
175
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Quıckbırd görüntülerin sınıflandırma doğruluğunun iyileştirilmesi
Fusion methods increase spatial resolution by combining panchromatic band with multi spectral data. In this study, the results belonging to several methods on multi spectral and panchromatic images are compared. The fusion methods common in literature Intensity-Hue Saturation (IHS), Principal Component Analysis (PCA) and wavelet transformation are used.Supervised classification methods need prior examples for training of the algorithm to classify other unseen samples as opposed to unsupervised classification methods. Image classification is done with well-known supervised methods, e.g. Maximum Likelihood Classifier (MLC) and Support Vector Machines (SVM).Fused images provide better spatial resolution. However, spectral distortions by introducing new colors or artificial structures called artifacts cause decrease in overall accuracy values especially with nonlinear classification methods such as SVM. Enhancement methods are proposed and tested to diminish classification errors caused by spectral distortions present in the fused image.A PCA-based image enhancement technique is found superior to other enhancement techniques applied.Class separability is better after enhancements compared to the original reference satellite image. Using the classified result of the original multi spectral image as a benchmark, improvement in the overall accuracy of classification results of the enhanced fused images are observed. Higher classification accuracy is possible with the integration of image fusion and image enhancement methods into classification process. Results supporting the advancement are given in the related parts of the thesis.
Sıvı kristal esaslı termosetlerin hazırlanması
Uzay/uçak endüstrisi, devre elemanları, elektrik yalıtım malzemeleri, yapıştırıcılar, kaplamalar ve mikroelektronik endüstrisi gibi yüksek performans gerektiren uygulamalarda kullanılan termoset polimerlerin özelliklerinin iyileştirilme çalışmaları giderek artmaktadır. Özellikle epoksi reçineler ve siyanat esterleri üzerlerinde en çok çalışılan polimerler olarak göze çarpmaktadır. Tüm üstün özelliklerine rağmen bu iki malzeme de kırılgan olduğundan dolayı kullanım alanları kısıtlıdır. Bu nedenle yapısal olarak modifiye edilmeleri ya da farklı termoset reçineler ile karıştırılarak alaşım halinde kullanılmaları gerekmektedir. Bu amaçla yapılan çalışmalarda ticari epoksi reçineler çeşitli siyanat monomerleri ile kürleştirilerek epoksi/siyanat alaşımları hazırlanmıştır. Ancak bu çalışmalarda ticari epoksilerin kullanılması ile elde edilen alaşımların özelliklerinde bazı kısıtlamalar ortaya çıkmıştır.Bu çalışmanın amacı, ticari epoksi reçinelerin yerine kullanılacak daha üstün özelliklere sahip sıvı kristalin epoksi reçinelerin (LCE) ve farklı özelliklerdeki siyanat esterlerinin sentezlenmesi, sentezlenen reçinelerin birbirleri ile belirli oranlarda karıştırılarak kürleştirilmesidir. Bunların literatürde yer alan benzer ürünlerden daha kolay uygulanabilir, mekanik performansları daha iyi ve geliştirilmiş ürünler olması tasarlanmaktadır.
Ip tabanlı hasta izleme ve değerlendirme sistemi
İnsanların sağlık durumunu yansıtan temel fizyolojik parametrelerin gerçek zamanlı olarak ölçülmesi, izlenmesi ve kaydedilmesi, hastalıkların teşhisi ve hastalık süreçlerinin takibi açısından vazgeçilmez bir öneme sahiptir. Bu amaçla kullanılan cihazlar, günümüzde işlem gücü yüksek ve güç harcaması düşük gömülü sistem çözümlerinin hızla gelişimine paralel olarak daha esnek bir şekilde tasarlanmakta ve üretim süreçlerine aktarılabilmektedir.Bu kapsamdaki cihazlardan birisi de `hastabaşı monitörü' olarak bilinen hasta izleme sistemleridir. Bu sistemler tek başına bir hastayı izlemek amacıyla kullanılabildiği gibi, bir ağ yapısı içerisinde merkezi bir izleme sistemine entegre edilebilen modüler bir birim olarak da kullanılabilmektedir. Buna göre, hasta başı monitörünün merkezi izleme sistemine IP tabanlı bir haberleşme altyapısı üzerinden bağlanması, hem hasta ve hem de sağlık personeli açısından bir çok avantajlar sağlar. Örneğin hasta, doktor ve/veya hemşire tarafından gerektiğinde hastane içi veya dışındaki uzak bir yerden gerçek zamanlı olarak izlenebilir ve geçmişe ait bilgiler bir veri tabanı üzerinde tutularak hastalığın seyrine ilişkin uzun vadeli değerlendirmeler yapılabilir.Bu tez çalışmasında IP tabanlı böyle bir hasta izleme sistemi, hasta başı ve uzak izleme birimleri ile birlikte tasarlanmıştır. Sistemin donanım altyapısı, hasta tarafını oluşturan bileşenleri itibariyle kısmen hazır gömülü sistem çözümleri kullanılarak, bir kişisel bilgisayar (PC) çevresinde oluşturulmuştur. Gerekli arayüzler ve diğer yazılım bileşenleri PC üzerinde tasarlanmıştır. Böylece ülkemizde sağlık sektöründe yaygın olarak kullanılmakta olan bu tür cihazların tasarım ve üretimi için bir potansiyel oluşumuna katkı sağlanmıştır.Ayrıca bu tez çalışmasına özgün olarak, sistemin hasta başı izleme ünitesini oluşturan merkezi işlem birimi standart bir PC çevresinde oluşturulmak suretiyle, PC üzerinde kayıt yapılan işaretlerin çeşitli algoritmik yapılara göre değerlendirilebildiği esnek bir işaret işleme modülü oluşturulmuştur. Bu modül üzerinde, sistemde kaydedilen solunum (RESP, SpO2) ve elektrokardiyografi (EKG) gibi işaretlerin gerçek zamanlı olarak işlenmesi suretiyle `apne' hastalığının teşhisinde kullanılabilecek farklı algoritmik yaklaşımlar önerilmiş ve test edilmiştir. Bu amaçla yapılan değerlendirmeler için yeterli sayıda sağlıklı ve hasta denek bulunmasındaki zorluklar nedeniyle hazır bir veri tabanından alınan işaretler kullanılmıştır.Bunlardan doğrudan `batın'dan kaydedilen solunum işaretleri üzerinde yapılan değerlendirmelerde, apnenin dakika ölçeğindeki gerçek zamanlı tespiti açısından %94'e varan oranlarda bir başarı elde edilmiştir. Kişi bazında çeşitli solunum işaretlerinin değerlendirilmesi suretiyle yapılan tespitlerde ise, hasta ve hasta olmayan denekler %93,33 - %96,66 arasında değişen doğruluklarla tespit edilmiştir. Böylece gerçekleştirilen tasarım, ayni zamanda günümüzde apne teşhisi için halen yaygın olarak kullanılan `polisomnografi' cihazına alternatif olarak kullanılacak bir ürünün geliştirilmesi çalışmalarına da destek sağlamıştır.
Gömülü sistemlerde kablosuz haberleşme protokolü ile görüntü ve video aktarımı
Gömülü Sistemler, günlük hayatımızı kolaylaştırmakta, uğraş gerektiren işlerin kısa zamanda tamamlanmasına olanak sağlamaktadır. Güvenli oluşları, kullanıcıların müdahalesine gerek olmaksızın kolayca kullanılabilir olmaları gibi avantajlar nedeniyle bu sistemlere olan ilgi her geçen gün daha da artmaktadır. Öyle ki bu kapsamda yapılan araştırma çalışmaları hem akademik çevrelerde hem de endüstriyel çevrelerde büyük bir destek görmektedir.Günlük hayatta kullanımı yaygın olan pekçok cihaz gömülü sistemler içermektedir. Bu kapsamdaki cihazlardan birisi de projeksiyon cihazlarıdır. Bu cihazların sağladığı kullanıcı fonksiyonları, teknolojik gelişmelere paralel olarak her geçen gün daha da zenginleşmektedir. Buna karşılık, bu kapsamda geliştirilen yeni ürünlerin maliyeti genellikle daha yüksek olabilmektedir.Bu tez çalışması, yukarıdaki tespitten hareketle, halen kullanımda bulunan eski model projeksiyon cihazlarına düşük maliyetlerle ilave fonksiyonlar kazandıracak gömülü sistem çözümleri geliştirme ihtiyacı dikkate alınarak başlatılmıştır. Özellikle ülkemizde FATİH (Fırsatları Arttırma Teknolojiyi İyileştirme Hareketi) projesi ile yakın gelecekte yaygınlaşması beklenen ?akıllı sınıf? konsepti içerisinde kullanılacak eğitim-öğretim materyalleri arasında projeksiyon cihazlarının vazgeçilmez bir konumda olması, bu yöneliş için itici rol oynamıştır. Çünkü bu kapsamda kullanılacak projeksiyon cihazları, halen okullarımızda yaygın bir kullanım alanına sahiptir ve bunların proje kapsamında da kullanılır olacağı düşünülmektedir.Buna göre eski model projeksiyon cihazlarına yapılması gereken fonksiyon ilavelerinin başında, çoklu erişime olanak sağlayacak uygulamaların olduğu düşünülmüştür. Dolayısıyla bu tez çalışması, anılan ihtiyaca cevap verecek bir gömülü sistem tasarımını konu almıştır.Çalışmada gerçekleştirilen gömülü sistem çözümü ARM mimarisini esas alan işlemcilerin kullanıldığı PandaBoard ve BeagleBoard kartları üzerinde gerçekleştirilmiştir. Sistemde, projeksiyon cihazının kablosuz olarak birden çok kullanıcı tarafından erişimine olanak sağlayacak, dahili işletim sistemi sunacak, pekçok dosya formatını destekleyebilecek bir tasarım gerçekleştirilmiştir. Öyle ki, sınıf ortamında bir kullanıcı(öğrenci) kendi bilgisayarını kullanarak kablosuz erişim ile projeksiyon cihazına bağlanıp sunum yapabileceği gibi, başkasının sunumunu projeksiyon cihazı yerine kendi bilgisayar ekranında izleme olanağına sahip olmaktadır.Gerçekleştirilen sistemin performans değerlendirmeleri, aktarılan dosya biçimlerine bağlı olarak gecikme ve işlemci gücü ihtiyacı parametreleri esas alınarak yapılmıştır. Buna göre literatürdeki benzer çalışmalarla elde edilen performans verileri, Pandaboard üzerindeki uygulamalarla tatmin edici bir düzeye ulaştırılmıştır.
Ebru simulatörü
Bilgisayarların grafik uygulamalarında daha esnek bir şekilde kullanılmasına olanak sağlayan yazılım ve donanım araçları, günümüzde hızlı bir gelişim sürecine girmiştir. Bu araçlar, karmaşık animasyon süreçlerinin sanal ortamda gerçekleştirilmesi açısından önemli kolaylıklar sağlamaktadır. Bilgisayar teknolojilerinin sağladığı bu kolaylıklardan yararlanarak, geleneksel el sanatlarından `ebru'nun eğitim ve öğretimi için sanal bir atölye ortamı hazırlanabilir. Bu yolla, ebru sanatının icra edilmesi ile ilgili zorluklar büyük ölçüde aşılabilir.Literatürde bu amaçla yapılan çalışmalar vardır. Bu çalışmalarda ebru sanatının temel bileşenleri olan tekne, akışkan, boya, biz gibi elemanlar arasındaki etkileşimleri temsil eden matematiksel modellerin basitleştirilmiş şekillerinden yararlanılmaktadır. Başarılı bir ebru simülasyonu için, öncelikle dikkate alınacak ebru çeşidine uygun yapısal özellikleri belirlemek ve bunları kullanılacak modellere yansıtmak gerekir. Oysa, ebru sanatını icra eden ustaların bugüne kadar kullandığı farklı yaklaşımların literatürdeki modelleme çalışmalarına tümüyle yansıdığı söylenemez. Bu kapsamda dikkate alınması gereken ebru çeşitlerinden birisi de, çok köklü bir geleneğe sahip olan ve `Kadim Ebru' olarak da bilinen `Battal Ebru'dur.Bu tez çalışmasında sanal ortamda Battal Ebru desenlerinin üretimi için bir simülatör tasarımı gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla kullanıcının ebru araçları ile etkileşimini olabildiğince gerçeğe uygun şekilde yapabilmesine imkân sağlayan bir arayüz tasarlanmıştır. Tekneye tek tek ya da gruplar halinde serpiştirilen boya damlalarının birbirini iterek yayılması süreci, akışkanlar dinamiğini temsil eden Navier-Stokes denklemlerinin basitleştirilmiş şekilleri kullanılarak gerçeklenmiştir. Bu şekilde oluşan ebru çıktılarında her damla için oluşan nihai desen, ölçeklenebilir vektörel grafik (SVG) formatına uygun özel bir kenar yumaşatma işleminden sonra yeniden üretilmiştir. Böylece oluşan ebru çıktılarının, gerçeğine oldukça uygun desenler olduğu gözlenmiş ve bununla ilgili performans değerlendirmeleri yapılmıştır.
Minimaks algoritmasına dayalı bir satranç oyun yazılımı
Bu tez çalışmasında oyun teorisi uygulamalarından biri olan minimaks algoritması anlatılmış ve bu algoritmanın bir uygulaması yapılmıştır. Minimaks algoritmasının ne olduğu ve çalışma prensibi açıklanmıştır. Algoritmanın açıklanması oyun ağaçları kullanılarak yapılmıştır.Minimaks algoritmasının bir oyun programında nasıl kullanılacağının uygulaması anlatılmıştır. Bu algoritma uygulama olarak bir satranç programında kullanılmıştır. Program bilgisayara karşı satranç oynanırken, bilgisayarın yapacağı hamlenin belirlenmesini, minimaks algoritmasını kullanarak yapmaktadır. Programda kullanıcı beyaz taşlarla, bilgisayar ise siyah taşlarla oynamaktadır. Program satranç oyununun tüm kurallarını uygulamaktadır. Yazılan programda programlama dili olarak java kullanılmıştır.Tezin giriş kısmında satranç kuralları kısaca tanıtılmıştır. Ayrıca arama algoritmaları, oyun teorisi gibi yapay zeka konularından genel olarak bahsedilmiştir.Tezin ikinci bölümünde minimaks algoritmasının ne olduğu, çalışma prensibi, algoritma şeması anlatılmıştır. Algoritmanın nasıl değerlendirme yaptığı oyun ağacı kullanılarak gösterilmiştir. Oyunun değerlendirilmesinde iki adet değerlendirme kriteri kullanılmıştır. Taşların statik değerlendirilmesi, taşların türüne göre yapılmıştır. Oyunun dinamik değerlendirilmesi, taşların satranç tahtasında bulunduğu konuma göre yapılmıştır. Her olası hamle için taşların statik ve dinamik değerleri toplanarak minimaks algoritmasına gönderilmiştir. Minimaks algoritmasında yapılabilecek tüm olası hamleleri değerlendirdikten sonra bilgisayarın yapacağı en iyi hamle belirlenmektedir.Tezin üçüncü bölümünde oyunun programlanması anlatılmıştır. Kullanıcı arayüzü java'nın grafik kütüphanesi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Taşların hareketinde java animasyonu kullanılmıştır. Bu sayede satranç taşlarının hareketi bilgisayar faresi yardımı ile sürükle bırak yöntemi kullanılarak sağlanmıştır. Yanlış hamle yapıldığında, şah çekildiğinde ve oyun bittiğinde uyarı mesajları ekrana gelmektedir. Her taş çeşidi için bir metot yazılmıştır. Bu metotlarda ilgili taş türüne ait satranç kurallarının denetimi yapılmaktadır. Örneğin piyon metodunda; piyonun bir kare ileri hareketi, iki hamle ileri hareketi, sağında yada solunda rakip taş var ise bunu alması, geçerken alma kuralının uygulanması ve piyonun son yataya ulaştığında vezir olması gibi o taş ile ilgili tüm satranç kuralları denetlenmektedir. Bir hamle yapıldığında o taşın yapabileceği tüm geçerli hamleler kontrol edilmektedir. Ayrıca ses metodu eklenmiş; bu metotta yapılan her geçerli hamle sonrası uyarı verilmesi sağlanmaktadır. Dördüncü bölün sonuç bölümüdür.Bu tez çalışmasında önerilen satranç oyun algoritmasının başarısı, statik ve dinamik değerlendirmeler yapılan denemelerle test edilmiştir.Yapılan değerlendirmeler bu tez çalışmasına özgün olarak önerilen dinamik puanlandırma durumunda önemli performans artışı sağlamıştır.
Atıktan türetilmiş yakıtın termokimyasal dönüşüm karakterinin incelenmesi
Evsel katı atık yönetimi, nüfusun hızla arttığı, ilkel çöp toplama sisteminin hala benimsendiği ve çöp depolama alanlarının oldukça kısıtlı olduğu ülkelerde oldukça kritik bir konudur. Etkin bir yönetim sisteminde farklı atık yönetim işlemleri çevresel, ekonomik ve sosyal parametrelerin ihtiyaçlarını karşılamak üzere birbiri ile harmanlanır. En uygun işlemlerin seçilmesi ve birleştirilmesiyle insan sağlığı ve çevrenin korunmasını garanti altına alan yönetim sistemi aynı zamanda bütünleştirilmiş katı atık yönetimi adını alır. İyi tasarlanmış bir atık yönetim sistemi atığın önlenmesini, tekrar kullanılmasını, geri dönüştürülmesini, enerji geri kazanımını ve nihai bertarafını içerir.Bu çalışmada, evsel atığın geri dönüştürülebilir fraksiyonunun (cam, PP, PE, metal vs) ayrıştırılması sonrasında kalan yanabilir nitelikteki kısmın parçalanmış hali olan atıktan türetilmiş yakıt kullanılmıştır. Çalışma dört aşama halinde yürütülmüştür.Birinci aşama atıktan türetilmiş yakıtın karakterizasyonuna yöneliktir. Bu aşamada yakıtın kısa ve nihai analizi ve kalorifik değer analizi yapılmıştır.Çalışmanın ikinci aşamasında inert ortamda termogravimetrik (TG) ve diferansiyel termogravimetrik (DTG) analiz yöntemleri kullanılarak termal analiz yapılmıştır. ATY'nin piroliz profilini yorumlayabilmek amacıyla ATY'nin ana bileşenleri olan kağıt, polipropilen (PP), yüksek yoğunluklu polietilen (HDPE) ve elyaf numuneleri için de termal analiz yapılmıştır. ATY'nin inert ortamda termal bozunma profilinin ATY'ı oluşturan bileşenlerin termal bozunma profili ile uyumlu olduğu gözlemlenmiştir. ATY'nin pirolizinin düşük sıcaklık bölgesindeki nem giderilmesi (<110°C) haricinde üç aşamada gerçekleştiği görülmüştür. Selülozik fraksiyon bozunması 293-355°C'de gerçekleşmiştir. ATY içindeki plastik atıklara ait fraksiyon 430-495°C aralığında bozunmakta olup en yüksek ağırlık kaybı 470°C'de görülmüştür. 634-696°C aralığındaki üçüncü adım ise CaCO3 bozunmasını göstermektedir.Çalışmanın üçüncü aşamasında oksidatif ortamda termal analiz yapılarak tutuşma sıcaklığı, yanma bitiş sıcaklığı, pik sıcaklıkları ve toplam dönüşüm oranı parametrelerine göre yanma profili incelenmiştir. Ayrıca farklı oranlarda atık elyaf (AE) katkısının kalorifik değer ve yanma profili üzerindeki etkisi incelenmiştir. ATY ve ATY-AE karışımlarının oksidatif ortamda termal bozulması, uçucuların oluşumu, char yanması ve kalsinasyon reaksiyonu sonucu CaO ve CO2 oluşumu adımlarını içermiştir.Çalışmanın son aşamasında yüzde kül içeriği ve külü oluşturan elementler incelenmiştir. Büyük ölçüde CaO, SiO2 ve Al2O3 içeren ATY külünün yapısında yüksek konsantrasyonlarda Cu, Zn ve Ba bulunduğu saptanmıştır.
GMR sensörler ile trafik verilerinin elde edilmesi
Akıllı Ulaşım Sistemleri (AUS), bilişim teknolojilerinin sağladığı kolaylıklardan yararlanarak güvenli ve etkin bir ulaşım altyapısının oluşturulmasını amaçlar. Bu kapsamdaki uygulamaların bir çoğu, gerçek zamanlı trafik yönetim ve denetim süreçleri ile ilgilidir. Günümüzde yaşanan trafik sıkışıklıklarının gündeme taşıdığı sürdürülebilir ulaşım kavramı, bu süreçlerin artan önemine dikkat çekmektedir.Buna göre; sürdürülebilir bir ulaşım sistemi, ancak trafik akımlarının dinamiğini yansıtan parametrelerin gerçek zamanlı olarak ölçülüp değerlendirilmesi suretiyle yürütülen teknolojik trafik yönetim ve denetim süreçleri ile gerçekleştirilebilir. Bu nedenle, anılan parametrelerin ölçümü, izlenmesi, kaydı ve değerlendirilmesi üzerine yapılan çalışmalar literatürde önemli bir yer tutmaktadır.Diğer taraftan, teknolojik araçlar vasıtasıyla elde edilen mikroskopik ölçümlerin kayıt altına alınması ile, uzun süreli trafik gözlem bilgilerini kapsayan bir veri tabanı da oluşturulabilir. Böyle bir veri tabanı, ulaşım planlama çalışmaları içingerekli olan ulaşım taleplerinin ve makroskopik akım bilgilerinin belirlenmesi açısından önemli katkılar sağlayabilir. Günümüzde hızla gelişen yarı-iletken esaslı sensör teknolojileri ve işlem gücü yüksek gömülü sistem çözümleri, bu amaçla kullanılabilecek bir veri kayıt sisteminin (trafik data-logger) esnek bir şekilde tasarlanmasına imkân sağlamaktadır.Bu tez çalışmasında gerçek zamanlı trafik verilerinin üretilmesi ve kayıt edilmesi amacıyla kullanılabilecek böyle bir gömülü sistem tasarımı gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, bu gömülü sistem vasıtasıyla elde edilen mikroskopik akım bilgilerini bilgisayar ortamındaki veri tabanına aktaran ve bu veri tabanını sorgulayarak çeşitli istatistiksel analiz işlemlerini gerçekleştiren uygulamalarla, bu uygulamalara eşlik eden arayüzler gerçekleştirilmiştir.Gerçekleştirilen tasarım mikroskopik akım bilgilerini bir kartın iki ucuna yerleştirilen GMR (Giant Magneto-Resistance) sensörlerin ürettiği işaretlerin işlenmesi suretiyle belirlemektedir. Bu kapsamda taşıt hızları, sensörler arasındaki sabit mesafenin bu iki sensörün ürettiği işaretlerin çapraz korelasyon yöntemi ile hesaplanan faz (süre) farkına bölünmesi suretiyle hesaplanmaktadır. Sistemde ayrıca, referans sensörün taşıtlar tarafından meşgul edilme süresi (meşguliyet süresi) ve birbirini takip eden taşıtların bu sensör üzerinden geçiş anları arasındaki süreye karşılık gelen `taşıt takip süresi' parametreleri de ölçülerek kayıt altına alınmaktadır. Sistemde taşıt boyları ve trafik akımının makroskopik özelliklerini yansıtan parametreler, bu ölçümlere bağlı olarak hesaplanmaktadır.Yapılan testler, sistemde taşıt boylarının ve10-70 km/saat aralığındaki taşıt hızlarının ±%5 hassasiyetle belirlenebildiğini göstermiştir. Aynı zamanda taşıt takip mesafeleri ve taşıt uzunlukları ile ilgili elde edilen veriler de tablo halinde verilmiştir.
Kojenerasyon sistemleri ve uygulamalı ekonomik analizi: Hastane örneği
Dünyadaki insan nufusunun artışına paralel olarak gelişen teknoloji ile enerji talebindeki artış devam etmektedir. Bu enerji ihtiyacını karşılamada yaygın olarak kullanılan fosil kaynaklı yakıtlar, küresel ısınmayı, aynı zamanda çevresel kirliliğini de artırmaktadır. Ayrıca fosil yakıtların sürekli kullanımından dolayı tükenme tehlikesi, alternatif kaynakların arayışına ivme kazandırmıştır. Güneş, rüzgâr, jeotermal, biyokütle gibi çevre kirliliği yok denecek kadar az olan, doğal süreç ile kendini yenileyebilen alternatif enerji kaynaklarının geliştirilmesi için çalışmalar hız kazanmıştır. Birincil enerji kaynaklarınının etkin kullanılması da en az alternatif enerji kaynakları kadar önemlidir. Isı enerjisini faydalı olarak kullanabilen (özellikle doğalgazlı sistemler) kojenerasyon sistemleri, alternatif enerji kaynakları gibi değer kazanmış, yer bulmuş ve son zamanlarda uygulamadaki etkinliğini giderek artırmıştır. Kojenerasyon sistemleri, bir kaynaktan, eş zamanlı olarak hem ısının hem de elektriğin beraber üretildiği bileşik güç üniteleridirler. Bu sistemlerin değer kazanmasında iki önemli avantajdan birincisi; atık ısıdan yararlanılarak, toplam verimin, klasik sistemlere göre artırılmasıdır. İkincisi ise; verime bağlı olarak, klasik sistemlere oranla sera gazı salınımının daha az olmasıdır. Bu çalışmada, İstanbul?da 22.000 m2 kapalı alana sahip, 109 yatak kapasiteli özel bir hastane için kurulumu düşünülen kojenerasyon sistemine ait ekonomik analiz çalışmaları yapılmıştır. Tahrik ünitesinin motor tipi kojenerasyon sistemi olması kararlaştırılmış, enerji ihtiyacına göre sistemin gücünün 800 kW olması hesaplanmıştır. Sistemin analiz sonuçlarına göre hastanenin yatırım maliyetini yaklaşık 2 yıl gibi kısa bir sürede amorti edebileceği, yatırım maliyetini karşıladıktan sonra 15 yıllık süre sonunda 3.500.00 Euro gibi bir kazanç sağlayacağı görülmektedir.
Fotokimyasal yöntemlerle polihedral oligomerik silseskuokzan (POSS) esaslı nanokompozitlerin sentezi ve karakterizasyonu
Nanokompozit malzemelerin kullanımı, üstün optik, termal, elektronik, fotonik, manyetik, reolojik, yapısal ve mekanik niteliklerinden dolayı her geçen gün artmaktadır. Plastik sektöründe büyük paya sahip olan, otomotiv, kaplama, biyomedikal ve paketleme sanayileri en önemli kullanım alanlarıdır. Genel bir tanımla; iki veya daha fazla malzemenin, iyi özelliklerini bir araya toplamak ya da ortaya yeni bir özellik çıkarmak için, mikro veya makro seviyede heterojen karışımıyla oluşan malzemeye kompozit malzeme denir. Nanokompozitler, sürekli bir polimer matris içerisine dağılmış en az bir boyutu 100 nanometreden küçük olan parçacıkları içeren heterofazlı kompozit yapılardır. Nanoteknoloji araştırmaları, malzemenin yapısını molekül düzeyinde değiştirme şansını verir. Nanoboyutuna inildiğinde artan yüzey alanı/hacim oranı maddeyi çok daha aktif yaparak çevredeki diğer atom ve moleküllerle farklı etkileşimlerine neden olur. Bu farklılıklar, daha saydam camlar, daha hafif, daha dayanıklı arabalar, daha temiz giysiler, daha uzun ömürlü boyalar, gibi güncel yaşamımızı doğrudan etkileyen birçok nanomalzemelerin üretilmesine olanak sağlar. Özellikle nanokompozitlerde kullanılan malzemelerin fiyatlarının düşmesiyle ve kompozitlerin hazırlanmasındaki teknik zorlukların çözülmesiyle birlikte polimer nanokompozitlerinin kullanımı son yıllarda artmaya başladı. Nanokompozit üretiminde kullanılan katkı maddeleri nanoyapılarına göre üç ana kategoriye ayrılmaktadır. Bunlar tek nanoboyutlu killer, iki nanoboyutlu karbon nanotüpler ve nanoteller, ve son olarak da üç nanoboyutlu silika, metal partiküller ve kuantum taneciklerdir. Fotopolimerizasyon, fotoaktif moleküllerin aydınlatılmasıyla oluşan reaktif türlerin vasıtasıyla gerçekleşen çevreye duyarlı bir polimerizasyon tekniğidir. Termal polimerizasyona göre fotopolimerizasyon tekniğinin, oda sıcaklığında yüksek hızda tepkime gerçekleştirilebilme, daha az enerji tüketilmesi ve çözücüsüz formülasyonların hazırlanabilmesi gibi bir çok üstün özellikleri vardır. Tepkimeye girecek formülasyondaki monomer ve diğer kimyasalları düzenleyerek tepkime sonrasındaki sertlik, renk, çözünürlük, geçirgenlik, yapışkanlık, elektriksel iletkenlik gibi malzemenin performansına etki eden özellikler kolaylıkla ayarlanabilmektedir. Bu noktadan hareketle, fotopolimerizasyon tekniğinin kullanımı, istenilen özelliklere sahip nanokompozit malzemelerin hazırlanmasında son derece etkin bir yöntem olacağından tercih edilmiştir. Özetle, bu tezde fotopolimerizasyon tekniği kullanılarak polimer/POSS nanokompozitler sentezlenmiş ve bu nanokompozitlerin yapıları spektroskopi ( FT-IR), termal (DSC, TGA) ve mikroskop (TEM) gibi değişik analiz yöntemleriyle aydınlatılmıştır.