Theses supervised by Prof. Dr. Nejat Doğan

12 theses · Anadolu University

DoctorateOpen AccessTR

Ulusal güvenlik hukuku ve stratejisi: Karşılaştırmalı bir analiz ve Türkiye örneği

Bu çalışma, Türkiye'de Ulusal Güvenlik Hukuku ve Stratejisi alanında uzmanlaşmış akademik programların kurulmasına duyulan ihtiyacı ve ulusal güvenlik kanunu oluşturma gerekliliğini vurgulamaktadır. Uluslararası hukuk, siber güvenlik, terörle mücadele ve insan hakları gibi geniş bir konu yelpazesini kapsayan ve pratik eğitime vurgu yapan kapsayıcı bir müfredatın geliştirilmesi önerilmektedir. Aynı zamanda, demokratik ve uluslararası standartlara uyumlu, ulusal çıkar ve demokrasi arasındaki dengeyi kuran bir ulusal güvenlik kanununun oluşturulması gerektiği vurgulanmaktadır. Bu gereklilik, Türkiye'nin ulusal güvenlik alanındaki hukuki ve stratejik uzmanlığını uluslararası norm ve standartlara uyumlu hale getirme ihtiyacından kaynaklanmaktadır. Yöntem olarak, nitel karşılattırmalı analiz kullanılmıştır. Türkiye'nin mevcut durumunu ve ulusal güvenlik hukuku alanında eğitim eksikliklerini eleştirel bir şekilde değerlendirmek için belge analizi, karşılaştırmalı metin analizi ve vaka çalışmaları kullanılmıştır. Litvanya'nın AB düzenlemelerine uyumu, Türkiye'nin AB Hukukundan nasıl etkileneceğini incelemek amacıyla vaka analizi olarak seçilmiştir. Bu yöntem, sosyopolitik, ekonomik ve jeopolitik hususları entegre eden kapsayıcı bir yaklaşımın önemini vurgulamaktadır. Sonuç olarak, disiplinler arası bir eğitim yaklaşımına ve ulusal güvenlik hukuku ve stratejisi alanında uzmanlaşmış programların oluşturulmasına duyulan kritik ihtiyaç vurgulanmakta, kapsamlı bir eğitim revizyonu ve ulusal güvenlik kanununun oluşturulması için öneriler sunulmaktadır.

Mehmet Recai Uygur
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'nin bölgesel güvenlik çevresi: Uluslararası ilişkilerde "Çevre hedefleri" açısından bir inceleme

Bu tez, bir devletin yer aldığı ve politik eylemde bulunduğu çevrenin istikrarlı olmasına neden yardım ettiği sorusuna odaklanmıştır. Devletlerin dış politika eylemlerinin hedefleri temelde egemenlik hedefleri ve çevre hedefleri olarak iki kategoriye ayrılabilir. Egemenlik hedefleri, bir devletin ulaşmak ve korumak istediği birincil hedeflerdir. Çevre hedefleri ise bir devletin kendi çevresine yönelik hedefleridir. Çevre hedefleri, egemenlik hedeflerine ulaşmak için bir araç işlevi görebilir. Bunun yanı sıra çevre hedefleri bir devletin kendi çevresini istikrarlı hale getirme çabasını da yansıtır. Çevre hedefleri kavramının bu iki yönü bu sorunsalı açıklayacak kavram olarak seçilmesinin nedenidir. Çünkü bir devlet realist bir saikle egemenlik hedeflerini korumak için çevre hedeflerini geliştirmeye yönelebildiği gibi liberal bir saikle politik eylemde bulunduğu çevrede uyum, istikrar ve refah tesis etmeye de yönelebilir. Ayrıca bir devletin sahip olduğu kimlik, kültür, rol de bir devletin eylemlerinin arkasındaki motivasyonu anlama noktasında göz ardı edilemeyeceğinden, sosyal inşacı faktörler de politik eylemlerin gerekçelerini oluşturabilir. Bu tezde çevre hedefleri kavramını teorik bir zemin üzerine inşa eden bir tipoloji ortaya konulmuştur. Bu tipoloji üzerinden Türk dış politikası üç ana dönemde incelenmiş ve bu dönemdeki çevre hedefleri koruma ve geliştirme girişimleri değerlendirilmiştir. İlk iki dönemde çevre hedefleri genelde egemenlik hedefleri için bir araç niteliğindedir ve realist saikler tarafından yönlendirilmiştir. Üçüncü dönem olan Soğuk Savaş sonrası dönemde ise çevre hedeflerin biçimlendirilmesinde liberal saikler etkilidir.

Fatih Tekin
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Uzay hukuku, küresel güvenlik ve uzay ajansları: Türkiye örneği

Bu tez temel olarak, "Türkiye, uzay çalışmalarında gelişim göstermek için uluslararası hukuk, güvenlik ve örgütlenme bağlamında Türkiye Uzay Ajansı (TUA) aracılığıyla nasıl bir yol izlemelidir?" sorusuna cevap vermektedir. Bu soruya cevap vermek için tezde uluslararası hukuk, güvenlik ve örgütlenme konuları uzay çalışmaları kapsamında incelenmektedir. Çünkü tezde, uzay çalışmalarının çok boyutlu olması nedeniyle bütünsel bir biçimde yürütülmesi gerektiği savunulmaktadır. Tezde, uzay çalışmalarına dair açıklamalarda bulunulurken Thomas Hobbes, Hugo Grotius ve Immanuel Kant'ın fikirleri üzerinden teorik bir çerçeve oluşturulmuştur. Bu teorik çerçeve, farklı fikirler arasında bir sentez imkanı sunan pragmatik liberalist yaklaşımdır. Tezde, Türkiye'nin uzay çalışmalarındaki durumunu tespit etmek amacıyla karşılaştırmalı yöntem kullanılmaktadır. Bu karşılaştırmada, uzay çalışmalarında önemli ölçüde gelişmiş Amerika Birleşik Devletleri (ABD)'nin uzay örgütlenmesi olarak Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), bölgesel bir örgütlenme olarak Avrupa Uzay Ajansı (ESA) ve Türkiye'nin faaliyetleri incelenmiştir. Sonuçta, Türkiye'nin uzay çalışmalarında gecikmiş olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle, tezde, Türkiye'nin uzay çalışmalarında gelişim göstermesi için önerilerde bulunulmuştur. Özetle, uzay çalışmalarında gelişim göstermek için Türkiye'nin pragmatik liberal çerçevede bütünsel bir politika sergilemesi gerektiği anlaşılmaktadır. Bu politikayı uyguladığı takdirde, Türkiye'nin uzay çalışmalarında üreten ve etkileyen bir ülke olabileceği sonucuna ulaşılmaktadır.

Bölgesel örgütlerDevletler hukukuMilletlerarası hukuk+6
Caner Akkaya
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Ege ve Doğu Akdeniz'deki münhasır ekonomik bölge anlaşmazlıkları: Türkiye ile taraf devletlerin hukuksal tezleri ve münhasır ekonomik bölgeye dair temel konulara etkisi

Stratejik ve her daim müteyakkiz bir coğrafyada bulunan Türkiye, güvenlik kaygılarından ötürü bölgede güçlü bir devlet olmak zorundadır. Son yıllarda keşfedilen hidrokarbon ve doğalgaz yatakları Doğu Akdeniz'in stratejik önemini kat be kat artırmıştır. Bu sebeple ''Mavi Vatan'' olan deniz alanlarını da belirlemek zaruridir. Ülkelerin kıta sahanlığı kendiliğinden ortaya çıksa da MEB alanları ilana bağlıdır. Türkiye'nin Ege ve Doğu Akdeniz'de henüz MEB ilan etmemiş olması bölgenin imkânlarından faydalanmasında da engel oluşturmaktadır. Türkiye'nin aksine Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), Doğu Akdeniz'de münhasır ekonomik bölge (MEB) ilan etmiştir. Yunanistan ve GKRY'nin ikili antlaşmalarla diğer devletleri de meselenin tarafı haline getirip kendi yanlarına çekerek bölgede Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC)'nin elini zayıflatmaya çalışmışlardır. Özellikle de GKRY'nin tüm Kıbrıs adası adına diğer ülkelerle antlaşmalar yapıp Türkiye ile hakları çakışan alanlarda faaliyetler yürütmek istemesi ve Yunanistan'ın ise Anadolu kıyılarının yakınında bulunan adalarından itibaren deniz alanını belirlemeye çalışması bölgenin deniz yetki alanı uyuşmazlığının temeli olmuştur. Doğu Akdeniz'de birçok bölgesel ve küresel aktörün de çıkarının olması anlaşmazlığın girift bir hal almasına ve deniz yetki alanları anlaşmazlığının çözümsüzlüğünün devam etmesine sebebiyet vermektedir. Çalışmada tarafların hukuksal tezleri ele alınarak çözüme ulaştırmak adına önerilerde bulunulacaktır.

Merve Temtek
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Kutadgu Bilig'de yöneten yönetilen ilişkisi

Yusuf Has Hacib tarafından kaleme alınan Kutadgu Bilig Türklerin İslam diniyle tanışarak yeni bir kültür dairesiyle temas kurduğu bir geçiş dönemini yansıtmaktadır. Kutadgu Bilig pek çok sosyal ve siyasal kavram ve düşünce kalıbı açısından büyük ölçüde Göktürkler döneminin devamı niteliğindedir. Bununla beraber Karahanlılar dönemiyle birlikte Türkler İslam'ı geniş kitleler halinde kabul ederek büyük ölçüde yerleşik hayata geçmiş ve farklı kültür havzalarıyla iletişime geçerek yeni imparatorluklar kurmuşlardır. Böylece yeni siyasal ve sosyal anlayışlar geliştirerek kendi özgün sosyal ve siyasal perspektiflerinde önemli ölçüde dönüşüm yaşamışlardır. Günümüz ulus devletleri varlıklarını sürdürebilmek için kendi uluslarının sosyal yapılarının derinliklerinden gelen tecrübe ve değerleri araştırmaya ihtiyaç duymaktadır. Bu bağlamda Kutadgu Bilig'in muazzam imkânlar sunduğu görülmektedir. Kutadgu Bilig; günümüz modern devletlerinin sahip olması gereken hukukun üstünlüğü, devlet ve toplumun birbirlerine karşı sorumlulukları, insan haklarına dayalı devlet anlayışı, ulus bilincinin güçlenmesi, sosyal devlet anlayışı, refahın adil paylaşımı, din-devlet ilişkisinin niteliği, devlet ve toplum hayatı açısından akıl ve bilginin önemi, sosyal hayatın düzenlenmesi gibi pek çok konuda topluma yön gösterebilecek özelliklere sahiptir. Bu çalışmada öncelikle kültür ve siyasal kültür kavramları ele alınarak bunların toplum ve devlet hayatı açısından neye tekabül ettikleri tartışılmış ve Türk siyasal kültürünün kökenlerine değinilmiştir. Çalışmanın ana bölümlerinde ise Karahanlılar dönemi ve Kutadgu Bilig çalışmaları ele alınmış ve Kutadgu Bilig'in siyasal anlayışı ortaya konulmuştur

Muhammet Gök
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

ABD grand stratejisi: Tarihsel gelişimi ve Ortadoğu ile Türkiye'ye etkisi

Grand strateji her güç unsurunu hesaba katan, gerçekçi ve uzun vadeli planlar bütünüdür. ABD kuruluşu itibariyle grand stratejileriyle uluslararası sistemi etkilemiştir. Yansızlık grand stratejisinin (1776-1948) ticareti öncelikleyen bakış açısıyla ABD, Akdeniz üzerinden Ortadoğu'yla ilişki geliştirmiştir. Yansızlık grand stratejisinin askeri ve siyasi bağlar kurmayı reddeden yaklaşımı, II. Dünya Savaşı sonrasında terk edilmiş ve SSCB'ye karşı hakimiyet mücadelesi başlamıştır. Bu mücadelede ABD, üstünlük grand stratejisiyle (1948-2007) SSCB'yi rekabetçi politikalardan vazgeçirerek başarılı olmuştur. 2007 sonrasında ise Çin'i düşman olarak kabul eden uzaktan dengeleme grand stratejisi devreye girmiştir. Hint-Pasifik bölgesinde politikalarını yoğunlaştıran ABD, Ortadoğu'da İsrail ve Körfez arasında uyumun sağlandığı bir düzen arayışı içerisindedir. ABD yeni grand stratejisi çerçevesinde Türkiye'yi model ortak olarak kabul etmiş ancak iki ülke arasındaki uyum 2014 itibariyle kaybolmaya başlamıştır. Bu çalışmada ise ABD'nin kuruluşu itibariyle dış politikasına yön veren grand stratejisi ve Türkiye ile Ortadoğu üzerine etkileri vakalar üzerinden incelenmiştir.

Amerika Birleşik DevletleriAmerikan siyasi inançlarıAmerikan tarihi+6
Mehmet Çağatay Abuşoğlu
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Liderlik kuramları çerçevesinde Soğuk Savaş sonrası BM'de liderlik sorunu: Kofi Annan yılları, 1996-2007

Uluslararası barış ve güvenliğin sağlanması amacıyla İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan Birleşmiş Milletler, Genel Kurul, Güvenlik Konseyi, Ekonomik ve Sosyal Konsey, Vesayet Konseyi, Uluslararası Adalet Divanı ve Genel Sekreterlik olmak üzere altı temel organdan oluşmaktadır. Birleşmiş Milletler'in görünen yüzü olan genel sekreter ise örgütün lideri konumundadır. Genel sekreter her ne kadar lider olarak görülse de, Birleşmiş Milletler sistemindeki sorunlar genel sekreterin hareket alanını daraltmakta ve onu bağımlı bir lider haline getirmektedir. Bu çalışmanın hipotezi de bu yöndedir; Kofi Annan her ne kadar liderlik vasıflarına sahip olmuş olsa da sistem sorunları yüzünden en gerektiği anda BM'ye liderlik edememiş, gerekli müdahaleleri yapamamıştır. Bu çalışma 1996 ve 2007 tarihleri arasında iki dönem Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği görevini yürütmüş olan Kofi Annan'ın nasıl bir liderlik sergilediğini ortaya koyma amacındadır. Bu bağlamda çalışmanın birinci bölümünde geleneksel ve modern liderlik kuramları incelenmiştir. Toplamda üç bölümden oluşan bu çalışmada literatür taraması yöntemi kullanılmış, bu açıdan birincil ve ikincil kaynaklardan yararlanılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde birleşmiş milletler örgütünün yapısına dair bilgiler verilmiştir. Üçüncü bölümde ise Kofi Annan'ın sergilediği liderlik ve bunun etkileri, BM'nin müdahale ettiği uluslararası krizler çerçevesinde ele alınmıştır; bu da tezin sınırlılıklarını oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: Birleşmiş Milletler, Liderlik, Kofi Annan

Annan, KofiBirleşmiş MilletlerLiderlik+3
Murat Özalp
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
10
Master'sOpen AccessTR

Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi: Orta Asya'da bölgesel işbirliği ve entegrasyon

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB)'nin çözülmesi ile birlikte Orta Asya'da bağımsızlıklarını yeni kazanmış, tecrübesiz devlet yapılanmaları bölgesel barışın tesis edilmesi, sosyal dönüşümün sorunsuz bir şekilde tamamlanmasına yönelik entegrasyon çabaları ve bu amaca yönelik yeni bölgesel işbirliği girişimlerini hayata geçirmeye gayret göstermişlerdir. Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi (Türk Konseyi), günümüz itibariyle söz konusu işbirliği girişimlerinin en son örneklerindendir. Üyeleri olan Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan ve Kırgızistan tarafından 2009 yılında imzalanan Nahcivan Anlaşması ile kurulan ve entegrasyon pratiğine yönelik kurgusuyla ilk kez Türk devletleri arasında gönüllü bir birlikteliği amaçlayan Türk Konseyi, bahse konu işbirliği sürecinin bir sonucu olarak çok boyutlu bir işbirliği mekanizması halini almıştır. Çalışma, Türk Konseyi ile oluşturulmaya çalışılan işbirliğinin sürecinin bir işbirliği mekanizmasına evirilişini Güvenlik Toplumu teorisi bağlamında açıklanmaya çalışılacaktır. Bu nedenle çalışmamızda entegrasyon idealine ulaşılabilirlik seviyesi ve bu idealin getirileri üzerinde durulacaktır. Anahtar Kelimeler: Türk Konseyi, Orta Asya, Entegrasyon, Bölgesel İşbirliği, Güvenlik Toplumu

Orta AsyaOrta Asya ülkeleriTürk Konseyi+3
Abdulkadir Çalışır
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Siber silahlarin siber güvenlikteki yeri: Stuxnet ve Duqu üstüne vaka incelemesi

This work aims to examine and discuss the implications of state-borne cyber weaponry to cybersecurity and computer network operations through explaining the effects and capabilities of Stuxnet and Duqu and comparing these abilities to the definitions of cyber weapons established by the literature. Heralded as the first cyber war, case of distributed denial of service attacks of 2007 against the state of Estonia is also examined to understand whether denial of service attacks can be classified as cyber weapons. Stuxnet was found to have fit within the descriptions and definitions of a cyber weapon while the Duqu has been classified as an espionage asset due to operational differences between two state actor borne malware. Denial of service attacks against Estonia did not conform to the cyber weapon or cyber warfare definitions established by the literature. Keywords: Cyber weapons, Cyber warfare, Stuxnet, Duqu

EspionageDuquWar+5
Cem Demircan
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sürdürülebilir kalkınmanın sağlanmasında yeşil ekonomi faktörü: Azerbaycan örneği

Çalışmada sürdürülebilir kalkınma ve yeşil ekonomi politikalarının Azerbaycan'da uygulanması analiz edilmiştir. Tez, sürdürülebilir kalkınma ve yeşil ekonomi arasındaki kavramsal bağlılığın Azerbaycan'da ekonomik, sosyal ve çevresel kalkınmaya etkisini incelemektedir. Aynı zamanda, çalışmada sürdürülebilir kalkınmanın 17 hedefi ayrı ayrı incelenmiştir. Ayrıca, bu hedeflerin Azerbaycan'da gerçekleştirilmesi ve uygulanması konusu tezin kapsamı içindedir. UNEP'in kurulması, tarihi aşaması ve çevresel faaliyeti hakkında bilgiler de tezde sunulmuştur. Azerbaycan 21.yüzyılda uluslararası teşkilatlar ve diğer devletler gibi çevre politikasını yürütmekte ve uygulamaktadır. Azerbaycan özgürlüğünü Soğuk Savaş bitiminde tekrar kazandıktan sonra, çevre için birçok kanun kabul etmiş, aynı zamanda projeler ve programlar yürütmüştür. Günümüzde Azerbaycan'da çevre ve yeşil ekonomiyle ilgili çeşitli politikalar belirlenmekte, uygulamalar yapılmakta, etkinlikler ve konferanslar düzenlenmektedir.

AzerbaycanEkonomik kalkınmaSürdürülebilir kalkınma+2
Matlab Mehralıyev
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Nobel Barış Ödülü: Dünya barışı ve teorik yaklaşımlar

Barış kavramının farklı anlamları olsa da temelde negatif ve pozitif barış olarak ikiye ayrılmaktadır. Negatif barış, çatışma durumunun yokluğu olduğundan Realist anlamdaki barışa daha yakın bir tanımlamadır. Pozitif barış ise uluslararası düzendeki birimler arasında yaşanan problemlerin barışçıl yollarla çözüldüğü, uluslararası ve ulusal düzeyde baskının olmadığı sosyal bir düzeni ifade etmektedir. Bu barış tanımı ise İdealist ve Liberal yaklaşımlar tarafından benimsenmiştir. Nobel Barış Ödülü, Uluslararası İlişkilerdeki teorik barış yaklaşımlarının pratik yansımalarından ve günümüzde en prestijli barış ödüllerinden birisi olarak kabul edilebilir. Alfred Nobel'in vasiyetinde milletler arasında birlik ve beraberliğin geliştirilmesi, ulusal orduların azaltılması veya ortadan kaldırılması, barış kongrelerinin düzenlenmesi ve teşvik edilmesi için çalışanlara ödülün verilmesi önerilmiştir. 1901'den bu yana belirli bir mekanizma dahilinde dağıtılmaya devam eden ödül, çok geniş bir aday yelpazesine sahiptir ve bazen iç çatışmanın tarafları bazen savaşı başlatan lider ya da bir barış aktivisti ödüllendirilmiştir. Sonuç olarak bazı uzmanlar tarafından övgüyle karşılanan bazıları tarafından eleştirilen adayların seçimi ve kazananın belirlenmesi süreçleri bugün de varlığını sürdürmektedir. Bu tezde, Nobel Barış Ödülü oldukça geniş anlamda analiz edilmiştir. Tez, ödül verme sürecini hem tarihsel hem de teorik perspektiflerden incelemekte ve çoklu durum çalışması araştırma desenini içermektedir. Tez, bazı barış ödüllerinin olumlu ya da olumsuz barış anlayışı ile verilip verilmediği ve Uluslararası İlişkiler teorilerinin ödül verme sürecini açıklayıp açıklamadığını tartışmaktadır. Tez, liberal barış anlayışının Nobel Barış Ödülü'nün ödüllendirme sürecini daha iyi açıklayabileceğini, bazı kazananların eylem/faaliyetlerinin Nobel'in vasiyetiyle ve/veya barış ödülünün ilkeleriyle çeliştiği sonucuna varmaktadır.

BarışLiberalizmNobel Barış Ödülü+2
Nazire Yudar
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

UNESCO dünya mirası rejimi: Uluslararası ilişkilerde rejim teorisi ve UNESCO'nun dünya mirası programı

Uluslararası rejimler, genellikle belirli alanlarında aktörlerin ortak çıkarlarını yansıtan, davranışlarını düzenleyen "ilke, norm, kural ve karar alma prosedürlerine sahip uluslararası kurumlar" olarak tanımlanmaktır. Rejimler, sağladıkları işlevler sayesinde aktörlerin uluslararası sistemin anarşik yapısında iş birliği yapmasını kolaylaştırır. Yasal sorumluluk çerçeveleri oluşturmak, bilgi asimetrisini azaltmak, aktörlerin birbirlerinin davranışları konusunda duydukları belirsizlik ortamını iyileştirmek ve işlem maliyetlerini düşürmek, rejimlerin sağladıkları temel işlevlerdir. Bu çalışmanın temel tezi şudur ki, UNESCO'nun Dünya Mirası programı uluslararası alanda güçlü ve önemli bir rejim haline gelmiştir. "Dünya Mirası rejimi" UNESCO'nun öncülüğü ile kabul edilen 1972 Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunması Sözleşmesi ile yasal bir kimliğe de kavuşmuştur. Dünyanın evrensel bir değere sahip kültürel ve doğal miras varlıklarının belirlenmesi, korunması, muhafazası ve gelecek kuşaklara aktarılmasının sağlanması, Dünya Mirası rejiminin temel amacıdır. Bu amaçla, Dünya Mirası rejimi kapsamında uluslararası kolektif iş birliği ve koruma sistemi oluşturulmuştur. 1972 Dünya Mirası Sözleşmesi gereğince oluşturulan "Dünya Mirası Listesi," dünyanın neresinde olursa olsun evrensel bir değere sahip kültürel uygulamaların ve doğal sitlerin yer alacağı örnek bir liste olarak tasarlanmıştır. Bugün de kendi işlevselliğini koruyan ve varlığını sürdürün Dünya Mirası programı etkin bir uluslararası rejim olarak kabul edilmelidir. Bu tezde Dünya Mirası uygulaması, uluslararası rejim teorileri kapsamında ele alınmıştır. Rejimin etkinliğinin ve yapısının belirlenmesi amacıyla inşa, uyum, denetleme ve izleme mekanizmaları ayrıntılı olarak ele alınmış, iş birliği modelinin yapısı incelenmiştir. UNESCO'nun dünya mirası alanında nasıl bir rejim oluşturduğu açıklanmış, sorun alanına getirdiği kavramsal yenilikler ve değişiklikler belirlenmiştir. Neticede uluslararası alandaki en önemli rejimlerden biri olan Dünya Mirası programına dair rejim teorileri kapsamında önemli çıkarımlarda bulunulmuştur.

Rejim kuramıUNESCOUluslararası ilişkiler+1
Zıbeyda Huseynova
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00

Other supervisors