Theses supervised by Prof. Dr. Hasan Kıran
10 theses · Hacettepe University
Sosyal medya ikonu üzerinden görsel yorumlar
'Sosyal Medya İkonu Üzerinden Görsel Yorumlar' konulu tezde, geçmişten günümüze medya kavramı, özellikle tarihsel süreçte sanat - sanatçı ilişkisi bakımından ele alınmıştır. Bu çalışma, günümüz yeni medya sanatının ortaya çıkısı, sosyal medyanın sanattaki yeri ve sanatta kullanım alanlarını incelemiştir. Tezde, aynı zamanda sanatın bireyler üstündeki etkisi, toplumsal olaylardaki duruşu ve bir terapi olarak sanatın nasıl bir görevi olduğu ele alınmıştır.
Karşılaştırma nesnesi olarak hayvanın başkalık durumları
İnsan, kurduğu dünyada kendini ''ben'' olarak var edebilmesi için, bir ''başka''ya ihtiyaç duymaktadır. ''Ben''in kendini karşılaştırdığı varlığın da onun gibi duygu ve davranış becerilerine sahip olması gerekmektedir. Bu nedenle, doğada insana en yakın varlık olan hayvan, ''ben''in karşılaşacağı ''başka'' olarak konumlanmaktadır. Bu tez çalışmasının konusu, tarihsel süreçte doğayı ve diğer varlıkları inceleyerek özbilinç geliştiren insanın, kendi karşısında hayvanı konumlandırdığı durumları, konu ile ilgili felsefecilerin düşünceleri ve sanatçıların eserleri ışığında incelemektir. Hayvan, insanın kendini tanımlarken başvurduğu bir kaynak olmanın yanı sıra, sanatçının dünyasında da güçlü bir etki sahibidir. İnsanın sosyal ve kültürel olarak kendini tanımlarken başvurduğu hayvanın nitelikleri, sanatçıların ifade dilinde de yer bulmaktadır. Yaşanılan teknolojik, bilimsel, sanatsal ve felsefi dönüşümler, "ben"in hayvan algısını değiştirdiği gibi, her dönemde sanatçıların imgelem dünyasını da etkilemektedir. Bu tez çalışması için yapılan resimler, insanın hayvana yani "başka"ya göre kendini konumlandırma çabasının yanı sıra, "ben"in hayvan imgesiyle yaptığı karşılaştırmaları görselleştirmeyi de amaçlamaktadır. Konu ile ilgili felsefecilerin düşüncelerini geçmiş ve güncel olaylar ile ilişkilendirilerek, tez bağlamındaki resimler meydana getirilmiştir.
Kazak mitolojisinin resimsel çözümlemesi
Tez çalışması kapsamında yapılan araştırmalar Kazak resim sanatı tarihinde Kazak mitolojisinin oluşumuyla ilgili eserlerin önemli bir yere sahip olduğunu göstermiştir. Bu konuda yapılan çeşitli araştırmalar, bilimsel çalışmalar, yorumlar ile tahliller ve karşılaştırmalar Kazak mitolojisinin başlangıcından bugüne kadarki Kazak mitlerinin birbiriyle sıkı bağlantılı olduğunu ortaya koymuştur. Mitoloji ile ilgili araştırmalar başta tarih olmak üzere edebiyat, felsefe, din ve kültür gibi alanlarda da yapılmış ve Kazak mitolojisini zenginleştirecek olan materyaller elde edilmiştir. Sanat alanında ise mitoloji ile ilgili incelemeler ve çalışmalar yeterli değildir. Özellikle resim sanatı bu konuda zayıftır. Bundan dolayı resim sanatındaki mitoloji ile ilgili çalışmaların tespit edilmesi, incelenmesi ve özellikle Kazak mitolojisinin resimsel çözümlemesinin yapılması için böyle bir tez konusu seçilmiştir. Tez çalışmasında, Kazak mitolojisinin tanımı ile tarihine yer verilmiş ve araştırmacıların mitolojiyle ilgili çalışmalarından bahsedilmiştir. Yapılan incelemeler neticesinde mitoloji ve sanat ilişkisi üzerinde durulmuştur. Bununla birlikte Kazak sanat tarihindeki Kazak mitolojisinin önemli konuları tespit edilmiş ve onların ressamların çalışmalarını ne şekilde etkilediği incelenerek karşılaştırmalı bir biçimde yorumlanmıştır. Kazak resim sanatının tarihî oluşumunun ilk dönemlerindeki ile günümüzdeki çağdaş ressamların "Kazak Mitolojisi" kavramı çerçevesinde yapmış oldukları çalışmalar tahlil edilmiştir. Yapılan çeşitli araştırmalar neticesinde Kazak mitolojisinin başka milletlerin mitolojisine nazaran daha evrensel olduğu ortaya konmuştur. Kazakların dünya görüşü ile mitolojisini tamamıyla anlatan "Er Töstik" mitindeki olay örgüsüne göre resimsel çözümlemeler yapılmıştır. "Er Töstik" miti eski ve yeni geleneği birbiriyle bağdaştıran Kazak mitolojisinin en önemli mitlerinden biridir. Kazak mitolojisinin atası sayılan "Er Töstik" mitinin resimsel çözümlemesini yapmak için ağaç baskı tekniğine başvurulmuştur. Tez kapsamında yapılan resimler "Er Tostik" mitinden esinlenerek, insanların ve kendi hayatımda yaşadığım olayların hem biçimsel bir formda hem de kompozisyon yapısı, renk, görsel, imge açısından nasıl etkilenildiği üzerinde durulmuştur. Anahtar sözcükler: Kazak mitolojisi, Kazak ressamları, Er Töstik, sanat, resim, ağaç baskı tekniği
Parçalanma ve gizdökümcü görsel anlatımlar
Türkiye'de "itiraf edebiyat" adıyla da bilinen Gizdökümcü şiir 1950'li yılların sonu ile 1960'lı yılların başında ortaya çıkan bir anlatım türüdür. Gizdökümcü şiir aynı zamanda şairin "şahsi" ya da "ben" içeren öğelerin sıkça kullandığı bir türdür. Bunun anlamı, şairin ana konusu kendi hayatıdır; dolayısıyla kendi hayatıyla ilgili fazlasıyla ayrıntı paylaşır. Kişi, kendi hayatında yaşadığı travmatik olayları yazıda yaratıcı bir süreç sonucu yeniden yaşar. Tezin odak noktası ise sanatçının gizdökümcü anlatımı kullanarak kendi yaşantısını görsel yolla aktarmasını ele almaktadır. Parçalanma kavramı bu anlatım türünde duygu durumunun resimsel ifadesinde başvurulan bir teknik olarak, biçimsel bir yapı ile karşımıza çıkar. Parçalanmadaki amaç, gizdökümcü türle birleştiğinde yaşanılan ruhsal durumun ortaya çıkarken yarattığı parçalanmayı göstermektir. Araştırma kapsamında yapılan çalışmalar parçalanma kavramı çerçevesinde kullanılan biçimsel yapı üzerine odaklanmıştır. Gizdökümcü anlatım türü, kimlikleriyle var olmuş sanatçıların eserleri üzerinden türe ait çalışmaların incelenmesini; bu eserleri üretirken sanatçıların yaşadıkları travmalardan nasıl beslendiklerini ve tüm bu travmalarla dolu sancılı yaşamların sanata dönüşümlerini araştırma konusu olarak ele alır. Tez oluşturulurken literatür araştırması yapıldıktan sonra uygulama çalışmaları yapılmıştır. Baskı ve resim olarak üretimler kolaj mantığında uygulanmıştır. Parçalanmalarla biçimsel ifade sağlanmaya çalışılmıştır.
Beden ve benlik ilişkisi üzerine resimsel çözümlemeler
Araştırmanın amacı, beden ve benliğin birbiri ile olan ilişkisini inceleyip, resim sanatında incelemek ve bu kavramların resimsel yollarla da ifade edebileceğini göstermektir. Araştırma resim sanatı kapsamında oluşturulmuştur. Araştırma, gözlem ve uygulama olmak üzere iki kolda yürütülmüştür. İlgili alanlar kapsamında kaynak incelemesi, veri toplama ve değerlendirmesi yapılmış, aynı ve benzer konularda yapılan çalışmalar incelenip çözümlenmiştir. Konu ile alakalı resim çalışmaları yapılmıştır. Araştırma, beden ve benlik ilişkisi ile ilgili çözümlemelerle, bu kavramların resimsel yollarla da ifade edileceği gösterilmiştir. Konuyla alakalı çalışmaların incelenmesiyle içerik zenginleşmiş ve farklı bakış açılarının da gelişmesine teşvik etmiştir.
Plastik sanatlarda kadın imgesi
Fiziksel olmanın yanı sıra duygusal ve psikolojik baskıları da içeren şiddet kavramı, tarih boyunca insanoğlunun hayatında yerini korumuştur. Ayrıca, geçmişten günümüze kadar toplumsal yaşama bakıldığında şiddet olgusunun en çok kadınlar üzerinden işlediği görülmektedir. Her dönemin toplumsal kurallarına, ahlak anlayışına, dini inanışına göre farklı şekillerde değerlendirilen kadın, sanat tarihinde de farklı şekillerde yerini almış ve kadın imgesi sürekli bir dönüşüm içerisinde olmuştur. Kimi zaman melek, kimi zaman şeytan, kimi zaman tanrıça, kimi zaman tüketim nesnesi olarak görülen kadın sanata da türlü şekillerde yansımıştır. "Plastik Sanatlarda Kadın İmgesi" başlığı altında yürütülen bu tez çalışmasında, kadınların tarih boyunca toplumdaki ve sanattaki yeri sorgulanmıştır. Bu bağlamda geçmişten günümüze kadar toplumda ve sanatta kadınların yeri görsel ve yazınsal olarak ele alınıp incelenmiştir. Ayrıca konuyu desteklemek amacıyla, konunun düşünürler ve özelikle sanatçılar tarafından ne şekillerde ele alındığı üzerine durularak eserlerinden çeşitli örnekler verilmiştir. Bu tez çalışmasının ana temasını oluşturan kadına yönelik şiddet kavramına ilişkin bir dizi uygulama çalışması yapılmış ve konu çalışmalar üzerinden farklı şekillerde deneyimlenerek biçimsel ve düşünsel olarak ele alınıp incelenmiştir.
Varoluşsal kaygının tekinsiz imgeleri
Freud'un bastırılanın geri dönüşü sonucu ortaya çıkan varoluşsal kaygı olarak tanımladığı tekinsizin kökeni incelendiğinde, tekinsizliğin insanlık tarihi boyunca farklı şekillerde değerlendirildiği görülmektedir. Tekinsizlik endüstrinin, bilimin ve felsefenin geliştiği modern döneme kadar her dönemin kültürel yapısına, inanç sistemine vb. etmenlere göre farklı şekillerde değerlendirilmiştir. Modern dönem öncesinde dünya dışı göksel ve mitolojik varlıklarla (tanrılar, canavarlar vb.) "öteki" kavramı üzerinden açıklanan tekinsiz, modern dönemde psikanalizle birlikte insanoğlunun bilinçaltına ait bir olgu olarak görülmeye ve sanata da o şekilde yansımaya başlamıştır. "Varoluşsal Kaygının Tekinsiz İmgeleri" başlığı altında yürütülen bu tez çalışmasında, bireyin yaşadığı varoluşsal kaygının kökenini oluşturan tekinsizlik kavramının, tarihsel süreç içerisinde toplumsal ve sanatsal ilişkileri ele alınmıştır. Bu bağlamda, eski medeniyetlerden günümüz modern toplumuna kadar, bir yandan modern öncesi dönemin mitolojik ve dini anlatıları diğer yandan ise modern dönem sonrasının psikanalitik teorileri ve bütün bunların sanata yansımaları görsel ve yazınsal olarak incelenmiş ve gerek düşünürler gerekse sanatçılar tarafından hangi şekillerde değerlendirildiği üzerinde durulmuştur. Bunun yanı sıra tekinsiz'in tarih sahnesinde kendisine en çok yer edindiği görsel sanatlar alanında, resim, fotoğraf ve sinema sanatları dilsel bütünlük bağlamında ele alınmış ve konu hakkında sanatçılardan ve eserlerinden çeşitli örnekler verilerek detaylandırılmıştır. Ayrıca, bu tez çalışmasının odak noktasını oluşturan tekinsizlik kavramına yönelik bir dizi uygulama çalışması yapılmış olup, konu, biçimsel ve düşünsel olarak yorumlanmıştır.
Resimde melankolik bedenler
Beden ve melankoli... İki kavramda çağlar boyunca değişimlere uğramakla kalmamış zamanla tamamen zıt anlamlara bürünmüşlerdir. Melankoli, Antik Çağ'da Kahramanlara atfedilen, Aristoteles'in tanımlamalarıyla dahilik boyutuna ulaşmış bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Fakat Orta Çağ'da, Hristiyanlık inancının yaygınlaşmasıyla birlikte, yedi ölümcül günahtan biri sayılan acediaya evirilmiş ve melankolik kişiler tembel, günahkâr ve akılsız olarak görülerek işkencelere maruz bırakılmışlardır. Modern zamanlarda ise işkence görmeseler de, yine toplumdan kopuk, dışlanmış bir yaşama mahkûm edilmişlerdir. Beden kavramı da melankoliyle ortak bir özellik göstererek Orta Çağ'da ikinci plana atılmış ruhun içine hapsolduğu bir hapishane olarak görülmüş ve çeşitli işkencelere maruz bırakılmıştır. Rönesans ile birlikte ise beden ve çıplaklık sanatın konusu haline gelmiş ve yüceltilmiştir. Beden artık gizlenen değil yüceltilen bir konuma ulaşmıştır. Rönesans döneminde mükemmel aranmış ve altın orana sahip ideal bedenler resmedilmiştir. Modern zamanlara gelindikçe, toplumsal düzenin değişmesi, savaşların yaşanması sanatçıları etkilemiştir. Sanatçılar kaygı ve korkunun hakim olduğu bu dönemde ideal beden anlayışını reddetmiş ve içlerine dönerek kendi çığlıklarına kulak vermişlerdir. Çalışmanın üçüncü bölümünde, çalışmayla eş zamanlı yürütülmüş resimler incelenmiştir. Resimlerin oluşum aşamasında ağaç baskı tekniğinden yararlanılmıştır. Çalışmaların bazıları melankoli kavramını sanatına konu edinen sanatçılardan referans alınarak hazırlanmıştır.
Resimde melankolik bedenler
Beden ve melankoli... İki kavramda çağlar boyunca değişimlere uğramakla kalmamış zamanla tamamen zıt anlamlara bürünmüşlerdir. Melankoli, Antik Çağ'da Kahramanlara atfedilen, Aristoteles'in tanımlamalarıyla dahilik boyutuna ulaşmış bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Fakat Orta Çağ'da, Hristiyanlık inancının yaygınlaşmasıyla birlikte, yedi ölümcül günahtan biri sayılan acediaya evirilmiş ve melankolik kişiler tembel, günahkâr ve akılsız olarak görülerek işkencelere maruz bırakılmışlardır. Modern zamanlarda ise işkence görmeseler de, yine toplumdan kopuk, dışlanmış bir yaşama mahkûm edilmişlerdir. Beden kavramı da melankoliyle ortak bir özellik göstererek Orta Çağ'da ikinci plana atılmış ruhun içine hapsolduğu bir hapishane olarak görülmüş ve çeşitli işkencelere maruz bırakılmıştır. Rönesans ile birlikte ise beden ve çıplaklık sanatın konusu haline gelmiş ve yüceltilmiştir. Beden artık gizlenen değil yüceltilen bir konuma ulaşmıştır. Rönesans döneminde mükemmel aranmış ve altın orana sahip ideal bedenler resmedilmiştir. Modern zamanlara gelindikçe, toplumsal düzenin değişmesi, savaşların yaşanması sanatçıları etkilemiştir. Sanatçılar kaygı ve korkunun hakim olduğu bu dönemde ideal beden anlayışını reddetmiş ve içlerine dönerek kendi çığlıklarına kulak vermişlerdir. Çalışmanın üçüncü bölümünde, çalışmayla eş zamanlı yürütülmüş resimler incelenmiştir. Resimlerin oluşum aşamasında ağaç baskı tekniğinden yararlanılmıştır. Çalışmaların bazıları melankoli kavramını sanatına konu edinen sanatçılardan referans alınarak hazırlanmıştır.
Sözsüz iletişimde el imgesinin resimsel çözümlemesi
İnsanoğlu varoluşundan bu yana psikolojik olarak varlığını bildirme ve geri dönüş alma ihtiyacı duymaktadır. Bu ihtiyaç onu iletişim kanallarının kullanıldığı bir sürece yöneltmektedir. Bu süreçte güdüsel tepkilerden yola çıkarak süreçlerin en doğal ve bilinçsizce yapılanı; 'beden dili' insanların iletişim kurmasında araç haline gelmiştir. Beden dili hareketleri kişinin yalnızca sözlü iletişimini desteklemenin yanında aynı zamanda sözsüz iletişim kurulmasını da destekleyen önemli araçlardan biridir. Bu bedensel ifade araçları arasında eller, sözsüz iletişimi oldukça güçlü kılmakta ve kalıcı olmasını sağlamaktadır. İnsanoğlu doğumundan hatta anne karnında var olmaya başladığından itibaren elleri ile kendisini ifade etmenin yollarını bulmuştur. Sanat tarihinde geçmişten günümüze birçok sanatçı ellerin ifade gücünden yararlanmıştır. Eller yaratma kavramının başrolü olmasının yanı sıra, imge olarakta bu sürecin bir parçası olmuştur ve olmaya devam edecektir. Bu sürecin gerek yorumlama, gerek bir parçası olabilme çabası araştırmaların konusu olmuştur. El imgesinin ifade gücü örneklerle yorumlamaya çalışılmış, bu sürecin sanatçının çalışmalarına ışık tutma etkisine değinilmiştir. Anahtar Sözcükler: İletişim, beden dili, yaratma, varoluş, sanat tarihi.