Theses supervised by Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz

23 theses · Yıldız Technical University, Aydın Adnan Menderes University, Akdeniz University, Dokuz Eylül University

DoctorateOpen AccessTR

Hızlı tekne form serileri için optimizasyona dayalı bir metodoloji geliştirilmesi

Bir deniz taşıtının kendisinden beklenen görevleri iyi bir biçimde yerine getirebilmesinin yolu, amaç fonksiyonu ile uyumlu bir su altı formuna sahip olmasından geçer. Bunu sağlayabilmek titiz ve karmaşık analizler gerektirmektedir. Bir geminin stabilite, direnç, denizcilik gibi özelliklerinin istenilen düzeyde olması ancak iyi bir gemi dizaynı sürecinden sonra mümkün hale gelir. Gemi dizaynında günümüze kadar gelen ve hala çoğunlukla kullanılmakta olan geleneksel yöntemlerin yanında, gelişen dijital sistemler ile birlikte yeni alternatifler ortaya çıkmaya başlamıştır. Günümüzün teknolojisine ayak uydurarak bu dijital sistemlerden yararlanmak, gemi tasarımını çok daha verimli hale getirebilmektedir. Geleneksel yöntemler temelde bir gemi formu oluşturarak bunu analiz ve/veya deneyler ile değerlendirip, istenilen özellikleri sağlar hale getirmeyi amaçlamaktadır. En iyiye ulaşma esas amaç değildir. Bunun sebebi deneysel yöntemlerin maliyet ve zaman açısından çok fazla iterasyona izin vermemesidir. Ampirik formülasyonlar ile yapılan analizlerin, her form için doğruluğunun kesinliği yoktur. Bu çalışmanın amacı günümüz teknolojik gelişmelerine ayak uydurarak daha verimli bir tasarım metodolojisi geliştirmeyi kapsamaktadır. Bilgisayar tabanlı simülasyonlar ile analiz metotları uygulanarak otomatikleştirilmiş bir algoritma ile en iyi çözüme ulaşmanın yolları ortaya konulmuştur. Metodolojinin uygulama kısmında yüksek süratli form karakteristikleri incelenmeye çalışılmıştır. Bu kapsamda ilk olarak metodolojinin akış şeması ortaya konmuş ve sistemin otomatik bir şekilde işleyebilmesi için, ön dizayn aşaması sonucunda ortaya çıkan sınırlar içerisinde bir parametrik model oluşturulmuştur. Belirlenen dizayn değişkenleri yardımı ile sistematik varyasyon sağlanarak 120 adet tekne türetilmiş ve bunların her biri stabilite, denizcilik ve direnç açısından incelenmiştir. Denizcilik ve direnç için hesaplamalı akışkanlar dinamiği tabanlı yazılımlar kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda yüksek süratli form karakteristiğine sahip geometrilerin etkin parametrelerinin performansa olan etkisi değerlendirilmiştir. Hidrodinamik analizler sonucunda ortaya çıkan 120 adet form içerisinden bir optimizasyon yöntemi kullanarak farklı deplasman gruplarında optimum bir tekne ailesi ortaya konulmuştur. Bunun haricinde farklı hızlarda yapılan analizler neticesinde direnç açısından bu tarz formları karşılaştırabilmek için regresyon analizi ile bir bağıntı elde edilmiştir. Sunulan bu tez çalışmasında otomatik olarak işleyebilen bir metodoloji ortaya konulmuştur. Bu metottan yararlanarak optimizasyon uygulaması yapılmış ve sonucunda kayıcı forma sahip yüksek hızlarda seyredebilen belli bir boyda farklı deplasman gruplarına sahip optimum bir tekne ailesi meydana getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Hesaplamalı akışkanlar dinamiği, çok kriterli optimizasyon, parametrik modelleme, sistematik varyasyon, form serileri.

Sadık Özüm
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Imo ikinci nesil hasarsız stabilite kriterlerinin incelenerek mevcut gemiler açısından değerlendirilmesi

Gemilerin denizlerde güvenli bir şekilde seyredebilmesi için yeterli sephiyeye ve stabiliteye sahip olması gereklidir. Gemilerin sefer boyunca denizde emniyetli bir şekilde seyredebilmesi için, gerekli stabilite kriterlerini sağlamalıdır. Gemilere uygulanan ilk uluslararası stabilite kuralları 1968 yılında zorunlu hale getirilmiştir. Uluslararası Denizcilik Örgütü IMO (International Maritime Organization) tarafından uygulamaya konan bu kriterler 100 m'den büyük yük ve yolcu gemilerini kapsamaktadır. Bu önergedeki kriterler gemilere etki eden dış etkilerle ilgili herhangi bir unsuru nazari dikkate almamaktadır. Bu yüzden, IMO 1985 yılında hava kriterlerini yürürlüğe koymuştur. IMO 1993 yılında gemilere uygulanan stabilite kriterlerini toplayarak yürürlüğe koymuş ve daha sonra 2008 yılında ise 2008 IS CODE başlıklı kurallarda mevcut stabilite kurallarını biraraya toplamıştır. Uygulanan bu stabilite kriterlerini karşılamasına rağmen bazı mevcut gemilerin devrilmesi IMO'nun uygulanan kurallar hakkında yeni çalışmalar yapmasına zemin hazırlamıştır. Bu çalışmalar genellikle gemilerin maruz kaldığı dinamik kuvvetler üzerinde yoğunlaşmıştır. 2005 yılından itibaren IMO alt komitesi Stabilite, Yükleme Hatları ve Balıkçı Gemilerinin Emniyeti SLF (Stability and Load Lines and on Fishing Vessels Safety), İkinci Nesil Hasarsız Stabilite Kriterlerini oluşturmak amaçlı çalışmaya başlamıştır.Bu tez çalışmasında, Uluslararası Denizcilik Örgütünün 2010 ve 2011 yılında yaptığı Stabilite, Yükleme Hatları ve Balıkçı Gemilerinin Emniyeti alt komitesi delegasyonunda sunulan İkinci Nesil Hasarsız Stabilite Kriterlerinden parametrik yalpa için Seviye 1 Zafiyet Kriteri üzerine yapılan ön çalışmalar örneklerle incelenmiştir. Bu kriterlerin temelinde neler istendiği ve mevcut gemileri nasıl etkilediği üzerinde durulmuştur.

Gemi dalgalarıGemi inşaatıGemi performansı
Burak Yıldız
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Demografik ve çalışma hayatı ile ilgili özelliklerin presenteeism ve örgütsel bağlılık davranışı ile ilişkisi: Aydın Adnan Menderes Üniversitesi idari personel uygulaması

Bu çalışmada Aydın Adnan Menderes Üniversitesi'nde çalışan idari personelin örgütsel bağlılık ve presenteeism arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi ve çeşitli değişkenlere göre incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla bu çalışmada betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma kapsamında tasarlanan hipotezlerin testi için veri toplama ve elde edilen verilerin değerlendirilmesinde nicel yöntem kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak anket yöntemine başvurulmuş ve Aydın Adnan Menderes Üniversitesi'nde idari personel olarak görev yapan personelin bireysel bilgileri ve ölçek ifadelerinin bulunduğu anket soruları yüz yüze görüşülerek kendilerine yöneltilmiştir. Anket toplamda üç bölümden oluşmakta olup, bu bölümler "Bireysel Tanıtım Formu", "Standford Presenteeism Ölçeği" ve "Örgütsel Bağlılık Ölçeği" olarak belirlenmiştir. Araştırmanın evrenini Türkiyedeki üniversitelerde görev yapan idari personeller oluşturmaktadır. Örneklemi Aydın Adnan Menderes Üniversitesi'nde çalışan 1148 idari personel oluşturmakta olup, örneklem hacmi 181 kişi olarak tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen verilerin analiz edilmesinde, IBM SPSS 20 istatistik programı kullanılmıştır. İdari personelin tanıtıcı özellikleri ile ilgili verilerin dağılımları frekans ve yüzde oranı ile belirlenmiştir. Araştırmada kullanılan Örgütsel Bağlılık Ölçeği ve Standford Presenteeism Ölçeğinden alınan puanların normal dağılım gösterme durumları Kolmogorov-Smirnov testi ile incelenmiş ve ölçeklerin ve alt boyutların puanlarının dağılımının normal dağılıma uygun olmadığı tespit edilmiştir. Bu sebeple Örgütsel Bağlılık Ölçeği ve Standford Presenteeism Ölçeğinden alınan puanların personelin tanıtıcı özelliklerine göre farklılaşma durumlarının incelenmesinde Mann-Whitney U testi ve Kruskal-Wallis H testine başvurulmuştur. Kruskal-Wallis H testi sonucunda gruplar arasındaki farklılıkların tespitinde non parametrik çoklu karşılaştırma testlerinden Dunn's testi kullanılmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen bulgular %95 güven aralığında değerlendirilmiştir. Araştırma sürecinin sonucunda incelenen olarak idari personelin kurumsal bağlılıklarının cinsiyete, yaşa, unvana, idari birime, çalışılan süreye göre farklılaşma göstermedikleri ve idari personelin kurumsal bağlılık seviyeleri ile onların preesenteeisim durumları arasında anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir.

Adnan Menderes ÜniversitesiPresenteeizmÖrgütsel bağlılık+4
Gökhan Ülkü
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kapsayıcı liderlik davranışı ve iş modeli ilişkisi

Bu çalışmanın amacı, kapsayıcı liderlik kavramının çalışanlara ve şirketlere etkilerini araştırmak, kapsayıcı liderlik davranışıyla şirketin iş modeli arasındaki ilişkiyi test etmek ve şirketlerde ne gibi değişimlere sebep olacağının ortaya konulmasıdır. Bu yönüyle ilk olarak teorik olarak kapsayıcı liderlik ve şirketin iş modeli arasındaki ilişki ele alınmış ve daha sonra uygulamaya yer verilmiştir. Kapsayıcı liderlik, çalışanlar arasındaki ilişkiyi güçlendirerek hedeflere ulaşmayı sağlayacak sinerjiyi ortaya çıkarma amacını gütmektedir. Lider, şirket çalışanlarının fikirlerini dinleyerek ve değerlerini özümseterek sorumluluklarının öneminin farkındalığını sağlamaktadır. Buradan yola çıkılarak bu gelişmeler doğrultusunda kapsayıcı liderlik boyutlarında oluşacak bir birimlik artışın şirket iş modelinde ne kadar etkileşim sağlayabileceğinin ortaya koyulması planlanmaktadır.

EtkileşimKapsayıcılıkLiderlik+3
Halil Altay Şentürk
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kooperatifçilik ve tarım sigortası. Türkiye Tarım Kredi Kooperatiflerinin tarım sigortası hizmetlerinin değerlendirilmesi; Aydın ilinde bir uygulama

İnsan için yaşamsal, toplumlar ve ülkeler açısından da stratejik bir öneme sahip olan gıdanın üretildiği tarım sektörü, doğal, sosyal ve ekonomik risklerden çok fazla etkilenmektedir. Bu riskler sebebiyle, gıda tedarik zincirinde kopmalar olmaması için, tarımsal üretimde devamlılığın sağlanması kaçınılamaz bir zorunluluktur. Tarımsal üretimde çiftçilerin karşılaştığı birçok zorluk vardır. Üreticilerin karşılaştığı bu zorluklardan birincisi üretim yapabilmesi için gerekli olan finansman ihtiyacı yanında ürünlerin pazarlanması gibi sorunlardır. Üreticilerin karşılaştığı diğer önemli zorluk ise, "üstü açık fabrika" olarak nitelendirilen tarımsal üretim sırasında, ürünlerde oluşabilecek hastalıklar ve zararlılar yanında iklimsel olaylardan ve doğal afetlerden kaynaklan risklerdir. Sermaye yetersizliği ve pazarlama sorunları için kooperatifçilik, üretim sırasında oluşabilecek riskler için ise tarım sigortaları, üreticilerin sorunlarına çare olabilmektedir. Bu amaçla tarımsal üretimde sürekliliğin sağlanabilmesi için, aktif olarak kullanılması gereken, tarım sigortaları ve kooperatifçilik kurumlarını, bünyesinde bir arada bulunduran organizasyon olan Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri üzerinden bu konunun incelenmesi, tarımsal üretimin sürekliliği açısından olumlu sonuçları olacağı düşünülmektedir. Aydın ilinde yapılan ankete katılan 87 TKK personelinin gözünden, üreticilerin TARSİM tarım sigortası bilgi düzeyi ile ilgili olarak, üreticilerin belli bir düzeyde tarım sigortası hakkında bilgisi olduğunu, ancak üreticilerin %14 oranındaki bir kısmının da tarım sigortası konusunda bilgi noksanlığının olduğunu göstermektedir. Ayrıca kendilerinin bir risk /afet zararına uğrayacağını düşünmeyen, daha kaderci ve umursamaz olan %39 oranında bir kısım çiftçinin varlığı da tarım sigortasının gelişememesinin sebepleri içerisinde önemli bir yer tuttuğu görülmektedir. Yapılan ankete katılan TKK personelinin gözünden üreticilerin tarım sigortası yaptırma isteğini azaltabilecek faktörleri anlamak amacıyla da görüşleri alınmıştır. Üreticilerin tarım sigortası hakkında yeterli bilgiye sahip olmamaları, küçük arazide geçimlik üretim yapan düşük gelirli çiftçilerin, sigorta primlerini yüksek bulması tarım sigortası yaptırma isteğini azaltan sebepler olarak görülebilmektedir. Tarım sigortası üretimi için TKK personelinin yeterlik durumunu anlamak amacıyla da görüşleri alınmıştır. Genel olarak sigortacılık branşları ve poliçe düzenleme işlemleri ile ilgili bir eğitim alınmış olsa da eğitim noksanlığı olduğunu düşünen bir kısım TKK personelinin olduğu görülmektedir. Bunun yanında sigorta poliçesi düzenlerken zorlanıyorum diyen %51 oranında bir kısım personel bulunmaktadır. Bütün bunların üzerine TKK personelinin %93'ü kendi çalıştıkları kooperatiflerinin tarım sigortası üretimini yeterli bulmadıklarını belirtmektedirler. TKK personelinin, tarım sigortası üretimini artıramamasının sebeplerini anlamak amacıyla görüşleri alınmıştır. Tarım sigortası üretimini artıramamasına sebep olarak en yüksek oranda personel yetersizliği, hemen peşinden üreticilerin sonraki yıllarda sigortalarını yenilemek istememeleri, daha sonra personelin üreticileri sigorta yaptırmaları konusunda ikna etmekte zorlandığını söylemektedir. %35 oranındaki bir kısım TKK personeli, kooperatifinin diğer işlerinden fırsat bulup, tarım sigortası üretimine yeterli zamanı ayıramadığını da belirtmiştir. Son olarak da sigorta poliçesi düzenlerken yardıma ihtiyaç duyduğunda yeterli yardımı zamanında alamadığını düşünen TKK personelinin olduğu görülebilmektedir. Sonuç olarak hem Türkiye'de hem de Aydın ili özelinde tarım sigortalarının öneminin çiftçiye benimsetilip, yaygınlaştırılabilmesi için, üreticilere yönelik olarak ilgili kurumlar tarafından yayım, tanıtım ve eğitim çalışmalarının yapılması yanında bilinçlendirme toplantıları da yapılmalıdır. Ayrıca TKK personelinin de ihtiyaç duyduğu ek eğitimlerin verilmesi, yeni sigortası branşlarının geliştirilerek uygulamaya konulması, tarım sigortalarının gelişmesine katkıda bulunabilir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Tarım Kredi Kooperatifi, Tarsim Tarım Sigortaları

AydınKooperatiflerKooperatifçilik+5
Hayri Tufan
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Yapay zeka ve açık inovasyon etkileşiminin işletmeler üzerine etkileri

Bu çalışmanın temel amacı: yapay zeka ve açık inovasyon faaliyetlerinin şirketlere ve topluma farklı düzeylerde finansal ve finansal olmayan boyutta değer kattığını kavramsal bir modelle ve kuramsal özellikte bir çalışma ile ortaya koyabilmektir. Bu kapsamda araştırmanın temel hipotezi yapay zeka ve açık inovasyon faaliyetlerindeki farklı ülkelerde ve sektörlerde pozitif ve anlamlı düzeyde değer katmak şeklinde tanımlanmıştır. Araştırmanın temel hipotezi çerçevesinde kapsamlı bir litaratür çalışması yapılmıştır. Araştırma değişkenlerinden yapay zeka kavramında ayrıntılı açıklamalarda bulunarak ardından da açık inovasyon konusunda litaratürdeki bilgi birikiminden hareket ile kapsamlı değerlendirilmelerde bulunulmuştur. Çalışmanın üçüncü bölümünde, yapay zeka ve açık inovasyon değişkenlerinin farklı ülkelerde ve sektörlerdeki bütünsel etkileri değerlendirilmeye çalışılmıştır. Son olarak ise örnek olay çalışmalar yapılarak araştırmanın temel hipotezi desteklenmeye çalışılmıştır.

Açık inovasyonBankacılık sektörüBankalar+4
Serap Karataş
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Teknolojik gelişme ve istihdam stratejileri arasındaki ilişki

Birçok kolaylığı beraberinde getiren teknolojik gelişme günümüzde insanlığa birçok yeni hizmet sağlamaktadır. Bu açıdan incelendiğinde teknolojinin üretim ve istihdam üzerinde önemli etkileri olduğu söylenebilmektedir. Özellikle istihdam üzerinde oluşturduğu etkinin yönüne ilişkin birçok farklı görüş yer almaktadır. Ayrıca teknolojik gelişmenin işgücüne olan ihtiyacı azaltacağı yönündeki endişeler istihdam ve teknolojik gelişme arasındaki ilişkinin araştırılmasını gerekli kılmaktadır. Teknolojik gelişme bir yönüyle işsizliğe sebep olurken; diğer tarafta yeni çalışma alanları ortaya çıkartmıştır. Bu bağlamda teknolojik gelişmelerin bir yönüyle işsizliğe neden olurken, diğer yönüyle de yeni istihdam kapıları araladığı söylenebilmektedir. Çalışmanın temel amacı incelenen dönemlerde ülkemizde teknolojik gelişmenin toplam istihdam üzerindeki net etkisinin araştırılmasıdır.

TeknolojiTeknolojik gelişmelerİstihdam+2
Aylin Şen
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Ailesel akdeniz ateşi olan hastalarda sol atrial deformasyon parametrelerinin incelenmesi

Ailesel Akdeniz Ateşi [Familial Mediterranean Fever, (FMF)], düzensiz aralıklarla tekrarlayan ve kendi kendini sınırlayan, ateş ile birlikte peritonit, sinovit, plevrit, perikardit, artrit ve deri lezyonları ile karakterize otozomal resesif geçiş gösteren sistemik inflamatuar bir hastalıktır. Özellikle atak dışı dönemde de CRP, IL-6, IL-8 düzeylerinin yüksek tespit edildiği çalışmalar, FMF hastalarında asemptomatik dönemde de subklinik inflamasyonun devam ettiğini düşündürmektedir. Otoimmün romatolojik hastalıklarda kardiyovasküler etkilenmeyi ve otonomik disfonksiyonu gösteren birçok çalışma mevcuttur. Bu hastalıklarda kardiyak ileti sistemi hasarı ve kardiyak aritmiler önemli yer teşkil etmektedir. FMF de bir kronik inflamatuvar hastalık olup klinik ve subklinik kardiyovasküler etkileri birçok çalışma ile ortaya konmuştur. Bu hastalar kardiyovasküler tutulum açısından risk altındadır. Bu çalışmanın amacı, atak döneminde olmayan FMF'li hastaların, sol atriyal deformasyon parametrelerini değerlendirip sağlıklı bireylerle karşılaştırarak, FMF'in sol atriyal fonksiyonlar üzerine olan etkisini tespit etmeye çalışmaktır. Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi birimlerine herhangi bir nedenle başvuran FMF tanılı hastalar ve kontrol grubu olarak da sağlıklı bireyler çalışmaya uygunluk açısından değerlendirilip çalışmaya alındı. Kriterlere uygun olan 40 FMF (24 erkek, 16 kadın) hastası ve kontrol grubu olarak 30 kişi (19 erkek, 11 kadın) alındı. Gruplar arasında temel karakteristik özellikler benzer saptandı. Laboratuvar parametrelerinden sadece CRP düzeyinin, normal referans aralığında olmakla birlikte FMF hastalarında anlamlı bir şekilde artmış olduğu saptandı. Konvansiyonel ekokardiyografi bulguları karşılaştırıldığında; EDZ, İVRT ve MPİ'nin FMF grubunda daha yüksek olduğu ve bu değerlerin istatistiksel olarak anlamlı olduğu görüldü. Doppler ekokardiyografi bulguları karşılaştırıldığında, iki grup arasında herhangi bir farklılık saptanmamıştır. Atriyal elektromekanik gecikme zamanı verileri her iki grupta karşılaştırıldığında FMF hastalarında interatriyal ve intraatriyal elektromekanik gecikme sürelerinin anlamlı olarak daha uzun olduğu saptandı. İki grup arasında karşılaştırıldığında Pmax ve Pwd sürelerinin FMF grubunda anlamlı olarak daha uzun olduğu saptanmış olup Pmin değeri, FMF grubunda istatistiksel anlamlı olarak daha düşük gözlenmiştir. Her iki grubun sol atriyal volümleri karşılaştırıldığında, sadece sol atriyal maksimum volümünde istatistiksel olarak anlamlı olacak şekilde FMF hastalarında artış saptandı. Diğer volümetrik parametrelerde her iki grup arasında anlamlı farklılık saptanmadı. Sol atriyum mekanik fonksiyonları her iki grup arasında benzer saptanmıştır. Bu şekilde hesaplanan konvansiyonel parametrelerde fark saptanmaması kardiyovasküler tutulumu dışlamada yetersiz kalabilmektedir. Bu çalışmada, sol atriyal deformasyon parametreleri olası erken kardiyak etkilenmeyi değerlendirmek için incelenmiştir. Sol atriyal deformasyon parametresi olarak, sol atriyal rezervuar ve kontraksiyon strain değerlerinde FMF grubunda anlamlı olarak daha düşük değerler saptandı. Atriyal iletim fonksiyonunu gösteren strain değeri de FMF grubunda daha az olmakla birlikte bu fark istatistiksel olarak anlamlı değildi. Literatürde FMF grubunda daha önce bu konuda yapılmış çalışmaya rastlanmamıştır. Önceki çalışmalarda gösterilen bulgulara dayanarak hipertansiyon ve yaşlılık gibi, sol atriyal rezevuar ve iletim fonksiyonunda azalma saptanan durumlara yanıt olarak atriyal kontraksiyon fonksiyonunda kompansatuar artış beklenebilirdi. Fakat bizim çalışamamızda atriyal kontraksiyon fonksiyonu pasif iletim fonksiyonuna göre istatistiksel olarak daha azalmış saptanmıştır. Bunun nedeni olarak FMF'deki inflamatuar sürecin atriyal myokardiyumunu primer olarak daha fazla etkilemiş olabileceği ve kontraksiyon fonksiyonunu daha fazla etkilediği düşünülebilir. Bu deformasyon parametrelerinin korelasyon analizinde anlamlı bir bulguya rastlamadık. Bu noktada; hasta sayımızın az olması, genetik belirteçlerin hepsine ulaşılamaması ve kardiyak manyetik rezonans görüntüleme gibi kardiyak amiloidozu ve atriyal fibrozisi gösteren ileri tetkiklerin yapılmamış olması gibi kısıtlılıklar olduğunu düşünmekteyiz. Bu sonuçlar, FMF hastalarında konvansiyonel ekokardiyografik bulguların erken dönemde kardiyak disfonksiyonu göstermede yetersiz kalabileceğini göstermektedir. Bu çalışma ile FMF hastalarında sol atriyal tutulumu erken dönemde saptamak için, sol atriyum deformasyon parametrelerinin kullanılabileceğini göstermiş olduk. Bundan dolayı, FMF hastalarının periyodik olarak kardiyolojik muayenelerinin yapılmasıyla kardiyak etkilenmenin erken dönemde incelenmesi gerektiğini düşünmekteyiz. Bu sayede FMF ilişkili kardiyovasküler komplikasyonların erken saptanması ve gerekli koruyucu önlemlerin alınmasıyla morbidite ve mortalite önlenebilir ayrıca yaşam kalitesi de artırılabilir. Bu sonuçların daha geniş hasta gruplarında ve daha uzun izlem süreli çalışmalarla desteklenmesi gerektiğini kanısındayız

Ailevi akdeniz ateşiAtriyal fibrilasyonAtriyal fonksiyon+3
Necmettin Korucuk
Akdeniz University
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Köylüoğlu (Eşme-Uşak) sahasındaki metamorfik kökenli Au-Ag cevherleşmeleri ve bunların sonraki aramalardaki önemi

Bu çalışma, Uşak Eşme bölgesinde yer alan ve yaklaşık 200 km2'lik bir alanda gerçekleştirilmiş jeolojik, mineralojik, jeokimyasal ve jeofiziksel yöntemlerin uygulandığı Au arama çalışmalarını içermektedir.Köylüoğlu Au cevherleşmesi metamorfik kayalar içerisinde mikaşistlerde gözlenmektedir. Cevherleşme ve çalışma alanındaki baskın yapısal unsurlar, Batı Anadolu neotektoniğinin etkisiyle oluşan grabenlere yaklaşık paralel uzanım sunmaktadırlar.Çalışma alanında tespit edilen Au cevherleşmesi içeren zonlar, mikaşistler içerisinde şistozite düzlemlerine paralel, silisleşmiş tabakalar veya damarlar şeklinde bulunmaktadır. Yüzeyde çok yaygın arjillik alterasyon görülmemesine karşın, baskın kloritleşme ve serizitleşme gözlenmektedir. Yoğun demir oksit-hidroksit içerikleri ile birlikte belirgin demir şapka (gossan) oluşumları da mineralizasyona eşlik etmektedir.Çalışma alanında yapılan jeokimyasal arama çalışmalarında toplam 1049 adet -80# dere sedimanı örneği alınmış ve bu örneklerden 1815 ppb Au değerine ulaşan anomaliler elde edilmiştir. Bölgesel arama çalışmalarının sonucunda en yüksek anomali gösteren bölge olan İlikler Mahallesi civarında 1208 adet toprak örneği alma çalışması yapılmış ve bu çalışmalarda 488 ppb Au değerine kadar anomaliler saptanmıştır. Silisleşme ve yoğun demiroksit gösteren bölgelerden alınan kaya örneklerinde ise 3 ppm Au ve 80 ppm Ag değerlerine kadar anomaliler elde edilmiştir. Yapılan jeofiziksel incelemeler de göz önünde bulundurulduğunda tüm anomalinin merkezi olarak olarak İlikler-Kocatepe mevkii öne çıkmıştır.Mikaşistlerde retrograt metamorfizmanın alterasyon ürünlerinden serizit ve kloritin cevherli alanda oldukça yaygın olması, hidrotermal akışkan oluşumu ve bu akışkanların etkisiyle meydana gelen Au zenginleşmesi, inceleme alanındaki Au cevherleşmesinin metamorfik kökenli Au yataklanması olabileceğini düşündürmektedir. Altın ile arsenik arasındaki doğrusal ilişki ve Sb-Te anomalisi bulunmadığı da göz önüne alındığında hipozonal orojenik yataklar içerisinde olabileceği öngörülmektedir.

AlterasyonAltınCevherleşme+3
Kamil Tolga İncekaraoğlu
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Delidemirciler (Demirci-Manisa) Au cevherleşmesinin jenesi

İhsan Yerli
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Altınlı hidrotermal alterasyonların geliştirilmiş landsat tematik haritalayıcıları ve aster görüntüleriyle tayini

Ülkemizde son yıllarda madencilik sektöründe son teknolojilerin kullanılmasıyla büyük ilerlemeler kazanılmıştır. Türk ve yabancı ortaklı birçok işletme bu sektör içerisinde yoğun paralar harcayarak araştırmalarda bulunmaktadır. Uzaktan algılama yöntemleri, madencilik sektörü içerisinde maden arama faaliyetlerinin daha az para ve emek harcanmasını sağlayarak hedefe ulaşılması amacıyla kullanılmaktadır. Uzaktan algılama yöntemleri kapsamı içerisinde LANDSAT Tematik Haritalayıcıları, LANDSAT Zenginleştirilmiş Tematik Haritalayıcıları ve ASTER görüntüleri bulunmaktadır. LANDSAT görüntüleri ile belirli alanlarda kil ve demiroksitli alterasyon zonları genel hatlarıyla belirlenirken, ASTER görüntüleri ile alterasyonlu alanlar içerisindeki mineral dağılımları kolaylıkla saptanabilmektedir. Bu çalışma ile epitermal sistemlere sahip altınlı hidrotermal alterasyon alanlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Ergama, Sapdağ ve Kirazlı sahaları yüksek sülfidasyonlu alanların araştırılmasında, Ovacık ve Küçükdere sahaları düşük sülfidasyonlu alanların araştırılmasında, Ivrindi sahası ise yüksek sülfidasyonlu sistemlere bağlı gelişen süperjen ortamların araştırılması amacıyla seçilmiş bilenen maden yataklarıdır. LANDSAT TM ve ETM görüntüleriyle bant oranlamaları, renkli kompozitler ve temel bileşenler analizi -Crosta- metotları kullanılarak alterasyonlu alanlar ağaçlık bitki örtülerinin seyrek olduğu sahalar içerisinde belirlenmiştir. Belirlenen tüm alterasyonlu zonlar ASTER görüntülerindeki bant oranlama, spektral indis ve sınıflandırma yöntemleri kullanılarak mineral dağılımlarına göre ayırtlanmıştır. Bilinen maden yatakları üzerinde uygulanan uzaktan algılama yöntemleriye saptanan hidrotermal alterasyon zonları günümüzde henüz belirlenmemiş alanlar üzerinde de benzer yöntemlerle kullanılabilir ve henüz keşfedilmemiş cevherli sahalar daha az para ve emek harcanarak belirlenebilir. Anahtar sözcükler: LANDSAT, ASTER, altın, hidrotermal alterasyon, epitermal

AltınMaden yataklarıUzaktan algılama
Ramazan Sarı
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Sodyum-glukoz ko-transporter-2 inhibitörü (SGLT-2İ) kullanan ve kullanmayan düşük ejeksiyon fraksiyonlu kalp yetmezliği ile takipli hastalarda 24 saatlik kalp hızı değişkenliğinin değerlendirilmesi

Sodyum-Glukoz Ko-Transporter-2 inhibitörü (SGLT-2İ) kullanan ve kullanmayan düşük ejeksiyon fraksiyonlu kalp yetmezliği ile takipli hastalarda 24 saatlik kalp hızı değişkenliğinin değerlendirilmesi Giriş ve Amaç: Kalp yetmezliği, sempatik ve parasempatik aktivite dengesinin bozulduğu periferik dokulara kan ve içerisindeki metabolitlerinin desteğinin azaldığı kompleks bir tablodur, ek olarak dünyada önde gelen morbidite ve mortalite nedenlerinden birisidir. Kalp yetmezliğinde hastaneye yatışları azaltmak morbidite ve mortaliteyi önlemeye yönelik çalışmalar da günümüzde devam etmektedir, güncel kılavuzlarda son dönemde yerini almaya başlayan SGLT-2 inhibitörleri kardiyoprotektif ve renoprotektif etkileri ile öne çıkmaktadır, yapılan çalışmalarda hastaneye yatış sıklığını azalttıkları ve mortaliteyi önledikleri gösterilmiştir, bunların yanı sıra kalp hızı değişkenliği noninvaziv olarak semaptik ve parasempatik aktivitenin göstergesi olmaya devam etmektedir, kalp hızı değişkenliğinin azalması morbidite ve mortalite öngördürücüsü olup, çalışmamızda DEFKY ile takipli hastalarda SGLT-2 inhibitörü kullanımına bağlı olarak kalp hızı değişkenliği değerlendirilmesi yapılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamıza ejeksiyon fraksiyonu %40'ın altında, Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Kliniğinde, kalp yetmezliği ile yatışı yapılan ve stabilizasyonu sağlanan 40 hasta dahil edilmiştir.Hastalar SGLT-2 inhibitörü kullanımına göre iki eşit sayıda gruba ayrıldı. Hastaların 18 yaş üzeri olmasına ve dekompanzasyon yapabilecek ek durumların olmamasına ( anemi, tiroid fonksiyon bozukluğu vb. ) ve ritim holter cihazının hastalara aynı zaman diliminde takılmasına dikkat edildi. Kayıtlar sonrasında ''DMSoftware Cardioscan'' ritim holter programıyla analiz edildi. Hastaların kalp hızı parametreleri ve kalp hızı değişkenliği parametreleri incelendi Bulgular: Toplam 40 hasta çalışmaya alındı. SGLT-2 inhibitörü kullanan ve kullanmayan hasta sayısı eşit olarak belirlendi. Çalışmaya dahil edilen hastaların %17,5'i kadın %82,5'i erkek olup, yaş aralığı 40 ile 81 arasında değişmektedir, ortalama yaş 63,4'tür. SGLT-2 kullananlarda ortalama yaş 62,95 kullanmayanlarda ise 64 olarak hesaplandı. SGLT-2 İnhibitörü kullanıma göre bakılan kalp hızı değişkenliği parametrelerinde yapılan karşılaştırmalarda SDNN (p=0,002) ve VLF (p=0,012) değerleri istatistiksel olarak anlamlı çıkmıştır. SDANN, pNN50, TP, rMSSD, HF değerleri istatistiksel olarak iki gurp arasında anlamlı olarak değerlendirilmemiştir. Sonuç: Çalışmaya alınan 40 kişilik hasta grubunda, SGLT-2 inhibitörü kullanan ve kullanmayan hastalarda maksimum kalp hızı istatistiksel olarak anlamlı olarak yorumlanmamıştır(p=0.675), minimum kalp hızı (p=0.255) ortalama kalp hızı (p=0.415) değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı sonuç bulunmamıştır. SGLT-2 İnhibitörü kullanıma göre bakılan kalp hızı değişkenliği parametrelerinde yapılan karşılaştırmalarda SDNN (p=0,002) ve VLF (p=0,012) değerleri istatistiksel olarak anlamlı çıkmıştır. LF (p=0,344) , HF (p=0,607) , LF/HF (0,402) , SDNN Index (p=0,126) , SDANN Index (p=0,05) , pNN50 (p=0,817) , rMSSD (p=0,756) değerlerinde ise istatistiksel olarak anlamlı sonuç bulunmamıştır. Yapılan çalışma kısıtlı sayıda hasta üzerinde yapılmış olup daha fazla sayıda popülasyon ile çalışma yapılmasına ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: Kalp hızı değişkenliği, sodyum glukoz ko-transporter 2 inhibitörü, kalp yetmezliği, otonom sinir sistemi

İbrahim Özer Özdemir
Akdeniz University
2025
11
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Non-valvüler atriyal fibrilasyonlu hastalarda sol atriyal trombüs varlığının nötrofil-lenfosit oranı ve c-reaktif protein ile ilişkisi

Çalışmamızın amacı nonvalvüler AF hastalarında inflamasyon belirteçleri olan CRP ve nötrofil-lenfosit oranının AF'deki trombüs oluşumunu öngörmedeki rolünü araştırmaktır. Çalışmaya Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kardiyoloji bölümünde Mart 1998 ile Ağustos 2016 yılları arasında nonvalvüler AF'si olan ve sol atriyum ve/veya sol atriyal apendikste trombüs varlığını göstermek amacı ile TÖE yapılmış 18 yaş üstü 461 hasta alınmıştır. Çalışmaya dahil edilen hastaların 240 tanesi erkek, 221 tanesi kadındır. Hastaların 289 tanesinde TÖE ile sol atriyum veya sol atriyal apendikste trombüs saptanmamışken 172 hastada ise trombüs olduğu gösterilmiştir. Çalışmaya alınan hastaların CRP düzeyleri ve nötrofil-lenfosit oranları kaydedilmiştir ve istatistiksel olarak işlenmiştir. İşlenmiş olan veriler sonucunda nonvalvüler AF'si olan hastalarda trombüsü olan ve olmayan gruplar arasında CRP düzeyi ve nötrofil-lenfosit oranı birbirine benzer bulunmuştur. Ayrıca CRP düzeyi 0,5 mg/dl ve altında (normal değer) olanlar ile 0,5 mg/dl üzerinde olanlar gruplandırılarak yapılan analizlerde de anlamlı farklılık saptanmamıştır. Bununla birlikte AF'si olan hastalarda CRP düzeyinin normal referans aralıktan daha yüksek olduğu bulunmuştur. Tüm bu sonuçlar ışığında AF'li hastalarda trombüs oluşumunun inflamasyon parametreleri ile ilişkisinin olmadığı saptanmıştır.

Atriyal fibrilasyonAtriyumC reaktif protein+5
Murat Bayrak
Akdeniz University
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Askeri gemilerin dalgalı deniz durumunda hasarlı ve hasarsız stabilite analizi

Bu çalışmada, farklı tip donanma kurallarına (İngiliz, Amerikan, Alman) ait hasarlı ve hasarsız stabilite kuralları incelenmiştir. Ardından, konsept olarak tasarlanan bir fırkateyn üzerinde her bir donanma kuralına göre dalgalı deniz durumunu da içeren hasarlı ve hasarsız stabilite analizi yapılmıştır. Dalgalı deniz durumu, dalga tepesinin konumu gemi başından kıçına doğru adım adım ilerletilerek oluşturulmuştur. Analizler neticesinde her bir kural grubunun birbiri ile olan benzerlik ve farklılıkları ortaya konulmuş ve stabilite açısından önemli hususlar belirtilmiştir.

Emre Kahramanoğlu
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Askeri gemilerin dalgalı deniz durumunda hasarlı ve hasarsız stabilite analizi

Bu çalışmada, farklı tip donanma kurallarına (İngiliz, Amerikan, Alman) ait hasarlı ve hasarsız stabilite kuralları incelenmiştir. Ardından, konsept olarak tasarlanan bir fırkateyn üzerinde her bir donanma kuralına göre dalgalı deniz durumunu da içeren hasarlı ve hasarsız stabilite analizi yapılmıştır. Dalgalı deniz durumu, dalga tepesinin konumu gemi başından kıçına doğru adım adım ilerletilerek oluşturulmuştur. Analizler neticesinde her bir kural grubunun birbiri ile olan benzerlik ve farklılıkları ortaya konulmuş ve stabilite açısından önemli hususlar belirtilmiştir.

Emre Kahramanoğlu
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Askeri gemilerin dalgalı deniz durumunda hasarlı ve hasarsız stabilite analizi

Bu çalışmada, farklı tip donanma kurallarına (İngiliz, Amerikan, Alman) ait hasarlı ve hasarsız stabilite kuralları incelenmiştir. Ardından, konsept olarak tasarlanan bir fırkateyn üzerinde her bir donanma kuralına göre dalgalı deniz durumunu da içeren hasarlı ve hasarsız stabilite analizi yapılmıştır. Dalgalı deniz durumu, dalga tepesinin konumu gemi başından kıçına doğru adım adım ilerletilerek oluşturulmuştur. Analizler neticesinde her bir kural grubunun birbiri ile olan benzerlik ve farklılıkları ortaya konulmuş ve stabilite açısından önemli hususlar belirtilmiştir.

Emre Kahramanoğlu
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

İlk öğretim din kültürü ve ahlak bilgisi öğretim programı ve ders kitaplarında birlikte/bir arada yaşama kültürü

Bu araştırma Din Kültürü Ve Ahlak Bilgisi öğretim programı ve ders kitaplarında farklı din mensupları ve İslam içerisinde olup da bazı farklı dini anlayışlara sahip Alevilerle birlikte/bir arada yaşama kültürünün geliştirilmesine yönelik bilgilerin İDKAB öğretim programında ve İDKAB ders kitaplarında nasıl ele alındığını, nelere vurgu yapıldığını ortaya koymaktadır. Tez üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde tezin metodolojisini oluşturan ve araştırmaya yön verecek olan temel kavramlar üzerinde durulmuştur. Birinci bölümde bir arada yaşama kavramı ve bir arada yaşamayı sağlayacak olan evrensel değerler ve bir arada yaşamayı zorlaştıran etkenler üzerinde durulmuş ve bunlar açıklanmıştır. İkinci bölümde İslamiyet ve bir arada yaşama ana başlığı altında Kur'an ve birlikte yaşama, Hz. Peygamber(s.a.v.) ve bir arada yaşama kültürü, Medine Devleti ve bir arada yaşama ile Türk İslam geleneğinde bir arada yaşama kültürü örneklerle anlatılmıştır. Tezin asıl konusunu oluşturan üçüncü bölümde ise İDKAB öğretim programı ve bir arada yaşama kültürü başlığı altında İDKAB programının temel amacı, İDKAB programında bir arada yaşama kültürü ve İDKAB ders kitapları ve bir arada yaşama alevi Sünni farklılığı açısından bir arada yaşama ve İDKAB ders kitaplarında bir arada yaşamanın nasıl anlatıldığı ele alınmış ve değerlendirilmiştir. Sonuç ve öneriler bölümü ise tüm bu konular çerçevesinde aynı inançtan olmayanlarla ve aynı inançtan olduğu halde bazı farklı dini düşüncelere sahip insanlarla birlikte yaşama kültürünü geliştirmeye yönelik bazı önerilerde bulunulmuştur. Anahtar sözcükler: Bir Arada Yaşama, Din Eğitimi, Alevilik ve Aleviler, Hoşgörü, Eğitim.

AlevilerAlevilikBirlikte yaşama+6
Bekir Çuhadar
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Platform ekonomisi ve çalışan bireylere etkilerinin incelenmesi

Bu çalışmada dijitalleşmenin ve serbest piyasa ekonomisinin bir sonucu olarak ortaya çıkan ve henüz yeni bir ekonomik model olarak ele alınan platform ekonomisine odaklanılmıştır. Bu kapsamda çalışan bireylerin görüşleri çerçevesinde bu ekonomik modelin çeşitli yönlerini ele almak; motivasyon, çalışma koşulları ve haklar, gelir sağlama, sorunlar ve gelecekle ilgili beklentiler olmak üzere beş tema altında çıkarımlar elde etmek amaçlanmıştır. Bu amaçları doğrultusunda nitel araştırma kapsamında mülakat yöntemiyle platform ekonomisine dayalı çalışan bireylerden birincil veri elde edilmiştir. Amaçlı örnekleme yöntemi doğrultusunda erişilen ve araştırmaya katılmaya gönüllü olan 6 katılımcı araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Katılımcılar arasında çeşitliliğin sağlanması adına platform ekonomisi çatısı altında faaliyet gösteren çeşitli gruplardan, farklı cinsiyet ve yaş gruplarından katılımcıların dahil edilmiştir. Broughton vd (2018) tarafından geliştirilen soru setinden uyarlanarak oluşturulan 15 soru yönlendirilmiş ve yanıt alınmıştır. Elde edilen veriler betimsel analize tabi tutulmuş ve ortaya çıkan bulgular değerlendirilmiştir. Erişilen bulgular, platform ekonomisinin bireyler için birçok avantaj sunarken bazı dezavantajlarının da bulunduğunu ortaya koymuştur. Avantajlar arasında evden serbest çalışma olanağı, esneklik, kendi işlerini belirleme olanağı ve ek gelir olanağı sayılabilmektedir. Dezavantajlar arasında sigortanın, sosyal hakların ve istihdam güvencesinin bulunmaması, çalışma koşullarının belirsiz ve gelirin dalgalı olabileceği yer almaktadır. Çalışanlar arasında iş taleplerin azaldığı dönemlerde finansal açıdan zor durumda kalınabildiği ve tasarruf yapmanın zor olduğu kanısı ortaya çıkmıştır. Çalışanların bu modele ilişkin olarak geleceğe umutla baktıkları, ancak diğer yandan çeşitli risklerin ve belirsizliklerin de bu tür çalışma yapan bireyler için endişe kaynağı olabileceği anlaşılmıştır.

Gig ekonomisiPlatform ekonomileriSayısallaştırma+1
Burcu Madan
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İşletmelerde dijital dönüşümün finansal performansa etkisi: KOBİ'lerde bir araştırma

Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler (KOBİ)'ler, ülkelerin ekonomisine olumlu etkiler yaparlar ve bir ülkedeki işletmeler arasında oransal olarak büyük bir çoğunluğa sahiptir. Büyük ölçekli işletmelerde bulunmayan özelliklere sahip olan KOBİ'ler esnek ve yalın yanları, piyasaya ve tüketicilerin taleplerine ilgi göstermeleri ve inovasyonu önemsemeleriyle ön plana çıkarlar KOBİ'ler, dijitalleşmenin ilerlemesinden istifade ederek küresel düzeydeki işletmecilik süreçlerinde kendilerini geliştirme imkanı bulmuşlardır. Dijital dönüşüme entegre olmak, KOBİ'ler için dünya çapında bakış açısını şart koşmakta ve bu bakış açısının etkisiyle finansmanlarını daha iyi duruma getirmek, katma değer becerisine sahip olabilmek ve bunun yanı sıra yenilikçi düşünceyi ilke edinen dijitalleşmiş bir görüntü sergilemelerini gerektirmektedir. 2020 yılıyla beraber coronavirüsün etkisiyle meydana gelen piyasa ortamında dijitalleşme düzeyi önem taşımaktadır, E-ticaret ve online satışta daha başarılı olan KOBİ'ler coronavirüs döneminde bazı avantajlar elde etmişlerdir. Coronavirüs süreci dijitalleşmeyi pek özümseyememiş KOBİ'lere dijitalleşebilme düzeyini artırmaları yolunda şans doğurmuştur. Bu şansı iyi kullanan KOBİ'lerin faaliyetlerini sürdüreceği ve gelişebileceği söylenebilir. Dijital dönüşüme entegre olmayı başaramayan KOBİ'lerin rekabette başarılı olmaları mümkün değildir. Bu araştırmanın amacı, KOBİ'lerde dijital dönüşüm uygulamalarını inceleyerek, KOBİ'lerin dijital dönüşümle beraber hangi değişikliklere maruz kaldıklarının belirlenmesi ve dijital dönüşümün KOBİ'lerin finansal performansına nasıl bir etki yaptığının ortaya konulmasıdır. Çalışma kapsamında örneklem olarak seçilen KOBİ'lerin yöneticileri ile dijital dönüşümün son durumu ve finansal performansa etkisinin gösterilebilmesi amacı ile yapılan alan çalışmasında, nitel araştırmanın bir türü olan derinlemesine görüşme yöntemi ve görüşme formu yaklaşımı tercih edilmiştir. Betimsel Analiz Yöntemi ile sağlanan bulgulara göre, dijital dönüşümün KOBİ'lerde yaygın olduğu, finansal performansın dijital dönüşüme bağlı olarak olumlu düzeylerde etkilendiği ortaya konulmaktadır

Elektronik ticaretFinansal performansKOBİ+2
Mutlu Yağcı
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Dijital ekonomide insan sermayesi yönetimi

Bu çalışmanın temel amacı, dijital ekonomi sürecinde insan sermayesi yönetimi uygulamalarının incelenmesidir ve dijital ekonomi- insan sermayesi etkileşiminin kuramsal bir çerçevede ortaya konulmasıdır. Dijital ekonomik işleyişin ortaya çıkmasıyla beraber işletmelerin insan sermayesi yönetimine odaklandığı, insan sermayesini geliştirmeye yönelik çalışmalar içerisine girdikleri görülmektedir. Ekonomi dijital hale geldiğinde, insanlarda bir dönüşüm içerisine girmiş ve insan sermayesini geliştirmeye yönelik çalışmalar hızlı ve rekabetçi boyutlara taşınmıştır. Etkin bir işletmede, dijital ekonomi için uygun özelliklere erişilmesi ancak insan sermayesi yönetimi ile gerçekleşebilmektedir. Yönetim süreci, yüksek kalitede, yüksek eğitimli, dijital süreçlere anında adapte olabilen, yetenekli, becerilerini geliştirebilen, makine öğrenme kabiliyeti, yüksek seviyelerde bilgi sahibi insan sermayesi konumlandırmaktan geçmektedir. İnsan sermayesini geliştirme, kaynak olarak tutma, yüksek verimlilik sağlama ve performans değerlendirme aşamalarıyla gerçekleştirilir. Çalışmanın sonucunda, küresel boyutlarda dijital ekonomi, ülkeler ve örgütlerde teknoloji ve yenilik üzerine rekabetin odak noktası olmuştur. Bu noktada insan sermayesi rekabet gücünü elde etmeye yarayan temel unsur olarak ortaya çıkmaktadır. Bu yüzden uluslar ve örgütler, farklılaşabilecekleri, piyasada öncü nitelik kazanabilecekleri, ülke refahını ve istihdamını sağlayabilecekleri, işgücü yeterlilikleri ve üstün rekabet gücüne sahip olabilecekleri, ekonomik büyüme elde edebilecekleri insan sermayesi unsuruna, sürdürülebilir nitelikler kazandırmalı ve sürekli yatırımlarda bulunmalıdırlar.

Merve Ün
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İşletmelerde stratejik değişim yönetimi: KOBİlerde bir uygulama

Küreselleşen ve özelleşmekte olan dünya ekonomik düzeninde ülke ekonomileri açısından işletmelerin önemi oldukça büyüktür. İşletmelerin başlıca amaçları kâr elde etmektir; ancak sosyal ve ekonomik yönden ülke ekonomilerinin iyileştirilmesi için belirledikleri misyon ve vizyonları da bulunmaktadır. Günümüz aşırı rekabetçi iş koşullarında faaliyette olan işletmeler amaçlarına ulaşmaya çalışırken sayısız tehdit veya fırsatla yüz yüze gelmektedir. Bu durum işletmelerin sürdürülebilir bir yaşam elde edebilmek için yeni yönetim tarzlarına gereksinim duymasına neden olmuştur.Dünyada ve ülkemizde faaliyette bulunan işletmelerin büyük bir kısmı KOBİ'lerden meydana gelmektedir. KOBİ'ler ülke ekonomisinin bel kemiğini oluşturmaktadır. Ülke ekonomileri açısından KOBİ'lerin değeri göz önüne alındığında, misyon ve vizyonları esas alınarak değerlendirildiğinde bu oluşumların durmaksızın yenilik faaliyetlerini sürdürmeleri, güncel durumlara olmaları, hizmet ve ürün üretiminde kalıcı olabilmek adına kalitelerini ve performanslarını sürekli artırmaları beklenmektedir. Bu nedenle KOBİ'ler değişen şartlar ve artmakta olan rekabet koşullarında tanımladıkları hedeflere hızlı ve etkili bir şekilde varabilmek ve varlıklarını sürdürebilmek amacıyla yeni stratejiler yaratmaları gerekmektedir. Birçok işletme stratejik yönetimin değerini anlamış ve uygulamaya başlamışlardır. Stratejik yönetim, geleceğe yönelik bilinmeyen durumları yok ederek ve rekabet üstünlüğü getirerek KOBİ'lerin yaşamlarını başarılı kılma noktasında fayda sağlamaktadır. Araştırmanın amacı; işletmelerde değişim yönetimine yönelik farkındalık yaratarak KOBİ'lerde stratejik yönetim modelinin uygulanma sürecine yer vermek, stratejik yönetim çalışmalarının önemine değinerek stratejik yönetim sürecinin oluşum aşamalarını açıklamak ve stratejik değişim sürecinin işletme performansına olan etkileri ile stratejik yönetim, araç, yöntem ve tekniklerin ne ölçüde kullanıldığını ortaya koymaktır.Örneklem grubu olarak belirlenen KOBİ'lerde çalışan personel ile stratejik değişimin geldiği nokta ve ortaya çıkan sonuçların ortaya konulabilmesi amacı ile alan araştırmasında, nitel araştırma yöntemlerinden derinlemesine görüşme tekniği ve görüşme formu yaklaşımı kullanılmıştır. Betimsel Analiz Yöntemi ile elde edilen bulgular, değişim yönetiminin KOBİ'lerde tanındığını ve bilindiğini; fakat uygulama anlamında çeşitli aksaklıkların yaşandığını, firma sahiplerinin ve devletin ilgili kurumlarının bu konuda yöneticileri ve çalışanları stratejik değişim anlamında destekleyici unsurları daha çok harekete geçirmesi gerektiğini göstermektedir. Ulaşılan sonuçların literatür ile uyum gösterdiği, bazı sonuçların ise literatüre yeni kazandırılacak nitelikte olduğu söylenebilir.

DeğişimDeğişim yönetimiKOBİ+4
Süleyman Pahsa
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Agroparkların kuruluş süreçleri: Aydın Agropark'la ilgili kuramsal bir çalışma

Bu çalışmanın temel amacı, Aydın ilinde Agropark oluşturulmasına yönelik kuramsal bir model geliştirilmesidir. Çalışmanın bu amacı doğrultusunda ilk önce, Agroparkın kuramsal çerçevesi ve yapılandırılması konuları ele alınmış ikinci olarak, Aydın İlinde Agropark kurulmasına olanak sağlayan özelliklerin analiz edilmesine çalışılmış ve son olarak da Aydın İlinde Agropark oluşum sürecinin tasarımı ve yönetimi faaliyetleri ortaya konulmuştur. Türkiye'de Agropark oluşumu ve yönetimi konularında bugüne kadar yapılan çalışmaların oldukça sınırlı sayıda olduğu görülmekte, hazırlanılan bu yüksek lisans teziyle ilgili alanda önemli bir bilgi açığının giderilmesine katkıda bulunulmaktadır. Çalışmanın, Aydın İli tarım sektöründe kümelenme stratejilerinin uygulanmasında ve potansiyel inovasyon kaynaklarının etkili bir şekilde sektörün gelişimine yönlendirilmesinde önemli bir unsur olduğu anlaşılan Agroparkın kurulması ve yönetilmesi konularında sektör liderleri ve araştırmacılar için düşük maliyetli, zaman kazandırıcı çabalar sergilenmesine hizmet etmesi beklenmektedir

AgroparkAydınEkonomi+6
Yalçın Efe Ören
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İnovasyon faaliyetlerinin müşteri ilişkileri yönetiminin başarısına etkisinin incelenmesi

Bu çalışmada, inovasyon faaliyetlerinin müşteri ilişkileri yönetiminin (CRM) başarısına etkisi kuramsal ve sektörel düzeyde incelenmiştir. İşletmelerin müşterileriyle uzun vadeli ve değer temelli ilişkiler kurabilmesi, yenilikçi yaklaşımları yönetim süreçlerine entegre etmeleriyle yakından ilişkilidir. Araştırma, akademik yayınlar, tezler ve raporların betimsel analizine dayanmaktadır. Elde edilen bulgular, inovasyonun CRM süreçlerine yalnızca teknoloji ve ürün boyutunda değil; stratejik, süreçsel ve kültürel düzeyde katkı sağladığını göstermektedir. Sonuç olarak, inovatif uygulamaların müşteri memnuniyeti ve sadakatini artırdığı, işletmelere sürdürülebilir rekabet avantajı kazandırdığı ortaya konulmuştur. Çalışma, literatüre teorik katkı sağlamanın yanı sıra uygulamaya dönük öneriler geliştirmektedir. Anahtar Kelimeler: Müşteri İlişkileri Yönetimi, İnovasyon, Müşteri Memnuniyeti, Sadakat, Dijital Dönüşüm

İrem Helvacı
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00

Other supervisors