
6
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Midye avcılığı yapan balıkçıların sosyoekonomik durumu: İstanbul örneği
Midye eti; protein oranı yüksek, yağ oranı düşük, demir ve kalsiyum elementlerini içermektedir ayrıca A, B1, B2, C, D, E ve niasin gibi vitaminlerince zengin içeriğe sahiptir. Bu sebeple insan gıdası için ucuz bir protein kaynağı olmakla birlikte, lezzeti ve sunumu açısından ana yemek ya da atıştırmalık olarak tüketilmektedir. Bu tez çalışmasının amacı, morfolojik ve mikolojik olarak incelenen kara midye avcılığı irdelenerek avlama teknikleri, balıkçıların sosyoekonomik durumu, yaşanan sorunlar, ayrıca yetiştiricilik çiftlikleri ile bağlantıları incelenerek literatürde midye avcılığı ile ilgili önemli bir eksikliği kapatılmasının sağlanmasıdır. İstanbul İli Sarıyer İlçesi Rumeli Kavağı Mahallesinde bulunan Rumeli Kavağı Balıkçı Barınağı, avlanan kara midyelerin (Mytilus galloprovincialis) karaya çıkış noktasıdır ve bu bölgede midye avcılığı yapan tekne sahiplerine anket uygulanarak çalışma verileri elde edilmiştir. Çalışmaya katılmayı kabul eden 36 balıkçıya 34 sorudan oluşan anket sorularına cevap vermesi istenmiştir. Anket çalışması sonucunda balıkçıların demografik yapıları, kullandıkları av araçları, sosyoekonomik yapıları ve avcılık ile ilgili sorunları ve beklentileri ile ilgili bilgiler elde edilmiştir. Tez çalışması kapsamında yapılan anketlerin sonuçlarına göre midye avcılığı yapan ticari teknelerin boyları 6,8-12,1 m arasında olduğu, hepsinin ahşap ve motorlu olduğu, %72,2'sinin öz sermaye ile teknelerini aldıkları, en çok kullanılan av aracının dreç (dip sürütme av aracı) olduğu, balıkçı teknesi sahiplerinin yaş aralığının 20-72 arasında değiştiği ve midye av yasağı döneminde çalışmadıkları belirlenmiştir. Avladıkları ürün için balıkçıların %69,44'ü pazarlama kanalı olarak komisyoncuları tercih ettiği tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre midye avcılığına açık alanlardaki av baskısı nedeni ile stokların yetersizliği ve talebin artması gibi sebeplerden dolayı balıkçılara ivedi şekilde yeni saha açılması gerektiği önerilmektedir.
Çanakkale Boğazı, Gemlik körfezi ve İzmit körfezi'nin fiziko-kimyasal özelliklerinin Ulva rigida C. Agardh, 1823' nın biyokimyasal özelliklerine ve yetiştiricilik potansiyeline etkisi
Bu araştırma projesi, Yalova Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri (BAP) Koordinasyon Birimi tarafından 2021/YL/0012 numaralı proje bütçesi ile desteklenmiştir. Yeşil makro alglerden Ulva rigida, 100'e yakın alg türü içeren Ulvaceae ailesinde sınıflandırılan bir türdür. Denizel ekosistemde fosfat ve azot yönünden zengin olan sublittoral bölgelerde yayılım göstermektedir. Bu çalışmada, Ulva rigida'nın yetiştiriciliği için gerekli deniz suyunun fiziko-kimyasal analizleri ve makroalg örneklerinin besin kompozisyonu değişimleri mevsimsel olarak incelenmiştir. Belirlenen üç istasyondan toplanan Ulva rigida'nın protein içeriği kış mevsiminde %15,01 ile %25,97 arasında bulunmuştur. Yaz mevsiminde İzmit Körfezi ve Gemlik Körfezi'nden 22 °C ve 23 °C deniz suyu sıcaklıklarından toplanan Ulva'nın sırasıyla %8,61 ve %8,77 kuru madde ihtiva ettiği, kış mevsiminde ise 9,3°C ve 9°C'de sırasıyla %18,33 ve %15,47 ile yaklaşık 2 kat daha fazla kuru madde elde edilmiş olması sıcaklığın kuru madde üzerine etkisi belirlenmiştir. Çanakkale Boğazı ve Gemlik Körfezi istasyonlarında klorofil-a miktarı kış mevsiminde %0,8 iken yaz mevsiminde miktarının %88 oranında azaldığı tespit edilmiştir. Korelasyon analizlerine göre, deniz suyundaki nitrat miktarı Ulva'nın klorofil-a miktarı üzerinde negatif yönde yüksek derecede etkiye sahip olduğu ve 0,7 mg/L ile 1,4 mg/L arasında nitratın yüksek miktarda klorofil-a sentezlenmesi için yeterli olduğu sonucuna varılmıştır. Nitrat noksanlığının yağ miktarını arttırdığı sonucuna varılırken, kuru maddde, klorofil-a ve protein değerleri için belirlenen istasyonlardaki kış mevsiminde tespit edilen nitratın yeterli olduğu ortaya çıkarılmıştır. Bu tez çalışmasında kuru madde, protein, yağ, kül ve klorofil-a değerleri birlikte değerlendirildiğinde, en ideal istayonun İzmit Körfezi olduğu ve kış mevsiminde verim elde edilebileceği sonucu ortaya çıkmıştır. Denizlerde antropolojik etkilerle suya karışan aşırı miktarda nitrat ve fosfat gibi bileşikler, kirlilik indikatörüdür. Örnekleme istasyonlarında fosfat ve nitratı besin olarak kullanan Ulva rigida yetiştirildiği taktirde, bu kirletici faktörlerin olumsuz etkilerinin azaltılması ve endüstriyel verimliliğe katkı sunacak şekilde organik ve inorganik bileşiklere dönüştürülebilmesinin mümkün olduğu sonucuna varılmıştır. Örnekleme istasyonlarında kontrollü koşullar altında fosfat ve nitratı besin olarak kullanan Ulva rigida yetiştirildiği taktirde, bu kirletici faktörler, besin zincirinin farklı trofik seviyelerindeki türler ile birlikte dengeli ve endüstriyel verimliliğe katkı sunacak şekilde organik ve inorganik bileşiklere dönüştürülebilir. Bu tezde, Ulva rigida'nın mevsimsel besin kompozisyonu, deniz suyunun mevsimsel fiziko-kimyasal yapısı ile birlikte, protein, yağ, kül, klorofil-a ve kuru madde içeriği ortaya konulmuştur. Ulva rigida içerdiği protein ve yağ ile gıda ve yem sektöründe, kül değerleri göz önünde tutulduğunda doğal gübre zenginleştirici olarak tarım sektöründe ve klorofil-a içeriği ile gıda, kozmetik, tıp ve eczacılık sektörlerinde değerlendirilmesi potansiyel görülmekte olup araştırmaların ve uygulamaların geliştirilmesi sürdürülebilir ekosistem için önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Ulva rigida, Akuakültür, Makroalg, Biyokimyasal kompozisyon, Marmara Denizi
İstanbul boğazındaki dalyanlarda avcılığı yapılan ve ekonomik önemi yüksek olan bazı balık türlerinin biyoekolojik özellikleri
Dalyan balıkçılığı, endüstriyel balıkçılık sezonunun sona ermesinin ardından İstanbul'da yaklaşık iki ay süreyle mevsimlik avlanma amaçlı kurulan sürdürülebilir sistemler olarak faaliyet gösteren bir avcılık yöntemidir. İki aylık dalyancılık sezonu sürecinde 12 familyadan 16 balık türünün avcılığı yapılmıştır. Avcılığı yapılan türler; lüfer (Pomatomus saltatrix), istavrit (Trachurus mediterraneus), kefal (Mugil cephalus), sardalya (Sardina pilchardus), tekir (Mullus surmuletus), zargana (Belone belone), izmarit (Spicara smaris), gümüş (Atherina sp.), karagöz (Diplodus vulgaris), hamsi (Engraulis ecnrasicolus), eşkina (Sciaena umbra), çaça (Sprattus sprattus), minekop (Umbrina cirrosa), levrek (Dicentrarchus labrax), mırmır (Lithognathus mormyrus) ve uskumru (Scomber scombrus) olarak kayıt altına alınmıştır. Yakalanan türlerden ekonomik önemi yüksek olan istavrit (Trachurus mediterraneus) ve lüfer (Pomatomus saltatrix) balıklarının boy, ağırlık ve gonad ağırlıkları kontrol edilerek ortalama boy (uzunluk), ortalama ağırlık, cinsiyet dağılımı, kondisyon faktörü ve boy-ağırlık ilişkisi belirlenmiştir. 2020 ve 2022 yıllarında gerçekleştirilen bu tez çalışmasında, avlanma alanlarından Bağlaraltı Dalyanı ve Filburnu Dalyanı, örnekleme alanları olarak belirlenmiştir. Avlanma alanlarından, 280 adet lüfer (Pomatomus saltatrix) ve 280 adet istavrit (Trachurus mediterraneus) örneği alınmış ve biyoekolojik olarak incelenmiştir. Yapılan incelemeler sonunda, lüfer balığı (Pomatomus saltatrix) için en yüksek ortalama ağırlık 121,3 g ile 2022 yılında alınan Bağlaraltı Dalyanı'ndaki örneklerde kaydedilmiştir. En yüksek ortalama boy ise 23,65 cm ile 2020 yılında Filburnu Dalyanı'nda ölçülmüştür. İstavrit balığı (Trachurus mediterraneus) için en yüksek ortalama ağırlık 42,82 g ile 2022 yılında alınan örneklerde Filburnu Dalyanı'nda tepsit edilmiştir. En yüksek ortalama boy 16,76 cm ile 2022 yılında Filburnu Dalyanı'ndan alınan örnekler arasında belirlenmiştir.
Farklı mikroorganizmalar ile fermantasyonunun Codium fragile'nin (Suringar) Hariot, 1889 besin kompozisyonu ve antioksidan aktivitesi üzerinde olan etkileri
Alglerin antimikrobiyal, antiviral, antioksidan, antikanserojen, antimutajenik, antienf-lamatuar ve antikoagülan özellikleri, yem ürünlerinde olumlu etkileri arttırmak ama-cıyla fermantasyon işlemi ile geliştirilebilmektedir. Bu çalışmada, Chlorophyta sınıfında denizel bir yeşil makroalg türü olan Codium fragile, farklı mikroorganizmalar ile verimli bir oran belirlenmesini amaçlayan bir fer-mantasyon sürecine tabi tutulduktan sonra, fermente edilmiş alg yem katkı maddesi üretilerek, elde edilen ürünler antioksidan kapasitesi ve biyokimyasal bileşenler bakı-mından fermente edilmemiş alg unu ile karşılaştırılmıştır. Codium fragile, Marmara Denizi Gemlik Körfezi'nden toplanarak kurutulmuş ve alg unu elde edilmiştir. Fermentasyon işlemine tabi tutulan deneme grupları, alg unu içeren ortama farklı oranlarda (%3.75 veya %7.5) mantar ve bakteri sınıfından mikroorganizmalar ilave edilerek oluşturulmuştur. Fermentasyon işlemi, mantar türle-rinin oksijensiz ortamda 72 saat fermente edilmesine müteakip 72 saat daha bakteri türlerinin ilavesi sonrası oksijenli ortamda fermentasyon işleminin devam ettirilmesi ile uygulanmıştır. Deneme gruplarındaki karışım, fermentasyon süreci bitiminde ku-rutma dolabında 40 °C'de kurutulduktan sonra öğütülerek "fermente alg yem katkı maddesi" haline getirilmiştir. Fermente edilmemiş kontrol grubu ile birlikte 9 farklı ürün elde edilerek analize tabi tutulmuşur. Sonuçlara göre, Grup 1B (%7.5 Trichoderma harzianum + %7.5 Bacillus subtilis) ile elde edilen alg katkılı fermente ürün ile birlikte Grup 2B'de (%7.5 Saccharomyces cerevisiae + %7.5 Lactobacillus delbrueckii) elde edilen ürünün antioksidan kapa-sitesi, fermente edilmemiş kontrol grubu olarak belirlenen alg unundaki antioksidan kapasitesine göre 12 kat arttığı tespit edilmiştir. Fermantasyon işlemi, deneme grupla-rındaki protein değerleri arasında %10 ile %35 oranında artış sağlamıştır.
Codıum SP. makroalginin bromelain ve saccharomyces cerevısıae ile biyoyararlılık potansiyelinin artırılması
Codium cinsine ait yeşil deniz yosunları (Chlorophyta) hem fonksiyonel özellikleri hem de yem ve gıda endüstrisindeki çok yönlü potansiyeliyle dikkat çeken önemli denizel biyokütle kaynaklarındandır. Morfolojik çeşitliliklerinin yanı sıra içerdiği sülfatlanmış polisakkaritler, protein, lif, vitaminler, mineraller, fenolik bileşikler ve steroller sayesinde Codium türleri, insan sağlığına yönelik fonksiyonel etkilerinin yanı sıra hayvan besleme ve su ürünleri yetiştiriciliğinde de değerlendirilmektedir. Marmara Denizi'nden toplanan Codium sp. türü örnekler kurutularak dört farklı ürün grubu oluşturulmuştur (Codium-Ham: CH, Codium-Bromelain: CB, Codium- Saccharomyces cerevisiae: CM, Codium-Bromelain+Saccharomyces cerevisiae: CBM). Yapılan analizler sonucunda en yüksek protein içeriği %10,29 ile CM grubunda, en yüksek yağ içeriği %3,03 ile CH grubunda ve en yüksek selüloz içeriği %9,76 ile CM grubunda belirlenmiştir. Toplam fenolik madde miktarı (TPC) ve antioksidan kapasite (DPPH ve ABTS) analizleri sonucunda ise CBM grubunun en yüksek değerlere sahip olduğu tespit edilmiştir. Antimikrobiyal aktivite testlerinde Aeromonas hydrophila üzerine en etkili ekstrakt CH grubundan elde edilirken, Yersinia ruckeri için en yüksek etki CBM grubunda gözlemlenmiştir. Yağ asidi profilinde, tüm gruplarda en baskın yağ asidi palmitik asit (C16:0) olarak belirlenmiş; toplam doymuş yağ asitleri (SFA) en yüksek %63,04 ile CB grubunda, toplam tekli doymamış yağ asitleri (MUFA) %27,03 ile CH grubunda, toplam çoklu doymamış yağ asitleri (PUFA) ise %12,34 ile CBM grubunda saptanmıştır. Ayrıca, toplam omega-3 (∑n-3) içeriği en yüksek %9,34 ile CBM grubunda, toplam omega-6 (∑n-6) içeriği ise %3,70 ile CB grubunda ölçülmüştür. Bu bulgular, Codium türlerinin uygulanan işlem türlerine bağlı olarak hem besin değeri hem de fonksiyonel özelliklerinin önemli ölçüde geliştirilebileceğini ve bu türlerin fonksiyonel gıda ile yem teknolojileri açısından değerli bir kaynak oluşturduğunu ortaya koymaktadır.
Akdeniz midyesi mytılus galloprovıncıalıs lamarck, 1819 ve ürünlerinin tüketiminde toplumun bakış açısının değerlendirilmesi
Kaliteli gıda tüketimi günümüz toplumunda önemli bir konu olup insanların tercihlerini anlamak amacıyla su ürünleri tüketimi, bireylerin beslenme alışkanlıkları, su ürünleri avcılığı ve yetiştiriciliği gibi konular üzerine olan araştırmalar doğru yapıldığında değerli bilgiler sunmaktadır. Bu çalışmada, Türkiye'nin farklı illerinde yaşayan tüketicilerin midye ve midye ürünlerine karşı tutumları, düşünceleri ve yaklaşımları incelenmiş; hazırlanan anket sorularına verilen yanıtlar istatistiksel analizlerle değerlendirilmiştir. Türkiye'de midye ve ürünlerinin tüketimi üzerine daha önce ülke genelini kapsayan benzer bir çalışma yapılmamış olması, araştırmanın özgün değerini ve yaygın etkisini artıran önemli bir unsur olmuştur. Araştırma Nisan–Temmuz 2024 tarihleri arasında 81 ilde toplam 3631 katılımcı ile yüz yüze ve çevrim içi yöntemlerle gerçekleştirilmiştir. Bulgulara göre katılımcıların %46'sının midye tükettiği tespit edilmiş olup büyük çoğunluğu da balıktan sonra en çok midye tükettiklerini belirtmiştir. Midye tüketiminde damak tadı, fiyat uygunluğu ve erişilebilirlik öne çıkarken; hijyen, dinî inançlar ve alışkanlık eksikliği tüketmeme sebepleri arasında yer almıştır. İstatistiksel sonuçlar, midye tüketiminde yaş gruplarıyla anlamlı bir ilişki bulunduğunu (x²(4)=91,29, p<0,001) ve genç yaşlarda tüketimin daha yüksek olduğunu, yaş ilerledikçe azaldığını göstermiştir. Benzer şekilde meslek (x²(4)=153,88, p<0,001; Cramér's V=0,206) ve gelir düzeyi (x²(3)=10,649, p=0,014) tüketim üzerinde etkili olurken, cinsiyet açısından anlamlı bir fark bulunmamıştır. Tüketim sıklığına bakıldığında, erkeklerin kadınlara göre midyeyi daha sık tükettiği (x²(4)=22,301, p<0,001), denize kıyısı olan bölgelerde yaşayanların daha düzenli tüketime eğilimli olduğu (x²(4)=22,42, p<0,001) belirlenmiştir. Gelir düzeyi arttıkça düzenli tüketimin azaldığı, meslek değişkeninde ise daha yaşlı nüfusun yoğun olduğu gruplarda tüketim sıklığının düştüğü görülmüştür. Katılımcıların bir kısmı sokaklarda satılan midye dolmalarını güvenilir bulmazken, önemli bir oran midye yetiştiriciliğinin geleceğin sektörü olacağı görüşünü paylaşmıştır. Sonuç olarak, midye tüketimini etkileyen sosyo-demografik faktörlerin çok boyutlu olduğu ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda tüketici farkındalığının artırılması, gıda güvenliği denetimlerinin güçlendirilmesi, güvenilir satış noktalarının yaygınlaştırılması ve bilgilendirici kampanyaların düzenlenmesi sektörün gelişimini destekleyecek temel adımlar olarak önerilmektedir.