Theses supervised by Doç. Dr. Emrah Özsoy
14 theses · Sakarya University
Çalışanların iş yaşam dengesinin mental sağlıkları üzerindeki etkisinin incelenmesi
İş, birçok birey için hayatın merkezi haline gelmiştir. Bireyler, daha fazla gelir elde etmek, kariyer basamaklarında hızlı yükselmek ve potansiyellerini kullanabilmek için giderek daha fazla enerjiyi çalışma yaşamına yönlendirmektedir. Ancak işin artan önemi, çalışanların iş ve özel yaşamları arasında denge kurmakta zorlanmalarına neden olabilmekte ve bu durum iş yaşam dengesinin bozulmasına, dolayısıyla çalışanların olumsuz etkilenmesine yol açmaktadır. Bu çalışmada, iş yaşam dengesinin çalışanların mental sağlıkları üzerindeki etkisini incelemek amaçlanmıştır. Araştırmaya çeşitli sektörlerden 402 çalışan katılmıştır. İş yaşam dengesi dört boyut kapsamında ele alınmıştır. Bunlar işin yaşama olumsuz etkisi, yaşamın işe olumsuz etkisi, yaşamın işe olumlu etkisi ve işin yaşama olumlu etkisi şeklindedir. Mental sağlık ise tek boyut olarak ölçülmüştür. Elde edilen veriler, tanımlayıcı istatistikler, içsel tutarlılık testi, bağımsız örneklemler t-testi, korelasyon ve regresyon analizleri ile değerlendirilmiştir. Bulgular, işin yaşama ve yaşamın işe olumsuz etkilerinin mental sağlık ile negatif ilişkili olduğunu, buna karşılık yaşamın işe ve işin yaşama olumlu etkilerinin mental sağlık ile pozitif ilişkili olduğunu ortaya koymuştur. Çoklu regresyon analizine göre, işin yaşama olumlu etkisi ve yaşamın işe olumlu etkisi mental sağlığı pozitif yönde etkilerken, işin yaşama olumsuz etkisi mental sağlığı negatif yönde etkilemiştir. Buna karşın, yaşamın işe olumsuz etkisinin mental sağlığı anlamlı şekilde etkilemediği tespit edilmiştir. Bu bulgular, işin yaşama olumsuz etkisinin, yaşamın işe olumsuz etkisine kıyasla çalışanları daha fazla olumsuz etkilediğini göstermektedir. Demografik değişkenler açısından; cinsiyet değişkenine göre, işin yaşama ve yaşamın işe olumsuz etkilerinin erkeklerde kadınlara kıyasla daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, yöneticilerde yaşamın işe olumlu etkisi ve mental sağlık düzeylerinin yönetici olmayanlara göre daha yüksek olduğu saptanmıştır. Diğer demografik değişkenler kapsamında araştırmada kullanılan değişkenler açısından anlamlı farklılıklar bulunmamıştır. Araştırma bulguları, iş yaşam dengesinin çalışanların mental sağlıkları açısından kritik bir öneme sahip olduğunu vurgulamaktadır.
Stratejik esnekliğin örgütsel etkinliğe etkisi: Gazze'deki Filistin devlet hastanelerinde bir araştırma
Eleyan, F. J. Y. (2023). Stratejik esnekliğin örgütsel etkinliğe etkisi: Gazze'deki Filistin devlet hastanelerinde bir araştırma (Yayımlanmamış doktora tezi). Sakarya Üniversitesi. Gazze'deki devlet hastanelerinde stratejik esnekliğin örgütsel etkinlik üzerindeki etkisinin incelenmesi, sağlık sektöründe benimsenen uyarlanabilir stratejilerin genel performans ve etkinliği nasıl artırabileceğini anlamak açısından kritik bir öneme sahiptir. Bu çalışmanın amacı, stratejik esnekliğin örgütsel etkinlik üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Araştırma, Filistin'deki 11 devlet hastanesinden toplam 242 çalışan üzerinde gerçekleştirilmiştir. Stratejik esnekliği değerlendirmek için Li ve Mackinnon (2008) tarafından geliştirilen ölçek, örgütsel etkinliği ölçmek için ise Booker (2007) tarafından geliştirilen ölçek kullanılmıştır. Verilerin analizi SPSS programı aracılığıyla tanımlayıcı istatistiksel yöntemler, korelasyon analizi, regresyon analizi, bağımsız örneklemler için T-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) uygulanarak gerçekleştirilmiştir. Bulgular, stratejik esnekliğin Gazze'deki devlet hastanelerinde örgütsel etkinlik üzerinde anlamlı rol oynadığını göstermektedir. Özellikle bilgi esnekliği ve koordinasyon esnekliğinin örgütsel etkinlik üzerinde istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif bir etkisi olduğu tespit edilmiştir. Stratejik esnekliğin, örgütsel etkinliği %77,2 oranında yordadığı belirlenmiştir. Bilgi ve koordinasyon esnekliğinin, yönetim çerçevesi, insan kaynakları, program teslimi ve paydaş ilişkileri gibi alanlarda güçlü ve anlamlı etkiler yarattığı gözlemlenmiştir. Buna karşılık, kaynak esnekliği ve kapasite esnekliğinin örgütsel etkinlik üzerindeki etkilerinin istatistiksel olarak anlamlı olmadığı saptanmıştır. Bu çalışma, Gazze'nin zorlu ve istikrarsız koşullarında stratejik esnekliğin, örgütlerin genel etkinliğini artırmadaki önemini vurgulamaktadır. Özellikle bilgi akışının hızlı ve etkili bir şekilde sağlanması ile çalışanlar arasındaki koordinasyonun iyileştirilmesinin, stratejik esnekliğin örgütsel performans üzerindeki olumlu etkisini güçlendirdiği ortaya konulmuştur. Çalışmada, bilgi ve koordinasyon esnekliği boyutlarının önceliklendirilmesinin etkili bir performans için kritik olduğu belirtilmiştir. Ayrıca, Gazze'deki devlet hastanelerinin karşılaştığı spesifik zorluklar dikkate alınarak, örgütsel etkinliği artırmak için daha esnek ve uyarlanabilir stratejilerin geliştirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Duygusal emeğin bireysel öncüllerinin incelenmesi
Bu araştırmada, duygusal emeğin bireysel öncülleri karanlık üçlü ve büyük beşli kapsamında ele alınmıştır. Araştırmanın amacı, karanlık kişilik özelliklerinin ve beş faktör kişilik özelliklerinin duygusal emek gösterimine etkisini incelemektir. Araştırma, duygusal emek düzeyinin yoğun sergilendiği hizmet sektöründe çalışan, online anket yoluyla ulaşılan 281 gönüllü katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar, kendilerinin karanlık kişilik özelliklerini, beş faktör kişilik özelliklerini ve duygusal emek düzeylerini öz-bildirim yöntemiyle değerlendirmiştir. Karanlık üçlünün alt boyutları olan narsisizm, Makyavelizm ve psikopati boyutları ile büyük beşlinin alt boyutları olan deneyime açıklık, uyumluluk, dışadönüklük, sorumluluk ve nevrotiklik boyutlarının duygusal emek ve duygusal emeğin alt boyutları olan yüzeysel rol, derin rol ve doğal duygu boyutlarına olan etkilerini ölçmek için çoklu regresyon analizi yapılmıştır. Yüzeysel rol boyutuna, sadece Makyavelizm pozitif yönlü çok güçlü etki etmiştir. Diğer boyutların yüzeysel rol yapma boyutuna etkisi olmamıştır. Derin rol yapma boyutuna, narsisizm ve uyumluluk boyutları pozitif yönde düşük kuvvetli etki yapmıştır. Diğer boyutlar derin rol yapma boyutunu etkilememiştir. Doğal duygu boyutuna, uyumluluk, dışadönüklük ve sorumluluk boyutları pozitif yönde düşük kuvvette etki etmiştir. Diğer boyutların doğal duygu boyutuna etkisi olmamıştır. Bu bulgulara göre; Makyavelizmin, yüzeysel rol davranışının öncüllerinden biri olduğu tespit edilmiştir. Aynı zamanda narsiszmin ve uyumluluğun derinden duyguya etkisi, uyumluluğun, dışadönüklüğün ve sorumluluğun da doğal duyguya etkisi mevcut kuram ve literatür bağlamında tartışılmaya çalışılmıştır.
Proaktif kişilik ve politik davranışlar arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın temel amacı proaktif kişiliğe sahip bireylerin, sahip oldukları bu kişilik özellikleri nedeniyle politik davranış sergileyip sergilemediklerinin tespit edilmesidir. Bu amaç doğrultusunda çalışma dört bölüm olarak tasarlanmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde kavramsal çerçeve kapsamında proaktif kişilik ve politik davranışlar hakkında literatür bilgisi verilmiştir. İkinci bölüm araştırmanın arka planı şeklinde tasarlanmıştır, bu bölümde araştırma problemi, araştırmanın sorusu, araştırma modeli ve araştırmanın hipotezlerine yer verilmiştir. Üçüncü bölümde toplanan verilerin geçerlilik ve güvenilirlik analizleri yapılmış, veriler korelasyon analizi ve çoklu regresyon analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Son bölümde ise sonuçlar ele alınarak yorumlanmıştır. Çalışma için gerekli veriler anket tekniği ile toplanmıştır. Çalışmaya Marmara Bölgesinde faaliyet gösteren özel ve kamu sektöründeki işletmelerde çalışan toplam 246 kişi katılmıştır. Katılımcılar, proaktif kişilik ve politik davranış sergileme düzeylerini öz-bildirim yöntemiyle değerlendirmiştir. Elde edilen bulgulara göre proaktif kişiliğin tavizci ve ikiyüzlü davranmayı negatif yönde etkilediği, göze girmeye çalışmayı, koalisyon kurmayı, karşılıklı çıkar gözetmeyi ve üst yönetime yaranmaya çalışmayı ise etkilemediği sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte proaktif kişiliğin ve politik davranışların demografik faktörlere göre farklılaşıp farklılaşmadığına ilişkin bulgular, proaktif kişiliğin yaşa göre, politik davranışların ise cinsiyete, statüye, pozisyona, sektöre, eğitim düzeyine, yaşa ve çalışma süresine göre farklılılaştığını göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Kişilik, Proaktif Kişilik, Politik Davranış
Hizmet sektöründe duygusal emeğin tükenmişliğe etkisi
Bu çalışmanın amacı, hizmet sektöründe duygusal emeğin tükenmişliğe etkisinin incelenmesidir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde duygusal emek ve tükenmişlik başlıkları altında kuramsal çerçeve sunulmuştur. İkinci bölümde araştırmanın problemi, soruları, modeli ve hipotezlerinin açıklandığı araştırmanın arka planına yer verilmiştir. Araştırmanın üçüncü bölümünde ise analizlere ve bulgulara değinilmiştir. Son olarak elde edilen bulgular çerçevesinde tartışma ve sonuç bölümüne yer verilmiştir. Bu çerçevede çalışmanın amacına yönelik nicel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Çalışma için ihtiyaç duyulan veriler anket yöntemiyle toplanmıştır. Çalışma hizmet sektöründe faaliyet gösteren çeşitli meslek gruplarından, özel sektörde veya kamuda çalışan toplamda 306 katılımcı üzerinden gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında farklılıkların incelenmesine yönelik bağımsız örneklemler t testi, anova, hipotezlerin test edilmesi ve aralarındaki etki düzeylerinin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilen korelasyon ve regresyon analizleri kullanılmıştır. Araştırmada hizmet sektöründe duygusal emek davranışının ve alt boyutlarının (yüzeysel rol, derinlemesine rol, doğal duygu) tükenmişlik düzeylerindeki etkisi ve değişkenlerin birbirleri ile olan ilişkisi incelenmiştir. Araştırma bulgularına göre duygusal emeğin toplam skoru ile tükenmişliğin toplam skoru arasında anlamlı bir ilişki tespit edilememişken duygusal emeğin alt boyutları ile tükenmişlik arasında da anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Yüzeysel rol davranışının tükenmişlik ile arasında pozitif yönde güçlü bir ilişki bulunurken derinlemesine rol davranışının tükenmişlik ile arasında orta düzeyde, negatif yönlü ilişki tespit edilmiştir. Doğal duygu davranışının tükenmişlik ile arasında yüksek düzeyde, negatif yönlü ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca yüzeysel rol davranışının tükenmişlik üzerinde orta düzeyde, pozitif yönde etkisi olduğu görülürken, derinden rol davranışının tükenmişlik ile düşük düzeyde, negatif yönde etkisi olduğu tespit edilmiştir. Doğal duygu davranışının ise tükenmişlik üzerinde yüksek düzeyde, negatif yönde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bulgular tartışma bölümünde detaylı şekilde ele alınmıştır.
Bireysel farklılıkların çatışma yönetim tarzları ile ilişkisi
Bu araştırmada çalışanların bireysel farklılıkları ile çatışma yönetim tarzları arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda araştırmada karanlık kişilik özelliklerinin (narsisizm, Makyavelizm ve psikopati) ve beş faktör kişilik özelliklerinin (deneyime açıklık, sorumluluk, dışadönüklük, uyumluluk ve nevrotiklik) çatışma yönetim tarzları üzerindeki etkileri incelenmiştir. Bunun yanında, çalışanların çatışma yönetim tarzlarının demografik özelliklerine göre anlamlı farklılık gösterip göstermediği de incelenmiştir. Araştırma, Muğla ilindeki kamu kurumu ve özel sektör çalışanları arasından kolayda örneklem yöntemi ile seçilen 286 katılımcı ile yürütülmüştür. Katılımcılardan anket yöntemiyle veri toplanmıştır. Araştırma verilerinin toplanması için Kişisel Bilgi Formu, Rahim Örgütsel Çatışma Envanteri ROCI -II, Beş Faktör Kişilik Envanteri ve Karanlık Üçlü Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 21 paket programı ile analiz edilmiştir. Çalışanların çatışma yönetim tarzlarının demografik özelliklerine göre anlamlı farklılık gösterip göstermediğini incelemek üzere Bağımsız Örneklemler T Testi ve ANOVA analizleri gerçekleştirilmiştir. Karanlık kişilik özelliklerinin ve beş faktör kişilik özelliklerinin çatışma yönetim tarzları üzerindeki etkilerini incelemek üzere ise çoklu regresyon analizleri gerçekleştirilmiştir. Narsisizmin tümleştirme, hükmetme ve uzlaşma tarzlarını pozitif yönde etkilediği; Makyavelizmin hükmetme tarzını pozitif yönde etkilediği; psikopatinin ise tümleştirme tarzını negatif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Deneyime açıklığın tümleştirme, ödün verme, kaçınma ve uzlaşma tarzlarını; dışadönüklüğün ve sorumluluğun tümleştirme ve hükmetme tarzlarını; uyumluluğun ise tümleştirme, ödün verme ve uzlaştırma tarzlarını pozitif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Diğer taraftan, sorumluluğun kaçınma tarzını, uyumluluğun ise hükmetme ve kaçınma tarzlarını negatif yönde etkilediği belirlenmiştir. Ayrıca, nevrotikliğin çatışma yönetim tarzları üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı görülmüştür. Demografik özelliklere yönelik analizler sonucunda tümleştirme, ödün verme ve uzlaşma tarzlarının erkek katılımcılarda; hükmetme tarzının ise özel sektörde ve yönetici olarak çalışan katılımcılarda anlamlı olarak daha yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir.
Çalışan annelerin iş stresi, ebeveyn stresi ve psikolojik dayanıklılıkları ile mental sağlıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Stres faktörü bireylerin hem iş hayatını hem de sosyal hayatını doğrudan etkilemektedir. Bireyler ek olarak ebeveynlik rolünü üstlendiklerinde bu stres faktörü giderek artmakta ve iş yaşam dengesi büyük ölçüde değişikliğe uğramaktadır. Çalışan annelerin bu yeni düzene uyum sağlamaya çalışmaları esnasında, gerek psikolojik gerekse fiziksel olarak olumsuz etkilenme ihtimalleri artmaktadır. Bir bütün olarak ele alındığında çalışma yaşamında meydana gelen stres, annelerin ebeveynlik rollerini de etkileyerek mental sağlıklarını olumsuz yönde etkilemektedir. Ayrıca bu stres durumu, anne ve çocuk arasındaki pozitif bağlanmayı da etkileyebilmektedir. Bu durum zaman içerisinde yetersizlik hissinin oluşmasına ve aile yaşamında gerginliklere yol açabilmektedir. Diğer bir açıdan değerlendirildiğinde ise stres faktörü çalışan annelerde, dikkat eksikliğine, üretkenlikte düşüş yaşanmasına ve iş performansının belirgin bir şekilde azalmasına yol açabilmektedir. Araştırmada çalışan annelerin iş stresi, ebeveyn stresi, mental sağlık ve psikolojik dayanıklılıkları arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmanın birinci bölümünde kavramsal çerçeve ele alınmıştır. İkinci bölümünde ise araştırmanın arka planına değinilmiştir. Bu bölümde araştırmanın problemi, araştırmanın sorusu, araştırmanın modeli ve araştırma hipotezleri detayları aktarılmıştır. Araştırmanın üçüncü bölümünde iş stresi, ebeveyn stresi, mental sağlık ve psikolojik dayanıklılık değişkenlerinin demografik verilerle karşılaştırılmasının yapılması adına bağımsız örneklemler T Testi ve ANOVA analizi uygulanmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkinin incelenebilmesi amacıyla Pearson korelasyon analizi ve regresyon analizi gerçekleştirilmiştir. Araştırmada elde edilen veriler SPSS 21 programı ile analiz edilmiştir. Son bölümde ise elde edilen bulgular yorumlanmıştır. Araştırma Türkiye'de kamu ve özel sektör dahil hizmet sektöründe çalışan annelerden oluşan 302 gönüllü katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Kolayda örneklemler yöntemi kullanılmış ve veriler çevrimiçi anket yoluyla toplanmıştır. İş stresi ve ebeveyn stresinin, mental sağlığa negatif yönde etki ettiği, psikolojik dayanıklılığın ise mental sağlığa pozitif yönde etki ettiği tespit edilmiştir. İş stresi ve ebeveyn stresi ile mental sağlık arasında negatif ilişki olduğu fakat psikolojik dayanıklılık ile mental sağlık arasında pozitif ilişki olduğu analiz edilmiştir. Demografik değişkenler açısından yönetsel role sahip kadınların, yönetsel role sahip olmayan kadınlara nazaran mental sağlık ve psikolojik dayanıklılık bağlamında daha güçlü oldukları belirlenmiştir. Özel sektörde çalışan annelerin, kamu sektöründe çalışan annelere oranla daha fazla iş stresine maruz kaldıkları gözlemlenmiştir.
Bankacılık sektöründe duygusal emeğin bireysel öncüllerinin incelenmesi
Bu çalışmada bankacılık sektöründe çalışanların karanlık üçlü kişilik özellikleri (narsisizm, Makyavelizm, psikopati) ile duygusal emek sergilemeleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Hizmet sektöründe, özellikle de bankacılık sektöründe çalışanların, müşteri beklentilerini karşılaması, müşteri beklentilerine uygun davranışlar sergilemesi, bu sektörde faaliyet gösteren örgütlerin başarılarında önemli rol oynamaktadır. Bu açıdan bankacılık sektöründe hangi kişilik özelliklerine sahip olan bireylerin hangi tür (yüzeysel rol, derinden rol, doğal duygu) duygusal emek sergileme eğiliminde olduklarının incelemesi önemli bir konudur. Nitekim duygusal emek literatüründe de duygusal emek türlerine bağlı olarak hangi kişilik özelliklerinin hangi duygusal emeği sergiledikleri noktasında hâlen ampirik boşluklar bulunmaktadır. Bu açıdan bu çalışmada son zamanlarda örgütsel psikoloji alanında yaygın bir şekilde çalışılan karanlık kişilik özellikleri ile duygusal emek arasındaki ilişkinin incelenmesine odaklanılmıştır. Araştırmada, çevrimiçi anket aracılığıyla elde edilen birincil veriler kullanılmış, nicel araştırma yaklaşımı benimsenmiştir. Değişkenlerin ölçümü için daha önceden Türkçeye uyarlanmış ve psikometrik özellikleri sınanmış Duygusal Emek ve Karanlık Üçlü Ölçekleri kullanılmıştır. Bunların yanı sıra katılımcıların demografik özelliklerinin belirlenmesi için birtakım sorulara ve kontrol sorusuna yer verilmiştir. Araştırmaya 181 banka çalışanı katılmıştır. Korelasyon analizi bulgularına göre narsisizm, Makyavelizm ve psikopatinin kendi aralarında güçlü ve pozitif yönde ilişkilendiği tespit edilmiştir. Yüzeysel rol, derinden rol ile güçlü ve pozitif yönde ilişkilenirken, doğal duygu ile güçlü ve negatif yönde ilişkilendiği tespit edilmiştir. Narsisizmin yüzeysel rol ve derinden rolle güçlü ve pozitif yönde ilişkilendiği, Makyavelizm'in derinden rolle güçlü ve pozitif yönde ilişkilendiği, doğal duyguyla güçlü ve negatif yönde ilişkilendiği, psikopatinin ise yüzeysel rolle güçlü ve pozitif yönde ilişkilendiği, doğal duygu ile zayıf ve negatif yönde ilişkilendiği tespit edilmiştir. Çoklu regresyon analizi bulgularına göre yüzeysel rol boyutuna Makyavelizm'in etkisinin çok güçlü ve pozitif yönde olduğu, narsisizmin etkisinin ise güçlü ve pozitif yönde olduğu tespit edilmiştir. Derinden rol boyutuna narsisizmin etkisinin güçlü ve pozitif yönde olduğu, doğal duygu boyutuna ise Makyavelizm'in etkisinin düşük ve negatif yönde olduğu tespit edilmiştir. Bağımsız Örneklemler T Testi bulgularına göre erkek çalışanların kadın çalışanlara oranla daha fazla psikopati gösterme eğilimde olduğu tespit edilmiştir. Bekâr çalışanların evli çalışanlardan daha fazla doğal duygu gösterme eğiliminde oldukları tespit edilmiştir. Özel sektör çalışanlarının kamu sektörü çalışanlarından daha fazla yüzeysel rol gösterme eğiliminde oldukları tespit edilmiştir.
Pozitif psikolojik sermaye ve çalışmaya tutkunluk arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, psikolojik sermayenin çalışmaya tutkunluğa etkisinin incelenmesidir. Çalışma üç ayrı bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde çalışmaya tutkunluk ve psikolojik sermaye kapsamında kuramsal çerçeve sunulmuştur. İkinci bölümde ise araştırmanın arka planı olan araştırmanın problemi, soruları, modeli ve hipotezlerine yer verilmiştir. Araştırmanın üçüncü bölümünde ise analizler ve bulgular sunulmuştur. Son olarak elde edilen bulgular çerçevesinde tartışma ve sonuç bölümlerine yer verilmiştir. Bu çalışmanın amacına uygun olarak nicel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Çalışmada çalışmaya tutkunluk Schaufeli ve diğerleri (2002) tarafından geliştirilen ve Turgut (2011) tarafından Türkçeye uyarlanan "Çalışmaya Tutkunluk Ölçeği"; pozitif psikolojik sermaye ise Luthans, Youssef ve Avolio (2007) tarafından geliştirilen ve Oruç (2018) tarafından Türkçeye uyarlanan "Psikolojik Sermaye Ölçeği" aracılığıyla ölçülmüştür. Çalışma için ihtiyaç duyulan veriler online ve yüzyüze olarak anket vasıtasıyla elde edilmiştir. Çalışmaya Türkiye'nin farklı illerinde faaliyet gösteren çeşitli sektörlerden kamuda ve özelde çalışan toplamda 401 çalışan katılmıştır. Araştırma kapsamında; tanımlayıcı istatistikler, farklılıkların incelenmesine yönelik bağımsız örneklemler T testi, korelasyon analizi, regresyon analizinden yararlanılmıştır. Araştırmada çalışanların pozitif psikolojik sermaye ve alt boyutlarının (özyeterlilik, umut, psikolojik dayanıklılık, iyimserlik) çalışmaya tutkunluk düzeylerindeki etkisi ve değişkenlerin birbirleri ile olan ilişkisi incelenmiştir. Bununla birlikte değişkenlerin sosyo demografik özellikler açısından farklılaşma düzeyleri incelenmiştir. Araştırma bulgularına göre, çalışanların çalışmaya tutkunluk ve pozitif psikolojik sermaye düzeylerinin yüksek olduğu tespit edilmiştir. Uygulanan korelasyon analizine göre; çalışmaya tutkunluk toplam skoru ve alt boyutlarının (yoğunlaşma, dinçlik, adanmışlık) psikolojik sermaye toplam skoru ve alt bileşenleriyle (özyeterlilik, umut, psikolojik dayanıklılık, iyimserlik) güçlü şekilde pozitif yönde ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Yapılan regresyon analizinde ise; umut bileşeninin çalışmaya tutkunluk skoru üzerinde orta yüzeyde pozitif yönde anlamlı bir etkisi tespit edilmiştir. Özyeterlilik ve iyimserlik bileşenlerinin toplam çalışmaya tutkunluk skoru üzerinde düşük düzeyde pozitif yönde anlamlı bir etkisi olduğu görülmüştür. Psikolojik dayanıklılık bileşeninin ise çalışmaya tutkunluk toplam skoru üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı saptanmıştır. Bulgular tartışma bölümünde detaylı şekilde ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Çalışmaya Tutkunluk, Psikolojik Sermaye, Pozitif Psikoloji
Prososyal davranış ve süper ego ilişkisinde nepotizm algısının düzenleyici rolü
Bu çalışmanın amacı, süperegonun prososyal davranış ile ilişkisi ve bu ilişkide nepotizm algısının düzenleyici rolünün incelenmesidir. Bu doğrultuda çalışmada amacına uygun olarak nicel araştırma yöntemlerinden faydalanılmıştır. Çalışma için gerekli veriler anket tekniği vasıtası ile elde edilmiştir. Çalışmaya Türkiye'de faaliyet gösteren çeşitli sektörlerden toplamda 271 çalışan katılmıştır. Araştırma sorularını cevaplamak ve hipotezleri test etmek üzere korelasyon, regresyon ve Hayes'in düzenleyici etki analizlerinden yararlanılmıştır. Katılımcılar süperego düzeylerini, prososyal davranış sergileme düzeylerini ve nepotizm algı düzeylerini öz-bildirim yöntemiyle değerlendirmiştir. Araştırma bulgularına göre, çalışanların süper ego düzeyleri ile prososyal davranış düzeyleri arasında (tüm boyutlar dâhil) pozitif yönlü bir ilişki tespit edilmiştir. Aynı zamanda çalışanların prososyal davranış sergileme düzeyleri ile nepotizm algıları arasında orta düzeyli ve negatif yönlü istatistiki açıdan anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Çoklu regresyon analizi bulgularında, terfide kayırmacılık algısının rol ötesi prososyal davranış üzerinde düşük düzeyde negatif etkili olduğu görülmektedir. İşlem kayırmacılığı algısının, prososyal davranışın toplam skoru, rol içi prososyal davranış ve iş birliğine dayalı prososyal davranış üzerinde düşük düzeyde negatif etkili olduğu görülmektedir. İşe alımda kayırmacılık algısının ise prososyal davranış üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı görülmektedir. Ayrıca nepotizm, süper ego ve prososyal davranış ilişkisinde düzenleyici bir rol oynamamıştır. Bulgular tartışma bölümünde detaylıca ele alınmıştır.
Yetenek yönetimi uygulamalarının örgütsel adanmışlığa etkisi
Çalışmanın amacı, örgütlerde uygulanan yetenek yönetimi uygulamalarının çalışanların örgütsel adanmışlık düzeylerine etkisinin incelenmesidir. Bu çerçevede nicel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Çalışanların yetenek yönetimi uygulamalarına yönelik algı düzeylerini ölçmek için Duran vd. (2019) tarafından geliştirilen yetenek yönetimi uygulamaları ölçeği kullanılmıştır. Örgütsel adanmışlığa yönelik algı düzeylerini ölçmek için ise Mowday, Porter, Steers (1979), Kanungo (1982) ve Sheldon (1971) tarafından geliştirilen ve Celep (2000) tarafından Türkçe'ye uyarlanan örgütsel adanmışlık ölçeğinden faydalanılmıştır. Çalışmaya Türkiye'de kamu, özel ve sivil toplum sektörlerinde faaliyet gösteren 231 çalışan katılmıştır. Araştırma kapsamında frekans analizi, içsel tutarlılık testi, farklılıkları incelemeye yönelik testler, korelasyon ve regresyon analizlerine başvurulmuştur. Hipotezleri test etmek ve araştırma sorularını cevaplama amacıyla korelasyon ve regresyon analizi bulgularından yararlanılmıştır. Araştırmada örgütler tarafından uygulanan cezbetme, seçme-yerleştirme, elde tutma, bağlılık, eğitim, ödüllendirme ve yetenek havuzu gibi yetenek yönetimi uygulamalarının çalışanların; (a) iş arkadaşlarına, (b) mesleğe, (c) kuruma, (d) işe (e) örgütsel adanmışlık algı düzeylerine etkisi ve bunların birbirleri ile olan ilişkisi incelenmiştir. Bulgular incelendiğinde yetenek yönetimi uygulamaları ile iş arkadaşlarına, mesleğe, kuruma, işe ve örgüte adanmışlık arasında pozitif yönlü ilişki olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca yetenek yönetimi uygulamalarının iş arkadaşlarına, mesleğe, kuruma, işe ve örgüte adanmışlığı pozitif yönde etki ettiği görülmüştür. Yetenek yönetimi uygulamalarından bağlılık ve elde tutma alt boyutlarının örgütsel adanmışlığı diğer alt boyutlara göre daha fazla etkilediği tespit edilmiştir. Yetenek yönetimi uygulamalarında gerçekleşen her bir değişimin örgütsel adanmışlığın %56'sını açıkladığını görülmüştür. Sonuç olarak araştırma sonuçlarının genel olarak literatürle uyumlu olduğu görüşmüştür.
Çalışma yaşamında etik liderlik ölçeğinin Türkçe versiyonunun psikometrik özelliklerinin sınanması
Bu çalışmada Kalshoven, Den Hartog ve De Hoogh (2011) tarafından Geliştirilmiş, Çalışma Hayatında Etik Liderlik Ölçeği ELW' nin (ELW, Ethical Leadership at Work Questionnaire) Türkçeye uyarlanması, psikometrik özellikleri, geçerlik ve güvenirliğinin sınanması amaçlanmıştır. Bu kapsamda ELW' nin Türkçe formunun (ELW-TR) faktör yapısı (Keşfedici faktör analizi), yapı geçerliği (yakınsak geçerlik ve diğer yapılarla ilişkiler) ve güvenirliği (içsel tutarlılık) test edilmiştir. Ölçeğin yakınsak geçerliğinin sınanması için ELW-TR'nin, etik liderlikle ilgili iki farklı ölçek; De Hoogh ve Den Hartog (2008) ile Brown vd. (2005)'un Türkçe' ye uyarlanmış ölçekleri ile ilişkisi incelenmiştir. Ölçeğin diğer yapılarla ilişkisini test etmek için diğer liderlik türlerinden otokratik liderlik, iş tatmini ve sinizm ile ilişkisi incelenmiştir. Ölçeğin psikometrik özellikleri dilsel eşdeğerlik, madde analizi, Cronbach Alpha güvenirlik analizi ve yapı geçerliği yöntemleriyle sınanmıştır. Çalışmaya çeşitli sektörlerde çalışan 221 işgören katılmıştır. Araştırma bulgularına göre ELW-TR'nin 7 faktörlü yapı yerine, 5 faktörlü yapısı ile uyumlu bir şekilde desteklendiği tespit edilmiştir. ELW-TR'nin içsel tutarlılık değeri 0.96 olarak hesaplanmış ve ölçeğin güvenirliğinin kabul edilebilir düzeyde olduğu sonucuna varılmıştır. ELW-TR'nin toplam skoru ve alt faktörlerinin diğer iki etik liderlik ölçeği ile pozitif ilişkili olduğu ve yakınsak geçerliğinin desteklendiği sonucuna varılmıştır. Beklenildiği üzere ELW-TR, iş tatmini ile pozitif, sinizm ve otokratik liderlik ile negatif bir ilişki sergilemiştir. Tüm bu bulgulara dayanarak ELW-TR'nin psikometrik özelliklerine yönelik çeşitli kanıtlar elde edilmiş bir ölçek olduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Etik liderlik, ELW etik liderlik ölçeği, geçerlik, güvenirlik.
The role of high and low context culture on the leadership style preferences of employees: Turkey and Iraq comparison
Leadership and leadership preferences are among the commonly studied topics. The role of culture in leadership studies and cross-cultural comparative studies have a critical role in understanding leadership. Studies based on social and cultural dimensions are predominant in culture and leadership studies. This situation constrains examining cultural characteristics that express more specific cultural differences in the context of cultural differences. One of the cultural features that are relatively more minor subject to leadership research in the literature is the high context and low context culture distinctions. These distinctions contribute to the understanding and interpreting of the dynamics of how individuals in society communicate with each other. In this respect, it should be the subject of leadership and organizational psychology studies more frequently. In this study, the role of employees' high-context and low-context culture levels in leadership preferences was examined within the scope of the Turkey and Iraq comparisons. The quantitative research method was used in the research. A previously developed scale was used to measure high context and low context variables. Participants from Turkey (n = 163) and Iraq (n = 310) were included in the study. Participants are people who continue to work actively. According to the research findings, it has been determined that the participants' high context and low context levels do not have a role in their leadership preferences. Turkish and Iraqi respondents were neither high- context nor low-context cultures. It has been determined that Turkish participants have a higher high context level than Iraqi participants. No statistically significant differences were detected in the high context and low context levels, depending on the characteristics of the participants, such as gender, marital status, education, industry, and managerial experience. Leadership expectations of Turkish and Iraqi employees were similar in four different leadership types that varied between autocratic and democratic leader preferences.
Bağımlı kişilik bozukluğunun örgütsel sonuçları bağlamında incelenmesi
Bu tez çalışması, bağımlı kişilik bozukluğunu (BKB) örgütsel sonuçları açısından incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma için, uygun Türkçe ölçüm aracının bulunamaması sebebiyle Tyrer, Morgan ve Cicchetti (2004) tarafından geliştirilen bağımlı kişilik bozukluğu ölçeğinin gerekli izinler alınarak, 468 katılımcıdan elde edilen bulgular ile uyarlama çalışması gerçekleştirilmiş ve ölçeğin psikometrik özellikleri test edilmiştir. Sonrasında, bağımlı kişilik bozukluğunun iş tatmini, yöneticiden memnuniyet, örgütten memnuniyet, aşırı iş yükü ve istismarcı yönetim algısı ile ilişkileri ölçülmüştür. Ayrıca BKB ve diğer örgütsel değişkenlerin sosyo-demografik özellikler açısından farklılaşma düzeyleri incelenmiştir. Tez çalışması nicel bir araştırma deseni ile tasarlanmış ve anket veri toplama yönteminden faydalanılmıştır. Araştırmada uyarlaması gerçekleştirilen bağımlı kişilik bozukluğu ölçeği, iş tatmini ölçeği, yöneticiden memnuniyet ölçeği, örgütten memnuniyet ölçeği, aşırı iş yükü ölçeği ve istismarcı yönetim ölçeği kullanılmıştır. Katılımcılar yüz yüze ve online olarak anket çalışmasında yer almıştır. Araştırmaya Türkiye genelinde kamu ve özel sektörde çalışan mavi ve beyaz yakalı 710 kişi katılmıştır. Araştırma sorularının ve hipotezlerin sınanabilmesi amacıyla iç tutarlılık testleri yapılmış sonrasında frekans, farklılık ve korelasyon analizleri gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda, BKB ile iş tatmini ve yöneticiden memnuniyet arasında istatistiki olarak anlamlı negatif yönlü zayıf bir ilişki bulunmuştur. Buna karşılık, BKB ile aşırı iş yükü ve istismarcı yönetim arasında istatistiki olarak anlamlı pozitif yönlü zayıf bir ilişki bulgusu elde edilmiştir. Ayrıca BKB'nin çalışılan kademeye, yönetici pozisyonunda çalışma durumuna ve sektöre göre istatistiki açıdan anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Araştırmanın bulgularına ve sonuçların olası nedenleri tartışma bölümünde yer verilmiştir.