Theses supervised by Doç. Dr. Ahmet Yıkmış
16 theses · Bolu Abant İzzet Baysal University
Otizm spektrum bozukluğu gösteren öğrencilere basamak değerinin öğretiminde somut-yarı somut-soyut öğretim stratejisinin etkililiği
Bu araştırmada otizm spektrum bozukluğu gösteren öğrencilere basamak değerinin öğretiminde doğrudan öğretim yöntemi ile sunulan somut-yarı somut-soyut öğretim stratejisinin etkililiği incelenmiştir. Bunun yanı sıra somut-yarı somut-soyut öğretim stratejisinin öğretim tamamlandıktan sonra onuncu ve yirminci günlerde kalıcılığı sağlama, farklı kişi ve uyaranlarda genellemeyi sağlama durumlarına etkisi ve araştırmaya ilişkin sosyal geçerlik durumlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada tek denekli araştırma modellerinden katılımcılar arası yoklama denemeli çoklu yoklama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkeni Araştırmaya katılan öğrencilerin basamak değerine ilişkin işlemleri gerçekleştirme düzeyleri iken; bağımsız değişkeni doğrudan öğretim yöntemi ile sunulan somut-yarı somut-soyut öğretim stratejisidir. Araştırma bulgularının analizi grafiksel analiz yoluyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın katılımcıları Tekirdağ ilinde eğitimine devam etmekte olan otizm spektrum bozukluğu tanısı almış, yaşları 8 ile 11 arasında değişen üç erkek öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada otizm spektrum bozukluğu gösteren öğrencilere basamak değerinin öğretiminde doğrudan öğretim yöntemi ile sunulan somut-yarı somut-soyut öğretim stratejisinin etkili olduğu, öğrencilerin kazandıkları beceriyi öğretim tamamlandıktan sonraki onuncu ve yirminci günlerde sürdürdükleri, kazandıkları beceriyi farklı kişi ve uyaranlarda genelleyerek gerçekleştirebildikleri ve öğretmenlerin araştırmaya ilişkin görüşlerinin olumlu olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Zihinsel yetersizliği olan bireylere oyun yoluyla sunulan nokta belirleme tekniğinin toplama işlemi öğretimindeki etkililiği
İşlevsel akademik beceriler içerisinde yer alan temel matematik becerilerinden biri olan toplama, günlük yaşam içerisinde karşılaşılan birçok sorunun çözümünde etkin bir şekilde kullanılması gereken bir beceridir. Araştırmamızın temel amacı, oyun yoluyla sunulan nokta belirleme tekniğinin zihinsel yetersizliği olan bireylere toplama işlemi öğretiminde etkili olup olmadığını belirlemektir. Araştırmada kişiler, ortamlar arası genelleme, öğretim sona erdikten yedi gün ve yirmi bir gün sonraki kalıcılık etkisine ve sosyal geçerliğine bakılmıştır. Araştırmada zihinsel yetersizliği olan üç öğrenci yer almıştır. Tek denekli araştırma desenlerinden denekler arası yoklama evreli çoklu yoklama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkeni, zihinsel yetersizliği olan öğrencilerin toplama işlemini öğrenmeleridir. Araştırmanın bağımsız değişkeni oyun yolu ile sunulan nokta belirleme tekniğidir. Uygulama süreci araştırmacı tarafından; yoklama, öğretim, izleme ve genelleme oturumları olarak düzenlenmiştir. Tüm oturumlar birebir öğretim düzenlemesi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda görülmektedir ki oyun yoluyla sunulan nokta belirleme tekniği toplama işlemlerinin öğretiminde etkilidir. Bunun yanı sıra becerinin çalışılması sürecinde öğrencilerin aktif katılımları sağlanmakta öğrencilerin dikkati beceri üzerine toplanabilmektedir. Becerinin farklı kişilere ve ortamlara genellenebildiği gözlemlenmiş olup öğrencilerin beceriyi boş vakitlerinde de bağımsız olarak gerçekleştirmekten hoşlandıkları görülmüştür.
Sosyal bilgiler öğretmenlerinin kaynaştırma uygulamalarına ilişkin görüşlerinin belirlenmesi
Bu araştırmanın amacı, sosyal bilgiler öğretmenlerinin kaynaştırma uygulamalarına ilişkin görüşlerini belirlemektir. Araştırma, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Bolu il merkezinde bulunan ortaokullarda görev yapan ve kaynaştırma öğrencisi olan 2'si pilot çalışmada olmak üzere 20 sosyal bilgiler öğretmeni ile gerçekleştirilmiştir. Öğretmenlerin mesleki deneyimleri 5 ile 20 yıl arasında değişmektedir. Araştırma nitel araştırma tasarımına göre tasarlanmış olup durum çalışmasına göre düzenlenmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşmelerle elde edilen veriler betimsel analiz tekniğine göre çözümlenmiştir. Araştırmanın bulgularına göre; öğretmenlerin çoğu eğitime başlamadan önce gerek fiziksel gerek öğretimsel olarak çeşitli hazırlıklar yaptıklarını belirtmişlerdir. Ayrıca öğretmenlerin, kaynaştırma öğrencilerinin performansını belirlemeye yönelik olarak; rehber öğretmenden destek alma, raporuna bakma, kaba değerlendirme yapma, test yapma, soru sorma, performansa bakma, davranış ve kurallara odaklanma şeklinde faaliyetler yaptıkları tespit edilmiştir. Öğretmenlerin ilköğretim programında belirtilen amaçların, kaynaştırma öğrencisinin gereksinimlerine uygun olması için konularda sadeleştirme, kazanımlarda uyarlama ve öğrenciye yönelik plan hazırlama gibi hazırlıklar yaptığı görülmektedir. Ayrıca özel gereksinimli öğrenciler için öğretim yöntemlerinde ve etkinliklerde uyarlamalar yaptıkları belirlenmiştir. Öğrenimi kolaylaştırıcı ve destekleyici etkinliklere yönelik olarak, öğretmenlerin büyük bir çoğunluğunun teknolojiden yararlandığı, seviyeye göre etkinlik hazırladığı, pekiştireç kullandığı, aile ve rehber öğretmenle görüşmeler yaptığı belirlenmiştir. Kaynaştırma öğrencilerini öğretmenlerin, ders içi performanslarına ve çoktan seçmeli sınavlara göre değerlendirdikleri belirlenmiştir. Öğretmenlerin öğretimin uyarlanmasında rehberlik servisinden, okul idaresinden, rehberlik araştırma merkezinden ve ailelerden destek aldıkları tespit edilmiştir. Öğretmenlerin özel gereksinimli öğrencilerle diğer öğrencilerin etkileşim sağlamasına önem verdikleri ve bunu destekleyecek birtakım çalışmalar yaptıkları belirlenmiştir. Öğretmenlerin özel gereksinimli öğrenciler için hemen hemen bütün branş öğretmenleriyle iletişim kurduğu tespit edilmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Kaynaştırma, Sosyal bilgiler, Özel eğitim
Zihin yetersizliği olan öğrencilere ulaşım türlerine göre taşıtların öğretiminde kavram haritalarının kullanımının etkililiği
Bu araştırmada zihin yetersizliği olan üç çocuğa taşıtların öğretiminde doğrudan öğretim yöntemine göre sunulan kavram haritalarının etkililiği incelenmiştir. Araştırmada tek denekli araştırma yöntemlerinden yoklama evreli denekler arası çoklu yoklama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın deneklerini 7 ile 10 yaşları arasında zihin yetersizliğine sahip olan 3 öğrenci oluşturmuştur. Bu araştırmanın bağımlı değişkeni, hedef öğrencilerin taşıtlar konusunu öğrenme düzeyleridir. Bağımsız değişken ise, doğrudan öğretim yöntemiyle sunulan kavram haritası tekniğidir. Araştırma verileri, grafiksel analiz yoluyla analiz edilmiştir. Araştırma bulguları, zihin yetersizliğine sahip çocuklara, taşıtların öğretiminde doğrudan öğretim yöntemiyle sunulan kavram haritaları tekniğinin kullanımının etkili olduğunu, öğretim sona erdikten yedi, on dört ve yirmi bir gün sonra da kalıcılığını koruyabildiğini, farklı ortam ve farklı kişilere genelleyebildiklerini göstermiştir. Ayrıca öğretmenlerin kavram haritaları hakkındaki görüşlerinin olumlu olduğu bulunmuştur. Sonuç olarak; doğrudan öğretim yöntemiyle sunulan kavram haritaları tekniğinin, zihin yetersizliği olan çocukların taşıtları öğrenmesinde etkili olduğu görülmüştür.
Otizm spektrum bozukluğu olan öğrencilere problem çözme becerisinin öğretiminde şemaya dayalı öğretim stratejisinin etkililiği
Bu araştırmada OSB'li bireylere problem çözme becerisinin öğretiminde şemaya dayalı öğretim stratejisinin etkililiği, şemaya dayalı öğretim stratejisi ile öğretimin farklı ortam ve kişilere genelleme etkisi, öğretim bittikten on, yirmi ve otuz gün sonra kalıcılığa etkisi ve şemaya dayalı öğretim stratejisi ile ilgili öğretmenlerin görüşlerinin belirlenmesine yönelik sosyal geçerliğin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma tek denekli araştırma desenlerinden yoklama evreli denekler arası çoklu yoklama modeli ile desenlenmiştir. Gruplama türündeki problemlerin kullanıldığı bu çalışmada gruplama şeması kullanılmıştır. Araştırmaya yaşları 14-16 arasında değişen biri pilot olmak üzere dört erkek öğrenci katılmıştır. Araştırma süreci başlama düzeyi, öğretim, izleme ve genelleme oturumlarından oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama formlarına kaydedilen başlama düzeyi, öğretim ve izleme verileri grafiksel analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Öntest-sontest şeklinde toplanan genelleme verileri görsel olarak gösterilmiştir. Ayrıca, araştırmanın sosyal geçerliğini belirlemek amacıyla öğrencilerin öğretmenlerinden sosyal geçerlik verisi toplanmıştır. Araştırma bulguları incelendiğinde OSB'li bireylere toplama ve çıkarma problemleri çözme becerisinin öğretiminde şemaya dayalı öğretim stratejisinin etkili olduğu ve her üç katılımcının problem çözme performanslarında anlamlı bir artışın sağlandığı görülmüştür. Edinilen bu becerinin 10, 20 ve 30 gün sonra da korunduğu, bu bireylerin problem çözme becerilerinin başka ortam ve kişilere de genelleme yapabildikleri ve sosyal geçerliğe ilişkin öğretmenlerin görüşlerinin olumlu olduğu görülmüştür. ANAHTAR KELİMELER: Otizm Spektrum Bozukluğu, Problem Çözme, Şemaya Dayalı Öğretim Stratejisi, Çoklu Yoklama Modeli
Özel öğrenme güçlüğü olan öğrencilere kesirlerin öğretiminde somut-yarı somut-soyut öğretim stratejisinin etkililiği
Bu araştırmanın amacı özel öğrenme güçlüğü olan öğrencilere kesirlerin öğretiminde doğrudan öğretim yöntemi ile sunulan somut-yarı somut-soyut öğretim stratejisinin etkililiğini incelemektir. Ayrıca öğrenilen bu becerinin, farklı ortam ve araç-gereçlere genelleme etkisi, öğretim tamamlandıktan bir ve üç hafta sonraki izleme etkisi ve somut-yarı somut-soyut öğretim stratejisi hakkında annelerin görüşlerini belirlemeye yönelik sosyal geçerliliği incelenmiştir. Araştırmada tek denekli araştırma modellerinden yoklama evreli davranışlar arası çoklu yoklama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkeni, araştırmaya katılan öğrencilerin kesirlerde bütün, yarım ve çeyreği gösterme düzeyleri iken; bağımsız değişkeni ise doğrudan öğretim yöntemi ile uygulanan somut-yarı somut-soyut öğretim stratejisidir. Araştırma, İzmir ilinde yaşayan, özel öğrenme güçlüğü tanısı almış, ilkokula devam eden üç erkek öğrenci ile yürütülmüştür. Araştırmanın sonucunda; özel öğrenme güçlüğü olan öğrencilere kesirlerde bütün, yarım ve çeyreğin öğretiminde, somut-yarı somut-soyut öğretim stratejisinin etkili olduğu, öğrencilerin öğrendiği bu kavramların kalıcılığının öğretim bittikten bir ve üç hafta sonra da korunabildiği, öğrencilerin tamamının bu beceriyi farklı ortam ve araç-gereçlere genelleyebildikleri ve annelerin somut-yarı somut-soyut öğretim stratejisi hakkındaki görüşlerinin olumlu olduğu görülmüştür.
Bütünleştirmenin uygulanabilirliği ile ilgili sınıf öğretmenlerinin ve özel eğitim öğretmenlerinin görüşlerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, sınıf ve özel eğitim öğretmenlerinin bütünleştirmenin uygulanabilirliği ile ilgili görüşlerini belirlemektir. Bu doğrultuda Kırıkkale İlindeki 20 farklı resmi okul ve eğitim kurumunda görev yapan 13 sınıf ve 13 özel eğitim öğretmeni ile görüşülmüştür. Görüşmeler 9-29 dakika arasında değişen sürelerde gerçekleşmiş ve ortalama görüşme süresi 16 dakika olarak kayıt edilmiştir. Araştırma nitel araştırma tasarımına göre tasarlanmış ve durum çalışması olarak desenlenmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşmeler ile elde edilen veriler betimsel analiz tekniği ile çözümlenmiştir. Araştırma bulguları sınıf ve özel eğitim öğretmenleri olarak 2 grupta incelenmiştir. Araştırma verileri sayısal olarak frekans kullanılarak nicel olarak da sunulmuş ayrıca kesit sunma yöntemiyle de desteklenmiştir. Araştırma bulgularına göre sınıf ve özel eğitim öğretmenleri; özellikle paydaşların bilgi ve ilgilerindeki yetersizlikler, fiziki şartlardaki eksiklikler nedeniyle mevcut koşullarda Türkiye'de bütünleştirmenin uygulanamadığını, paydaşların konu hakkında eğitim almaları, okulların fiziki şartlarındaki eksikliklerin giderilmesi, bütünleştirme konusunda daha net adımlar atılması halinde zaman içerisinde uygulanabileceğini belirtmişlerdir. Türkiye'de bütünleştirme uygulamalarına yönelik yasal düzenlemelerin yeterli olmadığı, mevcut yasal düzenlemelerin tam anlamıyla uygulanmadığı ve bunlarla birlikte katılımcıların önemli bir bölümünün ise bütünleştirme uygulamalarına yönelik yasal düzenlemeler hakkında yeterli bilgiye sahip olmadıkları, okulların fiziksel ve eğitsel uyarlamalar açısından oldukça yetersiz olduğu, destek eğitim hizmetlerinin ayrışmaya ve etiketlenmeye neden olduğu, bütünleştirme felsefesini yansıtmadığı, öğretmenlerin ve diğer paydaşların bütünleştirme uygulamalarına yönelik bilgilerinin yetersiz olduğu ve uygulanabilmesi durumunda bütünleştirme uygulamalarının bireylerin akademik ve sosyal açıdan gelişimlerini olumlu etkileyebileceği araştırmanın bulguları arasındadır. Son olarak bütünleştirmenin başarıya ulaşabilmesi için paydaşların bütünleştirme konusunda bilgilendirilmeleri ve ihtiyaç duydukları danışmanlık, eğitim, personel, araç-gereç vb. desteklerin sağlanması, fiziki düzenlemeler için bütçeden kaynak aktarılması, yasal düzenlemelerin geliştirilmesi ve takibinin yapılması, bunların dışında toplumun farkındalık düzeyinin artması ve paydaşlar arasında işbirliği ortamının oluşması gerektiği sınıf ve özel eğitim öğretmenlerinin önerileri arasındadır. ANAHTAR KELİMELER: Uygulanabilirlik, Bütünleştirme, Öğretmen, Görüş
Özel öğrenme güçlüğü olan öğrencilere sözel problem çözme becerilerinin öğretiminde Uyarlanmış Kavramsal Model Temelli Öğretimin etkililiği
Bu araştırmanın temel amacı, özel öğrenme güçlüğü olan öğrencilere sözel problem çözme becerilerinin öğretiminde Uyarlanmış Kavramsal Model Temelli Öğretim paketinin etkililiğini incelemektir. Mevcut çalışma, tek denekli araştırma yöntemlerinden denekler arası yoklama denemeli çoklu yoklama modeline göre desenlenmiştir. Araştırmaya, öğrenme güçlüğü tanısı olan, dördüncü ve beşinci sınıfa devam eden 10-11 yaşlarında üç öğrenci katılmıştır. Araştırmanın sonuçları, Uyarlanmış Kavramsal Model Temelli Öğretim paketinin öğrenme güçlüğü olan öğrencilerin bir aşamalı toplama ya da çıkarma işlemi gerektiren karşılaştırma türündeki sözel problemlere yönelik performanslarını artırmada etkili olduğunu ve öğrencilerin performanslarını uygulamanın tamamlanmasından iki, dört ve altı hafta sonra sürdürdüklerini göstermiştir. Ayrıca, öğrencilerin bir aşamalı toplama ya da çıkarma işlemi gerektiren karşılaştırma türündeki sözel problemlerdeki performanslarını ve kullandıkları stratejileri gerçek sınıf ortamına genelleyebildikleri belirlenmiştir. Bununla birlikte öğrencilerin öğrendikleri stratejiyi, bir aşamalı toplama ya da çıkarma işlemi gerektiren parça-bütün, ayırma ve birleştirme türündeki sözel problemlere genelleyebildikleri bulgulanmıştır. Bunlara ek olarak, sesli düşünme protokolleri ile elde edilen veriler, her bir öğrencinin, öğretim öncesi kullandığı bilişsel ve üstbilişsel stratejilerin, öğretim sonrasında tüm problem tipleri için önemli ölçüde arttığını ve çeşitlendiğini göstermiştir. Çalışmadan elde edilen sosyal geçerlik verileri ise öğrencilerin, öğretmenlerin ve ebeveynlerin çalışma hakkında olumlu görüşler sunduklarını göstermiştir. Çalışmanın bulguları ilgili alanyazın ışığında tartışılmış, gelecekteki araştırmalar ve uygulamalar için öneriler paylaşılmıştır.
Özel öğrenme güçlüğü olan öğrencilere matematik problemleri çözme becerisinin öğretiminde şemaya dayalı stratejinin animasyonla sunumunun etkililiği
Bu araştırmanın amacı; özel öğrenme güçlüğü olan öğrencilere animasyonla sunulan şemaya dayalı stratejinin tek aşamalı toplama ve çıkarma işlemi içeren matematik problemlerini çözmede etkisini belirlemektir. Araştırmada tek denekli araştırma yöntemlerinden "Denekler Arası Yoklama Denemeli Çoklu Yoklama Modeli " kullanılmıştır. Araştırmaya, öğrenme güçlüğü olan yaşları 9 ile 10 yaşları arasında değişen 3 öğrenci katılmıştır. Deney süreci; başlama düzeyinin belirlenmesi, Şemaya Dayalı Animasyon Öğretimi, öğretim sonu değerlendirme, izleme ve genelleme aşamalarından oluşmaktadır. Şemaya Dayalı Stratejinin Animasyonla Öğretimi, problem öğelerinin (başlangıç, değişim ve sonuç miktarı) ayırt edilmesini sağlama, problemdeki bilinmeyen miktarın belirlenmesini sağlama, problemde artma veya azalmanın belirlenme, problemi çözmek için gerekli işlemi belirlenme aşamalarından oluşmaktadır. Araştırmada; deneklerin tek aşamalı toplama ve çıkarma işlemi içeren matematik problemlerini çözme kazanımları 5, 10 ve 15 gün sonra değerlendirilmiş, problemleri çözme performanslarını farklı kişilerle genellemelerinde şemaya dayalı stratejinin etkisi incelenmiştir. Ayrıca öğrenme güçlüğü olan öğrencilerin, problem çözme sürecinin en çok hangi aşamasında güçlük çektiğinin ve animasyonla sunulan şemaya dayalı problem çözme stratejisine yönelik öğretmen ve öğrenci görüşlerinin belirlenmesi hedeflenmiştir. Araştırma bulguları; öğrenme güçlüğü olan öğrencilerin matematik problemi çözme becerileriyle Animasyonla Sunulan Şemaya Dayalı Stratejisi arasında işlevsel bir ilişki olduğunu göstermektedir. İzleme ve genelleme aşamalarında ise uygulama sona erdikten beş, on ve on beş gün sonra edindikleri problem çözme becerilerini korudukları, farklı kişilere genelleyebildikleri sonuçlarına ulaşılmıştır. Katılımcılar, matematik problemi çözme aşamalarında en çok, verilenler ve istenenleri yazmada hata yapmışlardır. Araştırma sonuçlarıyla, matematik öğretiminde etkili uygulamalar ve ileriki araştırmalar için çıkarımlar tartışılmıştır.
Doğrudan öğretim yönteminin öğrenme güçlüğü olan öğrencilerin okuduğunu anlama becerilerinin geliştirilmesine etkisi
Bu araştırmada, Doğrudan Öğretim Yöntemi ile sunulan okuduğunu anlama öğretiminin öğrenme güçlüğü olan öğrencilerin, öykü şemasına göre düzenlenmiş tek olaylı öyküleri anlamalarına ve okuduğunu anlama becerilerini geliştirmelerine ayrıca bu öğrencilerin okuma doğruluğu performanslarını artırmalarında etkisi araştırılmıştır. Bunula birlikte öğrenme güçlüğü olan öğrencilerin okuduğunu anlama becerilerini ve doğru okuma performanslarını artırmaları durumunda 15, 30 ve 45 gün sonra da bu anlamalarını ve okuma doğruluğu yüzdelerini sürdürmeleri ile ilgili izleme verilerine yer verilmiştir. Araştırmaya öğrenme güçlüğü tanısı konan ve ortaokulun beşinci ve altıncı sınıflarına devam eden dört öğrenci katılmıştır. Araştırmanın sosyal geçerliliğine ait veriler araştırma kapsamına alınan öğrenci velilerinden ve öğrencilerin dersine giren öğretmenlerden öznel değerlendirme tekniği kullanılarak yarı yapılandırılmış görüşmelerle toplanmıştır. Araştırmada tek denekli araştırma yöntemlerinden biri olan çoklu başlama düzeyi modelinin bir şekli olan "denekler arası çoklu yoklama modeli" kullanılmıştır. Araştırma bulguları, doğrudan öğretim yöntemiyle sunulan okuduğunu anlama öğretiminin, öğrenme güçlüğü olan öğrencilerin öykü şemasına göre düzenlenmiş tek olaylı öyküleri anlamalarında, okuduğunu anlama becerilerini geliştirmelerinde ayrıca bu öğrencilerin okuma doğruluğu yüzdelerini artırmalarında etkili olduğunu, ayrıca 15, 30 ve 45 gün sonra düzenlenen izleme oturumlarında da okuduğunu anlama becerilerini ve doğru okuma yüzdelerini koruduklarını göstermektedir. Araştırma sonunda elde edilen sosyal geçerlilik verilerinde ise öğrenci velilerinin ve öğretmenlerinin çalışma hakkında olumlu görüş belirttikleri, yapılan araştırmanın okuma ve okuduğunu anlama becerilerinde çok faydalı buldukları bulgularına ulaşılmıştır.
Türkiye'de bütünleştirmenin uygulanabilirliği ile ilgili okul idarecilerinin görüşleri (Düzce ili örneği)
Bu araştırmanın amacı, yöneticilerin bütünleştirme uygulamalarına yönelik görüşlerini belirlemektir. Bu amaca yönelik olarak devlete bağlı 20 devlet okulunda görev yapan 20 yönetici ile görüşülmüştür. Çalışmaya katılan yöneticilerin mesleki deneyimleri 6 ile 21 yıl arasında değişiklik göstermektedir. Görüşmeler 13 ile 32 dakika aralığındaki sürelerde gerçekleştirilmiştir. Araştırma nitel tasarıma göre planlanmış ve fenomenoloji desenine uygun düzenlenmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşmeler ile ulaşılan veriler tümevarım tekniğine ile çözümlenmiştir. Araştırma bulguları 17 ana tema ve 148 alt temaya bölünmüştür. Araştırma sonucunda ulaşılan bulgulara göre yöneticilerin büyük bir çoğunluğu bütünleştirmenin günümüz okullarını göz önünde bulundurduğumuzda uygulanamadığını ve okulların uygulanabilecek koşullara da sahip olmadıklarını ifade etmişlerdir. Bütünleştirme uygulamalarına yönelik okullarda birçok çalışmanın yapıldığı ancak bu çalışmaların bir sisteme ve plana dayanmadıkları katılımcılar tarafından belirtilmiştir. Bütünleştirme uygulamasının başarılı şekilde okullarımızda uygulanabilmesini engelleyen öğrenci sayılarının fazla olması, akademik başarıyı merkeze alan okullarımızın sayısının fazla olması ve öğretmenlerin bu alanda yeterli bilgi ve donanıma sahip olmamaları gibi sorunların olduğu katılımcılar tarafından ifade edilmiştir. Yöneticileri ile gerçekleştirilen görüşmelerde bütünleştirme uygulamalarının başarılı şekilde uygulanabilmesi halinde normal gelişim gösteren öğrencilerin empati kurabilme, farklılıklara saygı duyabilme, toplumsal uyumlarının kolaylaşması durumlarında gelişim gösterecekleri ulaşılan bulgulardır. Bütünleştirme uygulaması sayesinde özel gereksinimli öğrencilerin iletişim becerilerinin gelişmesi, model alarak öğrenmelerinin hızlanması, sosyal uyumlarının kolaylaşması ve davranış problemlerinin azalması katılımcılar tarafından ifade edilmiştir. Araştırmada bütünleştirme uygulamalarının başarılı olabilmesi için okulların fiziksel alanlarının genişletilmesi, okul sosyal alanlarının niceliksel ve niteliksel olarak artırılması gerektiği, okul ve sınıflarda her sene uzmanlar tarafından gerekli denetimlerin yapılarak öğrenci sağlığı ve güvenliği için uyguna hale getirilmesi gerektiği sonuçlarına ulaşılmıştır. Okulların fiziksel, donanımsal anlamdaki eksikliklerinin giderilmesinin başarılı bir bütünleştirme süreci için tek başına yeterli olmayacağı yöneticiler tarafından belirtilmiştir. Bütünleştirme uygulamalarının başarılı olabilmesi için öğretmenlerin, yöneticilerin ve velilerin özel gereksinimli öğrencilerin de eğitim haklarının olduğunun ve genel eğitim okullarında eğitim görmelerinin özel gereksinimli öğrenciler için çok faydalı olduğunu göz önünde bulundurularak uygulamalar yapmaları gerekmektedir. Öğretmen ve yöneticilerin normal gelişim gösteren öğrenciler ve özel gereksinimli öğrencilerin bu uygulamadan maksimum fayda sağlayabilmeleri için iyi lider olmaları gerekliliği araştırma sonucunda ulaşılan bulgulardır.
Otızm spektrum bozukluğu olan çocuklara sayma becerisi öğretiminde kullanılan sanal-yarı somut-soyut öğretim stratejisinin (VRA) etkililiği
Bu araştırmanın amacı otizm spektrum bozukluğundan etkilenmiş olan öğrencilere atlayarak sayma becerisinin öğretiminde sanal- yarı somut ve soyut öğretim stratejisinin etkililiğini incelemektir. Araştırmada VRA stratejisinin etkililiğinin yanı sıra yapılan öğretimlerin farklı ortam ve farklı kişilere genellenebilirlik düzeyi, yapılan öğretimin 1, 2 ve 3 hafta sonra da izlenebilirliğinin ve yapılan bu çalışmaya yönelik öğretmen görüş ve tutumlarının belirlenmesine yönelik çalışmalar yapılmıştır. Araştırmada tek denekli araştırma yöntemlerinden yoklama evreli denekler arası çoklu yoklama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkenleri araştırmaya katılan öğrencilerin atlayarak sayma becerisini gerçekleştirme düzeyleri, bağımsız değişkeni ise sanal-yarı somut-soyut öğretim stratejisi ile yapılan öğretimlerdir. Araştırmada üç aşamadan oluşan bu stratejinin birinci aşamasında kullanmak üzere web temelli bir sanal matematik manipülatifi, ikinci aşamada ise sanal manipülatifin resimli kartı kullanılmıştır. Son aşamada ise herhangi bir materyal kullanımadan sözel olarak çalışma tamamlanmıştır. Bu aşamalar takip edilerek yaşları 8-9 arasında değişen üç öğrenciye doğrudan öğretim yöntemi ile öğretim sunulmuştur. Uygulama sürecinde toplanan veriler görsel analiz ile analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda otizm spektrum bozukluğundan etkilenmiş olan öğrencilere atlayarak sayma becerilerinin kazandırılmasında sanal-yarı somut-soyut öğretim stratejisinin etkili olduğu görülmüştür. Öğrencilerin edindikleri atlayarak sayma becerisini öğretim bittikten 1, 2 ve 3 hafta sonra da sergileyebildikleri, farklı ortam ve kişilere genelleyebildikleri ve öğretmenlerin sanal-yarı somut-soyut öğretim stratejisi hakkında belirttikleri görüşlerinin olumlu olduğu görülmüştür. ANAHTAR KELİMELER: Otizm Spektrum Bozukluğu, Sanal Yarı Somut – Soyut Öğretim Stratejisi, Atlayarak Sayma, Doğrudan Öğretim Yöntemi
Zihin yetersizliği olan öğrencilere çarpma ve bölme işlemlerinin öğretiminde nokta belirleme tekniğinin farklı sunumlarının karşılaştırılması
Bu araştırmanın amacı; zihin yetersizliği olan öğrencilere çarpma ve bölme işlemlerinin öğretiminde doğrudan öğretim yöntemi ile sunulan Nokta Belirleme Tekniğinin tablet bilgisayar ve kağıt-kalem etkinliği kullanılarak yapılan öğretimlerinin etkililik ve verimlilik açısından farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemektir. Araştırmaya zihinsel yetersizlik tanısı almış, 14-15 yaşları arasında yer alan beş öğrenci katılmıştır. Araştırmanın bağımsız değişkenleri Nokta Belirleme Tekniğine göre hazırlanan tablet program uygulaması ve Nokta Belirleme Tekniğine göre hazırlanan kağıt-kalem etkinliğidir. Bağımlı değişkenleri ise her iki öğretim uygulamasıyla zihin yetersizliğine sahip olan öğrencilere öğretilmesi planlanan çarpma ve bölme işlemlerine ilişkin doğru tepki yüzdeleri olarak belirlenmiştir. Araştırmada tek denekli araştırma modellerinden uyarlamalı dönüşümlü uygulamalar modeli kullanılmıştır. Çalışmanın etkililik verileri grafiksel analiz yoluyla analiz edilmiş ve görsel olarak sunulmuştur. Araştırma kapsamında elde edilen bulgulara göre, araştırmaya katılan tüm katılımcılara temel çarpma ve temel bölme işlemlerinin öğretiminde Nokta Belirleme Tekniğinin her iki sunu şekli ile sunulan öğretimlerinin etkili olduğu, sadece bir öğrencide bölme işlemi öğretiminde tablet bilgisayar uygulamasının daha etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca Nokta Belirleme Tekniği ile kazanılan becerilerin farklı ortam ve farklı araçlarla genellenebildiği ve kazanılan becerinin sürdürüldüğü görülmüştür. Araştırma kapsamında temel çarpma ve temel bölme işlemlerinin öğretiminde Nokta Belirleme Tekniği kullanılarak sunulan tablet bilgisayar ve kağıt-kalem etkinliklerinin öğretimi verimlilik yönünden karşılaştırıldığında; bir katılımcı hariç tablet bilgisayar ile sunulan Nokta Belirleme Tekniğinin, kağıt-kalem etkinliği ile sunulan Nokta Belirleme Tekniğine göre süre ve yanlış tepki sayısına göre daha verimli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmanın sosyal geçerlik bulgularına bakıldığında Nokta Belirleme Tekniği ile ilgili araştırmaya katılan öğrenci, öğretmen ve ebeveynler araştırma hakkında olumlu görüş bildirmişlerdir.
Zihin yetersizliği olan öğrencilere fen konularının kazandırılmasında doğrudan öğretim yönteminin tabletli ve tabletsiz sunumunun karşılaştırılması
Bu araştırmanın amacı, zihin yetersizliği olan öğrencilere fen konularının kazandırılmasında doğrudan öğretim yönteminin tabletli ve tabletsiz sunumunun etkililik ve verimlilik açısından farklılaşıp farklılaşmadığını, araştırmaya katılan öğrencilerin ve bu öğrencilerle çalışan öğretmenlerin iki farklı uygulamaya ilişkin görüşlerini belirlemektir. Araştırmaya zihin yetersizliği tanısı almış, yaşları 11 ile 12 arasında değişen 4 erkek öğrenci katılmıştır. Araştırmada tek denekli araştırma modellerinden uyarlamalı dönüşümlü uygulamalar modeli kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular, doğrudan öğretim yönteminin tabletli ve tabletsiz sunumunun zihin yetersizliği olan öğrencilere solunum sistemi ve sindirim sistemi konularının öğretiminde etkili olduğunu göstermiştir. Ayrıca katılımcılar edindikleri konuları farklı araç-gereçlere ve kişilere genelleyebilmiş ve öğretim tamamlandıktan 10, 20 ve 35 gün sonra da edindikleri konulara ilişkin performanslarını sürdürmüşlerdir. Araştırmanın verimlilik bulgularına bakıldığında katılımcıların üçünde, hedeflenen konularda ölçüt karşılanıncaya değin gerçekleşen oturum sayısı ve ölçüt karşılanıncaya değin gerçekleştirilen deneme sayısı açısından anlamlı bir fark görülmemiştir. Katılımcılardan birinde ise doğrudan öğretim yönteminin tabletli sunumunun daha verimli olduğu görülmüştür. Hata sayısı açısından katılımcılardan ikisinde doğrudan öğretim yönteminin tabletli sunumunun doğrudan öğretim yönteminin tabletsiz sunumuna göre daha verimli olduğu belirlenmiştir. Diğer iki katılımcıda ise doğrudan öğretim yönteminin tabletsiz sunumunun doğrudan öğretim yönteminin tabletli sunumuna göre daha verimli olduğu belirlenmiştir. Öğretim süreleri açısından ise, doğrudan öğretim yönteminin tabletli sunumunun üç katılımcıda daha az sürede öğretimle gerçekleştirildiği görülmüştür. Araştırmanın sosyal geçerlik bulguları, öğrenci ve öğretmenlerin araştırmaya ilişkin olumlu görüşler ifade ettiklerini göstermiştir. Anahtar kelimeler: Zihin yetersizliği, doğrudan öğretim, tablet bilgisayar uygulaması, fen kavramları
Türkiye'de bütünleştirmenin uygulanabilirliğiyle ilgili özel eğitim öğretmeni yetiştiren akademisyenlerin görüşleri
Bu araştırmanın amacı, özel eğitim öğretmeni yetiştiren akademisyenlerin bütünleştirme uygulamalarına yönelik görüşlerini belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda araştırma özel eğitim alanında görev yapan 18 farklı üniversiteden 28 öğretim üyesi ile görüşülmüştür. Katılımcıların özel eğitim alanındaki mesleki deneyimleri 5 ile 44 yıl arasında değişmektedir. Görüşmeler 14 ile 63 dakika arasında değişen sürelerde gerçekleşmiştir. Araştırma nitel araştırma tasarımına göre tasarlanmış ve durum çalışması desenine göre düzenlenmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşmeler ile elde edilen veriler betimsel analiz tekniğine ile çözümlenmiştir. Araştırma bulguları 14 ana temaya ve 48 alt temaya ayrılmıştır. Ayrıca verilerin sayısal olarak çözümlenmesinde frekans kullanılarak bulgular nicel olarak da sunulmuştur. Araştırmanın bulgularına göre; akademisyenlerin çoğu bütünleştirmenin günümüzde uygulanmadığını ve uygulanmasına ilişkin gerekli altyapının olmadığını belirtmişlerdir. Ayrıca bütünleştirme kavramının tam anlaşılmadığını ve bir kavram kargaşası olduğu, bütünleştirme ve kaynaştırma kavramlarının farkları kavramlar olduğunu belirtmişlerdir. Bütünleştirme uygulamaları sayesinde toplumun sosyal kabulünün artacağı ve bakış açısının değişeceği, ailelerin yaşam kalitesinin artacağı aynı zamanda yüklerinin azalacağı, öğretmenlerin kendini geliştirme ve yenileme imkanı bulacağı, öğrencilerin farklı olanı kabul etme düzeylerinin artacağı ve daha hoşgörülü ve sabırlı olacakları, akran öğretimi ile akademik katkı sağlayacağı araştırmanın bulgularındandır. Bütünleştirme uygulamaları ile ilgili çalışma sayısının az olduğu betimsel çalışmaların bulunduğu ancak uygulamalı çalışmalara ihtiyaç duyulduğu araştırmanın bulgularındandır. Akademisyenler öğretmenlerin bütünleştirme konusunda yeterli eğitimi almadıkları ve buna ilişkin öğretmenlerin ciddi bir hizmet içi eğitimden geçirilmesi gerektiğini, eğitim fakültesindeki bütün bölümlere özel eğitimle alakalı derslerin konulması gerektiğini belirtmişlerdir. Bütünleştirme ile ilgili yasa ve yönetmeliklerin yeterli olduğunu ama uygulanmadığını vurgulamışlardır. Ayrıca destek eğitimde görev alan personelin yetersiz olduğunu da belirtmişlerdir. Başarılı bir bütünleştirme için, fiziksel ve eğitsel düzenlemelerin yapılması, destek eğitim hizmetlerinin sağlanması, öğretmenlerin bütünleştirme bakış açısına göre yetiştirilerek, tutumların değiştirilmesi gerektiği, ulaşılabilir ve erişililebilir sınıfların tasarlanması gerektiği, okulların fiziksel düzeninin bütün çocuklara uygun olması gerektiği, içerik materyal, program ve değerlendirme sürecinde çocuğun yetersizliğine yönelik uyarlama yapmanın zorunlu olduğu, akademisyenlerin uygulamaya dayalı çalışmalar yapması gerektiği, üst düzey karar vericiler ve kurumların koordineli çalışmalar yürütmesi gerektiği, idarecilerin bütünleştirme sürecinde istekli, takip edici ve denetleyici olmalarının gerekli olduğu ve dünyadaki iyi örnekleri inceleyerek örnek almamız gerektiği akademisyenlerin önerileri arasındadır. Anahtar Kelimeler: Bütünleştirme, Kaynaştırma, Özel Eğitim.
Zihinsel yetersizliği olan öğrencilere dört işlem becerilerinin öğretiminde sanal-yarı somut-soyut öğretim stratejisinin etkililiği
Araştırmanın amacı zihinsel yetersizliği olan öğrencilere dört işlem becerilerinin (toplama, çıkarma, çarpma ve bölme) öğretiminde sanal-yarı somut-soyut öğretim stratejisinin etkililiğini incelemektir. Bu amacın yanı sıra araştırmada sanal-yarı somut-soyut öğretim stratejisi ile yapılan öğretimlerin farklı ortam ve kişilere genelleme etkisi, öğretim sona erdikten 1, 2 ve 3 hafta sonra izleme etkisi ve bu strateji hakkında öğretmenlerin görüşlerini belirlemeye yönelik sosyal geçerliliği araştırılmıştır. Araştırmada tek denekli araştırma yöntemlerinden yoklama evreli denekler arası çoklu yoklama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkenleri araştırmaya katılan öğrencilerin dört işlem becerilerini gerçekleştirme düzeyleri, bağımsız değişkeni ise sanal-yarı somut-soyut öğretim stratejisi ile yapılan öğretimdir. Araştırmada bu stratejinin birinci aşamasında kullanmak üzere web temelli bir sanal manipülatif geliştirilmiştir. İkinci aşamada resimli kartlar ve son aşamada ise çalışma kâğıtları kullanılmıştır. Bu aşamalara göre uygulama süreci Bolu' da yaşayan, zihinsel yetersizlik tanısı almış, yaşları 7-12 arasında değişen yedi öğrenciyle gerçekleştirilmiştir. Uygulama sürecinde toplanan veriler görsel analiz ve etki büyüklüğü hesaplamaları ile analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda zihinsel yetersizliği olan öğrencilere dört işlem becerilerinin kazandırılmasında sanal-yarı somut-soyut öğretim stratejisinin etkili olduğu görülmüş ve bu bulgular etki büyüklüğü hesaplamaları ile desteklenmiştir. Ayrıca öğrencilerin kazandıkları bu becerileri öğretim bittikten 1, 2 ve 3 hafta sonra da koruyabildikleri, farklı ortam ve kişilere genelleyebildikleri ve öğretmenlerin sanal-yarı somut-soyut öğretim stratejisi hakkındaki görüşlerinin olumlu olduğu sonucuna varılmıştır.