Theses supervised by Prof. Dr. Candan Terviel
15 theses · Hacettepe University
At figürü üzerine artistik uygulamalar
Sanat tarihinde hayvan figürü sanatçıların kendilerini ifade etmesinde vazgeçemedikleri bir konu olmuştur. At formu geçmişten günümüze sosyal ve kültürel mirasımızda yer edinmiştir. Bireyin kendini anlatmada özdeşleştirdiği at formunda birçok simgesel güçlü anlamlar saklıdır. Başta özgürlük, kahramanlık, çeviklik, atılganlık, dostluk ve estetik çizgiler olduğundan, zengin ifade sembollerini barındırmaktadır. Bu zengin sembolleri kullanarak kişi kendini sanat yoluyla ifade edebilir. Ülkemiz seramik sanatında at konusu çok çeşitli şekillerde ele alınmış olabilir. At formu bu çalışmada düşünsel özgürlükle özdeşleştiği için seçilmiştir. Seramiğin plastikliği ile atın estetik duruşu eşsiz varyasyonlara yol açmaktadır. Anılarda atla olan karşılaşmalar tasarımların itici gücü oldu. Eserler mitoloji, gelenek-görenek ve at simgesinin yarattığı öznel duygularla şekillendirildi. Bu çalışmada; malzemenin sınırsız olanaklarını değerlendirme çabası, at formlarındaki döngü, içindeki savrulma ve her an ileri atılma eylemi ve bireyin kendi içindeki özgür olma arayışıyla birleşti. Birey olarak benim varoluş sürecim; sanat yoluyla özümde kendimi arayıp bulma hikayem ile ilişkilidir.
Anadolu'da kullanılan ağırşaklar ve çağdaş seramik sanatında yorumları
Günümüzdeki gibi eskiçağda da insanların en temel ihtiyaçlarından biri giyimdir. İnsanların vazgeçemedikleri giysi için hayvansal ve bitkisel hammaddelerden ip üretimi ve bunların dokunarak kumaş elde edilmesi eskiçağın önemli endüstrilerinden birini oluşturmuştur. İp eğirme işi kadınların yaptığı en önemli görevlerinden biri olmuştur. Eskiçağ 'da, yunun eğrilerek ipe dönüştürülmesinde iğ, ağırşak kullanılmıştır. Elde yün eğirmeye yarayan kil, kemik, metal ve ahşaptan yapılmış araç olarak bilinen ağırşaklar Eskiçağda Anadolu'da birçok yerleşim biriminde kullanılmışlardır. Eskiçağlardan yakın geçmişe kadar varlığını koruyan bu nesneler arkeoloji biliminin ilgisi çekmiş ancak sanatın malzemesi haline yurt dışında birkaç çalışma hariç gelmemiştir. Bu çalışmada ağırşakların Anadolu'da eskiçağlardan günümüze serüveni anlatılacak ve çağdaş seramik sanatı sınırları içerisinde yorumları hedeflenmektedir.
Çömlekçi çarkında üretilen çağdaş hediyelik eşya tasarımına ilişkin özgün uygulamalar
Hediye verme geleneği ilk çağlardan itibaren süre gelen insana özgü bir davranış ve alışkanlık biçimidir. Doğum, düğün, bayram, özel günler ve hatta ölümde bile eskiden beri bu alışkanlık süre gelmektedir. Bulunulan çağda özel günlere hızla yenileri eklenmiş, gelişmiş olan teknoloji ve iletişim araçları ile yaygın hale gelmiş "hediye kültürü" dünya çapında büyük bir sektöre dönüşmüştür. Makineleşme sonucu birçok alanda olduğu gibi, hediyelik eşya sektöründe de önemli maddi kaygılar oluşmaktadır. Hediyelik eşyada ön planda tutulması gereken tasarım özellikleri göz ardı edilmemiştir. Dünyada ki yeni gelişmeler, kültürlerarası ilişkiler, hızlı iletişim ve daha pek çok nedenle hediyelik eşya sektöründe, tasarlanan ürünlerin pratik, sembolik ve estetik açıdan işlevlerini en iyi şekilde yerine getirmeleri oldukça önemli görülmektedir. Seramik hediyelik eşyalarda çağın gereksinimlerine yanıt veren, sağlıklı, kullanışlı, estetik, kalıcı ürünlerin üretilmesinde örnek olması umulan bu çalışmada, yerleşik tasarım bilgileri, sosyal ve toplumsal veriler, seramik ürün ve üretim tekniklerine uygun tasarımlar geliştirilmeye çalışılmıştır. Tekerleğin icadı ile yaklaşık aynı tarihlere rastlayan çömlekçi çarkının bulunuşu, çanak- çömlek imalatının daha seri ve kolay bir biçimde üretilmesini sağladığı gibi, seramik ürünlerin de gelişimine büyük ölçüde katkıda bulunmuştur. Pişirme ve sır tekniklerinin gelişimiyle birlikte daha nitelikli ve sağlam ürünler elde edilmiştir. "Çömlekçi Çarkında Üretilen Çağdaş Hediyelik Eşya Tasarımına İlişkin Özgün Uygulamalar" adlı araştırmayla, yapılan seramik tasarımlarında form, estetik, biçim kuralları göz önünde tutularak, bu bağlamda çalışma yapan günümüz çağdaş seramik sanatçılarının çalışmaları, araştırılmış ve seramik teknikleri içinden geleneksel çömlekçi çarkı ve at temalı tasarımlarla sınırlandırılmış, terra cotta ve sırlı, elektrikli fırında pişirilmiş özgün seramik formlar üretilmiştir.
Cam tornası ve çömlekçi çarkı ile artistik cam uygulamaları
'Cam Tornası ve Çömlekçi Çarkı İle Artistik Cam Uygulamaları' araştırması, torna kültürü içinde özellikle cam torna yönteminin, cam sanatçıları ve akademik camiada yeni bir konu olması nedeniyle seçilmiştir. Bu araştırma ile seramik disiplinini ve eğitimini almış kişilerin, seramik şekillendirme yöntemlerini, özellikle çömlekçi çarkını kullanarak cam malzemeyi nasıl şekillendirebileceğini göstermek ve artistik cam tabak formları şekillendirmek amaçlanmıştır. Çalışma iki bölümde ele alınmış; birinci bölümde; camın tanımı, tarihi, özellikleri ve çömlekçi çarkının tarihinden cam tornanın bugün mevcut formuna nasıl ulaştığı konusu, cam torna yönteminin ne olduğu, tanımı, nasıl çalıştığı incelenmiştir. Endüstriyel yöntem olarak kullanılan cam tornasının ve borosilikat cam malzemenin sanatsal cam form elde emek için, cam şekillendirme ve dekor süreçleri fotoğraf görselleri ve açıklamalar şeklinde anlatılmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde ise, çömlekçi çarkı yöntemiyle, seramik açık kalıplar imal edilmiş, kalıplar üzerinde şeffaf, renkli ve genellikle 3mm kalınlığında yuvarlak, düz cam plakaların füzyon fırınında ısıl işleme tabii tutularak şekillendirilmeleri yapılmıştır. İki cam arasına kil, emay ve cam boyaları ile yapılan dekor uygulamaları, çökertme ve cam hamuru (pate de verre) teknikleri ile geleneksel Çanakkale seramiklerinin yayvan tabak formları ve desenleri yorumlanmıştır. Geleneksel ve endüstriyel alanda evrensel düzeyde bilinen ve kullanılan tornanın, sanatsal ifade olanakları seramik torna ve cam tornası çerçevesinde çok yönlü olarak incelenmiş ve araştırma kapsamında özgün uygulamalar yapılmıştır.
Plastik sanatlar özelinde beynin işleyişi üzerine figüratif çözümlemeler
Plastik sanatlar özelinde beynin işleyişi üzerine figüratif çözümlemeler olarak ele alınan metin, sanatta multidisipliner yaklaşım, geçmiş-güncel birlikteliğinin sorgulanması, kişisel seramik büst uygulamaları aracılığıyla da tartışılması ve temellendirilmesi üzerine kuruludur. Araştırmanın problem durumu ve araştırmayı oluşturan sanat yapma eylemi "beynin işleyişi" temelinde incelenmiştir. Beynin plastikliği ve beyin işlevlerinin bireysel kullanım farklılığı konusunda "beyin hastalıkları-sanat (üretim) ilişkisi" kapsamında Alzheimer hastalığı, şizofreni, otizm spektrum bozukluğu gibi nörolojik ve/veya psikiyatrik hastalıkların resim ve seramik sanatına yansımalarına yer verilmiştir. Çalışmanın özünü oluşturan uygulama ile ilgili bölümde ise konuya ilişkin giriş ve kapsam, günümüzde kimi şizofreni kimi otizm spektrum bozukluğu olan ve/veya olduğu düşünülen 19. ve 20. yy sanatçı ve yazarlarından bazılarının psikobiyografileri üzerinden yapılmıştır. Söz konusu sanatçı ve yazarlara ait olaylar üzerinde bilimsel ölçekte kesin bulguların olmaması nedeniyle psikoanalitik yaklaşım bağlamında açıklamalar getirilerek, bu doğrultuda figüratif çözümleme anlayışıyla kilden şekillendirilen büstler yapılmıştır. Bu bağlamsal çerçevede, sanatçılara yüklenen anlamlar uygulama görsellerine aktarılmıştır. Klasik anlamda üretilen büstler aslında klasik form ve sanat anlayışıyla güncel sanat yapabilmenin de göstergesi niteliğindedir. Böylece geçmiş ve günümüz arasındaki paralelliği ve karşıtlığı da gündeme getirmektedir. Aynı zamanda metin; büst uygulamalarındaki seramik üretim sürecinin açıklanmasından, psikoanalitik süreçlerin konu edilmesinden ve görünmeyeni görünür hale getirme uğraşında yaşanan fikri devinimin sanat adına plastik bir dille yorumlanmasından oluşmaktadır. Anahtar Sözcükler: Sanat, Plastik Sanatlar, Seramik, Büst, Beyin, Psikoanalitik Yaklaşım, Psikobiyografi.
Toplamalı sırların seramik form ve yüzeylere uygulanması
Toplanmalı sırlar, artistik sırlar arasında yer almaktadır. Bu sırlar pişme sırasında damarlar ve adacıklar şeklinde çekilerek, yüzeyde alttaki sır veya çamur görülecek şeklinde toplanır. Toplanmalı sırlar, uygulandıkları seramik ürünlere sanatsal anlamda değer katmaktadır. Artistik sırların en önemli özelliği, doku ve renk özellikleridir. Toplanmalı Sırların Seramik Form ve Yüzeylere Uygulanması konulu araştırma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde artistik seramik sırların tanımı ve sınıflandırılması ve toplanmalı sırların tanımı, genel özellikleri ve toplanmalı sır yapımında kullanılan hammaddelerin özellikleri belirtilmiştir. İkinci bölümde toplanmalı sırlarla çalışan ulusal ve uluslararası seramik sanatçıları eserlerinden örnekler verilmiş, üçüncü bölümde ise toplanmalı sır reçeteleri oluşturularak özgün uygulamalarla çalışma tamamlanmıştır. Anahtar Sözcükler Seramik, Form, Toplanmalı Sır
Seramik form ve yüzeylerde resimsel anlatımlar ve imgeler
Bu çalışma kapsamında seramik sanatı ile resim sanatının teknikleri ve birlikte uygulama biçimleri sanatsal bir yol olarak incelenmiştir. Seramik formlarda geleneğin yanı sıra, farklı malzemeye (yağlıboya, vernik, ecco pigment asetat kalemi, toz boyalar, suluboya) ve bu malzemelerle harmanlanmış yeni tekniklere yer verilmesi ve disiplinler arası çalışmaların ortaya konulması amaçlanmıştır. Uygulamalar sırlı ve sırsız yüzeyler üzerine resim sanatında kullanılan teknik ve malzemelerle bütünleştirilmiştir. Sırsız seramik bünyelerin yüzeyleri, uygulanan teknikten sonra parlak vernik sürülerek kalıcılığı sağlanmıştır. Formlara ve yüzeylere uygulanacak imgeler, bir zamanlar yaşanılan, yaşantı kesitlerine yer verilen mekânlar, kişiler ve o mekânlarda bulunan çitlerden oluşturulmuştur. Bu öğelerin izleyici ile göz göze gelmesi ve izleyiciyi uzun bir yolculuğa sürüklemesi; bu yolculuğun O'nun belleğindeki bazı anıları kısa bir süreliğine tekrarlanmasına da neden olabileceği düşüncesi ile yüzeyler kurgulanmıştır. Çalışmalar, biçim ve biçimin arkasındaki içerik bütünleşmesi şeklindedir. Biçimin her parçası, her öğesi kendi içinde bir içeriği taşımayı amaçlamış böylece öğeler parçalanamaz, eksiltilemez bir biçimde bütünleştirilmiştir."Çit" te bu öğelerden bir tanesidir ve dolayısıyla inşa edilen biçim ile beraber şekillendirilerek, plastik bir öğe olarak düşünülmelidir. Formun içinde yer alan "çit", kimi zaman onu inşa eden kişiyi temsil edip, kimi zaman da " terk-edilişini " gösteren, bir imge olarak yerini almaktadır.
Mimarlık-seramik ilişkisi özelinde oluşturulan modüler seramik güneş kırıcılar
"Mimarlık-Seramik İlişkisi Özelinde Oluşturulan Modüler Seramik Güneş Kırıcılar" başlıklı sanat eseri raporunda; öncelikle gölge kavramı üzerinde durulmuştur. Gölgenin sanat tarihi içerisindeki gelişimi, farklı dönem ve sanat disiplinleri açısından irdelenmiş, günümüz çağdaş sanatında farklı alanlardaki gölgenin kullanımına dair örnekler incelenmiştir. Ardından mimaride gün ışığı kullanımının yapı tasarımı için öneminden ve ışık-gölge ilişkisinin mekan algısındaki belirleyici rolünden bahsedilmiştir. Güneş rotasının ve açı değişikliklerinin gün ışığını dolayısı ile yapıları nasıl etkilediği, yaygın gök ışığı ve direkt gelen güneş ışığının doğru kontrolle tasarıma dahil edilmesi koşulunda konfora katkısı anlatılmıştır. Güneş kırıcı tasarımı yapılırken faydalanılan hesaplama yöntemleri açıklanmıştır. Yapı kabuğunda kullanılan gölge elemanları örneklendirilmiş ve güneş kırıcılar sınıflandırılmıştır. Yapılan sınıflandırmadan sonra mimarlık alanında dünyada uygulaması bitirilmiş nitelikli güneş kırıcı örnekler incelenmiştir. Bu örnekler; hareket ve malzeme çeşitliliği açısından irdelenmiş seramik güneş kırıcıları araştırılmıştır. İkinci bölümde bu çalışma kapsamında tasarlanan ve modüler birimlerden oluşturulan özgün seramik güneş kırıcı uygulama önerileri yer almaktadır. Tasarımların fikir aşamasındaki çıkış noktaları, aktarılmak istenen duygu ve düşünceler, kavramsal alt yapısı ve birimlerim üretim aşamaları bu bölümde açıklanmıştır. Önceki bölüm ve gerçekleştirilen uygulamalar sonucunda elde edilen tüm verilerin değerlendirilmesi ve seramik güneş kırıcılarının ekonomik, sanatsal açılardan genel değerlendirmesi yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Gölge, Işık-Gölge, Seramik, Güneş Kırıcı, Mimarlık ve Seramik
Seramik sanat formunda geçirgenlik kavramı
"Seramik Sanat Formunda Geçirgenlik Kavramı" başlıklı sanat eseri raporu; sanat, yaşam ilişkisi içinde geçirgenlik kavramının ele alındığı, farklı disiplinlerden sanatçı eserlerinin irdelenerek, bu kavram üzerinden öznel seramik uygulamaların gerçekleştirildiği bir çalışmadır. Seramik sanatında çoğunlukla porselen ile birlikte anılan saydamlık, ışık geçirgenliği kavramları bu çalışmada seramik alanındaki teknik bir gereklilikten ziyade zihinsel bir sürecin yorumlanması, tartışılması şeklinde ele alınmaktadır. Kilden elde şekillendirilen form yüzeyleri üzerine açılan boşluklar ya da arka arkaya katmanlar oluşturan biçimlerin yerleştirilmesiyle görsel bağlamda önde /arkada, ard/arda, önce /sonra ilişkili ile geçirgenlik etkisi yaratmak amaçlanmıştır. Sanatta Yeterlik sürecinde yaşanılan acı bir kayıp ve bu kaybın yarattığı boşlukla ilişkili ruhun bedenden ayrılması gerçeği, geçirgenlik kavramına yeni bir anlam ve bakış açısı kazandırmıştır. Bu çalışmaya yön veren edebiyat ve psikoloji alanları içinde yer alan iki önemli kavram bulunmaktadır. Bilinç akımı/akışı tekniği ve psikanalizde serbest çağrışım tekniği bu çalışmada da etkin bir biçimde yol gösterici olmuş ve tartışılmıştır. Serbest çağrışım tekniğinde kişi düşüncelerini hiçbir şekilde akıl süzgecinden geçirmeden söyler. Düşünceleri arasında soyut bir akış vardır. Bu bağlam üzerinden düşünceler arasındaki akış seramik form ve yüzeylerde oluşturulan boşluğun yarattığı geçirgenlik ile birleştirilerek kişisel anlayış somutlaştırılmıştır. Geçirgenlik kavramı üzerine kişisel yaklaşım plastik sanatlardan ve edebiyat alanından örneklerle beslenmiştir. Seramik uygulamalar ölüm ve geçirgenlik kavramlarının buluştuğu somut biçimlere dönüşmüş, ölüm sonrası ruhun bedenden ayrılması, öbür dünyaya göçü gibi konular da geçirgenlik kavramı ile birlikte irdelenerek seramik uygulamalara sanatsal bir dille yansıtılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Plastik sanatlar, seramik, geçirgenlik, form, boşluk
Seramik sanat formunda geçirgenlik kavramı
"Seramik Sanat Formunda Geçirgenlik Kavramı" başlıklı sanat eseri raporu; sanat, yaşam ilişkisi içinde geçirgenlik kavramının ele alındığı, farklı disiplinlerden sanatçı eserlerinin irdelenerek, bu kavram üzerinden öznel seramik uygulamaların gerçekleştirildiği bir çalışmadır. Seramik sanatında çoğunlukla porselen ile birlikte anılan saydamlık, ışık geçirgenliği kavramları bu çalışmada seramik alanındaki teknik bir gereklilikten ziyade zihinsel bir sürecin yorumlanması, tartışılması şeklinde ele alınmaktadır. Kilden elde şekillendirilen form yüzeyleri üzerine açılan boşluklar ya da arka arkaya katmanlar oluşturan biçimlerin yerleştirilmesiyle görsel bağlamda önde /arkada, ard/arda, önce /sonra ilişkili ile geçirgenlik etkisi yaratmak amaçlanmıştır. Sanatta Yeterlik sürecinde yaşanılan acı bir kayıp ve bu kaybın yarattığı boşlukla ilişkili ruhun bedenden ayrılması gerçeği, geçirgenlik kavramına yeni bir anlam ve bakış açısı kazandırmıştır. Bu çalışmaya yön veren edebiyat ve psikoloji alanları içinde yer alan iki önemli kavram bulunmaktadır. Bilinç akımı/akışı tekniği ve psikanalizde serbest çağrışım tekniği bu çalışmada da etkin bir biçimde yol gösterici olmuş ve tartışılmıştır. Serbest çağrışım tekniğinde kişi düşüncelerini hiçbir şekilde akıl süzgecinden geçirmeden söyler. Düşünceleri arasında soyut bir akış vardır. Bu bağlam üzerinden düşünceler arasındaki akış seramik form ve yüzeylerde oluşturulan boşluğun yarattığı geçirgenlik ile birleştirilerek kişisel anlayış somutlaştırılmıştır. Geçirgenlik kavramı üzerine kişisel yaklaşım plastik sanatlardan ve edebiyat alanından örneklerle beslenmiştir. Seramik uygulamalar ölüm ve geçirgenlik kavramlarının buluştuğu somut biçimlere dönüşmüş, ölüm sonrası ruhun bedenden ayrılması, öbür dünyaya göçü gibi konular da geçirgenlik kavramı ile birlikte irdelenerek seramik uygulamalara sanatsal bir dille yansıtılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Plastik sanatlar, seramik, geçirgenlik, form, boşluk
Endüstriyel tasarım bağlamında seramik kuş figürleri
Sanatta konu ile biçimin buluşturulduğu "kuş ve seramik" üzerine yapılan bu çalışma 2004' de başlayan ve devam eden süreçte ülkemiz seramik sanatında çokça kullanılan kalıpla çoğaltma yönteminin endüstriyel tasarım boyutu ve pişirim tekniği olarak da sadece raku tekniğinin uygulandığı öznel kuş soyutlamalarından oluşan uzun soluklu bir çalışmadır. Lisansüstü bir inceleme olarak endüstriyel tasarımda "kuş" konusunun genel bir bakış açısıyla ele alındığı bu çalışmada serçe, güvercin, baykuş, tavus kuşu, sülün, frigate, kardinal, ördek gibi kuşlardan seramik soyut figüratif uygulamalar gerçekleştirilmiş literatür çalışmasında ise bu konuda yapılmış olan yurtiçi çalışmalar araştırılmış çalışma kapsamında detaylı yararlanılmıştır. Endüstriyel Tasarım Bağlamında Seramik Kuş Figürleri isimli Yüksek Lisans Sanat Çalışması Raporu'nda endüstriyel tasarım ilkelerine ilişkin bilgilerin literatür ve uygulama düzeyinde araştırması ülkemiz ve uluslararası boyutu ile ele alınmış, sadece bu çalışmaya esin kaynağı olabilen çok az sayıda sanatçı örneklerine yer verilmiştir. Raporun esasını oluşturan öznel uygulamalar ise tüm süreci içeren biçimde tasarım, çizim, boyut, çekirdek model oluşturma,kalıp alma, döküm, kurutma ,rotüş, pişirim ve raku pişirimi şeklinde nasıl bir öznel yaklaşımın olduğu düşüncesinin de savunulduğu anlatımla ortaya konmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelime: Sanat, Endüstriyel Seramik Tasarımı, Seramik Sanatı, Kuş Figürü,
Barış kavramının sanatsal uygulamalarda kurgulanması
Geçmişten günümüze kadar sanat bir iletişim aracı olarak, her dönem kendi çağının sorunlarını ve çözüm önerilerini dile getirirken, çatışmaların yoğun olarak yaşandığı dönemlere ait izler kalıcı sanat yapıtları ile de sanat tarihine damga vurmuştur. Sanatçı yarattığı sanat yapıtlar ile, çoğu zaman toplumsal bir algı yaratmayı amaçlar. Bu nedenle dünya üzerinde yaşanan krizler, savaşlar ve siyasi çatışmalar sanat yapıtları üzerinden okunabilir. 21. yüzyılda savaşın içeriği, şekli, kapsama alanı ve şiddeti en yakın tarihteki İkinci Dünya Savaş'ı ile kıyaslandığında yepyeni ve kavranması zor bir hale bürünmüş, nerede, ne zaman ve nasıl olacağı bilinmeyen yeni korku ve kaygılara yol açacak kitlesel eylemler ve toplu kıyımlarla insanlığı tehdit eder hale gelmiştir. Bu savaşların yarattığı yıkım ve savaş esnasında yaşanılan zorluklar ve kaoslar bütün dünyayı etkilemektedir. Söz konusu bu etki çoçukları da kapsamaktadır ve savaşların en ağır bedelin ne yazık ki çocuklar ödemektedirler. Bu bağlamda "Barış Kavramının Sanatsal Uygulamalarda Kurgulanması" başlıklı bu çalışmada, sanat yolu ile savaşın yaratığı üzüntüye dikkatleri çekebilmek, savaşta çocukların yaşadığı acılara duyulan kaygıyı vurgulamak için bir çocuk oyuncak malzemesi olan "balon" ele alınmış ve tasarlanan seramik uygulamalar sanat nesneleri halini alarak izleyiciye sunulmuştur. Ayrıca, bir iletişim aracı olarak sanatın savaşlara karşı duruşu ve bunun da getirisi olarak anlatılmak istenen durum karşısında farkındalık yaratabilme gücü üzerinde durulup, bu alanda çalışan sanatçılar ve sanat örnekleri üzerinden konu tartışılmıştır.
Barış kavramının sanatsal uygulamalarda kurgulanması
Geçmişten günümüze kadar sanat bir iletişim aracı olarak, her dönem kendi çağının sorunlarını ve çözüm önerilerini dile getirirken, çatışmaların yoğun olarak yaşandığı dönemlere ait izler kalıcı sanat yapıtları ile de sanat tarihine damga vurmuştur. Sanatçı yarattığı sanat yapıtlar ile, çoğu zaman toplumsal bir algı yaratmayı amaçlar. Bu nedenle dünya üzerinde yaşanan krizler, savaşlar ve siyasi çatışmalar sanat yapıtları üzerinden okunabilir. 21. yüzyılda savaşın içeriği, şekli, kapsama alanı ve şiddeti en yakın tarihteki İkinci Dünya Savaş'ı ile kıyaslandığında yepyeni ve kavranması zor bir hale bürünmüş, nerede, ne zaman ve nasıl olacağı bilinmeyen yeni korku ve kaygılara yol açacak kitlesel eylemler ve toplu kıyımlarla insanlığı tehdit eder hale gelmiştir. Bu savaşların yarattığı yıkım ve savaş esnasında yaşanılan zorluklar ve kaoslar bütün dünyayı etkilemektedir. Söz konusu bu etki çoçukları da kapsamaktadır ve savaşların en ağır bedelin ne yazık ki çocuklar ödemektedirler. Bu bağlamda "Barış Kavramının Sanatsal Uygulamalarda Kurgulanması" başlıklı bu çalışmada, sanat yolu ile savaşın yaratığı üzüntüye dikkatleri çekebilmek, savaşta çocukların yaşadığı acılara duyulan kaygıyı vurgulamak için bir çocuk oyuncak malzemesi olan "balon" ele alınmış ve tasarlanan seramik uygulamalar sanat nesneleri halini alarak izleyiciye sunulmuştur. Ayrıca, bir iletişim aracı olarak sanatın savaşlara karşı duruşu ve bunun da getirisi olarak anlatılmak istenen durum karşısında farkındalık yaratabilme gücü üzerinde durulup, bu alanda çalışan sanatçılar ve sanat örnekleri üzerinden konu tartışılmıştır.
At figürü üzerine artistik uygulamalar
Sanat tarihinde hayvan figürü sanatçıların kendilerini ifade etmesinde vazgeçemedikleri bir konu olmuştur. At formu geçmişten günümüze sosyal ve kültürel mirasımızda yer edinmiştir. Bireyin kendini anlatmada özdeşleştirdiği at formunda birçok simgesel güçlü anlamlar saklıdır. Başta özgürlük, kahramanlık, çeviklik, atılganlık, dostluk ve estetik çizgiler olduğundan, zengin ifade sembollerini barındırmaktadır. Bu zengin sembolleri kullanarak kişi kendini sanat yoluyla ifade edebilir. Ülkemiz seramik sanatında at konusu çok çeşitli şekillerde ele alınmış olabilir. At formu bu çalışmada düşünsel özgürlükle özdeşleştiği için seçilmiştir. Seramiğin plastikliği ile atın estetik duruşu eşsiz varyasyonlara yol açmaktadır. Anılarda atla olan karşılaşmalar tasarımların itici gücü oldu. Eserler mitoloji, gelenek-görenek ve at simgesinin yarattığı öznel duygularla şekillendirildi. Bu çalışmada; malzemenin sınırsız olanaklarını değerlendirme çabası, at formlarındaki döngü, içindeki savrulma ve her an ileri atılma eylemi ve bireyin kendi içindeki özgür olma arayışıyla birleşti. Birey olarak benim varoluş sürecim; sanat yoluyla özümde kendimi arayıp bulma hikayem ile ilişkilidir.
At figürü üzerine artistik uygulamalar
Sanat tarihinde hayvan figürü sanatçıların kendilerini ifade etmesinde vazgeçemedikleri bir konu olmuştur. At formu geçmişten günümüze sosyal ve kültürel mirasımızda yer edinmiştir. Bireyin kendini anlatmada özdeşleştirdiği at formunda birçok simgesel güçlü anlamlar saklıdır. Başta özgürlük, kahramanlık, çeviklik, atılganlık, dostluk ve estetik çizgiler olduğundan, zengin ifade sembollerini barındırmaktadır. Bu zengin sembolleri kullanarak kişi kendini sanat yoluyla ifade edebilir. Ülkemiz seramik sanatında at konusu çok çeşitli şekillerde ele alınmış olabilir. At formu bu çalışmada düşünsel özgürlükle özdeşleştiği için seçilmiştir. Seramiğin plastikliği ile atın estetik duruşu eşsiz varyasyonlara yol açmaktadır. Anılarda atla olan karşılaşmalar tasarımların itici gücü oldu. Eserler mitoloji, gelenek-görenek ve at simgesinin yarattığı öznel duygularla şekillendirildi. Bu çalışmada; malzemenin sınırsız olanaklarını değerlendirme çabası, at formlarındaki döngü, içindeki savrulma ve her an ileri atılma eylemi ve bireyin kendi içindeki özgür olma arayışıyla birleşti. Birey olarak benim varoluş sürecim; sanat yoluyla özümde kendimi arayıp bulma hikayem ile ilişkilidir.