Theses supervised by Yrd. Doç. Dr. Ramazan Arslan
10 theses · Uşak University, Afyon Kocatepe University, Bartın University
Akademisyenlerde yaşam doyumu iş doyumu ve mesleki tükenmişlik düzeylerinin belirlenmesine yönelik bir araştırma
Araştırma Uşak Üniversitesi'nde görev yapan akademisyenlerde yaşam doyumu, iş doyumu ve mesleki tükenmişlik düzeylerinin cinsiyet, yaş, medeni durum, eşin çalışıp çalışmaması, gelir, akademik unvan, kıdem, akademik birim, haftalık ders saati, sosyal hayata katılma düzeyi ve iş değiştirmeyi isteyip istememe gibi değişkenlere göre anlamlı düzeyde farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek ve aralarındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir.Araştırmanın örneklemini; 2008-2009 yılları arasında Uşak Üniversitesi'nde görev yapan toplam 170 akademisyen oluşturmaktadır. Araştırmada verilerin toplanmasında Maslach Tükenmişlik Envanteri, Yaşam Doyumu ve İş Doyumu olmak üzere üç farklı ölçek ve araştırıcı tarafından düzenlenen Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Analizlerde; Betimsel İstatistiksel Teknikler, Güvenilirlik Analizi, Faktör Analizi, Bağımsız Örneklemler t-Testi, Çoklu Regresyon Analizi, Pearson Korelasyon Analizi, Scheffe Çoklu Karşılaştırma Analizi, Tek Yönlü Varyans Analizi kullanılmıştır.Yaşam doyumu, iş doyumu ve tükenmişlik arasında korelasyon vardır. Yaşam doyumu ve iş doyumu arasında pozitif, tükenmişlik ve alt faktörleri duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarısızlık ile iş ve yaşam doyumu arasında negatif korelasyon söz konusudur. Akademisyenlerin yaşam doyumu, iş doyumu, tükenmişlik ve tükenmişlik alt boyutlarının cinsiyet, yaş, medeni durum, akademik unvan, mesleki kıdem, gelir, haftalık ders saati değişkenlerine göre farklılaşmadığı görülmektedir. Eşi çalışmayan akademisyenlerin duyarsızlaşma düzeyleri, eşi çalışan akademisyenlerin duyarsızlaşma düzeyinden daha fazla bulunmuştur. Enstitüde görev yapan akademik personelin kişisel başarısızlık düzeyi ve toplam tükenmişlik düzeyi fakülte ve yüksekokulda çalışanlara göre yüksek bulunmuştur. Akademisyenlerin sosyal hayata katılma düzeyi yükseldikçe duygusal tükenme düzeyleri azalmaktadır. İşini değiştirmek isteyen akademisyenlerin duygusal tükenme, duyarsızlaşma, kişisel başarısızlık ve toplam tükenmişlik düzeyleri, işini değiştirmek istemeyen akademisyenlerin duygusal tükenme, duyarsızlaşma, kişisel başarısızlık ve toplam tükenmişlik düzeyinden yüksektir. İşini değiştirmek isteyen akademisyenlerin iş ve yaşam doyumları, işini değiştirmek istemeyen akademisyenlerin iş ve yaşam doyumlarından daha düşük bulunmuştur.
Duygusal zekânın örgütsel bağlılığa olan etkisi ve sağlık çalışanları üzerinde bir uygulama: Uşak ili örneği
Bu araştırma, ?Kamu Kurumlarında Sağlık Sektöründe? görev yapan sağlık personelinin (doktorlar hariç) duygusal zekâ ve örgütsel bağlılık düzeyleri arasındaki ilişkinin tespit edilmesine ve değişkenler arasındaki ilişkinin belirlenmesine yöneliktir. Bu amaç doğrultusunda çalışanların; duygusal zekâ ve örgütsel bağlılık düzeylerinin belirlenmesi ve duygusal zekâlarının örgütsel bağlılıklarına olan etkisinin tespit edilmesi çalışmanın amaçları arasında yer almaktadır.Araştırma Uşak ilinde faaliyet gösteren sağlık kurumlarını kapsamaktadır. Araştırmaya, Uşak Devlet Hastanesi'nden 148, Uşak Devlet Hastanesi Kadın Doğum ve Çocuk Ünitesi'nden 61, Ağız ve Diş Hastanesi'nden 24, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi'nden 12, KETEM'den (Kanser Erken Teşhis Ve Tarama Merkezi) 8 adet olmak üzere toplam 253 sağlık personeli katılmıştır.Çalışmada, veri toplama yöntemi olarak anket tekniğinden yararlanılmıştır. Anket formu üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümünde, örneklemi oluşturan sağlık çalışanlarının demografik özelliklerinin belirlenmesi için ?Kişisel Bilgi Formu?, ikinci bölümünde duygusal zekâ düzeylerinin belirlenmesi için ?Duygusal ZekâÖlçeği (Self-Report Emotional Intelligence Test - SREIT)? ve üçüncü bölümde ise örgütsel bağlılık düzeylerinin belirlenmesi için ?Örgütsel Bağlılık Ölçeği (Organizational Commitment Questionare - OCQ)? kullanılmıştır. Elde edilen verilere, SPSS 18.0 paket programı kullanılarak; frekans ve yüzde değerleri, güvenilirlik, madde ve faktör analizleri, KMO (Kaiser-Meyer-Olkin) Örneklem Yeterliliği Testi, Barlett Küresellik Testi ve bağımsız değişken ve boyutlarının bağımlı değişken üzerindeki etkilerini belirlemek amacı ile regresyon analizi yapılmıştır. Verilerden elde edilen sonuçlar % 95 güven aralığında, p < 0,05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir.Araştırma sonuçlarına göre; duygusal zekâ değişkeninin alt boyutları ile örgütsel bağlılık değişkenin normatif bağlılık boyutu arasında anlamlı bir ilişki tespit edilememiştir. Duygusal zekâ değişkeninin; duygularının farkında olma ve başkalarının duygularının farkında olma boyutları ile duygusal bağlılık boyutu arasında anlamlı bir ilişki tespit edilemezken, duygularını ifade edebilme boyutu ile duygusal bağlılık boyutu arasındaki ilişkinin anlamlı olduğu görülmüştür. Ayrıca duygularının farkında olma ve duygularını ifade edebilme boyutları ile devamlılık bağlılığı boyutu arasında anlamlı bir ilişki tespit edilemezken, başkalarının duygularının farkında olma boyutu ile devamlılık bağlılığı boyutu arasındaki ilişkinin anlamlı olduğu görülmüştür.Bu Yüksek Lisans Tezi Uşak Üniversitesi BAP birimi tarafından proje olarak desteklenmiştir.Anahtar Kelimeler: Duygusal Zekâ, Örgütsel Bağlılık, Kamu Kurumları, Sağlık Çalışanları
Örgütlerde öğrenen örgüt kültürüne ilişkin algıların örgütsel bağlılık üzerine etkisi: Bir kamu kurumunda uygulama
Bu araştırma, ?Kamu Kurumunda? görev yapan personelin öğrenen örgüt kültürü ve örgütsel bağlılık düzeyleri arasındaki ilişkinin tespit edilmesine ve değişkenler arasındaki ilişkinin belirlenmesine yöneliktir. Bu amaç doğrultusunda çalışanların; öğrenen örgüt kültürü ve örgütsel bağlılık düzeylerinin belirlenmesi ve öğrenen örgüt kültürlerinin örgütsel bağlılıklarına olan etkisinin tespit edilmesi çalışmanın amaçları arasında yer almaktadır. Araştırma Uşak Defterdarlığı? nı kapsamaktadır. Araştırmaya 101 kamu çalışanı katılmıştır. Araştırmada, veri toplama yöntemi olarak kullanılan ve üç boyuttan oluşan anket formunun ilk bölümünde, örneklemi oluşturan kamu çalışanlarının demografik özelliklerinin belirlenmesi için ?Kişisel Bilgi Formu?, ikinci bölümde öğrenen örgüt kültürü düzeylerinin belirlenmesi için Watkins ve Marsicktarafından geliştirilmiş, Basım ve arkadaşları tarafından (2007) Türkçeye uyarlanmış olan ? Öğrenen Örgüt Boyutları Ölçeği?, üçüncü ve son bölümde ise örgütsel bağlılık düzeylerinin belirlenmesi için Allen ve Meyer tarafından geliştirilen ?Örgütsel Bağlılık Ölçeği (OCQ)? kullanılmıştır. Elde edilen verilere, SPSS 18.0 paket programı kullanılarak; frekans ve yüzde değerleri, güvenilirlik, madde ve faktör analizleri, KMO (Kaiser-Meyer-Olkin) Örneklem Yeterliliği Testi, Barlett Küresellik Testi ve bağımsız değişken ve boyutlarının bağımlı değişken üzerindeki etkilerini belirlemek amacı ile regresyon analizi yapılmıştır. Verilerden elde edilen sonuçlar % 90 güven aralığında, p < 0,10 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre; öğrenen örgüt kültürünün boyutlarından sürekli öğrenme boyutu ile örgütsel bağlılığın alt boyutu olan duygusal bağlılık arasında bir ilişkiye rastlanmıştır; fakat öğrenen örgüt kültürünün diğer boyutlar ile duygusal bağlılık arasında bir ilişkiye rastlanmamıştır. Öğrenen örgüt kültürünün boyutları ile devam bağlılığı arasındaki ilişki incelendiğinde destekleyici liderlik, sistemler arası bağlantı, diyalog ve araştırma, paylaşımcı sistemler arasında ilişkiye rastlanmış, fakat öğrenen örgüt kültürünün diğer boyutlar ile devam bağlılığı arasında bir ilişkiye rastlanmamıştır. Öğrenen örgüt kültürü boyutları ile normatif bağlılık arasındaki ilişki incelendiğinde ise; sadece öğrenen örgüt kültürü boyutlarından sürekli öğrenme ile normatif bağlılık arasında ilişkiye rastlanmış, diğer boyutlar ile normatif bağlılık arasında bir ilişki tespit edilmemiştir. Bu Yüksek Lisans Tezi Uşak Üniversitesi BAP birimi tarafından proje olarak desteklenmiştir. Anahtar Kelimeler: Örgüt, Öğrenen Örgüt, Örgütsel Bağlılık, Kamu Kurumları, Kamu Çalışanları.
Duygu-zeka ilişkisi ve duygusal zekanın yöneticiler üzerindeki etkilerine yönelik bir araştırma
Bu çalışmanın temel amacı, geçmişten günümüze uzanan duygu-zeka ilişkisini, bu konudaki gelişmeleri, bu gelişmeler ışığında ortaya çıkan duygusal zeka kavramı ve duygusal zekanın yönetim ve yöneticiler üzerindeki etkilerini incelemektir. Aklın egemenliği üzerine kurulu düşüncelerle yönetilen örgütlerin, son dönemlerdeki gelişmelere ve değişime uyum sağlayamamaları, duygu kavramına bakış açısını değiştirmeye başlamıştır. Bu bağlamda, duygu ve zeka kavramları ayrı ayrı incelenmiştir.Duyguların muhakemeyi engellediği, yanlış kararlar vermeye sebep olduğu, özellikle iş hayatında yeri olmadığı, saklanması gerektiği düşünceleri, değişmeye başlamıştır. Yapılan araştırmalar, yüksek IQ' ya sahip olan kişilerin özellikle iş hayatında başarılı olamayabildiklerini ortaya koymuştur. Bu durum, EQ olarak adlandırılan duygusal zeka kavramının irdelenmesine neden olmuştur. Bu gelişmelerin yanı sıra, iş hayatında da köklü değişiklikler yaşanmıştır. Yönetim kavramı değişime uğrarken, sert, katı ve duygulardan arınmış yönetim şeklinin yerini yavaş yavaş, insan unsuruna ve iş hayatında duygulara önem veren bir yönetim şekli almaya başlamıştır.Çalışmada bu değişim, tarihsel bir bakış açısıyla incelenmiştir. Önce sanayi devrimi, daha sonra teknolojik gelişmeler ve küreselleşmeyle, ?iletişim, motivasyon, liderlik, empati, değişime uyum sağlama, sürekli gelişme? gibi kavramların örgütlerde ve yönetimde üst sıralarda yerini aldığı bir iş hayatı ortaya çıkmıştır. Bu kavramlar, duygusal zekanın unsurlarından olduğu için, duygu-zeka ilişkisi hem duygusal zekanın, hem de yönetimin tarihsel gelişiminin konusu olduğundan, çalışmanın da ana fikri olmuştur.Uygulama bölümünde, Uşak'ta hizmet sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin yöneticilerine, bir anket uygulanarak, duygusal zekanın yöneticiler üzerindeki etkileri ölçülmeye çalışılmıştır. Elde edilen sonuçlar SPSS 11.5 programında çözümlenerek yorumlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Duygu, zeka, IQ, EQ, yönetim, değişim, sanayi devrimi, duygu-zeka ilişkisi.
Örgütsel iletişimin örgütsel bağlılığa etkisi üzerine bir araştırma
Bu çalışmada, işgörenlerin örgüt içindeki iletişimlerinin, örgütsel bağlılığa etkileri araştırılmıştır. İşgörenlerinin örgütsel bağlılığını sağlamış olan örgütlerde işgören devir hızı düşmektedir. Bu yüzden örgüt tecrübeli işgörenlerle çalışmakta ve rakiplerine karşı güçlü duruma geçmektedir.Örgütlerin iletişim kurmadan faaliyetlerini yerine getirmesi ve bu faaliyetlerde başarılı olması düşünülemez. İşgörenlerin sağlıklı bir koordinasyon ile işgörmeleri ise ancak sağlıklı bir iletişimle olur. Koordinasyonun olmadığı bir örgütte ise çalışanlar arasında işbirliği mümkün değildir. İletişimle ilgili her faaliyet örgüte direk etkide bulunur. İletişim; planlama, örgütleme ve kontrol gibi fonksiyonların etkili bir şekilde meydana getirilmesini sağlar. Bu sayede örgütler üstlenmiş oldukları misyonlarını gerçekleştirebilirler. İşgören açısından bakıldığında ise iletişim doğru ve etkili bir şekilde kullanılıyorsa performans ve iş doyumunda gözle görülür bir iyileşme söz konusudur. Bu açıdan etkin iletişim sayesinde çalışanların işlerine ve çalışmakta oldukları örgüte karşı bağlılıkları artar. Bu çalışmada yukarıda verilen bilgiler doğrultusunda uygulama yapılmıştır. Bu uygulamada işgörenlerin örgütsel bağlılığı ve örgütsel iletişimin örgütsel bağlılığa etkisi araştırılmış ve Türkiye genelinde hizmet vermekte olan bir katılım bankasının Konya'daki şubelerinde çalışan işgörenleri üzerinde anket çalışması yapılarak. SPSS 15 For Windows programı yardımıyla değerlendirilmiştir.
Davranışsal iktisat bağlamında cinsiyet farkının tüketici tercihlerine etkisi: Bartın örneği
Günümüzde birçok farklı faktörün etkisi altında karar vermek zorunda kalan tüketiciler rasyonel kararlar verememektedirler. Bu nedenle İktisat bilimine yeni bir bakış açısı getiren davranışsal iktisatta, tüketicilerin rasyonel kararlar veremeyeceği, tüketicilerin kararlarında ancak sınırlı rasyonel olabilecekleri savunulmaktadır. Bu tez çalışmasında tüketim ve tüketicilerin kararlarını etkileyen faktörler tüketimin tarihsel süreçteki gelişimi ile birlikte ortaya konulmuş, tüketicilerin satın alma davranışlarını açıklamak için geliştirilen modellere yer verilmiştir. Davranışsal iktisat ile birlikte sınırlı rasyonellik anlayışının ortaya çıkışını sağlayan şartlardan bahsedilmiş ve tüketicileri rasyonel davranmaktan alıkoyan bireysel, sosyal ve psikolojik tuzaklar tartışılmıştır. Uygulama kısmında yapılan anket çalışmasıyla da Bartın ilinde cinsiyet farklılığının davranışsal iktisat bağlamında tüketici tercihlerine nasıl yansıdığı araştırılmıştır. Analizler sonucunda bazı çevresel veya psikolojik etkileyicilerin farklı cinsiyetteki tüketiciler üzerinde farklı etkiler yarattığı sonucuna ulaşılmıştır. Özellikle kadınların erkeklere göre güzel havalardan etkilenerek daha fazla alışveriş yaptıkları; gıda ve giyim alışverişlerinde ihtiyaçları dışında ürünler almaya meyilli oldukları görülmüştür. Kadınların yine erkeklere göre modayı daha fazla takip ettikleri ve markaya fazla para ödemeye gönüllü oldukları; erkeklerin ise elektronik ürünler alırken rasyonel olsalar da, kadınlara göre daha az rasyonel oldukları görülmüştür.
Yoksullukla mücadelede sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarının etkileri: Bartın ili Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı üzerine inceleme
Yoksulluk, insanların temel gereksinimlerini karşılayabilme olanağından yoksun ve asgari yaşam standartlarından mahrum olmaları şeklinde tanımlanabilir. Bu anlamda yoksulluk, bireylerin insan onuruna yaraşır bir yaşam biçimini engelleyen iktisadi ve toplumsal bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Yirminci yüzyılın ikinci yarısından itibaren hem az gelişmiş hem de gelişmiş ülkelerde en önemli sorunlardan biri haline gelen yoksulluk, günümüzde küresel bir sorun olma niteliğini sürdürmektedir. Türkiye'de yoksulluk, 1980'li yıllarda uygulanan ekonomik politikalar ve küreselleşmenin de etkisiyle görülmeye başlanmıştır. Yoksullukla mücadele kapsamında 1986'da Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu ile Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu oluşturulmuştur. Fon, Türkiye genelinde 1000 Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı aracılığıyla çalışmalarını yürütmektedir. Bu çalışmanın amacı, Bartın Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı'nın yoksullukla mücadelede ortaya koyduğu katkısını araştırmaktır. Kaynak taraması, kuruma ait ilgili belgeler üzerinde inceleme yapılması ve nitel araştırma yöntemlerinden görüşme tekniklerinin kullanılmasıyla yapılan alan çalışması sonucunda ulaşılan bulgular, Bartın Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı'nın, kendisine verilen olanaklar ölçüsünde yoksulluğun çözümünde etkili olduğu hipotezini doğrulamaktadır. Anahtar Kelimeler: Yoksulluk, Yoksullukla Mücadele, Bartın Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı
Türkiye'de organize sanayi bölgelerinin yerel ekonomiye katkısı: Bartın merkez I. Organize Sanayi Bölgesi örneği
Organize Sanayi Bölgeleri kökeni, 1800'lü yıllarda başlayan sanayileşme hareketleriyle ve daha sonrasında meydana gelen sanayi devrimiyle Avrupa'daki bazı yerleşim merkezlerinde sanayi tesislerinin hızla artmaya başlamasıyla ortaya çıkmıştır. Düzensiz ve kendiliğinden kümelenen bu irili ufaklı sanayi tesisleri Sanayi Bölgelerinin ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. 1896'da İngiltere'deki ilk Organize Sanayi Bölgesi uygulaması sonrasında ABD ve Avrupa'da OSB uygulamaları yayılmaya başlamıştır. 1960'lı yılların başından beri de Türkiye' de uygulanmaya başlanan OSB'ler, uygulanmaya başladıkları ilk yıllardan itibaren günümüze kadar, işsizliği azaltmada, sanayi yatırımlarının hızlanmasında, üretimde kalite verimliliğin artmasında, bölgesel eşitsizliklerin önlenmesinde, şehirlerin daha planlı ve çevreye duyarlı olarak kurulmasında ve ülkemizdeki bölgesel kalkınmanın sağlanmasında önemli rol oynamışlardır. Bu çalışmada, 1999 yılında faaliyete geçen Bartın Merkez I. Organize Sanayi Bölgesi'nin Bartın ilinin kalkınmasında, sanayileşmesinde ve yarattığı istihdam ile bölgesel kalkınmanın sağlanmasındaki katkısı araştırılmıştır. Çalışma Yöntemi olarak kaynak taraması ve yüz yüze görüşme tekniği tercih edilmiştir. Çalışma sonucunda, Bartın Merkez I. Organize Sanayi Bölgesinin Bartın ilinin ekonomik kalkınmasında özellikle istihdam açısından önemli bir katkı sağladığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Organize Sanayi Bölgesi, Sanayi, Yerel Kalkınma, Bartın Merkez I. Organize Sanayi Bölgesi.
Türkiye'de bilgi ekonomisi ve Türkiye-Güney Kore karşılaştırması
Bilgi ekonomisi, bilginin bir üretim faktörü olarak kullanılması sonucu sosyal ve iktisadi yaşamı verimli hale getiren, çağın gerekleri doğrultusunda sürekli kendini yenileyebilen bir ekonomik sistemdir. 20. Yy. ın sonlarına doğru küreselleşme ile bilgi ve iletişim teknolojileri dünya gündeminde sıkça yer alan kavramlar olmuştur. 21. Yy. dan itibaren bu iki olguda meydana gelen olağanüstü gelişmeler bilgi ekonomisi kavramını ortaya çıkarmıştır. Bu dönemden günümüze, bilgi, önemli bir üretim faktörü olarak hakimiyetini sürdürmektedir. Güney Kore, bilgi ekonomisiyle 1960'lı yıllarda tanışmış, günümüzde ise bu alanda lider ülkelerden biri haline gelmeyi başarmıştır. Türkiye'nin bilgi ekonomisi ile tanışması ise, Güney Kore'den daha geç yıllarda 1990'lı yıllarda olmuştur. Güney Kore, özellikle uyguladığı bilim ve teknoloji politikaları ile ihracata dayalı sanayileşme politikaları sayesinde bilgi ekonomisi alanındaki başarısını elde etmiştir. Ayrıca devletin ekonomide aktif rol alması, eğitim sisteminde etkin politikaların uygulanması, sermayenin doğru yerlere yönlendirilmesi ve Ar-Ge harcamalarının olabildiğince yüksek tutulması başarının arkasındaki diğer faktörlerdir. Türkiye'de ise bilim ve teknoloji alanındaki gelişmelerin oldukça yavaş bir zeminde yürümesi Türkiye'nin Güney Kore'nin gerisinde kalmasına neden olmuştur. Bu çalışmanın amacı, bilgi ekonomisinin iki ülke arasındaki gelişme düzeyini karşılaştımak, farklılık nedenlerini ortaya koymak ve özellikle Güney Kore'nin bu başarısının altında yatan unsurları gün yüzüne çıkarmaktır. Çalışma yöntemi olarak korelasyon analizi seçilmiştir. Bu bağlamda Türkiye ve Güney Kore, öncelikle teorik anlamda bir karşılaştırmaya tabi tutulmuş, ardından korelasyon analizi ile sayısal anlamda bir karşılaştırma yapılmıştır. Yapılan analizlerin iktisat mantığıyla yorumlanması sonucu Güney Kore'nin Türkiye'den farklı olarak özellikle teknoloji, ar-ge, eğitim, patent gibi önemli alanlarda yatırımlar yaptığı ve bilgi ekonomisi anlamında sürekli bir gelişim gösterdiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Türkiye, Bilgi Ekonomisi, Bilgi Toplumu, Güney Kore, Bilim ve Teknoloji.
Hanehalkının yoksulluk algısı üzerine bir araştırma: Bartın ili örneği
Yoksulluk, insanların hayatlarını devam ettirebilmeleri için temel gereksinimlerini karşılayacak ekonomik ve sosyal güçlerinin olmadığı durum olarak ifade edilebilen, çok boyutlu bir kavramdır. 1980'li yıllardan itibaren dünya gündemine oturmuş, özellikle gelişmekte olan ülkelerde mücadele edilmesi gereken bir sorun haline gelmiş olan yoksulluk, zamanın akışı içinde Birleşmiş Milletler ve Dünya Bankası gibi kuruluşların çalışmalarında yer almaya başlamıştır. Yoksulluk kavramı, 1990'lı yıllarda yaşanan ekonomik krizler ve aynı tarihte meydana gelen deprem gibi bir doğal afetin etkisiyle Türkiye'de gündem konusu olmuş ve o tarihten günümüze birçok araştırma konusu haline gelmiştir. Yoksullukla ilgili öne çıkan önemli kavramlardan biri de hanehalkı yoksulluk algısıdır. Bu kavram; öznel ve nesnel yaklaşımlarla değerlendirilebilen, yoksulluk gibi çok boyutlu bir olgu olarak ifade edilebilir. Bu çalışmanın amacı yoksulluk kavramının, hanehalkı bireyleri tarafından nasıl algılandığını öznel yaklaşımlarla ortaya koymaktır. Çalışma yöntemi olarak anket uygulaması tercih edilmiştir. Bu amaca yönelik olarak rastgele örnekleme tekniği ile belirlenen toplam 394 hanehalkı reisiyle yüz yüze görüşülmüştür. Kişilerin vermiş olduğu cevaplar doğrultusunda Bartın'da ikamet eden hanehalkı bireylerinin genellikle kendilerini yoksul olarak görmediği, yoksulluğun çok boyutlu yapısının kısmen farkında oldukları istatistiksel olarak önemli bulunurken, hayat standartlarından memnuniyet cinsiyete göre değer kazanmamıştır. Ayrıca Bartın'daki yoksulluğun %27 seviyesinde algılandığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yoksulluk, Yoksulluk Algısı, Hanehalkı, Bartın.