23
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Arşivlenen Tez
Piyade Albay Mehmet Şefik Aker (1877-1964)
Piyade Albay Mehmet Şefik Aker'in hayatı, askeri başarılarla geçmiştir. Kensi Osmanlı Devleti'nin önemli askeri okullarından biri olan Mektebi Harbiye'den teğmen olarak mezun olmuştur. Şefik Bey; Osmanlı-Yunan Harbi (1897), Osmanlı-İtalya arasındaki savaşa (1911-1912) ve Balkan Savaşlarına katılmıştır. Çanakkale Cephesinde 27. Alay Komutanı olarak görev yapmıştır. Arıburnu- Conkbayırı-Kanlısırt bölgelerinde büyük kahramanlıklar göstermiş, çeşitli madalya ve nişanlar almıştır. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, Rusya'ya karşı savaşılan Galiçya Cephesinde zor duruma düşerek Almanya'nın yardımını istemiştir. Bunun üzerine 15. Kolorduya bağlı 19. Tümen Komutanı Şefik Bey, Galiçya Cephesinde Rusların ilerleyişini durdurmuştur. Gösterdiği başarıdan dolayı albay rütbesine yükseltilmiştir. Nişan ve madalya ile ödüllendirilmiştir. Mondros Mütarekesi ile Osmanlı Devleti toprakları, açık bir işgal planına dönüştürülmüştü. Şefik Bey, 57. Tümen Komutanlığında Ege Bölgesinde faaliyetlerde bulunmuş ve Kuvayı Milliye teşkilatının kurulması fikrini ortaya koymuştur. Şefik Bey; Demirci Mehmet Efe ve Yörük Ali Efe'yi Millî Mücadeleye katmak için büyük çaba göstermiştir. Denizli Olaylarının önüne geçemediği için eleştirilmiş, görevine son verilmiştir. Konya'da düzenli orduya karşı çıkan Delibaş Mehmet isyanını bastırmış ve Demirci Efe'nin düzenli orduya dahil edilme çabalarında önemli rol oynamıştır. Millî Mücadele döneminde Şefik Bey'e Ege Bölgesindeki faaliyetleri, Demirci Mehmet Efe ile olan ilişkisi ve faaliyetlerinden dolayı TBMM'de ciddi suçlamalar yöneltilmiştir. Batı Cephesi Komutanlığına bağlı Dinar-Menderes Havalisi Komutanlığını yürütmüştür. Burada Aslıhanlar ve Dumlupınar Muharebelerine katılarak düşmana baskınlar yapmış ve düşmanın ilerleyişini durdurmuştur. 1939 ve 1943 Milletvekili seçimlerinde siyasete girme istediğini görmekteyiz. Anahtar Kelimeler: Çanakkale Savaşı, 27. Alay, 19. Tümen, Galiçya, Millî Mücadele, 57. Tümen, Kuvayı Milliye, Efeler, Aydın, İstiklal Harbi, Batı Cephesi
Demokrat Parti dönemi Yeni İnan gazetesi (1954-1960)
Bu çalışma, Tekirdağ'da yayın yapan Yeni İnan gazetesinin, 1954-1960 yılları arasındaki Demokrat Parti dönemini incelemektedir. Birinci bölümde, Demokrat Parti dönemi basın hayatı, Tekirdağ yerel basını ve Yeni İnan gazetesi hakkında bilgiler verilmektedir. İkinci bölümde, Yeni İnan gazetesinde yer alan yurt içi siyasi haberler incelenmektedir. Üçüncü bölümde ise Yeni İnan gazetesinde yer alan yurt dışı siyasi haberler üzerinde durulmaktadır. Son bölümde, Tekirdağ'ın nüfus, ekonomi, eğitim ve sağlık alanındaki gelişmelerine yer verilmektedir.
Türk basınında Çavuşesku Romanyası (1967-1989)
1967-1989 yıllarını kapsayan dönemde Türkiye-Romanya ilişkileri, siyasi ve ekonomik açıdan gelişme göstermiştir. Bu gelişmeler Türkiye'deki iktidar değişikliğine rağmen aynı kalmıştır. Sosyal ve kültürel ilişkilerdeyse, diplomatik girişimlerin ağırlık teşkil etmemekle beraber, pek çok alanda iki ülkenin iş birliği yaptığı veya karşı karşıya geldiği görülmüştür. Türk Basınıysa iki ülke arasındaki ilişkilerde tarafsız bir rol oynayarak, Çavuşesku dönemindeki Türkiye-Romanya ilişkilerini kamuoyuyla paylaşmıştır.
Kafkasya jeopolitiğinde Abhazya
Rus Çarlığı, Kırım'ı işgal ve ilhak etmesinin ardından yeni hedefi olarak Kafkasya'ya yöneldi. O sırada 300 yıl boyunca Osmanlı Devleti'ne bağlı kalmış bölge 20 yıllık bir süre zarfında Ruslar tarafından istila edildi. İşgal edilen ülkelerden biri de Abhazya'ydı. Rusların kırımında hayatını kaybeden Abhazların yanı sıra pek çok Abhaz da Türkiye başta olmak üzere çeşitli ülkelere yerleştiler. Rus Çarlığı'nın yıkılışının ardından Kafkasya'da teşekkül eden çeşitli siyasi yapılara dâhil olan Abhazya, Sovyetler Birliği'nin dağılışının ardından kendi kaderini tayin etmek arzusundayken buna müsaade etmeyen Gürcistan'ın saldırısına maruz kaldı. Gürcü birliklerini ülkelerinden çıkaran Abhazlar fiili bağımsızlıklarını kazandılar. Bugün ise bağımsızlıklarını uluslararası arenada kabul ettirmek için siyasi mücadele veriyorlar. Bu çalışmada Kafkasya'nın jeopolitiği, Abhazya tarihinin ağırlıklı olarak son 200 yılı, jeopolitik bilimine ait bazı önemli kuramlar, Rusya, Gürcistan ve Türkiye başta olmak üzere bölgede faaliyet gösteren tüm aktörler göz önünde bulundurularak Abhazya Cumhuriyeti incelenmiştir.
Meşrutiyetten Cumhuriyete spor müsabakaları
Tüm Dünya'da spor, özellikle erkekler tarafından ilgi görmüş, sevilmiş ve bir çok branş gençler arasında hızlıca yayılabilmiştir. Devletler de sporu askerliğe hazırlık olarak görmüş ve desteklemiştir. Ancak Osmanlı Devleti için aynısını söylemek mümkün değildir. Çünkü istibdat yaşanan ülkede iki üç gencin dahi yanyana yürümesi, sohbet için toplanması dahi yasaklanmıştır. Üstelik futbol oynayan gençler tutuklanmıştır. İlk spor müsabakaları genelde gizli ve kuralsız yapılmıştır. Meşrutiyet'in ilanı ile siyasi refah, sosyal yaşama da sirayet etmiş, spor müsabakaları serbest olmaktan öteye gidip, spor külüpleri dahi kurulmuştur. Ancak Trablusgarp ve Balkan Savaşlarına direnen spor, Cihan Harbi'ne direnemeyerek sekteye uğramıştır. Futbol dışında diğer branşlar genel olarak gençlerin askere alınması sebebiyle 1914 itibari ile azalmaya hatta iptal edilmeye kadar varmıştır. Bunlardan farklı olarak güreş, 1912 yani Balkan Harbi ile hitama ermiştir. Bunda pehlivanların Balkan kökenli olması önemlidir. Ancak futbol, İstanbul Ligi olarak etkilense de işgal kuvvetleriyle yapılan maçlar sayesinde savaş dönemlerinde daha çok oynanmıştır. 1920'den sonra spor yaşamı eski havasını yakalamaya başlamış ve 1922'de doruğa ulaşmıştır.
Cumhuriyet Döneminde tasarruf politikası: Halkın bilinçlendirilmesi (1923-1938)
Üç ana bölümden oluşan çalışma, ağır dönemlerden geçen Türkiye Cumhuriyeti'nin yeni baştan bir ekonomik sistem oluşturmasında, tasarruf ve yerlileşme kavramları ve uygulamalarının etkilerini incelemektedir. İncelemede, giriş bölümünde tasarruf kavramı ve önemi açıklanmış, birinci bölümde Osmanlı Devleti'nin son döneme ait ekonomik durumu ve tasarruf çalışmaları, ikinci bölümde Cumhuriyet'in ilk yılları ve 1929 ekonomik buhranı kapsamında tasarruf faaliyetleri incelenmiş, üçüncü bölümde ise halkın tasarruf konusunda bilinçlendirmesi ve Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti faaliyetlerinden bahsedilmiştir.
Türkiye'nin iktisadi görünümü (1939-1945)
İkinci Dünya Savaşı'nın başlaması ile birlikte savaşta rolü olmayan Türkiye, savaşın getirmiş olduğu ekonomik buhrandan olumsuz etkilenmiştir. Özellikle savaş, tarım ekonomisi üzerinde olumsuz etkilere sebebiyet vermiştir. Bu dönemde ülkede başlatılmış olan Askeri Seferberlik sebebiyle tarımla uğraşan kesimin askere alınması hububat ürünlerinin üretimini durma noktasına getirmiştir. Bu durum, halkın ana gıda maddesi olan buğdayın üretiminde aksaklıklara sebep olurken, ülkede ekmek tüketimini de sınırlandırmıştır. Ülkede yaşanan bu buhran dönemi hububat ürünleri üzerinde fiyat artışlarına ve halkın ürünleri stoklamasına yol açmıştır. Hükümet, yaşanan olumsuzluklara karşı birtakım önlemler almıştır. Alınan önlemler, savaş süreci boyunca yaşanan olumsuzluklara karşı kalıcı çözüm getirememiştir. Yapmış olduğum çalışmamda savaşın hububat ekonomisi üzerindeki olumsuz etkisinden, iktidara gelen hükümetlerin tarım ekonomisi üzerinden yapmış oldukları tarım politikalarından ayrıca tarım ekonomisini iyileştirmek adına kurulan kuruluşlardan ayrıntılı olarak bahsettim. Anahtar kelimeler: İkinci Dünya Savaşı, Hububat Ekonomisi, Toprak Mahsulleri Vergisi, Hububat Ürünlerindeki Fiyat Artışları, Buğday ve Ekmek Karnesi
İstanbul sosyal hayatında deniz (1850-1960)
İstanbul, farklı medeniyetlere ve kültürlere ev sahipliği yapmış önemli bir liman kenti olmasından dolayı deniz kültürü oldukça gelişmiştir ve tarihselden moderne İstanbul halkı bu önemli kültürün bir parçası haline gelmiştir. Çalışmamızda İstanbul'un deniz kültürü, 19. yüzyılın ortalarından 20. yüzyılın ortalarına kadar ele alınmış; deniz hamamları, plajlar, vapurlar ve balıkçılık olmak üzere dört başlıkta incelenmiştir. İlk olarak denizde vakit geçirmenin, deniz suyundan sıhhat olarak faydalanmanın yansıması olan deniz hamamları ele alınmıştır. Bu hamamlar, 19. yüzyılın ortalarından 20. yüzyılın ilk çeyreğine kadar varlığını devam ettirmişlerdir. İkinci bölümde ise 20. yüzyılın ilk çeyreğinin son yıllarında Beyaz Rusların şehre getirdiği kadın ve erkeğin aynı anda ortak vakit geçirebildiği, kıyafetlerinin moda haline geldiği, onlarca yıl şehrin sayfiye hayatına yön veren, şehrin sosyal ve kültürel dokusuna iz bırakan plajlar incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise şehrin deniz kültürünü tamamlayan vapurlar incelenmiştir. İstanbul'daki deniz taşımacılığının nasıl başladığı, taşımacılık şirketlerinin kurumsallığı, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e değişen denizcilik politikasını, vapurların ve vapur şirketlerinin şehrin dokusunda ve insanında bıraktığı etkiler ele alınmıştır. Dördüncü bölümde ise şehrin mutfak ve ticaret kültüründe iz bırakmış olan balıkçılık ele alınmıştır. Osmanlı'dan Cumhuriyete su ürünleri ve balıkçılık, balıkların avlanma mevsimi ve av çeşitleri, İstanbul halkı için lüferin önemi son bölümde incelenen konular olmuştur.
Milli Mücadele Dönemi Türkiye–Gürcistan ilişkileri (1919-1921)
Gürcülerin Kafkas topraklarındaki varlıklarına demografik, ekonomik, coğrafi, jeostratejik ve siyasi durumlarına değinildikten sonra Türk-Gürcü ilişkilerine dikkat çekilmiştir. Anadolu Türkleri ile Gürcüler (Kartveller) arasındaki ilişkilerin resmi kaynak ve diplomatik belgelere göre Büyük Selçukluların Anadolu‟ya girişi sürecinde başladığını ve Anadolu Selçuklu Devleti ile devam ettiğini görmekteyiz. Gürcistan‟ın Anadolu Türkleri için neyi ifade ettiğinin temel görüşü bu şekilde belirmiştir. Tezin birinci bölümünde genel hatları ile Türkiye Selçukluları ve Osmanlıların 1917‟ye kadar olan Türk-Gürcü ilişkilerinin genel hatlarına değinilmiştir. Tezin ikinci bölümünde ise öncelikle 18. yy ile Rus Çarlığı‟nın etkisini hissettirdiği Kafkasya‟da hakimiyet alanı daralan Gürcülerin 1917 Brest Litovsk Antlaşması ile statüsünün tartışılmaya başlanması ve 1918‟de 1. Dünya Savaşı sonrası kurulan bağımsızlıkları incelenmiştir. Sonrasında, Mustafa Kemal Paşa‟nın 19 Mayıs 1919‟da Samsun‟a çıkması ile başlayan Türk Kurtuluş Savaşı sürecinde Türkiye Büyük Millet Meclisi ile olan ilişkilerinin Sovyetler Birliği‟nin tüm Kafkasya‟yı 1921‟deki istilâsıyla Türk-Gürcü ve 1921‟deki Türk - S.S.C.B. ilişkilerine doğru evrilişine değinilmiştir. Tezin son bölümünde ise S.S.C.B. dönemi Türkiye Gürcistan ilişkileri üzerine de genel bir değerlendirme yapılmıştır.
1923-1960 döneminde sosyal, siyasi, ekonomik açıdan Balıkesir
Bu çalışma Balıkesir şehir merkezinde 1923-1960 yıllarını kapsayan cumhuriyetin ilk yılları sayılabilecek döneminde yaşanan gelişmelerin etraflıca incelenmesi amacıyla bu dönemle ilgili kapsamlı bilgi ve belgelere ulaşarak bunları taramak ve Balıkesir şehir merkezinin bu dönemini anlamaya çalışmak amacıyla yapılan bir çalışmadır. Çalışmadaki esas amaç Balıkesir şehir merkezinde 1923-1960 yılları arasında meydana gelen değişim ve gelişmeleri analiz ederek, şehrin detaylı biçimde çalışılmamış olan bu dönemine ait tarihinin ortaya çıkarılması ve yazılması olarak belirlenmiştir. Balıkesir birçok bakımdan özel bir ildir. Kurulduğu dönemden itibaren bölgesinde etkili olan bir beyliğin başkentliğini yapmış, dağılma sürecinde ise ilhak olduğu Osmanlı Devletinin gelişmesi ve güçlenmesinde önemli rol oynamıştır. Konumundan dolayı dinamik ve transit bir Pazar ve ticaret şehri olan Balıkesir cumhuriyetin ilk yıllarında, ülkemizin hem toprak hem de nüfus olarak büyük şehirlerinden biri durumundadır. Balıkesir şehriyle bağlantılı ya da şehir tarihi olarak yapılan çalışmalar daha çok özel, sınırlılıkları olan konular seçilerek yapılan çalışmalar şeklindedir.(Balıkesir Basın Tarihi, Balıkesir Spor Tarihi gibi). Yapılan çalışmalarda bu dönemle ilgili dolaylı olarak bilgi verilse de doğrudan 1923-1960 döneminde Balıkesir şehir merkezi konu edilerek çalışılmamıştır. Konu olarak ilgili dönem seçilerek yapılan çalışma olmaması nedeniyle, yapılan çalışma ilk olma özelliği taşımaktadır. Yapılan çalışmalar daha çok Balıkesir ilinin Osmanlı Devleti klasik ve son dönemleri ile milli mücadele dönemini kapsayan çalışmalardır. Dolayısıyla cumhuriyetin ilk dönemleri sayılabilecek olan bu yılların yaşadığımız dönemle olan ilişkisinin sağlanmasına ve boşluğu hissedilen bir dönemle günümüz arasında bir bağlantı kurulmasına çalışılan çalışma bu yönüyle önem arz etmektedir.