Theses supervised by Prof. Dr. Necdet Sağlam
12 theses · Anadolu University, Hacettepe University
İnşaat sözleşmeleri standardı ve Türkiye uygulaması
Türkiye Muhasebe Standartları'nın 11 no'lu standardı olan İnşaat Sözleşmeleri Standardı, yıllara yaygın inşaat sözleşmeleri kapsamında faaliyette bulunan işletmelerin gelir ve maliyetlerinin ne zaman finansal tablolara aktarılacağı konusunda yol gösterici bir rehber niteliğindedir. Bu tez çalışması; Standard'ın daha net kavranıp, Türkiye'de uygulanabilmesi amacıyla hazırlanmıştır.Bu amaç doğrultusunda üç bölümden oluşan çalışmanın birinci bölümde; Uluslararası Muhasebe Standartları ve Türkiye Muhasebe ve Finansal Raporlama Standartları anlatılmıştır.İkinci bölümünde inşaat kavramı hakkında ayrıntılı bilgi verildikten sonra, inşaat sözleşmeleri, türleri, tarafları, unsurları, hukuki niteliği ve hükümleri konuları işlenmiş, İnşaat Sözleşmelerinin bölümlenmesi, birleştirilmesi, maliyetleri, gelirleri ve hak edişleri detaylı olarak incelenmiştir.Üçüncü ve son bölümde ise; yıllara yaygın inşaat sözleşmelerinin muhasebeleştirilmesi ve vergi mevzuatındaki durumunun nasıl olduğuna değinildikten sonra, İnşaat Sözleşmeleri ile ilgili teorik olarak anlatılan tüm muhasebeleştirme işlemleri, TMS 11 Standardı kapsamında örnek bir uygulamaya yer verilerek pekiştirilmeye çalışılmış, çıkacak sorunlara çözümler üretilmiştir.
Türkiye'de iç denetimin kamu ve özel sektör uygulamaları açısından karşılaştırılması ve bir araştırma
Bu çalışma, gerek kamu gerek özel sektörde önemi giderek artan iç denetim faaliyetlerinin sektörler arası karşılaştırılmasını amaçlamaktadır. Bu bağlamda iç denetçi işe alımı, kurum içi pozisyon, görev, yetki ve sorumluluklar, üst yönetimle ilişkiler, dış denetçilerle ilişkiler ve raporlama başlıkları ele alınmıştır. Kamu sektörü için 5018 sayılı Kanun ve bu kanuna bağlı olarak hazırlanan diğer hukuki düzenlemeler özel sektör içinse Uluslararası İç Denetim Standartları, Uygulama Önerileri ve SPK, BDDK gibi kuruluşların konuyla ilgili düzenlemeler teorik bir karşılaştırma imkanı sunmuştur. Araştırmanın temelini ise KİDDER üyesi kamu iç denetçileri ile İstanbul Sanayi Odası tarafından belirlenen Türkiye'nin 500 büyük sanayi kuruluşu ve bu listede yer almayan İMKB 100 şirketlerinde çalışan iç denetçilere gönderilen anket oluşturmaktadır. Araştırma sonucunda iç denetçilerin en çok ayrıldıkları noktaların birimin kurum içi pozisyonu ve üst yönetimle ilişkileri hakkındaki ifadeler olduğu belirlenmiş ve bu konularda kamu iç denetçilerinin memnuniyetsizliği tespit edilmiştir.This study aims inter-sectoral comparison of internal audit activities which increase in importance both in public and private sector. In this context, futures examined include recruitment of internal auditors, organizational position of the department, duties, powers and responsibilities, relationships with senior management, external auditors and reporting. For the public sector; Law No. 5018 and other legal acts prepared depending on this law and for the private sector The International Standards for the Professional Practice of Internal Auditing and CMBT's (Capital Markets Board of Turkey), BRSA's (Banking Regulation and Supervision Agency) related regulations give opportunity for a theoretical comparison. The basis of the research is the survey which was sent to Association of Public Internal Auditors members and private sector auditors who work for 500 largest industrial companies or the companies that are traded in XU100 in Istanbul Stock Exchange. Results suggest that there are the major differences in the organizational positions and in relations with senior management of internal auditors in two sectors, which public sector auditors are less satisfied.
Türkiye Muhasebe Standartları ile vergi yasalarındaki ölçüm (değerleme) farklarının saptanması ve vergi idaresine raporlanması
Dünyada küreselleşme ile işletmelerin finansal bilgilerinin karşılaştırılabilir olmasını sağlayacak, ortak bir finansal raporlama standartlarının uygulanmasına yönelik gelişmeleri beraberinde getirmiştir. ?Uluslararası Muhasebe Standartları Kurulu? tarafından yayınlanan finansal raporlama standartları birçok ülkede ya uygulanmakta ya da uygulanması amacıyla benimsenmiş durumdadır. Bu Standartlar Türkçe' ye çevrilerek ?Türkiye Muhasebe Standartları? adı altında yayınlanmış ve yürürlüğe girmiştir. Türkiye Muhasebe Standartları bağımsız denetime tabi şirketler tarafından uygulanmaya başlanmış ve kademeli olarak diğer şirketlerde de uygulanabilecektir.Türkiye Muhasebe Standartları, bu güne kadar uygulanmakta olan muhasebe ve finansal raporlama sistemlerinde önemli değişiklikler getirmektedir. Bu değişiklikler aynı zamanda Türk Vergi Sistemine göre hesaplanan ve vergi idaresine raporlanan vergiye tabi karın (mali karı) hesaplanmasını da etkilemektedir. O nedenle bundan sonraki dönemde finansal tablolarını Türkiye Muhasebe Standartları'na göre düzenlemekle yükümlü işletmeler, bu finansal tablolarında raporladıkları ticari kardan mali kara ulaşırken ortaya çıkan farkları, Türk Vergi İdaresine açıklamak ve ayrıca raporlamak durumda da olacaklardır.Bu çalışmanın amacı da; Türkiye Muhasebe Standartları'na göre raporlanan ticari kar ile Türk vergi sistemine göre hesaplanan mali kar arasında fark yaratan ölçüm (değerleme) yöntemleri ile bu ölçüm yöntemlerine göre farkları tespit etmek ve her iki uygulamaya göre tespit edilen farkların Türk Vergi İdaresine nasıl raporlanacağını ortaya koymaktır. Bu bağlamda yapılan incelemeler; Türkiye'de hem vergi yasalarında hem de işletmelerin muhasebe uygulamalarını düzenleyen diğer yasal dayanaklarda bazı değişikliklerin yapılmasına gerek olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca ticari kardan mali karın hesaplanmasına ilişkin mevcut bildirim ve beyanlara ilave raporlamanın gerektiğine ve bu raporlamayı sağlayacak raporlama örneğine çalışmada yer verilmiştir.Anahtar Kelimeler: Finansal Raporlama, Uluslararası Muhasebe Standartları, Türkiye Muhasebe Standartları, Ölçüm, Değerleme, Ölçüm Yöntemleri, Ticari Kardan Mali Kara Geçiş, Vergi Sistemi, Gelir Vergileri Standardı, Ertelenmiş Vergi, Geçici Farklar.
Uluslararası kamu sektörü muhasebe standatları ve Filistin perspektifi
Devletin muhasebe sistemi, devletin stratejik hedeflerine ulaşmak, hizmet seviyesini yükseltmek ve devletin mali durumuna ilişkin mali verilerini açık ve şeffaf bir şekilde ortaya koymak amacıyla, devletin birimleri aracılığıyla kullandığı bir araçtır. Bu sistemi geliştirmek için Uluslararası Muhasebeciler Federasyonu, Uluslararası Kamu Sektörü Muhasebe Standartları'nı (IPSAS) benimseyerek kamu sektörü muhasebesi için birleşik bir küresel çerçeve oluşturmaya çalışmıştır. Bu standartların amaçlarından biri de muhasebe esasını nakit esasından tahakkuk esasına dönüştürmektir. Muhasebe ölçümünün nakit bazından tahakkuk esasına geçmesi; finansal raporların kalitesini etkiler, şeffaflığı ve hesap verebilirliği sağlar, performansı değerlendirir, uluslararası toplumla bütünleşme sürecini kolaylaştırır ve denetim ile gözetimde gözetim organlarının rolünü harekete geçirir. Bu araştırmanın temel hedefi, Filistin'deki kamu sektörü için mevcut durumu ve uluslararası muhasebe standartlarını uygulama yeteneğini değerlendirmektir. Teorik bir çerçeve sağlamak, en iyi uygulamaları belirlemek; Filistin'de Uluslararası Kamu Sektörü Muhasebe Standartları'nı benimsemenin potansiyel faydalarını ve zorluklarını değerlendirmek için IPSAS'ın uygulanması, kamu sektörü muhasebe reformları ve ilgili vaka çalışmaları hakkında sistematik bir literatür taraması yapılmıştır ve sonuç çıkarmak için araştırma sorularını yanıtlayın. İncelenen çalışmalar, Uluslararası Kamu Sektörü Muhasebe Standartları'nın Filistin'de uygulanabilir olduğunu göstermektedir. Filistin'deki hükümet ve belediyelerde IPSAS standartlarının uygulanmasında yasal, teknik ve eğitimsel zorluklar yaşanmaktadır. Siyasi istikrarsızlık, bağışçı desteğinin azalması ve İsrail ile ekonomik gerilimler de bu süreci zorlaştırmaktadır. Bu engellerin aşılması; eğitim, yasal düzenlemeler ve üst yönetim desteğiyle mümkündür. Bu adımlar, IPSAS'ın başarılı bir şekilde uygulanması için kritik öneme sahiptir. Anahtar Sözcükler: Uluslararası kamu sektörü muhasebe standardı, IPSAS, devlet muhasebe sistemi, Filistin kamu sektörü, tahakkuk esası.
İşletmelerde finansal kestirim ve bir uygulama önerisi
Finansal kestirim, uzun yıllardır yatırımcıların ve araştırmacıların üzerinde çalışmalar yaptığı bir konudur. 1960'larda istatistiksel yöntemlerin öncelikle finansal başarısızlık tahminlerinde kullanıldığı bilinmektedir. Ancak gelişen işletme çevresi ve küreselleşen piyasa birçok farklı değişkenin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Bu durum da tahmin modellerinin karmaşıklaşmasına yol açmıştır. Teknolojik gelişmeler, finansal kestirimin bilgisayar programları tarafından yapılmasına olanak sağlamıştır. Bu sayede, hem daha fazla değişken ile analiz yapma hem de hatalardan kaçınma imkânı doğmuştur. Bu çalışma, makine öğrenmesi tekniklerinin finansal kestirimde kullanılması konusunu ele almaktadır. Bu çalışmada, hisseleri Borsa İstanbul'da işlem gören farklı sektörlerden beş işletme seçilmiş ve söz konusu işletmelerin 2009-2020 yılları arası finansal tabloları Kamuyu Aydınlatma Platformu web sitesinden edinilmiştir. İşletmelerin 2010-2020 yılları arası; dönen varlıklar, duran varlıklar, özkaynaklar, net satışlar ve dönem net kârı kalemleri rassal orman tekniği kullanılarak tahmin edilmiştir. Yapılan araştırma sonucunda, rassal orman tekniğinin finansal kestirimde etkin bir şekilde kullanılabileceği tespit edilmiştir.
Döner sermaye işletmelerinde finansal başarısızlığın tahmini ve sağlık sektöründe bir uygulama
Türk kamu mali yönetim sisteminde oldukça önemli bir yere sahip olan döner sermaye işletmeleri başta sağlık olmak üzere eğitim, tarım ve ormancılık gibi alanlarda kamu idareleri bünyesinde faaliyet göstermektedirler. Her ne kadar ilk kuruluş amaçları kamu sektöründe oluşan âtıl kapasitenin kullanılabilmesi olsa da zaman içerisinde bu amaç farklılaşarak devletin fiyatlandırılabilir nitelikteki kamu mal ve hizmetlerini işletmecilik anlayışıyla topluma sunabilme yeteneğinin kazanılması şekline dönüşmüştür. Ülkemizde sağlık hizmetlerinin yürütülmesinde de çok önemli bir finansman aracı olarak kullanılan Sağlık Bakanlığına bağlı döner sermaye işletmelerinin son yıllarda finansal zorluklar yaşadığı görülmektedir. Bu araştırma ile ülkemizde Sağlık Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren döner sermaye işletmelerinin 2008-2020 yılları arasındaki finansal ve finansal olmayan bilgilerine veri madenciliği yöntemleri olan CHAID karar ağaçları algoritması ve yapay sinir ağları modeli uygulanmasıyla işletmelerin finansal başarı/başarısızlıkları tahmin edilmesi ve finansal başarısızlığa sebep olan temel faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Analiz sonucunda finansal başarısızlığı etkileyen en önemli değişkenler, karar ağacı modelinde faaliyet maliyetinin satışlara oranı olarak belirlenirken yapay sinir ağlarında likidite oranları ile hastane fatura toplamının global bütçeye oranı olarak belirlenmiştir.
Firmaların halka ilk arz sürecinde kâr yönetimi uygulamaları: BIST imalat sanayi üzerine bir araştırma
İşletmelerin sermaye ihtiyaçlarını karşılamasının bir yöntemi olarak halka arz 20. yüzyıldan bu yana sermaye piyasalarının gelişmesinde önemli bir rol oynamıştır. Hisse senetlerini halka ilk defa arz eden işletmeler üzerine literatürde bugüne kadar farklı çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmalar hisse senedi halka ilk defa arz edilen işletmelerin kısa, orta ve uzun dönemli fiyat performansları ile işletmenin halka arz değerinin düşük veya yüksekliği üzerine yoğunlaşmıştır. Halka arz öncesi firma değerinin tespiti yatırım bankaları veya değerleme şirketleri ile gerçekleştirilir. Değerleme şirketleri ilgili firmanın değerini belirlerken piyasa ve muhasebe tabanlı değerlendirme yaklaşımı kullanırlar. Hisse başı kazanç oranı ve ortalama fiyat kazanç rasyosu muhasebe tabanlı değerlendirmelere örnek gösterilebilir. Bu tür değerleme yaklaşımlarının kullanılması ise şirketin raporlanan karını ön plana çıkaracaktır. Bu da yöneticilerde seçimlik muhasebe politikalarını kullanarak firmanın karını artırıcı işlemler yapma isteği doğurur çünkü daha fazla raporlanan kar firma değerini artırarak halka arzdan sağlanan geliri artıracaktır. Bu çalışma da hisse senetlerini 2010-2015 yılları arasında ilk defa halka arz eden BIST İmalat sanayinde faaliyet gösteren 31 firmanın halka arz öncesi kar yönetimi uygulamaları araştırılmıştır. Çalışmada kar yönetimini tespitinde Jones Modeli ve Jones modelini geliştirmeye yönelik modeller kullanılmıştır.
Mahalli idarelerde finansal performans analizi ve uygulaması
Mahallî idareler, halkın doğrudan yönetime katılarak söz sahibi olduğu, yerel hizmetlerin yürütülmesinde ve yerel ihtiyaçların karşılanmasında ilk başvurulan kurumlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Mahallî idareler, halka en yakın idari birim olması nedeniyle halk ile merkezi yönetim arasında bir köprü görevi de üstlenmektedir. Başlıca geliri halktan toplanan vergiler olan mahallî idarelerin sınırlı kaynaklarını en etkin ve en verimli bir şekilde idare etmek mahallî idare yöneticilerini en önemli görevlerinden biridir. Malî kaynakların etkin ve verimli bir şekilde idare edilebilmesi, mevcut malî durumun tespit edilmesi ve mevcut durumdan hareketle geleceğe yönelik projeksiyonlar üretilmesidir. Bu da mahallî idarenin finansal performansının ölçülmesiyle olmaktadır. Finansal performans analizi, mahallî idarelerin geçmiş finansal verilerine bakılarak mevcut finansal verilerinin yorumlanması ve mahallî idarenin finansal gidişatının ortaya konulması olarak tanımlanabilir. Mahallî idarelerde finansal performansın ölçülmesi için pek çok finansal analiz tekniği kullanılmaktadır. Çalışmamızda, finansal performansın ölçülmesinde kullanılan finansal analiz teknikleri açıklanmış ve örnek mahallî idarelerde uygulaması gerçekleştirilmiştir.
Türkiye'deki devlet üniversitelerinin iç denetim etkinliğinin değerlendirilmesi
Dünya'da yaşanan muhasebe skandalları sonrası muhasebe ve denetim konularının önemi bir kez daha anlaşılmıştır. Bu nedenle iç denetim, kurumun üst yönetimine güvence ve danışmanlık hizmeti sağlayan özerk bir birim halini almıştır. Bununla birlikte kurumlar için hayati önem teşkil eden kurumsal yönetim, risk yönetimi ve iç kontrol sistemlerinin etkinliğinin ölçülmesi ve geliştirilmesi görevleri, iç denetimin kurumlar ve ülkeler için ne kadar önemli olduğunun bir göstergesidir. Türkiye'de iç denetim faaliyeti öncelikli olarak özel sektörde başlamış olsa da kamu sektörü için varlığı özel sektör kadar önemlidir. Bu nedenle 5018 sayılı kanunun kabulü iç denetim faaliyetinin kamu kurumlarında yerleşmesi için önemli bir adım olmuştur. Bu kanunun kabulü ile birlikte iç denetim kamu kurumlarında uygulanmaya başlamıştır. Böylelikle iç denetimin gelişimi, araştırmacılar için de birer çalışma konusu halini almıştır. Çalışmanın birinci bölümünde İç Denetimin Kavramsal Çerçevesi, ikinci bölümünde İç Denetimin Faaliyet Alanı, üçüncü bölümünde ise Devlet Üniversitelerinin İç Denetim Yapısı ve İç Denetim Etkinliği yer almakta ve son bölümde yapılmış olan uygulama ile devlet üniversitelerindeki iç denetimin etkinliğini belirleyen faktörlerin kurum içindeki varlık düzeylerinin belirlenmesi yoluyla üniversitelerdeki iç denetim etkinliği ölçülmeye ve iç denetçilerin çalışma süreleriyle bu faktörlere bakış açıları değerlendirilmeye çalışılmıştır. Araştırma sonucunda, iç denetçilerin çalıştıkları kurumlarda, iç denetim faaliyeti esnasında bağımsızlığı zedeleyecek herhangi bir kısıtlama ile karşılaşmadıkları belirlenmiştir. Ayrıca üniversite üst yönetimlerinin, iç denetim faaliyetlerini destekler tutumda olduğu iç denetçiler tarafından belirtilmiştir. Bu sonuçlarla bağlantılı olarak iç denetçilerin mesleki yeterlilik ve gelişim konusunda gerekli bilgilere ve desteğe sahip oldukları ve mevzuatın öngördüğü görev ve sorumlulukları yerine getirdikleri belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: İç Denetim, İç Denetim Etkinliği, İç Kontrol, Risk Yönetimi, Kurumsal Yönetim
Kamuda iç kontrol sisteminin etkinliğini sağlamada iç denetimin rolü
Bu çalışmanın amacı, COSO modeli esas alınarak belirlenen kamu iç kontrol standartlarının temel bileşenleri çerçevesinde; kamu sektöründeki iç denetim faaliyetlerinin, iç kontrol sisteminin etkinliğini sağlamada ne kadar etkili olduğunu belirlemektir. Bu kapsamda kamuda görev yapan 284 iç denetçi ile anket çalışması yürütülmüştür. Araştırma sonucunda kamuda görev yapan iç denetçilerin; idarelerinin iç kontrol sisteminin etkinliğini sağlaması hususunda "Örgüt Yapısı" boyutunda üst yönetim ve çalışanlar tarafından genel olarak yeterli desteği görmedikleri tespit edilmiştir. Buna rağmen iç denetçilerin "Risk Değerlendirme", "Kontrol Faaliyetleri", "Bilgi ve İletişim"ve "İzleme" boyutlarında sisteme etkin olarak katkı sağladığı, "Kontrol Ortamı" boyutunda ise kısmen başarı sağladığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca "Diğer Güvence Faaliyetleri" boyutu içerisinde incelenen "BT Denetimi" ve "Performans Denetimi" alanında iç denetçilerin kendilerinden beklenen katkıyı henüz sağlayamadıkları da tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: İç Denetim, İç Kontrol, 5018 sayılı Kanun,Kamu İç Kontrol Standartları
Türkiye'de bağımsız denetime ait sorumluluklar ve yaptırımların incelenmesi
Tarih içerisinde denetim, insan faaliyetlerinin artmasına paralel olarak gelişim göstermiştir. Günümüzde denetimin önemli bir alanını mali tabloların bağımsız dış denetimi oluşturmaktadır. Türkiye'de ve dünyada mali tabloların bağımsız denetimi ile ilgili standartları ve koşulları kamu gözetim kurumları belirlemektedir. Bu çalışmada bağımsız denetim sistemi üzerinde düzenleyici otorite olan kamu gözetim kurumlarının idari yaptırımlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Yapılan inceleme ile ülkemizde uygulanan idari yaptırımların durumunun tespit edilmesi ve cezaların yeterliliği hakkında bir fikir oluşturulması hedeflenmiştir. Bu hedef doğrultusunda Türkiye, Amerika Birleşik Devletleri ve Birleşik Krallık 'tan kamu gözetim kurumlarının 2017,2018, 2019 yıllarında uygulamış oldukları idari yaptırımlar ve idari ceza mevzuatları karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak ülkelerin ceza yaptırımları incelenmiş, ülkemizdeki cezaların caydırıcı etkisinin yeterli olmadığı kanaatine ulaşılmıştır.
Enzimatik tabanlı bakteriyel biyosensör
Bu tezin amacı kolorimetrik bakteri tayini yapmaktır. Kolorimetrik biyosensör oluşturmak, daha kesin veriler elde etmeye olanak sağlar. Biyosensörler düşük maliyet, kısa analiz süresi, yüksek seçicilik ve kolaylık açısından geleneksel yöntemlere kıyasla daha avantajlıdır. Analit olarak -galaktosidaz (-gal) seçilmiştir. Bu enzim, laktoz fermantasyonu yapan bakterilerde bulunur ve önemli bir fekal bakteri indikatörüdür. Bakteriler karbon kaynağı olarak glikoz kullanırlar. Fakat glikozun bulunmadığı ortamlarda bakteri karbon kaynağı olarak laktozu kullanır. Bakterinin laktozu metabolize etmesi için -gal enzimine ihtiyacı vardır. -gal enziminin varlığının saptanabilmesi ve kolorimetrik bir okuma yapılabilmesi için kromojenik substrat kullanılmıştır. Laktozun yapısına benzerliği yüzünden substrat olarak O-Nitrofenol--D-galaktopironozid (ONPG) kullanılmıştır. ONPG renksiz olup, ONPG'nin -gal ile hidrolizi sonucunda galaktoz ve 2-nitrofenol açığa çıkmaktadır. 2-nitrofenol sarı renkli olup -gal'ın varlığının ve aktivitesinin görsel kanıtı olmaktadır. Kolorimetrik okumanın yanında verilerimiz SERS ölçümleri ile desteklenmiştir. SERS ölçümleri sırasında 2-nitrofenol hedef molekül olarak seçilmiş ve 2-nitrofenol sinyalleri saptanmıştır. 2-nitrofenol, 1380 cm-1'de karakteristik Raman sinyaline sahiptir. Bu sinyal kullanılarak kalibrasyon grafiği (R2 = 0,9103) oluşturulmuştur. Üretilen sistem gerçek örneklere uygulanmıştır. Gerçek örnek olarak peynir seçilmiş ve peynir örneğine E. coli eklenmiştir. Toplam analiz süresi 2 saatten az sürmektedir. Gerçekleştirilen deneyler sonucunda geliştirilen yöntemin düşük E. coli konsantrasyonunu tespit edilebildiği gözlemlenmiştir.