Theses supervised by Doç. Dr. Dilara Demirbulak
16 theses · Yeditepe University
The relationship between the academic performance and achievement emotions of Turkish tertiary students in English language learning
This study aimed to examine the relationship between the academic performance of Turkish university students in the language learning process and their achievement emotions. The study also tried to find out whether students' English language levels had a significant effect on their achievement emotions. Finally, the current study investigated the differences in students' achievement emotions over time (before, during after the exams). For these purposes of the research, the sample of the research was collected from 126 volunteer preparatory class students enrolled in a level-based class in the preparatory program at a foundation university in Istanbul. As the data collection tool, the Test Emotions Questionnaire, which is a part of the Achievement Emotions Questionnaire developed by Pekrun, Goetz, and Frenzel (2005) and adapted into Turkish by Can, Emmioğlu-Sarıkaya, and Bardakçı, and the results of 3 exams administered during the Fall Term were used. The data were analyzed using SPSS-25 and LISREL 8.8 programs. As a result, it was found that there was a statistically significant relationship between the students' academic performance and their test-related emotions. Besides, it was concluded that there was a statistically significant relationship between the students' English language levels and their achievement emotions. Moreover, the results showed that students' achievement emotions differed over time (before, during after the exams), both positively and negatively, depending on their academic performance. Finally, the suggestions for future studies were presented in the research.
Türkçe öğretmenlerinin öz yeterlik, sınıf yönetimi becerileri ve teknolojik pedagojik alan bilgilerine yönelik algıları arasındaki ilişki
Ana dili öğreniminin gerçekleştirildiği Türkçe dersi tüm öğrenme alanlarının temelini oluşturmaktadır. Bu nedenle günümüzde hızla gelişen teknoloji ile Türkçe derslerini zenginleştirmek ve öğrenimi daha etkili hale getirmek önemli olmaktadır. Öğrenme ortamlarını etkili bir hale getirmekte ise öğretmen en önemli aktördür. Bu bağlamda Türkçe öğretmenlerinin öz yeterlik, sınıf yönetimi becerilerini ve teknolojik pedagojik alan bilgilerine yönelik algılarını ve bunlar arasındaki ilişkiyi incelemek önemli bir araştırma alanını oluşturmuştur. Ele alınan bu araştırmanın amacı, Türkçe öğretmenlerinin öz yeterlik, sınıf yönetimi becerileri ve teknolojik pedagojik alan bilgilerine yönelik algıları arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Bu temel amaç çerçevesinde Türkçe öğretmenlerinin öz yeterlik, sınıf yönetimi becerileri ve teknolojik pedagojik alan bilgileri ayrı ayrı incelenmiştir. Aynı zamanda Türkçe öğretmenlerinin öz yeterlik inançları, sınıf yönetim becerileri ve teknolojik pedagojik alan bilgileri yeterlilikleri ile cinsiyet, yaş, mesleki kıdem, eğitim durumu değişkenleri arasında anlamlı bir farkın bulunup bulunmadığına bakılmıştır. Araştırmanın evrenini 2021-2022 eğitim öğretim yılında İstanbul ilinde görev yapmakta olan Türkçe öğretmenleri oluşturmuştur. İlişkisel tarama modelinin kullanıldığı çalışmada veriler "Öğretmen Öz Yeterlilik Ölçeği", "Sınıf Yönetimi Becerisini Değerlendirme Ölçeği" ve "Teknoloji Kullanım Ölçeği" olmak üzere üç ölçek kullanılarak toplanmıştır. Araştırmaya katılan 326 Türkçe öğretmeninden toplanan veriler bilgisayar ortamına aktarılarak analiz edilmiştir. Analizler sonucunda Türkçe öğretmenlerinin öz yeterlik düzeyleri inançlarının "çok yeterli", sınıf yönetimi becerilerinin "çok yeterli" ve teknoloji kullanım düzeylerinin "oldukça yeterli" olduğu tespit edilmiştir. Türkçe öğretmenlerinin öz yeterlik düzeyleri, sınıf yönetimi becerileri ve teknoloji kullanım düzeyleri arasında pozitif yönde, doğrusal bir ilişki olduğu saptanmıştır. Türkçe öğretmenlerinin öz yeterlik, sınıf yönetimi becerileri ve teknoloji kullanımları demografik değişkenlere göre istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı tespit edilmiştir.
Özel lise öğretmenlerinin, yöneticilerinin "Teknoloji liderliği" düzeylerine ilişkin algıları
Bu araştırma, özel lise öğretmenlerinin, yöneticilerinin "teknoloji liderliği" düzeylerine ilişkin algılarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Okul müdürlerinin, sürekli gelişmekte olan teknolojiyi öğretim ortamlarına adapte etmek için sahip olmaları gereken yeterlilik düzeylerine yönelik inceleme yapmak ve elde edilen sonuçlar doğrultusunda okul müdürlerinin düşük oldukları boyutları tespit ederek geliştirmek için önerilerde bulunmaktır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2021-2022 öğretim yılın da İstanbul il Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı özel liselerde görev yapmakta olan öğretmenler oluşturmaktadır. Evrenin tamamına ulaşılması zor olduğu ve Covid-19 pandemisi tedbirleri nedeniyle araştırmanın örneklemini, İstanbul ilinde görev yapan 160 öğretmen oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında kişisel bilgi formu ve "Yöneticiler İçin Ulusal Eğitim Teknolojileri Standartları" (NETS-A) standartlarını içeren Banoğlu (2012) tarafından geliştirilen "Eğitim Yöneticilerinin Teknoloji Liderliği Yeterlilikleri Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçeklerin ve alt boyutlarının normallik dağılımları incelerek, verilerin analizinde kullanılacak istatistiksel yöntemler belirlenmiştir. Araştırma sonucunda öğretmenlerin görüşlerine göre, okul yöneticilerinin teknoloji liderliği yeterliliklerini "büyük oranda" sergiledikleri sonucuna ulaşılmıştır. Okul yöneticilerinin teknoloji liderliği yeterliliklerine ilişkin algılarının cinsiyet, yaş, mesleki kıdem, görev yapılan eğitim kademesi ve bilgisayar kullanım yılları değişkenine göre anlamlı farklılaşma olmadığı sonucuna ulaşılırken, öğretmenlerin gün içerisinde bilgisayar kullanım süreleri değişkenine göre anlamlı farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Farklılığı belirlemek için yapılan analizler sonucunda 3 saat üzeri bilgisayar kullanan öğretmenlerin algılarının, 1 saatten az bilgisayar kullanan öğretmenlere göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir.
Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenlerinin "ders imecesi" uygulamasının meslekî gelişimine katkılarına ilişkin görüşleri
Ders imecesinin öğretmen hizmet içi eğitimi olarak ülkemizde uygulanabilme potansiyeli vardır. Bu çalışmanın amacı ise lise Türk dili ve edebiyatı öğretmenleriyle yapılan ders imecesi uygulamasının öğretimsel liderliğe katkısını değerlendirmektedir. Bu süreç öğretmenlerin ders planları, dersin uygulanması ve öğretmenlerin süreci yeniden izleyip yeni bir ders yapılmasıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya İstanbul'un Kadıköy ilçesinde özel bir okulda görev yapan 3 Türk dili ve edebiyatı öğretmeni katılmıştır. Araştırmada bu öğretmenlerle birlikte toplam 6 ders imecesi döngüsü planlanmış olup gerçekleştirilmiştir. 1,5 ay süresince yapılan derslerde, her bir aşamada yaşananların betimlenmesi amacıyla araştırma ortamında gözlemler yapılmış ve notlar tutulmuştur. Ortak hazırlanan ders planları ön/son raporlar da veri olarak kullanılmıştır. Elde edilen bilgiler ışığında öğretmenlerin ders imecesi süreçlerinde neler yaşadığı yapılan toplantılarla ortaya konulmuştur. Araştırma sonucunda ders imecesi araştırmalarının Türk dili ve edebiyatı öğretmenlerinin Türk dili ve edebiyatı dersi müfredatının 2018 yılında değiştirilerek kronolojik anlatımdan tür odaklı müfredata geçişin öğrencide yarattığı bilişsel yorgunluğun önüne geçmek amaçlanmıştır ve öğretimsel liderliği nasıl yakalayabileceği üzerine çalışmalar yapmışlardır. Bu çalışmalarla öğretmenlerin bilgi ve becerilerini paylaşarak zengin bir öğrenme ortamı oluşturdukları ortaya çıkmıştır. Öğretmenlerin kronolojik anlatım türünde öğrencilerin düşünme ve anlama biçimlerini daha iyi uyguladığı gözlemlenmiştir. Ayrıca ders imecesi uygulamasıyla hazırlanan iki ayrı müfredat türünü kıyasladığımızda kronolojik anlatım türünün öğrencide pozitif etki yaptığı ve bunun da konuların içselleştirilmesinin önünü açtığı görülmüştür. Bu araştırma ile ders imecesi modelinin öğretmenin bakış açısıyla öğretimsel liderliğe katkısı adına gelecekteki muhtemel uygulamalar için öneriler sunulmuştur.
Öğretim elemanlarının görev yaptıkları üniversite`lerdeki yöneticilerin bilişim liderlikler düzeylerine ilişkin görüşlerinin belirlenmesi
Bu betimsel araştırmanın amacı öğretim elemanlarının kendilerinin ve yöneticilerinin bilişim liderlik özelliklerinin ne düzeyde olduğunun belirlenmesidir. Çalışma ayrıca öğretim elemanları ve yöneticilerinin bilişim liderliği arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığını da ortaya koymaya çalışmıştır. Söz konusu amaca yönelik veriler İstanbul il sınırları dâhilinde ki üniversitelerde görev yapan 146 öğretim elemanlarından toplanmıştır. Veriler Ulutaş ve Arslan tarafından (2017) geliştirilen "Bilişim Liderlik Ölçeği" veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. 26 maddeden oluşan ölçek % 79. 315 oranında bir varyansla açıklanmış ve güvenirlik değeri . 97 olarak belirtilmiştir. Öğretim elemanlarının araştırmacı tarafından belirlenen problem ve alt problemlere yanıt aramak amacıyla belirlemiş olduğu sorulara verilen cevaplar Google anketler yardımıyla elde edilmiş. Araştırmanın betimsel istatistik bölümünde kişisel bilgilerin ve maddelerin işaretlenme sıklığını belirlemek amacıyla frekans, yüzdeler ve aritmetik ortalamalar ile standart sapmalar hesaplanmıştır. Ölçme aracından elde edilen sonuçların normallik varsayımını test etmek için hem istatistiksel testlerden hem de betimsel istatistikler ile grafiksel yöntemlerden yararlanılmıştır. Komogorov-Smirnov testi sonucunda normal dağılım göstermediği belirlenen ölçme sonuçları için hem histogram grafikleri hem de çarpıklık ve basıklık katsayıları incelenerek nihai karara varılmıştır. Araştırmanın değişkenlerine ait anlam çıkarıcı istatistik için t testi, Tek yönlü Varyans Analiz (ANOVA) ve korelasyon analizi teknikleri uygulanmıştır. Araştırmada gelecekte gerçekleştirilecek olan çalışmalar için öneriler sunulmuştur. Sonuç olarak; Çalışmanın sonucunda öğretim elemanlarının kendilerinin ve yöneticilerinin genel olarak orta ve yüksek düzeyde bilişim liderliği özelliğine sahip olduğu belirlenmiştir. Farklı yaş grubundaki öğretim elemanlarının hem kendileri hem de yöneticileri bilişim liderlik özellikleri bakımından benzer düzeyde oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Öğretim elemanlarının kendileri ve yöneticilerinin bilişim liderliği özellikleri farklılığına ilişkin cinsiyet, medeni durum ve akademik unvan değişkenleri incelendiğinde değişkenlerin anlamlı bir etkiye sahip olmadığı söylenebilir. Öğretim elemanlarının yöneticilerinin genel olarak orta ve yüksek düzeyde bilişim liderlik özelliğine sahip olduğu söylenebilir. Elde edilen bu sonuca öğretim elemanının yöneticisinin bilişim liderlik özelliğinin öğretim elemanının da bilişim liderlik özelliği üzerinde etkili olduğu söylenebilir. Öğretim elemanlarının hem kendileri hem de yöneticileri için bilişim liderlik özellikleri üzerinde etkili olan değişkenlerin benzer olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Preschool English language teachers' attitudes on teaching English through songs as an active learning technique
PRESCHOOL ENGLISH LANGUAGE TEACHERS' ATTITUDES ON TEACHING ENGLISH THROUGH SONGS AS AN ACTIVE LEARNING TECHNIQUE This study aims to investigate the attitudes of preschool English language teachers toward the use of songs as an active learning technique in early language education. Recognizing music as a powerful pedagogical tool, the research explores how songs contribute to young learners' engagement, motivation, and language acquisition within the context of teaching English as a foreign language (EFL). The research was conducted using a quantitative design, and teachers' attitudes toward teaching English through songs, their frequency of use, and the challenges they face were analyzed. Data were collected from 116 preschool English teachers through a survey. Following the normality analysis, it was determined that the data did not show a normal distribution; therefore, non-parametric tests (Kruskal-Wallis and Mann-Whitney U) were used. The findings revealed that teachers generally have a positive attitude toward the use of songs and believe that songs make a significant contribution to children's English learning by enhancing vocabulary development, improving pronunciation, facilitating grammar acquisition, and increasing classroom participation. No significant differences were found in attitudes based on demographic variables such as professional seniority, graduation degree, or participation in in-service training. The study emphasized the role of songs not only in language development but also in cultural transmission. Although in-service training appeared to have a limited impact on teachers' practices, it was observed that teachers are generally open to active learning methods. The results highlight the importance of integrating songs into preschool English education and suggest a need for further support and development efforts in this area. By highlighting the role of music in supporting active and meaningful learning, this research provides insights into how songs can be effectively integrated into early childhood language instruction. The results are expected to contribute to the development of engaging, age-appropriate teaching strategies and to encourage educators and curriculum developers to embrace music as an essential component of preschool EFL education. Keywords: Active learning, EFL teaching, preschool education, early childhood, language acquisition, songs, teacher attitudes, music in education
Identifying the vocational high school students' computational thinking skills and computational thinking skills self-efficacy perception
Computational thinking skill are a 21st century skill that is important for everyone and needs to be developed. Computational thinking skill also important for vocational high school students, as they contribute significantly to their academic and professional success. The purpose of this study is to determine the computational thinking skills and computational thinking self-efficacy perception scores of vocational high school students according to their grades and to examine correlation between computational thinking skills and computational thinking self-efficacy The sample of the research consisted of 931 vocational and technical high school students studying in Istanbul during the 2023-2024 academic year. The data were collected with the Computational Thinking Skill Self-Efficacy Perception Scale (CTSEP) and the Computational Thinking Skill Scale. In order to analyses of the data one-way ANOVA and Pearson Correlation were used. The outstanding finding was a moderate, positive, and statistically significant relationship between CTS and CTSEP at all grade levels. These findings show that the development of students' computational thinking skills is directly related to their self-efficacy perceptions of these skills. The other significant finding was that 12th-grade students scored significantly higher than 10th and 11th-grade students in terms of both skill level and self-efficacy perception.
Young learners' attitudes and motivation towards learning English in terms of Dörnyei's theory of motivation
The purpose of this study was to identify the young learners` attitudes and motivation towards learning English via Dornyei`s motivational self-system. This study was carried out in a private school in Gaziemir, İzmir with 45 primary school 2nd grade students. English has been taught as a primary school subject. For qualitative data gathering; Interview schedules and Observation Checklist were developed by the advisor and the researcher of this study. It was adopted from Dörnyei and Csizer (2006) and from a questionnaire by Ryan (2005). The questionnaire was translated by the researcher into Turkish in order to avoid misinterpretations. The results revealed that positive learning environment and activities were significant factors in determining young learnes' attitudes and motivation to learn English. The students' attitudes were mainly positive towards learning English and they had intrinsic motivation to learn English.
The effect of critical viewing and reading approach on the critical writing skills of the translation studies students
In recent years, the role of literature as the main component and material of its original texts has accelerated as a teaching of creative thinking rather than a final goal. The aim of the study is to examine the effect of critical reading and writing on critical writing skills of students of the Department of Translation and Interpreting at the university. In this study, which was a quasi-experimental study, the procedure was applied with independent variables and only the Experimental Group was applied during the study. In this study, the "Ennis - Weir Critical Thinking Essay Test", designed by Ennis and Weir (1985), was used. The scales were applied to 30 undergraduate students of the Department of Translation and Interpreting at a private university in Istanbul within the compulsory course of "English Language, Literature and Culture for Translators". As a result of the study, it was investigated whether the educational teaching method applied is comprehensive enough for a new curriculum. The findings show that the students in the target group benefited positively from this research to develop their critical imaging skills for the evaluation of the Ennis-Weir Critical Thinking Essay Test. A quantitative increase was observed in the results of both the Experimental and the Control groups. However, the difference between the test results of the Experimental group in which the study was performed according to Edutainment methods was 114 points, while this increase was limited to only 7 points in the Control group in which Edutainment was not performed. According to all the data analysis performed (ANOVA, Kruskal- Wallis and T-Test), the result is not significant at p < .01. Accordingly, the results showed the qualitative and quantitative increase and success only in the Experimental Group.
5-6 yaş çocukların matematik becerilerinin geliştirilmesinde Montessori eğitim programının etkisi
Montessori, matematiği çocukların hayatına bir ders olarak sunmayıp, daha çok hayatı basitleştiren bir bilgi, hayatın bir parçası olarak sunmaktadır. Genel olarak ülkemizde matematik öğrenimine, çok zor olduğu, asla öğrenilemeyeceği şeklinde olumsuz bir ön yargı ile yaklaşılmaktadır. Bu yargının nedeni matematik öğrenim tarzının, genel olarak soyut uygulamalarla öğretilmeye çalışılmasından kaynaklanmaktadır. Montessori matematik eğitimi, yıllarca oynamaktan büyük bir haz duyduğu somut bazı materyalleri kullanarak verilmektedir. Araştırmanın amacı 5-6 yaş çocuklara Montessori matematik dersinin öğretilmesinde Montessori eğitim programının etkisini değerlendirmektir. Bu anlamda araştırmacı tarafından oluşturulan mülakat formu ile elde edilen veriler Nvivo programı ile analiz edilmiştir. Bu araştırmanın örneklemini Montessori eğitimi almış (deney) ve almamış (kontrol) 5-6 yaş arası 40 çocuktan oluşan gruplar oluşturmuştur.
An evaluation of 5th grade English language curriculum in terms of teacher opinions
The purpose of this study was to analyze the newly developed 5th grade prepatory class intensive English language curriculum by considering project schools prepatory class secondary school English teachers' opinion. The analysis of the curriculum was held in six aspects; firstly; general characteristics of the curriculum, secondly; the instructional objectives of the curriculum, thirdly; the content of the curriculum, fourthly; the course book and materials utilized while implementing the curriculum, fifthly; the activities and learning styles and finally the evaluation and assessment of the curriculum. The study group of the study consisted of 90 English language teachers working in secondary schools in Istanbul and especially teaching English to the 5th grade prepatory class students. The required data for the study is collected via "The Evaluation Scale of 5th grade English prepatory class intensive English Language Teaching Curriculum in terms of English Language Teachers Views" developed with the aim of determining 5th grade primary school English language teachers opinions on the 5th grade English prepatory class English language teaching program. The gathered data were analyzed with the help of SPSS 22.0 package program. In the analysis of quantitative data, percentage, frequency and one-way analysis of variance (ANOVA) was used. The results showed that even though the 5th grade English language teachers have moderately positive opinions towards the intensive English language curriculum implemented at the 5th grade, lack of necessary technology, materials and equipments, crowded classrooms, traditional classroom seating arrangement and lack of guidance for the teachers about the new curriculum hinder the effective implementation of the 5th grade intensive English language curriculum. Key Words: curriculum, curriculum evaluation, prepatory class, project schools
Ortaokul seçmeli derslerinin öğretmen görüşleri doğrultusunda değerlendirilmesi
Bu tez çalışması ortaokul seçmeli derslerinin öğretmen görüşleri doğrultusunda değerlendirilmesi amacıyla yürütülmüş tarama modelinde olan, betimsel bir çalışmadır. Araştırma amaçları doğrultusunda seçmeli ders uygulamalarına yönelik öğretmen görüşleri incelenmiştir. Araştırma, İstanbul İli Ümraniye İlçesi'ndeki ortaokullarda yapılmıştır. Bu okullar içinden seçkisiz olarak (random) belirli sayıda okullar alınmış ve örneklem grubu oluşturulmuştur. Araştırma, bu okullardaki seçmeli ders öğretmenleri üzerinde yapılmıştır. Bu çalışmada öğretmen görüşlerini belirlemek için "Ortaokul Seçmeli Derslerinin Öğretmen Görüşleri Doğrultusunda Değerlendirilmesi Araştırması Öğretmen Anketi" kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, seçmeli derslerde sorunlar yaşandığı ve derslerin verimli yürütülmediği bulgusuna ulaşılmıştır. Bu sorunların temel nedenlerinin devlet ve özel okullarda benzer olduğu görülmüş; bunların okulların araç/gereç/mekân eksikliği ve seçmeli ders programının güncel olmaması kaynaklı olduğu belirlenmiştir. Öğretmenlerin mezuniyet branşları dışında seçmeli derslere girdiği, girdikleri seçmeli derslere kendileri karar vermek istediği ve seçmeli derslere yönelik hizmetiçi eğitim faaliyetlerine ihtiyaç duydukları tespit edilmiştir. Seçmeli derslere yönelik öğrencilerin ve velilerin bilgi eksikliği belirlenmiştir. Seçmeli ders tespitinde en çok göz önüne alınan kriterlerin ise öğrencilerin istekleri, velilerin istekleri ve okulun imkânları olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Seçmeli dersler, ortaokul, öğretmen görüşleri, değerlendirme.
Meslek yüksekokulu çocuk gelişimi dersinde puanlama yönergesine (Rubrik) dayalı değerlendirmenin kullanılmasının öğrencinin akademik başarısına etkisi
Bu araştırmada, rubrik ve geleneksel değerlendirme yöntemleri açısından Meslek Yüksekokulu öğrencilerinin Çocuk Gelişimi dersi başarıları karşılaştırılmıştır. Yapılan araştırma ile öğretim süreçlerinde rubrik kullanılan öğrencilerin, kullanılmayan öğrencilere göre akademik başarılarında anlamlı bir farkın oluşup oluşmadığının belirlenmesi ve o derse karşı öğrencilerin olumlu bir görüş geliştirip geliştirmediklerinin gözlemlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın evreni 2017-2018 eğitim-öğretim yılında İstanbul Anadolu Yakasındaki bir Meslek Yüksekokulunun Çocuk Gelişimi Ön Lisans Programının 1. Sınıf gündüz ve ikinci öğretim öğrencilerinden oluşmaktadır. Verilerin çözümlenmesinde SPSS paket programı kullanılmıştır. Deney ve kontrol gruplarının çocuk gelişimi başarı testinden aldıkları ön test ve son test puanları arasında anlamlı bir farkın olup olmadığını anlamak için bağımsız gruplar t-testi yapılmıştır. Kontrol grubunun başarı ön test ve son test puanları arasında anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla bağımlı gruplar t-testi yapılmıştır. Deney grubunun başarı ön test ve son test puanları arasında anlamlı bir farkın olup olmadığını belirlemek amacıyla bağımlı gruplar t-testi yapılmıştır. Deney ve kontrol gruplarının performans görevlerinden aldıkları puanlar arasında anlamlı bir farkın olup olmadığını belirlemek amacıyla bağımsız grup t-testi yapılmıştır. Araştırmanın sonucuna göre, deney ve kontrol gruplarının çocuk gelişimi başarı testinden aldıkları ön test puanları arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Deney ve kontrol gruplarının çocuk gelişimi başarı testinden aldıkları son test puanları arasında deney grubu lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. Kontrol grubunun başarı ön test ve son test puanları arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Deney grubunun başarı ön test ve son test puanları arasında son test lehine anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Deney ve kontrol gruplarının performans görevlerinden aldıkları puanlar arasında deney grubu lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. Deney grubu öğrencilerinin kontrol grubu öğrencilerine kıyasla çocuk gelişimi dersine karşı daha fazla olumlu görüş geliştirdikleri anlaşılmıştır.
Non-Turkish speaking students' opinions about learning Turkish
This descriptive study aims to identify the opinions of non-Turkish speaking graduate and undergraduate students about Turkish as a Foreign Language (TFL) course and their language skills. The participants and targets of this study are non-native Turkish speaking graduate and undergraduate students who are studying Turkish as a foreign language. There were three main reasons which have propelled the carrying out of this particular research study. The first of these reasons the fact that the researcher holds a professional position as an instructor of the TFL course. The second reason is that there are no general curricula for TFL at the institution where this study is carried out. The third reason is that since TFL only emerged especially during the late 20th century the studies that have been undertaken in the past in relation to this area have been few as well as limited in their scope and depth. The study group of the study consisted of 52 Non-Native Students studying at a foundation university. The data for the study were collected via "The evaluation scale of Turkish Language in terms of Non-Native Students Opinions" developed by the researcher and the advisor. Descriptive analysis was made use to analyse the data gathered. The results showed that alphabet and writing skills were the areas where the TFL undergraduates encountered the most difficulty. Key words: TSL, non-Turkish speaking, learning Turkish, skills
Öğretmenlerin işe yabancılaşma algıları, taşra-kent karşılaştırması
Öğretmenlerin İşe Yabancılaşma Algıları, Taşra-Kent Karşılaştırması" isimli yapılan çalışmada öğretmenlerin mesleklerine karşı yaşamış olduğu yabancılaşmaya Taşra-Kent ekseni üzerinden bakılmıştır. Araştırmanın verileri, Elma (2003)'nın geliştirdiği "Öğretmenlerinin İşe Yabancılaşması Ölçeği" aracılığıyla elde edilmiştir. Bu veriler SPSS programı ile analiz edilmiştir. Çalışmanın temel araştırma sorusu, kentte ve taşrada görev yapan öğretmenlerin işe yabancılaşma ölçeği ve alt boyutları bakımından aralarında istatistiksel olarak anlamlı bir farkın bulunup bulunmadığıdır. Anket yöntemi ile öğretmenlerden direk temas sağlanarak görüş ve düşünceleri elde edilmeye çalışılmıştır. Yapılmış olan anketlerden çıkan sonuçlara göre kentte görev yapan öğretmenlerin okuldaki görev süresi arttıkça anlamsızlık düzeylerinin arttığı fakat taşrada görev yapan öğretmenler için okuldaki görev süresi ile anlamsızlık düzeyi arasında anlamlı bir ilişki bulunmadığı ifade edilebilir. İşe yabancılaşma düzeyi ve meslekteki görev süresi arasındaki ilişki kentte görev yapan öğretmenler için anlamlı bulunmuşken taşrada görev yapan öğretmenler için anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Kentte görev yapan öğretmenlerin meslekteki görev süresi arttıkça işe yabacılaşma düzeylerinin arttığı fakat taşrada görev yapan öğretmenler için okuldaki görev süresi ile işe yabancılaşma düzeyi arasında anlamlı bir ilişki bulunmadığı ifade edilebilir. Anahtar Kelimeler: Öğretmenler, Yabancılaşma, Taşra, Kent, İş.
The effects of flipped classroom and gamified flipped classroom on 7th grade EFL students' grammar achievement, learner autonomy, and achievement emotions
The purpose of this study is to investigate the effects of flipped classroom and gamified flipped classroom on 7th grade EFL students' grammar achievement, learner autonomy, and achievement emotions. To achieve this, a mixed-methods approach is employed, combining grammar achievement test, learner autonomy scale, achievement emotions questionnaire, the researcher's diary and students' diaries, and semi-structured interview questions. The data were obtained from 83 7th grade participants, including 30 students in the gamified flipped classroom, 25 students in the flipped classroom, and 28 students in traditional instruction who study at a secondary school in the 2023-2024 academic year. The findings of the study reveal that there is a significant difference between pre-test and post-test scores of all the participants (p < 0.005), but there is no significant difference between the pre-test, the post-test, and retention test scores of the groups (p> 0.005). There is a significant difference between the pre-test and the retention test scores of the students in the gamified flipped classroom in terms of grammar achievement test (p<0.005). There is no significant difference between pre-test and post-test scores and of all the participants in terms of learner autonomy (p> 0.005). The students have different rankings of achievement emotions, but the difference is not significant. Furthermore, the qualitative data of the study reveal that although both experimental group students stated positive aspects of learning outcomes and benefits of the process, the students in the gamified flipped classroom have more overall satisfaction and more positive views about benefits of the instructional model. Keywords: Flipped classroom, Gamified Flipped Classroom, Gamification, Blended Learning, Active Learning, Grammar Achievement, EFL Learners, Learner Autonomy, Achievement Emotions.