Yıldız Technical University
Institute

Institute of Graduate Studies in Science

Yıldız Technical University

3,824

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Vuruntu momenti azaltılmış eksenel akılı sürekli mıknatıslı senkron motor tasarımı

Sürekli mıknatıslı motorların, uyartım akımının mıknatıslar tarafından sağlanması nedeniyle verimlerinin yüksek oluşu, bu motorlara olan ilgiyi arttırmaktadır. Bu sebeple özellikle son yıllarda sürekli mıknatıslı senkron motorların çeşitli tipleri üzerine birçok çalışma yapılmaktadır. Sürekli mıknatıslı motorlarda Radyal Akılı ve Eksenel Akılı olmak üzere iki temel yapı mevcuttur.Eksenel akılı sürekli mıknatıslı motorlar, yapılarından kaynaklanan avantajlarından dolayı, elektrik motorları arasında oldukça dikkat çekicidir ve üzerine son zamanlarda artan oranda çalışmalar yapılan önemli bir konu haline gelmiştir. Ancak bu tip motorlarda, moment dalgalanmasının önemli nedenlerinden biri olan ve motorun doğal yapısından kaynaklanan vuruntu momenti, birçok özel uygulama için kritik sorun oluşturmaktadır.Literatür incelendiğinde, radyal akılı sürekli mıknatıslı motorlarda vuruntu momentini azaltmak için, stator oluklarına ya da mıknatıslara kaykı verilmesi, mıknatıslara özel şekiller verilmesi, yardımcı olukların ya da dişlerin kullanılması, mıknatıs kutbunun optimizasyonu gibi birçok tekniğin uygulandığı görülmektedir. Bu tekniklerin bazıları doğrudan eksenel akılı sürekli mıknatıslı motorlara uygulanabilir. Ancak özellikle bu motorlarda stator tarafında uygulanan tekniklerin, maliyet açısından olumsuz yönleri bulunmaktadır. Eksenel akılı sürekli mıknatıslı motorlarda maliyeti arttırmayacak ve vuruntu momentini istenilen seviyelere indirecek tekniklere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu tez çalışmasında vuruntu momentini azaltmak üzere rotor tarafında düşük maliyetli teknikler önerilmiş, bu tekniklerin vuruntu momenti ve moment dalgalanmasına etkileri, 3D sonlu elemanlar yöntemi kullanılarak ayrı ayrı analiz edilmiştir. Tez çalışmasında, vuruntu momentini en aza indiren iki farklı rotor yapısı kullanılarak prototip motor üretimi gerçekleştirilmiştir. Ayrıca vuruntu momentini ölçmek için özel olarak kurulan deney düzeneği ile üretilen motorun testleri yapılmış ve elde edilen sonuçların 3D SEA değerleri ile karşılaştırmaları yapılarak önerilen tekniklerin etkinlikleri deneysel yol ile doğrulanmıştır. Üretilen prototip ile tasarlanan rotor yapılarının vuruntu momenti değerlerinin uyum içinde olduğu görülmüştür.

Engin Ayçiçek
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessEN

Uzun vadeli evrim performans analizi

Mobile networks have triggered advances and changes in telecommunications world over the last two decades. In addition to the voice communication, the data usage has grown day by day. The recent increase of the data usage in mobile networks and appearance of new applications such as online gaming, mobile TV, streaming contents have greatly motivated the 3rd Generation Partnership Project (3GPP) to work on the Long Term Evolution (LTE). 3GPP LTE is the evolution of the Universal Mobile Telecommunications System (UMTS) which will make possible to deliver high quality multimedia services according to the users' expectations. LTE offers many significant improvements over previous technologies such as UMTS and High-speed packet access (HSPA). Higher downlink and uplink speeds, lower latency and simpler network architecture are among the new and important features that are provided in LTE. In this thesis, the simulations for the performance analysis of LTE are presented. The effects of different parameters and other factors are investigated. The performance analysis results are shown in terms of Block Error Ratio (BLER) and Throughput versus Signal-to-Noise Ratio (SNR).

İlyas Selli
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Mega etkinliklerin kent mekânına yansımaları Formula 1 Türkiye Grand Prix'i İstanbul Park örneği

Günümüzde ülke ve kentlerin ekonomilerinde çok önemli bir gelir kaynağı olan turizm; ekonomik, mekânsal, sosyo-kültürel ve politik etkilere sahiptir. Kentte bulunan tarihi ve doğal kaynakların yanı sıra kentte düzenlenen sanatsal ve kültürel faaliyetler, festivaller, spor etkinlikleri de turizmin gelişmesine katkıda bulunan potansiyel turizm kaynaklarını oluşturmaktadır. Bulunduğu kent/bölgede ekonomik sektörleri canlandıran, kente eklenen donatılarla fiziksel mekânı yeniden şekillendiren turizm olgusu, hizmetler sektöründe ilgili olduğu alt sektörleri geliştirerek istihdamı artırmakta; turizm talebi doğrultusunda onları yönlendirmektedir.Küresel turizm rekabetinden pay almak ve kentin adını uluslararası medya aracılığıyla duyurmak, daha çok turist ve ekonomik kaynak çekmek için kentler; var olan turizm kaynaklarına yenilerini eklemektedirler. Bu bağlamda ?etkinlik turizmi? olgusu gündeme gelmiş ve kentler arasında, etkinliklere ev sahipliği yapmak için yeni bir rekabet başlamıştır. Etkinliğin türüne, turist çekme kapasitesine, kent ve ülke ekonomisine yapacağı katkının büyüklüğüne göre kentler arasındaki rekabet de artmaktadır. Kentlerin, etkinlik düzenlemek için aday olması ile birlikte; yeni donatıların, spor tesislerinin ve bunları destekleyecek altyapı yatırımlarının (konaklama, yeme-içme mekânları, alışveriş merkezleri vb.) kente eklenmesi süreci başlamaktadır. Kentleri ?kısa süren? etkinlik öncesinde; uzun bir hazırlık süreci beklerken, etkinlik sonrasında kapasite fazlası donatıların nasıl kullanılacağı ve kentsel mekânı nasıl etkileyeceği sorusu beklemektedir.Turizm ve ekonomik çalışmalar ile ilgili uluslararası literatürde; mega etkinliklerin kentlere nasıl yansıdığı irdelenmektedir. Etkinlik öncesinde fayda-maliyet, girdi-çıktı analizleri yeterince yapılmadığı için, etkinliklerin olumsuz etkilerinin artabileceğinden söz edilmekte ve bu olumsuz etkileri hafifletmek için nasıl bir yol izlenebileceği sorgulanmaktadır.Ülkemizde düzenlenen mega etkinlikler ile ilgili literatür henüz oluşmadığından, etkinliklerin; kentsel mekâna, kent ekonomisine, turizme, sosyal yapıya etkisi yeterince bilinmemektedir. Bu çalışmada; kentlerin çekiciliğini artıran mega etkinliklerin; kentsel mekana ve turizme yansımaları, Formula 1 Türkiye Grand Prix'i İstanbul Park örneği bağlamında incelenmektedir. Bu kapsamda, çalışma; ülkemiz mega etkinlik literatüründeki boşluğun doldurulmasına önemli bir katkıda bulunmaktadır.Ülkemizde bir yandan Olimpiyatlara adaylık süreci devam ederken; diğer yandan Formula 1 Grand Prix, Avrupa Futbol Şampiyonası vb. etkinlikler düzenlenmektedir. Düzenlenen etkinliklerin öncesinde, etkinlik esnasında ve etkinlik sonrasında bir ?etkinlik yönetim ve stratejisi?nin izlenmediği görülmektedir. İstanbul'un F1'e adaylık sürecinde ve F1'in düzenlendiği süreç boyunca; merkezi hükümet, yerel yönetim ve özel girişimciler arasında yaşanan olaylar; kentsel strateji ve etkinlik yönetimi eksikliğini açıkça göstermektedir. İstanbul; 2002 öncesinde F1'in kentte düzenlenmesi için aday olma yönünde uğraş vermiş, 2005'te etkinliğe ev sahipliği yapmaya başlamış ve 2009'da etkinliği kaybetme riski ile karşı karşıya kalmıştır.Bu çalışma, beş ana bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde; literatür özeti, tezin amacı, hipotez ve araştırma yöntemi yer almaktadır. İkinci bölümde; turizm, markalaşma ve mega etkinlik olgusu ele alınmış, ilgili yazın doğrultusunda mega etkinliklerin ekonomiye, turizme, kentsel mekana, sosyal ve politik yapıya yansımaları irdelenmiştir. Mega etkinlikler kapsamında F1'in ortaya çıkışı, küresel ölçekte yayılımı ve F1'in kentsel mekana yansımaları, yine bu bölümde yer almaktadır. Üçüncü bölümde; İstanbul metropoliten alanının turizm potansiyeli incelenmiş ve kentte düzenlenen etkinlikler içerisinde F1'in öneminden bahsedilmiştir. Ayrıca bölüm kapsamında; İstanbul Park'ın gerçekleşme süreci ve bu süreçte rol alan aktörler irdelenmiştir. Dördüncü bölümde; İstanbul Park çevresinde gelişen yatırımlar incelenerek F1'in İstanbul kent mekanına yansımaları değerlendirilmiş ve F1'e gelen ziyaretçilerin algılamalarından yola çıkarak F1'in turizme etkisi ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Beşinci bölümde ise; mega etkinlikler hakkındaki literatürden elde edilen bilgiler ve tez kapsamında elde edilen sonuçlar doğrultusunda; F1 mega etkinliğinin İstanbul kent mekanına yansımaları ortaya konmuştur. Küresel turizm pazarında giderek önem kazanan İstanbul'da; kent ekonomisini yeniden canlandırmada bir araç olarak kullanılan mega etkinlikler ve etkinlik yatırımlarının, kentsel stratejiler doğrultusunda geliştirildikleri takdirde kentsel mekanda yaşanan olumsuzlukların azalabileceği yönünde çıkarımlarda bulunulmuştur.

Semiha Sultan Eryılmaz
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

TOKİ'nin arsa satışı karşılığı gelir paylaşımı modeli üzerine bir inceleme

İnşaat sektörünün her geçen gün gelişmesiyle ortaya çıkan zor rekabet koşulları, işveren ve yüklenicileri yeni alternatif arayışına yöneltmektedir. Yapılacak imalatın klasik yöntemlerle tanımlanmış sözleşme biçimleri sıradan hale geldiğinden, organizasyonun taraflarına daha yüksek kazanç sağlayıcı faktörlerin geliştirilmesi beklenti haline gelmiştir. TOKİ, geliştirdiği arsa satışı karşılığı gelir paylaşımı modeli ile Türkiye'de yeni bir uygulamayı hayata geçirmiştir. Mülkiyetinde bulunan değerli arazileri doğrudan satmak yerine arsa satışı karşılığı gelir paylaşımı modeli ile ihale ederek, gayrimenkulün ekspertiz değerinin üzerinde kendi bünyesine kaynak geliştirmektedir. Yüklenici ise modelde sahip olduğu daha özgür çizgilerle kâra yönelik parametreleri kendisi geliştirebilmektedir.TOKİ tarafından bir finansman biçimi olarak kullanılan modelde, projelerin hazırlanmasından sahadaki imalatlara kadar, işin sözleşmede tanımlanmış şekline göre bitirilmesi için gerekli tüm iş ve işlemlerin yapılması ile giderlerin karşılanması yüklenici sorumluluğundadır. Bağımsız bölüm satışları ile elde edilecek gelir, taraflar arasında sözleşmede ifade edilmiş oranlar dahilinde paylaşılmaktadır. TOKİ, arsa karşılığı yükleniciden alacağı bedeli, bağımsız bölüm satışlarına bağlı kalmaksızın, sözleşmede belirlemiş olduğu tarih ve oranlarda tahsil etmektedir. Modelin hiçbir aşamasında TOKİ'den parasal kaynak çıkışı yoktur. Yüklenici imalatların ve gerekli tüm organizasyonların yapılması için kendi finans kaynaklarını kullanmaktadır. Bağımsız bölüm satışları sonucu banka hesabında toplanan ortak gelirden yüklenici, payına düşeni sözleşme eki pursantaj oranları çerçevesinde gerçekleştirdiği imalat seviyesine göre almaktadır. Satışların yeterli olmadığı durumlarda yüklenici, imalata kendi özkaynakları ile devam etmek zorundadır.Arsa satışı karşılığı gelir paylaşımı modeli ile TOKİ, genel olarak imalat, yönetim ve organizasyon sorumluluğu ile sistemin doğurduğu riskleri yükleniciye devrederek optimize edilmiş bir kontrol mekanizmasıyla aynı anda birçok uygulamanın devamını sağlamaktadır.Tez çalışmasının amacı arsa satışı karşılığı gelir paylaşımı modelinin incelenerek analiz edilmesi, uygulayıcı taraflar açısından fonksiyonunun araştırılması, uygulamada karşılaşılan sorunların tespiti ve modeli uygulayan TOKİ adına bir kaynak geliştirme metodu olmasının diğer Kamu Kurumlarında işlevselliğinin irdelenmesidir.Bu çalışma kapsamında literatür taraması ile örnek olay incelemeleri ve uygulanmış sözleşme analizleri yapılmıştır. Arsa satışı karşılığı gelir paylaşımı modeli ile ihale edilmiş üç adet örnek ihale dosyası incelenmiş olup, bu örnek ihale dosyalarına ilişkin bütün tutanaklar ve belgeler gözden geçirilmiştir. Modelin idare ve yüklenici tarafında bulunan uygulayıcıları ile mülakatlar yapılmıştır. Modelin kaynağı TOKİ İhale Yönetmeliği ile uygulamada kullanılan şartname ve sözleşmeler detaylarıyla incelenmiştir.Anahtar Kelimeler; Gelir paylaşımı, hasılat paylaşımı, TOKİ, arsa karşılığı, Emlak Konut GYO

Gelir paylaşımı
Muhammed Kadir Baltacı
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Proje üretim süreçlerinin geliştirilmesi ve denetimi

Uluslararası çok disiplinli mühendislik tasarım projelerinde proje aktivitelerinin ve proje teslimatlarının her teknik disiplin için insan-saatleri hesaplanıp, toplam proje süresi bulunarak, gerekli kaynaklar belirlenmesiyle, proje öncesi süreçte ilerideki proje üretim sürecinin geliştirilmesi ve denetimi planlanabilmektedir. Projelerin ön evrelerinde yapılan bu hesaplar, sonraki proje üretim sürecinin de izlenmesini, denetimini ve ölçülmesini, kazanılmış değer yöntemi kullanarak, önceden belirlenen proje süresinin farklı yüzdelere bölünmüş hedeflenen proje kilometre-taşı eşiklerinde başarıyla sağladığı için, projelerin zamanında ve bütçesinde tamamlanmasının en önemli araçları olmaktadır. Böylelikle projelerin değişiklikleri anında hesaplanmakta, kaynaklar başarıyla yönetilip gerekli kaynak düzenlemeleri zamanında yapılabilmektedir. Diğer taraftan bina projeleri gibi mimari tasarım ağırlıklı projelerde ölçülebilir araçların fazla sayıda ve detayda olmamasından ve proje üretim sürecinde kilometre-taşı eşikleri gibi ölçülebilir araçlar bulunmamasından dolayı, tasarım süreçlerindeki teslimat ile aktivitelerin sayıları ve süreleri tam olarak belirlenememekte ve bu durumda da projelerdeki değişikliklerin kaydedilmesi güçleşmekte, projelerin izlenmesi ve denetimi zorlaşmakta, proje ilerlemesi ve verimliliği hesaplanamamakta ve proje programı uygulanamamaktadır. Bu anlatılanlar, ilgili yapım projesinin gecikmesine neden olmakta ayrıca toplam projenin bütçe ve takvimlerinin aşılması problemi de dahil olmak üzere taraflar arasında ihtilaflar, anlaşmazlıklar, durdurma ve hatta projenin iptaline dek varabilen sonuçlar doğurmaktadır. Bu doktora tezi bu açıklananlar doğrultusunda mimari tasarımın başat olduğu projelerinin tasarım süreçlerinin izlenmesi, denetimi ve ilerlemesinin ölçümü üzerine bir model önermektedir. Neredeyse tüm mimari projeler, tasarım sürecindeki proje denetiminin eksikliğinden dolayı genellikle planlandıkları sürelerden uzun zamanda ve fazla maliyette tamamlanma problemiyle karşılaşmaktadır. Böyle bir modelle proje yönetiminin üçlü kısıtı doğrultusunda ölçülebilir araçlar oluşturularak, insan-saatlerle aktivite ve teslimatlar hesaplanıp mimari tasarım sürecinde de farklı proje yüzdelerine karşılık gelen kilometre-taşı eşiklerinde ilerlemeler ve proje verimliliği kazanılmış değer yöntemi ile ölçülebilecektir. Bu model, proje ölçülebilir araçlarını, mimari tasarım projeleri ve sektörünün gerekleri doğrultusunda yeniden tanımlayıp belirleyerek, projelerin ilerleme ve verimlilik ölçümleri için, mimari tasarımların farkları doğrultusunda, yaratıcı tasarım sürecini özel olarak ele alarak, proje üretim süreçlerinin geliştirilmesi denetimini sağlayacaktır. Çalışma bunu yaparken, mühendislik başat tasarım projelerinin kullandığı CTR modelini inceleyip, mimari tasarım başat projelerin geliştirilme ve denetimi uygulaması ile karşılaştıracak ve elde edilen sonuçları bir matriste toplayacaktır. Böylelikle mimari tasarım projelerinin ortak sorunu ve işveren şirket ile projeyi üreten tasarım ofisi arasındaki ana ihtilafların da sebebi olan proje takviminin gecikmesi ve bütçe aşımları ile mimari çizimlerin kapsam yetersizliği yani eksik, hatalı ve spesifikasyonlarla iletişim kurmayarak üretilmesi problemi, bu modelde kazanılmış değer uygulaması ile ölçülerek mimari tasarım projeleri sürekli denetlenebilir ve tashih edilir bir duruma getirilmiş olacak ve mimari projelerdeki değişikler anında kaydedilerek projede ihtilaflara sebep verebilecek konular başlangıcında belirlenebilecektir. Bu çalışma, mühendislik tasarım projelerinin CTR modeli doğrultusunda, mimari tasarım projelerinin tüm geliştirilme ve denetim süreçlerini, mimari tasarımların yaratıcılık da dahil olmak üzere kendine özgü özelliklerini içererek, tüm tasarım paketinin açıklıkla belirlenebildiği bir model oluşturup, toplam proje sürecini ölçülebilir ve denetlenebilir duruma getirmektedir. Bunu sağlarken tez, özgün olarak literatürde ilk kez mimari tasarım projeleri için tam detaylı teslimat ve aktiviteler tanımlamakta, zorluk faktörü kriterlerini belirlemekte, çeşitli teslimatlar için üretim insan-saatleri atamakta, bu insan-saatlerin kaynaklara oranını hesaplamakta ve farklı tasarım evreleri için ayrı olacak şekilde tashih ve denetim kilometre-taşları belirlemektedir.

Kazanılmış değerMimari projelerMimari tasarım+7
Bilge Sönmezer
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Statik VAR kompanzasyon sistemlerinin harmonikler bakımından incelenmesi

Son yıllarda dünyamızın karşı karşıya kaldığı en önemli sorunlardan biri olan enerji krizi nedeniyle yeni enerji kaynakları arayışı artarken, mevcut olan enerjinin optimum şekilde kullanılması ve kurulmuş olan sistemlerin en verimli şekilde kullanılması yönünde çalışmalar yoğunlaşmıştır.Güç sistemlerinde enerjinin verimli şekilde kullanılmasının en etkin önlemlerinden birisi reaktif güç kompanzasyonudur. Reaktif güç ihtiyacı sabit olmayan tüketiciler için belirli teknikler kullanılarak anahtarlanan otomatik reaktif kompanzasyon sistemleri kurulmuştur. Bu tekniklerden en önemlilerinden biri statik var kompanzasyon sistemidir. Yarı iletken güç elemanları kullanılarak reaktif gücün kontrol edilmesine Statik VAR Kompanzasyonu ve bunu gerçekleştiren sisteme de Statik VAR Kompanzasyon sistemi denir.Statik VAR kompanzasyon sistemlerinin bazı önemli özellikleri, geçici olayların en aza inmesi, kayıpların az olması, yedekleme olanağı, kontrol esnekliği ve güvenirliğin yüksek olması şeklinde sıralanabilir.Bu çalışmada son yıllarda büyük önem kazanan statik VAR kompanzasyon sistemleri ve bu sistemlerin enerji kalitesine etkiyen en önemli bileşen olan akım ve gerilim harmoniklerinin etkisi incelenmiş, son olarak da SVC'nin farklı yüklenme durumda harmoniklerinin etkisini göstermek için laboratuar ortamında kurulan prototip bir set yardımıyla deneysel çalışma yapılmış ve aynı zamanda simulasyon ortamında da deneysel değerleri çalışılmış ve gözlenmiştir.Yapılan çalışmada SVC sistemlerinin tek başına kullanıldıklarında oldukça harmonik ürettiği bu yüzden de filtreler ile kullanılması gerektiği görülmüştür. Ayrıca bu çalışma ile SVC sistemlerinin yüklenme durumlarına göre harmonik etkileri incelenmiştir. Tez çalışmasının çıktılarından biri de simülasyon modeli gerçekleştirilerek simülasyon sonuçlarının deneysel sonuçlar ile doğrulanmasıdır. Bu sayede gelecekte daha karmaşık ve ölçüm alınması zor olan sistemler için bilgisayar ortamında çalışmalar yapılabilecektir.

Harmonik analizHarmonik distorsiyonHarmonikler+4
Muhammed Ali Koyuncu
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Bulanık görüntülerin yapay sinir ağları ile onarılması

Görüntü işleme sistemleri günümüzde birçok farklı uygulamada kullanılmaktadır. Örneğin bazı nedenlerle üzerine gürültü eklenmiş, bulanıklaştırılmış ve kontrast ayarı bozulmuş olan görüntülerin görsel açıdan fark edilememesi sebebiyle insan algısının görme konforunu arttıracak görüntüyü iyileştirme teknikleri giderek yaygınlaşmaktadır. Bulanık ve gürültülü resimlerdeki bozucu etkinin fark edilmesi ve ortadan kaldırılması amacıyla bu tezde yapay sinir ağı tabanlı bir yöntem geliştirilmiştir. Öncelikle resmin kalitesini belirleyebilmek için orijinal ve bozulmuş halini karşılaştırıp çeşitli istatistiksel ifadelerden oluşan bir veritabanı oluşturulmuştur. Bu veri tabanının içerdiği kodlanmış görüntüler yapay sinir ağına öğretilip, yapılan simülasyonlarla yapay sinir ağı sayesinde resmin orijinal veya bozulmuş olduğuna ya da veritabanı dışında veya içinde olduğuna karar verilmiştir. İnsan gözünün algılayamadığı derecede bozulan resmin giriş olarak verildiği yapay sinir ağı bu resmin orijinalini tanımlamıştır. Bu tezde önerilen sistemle, öğrenmiş yapay sinir ağı orijinal resimleri ve birçok farklı oranda uygulanmış gaussian, çarpımsal ve bulanıklık içeren bozucu etkileri öğrenmiştir. Sonuç olarak yapay sinir ağı, yapılan eğitme simülasyonlarından sonra veritabanı içindeki öğretilmemiş örneklerdeki bozulmayı göz önüne alarak resmin orijinaline ulaşmıştır.Anahtar Kelimeler: Görüntü Onarma, Bulanıklık, Resim gürültüsü, Yapay Sinir Ağı

Resimler
İbrahim İpek
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Korozif etkilere maruz kalmış doğal gaz çelik şebeke vanaları ve vana odalarının rehabilitasyonunun araştırılıması

Doğal gaz; yanıcı, kokusuz, renksiz, havadan hafif ve çevreci bir gazdır. Bu özelliklerinin yanında doğal gazın olası sızıntılar veya kaçaklar nedeniyle kontrolsüz yanma ve patlama gibi riskleri de vardır. Doğal gaz çelik boru şebekesi üzerinde acil durumlarda kapatılmak üzere çelik vanalar tesis edilir. Bu vanalar, şebeke personelinin acil durumlarda kolaylıkla müdahalede bulunabilmesi için yeraltında oda şeklinde ve betonarme olarak inşa edilen vana odalarında muhafaza edilirler. Doğal gaz vana odaları şehrin fiziki şartlarına göre trafiğe açık caddelerde, sokak aralarında, yeşil alanlarda ve park içlerinde olabilmektedir.Bu çalışmada, ilk olarak doğal gaz dağıtım şirketlerinde su girişi yaşanan ve korozyonun yoğun görüldüğü vana odalarındaki incelemelere ve gözlemlere öncelik verilmiştir. Özellikle yağmurlu havalarda vana odalarına su girişinin; menhol kapaklarından, havalandırma bacalarından, yeraltında ise doğal gaz borusunun duvarla bağlantı yerlerinden, beton zeminden ve duvarlardan olduğu görülmüştür. Su girişi olmuş olan vana odalarının suları, vidanjörler veya otomatik kontrollü pompa sistemleri kullanılarak boşaltılmaktadır. Vanaların, zaman zaman bir müddet su altında kaldığı tespit edilmiştir. Su girişi olmuş vana odaları, aynı zamanda çamurla ve kirlilikle dolmuş olabilmektedir. Kar yağışlı havalarda yollara dökülen ve klor içeren tuzların da vana odalarında su girişleriyle birlikte birikmektedir. Odalarda nem ve rutubet oranının yüksek olduğu ve tavanda yoğuşmaların da meydana geldiği gözlemlenmiştir. Korozyon oluşumuna çok müsait olan bu ortamlardaki birçok vana ve boruda kaplama altı korozyonu, aralık korozyonu, homojen korozyon ve pitting korozyonları tespit edilmiş ve fotoğraflanarak verilmiştir. Pitting korozyonu sonucu yer yer boru et kalınlıklarında 2-2,5 mm'ye kadar metal kayıplarının meydana geldiği gözlemlenmiştir.Korozyon nedeniyle vana ve borularda meydana gelmiş metal kayıplarının tamirleri için alternatif uygulama çözümleri ASME PCC-2 ve ASME B31 G Amerikan standartları gibi kabul görmüş uluslar arası standart ve uygulamalar araştırılarak, çözüm önerileri verilmiştir. Bunlardan biri olan, uygulamasını yapıp detaylarını verdiğimiz inovasyon ürünü fiber karbon kompozit tamir sistemleri, kolay ve uygulanabilirliği ile ön plana çıkmaktadır. Ayrıca vana odalarındaki korozyon oluşumuna neden olan su girişlerinin önlenmesi sorununa yönelik kökten ve kalıcı çözümler için de öneriler verilmiştir.

Doğal gazKorozyon
Ömer A. Engin
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Konteyner terminal modellemesi

Bu çalışmada, liman planlaması ve tasarımda etkili olan rıhtım kullanım oranları incelenmiştir. Rıhtım kullanım oranları, geleneksel analitik yöntemler yerine yapay sinir ağları yöntemiyle modellemeyle tespit edilmiştir.Modelleme çalışmasında, İzmir Alsancak Limanı Konteyner Terminali 2006 yılına ait veriler kullanılmıştır. Bu yıl içerisinde konteyner rıhtımlarında elleçleme yapan gemiler; boylarına, yanaşma yerini işgal ettikleri süreye göre sınıflandırılmışlardır. Gemilerin boyları, işgal süreleri ve rıhtım boyu girdi verileri olarak, bu değerlere karşılık gelen rıhtım kullanım oranları ise hedef verileri olarak yapay sinir ağları modeline tanıtılmıştır. Yapay sinir ağları modeli eldeki bu değerler ile herhangi bir kabul yapmadan eğitilmiş ve test edilmiştir. Model sonuçları İzmir Alsancak Limanı Konteyner Terminali gerçek değerleri ile kıyaslanarak kontrol edilmişlerdir.Gemi boyu, geminin işgal süresi ve rıhtım boyu arasında rassal bir model kurularak, rıhtım kullanım oranı başarılı bir şekilde bulunmuştur.

Halil Can Eryaşar
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

IGBT doğrultuculu kesintisiz güç kaynaklarının 6 pulse ve 12 pulse doğrultuculu kesintisiz güç kaynaklarıyla mukayesesi ve üstünlüklerinin analizi

Yapılan bu çalışmada sistemlere kesintisiz olarak enerji aktarılması işlemini gerçekleştiren Kesintisiz Güç Kaynakları incelenmiş, bu cihazların temel olarak çeşitli tipleri ele alınmış, özellikle doğrultucu kısımları biraz daha irdelenerek IGBT doğrultuculu kesintisiz güç kaynaklarının üstünlükleri incelenmiştir.Kitabın giriş kısmında tez içerisinde anlatılan konuların kısa bir anlatımının yapılmasından sonra 2. bölümde güç kalitesi kısmına yer verilmiş, güç sorunları ve çözümleri ele alınmıştır. 3. bölümde sistemlere kaliteli ve kesintisiz enerji aktaran Kesintisiz Güç Kaynakları incelenmiş, bu cihazların topolojileri, iç yapıları, kullanım şekilleri anlatılmıştır.4. bölümde kesintisiz güç kaynaklarının doğrultucu kısmı irdelenmiş, çeşitli doğrultucu tipleri incelenerek IGBT doğrultuculu kesintisiz güç kaynaklarının 6 darbeli ve 12 darbeli kesintisiz güç kaynaklarına göre üstünlükleri ifade edilmiştir.5. bölümde ise sonuçlar belirtilmiştir.

DoğrultucularIGBTK-Darbe+1
İlhami Cenab Keleşoğlu
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00