Theses supervised by Yrd. Doç. Dr. Semiha Akın

10 theses · Demiroğlu Bilim University

Master'sOpen AccessTR

Hemşirelik öğrencilerinin liderlik yönelimleri ve motivasyon düzeylerinin incelenmesi

Eğitimin işlevlerinden biri toplum yaşantısının çeşitli alanlarında ve ülke yönetiminde rol alacak liderleri yetiştirmektir. 21. yüzyılın hemşirelik mesleği eğiticileri, uygulayıcıları ve yöneticilerinden hemşirelik mesleğinin gelişimine katkıda bulunmaları ve hemşirelik mesleğini geleceğe taşımak için iyi liderler yetiştirmeleri, öğrencilerin liderlik davranışlarını öğrenmeleri ve geliştirmeleri için destek olmaları beklenmektedir. Bu çalışma hemşirelik öğrencilerinin liderlik yönelimleri ve motivasyon düzeylerini değerlendirmek, çalışma sonuçları doğrultusunda öğrencilerin liderlik davranışları ve mesleki motivasyon düzeyini geliştirmeye yönelik önerilerde bulunmak amacı ile tanımlayıcı olarak planlanmış bir araştırmadır. Araştırma evrenini İstanbul'daki bir vakıf üniversitesinin hemşirelik yüksekokulunda öğrenimlerini sürdüren 2, 3 ve 4. sınıf hemşirelik öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırma örneklemi 300 hemşirelik öğrencisinden oluşmaktadır. Veriler Öğrenci Bilgi Formu, Liderlik Yönelimleri Ölçeği ve Güdülenme Kaynakları ve Sorunları Ölçeği ile elde edildi. Verilerin istatistiksel analizi SPSS kullanılarak gerçekleştirildi. Hemşirelik öğrencilerinin İnsana yönelik liderlik alt boyut özellikleri en fazla sergilenen, Dönüşümsel liderlik alt boyut özellikleri en az sergilenen liderlik özelliği olduğu bulundu. Akademik başarısını iyi olarak tanımlayan öğrencilerin Karizmatik liderlik sergileme düzeyi akademik başarısını orta olarak tanımlayan öğrencilere göre daha yüksek bulundu. Lisans öğrenimlerini sürdüren hemşirelik öğrencilerinin İçsel güdülenme puanları (4,10 ± 0,54), Dışsal güdülenme puanları (4,22 ± 0,56) ve Mesleksel öğrenme güdülenme puanları (3,95 ± 0,44) ile Olumsuz güdülenme düzeyi (3,53 ± 0,78) yüksek bulundu. IV. sınıfta okuyan öğrencilerin Olumsuz güdülenme ve Mesleksel öğrenme güdülenme düzeyi diğer sınıfta okuyanlara göre daha yüksek düzeyde saptandı (p < 0,05). Kız öğrencilerin İçsel güdülenme ve Dışsal güdülenme düzeyleri erkek öğrencilere göre daha yüksek seviyede bulundu (p < 0,05). Hemşirelik yüksekokullarındaki müfredat programının öğrencilerin İçsel, Dışsal ve mesleksel öğrenme güdülenme düzeylerini ve liderlik becerilerini geliştirecek yönde zenginleştirilmesi önerilmektedir.Anahtar Kelimeler: Motivasyon, liderlik, hemşirelik öğrencisi

LiderlikMotivasyon
Nebahat Özdemir Özkan
Demiroğlu Bilim University · Institute of Health Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Hematopoetik kök hücre transplantasyonu uygulanan hastalarda semptomların ve bakım gereksinimlerinin değerlendirilmesi

1.ÖZETBu çalışma hematopoetik kök hücre transplantasyonu yapılan hastalarda semptomların ve bakım gereksinimlerinin değerlendirilmesi amacıyla tanımlayıcı nitelikte planlandı. Araştırma İstanbul'da özel bir hastanede taburcu olan 66 hasta üzerinde gerçekleştirildi. Veri toplama araçları olarak Hasta Bilgi Formu ve Memorial Semptom Değerlendirme Ölçeği (MSDÖ) kullanıldı. Verilerin çözümlenmesinde aritmetik ortalama, standart sapma, yüzde gibi betimsel istatistikler ve nonparametrik testler kullanıldı. Örneklemin %62,1`i erkek, %84,8'i evli ve %43,9'u ilkokul mezunudur. Olguların %84'inin bakımı ile ilgilenen bir birey olduğu belirlendi. Araştırmaya katılan hastaların %36,4'ü Multipl Myelom, %24,2'si Hodgkin Lenfoma, %15,2'si Non-Hodgkin Lenfoma, %12,1'i ise Akut Myeloid Lösemi tanısı ile kök hücre transplantasyonu geçirmiştir. Örneklemin büyük çoğunluğu (%93,9) hastalık, tedavi ve yan etkileri ile ilgili kendisine bilgi verildiğini, tamamına yakını (%98,5) otolog/allogeneik nakil süreci ve sonrası hakkında gereken eğitim ve bilgileri aldığını bildirdi. Hastaların büyük çoğunluğu (%83,3) taburculuk sonrası tekrar hastaneye yatış öyküsü bildirmemektedir. Kemik iliği transplantasyonu uygulandıktan sonra taburculuk sonrası dönemde hastaneye yatan (%16,7) hastaların hastaneye yatma nedenine göre dağılımları incelendiğinde, %3'ünün enfeksiyon, %1,5'inin Graft Versus Host Hastalığı, ateş, ishal, ciltte kanama, morarma ve şişme gibi nedenlerden dolayı yattığı tespit edildi. Çalışma sonuçlarına göre en sık gözlenen üç semptomun halsizlik, besinlerin tadında değişiklik ve mutsuzluk olduğu, en şiddetli ve en rahatsız derecede yaşanan üç semptomun ise seksüel sorunlar, uyumada zorlanma ve nefes darlığı olduğu belirlendi. Bu çalışma bulguları hematopoetik kök hücre transplantasyonu yapılan hastaların taburculuk sonrası dönemde çeşitli semptomlar yaşadıklarına, semptom kontrolü konusunda desteklenmeye ve eğitime gereksinimleri olduğuna dikkat çekmektedir.Anahtar Kelime: Hematopoetik Kök Hücre, Semptom, Bakım Gereksinimi, Memorial Semptom Değerlendirme Ölçeği

Hematopoetik kök hücrelerTransplantasyon
Gamze Oğuz
Demiroğlu Bilim University · Institute of Health Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelik öğrencilerinin insülin uygulamalarına ilişkin bilgi düzeylerinin değerlendirilmesi

İnsülin kullanan diyabetli bireylerde, metabolik kontrolün sağlanmasında en önemli faktörlerden biri, insülin tedavisinin doğru uygulanmasıdır. Bu nedenle, sağlık çalışanlarının ve diyabetli hastaların; insülinin yararları, ayrıca insülin preparatları ve insülin enjeksiyon sistemlerindeki yeni gelişmelerle ilgili olarak eğitilmeleri gereklidir. Bu çalışma hemşirelik öğrencilerinin diyabet hastalığı ve insülin uygulamalarına ilişkin bilgi düzeylerini değerlendirmek ve çalışma sonuçları doğrultusunda öğrencilerin bilgi düzeylerini geliştirmeye yönelik önerilerde bulunmak amacı ile tanımlayıcı olarak planlanmış bir araştırmadır. Araştırma evrenini İstanbul'daki bir vakıf üniversitesinin hemşirelik yüksekokulunda öğrenimlerini sürdüren 1, 2, 3 ve 4. sınıf hemşirelik öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırma 500 öğrenci ile tamamlandı. Veriler Öğrenci Bilgi Formu ve İnsülin Uygulamalarına İlişkin Bilgi Düzeyini Değerlendirme Formu ile elde edildi. Verilerin istatistiksel analizi SPSS kullanılarak gerçekleştirildi. Lisans öğrenimlerini sürdüren hemşirelik öğrencilerinin insülin uygulamalarına ilişkin bilgi düzeyi orta düzeyde iyi bulundu, İnsülin kalemlerinin bireysel kullanımı, diyabetin tanımı, hipoglisemi ve diyabet hastasının bireysel izlem ve alması gereken eğitim konularında insülin uygulamaları ile ilgili bilgi düzeyine göre daha yüksek bulundu. Bulanık insülinlerin kullanımı, gestasyonel diyabetin oluşturduğu risk grupları, oral glukoz tolerans testi, insülin kaleminden havanın çıkarılması ve insülin etkinliğini değiştirebilecek faktörler konularında insülin uygulamaları ile ilgili bilgi düzeyine göre daha düşük olduğu belirlendi. Sağlık sorunu yaşamayan öğrencilerin, üçüncü ve dördüncü sınıf öğrencilerin bilgi düzeyleri daha yüksek bulundu. Hemşirelik yüksek okulu müfredatında, diyabet hastalığının risk faktörleri ve tanı kriteleri konularında önemle durulması, klinik alanlardaki uygulamalarda her öğrencinin diyabetik hastaya bakım verebilme ve insülin tedavisine katılmasına olanak sağlanması önerilmektedir.Anahtar kelimeler: Diyabet, hemşirelik öğrencisi, bilgi.

Gülcan Yavuz
Demiroğlu Bilim University · Institute of Health Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerde liderlik ve örgütsel bağlılığın değerlendirilmesi

Araştırma hemşirelerin liderlik davranışlarını ve örgütsel bağlılık düzeyinin değerlendirilmesi ve ilişkili değişkenlerin belirlenmesiyle amacıyla tanımlayıcı olarak yapıldı. Araştırmanın örneklemi İstanbul ilinde bulunan özel bir hastanede çalışan 134 hemşireden oluşmaktadır. Veri toplama araçları olarak Hemşire Bilgi Formu, Denison Örgüt Kültürü Ölçeği, Liderlik Davranışı Ölçeği ve Sosyotropi-Otonomi Ölçeği kullanıldı. Veriler bilgisayar ortamında SPSS programı ile yapıldı. Araştırmaya katılan hemşirelerin yaşları 18 ve 54 arasında değişmekte olup yaş ortalaması 29,78 ± 7,28'dir. Hemşirelerin %35,1'i sağlık meslek lisesi mezunu ve %35,1'i lisans mezunudur. Bu çalışmada hemşirelerin Sostoropi-Otonomi ölçeği en yüksek puan ortalama değeri ise 211,27 ± 24,12 (Dağılım; 111-273)'dir. Çalışmada hemşirelerin Denison Örgüt Kültürü Ölçeği'nin Katılım Kültürü alt boyutunun puanı en yüksek (3,25 ± 0,57), Misyon Kültürü alt ölçeği puanı ise en düşük (3,13 ± 0,48) olarak saptandı. Liderlik Davranışı Ölçeği'nin Değişim Odaklı Liderlik alt ölçeği en yüksek puanı 2,30 ± 0,94, Görev Odaklı Liderlik alt ölçeği en düşük puanı 2,18 ± 0,93 aldıkları saptandı. Sosyotropi-Otonomi Ölçeği toplam puan ortalamaları ile Denison Örgüt Kültürü Ölçeği alt boyut puanları arasında anlamlı derecede pozitif yönlü ancak zayıf ilişki saptandı (rs = 0,19-0,22, p < 0,05). Sosyotropi Ölçeği ile Liderlik Davranışı Ölçeği arasında anlamlı derecede pozitif yönlü ve düşük şiddetli (rs= 0,18-21, p < 0,05) bir ilişki belirlendi. Otonomi Ölçeği ile Liderlik Davranışı Ölçeği puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptanmadı (p > 0,05). Denison Örgüt Kültürü Ölçeği ve Liderlik Davranışı Ölçeği alt boyut puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptanmadı (p > 0,05). Kurumun çalışanı olumlu yönde destekleyen; eğitim, grup çalışmaları, ödüllendirme yöntemi, liderlik vasıflarını güdülemeye yönelik çalışmalar yapması hemşirelerde liderliği ve örgüte bağlılığı olumlu yönde etkileyeceği düşünülmektedir.

Zülfiye Canpolat
Demiroğlu Bilim University · Institute of Health Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerde ve hemşirelik öğrencilerinde problem çözme ve iletişim becerilerinin değerlendirilmesi

Hastaların gereksinimlerinin karşılanmasında hemşireler ile hemşirelik öğrencilerinden iletişim ve problem çözme becerilerini etkin biçimde kullanmaları beklenmektedir. Bu çalışma hemşirelerin ve hemşirelik öğrencilerinin problem çözme ve iletişim becerilerini değerlendirmek ve bu becerilerini geliştirmeye yönelik önerilerde bulunmak amacı ile tanımlayıcı nitelikte planlandı. Araştırma İstanbul'da bir üniversite hastanesi ile iki özel hastanede çalışan 170 hemşire ve bir hemşirelik yüksekokulunda öğrenim gören 413 öğrenci üzerinde gerçekleştirildi. Veri toplama araçları olarak Hemşire Bilgi Formu, Öğrenci Bilgi Formu, Problem Çözme Envanteri, Kişiler Arası İlişki Boyutları Ölçeği kullanıldı. Gerekli kurum ve ölçek kullanım izinleri alındı. Verilerin istatistiksel analizi SPSS kullanılarak gerçekleştirildi. Hemşirelerin ve hemşirelik öğrencilerinin problem çözme ve iletişim becerilerinin orta düzeyde olduğu bulundu. Öğrencilere kıyasla, hemşirelerin Problem Çözme Envanteri ve Kişilerarası İlişki Boyutları Ölçeği Empati alt boyutu puan ortalamaları daha yüksek bulundu. Bekar, orta gelir düzeyinde, sorumlu hemşire pozisyonunda çalışan, samimi arkadaşı olduğunu, düzenli kitap okuduğunu, bilgisayar kullanmadığını, iletişim ve stresle başa çıkma ile ilgili eğitim aldığını bildiren hemşirelerin iletişim becerileri daha iyi bulundu. Çocukluğunun büyük bölümünü ilde geçirdiğini, düzenli kitap okuduğunu, spor yaptığını bildiren öğrencilerin problem çözme becerileri daha yüksek; kız öğrencilerin, akademik başarısını iyi olarak algılayan, samimi arkadaşı olduğunu ve düzenli kitap okuduğunu bildiren öğrencilerin iletişim becerileri daha iyi olduğu belirlendi. Hemşirelik yüksekokullarındaki müfredat programının öğrencilerin problem çözme ve iletişim becerilerini geliştirecek yönde zenginleştirilmesi, hemşirelere yönelik sürekli hizmet içi eğitim programları, klinik vaka tartışmaları ve senaryo çalışmaları ile iletişim ve problem çözme becerilerinin geliştirilmesi önerilmektedir.Anahtar kelimeler: Hemşire, hemşirelik öğrencileri, problem çözme, iletişim

Hemşire-hasta ilişkileriHemşirelerHemşirelik+4
Gülistan Başar
Demiroğlu Bilim University · Institute of Health Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelik öğrencilerinin multipl skleroz ve bakımı konusunda bilgi düzeylerinin değerlendirilmesi

Multipl Skleroz'a bağlı sorunların önlenmesi, hastaların sorunlarla baş etme becerilerinin ve yaşam kalitesinin geliştirilmesi sürecinde sağlık profesyonelleri önemli rollere sahiptir. Hemşirelik tanı ve girişimlerini doğru belirlemek için Multipl Skleroz hastalığı ve hastalığa özel gereksinimlerin iyi bilinmesi gerekmektedir. Hastaların gereksinimlerinin karşılanmasında hemşireler ve hemşirelik öğrencilerinden iletişim ve problem çözme becerilerini etkin biçimde kullanmaları beklenmektedir. Bu çalışma hemşirelik öğrencilerinin Multipl Skleroz konusundaki bilgi düzeylerinin değerlendirilmesi ve sonuçlar doğrultusunda önerilerde bulunmak amacı ile tanımlayıcı nitelikte planlandı. Araştırma İstanbul'daki bir vakıf üniversitenin hemşirelik yüksekokulunda öğrenimlerini sürdürmekte olan hemşirelik yüksekokulunda öğrenim gören 359 öğrenci üzerinde gerçekleştirildi. Veri toplama araçları olarak Öğrenci Bilgi Formu ve Multipl Skleroz ve Bakımına İlişkin Bilgi Düzeyini Değerlendirme Formu kullanıldı. Verilerin istatistiksel analizi SPSS (versiyon 16) programı kullanılarak gerçekleştirildi. Hemşirelik öğrencilerinin Multipl Skleroz hakkındaki bilgi düzeyleri orta düzeyin altında bulundu. Multipl Skleroz hakkındaki bilgi düzeyinin eğitim görülen sınıf ve mezun olunan lise türü ile ilişkili olduğu saptandı (p < 0,05). Öğrencilerin yaşı ile MS hakkındaki bilgi düzeyarasında zayıf ancak istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptandı. İkinci sınıf öğrencilerine kıyasla, üçüncü sınf öğrencilerinin Multipl Skleroz ve Bakımına İlişkin Bilgi Düzeyini Değerlendirme Formu puanları daha yüksek bulundu. Üçüncü sınıf öğrencilerine kıyasla, dördüncü sınf öğrencilerinin Multipl Skleroz ve Bakımına İlişkin Bilgi Düzeyini Değerlendirme Formu puanları daha yüksek bulundu (X2kw = 34,780, p = 0,000). Hemşirelik yüksekokullarının müfredat programında Multipl Skleroz konusuna daha ayrıntılı yer verilmesi ve daha fazla sayıda araştırmanın daha geniş topluluklarda uygulanması önerilmektedir.

Hemşirelik bakımıMultipl sklerozÖğrenciler-hemşirelik
Sevcan Egüz
Demiroğlu Bilim University · Institute of Health Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Yoğun bakımda yatan hastalarda semptom değerlendirilmesi

ÖZETBu çalışma major cerrahi girişim sonrası yoğun bakım ünitesinde tedavi gören onkoloji hastalarının ventilatöre bağlı kaldıkları süre içerisindeki yaşadıkları semptomları değerlendirmek ve bakım gereksinimlerini belirlemek amacıyla tanımlayıcı nitelikte planlanmış bir araştırmadır. Araştırmanın örneklemi İstanbul'da özel bir hastanede major cerrahi sonrası, 1- 12 saat arasında ventilatörde kalan ve sedasyon uygulanmayan, bilinci açık ve görüşmeye istekli 60 kanser hastası ve bu hastalarından bakımından sekiz hemşireden oluşmaktadır. Araştırma Nisan-Temmuz 2011 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Veriler araştırmacı tarafından Hasta Bilgi Formu ve Edmonton Semptom Tanılama Ölçeği (ESTÖ) kullanılarak toplandı. Hasta örneklemin yaş ortalaması 62,28 ± 15,02 (dağılım: 27-86) olup, %60'ı (n=36) erkek, %66,7'si (n=40) evlidir. Hastaların %16,7'si (n=10) pankreas kanseri, %13,3'ü (n=8) kolon kanseri, %13,3'ü (n=8) mide kanseri tanısı ile kemoterapi (%26,7) gördüğü belirlendi. Çoğunlukla evre II (%41,7) ve evre III (%40) kanser tanısı alan hastalardan oluşmaktadır. Hasta tarafından doldurulan ESTÖ toplam puan ortalama değeri 55,17 ± 26,16 (dağılım: 10 -112) bulundu. Hastaların yaşadıkları semptomlara ilişkin hemşireler tarafından doldurulan ESTÖ toplam puan ortalama değeri 55,48 ± 27,13 (dağılım: 7 ? 120) bulundu. Hastaların semptom algıları ile hemşirelerin hasta semptomlarına ilişkin algıları karşılaştırıldığında, Ağrı semptomu dışındaki diğer semptomlar yönünden hasta ve hemşirelerin algıları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı (p > 0,05). Hastaların hemşirelere kıyasla daha şiddetli düzeyde Ağrısı olduğu saptandı (Z = - 2, 311, p = 0,021). Çalışma bulguları kemoterapi alan hastaların bakımının sistematik yaklaşımla ölçeklerle değerlendirilerek hasta kayıtlarının bir parçası haline getirilmesi, onkoloji bölümünde çalışan hemşirelerin hastalık ve tedavinin yol açtığı semptomların düzenli şekilde tanılanmasına gereksinim olduğunu göstermektedir.Anahtar Kelime: Yoğun bakım, semptom değerlendirme, ventilatör.

Canan Kaş
Demiroğlu Bilim University · Institute of Health Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Hemodiyaliz tedavisini sürdüren hastalarda tedaviye uyumun ve eğitim gereksinimlerinin değerlendirilmesi

Hastalık süreci ve hemodiyaliz tedavisi hastalarının tedaviye uyumunu etkileyebilmekte, yaşam kalitesi ve fonksiyonel performans düzeyinde olumsuz etkilenmeler ortaya çıkabilmektedir. Bu çalışma hemodiyaliz tedavisi uygulanan hastaların fonksiyonel performans durumunu, yaşam kalitesini, fistül bakımı ile ilgili bilgi düzeyini ve hemodiyaliz tedavisine uyumunu değerlendirmek ve bu doğrultuda eğitim gereksinimlerini belirlemek amacı ile tanımlayıcı olarak planlanmış bir araştırmadır. Araştırma altı aylık süre içinde bir hemodiyaliz merkezinde gerçekleştirildi. Araştırmada veri toplama araçları olarak Hasta Bilgi Formu, Rolls Royce Modeli Yaşam Kalitesi Ölçeği, Fiziksel Performans Envanteri-Kısa Formu ve Fistül Bakımı Bilgi Formu kullanıldı. Elde edilen verilerin istatistiksel analizi SPSS (Statistical Package for Social Sciences 15 Version) kullanılarak gerçekleştirildi. Total Fonksiyonel Performans Envanteri-Kısa Formu toplam puan ortalama değeri 1,48±0,72 (dağılım: 0,00-3,00)'dir. Kadın hastaların ve hastalığı veya tedavisi nedeniyle çalışamayan hastaların fonksiyonel performans düzeyi daha düşük bulundu (p<0,05). Rolls Royce Modeli Yaşam Kalitesi Ölçeği toplam puan ortalama değeri 121,47±9,37 (dağılım: 91,00-172,00) olarak belirlendi. 70 yaş veya üzeri grupta olan, erkek hastaların (Tıbbi Etkileşim alt boyutu hariç), okuryazar olan, hastalığı veya tedavisine rağmen çalışmaya devam eden ve hemodiyalizle ilgili eğitim almadığını bildiren hastaların yaşam kalitesi daha düşük olduğu belirlendi (p<0,05). Fistül Bakımı Bilgi Formu ortalama puan değeri 78,19±5,44 (dağılım: 53,00-92,00)'tür. 70 yaş veya üzeri grupta olan, çalışmaya devam eden ve serbest meslek sahibi olan hastaların Fistül Bakımı Bilgi Formu puanları daha düşük bulundu (p<0,05). Hastaların tedaviye uyumunu etkileyen faktörlerin ele alınması tedavinin etkinliğini artırarak daha iyi sağlık sonuçlarına ulaşmayı sağlayabileceği için hasta merkezli bir yaklaşımla tedaviye uyumu olumsuz yönde etkileyen faktörlerin ortadan kaldırılması, sürekli eğitim programları ve bilişsel-davranışsal stratejilerin kullanılması önerilmektedir.

Böbrek hastalıklarıBöbrek yetmezliği-kronikDiyaliz+4
Bihter Öztürk
Demiroğlu Bilim University · Institute of Health Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Gebelerdeki prenatal distres düzeyinin belirlenmesi

Gebelik, kadın hayatında önemli biyolojik ve psikososyal değişimlerin yaşandığı, kaygı ve stres oluşturabilecek birçok etkenle karşılaşma riskinin yüksek olduğu bir dönemdir. Bu çalışma, gebelik döneminde kadınların yaşadıkları distres düzeyinin değerlendirilmesinde kullanılmak üzere ?Revised Version of Prenatal Distress Questionnaire? isimli ölçeğin Türkçe versiyonun geçerlik ve güvenirliğini sınamak, gebe kadınlarda prenatal distres düzeyini ve etkileyen faktörleri belirlemek ve distres düzeylerinin kontrol altına alınmasına ilişkin önerilerde bulunmak amacıyla metodolojik ve tanımlayıcı nitelikte planlanmış bir araştırmadır. Bu çalışma bir özel hastanede 522 gebe üzerinde gerçekleştirildi. Araştırmada veri toplama araçları olarak Gebe Tanım Formu ve Prenatal Distres Ölçeği (PDÖ) (Revize Versiyon) [Revised Version of Prenatal Distress Questionnaire (NUPDQ) (17 Item Version)] kullanıldı. Kurum ve ölçek kullanım izinleri alındı. Ölçeğin test-tekrar test (N=312) katsayıları (r) 0,36 ile 0,80 arasında (p=0,001), Cronbach alfa iç tutarlılık katsayısı 0,87 olarak saptandı. Prenatal Distres Ölçeği Türk gebelerde prenatal distres düzeyinin değerlendirilmesinde kullanılmak üzere kolay uygulanabilir, anlaşılır, geçerli ve güvenilir bir araç olduğu belirlendi. Prenatal Distres Ölçeği toplam puan ortalama değeri 9,88±4,79 (dağılım: 0-24)'dur. İkinci trimesterde olan, doğum eylemine ilişkin endişeleri olduğunu bildiren, önceki doğumlarında sorun öyküsü olan, ailede sağlık sorunu öyküsü bildiren, şimdiki gebeliği süresince sağlık sorunları yaşayan, gebelik nedeniyle hastanede yatış öyküsü olan, doğum sonrası dönemde bebek bakımı konusunda profesyonel bakıcı desteği almak durumunda kalacağını bildiren, gebeliğe bağlı çalışma yaşamında güçlükler yaşadığını ve çalışma yaşamı nedeniyle gebelik süresince zorluklar yaşadığını bildirenlerde prenatal distres düzeyi daha yüksek olduğu saptandı (p<0,05). Gebelerde prenatal distresin kontrolü için doğum öncesi psikososyal stresörlerin tanımlanması, prenatal distrese yönelik düzenli izlemlerin planlanması, psikososyal stresörlerin kontrolüne ilişkin programları ve danışmanlık hizmetlerinin planlanması önerilmektedir.Anahtar kelimeler: Prenatal distres, gebe, güvenirlik, geçerlik

AnksiyeteGebelikGüvenilirlik+3
Fatma Altınçelep
Demiroğlu Bilim University · Institute of Health Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin hepatit B enfeksiyonu ile ilgili bilgi ve tutumlarının değerlendirilmesi

Amaç: Hepatit B enfeksiyonu dünya ve ülkemiz için önemli bir sağlığı sorunu olup, toplum sağlığının korunması ve geliştirilmesi gençlerin Hepatit B ile ilgili bilgi düzeyi ve tutumlarının geliştirilmesi ile mümkün olmaktadır. Üniversite öğrencilerinin Hepatit B enfeksiyonu ile ilgili bilgi düzeylerini ve tutumlarını belirlemek amacı ile gerçekleştirilen tanımlayıcı nitelikte bir araştırmadır. Gereç ve Yöntem: Araştırma Mart 2008?Haziran 2008 tarihleri arasında 626 üniversite öğrencisi üzerinde gerçekleştirilmiştir. Veri toplama öncesi kurum izinleri ve öğrencilerden bilgilendirilmiş sözlü onam alınmıştır. Hepatit B enfeksiyonuna ilişkin tutum ve bilgi düzeyi anket formu ile sorgulanmıştır. Veriler SPSS istatistik programı ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Yaş ortalaması 20,28±1,84 (Yaş aralığı:17-33) olan çalışma grubunun bilgi düzeyleri orta düzeydedir [x±sd: 23,53±10,11 (Dağılım aralığı: 0-41)]. Hepatit B aşısı yaptıran, delici-kesici işlemler ve kas-içi/damar-içi enjeksiyonlar sırasında virüsün bulaşması konusunda dikkatli olduğunu bildiren ve hemşirelik bölümünde öğrenim gören öğrencilerin bilgi düzeyi puanları daha yüksek bulunmuştur. Öğrencilerin %32,3'ü (n=202) Hepatit B hastalığından korktuğunu, %17,6'sı (n=110) Hepatit B virüsünü taşıdığını bildiği bireylerle mümkün olduğunca daha az etkileşimde bulunmaya gayret ettiğini, %27,8'i (n= 174) bulaşma yollarını bildiğini ve korunma önlemlerini (aşı vb.) aldığı için bir virüsün bulaşması konusunda endişesinin olmadığını belirtmiştir. Öğrencilerin %39,5'i (n=247) Hepatit B aşısı yaptırmıştır. Hepatit B virüsünün bulaşmasını engellemek amacıyla öğrencilerin %83,4'ü (n=522) delici kesici işlemler sırasında dikkatli olduğunu bildirmiştir. Sonuç: Üniversite öğrencilerinin Hepatit B enfeksiyonu konusundaki farkındalık düzeyi ve aşılanma oranlarının arttırılması için eğitim programlarının planlanması, danışmanlık gereksinimlerinin karşılanması için önem taşımaktadır.

BilgiHepatit BTutumlar
Nurdan Şahin
Demiroğlu Bilim University · Institute of Health Sciences
2009
00

Other supervisors