
3.616
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Arşivlenen Tez
Dini yapıların ısıl konfor ve enerji tüketimi açısından incelenmesi ve değerlendirilmesi: Marmara İlahiyat Cami ve Hz. Ali Cami örnekleri
Camiler, günün farklı saatlerinde, aralıklarla kullanılan ve günlere bağlı olarak kullanım yoğunluğu değişen dini yapılardır. Bu nedenle tipik bir konut veya ofis tipi binalardan ısıl konfor açısından farklı değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu tez çalışması kapsamında, camiye gelen insanların konfor düzeylerini tespit etmek için, biri doğal ve diğeri mekanik havalandırmaya sahip, farklı ısıtma - soğutma sistemli camilerin iç çevre koşullarının ısıl konforunun ölçülmesi ve değerlendirilmesi yapılmıştır. İklimlendirme sistemine sahip olan camide ısıl konforun oluşturulması süresince harcanan elektrik enejisi tüketimini izlemek için enerji analizörleri ile elektrik enerjisi tüketim verileri toplanmıştır. Çalışma da hedef, farklı ısıtma, soğutma ve havalandırma sistemlerine sahip olan camilerin kullanıcı algısının belirlenmesiyle ve ölçümlerle ısıl konforunun tespit edilmesidir. Ve ısıl konforun oluşturulmasında harcanan enerjinin optimum seviyede tutulabilmesi için gerekli önerilerin oluşturulmasıdır. Çalışma altı ana bölüm ve ekler bölümünden oluşmaktadır. Birinci bölümde, çalışmanın giriş bölümü yer almaktadır. Bu bölümde camilerdeki ısıl konfor ve enerji tüketimiyle ilgili olan literatür taraması, tezin amacı ve hipotezi yer almaktadır. İkinci bölümde, camilerin genel özellikleri ve enerji verimliliğine yönelik ısıl konfor parametreleri ile tanımları belirtilmektedir. Üçüncü bölümde, örneklem olan camilerdeki ısıl konfor ölçümleri ve anket çalışması verileri sunulmaktadır. Dördüncü bölümde, iklimlendirme sistemine sahip olan camideki enerji tüketimi, tez çalışması kapsamında analiz edilerek yorumlanmıştır. Beşinci bölümde, çalışma kapsamındaki bulgular ışığında öneriler sunulmuştur. Ekler bölümünde, alan çalışmasındaki anketin yapıldığı günden fotoğraflar ve anketlerdeki kullanıcıların örnek yorumları yer almaktadır.
Kapalıçarşıların mekansal analizi: Tebriz ve İstanbul
Tebriz ve İstanbul, İpek Yolu üzerinde yer almalarından dolayı tarih içinde her zaman önemli ticaret merkezleri olmuşlardır. Bundan dolayı büyük ticaret hacmine, büyük ticaret alanlarına ve çok sayıda ticaret yapısına ev sahipliği yapmışlardır. Ticaret alanları, kentlerin ana kamusal alanları arasında yer alırlar. Her zaman toplumların kültürel kimliğini yansıtırlar. Günümüzde "kapalıçarşı" kültürel kimliği temsil eden en önemli kurumlardan biri sayılmaktadır. Kapalıçarşı, geleneksel bir kamusal alan olup, kent yaşamında her zaman ticari faaliyetlerin büyük bir bölümünün yaşandığı yerlerdir. Kapalıçarşılar, geleneksel kentlerde sadece ticaret merkezi değil, aynı zamanda sosyal, kültürel, siyasi ve dini faaliyetlerin de merkezidir. Tezin temel amacı, bu ticaret mekânlarının günümüzdeki durumunun belirlenerek, işlevsel ve kültürel sürdürülebilirliklerine katkıda bulunmaktır. Bu amaçla, önemli ticari merkezlerin başında gelen Tebriz ve İstanbul Kapalıçarşılarındaki incelenmiş, farklılıkları ve benzerlikleri tespit edilmiştir. Tez, giriş, üç temel aşama ve sonuçtan oluşmaktadır. İlk aşamada; çarşı kavramı ile birlikte kentlerin gelişmesinde ticaret yollarının etkisine kısaca değindikten sonra, İran ve Türkiye Kapalıçarşılarının özellikleri araştırılmaktadır. İkinci aşamada; Tebriz Kapalıçarşı'sı ve içinde bulunan ticaret mekânları, üçüncü aşamada, İstanbul Kapalıçarşı'sı ve içindeki ticaret mekânları tanımlanmaktadır. Sonuçta ise, her iki Kapalıçarşı'nın benzerlikleri, farklılıkları ve ticaret alanlarının genel nitelikleri değerlendirilmektedir.
Doğrusal matris eşitsizliklerine dayalı optimal kontrol yöntemleriyle yalpa hareketinin denetlenmesi
Gemi hareketleri içerisinde yalpa hareketi önemli bir yere sahiptir. Özellikle yüksek genlikli yalpa hareketlerinin gemilerin kararlılık açısından güvenli bölgelerden çıkıp devrilmelerine neden olduğu bilinmektedir. Bu nedenle gemilerin yalpa hareketinin farklı seyir şartlarında kararlı noktalarda tutulması gerekmektedir. Yalpa hareketini değerlendirmek için öncelikli olarak harekete ait parametreler doğru analiz edilmelidir. Özellikle sönüm ve doğrultucu moment değerleri, gemi dinamiğini doğrudan etkilediğinden farklı seyir şartlarında yalpa kararlılığının sağlanması açısından kritik bir öneme sahiptir. Bu katsayılar ampirik ya da deneysel olarak belirlendikten sonra geminin karakteristik değerleri de hesaba katılarak hareketle olan etkileşim için gerekli şartlar hazırlanır. Son dönemlerde yalpa hareketinin genliklerini azaltarak gemilerin güvenli seyir gerçekleştirmesini sağlama ve manevra kabiliyetini artırma amacıyla, dengeleyici kanat sistemleri birçok gemi türüne uygulanmaktadır. Yapılan uygulamalarla farklı denetleyici yapılarının da kullanımı hızla artmaktadır. Bu çalışmada balıkçı ve kayıcı olmak üzere iki farklı gemi türü için yalpa hareketinin dinamikleri incelenmiştir. Yalpa hareketine ait sönüm değerleri ampirik ve İkeda'nın deneysel sonuçlara dayalı olarak önerdiği metot vasıtasıyla bulunmuştur. Bu parametreler gemilere ait karakteristik değerlerle bir araya getirilmiş, daha sonra denetleyici dizaynı için gerekli şartların oluşması sağlanmıştır. Yalpa hareketinin kararlı bölgelerde tutulmasını sağlamak için dengeleyici kanat sistemi kullanılmış ve kanat sistemine ait kaldırma katsayıları Hesaplamalı Akışkanlar Dinamiği (HAD) analizleri neticesinde bulunmuştur. Geri Adımlamalı, Doğrusal Matris Eşitsizlikleri (DME) tabanlı durum geri beslemeli H2 ve H∞ denetleyici tasarımları gerçekleştirilmiştir. Yapılan benzetim çalışmaları neticesinde diğer denetleyicilere kıyasla H∞ denetleyicinin başarılı sonuçlar verdiği ifade edilmiş, özellikle kayıcı tekne için tasarlanan dayanıklı doyumlu H∞ denetleyicinin doyum matrisindeki değerlerin %57 oranında değişmesine rağmen farklı hızlarda yalpa genliklerini azaltabildiği görülmüştür. Uygulanan denetleyici yapıları ile seyir esnasında değişen parametreler göz önüne alınarak, dinamik analiz yapılmıştır.
19. yüzyılda Adana vilayetindeki kamu yapıları
Osmanlı Devleti'nde 18.yy başında etkisi hissedilen Batılılaşma dönemi, 19. yy ile birlikte en üst seviyeye ulaşmıştır. 19.yy ile birlikte Osmanlı Devleti'nin geçirdiği değişim ve dönüşüm süreci hızlanmışır. 1839 Tanzimat Fermanı'nın ardından Osmanlı devlet kurumlarında köklü değişimler yaşanmış, bunun sonuçlarından biri olarak Osmanlı'da kamusal alanda batıya uyumlanmayı sağlayan yeni yapı türleri ortaya çıkmıştır. Bu yapı türleri İstanbul'dan başlayarak bütün Osmanlı coğrafyasında varlığını hissettirmiştir. Bu araştırmada; idari olarak 1869 yılında kurulan Adana Vilayeti'nde yönetim, eğitim, ulaşım, askerlik ve sağlık alanlarında yaptırılan yeni yapı türlerinin tespit edilmesi, bunların vilayet içerisindeki dağılımlarının, mimari biçimlenişlerinin, günümüzdeki durumları ve koruma sorunlarının araştırılarak ortaya konulması hedeflenmiştir. Tez çalışmasının ilk bölümünde; literatür özeti, çalışmanın amacı, orijinal katkı, kapsam ve yöntem açıklanmıştır. İkinci bölümde; yapıların nasıl bir ortamda üretildiklerini aktarmak için Adana Vilayeti'nin 19.yy'da içinde bulunduğu durum sancak ve kazaları da dâhil olmak üzere idari, ekonomik, toplumsal ve mimari altyapısı ile birlikte ele alınmıştır. İdari yapıda; Adana'nın vilayet yönetimine geçişi, belediye örgütünün kurulması, kentin oluşumunda etkin olan valiler ve etkinliklerinden söz edilmiştir. Ekonomik yapıda; Adana Vilayeti'nin ekonomisinin dayandığı temeller, geçim kaynakları, üretim yapılarının çeşitleri ve sayıları verilmiştir. Toplumsal yapıda; göçlerden, vilayet genelindeki nüfusun etnik çeşitliliği ve yaşam tarzlarından, Müslüman ve gayrimüslim nüfus oranları ile bölgelere dağılımlarından bahsedilmiştir. Mimari alan için ise vilayet merkezi ve önemli sancakların kentsel boyuttaki mimari oluşumları anlatılmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde; Adana Vilayeti sınırları içerisinde 1869-1930 yılları arasında yaptırılan yapılar, yönetim, eğitim, ulaşım, askeri ve sağlık yapıları başlıkları altında ayrılarak mimari özellikleriyle ele alınmıştır. Her bir başlık altında yapılar, günümüzde mevcut olan ve olmayan yapılar olarak ikiye ayrılmıştır. Günümüzde mevcut olan yapılar bölümünde, alan çalışmasında yerinde tespit edilen yapılara yer verilmiştir. Günümüzde mevcut olmayan yapılar bölümünde ise bahsedilen tarih aralığında inşa edilip günümüze ulaşamayan ya da sadece proje olarak tasarlanıp uygulaması gerçekleştirilmeyen yapılar, eski fotoğraflar ve Osmanlı arşivinden elde edilen özgün çizimlerine dayanarak anlatılmıştır. Dördüncü bölümde, günümüze ulaşan yapılar katalog halinde düzenlenerek, koruma sorunları açısından ele alınmıştır. Katalog fişinin ilk bölümü yapının tanıtımı, yeri ve mimari özelliklerinden oluşmakta; ikinci bölümünde ise bozulma nedenleri, geçirdiği müdahaleler, taşıyıcı yapı ve korunmuşluk durumlarına yönelik tespitler yer almaktadır. Bu bölümde, oluşturulan katalog fişlerinden ve yapılan tespitlerden yola çıkarak yapıların korunmasına yönelik yaklaşım ilkeleri sunulmuştur. Son bölümde ise tez çalışmasının genel bir değerlendirmesi yapılarak, araştırma genelinde ulaşılan sonuçlar açıklanmıştır.
Türk linyit kömürlerinin organik katkı maddesi kullanılarak briketlenmesi
Bu çalışmada, Manisa Soma bölgesinden temin edilen 0-5 mm parçacık boyutundaki linyit kömürü, farklı sıkıştırma basınçlarında (5-25MPa), farklı türde (çay atığı, fındık kabuğu, sığır kuruğu ve geven bitkileri) ve farklı oranlarda (%0-%100) katkı maddeleri ve bağlayıcı kullanılarak briketlenmiştir. Elde edilen melez briketlere, kimyasal analizler ve fiziksel dayanım testleri yapılarak briketlerin karakterizasyon çalışmaları yapılmıştır. Buna ek olarak kullanılan katkı maddelerine torrefaksiyon prosesi uygulanarak elde edilen ürünlerin ve briketlerin orijinal kömürle kıyaslanması yapılmıştır. Briketleme prosesinde kullanılan farklı tanecik boyutlarının, sıkıştırma basınçlarının, katkı maddelerinin ve bu maddelerin karışımdaki oranlarının değiştirilmesinin briketlerin kimyasal ve fiziksel dayanım sonuçları üzerinde etkili olduğu belirlenmiştir. Yapılan denemeler sonucunda sıkıştırma basıncı ve tanecik boyutu parametrelerinin briketlerin kül ve ısıl değeri üzerinde önemli etkileri olmadığı; kül miktarı üzerinde en önemli parametrenin katkı maddesi miktarı olduğu tespit edilmiştir. Her bir katkı maddesi için ayrı ayrı elde edilen melez briketlerin kül miktarlarının, ham kömüre kıyasla önemli ölçüde azaldığı ve briketlerin kül miktarlarının azalması üzerinde briketleme prosesinde reçine bağlayıcısının hidrolizi için kullanılan asetik asit çözeltisinin önemli etkileri olduğu belirlenmiştir. Parametrelerin ısıl değer üzerine etkileri incelendiğinde kül miktarında da olduğu gibi tanecik boyutu ve sıkıştırma basıncının briketlerin ısıl değeri üzerinde etkisinin olmadığı, artan katı maddesi miktarının briketlerin ısıl değerlerinde azalmaya sebep olduğu belirlenmiştir. Bu sebeple briketleme çalışmalarında her bir katkı maddesi için optimum katkı maddesi miktarının %25 olduğu sonucuna ulaşılmıştır. En yüksek ısıl değere çay atığı katkı maddesi kullanılması sonucu ulaşılmıştır ve bu değerin ham linyit kömürünün ısıl değerinden %6 oranında düşük olduğu belirlenmiştir. Briketlere yapılan fiziksel testler sonucunda her bir katkı maddesi için artan katkı maddesi miktarının briketlerin Shatter indeksi üzerinde önemli olumlu etkilere sebep olduğu gözlemlenmiştir. Katkı maddeli briketleme sonucunda en iyi Shatter indeksi değerine sahip olan briketlerin sığır kuruğu ve geven bitkisi kullanılarak yapılan denemeler sonucunda elde edilebileceği ortaya konmuştur. Suya dayanımı en yüksek olan briketin fındık kabuğu olduğu (>72 saat) bunu sırasıyla çay atığı (24 saat), geven (24 saat) ve sığır kuruğunun (1 saat) takip ettiği tespit edilmiştir. Katkı maddelerine uygulanan torrefaksiyon (biyokmürleştirme) prosesi sonucunda elde edilen ürün üzerinde en etkili parametrenin sıcaklık olduğu belirlenmiştir. Torrefaksiyon denemeleri sonucunda elde edilen ürünlerin, ısıl değerlerinin proses sıcaklığı ve kalma süresine bağlı olarak linyit kömürü ile rekabet edebilecek seviyeye ulaştığı tespit edilmiştir.
İnsansız hava aracı tasarımı ve kontrolü
Dört motorlu araçlar dikey iniş kalkış (Vertical Take-off & Landing, VTOL) ve manevra kabiliyeti sayesinde klasik insansız hava araçlarına göre birçok avantaja sahip olmakla birlikte son yıllarda birçok araştırmacı tarafından çalışılan bir insansız hava araçlarıdır. VTOL özelliği sayesinde engebeli ve kısıtlı ortamlarda uzun piste ihtiyaç duymadan kullanılabilmektedir. Bu çalışmada 4 motorlu uçuş araçlarının tasarımları incelenerek ihtiyaçlar doğrultusunda özelleştirilecek olan tasarımın detaylı anlatımı yapılacak ve kontrolü için bir istasyon geliştirilecektir. Geliştirilecek olan yazılım ile insansız hava aracının kontrolü sağlanacak ve araç üzerinde bulunan sensörler ile ortamdan alınan veriler işlenecektir. Bu control istasyonu ile insansız hava aracını uzaktan kumanda ederek kullanmak veya otonom görevleri takip etmek, havada kaldıkları süre içinde ve görüş alanı dışında iken yer ve durumunu izlemek için kullanılacaktır. Böylece askeri amaçlar için geliştirilen insansız hava aracı teknolojisinin arama kurtarma alanında kullanımı sağlanacaktır.
Kesirli mertebeden diferensiyel denklemler için salınım teoremleri
Bu tez dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm giriş kısmına ayrılmıştır. Bu bölümde, kesirli türev ve diferensiyel denklemlerin salınımlılığına yönelik tarihsel süreç anlatılmıştır. İkinci bölümde, amaca yönelik temel kavramlara değinilmiştir. Çalışmada kullanılacak olan Modifiye Riemann-Liouville, Liouville kesirli türev operatörü ve Riemann-Liouville kesirli fark operatörü tanımları bu bölümde verilmiştir. Üçüncü bölümde, genelleştirilmiş Riccati dönüşümleri, genelleştirilmiş Philos tipi çekirdekleri ve değişken dönüşümleri kullanılarak kesirli mertebeden denklem sınıflarının çözümleri için salınımlılık kriterleri kurulmuştur. Ayrıca elde edilen salınımlılık kriterlerini aydınlatıcı bazı örnekler verilmiştir. Dördüncü bölümde ise sonuçlar ve bazı öneriler verilmiştir.
Mangan boratların katı hal sentez yöntemiyle üretilmesi ve karakterizasyonu
Türkiye için önemli bir yere sahip olan bor; Dünya çapındaki rezervlerin %72,2'sine sahip olması sebebiyle ülkemiz açısından önemli bir yere sahiptir. Türkiye ve Amerika'da kuru, volkanik ve termoaktif yerlerde yaygın olarak bulunur. Çok geniş ve çeşitli alanlarda ticari olarak kullanılan bor mineralleri ve ürünlerinin kullanım alanları giderek artmaktadır. Bu kullanım alanların bazıları cam sanayi, tekstil sanayi, kozmetik sanayi, kimyadır. Mangan boratlar ise doğada bulunmamaktadır. Mangan boratlar bitkisel yağlar için bir kurutucu rolü oynar ve genellikle boya ve olgun yağ için kurutucu olarak kullanılır. Buna ek olarak, mürekkep ve boya kurutucuları için hammaddedir ve aynı zamanda cam ve seramik endüstrisinde de kullanılabilir. Mangan boratlar yüksek sıcaklık ve basınç altında termal yöntem ile üretilebilmektedir. Bu çalışmada hidrotermal manyetik karıştırma ve yüksek sıcaklık fırını kullanılarak iki adımlı sentez yöntemi kullanılmıştır. Yapılan çalışmalar sonucunda XRD analizlerinden alınan verilere göre sentezlenen numunenin of 01-070-2045 referans kodlu MnB4O7 olduğu görülmüştür.
Laparoskopik cerrahi simülasyonlarında öğrenme düzeyinin elektroensefalografi sinyal analizi ile değerlendirilmesi
Laparoskopik cerrahi işlemler açık cerrahi yöntemlerinden ayrı ve üstün bir psikomotor beceri gerektirmektedirler. Beceri düzeyinin niceliksel belirlenmesi zor olmakla birlikte, yeni yeti öğrenimin ölçülmesinde elektroansefalografi (EEG) kullanımı laparoskopik cerrahi simülasyon kullanıcılarının kalıcı performansının belirlenmesi için yansız bir ölçüt oluşturma potansiyeline sahiptir. Bu amaç doğrultusunda, bu çalışmada laparoskopik cerrahi simülasyon eğitimi sırasında toplanan EEG verilerinin spektral ve istatistiksel değerlendirilmesi yapılmıştır. Etik kurulu onaylı protokol çerçevesinde daha önce laparoskopik cerrahi simülasyon cihazı kullanımı için deneyim sahibi olmayan 10 erkek (baskın sağ el, 22+2,43 yaş) üniversite öğrencisi yazılı onamla deneye katılmışlardır. Bir haftalık arayla 2 ayrı tarihte laparoskopik cerrahi simülasyon eğitim modülü olan peg transferi işlemi yaptırılmıştır. İşlem peg transferinin her birinde 4 adet pegi yuvalarına yerleştirme olarak 3 kez gerçekleştirilmiştir. EEG verileri NPX Lab programı ile spektral analizleri yapılmıştır. SPSS programlarıyla da sonuçlar değerlendirilmiştir. İstatistiksel olarak göreceli güçlerin iki zaman noktasındaki değişimine anatomik yerleşkelerde bakıldığında T3-T5 kanalında alfa ve teta bantlarında, T5-O1 ve P4-O2 kanallarında alfa bandında anlamlı artışların olduğu görülmüştür. Alfa bandındaki artış rahatlama ve gevşeme durumunun olduğu, teta bandındaki artış ise yaratıcılık, duygusal bağlantı, sezgi ve gevşeme durumunun gerçekleştiği anlamına gelmektedir. T3-T5 bölgesindeki değişim deneklerin önceki deneyi hatırladıklarını, daha sakin olduklarını, T5-O1 bölgesindeki değişim deneklerin işlemi daha rahat kavradıklarını, P4-O2 bölgesindeki değişim ise sol ellerini de daha aktif kullandıklarını ve mekânsal hafızalarını kullandıklarını göstermektedir. Analiz sonuçlarında, deneklerin ikinci çalışmada yüksek el –göz koordinasyonu ve konsantrasyon gerektiren işlemi daha sakin bir şekilde yaptıkları, sol ellerini daha aktif kullandıkları ve işlemi hatırladıkları görülmektedir. Bu çalışmada laparoskopik cerrahi simülasyon eğitim metotlarının oluşturulmasına yönelik daha etkin niceliksel ölçütlerin saptanabilmesi için özgün ve ilk adımdır.
Mangan sülfat monohidrat ve borik asitten hidrotermal ve katı hal kombine yöntemi ile susuz mangan borat üretimi ve karakterizasyonu
Eşsiz fizikokimyasal özelliklerinden dolayı bilimsel, endüstriyel ve ticari açıdan önemli kimyasal maddeler olan bor bileşikleri, 500'den fazla kullanım alanına sahiptir. Dünya'da en önemli bor rezervleri Türkiye, ABD, Rusya ve Güney Amerika'da bulunmaktadır. Türkiye'de en önemli bor rezervleri, Batı Anadolu'da, Eskişehir-Kırka, Kütahya-Emet, Bursa-Kestelek ve Balıkesir-Bigadiç bölgelerinde bulunmaktadır. Bor minerallerinin alt gruplarından biri olan mangan boratlar, suda ve organik çözücülerde çözünmeyen, kuru yağ ve verniklerin üretiminde kullanılan kırmızımsı-beyaz renginde tozlardır. MnB407, oda sıcaklığında paramanyetik olup, 210.21 g/mol formül ağırlığına sahiptir. Mangan borat sentezi, genellikle yüksek sıcaklıklarda, yüksek basınçlarda ve uzun reaksiyon sürelerinde gerçekleşmektedir. Elde edilen mangan borat bileşikleri kristal yapıdadır. Bu yüksek lisans tez çalışmasında mangan borat bileşiği, hidrotermal ve katı-hal kombine yöntemiyle sentezlenmiş, hammadde olarak mangan sülfat monohidrat (MnSO4·H2O), borik asit (H3BO3) ve sodyum hidroksit (NaOH) kullanılmıştır. Yapılan deneysel çalışmalar sonucunda, hidrotermal ve katı-hal kombine yöntemiyle 01-070-2045 XRD pdf kodlu mangan borat bileşiği üretildiği ortaya konmuştur. Hidrotermal ve katı-hal kombine yöntemiyle elde edilen ürünlerin FT-IR, Raman spektroskopisi, SEM analizleri yardımıyla karakterizasyonu yapılmıştır. Ürünlerin karakterizasyonu sonucunda elde edilen spektrumlar benzer yapıdadır Anahtar Kelimeler: Mangan borat, mangan sülfat monohidrat, borik asit, hidrotermal sentez, katı-hal sentez, XRD, FT-IR, RAMAN, SEM