Prof. Dr. Yeşim Fazlıoğlu danışmanlığındaki tezler

25 tez · Trakya University

DoktoraAçık ErişimTR

Engellilik algısının çokkültürlü bakış açısı ile değerlendirilmesi: Yunanistan Rodop ili örneği

Bu araştırmada Yunanistan'ın Rodop İlinde yaşayan engelli bireylere ilişkin engellilik algısının çokkültürlü bakış açısı ile incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden fenomenoloji desenine göre tasarlanmıştır. Çalışma grubu kartopu örnekleme tekniğine göre seçilmiştir ve çalışma grubuna Yunanistan'da çoğunluk halk ile yüzyıllardır birlikte yaşayan Müslüman Türk Azınlık'tan seçilen engelli çocuk ebeveynleri, yakınları, öğretmenler ve din görevlilerinden oluşan 40 katılımcı dâhil edilmiştir. Veri toplama aracı olarak gruplara göre oluşturulmuş farklı demografik bilgi formları ve yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi kullanılarak çözümlenmiştir. Analizlerden elde edilen sonuçlara göre; çoğunluk ve azınlık katılımcıların engelli bireyler hakkındaki düşüncelerinin olumlu bakış açı yönünde olduğu tespit edilmiştir. Gruplar arasındaki farklılıklara baktığımızda çoğunluk ebeveynlerinin ve azınlık öğretmenlerinin olumsuz bakış açısına sahip olduğu görülürken; çoğunluk yakınların da ise olumlu ve olumsuz bakış açısının eşit olduğu görülmektedir. Çoğunluk ve azınlık katılımcıların engelli bireyleri tıbbi model yönünde tanımladığı belirlenmiştir. Gruplar arası farklılıklar da ise azınlık aileleri genel sınıflandırma dışı tanımlama yaparken; azınlık yakınlarının, azınlık din görevlilerinin ve azınlık öğretmenlerinin ise sosyal model yönünde tanımladığı görülmüştür. Çoğunluk ve azınlık katılımcıların, engelli bireylerin toplum içine katılımları hakkındaki düşüncelerinin koşulsuz katılım yönünde olduğu belirlenmiştir. Sadece çoğunluk ebeveynlerinin görüşleri önkoşullu katılım yönünde olmuştur. Çoğunluk ve azınlık katılımcılar, engelli bireylerin toplum içinde sosyal dışlanma yönünde algılandıklarını belirtmiştir. Fakat papazlar ve çoğunluk öğretmenler sosyal kabul yönünde fikir beyan etmişlerdir. Çoğunluk ve azınlık katılımcıların, engelli bireylerin eğitilebileceğine veya tedavi ile iyileşebileceğine yönelik düşünceleri eğitilebilir yönünde tespit edilmiştir. Bu durum engelli çocuğa sahip çoğunluk ebeveynlerinde ve imamlarda kısmen eğitilebilir yönünde değişiklik göstermektedir. Çoğunluk ve azınlık katılımcıların, engelli olmanın nedenlerine ilişkin görüşlerinin genel sınıflandırmaya yönelik nedenler olarak bilmişlerdir. Fakat engelli çocuğa sahip azınlık ebeveynleri ve papazlar engelli olmanın nedenlerini dini inanca bağlı nedenler yönünde açıklamıştır. Çoğunluk ve azınlık katılımcılar, birlikte yaşadıkları farklı etnik gruplara ait kişilerle olan etkileşimlerinin, sahip oldukları engellilik algıları üzerindeki düşüncelerini etkilememekte olduğunu bildirmişlerdir. Fakat gruplar arasında farklılıklar bulunmaktadır. Çoğunluk katılımcıların etkilenmiyor düşüncesinde hem fikirken; engelli çocuğa sahip azınlık aileleri etkileniyor, azınlık yakınlarında etkileniyor ve etkilenmiyor düşüncelerinde eşitlik olduğu ve azınlık öğretmenlerinin fikri yok şeklinde görüş bildirdiği tespit edilmiştir. Ayrıca tüm katılımcıların dinlerinin engelli bireye bakış açısını dini inanca bağlı olarak açıkladığı ve dinlerinin engelli bireyi kabullenmek yönünde olduğu tespit edilmiştir.

Çok kültürlülük
Secher Memetali
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Engellilik algısının çokkültürlü bakış açısı ile değerlendirilmesi: Yunanistan Rodop ili örneği

Bu araştırmada Yunanistan'ın Rodop İlinde yaşayan engelli bireylere ilişkin engellilik algısının çokkültürlü bakış açısı ile incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden fenomenoloji desenine göre tasarlanmıştır. Çalışma grubu kartopu örnekleme tekniğine göre seçilmiştir ve çalışma grubuna Yunanistan'da çoğunluk halk ile yüzyıllardır birlikte yaşayan Müslüman Türk Azınlık'tan seçilen engelli çocuk ebeveynleri, yakınları, öğretmenler ve din görevlilerinden oluşan 40 katılımcı dâhil edilmiştir. Veri toplama aracı olarak gruplara göre oluşturulmuş farklı demografik bilgi formları ve yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi kullanılarak çözümlenmiştir. Analizlerden elde edilen sonuçlara göre; çoğunluk ve azınlık katılımcıların engelli bireyler hakkındaki düşüncelerinin olumlu bakış açı yönünde olduğu tespit edilmiştir. Gruplar arasındaki farklılıklara baktığımızda çoğunluk ebeveynlerinin ve azınlık öğretmenlerinin olumsuz bakış açısına sahip olduğu görülürken; çoğunluk yakınların da ise olumlu ve olumsuz bakış açısının eşit olduğu görülmektedir. Çoğunluk ve azınlık katılımcıların engelli bireyleri tıbbi model yönünde tanımladığı belirlenmiştir. Gruplar arası farklılıklar da ise azınlık aileleri genel sınıflandırma dışı tanımlama yaparken; azınlık yakınlarının, azınlık din görevlilerinin ve azınlık öğretmenlerinin ise sosyal model yönünde tanımladığı görülmüştür. Çoğunluk ve azınlık katılımcıların, engelli bireylerin toplum içine katılımları hakkındaki düşüncelerinin koşulsuz katılım yönünde olduğu belirlenmiştir. Sadece çoğunluk ebeveynlerinin görüşleri önkoşullu katılım yönünde olmuştur. Çoğunluk ve azınlık katılımcılar, engelli bireylerin toplum içinde sosyal dışlanma yönünde algılandıklarını belirtmiştir. Fakat papazlar ve çoğunluk öğretmenler sosyal kabul yönünde fikir beyan etmişlerdir. Çoğunluk ve azınlık katılımcıların, engelli bireylerin eğitilebileceğine veya tedavi ile iyileşebileceğine yönelik düşünceleri eğitilebilir yönünde tespit edilmiştir. Bu durum engelli çocuğa sahip çoğunluk ebeveynlerinde ve imamlarda kısmen eğitilebilir yönünde değişiklik göstermektedir. Çoğunluk ve azınlık katılımcıların, engelli olmanın nedenlerine ilişkin görüşlerinin genel sınıflandırmaya yönelik nedenler olarak bilmişlerdir. Fakat engelli çocuğa sahip azınlık ebeveynleri ve papazlar engelli olmanın nedenlerini dini inanca bağlı nedenler yönünde açıklamıştır. Çoğunluk ve azınlık katılımcılar, birlikte yaşadıkları farklı etnik gruplara ait kişilerle olan etkileşimlerinin, sahip oldukları engellilik algıları üzerindeki düşüncelerini etkilememekte olduğunu bildirmişlerdir. Fakat gruplar arasında farklılıklar bulunmaktadır. Çoğunluk katılımcıların etkilenmiyor düşüncesinde hem fikirken; engelli çocuğa sahip azınlık aileleri etkileniyor, azınlık yakınlarında etkileniyor ve etkilenmiyor düşüncelerinde eşitlik olduğu ve azınlık öğretmenlerinin fikri yok şeklinde görüş bildirdiği tespit edilmiştir. Ayrıca tüm katılımcıların dinlerinin engelli bireye bakış açısını dini inanca bağlı olarak açıkladığı ve dinlerinin engelli bireyi kabullenmek yönünde olduğu tespit edilmiştir.

Çok kültürlülük
Secher Memetali
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Engellilik algısının çokkültürlü bakış açısı ile değerlendirilmesi: Yunanistan Rodop ili örneği

Bu araştırmada Yunanistan'ın Rodop İlinde yaşayan engelli bireylere ilişkin engellilik algısının çokkültürlü bakış açısı ile incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden fenomenoloji desenine göre tasarlanmıştır. Çalışma grubu kartopu örnekleme tekniğine göre seçilmiştir ve çalışma grubuna Yunanistan'da çoğunluk halk ile yüzyıllardır birlikte yaşayan Müslüman Türk Azınlık'tan seçilen engelli çocuk ebeveynleri, yakınları, öğretmenler ve din görevlilerinden oluşan 40 katılımcı dâhil edilmiştir. Veri toplama aracı olarak gruplara göre oluşturulmuş farklı demografik bilgi formları ve yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi kullanılarak çözümlenmiştir. Analizlerden elde edilen sonuçlara göre; çoğunluk ve azınlık katılımcıların engelli bireyler hakkındaki düşüncelerinin olumlu bakış açı yönünde olduğu tespit edilmiştir. Gruplar arasındaki farklılıklara baktığımızda çoğunluk ebeveynlerinin ve azınlık öğretmenlerinin olumsuz bakış açısına sahip olduğu görülürken; çoğunluk yakınların da ise olumlu ve olumsuz bakış açısının eşit olduğu görülmektedir. Çoğunluk ve azınlık katılımcıların engelli bireyleri tıbbi model yönünde tanımladığı belirlenmiştir. Gruplar arası farklılıklar da ise azınlık aileleri genel sınıflandırma dışı tanımlama yaparken; azınlık yakınlarının, azınlık din görevlilerinin ve azınlık öğretmenlerinin ise sosyal model yönünde tanımladığı görülmüştür. Çoğunluk ve azınlık katılımcıların, engelli bireylerin toplum içine katılımları hakkındaki düşüncelerinin koşulsuz katılım yönünde olduğu belirlenmiştir. Sadece çoğunluk ebeveynlerinin görüşleri önkoşullu katılım yönünde olmuştur. Çoğunluk ve azınlık katılımcılar, engelli bireylerin toplum içinde sosyal dışlanma yönünde algılandıklarını belirtmiştir. Fakat papazlar ve çoğunluk öğretmenler sosyal kabul yönünde fikir beyan etmişlerdir. Çoğunluk ve azınlık katılımcıların, engelli bireylerin eğitilebileceğine veya tedavi ile iyileşebileceğine yönelik düşünceleri eğitilebilir yönünde tespit edilmiştir. Bu durum engelli çocuğa sahip çoğunluk ebeveynlerinde ve imamlarda kısmen eğitilebilir yönünde değişiklik göstermektedir. Çoğunluk ve azınlık katılımcıların, engelli olmanın nedenlerine ilişkin görüşlerinin genel sınıflandırmaya yönelik nedenler olarak bilmişlerdir. Fakat engelli çocuğa sahip azınlık ebeveynleri ve papazlar engelli olmanın nedenlerini dini inanca bağlı nedenler yönünde açıklamıştır. Çoğunluk ve azınlık katılımcılar, birlikte yaşadıkları farklı etnik gruplara ait kişilerle olan etkileşimlerinin, sahip oldukları engellilik algıları üzerindeki düşüncelerini etkilememekte olduğunu bildirmişlerdir. Fakat gruplar arasında farklılıklar bulunmaktadır. Çoğunluk katılımcıların etkilenmiyor düşüncesinde hem fikirken; engelli çocuğa sahip azınlık aileleri etkileniyor, azınlık yakınlarında etkileniyor ve etkilenmiyor düşüncelerinde eşitlik olduğu ve azınlık öğretmenlerinin fikri yok şeklinde görüş bildirdiği tespit edilmiştir. Ayrıca tüm katılımcıların dinlerinin engelli bireye bakış açısını dini inanca bağlı olarak açıkladığı ve dinlerinin engelli bireyi kabullenmek yönünde olduğu tespit edilmiştir.

Çok kültürlülük
Secher Memetali
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Özel gereksinimli çocuğa sahip ebeveynlerin algılanan stres, sosyal destek ve öz yeterliğin incelenmesi

Bu araştırmada özel gereksinimli bireylerin ebeveynlerinin algıladıkları stres düzeyleri, sosyal destek düzeyleri ve ebeveyn öz yeterlik düzeylerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma Edirne ilinde, özel gereksinimli çocuğa sahip 289 ebeveynle gerçekleştirilmiştir. Araştırmada ilişkisel araştırma modeli kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Demografik Bilgi Formu, Algılanan Stres Ölçeği, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ve Ebeveyn Öz yeterliği Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın verileri, bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Spearman Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı ve hiyarersik regrasyon analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda özel gereksinimli çocuğa sahip ebeveynin stres düzeyleri ile gelir düzeyi arasındaki ilişki; asgari altı maaş alan ebeveynlerin asgari üstü maaş alanlardan daha stresli, asgari maaş alan ebeveynlerin, asgari üstü maaş alan ebeveynlerden daha stresli olduğu gözlenmiştir. Doğum sırası bakıldığında ise çocuğun üçüncü çocuk olarak doğması, birinci doğana göre ebeveynde, daha yoğun stres yaşadığı gözlenmiştir. Ayrıca zihinsel yetersizliği olan çocuğa sahip ebeveynlerin, otizm spektrum bozukluğu olan, serebral palsili çocuğu olan, Down Sendromlu çocuğu olan ebeveynlerden daha yoğun stres yaşadığı gözlenmiştir. Ebeveynlerin öz yeterlik algıları ile çocuğun engel türü incelendiğinde, zihinsel yetersizliği olan çocuğa sahip ebeveynler, otizm spektrum bozukluğu olan çocuğa sahip ebeveynlere, serebral palsili çocuğu olan ebeveynlere ve Down Sendromlu çocuğa sahip ebeveynlere göre özyeterlik algıları daha düşük olduğu belirlenmiştir. Ayrıca asgari üstü maaş alan ebeveynlerin öz yeterlikleri, asgari altı maaş alan ebeveynlere göre daha yüksek olduğu gözlenmiştir. Özel gereksinimli çocuğa sahip ebeveynlerin algıladıkları sosyal destek ile gelir ilişkisine bakıldığında, asgari üstü maaş alan ebeveynlerin algıladıkları sosyal destek, asgari altı maaş alan ebeveynlere göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Çekirdek aileye sahip özel gereksinimli çocuğu olan ebeveynlerin algıladıkları sosyal destek, geniş aileye sahip ve parçalanmış aileye sahip ebeveynlere göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ebeveyn öz yeterliliği ve sosyal destek algısı arasında pozitif yönlü ilişki gözlenmiş. Stres ile ebeveyn öz yeterliliği ve sosyal destek algısı arasında negatif yönlü ilişki gözlenmiştir.

Sefa Sanem Polat
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Özel gereksinimli çocuğa sahip ebeveynlerin algılanan stres, sosyal destek ve öz yeterliğin incelenmesi

Bu araştırmada özel gereksinimli bireylerin ebeveynlerinin algıladıkları stres düzeyleri, sosyal destek düzeyleri ve ebeveyn öz yeterlik düzeylerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma Edirne ilinde, özel gereksinimli çocuğa sahip 289 ebeveynle gerçekleştirilmiştir. Araştırmada ilişkisel araştırma modeli kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Demografik Bilgi Formu, Algılanan Stres Ölçeği, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ve Ebeveyn Öz yeterliği Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın verileri, bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Spearman Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı ve hiyarersik regrasyon analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda özel gereksinimli çocuğa sahip ebeveynin stres düzeyleri ile gelir düzeyi arasındaki ilişki; asgari altı maaş alan ebeveynlerin asgari üstü maaş alanlardan daha stresli, asgari maaş alan ebeveynlerin, asgari üstü maaş alan ebeveynlerden daha stresli olduğu gözlenmiştir. Doğum sırası bakıldığında ise çocuğun üçüncü çocuk olarak doğması, birinci doğana göre ebeveynde, daha yoğun stres yaşadığı gözlenmiştir. Ayrıca zihinsel yetersizliği olan çocuğa sahip ebeveynlerin, otizm spektrum bozukluğu olan, serebral palsili çocuğu olan, Down Sendromlu çocuğu olan ebeveynlerden daha yoğun stres yaşadığı gözlenmiştir. Ebeveynlerin öz yeterlik algıları ile çocuğun engel türü incelendiğinde, zihinsel yetersizliği olan çocuğa sahip ebeveynler, otizm spektrum bozukluğu olan çocuğa sahip ebeveynlere, serebral palsili çocuğu olan ebeveynlere ve Down Sendromlu çocuğa sahip ebeveynlere göre özyeterlik algıları daha düşük olduğu belirlenmiştir. Ayrıca asgari üstü maaş alan ebeveynlerin öz yeterlikleri, asgari altı maaş alan ebeveynlere göre daha yüksek olduğu gözlenmiştir. Özel gereksinimli çocuğa sahip ebeveynlerin algıladıkları sosyal destek ile gelir ilişkisine bakıldığında, asgari üstü maaş alan ebeveynlerin algıladıkları sosyal destek, asgari altı maaş alan ebeveynlere göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Çekirdek aileye sahip özel gereksinimli çocuğu olan ebeveynlerin algıladıkları sosyal destek, geniş aileye sahip ve parçalanmış aileye sahip ebeveynlere göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ebeveyn öz yeterliliği ve sosyal destek algısı arasında pozitif yönlü ilişki gözlenmiş. Stres ile ebeveyn öz yeterliliği ve sosyal destek algısı arasında negatif yönlü ilişki gözlenmiştir.

Sefa Sanem Polat
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Özel gereksinimli çocuğa sahip ebeveynlerin algılanan stres, sosyal destek ve öz yeterliğin incelenmesi

Bu araştırmada özel gereksinimli bireylerin ebeveynlerinin algıladıkları stres düzeyleri, sosyal destek düzeyleri ve ebeveyn öz yeterlik düzeylerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma Edirne ilinde, özel gereksinimli çocuğa sahip 289 ebeveynle gerçekleştirilmiştir. Araştırmada ilişkisel araştırma modeli kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Demografik Bilgi Formu, Algılanan Stres Ölçeği, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ve Ebeveyn Öz yeterliği Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın verileri, bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Spearman Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı ve hiyarersik regrasyon analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda özel gereksinimli çocuğa sahip ebeveynin stres düzeyleri ile gelir düzeyi arasındaki ilişki; asgari altı maaş alan ebeveynlerin asgari üstü maaş alanlardan daha stresli, asgari maaş alan ebeveynlerin, asgari üstü maaş alan ebeveynlerden daha stresli olduğu gözlenmiştir. Doğum sırası bakıldığında ise çocuğun üçüncü çocuk olarak doğması, birinci doğana göre ebeveynde, daha yoğun stres yaşadığı gözlenmiştir. Ayrıca zihinsel yetersizliği olan çocuğa sahip ebeveynlerin, otizm spektrum bozukluğu olan, serebral palsili çocuğu olan, Down Sendromlu çocuğu olan ebeveynlerden daha yoğun stres yaşadığı gözlenmiştir. Ebeveynlerin öz yeterlik algıları ile çocuğun engel türü incelendiğinde, zihinsel yetersizliği olan çocuğa sahip ebeveynler, otizm spektrum bozukluğu olan çocuğa sahip ebeveynlere, serebral palsili çocuğu olan ebeveynlere ve Down Sendromlu çocuğa sahip ebeveynlere göre özyeterlik algıları daha düşük olduğu belirlenmiştir. Ayrıca asgari üstü maaş alan ebeveynlerin öz yeterlikleri, asgari altı maaş alan ebeveynlere göre daha yüksek olduğu gözlenmiştir. Özel gereksinimli çocuğa sahip ebeveynlerin algıladıkları sosyal destek ile gelir ilişkisine bakıldığında, asgari üstü maaş alan ebeveynlerin algıladıkları sosyal destek, asgari altı maaş alan ebeveynlere göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Çekirdek aileye sahip özel gereksinimli çocuğu olan ebeveynlerin algıladıkları sosyal destek, geniş aileye sahip ve parçalanmış aileye sahip ebeveynlere göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ebeveyn öz yeterliliği ve sosyal destek algısı arasında pozitif yönlü ilişki gözlenmiş. Stres ile ebeveyn öz yeterliliği ve sosyal destek algısı arasında negatif yönlü ilişki gözlenmiştir.

Sefa Sanem Polat
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Çok kültürlü eğitimi destekleyici etkinliklerin okul öncesi dönem çocukların ve velilerin bireysel farklılıklara ilişkin görüşlerine etkisi

Bu araştırmanın amacı okul öncesi eğitime devam etmekte olan okul öncesi dönem çocukları ve velileri için hazırlanmış olan çok kültürlü eğitimi destekleyici etkinlikler ile bu dönem çocukların ve velilerinin bireysel farklılıklara ilişkin görüşünü ortaya koymaktır. Bu amaçla karma desenle tasarlanan araştırmada veriler 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Diyarbakır ili Eğil ilçesinde bulunan Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı ilkokul bünyesindeki anasınıflarına devam etmekte olan çocuklar ve ebeveynlerinden toplanmıştır. Çalışma grubunu, çalışmaya gönüllü olarak katılmayı kabul eden 60 çocuk (30 deney ve 30 kontrol) ve bu çocukların ebeveynleri oluşturmaktadır. Deney sürecinde araştırmacı tarafından geliştirilen Çok Kültürlü Eğitimi Destekleyici Etkinlikler 10 hafta ve haftada iki gün olacak şekilde uygulanmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkeni "bireysel farklılıklara ilişkin bakış", bağımsız değişken ise "Çok Kültürlü Eğitimi Destekleyici Etkinlikler"dir. Veri toplama aracı olarak; Farklılıklara Saygı Ölçeği, Farklı Kültürlere Bakış Aile Ölçeği, Farklı Kültürlere Bakış Öğretmen Ölçeği, Kişisel Bilgi Formu ve Yarı Yapılandırılmış Veli Görüşme Formu kullanılmıştır. Nicel verilerin analiz sürecinde Bağımsız Gruplar t-Testi ve Bağımlı Gruplar t-Testi; nitel verilerin analizinde ise Betimsel Analiz ve İçerik Analizinden yararlanılmıştır. Çalışmanın nicel bulgularında Farklılıklara Saygı Ölçeği, Farklı Kültürlere Bakış Öğretmen Ölçeği, Farklı Kültürlere Bakış Aile Ölçeği toplam puanlarında sontest lehine anlamlı farklılıkların olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuç "Çok Kültürlü Eğitimi Destekleyici Etkinlikler"in okul öncesi dönem çocukların bireysel farklılıklara ilişkin görüşleri üzerinde olumlu yönde etkisinin olduğunu ortaya koymaktadır. Çalışmanın nitel bulgularına göre "Çok Kültürlü Eğitimi Destekleyici Etkinlikler"in ebeveynlerin bireysel farklılıklara ilişkin görüşlerine olumlu yönde etkisi olduğu söylenebilir.

Dilan Kenanoğlu Türkmen
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Çok kültürlü eğitimi destekleyici etkinliklerin okul öncesi dönem çocukların ve velilerin bireysel farklılıklara ilişkin görüşlerine etkisi

Bu araştırmanın amacı okul öncesi eğitime devam etmekte olan okul öncesi dönem çocukları ve velileri için hazırlanmış olan çok kültürlü eğitimi destekleyici etkinlikler ile bu dönem çocukların ve velilerinin bireysel farklılıklara ilişkin görüşünü ortaya koymaktır. Bu amaçla karma desenle tasarlanan araştırmada veriler 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Diyarbakır ili Eğil ilçesinde bulunan Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı ilkokul bünyesindeki anasınıflarına devam etmekte olan çocuklar ve ebeveynlerinden toplanmıştır. Çalışma grubunu, çalışmaya gönüllü olarak katılmayı kabul eden 60 çocuk (30 deney ve 30 kontrol) ve bu çocukların ebeveynleri oluşturmaktadır. Deney sürecinde araştırmacı tarafından geliştirilen Çok Kültürlü Eğitimi Destekleyici Etkinlikler 10 hafta ve haftada iki gün olacak şekilde uygulanmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkeni "bireysel farklılıklara ilişkin bakış", bağımsız değişken ise "Çok Kültürlü Eğitimi Destekleyici Etkinlikler"dir. Veri toplama aracı olarak; Farklılıklara Saygı Ölçeği, Farklı Kültürlere Bakış Aile Ölçeği, Farklı Kültürlere Bakış Öğretmen Ölçeği, Kişisel Bilgi Formu ve Yarı Yapılandırılmış Veli Görüşme Formu kullanılmıştır. Nicel verilerin analiz sürecinde Bağımsız Gruplar t-Testi ve Bağımlı Gruplar t-Testi; nitel verilerin analizinde ise Betimsel Analiz ve İçerik Analizinden yararlanılmıştır. Çalışmanın nicel bulgularında Farklılıklara Saygı Ölçeği, Farklı Kültürlere Bakış Öğretmen Ölçeği, Farklı Kültürlere Bakış Aile Ölçeği toplam puanlarında sontest lehine anlamlı farklılıkların olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuç "Çok Kültürlü Eğitimi Destekleyici Etkinlikler"in okul öncesi dönem çocukların bireysel farklılıklara ilişkin görüşleri üzerinde olumlu yönde etkisinin olduğunu ortaya koymaktadır. Çalışmanın nitel bulgularına göre "Çok Kültürlü Eğitimi Destekleyici Etkinlikler"in ebeveynlerin bireysel farklılıklara ilişkin görüşlerine olumlu yönde etkisi olduğu söylenebilir.

Dilan Kenanoğlu Türkmen
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Çok kültürlü eğitimi destekleyici etkinliklerin okul öncesi dönem çocukların ve velilerin bireysel farklılıklara ilişkin görüşlerine etkisi

Bu araştırmanın amacı okul öncesi eğitime devam etmekte olan okul öncesi dönem çocukları ve velileri için hazırlanmış olan çok kültürlü eğitimi destekleyici etkinlikler ile bu dönem çocukların ve velilerinin bireysel farklılıklara ilişkin görüşünü ortaya koymaktır. Bu amaçla karma desenle tasarlanan araştırmada veriler 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Diyarbakır ili Eğil ilçesinde bulunan Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı ilkokul bünyesindeki anasınıflarına devam etmekte olan çocuklar ve ebeveynlerinden toplanmıştır. Çalışma grubunu, çalışmaya gönüllü olarak katılmayı kabul eden 60 çocuk (30 deney ve 30 kontrol) ve bu çocukların ebeveynleri oluşturmaktadır. Deney sürecinde araştırmacı tarafından geliştirilen Çok Kültürlü Eğitimi Destekleyici Etkinlikler 10 hafta ve haftada iki gün olacak şekilde uygulanmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkeni "bireysel farklılıklara ilişkin bakış", bağımsız değişken ise "Çok Kültürlü Eğitimi Destekleyici Etkinlikler"dir. Veri toplama aracı olarak; Farklılıklara Saygı Ölçeği, Farklı Kültürlere Bakış Aile Ölçeği, Farklı Kültürlere Bakış Öğretmen Ölçeği, Kişisel Bilgi Formu ve Yarı Yapılandırılmış Veli Görüşme Formu kullanılmıştır. Nicel verilerin analiz sürecinde Bağımsız Gruplar t-Testi ve Bağımlı Gruplar t-Testi; nitel verilerin analizinde ise Betimsel Analiz ve İçerik Analizinden yararlanılmıştır. Çalışmanın nicel bulgularında Farklılıklara Saygı Ölçeği, Farklı Kültürlere Bakış Öğretmen Ölçeği, Farklı Kültürlere Bakış Aile Ölçeği toplam puanlarında sontest lehine anlamlı farklılıkların olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuç "Çok Kültürlü Eğitimi Destekleyici Etkinlikler"in okul öncesi dönem çocukların bireysel farklılıklara ilişkin görüşleri üzerinde olumlu yönde etkisinin olduğunu ortaya koymaktadır. Çalışmanın nitel bulgularına göre "Çok Kültürlü Eğitimi Destekleyici Etkinlikler"in ebeveynlerin bireysel farklılıklara ilişkin görüşlerine olumlu yönde etkisi olduğu söylenebilir.

Dilan Kenanoğlu Türkmen
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Erken çocukluk duyusal gelişim destek programının 60-72 aylık çocukların gelişimlerine, duyusal özelliklerine ve öğrenme davranışlarına etkisi

Bu araştırmada, Erken Çocukluk Duyusal Gelişim Destek Programının 60-72 aylık çocukların gelişimlerine, duyusal özelliklerine ve öğrenme davranışlarına etkisi incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada, nicel araştırma yöntemlerinden öntest-sontest eşleştirilmiş kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, MEB'e bağlı okul öncesi eğitim kurumunda öğrenim gören ve normal gelişim gösteren 60-72 aylık çocuklardan oluşmaktadır. Kolay ulaşılabilirlik örnekleme yöntemi ile benzeşik örnekleme kullanılmıştır. Araştırmanın verileri, Anne R. Sanford ve Janet G. Zelman tarafından (1981) geliştirilen, Tunçeli (2017) tarafından uyarlanan "LAP-3 Gelişim Değerlendirme Ölçeği", Tezcan (2020) tarafından geliştirilen "Duyusal Değerlendirme Formu" ile McDermott, Green, Stott ve Francis (2000) tarafından geliştirilen, Veziroglu-Çelik ve Acar (2018) tarafından uyarlanan "Okul Öncesi Öğrenme Davranışları Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Araştırmacı tarafından geliştirilen Erken Çocukluk Duyusal Gelişim Destek Programı (EÇDuGeD-P), 60-72 aylık çocukların içsel ve dışsal duyuları geliştirmeyi amaçlayan öğrenmeyi arttırıcı tekrarlı ve aktif katılım gerektiren üç aşamalı modül olarak tasarlanmıştır. Modüller; birbirini takip eden başlangıç, geliştirici ve tamamlayıcı düzeylerden oluşmaktadır. Program haftada 5 gün, 50 dakikalık oturumlar ile toplamda 12 hafta boyunca uygulanmıştır. Araştırmanın nicel verileri Sosyal Bilimler için İstatistik Programı kullanılarak analiz edilmiştir. Veri analizinde Bağımsız Örneklem T testi, Mann Whitney U testi ve ANCOVA analizi kullanılmış olup Cohen's d etki büyüklükleri hesaplanmıştır. Araştırma sonucunda, EÇDuGeD Programının deney grubundaki çocukların gelişimlerine, duyusal özelliklerine ve öğrenme davranışlarına anlamlı bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Programa katılan çocukların gelişim puanlarında anlamlı bir artış ve duyusal problemlerinde anlamlı bir azalış saptanmıştır. Ayrıca, dikkat, motivasyon gibi öğrenme davranışlarında da deney grubu lehine anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Bu bulgular alanyazında tartışılmış ve programının yaygınlaştırılmasına yönelik önerilere yer verilmiştir.

Ümmügül Tepe Kıroğlu
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Erken çocukluk duyusal gelişim destek programının 60-72 aylık çocukların gelişimlerine, duyusal özelliklerine ve öğrenme davranışlarına etkisi

Bu araştırmada, Erken Çocukluk Duyusal Gelişim Destek Programının 60-72 aylık çocukların gelişimlerine, duyusal özelliklerine ve öğrenme davranışlarına etkisi incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada, nicel araştırma yöntemlerinden öntest-sontest eşleştirilmiş kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, MEB'e bağlı okul öncesi eğitim kurumunda öğrenim gören ve normal gelişim gösteren 60-72 aylık çocuklardan oluşmaktadır. Kolay ulaşılabilirlik örnekleme yöntemi ile benzeşik örnekleme kullanılmıştır. Araştırmanın verileri, Anne R. Sanford ve Janet G. Zelman tarafından (1981) geliştirilen, Tunçeli (2017) tarafından uyarlanan "LAP-3 Gelişim Değerlendirme Ölçeği", Tezcan (2020) tarafından geliştirilen "Duyusal Değerlendirme Formu" ile McDermott, Green, Stott ve Francis (2000) tarafından geliştirilen, Veziroglu-Çelik ve Acar (2018) tarafından uyarlanan "Okul Öncesi Öğrenme Davranışları Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Araştırmacı tarafından geliştirilen Erken Çocukluk Duyusal Gelişim Destek Programı (EÇDuGeD-P), 60-72 aylık çocukların içsel ve dışsal duyuları geliştirmeyi amaçlayan öğrenmeyi arttırıcı tekrarlı ve aktif katılım gerektiren üç aşamalı modül olarak tasarlanmıştır. Modüller; birbirini takip eden başlangıç, geliştirici ve tamamlayıcı düzeylerden oluşmaktadır. Program haftada 5 gün, 50 dakikalık oturumlar ile toplamda 12 hafta boyunca uygulanmıştır. Araştırmanın nicel verileri Sosyal Bilimler için İstatistik Programı kullanılarak analiz edilmiştir. Veri analizinde Bağımsız Örneklem T testi, Mann Whitney U testi ve ANCOVA analizi kullanılmış olup Cohen's d etki büyüklükleri hesaplanmıştır. Araştırma sonucunda, EÇDuGeD Programının deney grubundaki çocukların gelişimlerine, duyusal özelliklerine ve öğrenme davranışlarına anlamlı bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Programa katılan çocukların gelişim puanlarında anlamlı bir artış ve duyusal problemlerinde anlamlı bir azalış saptanmıştır. Ayrıca, dikkat, motivasyon gibi öğrenme davranışlarında da deney grubu lehine anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Bu bulgular alanyazında tartışılmış ve programının yaygınlaştırılmasına yönelik önerilere yer verilmiştir.

Ümmügül Tepe Kıroğlu
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Erken çocukluk duyusal gelişim destek programının 60-72 aylık çocukların gelişimlerine, duyusal özelliklerine ve öğrenme davranışlarına etkisi

Bu araştırmada, Erken Çocukluk Duyusal Gelişim Destek Programının 60-72 aylık çocukların gelişimlerine, duyusal özelliklerine ve öğrenme davranışlarına etkisi incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada, nicel araştırma yöntemlerinden öntest-sontest eşleştirilmiş kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, MEB'e bağlı okul öncesi eğitim kurumunda öğrenim gören ve normal gelişim gösteren 60-72 aylık çocuklardan oluşmaktadır. Kolay ulaşılabilirlik örnekleme yöntemi ile benzeşik örnekleme kullanılmıştır. Araştırmanın verileri, Anne R. Sanford ve Janet G. Zelman tarafından (1981) geliştirilen, Tunçeli (2017) tarafından uyarlanan "LAP-3 Gelişim Değerlendirme Ölçeği", Tezcan (2020) tarafından geliştirilen "Duyusal Değerlendirme Formu" ile McDermott, Green, Stott ve Francis (2000) tarafından geliştirilen, Veziroglu-Çelik ve Acar (2018) tarafından uyarlanan "Okul Öncesi Öğrenme Davranışları Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Araştırmacı tarafından geliştirilen Erken Çocukluk Duyusal Gelişim Destek Programı (EÇDuGeD-P), 60-72 aylık çocukların içsel ve dışsal duyuları geliştirmeyi amaçlayan öğrenmeyi arttırıcı tekrarlı ve aktif katılım gerektiren üç aşamalı modül olarak tasarlanmıştır. Modüller; birbirini takip eden başlangıç, geliştirici ve tamamlayıcı düzeylerden oluşmaktadır. Program haftada 5 gün, 50 dakikalık oturumlar ile toplamda 12 hafta boyunca uygulanmıştır. Araştırmanın nicel verileri Sosyal Bilimler için İstatistik Programı kullanılarak analiz edilmiştir. Veri analizinde Bağımsız Örneklem T testi, Mann Whitney U testi ve ANCOVA analizi kullanılmış olup Cohen's d etki büyüklükleri hesaplanmıştır. Araştırma sonucunda, EÇDuGeD Programının deney grubundaki çocukların gelişimlerine, duyusal özelliklerine ve öğrenme davranışlarına anlamlı bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Programa katılan çocukların gelişim puanlarında anlamlı bir artış ve duyusal problemlerinde anlamlı bir azalış saptanmıştır. Ayrıca, dikkat, motivasyon gibi öğrenme davranışlarında da deney grubu lehine anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Bu bulgular alanyazında tartışılmış ve programının yaygınlaştırılmasına yönelik önerilere yer verilmiştir.

Ümmügül Tepe Kıroğlu
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Normal ve farklı gelişim gösteren çocuk annelerinin annelik algısı

Bu çalışmanın amacı nitel araştırma yöntemlerinden birisi olan fenomenolojik desen kullanarak normal ve farklı gelişimsel özellikler gösteren çocuk annelerinin, anneliği nasıl algıladıklarını ve deneyimlendiklerini keşfetmektir. Araştırmanın çalışma grubunu Edirne ilinde bulunan ve yaşları 0-13 yaş aralığında olan normal gelişim gösteren 5 çocuk annesi ve farklı gelişim gösteren 5 çocuk annesi olmak üzere toplam 10 katılımcı oluşturmaktadır. Katılımcılar, farklı demografik özelliklere sahip bireyler arasından, amaçlı örnekleme yöntemiyle seçilmiştir. Veriler, yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak yüz yüze ve çevrimiçi görüşmeler yoluyla toplanmıştır. Analiz aşamasında, hem betimsel analiz hem de içerik analizi yöntemleri kullanılmıştır. Bu analiz yöntemleri aracılığıyla elde edilen ifadeler temalar ve alt temalar altında gruplandırılmıştır. Bulgular, annelerin yaşam deneyimlerinin ve çocuklarının gelişimsel özelliklerinin annelik algıları üzerinde belirgin bir etkisi olduğunu ortaya koymaktadır. Annelik algısı, katılımcılar tarafından genellikle sevgi, sorumluluk ve kutsallık kavramlarıyla ilişkilendirilmiştir. Hamilelik süreçleri, katılımcılar tarafından hem fiziksel hem de duygusal etkiler bağlamında tanımlanmıştır. Özellikle farklı gelişim gösteren çocukların anneleri, bebeklerinin sağlık durumunu ilk öğrendiklerinde yoğun bir şok, üzüntü ve kabullenme süreci yaşamışlardır. Ayrıca, emzirme süreci hem olumlu hem de olumsuz duygularla ifade edilmiştir. Anneler, çocuklarının gelecekte sağlıklı, bağımsız ve mutlu bireyler olmalarını umut etmekle birlikte, geleceğe yönelik belirsizliklerden dolayı kaygı ve endişe taşımaktadır. Bu çalışma, annelik algısının yalnızca biyolojik bir bağlanma süreci olmadığını; sosyal, kültürel ve psikolojik faktörlerle şekillenen dinamik bir yapı olduğunu göstermiştir. Bulgular, annelere yönelik destek mekanizmalarının geliştirilmesinin önemini ve annelik deneyiminin toplumsal boyutta daha geniş bir perspektifle ele alınması gerektiğini vurgulamaktadır. Anahtar sözcükler: Annelik Algısı, Farklı Gelişim, Normal Gelişim, Sosyal Destek, Çocuk Gelişimi, Emzirme Deneyimi, Gelecek Beklentileri

Cevriye Öztürk
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

0-3 yaş dönemindeki işitme yetersizliği olan bir çocuğun dil becerilerinin geliştirilmesinde Küçük Adımlar Erken Eğitim Programı'nın etkinliğinin incelenmesi

Bu eylem araştırmasının amacı, Küçük Adımlar Erken Eğitim Programı (KAEEP) çerçevesinde işitme yetersizliği olan bir çocuğa sahip işiten bir ailenin ebeveyn çocuk etkileşimini ve çocuğun söz öncesi iletişim becerilerini evde desteklemeye yönelik süreci incelemektir. Çalışmaya, 0-3 yaş arası işitme kayıplı bir çocuğa sahip bir aile, çocuk ve araştırmacı katılmıştır. Araştırmada veriler; aile bilgi formu, gözlem, günlük kayıtları, video ve ses kayıtları, kontrol listeleri, çeşitli dokümanlar ile güvenilirlik ve geçerlilik komitesi toplantılarından elde edilmiştir. Elde edilen bulgular, araştırma sürecinin işlevselliğini, karşılaşılan zorlukları, ebeveynlerin davranışlarını ve çocuğun gelişimini ortaya koymuştur. Aynı zamanda, araştırmacının kazandığı beceriler de analiz edilmiştir. Sistematik ve döngüsel bir analiz yaklaşımıyla yürütülen bu çalışma, aile eğitimlerinin ebeveynlerin etkileşim davranışları üzerinde olumlu etkiler yarattığını ve çocuğun iletişim becerilerinde ilerlemeler sağladığını göstermiştir. Süreç boyunca, ailenin sınırlı etkileşim davranışlarının azaldığı, çocuğun ise ortak dikkat geliştirme, karşılıklı etkileşim başlatma ve sürdürme gibi iletişim becerilerinde önemli ilerlemeler kaydettiği görülmüştür. Ayrıca, çocuğun söz öncesi iletişim becerileri ile alıcı ve ifade edici dil gelişiminde de önemli kazanımlar elde edilmiştir. Araştırmanın sonunda, ailelerin çocuk gelişimi ve ebeveyn rollerine ilişkin farkındalıklarının arttığı, doğru davranışları daha bilinçli şekilde sergileyebildikleri tespit edilmiştir. Bu onuçlar, literatürdeki benzer çalışmalarla paralellik göstermekte ve ebeveyn müdahalelerinin etkili olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca, ebeveyn katılımını teşvik eden uygulamalara yönelik ihtiyacı da gözler önüne sermektedir. Bu araştırmanın, anne-çocuk etkileşimi ve aile eğitimi alanında ulusal ve uluslararası literatüre katkı sağlayacağı, Türkiye'deki uygulayıcılar ve araştırmacılar için önemli bir rehber niteliği taşıyacağı düşünülmektedir.

Erken çocuk eğitimiOkul öncesi çocuklarÖzel gereksinimli çocuklar
Başak Seçmen Daşcı
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

0-3 yaş dönemindeki işitme yetersizliği olan bir çocuğun dil becerilerinin geliştirilmesinde Küçük Adımlar Erken Eğitim Programı'nın etkinliğinin incelenmesi

Bu eylem araştırmasının amacı, Küçük Adımlar Erken Eğitim Programı (KAEEP) çerçevesinde işitme yetersizliği olan bir çocuğa sahip işiten bir ailenin ebeveyn çocuk etkileşimini ve çocuğun söz öncesi iletişim becerilerini evde desteklemeye yönelik süreci incelemektir. Çalışmaya, 0-3 yaş arası işitme kayıplı bir çocuğa sahip bir aile, çocuk ve araştırmacı katılmıştır. Araştırmada veriler; aile bilgi formu, gözlem, günlük kayıtları, video ve ses kayıtları, kontrol listeleri, çeşitli dokümanlar ile güvenilirlik ve geçerlilik komitesi toplantılarından elde edilmiştir. Elde edilen bulgular, araştırma sürecinin işlevselliğini, karşılaşılan zorlukları, ebeveynlerin davranışlarını ve çocuğun gelişimini ortaya koymuştur. Aynı zamanda, araştırmacının kazandığı beceriler de analiz edilmiştir. Sistematik ve döngüsel bir analiz yaklaşımıyla yürütülen bu çalışma, aile eğitimlerinin ebeveynlerin etkileşim davranışları üzerinde olumlu etkiler yarattığını ve çocuğun iletişim becerilerinde ilerlemeler sağladığını göstermiştir. Süreç boyunca, ailenin sınırlı etkileşim davranışlarının azaldığı, çocuğun ise ortak dikkat geliştirme, karşılıklı etkileşim başlatma ve sürdürme gibi iletişim becerilerinde önemli ilerlemeler kaydettiği görülmüştür. Ayrıca, çocuğun söz öncesi iletişim becerileri ile alıcı ve ifade edici dil gelişiminde de önemli kazanımlar elde edilmiştir. Araştırmanın sonunda, ailelerin çocuk gelişimi ve ebeveyn rollerine ilişkin farkındalıklarının arttığı, doğru davranışları daha bilinçli şekilde sergileyebildikleri tespit edilmiştir. Bu onuçlar, literatürdeki benzer çalışmalarla paralellik göstermekte ve ebeveyn müdahalelerinin etkili olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca, ebeveyn katılımını teşvik eden uygulamalara yönelik ihtiyacı da gözler önüne sermektedir. Bu araştırmanın, anne-çocuk etkileşimi ve aile eğitimi alanında ulusal ve uluslararası literatüre katkı sağlayacağı, Türkiye'deki uygulayıcılar ve araştırmacılar için önemli bir rehber niteliği taşıyacağı düşünülmektedir.

Erken çocuk eğitimiOkul öncesi çocuklarÖzel gereksinimli çocuklar
Başak Seçmen Daşcı
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

0-3 yaş dönemindeki işitme yetersizliği olan bir çocuğun dil becerilerinin geliştirilmesinde Küçük Adımlar Erken Eğitim Programı'nın etkinliğinin incelenmesi

Bu eylem araştırmasının amacı, Küçük Adımlar Erken Eğitim Programı (KAEEP) çerçevesinde işitme yetersizliği olan bir çocuğa sahip işiten bir ailenin ebeveyn çocuk etkileşimini ve çocuğun söz öncesi iletişim becerilerini evde desteklemeye yönelik süreci incelemektir. Çalışmaya, 0-3 yaş arası işitme kayıplı bir çocuğa sahip bir aile, çocuk ve araştırmacı katılmıştır. Araştırmada veriler; aile bilgi formu, gözlem, günlük kayıtları, video ve ses kayıtları, kontrol listeleri, çeşitli dokümanlar ile güvenilirlik ve geçerlilik komitesi toplantılarından elde edilmiştir. Elde edilen bulgular, araştırma sürecinin işlevselliğini, karşılaşılan zorlukları, ebeveynlerin davranışlarını ve çocuğun gelişimini ortaya koymuştur. Aynı zamanda, araştırmacının kazandığı beceriler de analiz edilmiştir. Sistematik ve döngüsel bir analiz yaklaşımıyla yürütülen bu çalışma, aile eğitimlerinin ebeveynlerin etkileşim davranışları üzerinde olumlu etkiler yarattığını ve çocuğun iletişim becerilerinde ilerlemeler sağladığını göstermiştir. Süreç boyunca, ailenin sınırlı etkileşim davranışlarının azaldığı, çocuğun ise ortak dikkat geliştirme, karşılıklı etkileşim başlatma ve sürdürme gibi iletişim becerilerinde önemli ilerlemeler kaydettiği görülmüştür. Ayrıca, çocuğun söz öncesi iletişim becerileri ile alıcı ve ifade edici dil gelişiminde de önemli kazanımlar elde edilmiştir. Araştırmanın sonunda, ailelerin çocuk gelişimi ve ebeveyn rollerine ilişkin farkındalıklarının arttığı, doğru davranışları daha bilinçli şekilde sergileyebildikleri tespit edilmiştir. Bu onuçlar, literatürdeki benzer çalışmalarla paralellik göstermekte ve ebeveyn müdahalelerinin etkili olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca, ebeveyn katılımını teşvik eden uygulamalara yönelik ihtiyacı da gözler önüne sermektedir. Bu araştırmanın, anne-çocuk etkileşimi ve aile eğitimi alanında ulusal ve uluslararası literatüre katkı sağlayacağı, Türkiye'deki uygulayıcılar ve araştırmacılar için önemli bir rehber niteliği taşıyacağı düşünülmektedir.

Erken çocuk eğitimiOkul öncesi çocuklarÖzel gereksinimli çocuklar
Başak Seçmen Daşcı
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Üstün yetenekli ve tipik gelişim gösteren çocukların mizaç özelliklerinin ahlaki duyarlılıklarıyla ilişkisi

Bu araştırmada üstün yetenekli ve tipik gelişim gösteren öğrencilerin mizaç özellikleri ile ahlaki duyarlılıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla ilişkisel tarama modeline göre tasarlanan araştırmada veriler 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Edirne il merkezindeki Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı özel ve devlet ilkokulu ve ortaokulları ile Şehit Nefize Çetin Özsoy Bilim ve Sanat Merkezi'ne devam eden genel zihinsel yetenek alanından kayıtlı öğrenciler ve onların ebeveynlerinden toplanmıştır. Araştırmanın örneklem grubu kolaylıkla ulaşılabilinen örnekleme tekniğine göre seçilmiştir ve araştırmaya gönüllü olarak katılmayı kabul eden 50 üstün yetenekli, 50 tipik gelişim gösteren öğrenci ve ebeveynleri olmak üzere toplam 100 öğrenci ve 100 ebeveynden oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak; aile yapısı, aile sosyoekonomik durumu, aile eğitim durumu, katılımcı çocuk cinsiyeti, okul türünü içeren Demografik Bilgi Formu, Okul Çağı Çocukları İçin Mizaç Ölçeği (OÇÇMÖ), Çocuklar için Ahlaki Olgunluk Ölçeği (ÇAOÖ) ve araştırmacı tarafından geliştirilen Ahlaki Akıl Yürütme Senaryoları (AAY senaryoları) kullanılmıştır. Verilerin analizinde Betimsel analiz ve içerik analizi, Bağımsız örneklem grup t-testi, Pearson Korelasyon katsayı ve Tek yönlü ve Çift yönlü varyans analizi (two-way ANOVA) kullanılmıştır. Analizlerden elde edilen sonuçlara göre; üstün yetenekli ve tipik gelişim gösteren öğrencilerin Kohlberg'in ahlaki gelişim kuramına göre hazırlanan ahlaki akıl yürütme senaryolar incelendiğinde, her iki grubun çoğunluğunun Kanun ve Düzen evresinde olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Araştırmada öğrencilerin üstün yetenek veya tipik gelişim gösterme durumuna göre mizaç ve ahlaki olgunluk düzeyleri arasında farklılık ve ilişki incelendiğinde; tipik gelişim gösteren öğrencilerin ahlaki olgunlukları üstün yetenekli öğrencilere göre daha yüksek düzeyde olduğu ancak ahlakın diğer alt boyutlarında ve mizaç özelliklerinde herhangi bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Üstün yetenekli öğrencilerin Kohlberg'in ahlaki gelişim kuramına ilişkin hazırlanan "Sınav- yardımseverlik Senaryosuna" göre üstün yetenekli ve tipik gelişim gösteren öğrencileri ahlaki gelişim düzeyleriyle mizaçları arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. "Arkadaş-önyargı Senaryosuna" göre üstün yetenekli tipik gelişim gösteren öğrencilerin ahlaki gelişim düzeyleriyle mizaçları arasında anlamlı düzeyde bir farklılık olmadığı ancak her iki grupta Ahlak İtaat Etme ve Cezadan Kaçma Eğiliminde (Bağımlı Ahlak) anlamlı farklılık olduğu; bu durumda geleneksel düzeyin, gelenek-ötesi düzeyinden daha fazla olduğu tespit edilmiştir. "Ödev-itaat Senaryosuna" göre hem üstün yetenek hem de tipik gelişim gösteren öğrencilerin benzer bir şekilde mizaç özellikleri ve ahlaki gelişimleri arasında fark olmadığı, ahlaki düzey olarak her iki grubun Geleneksel-düzeyde kümelendiği sonucuna ulaşılmıştır. Üstün yetenekli ve tipik gelişim gösteren öğrencilerin cinsiyetine göre mizaç ve ahlaki olgunluk düzeyleri arasında farklılık incelendiğinde; her iki grup için de Mizaç-Yaklaşma-Kaçınma boyutunda kızların lehine, Mizaç-Aktivite boyutunda erkeklerin lehine olduğu belirlenmiştir. Son olarak, üstün yetenekli ve tipik gelişim gösteren öğrencilerin sınıf düzeyine göre mizaç ve ahlaki puanlarında anlamlı düzeyde bir farklılık olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Nur Erdem Cebeci
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Normal ve farklı gelişim gösteren çocuk annelerinin annelik algısı

Bu çalışmanın amacı nitel araştırma yöntemlerinden birisi olan fenomenolojik desen kullanarak normal ve farklı gelişimsel özellikler gösteren çocuk annelerinin, anneliği nasıl algıladıklarını ve deneyimlendiklerini keşfetmektir. Araştırmanın çalışma grubunu Edirne ilinde bulunan ve yaşları 0-13 yaş aralığında olan normal gelişim gösteren 5 çocuk annesi ve farklı gelişim gösteren 5 çocuk annesi olmak üzere toplam 10 katılımcı oluşturmaktadır. Katılımcılar, farklı demografik özelliklere sahip bireyler arasından, amaçlı örnekleme yöntemiyle seçilmiştir. Veriler, yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak yüz yüze ve çevrimiçi görüşmeler yoluyla toplanmıştır. Analiz aşamasında, hem betimsel analiz hem de içerik analizi yöntemleri kullanılmıştır. Bu analiz yöntemleri aracılığıyla elde edilen ifadeler temalar ve alt temalar altında gruplandırılmıştır. Bulgular, annelerin yaşam deneyimlerinin ve çocuklarının gelişimsel özelliklerinin annelik algıları üzerinde belirgin bir etkisi olduğunu ortaya koymaktadır. Annelik algısı, katılımcılar tarafından genellikle sevgi, sorumluluk ve kutsallık kavramlarıyla ilişkilendirilmiştir. Hamilelik süreçleri, katılımcılar tarafından hem fiziksel hem de duygusal etkiler bağlamında tanımlanmıştır. Özellikle farklı gelişim gösteren çocukların anneleri, bebeklerinin sağlık durumunu ilk öğrendiklerinde yoğun bir şok, üzüntü ve kabullenme süreci yaşamışlardır. Ayrıca, emzirme süreci hem olumlu hem de olumsuz duygularla ifade edilmiştir. Anneler, çocuklarının gelecekte sağlıklı, bağımsız ve mutlu bireyler olmalarını umut etmekle birlikte, geleceğe yönelik belirsizliklerden dolayı kaygı ve endişe taşımaktadır. Bu çalışma, annelik algısının yalnızca biyolojik bir bağlanma süreci olmadığını; sosyal, kültürel ve psikolojik faktörlerle şekillenen dinamik bir yapı olduğunu göstermiştir. Bulgular, annelere yönelik destek mekanizmalarının geliştirilmesinin önemini ve annelik deneyiminin toplumsal boyutta daha geniş bir perspektifle ele alınması gerektiğini vurgulamaktadır. Anahtar sözcükler: Annelik Algısı, Farklı Gelişim, Normal Gelişim, Sosyal Destek, Çocuk Gelişimi, Emzirme Deneyimi, Gelecek Beklentileri

Cevriye Öztürk
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Normal ve farklı gelişim gösteren çocuk annelerinin annelik algısı

Bu çalışmanın amacı nitel araştırma yöntemlerinden birisi olan fenomenolojik desen kullanarak normal ve farklı gelişimsel özellikler gösteren çocuk annelerinin, anneliği nasıl algıladıklarını ve deneyimlendiklerini keşfetmektir. Araştırmanın çalışma grubunu Edirne ilinde bulunan ve yaşları 0-13 yaş aralığında olan normal gelişim gösteren 5 çocuk annesi ve farklı gelişim gösteren 5 çocuk annesi olmak üzere toplam 10 katılımcı oluşturmaktadır. Katılımcılar, farklı demografik özelliklere sahip bireyler arasından, amaçlı örnekleme yöntemiyle seçilmiştir. Veriler, yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak yüz yüze ve çevrimiçi görüşmeler yoluyla toplanmıştır. Analiz aşamasında, hem betimsel analiz hem de içerik analizi yöntemleri kullanılmıştır. Bu analiz yöntemleri aracılığıyla elde edilen ifadeler temalar ve alt temalar altında gruplandırılmıştır. Bulgular, annelerin yaşam deneyimlerinin ve çocuklarının gelişimsel özelliklerinin annelik algıları üzerinde belirgin bir etkisi olduğunu ortaya koymaktadır. Annelik algısı, katılımcılar tarafından genellikle sevgi, sorumluluk ve kutsallık kavramlarıyla ilişkilendirilmiştir. Hamilelik süreçleri, katılımcılar tarafından hem fiziksel hem de duygusal etkiler bağlamında tanımlanmıştır. Özellikle farklı gelişim gösteren çocukların anneleri, bebeklerinin sağlık durumunu ilk öğrendiklerinde yoğun bir şok, üzüntü ve kabullenme süreci yaşamışlardır. Ayrıca, emzirme süreci hem olumlu hem de olumsuz duygularla ifade edilmiştir. Anneler, çocuklarının gelecekte sağlıklı, bağımsız ve mutlu bireyler olmalarını umut etmekle birlikte, geleceğe yönelik belirsizliklerden dolayı kaygı ve endişe taşımaktadır. Bu çalışma, annelik algısının yalnızca biyolojik bir bağlanma süreci olmadığını; sosyal, kültürel ve psikolojik faktörlerle şekillenen dinamik bir yapı olduğunu göstermiştir. Bulgular, annelere yönelik destek mekanizmalarının geliştirilmesinin önemini ve annelik deneyiminin toplumsal boyutta daha geniş bir perspektifle ele alınması gerektiğini vurgulamaktadır. Anahtar sözcükler: Annelik Algısı, Farklı Gelişim, Normal Gelişim, Sosyal Destek, Çocuk Gelişimi, Emzirme Deneyimi, Gelecek Beklentileri

Cevriye Öztürk
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Üstün yetenekli ve tipik gelişim gösteren çocukların mizaç özelliklerinin ahlaki duyarlılıklarıyla ilişkisi

Bu araştırmada üstün yetenekli ve tipik gelişim gösteren öğrencilerin mizaç özellikleri ile ahlaki duyarlılıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla ilişkisel tarama modeline göre tasarlanan araştırmada veriler 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Edirne il merkezindeki Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı özel ve devlet ilkokulu ve ortaokulları ile Şehit Nefize Çetin Özsoy Bilim ve Sanat Merkezi'ne devam eden genel zihinsel yetenek alanından kayıtlı öğrenciler ve onların ebeveynlerinden toplanmıştır. Araştırmanın örneklem grubu kolaylıkla ulaşılabilinen örnekleme tekniğine göre seçilmiştir ve araştırmaya gönüllü olarak katılmayı kabul eden 50 üstün yetenekli, 50 tipik gelişim gösteren öğrenci ve ebeveynleri olmak üzere toplam 100 öğrenci ve 100 ebeveynden oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak; aile yapısı, aile sosyoekonomik durumu, aile eğitim durumu, katılımcı çocuk cinsiyeti, okul türünü içeren Demografik Bilgi Formu, Okul Çağı Çocukları İçin Mizaç Ölçeği (OÇÇMÖ), Çocuklar için Ahlaki Olgunluk Ölçeği (ÇAOÖ) ve araştırmacı tarafından geliştirilen Ahlaki Akıl Yürütme Senaryoları (AAY senaryoları) kullanılmıştır. Verilerin analizinde Betimsel analiz ve içerik analizi, Bağımsız örneklem grup t-testi, Pearson Korelasyon katsayı ve Tek yönlü ve Çift yönlü varyans analizi (two-way ANOVA) kullanılmıştır. Analizlerden elde edilen sonuçlara göre; üstün yetenekli ve tipik gelişim gösteren öğrencilerin Kohlberg'in ahlaki gelişim kuramına göre hazırlanan ahlaki akıl yürütme senaryolar incelendiğinde, her iki grubun çoğunluğunun Kanun ve Düzen evresinde olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Araştırmada öğrencilerin üstün yetenek veya tipik gelişim gösterme durumuna göre mizaç ve ahlaki olgunluk düzeyleri arasında farklılık ve ilişki incelendiğinde; tipik gelişim gösteren öğrencilerin ahlaki olgunlukları üstün yetenekli öğrencilere göre daha yüksek düzeyde olduğu ancak ahlakın diğer alt boyutlarında ve mizaç özelliklerinde herhangi bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Üstün yetenekli öğrencilerin Kohlberg'in ahlaki gelişim kuramına ilişkin hazırlanan "Sınav- yardımseverlik Senaryosuna" göre üstün yetenekli ve tipik gelişim gösteren öğrencileri ahlaki gelişim düzeyleriyle mizaçları arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. "Arkadaş-önyargı Senaryosuna" göre üstün yetenekli tipik gelişim gösteren öğrencilerin ahlaki gelişim düzeyleriyle mizaçları arasında anlamlı düzeyde bir farklılık olmadığı ancak her iki grupta Ahlak İtaat Etme ve Cezadan Kaçma Eğiliminde (Bağımlı Ahlak) anlamlı farklılık olduğu; bu durumda geleneksel düzeyin, gelenek-ötesi düzeyinden daha fazla olduğu tespit edilmiştir. "Ödev-itaat Senaryosuna" göre hem üstün yetenek hem de tipik gelişim gösteren öğrencilerin benzer bir şekilde mizaç özellikleri ve ahlaki gelişimleri arasında fark olmadığı, ahlaki düzey olarak her iki grubun Geleneksel-düzeyde kümelendiği sonucuna ulaşılmıştır. Üstün yetenekli ve tipik gelişim gösteren öğrencilerin cinsiyetine göre mizaç ve ahlaki olgunluk düzeyleri arasında farklılık incelendiğinde; her iki grup için de Mizaç-Yaklaşma-Kaçınma boyutunda kızların lehine, Mizaç-Aktivite boyutunda erkeklerin lehine olduğu belirlenmiştir. Son olarak, üstün yetenekli ve tipik gelişim gösteren öğrencilerin sınıf düzeyine göre mizaç ve ahlaki puanlarında anlamlı düzeyde bir farklılık olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Nur Erdem Cebeci
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Üstün yetenekli ve tipik gelişim gösteren çocukların mizaç özelliklerinin ahlaki duyarlılıklarıyla ilişkisi

Bu araştırmada üstün yetenekli ve tipik gelişim gösteren öğrencilerin mizaç özellikleri ile ahlaki duyarlılıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla ilişkisel tarama modeline göre tasarlanan araştırmada veriler 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Edirne il merkezindeki Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı özel ve devlet ilkokulu ve ortaokulları ile Şehit Nefize Çetin Özsoy Bilim ve Sanat Merkezi'ne devam eden genel zihinsel yetenek alanından kayıtlı öğrenciler ve onların ebeveynlerinden toplanmıştır. Araştırmanın örneklem grubu kolaylıkla ulaşılabilinen örnekleme tekniğine göre seçilmiştir ve araştırmaya gönüllü olarak katılmayı kabul eden 50 üstün yetenekli, 50 tipik gelişim gösteren öğrenci ve ebeveynleri olmak üzere toplam 100 öğrenci ve 100 ebeveynden oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak; aile yapısı, aile sosyoekonomik durumu, aile eğitim durumu, katılımcı çocuk cinsiyeti, okul türünü içeren Demografik Bilgi Formu, Okul Çağı Çocukları İçin Mizaç Ölçeği (OÇÇMÖ), Çocuklar için Ahlaki Olgunluk Ölçeği (ÇAOÖ) ve araştırmacı tarafından geliştirilen Ahlaki Akıl Yürütme Senaryoları (AAY senaryoları) kullanılmıştır. Verilerin analizinde Betimsel analiz ve içerik analizi, Bağımsız örneklem grup t-testi, Pearson Korelasyon katsayı ve Tek yönlü ve Çift yönlü varyans analizi (two-way ANOVA) kullanılmıştır. Analizlerden elde edilen sonuçlara göre; üstün yetenekli ve tipik gelişim gösteren öğrencilerin Kohlberg'in ahlaki gelişim kuramına göre hazırlanan ahlaki akıl yürütme senaryolar incelendiğinde, her iki grubun çoğunluğunun Kanun ve Düzen evresinde olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Araştırmada öğrencilerin üstün yetenek veya tipik gelişim gösterme durumuna göre mizaç ve ahlaki olgunluk düzeyleri arasında farklılık ve ilişki incelendiğinde; tipik gelişim gösteren öğrencilerin ahlaki olgunlukları üstün yetenekli öğrencilere göre daha yüksek düzeyde olduğu ancak ahlakın diğer alt boyutlarında ve mizaç özelliklerinde herhangi bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Üstün yetenekli öğrencilerin Kohlberg'in ahlaki gelişim kuramına ilişkin hazırlanan "Sınav- yardımseverlik Senaryosuna" göre üstün yetenekli ve tipik gelişim gösteren öğrencileri ahlaki gelişim düzeyleriyle mizaçları arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. "Arkadaş-önyargı Senaryosuna" göre üstün yetenekli tipik gelişim gösteren öğrencilerin ahlaki gelişim düzeyleriyle mizaçları arasında anlamlı düzeyde bir farklılık olmadığı ancak her iki grupta Ahlak İtaat Etme ve Cezadan Kaçma Eğiliminde (Bağımlı Ahlak) anlamlı farklılık olduğu; bu durumda geleneksel düzeyin, gelenek-ötesi düzeyinden daha fazla olduğu tespit edilmiştir. "Ödev-itaat Senaryosuna" göre hem üstün yetenek hem de tipik gelişim gösteren öğrencilerin benzer bir şekilde mizaç özellikleri ve ahlaki gelişimleri arasında fark olmadığı, ahlaki düzey olarak her iki grubun Geleneksel-düzeyde kümelendiği sonucuna ulaşılmıştır. Üstün yetenekli ve tipik gelişim gösteren öğrencilerin cinsiyetine göre mizaç ve ahlaki olgunluk düzeyleri arasında farklılık incelendiğinde; her iki grup için de Mizaç-Yaklaşma-Kaçınma boyutunda kızların lehine, Mizaç-Aktivite boyutunda erkeklerin lehine olduğu belirlenmiştir. Son olarak, üstün yetenekli ve tipik gelişim gösteren öğrencilerin sınıf düzeyine göre mizaç ve ahlaki puanlarında anlamlı düzeyde bir farklılık olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Nur Erdem Cebeci
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Üstün yetenekli çocukların psikolojik, sosyal ve duygusal özellikler açısından incelenmesi

Bu çalışmanın temel amacı, üstün yetenekli çocuklar ile normal akranlarının duygusal zekâ, psikolojik kırılganlık, mükemmeliyetçilik, büyüklenmeci narsisizm, psikolojik dışlanma, sadakat ve yaşam doyumu düzeylerinin karşılaştırılmasıdır. Ayrıca üstün yetenekli çocuklarda duygusal zekâ, psikolojik kırılganlık, mükemmeliyetçilik, büyüklenmeci narsisizm, psikolojik dışlanma, sadakat ve yaşam doyumu arasındaki ilişkilerin incelenmesi çalışmanın bir diğer amacını oluşturmaktadır. Bu konuda literatürde az sayıda çalışmaya rastlanılmış olması çalışmanın litearüre katkısını açısından değerini oluşturmaktadır. Araştırmanın katılımcılarını Türkiye'nin farklı bölgelerinden BİLSEM'lere devam eden 386 üstün yetenekli çocuk ile 411 normal gelişim gösteren akranları oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplamak amacıyla Kişisel Bilgi Formu, Rotterdam Duygusal Zekâ Ölçeği, Psikolojik Kırılganlık Ölçeği, Olumlu ve Olumsuz Mükemmeliyetçilik Ölçeği, Revize Çocuk ve Ergen Mükemmeliyetçilik Ölçeği, Narsistik Hayranlık ve Rekabet Ölçeği, Ergenler İçin Sosyal Dışlanma Ölçeği, Bireysel ve Grup Sadakat Ölçeği ve Yaşam Doyumu Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde normal dağılım sergileyen verilere Bağımsız örneklemler t testi, tek yönlü varyans analizi (Anova), Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Analizi, Basit Doğrusal Regresyon Analizi gibi parametrik testlerden yararlanılmıştır. Ayrıca Bayesian Çıkarım Analizi ve Yapısal Eşitlik Modellemesi yapılmıştır ve önem düzeyi olarak p<.05 ölçüt alınmıştır. Üstün yetenekli çocukların duygusal zekâ, kendine yönelik olumlu mükemmeliyetçilik ve yaşam doyumu toplam puan ortalamaları normal gelişim gösteren akranlarına kıyasla istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde daha yüksek çıkmıştır. Buna karşın üstün yetenekli çocuklarda sosyal dışlanma toplam puan ortalamaları normal akranlarına nazaran istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde daha düşük çıkmıştır. Bu çalışmanın belki de en çarpıcı bulgularından biri üstün yetenekli çocuk ve ergenlerde büyüklenmeci narsisizmin normal akranlarından daha yüksek çıkmış olmasıdır. Duygusal zekâ ile yaşam doyumu arasındaki ilişkide psikolojik kırılganlık, mükemmeliyetçilik ve sadakat aracı rollere sahiptir. Çalışma bulguları literatür ışığında tartışılmıştır.

Duygusal zekaYaşam doyumuÖzel yetenekliler eğitimi+2
Hakan Sarıçam
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Üstün yetenekli çocukların psikolojik, sosyal ve duygusal özellikler açısından incelenmesi

Bu çalışmanın temel amacı, üstün yetenekli çocuklar ile normal akranlarının duygusal zekâ, psikolojik kırılganlık, mükemmeliyetçilik, büyüklenmeci narsisizm, psikolojik dışlanma, sadakat ve yaşam doyumu düzeylerinin karşılaştırılmasıdır. Ayrıca üstün yetenekli çocuklarda duygusal zekâ, psikolojik kırılganlık, mükemmeliyetçilik, büyüklenmeci narsisizm, psikolojik dışlanma, sadakat ve yaşam doyumu arasındaki ilişkilerin incelenmesi çalışmanın bir diğer amacını oluşturmaktadır. Bu konuda literatürde az sayıda çalışmaya rastlanılmış olması çalışmanın litearüre katkısını açısından değerini oluşturmaktadır. Araştırmanın katılımcılarını Türkiye'nin farklı bölgelerinden BİLSEM'lere devam eden 386 üstün yetenekli çocuk ile 411 normal gelişim gösteren akranları oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplamak amacıyla Kişisel Bilgi Formu, Rotterdam Duygusal Zekâ Ölçeği, Psikolojik Kırılganlık Ölçeği, Olumlu ve Olumsuz Mükemmeliyetçilik Ölçeği, Revize Çocuk ve Ergen Mükemmeliyetçilik Ölçeği, Narsistik Hayranlık ve Rekabet Ölçeği, Ergenler İçin Sosyal Dışlanma Ölçeği, Bireysel ve Grup Sadakat Ölçeği ve Yaşam Doyumu Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde normal dağılım sergileyen verilere Bağımsız örneklemler t testi, tek yönlü varyans analizi (Anova), Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Analizi, Basit Doğrusal Regresyon Analizi gibi parametrik testlerden yararlanılmıştır. Ayrıca Bayesian Çıkarım Analizi ve Yapısal Eşitlik Modellemesi yapılmıştır ve önem düzeyi olarak p<.05 ölçüt alınmıştır. Üstün yetenekli çocukların duygusal zekâ, kendine yönelik olumlu mükemmeliyetçilik ve yaşam doyumu toplam puan ortalamaları normal gelişim gösteren akranlarına kıyasla istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde daha yüksek çıkmıştır. Buna karşın üstün yetenekli çocuklarda sosyal dışlanma toplam puan ortalamaları normal akranlarına nazaran istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde daha düşük çıkmıştır. Bu çalışmanın belki de en çarpıcı bulgularından biri üstün yetenekli çocuk ve ergenlerde büyüklenmeci narsisizmin normal akranlarından daha yüksek çıkmış olmasıdır. Duygusal zekâ ile yaşam doyumu arasındaki ilişkide psikolojik kırılganlık, mükemmeliyetçilik ve sadakat aracı rollere sahiptir. Çalışma bulguları literatür ışığında tartışılmıştır.

Duygusal zekaYaşam doyumuÖzel yetenekliler eğitimi+2
Hakan Sarıçam
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Üstün yetenekli çocukların psikolojik, sosyal ve duygusal özellikler açısından incelenmesi

Bu çalışmanın temel amacı, üstün yetenekli çocuklar ile normal akranlarının duygusal zekâ, psikolojik kırılganlık, mükemmeliyetçilik, büyüklenmeci narsisizm, psikolojik dışlanma, sadakat ve yaşam doyumu düzeylerinin karşılaştırılmasıdır. Ayrıca üstün yetenekli çocuklarda duygusal zekâ, psikolojik kırılganlık, mükemmeliyetçilik, büyüklenmeci narsisizm, psikolojik dışlanma, sadakat ve yaşam doyumu arasındaki ilişkilerin incelenmesi çalışmanın bir diğer amacını oluşturmaktadır. Bu konuda literatürde az sayıda çalışmaya rastlanılmış olması çalışmanın litearüre katkısını açısından değerini oluşturmaktadır. Araştırmanın katılımcılarını Türkiye'nin farklı bölgelerinden BİLSEM'lere devam eden 386 üstün yetenekli çocuk ile 411 normal gelişim gösteren akranları oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplamak amacıyla Kişisel Bilgi Formu, Rotterdam Duygusal Zekâ Ölçeği, Psikolojik Kırılganlık Ölçeği, Olumlu ve Olumsuz Mükemmeliyetçilik Ölçeği, Revize Çocuk ve Ergen Mükemmeliyetçilik Ölçeği, Narsistik Hayranlık ve Rekabet Ölçeği, Ergenler İçin Sosyal Dışlanma Ölçeği, Bireysel ve Grup Sadakat Ölçeği ve Yaşam Doyumu Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde normal dağılım sergileyen verilere Bağımsız örneklemler t testi, tek yönlü varyans analizi (Anova), Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Analizi, Basit Doğrusal Regresyon Analizi gibi parametrik testlerden yararlanılmıştır. Ayrıca Bayesian Çıkarım Analizi ve Yapısal Eşitlik Modellemesi yapılmıştır ve önem düzeyi olarak p<.05 ölçüt alınmıştır. Üstün yetenekli çocukların duygusal zekâ, kendine yönelik olumlu mükemmeliyetçilik ve yaşam doyumu toplam puan ortalamaları normal gelişim gösteren akranlarına kıyasla istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde daha yüksek çıkmıştır. Buna karşın üstün yetenekli çocuklarda sosyal dışlanma toplam puan ortalamaları normal akranlarına nazaran istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde daha düşük çıkmıştır. Bu çalışmanın belki de en çarpıcı bulgularından biri üstün yetenekli çocuk ve ergenlerde büyüklenmeci narsisizmin normal akranlarından daha yüksek çıkmış olmasıdır. Duygusal zekâ ile yaşam doyumu arasındaki ilişkide psikolojik kırılganlık, mükemmeliyetçilik ve sadakat aracı rollere sahiptir. Çalışma bulguları literatür ışığında tartışılmıştır.

Duygusal zekaYaşam doyumuÖzel yetenekliler eğitimi+2
Hakan Sarıçam
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00

Diğer danışmanlar