sistem kullanılarak adsorpsiyon deneyleri tamamlandıktan sonra sonuçlar değerlendirilmiştir.
Spor aktiviteleri için fonksiyonel kompresyon ürünlerinin geliştirilmesi
Sportif faaliyetler, günlük hayat içerisine yerleşmiş ve temel yaşam stilimizin bir parçası olan ritüellere dönüşmüş durumdadır. Amatör veya profesyonel olmasından bağımsız olarak sporun oluşturduğu rekabet ortamı nedeniyle sergilenen performansı maksimize etmek ve oluşan sağlık risklerini minimize etmek spor biliminin temel araştırma alanları haline gelmiştir. Fiziksel, fizyolojik ya da psikolojik en küçük gelişim kitleler tarafından ilgi ile takip edilmektedir. Bu alanlarda potansiyeli bulunan kompresyon ürünleri de bu ilgi sarmalına dahil olmuştur. Medikal alanda sergiledikleri yetenekler ile spor çevrelerinin dikkatini çekmiş, birçok açıdan etkileri test edilmiştir ve devam etmektedir. Çalışma kapsamında farklı görevleri yerine getirebilecek iki farklı ürün geliştirilmiştir. Hedef bölge olarak, spor anında en yoğun aktiviteye sahip ve kompresyon ürünleri alanında en sık çalışılan bölgelerden birisi olan bilek-diz altı seçilmiş ve ısıtma ve soğutma fonksiyonu olarak iki temel amaç doğrultusunda tozluk tarzı yapılar oluşturulmuştur. Kompresyon ürünlerine özgü azalan basınç etkisinin oluşturulması ve konfor özellikleri açısından uygun ürün grupları için farklı üretim parametreleri değerlendirilmiştir. Uygun basınç profili ve oluşturacağı etki doğrultusunda ürünler şekillendirilmiştir. Soğutma fonksiyonu için kompresyon ürünleri ile bütünleşik çalışabilen, taşınabilir boyutlarda ve kontinü soğutma işlemi yapabilen termoelektrik sıvı soğutma sistemi oluşturulmuştur. Sisteme ait performans özellikleri detaylı olarak analiz edilmiştir.
Çeşitli kimyasal işlemler ile yüzey özelliklerini geliştirerek selülozik ve selülozik/sentetik esaslı tekstil materyallerinin performans değişimlerinin araştırılması
Giyim endüstrisinde moda, giysilerden beklentileri yönlendiren en önemli unsurlardan biriyken, günümüzde kişinin kendini rahat ve konforlu hissetmesi gibi hususlar modanın önüne geçmeye başlamıştır. Giyim sırasında hissedilen iyi duygular, vücut ve çevre arasındaki fizyolojik, psikolojik ve fiziksel uyumun sonucu ortaya çıkan memnuniyet duygusu olarak tanımlanmaktadır. Son yüzyılda yapılan tüketici araştırmaları sonucu, modern tüketicilerin giysi ihtiyaçlarını daha dinamik ve rahat olan yeni yaşam stilleri doğrultusunda karşıladığı ortaya çıkmıştır. Tüketiciler için giyim sırasında kendini "iyi hissetmek" temel ve evrensel bir gereksinimdir ve görünüm kadar hatta bazı durumlarda görünümden daha önemli olmaktadır. Bireyin kendisini iyi hissedebilmesi ve rahat hareket edebilmesi; vücuda uyan, hareket serbestliği sağlayan, çalışma ortamına ve hava koşullarına uygun giysilerle mümkün olmaktadır. Giyim sırasındaki rahatlık ve konfor hissini belirleyen parametrelerden birisi giysilerin nem iletim performansıdır. Yapılan aktiviteler sonrasında, özellikle de ağır aktiviteler sonucunda veya psikolojik duruma bağlı olarak vücut sıcaklığının artması ile birlikte ısıl dengenin kontrolü için terleme meydana gelmektedir. Ter hissedilmeyen şekilde vücutta kaldığı sürece, vücut nispeten konforludur. Ancak oluşan ve başlangıçta su buharı formunda olan terin hemen uzaklaştırılmaması sonucunda, vücut çevresindeki bağıl nem artmakta, dolayısıyla vücut nemli ve yapışkan hissedilmektedir. Bu hisler sonucu konfor kaybolmaktadır. Söz konusu rahatsızlıkların giderilmesi amacıyla planlanan bu tez çalışması kapsamında, emiciliği ve ter yayılımı normal kumaşlardan daha iyi olan kumaşların geliştirilmesi amaçlanmaktadır. Böylece kumaşların emiciliğine ve ter yayılımına normal kumaşlardan daha iyi imkân veren bir nem yönetim sistemi uygulanması gerçekleştirilecektir. Bu özellikler selülozik ve selülozik/sentetik ipliklerine uygulanarak bu ipliklerden üretilen kumaşların performansının iyileştirilmesi hedeflenmektedir. Bu şekilde iyi nem iletimi ve hızlı kuruma performansları ile birlikte konfor ve yumuşaklık gibi özelliklere sahip kumaşların geliştirilmesi sağlanacaktır. Bu özellikler geliştirilirken kumaşların boyanabilme ve yüzey özelliklerinin de bozulmaması beklenmektedir. Proje çıktısı aktivite durumuna göre iyi nem iletimi, hızlı kuruma gibi performanslarından dolayı tercih edilen bazı sentetik liflerin özelliklerine sahip ancak selülozik ve selülozik/sentetik esaslı ürünlerin de sahip olduğu konforu da beraberinde sunan ve klasik işletme koşullarında üretilebilen bir ürün olacaktır. Söz konusu ürünlerin performansları çeşitli objektif testler ile değerlendirilecektir.
Tekstil işyerlerinde gürültü kaynakları ve gürültü ile ilgili iş sağlığı ve güvenliği önlemleri
Endüstriyel gürültü, çalışanların kulak sağlığı, psikolojisi ve çalışma verimliliği açısından son yüzyılda en önemli problemlerden biri haline gelmiştir. Dünyada artan tüketim ihtiyacını karşılamak adına makinelerin teknolojik açıdan gelişiminde; verimlilik ve artan üretim hızı ön planda olmaktadır. Ancak son yıllarda artan üretim hızlarıyla birlikte çalışanların gürültüye maruziyeti artmış bundan dolayı ortaya çıkan sağlık problemleri de dikkate alınarak gürültü kaynaklarının elimine edilmesi çalışmaları da teknolojik gelişmelerdeki yerini almıştır. İş sağlığı ve güvenliğine olan yaklaşımın, ulusal ve uluslararası mevzuatlarda her geçen gün giderek önem kazanması ve bunun sonucu olarak da gürültü koruma programlarının oluşturulmasına ve geliştirilmesine zemin sağlamıştır. Tüm sanayi dalları ile birlikte yüksek gürültü seviyelerinin olduğu tekstil sektörü de bu gelişmelerden etkilenmiştir. Çalışma kapsamında gürültü seviyesinin yüksek olduğu iplik üretiminde, en yaygın kullanılan ve en yüksek gürültü seviyesine sahip makinelerinden olan ring ve open-end makineleri incelenmiştir. Öncelikle ses ve gürültü ile ilgili parametreler tanımlanmış, ring ve open-end makinelerinin gürültü kaynakları araştırılmış, oluşan gürültünün değerlendirmesinde kullanılan ölçüm yöntemleri üzerinde durulmuş ve TS EN ISO 11202 standardından yararlanılarak Uşak ve Torbalı' da bulunan iki ayrı fabrikadaki ring ve open-end makinelerinde örneklem yolu ile her bir model makineden bir adet seçilerek makine bazlı ölçümler gerçekleştirilmiştir. Ölçümler her bir makinenin 6 ayrı noktasında gerçekleştirilmiştir. Makinelerin ortama yaydığı frekans bazlı ses basınç seviyeleri ve ses basınç seviyelerinden elde edilen eş değer gürültü düzeyleri çizelgeler ve grafikler halinde değerlendirilmiş ve çıkan sonuçlara göre makinelerin gürültü seviyeleri, teknolojik gelişmelerin gürültüye etkisi, ring ve open-end makinelerinin sebep olduğu gürültünün nedenleri ve alınabilecek önlemler hakkında öneriler sunulmuştur.
Tekstilde kullanılan çeşitli kimyasalların ve boyarmaddelerin iş sağlığı ve güvenliği açısından incelenmesi
Örme, dokuma ya da dokusuz yüzeylere uygulanan görünüm, tutum, renk, baskı, kullanım özelliklerini geliştirmek için tüketici isteğine göre ham tekstil yüzeyinin satışa hazır hale getirilmesi amacıyla yapılan üretim aşamalarına tekstil terbiye işlemleri denmektedir ve tekstil terbiye işlemleri yapılış gayelerine göre ön terbiye, renklendirme ve bitim işlemleri olmak üzere üç ana başlıkta toplanmaktadır. Tüm bu işlemler tekstil sektöründe büyük paya sahip olan terbiye işletmelerinde gerçekleştirilmektedir. Tüm tekstil sektörü içerisinde gerek istihdam gerekse iş yeri sayısı bakımından oldukça büyük paya sahip olan ve oldukça tehlikeli kimyasalların bulunduğu birçok tehlike kaynağını barındıran terbiye sektöründeki tüm işlem basamaklarının incelenmesi, bu sektöre ait tüm risklerin değerlendirilmesi ve alınması gerekli tedbirlerin belirlenerek bu sektöre ait bir rehber kaynak hazırlanması bu çalışmanın amaçlarıdır. Çalışma kapsamında; pamuklu kumaş işleyen bir terbiye işletmesinde hem saha incelemeleri yapılmış hem de iş sağlığı ve güvenliği dokümanları incelenmiştir. En çok kullanılan ya da tehlikeli olan kimyasal maddeler ve boyar maddeler, çalışanların kimyasal maddelere maruz kalabileceği çalışma yöntemleri ile ilgili tehlikeli durumlar belirlenmiştir. Terbiye sektörü içerisindeki yangın riskleri ve aktif korunma önlemlerine de değinilmiştir. Ulusal ve uluslararası mevzuatların rehberlik ettiği, hem işin güvenliği hem de çalışan sağlığı açısından önemli bir unsur olan iş sağlığı ve güvenliği, tüm sektörler içinde hala önemini koruyan, tehlikeli sınıfta bulunan ve kimyasal, mekanik, yangın gibi büyük riskleri bünyesinde barındıran tekstil terbiye sektörü açısından oldukça önemlidir.
Doğal lifle takviyelendirilmiş kompozit malzemelerde yüzey modifikasyon işlemlerinin performans özelliklerine etkisi
ÖZET DOĞAL LİFLE TAKVİYELENDİRİLMİŞ KOMPOZİT MALZEMELERDE YÜZEY MODİFİKASYON İŞLEMLERİNİN PEFORMANS ÖZELLİKLERİNE ETKİSİ KURT, Adem Yüksek Lisans Tezi, Tekstil Mühendisliği Anabilim Dalı Tez Danışmanı: Prof.Dr.Aslı DEMİR Ekim 2019, 70 sayfa Sürdürülebilirlik kapsamında getirilen yasal düzenlemelerle birlikte son yıllarda çevre dostu malzemelerden üretilen ve geri dönüştürülebilir kompozitler ön plana çıkmıştır. Bu kapsamda, doğal lif takviyeli kompozit malzemeler, hafiflik, geri dönüştürülebilirlik, maliyet gibi avantajları ile dikkat çekmektedir. Doğal lifler arasında daha yüksek mekanik özelliklere sahip gövde liflerinden keten lifi, kompozit sanayinde alternatif takviye malzemesi olarak büyük ilgi görmektedir. Keten lifi takviyeli termoplastik kompozit malzeme üretiminde, sınırlı olan sıcaklık dayanımı nedeniyle matris olarak en uygun polimerin polipropilen olduğu görülmektedir. Keten lifi ile PP matris arasındaki en büyük sorun ara yüzey uyumsuzluğu sebebiyle meydana gelen tutunmanın düşük olması ve bu nedenle kompozit malzemenin performansını düşürmesidir. Bu tez kapsamında, 30/70 ve 50/50 karışım oranlarında keten/polipropilen dokusuz yüzeyler kullanılarak kompozit yüzeyler üretilmiştir. Lif-matris ara yüzey uyumsuzluğunu gidermek amacıyla uygulanan klasik kimyasal modifikasyon yöntemlerinden alkali işlem ile çevre-dostu alternatif yöntem olarak plazma işlemi ve zein proteini uygulanmıştır. İşlemsiz ve yüzey modifikasyonu uygulanmış numuneler mekanik özellikler ve yüzey morfolojileri açısından karşılaştırılmıştır. Elde edilen sonuçlar, lif-matris ara yüzey tutunmasında en etkili yöntemin atmosferik plazma yöntemi olduğunu göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Keten/polipropilen kompozit, yüzey modifikasyonu, plazma, alkali, zein
Spor giysiler için konforlu çift yüzlü örme yapıların geliştirilmesi
Bu çalışmada, özellikle yoğun aktivite içeren faaliyetlerde veya spor yaparken kullanılan giysilerde, nem transferinin hızlı bir şekilde gerçekleştirilebilmesi amacıyla yüksek ısıl konfor özelliklerine sahip, tek katlı-çift yüzlü (vanize) örme kumaş yapıları geliştirilmiştir. Bunun için, 14 farklı malzeme ve sabit örme parametreleri ile 36 adet tek katlı-çift yüzlü (vanize) örme kumaş yapıları üretilmiştir. Kumaşlarda hava geçirgenliği, su buharı geçirgenliği, nem transfer özellikleri, ısıl direnç, gramaj ve kalınlık ölçümleri yapılmıştır. Elde edilen değerler, istatistiksel olarak değerlendirilip, karşılaştırmalı olarak yorumlanmıştır. Sonuç olarak, üretilen kumaşların, çift katlı-çift yüzlü kumaşlara göre daha ince olması nedeniyle daha yüksek hava ve bağıl su buharı geçirgenlik değerlerine, iyi seviyede ısıl direnç yeteneğine ve yüksek nem transfer yeteneğine sahip olduğu gözlenmiştir. Her iki yüzü farklı iplikler kullanıldığında kumaşların nem yönetim değerlerinin iyileştiği ve tek yönlü sıvı transfer değerlerinin arttığı saptanmıştır.
Çift katlı örme kumaşların nem yönetim özelliklerinin analizi
Bu çalışmada, özellikle yoğun aktivite içeren faaliyetlerde ve/veya spor yaparken kullanılan giysilerde, nem transferinin ve kurumanın hızlı bir şekilde gerçekleştirilebilmesi amacıyla yüksek ısıl konfor özelliklerine sahip, çift katlı örme kumaş yapıları tasarlanmıştır. Bunun için, üç farklı kesit şeklinde (kanallı, trilobal ve yuvarlak) ve yuvarlak kesitli poliesterler için üç farklı filaman sayısında (96, 144, 288) 150 denye poliester iplikler, Ne 30/1 pamuk ve viskon iplikler kullanılmıştır. İpliklerin kombinasyonu ile çift katlı çift yüzlü örme kumaş yapıları üretilmiştir. Kumaşlarda hava geçirgenliği, su buharı geçirgenliği, gramaj ve kalınlık ölçümleri yapılmıştır. Kumaşların performans değerlendirmesi için nem transfer özellikleri ve kuruma davranışları belirlenmiştir. Elde edilen değerler, istatistiksel olarak değerlendirilip, karşılaştırmalı olarak yorumlanmıştır. Sonuç olarak üretilen tüm kumaşların %40-50 bağıl su buharı geçirgenlik değerleriyle iyi seviyede su buharını geçirebilme yeteneğine sahip olduğu ve her iki yüzünde viskon iplik bulunan kumaşların en yüksek hava geçirgenliği sağladığı gözlemlenmiştir. Her iki yüzü farklı ipliklerle üretilen kumaşlarla nem yönetim değerlerinin iyileştiği ve tek yönlü sıvı transfer değerlerinin arttığı görülmüştür. Kuruma süreleri incelendiğinde ise, dış yüzde pamuk kullanılmasının kumaşların kuruma sürelerini önemli seviyede azalttığı belirlenmiştir.
r-PET ve klasik PET liflerinden üretilen kumaşların boya-baskı işlemleri öncesi ve sonrası özelliklerinin karşılaştırılması
PET şişe atıklarından geri dönüştürülerek elde edilen r-PET lifleri, enerji ve hammadde maliyetlerindeki büyük avantajının yanı sıra daha az üretim enerjisi ve karbon salınımı oluşturması nedeniyle çevre dostu bir lif olmuştur. Geri kazanılmış PET talaşlarından bilgisayar parçaları, yastık, yalıtım, halı, uyku tulumları vb. üretilebilmekte ve büyük bir kısmı ise lif olarak OE (open-end) eğirme sisteminde diğer geri dönüşüm liflerle karıştırılarak çorap, battaniye ve halı üretiminde değerlendirilmektedir. Ancak r-PET lifin bu şekilde düşük kaliteli malzeme olarak kullanılması, tüketim miktarının ilerleyen zaman içerisinde doyum noktasına ulaşmasına neden olacaktır. Bu noktadan hareketle tekstil sektörünün, çevresel sorunları üzerine sorumluluk almasını kolaylaştırması açısından bu çalışma tasarlanmıştır. Bu çalışmadaki amaç PET şişe atıklarından elde edilen lifler, kalitesinin insanların kabul sınırlarında tutmayı başararak kullanım alanlarının geliştirilmesi ve birincil madde olarak kullanılmasına yönelik katkıda bulunmasıdır. Çalışmada pamuk, PET ve r-PET lifler kullanılmıştır. Üretilmiş iplik ve kumaşların fiziksel özellikleri tespit edilmiştir. Üretilen kumaşlara daha sonra boyama ve baskı işlemi uygulanmıştır. Bu işlemlerin ardından kumaşların patlama dayanıı, aşınma dayanımı, boncuklanma özelliği, hava geçirgenliği, kumaş tutum özellikleri ve termofizyolojik özelliklerine ilaveten ışık, yıkama, sürtme haslıkları gibi haslık özellikleri de incelenmiştir. Test sonuçlarına göre r-PET lifin yüzey özellikleri PET daha pürüzlüdür. Bu pürüzlülük kumaşların su iletim özelliğini olumsuz yönde etkilemektedir. Pürüzlülük nedeniyle liflerin kapladığı toplam yüzey alanı artmakta bu da sürtünme yüzeyinin artmasına neden olduğundan kumaşların aşınma dayanımı düşmektedir. r-PET kumaşların mekanik özellikleri genel olarak PET olanlardan daha düşük bulunmaktadır. Ancak, gerek tutum, gerekse mekanik özellikler açısından beklentileri karşılayacak nitelikte olması nedeniyle bu liflerin birçok alanda kullanım imkanı bulacağı düşünülmektedir.
Pamuklu kumaşların ağartılmasında ozon teknolojisinin sulu ortamda uygulanabilirliğinin incelenmesi
Ozon, ultrason ve UV teknolojileri, çevre dostu yenilikçi terbiye teknikleri arasında öne çıkmaktadır. Literatür araştırmalarına bakıldığında, klasik yöntemle karşılaştırıldıklarında ekolojik oldukları için yeşil prosesler olarak adlandırılan bu tekniklerden ozon teknolojisinin gaz fazında uygulamaları üzerine araştırmalar yapılmış olup, sıvı ortamda (su içerisinde ozon gazının beslenmesi ile) ozon teknolojisinin kullanımı araştırmaya açık bir teknik olarak değerlendirilmektedir. Ozon gazı beslenmiş su içerisinde çektirme yöntemi göre ağartma işlemi uygulanacaktır. Kullanılan su sertliği, pH, suya beslenen ozon miktarı, ozonlama işlem süresi gibi parametrelerin ağartma işlemine etkisini belirlemek amacıyla süreye bağlı sararma miktarı (Yellowness Index), beyazlık ölçümü (Whiteness Index), çöpel uzaklaşma, ağırlık kaybı, mukavemet, ortalama polimerizasyon derecesine olan etkisi, iyot sorpsiyonu, pektin miktarı ve haşıl sökme dereceleri kontrol edilecektir.
Ev tekstili sektörünün rekabet gücü analizi: Denizli örneği
Türkiye ve dünya ekonomisinde ayakta kalabilmenin en önemli koşullarından biri rekabet edebilmektir. Ev tekstili işletmelerinin sayılarının yıllar içinde artması ve artan iç ve dış rekabetçi baskılar, işletmeleri sektörde başarılı olmak için ilgili stratejileri geliştirmeye ve uygulamaya sürüklemiştir. Ev tekstili sektörü Türk tekstil ve hazır giyim sektöründe önemi ve ağırlığı gittikçe artan alt sektörlerimizden birisi konumundadır. Bu sektörün kümelendiği ve ağırlık gösterdiği ana üretim bölgesi ise Denizli ilidir. Bu araştırmanın amacı; Denizli'deki ev tekstili sektörünün Türk ekonomisindeki yeri ve önemi ile bağlantılı olarak rekabet gücünü ulusal ve uluslararası düzeyde ortaya koymaktır. Tez çalışmasının ana amacı olan rekabet gücü analizi çalışmasına katkı sağlamak amacıyla aynı zamanda Denizli ev tekstili sektörünün envanter çalışması da yapılmıştır. Denizli ev tekstili sektörü rekabet gücü analizi Denizli Sanayi Odasına kayıtlı on büyük ev tekstili üreticisi işletmesinin üst düzey yöneticilerine yönelik geliştirilen anket çalışmasıyla yapılmıştır. Anket sonuçları Porter'ın elmas modeli kullanılarak değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmeler neticesinde işletmelere ve kamuya düşen görevler ve öneriler sunulmuştur. Envanter çalışması ise kayıtlı ev tekstili konfeksiyon üreticilerine uygulanarak yapılmıştır. Envanter verileri SPSS 18.0 programı vasıtasıyla frekans, yüzde dağılımları ve ortalamalarına göre incelenerek değerlendirilmiş ve böylece ev tekstili sektörünün Denizli'deki mevcut durumu saptanmıştır.
Farklı dikim parametreleri kullanılarak dikim kalitesinin modellenmesi
Bu çalışma ile örme konfeksiyonunda, belirlenen kumaş gruplarında iyi bir dikim performansı elde edebilmek için gerekli dikiş koşullarının belirlenmesi ile hazır giyim işletmelerinde üretim performansının arttırılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, farklı gramaj ve içerikte üretilen örme kumaşların, farklı dikim parametreleri (dikiş tipi, dikim yönü, dikiş ipliği cinsi, dikiş iğnesi numarası ve dikiş sıklığı) kullanılarak dikilmesi ile elde edilen numunelerin yıkama öncesi ve 10 tekrarlı yıkama sonrası dikiş mukavemeti, dikiş büzgüsü, dikiş hasarı ve dikiş randımanı özellikleri incelenmiştir. Deneysel çalışmalardan elde edilen veriler istatistiksel olarak değerlendirilmiş, bu veriler ışığında dikim kalitesine etki eden faktörler analiz edilerek, farklı kumaş, dikiş ipliği ve dikim parametreleri ile tekrarlı yıkamanın dikim kalitesi üzerindeki etkileri incelenmiştir. Çalışma sonucunda, dikiş mukavemeti, dikiş büzgüsü ve dikiş hasarı özelliklerinin, kumaş özellikleri, dikiş ipliği özellikleri ve dikim parametreleri yardımıyla tahminlenmesini sağlayacak denklemler, çok değişkenli doğrusal regresyon analizi yöntemi kullanılarak elde edilmiştir.
UV koruyucu tekstil malzemelerinin geliştirilmesinde fotokromik boyaların kullanım olanakları
Bu çalışmanın amacı tekstil malzemelerinin UV koruma özelliklerinin incelenmesi ve geliştirilmesidir. Bu amaçla öncelikle farklı yapılarda ve renklerdeki kumaşların UV koruma özellikleri araştırılarak kumaş yapısı ve renklendirmenin UV koruma üzerine etkisi değerlendirilmiştir. Bu kapsamda çalışılan kumaş yapıları, UV koruması yüksek olandan düşük olan yapıya doğru interlok, ribana ve süprem olarak sıralanmıştır. Klasik tekstil boyaları ile renklendirme sonucu kumaşların UV koruma özellikleri geliştirilmiştir. Daha sonra belirlenen kumaş yapılarına fotokromik boya aktarılarak kumaşların performans özellikleri test edilmiştir. Fotokromik boyaların kumaşa direkt aplikasyonu sonucu her ne kadar UV koruma değerleri artmış olsa da bu boyaların suda çözünmeyen ve hassas yapılarından dolayı verimli boyama sonuçları elde edilememiş ve kumaşlarda kalıcı renkler oluşmuştur. Fotokromik boyaların tekstil malzemelerine aplikasyonunu geliştirme amacıyla kapsülleme çalışmaları yapılmıştır. Bu çalışmalarda emülsiyon oluşturma-çözücü buharlaştırma ile püskürtmeli kurutma yöntemlerinden faydalanılmıştır. Yapılan analizler ile en uygun kapsül üretim koşulları belirlenmiş ve elde edilen fotokromik boya kapsülleri daha sonra kumaş yüzeylerine aktarılmıştır. Fotokromik boya kapsülü aktarılmış kumaşlarda kalıcı renkler oluşmamış ve bu kumaşlar UV ışık etkisi ile renk değiştirmişlerdir. Her iki yöntemle de üretilen fotokromik boya kapsüllerinin pamuklu kumaşa aplikasyonu sonucu 50+ UPF değerinde UV koruma sonuçları elde edilmiştir.
Özlü iplik üretim yöntemiyle üretilen içi boşluklu ipliklerin ve bunlardan üretilen kumaşların fiziksel özelliklerinin incelenmesi
Bu tez çalışmasında, özde polivinilalkol (PVA), mantoda pamuk lifleri kullanılarak farklı özlü iplik üretim yöntemi ile iplik üretimi gerçekleştirilmiştir. Üretilen iplikler atkıda kullanılarak, üç farklı örgü yapısında dokuma kumaşlar üretildikten sonra, yıkama işlemiyle ipliklerin öz kısmında bulunan PVA ipliği uzaklaştırılarak, %100 pamuk içi boşluklu iplik yapıları elde edilmiştir. İplik ve kumaş yapısının kumaş özelliklerine etkisi incelenmiştir. Boşluk miktarı artan kumaşların mekanik, fiziksel ve konfor özellikleri araştırılmıştır. İstatistiksel olarak değerlendirilen sonuçlar doğrultusunda, örgü yapısının hava geçirgenliği değerlerine etkisi önemli bulunmuştur. Hidrofil kumaşlarda en yüksek su buharı geçirgenliği değeri, bezayağı yapısındaki kumaşların sonuçları için bulunurken, saten ve dimi örgü yapısındaki kumaşların değerlerinin birbirine yakın olduğı tespit edilmiştir. Hidrofillik değerleri açısından kullanılan atkı ipliği yapısının etkisinin bulunamamasının nedeni olarak, % 100 pamuk kumaşların hidrofilliğinin yüksek olmasına bağlı olduğu düşünülmektedir.
Konfeksiyon sektöründe kalite yeterliliğinin değerlendirilmesi ile olası hata türü ve etkisi analizi tekniğinin birlikte uygulanması
Kuruluşların günümüzün ağır rekabet koşulları altında bulunan küresel pazarda varlıklarını sürdürebilmeleri için müşteri istek ve beklentilerini karşılayabilecek kaliteli ürünleri en az maliyetle üretmeleri gerekmektedir. Türkiye toplam ithalat payının yaklaşık olarak %11,74'ünü oluşturan hazır giyim ve konfeksiyon sanayide bulunan işletmelerin de uluslararası pazarda başarılı olabilmesi için sürekli değişen müşteri istekleri ve standartlara uygun kaliteli üretim yapması zorunlu bir hale gelmiştir. Bu tez çalışması kapsamında orta büyüklükteki bir konfeksiyon işletmesinde kalitesizliğin önlenmesi ve kalitenin iyileştirilmesine yönelik çalışmalar yapılmıştır. Bu amaçla olası hata türü ve etkisi analizi ile proses yeterlilik analizi yöntemleri kullanılmıştır. Olası hata türü ve etkisi analizi yöntemi, süreçlerde gözlemlenebilecek tüm potansiyel hatalar hakkında bir takım analizler yaparak hataların neden olabileceği etkileri tanımlayan, değerlendiren ve böylelikle de hataların müşteriye ulaşmadan önce elemine edilmesini hedefleyen bir mühendislik tekniği iken proses yeterlilik analizi de üretimin müşteri istekleri veya ulusal/uluslarası standartlar doğrultusunda kabul edilebilir spesifikasyon limitleri arasında yapılabilme yeterliliğini ölçen bir metottur. Tez çalışması kapsamında yapılan uygulama ile işletmedeki kalite düzeyi, kalite problemleri ve iyileştirilmeye ihtiyaç duyulan konular tespit edilerek öneriler getirilmiştir.
İplik canlılığının (kendi üzerine kıvrılması) araştırılması ve örme kumaşlarda may dönmesi üzerine etkisi
İpliğin üretimi aşamasında neredeyse her adım iplik üzerinde bir gerilim oluşturmaktadır. Büküm işlemi lif tutuculuğunu arttırmak ve mukavemet sağlamak için gerekli bir işlem olmasına rağmen iplik üzerinde istenmeyen bir tutum yaratır. Bu tutum ipliğin kendi üzerinde dönme isteğidir. İplik maruz kaldığı bu gerilimlerden kurtularak hangi yönde büküm etki etmiş ise buna karşıt yönde dönme tepkisi verir. Buna iplik canlılığı denir. İplikteki bu canlılık kavramı üretimin birçok kısmında sorun teşkil eder. İplikten sonraki aşama olan kumaşta, özellikle de örme kumaş yapısında may dönmesi problemine sebebiyet verir. May dönmesi, genel olarak ipliğin numara, büküm ve canlılık gibi özelliklerinden doğrudan etkilenmesinin yanı sıra örme makinesi parametrelerinden de etkilenmektedir. Bu çalışmanın amacı iplik eğirme sistemi baz alınarak ipliğin canlılığına numaranın ve bükümün etkisinin incelemesini yapmaktır. Bunun yanı sıra ipliğin bu özellikleri ile elde edilen kumaşlar arasındaki may dönmesi problemi arasında bir ilişki olup olmadığını araştırmaktır. Çalışmada %100 pamuk lifleri kullanılarak iki iplik numarasında, iki farklı büküm katsayısı dikkate alınarak beş farklı eğirme sisteminde iplikler üretilmiştir. Elde edilen iplikler ile süprem yapıda kumaşlar üretilmiştir. Anahtar Sözcükler: iplik canlılığı, iplik kıvrımlılığı, may dönmesi, süprem kumaş.
Futbolda kaleci giysilerinin fonksiyonelliklerinin arttırılması amacıyla yeniden tasarlanması
Bu tez çalışmasında, dünya ekonomisinin yaklaşık %10'una yön veren futbol sektöründe, kalecilerin kullandığı alt-üst formalar ele alınmıştır. Piyasada kalecilerin kullanmakta oldukları mevcut ürünlerin, görevleri gereği yaptıkları hareketler sırasında yeterli koruma sağlamadıkları, literatür özeti kısmında da belirtilen, bugüne kadar yapılmış çalışmalar incelenerek tespit edilmiştir. Bu noktadan yola çıkılarak kalecilerin, hem antrenman hem de profesyonel futbol müsabakaları sırasında kullandıkları alt-üst takım formaları, kalecilik işini daha rahat, daha emniyetli bir şekilde yapabilmeleri ve ergonomik bir kullanım sağlanması amacıyla incelenmiştir. Bu planlamalar sonucunda, fonksiyonel anlamda iyileştirilmiş kaleci formaları ortaya konulmaya çalışılmıştır. Tez kapsamında profesyonel olarak kalecilik yapan futbolcular ile birlikte altyapılarda oynayan kaleci adayı genç sporcular da hedef kitle arasındadır. Geliştirilen kaleci formaları, kalecilere yapılan anket sonuçlarına göre mevcut olarak kullanılan kaleci formalarına nazaran daha yüksek bir performans sergilediği tespit edilmiştir. Sensörlerden bu konuda alınan sonuçlarda ise, geliştirilen forma ile vücudun, dirsek bölümünde hissedilen darbe şiddeti %17,56, omuz bölümünde %24,28, basen bölümünde %18,50 ve kanat bölümünde de %22,52 oranlarında azaltılarak formalarda iyileştirme sağlanmıştır.
Türk teknik tekstil sektörünün inovasyon yeteneğinin analizi
Günümüzde inovasyon uygulamalarında başarılı olan işletmelerin, rekabet gücünü koruduğu ve hatta rekabet üstünlüğü elde ettiği bilinmektedir. İnovatif uygulamaların hayata geçirilmesinin yanında düzenli olarak işletmelerin inovasyon yeteneklerinin analiz edilmesi gerekmektedir. Analiz ve değerlendirmeler sonucu elde edilen bulgulara göre, işletmelerin inovasyon yaratma süreçlerinde sahip oldukları zayıf ve güçlü yönleri saptanabilmektedir. Bu tez çalışması kapsamında, Türk teknik tekstil sektöründe faaliyette bulunan firmaların inovasyon yeteneklerine etki eden unsurların analizi ile birlikte sektörün SWOT analizinin yapılması ve aynı zamanda sektörün inovasyon yeteneğinin arttırılması için çeşitli önerilerde bulunulması hedeflenmiştir. Bu doğrultuda, Türkiye'nin ilk 500 büyük sanayi kuruluşu içerisinde bulunan ve teknik tekstiller alanında faaliyet gösteren tekstil işletmelerine yapılan anket sonucunda elde edilen veriler AHP (Analitik Hiyerarşi Süreci) ve FCE (Bulanık kapsamlı değerlendirme yöntemi) ile değerlendirilmiştir. Araştırma sonucuna göre Türk teknik tekstilinin inovasyon yeteneği "orta düzey" olarak ölçümlenmiş ve sektörün inovasyon yeteneğini bu nihai sonuca ulaştıran etmenler detaylı bir şekilde açıklanmıştır.
Kişiye özel giysi üretimi
Konfeksiyonla birlikte çok sayıda ürün seri bir şekilde üretilebilir hale gelmiştir. Bu da işletmelerin karlılığını artırırken müşteri beklentilerinin hızlı bir şekilde karşılanmasını sağlamıştır. Ancak zamanla müşterilerin ekonomik refahla birlikte herkes gibi giyinmek yerine, farklı ve özel hissetme ihtiyacı doğmuştur. Dolayısıyla konfeksiyon üretiminde çeşitliliğe gidebilmek için üretim adetleri düşmüş ve üretim yöntemleri bu yönde geliştirilmiştir. Bu bağlamda, son yıllarda tüm bu beklentilerden yola çıkılarak kişiye özel üretim kavramı doğmuştur. Bu üretim yöntemini eski usul terzilikten ayıran en önemli unsur, tasarımının da kişiye özel olmasıdır. Giysinin kumaşı, rengi, deseni, desen yeri, hatta desen büyüklüğü dahi müşterinin zevkine uygun olarak tasarlanabilmektedir. Tüm bu seçenekler, ürün maliyetini doğal olarak artırmaktadır. Bu yöntemle ürün bedelinden ziyade; hayalindeki ürüne sahip olmak isteyen müşteri portföyü doğmuştur.