Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Kenan Tunç

11 theses · Sakarya University

Master'sOpen AccessTR

Günlük hayatta kullanılan detoks sularının antioksidan ve antimikrobiyal aktivitelerinin belirlenmesi

Bitkiler Antik çağdan beri halk tarafından yaraların ve enfeksiyonların giderilmesinde ayrıca hastalıkların tedavisinde kullanılır. Bu tedavi etme özellikleri insan vücudunda fizyolojik etki yaratan bazı kimyasal maddeleri bünyelerinde barındırmasından gelmektedir. Bitkilere tedavi edici özellik veren bu kimyasallardan bazıları alkaloidler, saponinler, tanenler, flavonoidler, fenolik bileşiklerdir. Bitkiler üzerine yapılan çalışmalar arttıkça bitkilerin faydaları daha çok gün yüzüne çıkmıştır. Bitkilerin içeriğinde bulunan önemli bileşenler bitki tüketimini arttırmakta ve alternatif tüketim yolları ortaya çıkarmaktadır. Bu tüketim yollarından en çok kullanılanlardan biride bitki içerikli detoks sularıdır. Detoks vücudumuzda bulunan toksinlerin giderilmesi ve nötralize edilmesidir bunun belli bir süreci vardır. Bitkiler bu sürece yardımcı olur. Çalışmamızda çeşitli bitkiler ile hazırlanan detoks sularının aktiviteleri araştırılmıştır. Yapılan çalışmada daha önce biyolojik özellikleri çalışılmış olan bazı bitkilerden hazırlanan karışımların toplam fenolik madde miktarı, antioksidan ve antimikrobiyal özellikleri araştırılmıştır. Çalışmada Malus domestica (Elma), Zingiber officinale (zencefil), Camellia sinensis (yeşil çay), Cinnamomum (tarçın), Citrus × limon (limon), Petroselinum crispus (maydanoz), Cucumis sativus (salatalık), Persea americana Mill.(avokado), Spinacia oleracea (ıspanak) ve bu bitkilerin birbiri ile kombine edilerek hazırlanan elma-tarçın, limon-zencefil, limon-yeşil çay, maydanoz- limon, salatalık-limon, salatalık-maydanoz, avokado-limon, maydanoz-salatalık- limon etanol ekstraktların B. subtilis ATCC 6633, S. aureus ATCC 29213, E. faecalis ATCC 29212, E. coli ATCC 25922, S. epidermidis ATCC 12228, S. abony NCTC 6017, S. typhimurium ATCC 14028 suşlarına karşı disk difüzyon yöntemi ile antimikrobiyal özellikleri araştırılmıştır. DPPH yöntemi kullanılarak antioksidan etkileri ve Folin-Ciocalteu reaktifi ile toplam fenolik madde miktarları belirlenmiştir.İlk olarak aktar ve pazardan alınan meyve ve sebzeler yıkanarak ılık su içinde demlenmeye bırakılmıştır. Yaklaşık olarak 1 saat kadar demlenerek hazırlanan detoks suları huni ve filtre kağıdı ile süzülerek uçurulmuştur.Uçurulan detoks suyu içerisinde kalan maddeler uygun ölçüde hazırlanan etanol konsantrasyonu ile çözdürülerek bitki detoks sularınıdan ekstraktlar hazırlanmıştır. Hazırlanan ekstraktların ilk olarak antimikrobiyal aktiviteleri ölçülmüştür.Antimikrobiyal aktivite için Triptic Soy Broth ve Mueller Hinton Agar laboratuvar ortamında hazırlanmış ve 121 °C'de 1 atm başınçta 15 dakika otoklavlanmıştır. Çıkarılan besiyeri steril edilmiş biyogüvenlik kabininde petrilere dökülmüş ve kullanılana kadar + 4 °C'de muhafaza edilmiştir. Hazırlanan besiyerlerine hazırlanan bakteri suşlarının ekimleri yapılmıştır. Daha sonra her bitki ekstraktının emdirildiği diskler petriler üzerine yerleştirilmiştir. Negatif kontrol olarak ekstraktların hazırlandığı çözücüler kullanılmıştır.Ekimi yapılan diskleri yerleştirilen petri kutuları 37 °C'de 24 saat inkübatör'de inkübasyona bırakılmış ve sonunda zon çapları ölçülmüştür. Antimikrobiyal aktivite 2 paralel olarak çalışılmış. Her bitkinin öncelikle tek başına antimikrobiyal etkisi ölçülmüş olup daha sonra birbirleri ile kombine edilerek antimikrobiyal etkilerine bakılmıştır ve sonuçlar birbirleri ile ve gentamicin ile karşılaştırılarak yorumlanmıştır. Antioksidan aktivite için hazırlanan ekstraktlardan 1 mL alınarak üzerine 1 mL %0,04'lük DPPH çözeltisi ilave edilerek karıştırılmıştır. Oda sıcaklığında ve karanlıkta bekletilen çözeltilerin absorbansları 517 nm'de ölçülmüştür. Çıkan değerlerden %50 inhibisyon sağlayan konsantrasyon değeri hesaplanmıştır. Antioksidan aktivite 3 paralel olacak şekilde çalışılmıştır. Elde edilen sonuçlar tek tek ve birbirleri ile karşılaştırılarak yorumlanmış en son askorbik asit ile karşılaştırılarak en yüksek antioksidan aktiviteye sahip ekstrakt belirlenmiştir. Toplam fenolik madde Folin-Ciocalteu reaktifi ile belirlenmiştir. Hazırlanan ekstraktlardan 100 μL alınarak 200 μL %50'lik Folin-Ciocalteu reaktifi eklenmiş ve 2 dakika bekletilmiştir. Üzerine 1 mL CO3 çözeltisi eklenerek 1 saat karanlıkta bekletilerek 760 nm'de absorbansları okunmuştur. Sonuçlar gallik asit cinsinden hesaplanıp, yorumlanmıştır. Yapılan çalışma sonucunda tüm değerler için tablolar oluşturulup, sonuçlar kendi içinde ve literatürde kayda geçen değerler ile karşılaştırılmış ve sonuçlar yorumlanmıştır. Bitkilerin birbiri ile kombine edilerek hazırlanan detoks suları üzerine literatürde çok fazla çalışma olmadığı için ,kombine olarak hazırlanan ekstraktlar sadece kendi içlerinde değerlendirip yorumlanmıştır. En yüksek antimikrobiyal aktivite limonda (Citrus limonum) ölçülürmüş olup, limon ile hazırlanan ekstrakt tüm bakteri suşları üzerinde yüksek aktivite göstermiştir. Maydanoz (Petroselinum crispum), salatalık (Cucumis sativa),zencefil (Zingiber officinale),ve avokado (Persea americana)'dan hazırlanan ekstraktların antimikrobiyal aktivite göstermediği belirlenmiştir. En yüksek antioksidan aktivite 30.47 μg/mL olarak elmada (Malus domestica) ölçülmüştür. Birbiri ile kombine edilerek hazırlana ekstraktlardan en yüksek antioksidan aktivite maydanoz-salatalık-limon ekstraktında ölçülmüştür. En yüksek antimikrobiyal aktivite maydanoz-limon ve limon- yeşil çay ekstraktlarında gözlemlenmiştir. En yüksek toplam fenolik madde içeriği ise limon-zencefilde ölçülmüştür. Çalışmada kullanılan bitkilerin tamamı yüksek antioksidan etkiye sahip olduğundan en düşük antioksidan aktivite değeri yüksek bulunmaktadır. Bitkilerin karışımları ile hazırlanan etanol ekstraktlarında limonun karıştırılması ile antimikrobiyal etkinliğin arttığı gözlemlenmiştir.Toplam fenolik madde miktarı tek bir bitkiden hazırlanan ekstraktlarda daha yüksek ölçülmüştür. Birbiri ile karıştırılarak hazırlanan ekstraktlarda toplam fenolik madde miktarında yükselme ölçülememiştir. Yapılan çalışmada kullanılan bitkilerin tek başına yüksek antioksidan özelliğe sahip olması sebebi ile, karışım olarak hazırlandığında antioksidan aktivite üzerinde herhangi bir değişime sebep olmadığı gözlemlenmiştir. Antimikrobiyal etkinliği karışım olarak hazırlanan ekstraktlarda limonun arttırdığı kaydedilmiştir. Çıkan sonuçlar doğrultusunda tüketilen detoks sularında yüksek antioksidan ve antimikrobiyal aktivite için limon ve elmanın karıştırılarak tüketilmesi önerilmektedir.Literatürde karışım olarak hazırlanan detoks sularının geniş mikrobiyolojik çalışmaları kısıtlı olduğundan çalışma ilk niteliği taşımaktadır.

Esin Çınar
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sakarya Karaman atıksu arıtma tesisi çıkış suyunun mikrobiyolojik ve kimyasal olarak değerlendirilmesi

Bu çalışmada, 2021 Ağustos ile 2022 Nisan ayları arasında, MFS kullanılarak, Sakarya Karaman Atıksu Arıtma Tesisi (KAAT) çıkış suyundan alınan 12 adet numunede, mikrobiyolojik kirlilik göstergeleri olan koliform ve fekal koliform olarak Escherichia coli (E.coli), fekal streptekoklar, Pseudomonas aeroginosa (P. aeroginosa) ile Clostridium perfringens (C. perfringens) varlığı araştırılmıştır. Yine aynı numunelerde kimyasal kirlilik göstergeleri olarak Amonyum (NH₄), Nitrat (NO₃), Nitrit (NO₂), Fosfat (PO₄) düzeyleri ile pH, iletkenlik değerleri ölçülmüş, Kimyasal Oksijen İhtiyacı (KOİ) sonuçları ise atıksu arıtım tesisinden alınmıştır. Koliform ve fekal koliform analizi için Chromocult Coliform Agar (CCA) besiyerine konulan filtre kâğıdı 36˚C'de 24 saat inkübasyona bırakıldı. İnkübasyon sonunda pembemsi kırmızı renkli koloni oluşturanlar şüpheli koliform olarak; koyu mavi-menekşe renkli koloni oluşturanlar E. coli olarak değerlendirildi. Şüpheli koliform olarak değerlendirilen koloniler daha sonra çizgi ekim yöntemiyle 90 mm çaplı petrilere hazırlanan Yeast Extract Agar (YEA)'a alınarak, 24 saat daha 36 ˚C'de inkübasyona tabi tutuldu. Koliformlar oksidaz negatif özellik gösterdiğinden, inkübasyon sonunda öze ile üreme bölgesinden oksidaz test çubuklarına örnek alındı. Oksidaz test çubuğunu negatife döndürenler koliform olarak kabul edildi. Clostridium perfringens analizi için, membran filtrasyon sisteminden geçirilerek anaerobik jarda 42,5˚C'de 24 saat bekletilen Membrane Clostridium perfringens Agar (m-CP) besiyerinde üremiş şüpheli Clostridium perfringens kolonilerine, doğrulama işlemi için pastör pipeti yardımıyla petrinin kapağına amonyak solüsyonu damlatıldı. 20–30 saniye boyunca amonyum hidroksit buharına maruz bırakıldıktan sonra pembe veya kırmızı renge dönüşen opak sarı kolonilerin sayımı yapıldı. Enterekokların analizini yapmak için Membran Filtrasyon Sistemi (MFS)'den geçirilerek Slanetz Bartley (SB) besiyerine yerleştirilen filtre kâğıdı, 36˚C'lik etüvde 48 saat inkübasyona bırakılmıştır. İnkübasyon sonucunda SB besiyerinde üreyen şüpheli Enterekok kolonileri içeren filtre kâğıdı, doğrulama işlemi için 60 mm'lik çaplı petrilere hazırlanmış Safra Eskülin Agar (SEA)'a steril pensle yerleştirilerek 42,5˚C de 2 saat boyunca inkübe edildi. SEA'da zeytin yeşiline dönüşen koloniler Enterokok kolonileri olarak kabul edildi. P. aeruginosa analizi için 36˚C'de 48 saat inkübasyon sonunda üreme görülen CN besiyerindeki kolonilere önce UV ışık altında bakıldı. UV ışık altında floresan pigment gösteren koloniler, şüpheli P. aeruginosa olarak değerlendirilerek YEA'a çizgi yöntemiyle ekildi ve 24 saat 36˚C'de tekrar inkübasyona bırakıldı. İnkübasyon sonucunda YEA'daki üreme bölgesinden öze ile alınan örnekler, Acetamide Broth (AB) çözeltisine aktarılarak 36˚C'lik etüvde 24 saat boyunca acetamitten amonyak oluşumu için inkübasyona bırakıldı. İnkübasyon sonucunda nessler reaktifinden pastör pipetiyle birkaç damla alınarak AB'li tüplere damlatıldı. Derişime bağlı olarak sarıdan tuğla kırmızısına kadar değişen bir rengin meydana gelmesi amonyak üretiminin pozitif olduğunu gösterdiğinden, P. aeruginosa'nın bu test sonucunda petride ve örnekte bulunduğu sonucunu varıldı. Sulardaki kimyasal kirlilik göstergeleri olan amonyak (NH₄), nitrit (NO₂), nitrat (NO₃) ve fosfat (PO₄) ölçümleri test kitleri yardımıyla spektrofotometrede yapılmıştır. pH ve iletkenlik değerleri pH metre cihazı kullanılarak ölçülmüş olup Kimyasal Oksiyen İhtiyacı (KOİ) değeri ise tesisteki cihazdan temin edilmiştir. Alınan 12 adet numunenin mikrobiyolojik analizlerinin sonucunda koliform koloni sayısı 474000 (koloni oluşturan birim) kob/100 ml ile 17700 kob/100 ml aralığında; E. coli koloni sayısı 180000 kob/100 ml ile 4700 kob/100 ml arasında değiştiği görülmüştür. Doğada çok yaygın bulunan ve sporlarının canlılığını uzun süre sürdürebildiği fekal kontaminasyonun göstergesi olan C. perfringens'in değerlerinin 2000 kob/100 ml ile 300 kob/100 ml aralığında olduğu tespit edilmiştir. İntestinal enterekokların tespitinde ise bulunan koloni sayıları 60000 kob/100ml ile 4500 kob/100 ml aralığındadır. İnsan için fırsatçı patojen mikroorganizma olan P. aeruginosa' nın analiz sonuçlarında ise koloni sayısının 70000 kob/100 ml ile 5000 kob/100 ml aralığında değiştiği görülmüştür. Nutrient maddelerden olan azotlu bileşiklerin ve fosfatın kimyasal ölçümlerde sınır değerlerde olduğu, iletkenlik düzeyinin 966 µS/cm ile 637 µS/cm arasında değiştiği görülmüştür. pH değerleri ise en yüksek 7,67; en düşük 6,95 olarak ölçülmüş olup evsel nitelikli atık suların parametre değerlerine uygun aralıkta bulunmuştur. Mikrobiyolojik kirliliğin daha azami seviyelere çekilerek çevre için daha korunaklı bir yapı oluşturulması için ikincil arıtıma ek olarak çeşitli dezenfeksiyon yöntemlerinin kullanılmasının yararlı olabileceği düşünülmektedir.

Diğdem Yelek
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Allium scodoprasum subsp. Rotundum, Allium staticiforme ve Allium subhirsutum türlerinin antimikrobiyal ve antioksidan aktivitelerinin araştırılması

Bu çalışmada aseton ve metanol ile hazırlanan Allium scorodoprasum L. subsp. rotundum, Allium staticiforme ve Allium subhirsutum ekstraktlarının B. subtilis ATCC 6633, S. aureus ATCC 29213, E. faecalis ATCC 29212, S. typhimurium ATCC 14028, E. coli ATCC 25922, S. epidermidis ATCC 12228, P. aeruginosa ATCC 27853 ve C. albicans ATCC 1029 suşlarına karşı disk difüzyon yöntemi kullanılarak antimikrobiyal etkileri araştırılmıştır. Ayrıca Allium staticiforme ve Allium subhirsutum metanolik ekstraktlarının DPPH yöntemi kullanılarak antioksidan aktiviteleri ve Folin-Ciocalteu reaktifi ile toplam fenolikleri belirlenmiştir. Allium staticiforme ve Allium subhirsutum ekstraktlarının C. albicans üzerinde yüksek antifungal aktivite gösterdiği belirlenirken, kullanılan bakteriler üzerinde geniş spektrumlu antbakteriyel aktiviteye sahip olduğu tespit edilmiştir. Allium scorodoprasum L. subsp. rotundum ekstraktlarının antimikrobiyal aktivite göstermediği belirlenmiştir. Allium staticiforme ve Allium subhirsutum ekstraktlarının IC50 değerleri 800-1300 µg/mL arasında olduğu gözlenmiştir. Türkiye florasındaki Allium staticiforme, Allium subhirsutum bitkilerinin yeni bir antifungal kaynak olarak kullanılabileceği önerilebilir

Alican Bahadır Semerci
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Paeonia peregrina L., Salix babylonica L. ve Salix alba L. bitkilerinin antibakteriyel aktivitesinin araştırılması

Bu çalışmada Paeonia peregrina L., bitkisinin yaprak, dal ve kök, Salix alba L., Salix babylonica L. bitkilerinin yaprak ve genç dalların kabuk kısımlarının etanol, metanol, aseton, hekzan, distile su, kloroform ve etil asetat çözüleri kullanılarak hazırlanan ekstraktların Bacillus subtilis ATCC 6633, Escherichia coli ATCC 25922, Enterecoccus faecalis ATCC 29212, Staphylococcus aureus ATCC 29213, Staphlococcus epidermidis ATCC 12228 ve Salmonella typhimurium ATCC 14028 suşları üzerindeki antibakteriyel etkileri disk difüzyon yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Paeonia peregrina L. yaprak ekstraktlarının S. aureus bakterileri üzerinde yüksek antibakteriyel aktivite gösterdiği belirlenmiş ve test bakterileri üzerinde geniş spektrumlu antibakteriyel etki tespit edilmiştir. Salix alba L. ekstraklarının S. epidermidis ve E. coli bakterileri üzerinde orta seviyede antibakteriyel aktivite belirlenmiştir. Salix babylonica L. ekstraktlarının sınırlı antibakteriyel etki gösterdiği belirlenmiştir.

Dilek İnceçayır
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sefpodoksim proksetil içeren antibiyotiklerin yöntem validasyonu

Anahtar kelimeler: antibiyotik, yöntem validasyonu, laktamator, penaz, ilaç, sefalosporin, sefpodoksim proksetil Silahlar ne kadar öldürücüyse ilaçlar da en az o kadar öldürücüdür. Ani ve nicel olarak gözlenebilecek çoklukta olmasa da sürekliliği ve yeryüzünün her yerinde neden olduğu ölümlerin toplamı hesaplandığında, ilaçların ve kullanım sonuçlarının savaşlardan daha fazla öldürücü olduğu kesindir. Üretilen ilaçların mikrobiyolojik analizlerinin çoğu Avrupa Farmakopesi baz alınarak yapılmaktadır. Vitamin, ağrı kesici vb. ilaçların mikrobiyolojik analizlerinde bir aksilik görülmezken antibiyotik ve türevlerinde sorun görülmektedir. Çünkü antibiyotikler bakteriyal kontaminasyonu inhibe etmektedir. Sağlıklı sonuçların elde edilmesi ve en iyi sonuç alınan analiz yönteminin belirlenmesi için ilaca özgü yöntem validasyonunun yapılması gerekmektedir. 90 mL peptona inoküle edilen mikroorganizmaların 10-5'lik dilisyonundan 1 mL ilave edilmiş ve üzerine 10 g antibiyotik eklenerek karıştırıldı. Ayrıca peptona nötralize edici ajan olarak 0.2 mL penaz veya 0.1 mL laktamator eklenerek üç deney grubu oluşturuldu. Membran fitrasyon ve dökme ekim yöntemleri kullanılarak nötralize edici ajanların(penaz ve laktomotorun) sefpodoksim proksetil etken maddeli antibiyotiği inhibe edicilik oranları belirlenmiştir. Deney sonucunda membran filtrasyon yönteminin sefpodoksim proksetil içerikli antibiyotiğin mikrobiyal kalitesinin belirlenmesinde en uygun yöntem olduğu belirlenmiştir. Penaz ile yapılan deney sonuçlarında verim en yüksek %8 iken, laktamotor ile yapılan deney sonuçlarının %92 olduğu gözlenmiştir. Dökme ekim yöntemindeki uygulamalar antibiyotiğin etkisini inhibe etmede yetersiz kalmış ve bu yüzden test grubunda üreme gözlenmemiştir. Nötralize edici ajan olarak laktamatorun sefpodoksim proksetil içerikli antibiyotiği inhibe ettiği tespit edilmiştir.

Şenay Gülşen Varol
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı hayvanlardan farklı zamanlarda elde edilen kolostrumun antimikrobiyal özellikleri üzerine bir araştırma

Anahtar kelimeler: Kolostrum, antimikrobiyal aktivite, manda, koyun, inek. Bu çalışmada koyun, manda ve üç farklı inekten hijyenik şartlarda sağılan 1. gün ve 5. gün kolostrum sütlerinden direkt özütleme ve soxhlet yöntemiyle elde edilen ekstrakların B. subtilis ATCC 6633, S. aureus ATCC 29213, E. faecalis ATCC 29212, S. typhimurium ATCC 14028, E. coli ATCC 25922, S. epidermidis ATCC 12228, P. aeruginosa ATCC 27853 ve C. albicans ATCC 1029 mikroorganizma suşlarına karşı disk difüzyon yöntemi kullanılarak antimikrobiyal aktivitesi araştırılmıştır. Bu çalışma manda, koyun ve inek türlerinden elde edilen kolostrumların farklı yöntemler kullanılarak geniş çaplı antibakteriyel etkisinin araştırıldığı ilk çalışmadır. Çalışma daha önce denenmemiş olması yönüyle önemlidir. Kolostrumun içerdiği bileşenler dolayısıyla antimikrobiyal özellik taşıdığı fakat etken maddenin kullanılan birçok yönteme rağmen yeterli düzeyde açığa çıkarılamamasından kaynaklı olarak olumlu sonuç alınamadığı düşünülmektedir. Yapılan bu çalışmaların geliştirilerek yaygınlaştırılması ile sentetik antimikrobiyal madde kaynakları yerine doğal antimikrobiyal madde kaynakları alternatif olabilecektir.

Yasemin İkizkaya Akar
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Poyrazlar gölünün mikrobiyolojik kirlilik seviyesinin belirlenmesi

Bu araştırmada, Sakarya ili sınırları içerisinde yer alan Poyrazlar Gölü'nden Kasım 2018- Eylül 2019 tarihleri arasında belirli aralıklar ile 20 farklı noktadan örnekler alınarak gölün mikrobiyal kalitesi araştırılmıştır. Mikrobiyolojik analizler, membran filtrasyon yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Belirli aralıklar ile alınan örneklerde toplam koliform bakteri, fekal koliform bakteri, fekal streptekok, E. coli ve toplam canlı sayısı belirlenerek, sıcaklık, pH, toplam çözünen katı madde, iletkenlik ve çözünmüş oksijen değerleri ile ilişkilendirilmiştir. Toplam canlı sayısı >6 ve <24 kob/mL arasında, E. coli >3 ve <13 kob/mL arasında, fekal koliform bakteri sayısı >6 ve <24 kob/mL arasında, toplam koliform bakteri sayısı >28 ve <288 kob/mL arasında, fekal streptokok bakteri sayısı >1 ve <24 kob/mL arasında olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlarda gölün ortalama sıcaklık değeri 17,2 °C, çözünmüş oksijen değeri 2,5 mg/L, çözünmüş katı madde oranı 123,4 mg/L-1 elektriksel iletkenlik değeri 198,7 µS cm-1, pH değeri ise 7,5 olarak ölçülmüştür. Suyun fiziksel parametreleri ve bakterilerin dağılımlarının birbirleriyle olan ilişkisi SPSS 20. kullanılarak istatistiksel olarak değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlarda p<0,05 seviyesinde fekal koliform ile toplam çözünmüş katı madde arasında 0,829 korelasyon katsayısı ile pozitif, elektriksel iletkenlik ile sıcaklık arasında -0,829 negatif korelasyon bağlantısı tespit edilmiştir. İstatiksel analizler sonucunda p<0,05 seviyesinde E. coli ile toplam canlı miktarı arasında 0,886 ile pozitif korelasyon olduğu tespit edilmiştir. Çalışma alanının mikrobiyolojik kirliliği Yüzeysel Su Kalitesi Yönetimi Yönetmeliği'ne göre değerlendirilmiştir. Poyrazlar Gölü Yüzeysel Su Kalitesi Yönetimi Yönetmeliği standartlarına göre değerlendirildiğinde, sıcaklık, pH, toplam çözünmüş katı madde, elektriksel iletkenlik açısından I. Sınıf, fekal koliform, toplam koliform açısından II. Sınıf, çözünmüş oksijen açısından IV. Sınıf su kalitesinde olduğu tespit edilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre Poyrazlar Gölü'nün henüz mikrobiyolojik kalite yönünden kirli olmayan, fakat kirlilik sınırına yakın değerlere sahip olduğu belirlenmiştir. Gölün ileriki zamanlarda kirlik düzeyinin artmaması için göl çevresindeki evsel atıkların ve hayvansal atıkların göle karışması engellenmeli, gerekli önlemlerin alınması konusunda halk bilinçlendirilmelidir. Ayrıca gölün diğer fiziksel ve kimyasal özellikleri detaylı olarak araştırılmalıdır.

Fekal kirlilikFekal koliformMikrobiyolojik kalite+1
Nilay Mustafa
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
10
Master'sOpen AccessTR

Cylamen coum, colchicum turcicum ve colchicum bornmuelleri bitkilerinin antimikrobiyal ve antioksidan etkilerinin araştırılması

Anahtar kelimeler: Cyclamen, Colchicum, antibakteriyel aktivite, antioksidan aktivite, toplam fenolik madde Bu çalışmada etanol ile hazırlanan Cyclamen coum Mill., Colchicum bornmuelleri Freyn ve Colchicum turcicum Janka ekstraktlarının disk difüzyon yöntemi ile B. subtilis ATCC 6633, E. faecalis ATCC 29212, E. coli ATCC 25922 ve S. epidermidis ATCC 12228, S. typhimurium ATCC 14028, P. aeruginosa ATCC 27853 ve C. albicans ATCC 1029, S. aureus ATCC 29213 mikroorganizmalarına karşı antimikrobiyal etkileri araştırılmıştır. Ayrıca hazırlanan ekstraktlarının DPPH süpürme aktivitesi ile antioksidan aktiviteleri ve Folin-Ciocalteu yöntemi ile toplam fenolik madde miktarları belirlenmiştir. Cyclamen coum bitkisinden elde edilen ekstraktların C. albicans üzerinde orta derecede antifungal aktivite gösterdiği belirlenmiştir. Colchicum turcicum ve colchicum bornmuelleri bitkilerinin toprak üstü ekstraktlarının E. faecalis üzerinde antibakteriyel etki gösterdiği belirlenmiştir. Bu ekstraktlar diğer test mikroorganizmaları üzeride antibakteriyel aktivite göstermemiştir. Hazırlanan ekstraktlardan elde edilen en yüksek ve en düşük antioksidan aktivite sonuçları (IC50 değerleri) Colchicum turcicum toprak üstü 14,2 µg/mL, C. bornmuelleri toprak altı 768,65 µg/mL olarak tespit edilmiştir. Çalışmada kullanılan ekstraktlar standart antioksidan madde olan askorbik asit ile karşılaştırıldığında C. bornmuelleri toprak üstü ve C. turcicum toprak üstü ekstraktlarının yüksek antioksidan aktivite gösterdiği tespit edilmiştir. Toplam fenolik madde miktarı C. bornmuelleri bitkisinin toprak üstü kısmından elde edilen ekstraktlarda 191,85 mg GA/100g olarak belirlenmiştir. Cyclamen coum, Colchicum turcicum ve Colchicum bornmuelleri geofit türleri potansiyel antioksidan kaynağı olarak ilaç endüstrisi, takviye edici gıda ürünleri ve gıda koruyucu maddeler olarak çok çeşitli alanlarda kullanılabileceği düşünülmektedir.

Fatih Özcan
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Laktik asidin mısır kepeğinden fermentasyonla üretimi ve iyon değiştirici reçineler ile saflaştırılması

Birçok farklı alanda çeşitli kullanım özelliklerine sahip olan laktik asit, son yıllarda oldukça önemli bir endüstriyel ürün özelliği kazanmıştır. Gıda, eczacılık, kozmetik, tıp gibi endüstrilerde kullanılması, pazarının hızlı bir şekilde büyümesini sağlamış, özellikle yeşil endüstrinin önem kazandığı günümüzde laktik asidin değeri artmıştır. Biyoçözünür bir malzeme olarak biyoplastik ana hammaddesi olan polilaktik asidin (PLA) üretilmesinde laktik asidin kullanılması, bu önemi daha da arttırmıştır. Laktik asidin üretilmesinde karbonhidrat kaynağı olarak değişik endüstrilerin karbonhidrat içeren atıklarından faydalanmak gerek geri dönüşümün sağlanabilmesi gerekse ucuz hammadde kaynağı bakımından önemlidir. Tarımsal işletmeler bu kaynağın en önemli olanlarından olup, nişasta ve şeker endüstrisi de bunlardan biridir. Mısırdan nişasta üreten işletmelerde yan ürün olarak ortaya çıkan mısır kepeği yem endüstrisinde değerlendirilmektedir. Mısır kepeğinin sadece yem endüstrisinde değerlendirilmesi, içerdiği nişasta bakımından israf olarak düşünülebilir. Çünkü kepek üzerinde kalan nişasta ile birlikte selülozun bir kısmının hidrolizasyonu ile elde edilecek şekerin laktik asit üretiminde değerlendirilmesi ve geriye kalan hidrolize olmayan selülozun ise yine yem endüstrisinde değerlendirilmesi, kepeğin ekonomik değerinden bir şey kaybettirmediği gibi karbonhidrat kaynağı olarak kullanılması ekonomik değer kazandırmaktadır. Bu çalışmada, nişasta üretim endüstrisinde ıslak öğütme prosesi sonunda mısırdan yan ürün olarak elde edilen mısır kepeğinin içerdiği nişastanın ve selülozun hidrolizasyonu sonucu elde edilen ve substrat olarak kullanılan şekerin, fermentasyon yöntemi ile laktik asit üretiminde kullanılması amaçlanmıştır. Hidrolizasyon ile azami ölçüde şeker konsantrasyonu elde edilmesine ve fermentasyon veriminin yüksek tutulmasına etki edecek olan hidrolizasyon şartlarının belirlenmesi çalışmaları yapılmıştır. Üretilen laktik asit, iyon değiştirici reçine işlemleri uygulanarak fermentasyon sıvısından saflaştırılmaya çalışılmıştır. Hidrolizasyon işlemleri sonucunda en fazla %9 toplam şeker konsantrasyonu elde edilmiştir. Fermentasyon sonunda %71 oranında verim ile %6,12 laktik asit konsantrasyonuna ulaşılmıştır. İyon değiştirici reçine işlemleri sonucunda ise ortalama %98 oranında laktik asit kazanımı sağlanmıştır. Şeker konsantrasyonunun laktik asit üretim verimi üzerinde etkisini belirlemek amacıyla hidrolizasyon işlemleri sonucunda elde edilen %9 toplam şeker, %6 ve %3 oranlarına seyreltilerek fermentasyon çalışmaları ayrıca yapılmış olup, laktik asit üretim verimleri sırasıyla %73 ve %72 olarak belirlenmiştir. Seyreltilen şeker konsantrasyonlarının kullanıldığı fermentasyonlar sonucu elde edilen laktik asidin fermentasyon ortamından saflaştırılması işlemlerinde geri kazanım oranlarında düşüş olduğu belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Mısır kepeği, fermentasyon, laktik asit, iyon değiştirici reçine

Tuğba Konca
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Çeşitli süt ürünlerinden elde edilen sabunların antimikrobiyal etkilerinin belirlenmesi

Anahtar kelimeler: Fermante süt ürünleri, Sabun, Antibakteriyel aktivite Doğal ürünler kullanılarak daha çevreci sabun üretimi beklentisi, sabunlarda kullanılan sentetik kimyasallar için umut verici bir alternatiftir. Son zamanlarda, sabun formülasyonu için antioksidan ve antimikrobiyal bakımından zengin biyokütle atıklarının değerlendirilmesi, artan araştırma ilgisini çekmiştir. Bu çalışmada çeşitli süt ürünleri (kefir, peynir altı suyu, yoğurt) kullanılarak üretilen katı sabunların Staphylococcus aureus ATCC 29213, Escherichia coli ATCC 25922 ve Staphylococcus epidermidis ATCC 12228 bakterileri üzerindeki antibakteriyel aktivitenin belirlenmesi amaçlanmıştır. Zeytinyağından üretilen kefir, peyniraltı sulu ve yoğurt sulu sabunlar 3 ay bekletildikten sonra istenilen konsantrasyonda (100, 250 ve 500 mg/mL) steril su ile çözülmüştür. Elde edilen konsantrasyondaki sulu sabun çözeltisi steril disklere 20 µL emdirilerek antibakteriyel aktivite için hazır hale getirilmiştir. Antibakteriyel aktivitenin belirlenmesi için disk difizyon yöntemi uygulanmıştır. Pozitif kontrol olarak piyasada satılan antibakteriyel bir sabun ve Gentamicin antibiyotiği, negatif kontrol olarak fermante süt ürünü içermeyen sabun üretilerek deneyde kullanılmıştır. Deney sonuçlarında pozitif kontrolün tüm konsantrasyonlarda test mikroorganizmaları üzerinde antibakteriyel etkisi olduğu belirlenmiştir. E. coli bakteri üzerinde 500 mg/mL konsantrasyondaki peyniraltı suyundan üretilen sabun 10 mm, yoğurt suyu 10 mm, kefir 12 mm ve pozitif kontrol 14 mm inhibisyon zon çapı oluşturmuştur. Fermante süt ürünlerinden elde sabunların 500 mg/mL konsantrasyonda E. coli üzerinde etkili olduğu belirlenirken diğer konsantrayonlarda düşük aktivite gösterdiği tespit edilmiştir. Kefirli sabunun diğer sabunlara göre daha yüksek aktivite göstermesi, içerdiği yararlı mikroorganizmalara ve onların ürettikleri metabolitlere bağlı olabileceğini düşündürdü. S. aureus ve S. epidermidis üzerinde üretilen sabunların antibakteriyel aktivitesi olmadığı görülmüştür.

Antibakteriyel ajanlarAntienfektif ajanlarFermentasyon+4
Nursel Aydemir
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Covid-19 tanısı için SARS-CoV-2 hızlı antijen test kitinin performansının RT-qPCR testi ile karşılaştırılması

Günümüzün pandemisi olarak tarihe geçen SARS-CoV-2 virüsünün sebep olduğu COVID-19 salgınının, SARS-CoV-2 özelinde rutin mikrobiyolojik tanıda altın standartı, uygun klinik örneklerde viral RNA varlığının tespitini yapan gerçek zamanlı revers transkriptaz-polimeraz zincir reaksiyonu (q-RT-PCR)'dur. COVID-19 hastalığının serolojik tanısında viral proteinlerin saptanması amacıyla geliştirilen antijen testleri de yaygınlaştırılmaya başlanmıştır. Bu çalışmanın amacı, SARS-CoV2 antijeninin saptanması için hızlı bir immünokromatografik test olan Hızlı Antigen test performansının PCR'a kıyasla değerlendirilmesidir. Bu amaç kapsamında gönüllülerden nazofarengeal sürüntü yöntemiyle alınan numuneler, eş zamanlı olarak çalışıldı ve çıkan sonuçlar, yaş, cinsiyet, Ct değeri, görülen semptomlar gibi parametreler ışığında değerlendirildi. 185 kişilik çalışma grubumuzdan 148 kişinin PCR ve Hızlı Antijen test sonuçları uyumluluk gösterirken, 37 kişinin sonuçlarında uyumsuzluk görülmüştür. Genel olarak antijen testinde SARS-CoV-2 enfeksiyonun saptanması için duyarlılığına ve özgüllüğüne bakıldığında sırasıyla %63 ve %100 olduğu görülmüştür. Antijen testinin doğruluğunun %80 (Cohen's K=0,690, %95,p<0,001) olduğu saptanmıştır. Covid-19 pandemisinde, negatif-pozitif sonuçların teşhisi için, RT-PCR testinin yüksek duyarlılığı ile Rapid antijen testinin duyarlılığı ve özgüllüğünün araştırılması ve bu çalışmaların verilerinin genişletilmesine yardımcı olmak adına önemli bir veri literatüre kazandırılmıştır. Enfekte bireylerin erken teşhis edilmesi, tedavisi, izolasyonu ve temaslıları da içeren hasta yönetimi gibi stratejiler, virüsün yayılım hızını yavaşlatmak, enfeksiyonu kontrol altında tutmak gibi yararlar sağlar. Bu bakımdan, COVID-19'un zamanında ve doğru laboratuvar tanısının konması için yeni yöntemlerin geliştirilmesine ve yeni yöntemlerin duyarlıklarının araştırılmasına ihtiyaç olduğu düşüncesindeyiz.

AntijenlerCOVID 19Polimeraz zincirleme reaksiyonu
Sena Ölçer
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00

Other supervisors