Yıldız Technical University
Departman

İktisat Bölümü

Yıldız Technical University

283

Arşivlenen Tez

2

DOI Atanmış

1%

DOI Oranı

Arşivlenen Tez

10 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kayıt dışı ekonomi ve vergi kaybı

Bu gün kayıt dışı ekonomi hem gelişmiş ülkelerde hem de gelişmekte olan ülkelerde önemli bir toplumsal sorun olarak gündeme gelmektedir. Kayıt dışı ekonomik faaliyetler kamu finansmanının en önemli kalemi olan vergi gelirlerinde büyük bir aşınmaya neden olmaktadır. Kamu gelirlerinde kayıplara neden olan kayıt dışı ekonomi makro ekonomik göstergelerin sağlıklı olmasını engellediğinden dolayı uygulanılan ekonomi politikalarınında başarısını olumsuz yönde etkilemektedir.Bu tez çalışmasında Türkiye' de çok büyük boyutlara ulaşan kayıt dışı ekonomi irdelenmiştir. Çalışmanın amacı kayıt dışı ekonomiyi tüm yönleriyle inceleyip, kayıt dışı ekonomik faaliyetlerin oluşmasının nedenlerini ortaya koymak ve devletin kayıt dışı ekonomi nedeniyle uğradığı vergi kaybını tespit etmeye çalışmaktır.Bu çalışmada kayıt dışı ekonominin vergisel boyutuna ağırlık verilmiştir. Fakat kayıt dışı ekonomi sadece vergi kaybına neden olmamaktadır, bunun dışında kayıt dışı ekonomi verimlilik artışı sağlanması, adil rekabet ortamının yaratılması, doğru iktsadi politikaların oluşturulması ve ekonominin gerçek büyüme potansiyelinin yakalanmasını da engellemektedir. Bu nedenle çalışmanın son bölümlerinde kayıt dışı ekonomi ile mücade için çözüm önerileri sunulmuştur ve dünyadaki kayıt dışı ekonomi ile mücadelede kullanılan yöntemlerden örnekler verilmiştir.Anahtar Kelimeler : Kayıt Dışı, Vergi Kaybı

Canan Ermiş
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Banka birleşmeleri Türkiye için bir değerlendirme

Bu çalışmada bir tür şirket birleşmesi olan banka birleşmelerinin türleri,banka birleşmelerini anlatan hipotezlerle açıklanmış olup, yapılan birleşmelerinsonrasında oluşabilecek sonuçlar araştırılmıştır. Dünyada bankacılık sektörünübirleşmelere yönelten sebepler irdelenmiş, yaşanan birleşmeler nedenleri ve sonuçlarıbakımından incelenmiştir. Türkiye'de yaşanan birleşmeler de yıllar itibariylearaştırılmış olup, yapılan birleşmelerin sonuçlarının ne kadar ve hangi koşullardabaşarılı olabileceği konusunda sonuç alabilmek için önemli birleşme faaliyetleriaraştırılmıştır. Dünyada yapılan birleşmelerin gelişmekte olan ülkelerde yaşanankrizlerden sonra mali yapıdaki bozukluk nedeniyle yapıldığı, gelişmiş piyasalara isepazar payını arttırma, rekabet gücünü arttırma, ölçek-alan ekonomilerindenyararlanma gibi nedenlerle yapıldığı sonucuna varılmıştır. Yapılan araştırmasonucunda gelişmekte olan ülkeler arasında olan Türkiye'de de birleşmelerin,genellikle yaşanan krizlerden sonra devlet müdahalesiyle bankaların maliyapılarındaki bozukluk nedeniyle yaşandığı, 2001 yılından sonra özel bankalarınpazar payını arttırma, rekabet gücünü arttırma gibi nedenlerle devlet müdahalesiolmadan birleştiği görülmüştür ve yapılan bu birleşmelerin sonuçlarının devlettarafından yapılan birleşmelere göre daha başarılı olduğu tespit edilmiştir. Hazırlananbu tezde konu ile ilgili teorik çalışmalardan yararlanılmıştır.Anahtar kelimeler: Banka, birleşme, dünya, ülke, kriz.

Nur Işık
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Getiri eğrisi tahmini : Teori ve Türkiye piyasası için uygulama

Bu çalışmanın amacı getiri eğrisi teorileri hakkında bilgi vermek, getiri eğrisinin kullanımını açıklamak ve iskontolu bono piyasası için getiri eğrisi tahmin etmektir. Çalışmamızda getiri eğrisi teorilerinden; Beklentiler Teorisi, Likidite Tercihi Teorisi, Piyasa Ayrışması Teorisi ve Tercih Edilmiş Habitat Teorisi anlatılmıştır. Elde edilen eğri şekilleri ve şeklin oluşmasına katkısı olan; beklentiler, risk primi ve konveksite kavramları açıklanmıştır.Uygulama çalışmasında dört farklı yöntem kullanılarak 3 Ocak 2006 ve 2 Mayıs 2008 tarihleri arasında iskontolu bono piyasası için getiri eğrisi tahmini yapılmıştır. Veriler İstanbul Menkul Kıymetler Borsası günlük bültenlerinden getiri ve vadeye kalan günler homojen bir veri seti elde edebilmek için belirli kriterlere göre filtrelenerek elde edilmiştir. Matlab programı kullanılarak Nelson-Siegel, Svensson, Kübik Spline ve Smoothing Kübik Spline Yöntemleri uygulanmıştır. Nelson-Siegel ve Svensson yöntemlerinin parametreleri kısıtlı doğrusal olmayan en küçük kareler optimizasyonu ile bulunmuştur.Uygulanan yöntemlerin performansı hata karelerinden elde edilen Hata Karelerinin Ortalamasının Karekökü, Ortalama Mutlak Hata ve Ağırlıklı Ortalama Mutlak Hata terimleri hesaplanarak kıyaslanmıştır. Yöntemlerin kıyaslanabilmesi için veri içi ve veri dışı tahmin ayrı ayrı gerçekleştirilmiştir. Kıyaslamalar sonucunda veri içi ve veri dışı tahminde en iyi sonucu Smoothing Kübik Spline Yöntemi vermiştir. Parametrik yöntemlerden Svennson Yöntemi Nelson-Siegel yöntemine göre daha iyi sonuçlar üretmiştir.

Coşkun Tarkoçin
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Risk yönetiminde riske maruz değer kavramı: Teori ve İMKB üzerine uygulamalar

Finansal riskler özellikle 20. Yüzyılın sonlarından itibaren günümüz finans dünyasını derinden sarsan izler bırakmışlardır. 1990'lı yıllarda meydana gelen finansal skandallar ve finansal krizler neticesinde risk yönetimine olan ilgi artarak riskin ölçülmesine ilişkin yöntemler geliştirilmiştir. Düzenleyici otoritelerin de tavsiyeleri ile riskin ölçülmesinde Riske Maruz Değer Yöntemi en çok kullanılan yöntem haline gelmiştir.Bu çalışmanın amacı, finansal kurumların karşı karşıya oldukları risk türleri hakkında bilgi vermek ve piyasa riski ölçümünde yaygın olarak kullanılan Riske Maruz Değer Yöntemlerini açıklayarak, oluşturulan varsayımsal portföylerin Riske Maruz Değerini tahmin etmektir.Çalışmanın uygulama aşamasında, iki farklı model kurulmuştur. Birinci modelde, IMKB-30 endeksini oluşturan hisse senetlerinden varsayımsal bir portföy oluşturularak söz konusu portföyün, Microsoft Excel programında Varyans-Kovaryans ve Monte Carlo Simülasyon yöntemleriyle Riske Maruz Değeri hesaplanmıştır. İkinci modelde ise IMKB-Tüm Endeksine bağlı bir fona sahip varsayılan bir portföy oluşturulmuş, bu portföyün Microsoft Excel programında Varyans-Kovaryans yöntemi ile Riske Maruz Değeri hesaplanmıştır. İkinci modelde ayrıca seçilen dönemler için ARCH, GARCH, PARCH değerleri hesaplanarak kriz dönemlerinin Riske Maruz Değer değerine yansımaları gözlemlenmiştir.Çalışmada oluşturulan her iki modelin de, riske maruz değer hesabında, piyasalarda volatiliteden kaynaklanan fiyat ve getiri değişimlerini de göz önünde bulunduran modeller olduğu ve maruz kalınan risk hakkında sağlıklı bir tahmin imkanı sağladığı elde edilen sonuçlarla net bir şekilde görülmektedir.Anahtar Kelimeler: VAR (Value at Risk), Varyans-Covaryans Metodu ile VAR Ölçümü, Monte Carlo Simülasyonu Metodu ile VAR Ölçümü, Piyasa Risk Ölçümü, ARCH, GARCH, PARCH

Berkay Emekli
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gelişmekte olan ülkelerde bankacılık krizleri ve Türkiye

Özellikle 1970'li yıllardan itibaren artarak görülen finansal krizleri açıklamaya yönelik teoriler Yeni Keynezyen kriz teorileri, Post Keynezyen kriz teorileri, Monetarist finansal kriz teorileri, Birinci nesil finansal kriz teorileri, ikinci nesil finansal kriz teorileri ve üçüncü nesil finansal kriz teorileri olarak adlandırılmaktadır.Gelişmekte olan ülkelerde görülen bankacılık krizlerinin en önde gelen nedenleri ise finansal serbestleşmeye iyi hazırlanamamalarından ve zayıf bankacılık düzenleme, denetleme ve yönetme sistemleridirSon yıllarda görülrn krizlerden sonra IMF ve Dünya Bankası birçok reform çalışması yapsa da bu çalışmalar tüm dünyada görülen krizlere karşı etkili olamamıştır. Krizlerin önlenmesinda ve kriz sırasında izlenilecek politika üreticisi bir uluslararası kurum ihtiyacı hala bulunmaktadır.

Gülhan Arda Boran
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2006
00
DoktoraAçık ErişimTR

Finansal istikrarsızlık sorunu ve iktisat politikası bağlamında Türkiye örneği

Finansal piyasaların giderek büyümesi, finansal liberalleşme programlarının uygulanması yoluyla yurtiçi piyasaların uluslararası finansal sisteme eklemlenmesi, ulusal finansal yapıları iktisadi değişkenlerdeki değişimlere karşı daha duyarlı hale getirmiştir. Bu koşullar altında, özellikle gelişmekte olan ülkelerde finansal istikrarsızlık sorunu öne çıkmıştır. Son yıllarda finansal istikrarsızlık ve finansal krizlerin neden olduğu sosyal ve ekonomik maliyetler, merkez bankaları açısından finansal istikrar olgusunun önemini arttırmıştır. Dolayısıyla, finansal istikrarsızlığın ülke içi dinamikler ve uygulanan ekonomik politikalardan nasıl etkilendiğinin bilinmesi oldukça önemlidir. Bu çalışmada, finansal istikrarsızlık olgusunun kavramsal düzlemde değerlendirilmesine ek olarak, finansal istikrarsızlık ile iktisat politikası değişkenleri arasındaki ilişkiler Türkiye örneği üzerinden analiz edilmektedir. Para ve maliye politikası değişkenleri ile finansal istikrarsızlık göstergeleri arasındaki ilişkiler araştırılmaktadır. Bu bağlamda, para ve maliye politikası değişkenlerindeki beklenmedik değişimlere finansal istikrarsızlığın nasıl tepki verdiği incelenmektedir.Faiz, fiyatlar genel düzeyi ve kamu borçları ile finansal istikrarsızlık göstergeleri arasında dikkat çekici ilişkilere ulaşılmıştır. Yüksek fiyat düzeyindeki oynaklıklar finansal istikrar açısından olumsuz sonuçlara neden olmaktadır.Uygun vektör otoregresyon modellerinden elde edilen etki-tepki fonksiyonları, faiz ve kamu borçlarına yönelik şokların finansal istikrarsızlık sorununu arttırdığını göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Finansal istikrarsızlık, finansal kriz, para politikası, maliye politikası, vektör otoregresyon, etki-tepki fonksiyonları

Finansal krizMaliye politikalarıPara politikaları+1
Cevat Bilgin
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Devlet bütçesi ve gelişimi ve 5018 sayılı kamu mali yönetim kontrol kanununun çukurova üniversitesi uygulaması

Bütçe günümüzde, ülkeden ülkeye değişmekle birlikte belli bir dönemde devlet tarafından yapılması planlanan harcamaların ve gelirlerin bütünüdür. Gelişen kamu maliyesinde bütçe devletin mali planı olmasının yanında ekonomik, sosyal, siyasi belge özelliği de taşımaktadır.Türkiye'de; 2005 yılına kadar mali yönetimimiz, 1927 yılından beri 1050 sayılı Muhasebeyi Umumiye Kanunu'nu uygulamaktaydı. Bu kanun günümüz şartlarına; bütçe tekniği açısından ise saydamlık, hesap verilebilirlik, uzun vadeli stratejilere cevap vermemesi, mali raporlama konularında bulunan eksiklikleri nedeniyle yürürlükten kaldırılarak onun yerine mali bir devrim olarak adlandırılan 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanunu kabul edilerek bütçenin hazırlanması uygulanması ve denetlenmesi tamamıyla değişmiştir.Bu çalışmamızda öncelikle; kısa bir şekilde bütçe anlatıldıktan sonra, eğitim sistemimizde çok önemli bir yer tutan üniversitelerden biri olan Çukurova Üniversitesinin 2001 ve 2006 yılları arasında bütçe harcamalarını 1050 sayılı Muhasebeyi Umumiye Kanunu ve 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununun getirmiş olduğu yenilikler çerçevesinde irdelemek ve karşılaşılan sorunlara çözüm üretmektir.Bu çalışmada 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanunu temel alınmak suretiyle hazırlanmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde, bütçe ile ilgili genel bilgiler, bütçenin nitelikleri, fonksiyonları, ilkeleri, bütçe teorileri ve teknikleri detaylı bir şekilde incelenmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde Türk Bütçe Sistemi incelenmiştir. Çalışmanın dördüncü bölümde ise Çukurova üniversitesinde olan bölümlerin 2001?2006 yılları arasında bütçe kesin hesaplarında ki rakamlara bağlı kalarak bütçesel değişkenleri, personel ve öğrenci sayılarındaki değişmeler ışığında birimlerin yıllık harcama artışlarının sebepleri açıklanmış ve incelenmiştir. Çalışmanın sonuç bölümünde ise karşılaşılan sorunlara çözüm önerileri getirilmiştir.

Finansal denetim
Suat Temelli
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kurumsal yapının politika başarımına etkisi:Enflasyon hedeflemesini uygulayan ülkeler üzerine bir inceleme

Ekonomi literatüründe yaygın olarak, yüksek enflasyonun temel sebebi, para otoritelerinin enflasyonist bir eğilim göstermesi olarak kabul görmüştür. Bu itibarla çalışmada para otoritelerinin zaman tutarsızlığına değinilerek bu problemin çözümüne ilişkin mevcut para programlarının açıklaması yapılmıştır. Bu programlardan özellikle 1990'lardan günümüze en çok uygulanan ve başarılı olan programın enflasyon hedeflemesi olduğu sonucuna varılmıştır. Enflasyon hedeflemesi rejiminin ayrıntılarında farklılıklar görülen bir çok tanımı bulunmakla birlikte bazı temel özelliklerinde uzlaşma sağlanmıştır. Enflasyon hedeflemesi, belirlenmiş bir enflasyon oranı için belirli bir dönemde gerçekleştirilmek üzere bir hedef veya hedef aralığının ilan edilerek taahhüt edilmesi, para politikasının en önemli amacının düşük ve istikrarlı bir enflasyon oranını sürdürmek olduğunun vurgulanması ve para otoriteleri tarafından da benimsenmesi şeklinde tanımlanabilir. Oyun-teorik para politikası literatüründe ağırlıklı olarak işlenen konu durumundaki para politikasının, zaman tutarsızlığından kaynaklanan enflasyonist eğilimini ortadan kaldırmaya yönelik çözüm önerileri çerçevesinde yapılan temel çalışmaların tanıtılması ve enflasyon hedeflemesi rejiminin kuramsal ve uygulama yönü hakkında bilgi verilmesi, tez çalışmasının temel amacını oluşturmaktadır.

Enflasyon hedeflemesiKurumsal yapıMerkez Bankası+1
F. Özlem Özkan
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Cari işlemler dengesi ve cari açıkların sürdürülebilirliği: Türkiye uygulaması

Ödemeler bilançosunun cari işlemler kalemi ticaret bilançosu (mal ve hizmet ithalatı ile ihracatı arasındaki fark), net faktör gelirleri (faiz ve kar payı gibi) ve net transfer ödemeleri (dış yardımlar gibi) toplamından oluşur.Cari işlemlere dönemlerarası tüketim düzgünleştirmesi yaklaşımına göre sermaye akımları, ekonomik değişkenlere (çıktı, yatırım ve kamu harcamaları) dönemsel şokların varlığı durumunda toplam tüketimi düzgünleştirmek için tampon görevi görür. Bu bağlamda Türkiye'nin cari işlemler dengesinin optimal patikasında olup olmadığı dönemlerarası yaklaşım kullanılarak test edilmiştir.Gregory ? Hansen (1996) eş-bütünleşme testini yapısal kırılma için kullanarak cari işlem değişkenleri arasındaki potansiyel davranış değişikliklerini gösteren iki alt dönem elde edilmiştir. Çalışmada Türkiye'nin cari işlemleri için ödeyebilirlik koşulu da değerlendirilmiş ve iki alt dönem için dönemlerarası optimizasyon modeline dayanılarak Türkiye'nin cari işlemler dengesinin optimal tüketim düzgünleştirmesi öğesi bulunmuş ve modelin performansını sınamak için hipotez testleri kurulmuştur.Sonuçlar, 2000'li yılların başında tüketim ve nakit akım değişkeni arasındaki ilişkide yapısal bir kırılmanın olduğunu göstermektedir. Sonuçlara göre Türkiye gelecekteki tüketimini bugüne çekme eğilimindedir. Ayrıca sonuçlara göre sermaye akımları Türkiye'nin dönemlerarası bütçe kısıtını yerine getirmesini sağlamaktadır.Anahtar Kelimeler: Cari İşlemler Dengesi, Cari Açıklar, Sürdürülebilirlik, Dönemlerarası Yaklaşım

Cari işlemler
Volkan Bektaş
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Küreselleşme ve istihdam

Küreselleşme süreci, akademik ve siyasi çevrelerde son dönemde tartışılan en popüler kavramlardan biridir. Bilgi teknolojilerindeki gelişmelerle hız kazanan küreselleşme; ekonomik, sosyal, teknolojik, kültürel ve politik açılardan global bütünleşme, entegrasyon ve dayanışmanın artması ve ekonominin uyumlu bir biçimde uluslararası ölçekte planlanması şeklinde ifade edilmektedir.Bu yüksek lisans tezinde, etkisi yerel veya bölgesel olarak sınırlandırılamayacak olan ve tüm toplumları etkileyecek güç ve boyutta olan küreselleşme kavramının istihdam ve emek piyasası üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Bu bağlamda öncelikle birinci bölümde küreselleşme olgusu tarihsel süreçteki işleyişi dikkate alınarak, olumlu ve olumsuz tüm yönleri ile incelenmiştir. İkinci bölümde küreselleşme sürecinin istihdam üzerinde yarattığı etkiler üzerinde durulmuştur. Küreselleşme süreci ile ortaya çıkan yeni iş ve işgücü yapısı, değişen istihdam koşulları ve global işsizliğin nedenleri incelenmiştir. 21. yüzyılın gelişen teknolojileri, bilgisayar ve internet ağı bilgi toplumunu öne çıkarmış ve beşeri sermayenin önemi artmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümü beşeri sermaye ve bilgi toplumunun küreselleşen dünyada yeri incelenirken, uluslararası ölçekte planlanan ekonomide yabancı yatırımlar, özelleştirmeler ve firma birleşmelerinin istihdam üzerindeki etkilerine değinilmiştir. Yine üçüncü bölümde küreselleşmenin bazı ülke grupları, AB ve Türkiye'de istihdam ve işsizlik üzerindeki etkilerinin boyutları ve bu etkilerin ne yönde olduğu verilerle ortaya konmaktadır. Küreselleşme süreci, istihdam yaratmada ve işgücü niteliğinin geçirdiği evrimde katkısı olan bir süreç midir? Yoksa tam aksine küreselleşme süreci bugün dünya ülkelerinin işsizlik konusunda yaşadığı ortak sıkıntının bir nedeni midir? Sorularına yanıt aranmaktadır.

Beşeri sermayeKOBİKüreselleşme+1
Fatma Yahşi
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2007
00