Prof. Dr. Necdet Hayta danışmanlığındaki tezler

14 tez · Gazi University

DoktoraAçık ErişimTR

Osmanlı Devleti'nde bir idârî reform denemesi: Tuna Vilâyeti (1864-1867)

19. yüzyılda eyalet idaresindeki aksaklıkları ortadan kaldırmak üzere birçok düzenleme yapılmış, fakat istenen netice elde edilememişti. 1864?de bu konuda kapsamlı bir düzenleme yapıldı. Bu maksatla Vidin, Niş ve Silistre eyaletleri birleştirilerek Tuna Vilâyeti teşkil edildi. Vilâyet usulü çerçevesinde sancak ve kazalarda da değişiklikler yapılarak sayıları azaltıldı. Bun göre, üç eyaletteki toplam sancak sayısı on bir iken yediye, kaza sayısı da altmış sekiz iken kırk beş olarak belirlendi. Vilâyet usulü Tuna?da tecrübe edildikten sonra tedricen devletin diğer eyaletlerinde de uygulamaya konuldu. Tuna Vilâyeti, ilk uygulama olması ve bundan sonra kurulan vilâyetlere örnek olması sebebiyle önem arz etmektedir. Bu çalışmada numune olarak uygulanan vilâyet usulü çerçevesinde Tuna Vilâyeti?nin idarî, mâlî ve hukukî yapısı ile nasıl bir işleyişe sahip olduğu ve ülke yönetimine nasıl bir katkı getirdiği ortaya konmaya çalışılmıştır.

BulgaristanOsmanlı DevletiOsmanlı yönetimi+5
Kadir Acar
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde sosyal devlet olgusu ve sosyal politikalar: 1923-1938

Bu tezde, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde 1923-1938 yılları arasında sosyal devlet olgusunun nasıl algılandığı ve uygulanan sosyal politikaların çerçevesi tespit edilmeye çalışılmıştır.Tez çalışmasının birinci bölümünde, devlet ve sosyal devlet kavramlarının tanımları ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne kadar olan Türk Devletlerinde görülen sosyal devlet anlayışı ve uygulamalarından bahsedilmiştir. II. bölüm çiftçilere, III. bölüm işçilere ve IV. bölüm çocuklara yönelik olarak uygulanan sosyal politikaların incelendiği bölümlerdir. V. bölümde eğitim alanında, VI. bölümde sağlık alanında ve VII. bölümde demiryolu inşası alanında uygulanan sosyal politikalar incelenmiştir. Sosyal politika uygulamak için vergi toplayan ve bunu yeniden dağıtan devletin vergi toplama politikası VIII. bölümde anlatılmıştır. IX. bölüm ise; yangın, sel ve deprem gibi olağanüstü hallerde devlet tarafından takip edilen sosyal politikalara ayrılmıştır.Bu amaç ve kapsamda hazırlanan tez; Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi ve MTA Arşivinden, TBMM'deki zabıt ceridelerinden, dönemin dergi ve gazetelerinden, hükümet programlarından, dönemin yöneticilerinin söylemlerinden ve konuyla ilgili olarak yazılmış tetkik eserlerden faydalanılarak hazırlanmıştır.Bu çalışma ile varılan sonuca göre, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bu dönemdeki sosyal politika uygulamaları tüm halka yöneliktir çünkü halkın tamamı zor durumdadır. Bir öncelikten bahsetmek gerekirse, sonuncusu Kurtuluş Savaşı olmak üzere, uzun yıllardır kesintisiz olarak devam eden savaşlardan doğan ve halkın tümünü etkileyen mağduriyetin giderilmesine önem verilmiştir denilebilir. Türkiye'de sosyal devlet kavramının, Atatürk dönemiyle başladığını söylemek her ne kadar iddialı olsa da, 1923?1938 döneminin Türkiye'de birçok alanda olduğu gibi yöneten-yönetilen ilişkilerinde ve sosyal devlet anlayışının temellerin atılmasında da bir dönüm noktası olduğu kabul edilmelidir.

20. yüzyılSosyal devletSosyal hukuk devleti+2
Tuğba Belenli
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
DoktoraAçık ErişimTR

Denizli'nin sosyal ve ekonomik yapısı: Tanzimat'tan II. Meşrutiyet'e kadar

XIX. Yüzyılda, Osmanlı Devleti pek çok sahada köklü değişimlere sahne olmaktadır. Özellikle 1839 Tanzimat Fermanı?nın ilanından sonra bu değişim daha da belirginleşmektedir. Bunların Osmanlı taşra teşkilatına yansımasını anlayabilmek, toplumun yaşam biçiminin belirlendiği kaza ve sancaklardaki sosyal ve ekonomik gelişmeleri tespit etmekle mümkündür. Bu düşünceden hareketle tezimizde Ege, İç Anadolu ve Akdeniz Bölgeleri arasında bir çeşit geçit niteliği taşıyan Denizli?nin 1839-1908 yılları arasındaki durumunu sosyal ve ekonomik açıdan tahlil ederek, Osmanlı Devleti?nin küçük bir kesitini aydınlatmak suretiyle az da olsa katkıda bulunabilmek hedeflenmiştir. Bu doğrultuda Denizli?ye ait başta nüfus ve temettuat defterleri olmak üzere Başbakanlık Osmanlı Arşivi?nden temin edilen defter ve belgelerle, Denizli şer?iyye sicilleri, devlet salnameleri ve Aydın vilâyet salnamelerinden yararlanılmıştır. Anahtar Sözcükler 1. Denizli 2. Osmanlı Devleti 3. Sosyal ve Ekonomik Yapı 4. ġehir Tarihi 5. 19. yüzyıl

19. yüzyılDenizliEkonomik yapı+4
Hümeyra Karabıyık
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

8. sınıf T.C. inklap tarihi ve Atatürk ilkeleri dersinde Atatürk ilkeleri ve milli devlet anlayışının öğretimi üzerine bir durum tespiti

Bu araştırmanın amacı, ilköğretim 8. sınıf öğrencilerinin T.C. İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük dersinde Atatürk ilkeleri ve milli devlet anlayışı kazanımlarına ulaşma düzeylerini tespit etmektir.İlköğretim okullarında Atatürk İlkeleri ve millî devlet anlayışının öğrencilere öğretilmesi yarınların teminatı olan öğrencilerin milli esaslara sahip bireyler olarak yetiştirilmesi için önemlidir. Atatürk İlkeleri ve millî devlet anlayışını öğrenmiş olarak yetişen öğrenciler Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin felsefesini bilen ve uygulamada duyarlı olan insanlar olarak yurdun her köşesinde ülkelerine hizmet vereceklerdir.Bu araştırma, Ankara merkez ilçelerinde (8 ilçe) tespit edilen bir alt sosyoekonomik düzeyde, bir de üst sosyoekonomik düzeydeki toplam 16 ilköğretim okulunda uygulanmıştır. Tarafımızdan geliştirilen ve 42 sorudan oluşan uygulama aracı, 8. sınıf T.C. İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük dersindeki Atatürk ilkeleri ve milli devlet ile ilgili kazanımları kapsamaktadır. Bu anketteki sorulara verilen yanıtlardan hareketle Atatürk ilkelerinin felsefesine ve milli devlet anlayışına ilköğretim ikinci kademede ne derece ulaşıldığına, öğrencilere Atatürk'ün görüşlerinin ve milli devlet anlayışının ne derecede kazandırıldığına bakılmıştır. Anketin sonuçları yorumlanırken ilköğretim okullarının sosyoekonomik durumu ile cinsiyet değişkenlerine de bakılmıştır.Araştırmanın sonucunda ilköğretim öğrencilerinin 8. sınıf T.C. İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük dersinde yeterli düzeyde Atatürk İlkeleri ve milli devlet anlayışı kazanımlarına ulaştıkları söylenebilir.Anahtar Kelimeler: Atatürkçülük, Atatürk İlkeleri, Milli, Milli Devlet

Atatürk ilkeleriSosyal bilgiler öğretimiTürk inkılap tarihi ve Atatürkçülük dersi+2
Gülden Nurlu
Gazi University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2010
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türk milliyetçiliğinin sembolik kaynakları (Yeni Osmanlıların siyasal söylemleri: 1860-1876)

Milliyetçilik, 18. yüzyılın sonlarında Batı Avrupa'da ortaya çıkan ve 19. yüzyılda dünyanın muhtelif yerlerinde etkilerini gösteren bir akımdır. Bu akımdan en fazla etkilenen siyasî oluşumların başında çok-uluslu imparatorluklar gelmektedir. 19. yüzyıl'da Osmanlı Devleti, etnik temelli milliyetçilik hareketleri karşısında mevzilenme ihtiyacı duymuş; Osmanlılık kimliği altında bütün etnik ve dinsel toplulukları birleştirmeyi amaçlamıştır. Merkeziyetçi siyaset, yenilikler, halka tesis ettiği modern biçimde ilişki, ulus devlet sürecinde önemli bir rol oynamıştır. Ancak dinsel farklılığı aşan kimlik tasarımı Müslüman unsurları rahatsız etmiş ve muhalef güçlerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Yeni Osmanlılar, bürokrasinin mutlak egemenliğine karşı çıkmış; halk egemenliği, meşveret, meclis, kuvvetler ayrılığı gibi ilkelerle politik kültürün şekillenmesinde önemli rol oynamışlardır. Modernleşme ile birlikte gelişen kimlik tasarımında siyasî, edebî ve kültürel rolleriyle geleneksel sembolleri yeniden yorumlamışlar ve yeni semboller icat ederek kimlikleşmeye katkıda bulunmuşlardır. Bunun yanında diğer islâm ülkeleri ile gelişen ilişkiler ve göçler de bu kimlik tasarımında etkili olmuştur. Türk milliyetçiliğinin doğuşunu öncüleyen bütün bu gelişmelerin modern Türk kimliğinin belirleyicisi olmuştur.

Kimlik oluşumuMilli kimlikMilliyetçilik+7
Yahya Kemal Taştan
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
DoktoraAçık ErişimTR

Sırbistan'ın bağımsızlığını kazanması (1830-1878)

Balkan Yarımadası'nın ortasında yer alan Sırbistan'a ilk yerleşenler İlliryalı ve Trakyalı çoban kavimlerdi. Bölge Roma, Got, Hun, Avar, Bulgar ve Bizans egemenliğine girmiş ve VII.yüzyılda Sırplar bu topraklara yerleşmişlerdir. XII.yüzyılda Bizans hakimiyetinden kurtulan Sırplar, bağımsız bir devlet kurmuşlardır.1459'da Osmanlı Devleti'nin Sırp Despotluğu'na son vermesiyle Osmanlı hakimiyetine giren Sırbistan, 1804 Sırp İsyanı ile Osmanlı Devleti'ne baş kaldırmıştır. 1830'da Osmanlı Devleti'ne bağlı muhtar bir knezlik olan Sırbistan'da 1878'deki bağımsızlığa kadar Miloş Obrenoviç, Mihail Obrenoviç, Aleksandr Karacorceviç ve Milan Obrenoviç başknezlik yapmışlardır.Politikacı kimliğiyle ön plana çıkan Miloş Obrenoviç döneminde Sırp Knezliği'nin sınırları genişletilmiştir. Aleksandr Karacorceviç döneminde Sırbistan, 1856 Paris Antlaşması ile Avrupa devletlerinin korumasına girmiştir. Mihail Obrenoviç döneminde Osmanlı Devleti, Sırbistan'dan 1862'de kısmen, 1867'de tamamen çekilmiştir. Milan Obrenoviç döneminde ise Sırbistan, Osmanlı Devleti'ne savaş açmış ve yenilmiştir. Daha sonra ise 1877-1878 Osmanlı- Rus Savaşı'nda Rusya tarafında yer alarak yine Osmanlı Devleti'ne savaş açmıştır.1877-1878 Osmanlı- Rus Savaşı sonucunda imzalanan Berlin Antlaşması ile muhtariyetinden beri Osmanlı Devleti ile bağlarını tamamen koparmak ve bağımsız olmak için çabalayan Sırbistan, amacına ulaşmıştır. 13 Temmuz 1878 tarihli Berlin Antlaşması ile Sırbistan bağımsız olmuştur.

BağımsızlıkBağımsızlık mücadelesiOsmanlı Devleti+5
Ayşe Özkan
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Balkan Savaşları'nda Edirne

Balkan Savaşları Osmanlı Devleti'nin yıkılış sürecini hızlandıran üç büyük savaştan ikincisidir. Trablusgarp Savaşı'nın hemen ardından patlak veren bu savaş neticesinde Osmanlı Devleti, Doğu Trakya dışındaki bütün Avrupa topraklarını kaybetmiştir.Bulgaristan, Yunanistan, Sırbistan ve Karadağ ile yapılan bu savaşlarda Osmanlı ordusu çok kısa bir süre içerisinde bütün cephelerde mağlup olmuştur. Balkan Savaşları esnasında kuşatma altında bulunan Edirne, İşkodra ve Yanya kentleri büyük bir kahramanlık örneği göstermiş ve düşman ordularına karşı her türlü imkânsızlığa rağmen uzun süre direnebilmiştir.Mehmed Şükrü Paşa komutasında bulunan Edirne, Balkan Savaşı'nın çıkışı ile beraber Bulgar ve Sırp askerlerinin kuşatması altında kalmıştır. Yapılan bütün saldırılara karşı kendisini müdafaa etmesini bilen bu kent, mütareke döneminin de en önemli aktörlerinden biri olmuştur.155 gün boyunca direnen Edirne şehri bütün savunma imkânlarının sona ermesinin ardından 26 Mart 1913 tarihinde teslim olmak zorunda kalmıştır. Bulgar işgali altına giren kentin esareti çok uzun sürmemiş, II. Balkan Savaşı'nın çıkışının ardından Osmanlı ordusunun gerçekleştirdiği ileri harekât neticesinde 23 Temmuz 1913 günü yeniden Türk idaresi altına alınmıştır.

Balkan savaşlarıOsmanlı Devleti
Togay Seçkin Birbudak
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
DoktoraAçık ErişimTR

Lise - 1 tarih dersinde uygulanan farklı öğrenme stratejilerinin öğrencilerin başarılarına ve öğrenilenlerin kalıcılığına etkisi

Bu arastırmanın amacı farklı ögrenme stratejilerinin lise I. sınıf tarih ögrencilerinin akademik basarısı ve ögrenilenlerin kalıcılıgı üzerine etkisini arastırmaktır. Arastırmada üç çesit strateji uygulanmıstır: anlamlandırma, örgütleme ve tekrar stratejisi. Bu arastırma 2002- 2003 yılları arasında Kırsehir ilinde gerçeklestirilmistir. Toplam 92 ögrenci bu arastırmaya katılmıstır. Verilerin toplanması ve analizinde deneysel arastırma yöntemi kullanılmıstır. Akademik basarı, cinsiyet ve derse devam degiskenleri göz önünde bulundurularak üç sınıf seçilerek, bunlar rast gele üç gruba ayrılmıstır. Sınıflardan ikisi deney grubu (grup A ve B), biri de kontrol grubu (grup C) olarak belirlenmistir. Grup A'da bulunan ögrenciler anlamlandırma stratejisini, grup B'de bulunan ögrenciler örgütleme stratejisini ve grup C'de bulunan ögrenciler geleneksel tekrar ögrenme stratejisini kullanmıslardır. Her üç grup da 6 haftalık (12 saatlik) bir tarih dersi almıslardır. Derste Türk Dünyası-II (13.-19. yüzyıl) ünitesi islenmistir. Dersin öncesi ve sonrasında, ögrencilerin akademik basarısını ölçen bir ön ve son test uygulanmıstır. Test soruları iki düzeyden olusmustur: bilgi ve kavrama düzeyi. Ögrencilere ayrıca kalıcılık testi de uygulanmıstır. Verilerin analizinde varyans analiz teknigi (ANOVA) kullanılmıs ve üç grubun basarı ortalamaları karsılastırılmıstır. Sonuçlarda anlamlı farklılıklar bulundugu için daha ileri bir istatistiksel analiz teknigi olan Tukey kullanılmıstır. Arastırma sonuçları göstermistir ki (1) anlamlandırma ögrenme stratejisi kullanan ögrenciler bilgi düzeyindeki soruları çözmede, diger iki gruptaki ögrencilerden daha basarılı olmuslardır, (2) anlamlandırma ögrenme stratejisi kullanan ögrenciler kavrama düzeyindeki soruları çözmede, diger iki gruptaki ögrencilerden daha basarılı olmuslardır. Ayrıca örgütleme stratejisi kullanan ögrenciler bu tür sorularda tekrar stratejisi kullanan ögrencilere göre daha basarılı olmuslardır, (3) basarı testindeki tüm sorular göz önünde bulunduruldugunda, anlamlandırma ögrenme stratejisi kullanan ögrenciler diger iki gruptaki ögrencilerden daha basarılı olmuslardır. Ancak grup B ve C karsılastırıldıgında anlamlı bir farklılık bulunmamıstır, (4) kalıcılık test sonuçları incelendiginde, anlamlandırma ögrenme stratejisi kullanan ögrenciler diger iki gruptaki ögrencilerden daha basarılı olmuslardır. Ayrıca örgütleme stratejisi kullanan ögrenciler, tekrar stratejisi kullanan ögrencilere göre daha basarılı olmuslardır.

Necati Bozkurt
Gazi University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Siyasi açıdan I. ve II. Hasan Saka hükümetleri (1947-1949)

II. Dünya Savaşından sonra dünyaya hakim olan buhranlı yapıTürkiye'de Batı yanlısı siyaset izlemeyi zorunlu kılmıştır. Hasan SakaHükümetleri II. Dünya Savaş'ından sonra dünyaya hakim olan buhranlıyapıda demokratik hayata geçişin hassas bir dönemini oluşturmuştur.1947 Eylül'ünde iş başına gelen I. Hasan Saka Hükümeti bir yandankendisinden önceki Recep Peker Hükümeti döneminde alınan 7 Eylülkararları ile ilgili mali ve iktisadi tedbirlerin yeni şartlara göre ayarlanmasıyla,bir yandan partiler arası siyasi gerginliğin yarattığı gergin havanınyumuşatılmasına çalışılmıştır. Hasan Saka Hükümetleri dönemindedemokrasi alanında önemli gelişmeler gerçekleşmiş bu dönem bir nevi çokpartili hayatın provası olmuştur.Ancak Saka Hükümetleri ekonomideki kötü gidişatın durdurulmasısebebi ile zor günler geçirmiş, muhalefetin sert tepkisi karşısında kendisinisavunamamıştır. Bununla beraber parti içi muhalefetinde hedef tahtası halinegelmiş ve istifa etmek zorunda kalmıştır.

Sevil Tuna
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Temettuât defterlerine göre Osmancık kazasının sosyal ve iktisadi yapısı

Bu çalışma XIX. yüzyıl ortalarında Osmancık Kazası'nın iktisadi ve sosyal yapısını ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Çalışmanın ana kaynağını 1260-1261 / 1844-1845 tarihli Temettuât Defterleri oluşturmaktadır. Çalışma giriş, üç bölüm ve sonuçtan meydana gelmektedir. Giriş bölümünde, Osmancık Kazası'nın coğrafi yapısı, ve antik çağlardan başlayarak kısaca tarihi anlatılmıştır. Ayrıca tez çalışmamıza esas teşkil eden Temettuât Defterlerinin önemine ve içeriğine ilişkin bilgiler de bu bölümde verilmiştir. Birinci bölümde, Temettuât Defterlerine göre Osmancık'ın sosyal yapısı ele alınmıştır. Bu bölümde kazaya ait mahalle ve köy adları ile sayıları ve bu mahalle ve köylerin nüfusu değişik dönem ve kaynaklara göre karşılaştırmalı olarak verilmiştir. Bunun yanında hane reislerinin sahip oldukları isim, aile ismi, unvan ve lakaplar ile meslekler tespit edilerek meslek gruplarının mahalle ve köylere göre dağılımı ortaya konulmuştur. İkinci bölümde, Osmancık Kazası'nın iktisadi yapısı üzerinde durularak hâne reislerinin gelir kaynakları, haneler arası, mahalle ve köyler arası gelir dağılımı incelenmiştir. Yine bu bölümde hâne reislerinden çeşitli adlarla alınan vergiler hakkında bilgi verilerek bu vergilerin mahalle ve köyler arası dağılımı belirtilmiştir. Üçüncü bölümde, Osmancık'taki tarım ve hayvancılık faaliyetleri üzerinde durularak, tarımı yapılan toprağın miktarı, kullanım şekli, toprağın haneler arası, mahalle ve köyler arası dağılımı ile kazada yetiştirilen tarım ürünleri ve bu ürünlerin miktarı hakkında bilgi verilmiştir. Sonuç bölümünde, çalışmanın genel bir değerlendirmesi yapılmıştır. Ekler kısmında ise Osmancık Kazası'na ait resim ve harita ile Osmancık Temettuât Defterlerinden örnekler verilmiştir.Ayrıca bu çalışmada ortaya konulan bütün veriler tablolar halinde gösterilerek daha iyi anlaşılması sağlanmıştır.

Hümeyra Karabıyık
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2005
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Cezayir'de Fransız işgali 1830-1871

ÖZET Tezimiz; Fransız-Cezayir ilişkilerinin Fransız işgaline kadar gelişimi ile ıslamakta. Cezayir'in bu dönemdeki idarecisi Dayı Hüseyin Fransa'dan ülkesinin acaklarını isteyecekti. Fransa ise bu isteği bir şekilde Cezayir'i işgal etmek için bir ıhane haline getirip Cezayir'i önce ablukaya alacak (1827), üç yıl sonra da Dayı iseyin'in kuvvetleriyle yaptığı çarpışmalar sonucu 1830'da işgal edecektir. Osmanlı ivleti ise bu oldu bitti karşısında fazla ses çıkarmayacaktır. Fransız işgaline karşı jlomatik bir süreç başlatan Osmanlı devleti elçileri vasıtasıyla Cezayir'i geri amaya çalışacak ancak bu girişimlerinden herhangi bir sonuç alamayacaktır. Öte yandan Cezayir'de Fransızlara karşı iki yönlü bir direniş hareketi lişecektir. Bu direnişin bir yönü Constantine şehrinde Osmanlı devleti adına rütülecek, direnişin liderliğini Konstantinli Hacı Ahmet Bey yapacaktır. Diğer aftan ise Cezayir halkı adına Hacı Abdulkadir Fransızlar ile mücadele edecektir ıdulkadir bir süre Cezayir'de bir devlet teşkilatı kuracak ancak bu teşkilat fazla uzun ıürlü olmayacaktır. Hacı Ahmet Bey ise dışarıdan yardım alamadığı için 1837 ında mücadeleyi kaybederek dağlara çekilecektir. Bu tarihten sonra bir daha Jlanamazken Abdulkadir'i de bezer bir sonuç bekleyecektir. Kendisi, bundan sonra analar için bir isyanın öncüsü kabul edilip model olacaktır. Halkı Fransa'ya karşı ıcadelede İslam'ı kullanarak motive etmiştir. Daha sonra, Abdulkadir'in hareketi iar etkili ve önemli olmasa da Fransızlarla mücadele eden başka isyanlar da mıştır: Bu Maza, Bu Ziyan, Lala Fatma, Şerif Bubagla gibi. 1871 Cezayir direnişinde bir dönemin kapandığı yıldır Almanya'nın Fransa'yı ımesiyle Cezayirliler tarihte Kabiliye ayaklanması olarak anılan büyük isyanı jlattılar. Bunun sonunda elde edilen yenilgi özgürlük umutlarının uzun süre yok tasına neden olmuştur. Çalışmamızın son kısmı Fransızların Cezayir'deki bazı uygulamalarına yer mektedir. Bunlar eğitim, adalet sistemine getirilen yenilikler ile asimilasyon itikaları, Fransızların Cezayir'e göçleri ve Fransız göçmenleri Cezayir köylerinin raklarını edinme politikalarıdır.

CezayirDirenişFransa+3
Tuncay Karakaçan
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2004
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Osmanlı Devleti-Dağıstan ilişkileri (1830-1864)

106 ÖZET 1774 Küçük Kaynarca Antlaşmasından sonra, Rus tehlikesine karşı Osmanlı Devleti, Kafkasya'yı tampon bir bölge olarak düşünmüş ve buraya yoğunlaşmıştır. Burada yaşayan halkın Müslüman olmasına ve kendine tâbi olmasına çalışmıştır. Ferah Ali Paşa Kafkasya'ya gönderilince burada dağınık vaziyette yaşayan kabileleri Osmanlı Devleti'ne bağlamayı başarmış ve büyük oranda İslamiyet'e girmesini sağlamıştır. Ferah Ali Paşa'nın buradaki Osmanlı hakimiyetini güçlendirme çalışması, ondan sonraki Osmanlı paşalarında o kadar gayretli olmamıştır. Rusya'nın kabileleri yanına almaya çalışması Osmanlı Devleti'nin işini iyice güçleştiriyordu. Xl.yuzyilda Müslüman olan Dağıstan halkı, Ferhat Paşa'nın burasını Osmanlı Devleti'ne bağlamasından sonra yeterli organizasyon yapılmadığı için kendi halinde bulunuyordu. Etnik olarak dağınık olan ve bağımlı yaşamaya fıtratları pek müsait olmayan Kafkas halkları, Osmanlı Devleti'ne karşı kendilerini tam anlamıyla bağımlı hissetmiyorlardı. Rusya'nın Kafkasya'da ilerlemesi, Dağıstan'da isyan hareketleri ile karşılanmıştır. İmam Mansur ile başlayan mücadele bir müddet başarılı olsa bile, etkin Rus kuvvetleri karşısında tutunamamıştır. Bu dönemde Osmanlı Devleti İmam Mansur'a temkinli yaklaşmış, ama 1789-1791 Osmanlı-Rus Savaşı'nda ondan yaralanmak istemişse de bu mümkün olmamıştır. 1830'lu yıllara gelindiğinde Osmanlı Devleti kendi iç sorunları ile uğraşırken Dağıstan'da imamlığa seçilen Şamil, mücadelesini daha sistemli ve organize olarak yürütmüştür. Etrafındaki kabileleri kendisine bağlamış ve Osmanlı Devleti'nden yardım talebinde bulunmuştur. Osmanlı Devleti içeride yapmak istediği reform ve yenilik hareketleri sebebiyle barış ortamına ihtiyaç duyuyordu. Bu taleple İstanbul'a gelen elçileri makul şekilde karşılayıp mücadelelerine devam etmelerini teşvik ederek geri yolluyordu.107 1850'li yıllara gelindiğinde Rusya, Osmanlı Devleti'ne kutsal yerler meselesinden dolayı baskı kurdu, istediği talepleri yerine getirilmesi için Prens Mençikofu İstanbul'a göndermiştir. Mençikof ukala bir üslupla Osmanlı Devlet adamlarını tehdit etmiştir. Taleplerinin yerine getirilmesini yoksa savaşın yakın olduğunu söyledi. İngiltere ve Fransa'dan destek alan Osmanlı Devleti Rusya'ya savaş ilan etti. İşte bu ortamda İmam Şamil ile diyaloga geçen Osmanlı Devleti ona Ruslarla mücadele etmesini, kuzeydoğu cephesinde Osmanlı askerine yardım etmesini istedi. Daha sonra da İmam Şamil'e "Dağıstan Serdâr-ı Ekremi" ve vezirlik rütbesini verdi. İmam Şamil kuzeydoğu cephesinde kendisinden beklenilenleri yerine getirmiş; ancak asker sayısının azlığı sebebiyle Ruslara karşı tutunamamıştır. Osmanlı askerinin gelmesini beklemiştir. Bunun 8 ay sürmesi İmam Şamil'i zor durumda bırakmış, geri çekilmek zorunda kalmıştır. Burada bir haberleşme sıkıntısı söz konusudur. Ama müttefik devletlere bağımlı hareket eden Osmanlı Devleti, bu askerî birliği bilerek geciktirmiş olması da söz konusudur. Çünkü Fransız ve İngiliz askerlerine lojistik destek sağlamayı kabul eden Osmanlı Devleti bu hususta müttefiklere göre hareket etmiştir. Ancak Fransa İmparatoru, Kafkasya harekâtının olmasını arzu etmiş, silah teminini sağlamış ancak silahların dağıtımı gelişi güzel yapıldığı için istenilen sonuca ulaşılamamıştır. Müttefik devletler Sivastopol ve Kırım'ın ele geçirilmesi ile Rusya'nın pes edeceğini planlıyorlar, bu yüzden tüm gayretlerini bu noktaya yoğunlaştırıyorlardı. Oysa İmam Şamil kuzeydoğudan yapılacak bir harekâtın, Rusları kıskaç içine alacağını düşünüyordu. Bu düşüncesini Osmanlı Devleti'ne iletmiştir. Lakin bu plan gerçekleşmemiştir. Savaş sonrası yapılan Paris Barış Konferansı'nda Kafkasya meselesi pek gündeme gelmemiştir. Osmanlı Devleti Kafkasya meselesinin gündeme gelmesinde pek istekli görülmemiştir. Bu meselede etkin bir rol oynamamıştır108 Rusya Kırım Savaşı'ndaki tüm kuvvetlerini Kafkasya'ya kaydırarak artık bağımsızlık isyanlarını bastırmak istiyordu. Bu amaçla İmam Şamil ilk hedefti. Vedeno Kalesi'nde son müdafaasını yapan Şamil neticede teslim olmuştur. Daha sonra Ruslar naip Muhammet Emin üzerine hücum ederek ona silah bıraktırdı. Rusya Kafkas halklarına ya iskana razı olmalarını yada ülkelerini terk etmelerini istedi. Bu karar üzerine bir kısım kabileler Osmanlı Devleti'ne göç ederken bir kısmı da mücadeleye devam kararı aldı. Rusların, iskan.veya göç teklifini kabul etmeyen küçük kabileler savaşa karar verdiler. Ruslar, 1864 yılında Kbaada yaylasından bu kabileleri yenilgiye uğratarak tüm Kafkasya'ya hakim olmuşlardır.

DağıstanKafkasyaKafkasya politikası+4
Şamil Ceyhan
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2004
11
Yüksek LisansAçık ErişimTR

1088 numaralı Bolu Şer`iyye Sicili ( H. 1320-1323 / M. 1902-1905 )

20. yüzyılBoluEkonomik yapı+5
Vildan Özdere
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2004
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

H.1320-1326, m.1902-1908 tarihli 280 numarali kayseri şer`iyye sicili -transkripsiyon ve değerlendirme-

20. yüzyılEkonomik yapıKayseri+5
Mehmet Oğuz Özdere
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2004
00

Diğer danışmanlar