
1,830
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Fen bilimleri öğretmenlerinin FeTeMM ve sosyobilimsel konular ile ilgili görüşlerinin incelenmesi
İçinde bulunduğumuz yüzyılın bir gerekliliği olarak, öğrenilecek bilgiler çok yönlü düşünerek, sorgulayarak mevcut bilgilerimizle yapılandırılarak elde edildiği düşünülmektedir. Bu becerilere sahip bireyleri yetiştirmek öğretim programlarının amaçları arasında bulunmaktadır. Bu öğrenci profilini elde ederken yapılması gereken ilk adım, Fen Bilimleri dersi ile diğer alanlar arasında disiplinler arası bir bağ kurabilmektir. Bu disiplinler arası yaklaşımlardan en fazla bağ kurulabilecek olanlar Teknoloji, Mühendislik ve Matematik alanlarıdır. Son yıllarda, disiplinler arası entegrasyonun sağlanabilmesi için Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programında değişiklikler yapılmıştır. Yapılan bu değişikliklerle birlikte, bu disiplinlerin derinlemesine öğrenilmesine olanak oluşturan, öğrenilen bilgilerin günlük yaşam ile ilişkilendirilmesini sağlayan ve 21.yy yaşam becerilerine olumlu etkileri olan FeTeMM eğitimi 2017 yılında öğretim programlarına dâhil edilmiştir. Bu eğitimin istenilen düzeyde başarılı olabilmesi için öğretmenlerin bu eğitim yaklaşımına yönelik görüş ve bilgilerinin araştırılması gerekmektedir. Bu kapsamda araştırmanın ilk amacı fen bilgisi öğretmenlerinin FeTeMM eğitimi hakkındaki bilgi ve görüşlerinin araştırılması olarak belirlenmiştir. Eğitim sisteminin daha da iyiye gidebilmesi için diğer önemli nokta fen bilimleri dersinde öğrenilen bilgilerin günlük yaşamda kullanılabilmesidir. Fen bilimleri dersinde öğrenilen Sosyobilimsel konular ile bu bilgilerin günlük kullanılmasını kolaylaştırmaktadır. Sosyobilimsel konular, öğrencilerin çevrelerinde gerçekleşen durumlarla iç içe olmalarını ve bu sayede onların dersi daha kolay anlamlandırmalarını sağlar. Bununla birlikte, Sosyobilimsel konular bireylerin sadece düşünmelerini ve tartışmalarını değil aynı zamanda sosyal gelişimlerine de katkı sağlamaktadır. Bu bakımdan öğrencilerin Sosyobilimsel konularda yeterli seviye gelebilmeleri için öğretmenlerin bu konulardaki bilgi ve görüşlerinin araştırılması gerekmektedir. Böylelikle bu çalışmanın ikinci amacı olarak, fen bilimleri öğretmelerinin Sosyobilimsel konular hakkındaki bilgi ve görüşlerin araştırılması olarak belirlenmiştir. Çalışma nitel araştırma yöntemlerinden fenomenoloji deseni ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın örneklemi ise, Van İline bağlı Merkez ilçelerinde (Tuşba, İpekyolu ve Edremit) görev yapan 50 Fen Bilimleri öğretmenin gönüllü katılımı ile gerçekleşmiştir. Araştırmada veriler, açık uçlu anket, yarı yapılandırılmış görüşme ve gözlem tekniği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizi nitel analiz yöntemlerinden içerik analizi ile değerlendirilmiştir. Araştırma sonrasında bulgular kendilerine ait kategoriler altında kodlanarak belirtilmiştir. Çalışma sonucunda Fen bilimleri öğretmenlerinin STEM ve Sosyobilimsel konular ile ilgili yeterli alan bilgisine sahip olmadıkları belirlenmiştir. Ayrıca onların STEM eğitimini ve Sosyo bilimsel konularını sınıf ortamlarında uygulamada zorluklar yaşadıkları gözlenmiştir. Özellikle, FeTeMM eğitiminde öğretim yöntem/stratejileri kullanmada ve öğrencilerin değerlendirilmesinde fen bilimleri öğretmenlerinin çoğunun yeterli olmadıkları bulunmuştur. Çalışma ile ilgili öneriler tartışılmıştır.
Fen bilimleri dersinde öğretim materyali olan şarkıların kullanılmasının öğrencilerin başarı, tutum ve kalıcılık üzerine etkisi
Bu araştırmanın amacı, 6. sınıf Fen Bilimleri dersi "Vücudumuzdaki Sistemler" ünitesi öğretiminde, materyal olan şarkıların kullanılmasının öğrencilerin ders başarısına, bilgilerin kalıcılığına ve derse olan tutumlarına etkisini incelemektir. Araştırmada yöntem olarak ön-test son-test kontrol gruplu yarı deneysel model kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, Gaziantep ilinde yer alan MEB'e bağlı Karacaoğlan ortaokulunda 2018-2019 eğitim-öğretim yılında öğrenim gören 6. sınıf öğrencilerinden, deney (N=35) ve kontrol grubu (N=33) olarak belirlenmiş 68 kişi oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; araştırmacı tarafından geliştirilen Vücudumuzdaki Sistemler Başarı Testi (VSBT) ve Geban vd., (1994) tarafından geliştirilen Fen Bilgisi Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Ayrıca başarı testi 4 hafta sonra kalıcılık düzeyini belirlemek için Kalıcılık Testi olarak tekrar uygulanmıştır. Araştırma sürecinde "Vücudumuzdaki Sistemler" ünitesine ait konular deney grubunda Fen Bilimleri öğretim programında yer alan öğretime ek materyal olarak şarkıların kullanımıyla işlenirken, kontrol grubuna ise şarkı kullanılmadan geçerli müfredata uygun etkinlikler ile öğretim yapılmıştır. Elde edilen verilerin analizi SPSS 25 programında yapılmıştır. Başarı ve tutum ölçek puanlarının karşılaştırılmasında deney ve kontrol grupları için bağımsız örneklem t-testi ve deney ve kontrol grubunun kendi içindeki puanlarının karşılaştırılması için eşleştirilmiş t-testi yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda; "Vücudumuzdaki Sistemler" ünitesine ait konuların öğretiminde materyal olarak kullanılan şarkıların öğrencilerin akademik başarısını arttırdığı ve konuya ait bilgilerin kalıcılığının istenilen düzeyde olmadığı görülmüştür. Ayrıca Fen Bilimleri dersine yönelik tutumlarının her iki grup için olumlu yönde artış olduğu görülmüştür.
Yumuşan (Van) çekirdeğinden elde edilen aktif karbon ile bazı boyar maddelerin giderilmesi
Bu çalışmada; adsorbent madde olarak yöresel adı Yumuşan olan Anadolu Alıcı Çekirdeğinden elde edilen aktif karbon seçilmiştir. Aktif karbon ZnCl2 ile kimyasal aktivasyona tabii tutulmuştur. BET yüzey alanı 592.4911 m²/g olarak ölçülmüştür. Boyarmadde açısından Malachite Green ve Crystal Violet tercih edilmiştir. Başlangıç boya derişimlerinin ve sıcaklık değerlerinin adsorpsiyon üzerindeki etkisi gözlenmiştir. Kullanılan iki boyar madde de beş farklı başlangıç derişimi belirlenmiştir. Üç ayrı adsorpsiyon izotermine uygunluk incelenmiş olup, Freundlich adsorpsiyon izotermine uyduğu sonucuna varılmıştır. Üç ayrı sıcaklıkta, birbirinden ayrı başlangıç derişimleri ile çalışmalar yapılarak, kinetik hız modelleri incelenmiştir. Yapılan çalışmanın Pseudo 2. Derece Kinetik modeli için daha uygun olduğu gözlemlenmiştir. Aynı zamanda termodinamik parametreler hesaplanarak incelenen adsorpsiyonun tersinir ve ekzotermik karakterli olduğu görülmüştür.
Okul müdürlerinin sahip olduğu feminen maskulen özelliklerin okul yaşam kalitesine etkisi
Bu çalışmanın amacı, eğitim yöneticilerinin sahip oldukları feminen ve maskulen özellikler ile bu özelliklerin okul yaşam kalitesine nasıl yansıdığını ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Bu amaçla çalışmanın birinci bölümünde eğitimde yönetim ve eğitim yöneticisi ele alınmış, yöneticilerin yaşam biçimleri üzerinde durularak feminen ve maskulen liderlikler ve liderlik davranışları açısından feminen ve maskulenliğin farklılıkları ile ilgili görüşlere yer verilmiştir.Çalışmanın ikinci bölümünde, Okul yaşam kalitesi genel bir iyi olma hali olarak görülmüştür. Kalitenin akademik başarıya, eğitimsel değerlere olan olumlu etkisini de düşünecek olursak, eğitime katkısı olan öğretmenlerin okul yaşam kaliteleri ve müdürlerin bu duruma katkıları incelenmiştir.Çalışmanın son bölümünde ise Yozgat ili merkezinde bulunan okullarda çalışan müdürlerin feminen özelliklere mi yoksa maskulen özelliklere mi sahip olduklarına bakılmış ve bu durumun okul yaşam kalitesine etkisi araştırılmıştır.Anahtar kelimeler: Okul yöneticisi, Feminen ve Maskulen özellikler, Okul yaşam kalitesi
İlköğretim öğrencilerinin matematik dersi problem çözme başarılarının bazı demografik değişkenler ve okuduğunu anlama becerisi açısından incelenmesi
Bu çalışmada ilköğretim 5. Sınıf öğrencilerinin matematik dersi problem çözme başarısının okuduğunu anlama becerisi açısından ve her iki becerinin sosyal değişkenler açısından incelenmesi gerçekleştirilmiştir. Araştırma 2009 ? 2010 eğitim öğretim yılı 2. Döneminde Kütahya İli Simav İlçesi'ndeki 12 ilköğretim okulunda yapılmıştır. Toplam 370 öğrenci çalışmaya katılmıştır. Araştırma içerik bakımından altı ana bölümden oluşmaktadır. Araştırmada elde edilen veriler Pearson korelasyon analizi, bağımlı-bağımsız t testi, tek yönlü Anova testi uygulanarak değerlendirilmiştir.Araştırma sonuçlarına göre problem çözme başarısı ile okuduğunu anlama becerisi arasında anlamlı ve pozitif yönde bir ilişki vardır. Problem çözme başarı düzeyi ve okuduğunu anlama becerisi, sosyekonomik gelir düzeyi, baba eğitim durumu, internet bağlantısı imkânı, kardeş sayısı, özel bir kurs alma, ikâmet edilen yerleşim birimi gibi değişkenlerden etkilenmektedir. Bu değişkenlerin düzeyleri arttıkça başarı ve beceri düzeyinin arttığı saptanmıştır. Anne eğitim düzeyi ve özel ders alma gibi değişkenlerin okuduğunu anlama becerisi başarı düzeyine etkisinin olmadığı saptanmıştır. Kız öğrencilerin okuduğunu anlama becerilerinin erkeklerinkinden daha iyi olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca internete bağlanma imkânının hem problem çözme başarısına hem de okuduğunu anlama becerisine olumlu katkı yaptığı sonucuna varılmıştır.
Fen bilgisi öğretmenliği 1. ve 4.sınıf öğretmen adaylarının fen bilgisi başarıları,fen bilgisi öğretimine yönelik tutumları,üniversiteye giriş başarı ve not ortalamaları arasındaki ilişki
Bu tezde fen bilgisi öğretmen adaylarının fen bilgisi başarıları, fen öğretimine yönelik tutumları, üniversite giriş puanları ve akademik not ortalamaları arasındaki ilişki değerlendirilmiştir. Araştırma 2010-2011 eğitim öğretim yılında Dokuz Eylül Üniversitesi ve Pamukkale Üniversitesi Fen Bilgisi Öğretmenliği Programında öğrenim gören 1. ve 4. sınıf toplam 332 öğretmen adayı ile gerçekleştirilmiştir. Veriler Sarıkaya (2004) tarafından geliştirilen fen bilgisi başarı testi, Thompson ve Shrigley (1986) tarafından geliştirilmiş, Tekkaya, Çakıroğlu and Özkan (2002) tarafından Türkçeye uyarlanmış fen bilgisi öğretimine yönelik tutum ölçeği, öğretmen adaylarının akademik not ortalamaları ve üniversite giriş puanları ile elde edilmiştir.Araştırma sonucunda fen bilgisi öğretmen adaylarının fen öğretimine yönelik olumlu tutum geliştirdikleri ve fen bilgisi başarıları orta düzeyden daha iyi seviyede olduğu belirlenmiştir. Fen bilgisi öğretmen adaylarının fen bilgisi başarıları ile fen öğretimine yönelik tutumları arasında orta düzeyde, pozitif ve anlamlı ilişki olduğu görülmüştür. Fen bilgisi başarıları ile öğretmen adaylarının üniversite giriş puanlarıarasında düşük düzeyde ve negatif yönlü ilişki bulunmuştur. Ek olarak fen bilgisi öğretmen adaylarının fen bilgisi başarıları ile akademik ortalamaları arasında anlamlı ilişki gözlenmemiştir. Fen bilgisi öğretimine yönelik tutumları ile fen bilgisi öğretmen adaylarının üniversite giriş puanları ve akademik ortalamalarının birbirleri arasında anlamlı ilişki bulunamamıştır. Ayrıca fen bilgisi öğretmen adaylarının fen bilgisi başarıları ve fen öğretimine yönelik tutumları çeşitli değişkenler açısından incelenmiştir, örneğin cinsiyet, anne-babalarının eğitim seviyeleri, ailelerinin ekonomik düzeyleri, vb.
İlköğretim beşinci sınıf öğrencilerinin matematik korkusu
Bu araştırmanın amacı; ilköğretim 5. sınıf öğrencilerinin matematik korkularının nedenlerini, öğrencilere anket uygulayarak ve literatürden toplanan bilgiler ışığında ortaya koyup, bu öğrencilerin cinsiyetleri, okullarının yerleşim yeri, matematik öğretiminde okul dışında herhangi bir yardım alıp almadıkları gibi değişkenlerin matematik korkusunda etkisinin olup olmadığını belirlemektir.Araştırma için; Uşak ili Eşme ilçesindeki ilköğretim okullarının 5. sınıflarında okuyan öğrencilerden rastgele 250 tanesi bilgi toplama grubu olarak alınmıştır.İlköğretim beşinci sınıf öğrencilerinin matematik korkusunu ve sebeplerini belirlemek amacı ile araştırmacı tarafından 30 sorulu bir anket hazırlanmıştır. Hazırlanan bu anket, Uşak ili Eşme ilçesindeki Üç Eylül İlköğretim Okulu'nun beşinci sınıfında okuyan 18 öğrenciye uygulanmıştır.SPSS 19 paket programına girilen veriler temel bileşenler analizi sonucunda elde edilen boyutlara ayrılarak ortalamalar alınmış ve bu ortalamalar kullanılarak bağımsız örneklem grubu T-Testi yapılmıştır.Elde edilen sonuçlar doğrultusunda öğretmen, veli ve öğrencilere matematik korkusuyla ilgili bilinç kazandırmak ve bu korkuyla baş edebilmeleri için öneriler geliştirilmiştir.
Uşak yerel gazetelerinin demokrasi ve vatandaşlık kavramları açısından incelenmesi (1949-1990)
Çalışmamızda gündelik hayatın hafızası olan gazetelerin incelenmesi aracılığıyla demokrasi, vatandaş ve vatandaşlık gibi kavramların Uşak ilindeki algılanışı ve bu kavramların konu alanlarının kapsamında olan aktiviteler yer almıştır. Gazetelerde yer alan demokrasi, demokrat, demokratik ve vatandaş, vatandaşlık kavramları tarihi süreçteki toplumsal durumu yansıttığı için önemlidir. Günümüze kadar olan süreçte Uşak'ta gazeteler ile ilgili yapılan çalışmaların sınırlı oluşu alanla ilgili bilimsel boşluğun doldurulması gereğini doğurmaktadır. Uşak'taki yerel gazeteler, gazetelerde yer alan yazılar ve haberler çalışma konumuzu içermektedir. Dönemin içerisinde demokrasi, demokrat, demokratik ve vatandaş, vatandaşlık ile ilgili çok fazla haber ve yazı bulunmaktadır. Çalışmamızın konusu, Uşak'ta basının gelişimi ve matbaanın başlangıcıyla günümüze kadar olan süreçte toplumun demokrasi, demokrat, demokratik ve vatandaş, vatandaşlık kavramlarına olan ilgisini gazetelerde yer alan yazı ve haberler aracılığıyla tespit etmektir. 1949?1990 yılları arasında Uşak'taki yerel gazetelerde yer alan demokrasi, demokrat, demokratik ve vatandaş, vatandaşlık ile ilgili haber ve yazılar kategorize edilerek tarihi süreç içerisinde incelenmiş. Gazetelerde yer alan demokrasi, demokrat, demokratik ve vatandaş, vatandaşlık başlıklı ve içerikli yazı ve haberler çıkartılarak kategorize edilmiş ve gazetelere göre bu kavramların kullanım sıklığı ortaya çıkarılmıştır. Böylelikle gazetelerde yer alan haber ve yazılarda vatandaş, vatandaşlık ve demokrasi, demokrat, demokratik kavramına olan ilgi ortaya çıkarılmıştır.Anahtar Kelimeler: Gazete, Demokrasi, Vatandaş, Vatandaşlık, Basın, Kavram, Uşak, Yerel, Türkiye, Tarih,
İlköğretim 8. sınıf öğrencilerinin T.C İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersi "çağdaş Türkiye yolunda adımlar" ünitesinde geçen bazı kavramları anlama ve edinme durumlarının incelenmesi
İlköğretim ikinci kademede okutulan TC İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük (TCİTA) dersi yoğun bir içeriğe sahiptir. Programda öğrencilere kazandırılması hedeflenen beceri ve değerler açık bir şekilde tek tek belirtilirken, öğretim ve öğrenmenin bilgi boyutunu oluşturan kavramlar net bir şekilde tanımlanmamıştır. Bu çalışmanın amacı ilköğretim 8. sınıf öğrencilerinin TCİTA dersi öğretim programı kapsamındaki ?Çağdaş Türkiye Yolunda Adımlar? ünitesinin ilk beş kazanımında yer alan kavramları anlama ve edinme durumlarının incelenmesi olarak belirlenmiştir.Araştırmada karma araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2011?2012 eğitim- öğretim yılında Konya ili Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı ilköğretim okullarından kolay ulaşılabilir örneklem yöntemiyle seçilen iki okulun birer 8. sınıfında öğrenim gören toplam 75 öğrenci ve bu sınıflarda derse giren iki öğretmen oluşturmuştur.Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından geliştirilen ders gözlem formu, odak grup görüşmesi formu ve kavram başarı testi kullanılmıştır. Elde edilen gözlem ve görüşme verileri betimsel içerik analizine tabi tutulmuştur. Kavram başarı testinin analizinde SPSS programı kullanılmıştır. Araştırma sonucunda ulaşılan bütün bulgular birlikte değerlendirilmiştir.Sağlanan veriler, öğrencilerin bir kısmının öğretim sürecinin hemen sonrasında araştırma kapsamında incelenen kavramların birçoğunun tanımlarını tam olarak yapamadıklarını, diğer kavramlarla ilişkilerini, benzerlik ve farklılıklarını ayırt edemediklerini göstermektedir. Öğrencilerin kavramları tam olarak kazanamadıkları, kavramlarla ilgili olarak sahip oldukları birtakım bilgilerinin, yanlış ve eksik olduğu görülmüştür.
İlköğretim sınıf öğretmenlerinin kelime öğretiminde kullanılan yöntem ve tekniklerden haberdar olma ve kullanma sıklıkları düzeyleri
Bu çalışmanın amacı, ilköğretim sınıf öğretmenlerinin, öğrencilerinin kelime hazinelerini zenginleştirmek için literatürde belirtilen kelime öğretiminde kullanılan yöntem ve tekniklerden hangilerinden haberdar olduklarını ve öğretmenlerin haberdar oldukları yöntem ve teknikleri kullanma sıklıklarını tespit etmektir. Araştırmanın örneklemini 2010- 2011 öğretim yılı İzmir İli Karabağlar İlçesindeki ilköğretim okullarında görev yapmakta olan toplam 250 ilköğretim sınıf öğretmeni oluşturmaktadır.İlköğretim sınıf öğretmenlerinin, literatürde yer alan kelime öğretiminde kullanılan yöntem ve tekniklerden haberdar olma düzeyleri, bu yöntem ve teknikleri kullanma sıklıkları belirlenmeye çalışılmıştır. Ölçme aracı dörtlü likert tipi dereceleme biçiminde hazırlanmıştır. Dereceleme seçenekleri Çok az = 1 , Bazen = 2, Genellikle = 3, ?Her zaman = 4 şeklinde belirlenmiştir. Araştırma verilerinin istatistiksel çözümlemeleri bilgisayarda SPSS for Windows 17,0 paket programı (Statistical Package for the Social Sciences) kullanılarak yapılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde çapraz tablo (Crosstab) yapılmış, ?İlköğretim sınıf öğretmenlerinin kelime öğretiminde kullanılan yöntem ve tekniklerden haberdar olma düzeylerinin ve kullanma sıklıklarının cinsiyete göre değişip değişmediğini belirlemek amacıyla t-testi; kıdeme göre değişip değişmediğini belirlemek amacıylavaryans analizi ve bu çerçevede Least Significence Test (LSD) yapılmıştır. t-testi ve LSD testlerinde anlamlılık düzeyi olarak ,05 seçilmiştir.Yapılan analizlere göre, kadınlar erkeklere göre metin yazma ile kelime öğretimi yönteminden daha fazla haberdar olmuşlardır.Araştırmaya katılan öğretmenlerden kıdem yılları yüksek olan öğretmenlerin; birleştirilmiş yöntem, eşleştirme ve oyun ile kelime öğretimi yöntem ve tekniklerinden kıdem yılları az olan öğretmenlere göre daha fazla haberdar oldukları sonucu çıkmıştır.Araştırmaya katılan öğretmenlerden kıdem yılları az olan öğretmenlerin; gruplandırma, kavram geliştirme, tekrar ve jest, mimik, tasvir ve taklit ile kelime öğretimi yöntem ve tekniklerinden kıdem yılları yüksek olan öğretmenlere göre daha fazla haberdar oldukları sonucu çıkmıştır.Yapılan analizlere göre, erkekler kadınlara göre eş anlamlı kelimeleri kullanma, konuşma ve metin yazma ile kelime öğretimi yöntem ve tekniklerini daha sık kullanmaktadırlar.Araştırmaya katılan öğretmenlerden kıdem yılları yüksek olan öğretmenlerin; gruplandırma, konuşma ve tekrar ile kelime öğretimi yöntem ve tekniklerini kıdem yılları az olan öğretmenlere göre daha sık kullandıkları sonucu çıkmıştır.Araştırmaya katılan öğretmenlerden kıdem yılları az olan öğretmenlerin; eşleştirme, oyun ve resimleme ile kelime öğretimi yöntem ve tekniklerini kıdem yılları yüksek olan öğretmenlere göre daha sık kullandıkları sonucu çıkmıştır.Araştırmanın sonuçlarına bakıldığında, parmak ile kelime öğretimi ve zihinsel imaj ile kelime öğretimi yöntemlerinden hiçbir öğretmenin haberdar olmadığı ve dolayısıyla bu yöntemlerin hiç kullanılmadığı ortaya çıkmıştır. İlköğretim Türkçe 1-5. sınıflar öğretim programında geçen ve örneklerle açıklanan kelime öğretimi yöntem ve tekniklerinden haberdar olma düzeylerinin en üst seviyelerde olduğu görülmüştür. Haberdar olma oranında % 50' nin üzerinde olan 18 yöntem ve teknik vardır. Fakat kullanma sıklığına gelindiğinde bu yöntem ve teknikler 11'e düşmektedir. Bu durum ilköğretim sınıf öğretmenlerinin haberdar olduğu yöntem ve teknikleri kullanmadıklarını ortaya çıkarmaktadır.Literatürde geçen kelime öğretimi yöntem ve teknikleri öğretim programına dâhil edilmelidir.İlköğretim 1-5. sınıf Türkçe ders kitapları bu yöntem ve tekniklere göre yeniden hazırlanmalıdır.İlköğretim sınıf öğretmenliği lisans programına bu yöntem ve teknikler bir ders olarak dâhil edilmelidir.Anahtar Kelimeler: İlköğretim Sınıf Öğretmenleri, Kelime, Kelime Öğretimi, Yöntem ve Teknikler.
Resimlendirmelerin fen derslerinde okuma anlamaya etkisi
Bu araştırmada İlköğretim 5. sınıf fen ve teknoloji öğretiminde resimlendirmelerin okuma anlamaya etkisi incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 2011-2012 eğitim-öğretim yılında Uşak ilindeki ilköğretim okullarında öğrenim gören 5. sınıf öğrencileri oluşturmuştur.Araştırmada Atatürk, Hasan Hilmi, Kadri Bedriye Uysal İlköğretim Okullarında öğrenim gören 5. sınıf öğrencilerinden okuma anlama test puan ortalamaları birbirine denk olan altı sınıf çalışma grubu olarak seçilmiştir. Araştırma tasarımı araştırmacı tarafından, çizimi bir grafiker tarafından yapılan illustrasyonun, birlikte yer aldığı metin ve aynı metinin illustrasyonsuz şekli kullanılmıştır. Bu metinler hakkında sorulan sorular aracılığıyla veriler toplanmıştır.Deney modeli kullanılıp her gruba eşit süreler verilerek değerlendirme yapılmıştır. 1. Fen metinlerinde kullanılan resimlendirmelerin, okuma anlama düzeyi düşük ve yüksek düzey olan öğrencilerde okuduğunu anlamada etkili olduğu, okuma anlama düzeyi orta düzey olan öğrencilerde fen metinlerinde kullanılan resimlendirmeleri okuduğunu anlamada etkili olmadığı görülmüştür. 2. Fen metinlerinde kullanılan resimlendirmelerin, okuma anlama düzeyi düşük ve yüksek düzey olan öğrencilerde, hem resimlendirme hem de metinde yer alan bilgilerin anlaşılmasında etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Okuma anlama düzeyi orta düzey olan öğrencilerde ise fen metinlerinde kullanılan resimlendirmeler, hem resimlendirme hem de metinde yer alan bilgilerin anlaşılmasında etkili olmadığı görülmüştür. 3. Okuma anlama düzeyi düşük, orta ve yüksek düzey olan öğrencilerde, fen metinlerinde kullanılan resimlendirmelerin, sadece metinde yer alan bilgilerin anlaşılmasında etkili olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. 4. Resimlendirme ve metinde yer alan bilgilerin ölçülmesine yönelik sorularda, okuma anlama düzeyi düşük, orta ve yüksek düzey olan her bir öğrenci grubunun büyük çoğunluğu resimlendirmelerin faydalı olduğu görüşündedir. Anahtar Kelimeler: Resimlendirme, okuduğunu anlama, fen öğretimi
İlköğretim sosyal bilgiler öğretmenlerinin ders içi yerel tarih konusundaki faaliyetleri Uşak ili örneği
Bu çalışma Milli Eğitim Bakanlığı'nın Sosyal Bilgiler dersinde yer alan yerel tarih konularının İlköğretim Sosyal Bilgiler öğretmenleri tarafından anlatılıp anlatılmadığını bulmak amacıyla yapılmıştır.Araştırmada ilk etapta kısa bir şekilde Sosyal Bilgiler dersinin tanımı ve amacı açıklanmıştır. Daha sonra yerel tarih, yerel tarihin gelişimi, faydaları ve sınırlılıkları, İlköğretim Sosyal Bilgiler dersinde yer alan yerel tarih konuları üzerine yoğunlaşılmıştır. Yerel tarih konularının öğretimi ve işlenişi konusunda İlköğretim Sosyal Bilgiler öğretmenlerinin görüşlerini belirlemek amacıyla yarı yapılandırılmış görüşme formu hazırlanmıştır ve İlköğretim Sosyal Bilgiler öğretmenlerine uygulanmıştır.Araştırma kapsamında Uşak ili merkez ve ilçelerinde görev yapan 123 Sosyal Bilgiler öğretmeninden 15 Sosyal Bilgiler öğretmenine yarı yapılandırılmış mülakat uygulanmıştır. Araştırmaya katılan Sosyal Bilgiler öğretmenlerinin mülakat sorularına verdikleri cevaplar kodlama yoluyla kategorilere ayrılarak analiz edilip yorumlanmıştır.Bu tez konusu Uşak Üniversitesi BAP. Koordinasyon Birimi tarafından 2012/TP008 nolu proje olarak desteklenmiştir.Anahtar Kelimeler: Yerel Tarih, Sosyal Bilgiler Dersi, İlköğretim Sosyal Bilgiler Öğretmenleri, Eğitim.
İlkokul yöneticilerinin liderlik yeterliklerinin değerlendirilmesi(Uşak ili örneği)
Bu araştırma Uşak ili sınırları içerisindeki kamu ilkokullarında görev yapan ilkokul yöneticilerinin etik liderlik, dönüşümcü liderlik ve öğretimsel liderlik kapsamında sahip oldukları yeterlilikleri belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bu genel amaç doğrultusunda, ilkokul yöneticilerinin dönüşümcü liderlik, etik liderlik ve öğretimsel liderlik boyutlarındaki yeterliklerinin öğretmenlerin cinsiyet, öğrenim durumu, branş, meslekteki görev süresi ve son görev yaptığı kurumdaki görev süresi değişkenleri bakımından farklılaşıp farklılaşmadığı belirlenmeye çalışılmıştır.Araştırmanın evrenini; Uşak ilindeki 113 kamu ilkokulunda, 2012 – 2013 eğitim öğretim yılında görev yapan, 228 okul yöneticisi ve 905 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini Uşak ilindeki kamu ilkokullarında görev yapan 257'si öğretmen, 145'i okul yöneticisi olmak üzere toplam 402 katılımcı oluşturmaktadır. Örnekleme giren katılımcılardan, okul yöneticilerinin liderlik özelliklerine ilişkin gerekli verileri toplamak amacıyla, araştırmacı tarafından geliştirilen, "Kişisel Bilgi Formu" ve "Liderlik Yeterlilikleri" olmak üzere iki bölümden oluşan "okul yöneticilerinin liderlik yeterliklerini değerlendirme anketi" uygulanmıştır. Ölçek, üç alt boyuta sahip olup 5'li Likert türünden toplam 43 madde içermektedir. Toplanan verilerin çözümlenmesi SPSS paket programında gerçekleştirilmiştir. İlkokul yöneticilerinin etik liderlik, dönüşümcü liderlik ve öğretimsel liderlik yeterlik düzeylerine ilişkin öğretmen görüşlerinin cinsiyet ve branş değişkenleri iiibakımından anlamlı bir fark gösterip göstermediğini belirlemek için t-testi; İlkokul yöneticilerinin etik liderlik, dönüşümcü liderlik ve öğretimsel liderlik yeterlik düzeylerine ilişkin öğretmen görüşlerinin öğrenim durumu, meslekteki görev süresi ve son görev yaptığı kurumdaki görev süresi değişkenleri bakımından fark gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla tek yönlü Anova testi; her üç boyuttaki liderlik yeterlik düzeylerine ilişkin okul yöneticileri ile öğretmen görüşleri arasında anlamlı bir fark olup olmadığını belirlemek amacıyla t-testi uygulanmıştır.Elde edilen bulgular sonucunda ilkokul öğretmenlerinin görüşlerine göre, ilkokul yöneticilerinin dönüşümcü liderlik, etik liderlik ve öğretimsel liderlik olmak üzere her üç boyuttaki yeterlik düzeylerinin "çok" düzeyinde olduğu, yöneticilerin kendi görüşlerine göre her üç boyuttaki yeterliklerinin "pek çok" düzeyinde olduğu ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda öğretmen görüşlerinin yönetici görüşleriyle anlamlı bir farklılık gösterdiği belirlenmiştir. İlkokul müdürlerinin her üç boyuttaki liderlik yeterlik düzeylerine ilişkin öğretmenler görüşlerinin cinsiyet, öğrenim durumu, branş, meslekteki görev süresi ve son görev yaptığı kurumdaki görev süresi değişkenleri bakımından anlamlı bir farklılık göstermediği tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Liderlik, Okul Yöneticisi, Dönüşümcü Liderlik, Etik Liderlik, Öğretimsel Liderlik
Çizgi filmlerin değerler eğitimi bakımından karşılaştırılması
Bu araştırmada çocuklara yönelik programlar içerisinde çizgi filmlerin, değerler eğitimi bakımından karşılaştırılması amaçlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden olan tarama modeli ve betimsel içerik analizi kullanılmıştır. Tarama modeli, ?geçmişte ya da hâlen var olan bir durumu olduğu şekliyle betimlemeyi amaçlayan araştırma yaklaşımıdır. Araştırmaya konu olan olay, birey ya da nesne, kendi koşulları içinde ve olduğu gibi tanımlanmaya çalışılır (Karasar, 2009: 77). İçerik analizi kullanılmasının temel nedeni ise, bir metinde veya metinler grubu içerisinde yer alan belirli sözcük veya kavramların bulunma durumunu incelemektir. Ayrıca betimsel analiz yoluyla yorumlanan bilgiler içerik analizi ile daha fazla irdelenir ve betimsel analiz sonucu fark edilemeyen kavram ve temaların içerik analiz sonucunda ortaya konulabilmesidir. Araştırmacı, metinde yer alan kavramların sayısını, anlamına ve birbiri ile ilişkisine, kavram ile ifadelerin vurgusuna bakarak metni yorumlar, değerlendirir ve eldeki metin hakkında bir yargıya ulaşır (Şencan 2005). Bu araştırmada çocukların izlemeyi en çok tercih ettikleri çizgi filmleri belirlemek için düzenlenen açık uçlu anket, Uşak il merkezinde bulunan anaokulları ve ilkokul bünyesindeki ana sınıflarına devam eden 250 okul öncesi öğrenci velisine uygulanmıştır. Elde edilen veriler sonucunda çocuklar tarafından en çok izlenen üç adet yerli yapım, üç adet yabancı yapım çizgi film belirlenmiştir. Belirlenen yerli yapım çizgi filmler ve izlenme oranları: Pepee(% 89,2), Keloğlan(% 84,4), Nane ile Limon(%18). Belirlenen yabancı yapım çizgi filmler ve izlenme oranları: Caillou(%78,8), Marsupilami(% 38), Laura?nın Yıldızı(%30). Belirlenen çizgi filmler içerisinde taranacak değerler ise okul öncesi öğretim programı dikkate alınarak hazırlanan ve 11 okul öncesi öğretmenine uygulanan anket sonucunda kesinleştirilmiştir. Araştırmacı tarafından, veriler sonucu belirlenen çizgi filmlerden rastgele bölümler izlenerek metne dökülmüştür. İzleme süreleri birbirine yakın olan 6 çizgi filmin rastgele izlenen bölümlerinde, taranan 15 değerden 13? üne rastlanmıştır. Bu değerler sevgi, saygı, hoşgörü, işbirliği, adil olma, çalışkanlık, sorumluluk, temizlik, dürüstlük, yardımseverlik, aile birliğine önem verme, sağlıklı olmaya önem verme, paylaşma değerleridir. Vatanseverlik ve barış değerlerine ise belirlenen çizgi filmlerin izlenen bölümlerinde rastlanmamıştır. Taranan değerlerin hangi çizgi filmde ne kadar ve ne şekilde verildiği bulgular ve sonuçlar kısmında ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Anahtar Kelimeler: Çizgi film, değer, değerler eğitimi
İlköğretim 8. sınıf fen ve teknoloji dersi periyodik cetvel konusunda kavram haritası kulanımının öğrencilerin başarısına etkisi
Bu çalışmanın amacı, İlköğretim 8. sınıf Fen ve Teknoloji dersi Periyodik Cetvel konusunda kavram haritası kullanımının öğrencilerin akademik başarısına etkisini belirlemektir.Araştırmanın çalışma grubunu Uşak ilinin Eşme ilçesinde bulunan Saraycık Ortaokulunda öğrenim gören 8. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışmada deney grubu (n=19) ve kontrol grubu (n=18) olarak iki sınıf ele alınmıştır ve ön test-son test kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Ön test ve son testlerin uygulama süreleri dahil 8 ders saati süren süreçte deney grubunda dersler Periyodik Cetvel konusunda sahip olunacak becerileri geliştirmeye yönelik kavram haritaları kullanılarak işlenmiş, kontrol grubunda ise kavram haritaları kullanılmadan işlenmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak akademik başarı testi kullanılmıştır. Deneysel işlemden önce ve sonra akademik başarı testi iki gruba da uygulanmıştır. SPSS 19 programı yardımıyla elde edilen verilerin analizi yapılmıştır.Verilerin analizi sonucunda deney ve kontrol grubu öğrencilerinin Periyodik Cetvel konusuna ait kazanımları geliştirmelerine ilişkin deney grubu lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. Bu çalışmanın bundan sonra yapılacak olan çalışmalara yol göstereceği ve elde edilen sonuçların kavram haritalarının öneminin belirlenmesine yardımcı olacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Fen Bilgisi Öğretimi, Kavram Haritası, Periyodik Cetvel, Akademik Başarı
İlköğretim beşinci sınıflarda ekrandan okumanın anlamaya etkisi
Bu araştırma ile ilköğretim birinci kademede ekrandan okumanın anlama üzerine etkisi belirlenmeye çalışılmıştır. Teknolojinin hızla ilerlemesiyle birlikte bilginin yayılmasında ve alınmasında internet, bilgisayar gibi araçların kullanılması bilgilerin ekran üzerinden okunmasını gerektirmektedir. Ekran üzerinden yapılan bu okuma şekli ekran okuma olarak tanımlanmaktadır. Bu araştırma deneme modellidir. Araştırma 2011-2012 eğitim-öğretim yılında birinci kademeye devam eden 5. sınıf öğrencilerine uygulanmıştır. Focus grup yöntemiyle belirlenen 4 metin, örneklemdeki 72 öğrenciden 36' sına basılı materyalden, 36' sına ekrandan okuma yaptırılmıştır. Metinlere ait sorulara verilen cevaplar 3 öğretmen tarafından değerlendirilmiştir. Yapılan t-testi sonuçlarına göre, ilköğretim 5. Sınıfta ekrandan okuma yapan öğrenciler ile basılı materyalden okuma yapan öğrencilerin okuduğunu anlama puanları arasında anlamlı bir fark bulunmaktadır. Bu konuda basılı materyalden okuma yapan öğrencilerin, ekran üzerinden okuma yapan öğrencilere göre daha başarılı olduğu söylenebilir. Random (rasgele) örneklemle seçilen 66 öğrencinin görüşme yöntemiyle ekrandan okumaya ilişkin görüşleri belirlenmeye çalışılmıştır. Öğrencilerin önemli bir kısmı ekrandan okuma yapmak istediklerini söylemişlerdir. Bunun sebebi olarak da ekrandan okumanın basılı materyalden okumaya göre daha zevkli ve eğlenceli olması şeklinde belirtmişlerdir. Bir kısmı ise ekrandan okuma yapmayı istemediklerini ifade etmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilerin çoğunluğu ekrandan okumanın basılı metinlere göre zevkli ve eğlenceli olduğunu söylemiştir. Ayrıca bu öğrencilerin çok az bir kısmı ise, dijital metinlerin okuma alışkanlığını olumlu etkilediğini, bilgiye daha kolay erişim sağlandığını ve bilgilerin daha kalıcı olduğunu belirtmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilerin tamamına yakını ekrandan okumanın zararını, sağlığı tehdit etmesi (göz sağlığı, baş ağrısı) olarak ifade etmiştir. Ayrıca bu öğrencilerin önemli bir kısmının okuma hızını yavaşlattığını, ders çalışma alışkanlığını olumsuz etkilediğini, okuma esnasında okuduğu yeri kaybettiğini belirtmiştir. Öğrencilerin çok az bir kısmının da ekrana bağımlı hale gelindiğini, okuma esnasında yorgunluk hissettiğini söylemiştir. Anahtar kelimeler: Okuma, ekran okuma, anlama
60-66 aylık iken ilkokula başlayan öğrencilerin okuma yazma beceri gelişimlerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, ilkokul birinci sınıfa 60-66 aylıkken başlayan öğrencilerin ikinci sınıfa devam ederken okuma ve yazma becerilerinin gelişim durumlarını belirlemektir. Araştırmada tarama modelinin tekniklerinden olan betimsel ve içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 60-66 aylıkken ilkokul birinci sınıfa başlayan ve 2013-2014 eğitim öğretim yılında ikinci sınıfa devam eden, Uşak ili merkez Atatürk İlkokulu ve Aybey İlkokulu'na kayıtlı 38 ilkokul ikinci sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak okuma metinleri, öğrencilerin okumalarının kayıt altına alındığı videolar, okuma metinlerine ilişkin sorular, öğrencilere yazdırılmak amacıyla belirlenmiş metinler, yanlış analiz envanteri, yazım kılavuzu ve çok boyutlu okunaklılık ölçeği kullanılmıştır. Okuma metinleri ve yazma metinleri Millî Eğitim Bakanlığı Talim Tebriye Kurulu Başkanlığı tarafından incelenmiş ve kullanılmakta olan ilkokul 2. sınıf ders kitaplarından seçilmiştir. Okuma metinlerine ilişkin sorular uzman görüşü alınarak araştırmacı tarafından hazırlanmıştır. Verilerin analizinde "aritmetik ortalama", "yüzde" ve "frekans" değerleri kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, ilkokul birinci sınıfa 60-66 aylıkken başlayan öğrencilerin ikinci sınıfa devam ederken okuma ve yazma becerilerinin olması gereken seviyeden daha geride olduğu tespit edilmiştir. Özellikle okuduğunu anlama ve okunaklı yazma boyutlarında seviyelerinin daha da düşük olduğu görülmüştür. İlkokul birinci sınıfın ikinci döneminde okuma ve yazma becerisinin kazanıldığı göz önünde bulundurularak araştırmanın sonuçları sorgulanmalıdır. Araştırmanın bu yönüyle alana ve uygulamalara katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: 60-66 aylık, ikinci sınıflar, okula başlama yaşı, okuma, yazma
Kesintili ve zorunlu (4 + 4 + 4) eğitim sisteminde okul yöneticileri ve öğretmenlerin mesleki tükenmişlik düzeylerinin belirlenmesi
Bu araştırma; kesintili ve zorunlu (4+4+4) eğitim sisteminin öğretmenlerin mesleki tükenmişlikleri üzerinde etkisini belirlemek ve öğretmenlerin tanımlayıcı özelliklerine göre tükenmişlik düzeylerini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Amaç doğrultusunda hazırlanan anket formu; 2013/2014 Eğitim öğretim yılında Uşak ilinde görev yapan 491 öğretmene uygulanmıştır. Anketlerden elde edilen veriler bilgisayar ortamında SPSS istatistik programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Verilerimizin analizinde normallik testi olarak Kolmogorov Smirnov testi kullanılmıştır. Normal dağılım gösteren gruplar için t testi ve tek yönlü varyans analizi, varyansların eşitliğini test etmekte Levene testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; Okul yöneticileri ve öğretmenlerin kesintili ve zorunlu (4+4+4) eğitim sistemine geçilmesi sonrasında düşük düzeyde duyarsızlaşma yaşadıkları, orta düzeyde duygusal tükenmişlik ve kişisel başarı boyutlarında tükenmişlik yaşadıkları sonuçlarına ulaşılmıştır. Ayrıca öğretmenlerin okuttukları sınıflara, branşlarına, alan değiştiren öğretmenlerin değiştirdikleri alanlara göre tükenmişlik düzeylerinde farklılaşma olmadığı, cinsiyet, yaş, kıdem, eğitim durumlarına göre tükenmişlik düzeylerinde farklılaşmaların olduğu belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Kesintili ve Zorunlu (4+4+4) Eğitim Sistemi, Tükenmişlik, Öğretmen
Dijital ve etkileşimli İngilizce öykülerin 5. sınıf öğrencilerinde okuduğunu anlamaya etkisinin araştırılması
Bu araştırma, İngilizce öyküleyici metinlerin okuma ortamlarının (basılı veya etkileşimli) anlamaya etkisini belirlemeyi amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda araştırmanın problem cümlesi; "Dijital ve etkileşimli İngilizce öykülerin 5. sınıf öğrencilerinde okuduğunu anlamaya etkisi nedir?" şeklinde belirlenmiştir. Araştırmada betimsel nitelikli tarama modeli kullanılmıştır. Birinci çalışma grubu olarak Kütahya ili Simav İlçesi Darıcı Ortaokulu, Kestel Ortaokulu ve Kınık Ortaokulu'nda 2014-2015 eğitim-öğretim yılında 5. sınıfta okuyan 57 öğrenci belirlenmiştir. Araştırmanın ikinci çalışma grubunu ise birinci çalışma grubu içerisinden rastgele örneklemle seçilen 20 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmada öncelikle içerik olarak birbirine en yakın 6 adet İngilizce öykü kitabı, 3 İngilizce öğretmeni ve 1 alan uzmanı ile belirlenmiştir. Metinlerle ilgili basit ve derin anlamaya dayalı 5 açık uçlu soru oluşturulmuştur. Öncelikle öğrencilere içerik bakımından benzer 3 farklı basılı öykü kitabı okutulmuştur. Metin okutulduktan sonra metinle ilgili hazırlanan anlama soruları, öğrencilere verilmiş ve öğrencilerden bu sorulara yazılı olarak cevap vermeleri istenmiştir. Daha sonra, yapılan bu uygulama içerik bakımından benzer 3 adet farklı etkileşimli öykü kitabı ile tekrarlanmıştır. Araştırmanın son kısmında öğrenciler ile görüşme yapılmış ve görüşmede öğrencilere 6 farklı soru sorulmuştur. Bu sorularla öğrencilerin etkileşimli kitaplara yönelik düşünceleri belirlenmeye çalışılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formundan elde edilen veriler betimsel analiz ve içerik analizi tekniği ile değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonuçlarını şu şekilde özetlemek mümkündür: Öğrencilerin etkileşimli kitaptan okuduğunu anlama puanları, basılı kitaptan okuduğunu anlama puanlarından istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğunu göstermektedir. Araştırmaya katılan öğrencilerin etkileşimli kitaplar ile ilgili düşünceleri temasına yönelik bulgular belirlenirken, "genel bakış açısı, tercihleri, dikkat çeken yönü ve sağlık açısı" ile ilgili kodlar ortaya çıkmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin çoğu etkileşimli kitapları beğendiğini belirtmektedir. Ayrıca öğrencilerin önemli bir çoğunluğu kitapların tamamının etkileşimli kitap olmasını istediğini belirtmektedir. Etkileşimli kitaplarda görseller, ses, tablete dokunmak, görsellerin hareket etmesi gibi özelliklerin dikkat çektiği görülmüştür. Araştırmaya katılan öğrencilerin çoğu etkileşimli kitap okurken sağlık açısından herhangi bir problem yaşamadığını belirtmektedir. Fakat gözünün veya elinin ağrıdığını belirten öğrenciler bulunmaktadır.
Üstel ve logaritmik fonksiyonlar konusunun dinamik geometri yazılımı geogebra ile öğretiminin öğrenci başarısına etkisi
Bu araştırmanın amacı, "Üstel ve Logaritmik Fonksiyonlar" konusunun dinamik geometri yazılımı olan GeoGebra ile öğretiminin 11. sınıf öğrenci başarısına etkisini incelemektir. Bu araştırmada, öntest, sontest kontrol gruplu yarı deneysel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Bu araştırma 2014-2015 eğitim öğretim yılı sonbahar döneminde, İstanbul ilinde 18'i deney 17'si kontrol grubu olmak üzere toplam 35 on birinci sınıf öğrencisi ile yürütülmüştür. Deney grubunda GeoGebra yazılımının kullanıldığı bilgisayar destekli öğretim, kontrol grubunda ise geleneksel öğretim gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak çoktan seçmeli 20 sorudan oluşan "Başarı Testi" kullanılmıştır. Deneysel işlem öncesi ve sonrasında gruplara başarı testi, öntest ve sontest olarak uygulanmıştır. Deneysel uygulama sonrası öğrenci görüşleri alınmıştır. Nicel veriler, SPSS-17.0 programı yardımıyla t-testi ve ANCOVA testi kullanılarak analiz edilmiştir. Nitel verilerin analizinde ise içerik analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, GeoGebra'nın kullanıldığı bilgisayar destekli öğretimin geleneksel öğretime göre öğrenci başarısını daha çok artırdığı saptanmıştır.
Yenilenen 3. ve 4. sınıf fen bilimleri öğretim programının öğretmen görüşlerine göre incelenmesi
İlköğretimdeki mihver derslerden biri olan Fen Bilimleri dersi programının amaçlarından biri bireylerin bilimsel bilgi ve becerilerini geliştirmek ve böylece toplumun gelişimsel ihtiyaçlarını karşılayarak çağa uyum sağlamaktır. Bunun için Fen Bilimleri öğretim programının canlı ve dinamik bir şekilde programını revize etmesi ve niteliği artırıcı çaba içerisinde bulunması gerekli ve zorunlu bir durumdur. Bu çalışmada, İlkokul Sınıf Öğretmenlerinin yenilenen 3. ve 4. Sınıf Fen Bilimleri Öğretim Programına Yönelik Görüşlerinin incelenmesi amaçlanmıştır.Çalışma grubunu 2014-2015 eğitim öğretim yılı bahar yarıyılında Şanlıurfa'da bulunan devlet ilkokullarında görev yapan 160 4. Sınıf, 163 3. Sınıf olmak üzere toplam 323 tane sınıf öğretmeni oluşturmuştur. Sınıf öğretmenlerine araştırmacı tarafından uygulanan anket ile Fen Bilimleri öğretim programının genel durumu, beceri ve kazanım, tema, etkinlik, ölçme-değerlendirme öğeleri belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma betimsel tarzda tarama modelinde bir çalışmadır. Değerlendirilen 323 anketten elde edilen veriler, bilgisayarda istatistik programı yardımıyla frekans, yüzde, ortalama kullanılarak çözümlenmiştir. Normal dağılım gösteren değişkenler için t-testi ve anova, normal dağılım göstermeyen değişkenler için Kruskal Wallis ve Mann Whitney-U testleri kullanılmıştır. Ölçeğin güvenilirlik katsayısı Cronbach alpha iç tutarlılık katsayısı kullanılarak hesaplanmış ve 0,949 bulunmuştur. Araştırma sonuçlarına göre, öğretmenler yenilenen 3. Sınıf fen bilimleri programını 4. Sınıf programına göre daha yetersiz ve öğrenci seviyesine uygun olmadığını belirtmişlerdir.
Ortaokul 6. sınıf öğrencilerinin sayıların ondalık gösterimi konusundaki kavram yanılgılarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ortaokul 6.sınıf öğrencilerinin sayıların ondalık gösterimi konusundaki bilgi düzeylerini ve kavram yanılgılarını belirlemektir. Araştırmada tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, 2014-2015 eğitim-öğretim yılında, İstanbul ili, Esenler ilçesinde bulunan üç farklı ortaokulda 6. sınıfta öğrenim gören toplam 200 öğrenci oluşturmaktadır. Veriler araştırmacı tarafından oluşturulan ve yazılı cevap gerektiren "Sayıların Ondalık Gösterimine İlişkin Kavram Yanılgısı Teşhis Testi" ile toplanmıştır. Ölçme aracının güvenirlik katsayısı 0.92 olarak hesaplanmıştır. Veriler, betimsel ve içerik analiz yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda öğrencilerin sayıların ondalık gösterimini okuma ve yazma, sayıları karşılaştırma, ondalık gösterim ile kesir ilişkisini kurma ve sayı doğrusunda göstermede kavram yanılgılarının olduğu belirlenmiştir. Ayrıca bu araştırma bazı öğrencilerin ondalık sayılarda toplama, çıkarma, çarpma, bölme, işlem sonucunu tahmin etme konularında kavram yanılgısına sahip olduklarını ve işlem hataları yaptıklarını göstermiştir.
Altı dakika yönteminin akıcı okumaya etkisi
Bu çalışma, Altı Dakika Yönteminin ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin sesli okuma hatalarının giderilmesine, akıcı okuma ve okuduğunu anlama becerilerinin geliştirilmesine etkisini araştırmak amacıyla yapılmıştır. Araştırma Türkiye'de Altı Dakika Yöntemi ile ilgili daha önce yapılan bir çalışmaya rastlanılmaması nedeniyle önemlidir. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden "eylem araştırması" ile desenlenmiştir. Eylem araştırması türlerinden ise "teknik/bilimsel/işbirlikçi" eylem araştırması kullanılmıştır. Çalışma grubunun oluşturulması için amaçlı örnekleme yöntemlerinden "benzeşik (homojen) örnekleme" yöntemi kullanılmıştır. Verilerin analizinde "içerik analizi" yönteminden faydalanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2013-2014 eğitim-öğretim yılı Konya ili merkez Selçuklu ilçesinde yer alan bir devlet okulunda öğrenim gören, altı ilkokul dördüncü sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Seçilen öğrenciler fiziksel ve zihinsel herhangi bir sorunu olmamasına rağmen sesli okuma güçlüğü yaşayan öğrencilerdir. Seçilen öğrencilere, Türkçe ders kitaplarında yer alan 4. sınıf "Uçurtma Yarışı", 3. sınıf "Eşek Arısının Başına Gelenler", 2. sınıf "Suya Düşen Su" ve 1. sınıf "Bizim Aile" isimli okuma metinleri okutturulmuştur. Öğrencilerin okumaları Yanlış Analizi Envanterine göre değerlendirilmiş ve okumadaki seviyelerinin 1. sınıf endişe düzeyinde olduğu belirlenmiştir. Okuma seviyeleri tespit edilen öğrencilere günde 2, haftada 6 saat olmak üzere toplam 72 saat "Altı Dakika Yöntemi" kullanılarak öğretim yapılmıştır. Öğretim 40 dakikalık dersler halinde, günlük 2 ders saati olacak şekilde gerçekleştirilmiştir. Öğretim 3 ay devam etmiş ve 72 saat sonucunda tamamlanmıştır. Öğretim için Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı tarafından onaylanmış, 2013-2014 eğitim-öğretim yılı Milli Eğitim Bakanlığı Türkçe ders kitaplarından seçilen, 10 adet metin kullanılmıştır. Çalışmanın uygulamaları çalışma grubunda yer alan öğrencilerin öğrenim gördükleri ilkokula yakın özel bir etüt merkezinde yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre öğrencilerin sesli okuma hatalarında önemli oranda azalma olduğu ve tüm öğrencilerin ilerleme kaydettikleri belirlenmiştir. Akıcı okumada öğrencilerin yüksek oranda endişe düzeyinden öğretim düzeyine ilerlediği hatta bazılarının serbest okuma düzeyine oldukça yaklaştığı tespit edilmiştir. Okuduğunu anlama becerilerinde ise endişe düzeyinden öğretim düzeyine ilerledikleri, birçok kez de serbest okuma düzeyine ulaştıkları görülmüştür. Altı Dakika Yönteminin öğrencilerin sesli okuma hatalarının sıklığını azalttığı, akıcı okuma becerilerini geliştirdiği ve anlama becerilerine de katkı yaptığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sesli Okuma, Sesli Okuma Hataları, Akıcı Okuma, Okuduğunu Anlama, Altı Dakika Yöntemi
3-6 yaş çocuklarına yönelik hazırlanan hikâye ve masal kitaplarındaki değerlerin incelenmesi
Bu araştırma 3-6 yaş çocuklarına yönelik hazırlanan hikâye ve masal kitaplarında hangi değerlere ne kadar yer verildiğini tespit etmeyi amaçlamıştır. Araştırmada nitel model ve bu modelin yöntemlerinden olan içerik analizi kullanılmıştır. Bu araştırmada iki farklı veri toplama aracından yararlanılmıştır. Bu araçlar, yarı yapılandırılmış görüşme formu, çocuk hikâyeleri ve masallarıdır. Araştırmanın çalışma grubunda 710 çocuk, 192 ebeveyn ve 50 öğretmen ile 52 adet hikâye ve masal kitabı yer almaktadır. Çocuk, ebeveyn ve öğretmenlerin tercihleri doğrultusunda belirlenen 52 adet hikâye ve masal kitabı içerik analizi tekniği ile incelenmiştir. Analizden önce kitaplarda yer alabileceği tahmin edilen 20 değer belirlenmiştir. Bu değerler UNESCO Değer Listesi, Yaşayan Değerler Listesi ve Rokeach'ın Değer Sınıflandırması arasından seçilmiştir. Çocukların hikâye ve masallarda geçen değerleri fark edip etmediklerini tespit etmek amacıyla 8 çocukla görüşme yapılmıştır. Görüşmelerde ilk önce içerisinde açık şekilde değerlere vurgu yapan bir hikâye ile dünya klasiklerinden olan bir masal seçilmiş ve 8 çocuğa tek tek önce hikâye, bir gün sonra ise masal okunmuştur. Her okunan kitabın ardından hikâye ve masalla ilgili açık uçlu sorular sorularak "Çocuklar hikâye ve masallarda geçen örtük ya da açık değerleri fark edebilmekte midir?" sorusuna cevap aranmıştır. Araştırma sonucunda; 3-6 yaşa yönelik hazırlanan hikâye ve masal kitaplarında en fazla mutluluk, en az ise barış, dayanışma, dürüstlük değerlerine yer verildiği, vatanseverlik değerine ise hiç yer verilmediği tespit edilmiştir. Kitaplarda nezaket, estetik, arkadaşlık, temizlik ve yardımseverlik değeri sıkça vurgulanırken, alçak gönüllülük, hoşgörü, misafirperverlik ve saygı değerleri oldukça az vurgulandığı görülmüştür. Çocukların ve ebeveynlerin tercih ettiği kitaplarda en fazla estetik değerine, öğretmenlerin tercih ettiği kitaplarda ise en fazla mutluluk değerine vurgu yapılmıştır. Araştırmanın diğer bir sonucuna göre; genel olarak çocuklar kendilerine okunan hikâye ve masaldaki açık değerleri kolaylıkla ifade ederken, örtük değerleri sorulan soru ve ipuçları sonucunda fark edebilmişlerdir. Araştırmaya katılan çocukların bazıları örtük değerleri hiç ifade edememiştir. Araştırmanın sonuçlarının, okul öncesi dönem olan 3-6 yaş çocukları için hazırlanacak masal ve hikâye kitaplarının içerikleri oluşturulurken yazarlara, kitap tercihlerinde öğretmen ve ebeveynlere katkı sağlaması beklenmektedir. Anahtar Kelimeler: Okul öncesinde değerler, çocuk kitapları, hikâye, masal
Sokratik sorgulama yöntemi ile sorumluluk değerinin öğretimi
İlkokul 1-3 sınıflar hayat bilgisi dersi öğretim programında ve 4-8 sınıflar sosyal bilgiler dersi öğretim programında öğrencilere kazandırılmak istenen sorumluluk değerinin altıncı sınıf öğrencileri tarafından nasıl algılandığı, öğrencilerde görülen sorumluluk türlerini belirlemek ve sorgulayarak bu değeri kalıcı hale getirmek bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Araştırma, nitel ve nicel verilerin ayni anda toplandığı karma yöntemle yapılmıştır. Araştırma verileri Ankara il merkezinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bir ortaokulda 75 öğrenci ile yapılmıştır. Bu araştırma kapsamında görüşme, gözlem, yarı deneysel desen uygulaması yapılmış, veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu, odak grup görüşmeleri, zihin haritası, metin yazma çalışması, resim çizme çalışması ve video kayıtları kullanılmıştır. Verilerin analizinde ise içerik analizi ve betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonunda öğrenciler sorumluluğu kendilerine başkaları tarafından (anne, baba, büyükler) verilen görevler olarak belirtmişlerdir. Yapılan odak grup görüşmelerinden sonra kendilerine verilen görev değil de yapmamız gereken işler olarak ifade etmişlerdir. Öğrencilerde görülen sorumluluk türleri yedi farklı boyutta toplanmıştır. Bu boyutlar; aileye karşı sorumluluklar, kişisel akademik sorumluluklar, kişisel sağlıklı olmak ile ilgili sorumluluklar, kişiler arası sorumluluklar, doğal çevreye karşı sorumluluklar, dini sorumluluklar, kamusal sorumluluklar. Uygulama öncesi, uygulama sonrası ve kalıcılık ile ilgili veriler incelendiğinde yaşantı oluşturularak sokratik sorgulamanın yapıldığı deney grubunun kişiler arası sorumluluk, çevreye karşı sorumluluk ve kamusal sorumluluklarının kontrol grubuna ve yalınız sokratik sorgulamanın yapıldığı gruba göre daha fazla gelişmiş olduğu gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Sosyal bilgiler, değer, değer eğitimi, sokratik sorgulama, sorumluluk.
Ortaokul 7. sınıf öğrencilerinin doğa bileşenlerine yönelik farkındalıklarının incelenmesi
Bu çalışmanın amacı ortaokul 7. sınıf öğrencilerinin doğayı oluşturan canlı ve cansız unsurlara yönelik farkındalık düzeylerini tespit etmek ve bu farkındalık düzeylerine cinsiyet, yaşanılan yer, çevre faaliyetlerine katılma durumu, anne ve baba eğitim seviyesi, aile gelir düzeyi gibi çeşitli değişkenlerin etkisini incelemektir. Araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmaya 2015-2016 eğitim- öğretim yılında Kütahya ili Merkez ilçesine bağlı kent ve kırsal kesimdeki okullarda öğrenim gören 427 öğrenci katılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak doğa farkındalık anketi kullanılmıştır. Bu anket üç bölümden oluşmuştur. Birinci bölümde kişisel bilgiler, ikinci bölümde 40 maddeden oluşan doğa farkındalık ölçeği, üçüncü bölümde ise görsellerden oluşan doğa farkındalık testi yer almıştır. Elde edilen verilerin analizi için frekans ve yüzde hesaplamaları ile bağımsız örneklem T testi ve varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgular sonucunda öğrencilerin doğa unsurlarına yönelik farkındalık düzeylerinin yeterli olmadığı görülmüştür. Öğrencilerin doğa unsurlarına yönelik farkındalık düzeylerine cinsiyetin ve çevre faaliyetlerine katılıp katılmama durumunun etkisinin olmadığı tespit edilmiştir. Kentsel bölgede yaşayan öğrencilerin doğa unsurlarına yönelik farkındalık düzeylerinin, kırsal kesimde yaşayan öğrencilerin doğa unsurlarına yönelik farkındalık düzeylerinden daha yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca anne ve baba eğitim seviyesi ile aile gelir düzeyi yüksek olan ailelerin çocuklarının doğa unsurlarına yönelik farkındalık düzeyinin daha fazla olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Doğanın bileşenleri, farkındalık, ortaokul öğrencileri
Ortaokul öğrencilerinin fene yönelik merak, motivasyon, ve akademik başarıları arasındaki ilişkilerin incelenmesi: bir yapısal eşitlik modellemesi
Bu araştırmanın amacı ortaokul öğrencilerinin fen dersine ilişkin başarı puanları, fene yönelik merak ve fen öğrenmeye yönelik motivasyonları arasındaki ilişkiyi çeşitli değişkenler açısından ortaya koymaktır. Bu bağlamda veri toplama araçları olarak öğrencilerin fen başarıları ve diğer demografik bilgilerini alabilmek için 'Demografik Bilgi Formu', ortaokul öğrencilerinin fene yönelik merak seviyelerini öğrenmek amacıyla 'Fen Merak Ölçeği', fen öğrenmeye yönelik motivasyonlarının seviyesini belirlemek amacıyla 'Fen Öğrenmeye Yönelik Motivasyon Ölçeği' kullanılmıştır. Çalışma grubunda Uşak ili merkezinde yer alan 10 ortaokul ve her okuldan ölçek uygulamaya müsait olan 5, 6, 7 ve 8. sınıf seviyelerinden birer şubeye ölçekler uygulanmıştır. Verilerin analiz SPSS 23 ve AMOS 24 paket programları ile yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, kız öğrencilerin erkek öğrencilere oranla fen bilgisi dersine daha meraklı ve fen öğrenmeye yönelik motivasyon seviyeleri daha yüksek bulunmuştur. Öğrencilerin sınıf seviyeleri yükseldikçe genel olarak fen dersine ilişkin başarı puanları, merak ve motivasyon düzeyleri de azalmaktadır. Buna ek olarak anne ve baba eğitim durumları yükseldikçe öğrencilerin fen dersine ilişkin başarı puanları ve fen öğrenmeye yönelik motivasyonları da yükselmektedir. Elde edilen yapısal eşitlik modeline göre motivasyon merak ve fen notunu anlamlı ve pozitif yönde yordarken, merak fen notunu anlamlı ve negatif yönde yordamaktadır.
İlkokulda İngilizce öğretiminin öğretmen görüşlerine göre incelenmesi
Bu araştırmada betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Betimsel yöntem olayların, objelerin, varlıkların, kurumların, grupların ve çeşitli alanların ne olduğunu betimlemeye ve açıklamaya çalışır. Araştırmanın evreninde; Şanlıurfa ili merkez ilçesi Eyyübiye ve Birecik ilçesinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okullarda 2014-2015 Eğitim Öğretim Yılında görevli 1654 sınıf öğretmeni ve 71 İngilizce öğretmeni olmak üzere 1725 öğretmen yer almıştır. Araştırmanın örneklemini 286 sınıf öğretmeni ve 71 İngilizce öğretmeni olmak üzere 357 öğretmen oluşturmuştur. İlkokuldaki İngilizce öğretimi ile ilgili öğretmen görüşleri arasındaki farkı belirlemek için t testi, ANOVA (F) ve regresyon analizi kullanılmıştır. Temel Bileşenler analizi sonucunda yapısal sorunlar, kazanım elde etme, etkileşim sağlama, seviye oluşturma ve öğretim boyutu oluşmuştur. Araştırmanın alpha güvenirlik değeri ,723 KMO (Kaiser Maier Olkin) değeri de ,85 olarak bulunmuştur. İlkokuldaki İngilizce öğretimin beş boyutu toplam varyansın %62'sini açıklamıştır. Anketin beş farklı boyutu arasındaki ilişkiler incelendiğinde, ilkokulda İngilizce öğretiminde yapısal sorunlar ve kazanım elde etme boyutları arasında negatif bir ilişki olduğu görülmüştür. İlkokullarda İngilizce öğretiminde yapısal sorunlar arttığında, öğrencilerin kazanım elde etme düzeyleri azalmıştır. Yapısal sorunlar boyutu ile etkileşim sağlama, seviye oluşturma ve öğretim boyutları arasında anlamlı ilişkiler olduğu saptanmıştır. Yapısal sorunlar arttıkça, etkileşimsel sorunlar, seviye oluşturmaya yönelik sorunlar ve öğretime yönelik sorunlar da artmıştır. Öğrenciler, ilkokullarda İngilizce öğretiminde kazanım elde ettikçe, etkileşim sağlamada, seviyeye oluşturmada da olumlu gelişmeler olmuştur. Etkileşim sağlamanın seviye oluşturma ve öğretim boyutlarıyla ilişkisi bulunamamıştır. Seviye oluşturma boyutunun yalnızca yapısal sorunlar boyutu ile ilişkisinin olduğu ortaya çıkarılmıştır. Öğretim boyutunun da yalnızca yapısal sorunlar boyutu ile ilişkisinin olduğu görülmüştür. Etkileşim sağlama, seviye oluşturma ve öğretim etkili yapıldığında ve ilkokullardaki İngilizce öğretiminde öğrencilerin kazanımları arttıkça, yapısal sorunlar azalmıştır. Anahtar Kelimeler: İlkokul, İngilizce Öğretimi, İngilizce Programı, Normal Öğretim, Birleştirilmiş Sınıf Öğretimi
Ortaokullarda demokrasi kavramının kazandırılmasında demokrasi eğitimi ve okul meclisleri uygulamasının etkisi (İzmir ili örneği)
Bu araştırma, ortaokullarda demokrasi eğitiminin ve okul meclisi projesinin demokrasi kavramının kazandırılmasına etkisini ortaya koymak amacı ile yapılmıştır. Araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmanın evrenini İzmir ili oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini İzmir ili Menemen ilçesinden rastgele seçilen 2 devlet okulu ve 3 özel okulda öğrenim gören 8.sınıf öğrencileri ve sosyal bilgiler öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında yer alan 8. Sınıf öğrencilerine demokrasi kazanımlarını ölçmeye yönelik, Özdemir (2009) tarafından geliştirilen, 53 sorudan oluşan likert tipi anket uygulanmıştır. Anket toplam 402 öğrenciye uygulanmış ancak 287 anket değerlendirmeye alınmış, 115 anket eksik ve yanlış cevaplandırma yapıldığı için değerlendirmeye katılmamıştır. Uygulanan anket iki bölümden oluşmakta olup, birinci bölümde kişisel bilgiler, ikinci bölümde ise Demokrasi Eğitimi ve Okul Meclisleri Projesi ile elde ettikleri kazanımları ölçmeye yönelik sorular yer almaktadır. Araştırma kapsamında yer alan ikinci örneklem grubu sosyal bilgiler öğretmenlerine DEOMP ve Demokrasi Eğitimi üzerine görüşlerinin tespit edilmesi amacı ile 5 sorudan oluşan açık uçlu yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmıştır. Uygulanan likert tipi anket SPSS 21 programı ile analiz edilmiş, sosyal bilgiler öğretmenlerine uygulanan açık uçlu görüşme formu içerik analizi yapılarak değerlendirilmiştir. Çalışma neticesinde elde edilen verilen değerlendirildiğinde Demokrasi Eğitimi ve Okul Meclisleri Projesinin öğrencilerde hedeflenen yerleşik demokrasi kültürü kazandırmada etkili olduğu sonucuna varılmıştır. Bazı değişkenlere göre öğrencilerin sorulara verdikleri cevaplar analiz edilmiş. Cinsiyet değişkenine göre öğrencilerin bazı sorulara verdikleri cevaplarda anlamlı farklılık bulunmuştur. Babanın eğitim durumu değişkenine göre anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Annenin eğitim durumu değişkenine göre öğrencilerin bazı sorulara verdikleri cevaplarda anlamlı farklılık bulunmuştur. Ailenin aylık geliri ve okul türü değişkenine göre de öğrencilerin sorulara verdikleri cevaplarda anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Araştırma kapsamında yapılan tüm çalışmalar ve değerlendirmeler sonucu DEOMP'UN demokrasi eğitiminde yararlı olduğu sonucuna varılmıştır. Demokrasi Eğitimi ve Okul Meclisleri Projesinin uygulama noktasındaki aksaklıkları giderilerek ve geliştirilerek uygulamaya devam edilmesi önerisi getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Demokrasi Eğitimi, Okul Meclisleri, Proje
Sosyal bilgiler derslerinde bir öğrenme ve öğretme yöntemi olarak sözlü tarih
Türkiye'de 1990'lı yıllardan itibaren tanınmaya başlamıştır. Ayrıca dünyada eğitim alanında yoğun bir şekilde kullanılmasına rağmen Türkiye'de 2005 yılında öğretim programlarının yapılandırmacı yaklaşıma göre düzenlenmesinden sonra eğitim alanında çalışmalar yapılmıştır. Öte yandan 2005 Sosyal Bilgiler Öğretim Programı'nda sözlü tarih bir yöntem olarak önerilmiş ve faydalarından bahsedilmiştir. Ancak sözlü tarih çalışmalarının nasıl yapılacağına dair örneklere, yönerge ya da kılavuza yer verilmemiş, aynı zamanda herhangi bir kaynağa da atıfta bulunulmamıştır. Benzer şekilde konuyla ilgili yapılan çalışmalarda da sözlü tarihin yararlarına, önemine ve özelliklerine değinilmesine rağmen öğretmenlere rehber olacak bir yönerge, kılavuz ya da sözlü tarihin kullanımına dair örnek uygulamaların önerilmediği görülmüştür. Buradan hareketle bu tezin amacı, sosyal bilgiler derslerinde bir öğrenme ve öğretme yöntemi olarak sözlü tarihin uygulamasını yapmak, uygulama ilkelerini belirlemek, yapılan çalışmalarla ilgili olarak öğrencilerin ve sosyal bilgiler öğretmeninin görüşlerini ortaya çıkarmak ve bu tecrübelerden yararlanarak sosyal bilgiler ve tarih öğretmenlerinin kullanabileceği bir Sözlü Tarih Uygulama Kılavuzu hazırlamak olarak tayin edilmiştir. Pilot Uygulama ve Asıl Uygulama aşamalarını içeren bu tez çalışması kapsamında öğrenciler, Asıl Uygulama sürecinde 2005 6. Sınıf Sosyal Bilgiler Öğretim Programı'nda yer alan Elektronik Yüzyıl ünitesinin "İlerlemenin Sonu Yok" adlı konu üzerine sözlü tarih çalışmaları yapmıştır. Çalışma, nitel araştırma yöntemlerinden keşfedici araştırma modeline göre yapılmıştır. Amaçlı örneklem tekniklerinden kolay ulaşılabilir örneklem tekniğine göre seçilen çalışma grubunu 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Uşak ili Merkez İlçesi Karaağaç Ortaokulu'nda öğrenim gören 20 (13 kız, 7 erkek) 6. sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Çalışmada veri üretmek için tamamı araştırmacı tarafından hazırlanan Veli Bilgilendirme Formu, Odak Grup Görüşme Formu, Öğretmen Görüşmesi Formu, Öğrencilerin Sözlü Tarih Raporları, Öğrencilerin Sözlü Tarih Çalışmasını Değerlendirme Formu ve Araştırmacı (Gözlem) Notları kullanılmıştır. Toplanan veriler hem betimsel olarak değerlendirilmiş hem de içerik analizine tabii tutulmuştur. Değerlendirmeler sonunda öğrencilerin görüşme tekniklerini öğrendikleri, görüşmelerini analiz etmeyi, yorumlamayı, sözlü tarih raporu yazmayı öğrendikleri ve sorumluluk bilinçlerinin geliştiği görülmüştür. Bununla birlikte hem öğrenciler hem de sosyal bilgiler öğretmeni sözlü tarihi yararlı bir öğrenme ve öğretme yöntemi olduğunu gördükleri tespit edilmiştir. Ayrıca çalışmaya katılan öğrenciler, sözlü tarih çalışmasında bulunmaktan keyif almalarına rağmen sürecin daha kısa olması gerektiğine vurgu yapmışlardır. Bunlarla birlikte sözlü tarih çalışması, öğrencilerin iletişim becerilerini geliştirmekle birlikte sözlü tarih raporu yazma, kaygıları yenme ve özgüven kazanma, değişim ve sürekliliği algılama yaşanılan şehrin yerel tarihin öğrenme gibi önemli katkıları olmuştur. Benzer şekilde sosyal bilgiler öğretmeni de sözlü tarihin etkili bir yöntem olduğunu, öğrencilerin iletişim becerilerini, bilimsel araştırma yapma, sorumluluk alma, birlikte öğrenme ve proje yapma gibi becerileri kazandıklarını gözlemiştir. Bunun yanı sıra sözlü tarihin öğretimi sırasında öğretmenlerin öğrencilere sürekli olarak rehberlik etmesi ve ailelerle iyi bir iletişim kurmasının gerekliliği ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak bu tecrübeler ve görüşler birleştirilerek sosyal bilgiler ve tarih öğretmenleri için "Sözlü Tarih Uygulama Kılavuzu" hazırlanmış ve ekte sunulmuştur.
Bağlam temelli kelime öğretimi yönteminin kelime kazanımına katkısı
Bu araştırma, bağlam temelli kelime öğretimi yönteminin ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin kelime kazanımlarına katkısını tespit etmeyi amaçlamıştır. Araştırmada nitel destekli nicel bir model kullanılmıştır. "Öntest-sontest kontrol gruplu deneysel" desen kullanıldığı için nicel olan bu çalışma, görüşme tekniğinin de kullanıldığı nitel bir yöntemle desteklenmiştir. Araştırmada üç farklı veri toplama aracından yararlanılmıştır. Bu araçlar: Öntest ve sontest-kalıcılık testi verilerini toplamak amacıyla araştırmacı ve iki alan uzmanı tarafından geliştirilen, öğrencilerin hedef kelimeleri cümle içinde kullanmalarını gerektiren üçlü likert form ve ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin bağlam temelli kelime öğretimi yöntemi hakkındaki düşüncelerini tespit etmeyi amaçlayan ve açık uçlu sorulardan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formudur. Araştırmada iki farklı çalışma grubu ile çalışılmıştır: Birinci çalışma grubunu 2016-2017 Eğitim-Öğretim yılında Aydın ili Germencik/Ortaklar Mehmet Hüseyin Öncel İlkokulu'nda dördüncü sınıfta öğrenim gören ve uygun örnekleme yöntemi ile seçilen 25 deney grubu ve 25 kontrol grubu olmak üzere toplam 50 öğrenci oluşturmaktadır. İkinci çalışma grubunu ise bağlam temelli kelime öğretimi yöntemi ile ilgili görüşme yapılan deney grubundan 25 öğrenci oluşturmaktadır. Deney ve kontrol grupları oluşturulduktan sonra tüm gruplara öntestler uygulanmıştır. Öntestler uygulandıktan dört hafta sonra, hedef kelimeler kontrol grubuna kelimenin anlamını sözlükten bulup yazdırarak verilirken, deney grubuna ise hedef kelimeler "Bağlam temelli kelime öğretimi yöntemi" ile verilmiştir. Uygulama, farklı gün ve farklı zaman dilimlerinde toplam 10 ders saatinde yapılmıştır. Kelime öğretimi uygulamaları bittikten dört hafta sonra, aynı gruplara aynı ölçme araçları ile sontestler uygulanarak, öntest ve sontestlerden elde edilen veriler karşılaştırılarak bağımlı örneklemler t-testi ile analiz edilmiştir. Öğrenilen kelimelerin kalıcılığını ölçmek amacıyla, sontestin uygulanmasından sonra aradan geçen dört haftanın ardından, deney grubu öğrencilerine daha önce sontest olarak uygulanan veri toplama aracı tekrar uygulanmıştır. Kalıcılık testi verileri pearson momentler çarpımı korelasyonu ile analiz edilmiştir.Son olarak, deney grubu öğrencilerine bağlam temelli kelime öğretimi yöntemi ile ilgili düşüncelerini öğrenmek amacıyla yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmıştır. Görüşme formundan elde edilen veriler tematik kodlama tekniği ile yorumlanmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre, bağlam temelli kelime öğretimi yönteminin kelimenin anlamını sözlükten bulup anlamını yazarak yapılan kelime öğretiminden daha başarılı olduğu tespit edilmiştir. Bağlam temelli kelime öğretimi yönteminin öğrencilerin kelime kazanımlarına ve kelimelerin kalıcılığına katkısının olduğu, öğrencilerin bu yöntemi eğlenceli, zevkli, farklı bularak bu yöntemden hoşlandıkları ve bu yöntemle kelime öğrenmeye devam etmek istedikleri sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuç, ileride hazırlanacak olan Türkçe öğretim programlarında "Söz Varlığını Geliştirme" başlığındaki kazanımları düzenlemeye yardımcı olarak basılacak olan Türkçe ders kitaplarında ve tasarlanacak çeşitli öğretim materyallerinde, bağlam temelli kelime öğretimi yönteminin yer almasını sağlayacaktır. Ayrıca bu alanın uygulayıcısı olan öğretmenlere kelime öğretimi çalışmalarında bağlamdan yararlanılması konusunda fikir sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Kelime Öğretimi, Kelime Hazinesi, Bağlam Temelli Kelime Öğretimi.
Fen öğretimi laboratuvar uygulamaları dersinde probleme dayalı öğrenme yönteminin kullanılmasının öğretmen adayları üzerindeki etkilerinin incelenmesi
Bu araştırmada probleme dayalı öğrenme yönteminin "Fen öğretimi laboratuvar uygulamaları I-II" dersinde kullanılmasının öğretmen adaylarının kavramsal anlama düzeylerine, problem çözme becerilerine ve yaratıcılıklarına ilişkin algıları üzerindeki etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın yöntemi öntest-sontest kontrol gruplu yarı deneysel desendir. Araştırmanın uygulamaları iki ayrı sınıfta yürütülmüştür. Deney grubunda dersler probleme dayalı öğrenme ve deney tasarlama uygulamaları ile gerçekleştirilirken; kontrol grubunda dersler sadece deney tekniği ve deney tasarlama uygulamaları ile yürütülmüştür. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Kavramsal Anlama Testi", "Yetişkinler için problem çözme becerileri", "Ne kadar yaratıcısınız?" ölçeği ve probleme dayalı öğrenme yöntemine ilişkin öğretmen adaylarının görüşlerini belirlemeye yönelik yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre probleme dayalı öğrenme yönteminin ve deney tasarlama uygulamalarının deney grubundaki öğretmen adaylarının kavramsal anlama düzeylerini ve yaratıcılıklarına ilişkin algılarını kontrol grubundaki öğretmen adaylarına göre anlamlı düzeyde ve olumlu yönde geliştirdiği söylenebilir.
İlköğretim öğrencilerin problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerileri ve sosyal bilgiler dersi akademik başarıları
Bu araştırmanın amacı, ilköğretim öğrencilerinin problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerileri ile sosyal bilgiler dersinden elde ettikleri akademik başarı puanları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmada nicel araştırma yöntemi tarama modellerinden tekil tarama kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Afyonkarahisar ili merkezindeki ortaokullarında öğrenim görmekte olan ilköğretim öğrencileri oluşturmaktadır. Örneklemini Afyonkarahisar ilindeki 5 ayrı ortaokulda 2016-2017 eğitim-öğretim yılında öğrenim gören 7. sınıf öğrencisi 156 kız, 149 erkek toplam 305 öğrenci oluşturmaktadır. Öğrencilerin problem çözmeye dayalı yansıtıcı düşünme becerileri, sosyal bilgiler dersindeki akademik başarıları ile bazı değişkenlere göre incelenmiştir. Değişkenler; cinsiyet, kardeş sayısı, yetişme yeri, kitap okuma alışkanlığı, anne-baba mesleği, ailenin sosyo-ekonomik durumu ve anne-baba eğitim durumudur. Veri toplama aracı olarak, Kızılkaya ve Aşkar (2009) tarafından geliştirilen "Problem Çözmeye Yönelik Yansıtıcı Düşünme Ölçeği" kullanılmıştır. İki bağımsız grup arasındaki verilerin incelenmesinde t-testi, ikiden fazla bağımsız grup arasındaki verilerin analizinde ise tek yönlü (one way) Anova testi kullanılmıştır. Öğrencilerin cinsiyet, kitap okuma alışkanlığı ve karne notlarına göre anlamlı fark bulunurken diğer değişkenlerde anlamlı bir fark bulunamamıştır.
7. sınıf sosyal bilgiler ders kitabının görsel-metin ilişkisi açısından incelenmesi
Bu araştırmada; MEB'e bağlı ortaokullarda okutulmakta olan 7. Sınıf Sosyal Bilgiler Ders kitabının görsel-metin ilişkisi açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın alt problemlerini; "Görsel Öğenin Metinle Bütünlük Oluşturması", "Görsel Öğe ve İçeriğin Öğrenci Düzeyine Uygunluğu", "Konu Başlığı-Görsel Öğeler Uyumu", "Metin Ana Fikri-Görsel Öğeler Uyumu" ve "Metindeki Görsel Çeşitlilik" oluşturmaktadır. 7. Sınıf Sosyal Bilgiler Ders kitabının görsel-metin ilişkisi açısından incelenmesini amaçlayan metin incelenmesine dayalı doküman incelemesidir Bu araştırma da nicel araştırma yöntemine uygun olarak da kullanılan doküman analizi yapılmıştır. Araştırma sürecinde çalışmanın amacına yönelik mevcut çalışmalar incelenmiş, gerekli bilgiler not edilmiş ve bu bilgilerden yola çıkılarak değerlendirme işlemi yapılmıştır. Araştırma verileri, 7. sınıf sosyal bilgiler ders kitabında yer alan ünitelerdeki tüm alt konu başlıkları değerlendirme ölçeğine yerleştirilmiştir. Ünite konuları ve alt başlıkları ölçekte yer alan "Evet", "Hayır", "Kısmen" derecelerinden oluşan tablolar aracılığıyla toplanmıştır. Araştırma sonucunda 7. Sınıf sosyal bilgiler ders kitabının görsel açıdan çeşitlendirilebileceği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Eğitim, İçerik, Sosyal Bilgiler, Ders Kitabı, Görsel Elemanlar
Sosyal bilgiler dersinde yer alan tarih konularının öğretiminde drama kullanımı: Bir eylem araştırması
Eğitim politikaları zamanla değişim göstermektedir. Günümüz eğitim anlayışında geleneksel öğretim yöntemleri yerini öğrencinin eğitim-öğretim sürecinde daha aktif olduğu, kendisini daha iyi ifade edebildiği yöntem ve tekniklere bırakmıştır. Drama, öğrencinin eğitim-öğretim sürecinde etkin şekilde katılımını sağlayan, öğretimi daha etkili kılan yöntemlerden biridir. Okulun en büyük amaçlarından biri öğrencinin akademik başarısını arttırmaktır. Ancak son yıllarda bunun yanında öğrencinin sosyalleşmesi, bilgilerinin günlük yaşamla ilişkilendirilmesi, öğretim faaliyetlerinin bireysel farklılıklara göre düzenlenmesi gibi kavramlar oldukça önem kazanmıştır. Çağdaş eğitim anlayışına göre, öğrenilen bilgileri kalıcı hale getirmek, bunların günlük hayata aktarılması ve hayatta etkin olarak kullanılması eğitimin etkililiğini göstermektedir. Drama yöntemi birçok araştırmacı tarafından bu amaca hizmet eden en etkili öğretim yöntemlerinden biri olarak görülmekte ve yine bu araştırmacılar tarafından bütün eğitim kademelerinde bu yönteme yer verilmesi gerekliliği belirtilmektedir. Milli Eğitim Bakanlığının hazırladığı öğretmen kılavuz kitaplarında da drama yöntemine sık sık yer verdiği görülmektedir. Drama yöntemi, birçok soyut kavramın bulunduğu sosyal bilgiler dersinde ders başarısını arttırma konusunda önemli bir etkiye sahiptir. İstediğimiz zaman veya istediğimiz her an sosyal hayattaki olayları drama ile yeniden canlandırmak mümkündür. Ayrıca bu yöntem öğrencilerin düşünme, değerlendirme, algılama, dinleme ve konuşma yetenekleri üzerinde olumlu etkilere sahiptir. Drama, öğrencilere sosyal bilgiler dersini sevdirme ve öğrencilerin derse katılımlarını arttırma açısından da büyük bir öneme sahiptir. Araştırma kapsamında sosyal bilgiler dersinde yer alan tarih konularının öğretiminde birçok ders etkinliği ile dramanın bir yöntem olarak öğrenci başarı ve tutumuna olan etkisi, drama kullanımının etkililiği, öğretim sürecine olan katkısı ve sosyal bilgiler dersi öğretimi açısından önemi saptanmaya çalışılmıştır. Bu çalışmada, 6.sınıf sosyal bilgiler dersinde yer alan tarih konularında drama yönteminin kullanımı ile ilgili bir eylem araştırması uygulanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu İzmir ilinin Torbalı ilçesinde yer alan bir devlet okulunda öğrenim gören 6.sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışma grubuna, öğrenci velileri ve okulun diğer sosyal bilgiler öğretmenleri de dahil edilmiştir. Veriler, ön algı anketi - son algı anketi, drama çalışması değerlendirme formları, öğrenci günlüğü, araştırmacı günlüğü, görüşme formları, veli görüşme formu, video ve ses kayıtları /fotoğraflar ve öğrenci yapımı ürünler aracılığıyla temin edilmiştir. Araştırmada drama yöntemi ile işlenen derslerin uygulama süreci, verimliliği, öğrenci üzerindeki etkileri incelenmiştir. Araştırma sonucunda veriler ışığında drama yönteminin sosyal bilgiler dersinde tarih konularının öğretiminde verimli ve etkili olduğu görülmüştür. Bununla birlikte öğrencilerin ve öğrenci velilerinin de drama yöntemi ile ilgili olumlu görüş ve tutuma sahip oldukları saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Sosyal Bilgiler Dersi, Tarih, Drama
İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin yazılı anlatımlarındaki aktif kelime servetinin belirlenmesi
Bu çalışmada, Siirt ilinin Kurtalan ilçesi merkez ilkokullarında öğrenim gören 4. Sınıf öğrencilerinin yazılı anlatımlarında kullandıkları aktif kelime servetini çeşitli değişkenler açısından incelemek amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, kelime servetinin öğrencilerin cinsiyet, okul öncesi eğitimi alıp-almama durumu, ailenin sosyo- ekonomik gelir düzeyi ve eğitim yapısı, kardeş sayısı, kitap okuma alışkanlığı, bir ayda okunan kitap sayfa sayısı, internette vakit geçirme ve yazışma durumu, gönüllü yazma sıklığı gibi değişkenlere göre istatistiksel olarak anlamlı fark oluşturup oluşturulmadığına bakılmıştır.Çalışmada Siirt ilinin Kurtalan ilçesi merkez okulları arasından öğrenci başarısı yüksek olan iki okul seçilmiştir. 133 öğrencinin (73 kız ve 60 erkek) otobiyografi, anı ve serbest konu türünde yazılı kâğıtları incelenmiştir. Üç farklı anlatım türü birinci ve ikinci dönem olmak üzere altı oturumda gerçekleştirilmiş, 798 adet yazılı veri değerlendirilmiştir. Toplanan veriler cinsiyet, sözcük ve yazı türlerine göre tek tek okunarak taranmış "Microsoft Excel" programı kullanarak bilgisayar ortamına aktarılmıştır. Çalışma grubunu oluşturan öğrencileri tanımak ve kelime servetiyle ilişkilendirmek amacıyla kişisel bilgi formu kullanılmıştır. SPSS Bilgisayar Paket Programı kullanılarak değişkenlerin özelliklerine uygun istatistikî analiz teknikleri uygulanmıştır. Çalışmada şu sonuçlara ulaşılmıştır: 133 öğrencinin yazdığı toplam 798 yazılı dokümanda toplam 22316 kelime kullanıldığı bu çalışmanın birinci uygulamasında 12850 kelime, ikinci uygulamasında ise 9466 kelime tespit edilmiştir. Kelime ortalamasının yüksek ve düşük olduğu türler sırasıyla anı ve otobiyografidir. Kız öğrenciler ve erkek öğrenciler ortalama kelime serveti bakımından karşılaştırıldığında kız öğrencilerin, erkek öğrencilere göre daha başarılı olduğu görülmektedir. Kelime servetinin anne ve baba öğrenim düzeyine göre farklılık gösterdiği anlatım türü anıda belirlenmiştir. Kelime servetinin kardeş sayısına göre farklılaşması otobiyografi türünde tespit edilmiştir. Çalışma grubunu oluşturan öğrencilerin kelime serveti bir ayda okunan kitap sayfa sayısı ve interneti kullanma sıklığı değişkenlerine göre anlamlı farklılık sadece serbest konulu yazı türünde görülmüştür. 4.sınıf öğrencilerin kelime serveti okul öncesi eğitim alıp –almama durumu, aylık gelir, anne ve baba meslek grubu, kitap okuma sıklığı ve internette yazma sıklığı değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir.
Öğrenme güçlüğü yaşayan öğrencilerle ilgili aile görüşlerinin incelenmesi
Öğrenme güçlüğü, Türkiye'de öğrenme öğretme sürecinde adı sıklıkla duyulmasına rağmen kavram yanılgılarının olduğu ve yeterince bilinmeyen bir özel eğitim alanıdır. Bu araştırmada aile görüşlerine göre ilkokulda öğrenme güçlüğü yaşayan öğrencilerin karşılaştıkları sorunların incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırmada betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden iç içe geçmiş tek durum deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2016-2017 öğretim yılında İstanbul ilinin Küçükçekmece ve Avcılar ilçelerinde ilkokulda öğrenim gören, öğrenme güçlüğü tanısı almış 15 öğrencinin ailesi oluşturmuştur. Bu araştırmanın verileri, çalışma grubunda yer alan öğrenme güçlüğü yaşayan öğrencilerin aileleri ile yapılan yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile elde edilmiştir. Öğrenme güçlüğü yaşayan öğrencilerin tanılama sürecinin sınıf öğretmeninin fark etmesiyle başladığı tespit edilmiştir. Öğrenme güçlüğü yaşayan öğrencilere mevzuattan ve tanılama sürecinden kaynaklanan sorunlar nedeniyle üst sınıflarda "Öğrenme Güçlüğü" tanısı konulabildiği belirlenmiştir. Bu öğrencilerin en çok okuma yazma alanında öğrenme güçlüğü yaşadığı tespit edilmiştir. Öğrenme güçlüğü yaşayan öğrencilerin öğretmenlerinin bireyselleştirilmiş eğitim programı hazırlamadığı görülmüştür. Okul idaresi ve rehberlik servisinin mevzuatta yer alan rutin uygulamaların dışında sorunun çözümüne yönelik bir çalışma yapmadıkları belirlenmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı'nın tanılama sistemindeki modülden kaynaklanan nedenlerle öğrenme güçlüğü yaşayan bazı öğrencilere " Hafif Düzeyde Zihinsel Yetersizlik" tanısı konulduğu belirlenmiştir. Öğrenme güçlüğü yaşayan öğrencilerin, öğretmen ve arkadaşları tarafından sosyal kabulünün gerçekleştiği görülmüştür. Aynı sınıfta öğrenim gören ve çocuğu öğrenme güçlüğü yaşamayan veliler tarafından ise sosyal yalıtıma maruz kaldığı tespit edilmiştir. Sınıf öğretmenleri, okul öncesi öğretmenleri ve ailelerin öğrenme güçlüğüne yönelik farkındalıklarının artırılması ve bilgilendirilmesi önerilmiştir.
Dördüncü sınıf öğrencilerinin sosyal becerilerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin sosyal becerilerini cinsiyet, şehir veya köyde öğrenim görme durumu, anne ve baba eğitim durumu, kardeş sayısı, doğum sırası, evde birlikte yaşadığı kişiler tarafından sevilme algısı, sınıf öğretmeni tarafından sevilme algısı, okulda sosyal etkinliklere katılma durumu, günlük televizyon izleme süresi, günlük internet veya bilgisayar kullanma süresi, evde veya okulda olumlu davranışlarda bulunduğunda ödüllendirilme durumu ve akademik başarı gibi değişkenlere göre incelemektir. Araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Basit seçkisiz örnekleme yöntemiyle şehir merkezinde 416, şehir merkezine bağlı köylerde ise 124 öğrenciye ulaşılarak Sosyal Beceri Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu uygulanmıştır. Araştırmada kullanılan Sosyal Beceri Ölçeği Kocayörük (2000) tarafından geliştirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, şehirde ve köyde öğrenim gören dördüncü sınıf öğrencilerinin sosyal beceri düzeylerinin yüksek olduğu görülmüştür. Araştırmada cinsiyet, şehir veya köyde öğrenim görme durumu, evde birlikte yaşadığı kişiler tarafından sevilme algısı, sınıf öğretmeni tarafından sevilme algısı, okulda sosyal etkinliklere katılma durumu, evde veya okulda olumlu davranışlarda bulunulduğunda ödüllendirilme durumu, günlük televizyon izleme süresi, günlük internet veya bilgisayar kullanma süresi gibi değişkenler ile sosyal beceri puanları arasında anlamlı farklılık görülmüştür. Anne ve babanın eğitim durumu, kardeş sayısı ve doğum sırası gibi değişkenler ile sosyal beceri puanları arasında anlamlı farklılık bulunmamıştır. Öğrencilerin sosyal beceri düzeyleriyle Türkçe, Matematik, Fen Bilimleri, Sosyal Bilgiler, Müzik, Görsel Sanatlar, Oyun ve Fiziki Etkinlikler Dersi akademik başarıları arasında istatistiksel açıdan pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür.
Sosyal bilgiler dersinde tartışmalı konuların öğretimi ile ilgili öğrenci görüşleri
Bu araştırmanın amacı, ortaokul 7. sınıf öğrencilerinin tartışmalı konular hakkındaki görüşlerinin belirlenmesidir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Manisa ilindeki ortaokullarda okuyan öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi, Manisa ili Demirci ilçe merkezinde bulunan toplam 5 adet devlet ortaokulunun 7. sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır. Araştırma anketinin yapım aşamasında tartışmalı konulardan oluşan madde havuzu oluşturulmuş, uzman görüşleri doğrultusunda 5'li likert tipinde 20 madde olarak son halini almıştır. Anket 203 öğrenciye uygulanmış, uygulamadan elde edilen veriler SPSS 22 programına girilmiş ve analiz edilmiştir. Ankette yer alan bütün maddelerin aritmetik ortalamaları, standart sapmaları ve frekansları belirlenerek tablolaştırılmış ve tek tek yorumlaması yapılmıştır. Öğrencilerin hangi konuların sınıfta tartışıp tartışılmayacağına yönelik görüşlerinin çeşitli değişkenlere göre anlamlı farklılık gösterip göstermediğini ortaya çıkarmak amacıyla "Mann Whitney U" ve Kruskal Wallis H" testleri uygulanmış, sonuçların yorumlanmasında ,05 anlamlılık düzeyi ölçüt alınmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre öğrencilerin sınıfta tartışmak istediği konuların başında sırasıyla; İnsan Hakları, Çok Kültürlülük, Seçim Sistemi, Hayvan Hakları ve Basın Özgürlüğü gelmektedir. Öğrencilerin sınıfta tartışmak istemediği konular ise Terör ve Şiddettir. Araştırma sonuçları çeşitli değişkenlere göre incelendiğinde; cinsiyete göre (M1 Askerlik Sistemi, M3 Cemaatler, M5 Fanatizm ve M11 Klonlama), kitap okuma (M20 Tv Yayınları),baba eğitim (M3 Cemaatler, M4 Çok Kültürlülük), anne eğitim (M1 Askerlik Sistemi, M3 Cemaatler ve M11 Klonlama), baba meslek (M3 Cemaatler, M5 Fanatizm, M10 İnternet ve M16 Seçim Sistemi), anne meslek (M3 Cemaatler) ve aile gelir (M10 İnternet) durumuna göre değişik maddelerde anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Yapılan araştırma sonucunda sosyal bilgilerde tartışmalı konularda öğrenci görüşleriyle ilgili bir çalışmaya rastlanılmamıştır. Bu araştırmaya öğretmen görüşleri de eklenerek öğrenci ve öğretmen görüşlerini kapsayan daha detaylı bir çalışma veyahut aynı çalışmaya nitel desen eklenerek daha derinlemesine bir araştırma yapılabilir.
Okul güvenliğine ilişkin yönetici, öğretmen ve öğrenci görüşleri
Bu çalışmada okul güvenliğinin okul yöneticisi, öğretmen ve öğrenci görüşlerine göre incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma betimsel tarama modeline göre tasarlanmıştır. Çalışmanın örneklemini 2016-2017 eğitim öğretim yılında Uşak il ve ilçe merkezindeki ilkokullar ve ortaokullarda görevli rastgele örnekleme yöntemi ile seçilen 346 öğretmen ve 4.5.6.7.8. sınıflarda öğrenim gören 549 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmanın verileri "Okul Güvenliği Ölçeği" kullanılarak elde edilmiştir. Çalışmada verilerin çözümlenmesi ve yorumlanmasında istatistik programından yararlanılmıştır. Maddelerin frekans, yüzde, aritmetik ortalama ve standart sapma değerleri hesaplanmış; t-testi ve ANOVA testleri kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularında öğretmenler öğrencilere göre okulu daha güvenli bulmaktadır. Okul yöneticileri öğretmenlere göre okulu daha güvenli bulmaktadır. Erkek öğretmenler kadın öğretmenlere göre okulu daha güvenli bulmaktadır. Kız öğrenciler ise erkek öğrencilere göre okulu daha güvenli bulmaktadır. Öğretmen görüşlerine göre öğretmenlerin meslekteki kıdemi, okuldaki hizmet süresi, okulun eğitim durumu, okulun bulunduğu yerin sosyo-ekonomik durumu ve okul mevcudu okul güvenliğine ilişkin görüşlerini etkilemiştir. Öğrenci görüşlerine göre ise ilkokul öğrencileri, ortaokul öğrencilerine göre okulu daha güvenli bulmuştur. Dördüncü sınıfta öğrenim gören öğrencilerin, 5-6-7-8. sınıfta öğrenim gören öğrencilere göre okulu daha güvenli buldukları saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Okul güvenliği, güvenli okul, şiddet, zorbalık
Türkiye 8.sınıf öğrencilerinin TIMSS-2015 fen başarısının bazı değişkenler açısından incelenmesi
Bu tez çalışması uluslararası ölçekte gerçekleştirilen TIMSS 2015 sınav ve anket uygulamalarında elde edilen Türkiye'deki 8.Sınıf Öğrencilere yönelik veriler temel alındığından fen eğitiminde öğrencinin derse karşı tutumu ve gelecek hedefi, öğretmenin ders işleyişi sırasındaki tutumu ile velilerin eğitim durumu ve derse karşı tutumu gibi farklı değişkenlerin başarı üzerindeki etkilerini anlamak ve mevcut koşulları iyileştirilebilmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu araştırma kapsamında öğretmen, öğrenci ve veliler ile ilgili değişkenlerin kendi arasındaki ilişkiyi göz ardı etmeden fen başarısına olan etkilerini incelemek ve eğer değişkenin başarıya etkisi varsa bunun hangi koşullar altında gerçekleştiğini tespit etmek için tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve post-hoc testlerine ek olarak aynı veri seti üzerinden kurulmuş farklı yapısal eşitlik modelleri de geliştirilmiştir. Böylece her iki analiz tekniğini de kullanılarak farklı değişkenlerin fen başarısına etkisi ölçüldüğü gibi yine bu değişkenlerin birbirini etkileme düzeyleri belirlenmek suretiyle gizil değişkenlerin kendi arasındaki dolaylı ilişki de ortaya konulmuştur. Üç farklı yapısal model geliştirilen çalışmada geliştirilen ilk yapısal eşitlik modelinde standartlaştırılmış regresyon katsayıları incelendiğinde örtülü değişken olarak velinin eğitim ve tutumunun fen başarısını etkileyen en önemli değişken olduğu gözlenmektedir. Öğretmenin ders işleyişi ve öğrenci ilişkileri ile ilgili değişken ise bu üç örtülü değişken arasında en az etkiye sahip olan örtülü değişkendir. Kurulan üç modelde de velilerin eğitim durumu öğrencinin fen başarısını olumlu yönde etkilemektedir. Araştırmanın bu yönüyle anne ve babanın eğitim düzeyinin fen başarısı üzerindeki olumlu etkiyi ortaya koyan çalışmaları desteklemektedir Örtülü değişken ile tanımlayıcı değişken arasındaki standartlaştırılmış regresyon katsayıları ve modifikasyon indisleri göz önünde bulundurularak gizil değişkenlerin farklı gruplandırıldığı ikinci Yapısal Eşitlik Modelinin bu ilişkileri ortaya koymak açısından daha uyumlu bir model olduğu söylenebilir. Model uyumunun kabul edilebilir modelden iyi uyum gösteren modele taşınması amacıyla üçüncü model oluşturulsa da en çok tanımlayıcı değişken ve grup varyasyonu ikinci modelde elde edilmiştir. Özellikle kurulan ikinci modelde farklı gruplandırılmış öğrenci tutumu örtülü değişkeni fen başarısına en çok etki eden değişken olarak gözlenmiştir. Bu örtülü değişkenin altında yer alan; dersten sıkılma, derse karşı zorlanma ve eğitimde gelecek hedeflerini belirleme değişkenlerine yönelik kazanımlar fen başarısının arttırılması açısından bu çalışma kapsamında gözlenen iyi birer yordayıcı olarak öne çıkmaktadır. Anahtar Kelimeler: TIMSS, Eğitimde Uluslararası Ölçme ve Değerlendirme, SPSS, ANOVA, Yapısal Eşitlik Modellemesi
Fen bilgisi öğretmen adaylarının bilimsel epistemolojik inançları ile fen bilimlerine yönelik tutumlarının belirlenmesi
Fen Bilimleri; bireylerin keşfetme, araştırma, sorgulama ve inceleme becerilerini geliştirmek üzere yapılandırılmıştır. Bireylerin doğayı keşfederek gözlemlerini açıklama ve test etme sürecinde kullandığı beceriler, Fen Bilimleri alanında karşımıza çıkmaktadır. Araştırma sorgulama süreci içerisinde yer alan bireyler; bu sürecin sonunda elde ettikleri verileri bilimsel bilgi olarak nitelendirmektedirler. Ülkemizde uygulanan Fen Bilimleri Öğretim Programı bireylerin bilimsel bilgiyi elde etme sürecini incelemektedir. Fen Bilimleri dersinin okullarda uygulayıcısı olacak olan Fen Bilimleri öğretmen adaylarıdır. Buna göre öğretmen adaylarının bilimsel bilgiye yönelik düşüncelerinin belirlenmesi bu araştırmanın önemini ortaya koymaktadır. Bu araştırma fen bilgisi öğretmen adaylarının sahip oldukları bilimsel epistemolojik inançlar ve Fen Bilimlerine yönelik tutumlarının belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma 2018-2019 eğitim öğretim yılında farklı devlet üniversitelerinin Fen Bilgisi Öğretmenliği programında öğrenim görmekte olan 616 öğrenciye uygulanmıştır. Araştırmada öğretmen adaylarının demografik yapısını belirlemek amacıyla "Kişisel Bilgiler Formu" , epistemolojik inançlarını belirlemek amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen "Bilimsel Epistemolojik İnanç Ölçeği" ve Fen Bilimlerine yönelik tutumlarını belirlemek üzere Moore ve Foy (1997) tarafından geliştirilerek Türkmen (1999) tarafından uyarlama çalışmaları yapılan "Fen Bilimlerine Yönelik Tutum Testi" kullanılmıştır. Elde edilen veriler istatistik programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda yapılan analizler doğrultusunda; Fen Bilimleri öğretmen adaylarının epistemolojik inançlarının iyi düzeyde olduğu ve Fen Bilimlerine yönelik tutumlarının ise orta düzeyde olduğu belirlenmiştir. Buna göre öğretmen adaylarının bilginin oluşumuna ilişkin algılarının net olduğu ve tutumlarının olumlu kabul edilecek düzeyde belirlendiği söylenebilir. Epistemolojik inançlar ile Fen Bilimlerine yönelik tutumlar arasındaki ilişki incelendiğinde; pozitif yönde düşük düzeyli anlamlı bir ilişki ortaya çıkmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, gelecekte yapılacak çalışmalara katkı sağlayacağı düşünülen öneriler sunulmuştur.
Ortaokul öğrencilerinin sosyal bilgiler dersine yönelik kaygıları: Bir ölçek geliştirme çalışması
Bu çalışmanın iki tane amacı bulunmaktadır. Birincisi Ortaokul 6. ve 7.sınıfa giden öğrencilerin Sosyal Bilgiler dersine ilişkin kaygı düzeylerini tespit edecek bir kaygı ölçeği geliştirilmesidir. İkincisi ise geliştirilen kaygı ölçeği ile 6. ve 7. sınıf öğrencilerinin Sosyal Bilgiler dersi kaygı düzeylerini tespit etmektir. Kesitsel tarama modelinde, betimsel bir araştırma olarak desenlenen bu araştırmada, 2016-2017 Eğitim Öğretim Yılında Denizli ili, Merkezefendi İlçesinde 6 ortaokulda öğrenim gören 350 öğrenci araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Araştırmada, araştırmacı tarafından geliştirilen Sosyal Bilgiler dersi Kaygı Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma neticesinde, Sosyal Bilgiler Dersi Kaygı Ölçeği geliştirilmiştir. Sonrasında geliştirilen ölçek öğrencilere uygulanarak ortaokul öğrencilerinin Sosyal Bilgiler dersi kaygı düzeyleri tespit edilmiş ve çeşitli değişkenler açısından analiz edilmiştir. Araştırmada, 6 ve 7. sınıf öğrencilerinin demografik bilgileri, içerik ve öğretimsel etkinlik boyutu ile derse katılım boyutundaki kaygıları incelenmiştir. Araştırmanın sonucunda, geçerli ve güvenilir (Cronbach's Alpha= ,867) 10 maddeden oluşan, "Derse Katılım" ve "İçerik ve Öğretimsel Etkinlik" adlı iki boyutu olan Sosyal Bilgiler Dersi Kaygı ölçeği geliştirilmiştir. Ayrıca, araştırmanın uygulama sonuçlarında, içerik ve öğretimsel etkinlik boyutunda, kız öğrencilerin erkeklere göre; 7. sınıf öğrencilerinin 6. sınıflara göre ve son olarak gelir düzeyi düşük durumda olan öğrencilerin, gelir düzeyi yüksek durumda olan öğrencilere göre daha kaygılı oldukları tespit edilmiştir. Derse katılım boyutunda ise sadece gelir durumu değişkeninde farklılık tespit edilmiş olup, düşük gelir durumuna sahip öğrencilerin daha kaygılı oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sosyal Bilgiler Dersi, Kaygı Ölçeği, Ortaokul Öğrencileri
Doğrusal denklemler ve eğim konusunun dinamik geometri yazılımı geogebra ile öğretiminin 8. sınıf öğrencilerinin kavramsal anlamalarına ve kalıcılığa etkisi
Bu araştırmanın amacı, "Doğrusal Denklemler ve Eğim" konusunun öğretiminde dinamik geometri yazılımı GeoGebra kullanımının sekizinci sınıf öğrencilerinin kavramsal anlamalarına ve kalıcılığa etkisini incelemektir. Bu araştırma ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel araştırma yöntemiyle yürütülmüştür. Bu deneysel araştırma, 2016-2017 eğitim-öğretim yılının ikinci döneminde Kütahya ilinde 25'i deney grubu, 27'si kontrol grubu olmak üzere toplam 52 sekizinci sınıf öğrencisi ile yürütülmüştür. Deney grubunda GeoGebra destekli öğretim yapılırken kontrol grubunda mevcut müfredatla öğretim uygulanmıştır. Veri toplama aracı olarak açık uçlu, çoktan seçmeli ve boşluk doldurma 38 sorudan oluşan "Kavramsal Anlama Testi" (KAT) kullanılmıştır. Deney ve kontrol grubundaki öğrencilere KAT deneysel işlem öncesinde ve sonrasında öntest ve sontest olarak uygulanmıştır. Ayrıca öğrenmeki kalıcılığı belirlemek amacıyla sontestten yedi hafta sonra kalıcılık testi uygulanmıştır. Veriler, SPSS-17.0 paket programı yardımıyla bağımsız örneklemler t-testi, ilişkili örneklemler t-testi, ANCOVA testi, Mann-Whitney U-testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar testi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, deney grubunda yürütülen GeoGebra destekli öğretimin kontrol grubundaki geleneksel öğretime göre kavramsal anlama ve öğrenmedeki kalıcılıkları üzerinde yüksek düzeyde anlamlı etki oluşturduğu tespit edilmiştir.
Sosyal bilgiler öğretmenlerinin Türkiye'deki sosyal bilgiler eğitimine ilişkin görüşleri
Bu çalışmanın amacı Türkiye'de gerçekleştirilen sosyal bilgiler eğitimine ilişkin, öğretmen görüşlerinin alınarak ülkemizdeki durumun ortaya konulmasıdır. Araştırma, nicel ve nitel yöntemlerin birlikte kullanıldığı karma araştırma modeline uygun olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada anket formuyla toplanan nicel veriler ile eş zamanlı olarak yapılan görüşmeler ile elde edilen nitel veriler birleştirilmiştir. Nicel veriler sosyal bilgiler öğretmenlerinin Türkiye'de gerçekleştirilen sosyal bilgiler eğitimine ilişkin görüşlerini ortaya koymak için kullanılırken, görüşlerin nedenlerini belirlemek için nitel verilerden yararlanılmıştır. Çalışma grubunu 2016-2017 eğitim-öğretim yılında Türkiye'nin çeşitli illerinde görev yapan 135 Sosyal Bilgiler öğretmeni oluşturmaktadır. Katılımcılar gönüllülük esasına göre belirlenmiştir. Araştırmada, öğretmen görüşlerine ilişkin verilerin toplanması için, araştırmacı tarafından hazırlanan iki bölümden oluşan anket ve anket sorularına açık uçlu soruların eklenmesi ile oluşturulan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Nicel verilerin frekans ve yüzde değerleri alınmış, nitel veriler ise metinleri betimsel analiz ve sürekli karşılaştırma yöntemleri ile çözümlenmiştir. Nicel ve nitel veriler farklı değişkenler açısından incelenmiş olup bunlara ait bulgulara araştırma içerisinde yer verilmiştir. Çalışma sonucunda, araştırmaya katılan sosyal bilgiler öğretmenlerine göre; Sosyal Bilgiler Öğretmenliği Lisans Programı, mesleki yaşantıda ihtiyaç duyulan alan bilgisini orta düzeyde kazandırabilirken, öğretmenlik meslek bilgisini üst orta düzeyde kazandırabilmektedir. Bunun yanında sosyal bilgiler öğretmenlerinin, öğrencilere sosyal bilgiler dersiyle elde etmeleri beklenen kazanımların verilmesinde kendilerinin iyiye çok yakın bir düzeyde etkili olduklarını düşünmektedirler. Öğretmenler, öğrencilerin sosyal bilgiler dersiyle elde etmeleri beklenen kazanımların geneline ilişkin veli ve öğrenci beklentilerinin orta düzeyde olduğunu belirtmektedirler. Öğrencilere kazandırılması hedeflenen davranışlar üzerinde programın ne düzeyde etkili olduğuna bakıldığında, programın etkisi de öğretmenler tarafından orta düzeyde görülmektedir.Ayrıca öğretmenler ülkemizdeki ortaokul öğrencilerinin; ortaokuldan, sosyal bilgiler dersi ile hedeflenen davranışları orta düzeyde kazanarak mezun olduklarını ifade etmektedirler. Araştırma sonuçlarına göre; daha etkili bir sosyal bilgiler eğitimi için sosyal bilgiler öğretmeni yetiştirme programlarının ihtiyaca cevap verebilir niteliğe kavuşturulması, velilerin ve öğrencilerin sosyal bilgiler eğitiminin hedeflerine ilişkin daha çok bilgilendirilmesi önerilmiştir.
İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin eleştirel okuma ve problem çözme becerilerinin çeşitli değişkenlere göre incelenmesi: Uşak ili örneği
Bu araştırmanın amacı, Uşak ilindeki ilkokulların 4. sınıflarında okuyan öğrencilerin eleştirel okuma beceri düzeyleri ile problem çözme becerilerinin yaş, cinsiyet, ailenin sosyoekonomik düzeyi, ailenin eğitim düzeyi, öğrencinin bilgisayar ve tablet kullanma sıklığı gibi değişkenlere göre incelemek ve öğrencilerin eleştirel okuma becerileri ile problem çözme becerileri arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Araştırmanın verileri, 12 ilkokuldaki 466 öğrenciden toplanmıştır. Verilerin toplanması aşamasında, öğrencilerden kişisel bilgilerini toplamak amacıyla Kişisel Bilgi Formu, Eleştirel Okuma Beceri Ölçeği ve Çocuklar İçin Problem Çözme Envanteri uygulanmıştır. Toplanan verilerin analizinde, aritmetik ortalama, standart sapma, Anova Testi, Tukey Testi, korelasyon ve regresyon gibi analiz yöntemlerinden faydalanılmıştır. Araştırmanın sonucuna göre, öğrencilerin eleştirel okuma becerisi yüksek, problem çözme becerisi ise orta düzeyde çıkmıştır. 4. sınıf öğrencilerinin eleştirel okuma beceri düzeyi ile problem çözme beceri düzeyi arasında orta düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur.
Tasarım temelli fetemm (fen, teknoloji, matematik ve mühendislik) etkinliklerinin fen bilgisi öğretmen adaylarınınbilgi düzeylerine bilimsel süreç becerilerine ve tutumlarına etkisi
Bu çalışmada fen bilgisi öğretmen adaylarının Fen Öğretimi Laboratuvar Uygulamaları-II dersinin tasarım temelli FeTeMM (Fen, Teknoloji, Matematik Ve Mühendislik) etkinlikleriyle yürütülmesinin fen bilgisi öğretmen adaylarının bilgi düzeylerine bilimsel süreç becerilerine ve tutumlarına etkisini ortaya çıkarmak amaçlanmaktadır. Bu çalışmada tek grup öntest-sontest deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcılarını bir devlet üniversitesinin Fen Bilgisi Öğretmenliği Anabilim Dalı'nda öğrenim gören ve Fen Öğretimi ve Laboratuvar Uygulamaları II dersini alan 25 üniversite üçüncü sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Bu araştırma kapsamında öğretmen adaylarına Bilimsel Süreç Becerileri testi ve Yenilenebilir Enerji Kaynaklarına Yönelik Tutum ölçeği, Yenilenebilir Enerji Kaynaklarına Yönelik Bilgi düzeylerine ilişkin açık uçlu sorular sorulmuş ve katılımcıların görüşleri yazılı olarak toplanmıştır. Uygulamada kullanılan ölçekler ve açık uçlu sorular uygulama öncesi ve uygulama sonrası olarak ön test ve son test olarak uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizi için frekans ve yüzde hesaplamaları ile bağımsız örneklem T testi ve içerik analizi kullanılmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgularda bilimsel süreç becerileri toplam puanları incelendiğinde ön test son test puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak son test lehine anlamlı bir farkın olduğunu görülmektedir. Bu bulgulara göre FeTeMM etkinlikleri fen bilgisi öğretmen adaylarının bilimsel süreç becerilerini geliştirdiği yorumu yapılabilir. Ancak etkinlikler sonrasında yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelik tutumlarının değişmediği görülürken, açık uçlu sorulara verdikleri cevapların uygulama öncesiyle kıyaslandığında geliştiği yani bilgi düzeylerinin uygulama sonrasında arttığı yorumu yapılmıştır.
Ortaokul 8.sınıf öğrencilerinin üslü sayılar konusundaki kavram yanılgılarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ortaokul 8.sınıf öğrencilerinin üslü sayılar konusundaki bilgi düzeylerini ve kavram yanılgılarını belirlemektir. Bu araştırmada tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2018-2019 eğitim-öğretim yılının birinci döneminde Uşak ilinde 8.sınıfta öğrenim gören toplam 225 öğrenci oluşturmaktadır. Veriler araştırmacı tarafından oluşturulan ve yazılı cevap gerektiren 17 sorudan oluşan test ile toplanmıştır. Veriler, betimsel ve içerik analiz yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda 8.sınıf öğrencilerin üslü sayının değerini belirlemede, sıfırıncı kuvvetin anlamını ve negatif üssünü kavramada ve (-a)^n ile 〖-a〗^n ve x^n ile n^x ifadelerini birbirinden ayırt etmede, bilimsel gösterimle ifade etmede, üslü sayıları sıralamada güçlük yaşadıkları ve çeşitli kavram yanılgısına sahip oldukları belirlenmiştir. Ayrıca öğrencilerin pozitif tam sayının üslü gösterimlerinde oldukça başarılı olmasına karşın negatif tam sayılar ve rasyonel sayıların üslü gösterimlerinde ve aritmetik işlemlerinde hata yaptıkları ve zorlandıkları tespit edilmiştir.
Ortaokul sekizinci sınıf öğrencilerinin sayı duyusu performanslarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ortaokul 8.sınıf öğrencilerinin sayı duyusu performanslarını sayı duyusu bileşenleri ve çeşitli değişkenler bakımından incelemektir. Araştırma, tarama yöntemi kullanılarak yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini, 2017-2018 eğitim-öğretim yılında, Uşak ilinde 8. sınıfta öğrenim gören toplam 306 öğrenci oluşturmaktadır. Veriler kişisel bilgi formu ve araştırmacı tarafından geliştirilen 38 çoktan seçmeli sorudan ve 5 alt boyuttan oluşan "Sayı Duyusu Testi" ile toplanmıştır. Veriler SPSS 17.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Veri analizinde betimsel istatistik, t-testi, tek yönlü ANOVA testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda ortaokul 8.sınıf öğrencilerinin en başarılı oldukları sayı duyusu bileşenlerinin ''zihinden hesaplama'' ve "ölçmede kıyaslama" olduğu, en başarısız oldukları bileşenlerin ise 'işlemlerin etkisi'' ve "sayıların anlamı" olduğu saptanmıştır. Ayrıca öğrencilerin sayı duyusu performanslarının cinsiyet bakımından anlamlı fark göstermediği belirlenmiştir. Buna karşın sayı duyusu performanslarının matematik karne başarısı, yerleşim yeri, ailenin eğitim durumu, ailenin matematik konusundaki desteği, yetiştirme kursuna katılma durumu, matematiği önemli görme ve matematiği sevme düzeyine göre anlamlı fark gösterdiği saptanmıştır.
Ortaokul 8. sınıf öğrencilerinin tam sayılar ile ilgili bilgi düzeyleri ve yaptıkları hatalar
ÖZET: Bu araştırmanın amacı, ortaokul 8. sınıf öğrencilerinin tam sayılar ile ilgili bilgi düzeylerini belirlemek ve öğrencilerin tam sayılarda işlem yaparken yaptığı hataları incelemektir. Araştırmada nitel araştırma yaklaşımlarından özel durum yöntemi (case study) kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi, Afyonkarahisar il merkezinde öğrenim gören 72 sekizinci sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Veriler araştırmacı tarafından geliştirilen 11 açık uçlu sorudan oluşan "Tam Sayılar Başarı ve Teşhis Testi" ve uygulama sonrasında yapılan yarı yapılandırılmış mülakatlar yoluyla toplanmıştır. Öğrencilerin vermiş oldukları cevapların analizinde ve yapılan hataların belirlenmesinde betimsel ve içerik analiz tekniği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, öğrencilerin tam sayıların sözel karşılığını yazmada, sözel ifadeyi uygun tam sayı ile ifade etmede, tam sayıları sayı doğrusunda göstermede, pozitif tam sayıları toplamada, pozitif ve negatif tam sayıları kendi arasında sıralamada hatalarının daha az olduğu gözlenmiştir. Öğrencilerin mutlak değer içerisindeki tam sayıların değerini belirtmede, negatif tam sayılar ve zıt işaretli ifadelerde toplamada, çıkarmada ve sıralamada çok hata yaptıkları, dört işlemi yaparken sayıların işaretlerine dikkat etmeden işlem yaptıkları belirlenmiştir. Ayrıca öğrencilerin sayıların tekrarlı çarpımında sayıların işaretine dikkat etmedikleri ve taban ile üssü çarparak açılımları oldukça hatalı cevaplar verdikleri belirlenmiştir. Birden fazla işlemin bir arada yer aldığı sorularda işlem önceliğine dikkat etmedikleri ve hata yaptıkları tespit edilmiştir.