
125
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Arşivlenen Tez
Quıckbırd görüntülerin sınıflandırma doğruluğunun iyileştirilmesi
Fusion methods increase spatial resolution by combining panchromatic band with multi spectral data. In this study, the results belonging to several methods on multi spectral and panchromatic images are compared. The fusion methods common in literature Intensity-Hue Saturation (IHS), Principal Component Analysis (PCA) and wavelet transformation are used.Supervised classification methods need prior examples for training of the algorithm to classify other unseen samples as opposed to unsupervised classification methods. Image classification is done with well-known supervised methods, e.g. Maximum Likelihood Classifier (MLC) and Support Vector Machines (SVM).Fused images provide better spatial resolution. However, spectral distortions by introducing new colors or artificial structures called artifacts cause decrease in overall accuracy values especially with nonlinear classification methods such as SVM. Enhancement methods are proposed and tested to diminish classification errors caused by spectral distortions present in the fused image.A PCA-based image enhancement technique is found superior to other enhancement techniques applied.Class separability is better after enhancements compared to the original reference satellite image. Using the classified result of the original multi spectral image as a benchmark, improvement in the overall accuracy of classification results of the enhanced fused images are observed. Higher classification accuracy is possible with the integration of image fusion and image enhancement methods into classification process. Results supporting the advancement are given in the related parts of the thesis.
Sıvı kristal esaslı termosetlerin hazırlanması
Uzay/uçak endüstrisi, devre elemanları, elektrik yalıtım malzemeleri, yapıştırıcılar, kaplamalar ve mikroelektronik endüstrisi gibi yüksek performans gerektiren uygulamalarda kullanılan termoset polimerlerin özelliklerinin iyileştirilme çalışmaları giderek artmaktadır. Özellikle epoksi reçineler ve siyanat esterleri üzerlerinde en çok çalışılan polimerler olarak göze çarpmaktadır. Tüm üstün özelliklerine rağmen bu iki malzeme de kırılgan olduğundan dolayı kullanım alanları kısıtlıdır. Bu nedenle yapısal olarak modifiye edilmeleri ya da farklı termoset reçineler ile karıştırılarak alaşım halinde kullanılmaları gerekmektedir. Bu amaçla yapılan çalışmalarda ticari epoksi reçineler çeşitli siyanat monomerleri ile kürleştirilerek epoksi/siyanat alaşımları hazırlanmıştır. Ancak bu çalışmalarda ticari epoksilerin kullanılması ile elde edilen alaşımların özelliklerinde bazı kısıtlamalar ortaya çıkmıştır.Bu çalışmanın amacı, ticari epoksi reçinelerin yerine kullanılacak daha üstün özelliklere sahip sıvı kristalin epoksi reçinelerin (LCE) ve farklı özelliklerdeki siyanat esterlerinin sentezlenmesi, sentezlenen reçinelerin birbirleri ile belirli oranlarda karıştırılarak kürleştirilmesidir. Bunların literatürde yer alan benzer ürünlerden daha kolay uygulanabilir, mekanik performansları daha iyi ve geliştirilmiş ürünler olması tasarlanmaktadır.
Ip tabanlı hasta izleme ve değerlendirme sistemi
İnsanların sağlık durumunu yansıtan temel fizyolojik parametrelerin gerçek zamanlı olarak ölçülmesi, izlenmesi ve kaydedilmesi, hastalıkların teşhisi ve hastalık süreçlerinin takibi açısından vazgeçilmez bir öneme sahiptir. Bu amaçla kullanılan cihazlar, günümüzde işlem gücü yüksek ve güç harcaması düşük gömülü sistem çözümlerinin hızla gelişimine paralel olarak daha esnek bir şekilde tasarlanmakta ve üretim süreçlerine aktarılabilmektedir.Bu kapsamdaki cihazlardan birisi de `hastabaşı monitörü' olarak bilinen hasta izleme sistemleridir. Bu sistemler tek başına bir hastayı izlemek amacıyla kullanılabildiği gibi, bir ağ yapısı içerisinde merkezi bir izleme sistemine entegre edilebilen modüler bir birim olarak da kullanılabilmektedir. Buna göre, hasta başı monitörünün merkezi izleme sistemine IP tabanlı bir haberleşme altyapısı üzerinden bağlanması, hem hasta ve hem de sağlık personeli açısından bir çok avantajlar sağlar. Örneğin hasta, doktor ve/veya hemşire tarafından gerektiğinde hastane içi veya dışındaki uzak bir yerden gerçek zamanlı olarak izlenebilir ve geçmişe ait bilgiler bir veri tabanı üzerinde tutularak hastalığın seyrine ilişkin uzun vadeli değerlendirmeler yapılabilir.Bu tez çalışmasında IP tabanlı böyle bir hasta izleme sistemi, hasta başı ve uzak izleme birimleri ile birlikte tasarlanmıştır. Sistemin donanım altyapısı, hasta tarafını oluşturan bileşenleri itibariyle kısmen hazır gömülü sistem çözümleri kullanılarak, bir kişisel bilgisayar (PC) çevresinde oluşturulmuştur. Gerekli arayüzler ve diğer yazılım bileşenleri PC üzerinde tasarlanmıştır. Böylece ülkemizde sağlık sektöründe yaygın olarak kullanılmakta olan bu tür cihazların tasarım ve üretimi için bir potansiyel oluşumuna katkı sağlanmıştır.Ayrıca bu tez çalışmasına özgün olarak, sistemin hasta başı izleme ünitesini oluşturan merkezi işlem birimi standart bir PC çevresinde oluşturulmak suretiyle, PC üzerinde kayıt yapılan işaretlerin çeşitli algoritmik yapılara göre değerlendirilebildiği esnek bir işaret işleme modülü oluşturulmuştur. Bu modül üzerinde, sistemde kaydedilen solunum (RESP, SpO2) ve elektrokardiyografi (EKG) gibi işaretlerin gerçek zamanlı olarak işlenmesi suretiyle `apne' hastalığının teşhisinde kullanılabilecek farklı algoritmik yaklaşımlar önerilmiş ve test edilmiştir. Bu amaçla yapılan değerlendirmeler için yeterli sayıda sağlıklı ve hasta denek bulunmasındaki zorluklar nedeniyle hazır bir veri tabanından alınan işaretler kullanılmıştır.Bunlardan doğrudan `batın'dan kaydedilen solunum işaretleri üzerinde yapılan değerlendirmelerde, apnenin dakika ölçeğindeki gerçek zamanlı tespiti açısından %94'e varan oranlarda bir başarı elde edilmiştir. Kişi bazında çeşitli solunum işaretlerinin değerlendirilmesi suretiyle yapılan tespitlerde ise, hasta ve hasta olmayan denekler %93,33 - %96,66 arasında değişen doğruluklarla tespit edilmiştir. Böylece gerçekleştirilen tasarım, ayni zamanda günümüzde apne teşhisi için halen yaygın olarak kullanılan `polisomnografi' cihazına alternatif olarak kullanılacak bir ürünün geliştirilmesi çalışmalarına da destek sağlamıştır.
Ebru simulatörü
Bilgisayarların grafik uygulamalarında daha esnek bir şekilde kullanılmasına olanak sağlayan yazılım ve donanım araçları, günümüzde hızlı bir gelişim sürecine girmiştir. Bu araçlar, karmaşık animasyon süreçlerinin sanal ortamda gerçekleştirilmesi açısından önemli kolaylıklar sağlamaktadır. Bilgisayar teknolojilerinin sağladığı bu kolaylıklardan yararlanarak, geleneksel el sanatlarından `ebru'nun eğitim ve öğretimi için sanal bir atölye ortamı hazırlanabilir. Bu yolla, ebru sanatının icra edilmesi ile ilgili zorluklar büyük ölçüde aşılabilir.Literatürde bu amaçla yapılan çalışmalar vardır. Bu çalışmalarda ebru sanatının temel bileşenleri olan tekne, akışkan, boya, biz gibi elemanlar arasındaki etkileşimleri temsil eden matematiksel modellerin basitleştirilmiş şekillerinden yararlanılmaktadır. Başarılı bir ebru simülasyonu için, öncelikle dikkate alınacak ebru çeşidine uygun yapısal özellikleri belirlemek ve bunları kullanılacak modellere yansıtmak gerekir. Oysa, ebru sanatını icra eden ustaların bugüne kadar kullandığı farklı yaklaşımların literatürdeki modelleme çalışmalarına tümüyle yansıdığı söylenemez. Bu kapsamda dikkate alınması gereken ebru çeşitlerinden birisi de, çok köklü bir geleneğe sahip olan ve `Kadim Ebru' olarak da bilinen `Battal Ebru'dur.Bu tez çalışmasında sanal ortamda Battal Ebru desenlerinin üretimi için bir simülatör tasarımı gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla kullanıcının ebru araçları ile etkileşimini olabildiğince gerçeğe uygun şekilde yapabilmesine imkân sağlayan bir arayüz tasarlanmıştır. Tekneye tek tek ya da gruplar halinde serpiştirilen boya damlalarının birbirini iterek yayılması süreci, akışkanlar dinamiğini temsil eden Navier-Stokes denklemlerinin basitleştirilmiş şekilleri kullanılarak gerçeklenmiştir. Bu şekilde oluşan ebru çıktılarında her damla için oluşan nihai desen, ölçeklenebilir vektörel grafik (SVG) formatına uygun özel bir kenar yumaşatma işleminden sonra yeniden üretilmiştir. Böylece oluşan ebru çıktılarının, gerçeğine oldukça uygun desenler olduğu gözlenmiş ve bununla ilgili performans değerlendirmeleri yapılmıştır.
Atıktan türetilmiş yakıtın termokimyasal dönüşüm karakterinin incelenmesi
Evsel katı atık yönetimi, nüfusun hızla arttığı, ilkel çöp toplama sisteminin hala benimsendiği ve çöp depolama alanlarının oldukça kısıtlı olduğu ülkelerde oldukça kritik bir konudur. Etkin bir yönetim sisteminde farklı atık yönetim işlemleri çevresel, ekonomik ve sosyal parametrelerin ihtiyaçlarını karşılamak üzere birbiri ile harmanlanır. En uygun işlemlerin seçilmesi ve birleştirilmesiyle insan sağlığı ve çevrenin korunmasını garanti altına alan yönetim sistemi aynı zamanda bütünleştirilmiş katı atık yönetimi adını alır. İyi tasarlanmış bir atık yönetim sistemi atığın önlenmesini, tekrar kullanılmasını, geri dönüştürülmesini, enerji geri kazanımını ve nihai bertarafını içerir.Bu çalışmada, evsel atığın geri dönüştürülebilir fraksiyonunun (cam, PP, PE, metal vs) ayrıştırılması sonrasında kalan yanabilir nitelikteki kısmın parçalanmış hali olan atıktan türetilmiş yakıt kullanılmıştır. Çalışma dört aşama halinde yürütülmüştür.Birinci aşama atıktan türetilmiş yakıtın karakterizasyonuna yöneliktir. Bu aşamada yakıtın kısa ve nihai analizi ve kalorifik değer analizi yapılmıştır.Çalışmanın ikinci aşamasında inert ortamda termogravimetrik (TG) ve diferansiyel termogravimetrik (DTG) analiz yöntemleri kullanılarak termal analiz yapılmıştır. ATY'nin piroliz profilini yorumlayabilmek amacıyla ATY'nin ana bileşenleri olan kağıt, polipropilen (PP), yüksek yoğunluklu polietilen (HDPE) ve elyaf numuneleri için de termal analiz yapılmıştır. ATY'nin inert ortamda termal bozunma profilinin ATY'ı oluşturan bileşenlerin termal bozunma profili ile uyumlu olduğu gözlemlenmiştir. ATY'nin pirolizinin düşük sıcaklık bölgesindeki nem giderilmesi (<110°C) haricinde üç aşamada gerçekleştiği görülmüştür. Selülozik fraksiyon bozunması 293-355°C'de gerçekleşmiştir. ATY içindeki plastik atıklara ait fraksiyon 430-495°C aralığında bozunmakta olup en yüksek ağırlık kaybı 470°C'de görülmüştür. 634-696°C aralığındaki üçüncü adım ise CaCO3 bozunmasını göstermektedir.Çalışmanın üçüncü aşamasında oksidatif ortamda termal analiz yapılarak tutuşma sıcaklığı, yanma bitiş sıcaklığı, pik sıcaklıkları ve toplam dönüşüm oranı parametrelerine göre yanma profili incelenmiştir. Ayrıca farklı oranlarda atık elyaf (AE) katkısının kalorifik değer ve yanma profili üzerindeki etkisi incelenmiştir. ATY ve ATY-AE karışımlarının oksidatif ortamda termal bozulması, uçucuların oluşumu, char yanması ve kalsinasyon reaksiyonu sonucu CaO ve CO2 oluşumu adımlarını içermiştir.Çalışmanın son aşamasında yüzde kül içeriği ve külü oluşturan elementler incelenmiştir. Büyük ölçüde CaO, SiO2 ve Al2O3 içeren ATY külünün yapısında yüksek konsantrasyonlarda Cu, Zn ve Ba bulunduğu saptanmıştır.
GMR sensörler ile trafik verilerinin elde edilmesi
Akıllı Ulaşım Sistemleri (AUS), bilişim teknolojilerinin sağladığı kolaylıklardan yararlanarak güvenli ve etkin bir ulaşım altyapısının oluşturulmasını amaçlar. Bu kapsamdaki uygulamaların bir çoğu, gerçek zamanlı trafik yönetim ve denetim süreçleri ile ilgilidir. Günümüzde yaşanan trafik sıkışıklıklarının gündeme taşıdığı sürdürülebilir ulaşım kavramı, bu süreçlerin artan önemine dikkat çekmektedir.Buna göre; sürdürülebilir bir ulaşım sistemi, ancak trafik akımlarının dinamiğini yansıtan parametrelerin gerçek zamanlı olarak ölçülüp değerlendirilmesi suretiyle yürütülen teknolojik trafik yönetim ve denetim süreçleri ile gerçekleştirilebilir. Bu nedenle, anılan parametrelerin ölçümü, izlenmesi, kaydı ve değerlendirilmesi üzerine yapılan çalışmalar literatürde önemli bir yer tutmaktadır.Diğer taraftan, teknolojik araçlar vasıtasıyla elde edilen mikroskopik ölçümlerin kayıt altına alınması ile, uzun süreli trafik gözlem bilgilerini kapsayan bir veri tabanı da oluşturulabilir. Böyle bir veri tabanı, ulaşım planlama çalışmaları içingerekli olan ulaşım taleplerinin ve makroskopik akım bilgilerinin belirlenmesi açısından önemli katkılar sağlayabilir. Günümüzde hızla gelişen yarı-iletken esaslı sensör teknolojileri ve işlem gücü yüksek gömülü sistem çözümleri, bu amaçla kullanılabilecek bir veri kayıt sisteminin (trafik data-logger) esnek bir şekilde tasarlanmasına imkân sağlamaktadır.Bu tez çalışmasında gerçek zamanlı trafik verilerinin üretilmesi ve kayıt edilmesi amacıyla kullanılabilecek böyle bir gömülü sistem tasarımı gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, bu gömülü sistem vasıtasıyla elde edilen mikroskopik akım bilgilerini bilgisayar ortamındaki veri tabanına aktaran ve bu veri tabanını sorgulayarak çeşitli istatistiksel analiz işlemlerini gerçekleştiren uygulamalarla, bu uygulamalara eşlik eden arayüzler gerçekleştirilmiştir.Gerçekleştirilen tasarım mikroskopik akım bilgilerini bir kartın iki ucuna yerleştirilen GMR (Giant Magneto-Resistance) sensörlerin ürettiği işaretlerin işlenmesi suretiyle belirlemektedir. Bu kapsamda taşıt hızları, sensörler arasındaki sabit mesafenin bu iki sensörün ürettiği işaretlerin çapraz korelasyon yöntemi ile hesaplanan faz (süre) farkına bölünmesi suretiyle hesaplanmaktadır. Sistemde ayrıca, referans sensörün taşıtlar tarafından meşgul edilme süresi (meşguliyet süresi) ve birbirini takip eden taşıtların bu sensör üzerinden geçiş anları arasındaki süreye karşılık gelen `taşıt takip süresi' parametreleri de ölçülerek kayıt altına alınmaktadır. Sistemde taşıt boyları ve trafik akımının makroskopik özelliklerini yansıtan parametreler, bu ölçümlere bağlı olarak hesaplanmaktadır.Yapılan testler, sistemde taşıt boylarının ve10-70 km/saat aralığındaki taşıt hızlarının ±%5 hassasiyetle belirlenebildiğini göstermiştir. Aynı zamanda taşıt takip mesafeleri ve taşıt uzunlukları ile ilgili elde edilen veriler de tablo halinde verilmiştir.
Fotokimyasal yöntemlerle polihedral oligomerik silseskuokzan (POSS) esaslı nanokompozitlerin sentezi ve karakterizasyonu
Nanokompozit malzemelerin kullanımı, üstün optik, termal, elektronik, fotonik, manyetik, reolojik, yapısal ve mekanik niteliklerinden dolayı her geçen gün artmaktadır. Plastik sektöründe büyük paya sahip olan, otomotiv, kaplama, biyomedikal ve paketleme sanayileri en önemli kullanım alanlarıdır. Genel bir tanımla; iki veya daha fazla malzemenin, iyi özelliklerini bir araya toplamak ya da ortaya yeni bir özellik çıkarmak için, mikro veya makro seviyede heterojen karışımıyla oluşan malzemeye kompozit malzeme denir. Nanokompozitler, sürekli bir polimer matris içerisine dağılmış en az bir boyutu 100 nanometreden küçük olan parçacıkları içeren heterofazlı kompozit yapılardır. Nanoteknoloji araştırmaları, malzemenin yapısını molekül düzeyinde değiştirme şansını verir. Nanoboyutuna inildiğinde artan yüzey alanı/hacim oranı maddeyi çok daha aktif yaparak çevredeki diğer atom ve moleküllerle farklı etkileşimlerine neden olur. Bu farklılıklar, daha saydam camlar, daha hafif, daha dayanıklı arabalar, daha temiz giysiler, daha uzun ömürlü boyalar, gibi güncel yaşamımızı doğrudan etkileyen birçok nanomalzemelerin üretilmesine olanak sağlar. Özellikle nanokompozitlerde kullanılan malzemelerin fiyatlarının düşmesiyle ve kompozitlerin hazırlanmasındaki teknik zorlukların çözülmesiyle birlikte polimer nanokompozitlerinin kullanımı son yıllarda artmaya başladı. Nanokompozit üretiminde kullanılan katkı maddeleri nanoyapılarına göre üç ana kategoriye ayrılmaktadır. Bunlar tek nanoboyutlu killer, iki nanoboyutlu karbon nanotüpler ve nanoteller, ve son olarak da üç nanoboyutlu silika, metal partiküller ve kuantum taneciklerdir. Fotopolimerizasyon, fotoaktif moleküllerin aydınlatılmasıyla oluşan reaktif türlerin vasıtasıyla gerçekleşen çevreye duyarlı bir polimerizasyon tekniğidir. Termal polimerizasyona göre fotopolimerizasyon tekniğinin, oda sıcaklığında yüksek hızda tepkime gerçekleştirilebilme, daha az enerji tüketilmesi ve çözücüsüz formülasyonların hazırlanabilmesi gibi bir çok üstün özellikleri vardır. Tepkimeye girecek formülasyondaki monomer ve diğer kimyasalları düzenleyerek tepkime sonrasındaki sertlik, renk, çözünürlük, geçirgenlik, yapışkanlık, elektriksel iletkenlik gibi malzemenin performansına etki eden özellikler kolaylıkla ayarlanabilmektedir. Bu noktadan hareketle, fotopolimerizasyon tekniğinin kullanımı, istenilen özelliklere sahip nanokompozit malzemelerin hazırlanmasında son derece etkin bir yöntem olacağından tercih edilmiştir. Özetle, bu tezde fotopolimerizasyon tekniği kullanılarak polimer/POSS nanokompozitler sentezlenmiş ve bu nanokompozitlerin yapıları spektroskopi ( FT-IR), termal (DSC, TGA) ve mikroskop (TEM) gibi değişik analiz yöntemleriyle aydınlatılmıştır.
Yara/yanık örtü materyali olarak antibakteriyel özellik taşıyan gözenekli polimerik membranların hazırlanması ve karakterizasyonu
Bu tez çalışmasında, bir travma ya da yanma sonucu oluşan ve kendiliğinden iyileşmesi uzun süren deri dokusu kayıplarının doku mühendisliği yaklaşımı ile daha hızlı ve kaliteli bir şekilde tedavisini sağlamak için çift katmanlı ipek fibroin doku iskeleleri tasarlanmıştır. Doku iskelelerinde hücrelerin yayılmasını ve çoğalmasını hızlandırmak için, doku iskelelerinin birbiriyle bağlantılı yüksek gözenekli yapılara sahip olmaları istenmektedir. Bu amaca uygun olarak, liyofilizasyon yöntemiyle yüksek gözenekli yapıya sahip ipek fibroin süngerler üretilmiştir. Elde edilen ipek fibroin doku iskelelerine yara iyileşme sürecini hızlandırmak amacıyla heparin immobilize edilmiştir. Elde edilen ipek fibroin süngerlerin yapısal özellikleri SEM'de incelenmiştir. Yara/yanık iyileşmesi süresince bakteriyel atakların minimuma indirilmesi gerekmektedir. Bu çalışmada doku iskelelerine antibakteriyel özellik kazandırmak için antibakteriyel ajan olarak, gümüş sülfadiazin kullanılmıştır. Heparin immobilize edilmiş ipek fibroin süngerlerin üzeri elektroeğirme yöntemi kullanılarak gümüş sülfadiazin içeren nanofibröz ipek fibroin film tabakasıyla kaplanmıştır. Böylelikle alt katmanı heparin yüklü sünger, üst katmanı da gümüş sülfadiazin içeren ince nanofibröz tabaka olmak üzere çift katmanlı doku iskeleleri elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Deri doku mühendisliği, ipek fibroin, antibakteriyel yara örtüleri.
Karbon elyaf takviyeli yüksek yoğunluklu polietilenin ısıl ve mekanik özelliklerinin incelenmesi
Günümüzde elyaf takviyeli polimer matrisli kompozitlerin kullanımı yaygınlaşmaktadır. Elyaf takviyesi olarak en çok kullanılan cam elyaf yerini karbon elyaf takviyesine bırakmaktadır. Karbon elyaf diğer tüm elyaflar arasındaki en önemli özelliği yüksek çekme direnci ve elastik modülüdür. Matris malzemesi olarak ise en çok kullanılan termoset matrisler yerini termoplastik matrislere bırakmaktadır. Termoplastik matrislerin termoset matrislere göre en önemli özelliği geri dönüştürülebilir ve hammaddelerinin raf ömrünün daha uzun olmasıdır. Bu çalışmada matris malzemesi olarak termoplastikler arasında en çok kullanılanlardan biri olan yüksek yoğunluklu polietilen seçilmiştir. Takviye malzemesi olarak seçilen karbon elyaf ise kesikli olarak kullanılmıştır. Seçilen yüksek yoğunluklu polietilen matrise karbon elyaf ağırlıkça değişik yüzdelerde takviye edilmiştir. Tez çalışmasında karbon elyaf takviyeli yüksek yoğunluklu polietilenin ısıl ve mekanik özelliklerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla malzemeler ekstrüzyonla harmanlama ve enjeksiyonla kalıplama teknikleriyle kompozit haline getirilmiştir. Hazırlanan kompozit numunelerin mekanik karakterizasyonu için darbe, sertlik ve çekme testleri yapılmıştır. Kompozit numunelerin ısıl özelliklerin belirlenmesi için diferansiyel taramalı kalorimetre (DSC) ve yüzeylerinin karakterizasyonu için ise taramalı elektron mikroskobu (SEM) kullanılmıştır. Karbon elyaf polimerik matrise ağırlıkça % 5, 10, 15 ve 20 olmak üzere 4 farklı oranda takviye edilmiştir. Ayrıca karşılaştırma esaslı olması için cam elyafta polimerik matrise ağırlıkça % 10 ve 20 olmak üzere 2 farklı oranda takviye edilmiştir. Ağırlıkça karbon elyaf miktarının artmasıyla sertlik, darbe direnci ve elastik modülü değerlerinde paralel bir artış, kopma uzaması değerlerinde ise paralel olarak bir azalış gözlenmiştir. Ağırlıkça karbon elyaf takviyesinin artması ise DSC sonuçlarını pek fazla etkilemediği gözlenmiştir. SEM görüntülerine bakılacak olursa da matris ile elyaf arasında yapışmanın çok iyi olmadığını görülmektedir. Çekme testleri sonucunda çekme direncinin elastik modülü kadar etkilenmediği gözlenmiştir. Bunun sebebi olarak ise elastik modülünün karbon elyaf takviye oranına bağlı olduğu, ancak çekme direncinin ise karbon elyaf takviye oranından ziyade son elyaf boyundan daha çok etkilendiği belirtilmiştir. Yapılan araştırmalarda elyaf takviyesinin artmasıyla bahsedilen son elyaf boyunun daha da kısaldığı bulunmuştur. Ayrıca karbon elyaf takviyesinin cam elyaf takviyesine oranla son elyaf boyunu daha da kısalttığı bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: YYPE, karbon elyaf, karakterizasyon, kompozit
Yenilenebilir kaynaklar kullanılarak ambalaj malzemesi için kaplama malzemesi hazırlanması
Yenilenebilir bir kaynak olmayan ve giderek tükenen petrol ürünleri yerine, yenilenebilir ve doğal kaynaklardan elde edilen çevre dostu ürünlerle ilgili çalışmalar son yılların en önemli araştırma konuları arasındadır. Ülkemizde yüksek miktarlarda üretilen tarım ürünlerinin meydana getirdiği tarımsal atıklar, yüksek katma değerli çeşitli ürünlerin üretilmesinde yenilenebilir ham madde olarak kullanılabilir. Bu şekilde hem ekonomik değeri olmayan bu tür çeşitli atıklardan biyobozunur ürünler elde edilmesi, hem de bu atıkların yok edilmesinin yarattığı sıkıntının giderilmesi mümkün olacaktır. Bilindiği gibi bitki hücre duvarı üç ana polimerden oluşmuştur; selüloz, hemiselüloz ve lignin. Selülozun kullanım alanı geniştir. Lignin için de kullanım alanı daha kolay bulunabilmektedir. Fakat heterojen bir biyopolimer olan hemiselüloz için kullanım alanı pek yoktur. Değişik polimerleri içinde bulunduran hemiselülozun başlıca bileşeni ksilan olup, bu biyopolimer tarımsal atıklarda kuru ağırlığın %20-35? ini oluşturmaktadır. Dolayısıyla, tarımsal atıkların değerlendirilmesinde ksilan için kullanım alanları bulunması ekonomik açıdan önemlidir. Söz konusu çalışmada, tarımsal bir atık olan ayçiçek sapı kullanılarak ambalaj kaplama malzemesi hazırlanacak ve özellikle gıda paketlerinde kullanılan ambalaj malzemesinin yağ, nem ve toza karşı bariyer özelliklerinin geliştirilmesi ve böylece ambalaj içindeki ürünün bozulmasının önlenmesi sağlanacaktır.