Prof. Dr. Hamide Ertepınar danışmanlığındaki tezler
15 tez · İstanbul Aydın University
Lise öğrencilerinin matematik kaygı düzeyleri ile problem çözme becerilerinin incelenmesi
Çalışmada, öğrencilerin matematik kaygı düzeyleri "Matematik Kaygı Ölçeği" (Elçin, 2015) kullanılarak tespit edilmiştir. Öğrencilerin problem çözme becerilerini tespit etmek için "Problem Çözme Envanteri" kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi, 2013-2014 Eğitim-Öğretim yılı içinde İstanbul Anadolu yakasındaki Tuzla ve Pendik İlçelerinde bulunan altı devlet lisesinden (Tuzla Anadolu Lisesi, Behiye-Nevhiz Anadolu Lisesi, Tuzla Endüstri ve Meslek lisesi, Denizcilik Meslek Lisesi, İmam Hatip Lisesi, Pendik Anadolu Lisesi) lise 1., 2., 3. ve 4. sınıf öğrencilerinden toplam 631 kişiden oluşmaktadır. Araştırma verileri; SPSS for Windows 15.0 istatistik paket programıyla analiz edilmiş olup, değişkenlerden normal dağılım gösteren ikili grupların karşılaştırılmasında bağımsız gruplar t testi, normal dağılım gösteren ikiden fazla grup karşılaştırılmalarında tek yönlü varyans analizi (Anova) kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre; problem çözme becerileri alt boyut puanlarının tamamı matematik kaygısındaki toplam varyansın yaklaşık % 20 sini açıklamaktadır. Problem çözme becerileri alt boyutlarının matematik kaygısını yordamadaki göreli önem sırası; kaçınan, aceleci, düşünen, kendine güven, planlı olduğu görülmektedir. Regresyon katsayılarının anlamlılığına ilişkin t-testi sonuçları incelendiğinde; sadece aceleci, düşünen, kaçınan ve kendine güven problem çözme alt boyutlarının matematik kaygısı üzerinde anlamlı bir yordayıcı olduğu görülmektedir. Araştırmanın diğer bulguları literatür ışığında tartışılarak yorumlanmış ve ileride yapılacak araştırmalara yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Matematik, matematik kaygısı, problem, problem çözme, günlük hayatta problem çözme, lise öğrenciler.
Okul yöneticilerinin dönüşümcü liderlik özelliklerinin öğretmen görüşlerine göre araştırılması: Başakşehir ilçe örneği
Sosyal değişmenin odak noktasını oluşturan eğitim örgütleri, değişim sürecinin meydan okumalarına karşı mücadele etmek zorunda kalmaktadır. Bilgi çağında okul yöneticiliği, geleneksel "idareci" rolünden, çağdaş anlamda bir "lider" rolüne doğru bir dönüşüm sürecinden geçmelidir. Geleceğin okul müdürleri; dönüşümcü liderlik davranışlarını yerine getiren, liderlik özellikleri olan ve dönüşüm felsefesini anlayan özelliklere sahip olmalıdır. Yapılan bu araştırmanın amacı okul yöneticilerinin dönüşümcü liderlik özelliklerini, Başakşehir ilçesinde görev yapan ortaokul öğretmen görüşlerine göre araştırmaktır. Dönüşümcü liderliğin okul yöneticilerinde bulunması okul yönetimindeki performansı etkilemesi açısından önem taşımaktadır. Bu yüzden okul yöneticilerinin dönüşümcü liderlik özelliklerine sahip olma düzeylerinin belirlenmesi önem arz etmektedir. Bu bağlamda yapılan araştırmanın evreni İstanbul İli Başakşehir ilçesindeki ortaokullarda görev yapan öğretmenlerdir. Örneklem ise bu öğretmenler içinden seçilen 254 kişiden meydana gelmektedir. Veri toplama aracı olarak Seray TOKSÖZ'ün Yeditepe Üniversitesi'nde hazırladığı "21. Yüzyılın Liderlik Anlayışı Olarak Okul Yöneticilerinin Dönüşümcü Liderlik Özelliklerinin Öğretmenlerin Algılarına Göre Değerlendirilmesi" isimli yüksek lisans tezindeki "Dönüşümcü Liderlik Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen bulgular değerlendirilmiş ve şu sonuçlara ulaşılmıştır: Dönüşümcü liderlik özelliği açısından okul türü, cinsiyet, yaş ve mesleki kıdem değişkenleri arasında anlamlı düzeyde bir farka rastlanmamıştır. Karşılaştırmalardan alınan sonuçlara göre dönüşümcü liderlik özelliklerinden birisi olan idealleştirilmiş etki özelliğinin medeni durum değişkenine göre anlamlı olduğu saptanmıştır. Bekâr öğretmenlerin evli ve dul öğretmenlere göre idealleştirilmiş etki boyutuna daha fazla puan vermişlerdir. Ayrıca dönüşümcü liderlik özelliklerinden tamamının eğitim durumu değişkenine göre anlamlı olduğu saptanmıştır. Bu anlamlılığa göre açık öğretim fakültesi mezunu öğretmenlerin dönüşümcü liderlik özellikleri algılarının diğer gruptaki öğretmenlere göre daha fazla olduğu görülmektedir. Anahtar kelimeler: Lider, Okul yöneticisi, Dönüşümcü liderlik
Halk eğitim merkezi yöneticilerinin liderlik davranışları ile çalışanların motivasyon düzeyleri arasındaki ilişki
Yapılan araştırma neticesinde halk eğitimi merkezleri öğretmenlerinin, yöneticilerinin liderlik davranışlarını nasıl değerlendirdikleri, bu davranışların öğretmenlerin motivasyonuna bir etkisinin olup olmadığı ve tüm bunların öğretmenin kişisel özelliklerine göre farklılık gösterip göstermediğiyle ilgili bilgi toplanmıştır. Halk eğitimi merkezlerinin daha işlevsel olmaları için çalışan motivasyonunun önemli olduğu düşünülmektedir. Bu bağlamda motivasyon düşüklüğünü ortaya çıkaran olumsuzlukların belirlenip ortadan kaldırılması gerekmektedir. Bu araştırmanın liderlik davranışından kaynaklanan motivasyon sorunlarını ortaya çıkaracak olması nedeniyle önemli olduğu düşünülmektedir. Yapılan nicel kısımda elde edilen veriler tarama modeli ile değerlendirilmiştir. Tarama modelleri içinden de genel tarama modeli kullanılmıştır. İstanbul ili Avrupa yakasında bulunan halk eğitimi merkezlerinde çalışan öğretmenler araştırmanın evrenini oluşturmaktadır. Bakırköy, Bahçelievler, Güngören, Bağcılar, Avcılar, Beylikdüzü ve Şişli halk eğitimi merkezlerinde çalışan 142 öğretmen araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Araştırma verilerinin toplanması aşamasında halk eğitim merkezlerinde görev yapan öğretmenlere anket uygulanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Ekvall ve Arvoren (1991) tarafından "Change - Centred Leadership:An Exentision Of The Two Dimensional Model" adlı çalışma için hazırlanan, dilimize Tengilimoğlu (2005) tarafından kazandırılan, 2005 yılında araştırmacı tarafından yapılan araştırmalarda da kullanılan liderlik davranışlarını belirleme anketi kullanılmıştır. Yapılan araştırma sonunda; liderlik ile motivasyon arasında pozitif yönlü bir ilişkinin var olduğu tespit edilmiştir. Yönetici davranışı ölçeğine göre yaş, eğitim durumu ve hizmet süresi değişkenleri arasından anlamlı düzeyde fark görülürken, diğer değişkenler arasında anlamlı farka rastlanmamıştır. Motivasyon ölçeğinde ise; medeni durum ve eğitim değişkenlerinde anlamlı fark görülmüştür.
Sosyokültürel ve sosyoekonomik değişkenlerin PISA fen okuryazarlığını yordama gücünün yıllara göre incelenmesi
Bu araştırmada PISA uygulama dönemlerine (2003, 2006, 2009, 2012) göre 15 yaşındaki Türk öğrencilerin sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik özellikleri (anne ve babalarının eğitim düzeyi, iş yerindeki pozisyonu, ailelerinin kültürel zenginliği, , evlerindeki olanaklar) kapsamında fen okuryazarlığını tutarlı olarak yordayan değişkenlerin bulunup bulunmadığı, varsa bu değişkenlerin neler olduğunun saptanması amaçlanmıştır. Zaman serisi desenlerinden kesit alma yaklaşımına göre verileri toplanan araştırmanın evrenini, 15 yaş 3 ay ile 16 yaş 2 ay yaş aralığında olan tüm Türk öğrenciler oluşturmaktadır. Örneklemini ise bu evrenden tabakalı örnekleme yoluyla seçilmiş PISA 2003 uygulaması için 4855, PISA 2006 uygulaması için 4942, PISA 2009 uygulaması için 4996, PISA 2012 uygulaması için 4848 öğrenci oluşturmaktadır. Türk öğrencilerin fen okuryazarlığı puanlarını yordayan değişkenler PISA öğrenci anketlerinden her dönemde (2003, 2006, 2009, 2012) ortak olarak yer alan sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik özellikleri yoklamaya yönelik maddelerle belirlenmiştir. Araştırmada verilerin analizi, aşamalı çoklu regresyon analizi ile yapılmıştır. Veriler SPSS 20.0 programında çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda analize alınan sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik değişkenlerin PISA uygulamaları için anlamlı yordayıcı olduğu ve öğrencilerin evlerindeki olanaklar, ailenin kültür zenginliği, anne babanın eğitim düzeyi ve iş yerindeki pozisyonu değişkenlerinin Türk öğrencilerin PISA fen okuryazarlığı puanlarını 2003, 2006, 2009 ve 2012 uygulama dönemlerinde tutarlı bir şekilde yordadığı bulunmuştur.
İlk ve ortaokul yöneticilerinin yetki kullanımında ve yetki devrinde yaşadıkları sorunlar
İnsanları bilgiyle donatan eğitim kurumu olarak okulların işlevlerini beklendik düzeyde yerine getirmesinde ve işleyişinin sürekliliğinde en önemli görev kuşkusuz okul yöneticilerindedir. Okul yöneticilerinin yönetim becerileri ve yetki kullanma becerileri okul yönetiminin kalitesini ortaya çıkarır. Okul yöneticilerinin üzerindeki yük arttıkça doğal olarak yetki sınırları da genişlemektedir. Okul-aile iletişiminin artması ve velilerin okul ve öğrenciler hakkında anlık bilgilendirilmesi, internetin hayatımıza bu denli girmesiyle birçok bilginin internete girilmesi, sürekli merkezden gelen mesajlara cevap verilmesi ve öğretmenlere aktarılması gibi birçok görev okul yöneticilerinin yetkilerini arttırmıştır. Okul yöneticisinin artan yetkileri aynı zamanda onlara iş yükü de getirmiştir. Yetkisini paylaşabilen yöneticilerin iş yükü hafiflediği için işlerini daha doğru, daha kısa sürede ve daha az stres altında yapması beklenmektedir. Yöneticinin iş yükünün hafiflemesi okuldaki eğitim-öğretimle daha çok ilgilenmesi için ona zaman sağlayacaktır. Gelişmiş toplumların eğitim sistemlerinin de toplumla beraber değişip gelişir. Değişen koşullar, gelişen teknoloji, ihtiyaç duyulan insan gücündeki değişim, halkın ve devletin eğitimden bekledikleri değiştikçe okuldan beklentilerde armış; beklentiler arttıkça ve koşullar değiştikçe yöneticilerin farklı alanlarda yetkileri doğmuştur. Türkiye 'de İlk defa 1953-54 ders yılında Gazi Eğitim Enstitüsü Pedagojik ve Özel Eğitim Bölümlerinde rehberlik bağımsız bir ders olarak programda yer almıştır (meb, 2014). 1950'lerden önce mesleki yönlendirmeden veya internet hayatımıza bu kadar girmeden önce e-okuldan, veli ve öğrenciyi internet üzerinden bilgilendirmekten bahsedemezdik. Bu ve bunun gibi daha nice yenilik yöneticilere yeni görevler ve yeni yetkiler yüklemiştir. Artık yetkiler o kadar artmıştır ki bir insanın tek başına altından kalkamayacağı bir hale gelmiştir. Burada yöneticinin yöneticilik becerilerinin yanı sıra yetki kullanma ve yetki paylaşabilme becerileri de önem kazanmıştır. Yönetimin bir bilim olarak araştırılmaya başladığı 1900' lü yılların başında, yönetim daha çok güç ve otorite kullanarak iş görenlere iş yaptırabilme olarak tanımlanırken, çağdaş yaklaşımlar yönetimi iş görenlere güdüleme yoluyla iş yaptırabilme veya insan gücünü en yüksek performansa çıkarma ve insan gücünden en yüksek verimi elde etme olarak kabul etmektedir (Eren, 2003). Her yöneticinin birinci derecede amacı ve rolü, kurumda var olanlardan daha iyi ve fazlasını sağlamaktır(Taymaz, 2003). Yöneticinin görevi, örgütü amaçlar yönünde yasatmaktır (Başar, 2000). Eğitim yönetimi eğitim örgütlerini saptanan amaçlara ulaştırmak üzere insan ve madde kaynaklarını sağlayarak etkili bir biçimde kullanarak, belirlenen politikaları ve alınan kararları uygulamaktır. Eğitim yöneticileri de örgütlerini Türk Milli Eğitiminin genel amaçları ve örgütün özel amaçları çerçevesinde yönetmekten sorumludurlar (Taymaz, 2007). Schein'a göre en büyük örgüt olan toplum, çeşitli bireylerin koordinasyonu sayesinde, kendi üyelerinin ihtiyaçlarını karşılayabilmektedir. Örgüt kavramının temelini oluşturan öğelerden birisi, karşılıklı yardım fikrine dayanan, çabaların koordinasyonudur (Yücel, 2006). Kısaca yönetim, örgütün amaçlarının gerçekleştirilebilmesi için eldeki insan ve madde kaynaklarının etkili bir biçimde kullanılmasıdır. Buradan yola çıkarak, formal bir örgütte yönetim; örgütü saptanan amaçlara ulaştırmalı ve amaçlara uygun bir biçimde yaşatmalıdır. İnsan ve madde kaynaklarını sağlamalı ve etkin bir biçimde kullanmalıdır. Örgüt için belirlenen politika ve kararları uygulamalı ve islerin yapılmasını sağlamalıdır. Örgütün çalışmalarını izlemeli, denetlemeli ve geliştirmelidir. Eğitimde en yüksek verimi almak için öncelikle eğitim ortamındaki temel ihtiyaçların giderilmesi gerekilmektedir. Okulda eğitim ortamındaki temel ihtiyaçların giderilmesinde en önemli sorumluluk sahibi kişiler ise okul yöneticileridir. Yetki paylaşımında sorun yaşayan ve okullarının ihtiyaçlarını belirleyip gidermekte sıkıntılar yaşamaktadır. Okul içerisinde yaşanan birçok sıkıntının kaynağı yetki paylaşımında ortaya çıkan sorunlardır. Bir okulun iyi yönetilmesi şüphesiz ki o okuldaki eğitimin kalitesini de arttıracaktır. Araştırmanın genel amacı, İstanbul İl'i Esenyurt İlçesi'ne bağlı İlk ve Ortaokullarında görev yapan yöneticilerin yetki kullanımında ve yetki devri sırasında yaşadıkları sorunları belirlemek ve öneriler geliştirmektir. Bu araştırmanın evreni, 2014–2015 eğitim-öğretim yılında İstanbul ili Esenyurt İlçesinde bulunan İlk ve Ortaokullarda görev yapan okul yöneticilerinden oluşmaktadır. Bu araştırmanın verileri 2014-2015 eğitim-öğretim yılı güz döneminde toplanmıştır. Veri toplama aracı olan ölçek formu 30'u ilkokul ve 34'ü ortaokul olmak üzere toplam 64 okulda uygulanmıştır. İstatistiksel analizler SPSS versiyon 20 yazılımı ve Excel 2010 kullanılarak yapıldı. Tüm değişkenlerin frekans ve yüzde değerleri hesaplandı. Tüm değişkenler cinsiyet, öğretmenlerin okuldaki görevleri ve meslek deneyimlerine göre Pearson-Chi Square test istatistiği yöntemi kullanılarak karşılaştırıldı. Skalalı soruların tamamı için faktör analizi uygulandı. Sonuçlar çizelgeler halinde sunuldu. Araştırma bulgularının; eğitim yöneticilerine, okul yönetiminde bir ışık tutacağı, bu alanda yeni araştırmalar yapacak olan araştırmacılara veri sağlayacağı bu konuyu güncelleştirip üzerinde düşünme, tartışma ve yeni araştırma imkânları sunacağı ve yol göstereceği umulmaktadır. Ayrıca Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan bir seminer programı ile İl Milli Eğitim Müdürlükleri koordinatörlüğünde okul yöneticilerine "Yetki Kullanımı ve Yetki Devri" konulu seminerler verilebilir. Anahtar Kelimeler: Yetki, Okul Yönetimi, Yetki Paylaşımı
Okul dönüşümünün öğretmenlerin iş doyumu ile ilişkisi
30.03.2012 Tarihinde yapılan yasal düzenlemelerle zorunlu eğitim 8 yıldan 12 yıla çıkarılmış ve ilköğretim okulları ilkokul ve ortaokul olarak ikiye ayrılmıştır. Öğretmenlerin iş doyum düzeylerinin okul dönüşüm programı ile ilişkili olarak değişip değişmediği literatürde merak edilen ve araştırılması gereken konulardan biridir. Yapılan bu araştırmada genel anlamda öğretmenlerin okul dönüşümlerine yönelik algıları tespit edilmeye ve bu algıların iş doyumu ile ne düzeyde ilişkili olduğu belirlenmeye çalışılmıştır. İstanbul İli Bakırköy, Zeytinburnu, Bağcılar ve Fatih İlçelerindeki ilkokul ve ortaokullarda görev yapan öğretmenler araştırmanın evrenini oluşturmaktadır. Bu öğretmenler arasından seçilen 149 öğretmen de araştırmanın örneklemini teşkil etmektedir. Mevcut amaca ulaşmak üzere Minnesota iş tatmin ölçeği ve okul dönüşümü ile ilgili bir mülakat formu uygulanmıştır. Anket sonuçları SPSS 20 programına girilerek mülakat sonuçları ile birlikte değerlendirilmiştir. Öğretmenlerin genel olarak okul dönüşüm programı hakkında olumlu görüş bildirdikleri ve iş tatmin düzeylerinin de olumlu olduğu görülmüştür.
Fen bilgisi öğretmenlerinin, öğretmenlik mesleğine yönelik tutumları ile özyeterlilikleri arasındaki ilişki
Bu araştırmada; Fen Bilgisi Öğretmenlerinin öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarıyla özyeterlilik algıları; cinsiyet, yaş, görev yapılan okul türü, okuldaki pozisyon, mesleki görev yılı, en son mezun olunan öğretim programı değişkenleri açısından incelendi. Bu araştırmanın örneklemi İstanbul İli Başakşehir ilçesinde görev yapmakta olan toplam 103 (E:30 K:73) Fen Bilgisi öğretmeninden oluşmaktadır. Araştırmada, "Ögretmen Özyeterlilik Ölçegi" ile "Öğretmenlik Mesleğine Yönelik Tutum Ölçeği" uygulandı. Araştırma sonucunda Fen Bilgisi öğretmenlerinin mesleki görev yılı, yaş, görev yapılan okul türü ve cinsiyete göre özyeterlilik inancı ve mesleki tutum anket sorularında anlamlı biçimde farklılık olduğu belirlendi. Özyeterlilik ve alt başlıklarında meslek görev yılının etkili olduğu, tutum da ise okul türünün önemli olduğu tespit edildi. Ayrıca öğretmenlerin özyeterlilik inancıyla mesleğe yönelik tutumları arasında pozitif yönde orta düzeyde bir korelasyon olduğu tespit edildi.
Sınıf öğretmenlerinin iş doyum düzeyini etkileyen faktörlerin incelenmesi: Bağcılar örneği
İnsanların yaşamındaki ihtiyaçlarını karşılayabilmesine, çevresine fayda sağlayabilmesine, toplum içerisinde değer görmesine olanak sağlayan en önemli olgu iştir. İş, bireylerin hayatlarını devam ettirmek için gelir sağlamasını, kendilerini özgür ve iyi hissetmesini, hayattan doyum almasını sağlayan bir araç olarak görülmektedir (Şahin, 2013). Günümüzde insanlar ya çevresindekilerin ve ailelerin yönlendirmeleriyle ya da kendi arzuları ve becerileri doğrultusunda mesleklerini seçmişlerdir. Ancak bazı durumlarda mesleğinden beklediği hazzı bulamama ya da iş olanaklarından dolayı sorun yaşanmaktadır. Bireylerin yaşamış olduğu olumsuzluklara çözüm bulunmadığında çalışan kişiler mutsuz olmakta ve güdülenmeleri azalmaktadır. Bu olumsuz durumlar çalışanlarda iş doyumsuzluğuna neden olmaktadır. Güdülenmede azalma ve iş doyumsuzluğu nedeniyle çalışma temposunda düşüklük, işe gitmeme arzusu, işten ayrılma isteği, iş yerindeki kişilerle zıtlaşma ve moral bozukluğu olmaktadır (Çelikkanat, 2000). İşinde mutlu olan insanların hayatının diğer alanlarında da mutlu olduğu; işinde mutsuz olanların ise çalıştığı ortamda ve çalışma hayatı dışında uyumsuz tavırlar gösterdiği belirtilmektedir (Erdoğan, 1999). İş doyumu kavramı hem eğitim alanında hem de diğer alanlarda üzerinde fazlaca çalışma yapılmış bir konudur. Bunun nedeni ise iş doyumunun insanlar için çok önemli olmasıdır. Öğretmenlikte iş doyumu diğer mesleklere oranla farklılık gösterebilir. Çünkü eğitimin önemi büyüktür ve öğretmenler eğitimin en önemli ögelerindendir. Bu nedenle öğretmenlerin yaşadıkları sıkıntılar tespit edilerek gerekli önlemler alınmalıdır. Meslek gruplarına bakıldığında stres oranı en fazla olan mesleklerden birinin de öğretmenlik olduğu belirtilmektedir. Bu stres bireylerde tükenmişliğe ve dolayısıyla iş doyumsuzluğuna sebep olmaktadır. Yaşanan bu tükenmişliğin sebebi olarak; öğrenci davranışlarındaki düzensizlikler, velilerle yaşanan problemler, sınıf mevcutlarının fazlalığı, fazla evrak işleri, ücretlerin yetersizliği, okulların fiziki yetersizliği, yükselme olanağının azlığı, toplumun destek vermemesi, politik baskılar, ödüllendirmelerin az olması ve alınan kararlarda öğretmenlerin fikirlerinin pek fazla alınmaması gösterilebilir. İş doyumsuzluğuna bağlı olarak yaşanan olumsuz durumlar bireylerin çalıştıkları kurumları, öğrencileri, velileri ve tüm toplumu etkilemektedir (Çokluk, 2003). İşteki doyum ya da doyumsuzluk sadece bireyleri değil çalışılan kurumu da etkilemektedir. Bu sebeple, eğitimin önemli parçası olan öğretmenlerin iş doyum düzeyleri incelenmeli ve gereken önlemler alınmalıdır. Eğitimin en önemli basamaklarından biri olan ilkokullarda da diğer eğitim kurumlarında olduğu gibi öğretmen en önemli unsurlardandır. Öğretmenlerin özellikleri ve eğitim öğretimdeki rolü öğretim kalitesini iyi ya da kötü bir biçimde etkiler. İlköğretimde öğretmen; sadece bilgiyi öğrencilere veren biri değil bunun yanı sıra bu yaş grubundaki çocuklarda temel beceri ve davranışların kazanılmasında öncülük eden, onları yönlendiren, kendi özellik ve davranışları ile onlara model olan kişilerdir (Gürkan, 1993). Eğitimin istenilen düzeyde olması, arzu edilen iyi nesillerin yetişmesi için öğretmenlerin işlerini severek ve isteyerek yapmaları gerekir. Ancak, böylesine önemli bir mesleği yapan öğretmenlerin problemleri yıllardır görmezden gelinmiş ve sorunlara geçici çözümler üretilmiştir (Adıgüzel vd., 2011). Araştırmanın genel amacı, İstanbul ili Bağcılar ilçesinde bulunan ilkokullarda görev yapan sınıf öğretmenlerinin iş doyum düzeyini etkileyen faktörlerin incelenmesi ve iş doyum düzeyinin hangi boyutlarda düşük olduğu incelenerek, gelişme sağlayıcı önerilerde bulunmaktır. Bu araştırmanın evreni, 2015-2016 eğitim öğretim yılında İstanbul ili Bağcılar ilçesinde bulunan ilkokullarda görev yapan 150 sınıf öğretmeninden oluşmaktadır. Bu araştırmanın verileri 2015-2016 eğitim öğretim yılı güz döneminde toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak iş doyumu ölçek formu 11 okulda uygulanmıştır. Araştırmanın çözümlenmesinde SPSS 20 paket programı kullanılmıştır. Araştırma bulgularının; sınıf öğretmenlerinin iş doyumlarını etkileyen faktörlerin belirlenmesini sağlaması ve iş doyumlarını artırmak için yeni fikirler geliştirilmesine yardımcı olması umulmaktadır. Anahtar Kelimeler: İş Doyumu, Sınıf Öğretmeni, İlkokul
Branş öğretmenlerinin empatik eğilim düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi (Avcılar Örneği)
Bu araştırma, branş öğretmenlerinin empatik eğilim düzeylerini çeşitli değişkenler açısından incelemek amacıyla yazılmıştır. Bilindiği üzere insanlar istendik davranış değişikliği oluşması adına eğitim almaktadır. Kendilerine ve topluma faydalı bir birey olmaları ve hayatın kendilerine açtığı yoldan başarıyla ilerleyebilmeleri açısından eğitim almaları büyük önem teşkil etmektedir. Bu eğitimi alırken, özellikle ilk ve ortaöğretimde, faydalandıkları en önemli kaynak ise eğitimin köşetaşı olan öğretmenlerdir. Öğretmenler, öğrencilere eğitim verirken onları motive eder, çevresel faktörleri düzenler, hazır bulunuşluk düzeylerini belirleyip onlara uygun araçlarla öğrencilerin karşısına çıkar ve çeşitli eğitim öğretim yöntem ve teknikleriyle ders verir. Ancak en önemlisi onlarla iletişim kurar. Bir öğretmenin mesleki başarısı öğretmenin sadece anlatım becerisine değil aynı zamanda iletişim ve empati yeteneğine de bağlıdır. Öğretmenlerin empatik eğilimleri en nihayetinde onların örgüt içinde ve dışında gerçekleştirdiği iletişim durumlarını ortaya koymaktadır. Bu durumlar ise onların gerek meslek yaşamlarında gerekse günlük hayatlarında gerçekleştirdikleri iletişimin kalitesini bize gösterir. Yapılan bu çalışmayla branş öğretmenlerinin empatik eğilim düzeylerinin hangi değişkenlere göre farklılık göstermekte olduğunu tespit etmek amaçlanmıştır. Araştırmanın Amacı Bilgi birikimlerinin yanında insanı eğiten ve şekil veren öğretmenlerin duygusal yönleri, incelenmeye ve üzerinde araştırma yapılmaya muhtaç bir konudur. Bu tezde öğretmenlerin duygusal yönlerinin hangi değişkenler neticesinde şekillendiğine cevap aranacaktır. Bu amaçla öğretmenlerin sosyo-demografik özellikleri (cinsiyet, yaş, medeni durum), çalışma yaşamına ilişkin özellikleri (eğitim durumu, eğitimdeki kıdem, branş, mesleği isteyerek seçme ve mesleki memnuniyet) empatik eğilim düzeyi açısından ilişkisi karşılaştırılmıştır. Alt Problemler Araştırmanın alt problemleri toplamda 8 maddedir. Kişisel bilgiler formundaki bilgilerden elde edilen veriler ile oluşturulmuştur. Evren ve Örneklem Yapılan bu çalışmanın evreni, 2015-2016 Eğitim-Öğretim yılı içerisinde İstanbul'un Avcılar ilçesinde bulunan Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı olan resmi okullarda çalışan tüm öğretmenler oluşturmaktadır. Örneklemini ise İstanbul ili Avcılar ilçesinden basit rastgele örnekleme yoluyla seçilmiş 3 ortaokulu kapsamaktadır. Okullarda bulunan öğretmenlere anketler gönüllülük esasına dayalı olarak dağıtılmış ve gerektiğinde açıklamalar yapılmıştır. Verilerin Toplanması Bu çalışmanın kavramsal çerçevesi yerli ve yabancı kaynaklardan elde edilen literatür taraması ile oluşturulmuştur. Verileri elde etmek için bir adet demografik bilgi formu bir adet de Empatik Eğilim Ölçeği kullanılmıştır. Demografik bilgi formu 8 sorudan oluşmaktadır.(EK-I) Bu sorular cinsiyet, yaş, medeni durum, eğitim durumu, öğretmenlikteki kıdem, branş, mesleği isteyerek seçme ve mesleki memnuniyet ile ilgili sorulardır. Bir diğer ölçek ise Empatik eğilim ölçeğidir ve 20 maddeden oluşmaktadır.(EK-II) Bulgular Araştırma örnekleminde yer alan 100 öğretmenin57' si ( %57 ) bayan öğretmenlerden, 43' ü ( %43 ) erkek öğretmenlerden oluşmaktadır. Araştırma örnekleminde yer alan 100 öğretmenin 29'u ( %29 ) 20-30 yaş aralığında, 50'si ( % 50 ) 31-40 yaş aralığında, 16'sı ( %16 ) 41-50 yaş aralığında, 5'i ( %5 ) 51-60 yaş aralığındadır. Araştırma örnekleminde yer alan 100 öğretmenin 77'si ( %77 ) evli, 23'ü ( %23 ) bekardır. Araştırma örnekleminde yer alan 100 öğretmenin 92'si ( % 92 ) lisans mezunu 8'i ( %8 ) yüksek lisans mezunudur. Doktora mezunu örneklemde yer almamaktadır. Araştırma örnekleminde yer alan 100 öğretmenin 56'sının ( %56 ) kıdem yılı 1-10 yıl arası, 30'unun ( %30 ) 11-20 yıl arası, 14'ünün ( %14 ) ise 21 ve daha fazla olduğu görülmüştür. Araştırma örnekleminde yer alan 100 öğretmenin 7'sinin ( %7 ) Beden Eğitimi Öğretmeni, 6'sının ( %6 ) Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni, 11'inin ( %11 ) Fen ve Teknoloji Öğretmeni, 6'sının ( %6 ) Görsel Sanatlar Öğretmeni, 14'ünün ( %14 ) İngilizce Öğretmeni, 18'inin ( % 18 ) Matematik Öğretmeni, 3'ünün ( %3 ) Müzik Öğretmeni, 2'sinin ( %2 ) Rehberlik Öğretmeni, 12'sinin ( %12 ) Sosyal Bilgiler Öğretmeni, 4'ünün ( %4 ) Teknoloji ve Tasarım Öğretmeni, 17'sinin ( %17 ) Türkçe Öğretmeni olduğu saptanmıştır. Araştırma örnekleminde yer alan 100 öğretmenin 85'i ( %85 ) öğretmenlik mesleğinden memnunken, 15'i ( %15 ) bu meslekten memnun olmadığını belirtmiştir. Araştırma örnekleminde yer alan 100 öğretmenin 87'si ( %87 ) öğretmenlik mesleğini isteyerek seçmiştir. 13 öğretmen ( %13 ) ise bu mesleği isteyerek seçmemiştir. Araştırmaya katılan branş öğretmenlerinin empatik eğilim ölçeğinden aldıkları puanların yaş, medeni durum, eğitim durumu, mesleki kıdem, branş ve mesleki memnuniyet değişkenlerine göre farklılık anlamsız bulunmuştur. Bununla beraber örneklemi oluşturan branş öğretmenlerinin empatik eğilim ölçeğinden almış oldukları puanların cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir fark oluşturup oluşturmadığını belirlemek amacıyla yapılan bağımsız grup t-testi sonucunda farklılık anlamlı bulunmuştur (t= 4,67; p< ,05). Örneklemi oluşturan branş öğretmenlerinin empatik eğilim ölçeğinden almış oldukları puanların mesleği isteyerek seçme değişkenine göre anlamlı bir fark oluşturup oluşturmadığını belirlemek amacıyla yapılan bağımsız grup t-testi sonucunda farklılık anlamlı bulunmuştur (t= 3,84; p< ,05).
Ortaokullarda örgüt kültürünün yönetici ve öğretmenlerin iş tatminine etkisi
Araştırmanın amacı, Esenyurt ilçesinde random (rastgele) seçilen okullarda görev yapan yönetici ve öğretmenlerin örgüt kültürüne yönelik algılarını belirlemek, iş yaşamlarından tatmin olma derecelerini ve bu algılarla tatmin seviyeleri arasında anlamlı bir ilişki bulunup bulunmadığını tespit etmektir. Örgüt; belirli bir amaç için bir araya gelen kişilerin oluşturduğu, görev hiyerarşisi ve dağılımı gözetilerek oluşturulan birliktir. İnsanoğlu yapısı gereği, yalnız olmak yerine her zaman bir örgüte dahil olma ihtiyacı hissetmiştir. Bu sayede ait olma, sorunlara birlikte çözüm bulma ve sosyalleşme ihtiyaçlarını gidermiş, hayatından duyduğu memnunluk düzeyinin artmasını sağlamıştır. Böylece karşımıza tatmin olma durumu ve bu durumun derecesi ortaya çıkmıştır. Globalleşen dünya ve iş yaşamının insan hayatında büyük bir yer kaplamasıyla beraber örgüt kavramı sınırlarını biraz daha genişletmiştir. Böylece kültürleri, kişilikleri olan ve yaşayan yapılara dönüşmüşlerdir. Bu yaşayan yapılar sosyal bir varlık olan insanın eğitiminde çok önemli bir yer kaplayan okullarda da kendini göstermektedir. Bu araştırmada bir eğitim örgütü olan ortaokullarda örgüt kültürünün yönetici ve öğretmenlerin iş tatmine etkisi incelenmiş ve çeşitli sonuçlara ulaşılmıştır. Araştırmanın Amacı Bu araştırmada ortaokullarda örgüt kültürünün yönetici ve öğretmenlerinin iş tatmine etkisi incelenmiştir. Araştırmada örgüt kültürü ve iş tatmini kavramlarının mahiyeti, sınıflandırılması farklı boyutlarıyla ele alınması, aralarındaki ilişkinin tespiti önem taşımaktadır. Araştırmanın amacı; ortaokullarda görev yapan yönetici ve öğretmenlerin kurumlarındaki okul kültürünü tespit etmek, örgüt içi iletişimlerini ve iş tatmin düzeylerini ortaya koymak, okul kültürüne ve iş tatmin düzeylerine ilişkin sosyo- demografik özelliklerine göre anlamlı bir farkın olup olmadığını belirlemek, ele alınan konularla ilgili olan sorunları ortaya çıkarıp, bu sorunlara çözüm önerileri geliştirmektir. 1.3. Alt Problemler Araştırmanın alt problemleri toplamda 15 maddedir. Kişisel bilgiler formundaki bilgilerden yola çıkılarak araştırmanın alt problemleri oluşturulmuştur. Evren ve Örneklem Çalışma evreni İstanbul ilinde görev yapan ortaokul eğitim yöneticileri ve öğretmenleridir. Örneklem ise İstanbul ili Esenyurt ilçesinden random (rastgele) örnekleme yoluyla seçilmiş 6 ortaokulu kapsamaktadır. Verilerin Toplanması Bu çalışmanın kavramsal çerçevesi yerli ve yabancı kaynaklardan elde edilen literatür taraması ile oluşturulmuştur. Verileri elde etmek için bir adet demografik bilgi formu, bir adet Okul Kültürü Ölçeği ve bir adet Minnesota İş Doyum Ölçeği kullanılmıştır. Demografik bilgi formu 6 sorudan oluşmaktadır.(EK-I) Bu sorular; mesleki unvan, cinsiyet, yaş, meslekteki hizmet süresi, görev yapılan okuldaki hizmet süresi, mezuniyet düzeyi ile ilgili sorulardır. Diğer ölçekler ise Okul Kültürü Anketi (EK-II) ve Minnesota İş Doyum Ölçeğidir.(EK-III) Okul Kültürü Anketi 22 sorudan oluşmaktadır. Minnesota İş Doyum Ölçeği ise 20 sorudan oluşmaktadır.1-2-3-4-7-8-9-10-11-15-16-20. maddeler içsel iş tatmin düzeyini, 5-6-12-13-14-17-18-19. maddeler ise dışsal iş tatminini ölçmeyi amaçlamaktadır. Bulgular Araştırma örnekleminde yer alan 136 yönetici ve öğretmenden 9 (%6,6)‟u yönetici, 127 (%93,4)‟si öğretmendir. Bu yönetici ve öğretmenlerin 85 (%62,5)‟i kadın, 51 (37,5)‟i erkektir. Araştırmaya katılan yönetici ve öğretmenlerin 77 (%56,6)‟si 21-29 yaş aralığında, 49 (%36)‟u 30-39 yaş aralığında, 8 (%5,9)‟i 40-49 yaş aralığında, 2 (% 1,5)‟si 50 yaş ve üzerindedir. Örneklem grubundaki yönetici ve öğretmenlerin meslekteki hizmet süresini incelediğimizde 17 (%12,5)‟sinin 1 yıldan az, 67 (% 49,3)‟sinin 1-5 yıl, 31 (%22,8)‟inin 6-10 yıl, 14 (%10,3)‟ünün 11-15 yıl, 7 (% 5,1)‟sinin 16 yıl ve üzeri hizmet süresine sahip olduğu görülmüştür. Araştırmaya katılan yönetici ve öğretmenlerin şu an görev yaptığı okuldaki hizmet süresini incelediğimizde 37 (%27,2)‟sinin 1 yıldan az, 90 (%66,2)‟ının 1-5 yıl, 6 (%4,4)‟sının 6-10 yıl, 2 (%1,5)‟sinin 11-15 yıl, 1 (%0,7)‟inin 16 yıl ve üzeri hizmet süresine sahip olduğu görülmüştür. Araştırmaya katılan yönetici ve öğretmenlerin okul kültürü anketinden aldıkları puanların mesleki unvan, yaş, meslekteki hizmet süresi, görev yapılan okuldaki hizmet süresi ve mezuniyet düzeyi değişkenlerine göre anlamlı bir fark bulunmamıştır. Cinsiyet değişkenine göre ise anlamlı bir fark bulunmuştur (t=2,51; p <, 0,5). Bununla birlikte yönetici ve öğretmenlerin okul kültürü anketinden aldıkları puanlarla , iş tatmin ölçeğinden aldıkları puanlar arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığını belirlemek amacıyla Pearson analizi uygulanmış ve bu analiz sonucunda değişkenler arasındaki ilişki negatif yönde anlamlı çıkmıştır (r = -,393 ; p< ,05). Anahtar Kelimeler: Örgüt, örgüt kültürü, iş tatmini.
İlköğretim 5 ve 6. sınıflarda seçmeli derslerin seçim sürecinde karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri
Ulusların ve toplumların en değerliği zenginliği ve mirası nitelikli insan gücüdür. Bu potansiyelin etkili bir şekilde kullanımı gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin eğitim harcamalarının başat yatırımlar arasında olmasının neredeyse birincil sebebidir. Nitelikli insan gücüne sahip olmak için öğrencilerin daha iyi öğrenebileceği ortam ve fırsatlar yaratmak gerekir. Okullarımızda zorunlu derslerin yanı sıra demokratik anlayışla bireylerin ilgi ve yeteneklerine uygun tercih yapabildikleri seçmeli ders uygulaması bu amaca hizmet etmektedir. Bu çalışmanın amacı; 2005 yılından beri var olan seçmeli ders uygulamasını ortaokullarda görev yapan yöneticiler ve seçmeli derslere giren öğretmenlerin, ilköğretim 5 ve 6. sınıf öğrencilerinin ve velilerinin görüşlerine göre incelemek, elde edilen bulgular ile problemlere çözüm önerileri sunarak tartışmaktır. Araştırmanın evreni; 2014-2015 Eğitim-Öğretim yılında, İstanbul ilinin Bayrampaşa ilçesindeki devlet ortaokullarında 5 ve 6. sınıfta okuyan öğrenciler ve velileri, seçmeli derslere giren öğretmenler ve bu okullardaki yöneticilerdir. Araştırmanın örneklemi ise İstanbul ili Bayrampaşa ilçesi Ali Ülker Ortaokulunda öğrenim gören otuz altı 5 ve 6. sınıf öğrencisi, yedi 5 ve 6. sınıfta öğrencisi olan veli, on dört 5 ve 6. sınıflarda seçmeli derslere giren öğretmen ve Bayrampaşa ilçesinde bulunan altı ortaokul yöneticisini kapsamaktadır. Bu araştırma nitel araştırma yaklaşımı ile hazırlanmıştır. Araştırmanın verileri görüşme tekniği ile toplanmıştır. Katılımcılara seçmeli derslerin seçim sürecinde karşılaştıkları sorunlarla ilgili görüşleri ve bu sorunlara çözüm önerileri getirmek amacıyla yarı yapılandırılmış görüşme soruları sorulmuştur. Elde edilen verilerin çözümlenmesinde içerik analizi kullanılmıştır. Analizlere baktığımızda, seçmeli derslerin seçiminde öğrenciler üzerinde ailelerinin etkisinin oldukça fazla olduğu belirlenmiştir. Veli ve öğrencilerin ders içerikleriyle ilgili yeterince bilgilendirilmedikleri saptanmıştır. Seçmeli derslerin sayıca fazla olmasıyla birlikte ikili öğretim yapan okullarda derslik ve öğretmen eksikliği açığa çıktığı, bu nedenle istenilen derslerin seçilemediği belirlenmiştir. Sınıf mevcutlarının fazla olduğu, seçmeli derslere ait ders kitaplarının ve materyallerinin olmadığı, öğretmenlerin konuyla ilgili hizmet içi eğitim almadığı ve notla değerlendirmenin öğrenciler üzerinde kaygıyı artırdığı ifade edilmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgular ve ulaşılan sonuçlardan hareketle; seçmeli ders uygulamalarında gerekli öğretmen, materyal ve fiziki ortamın sağlanması, öğrencilerin istedikleri dersleri alabilmelerine fırsat sağlayacak ortam oluşturulması ve seçmeli derslerin içerik ve amaçlarına yönelik bilgilendirmelerin zamanında yapılması gerektiği söylenebilir. Anahtar Sözcükler: Seçmeli dersler, ilköğretim, eğitim, 4+4+4
Sınıf öğretmenlerinin öz yeterlilik inançları ve sınıf yönetimi beceri algıları arasındaki ilişki
Öğrencinin gelişimi amacıyla öğretmenin, sınıf yönetimi becerilerinin etkili olmasını araştıran, problem çözen, sorgulayan biri olmasıyla görev ve sorumluluklarını yerine getirebileceğine olan öz yeterlilik inancının da farkında olması gerekir. Araştırmanın amacı; Sınıf öğretmenlerinin öz yeterlik inançları ile sınıf yönetimi beceri algılarını belirlemeyi ve bu öz yeterlik inancı ile sınıf yönetimi beceri algısı arasındaki ilişkiyi ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırmanın evreni; 2014-2015 Eğitim- öğretim yılında İstanbul ili Başakşehir ilçesinde görevli sınıf öğretmenleri, araştırmanın örneklemi ise gönüllülük esasına dayalı, rastgele seçilen 281 öğretmeni kapsamaktadır. Araştırmada sınıf öğretmenlerinin sınıf yönetimi becerileri ile öz yeterlilik inançları arasındaki ilişkiyi ölçmek için 'Sınıf Yönetimi Becerileri Ölçeği' ile 'Öğretmen Görüşleri Ölçeği' kullanılmıştır. Toplanan veriler SPSS programında analiz edilmiştir. T-testi ve tek yönlü varyans (ANOVA), Pearson analizi ile ölçek verileri değerlendirilmiştir. Analizlere baktığımızda yaş ve hizmet süresi değişkenlerinde, öğretmenlerin sınıf yönetimi ölçeklerinde anlamlı farklılık görülmüştür. Sınıf mevcudu değişkeninde öğretmenlerin öz yeterlik inançlarında anlamlı farklılık görülmüştür. Yaş değişkenine baktığımızda ise 26-30 yaş aralığındaki öğretmenler ile 35 ve üzeri yaş aralığı öğretmenleri arasında anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. 31-35 yaş aralığındaki öğretmenler ile 35 ve üzeri yaş aralığı öğretmenleri arasında anlamlı bir farklılık görülmektedir. Hizmet süresi değişkenine baktığımızda 1-5 yıl meslekteki kıdem grubu öğretmenleri ile 20 yıl ve üzeri meslekteki kıdem grubu öğretmenleri arasında anlamlı bir farklılık görülmektedir. Öğretmenlerin sınıf yönetimi becerileri ölçeğinden aldıkları puanlarla öz yeterlilik ölçeğinden aldıkları puanlar arasında pozitif yönde, düşük düzeyde anlamlı ilişki bulunmuştur. Anahtar Sözcükler : Sınıf öğretmeni, sınıf yönetimi becerileri, öz yeterlilik inancı
İstanbulda bulunan ortaokul kurumlarında görev yapan görsel sanatlar öğretmenlerinin mobbing (yıldırma) yaşama düzeyleri ile örgütsel bağlılık düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmada, ortaokullarda görev yapan görsel sanatlar öğretmenlerinin mobbing (yıldırma)yaşama düzeyleri ve bu düzeyin örgütsel bağlılık düzeylerine etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda İstanbul'un Anadolu ve Avrupa yakasında 14 ilçede bulunan resmi ve özel ortaokullarda görev yapan toplam 145 görsel sanatlar öğretmenine, kişisel bilgiler, olumsuz davranışlar ve örgütsel bağlılık ölçekleri uygulanarak, öğretmenlerin olumsuz davranışlar ve örgütsel bağlılık puanlarının demografik özellikleriyle olan ilişkisi ve olumsuz davranış uygulanma düzeyinin örgütsel bağlılıklarına etkisi tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırma sonucunda; ortaokul kurumlarında çalışan Görsel Sanatlar öğretmenlerinin yıldırma eylemlerine maruz kalma düzeylerinin düşük olduğu (%30),mobbing'e uğrayan öğretmenlerin, örgüte uyum, örgütle özdeşleşme ve örgütü içselleştirme düzeylerinde düşüş yaşandığı, Görsel Sanatlar öğretmenlerinin mobbing (yıldırma) yaşama düzeylerinin okul türü, cinsiyet, yaş, medeni durum, kıdem, görsel sanatlar öğretmenliğindeki kıdem ve eğitim durumlarına göre yapılan karşılaştırmalarda anlamlı bir fark göstermeyip eşit düzeyde yaşandığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin örgütsel bağlılık düzeyleri, cinsiyet, yaş, medeni durum, kıdem ve eğitim durumu değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir. Öğretmenlerin örgütsel bağlılık düzeylerinde okul türüne göre, örgüte uyum, örgütle özdeşleşme ve örgütü içselleştirme alt boyutlarında anlamlı bir farklılık bulunmaktadır. Öğretmenlerin mobbing (yıldırma) ölçek puanları ile örgütsel bağlılık puanları arasındaki ilişki incelendiğinde; yıldırma ile örgütsel bağlılık alt boyutlarından uyum arasında anlamlı bir fark olmamakla birlikte mobbing ve örgütsel bağlılığın özdeşleşme ve içselleştirme alt boyutları arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Örgütsel bağlılık alt boyutları kendi içinde değerlendirildiğinde ise; uyum ile özdeşleşme ve içselleştirme arasında anlamlı bir fark olmakla birlikte, özdeşleşme ve içselleştirme alt boyutları arasında ise anlamlı bir farklılık bulunmamıştır.
İlkokullarda görev yapan öğretmenlerin örgütsel adalet algıları ile mesleki motivasyon düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi: Tuzla örneği
Bu çalışmanın amacı, İstanbul Tuzla ilçesinde görev yapan ilkokul öğretmenlerinin örgütsel adalet algıları ile mesleki motivasyon düzeyleri arasındaki ilişkinin olup olmadığını belirlemektir. Bunun için öğretmenlerin, örgütsel adalet algısının ve mesleki motivasyon düzeylerinin; cinsiyet, yaş, branş, medeni durum, çocuk durumu, çocuk sayısı, mesleki hizmet süresi, bulunduğu okuldaki hizmet süresi, sendika üyeliği, eğitim durumu, en son mezun olunan okul değişkenlerine göre anlamlı bir farklılaşma olup olmadığı saptanmaya çalışılmıştır. Araştırmanın evrenini 2013-2014 öğretim yılında İstanbul ili, Tuzla ilçesi MEB' e bağlı 22 tane resmi ilkokulda görev yapan 678 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi belirlenirken Tuzla ilçesindeki okulların bulunduğu bölgeler, 4 farklı sosyo-ekonomik düzeyde değerlendirilmiş, dolayısıyla örneklem seçimi için 4 adet tabaka oluşturulmuştur. Daha sonra örneklem sayısı/evren formülünden üretilen oranla tabakaların evren üzerindeki ağırlığı hesaplanarak her tabakadan alınacak örneklem miktarı belirlenerek toplam 330 anket uygulanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Örgütsel Adalet Ölçeği ve Öğretmen Motivasyon Ölçeği kullanılmıştır. veriler, Niehoff ve Moorman (1993) tarafından geliştirilen ve Polat (2007) tarafından Türkçeye uyarlanan "Örgütsel Adalet Ölçeği (ÖAÖ)" ile Polat (2010) tarafından yüksek lisans çalışması için uyarlanan "Öğretmen Motivasyon Ölçeği (ÖMÖ)" ile toplanmıştır. Analiz için tek yönlü varyans analizi (ANOVA), non-parametrik Kruskal Wallis-H testi ve bağımsız grup t testi uygulanmıştır. Analiz neticesinde örgütsel adalet ve motivasyon ölçeklerinin alt boyutlarında herhangi bir farklılaşma bulunamazken; sadece etkileşimsel adaletin cinsiyet değişkenine göre erkekler lehine anlamlı bir farklılaşma tespit edilmiştir. Pearson Korelasyon Analizi sonucunda öğretmenlerin örgütsel adalet algısı ve mesleki motivasyon düzeyi ilişkisi için tüm değişkenler arasında yüksek düzeyde, pozitif ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur (r=,00; p < ,01). Anahtar Sözcükler: Örgütsel adalet, dağıtımsal adalet, işlemsel adalet, etkileşimsel adalet, motivasyon.
Sınıf öğretmenlerinin yöneticilerin iletişim becerilerinden dolayı kazandıkları motivasyonun iş doyumuna etkisi
Bu araştırma, sınıf öğretmenlerinin yöneticilerin iletişim becerilerinden dolayı kazandıkları motivasyonun iş doyumuna etkisini vurgulamak amacıyla yazılmıştır.Okulun türü, ismi, amacı, programı ve işleyişleri küçük farklarla birbirine benzeseler de okulda çalışan personelin davranışları, ilişkileri ve iklimi bakımından birbirine benzemezler. Bunun en önemli nedenlerinden biri yöneticilerin okulu yönetirken oynadıkları rollerdir. Eğitim ve okul yönetimi uzmanları, iletişim rolünü başarılı olarak oynayan müdürlerin, okul yönetimine daha etkili olduklarını ifade etmektedir. İletişim; bireyler veya gruplar arasında bilgi, fikir, davranış gibi kavramların paylaşılmasını sağlamak amacıyla yapılan çabalar olarak tanımlanabilir. Motivasyon; güdüleme, bellirli bir amaç doğrultusunda bireyi harekete geçmesini sağlayan güçtür. Başarıya ulaşmak isteyen bir yönetici öncelikle iş görenleri örgüt amaçlarına yöneltmeyi yani onları güdülemeyi bilmelidir. İş doyumu; iş ortamını oluşturan durumlara karşı çalışanların gösterdikleri olumlu veya olumsuz duygulardır.Okul yöneticilerinin iletişim becerilerinin gelişmiş olması öğretmenlerin motivasyonunu ve iş doyumunu arttıracak ve eğitime katkı sağlayacaktır.İletişim ve eğitim bugün artık birbirinden ayrılmaz iki kavramı ifade etmektedir. Bunun temel nedeni; eğitim amaçlarını gerçekleştirmenin tek yolunun iletişim kurmaktan geçmesinden kaynaklanmaktadır. Yapılan bu çalışmayla okul yöneticisinin etkili iletişim becerilerinin, eğitim sürecinin demirbaşı olan öğretmenlerin iş motivasyonu üzerindeki etkisine vurgu yapılarak, iş doyumları üzerindeki etkisine dikkat çekmek amaçlanmıştır. Araştırmanın alt problemleri toplamda 13 maddedir. Kişisel bilgiler formundaki bilgilerden elde edilen veriler ile oluşturulmuştur. Yaş, cinsiyet, mesleki kıdem, mezun olunan eğitim kurumu, okul yöneticisi ile çalışılan süre, görev yapılan okuldaki hizmet süresi değişkenlerinden alt problemler oluşturulmuştur.Yapılan bu çalışmanın evreni, 2013-2014 eğitim öğretim yılı içerisinde, İstanbul'un Küçükçekmece ilçesinde bulunan Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı olan resmi okullarda çalışan tüm öğretmenler oluşturmaktadır. Örneklemini ise bu okullardan gönüllülük nesasına dayalı ve rastgele seçilen 200 sınıf öğretmenini kapsamaktadır.Verileri elde etmek amacıyla ise bir tane demokrafik bilgi formu ve iki tane ölçek kullanılmıştır. Uygulanan bilgi formu 6 adet sorudan oluşmaktadır. Bu sorular cinsiyet, mesleki kıdem, öğrenim durumu, hizmet süresi, okul yöneticisi ile çalışılan süre, yaş ile ilgili sorulardır. Araştırmacı, öğretmenlere yönelik motivasyon ölçeğinin geliştirilmesi sürecinde, yöneticilere yönelik belirlediği motivasyon maddelerini uzman görüşüne sunmuş ve uzmanların görüşü doğrultusunda belirlenen 20 tane motivasyon maddesinin araştırmada kullanılmasına karar verilmiştir. Kullanılan ikinci ölçek ise; Weiss, Davis, England, ve Lofquist tarafından 1967'de çalışan bireylerin iş yaşamındaki memnuniyet düzeylerini belirlemek amacıyla geliştirilen 'Minnesota İş Tatmin Ölçeği'dir. Araştırmaya katılan öğretmenlerin iş doyum ölçeğindeki puanların cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir farklılık olup olmadığını saptamak amacıyla bağımsız grup t-testi uygulanmış ve sonucunda grupların aritmetik ortalamaları arasındaki farklılık anlamlı bulunmuştur (t=,174; p<,05). Araştırmaya katılan öğretmenlerin motivasyon ölçeği puanlarının algılanan mesleki kıdem değişkenine göre anlamlı bir farklılık olup olmadığını saptamak amacıyla tek yönlü varyans analizi(ANOVA) uygulanmış ve sonucunda grupların aritmetik ortalamaları arasındaki farklılık anlamlı bulunmuştur (F=9,197; p<,05). Ayrıca öğretmenlerin motivasyon ölçeği puanlarının yaş değişkenine göre anlamlı bir farklılıkolup olmadığını saptamak amacıyla yapılan tek yönlü varyans analizi(ANOVA) sonucunda grupların aritmetik ortalamaları arasındaki farklılık anlamlı bulunmuştur (F=9,197; p<,05).Bunun dışında; öğretmenlerin iş tatmini ölçeğinden aldıkları puanlarla motivasyon ölçeğinden aldıkları puanlar arasında anlamlı bir ilişki bulunup bulunmadığınısaptamak amacıyla Pearson analizi yapılmış ve sonucunda değişkenler arasındaki ilişki pozitif yönde anlamlı çıkmıştır (r=,53; p < ,05). Anahtar Sözcükler: İletişim, Motivasyon, İş doyumu