Doç. Dr. Güner Çiçek danışmanlığındaki tezler
10 tez · Hitit University
Üniversite öğrencilerinde fiziksel aktivite ve internet bağımlılığı ilişkisinin incelenmesi
Bu araştırmada, üniversite öğrencilerinin fiziksel aktivite ve internet bağımlılığı ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya Hitit Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, Kırıkkale Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi ve Sağlık Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören 1419 öğrenci katılmıştır. Veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu" , "Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi Kısa Formu (IPAQ)'' ve "Young İnternet Bağımlılığı Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22.0 programından yararlanılmıştır. Elde edilen verilerin normallik düzeyi One Sample Kolmogorov-Smirnov, ölçek puanlarının karşılaştırılmasında; Ki Kare ve Mann Whitney U, yüzdelik dağılımların belirlenmesinde frekans analizi ve ölçek puanlarının arasındaki ilişkilerin incelenmesinde Spearman Korelasyon analizi kullanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak belirlenmiştir. Yapılan istatistiksel analiz sonucunda, öğrencilerin öğrenim gördükleri üniversitelere, fakültere, yaş gruplarına, BKİ gruplamasına, cinsiyete, düzenli fiziksel aktivite yapma durumu, sigara kullanma durumu, kendine ait bilgisayarı olması durumu, internet başında bir seferde geçirdikleri ortalama sürelere göre fiziksel aktivite düzeyleri ve fiziksel aktivite şiddetleri anlamlı farklılık göstermektedir (p<0,05). Üniversite öğrencilerinin, sigara kullanma durumu, alkol kullanma durumu ve internet başında bir seferde geçirdikleri ortalama sürelere göre internet bağımlılığı düzeyleri anlamlı olarak farklılık göstermektedir (p<0,05). Spor bölümlerinde okuyan öğrencilerin şiddetli aktivite düzeyi sağlık bilimleri fakültesinde okuyan öğrencilerden daha yüksek olduğu anlamlı olarak bulunmuştur (p<0,05). İki farklı bölümün üniversite öğrencilerinin genel olarak hafif fiziksel aktivite puanının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilerin fiziksel aktivite düzeyleri ile internet bağımlılığı semptomları arasında anlamlı bir ilişki bulunmadığı tespit edilmiştir (p>0,05). Fiziksel aktivite düzeyi düşük olan öğrencilere boş zamanlarında fiziksel aktivite yapmaları konusunda teşvik edilmelidir.
Üniversite öğrencilerinin egzersiz davranışı düzeyleri ile vücut kompozisyonuna yönelik bilgi ve tutumları arasındaki ilişki
Dünya ve Türkiye'de inaktiviteye ve vücut kompozisyonu ile ilgili bilgisizliğe bağlı çocuklar ve adölesanlarda aşırı kiloluluk ve obezite prevalansı artmaktadır. Bu çalışmada, üniversite öğrencilerinin egzersiz davranışı düzeyleri ile vücut kompozisyonuna yönelik bilgi ve tutumları arasındaki ilişkinin araştırılması amaçlanmıştır. Verilerin toplanması için 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Amasya Üniversitesinin il merkezinde bulunan fakülte ve yüksekokullarda halen öğrenim gören 5457 öğrenciye google veri tabanı üzerinden hazırlanan anket linki çevrimiçi ortamda gönderilmiş ve araştırmaya 15 gün içerisinde toplam 1280 gönüllü kişi katılmış ve değerlendirilmiştir. Verilerin istatistiksel analizlerinde sırasıyla, çapraz çizelgeler hesaplanmış ve ikili grupların karşılaştırılmasında Mann Whitney U testi ile değişkenler arasındaki ilişkilerin belirlenmesinde Spermann sıralı korelasyon katsayıları hesaplanmıştır. Bu çalışmanın sonuçlarında; erkeklerin kadınlardan yaş olarak anlamlı düzeyde daha büyük, daha uzun boylu, daha kilolu, yüksek VKİ'li ve fiziksel açıdan daha aktifken, her iki cinsiyet arasındaki sağlık, sigara kullanım oranları ve aylık gelir düzeyleri farklı değildir. Sadece "Obezitenin sağlık için ne ölçüde zararlı olduğunu düşünüyorsunuz?" algısı kadınlarda daha yüksektir. Düzenli fiziksel aktivite yapan erkekler, sedanterlere kıyasla istatistiksel düzeyde daha yaşlı, egzersiz davranışı düzeyleri daha yüksek, obezitenin sağlık için büyük ölçüde zararlı olduğunu düşünmekte ve mevcut kilo durumundan memnundur. Düzenli fiziksel aktivite yapan kadınlar; istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek egzersiz davranış düzeyine sahip, obeziteyi sağlık için daha çok zararlı görmekte, mevcut kilo durumundan memnuniyetleri düşük, mevcut kilo durumunu anlamlı düzeyde daha çok değiştirme eğiliminde ve aynaya baktıklarında kendilerini daha az beğenenlerdir. Sonuç olarak, üniversiteler bilimsel yöntemlerle toplanan verilere dayalı geliştirilen fiziksel ve sportif aktivite programları ve yaşam kalitesini artırmaya yönelik eğitimleri planlamalı ve uygulamalıdır. Anahtar Kelimeler: Fiziksel aktivite, Mutluluk, Obezite bilgisi, Sağlık.
Yaşlı bireylerde fiziksel aktivite, yaşam kalitesi ve başarılı yaşlanma düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Son yıllarda hareketsizlik kaynaklı gerek psikolojik gerekse fizyolojik sağlık problemleri giderek artış göstermektedir. Hemen her bireyi yakından ilgilendiren bu problem toplum açısından büyük önem arz eden yaşlı bireyleri bilhassa ilgilendirmektedir. Öyle ki; hareketsizlik kaynaklı azalma eğiliminde olan yaşam kalitesi bu bireylerde başarılı – sağlıklı yaşlanma durumunu engellemektedir. Bu bağlamda araştırmamızda; yaşlı bireylerde fiziksel aktivite, yaşam kalitesi ve başarılı yaşlanma düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya, Aydın, Muğla, Çorum, Amasya, İzmir ve Tokat illerinde bulunan huzur evlerindeki (n=207) kadın, erkek (n=195) toplam 402 gönüllü yaşlı birey katılmıştır. Veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Uluslararası Fizilsel Aktivite Ölçeği Kısa Formu" ve "Başarılı Yaşlanma Ölçeği" ve "Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği Kısa Formu" kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde SPSS 23.0 paket programı kullanılmıştır. Verilere uygulanan normallik analizi neticesinde normal dağılım gösterildiği tespit edildikten sonra, gruplar arasındaki farkı belirlemek için Independent Sample t test ve boxplot, ölçek ortalama puanları arasındaki ilişkiyi değerlendirebilmek için ise Pearson Korelasyon analizi ile birlikte saçılım grafiği uygulanmıştır. Elde edilen bulgular neticesinde; çalışmaya dâhil edilen kadın ve erkek katılımcıların başarılı yaşlanma düzeyleri arasında anlamlı farklılığın olmadığı belirlenmiştir (p>0,05). Diğer yandan, yaşam kalitesi ölçeği toplam puanlari ile fiziksel aktivite düzeyi arasında ve son olarak fiziksel aktivite düzeyi toplam puanı ile yaşam kalitesi ölçeği genel sağlık alt boyut puanları arasında pozitif yönlü orta düzeye bir ilişkinin olduğu ve bu ilişkinin istatistiksel açıdan anlamlı olduğu görülmektedir (p<0,05). Sonuç olarak; toplumsal alanda var olan yaşlı bireylerin fiziksel aktiviteye katılım durumlarının yaşam kalitesi ve başarılı yaşlanma kavramlarıyla ilişkisinin göz ardı edilemeyecek bir önemi olduğu bilinmektedir. Bu bağlamda; yaşlı bireylerin yaşam kalitesi düzeylerinin artırılması için düzenli olarak fiziksel aktiviteye katılımları, yaşamlarının geri kalanında kendi işlerini yapabilme hususunda hem destekleyici bir unsurdur hem de bu bireylerin daha başarılı bir yaşlanma sürecinde olmalarına olumlu katkıları vardır.
Pilates ve kegel egzersizlerinin gebelerin obstetrik sürecine, anlık ve sürekli kaygı düzeylerine ve postpartum dönemde fekal ve üriner inkontinansa etkilerinin incelenmesi
Bu araştırma amacı; pilates ve kegel egzersizlerinin gebelerin, anlık-sürekli kaygı düzeylerine ve postpartum dönemde fekal ve üriner inkontinansa etkilerinin incelenmesidir. Araştırmada, nicel araştırma modellerinden deneysel araştırma modeli kullanıldı. Çalışmaya amaçsal/amaçlı yöntemle, Pilates egzersiz grubu (PEG)n=24, Kegel egzersiz grubu (KEG)n=22 ve Kontrol grubu (KG)n=21 olan 67 gebe, örneklem olarak dahil edildi. Gruplara egzersizler öncesinde ve sonrasında ölçekler uygulatıldı, elde edilen veriler kategorik ve tanımlayıcı istatistikler uygulanarak SPSS 22.00 paket programı ile analiz edildi. Sonuç olarak; Grupların durumluk ve sürekli kaygı grup içi değerlerinde egzersiz öncesi ve sonrası değerler arasında anlamlı bir farkın olduğu tespit edilmiştir. Gruplar arası durumluk kaygı değişimleri incelendiğinde PEG'nun KEG ve KG'na göre, KEG'nun ise KG'na göre pozitif yönde farkın anlamlı olduğu tespit edilmiştir. Sürekli kaygı değişim puanlarında PEG ve KEG arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık yokken, PEG ve KEG'nun KG'na göre pozitif yönde anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir. Grupların Üriner ve Fekal İnkontinans 1. ve 3. ay grup içi puanları arasında anlamlı bir azalma olduğu görülmüştür. Gruplar arası üriner inkontinans 1. ay ile 3. ay puan değişimleri arasında PEG'nun KG'na göre anlamlı bir fark varken, PEG ile KEG, KEG ile KG arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir farkın olmadığı tespit edilmiştir. Gruplar arası fekal inkontinansın 1. ay ile 3.ay puan değişimleri arasında anlamlı bir farkın olmadığı tespit edilmiştir. Grupların üriner inkontinans yaşam kalitesi ölçeği grup içi 1. ay puanları ile 3. ay puan değişimleri arasında pozitif yönde anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Gruplar arası üriner inkontinans yaşam kalitesi değişimlerinde; PEG'nun KEG ve KG' na göre, KEG'nun ise KG' na göre pozitif yönde farkın anlamlı olduğu tespit edilmiştir. Fekal inkontinans grup içi 1. ay puan değişimleri ile 3. ay puan değişimleri arasında PEG ve KEG arasında anlamlı fark varken, KG'da anlamlı bir fark olmadığı tespit edilmiştir. Gruplar arası fekal inkontinans yaşam kalitesi puan değişimlerinde PEG'nun KEG ve KG'na göre, KEG'nun ise KG'na göre farkın anlamlı olduğu tespit edilmiştir.
Adölesan idiopatik skolyozlu bireylerde sanal gerçeklik destekli core stabilizasyon egzersizleri ve temel beden farkındalık terapisi etkinliklerinin araştırılması
Skolyoz vertebral kolonda 10° ve üzerindeki lateral eğrilikler olarak tanımlanır. Fonksiyonel ve yapısal olmak üzere iki ana sınıfa ayrılır. Adölesan idiopatik skolyoz, 10 yaş ve üzeri bireylerde altta yatan herhangi bir neden olmaksızın, frontal planda anormal eğrilik oluşumu ve buna ek olarak vertebraların rotasyonu ile karakterize bir deformite olarak tanımlanmaktadır. Bu araştırmanın amacı, adölesan idiopatik skolyoz tanısı almış bireylerde, core stabilizasyon egzersizlerinin, sanal gerçeklik destekli core stabilizasyon egzersizlerinin ve temel beden farkındalığı egzersizlerinin, omurga eğrilik açısı, gövde rotasyon derecesi, spinal ağrı, omurga esnekliği, gövde kas kuvveti, gövde kas enduransı, kozmetik deformite algısı, yaşam kalitesi ve denge parametrelerine olan etkilerini incelemektir. Çalışmada, nicel araştırma modellerinden biri olan deneysel araştırma modeli kullanılmıştır. Çalışmaya kontrol grubu (ev egzersizi grubu) (n=10), core stabilizasyon + ev egzersizleri grubu (n=10), sanal gerçeklik + ev egzersizi grubu (n=10) ve beden farkındalığı tedavisi + ev egzersizi grubu (n=10) olmak üzere 40 katılımcı dahil edilmiştir. Katılımcılara 10 hafta boyunca randomize edildikleri gruba ait egzersizler uygulanmıştır. Elde edilen veriler uygun istatistiksel analizler uygulanarak SPSS 27.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular sonucunda, tüm gruplarda tedavi öncesi ve sonrasında Cobb açıcı ve gövde rotasyon açısında anlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir. Core stabilizasyon + ev egzersizi ve beden farkındalığı + ev egzersizi gruplarında Cobb açısı ve gövde rotasyon açısındaki değişimin ev egzersizi grubuna göre daha yüksek olduğu saptanmıştır. Tüm gruplarda tedavi sonrasında öne eğilme farkları, ağrı şiddeti, Walter Reed Visual Assessment Scale (WRVAS) skorlarında anlamlı değişiklik olduğu görülmüştür. Öne eğilme farkları ve WRVAS skorunda en fazla değişim core stabilizasyon + ev egzersizi grubunda görülmüştür. Ağrı şiddetinde en fazla düşüş ise beden farkındalığı tedavisi + ev egzersizi grubunda görülmüştür. SRS-22 ölçeği toplam skoru core stabilizasyon + ev egzersizi, sanal gerçeklik + ev egzersizi ve beden farkındalığı tedavisi + ev egzersizi gruplarında artış göstermiştir. Sağ ve sol denge parametrelerinde sadece beden farkındalığı + ev egzersizi grubunda anlamlı bir artış gözlenmiştir. Gövde endurans ve gövde kuvvet push-up parametresi tüm gruplarda; gövde kuvvet sit-up parametresi ise ev egzersizi grubu hariç tüm gruplarda artış göstermiştir. Sonuç olarak, AİS tanılı bireylerde omurga eğriliği ve gövde rotasyonu, omurga esnekliği, kozmetik deformite algısı, gövde kas kuvveti ve enduransı parametrelerinde core stabilizasyon egzersizleri etkili olurken; ağrı ve denge parametrelerinde temel beden farkındalığı terapisi diğer tedavi yöntemlerine göre daha etkili olmuştur. Yaşam kalitesi parametresinde ise, core stabilizasyon egzersizleri ve temel beden farkındalığı terapisi benzer şekilde iyileşme sağlamaktadır. Anahtar Kavramlar: Adölesan İdiyopatik Skolyoz, Core Stabilizasyon Egzersizleri, Sanal Gerçeklik Egzersizleri, Temel Beden Farkındalığı Terapisi
Üniversite öğrencilerinin egzersiz davranışı düzeyleri ile vücut kompozisyonuna yönelik bilgi ve tutumları arasındaki ilişki
Dünya ve Türkiye'de inaktiviteye ve vücut kompozisyonu ile ilgili bilgisizliğe bağlı çocuklar ve adölesanlarda aşırı kiloluluk ve obezite prevalansı artmaktadır. Bu çalışmada, üniversite öğrencilerinin egzersiz davranışı düzeyleri ile vücut kompozisyonuna yönelik bilgi ve tutumları arasındaki ilişkinin araştırılması amaçlanmıştır. Verilerin toplanması için 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Amasya Üniversitesinin il merkezinde bulunan fakülte ve yüksekokullarda halen öğrenim gören 5457 öğrenciye google veri tabanı üzerinden hazırlanan anket linki çevrimiçi ortamda gönderilmiş ve araştırmaya 15 gün içerisinde toplam 1280 gönüllü kişi katılmış ve değerlendirilmiştir. Verilerin istatistiksel analizlerinde sırasıyla, çapraz çizelgeler hesaplanmış ve ikili grupların karşılaştırılmasında Mann Whitney U testi ile değişkenler arasındaki ilişkilerin belirlenmesinde Spermann sıralı korelasyon katsayıları hesaplanmıştır. Bu çalışmanın sonuçlarında; erkeklerin kadınlardan yaş olarak anlamlı düzeyde daha büyük, daha uzun boylu, daha kilolu, yüksek VKİ'li ve fiziksel açıdan daha aktifken, her iki cinsiyet arasındaki sağlık, sigara kullanım oranları ve aylık gelir düzeyleri farklı değildir. Sadece "Obezitenin sağlık için ne ölçüde zararlı olduğunu düşünüyorsunuz?" algısı kadınlarda daha yüksektir. Düzenli fiziksel aktivite yapan erkekler, sedanterlere kıyasla istatistiksel düzeyde daha yaşlı, egzersiz davranışı düzeyleri daha yüksek, obezitenin sağlık için büyük ölçüde zararlı olduğunu düşünmekte ve mevcut kilo durumundan memnundur. Düzenli fiziksel aktivite yapan kadınlar; istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek egzersiz davranış düzeyine sahip, obeziteyi sağlık için daha çok zararlı görmekte, mevcut kilo durumundan memnuniyetleri düşük, mevcut kilo durumunu anlamlı düzeyde daha çok değiştirme eğiliminde ve aynaya baktıklarında kendilerini daha az beğenenlerdir. Sonuç olarak, üniversiteler bilimsel yöntemlerle toplanan verilere dayalı geliştirilen fiziksel ve sportif aktivite programları ve yaşam kalitesini artırmaya yönelik eğitimleri planlamalı ve uygulamalıdır. Anahtar Kelimeler: Fiziksel aktivite, Mutluluk, Obezite bilgisi, Sağlık.
Üniversite öğrencilerinde fiziksel aktivite ve internet bağımlılığı ilişkisinin incelenmesi
Bu araştırmada, üniversite öğrencilerinin fiziksel aktivite ve internet bağımlılığı ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya Hitit Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, Kırıkkale Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi ve Sağlık Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören 1419 öğrenci katılmıştır. Veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu" , "Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi Kısa Formu (IPAQ)'' ve "Young İnternet Bağımlılığı Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22.0 programından yararlanılmıştır. Elde edilen verilerin normallik düzeyi One Sample Kolmogorov-Smirnov, ölçek puanlarının karşılaştırılmasında; Ki Kare ve Mann Whitney U, yüzdelik dağılımların belirlenmesinde frekans analizi ve ölçek puanlarının arasındaki ilişkilerin incelenmesinde Spearman Korelasyon analizi kullanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak belirlenmiştir. Yapılan istatistiksel analiz sonucunda, öğrencilerin öğrenim gördükleri üniversitelere, fakültere, yaş gruplarına, BKİ gruplamasına, cinsiyete, düzenli fiziksel aktivite yapma durumu, sigara kullanma durumu, kendine ait bilgisayarı olması durumu, internet başında bir seferde geçirdikleri ortalama sürelere göre fiziksel aktivite düzeyleri ve fiziksel aktivite şiddetleri anlamlı farklılık göstermektedir (p<0,05). Üniversite öğrencilerinin, sigara kullanma durumu, alkol kullanma durumu ve internet başında bir seferde geçirdikleri ortalama sürelere göre internet bağımlılığı düzeyleri anlamlı olarak farklılık göstermektedir (p<0,05). Spor bölümlerinde okuyan öğrencilerin şiddetli aktivite düzeyi sağlık bilimleri fakültesinde okuyan öğrencilerden daha yüksek olduğu anlamlı olarak bulunmuştur (p<0,05). İki farklı bölümün üniversite öğrencilerinin genel olarak hafif fiziksel aktivite puanının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilerin fiziksel aktivite düzeyleri ile internet bağımlılığı semptomları arasında anlamlı bir ilişki bulunmadığı tespit edilmiştir (p>0,05). Fiziksel aktivite düzeyi düşük olan öğrencilere boş zamanlarında fiziksel aktivite yapmaları konusunda teşvik edilmelidir.
Üniversite öğrencilerinde fiziksel aktivite ve internet bağımlılığı ilişkisinin incelenmesi
Bu araştırmada, üniversite öğrencilerinin fiziksel aktivite ve internet bağımlılığı ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya Hitit Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, Kırıkkale Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi ve Sağlık Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören 1419 öğrenci katılmıştır. Veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu" , "Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi Kısa Formu (IPAQ)'' ve "Young İnternet Bağımlılığı Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22.0 programından yararlanılmıştır. Elde edilen verilerin normallik düzeyi One Sample Kolmogorov-Smirnov, ölçek puanlarının karşılaştırılmasında; Ki Kare ve Mann Whitney U, yüzdelik dağılımların belirlenmesinde frekans analizi ve ölçek puanlarının arasındaki ilişkilerin incelenmesinde Spearman Korelasyon analizi kullanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak belirlenmiştir. Yapılan istatistiksel analiz sonucunda, öğrencilerin öğrenim gördükleri üniversitelere, fakültere, yaş gruplarına, BKİ gruplamasına, cinsiyete, düzenli fiziksel aktivite yapma durumu, sigara kullanma durumu, kendine ait bilgisayarı olması durumu, internet başında bir seferde geçirdikleri ortalama sürelere göre fiziksel aktivite düzeyleri ve fiziksel aktivite şiddetleri anlamlı farklılık göstermektedir (p<0,05). Üniversite öğrencilerinin, sigara kullanma durumu, alkol kullanma durumu ve internet başında bir seferde geçirdikleri ortalama sürelere göre internet bağımlılığı düzeyleri anlamlı olarak farklılık göstermektedir (p<0,05). Spor bölümlerinde okuyan öğrencilerin şiddetli aktivite düzeyi sağlık bilimleri fakültesinde okuyan öğrencilerden daha yüksek olduğu anlamlı olarak bulunmuştur (p<0,05). İki farklı bölümün üniversite öğrencilerinin genel olarak hafif fiziksel aktivite puanının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilerin fiziksel aktivite düzeyleri ile internet bağımlılığı semptomları arasında anlamlı bir ilişki bulunmadığı tespit edilmiştir (p>0,05). Fiziksel aktivite düzeyi düşük olan öğrencilere boş zamanlarında fiziksel aktivite yapmaları konusunda teşvik edilmelidir.
Milli eğitim bakanlığına bağlı öğretmenlerin fiziksel aktivite, uyku kalitesi ve teknoloji bağımlılığı düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi: Çorum il örneği
Bu araştırma, Çorum ilinde Millî Eğitim Bakanlığına bağlı kurumlarda görev yapan öğretmenlerin fiziksel aktivite, uyku kalitesi ve teknoloji bağımlılığı düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modelinin kullanıldığı bu araştırmanın evrenini Çorum ilinde görev yapan öğretmenler oluştururken; örneklemini, 2024-2025 eğitim-öğretim yılında Çorum ilinde resmi okullarda çalışan 25-65 yaş arasında çalışmaya gönüllü katılan 442 öğretmen (140 kadın, 302 erkek) oluşturmaktadır. Verilerilerin toplanmasında; Kişisel Bilgi Formu, "Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi – Kısa Formu", "Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ)" ve "Teknoloji Bağımlılığı Ölçeği (TBÖ)" ile toplanmıştır. Veriler SPSS 22.0 programıyla analiz edilmiştir. Sayısal değişkenlerin dağılımı Shapiro-Wilk testiyle değerlendirilmiş normal dağılım göstermediği için; gruplar arası farklarda Mann-Whitney U, Kruskal-Wallis testleri, çoklu karşılaştırmalarda Dunn's testi ve değişkenler arası ilişkilerde Spearman korelasyon analizi uygulanmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Kullanılan ölçeklerin güvenilirlik düzeyleri yüksek bulunmuştur. Araştırma bulguları incelendiğinde öğretmenlerin düşük fiziksel aktivite düzeyinin, uyku kalitesi, sosyal ağ kullanımı, anlık mesajlaşma ve teknoloji bağımlılığı ile negatif ancak düşük düzeyde anlamlı ilişkiler içerdiğini göstermiştir (p<0,05). Düzenli egzersiz yapan öğretmenlerin fiziksel aktivite puanları yüksek, teknoloji bağımlılığı puanları düşük ve uyku kaliteleri anlamlı derecede iyi bulunmuştur (p<0,05). Cinsiyet, medeni durum ve öğretmenlik kademesine göre uyku kalitesi açısından anlamlı fark tespit edilmezken (p>0,05), erkek öğretmenlerin şiddetli ve toplam fiziksel aktivite düzeyleri kadınlardan anlamlı derecede yüksek, lise kademesindeki öğretmenlerin ise diğer kademelere kıyasla fiziksel aktivite düzeyleri daha düşük bulunmuştur (p<0,05). Ayrıca, kadın öğretmenlerin anlık mesajlaşma, bekâr öğretmenlerin ise çevrimiçi oyun oynama puanları evli öğretmenlere göre anlamlı düzeyde daha yüksek olarak belirlenmiştir (p<0,05). Sonuçlar, öğretmenlerin fiziksel aktivite, uyku kalitesi ve teknoloji bağımlılığı düzeyleri arasında anlamlı ve karşılıklı etkileşimli ilişkiler olduğunu göstermektedir. Ayrıca, bu düzeylerin bazı demografik ve yaşam tarzı faktörlerine göre farklılıklar sergilediği belirlenmiştir. Özellikle lise öğretmenlerinde fiziksel aktivitenin düşüklüğü ve diğer kurumlardaki (anaokulları, özel eğitim uygulama okulları vb.) dijital kullanımın yoğunluğu açısından, öğretmenlerin eğitim kademesine özel sağlık ve teknoloji temelli müdahalelerin gerekliliğini ortaya koymaktadır
Üniversite öğrencilerinde fiziksel aktivitenin menstrual semptomlar ve ağrı düzeyi üzerine etkisinin araştırılması
Bu araştırmada üniversite öğrencilerinde fiziksel aktivitenin menstrual semptomlar ve ağrı düzeyi üzerine etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu araştırmanın örneklemi, 2024-2025 eğitim-öğretim yılında Hitit Üniversitesi'nde öğrenim gören, 18-25 yaş aralığındaki toplam 464 kadın öğrenciden oluşmaktadır. Tarama modeliyle gerçekleştirilen çalışmada, verilerin toplanmasında "Kişisel Bilgi Formu", "Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi Kısa Formu", "Menstrual Semptomlar Ölçeği (MSÖ)" ve ağrı düzeylerini belirlemede "Vizüel Analog Skala (VAS)" kullanılmıştır. Verilerin analizi SPSS 22.0 programıyla yapılmıştır. Kategorik değerler arasındaki kıyaslamalarda Ki-kare testi, iki gruplu değişken ölçek puanlarının incelenmesinde Bağımsız örneklem t testi, üç ve üzeri evre gruplarda tek yönlü varyans analizi Anova yapılmıştır. Ölçekler arasındaki ilişkilerin belirlenmesinde pearson korelasyon testi ve Regresyon analizi yapılmıştır. Anlamlılık düzeyi p < 0,05 olarak belirlenmiştir. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre; fiziksel aktivite düzeylerinin VAS skoru, toplam MSÖ ve alt boyutları puanları arasında istatiksel olarak anlamlı farklılık bulunmamıştır (p > 0,05). Dismenoreli katılımcıların VAS ağrı skorları ve toplam MSÖ puanları dismenore görülmeyen gruba göre anlamlı bir şekilde daha yüksek olduğu bulunmuştur (p < 0,05). Toplam fiziksel aktivite düzeylerinin dismenore olma durumuna göre anlamlı farklılık göstermediği tespit edilmiştir (p > 0,05). VAS ağrı düzeyleri ile toplam MSÖ puanları arasında pozitif ve güçlü bir ilişki olduğu bulunurken (r = 0,461, p = 0,01) toplam fiziksel aktivite puanları arasında pozitif ve zayıf düzeyde bir ilişki olduğu bulunmuştur (r = 0,11, p = 0,02). Sigara kullananların VAS ağrı skorlarının anlamlı bir şekilde yüksek olduğu bulunurken (p < 0,05), alkol kullananların VAS ağrı skorlarında ve toplam fiziksel aktivite düzeyinde anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir (p > 0.05). Hem sigara hemde alkol kullananların toplam MSÖ puanları anlamlı olarak yüksek bulunmuştur (p < 0.05). Sonuç olarak, dismenoreli öğrencilerin VAS ağrı skorları ve toplam MSÖ puanlarının yüksek olduğu bulunmuştur. Dismenoreli olan bireylere ağrı düzeyini ve menstrual semptomları hafifletmek için alternatif bir tedavi yöntemi olan düzenli fiziksel aktiviteler yapmaları önerilir.