
6.281
Arşivlenen Tez
15
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Teke Kızı Tatyana romanındaki kelime gruplarının incelenmesi
Kelime grupları, birden fazla kelimenin bir araya getirilmesiyle ve yeni bir anlam ifade etmek için oluşan dil birlikleridir. Bu incelemede Ata Atacanov‟un ―Teke Kızı Tatyana‖ adlı romanında kullandığı kelime grupları gösterilmeye çalışılmıştır. Bu çalışmanın konusu, kelime gruplarının tanımı, kelime gruplarının Türkiye Türkçesinde ve Türkmen Türkçesinde özellikleri, Ata Atacanov hakkında bilgi ve Teke Kızı Tatyana romanında bulunan kelime gruplarından oluşmaktadır. Araştırmamızın amacı ―Teke Kızı Tatyana‖ romanı incelenerek ve romanda bulunan kelime gruplarının tespiti ve bu kelime gruplarının Türkmen Türkçesi dil bilgisi kitaplarındaki yeri, ayrıca kelime grupları her iki dilde de karşılaştırmalı biçimde verilmeye çalışılmıştır Çalışmamız romandan yola çıkılarak kelime gruplarının her iki yazı dilinde de nasıl olduğu, özellikleri, ortak ve farklı olanlarını daha net görebilme ve romanın yazıldığı dönem ve yazarın üslubunu değerlendirme şansı vermektedir.
Refik Erduran'ın tiyatroları üzerine tematik bir inceleme
Çağdaş Türk tiyatrosunun önemli simalarından biri olan Refik Erduran, çok yönlü kişiliğiyle edebiyat dünyasına sayısız katkıda bulunmuş ve hemen hemen her türde eser vermiştir. Toplumcu gerçekçi çizgide eserlerini oluşturan sanatçı, Nazım Hikmet'ten etkilenmiş ve tiyatrolarını oluştururken onun sanatını örnek almıştır. Refik Erduran'ın neredeyse tüm eserlerinde dikkat çeken ortak nokta yaşanmışlıklarından faydalanmasıdır. Özellikle içinde yetiştiği aydın çevreyi eleştirmesi, toplumsal bozukluklara vurgu yaparak bireyler ve makamlar üzerinden ironik mesajlar vermesi deneyimlerinin ve toplumcu gerçekçi bakışının bir sonucudur. Bunların yanı sıra çıkar çatışmaları, yozlaşma, kadın-erkek eşitsizliği, cehalet, Doğu-Batı çatışması, Batı hayranlığı, batıl inanışlar, vatanseverlik, sosyalizm ve devrim odaklı ezen-ezilen ilişkisi yazarın tiyatrolarında en çok ele aldığı temalardır. Refik Erduran'ın sanat anlayışını gerçek manada ortaya koymak, yazarı daha iyi anlayarak hayata bakışını ve tiyatroyla gerçek hayatı nasıl iç içe geçirdiğini göstermek için basılmış tiyatro oyunlarını temaları üzerinden inceledik. İncelememizi yaparken nitel araştırma tekniklerinden biri olan dokuman analizinden faydalandık ve tespit ettiğimiz tiyatrolar üzerinde temaları sınıflandırdık. Ardından tema ve yan fikirlerle ilişkili örnek diyalogları göstererek yazarın edebi anlayışından hareketle tespitlerde bulunduk. "Tema" ve "konu" eserlerde birbirini destekleyen temel değerler olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak bu iki kavramın birbirinden farklı olduğunu unutmamak gerekir. Tema, yazarın ortaya koyduğu eserde okuyucuya vermek istediği mesajı içeren yapıdır. Konu ise yazılan eserin temelini oluşturan ve esere ait tüm değerlerin etrafında kümelendiği yapıdır. Bir başka deyişle konu, yazarın okuyucuya ulaştırmak istediği mesaj için kullandığı aracı; tema ise okuyucunun alması gereken dersi, zihninde oluşan telkini temsil eder. Bu doğrultuda çalışmamızda konu-tema ayrımı noktasında Nurullah Çetin'in Roman Çözümleme Yöntemi adlı eserinde ortaya çıkardığı tema tanımı referans alınmıştır. Nurullah Çetin'e göre tema, "romanın üzerine temellendiği konunun yazarın duygu ve düşüncesinde öznel bir yargı halinde ortaya konan sentezi olup, romanın nihai hedefi ve romancının asıl amacıdır" (Çetin, 2008, s. 123). İki bölümden oluşan çalışmamızda bölümlere girilmeden önce giriş başlığı altında tiyatronun gelişimi ve Türk tiyatrosu ele alınmıştır. Ardından birinci bölümde Refik Erduran'ın hayatı, eğitimi, sanat anlayışı, askerlik yılları, yayıncılığı, ödülleri ve eserleri hakkında ayrıntılı bilgi verilmiş, ikinci bölümde ise Refik Erduran'ın basılmış tiyatroları tek tek ele alınmıştır. Eserlerin özetleri verildikten sonra ele alınan temalar ve temaları destekleyen yan fikirler incelenmiştir. Toplamda 15 basılmış tiyatro eserine bu işlem uygulanmıştır. Temaları incelerken Refik Erduran'ın hayatından, sanat görüşünden ve aydın kişiliğinden faydalanılmıştır. Tema incelemesinden sonra Refik Erduran'ın kullanmış olduğu temalarla ilgili tespitleri içeren sonuç bölümü ele alınmış ve kaynakça bölümüyle çalışma sonlandırılmıştır.
Peyami Safa'nın romanlarında zarflar ve kullanışları
Zarf veya diğer adıyla belirteç gramatikal bir unsur olarak cümlenin önemli tamlayıcılarındandır. Zarflar bir fiilin, bir sıfatın, bir sıfat-fiilin ve zarf niteliği taşıyan bir başka söz veya söz grubunun önüne gelerek bu söz ve söz gruplarını zaman, yer, yön, nitelik, durum, azlık çokluk bildirme, ölçü, pekiştirme, soru gibi birçok yönden etkileyerek veya değiştirerek anlamlarını belirleyen söz ve söz grupları olarak tanımlanmaktadır. Zarflar sözcük türleri içinde oldukça geniş bir yer tutmaktadırlar. Bir fiilin, bir sıfatın veya bir zarfın anlamını etkileyen ve/veya açıklayan zarflar, cümlenin anlam bakımından önemli bir parçası durumundadırlar. Anlatımın anlam değerini belirlemede önemli bir yere sahiptirler. Anlatımı kolaylaştıran ve zenginleştiren bu yapılar edebi eserlerin sanatsal niteliklerini de belirlemektedirler. Anlamın derinliğini doğrudan veyahut dolaylı olarak etkileyen unsurlardır. Peyami Safa Türk edebiyatının ve romancılığının önemli isimlerinden biri durumundadır. Gerek yazdığı romanlar ve gerekse diğer edebi ve fikri türlerde verdiği eserleriyle Türkçenin anlam zenginliğini ortaya koymuştur. Onun eserleri Türk edebiyatı çalışmaları için önemli kaynaklardır. Peyami Safa'nın dili ve dil ile ilgili fikirleri eserlerini dil çalışmaları için de önemli bir duruma getirmektedir. Bu araştırmada sanatsal yönü ve kullandığı dil bakımından Türkçede önemli bir yere sahip olan Peyami Safa'nın romanları kullanılmıştır. Peyami Safa'nın romanları içinden dört tanesi seçilmiş ve incelemeye tabi tutulmuştur. Bu romanlar şunlardır: Fatih Harbiye, Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Matmazel Noraliya'nın Koltuğu, Sözde Kızlar. Bu eserlerden cümle örnekleri tespit edilerek zarflar yapı bakımından ve işlev bakımından iv değerlendirilerek tasnife tabi tutulmuştur. İşlevin temelini anlam oluşturmaktadır. Anlam işlevin belirleyicisi durumundadır. Bu araştırmanın inceleme bölümünde kullanılan tasnif Prof. Dr. Hacı Ömer Karpuz'un Türkçe'de Zarflar adlı çalışmasında belirlediği tasnif çalışmasıdır. Karpuz zarfları yapı bakımından ve işlev bakımından olmak üzere iki ana başlıkta incelemekte ve değerlendirmektedir. Çalışmanın ayrıntılarında bu başlıklara değinilecektir. Prof. Dr. Hacı Ömer Karpuz'un Türkçe'de Zarflar adlı çalışmasındaki zarf tasnifi bu araştırmanın metodu olarak belirlenmiş ve Peyami Safa'nın romanlarından seçilen cümle örnekleri bu tasnife uygun bir biçimde bu çalışmaya eklenmiştir. Prof. Dr. Hacı Ömer Karpuz'un adı geçen çalışması, Türkçede zarfları her yönüyle inceleyen, detaylandıran ve örnekleyen bir çalışma olması hasebiyle büyük önem arz etmektedir. Karpuz, Türk edebiyatının önemli isimlerinden aldığı çeşitli örnek cümleler ve zaman zaman ağızlarda kullanımı olan zarf örnekleriyle çalışmasını zenginleştirmiştir. Bu çalışmada da tespit edilen zarf kullanım örnekleri ayrıntılı bir şekilde ele alınıp değerlendirilmiştir. Zarfların kullanımları ve işlevleri detaylı bir şekilde ele alınmış ve değerlendirilmiştir. Zarflar yapı ve işlev bakımından olmak üzere iki ana kategoride işlenmiştir. Yapı bakımından zarflar yalın zarflar, türemiş zarflar ve birleşik zarflar olmak üzere üç temel kategoride ele alınmıştır. İşlev bakımından zarflar ise 22 alt başlıkta incelenerek değerlendirilmiştir. Romanlar taranarak toplamda 1139 cümle örneği tespit edilmiştir. Bu cümle örneklerinden 849 tanesi işlev bakımından zarf kullanımına örnek olmuştur. Yapı bakımından zarflar için belirlenen cümle örneklerinin de işlevleri parantez içinde verilmiştir. Cümle örnekleri seçiminde zarfların işlev bakımından durumları göz önünde bulundurulmuştur. Yapıları bakımından zarflarda ise örnek cümle seçiminde yapısal durum belirleyiciliği dikkate alınmıştır. Zarflar, işlev bakımından 22 alt başlık olarak tespit edilmiş ve incelenmiştir. Yapılan incelemede zarfların niteleme, zaman, yer-yönelme, neden, nicelik, sıralama, birliktelik, benzetme, tekrar, karşılıklılık, karşıtlık, vasıta, ekleme, sınırlandırma, karşılaştırma, görelik, doğrulama, kesinlik, yeterlik, gösterme, ihtimal, şart olarak 22 işlevi tasnif edilmiş ve bu işlevler örnek cümlelerle çalışmaya eklenmiştir. Araştırmada zaman zarfları ve niteme zarfları geniş bir yer tutmaktadır. Bu tespitler sadece kelime düzeyinde değil, aynı zamanda kelime grubu ve cümlecik olarak da belirlenmiş ve verilere eklenmiştir. v Verilerin sonucunda Türkçede anlatımın zenginliğinde zarfların rolü bir kez daha ortaya konulmuştur. Zarflar anlamı belirgin duruma getiren önemli anlam taşıyıcıları olarak cümlede yerlerini almaktadırlar. Aynı zamanda Peyami Safa'nın anlatım zenginliğinde zarfların rolü ayrıntılı bir şekilde ele alınmış ve Peyami Safa'nın dil kullanımında zarfların ne denli önemli bir yere sahip olduğu tespit edilmiştir. Bir diğer deyişle Peyami Safa dilin diğer önemli unsurlarıyla beraber zarfları eserlerinde ve cümlelerinde ustalıkla işlemiştir. Anahtar Kelimeler: Zarflar, Zarf Türleri, Peyami Safa, Sözcük Türü, Araştırma
1970-1980 arası Türk öykücülüğünde ironi
İroni kelimesinin anlamını incelediğimizde Yunancada söylenen eylem ile yapılan eylemin birbirinin tam tersini kastetmek olduğu karşımıza çıkmaktadır. İronide amaç söylenenin anlaşılmasından ziyade söylenmeden kastedilenin ifade edilmesidir. Buda görünen imgenin ardına saklanan çatışma ve çelişkinin gösterilmesi olarak karşılık bulmaktadır. İroni kavramı da bugünkü şeklini alana kadar birçok değişim ve gelişim göstermiştir. Ama ironinin doğuşunun çoğu araştırmacı tarafından Sokrates'in sorgulamalarıyla başladığı kabul edilmektedir. İroni genellikle olumsuzlama, zıtlık ve her şeyin içindeki hiçlik olarak ele alınır. Bu nedenle ironiyi incelerken olduğu gibi görünememesi ve söylenen ile kastedilenin farklı olması önem taşımaktadır. İroninin yapılan tüm tanımlamalarında ortak olan yön ise ciddi şekilde söylenen ifadenin aslına bakıldığında çelişkilere ve yanılsamalara olanak vermesidir. 1970-1980 arası yazarlarımızı incelediğimizde eserlerde işlenen konular toplumsallaşma ve bireyselleşme olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu dönemde yaşanan siyasi, sosyal, kültürel ve toplumsal kırılmalar ve değişimin hızı eserlere konu edilmiştir. Aynı zamanda yazarlar anlatmak istediklerini seçtikleri konular ve kahramanlar üzerinden anlatmaya çalışmışlardır. Modernizmin etkisinde olan edebiyatımızda artık konular bilinç gibi net ifade ve şekiller yerine bilinçdışı, bilinç ötesi ve hisler gibi daha çok sözel olarak ifade edildiği görülmektedir. Tezimizin konusu itibarıyla incelemeye aldığımız yazarlar döneminin koşullarını ve düşüncelerini anlatırken ironiden sıklıkla yararlanmıştır. İroniyi kullanılan sözcükler, ele alınan mekânlar, objeler ve kahramanların ruhsal durumu üzerinden aktarmaya özen göstermişlerdir. Sonuç olarak ironi kullanılan metaforların, mekânların ve objelerin yardımıyla bireylerin ve toplumun içinde bulunduğu psikolojiyi okura aktarmada kullanılan bir anlatım şekli olarak karşımıza çıkmaktadır. Anahtar Kelimeler: Türk öykücülüğü, ironi, mekân, birey
An examination on the life and poems of Ali Püsküllüoğlu
An examination is made on the life and poems of Ali Püsküllüoğlu, who is a poet, author and linguist, within this study. The aim of this study is to introduce the life of Ali Püsküllüoğlu and to examine his poems in terms of content and structure by determining their bases. The alteration and development of his poems are evaluated by being dwelt on the ideas from which the poet benefits in forming his poems, his way of forming the poems and prominent topic. The nature in which he is present has a big effect on the embodiment of artist personality and poetry topic of Ali Püsküllüoğlu born in Kadirli in 1935. It is impossible to think Püsküllüoğlu's life and poems separately from each other. And thus, his life is searched and considered while examining his poems. Thesis consists of two sections. The life, art of life and works of poet are analysed and introduced within the first section. The topic Ali Püsküllüoğlu mainly handles in his poems and the elements of structure forming his poems with respect to form, harmony, language and style are examined within the second section.
Ahmet Hamdi Tanpınar'ın üçleme (Mahur Beste-Huzur-Sahnenin Dışındakiler) romanlarındaki son çekim edatlarının işlevsel bakımdan incelenmesi
Yüksek lisans tezi olarak hazırladığımız bu çalışmada, Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Mahur Beste, Huzur ve Sahnenin Dışındakiler romanlarında geçen "son çekim edatları" işlevsel yönden incelenmiştir. Çalışmada romanlardaki edatlar işlevlerine göre sınıflandırılmış ve romanlardan seçilen örnek cümleler üzerinde gösterilmiştir. Her bir son çekim edatı için verilen teorik bilgi ve gösterilen örnek cümle yanında romanlarda geçen edatların sayıları ve kullanım sıklıkları da belirtilmiştir. Romanlardaki edatlar tespit edildikten sonra tasnifi edilmiş ve edatlar tablo, şekil ve grafiklerden yararlanılarak nicel yönden karşılaştırılmıştır. Karşılaştırma ile hangi edatın hangi romanda kaç kez ve ne sıklıkla geçtiği gösterilmek istenmiştir. Edatların tasnifinde, Muharrem Ergin (2013)'in fonksiyonlarına göre son çekim edatları sınıflandırması esas alınmış ve edatlar o başlıklara riayet edilerek incelenmiştir. Bununla birlikte Ahmet Hamdi Tanpınar'ın romanlarında tarafımızdan tespit edilen edatlar da göz önünde bulundurularak "model tasnife" bazı ekleme ve çıkarmalar da yapılmıştır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde edatların tanımlanması yapılmış, edatlara verilen isimler, edatların hangi ölçütlere göre ve ne şekilde sınıflandırıldıkları anlatılmıştır. Bu bölümde edatların farklı isimlerle ve farklı sınıflandırmalarla da karşımıza çıkabilecekleri gösterilmiş ve Muharrem Ergin'in tasnifi ile diğer tasnifler arasındaki benzer ve farklı yönler ortaya konmuştur. Konumuzun son çekim edatları olmasına rağmen bu bölümde daha çok ve daha genel olarak edatlar üzerinde durulmuştur. Böylelikle son çekim edatlarının edatlar konusunun hangi kategorisinde olduğunun görülmesi ve gösterilmesi amaçlanmıştır. İkinci bölümde, ilk bölümdeki genel tanım ve sınıflandırmalardan sonra, işlevlerine göre tasnif ettiğimiz son çekim edatları, son çekim edatı gibi kullanılan isimler ve son çekim edatlarına yardımcı tâbirler incelenmiş ve incelenen her konu başlığının altında Ahmet Hamdi Tanpınar'ın romanlarından seçilen örnek cümlelere yer verilmiştir. Üçüncü ve son bölümde ise Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Mahur Beste, Huzur ve Sahnenin Dışındakiler romanlarında kullandığı son çekim edatlarının sayıları tespit edilmiş ve bu sayılar çeşitli tablo, şekil ve grafiklerle sunulmuştur. Çalışma ile Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Mahur Beste, Huzur ve Sahnenin Dışındakiler romanlarında kullandığı son çekim edatları işlevsel yönleriyle incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Edat, Son Çekim Edatı, Ahmet Hamdi Tanpınar, Roman, Muharrem Ergin.
Konya ili Selçuklu ilçesi halk inanışları
Çalışma Konya'nın Selçuklu ilçesindeki halk inanışlarının tespit edilip yöredeki yaygın halk inanışlarının derlenmesinden oluşmaktadır. Geçmişten günümüze gelebilmiş fakat yazılı kaynaklarda rastlanmayan bazı sözlü kültür ürünlerinin geleceğe aktarılmasını ve unutulmamasını sağlayabilmek için bu kültür ögelerinin derlenmesi ve kayıt altına alınması önem arz eden bir husustur. İşte bu tezin amacı da bu hususa katkı sağlayabilmek için sözlü kültür ürünlerinin toplanıp yazılı hale getirilerek onların yok olmasına engel olmaktır. Ayrıca bu çalışma ile inanışların halk yaşayışı üzerinde azımsanmayacak derecede etkilerinin olduğunun ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu tez aynı zamanda hızla gelişen teknoloji karşısında ne yazık ki değerini yitirmeyi sürdüren halk arasındaki inanışların dayandığı manevi temelleri korumak adına çalışılmıştır. Tezin oluşturulma aşamasında birçok yazılı kaynak taranmış ve elde edilen bilgiler ışığında 105 kaynak kişi ile yüz yüze görüşülmüştür. Tezde yer alan bilgilerin bir kısmı yazılı kaynaklardan büyük bir kısmı ise sözlü kaynaklardan edinilmiştir. Aynı zamanda sahada bulunularak gözlem metoduyla inanışların bir kısmının yörede halen yaşadığına tanık olunmuş ve bunlar fotoğraflanarak kayıt altına alınmıştır. Kaynak kişilerin büyük bir çoğunluğunun belli bir yaşın üzerinde olan kişilerden oluşması bize çalışmamızın daha iyi bir sonuç verdiğini göstermektedir. Çünkü bu husus günden güne kaybolmaya ve unutulmaya devam eden halk deyiş ve inanışlarını fazla bozulmaya uğramadan koruma altına aldığımızı göstermektedir. Bu çalışma ile zengin kültürümüzün bir parçası olan halk inanışlarının araştırıldıkça yenilerinin ortaya çıktığı ve kaynak kişiler ile görüşüldükçe daha çok inanışın hatırlandığı çok geniş ve ayrıntılı bir çalışma konusu olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak tez çalışmamız yöresel halk inanışlarının derlenmesi açısından önemli olmakla birlikte geçmişe ışık tutması dolayısıyla da oldukça faydalıdır.
Mircevat Ahıskalı ve Eyvaz Zeynelov'un hikâyelerinde göç ve sürgün
Toplum hayatında meydana gelen sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel olaylar o milletin edebiyat tarihi açısından büyük öneme sahiptir. Yaşanan olaylar milletlerin hafızalarında derin izler bırakmıştır. Bunlardan ikisi Türk Dünyası'nda yaşanmış olan Karabağ ve Ahıska sürgünleridir. Karabağ ve Ahıska Türklerinin yaşadığı bu dram sadece o toplumun hafızasında yer etmekle kalmamış, Türk edebiyatı tarihinde de büyük öneme sahip olmuştur. Sürgün, insanların doğdukları, yaşamlarını geçirdikleri öz yurtlarından çeşitli nedenlerle zorla yerlerinden çıkarılmalarıdır. Sürgün edilen halklar, yerleştirildikleri yerlerde de çeşitli sorunlarla mücadele etmek zorunda kalmışlardır. Bu iki sürgünün tarihimizde bıraktığı yansımalar iki yazar Mircevat Ahıskalı ve Eyvaz Zeynelov'un bakış açılarından edebî eserlere yansıtılmıştır.
Kelimelerin anlam yakınlığı derecelerine göre Nâbî Divânı'nda yakın anlamlılık
Anlambilimin tartışmalı konularından biri "anlam aynılığı" konusudur. Anlamın aynılığı konusu anlambilimde "eş anlamlılık/eşanlamlılık" adı ile ele alınmaktadır. Konu genel anlamda sözcük eş anlamlılığı ile sınırlandırılmıştır. Anlambilim çevresinde konu ile ilgili pek çok tartışma bulunmaktadır. Tartışmaların iki tarafı bulunmaktadır: Bir dilde "eş anlamlılık" durumunun varlığını kabul edenler ve etmeyenler. Bir dilde aralarında hiçbir fark olmaksızın iki sözcüğün aynı anlamı ifade etmesi mümkün değildir. İki veya daha fazla dilsel formun aynı anlama gelemeyeceği görüşü ile bu çalışmada "yakın anlamlılık" terimi tercih edilmiştir. Ayrıca, anlam yakınlığı sadece sözcüklerle sınırlı değildir. Dilde anlamlı her birim arasında anlam yakınlığı görülebilir. Bu çalışmada, konu üzerindeki tartışmalar irdelenerek "yakın anlamlılık" konusu detaylı bir şekilde açıklanmaya çalışılmıştır. Anlam yakınlığının bağlam içinde incelenmesi gerekliliği ile örnek metin üzerinden yakın anlamlılık değerlendirilmiştir. Anlam yakınlığı göz önünde bulundurularak, Nâbî Divân'ından seçilen beyitlerde sözcük, sözcük üstü ve sözcük altı düzeyinde yakın anlamlılık örnekleri incelenmiştir. İncelemelerde sözcüklerin neden "eş" anlamlı olamayacağıaçıklanmaya çalışılmıştır. Bu örnekler arasında sözcük düzeyinde olanlardan bazıları seçilmiştir. Bu sözcüklerin (sözlük anlamları göz önünde bulundurularak) birbirlerine yakınlık oranları tespit edilerek listelenmiştir. Bu oranlar, sözcüklerin sözlük anlamları bakımından birbirlerine ne kadar yakın ve ne kadar uzak olduklarını göstermektedir. Burada, dilde anlamlı birimler arasında eşsüremli bir aynılığın olmadığı örnekler üzerinden açıklanmaya çalışılmıştır. Diğer yandan, anlam üzerinde yapılacak çalışmalarda matematiksel verilerin bir kıstas olamayacağı gerçeği ile anlambilimin problemlerinden biri olan "eş anlamlılık" tartışmalarına "anlam" düzeyinde dâhil olmaya çalışmak amaçlanmıştır.
Paris Bibliotheque Nationale Supp. Turc. 344'te kayıtlı bir Kahramân-nâme örneği: Kıssa-i Kahramân-ı Kâtil (inceleme-metin)
Edebiyatımızda eğitici ve öğretici yönü ağır basan, işlediği konular ve taşıdığı özellikler ile zengin edebi hazineler barındıran ve bu hazinelerin günümüze kadar gelmesini sağlayan çeşitli mensûr hikâyeler kaleme alınmıştır. Bu mensûr hikâyeler zengin edebi kaynaklar olmanın yanı sıra tarihî, felsefî, kültürel, dini ve sosyal birikimleriyle de dikkat çekmiştir. Bu çalışmada da çok kültürlü niteliği ile edebiyatımızda önemli bir yer tutan Paris Bibliotheque Nationale Supp. Turc 344 numarada kayıtlı olan Kahramân-nâme / Kıssa-i Kahramân-ı Kâtil adlı mensûr hikâye incelendi. Mensûr hikâyenin ne olduğu, tasnifi ve edebiyat tarihindeki önemine değinildi. Çalışmamıza konu olan Kahramân-nâme hikâyesi, tanıtıldıktan sonra hikâyede varlığını devam ettirmek için birtakım çetin mücadelelere girişen Kahramân'ın başından geçen olaylar, karşılaştığı şahıslar ve uğradığı gizemli mekânlar; hikâyenin daha iyi anlaşılabilmesi ve geçmiş ile gelecek arasında bir bağ kurulabilmesi maksadıyla modern hikâye teknikleri açısından incelenip genel bir değerlendirmesi yapılmış ve hikâyenin transkripsiyonlu metni verilmiştir
Güneybatı (Oğuz) Türk lehçelerindeki ortak deyimlerin tespiti
Deyimler anlatımı etkili kılma amacıyla, insanların dilde oluşturduğu araçlar olarak Türk dilinin söz varlığının tespiti konusunda büyük öneme sahiptir. Bu çalışma ile deyim kavramına ortaklık durumları noktasından bakarak Güneybatı (Oğuz) Türk lehçelerindeki deyimleri inceledik. Çalışmamız beş bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde, söz konusu lehçelerin tarihi gelişimi ve bugünkü durumu ile ilgili bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde, lehçelerin ses ve şekil bilgisi özellikleri karşılaştırmalı olarak sunulmuştur. Üçüncü bölümde; deyimin tanımı, özellikleri ve deyim bilimi çerçevesinde konumu belirtilmiştir. Dördüncü bölümde, lehçelerdeki ortak deyimler tablolarda sunulmuştur. Ortak deyimlerin seçilmesinde, deyim bileşenlerinden en az birinin şekilsel benzerlik göstermesi koşulu aranmış ve kaynak bağlamında sınırlama yapılmıştır. Çalışmanın beşinci bölümü olan sonuç kısmında ortak deyimler; lehçeler arasında ikili-üçlü gruplar şeklinde karşılaştırılmıştır ve elde edilen sayısal verilere göre, Güneybatı (Oğuz) Türk lehçeleri deyimlerinde, en fazla ortaklık sayısı Türkiye Türkçesi ile Azerbaycan Türkçesi deyimleri arasındadır. Yapılan bu karşılaştırmada ikinci sırayı Türkiye Türkçesiyle Türkmen Türkçesi arasındaki ortak deyimlerin sayısı ve sonrasında Azerbaycan Türkçesi ile Türkmen Türkçesi arasındaki ortak deyimlerin sayısı almıştır. Gagauz Türkçesi deyimlerinin verilerinin az olması dolayısıyla, bu lehçedeki deyimlerin diğer lehçelerin deyimleriyle ortaklık sayısının az olduğu gözlemlenmiştir. Çalışmamızın Türk lehçelerinin ortak söz varlığını zenginleştirmek amacıyla yapılacak mukayeseli çalışmalara katkı sağlayacağını umuyoruz. Anahtar Kelimeler: Güneybatı (Oğuz) Türk Lehçeleri, Deyim, Deyim Bilimi
Nezihe Araz'ın tiyatrolarında tema ve yapı
Asıl mesleği gazetecilik olan Nezihe Araz, birçok türde eser yazmıştır. Biyografi-inceleme, şiir, senaryo, tiyatro türlerinde çok sayıda eseri vardır. Araz'ın eserleri içinde yazdığı tiyatrolar önem arz etmektedir. Bu noktada sanatçının tüm oyunlarını inceleyen bir araştırma yoktur. Bu çalışma ile onun çocuk oyunları dışındaki tiyatro eserleri incelenmiştir. Çalışmamızda Nezihe Araz'ın tiyatrolarındaki tema ve yapı özellikleri ortaya konmuştur. Gazeteci olması dolayısıyla olaylara ve durumlara geniş bakış açısı ile bakabilen sanatçı, köy yaşamından kalburüstü kişilerin yaşamına kadar her kesimin halini gerçekçi bir şekilde yansıtmıştır. Üniversite yıllarından sonra Kenan Rıfai ile tanışmıştır. Düşünce dünyasında tasavvuftan etkilenen sanatçı, bu öğretinin unsurlarını eserlerine yansıtmıştır. Bunun yanı sıra kadının uğradığı haksızlıklar, kadın hak ve özgürlükleri birçok tiyatrosunda ele aldığı konulardır. Kısaca tiyatrolarındaki temel konular tasavvuf ve kadındır. "Nezihe Araz'ın Tiyatrolarında Tema ve Yapı" adlı tezimize giriş bölümünde Cumhuriyet Dönemi'nin tiyatrosu hakkında bilgiler verilerek başlanmıştır. Çalışmamız iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Nezihe Araz'ın hayatı, sanatı ve eserleri konu alınmıştır. Çalışmamızın temel noktası olan sanatçının tiyatrolarındaki tema ve yapı ikinci bölümde ele alınmıştır. İnceleme sonucu sanatçının oyunlarındaki yapı ve tema özelliklerine ait genel bir değerlendirmeye sonuç kısmında yer verilmiştir.
Nâşid divanı bağlamlı dizin ve işlevsel sözlüğü
ÖZET NÂŞİD DİVANI BAĞLAMLI DİZİN VE İŞLEVSEL SÖZLÜĞÜ Kadriye Beyza SEBÜKTAY Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı Uşak Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2018 Danışman: Dr. Öğr. Üyesi. Ramazan BARDAKÇI 18. yüzyıl sosyal, siyasi ve ekonomik alanda sıkıntıların ve gerilemenin yaşandığı bir dönem olmasına rağmen sanat ve edebiyat alanında gelişmeye devam etmiş ve edebiyatımızın doruğa çıktığı bir dönem haline gelmiştir. Asrın başında Nedim, sonunda Şeyh Galib gibi iki büyük şairin edebiyata olan katkılarının yanı sıra Necîb mahlasıyla şiirler yazan III. Ahmed ve İlhâmî mahlasıyla şiirler yazan III. Selim'in sanata ve sanatçıya verdikleri önemle birlikte şiir de olgunluk seviyesine erişmiştir. Şair kadrosu bakımından oldukça zengin olan bu dönemde Nâşid, Enderunlu bir şair olarak yer almaktadır. Enderunda hattat ve şair olmak üzere eğitim alan Nâşid devrinde övgüyle karşılanmıştır. Bu çalışmada Nâşid'in Divanı'nın "Bağlamlı Dizin ve İşlevsel Sözlüğünü" hazırlayarak şairin sözvarlığının ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Klasik edebiyatın günümüze aktarımında önemli bir proje olan bu sözlük çalışmasıyla şairin kullandığı kelimelerin bağlama göre değişimi ortaya konmuştur. İki bölümden oluşan tezin ilk bölümünde, internet ortamında Nâşid Divanı'nda bulunan kelimelerin anlamları, kullanıldıkları bağlamlarla birlikte TEBDİZ sistemine girilmiş ikinci bölümünde de Divanın genel bir değerlendirmesi yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Nâşid, Divan, Bağlamlı Dizin, İşlevsel Sözlük
Divân u Lugati't-Türk ile Tatar Türkçesinin söz varlığı üzerine bir araştırma
YÜKSEK LİSANS TEZ ÖZETİ DİVÂN U LUGATİ'T-TÜRK İLE TATAR TÜRKÇESİNİN SÖZ VARLIĞI ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA Betül GÖKTAŞ Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı Uşak Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2018 Danışman: Doç. Dr. Özgür AY Bu tezde 11. ve 13. yüzyıllar arasında gelişen Karahanlı Türkçesinin önemli eserlerinden Divân u Lugati't-Türk'te geçen kelimeler incelenmiş ve bunlardan günümüz Tatar Türkçesinde kullanılmaya devam eden kelimelerin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Tatar Türkçesinde yaşayan kelimelerin tespiti için Besim Atalay'ın Divân u Lugati't-Türk Dizini'nden ve Tatarca Sözlüklerden yararlanılmıştır. Tez iki ana başlıktan oluşmaktadır. Tezin "Giriş" bölümünde Karahanlı Türkçesi, Divân u Lugati't-Türk, Tatar adı ve Tatar Türkleri, Tatar Türkçesi, Divân u Lugati't-Türk'te Kıpçakça ve Tatarca üzerine verilen bilgiler incelenmiştir. Tezin ilk bölümünde ses, ses değişmesi, ses değişmesinin nedenleri, Tatar Türkçesinin ses bilgisi hakkında kısa bilgiler verilmiş, ardından Divân u Lugati't-Türk'ten Tatar Türkçesine ünlüler ve ünsüzlerdeki düzenli ses değişmeleri ile düzensiz ses değişmeleri sunulmuştur. Tezin ikinci bölümünde dil, dilbilimin bir dalı olarak anlambilim, anlam ve anlam alanı, kavram ve kavram alanı, temel anlam, yan anlam ve anlam değişmesi hakkında kısa bilgiler verilmiş, akabinde Divân u Lugati't-Türk'ten Tatar Türkçesine anlam değişmeleri sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Divân u Lugati't-Türk, Tatar Türkçesi, Ses Değişmesi, Anlam Değişmesi
Özbek Türkçesinde ünlemler (Art zamanlı bir inceleme)
Ünlemler konusu, dil bilgisi çalışmalarında diğer sözcük türlerine oranla en az işlenen ve farklı şekillerde ele alınan konulardandır. Ünlemlerin tanımı, kapsamı, diğer sözcük türleri arasındaki yeri, kendi içinde nasıl sınıflandırılacağı hususunda bilim adamları arasında görüş birliği sağlanamamıştır. "Özbek Türkçesinde Ünlemler" başlığını taşıyan tezimizde ünlemler üzerine yapılan yurt içi ve dışındaki çalışmalar ünlem tanımı, kapsamı, özellikleri ile ünlemlerin gramerlerdeki yeri ve kendi içinde sınıflandırılması noktasında ele alınmıştır. Özbek Türkçesi metinlerinden tespit edilen ünlemler bu bağlamda ele alınarak ünlem kavramı tanımlanmış, ünlemin kapsam sınırları çizilmiş, ünlemlerin özellikleri belirlenmiş ve bağımsız bir sözcük türü olarak ele aldığımız ünlemler kendi içinde yapısal ve anlamsal açıdan sınıflandırılmıştır. Tespit edilen ünlemler köken bilgisi bakımından irdelenmiş ve tarihî Türk lehçeleriyle karşılaştırılmıştır. Böylece Türk dilinin tarihsel sürecinde Özbek Türkçesinde kullanılan ünlemlerin hangi dönemden itibaren kullanılmaya başlandığı ve geçirdiği farklı evreler tespit edilmeye çalışılmıştır.
Kula'da son ustalarıyla yaşatılan geleneksel meslekler
Geleneksel meslekler toplumların yaşayış biçimleri, zevk ve estetik anlayışları hakkında önemli bilgiler veren kültür unsurlarındandır. Teknolojinin ilerlemesi ve makineleşme sürecinin hızlanması sonucunda, toplumlar hızlı bir değişime girmiş ve geleneksel meslekler bu süreçten olumsuz bir şekilde etkilenmiştir. Üretilen ürünlere her geçen gün talebin azalması, ham maddelere ulaşım zorluğu, el emeği ile üretimin iş gücü ve süreç bakımından zorluğu ve tüm bu sorunların bir sonucu olarak geleneğin ustalarının yeni ustalar yetiştirememesi, bugün birçok geleneksel mesleğin gündelik hayat içindeki önemini kaybetmesine ve hatta unutulmasına yol açmıştır. Manisa ilinin Kula ilçesi; giyim-kuşam ve yemek kültürü, doğum, düğün ve ölüm gibi geçiş dönemlerindeki inanç ve uygulamalarıyla geçmiş ile bağını koruyan bir diğer deyişle geleneksel yaşayış biçiminin sürdürüldüğü bir ilçedir. Kula'da geçmişten günümüze kadar varlığını sürdüren çok sayıda geleneksel meslek bulunmaktadır. Kula'da gündelik hayatın içinde önemli bir yer işgal eden geleneksel mesleklerin önemli bir kısmı günümüzde son ustalarıyla yaşatılan ve bu anlamda son dönemlerini yaşayan mesleklerdir. Bu çalışmada Kula'da son ustalarıyla yaşatılan geleneksel meslekler konu edilmiştir. Çalışmada öncelikle Kula ilçesinin tarihi, coğrafi özellikleri ve ekonomik yapısı hakkında bilgi verilmiş, Kula'da son ustalarıyla sürdürülmeye çalışılan bakırcılık, keçecilik, saraçlık, semercilik ve yorgancılık meslekleri hakkında bilgi verilmiş ve bu mesleklerin sürdürülmesine yönelik tespit ve önerilerde bulunulmuştur. Kula'da son ustalarıyla yaşatılan geleneksel meslekler hakkında daha önceden yapılmış bir çalışmanın bulunmaması, böylesi bir çalışmanın yapılması gerekliliğini ortaya koymuştur. Çalışmada elde edilen veriler alan araştırmasıyla elde edilmiş, alan araştırmasında gözlem ve mülakat teknikleri kullanılmıştır. Böylece hem kaynak kişilerle görüşülüp birincil kaynaktan bilgi ve görüş alınmış hem de sadece ürüne odaklanılmayıp toplumun ihtiyaçları göz önünde bulundurularak araştırmaya konu olan geleneksel mesleklerin mevcut durumları hakkında birtakım tespitlerde bulunulmuştur. Bu çalışmada beş farklı meslekten on kaynak kişi ile görüşülmüş, araştırmaya dâhil edilen mesleklerdeki ürünlerin yapımı, kullanım alanları ve güncelleme sahalarının olup olmadığı hakkında bilgiler elde edilmiştir. Araştırma sonucunda çalışmaya dâhil edilen keçecilik dışındaki diğer mesleklerin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kula, gelenek, geleneksel meslek, zanaat
Ali Haydar Bey'in hayatı, edebi kişiliği ve tiyatro eserlerinin incelenmesi
Tarih boyunca Türk halkının var olduğu coğrafyalarda, yüzyıllar boyunca kullanılan Osmanlı Türkçesi ile yazılmış birçok edebi ve ilmi eser mevcuttur. Bu eserlerin birçoğu Türkiye Türkçesine aktarılmış olmakla beraber, aktarılmayan pek çok eser edebiyat araştırmacılarının dikkatinden kaçmaktadır. Bu minvalde Tanzimat Dönemi sanatçılarından Ali Haydar Bey'in Sergüzeşt-i Pervîz (Piyes, 1866), İkinci Ersas'ın Sergüzeşti (İkinci Ersas) (Piyes, 1866), Rüya Oyunu (Piyes, 1876) adlı eserleri öncelikle Türkiye Türkçesine aktarılmıştır. Alanlarında ilkleri örneklendirdiği varsayılan eserler ilim dünyasının dikkatini çok fazla çekmemiştir. Eserlerde edebiyatımıza (o dönemde) yeni yeni girmiş konular ve tarihi konular ele alınmıştır. Sergüzeşt-i Pervîz'de olan zengin ve üst sınıf erkek ile çıkarcı kadın (metres) ilişkisi işlenmiştir. İkinci Ersas'ta, Sasani hükümdarlarından İkinci Ersas'ın İran şahı Şapur Şâh'a karşı savaşı anlatılır. Savaştan sonra ikinci eşi Olimpiyad'ın ölümüyle karşılaşır. Rüya Oyunu'nda ise hilebâzlıkla Bey'in paralarının alınmak istenmesi ve görülen rüya ile ilişkilendirilerek engellenmesi işlenmiştir. Ali Haydar Bey ve eserleri hakkında kapsamlı çalışma bulunmamaktadır. Eserleri, içerikleri az da olsa bilinmesine rağmen isim olarak karşımıza çıkmaktadır. Tanzimat Dönemi ve tiyatro türüne ilişkin çalışma yapan araştırmacılar kısa anlatımlarla ele almıştır. Bu tezin amacı Ali Haydar Bey'in hayatı ve sanatı hakkında bilinmeyenlerin açığa kavuşturulmasıdır. Aynı zamanda o dönemin yapısına ilişkin bilgiler sunulmasıdır. Ali Haydar Bey'in kıymeti çok bilinmemiş bu eserlerini tanıtmak, piyeslerdeki unsurları ve değerlerle ilgili temaları dönemin edebi geleneği çerçevesinde analiz etmektir. Elde edilen tespitlerin edebiyat camiası ile buluşturulması hedeflenmiştir. Tez'de Ali Haydar Bey'in hayatı ve sanatıyla ilgili ulaşılabildiği kadar kapsamlı bilgiler sunulmuştur. Tiyatro eserleri Türkiye Türkçesi'ne aktarıldıktan sonra detaylı olarak ele alınmış ve tahlil edilmiştir. Ali Haydar Bey, Tanzimat Dönemi'ndeki yenilik hareketlerine tiyatroya yeni biçim (manzum) ve türler (trajedi ve komedi) alanında eser kaleme alma girişiminde bulunarak katkı sağlamıştır. Ali Haydar Bey, yanlış batılılaşmayı eleştirmek için mirasyedi tiplere, para avcısı kadınlara ve hilekârlık konularına eserlerinde yer vermiştir. Ali Haydar Bey, batılılaşma ve yenileşme döneminin başları kabul edilen 1860'lı yıllarda ele aldığı tiyatro eserlerinde biçim ve içeriğin yanı sıra batılı kelimelere (vals, balo, balet) yer vermiştir. Anahtar Kelimeler: Ali Haydar Bey, Sergüzeşt-i Pervîz, İkinci Ersas, Rüya Oyunu, Tanzimat Dönemi
Alaşehir Yöresi doğum gelenekleri ve çocuk folkloru ürünleri
Çocuk denildiği zaman aklımızda aileye büyük bir mutluluk ve neşe katan, ailenin temellerini sağlamlaştıran bir birey canlanmaktadır. Çocuğun etrafında oluşan kendine has bir folkloru vardır. Manisa'nın köklü bir geçmişe sahip olan ilçesi Alaşehir, ilk çağlardan beri büyük öneme sahip bir güzergâh üzerindedir. Bu çalışma ile yörenin yüzyıllardır biriktirmiş olduğu zengin kültürüne ait unutulmasını istemediğimiz unsurlar derlenmek istenmiştir. Bu tezin amacı da Alaşehir'in çocuk folkloru ürünlerini Türk halkbilimi ve halk edebiyatı açısından incelemektir. Bu çalışma, Alaşehir ilçesindeki çocuk folkloru ürünlerinin belirlenip çocuk folkloru ürünlerinin derlenmesinden oluşmaktadır. Alan araştırması sonucunda ortaya çıkmış derlemeler beş ana başlığa ayrılmıştır. Bu başlıklar; Doğum Etrafında Şekillenen İnanış ve Uygulamalar, Çocuk Hastalıkları İle İlgili İnanış ve Uygulamalar, Çocuk Etrafında Şekillenen Maddi Kültür Öğeleri, Çocuk Etrafında Şekillenen Sözlü Edebiyat, Çocuk Oyunlarıdır. Alaşehir'de yapılmış bu derlemeler ile halkın düşüncesi, inanışları, edebiyatı, kültürüne ait izleri yansıtılarak yeni nesillere ulaşması sağlanmıştır.
Tunceli'den derlenen masallar (Metin-inceleme)
Derleme ve inceleme olmak üzere iki aşamada ele alınan bu çalışmanın amacı; Tunceli ili masal anlatma geleneğini tespit etmek, bu geleneğin günümüzdeki durumunu belirlemek ve yörede yüzyıllardır anlatılan sözlü masalları derleyip yeni nesillere aktarmaktır. Zengin bir folklora sahip olan Tunceli yöresinin sözlü anlatmaları ile ilgili yapılan çalışmalar, sınırlı sayıda ve dar bir çerçevede yapılmıştır. Tunceli ilinin halk anlatıları ve icra ortamlarının tespitine yönelik akademik çalışmaların eksikliği tespit edildikten sonra belirlenen bu çalışmada, folklor ürünlerinin derlenmesi ve incelenmesinde başvurulan "Alan (Saha) Araştırması Yöntemi" ile masal metinleri derlenmiştir. Derlenen masal metinleri, Stith Thompson'un "Motif Index of Folk-Literature" isimli kataloğuna göre incelendikten sonra formel yapıları belirlenmiş ve toplumsal işlevleri aktarılmıştır. Yapılan inceleme neticesinde uzun bir olay örgüsüne sahip olan yöre masallarının motif yönünden zengin olduğu tespit edilmiştir. Derlenen masallarda "Motif Index of Folk-Literature" de yer alan bütün başlıklara göre motif örneği olduğu görülmüş ayrıca Motif Index'te olmayan motifler belirlenmiştir. Tespit edilen bu motifler, Tunceli masallarının özgün yapısını gün ışığına çıkarmaktadır. Formel yapısı bakımından da oldukça zengin olan yöre masalların çeşitli toplumsal işlevleri olduğu ve icra ortamında dinleyiciye çeşitli değerler kazandırdığı görülmektedir. Günümüzde Tunceli'de masal anlatma geleneği hala canlı bir şekilde devam etmektedir. Belli bir yaşın üzerinde olan kaynak şahıslar, daha önce dinledikleri masalları hatırlamakta ve usta bir şekilde icra etmektedir. Ancak kitle iletişim araçlarının her eve ulaşması, şehir ve kırsal kesim arasındaki farkın ortadan kalkması, dışarıya göçün olması ayrıca masal anlatıcılarının hayatını kaybetmeye başlaması bu geleneği olumsuz etkilemektedir. Tunceli il merkezi ve ilçelerinde yürütülen bu çalışmada yapılan görüşmeler neticesinde 122 adet masal kayıt altına alınmıştır. Masal anlatma geleneğinin güçlü olduğu fakat çeşitli gelişmeler neticesinde zayıflamaya başladığı yörede ulaşılan bu sonuç umut vericidir. Yapılacak yeni derleme çalışmaları ile yörenin sözlü anlatı kültürünün yok olmaktan kurtulması ve yaşatılması nihai hedef olmalıdır. Anahtar kelimeler: Tunceli, masal, folklor, derleme
Uşak'taki geleneksel meslekler üzerine halk bilimsel bir inceleme
Geleneksel meslekler, eski dönemlerden beri varlığını koruyan, bireysel yaratıcılığın ön planda olduğu, kendi içinde belirli ritüellerin ve geleneklerin bulunduğu, aktarımı genellikle usta-çırak ilişkisiyle sağlanan, ve toplum tarafından kabul görmüş olan meslekler olarak tanımlanabilir. Bu meslekler, toplumların kültürel kimliğinin canlılığını sürdürebilmesi açısından önemli öğelerden birisidir. "Uşak'taki Geleneksel Meslekler Üzerine Halk Bilimsel Bir İnceleme" adlı çalışmada Uşak ilinde yapılmakta olan geleneksel meslekler tespit edilmiştir. Geleneğin ustalarıyla yapılan görüşmeler neticesinde bu mesleklerin sürdürülebilmesi için yapılması gereken hususlar üzerine çıkarımlar yapılmıştır. Çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde çalışmanın tanımı, amacı ve öneminden bahsedilmiş, kapsam ve sınırlılıklar belirlenmiş ve çalışmanın yapılacağı Uşak ili hakkında bilgiler verilmiştir. Birinci bölümde çalışmamızı oluştururken başvurduğumuz akademik kaynakların kısa tanıtımı yapılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde araştırmamız sırasında kullanacağımız yöntem ve gereçlerden söz edilmiştir. Üçüncü ve son bölümde ise gelenek ve küreselleşmeden söz edilirken ulaşılan geleneksel meslekler hakkında bilgilere yer verilmiştir. Çalışmamız geleneksel unsurların saklanarak değil yaşatılarak korunması gerektiği ilkesine bağlı kalınarak oluşturulmuştur.
Afyonkarahisar ili Sultandağı ilçesi halk kültürü araştırması
Bu çalışmada Afyonkarahisar'ın Sultandağı ilçesindeki geçiş dönemleri olan doğum, evlenme, ölüm âdetleri ve bunlara bağlı inanışlar; bayramlar, tören ve kutlamalar, halk inanışları, halk hekimliği, halk baytarlığı, halk mutfağı, çocuk oyunları ve anonim halk edebiyatı ürünleri incelenmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde araştırma sahası olan Sultandağı ilçesinin tarihî ve coğrafî özellikleri, nüfusu, ekonomik ve sosyokültürel yapısı hakkında yazılı kaynaklardan elde edilen bilgiler bulunmaktadır. Bu bölüm aynı zamanda çalışma hakkında genel bilgileri de içermektedir. Çalışmanın diğer tüm bölümlerinde elde edilen verilere, araştırma sahasına gidilerek kültürü bizatihi oluşturan ve mümkün olduğunca yaşatmaya devam eden sözlü kaynaklardan faydalanılarak ulaşılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde hayatın geçiş dönemleri ile ilgili bilgiler yer almaktadır. Bu bağlamda, Sultandağı ilçesinin doğum, sünnet, askerlik, evlenme ve ölüm âdetleri ve inanmaları üzerinde durulmuştur. Çalışmanın üçüncü bölümünde Sultandağı ilçesinden anonim halk edebiyatı ürünleri derlenip incelenmiştir. Bu bölümde Sultandağı yöresinden derlenen mâni, ninni, türkü, ağıt, masal, efsane, bilmece ürünlerine yer verilmiştir. Çalışmanın dördüncü bölümünde Sultandağı ilçesindeki bayram, tören ve kutlamalara yer verilmiştir. Çalışmanın beşinci bölümünde halk hekimliği, halk baytarlığı ve halk giyim kuşamı hakkında bilgiler bulunmaktadır. Çalışmanın altıncı bölümünde yöredeki halk inanışları üzerinde durulmuştur. Çalışmanın yedinci bölümünde Sultandağı mutfak kültürü ile ilgili olarak yemek çeşitleri, tatlılar, kışa hazırlık için yapılan yiyecek ve içecek çeşitleri hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmanın sekizinci yani son bölümünde ise yöreden derlenen çocuk oyunları bulunmaktadır. Bu araştırmanın sonucunda Sultandağı halk kültürünün, Orta Asya'nın ve Anadolu'nun inanç ve kültür dairelerinden etkilendiği ve kendi içinde bu izleri taşıdığı tespit edilmiştir.
Yeni Uygur bilmeceleri üzerine söz dizimsel bir inceleme
Bilmeceler, halkın içinde yaratılan, halk tarafından beslenen ve halkın kültürünü, geleneğini, yaşayış tarzını ve kültürel değişimlerini, nesilden nesile sözlü gelenek içerisinde aktararak varlığını sürdüren en önemli sözlü edebiyat türlerinden birisidir. Bu tür, diğer milletlerin kültürlerinde olduğu gibi, Türk milletinin kültüründe de kendisine geniş bir yer bulmuştur. Türk milletinin düşünce sisteminden üretilmiş olan bilmeceler, Türk toplulukları arasında küçük farklılıklarla da olsa yaşamaya devam etmektedir. Türklerin en eski boylarından biri olan Uygurlar da bilmece türüne önem vermişler ve çok çeşitli ve zengin bir malzeme ortaya koymuşlardır. Bu çalışma iki temel bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın ―Giriş‖ bölümünde konumuz ile ilgili olan Uygur Türkleri, bilmece türü, Uygur bilmeceleri ve bunlar üzerine yapılan çalışmalar, söz dizimi ve söz dizimi üzerine yapılan çalışmalar hakkında bilgi verilmiş ve çalışmanın amacı ve kapsamı belirtilmiştir. Tezin ―İnceleme‖ bölümünde ise Uygur bilmecelerinin söz dizimi, 1. Cümle Ögeleri Bakımından Uygur Bilmeceleri, 2. Kelime Grupları Bakımından Uygur Bilmeceleri ve 3. Cümle Türleri Bakımından Uygur Bilmeceleri olmak üzere üç kısımda ele alınmıştır. Çalışmanın ―Sonuç‖ bölümünde, Uygur bilmecelerinin söz dizimi incelemesi sonucunda elde edilen veriler tek tek sıralanmış, ―Kaynaklar‖ kısmında ise çalışmanın hazırlanması sırasında yararlanılan kaynakların alfabetik listesi verilmiştir. Tezin sonunda yer alan ―Ekler‖ kısmında ise Uygur bilmecelerinin Uygur Arap harflerinden yapılmış transkripsiyonu, Türkiye Türkçesine aktarması alfabetik olarak sınıflandırılmıştır.
Aydın Yılmazköy yöresi Tahtacılarında geçiş dönemleri
Merkezi Orta Asya olan Türk halkı, tarihi en eski milletlerden biridir. Türkler bu süreç içerisinde zengin bir kültürel miras oluşturmuş ve bunu kuşaktan kuşağa aktararak sahip oldukları kültürel kodları muhafaza etmişlerdir. Türk kültürünün renklerinden biri olan Tahtacılar, büyük göçle Orta Asya'dan gelmişlerdir. Ülkemizde Akdeniz, Ege ve Marmara Bölgelerinde dağınık hâlde bulunmaktadırlar. Konar-göçer bir yaşam tarzı süren Tahtacılar, yakın zamana kadar ağaç işçiliğiyle uğraştıkları için bu isimle anılırlar. Alevî-Türkmen zümrelerden biri olan Tahtacılar, kapalı bir toplum olmuştur. Ancak Cumhuriyet'in ilanından sonra yerleşik düzene geçip kapılarını dış dünyaya açmaya başlamışlardır. Özgün bir kültüre sahip olan Tahtacılar, atalarından devraldıkları gelenek ve göreneklerini bugün de devam ettirmektedir. Bu kültürün önemli bir kısmını da insan hayatının geçiş dönemleri oluşturur. Tahtacılarda bu geçiş dönemleri etrafında birçok gelenek, inanç ve uygulama mevcuttur. Bu çalışmada Aydın Yılmazköy yöresi geçiş dönemleri inanç ve uygulamaları ele alınmıştır. Çalışmanın giriş bölümünde; çalışmanın konusu, amacı ve derlemede kullanılan yöntemler hakkında bilgi verilmiş, Tahtacılar ve geçiş dönemleri hakkında literatür taraması yapılmıştır. Birinci bölümde; geçiş dönemlerinin ilki olan doğum ile ilgili inanç ve uygulamalar, doğum öncesi, doğum sırası ve doğum sonrası alt başlıkları altında ele alınmıştır. İkinci bölümde; sünnet dönemi sünnet öncesi, sünnet sırası, sünnet sonrası, üçüncü bölümde; askerlik dönemi askerlik öncesi, askerlik sırası ve askerlik sonrası alt başlıkları altında çalışılmıştır. Dördüncü bölümde ise evlenme dönemi etrafında oluşturulan inanç ve uygulamalar, evlilik öncesi, evlilik sırası ve evlilik sonrası alt başlıkları altında incelenmiştir. Beşinci bölümde ise geçiş dönemlerinin sonuncusu olan ölüm, ölümü haber veren ve engelleyen inanç ve uygulamalar, ölüm anında gözlemlenen inanç ve uygulamalar, ölünün defne hazırlanması, defin sırasında ve sonrasında gerçekleştirilen inanç ve uygulamalar, yas tutma ve başsağlığı ile ilgili inanç ve uygulamalar, ölüyü anma törenleri ile ilgili inanç ve uygulamalar alt başlıkları altında ele alınıp incelenmiştir. Çalışmanın sonuç bölümünde ise çalışmada elde edilen bulgulardan yola çıkılarak, çalışamaya dair genel bir değerlendirme yapılmıştır. Bu çalışmada Aydın Yılmazköy Tahtacılarının insan hayatının geçiş dönemleri etrafındaki inanç ve uygulamaları tespit edilmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen somut verilerle, Türk kültür varlığını geleceğe taşımak amaçlanmaktadır.
Mehmed Şükrü'nün (Dâmâd-ı Gelenbevî) Müntehabât-ı Mesnevî'si, (İnceleme-metin)
Mevlânâ tarafından 13. yüzyılın ikinci yarısında yazılan Mesnevî, klâsik İslâm eserlerinin en önemlilerinden biridir. Mesnevî, asırlar boyunca büyük rağbet görmüş ve birçok kişiyi etkilemiştir. Mevlânâ Celâleddîn Rûmî'nin Mesnevî'si, Türk-İslâm âleminde en çok şerh yapılan eserlerden birisidir. Bu eserlerden biri çalışmanın da konusu olan Es-Seyyid el-Hac Mehmed Şükrü İbn es-Seyyid Ahmed 'Ata'nın (Dâmâd-ı Gelenbevî) Müntehabât-ı Mesnevî adlı eseridir. Şarih, mesnevinin birinci cildinden seçilen 231 beytin şerhini yapmıştır. Bu çalışma giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde şerh hakkında bilgiler verildikten sonra Türk Edebiyatında yapılan Mesnevî şerhlerini listeledik. Birinci bölümde Seyyid Mehmed Şükrü'nün hayatı ve eserleri tanıtılıp incelediğimiz eser hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde eser dini ve tasavvufi açıdan muhteva incelemesi yapılmıştır. Üçüncü bölümde ise, eser günümüz alfabesine aktarılmıştır. Eserde dinî, tasavvufî ve ahlâkî konuların işlendiği; bilgilendirici ve eğitici bir yol takip edildiği görülür. Suret ve mana, arif ve feylesof, muhlis ve münafık, alem-i mülk ve alem-i melekut, ruh ve beden, vahdet ve kesret, aşk, insan-ı kâmil, sabır, tevekkül, ilim gibi kavramların açıklaması yapılır. Anahtar kelimeler: Mevlana, Seyyid Mehmed Şükrü, Müntehabat-ı Mesnevi, Tasavvuf, Şerh
Yeni Uygur Türkçesi ve Türkiye Türkçesindeki yalancı eş değerler
Bu tezde, Yeni Uygur Türkçesi ve Türkiye Türkçesi yalancı eş değer kelimeler bakımından eş zamanlı olarak karşılaştırılmıştır. Karşılaştırma yapılırken, Emir Necipoviç Necip'in hazırladığı, İklil Kurban'ın Rusçadan Türkçeye çevirisini yaptığı Yeni Uygur Türkçesi Sözlüğü ve www.tdk.gov.tr adresindeki Güncel Türkçe Sözlük esas alınmıştır. Tez, "Giriş", "İnceleme" ve "Sonuç" bölümlerinden oluşmaktadır. Tezin "Giriş" bölümünde çeviri ve aktarma terimleri açıklanmış; lehçeler arasındaki aktarma sorunlarına değinilmiş; eş değerlik, eş anlamlılık ve eş seslilik tanımları yapılmış; Yeni Uygur Türkçesinin ses özelliklerine yer verilmiş; yalancı eş değerlik ile ilgili literatür taraması yapılmış ve tezin amacı, kapsamı ve yöntemi belirlenmiştir. "İnceleme" bölümünde tespit edilen kelimeler "Tam Yalancı Eş Değerler" ve "Kısmi Yalancı Eş Değerler" olmak üzere iki ana başlık altında ele alınmıştır. Her iki bölüm altında da tespit edilen kelimeler köken, ses değeri ve tür olarak farklı alt başlıklar altında sınıflandırmaya tabi tutulmuşlardır. Tezin "Sonuç" bölümünde ise çeşitli tespitlere ve önerilere yer verilmiştir.
Güngör Dilmen'in tiyatroları üzerine tematik bir inceleme
Güngör Dilmen kendine has üslubu ve geniş bir coğrafyaya sahip eserleriyle çağdaş Türk tiyatrosunun en önemli yazarlarındandır. Yazarın yedi kısa oyun, yedi gölge oyunu olmak üzere otuz beş basılı tiyatro eseri ve iki adet masal kitabı vardır. Konularını genellikle tarih ve mitolojiden alan Güngör Dilmen, eserlerinde Mezopotamya'dan Meksika'ya çok geniş bir kültür dünyası sunar. Evrensel nitelikli konular ele alan Güngör Dilmen'in amacı, yeryüzündeki tüm insanların ortak sorunlarını ve duygularını eserlerine yansıtmaktır. Bu sebeple yapılacak olan tematik incelemelerin, oyunların anlam değerlerinin belirlenmesi açısından önemi büyüktür. Yazarın tiyatroya ilgisini çeken sanatçı, İngiliz yazar Shakespeare'dir. Henüz lise yıllarında Bir Yaz Gecesi Rüyası ve Macbeth oyunlarından etkilenen yazar, tiyatro yolculuğuna Midas'ın Kulakları adlı oyunu ile başlar. Güngör Dilmen, tiyatroya eğilmesinden sonra Amerika'nın sayılı üniversitelerinden biri olan Yale Üniversitesi'nde tiyatro eğitimi alır. Güngör Dilmen, eserlerinin birçoğuna kaynaklık eden tarih ve mitolojiyi malzeme olarak kullanarak gününün sorunlarına ışık tutar. Toplumsal konulara ağırlık veren sanatçı, hem Batı dünyasının emperyalist tutumlarını hem de Doğu'nun mistik ve dini inançlara kapılarak tembelleşmesini eleştirir. Yazar, bilimin üstünlüğünü savunurken sözde aydınları eleştirmekten kaçınmaz. "Güngör Dilmen'in Tiyatroları Üzerine Tematik Bir İnceleme" adlı tezimizin amacı, sanatçının tiyatro oyunlarında işlediği temaları tespit ederek eserlerin anlam zenginliğini ortaya çıkarmaktır. Tezimizde incelenen eserlerin temaları belirlenirken Nurullah Çetin'in "Roman Çözümleme Yöntemi" kitabından yararlanılmıştır. Nurullah Çetin, konu ve tema kavramlarını birbirinden ayırmıştır. Çetin, konuyu eserin üzerine temellendiği bir zemin olarak tanımlar. Tema ise, yazarın okuyucuya vermek istediği öznel iletilerin bir iki cümle halindeki hükmüdür. Tezimizde, eserin teması verildikten sonra alt başlıklar halinde yan temalar da açıklanmıştır. Üç bölüm halinde oluşturulan çalışmanın birinci bölümünde Cumhuriyet Devri Türk Tiyatrosunun gelişimi hakkında kısa bir bilgi sunularak Dilmen'in Türk tiyatrosundaki önemi saptanmıştır. İkinci bölümde sanatçının hayatı, sanatı ve eserleri hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmanın asıl inceleme konusu olan Güngör Dilmen'in eserlerinin tematik incelemesi üçüncü bölümde yapılmıştır. Yazarın eserleri ilk basım tarihlerine göre kronolojik olarak incelemeye alınmıştır. Dilmen'in basılı otuz beş adet oyununda işlediği temalar saptanmıştır. Her eser müstakil olarak incelenmiş ve eserin özeti, kimliği ve eserde işlenen temalar okuyucuya sunulmuştur. İncelememizin sonucunda ortaya çıkan temalar hakkında genel bir değerlendirme, sonuç bölümünde yapılmıştır. Dilmen, toplumu ilgilendiren konuları geçmişten örneklerle işleyerek günün sorunlarına ışık tutmaya çalışır. Güngör Dilmen'in eserlerinde işlediği başlıca temalardan biri, toplumumuzda görülen aşırı Batı hayranlığıdır. Yazar, toplumun kendi kültürüne sahip çıkmayarak Batının kültür emperyalizmine kapılmasını eleştirir. Güngör Dilmen, Batının kapitalist yaklaşımına karşıdır. Yazar, Avrupa ve Amerika'nın kendi menfaatlerini üstün tutarak diğer toplumlara yaptığı sömürüyü gözler önüne serer. Batının ikiyüzlü davranışlarının eleştirilmesinin dışında Doğu'nun mistik ve dini inançlara kapılarak tembelleşmesinin eleştirisi, yazarın sıkça işlediği temalardan bir diğeridir. Güngör Dilmen, ideal dünya düzeninin inançlarla değil akıl ve bilimle oluşturulabileceğini düşünür. Yazar, aklı ve bilimi daima inançların üzerinde tutar. Eserlerde yalnızca yönetsel erkin eleştirisi yapılmazken halkın bilinçsizliğine de vurgu yapılır.
Latife Tekin'in romanlarında yabancılaşma
Yabancılaşma günümüzde hayatımızın her alanında karşımıza çıkan temel sorunlardandır. Aynı şekilde edebiyatın da ilgi alanına girmiş olan yabancılaşma adeta her alanı çepeçevre sarmış durumdadır. Tanzimat ile birlikte başlamış olan modernleşme akımı Türk toplumunda bir karmaşa ortaya çıkarmış, bunun sonucu olarak da kültüre ve toplum değerlerine olan yabancılaşma romanlarda ele alınmaya başlanmıştır. Yabancılaşmayı, insanın öz benliğine ve içinde yaşamış olduğu toplumun sosyo-kültürel değerlerine ters davranışlar göstermesi şeklinde açıklayabiliriz. Çalışma, beş bölümden ve Kaynakça'dan meydana gelmektedir. Latife Tekin'in romanlarında yabancılaşma konusunu ele aldığımız için ilk bölümde yabancılaşma kavramının tarihi, Dünya ve Türk edebiyatındaki yeri ile ilgili bir giriş yapılmıştır. İkinci bölümde Latife Tekin'in romanlarını beslediği sosyal ve kültürel alt yapının tespit edilebilmesi için yazarın hayatı, sanatı, eserleri ile ilgili bilgiler verilmiştir. Üçüncü bölümde incelenen romanlar hakkında genel bilgilere yer verilmiştir. Dördüncü bölümde ise incelediğimiz romanların yabancılaşma bağlamında analizi yapılmıştır. Sonuç bölümünde de çalışma ile ilgili genel bir değerlendirme yapılmıştır. Kaynakça'da; yararlanılan kitapları, makaleleri, yayımlanmış ve yayımlanmamış tezleri, internetteki veriler alfabetik sırayla uygun bir biçimde verilmiştir. Türk edebiyatında 1980'den sonrası dönemde önemli isimlerinden biri olan Latife Tekin günümüzün de önemli meselelerinin başında gelen yabancılaşma olgusunu, kişilerin yaşadığı iç çatışmaları, bireyin psikolojik durumunu romanlarında sergilemiştir. Bu çalışmada insanoğlunun önemli meselelerinden biri olan "yabancılaşma" olgusuna yer verilmiş ve Latife Tekin'in romanlarındaki bireylerin göstermiş oldukları normal olmayan davranışlar, kendilerine ve yaşadıklara topluma yabancılaşmaları yabancılaşma olgusuyla bağdaştırılarak işlenmiştir. Anahtar sözcük: Latife Tekin, Yabancılaşma, Modernizm, Postmodernizm, Türk Edebiyatı.
Adalet Ağaoğlu'nun romanlarında şahıs kadrosu
Adalet Ağaoğlu, farklı metin türlerinde kaleme aldığı eserleriyle Türk edebiyatında kendine özgü yer edinmiş önemli yazarlarımızdan biridir. Onun eserleri edebiyat eleştirisi ve araştırması bağlamında pek çok çalışmaya konu olmuştur. Yazarın romanlarını şahıs kadrosu bakımından incelediğimiz bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm Adalet Ağaoğlu'nun hayatı ve yazarlığına dair genel bilgileri içermektedir. İkinci bölümde çalışmamıza konu olan dokuz romanı iki ana başlıkta ele alarak şahıs kadrosuna yönelik tespit ve değerlendirmeler yapılmıştır. Değerlendirme yaparken Nurullah Çetin'in "Roman Çözümleme Yöntemi" adlı eserinde yer alan "Kişiler Kadrosu" bölümündeki tasnife bağlı kalınmıştır. Bu bölümde romanların kişi kadrosu merkez kişi, tip, karakter ve yardımcı kişiler olmak üzere dört alt başlık üzerinden değerlendirilmiştir. Gerekli hallerde kurgusal kişi başlığına da yer verilmiştir. Üçüncü bölüm, incelediğimiz romanların şahıs kadrosu hakkında genel bir değerlendirmeyi içermektedir. Bu bölümde romanlarda öne çıkan belli başlı karakteristik durumlar alt başlıklar halinde ifade edilmiştir. Sonuç bölümünde ise, Adalet Ağaoğlu'nun romanlarındaki şahıs kadrosuyla ilgili ulaştığımız tespitler sıralanmıştır.
Rasim Özdenören'in hikayelerinde tasavvufi kavramlar
Edebiyat, gündelik pratiklerden, toplumsal ilişkilere uzanan geniş bir çerçeveye etki eden ve bunlardan da etkilenen bir olgu olarak zihin dünyamızda yer edinmektedir. Bu zihin dünyasının inşasında edebiyat, bireyin ve toplumun dönüşümünde anahtar bir rol üstlenmektedir. Bunun yanında Edebi eserler içinde bulunulan zamanın ve mekânın anlatısından da bağımsız değildir. Diğer bir ifade ile her edebi eser içinde yaşanılan çağın bir yansımasıdır. Bu sebeple edebi bir eserin incelenmesi toplumsal olguların daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır. Bu bakımdan bir eseri ele alırken onu sosyolojik, psikolojik, dini, tarihi vb perspektiflerle ele almak mümkündür. Bu çalışmada da Rasim Özdenören'in hikâyelerindeki tasavvufi kavramlara odaklanmaya çalışılmıştır. Tasavvuf, başlı başına bir düşünce biçimi, yaşam biçimi olarak 13. Yüzyıl başlarından itibaren Anadolu'da yaygınlaşarak bu coğrafyanın yurtlaşmasında önemli katkıları olan bir okul görevi üstlenmiştir. Bunun yansımalarını farklı biçimlerde görmek mümkündür. Özellikle edebiyatımızda tasavvufa ayrı bir önem verilmiş ve "tasavvuf edebiyatı" diğer adıyla "tekke edebiyatı" alanında önemli eserler verilmiştir. Gerek Divan edebiyatında gerekse halk edebiyatında yüzyıllar boyunca kullanılacak bir dilin gelişimine ve dilin zenginleşmesine katkı sağlayan tasavvuf, Anadolu'nun yurtlaşması konusunda önemli kavramlardan biridir.
Şükran Kurdakul'un hayatı ve şiirleri üzerine bir araştırma
Şükran Kurdakul, şiire ilkokul çağlarında başlamıştır. Çocuk Sesi ve Maceralar Dünyası adlı dergilerde ilk şiirlerini yayımlamıştır. Sürekli olarak Yarımay, Kovan, Kaynak, Yedigün, Fikirler, Adam Sanat, Ataç Yürüyüş, Beraber, Yelken, Eylem gibi dergilerde de şiirleri yayımlanmıştır. İlk şiir kitabı 1943 yılında yayınlanan Tomurcuk'tur. Bunu 1944'te Zevklerin ve Hülyaların Şiirleri, 1953'te Giderayak, 1963'te Nice Kaygılardan Sonra, 1966'da İzmir'in İçinde Amerikan Neferi, 1969'da Halk Orduları, 1977'de Acılar Dönemi, 1982'de Bir Yürekten Bir Yaşamdan, 1984'te Ökselerin Yöresinde ve 1985'te Ölümsüzlerle, 1993'te Toplu şiir kitabı Bir Yürekten Bir Yaşamdan, 1997'de İhtiyar Yüzyıla şiir kitapları izler. 1948'de İzmir'de üç arkadaşıyla birlikte üç sayı çıkabilen Genç Nesil dergisini çıkarmıştır. Genç Nesilden sonra Yeryüzü, Beraber dergilerini arkadaşlarıyla Ataç ve Eylem dergilerini kendisi çıkarır. Çıkardığı dergilerde yeni şairlere fırsat tanımıştır. Yayınevi sahibi olduğu dönemde bastığı kitaplar ile edebiyatımıza katkıda bulunmuştur. Kurdakul edebiyatın farklı türlerinde ürünler vermiştir. Hayatından izler bulunan, toplumcu gerçekçi anlayışta dört öykü kitabı vardır. Kurdakul, aynı zamanda edebiyat tarihçisidir. Şükran Kurdakul, 1940 kuşağı toplumcu gerçekçi şair olarak bilinir. Toplumcu gerçekçiliğinin özünde hep bir ben vardır. Kendi yaşadıkları duyarlıklarından yola çıkarak toplumu bulur. Aslında ondaki ben toplumdur. Soru, sorgulama onun hayatının her alanındadır. Şiirlerinde cevabını bildiği sorular sorar. Amacı daha yaşanılası bir dünya yaratmaktır. Babasız büyümüşlüğünün duygusallığı hayatında hep var olmuştur. Kurtuluş Savaşında görev almış bir askerin oğlu olduğunu hiç unutmamıştır. Yaşadığı zorluklar karşısında umudunu hiç kaybetmemiştir. Direnç, sevecenlik onun hayat felsefesidir. İlk iki kitabı dışındaki şiirlerini toplumcu gerçekçi anlayışta yazmıştır. Şiirlerinde duygu insanı olma ile düşünce insanı olma arasında bir denge kurmaya çalışmıştır. Anahtar kelimeler: Şükran Kurdakul'un hayatı, eserleri ve toplumcu gerçekçiliği, dergiciliği.
Memtimin Hoşur'un "Kum Baskan Şeher" romanı (İnceleme-metin-aktarma-dizin)
Uygurlar Türkleri zengin bir edebiyat geleneğine sahiptir. Çinliler ile yaptıkları mücadeleler nedeniyle halkta derin izler bırakmış ve bunun sonucunda sözlü Uygur edebiyatına önemli destanlar kazandırmıştır. Bu destanlar günümüzde yerini romanlara bırakmıştır. Yazarlar eserlerini Uygur halkına dersler vermek amacıyla hikayeci anlatım ile kaleme almıştır. Eserler sanat değeri taşımaktan ziyade halkta birlik ve uyanış bilinci oluşturmaya çalışmaktadır. Uygur edebiyatında önemli yere sahip olan Memtimin Hoşur'un Kum Baskan Şeher adlı eseri, çalışmamıza konu olmaktadır. Çalışmamız beş bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümde Uygur Türkleri, Uygur Türkçesi, Uygur Edebiyatı ve Uygur Romanı ele alınmıştır. İnceleme bölümünde ise yazarın hayatı, edebî şahsiyeti ve eserleri hakkında bilgi verildikten sonra romanın materyal ve teknik unsurları iki alt başlık altında değerlendirilmiştir. Metinler bölümünde ise ilk önce eserin transkribe edilmiş ardından Türkiye Türkçesine aktarılmış hali yer almaktadır. Aktarmadan sonra orijinal metin bu bölüme eklenmiştir. Sonuç bölümünde tezin değerlendirilmesi yapılıp Dizin-Sözlük, çalışmanın sonunda ayrı bir bölüm olarak verilmiştir. Bu çalışmayla Uygur edebiyatının nadide eserlerinden biri olan Kum Baskan Şeher Türk edebiyatına kazandırılmaya çalışılmıştır.
Abdurrahim Ötkür'ün "Oyġanġan Zémin 1" adlı romanı (İnceleme-metin-aktarma)
Bu tezde günümüz Uygur Edebiyatının önemli isimlerinden biri olan Abdurrahim Ötkür'ün "Oyġanġan Zémin 1" adlı romanının Türk edebiyatına kazandırılmasının yanı sıra Uygurlar ve Yeni Uygur Türkçesi ve edebiyatı konusunda ülkemizde var olan sınırlı sayıdaki literatüre katkı sağlamak amaçlanmaktadır. Bu tezde Uygur edebiyatının önemli şahsiyetlerinden Abdurrahim Ötkür'ün tarihi romanı "Oyġanġan Zémin 1" ilk olarak transkript edilmiştir. İkinci olarak Türkçeye tercüme edilmiş, son olarak da roman incelemesi yapılmıştır. Tezin Giriş kısmında Uygur Türkleri, Uygur Türkçesi, Uygur edebiyatı, Abdurrahim Ötkür'ün hayatı hakkında bilgiler verilmiştir. Tez dört ana başlıktan oluşmaktadır. İnceleme bölümünde Abdurrahim Ötkür'ün romancılığı ve romanları hakkında bilgi verilmiştir. Ayrıca roman teknik açıdan incelenmiştir. İkinci bölümünde Arap alfabeli orijinal metin Latin alfabesine transkript edilmiştir. Tezin üçüncü bölümde transkript edilen metin Türkçeye aktarılmıştır. Son bölüme özel ad ve tarihle ilgili dizin hazırlanmıştır.
Hasan Ali Toptaş'ın romanlarındaki tümcelerin yapı, anlam ve görev yönünden betimlemeli (Tanımlı) dil bilgisi yöntemine göre sözdizimsel (Tümcebilgisel) incelenmesi
Hazırladığımız çalışma "Hasan Ali Toptaş'ın Gölgesizler, Uykuların Doğusu, Sonsuzluğa Nokta, Heba, Kuşlar Yasına Gider, Kayıp Hayaller Kitabı isimleriyle yazılan 6 Romanındaki Tümcelerin, Yapı, Anlam ve Görev Yönünden Betimlemeli (Tanımlı) Dilbilgisi Yöntemine Göre Sözdizimsel (Tümcebilgisel) İncelenmesi" isimli çalışmadır. Hasan Ali Toptaş'ın bahsedilen romanlarındaki cümleler Hikmet Dizdaroğlu'nun Tümcebilgisi eserindeki çözümlemelerden yola çıkılarak tasnif edilmiştir. Betimlemeli (tanımlı) dilbilgisi yöntemine göre yapılan incelemeyle Hasan Ali Toptaş'ın romanlarının bu tasnife gayet uygun olduğu çalışma süresinde görülmüştür. Gerek cümle zenginliği gerek cümlelerin söz dizimi çeşitliliği bağlamında Hasan Ali Toptaş'ın incelenmeye değer eserler ortaya koymakta başarılı olduğu gözlemlenmiştir. Yüksek lisans tezinin, Türk dilinin ve yazarımızın daha iyi anlaşılmasına olumlu katkı sağlayacağı kanaatindeyiz.
Seyahatname'nin 5. cildine göre Evliya Çelebi'nin seyahat güzergâhları ve güzergâhların dil haritası
Kültür tarihimiz için son derece önemli olan gezi notları ve gezi anılarından oluşan seyahatnameler, ilgili zaman ve yerler hakkında bizlere ayrıntılı bilgiler verirler. Evliya Çelebi'nin yazdığı Seyahatname, özellikle 17. yüzyılda Osmanlı Devleti'nin hâkim olduğu alanların tarihi, kültürü, dili, dini, mimarisi, etnik yapısı ve coğrafyası hakkında bilgiler verir. Tezimizde, 10 cilt halinde yazılan, Yapı Kredi Yayınlarından çıkan, Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, İbrahim Sezgin tarafından hazırlanmış olan Evliya Çelebi Seyahatnamesinin Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat 307 Numaralı Yazmanın Transkripsiyonu – Dizini ve Yapı Kredi Yayınları'ndan çıkan Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, İbrahim Sezgin tarafından hazırlanmış olan Günümüz Türkçesiyle Evliyâ Çelebi Seyahatnamesi adlı eserlerin 5. cildi temel alınmış, o ciltteki güzergâhlar ve güzergâhlarda ismi zikrolunan diller incelenmiştir. Evliyâ Çelebi'nin Seyahatnamesi'nde gezdiği yerlerin sırasıyla verilmesi ve yine bu sıraya sadık kalınarak bu yerlerde konuşulan diller ve bu dilleri konuşan topluluklar hakkında bilgi vermek Seyahatname'yi daha anlaşılır kılması bağlamında filolojik bir çalışma olacaktır. Seyahatname'deki güzergâh sırasının zaman içinde coğrafyada meydana gelen değişiklikler sebebiyle sapması ve Seyahatname'deki yer adlarından bazılarının günümüzde bulunmaması nedeniyle yaşanan sorunlar en önemli ipuçları olan makro ve mikrotoponimlerle açıklığa kavuşturularak olabildiğince doğru güzergâh ve dil haritası ortaya koymamızı sağlamıştır. Anahtar Kelimeler: Evliya Çelebi, Seyahatname, seyahat güzergâhları, yer adları, diller
Erendiz Atasü'nün öyküleri üzerine bir inceleme
Bu çalışma Cumhuriyet sonrası dönemde eserler veren kadın yazarımız Erendiz Atasü'nün öykülerini değerlendirmek amacıyla hazırlanmıştır. Erendiz Atasü yazarlığa 1983 yılında yazdığı Kadınlar da Vardır adlı eseriyle adım atar. Sonraki yıllarda kadın ve toplum sorunlarına eğildiği Lanetliler, Dullara Yas Yakışır, Onunla Güzeldim, Taş Üstüne Gül Oyması, Uçu, İncir Ağacının Ölümü, Hayatın En Mutlu An'ı, Kızıl Kale adlı öykü kitaplarını yazar. Roman alanında da eserler veren yazarın Dağın Öteki Yüzü adlı romanı birçok ödül kazanıp değişik dillere çevrilir. Roman ve hikâye alanında birçok ödül kazanan Erendiz Atasü, değişik dergi ve kitaplarda yayımlanan yazılarını ve yaşadıklarını deneme türündeki eserlerine yansıtır. Benim Yazarlarım, Kadınlığım, Yazarlığım, Yurdum, İmgelerin İzi, Kavram ve Slogan, Düşünce Sefaletinin Kıskacında, Bilinçle Beden Arasındaki Uzaklık, Yıllar Geçerken: Hayat ve Roman, Saldırganı Hoş Tutmak deneme türündeki eserleridir. Tez çalışmamız giriş, yazarın hayatı, öyküleri ve sonuç olmak üzere 4 bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümü Cumhuriyet'ten sonraki dönemde eserler veren kadın yazarlar hakkında genel bir değerlendirmeyi içermektedir. 1. Bölümde ise Erendiz Atasü'nün ailesi, eğitimi, çalışma hayatı, yazarlığı anlatılıp hayatı hakkında bilgi verilmektedir. 2. Bölümde yazarın öykü alanında verdiği eserleri detaylıca incelenmiştir. Bu bölümde öyküler ele aldıkları konular bakımından alt başlıklara ayrılarak değerlendirilmiştir. Öykülerde yer alan kişiler ön plana çıkarılan özellikleri bakımından sınıflandırılmıştır. Ardından öykülerde kullanılan mekânlar, öykülerin yapısı ve anlatım tekniği üzerinde durulmuştur. Yapı konusunda her öykü Bakış Açısı, Anlatım Tutumu, Anlatım Şekli başlıklarıyla değerlendirilmiştir. Olay Düzeni ve Olay Sunumu anlatım tekniği içinde ele alınmıştır. Bu bölümde tek tek incelenen öykülerdeki dil ve anlatım, üslup, yazarın beslendiği kaynaklardan da söz edilmektedir. Tezimizin sonuç bölümünde ise çalışmanın tamamından elde edilen sonuçlar tespit edilerek bu sonuçlar doğrultusunda yazarın Türk Edebiyatındaki yeri belirlenmeye çalışılmıştır.
Necip Fazıl Kısakürek'in Çile adlı şiir kitabındaki kavramlar ve tasnifi
Bu çalışmada Cumhuriyet Dönemi Türk şiirinin önemli temsilcilerinden biri olan Necip Fazıl Kısakürek'in Çile adlı şiir kitabında bulunan şiirlerdeki bazı kavramların taşıdığı anlamlar incelenmiştir. Seçilen kavramların oluşturduğu çağrışım zenginliği göz önüne alınarak bu kavramların farklı şiirlerdeki anlamlarına değinilmiştir. Kavramların seçiminde kullanım sıklığı ve çağrışım yoğunluğu dikkate alınmıştır. Şairin sıklıkla üzerinde durduğu, pek çok şiirinde karşımıza çıkan kavramların şiirde taşıdığı bağlamsal anlamlar açıklanmıştır. Şairin şiir anlayışının ve düşünce dünyasının izlerinin olduğu bu kavramlardaki anlam derinliği ve çeşitliliği gösterilmiştir. Kavramlar belli konu başlıkları altında toplanmak yerine alfabetik olarak sıralanmıştır. Şiirde kullanılma durumuna bağlı olarak her kavram farklı sayıda açıklanmıştır. Sadece bir şiirinde geçen kavramlar olduğu gibi birden çok şiirinde geçen kavramlar da bulunmaktadır. Ayrıca kavramların dönemsel ve tematik olarak tasnifi yapılmıştır.
Mavisel Yener'in "Dolunay Dedektifleri" roman dizisinde çocuk gerçekliği
Asıl mesleği diş hekimliği olan Mavisel Yener, çocuk edebiyatı alanında pek çok türde eser yazmıştır. Roman, hikâye, masal, şiir, tiyatro türlerinde birçok eseri bulunmaktadır. Bu eserlerin içinde romanları önem taşımaktadır. Yazarın çocuk gerçekliğini dikkate alarak eser meydana getirdiği görülmektedir. Sanatçının çocuk gerçekliğini ele alışı ile ilgili bir çalışma yapılmamıştır. Bu çalışmada Mavisel Yener'in Dolunay Dedektifleri dizisindeki İz Peşinde, Dehşet Mektuplar, Mumya Dükkânı, Korkunç Satranç, Ölüler Ormanı, Yarasa Yarışları adlı romanları incelenmiştir. Bu romanların çocuk gerçekliğine uygunluğu ortaya konmuştur. Çalışmanın kapsamını Dolunay Dedektifleri dizisindeki bu altı roman oluşturmaktadır. "Mavisel Yener'in 'Dolunay Dedektifleri' Roman Dizisindeki Çocuk Gerçekliği" adlı bu tezde roman dizisindeki çocuk gerçekliğine uygunluğuna dair inceleme nitel araştırma yaklaşımlarından doküman analizi yöntemi esas alınarak yapılmıştır. Çalışmanın problemi, amacı, önemi, sınırlılıkları ve yöntemi giriş bölümünde ele alınmıştır. Dört bölümden oluşan çalışmanın ikinci bölümü çalışmanın kavramsal çerçevesini oluşturmaktadır. Bu bölümde Mavisel Yener'in biyografisine yer verilmiş; ayrıca çocuk edebiyatı, çocuk edebiyatının temel değişkenleri ve çocuk gerçekliğinin ne olduğuna dair bilgiler verilmiştir. Diğer bölümde Dolunay Dedektifleri dizisindeki romanlar; konu, izlek, dil ve anlatım, kahraman, ileti açısından incelenmiş ve çocuk gerçekliği açısından değerlendirilmiştir. Bu bölümde çocuk gerçekliği; çocuğun doğası, prososyal davranışları, ihtiyaçları, ilgisi, ahlak anlayışı, dil ve anlam evreni, bakış açısı başlıkları altında ele alınmış ve tüm romanlar bu değişkenlere göre incelenmiştir. Değerlendirmeler sonucunda Mavisel Yener'in Dolunay Dedektifleri roman dizisindeki altı romanın da çocuk gerçekliğine uygun olduğu belirlenmiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Mavisel Yener, Dolunay Dedektifleri, Çocuk Edebiyatı, Çocuk Gerçekliği
Ahmet Hamdi Tanpınar'ın romanlarındaki zarflar üzerine bir inceleme
Yüksek lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışma "Ahmet Hamdi Tanpınar'ın "Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Huzur, Aydaki Kadın, Sahnenin Dışındakiler, Mahur Beste" isimleriyle yazılan beş romanındaki zarfların incelenmesine yönelik bir çalışmadır. Ahmet Hamdi Tanpınar'ın bahsedilen romanlarındaki cümleler Prof. Dr. Hacı Ömer Karpuz'un "Türkçede Zarflar" isimli eserine bağlı kalınarak incelenmiştir. Yapılan bu çalışma için Ahmet Hamdi Tanpınar'ın romanlarının uygun olduğu görülmüştür. Gerek dil zenginliği gerekse kitabın içeriğine bakılarak Ahmet Hamdi Tanpınar'ın incelenmeye değer eserler ortaya koymuş olduğu gözlemlenmiştir. Yüksek lisans tezinin zarflar konusuna olumlu katkı sağlayacağı beklenmektedir.
Yunus Kandım'ın şiirleri (inceleme-metin-aktarma)
Bu çalışma, şahsiyetinde şair, tercüman, gazeteci, bibliyografya yazarı, üniversite hocası gibi unvanları taşıyan Yunus Kandım'ın, hayatı ve eserleri hakkındadır. Çalışmanın giriş kısmında Kırım tarihi ve Kırım Tatarları hakkında bilgiler verilmiştir. Kırım Tatar edebiyatının önemli şahsiyetlerinden Yunus Kandım'ın hayatı ve eserlerinden bahsedilmiştir. Bu tezde Şair Yunus Kandım'ın "Sen Deñizge Beñzeysiñ"(1988), "Sarı An" (1997), "Ümüt Yipi" (2001), "Yüreknen Qaplanğan Yer" (2008), "Yuqu Yoqtır Közlerde" (2009) adlı kitaplarındaki 427 şiir önce Kiril harflerinden Latin harflerine transkribe edilmiş daha sonra Türkiye Türkçesine aktarılmıştır. Türkiye Türkçesine aktarmada Türk Dil Kurumunun Güncel Türkçe Sözlüğü, Saim Osman Karahan'ın Dobruca Kırımtatar Ağzı Sözlüğü ve Useinov'un hazırladığı Qırımtatarca-Rusça-Ukraince Lügatından yararlanılmıştır. İnceleme kısmında ise şiirler ses, şekil ve muhteva bakımından incelenmiştir. Sonuç bölümünde ise tezimizin asıl amacı olan Yunus Kandım'ın şiirlerinden hareketle veriler ortaya konmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yunus Kandım, Kırım Tatar Türkçesi, Kırım Tatar Edebiyatı, Türkiye Türkçesi
Sagiy jiyenbay'ın şiirleri üzerine bir inceleme
Bu tezde; şiirleri birçok sanatçı tarafından seslendirilen, XX. yüzyıl Kazak edebiyatının lirik şairlerinden biri olan Sagiy Jiyenbay'ın şiirleri incelenmiştir. Henüz çocuk yaştayken babasının Rus askerleri tarafından öldürülmesi ve II. Dünya Savaşı'nın köylü üzerindeki olumsuz etkilerine şahit olan Jiyenbay, yaşadığı bu olumsuzlukları romantik bir üslupla şiirlerine yansıtmıştır. Bu çalışmada şairin, Altın Qalam ve Baq Qusı kitaplarından seçilen şiirleri dil ve üslup yönünden incelenmiş ve şairin Türk Halk Edebiyatı geleneğini şiirlerinde büyük bir ustalıkla yansıttığı görülmüştür. Bu çalışmada; Prof. Dr. Nergis Biray ve Prof. Dr. Hülya Kasapoğlu'na ait çalışmalardaki inceleme yöntemleri esas alınmıştır. Tez sırasıyla; "Kazak Edebiyatı, Jiyenbay'ın Hayatı ve Eserleri, Jiyenbay'ın Şiirlerinde Muhteva, Jiyenbay'ın Şiirlerinde Dil ve Üslup" başlıkları altında ele alınmıştır.
İlhami Bekir Tez'in hayatı, sanatı ve eserleri
1905 yılında Trablusgarp'ta doğan İlhami Bekir, annesini küçük yaşta kaybetmiş 1911 yılında dayısıyla birlikte İstanbul'a gelmiştir. İlk eğitimine mahalle mektebinde başlayan sanatçı, dayısının ölümünden sonra Darüleytam'a verilmiştir. Darüleytam'dan sonra Darülmuallimin'de eğitim hayatına devam eden İlhami Bekir'in edebiyata yönelmesindeki en büyük etken okul hayatıdır. Bu çalışma İlhami Bekir Tez'in hayatı, sanatı ve eserleri üzerine yapılmıştır. İlhami Bekir, Cumhuriyet dönemi edebiyatının toplumsal gerçekçi şairlerindendir. Şiir, roman ve deneme türünde eserler veren İlhami Bekir, aynı zamanda dergicilik faaliyetlerinde de bulunmuştur. Bu çalışmada İlhami Bekir'in eserleri tanıtıldıktan sonra romanları ve şiirleri yapı bakımından incelenmiştir. Ayrıca sanatçının Sanat El Kitapları (SEK) adıyla çıkardığı 28 sayılık derginin yayın serüveni hakkında bilgi verilmiş ve derginin türlere göre tasnifi yapılmıştır. Hakkında herhangi bir bilimsel araştırma yapılmayan İlhami Bekir'in edebiyat tarihimizdeki yeri ve önemi belirginleştirilmeye çalışılmıştır. İlhami Bekir şiir ve romanlarında toplumsal konuları sıkça işlemiş ve özellikle romanlarında dönemin siyasi otoritelerine ağır eleştirilerde bulunmuştur. Romanlarını yapı bakımından incelediğimizde onun eserlerinin konu ve biçimsel açıdan farklılıklar barındırdığı görülmüştür. Dergicilik serüveni de bulunan İlhami Bekir, sahibi ve her şeyi olduğu SEK ile genç şair ve yazarların kendilerini ifade etmesine ve sanat, edebiyat ve kültüre dair konularının irdelenmesine olanak sağlamıştır. Anahtar Kelimeler: İlhami Bekir Tez, şiir, roman, toplumsal gerçekçilik, dergicilik
Edirneli Fâiz Divanı bağlamlı dizin ve işlevsel sözlük
XVIII. yüzyılda sosyal, toplumsal ve ekonomik hayatta yaşanan gerilemeden bilim, kültür ve edebiyat hayatı fazla etkilenmemiş ve bir önceki yüzyılın devamı olarak olgunluk dönemini yaşamaya devam etmiştir. Bu dönemde şairler mahallî unsurları, gündelik hayatı ve konuşma dilini şiirin malzemesi yapmaya çalışmışlardır. "Şiir" ve "şair asrı" olarak kabul edilen XVIII. yy. şair kadrosu bakımından klasik edebiyatın en geniş ve zengin dönemidir. Fakat "nazire edebiyatı" görünümündeki bu dönemde, diğer yüzyıllara oranla üstâd sayılabilecek şairlerin sayısı çok azdır. Bu çalışma ile amacımız, XVIII. yy. divan şairlerinden Edirneli Fâiz'in divanındaki söz varlığından hareketle, anlamın bağlama göre kazandığı değişiklik ve çağrışımı ortaya koymaya çalışmaktır. Bir dilin sözcükleri, deyimleri, atasözleri, terimleri o dilin maddî ve manevî kültürünü yansıtır. Metni oluşturan sözcükler metinden ve şairden bağımsız değillerdir. Metin, şairin anlam dünyasını, üslûbunu ve şiirin söz varlığını ortaya koyar. Biz bu çalışmanın klasik edebiyatın ve devrin üslûbunu yansıtması açısından önemli bir yer kaplayacağı kanaatindeyiz.
Mustafa Kutlu'nun denemeciliği
Bu çalışmada Mustafa Kutlu'nun deneme türünde yazdığı ve kitaplaştırdığı yazıları incelenmiştir. Kutlu hakkında yapılan çok sayıda çalışma vardır. Ancak bunlar daha çok hikâyeleri üzerine yoğunlaşmıştır. Bunun yanında bazı çalışmalara denemelerde dâhil edilmiştir. Ancak doğrudan denemelerinin ele alındığı bir çalışmanın bulunmadığı görülmüştür. Bu yüzden bu çalışmada, denemeleri incelenerek Kutlu'nun denemeciliğine dair tespitler ortaya konması amaçlanmıştır. Tezin giriş bölümünde bu konuyu seçme sebeplerimiz ve konu ile ilgili benzer çalışmaların kapsamlarından kısaca bahsedilmiştir. Üç bölümden oluşan çalışmanın ilk bölümünde deneme türüne dair bilgiler verilmiştir. Biçim ve içerik olarak deneme incelemesi yapılırken dikkat edilmesi gereken hususlar üzerinde durulmuştur. Denemenin diğer düz yazı türleri ile benzer ve ayrılan yönleri anlatılmıştır. Ayrıca denemenin ortaya çıkışı, kabul görmesi ve edebiyatımızdaki yeri hakkında bilgiler verilmiştir. Tezin ikinci bölümünde Mustafa Kutlu'nun hayatı, sanatı ve eserleri hakkında bilgiler verilmiştir. Ayrıca eserleri ele alınırken deneme kitapları kısaca tanıtılmıştır. Tezin üçüncü bölümünde Kutlu'nun kitaplaşmış olan denemeleri ele alınarak tespitler yapılmıştır. Öncelikle deneme incelemesi yapılırken dikkat edilecek biçimsel özellikler tespit edilmiş ve bu özellikler Kutlu'nun denemelerinde incelenmiştir. Daha sonra ise denemeler içerik olarak ele alınmıştır. Yazarın ele aldığı konular tespit edilerek bunlar üzerinde durulmuştur. Çalışmanın sonucunda Mustafa Kutlu'nun modernleşme ile birlikte yaşanan değişimden rahatsız olduğu, bu değişimi tek tipleşme olarak gördüğü ve çözüm olarak da dini ve kültürel değerlere sahip çıkılmasının gerekliliğini vurguladığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Mustafa Kutlu, deneme, modernleşme, göç
Nuri Pakdil'in tiyatrolarında kavramlar
Nuri Pakdil, yazın hayatına girdiği lise yıllarından beri adından sıkça söz ettirmeyi başarmış bir yazarımızdır. Onun kendine has dil tutumu pek çok kesim tarafından ilgiyle takip edilmiştir. Nuri Pakdil, kendi kavram sözlüğünü yazmış bir yazardır. O, döneminde sıkça kullanılan emek, mülkiyet, sömürü, yabancılaşma, özgürlük, işçi gibi kavramları İslamî temellerle yeniden yazmıştır. Kavramları yeniden yorumlayıcı bu davranış, döneminde çok ses getirmiştir. Denemelerinde bu kavramlar üzerine çokça yazı yazmıştır. Nuri Pakdil'in şiir, deneme, gezi, günlük gibi pek çok türde eseri vardır. Tiyatro da yazdığı türlerden biridir. Yedi kısa tiyatrosu mevcuttur. Bu oyunlar üzerinde kapsamlı akademik bir çalışma yapılmamıştır. Nuri Pakdil, tiyatrolarında da bahsettiğimiz kavramları ele almış ve onları simgesel bir dille konu içinde aktarmıştır. Nuri Pakdil'in tiyatrolarının sanatsal zenginliğini ortaya çıkartmak, sembolik dille işlediği kavramları anlaşılır ve görünür kılmak, yazarı ve eseri doğru anlamak açısından önemlidir. "Nuri Pakdil'in Tiyatrolarında Kavramlar" adlı tezimizin amacı Nuri Pakdil'in tiyatrolarında kullandığı kavramları tespit edip bu kavramların geçtiği sembolik dil yapısını çözümleyerek anlam zenginliğini ortaya çıkartmaktır. Çalışmamız iki bölüm hâlinde incelenmiştir. İlk bölümde yazarın hayatı, sanatı, eserleri anlatılmıştır. İkinci bölümde tiyatroları biçim ve içerik açısından kısaca incelenmiştir. Asıl inceleme konumuz olan kavramlar kısmında tespit edilen kavramlar Nuri Pakdil'in düşünce dünyasında göre açıklanmış, Kavramlar başlığı altında tiyatroları incelenmiştir. İncelememizin sonuç kısmında tiyatrolarındaki kavramlar hakkında değerlendirme yapılmıştır.
Nuri Pakdil'in denemelerindeki kavramlar
Bu çalışmanın asıl amacı, halen hayatta olan şair, dergici, yazar ve düşünür Nuri Pakdil'in, deneme türünde yazmış olduğu eserlerinde kullandığı alışılagelmişin dışında kendine has kelime, kavram ve tamlamaları detaylı bir şekilde inceleyerek semantik bir çalışma ortaya koymaktır. Çalışmanın kapsamını, Nuri Pakdil'in deneme türünde yazdığı eserlerinin yanı sıra, yazarın diğer türlerdeki eserleri ve Pakdil hakkında yazılan literatür oluşturmaktadır. Nuri Pakdil'in kullandığı kavramlar, betimsel analiz yoluyla oluşturulan tematik çerçeveye dâhil edilerek tanımlama ve yorumlama süreçleriyle incelenmiştir. Bu anlamda yöntemimizde kapsamlılık ve nesnellik hareket noktaları olacaktır. Çalışmamızın sonunda elde ettiğimiz bulgular şunlardır: Nuri Pakdil, son dönem Türk düşünce ve edebiyatında kendine has bir duruş ve söylemi olan bir yazar ve düşünürdür. Onun için kelime ve kavramlar, düşündürmekten çok eyleme geçirici özellikleriyle yazarın anlam yüklediği, bilinç taşıyıcılarıdır. Çünkü Pakdil için yazmak, ideolojik ve sosyal yönden, içinde bulunmaktan rahatsız olduğu hayatı, hatta dünyayı uyarılmış ve öfkeli bir bilinçle değiştirip dönüştürmek için sahip olduğu, tek evrensel araçtır. Nuri Pakdil, düşüncelerini ifade ederken seçtiği söylemle eskiye itibar etmez, daima yenilik peşindedir. O kullandığı kavramları, kendi düşünce dünyasındaki karşılıklarıyla kullanarak onlara yepyeni çağrışımlar ve anlamlar yükler. Pakdil, Batılılaşma ve yabancılaşmaya karşı hesaplaşmasını estetik bir söylem ortaya koyarak, sömürüye uğrayan tüm halklar için bir çözüm olan yerli düşünceyi, evrensel bir ideal olarak sunmuştur. Ortaya koyduğu düşünce ve eserlerinin yanında, İslami anlamda ilkesel tavır ve söylemleriyle de dikkat çeken Nuri Pakdil, yeterince anlaşılmamış ve bazı çevrelerce yadırganmıştır. Anahtar Kelimeler: Nuri Pakdil, İslamcılık, deneme, kelime, kavram.
XVIII. yüzyıl nasihatnâmelerinden Levh-nâme ve Lutfiyye'nin karşılaştırılması
Klasik Türk edebiyatında mesnevî nazım şekli ile yazılmış birçok edebî eser bulunmaktadır. Bu çalışma, XVIII. yüzyılda yazılmış Müftî-zâde'ye ait Levh-nâme ile Sünbül-zâde Vehbî'ye ait Lutfiyye'nin karşılaştırılması üzerinedir. Levh-nâme ve Lutfiyye mesnevî nazım şekliyle yazılmış manzum nasihatnâmelerdir. Levh-nâme 779 beyit, Lutfiyye 1181 beyitten oluşur. İki eserin de amacı, anlaşılır bir dille muhataba doğruyu, iyiyi, güzeli, faydalı olanı göstermektir. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır: Birinci bölümünde; Müftî-zâde ve Sünbül-zâde Vehbî'nin hayatı hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümünde eserlerin yazılış tarihi, yazılış sebebi, nüshası, vezin ve kafiyesi belirtilmiştir. Dil ve Üslûp Özelliklerinde, eserlerde kullanılan atasözleri ve deyimler, edebi sanatlar, ayet ve hadislere yer verilmiştir. Eserlerin Muhtevasında ise, dinî, tasavvufî, ahlâkî ve toplumsal konular olarak ayrıntılı incelenmiştir. Son aşamada da çalışmada yararlanılan kaynaklar sıralanmıştır.
Fehîm-i Kadîm Divânı sözlüğü [Bağlamlı dizin ve işlevsel sözlük]
Bu çalışmada, XVII. yüzyıl Klasik Türk Şiiri'nin önemli temsilcilerinden olan Fehîm-i Kadîm'in Dîvânı'nın sözvarlığı gösterilmiştir. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde Bağlamlı Dizin ve İşlevsel Sözlük hakkında bilgi verilmiş ve bu alanda yapılan çalışmalar belirtilmiştir. İkinci bölümde ise, çalışmanın ana unsurunu oluşturan Bağlamlı Dizin ve İşlevsel Sözlük, Fehîm-i Kadîm Dîvânı'na göre alfabetik sistemde oluşturulmuştur. Çalışmada, Fehîm-i Kadîm Dîvânı'nda yer alan söz ve söz gruplarının kullanıldıkları bağlama göre anlamlandırılması yapılmıştır. Bu söz ve söz gruplarının sıklık sayıları belirtilmiş, anlamlandırmada başvurulan kaynaklar belirtilmiştir.
Cumhuriyet Dönemi Türk şiirinde mahpushane (1923-1980)
Mekân olarak mahpushanenin hem Dünya tarihinde hem de Türk tarihinde köklü bir geçmişi vardır. Adaletin korunması ve egemenliğin devamlılığı için mahpushaneler önemli bir yer tutmaktadır. Fiilen suç işlemekle hükümlü olanların yanında filozofların, sanatçıların, yazarların ve şairlerin de mahpushaneye düştüğü görülmektedir. Bu çalışmanın amacı Cumhuriyet döneminde (1923-1980) eser vermiş şairlerin mahpushane kavramını nasıl algıladığını, bir metafor olarak şiirlerinde nasıl kullandığını ve yorumladığını tespit etmektir. Edebi eserler üzerinden böyle bir araştırmanın yapılması dönemin psikolojik, sosyolojik, eğitim, kültürel ve siyasal hayatı hakkında bilgi edinmemizi sağlaması bakımından önemlidir. Mahpushaneye düşüp bu temayı konu alan şairler olduğu gibi mahpushane girmemiş şairlerin de bu temayla şiir yazdığı görülmektedir. Bu çalışmada, Cumhuriyet Dönemi Türk edebiyatında 1923 ile 1980 yılları arasında eser veren 20 şairin hapishane temalı şiirleri taranmıştır. Şiir çözümleme yöntemi olarak içerik analizi yapılmıştır. Edebi eserlerin insan hayatı ve toplumu yansıttığı tezinden hareketle şiir türünde tema olarak mahpushanenin birçok açıdan incelenebileceği görülmüştür. Mahpushanenin tarih boyunca fiziksel koşullarındaki değişimi, kullanım amacı ve işlevi, mahkumların halleri ve özellikleri hakkında çarpıcı bilgilere rastlanmaktadır. Elde edilen bu bilgiler tarihimize ve kültürümüze ışık tutması bakımından önemlidir. 1923-1980 yılları arasında eser veren 20 şaire ait tüm şiirleri incelendiğinde dönemin siyaseti, iktidar tarafından uygulanan baskı ve yasaklar, ceza verme biçimleri ve hapishanelerin fiziksel koşulları hakkında tespitler yapılmıştır. Hapishane bir eğitim yeri olarak ele alındığında tutsakların burada marangozluk, kalaycılık, terzilik gibi meslekleri öğrendiği görülmüştür. Yine mahkumların okuma-yazma öğrendikleri de anlaşılmaktadır. Ruhsal değişim sadece mahkûmlarla sınırlı kalmamış, mahkûm yakınlarını da kapsadığı tespit edilmiştir. Bir imge ve simge olarak bakıldığında şiirde yalnızlık, ölüm, sevgiliden ayrı olma, gece, karanlık, siyah gibi anlamlara karşılık geldiği saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Mahpushane, Cumhuriyet Dönemi Türk Şiiri, şiir.
Uşak'tan derlenen efsaneler üzerine bir inceleme
Efsaneler, halkın mitolojik ve tarihî geçmişi ile bugünü arasında bir bağ oluşturdukları, kültürel unsurları günümüze taşıdıkları, halkın ortak belleğini, toplumsal bilinçaltını ve hayal gücünü yansıttıkları için titizlikle incelenmeye değer ürünlerdir. Efsanelerin, icracılar ve dinleyenler tarafından çoğunlukla gerçek, yaşanmış olaylar kabul edilmeleri bu ürünleri edebî metinler olmanın da ötesine taşımakta, folklorun önemli bir kaynağı hâline getirmektedir. Tarih boyunca birçok medeniyete kucak açmış en eski yerleşim yerlerinden biri olan, aynı zamanda köklü bir efsane anlatma geleneğine sahip Uşak ilinin efsaneleri ile ilgili henüz kapsamlı bir çalışmanın yapılmadığı görülmüştür. Değişen yaşam koşullarının tesiriyle efsane türünün öneminin yadsınmaya başlaması da bizi, Uşak efsaneleri üzerine çalışmaya itmiştir. Bu çalışmada Uşak ilinin Merkez ilçesi ile diğer ilçelerini ve köylerini kapsayan bir saha araştırması yapılarak halkın belleğinde ve sözlü kültürde yaşamaya devam eden efsanelerin derlenmesi, tespit edilen metinlerin -sonraki nesillere aktarımını kolaylaştırmak maksadıyla- yazıya geçirilmesi, tema ve konu bakımından sınıflandırılması ve bilimsel yöntemlere uygun olarak incelenmesi hedeflenmiştir. Uşak efsanelerini Türk halk bilimine kazandırmayı da amaçladığımız bu çalışma kapsamında Uşak iline bağlı toplam 120 yörede derleme faaliyeti yürütülmüş, 439 kaynak kişi ile görüşülüp 1417 efsane metnine ulaşılmıştır. Bu metinler; konularına göre sınıflandırılmış, efsanelerde yer alan motifler tespit edilmiş ve efsaneler işlevleri bakımından incelenmiştir. Çalışmanın sonucunda Uşak'ta efsane anlatma geleneğinin sürdüğü, Uşak efsanelerinin sosyokültürel alan başta olmak üzere pek çok alanda önemli işlevlerinin bulunduğu ve Uşak efsanelerinin gerek içerik gerek motif yapısı bakımından hem zengin hem renkli olduğu tespit edilmiştir.
Nefi'nin Türkçe divanı üzerinde eleştirel metaforlar bakımından bir inceleme
Dilde önemli bir yeri olan ''metafor'' günümüzde sıkça karşımıza çıkan kavramlardan biridir. Bir dilin temeli, içinde barındırdığı kelimelerin anlam zenginliği bakımından başka kelimeleri de içine alarak yepyeni, bambaşka sözcükler türetmesiyle atılabilir. Bu temeli atarken elbette gerçeküstü bir kavram olan metafordan yararlanılabilir. Çünkü metafor bize kelimelerin basit düzeyden yola çıkarak benzetme, istiare gibi yollarla nasıl zenginleşebileceğini gösterir. İçinde yaşadığımız dünyayı daha iyi anlayabilmek, yaşamın bize sunduğu gerçekliği ortaya çıkarabilmek için birtakım sistematik yapılara ihtiyaç duyulur Bu yapılardan biri de metaforlardır. Elbette bizim ihtiyacımız olan öncelikle metaforun ne şekilde ve ne ölçüde ortaya çıkacağı konusudur. Yaptığımız bu çalışmada metafor terimini genel olarak değerlendirerek metaforun oluşum sürecinden, dil üzerindeki mucizelerinden ve yaşama bakışımızı nasıl değiştirdiğinden bahsedildi. Ayrıca bu kavramdan yola çıkarak Nef'î Divanı'ndan seçtiğimiz örneklerle metaforu eleştiri bağlamında incelenip Nef'î'nin hiciv üslubunu ortaya çıkarmada metaforun önemine de değinilmeye çalışıldı. Anahtar Sözcükler: Metafor, Anlam, Nef'i, İsti'are, Hiciv.