Theses supervised by Doç. Dr. Bedrettin Kesgin

14 theses · Yalova University

Master'sOpen AccessTR

Madde bağımlılığı ve manevi destek

Maddenin kötüye kullanımı çağdaş toplumun ciddi sorunlarından biridir. Toplumun ve bireyin sağlığı için etkili tedavi ve rehabilitasyon programlarının varlığı gereklidir. Madde bağımlılığı tedavisi ile birlikte uygulanan tıbbi rehabilitasyon ve sosyal rehabilitasyon uygulamaları, sağlıklı sonuçlar alınması için oldukça etkilidir. Son zamanlarda bu iki yöntemle birlikte manevi destek yaklaşımları da bu süreçte uygulanmaktadır. Tez çalışmasının amacı madde bağımlılığından uzaklaşmada manevi desteğin rolünü değerlendirmektir. Örnek olay çalışması bu tezin araştırma yöntemidir. Verileri toplamak için nitel araştırma yöntemlerinden biri olan mülakat ve gözlem tekniği seçilmiştir. Bu çalışmada öncelikle madde bağımlılarının yaygın olarak kullandıkları maddelere ve etkilerine yer verilmiştir. Sonrasında madde bağımlıları için Türkiye'de nasıl bir tedavi ve rehabilitasyon programının uygulandığına değinilmiştir. Madde bağımlılığından uzaklaşmada manevi destek değerlendirilmiştir. Son olarak sivil toplum kuruluşlarının gönüllü manevi destek uygulamalarına yer verilmiştir. Bu kapsamda bir dernek örnek olay olarak seçilmiştir. Ortaya çıkan veriler Bilişsel Davranışçı Psikoterapi Yaklaşımıyla Bütünleştirilmiş Dini Danışmanlık Modelinin yardımıyla temalar halinde sunulmuştur. Sonuç olarak bağımlı bireyin maddeden uzaklaşmasında manevi destek, iyileşme sürecini etkileyen bir boyuttur. Dini inancın ve maneviyatın madde bağımlılığından uzaklaşmada destekleyici faktörler olduğu söylenebilir. Manevi destek ile birlikte sosyal aktivitelerin uygulanması daha sağlıklı sonuçların elde edilmesini sağlayabilir.

BağımlılıkMadde bağımlılığıManevi faktörler+4
Habibullah Akıncı
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite gençliğinin uyum sorunları: Yalova örneği

Sosyal, biyolojik, psikolojik boyutlarıyla değerlendirilen ve bakış açısına göre farklı şekillerde tanımlanabilen gençlik olgusu toplumun potansiyel geleceği olarak görülür. Ait olduğu toplumun geleceği olarak görülen gençlerin sağlıklı ve sorunsuz bir gençlik dönemi geçirmeleri kendi işlevselliklerini üst düzeyde tutma açısından önemlidir. Bu araştırmada, yükseköğrenim gören gençlerin öğrenim gördükleri üniversiteye ve vakit geçirdikleri şehre yönelik uyumları belli uyum türlerine göre incelenmiştir. Bunun yanında öğrenim gördükleri üniversite ve vakit geçirdikleri şehir ile ilgili sorun yaşadıkları durumların öğrenilmesi amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında Yalova Üniversitesi öğrencisi 480 genç ile anket tekniği kullanılarak çalışılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, yükseköğrenim sürecindeki gençlerin büyük çoğunluğu sorumluluk duygusunu yaşadığı en yoğun duygu olarak ifade etmiştir. Ayrıca, yükseköğrenim sürecinde gençlerin psikolojik ve sosyal açıdan sorunlar yaşadığı belirlenmiştir. Gençlerin büyük oranda ekonomik zorluklar yaşadığı ve bu durumun uyumlarını olumsuz etkilediği belirlenmiştir. Bunun yanında gençlerin öğrenim gördükleri bölüme ve öğretim elemanlarına yönelik uyumlarını etkileyen sorunlar yaşadıkları tespit edilmiştir. Yalova'ya kültürel açıdan uyum sağlama konusunda sorun yaşayan ve kendini yalnız hisseden gençlerin varlığı da yine araştırma sonucu elde edilen bulgulardandır.

GençlerPsikososyal sorunlarPsikososyal uyum+5
İbrahim Yücel
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Manevi destek hizmetleri ve Türkiye'de kurumsallaşması

Son dönemlerde sosyal hizmet disiplininde manevi destek hizmetleri, gittikçe önemli bir hizmet alanı haline gelmektedir. Bu durumun temel sebebi, uygulandığı alanlarda sorunlara çözüm bulması ve buna paralel olarak müracaatçılardan gelen olumlu geri bildirimlerdir. Bu yaklaşım biçiminde bireylerin hayata dair yaşadığı varoluşsal sorunlara cevap verilmektedir. Bu yaklaşıma göre modern dünyanın sorunlarının temel kaynağının bireyin kendisine ve hayata bir "anlam" ve "amaç" duygusunu atfedememesidir. Bu sebeple kişiler " varoluşsal boşluk" hissi içinde olurlar ve sorunun ancak "anlam" yoluyla çözüleceğinin inancına kapılırlar. Sosyal hizmet bilimi bu duruma kayıtsız kalmayıp, bu yaklaşımı uygulamalarında kullanmıştır. Bu tezin amacı, Türkiye'de manevi destek hizmetlerinin kurumsallaşma sürecini ve alanda çalışan uygulayıcıların, manevi destek hizmetlerine ilişkin görüşlerini incelemektir. Araştırmada, nitel araştırma yöntemlerinden olan ölçüt örneklem yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada veri elde etmek için görüşme ve tarama teknikleri kullanılmıştır. Araştırmanın teorik kısmında sosyal hizmet ve manevi destek hizmetleri ilişkileri ele alınmıştır. Araştırmanın uygulama kısmında görüşme yoluyla elde edilen bilgiler betimsel analiz yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Toplamda 5 kişi ile görüşülmüş ve yarı yapılandırmış görüşme formu kullanılmıştır. Bu çalışma sonucunda Türkiye'de manevi destek hizmetlerinin sosyal hizmet mesleğinden bağımsız bir şekilde yürütüldüğü anlaşılmıştır. Bu sebeple manevi destek hizmetlerinin kapsamı daraltılmış olup sadece dini bir hizmet algısı oluşturulmuştur. Ayrıca, alanda yapılan görüşmelerde uygulayıcılar, manevi destek hizmetinin gerekliliğinden bahsetmişlerdir. Son olarak, uygulayıcıların kurumlarda göreve başlamadan önce belli eğitimlerden geçirilmesi gerekliliğine yönelik sonuçlar elde edilmiştir.

Destek hizmetlerKurumsallaşmaManevi faktörler+2
Metin Erdem
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Sosyal hizmetin yerelleşmesi: Konya Büyükşehir Belediyesi örneğinde belediyelerin rol, kapasite ve imkânlarının değerlendirilmesi

1980'li yıllardan itibaren kamusal hizmetlerin niteliği ile verimliliği uzun bir süre tartışılmaktadır. Özellikle hizmetler üzerinde yetki sahibi olan kurum ve kuruluşla ile bu hizmetlerin yöneticileri olan idarecilerin değerlendirilip ele alındığı bu süreçte küresel ölçekte kabul edilen yerelleşme fikrinin, hizmetlerin uygulanmasında iyi bir çözüm olacağı ifade edilmiştir. Böylelikle birçok ülke, çeşitli hizmet alanlarına yönelik olarak merkezi yönetimden yerel yönetimlere doğru yetki ve görev devri gerçekleştirmiştir. Yaşanan bu gelişmelerden etkilenen Türkiye de yerelleşme fikrini sosyal hizmet alanında uygulamak için çalışmalar yapmıştır. Türkiye bu süreçte gerçekleştirdiği reformlarla sosyal hizmet alanında belediyeleri ileriye taşımıştır. 2010 yılından itibaren çıkarttığı yasalarla birlikte sosyal alandaki kimi hizmetleri yerel yönetimlere devretmeye başlamıştır. Böylece sosyal hizmet alanında yerel yönetim birimleri özellikle de belediyeler zamanla daha önemli ve fonksiyonel bir kurum haline dönüşmüştür. Bu durum en son çıkarılan 6360 sayılı Büyükşehir Yasasıyla getirilen yeni Büyükşehir Belediye (BŞB) modeliyle daha da güçlenen belediyeler hem mevzuat hem de görev ve sorumluluk alanında önemli bir aktör konumunda olmuştur. Bu bağlamda çalışmanın amacı en son çıkarılan BŞB yasası ile yerel yönetim alanında önemli bir konuma gelen BŞB'lerin sosyal hizmetin yerelleşmesi sürecinde rol, kapasite ve imkânlarının değerlendirilmesidir. Çalışma, Konya ilindeki BŞB ile ilçe belediyelerini kapsamaktadır. Bu çerçevede merkez ile bazı ilçe belediyelerinde sosyal hizmet alanında çalışan idareciler ile mesleki uzman ve çalışanlarla derinlemesine mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Mülakatlar, kurulan yeni yerel yönetim modelinde BŞB'lerin sosyal hizmet alanında üstendikleri görev ve sorumlulukların mevcut kapasite ve imkânlarıyla tam olarak sürdüremeyeceği varsayımından hareketle yapılmıştır. Araştırma sürecinde sosyal hizmetleri yöneten yerel idareciler ile bunları uygulayanlar tarafından yapılan çeşitli değerlendirmelerden toplanılan veriler içerik analizi tekniği yardımıyla değerlendirilmiştir. Böylece son çıkarılan yasayla birlikte kurulan yeni BŞB yönetim modelinde belediyelerin sosyal hizmetlere ilişkin görev ve sorumlulukları ile mevcut kapasite ve sorunları ortaya konulmuştur. Dolayısıyla araştırma sonucunda ortaya konan sonuçların, gelecekte atılacak yeni adım ve girişimler için yararlı olması hedeflenmiştir.

Belediye hizmetleriBelediyelerKapasite+3
Sami Kalaycı
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

İnfertilite tedavisi gören bireylerin güçlendirme yaklaşımı temelinde incelenmesi: İzmir-Manisa örneği

İnfertilite hayatı tehdit eden bir sağlık sorunu değildir ancak çocuk sahibi olmaya yüklenen anlamdan dolayı bireyler için stres veren bir deneyim olabilmektedir. Ayrıca bireyler infertilite tanısı almanın yanında tedavi sürecinde psikolojik, ekonomik, sosyal ve ilişkisel sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır. Literatürde infertilite deneyiminin ele alınışında ağırlıklı olarak olumsuzluklara vurgu yapan yaklaşımlar dikkat çekmektedir. Bu çalışmada yaşadıkları olumsuzlukların yanında infertil bireylerin tanı ve tedavi sürecindeki deneyimlerinin, başa çıkma becerilerini şekillendiren, güç ve kaynaklarına vurgu yapan güçlendirme yaklaşımı temelinde incelenmesi amaçlanmaktadır. Bireyi psikolojik, sosyal, ilişkisel ve ekonomik boyutlarda etkileyen infertilite deneyiminin Türkiye'de sosyal hizmet literatüründe yeteri kadar ele alınmadığı görülmektedir. Farklı disiplinlerde yapılan çalışmalar da infertilite deneyiminin bütüncül bir şekilde ele alınışından yoksundur. Bu nedenle bu çalışma sosyal hizmet literatüründe önemli bir yeri olan ancak daha fazla ele alınmaya ihtiyaç duyan güçlendirme yaklaşımı ve infertilite deneyiminin bütüncül bir değerlendirmesini sunmakta ve önemli bir boşluğu doldurmayı hedeflemektedir. Bu araştırmada bireylerin deneyimleri karma yöntemle araştırılmıştır. Çünkü infertilite ve tedavisi psikolojik, ilişkisel, sosyal ve ekonomik anlamda değerlendirilmesi gereken çok boyutlu bir süreçtir. Bireylerin tanı ve tedavi sürecinde farklı bağlamlardaki deneyimleri, güç ve güçsüzlükleri derinlemesine görüşmeler yoluyla araştırılmıştır. Diğer yandan bireylerin kaygı, psikolojik dayanıklılık ve başa çıkma stratejilerini ölçmek için Durumluk/Sürekli Kaygı Envanteri, Başa Çıkma Yolları Ölçeği ve Connor-Davidson Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği kullanılmıştır. Derinlemesine görüşmeler sadece kadınlarla yapılırken ölçek formları ise hem kadınlara hem de erkeklere uygulanmıştır. Derinlemesine görüşmeler Dedoose, ölçekler ise SPSS IBM analiz programları ile analiz edilmiştir. Nicel veri için regresyon, korelasyon ve çeşitli ortalama karşılaştırma analizleri yapılmıştır. Derinlemesine görüşmeler bu çalışmada karma yöntemin baskın olan verisi iken ölçeklerden elde edilen bulgular derinlemesine görüşmeleri desteklemek amacıyla kullanılmıştır. Derinlemesine görüşmelerden dört tema ortaya çıkmıştır. Bunlar: "Tanı ve tedavi sürecinin psikolojik ve duygusal boyutu", "Tanı ve tedavi sürecinin eşler arası ilişki boyutu", "Tanı ve tedavi sürecinin sosyal ilişki boyutu" ve son olarak "Tanı ve tedavi sürecinin ekonomik ve toplumsal boyutu"dur. Bu temalar üzerinden "Genel Değerlendirme" bölümünde nicel veri bulguları ve görüşmeler değerlendirilmiş ve böylece iki yöntem birleştirilmiştir. Güçlendirme yaklaşımı infertilite deneyimi açısından son bölümde detaylı olarak ele alınmış, ayrıca infertil bireylerin sunulacak danışmanlık hizmetlerine dair öneriler güçlendirme yaklaşımı açısından değerlendirilmiştir.

GüçlendirmeKısırlıkTedavi
İmran Altıntop
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Küreselleşen İstanbul'da evsizliğin sosyal hizmet perspektifinden analizi

İstanbul Beyoğlu bölgesinde sosyal hizmet perspektifinden gerçekleştirilen bu çalışmada, bir süreç olarak kabul edilen evsizliğin öncelikli olarak yapısal ve bireysel belirleyicilerinin ilişkiselliğinin evsizlerin yaşam öyküsü üzerinden analiz edilmesi, aynı zamanda literal evsizlik sürecinin evsizlerin perspektifinden anlaşılması amaçlanmıştır. Bu sayede sosyal hizmet uygulamasını mümkün kılacak bütüncül ve gerçekçi sosyal politika ve hizmet önerileri ortaya konabilecektir. Bu amaçlarla çalışmada öncelikli olarak evsizlik kavramı ve teorileri ile evsizlik politika ve hizmetleri ele alınmış, ardından Türkiye ve İstanbul'un evsizlik bağlamında yapısal şartlarını oluşturabilecek refah göstergeleri, refah devleti uygulamaları, konut politikası ve kent yönetimi ile ilgili veriler analiz edilmiştir. Evsizler Türkiye'de sosyal yardım ve hizmet sistemi içerisinde yardım almayı hak eden savunmasız gruplardan biri olarak tanımlanmamıştır. Bu durum evsizliğin ortaya çıkışında ve deneyimlenmesinde belirleyici olan yapısal şartlardan birini oluşturmaktadır. Bu nedenle saha araştırmasının birinci kısmında önder-uzman-halk görüşmeleri ile bu sosyo-politik tutumun nedenleri analiz edilmiştir. Ayrıca, İstanbul'da evsizlere verilen hizmetler ve hizmetlerin stratejik hedefleri, evsizlere kurumsal bakış açıları, hedeflenen yeni hizmet biçimleri, olası yeni hizmet metotları, evsiz sayısı ve nitelikleri, evsizler hakkında halkın genel bilgi ve tutumları ile ilgili görüşlere uzman-önder-halk ile yapılan 32 yarı yapılandırılmış görüşme ve 2 odak grup görüşmesi ile erişilmeye çalışılmıştır. Araştırmanın ikinci ve en önemli kısmında evsizlerle gerçekleştirilen 30 biyografik ve yarı yapılandırılmış görüşme ile yapı/eylem ilişkiselliğinde nedensellik ilgisinin kurulması ve literal evsizlik sürecinde gündelik hayatın keşfedilmesi amaçlanmıştır. Sonuç olarak saha araştırmasının mikro bulguları makro veriler ile ilişkilendirilerek genel evsizlik teorilerinin yönlendirici kavramları çerçevesinde evsizlik analiz edilmiş ve soruna bir takım çözüm önerilerinde bulunulmuştur.

EvsizlikSosyal hizmetlerİstanbul-Beyoğlu
Yüksel Bekaroğlu Doğan
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de sosyal hizmet kurumlarında çalışanların örgütsel bağlılık ve iş tatminleri: Darülaceze Başkanlığı örneği

Günümüz iş hayatında örgütsel bağlılık ve iş tatmini önemle üzerinde durulan konulardandır. Çalışanların örgütlerine olumlu ve güçlü duygular beslediği örgütsel bağlılık, örgütlerin devamlılığı ve güçlenmesi açısından önemlidir. Örgütsel bağlılık terimi, örgütün bütününe yönelik çok geniş bir kavram iken iş tatmini terimi, daha dar anlamda olup bireyin işi ile alakalı duygusal tepkisini içermektedir. İş tatmininin artması örgütün büyümesi, başarı ve istikrarını etkilemekte; çalışanın da performansının yüksek olması işinden memnun olmasını gerektirmektedir. Sosyal hizmetin ortaya çıkışı, toplumdaki tüm bireylerin eldeki imkanlar ve fırsatlardan eşit derecede faydalanması temelidir. Sosyal hizmetin amacı, soyut ve genel ifadelerle belirlenmiş olup dengesizlikleri ortadan kaldırmayı hedefler. Temel hedef grubu, toplumda diğer bireylere göre dezavantajlı konumda bulunanlardır. Çalışmanın temel amacı sosyal hizmet alanında hizmet sunan farklı iş ve meslek gruplarından çalışanların örgütsel bağlılık ve iş tatminlerinin incelenmesidir. Çalışanların hizmet sağladıkları kuruma bağlılıkları ve yaptıkları işten aldıkları tatmin, bir anlamda çalışanların işe bakış ve iş yaşamlarındaki motivasyonlarını ve hizmet sundukları gruplara yaklaşımlarını olumlu/olumsuz olarak etkilemektedir. Çalışma, örgütsel bağlılık ve iş tatmini çerçevesinde Türkiye'deki en eski sosyal hizmet kurumlarından olan Darülaceze Başkanlığı'nda gerçekleştirilmiştir. Kurumun tercih edilme amacı, sosyal hizmet alanında faaliyet gösteren bir kurum olması ve aynı ayda üç farklı dezavantajlı gruba (yaşlı, engelli ve çocuk) hizmet sunuyor olmasıdır. Bu kurumda çalışanların örgütsel bağlılık ve iş tatminlerinin incelenmesi, buradan hizmet alan yaşlı, engelli ve çocukların da aldıkları hizmetin etkinliğini ve kalitesini etkileyen önemli bir unsur olarak görülmektedir. Araştırmada nicel ve nitel analiz yöntemleri birlikte kullanılmıştır. Örgütsel bağlılığın iş tatminine etkisini ölçmek amacıyla toplam 158 anket uygulanarak veriler toplanmış ve SPSS programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara ve sunulan önerilere ilişkin bir nitel araştırma yöntemi olan yarı yapılandırılmış mülakat aracılığıyla görüşmeler alınmıştır. Nicel veri analizi kısmında korelasyon analizi, t-testi analizi ve anova analizi kullanılmıştır. Anketin ilk bölümü demografik sorulardan oluşmaktadır. İkinci bölümü Allen ve Meyer (1990) tarafından literatüre kazandırılan, geçerliliği ve güvenilirliği yerli ve yabancı araştırmacılar tarafından test edilmiş "Örgütsel Bağlılık Ölçeği" kullanılmıştır. Üçüncü bölümde akademik değeri yüksek bir ölçek olan "Minnesota İş Tatmini Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma kapsamında yapılan analizlerde örgütsel bağlılık ve iş tatmini arasında bir ilişki olduğu, örgütsel bağlılık ve iş tatmini seviyesinin yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca kurumda çalışanların örgütsel bağlılık ve iş tatminlerinin cinsiyet ve vardiyalı çalışma sistemine göre farklılık gösterdiği ancak kurumda çalışılan süreye göre bir farklılık göstermediği sonuçları elde edinilmiştir.

DarülacezeSosyal hizmet kurumlarıSosyal hizmetler+3
Cansu Alayvaz
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal sermayenin koruyucu aile hizmet modelindeki yeri ve bu alanda yapılan akademik çalışmaların analizi

Sosyal hizmet alanında dezavantajlı guruplar içerisinde yer alan korunmaya ihtiyacı olan çocuk konusu tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de oldukça önem taşımaktadır. Korunmaya ihtiyacı olan çocuk konusu tarih boyunca çözülmeye çalışılan, farklı hizmet modellerinin uygulandığı bir konu olmuştur. Farklı kurum modellerinin denenmesine rağmen en yeni hizmet modeli olan koruyucu aile hizmet modeli çocuğun sevgi ile büyütüldüğü bir aile ortamı ve güven duyabileceği, kendisine rol model olabilecek bir ebeveynle büyümesini sağlamaktadır. Bu nedenle koruyucu aile hizmet modeli çocukların psiko-sosyal gelişimine katkı sağlamaktadır. Sosyal sermayeleri güçlü olan toplumların özelliklerine bakıldığında sosyal sorunların çoğu devlet eline bırakılmamıştır. Bu nedenle var olan sosyal sorunların çözülmesinde sosyal sermayenin varlığının etkisi yadsınamaz. Günümüzde koruyucu aile hizmet modelinin yaygınlaştırılması için gerekli çalışmalar yapılsa da kurum bakımındaki çocukların sayısı, koruyucu aile yanına yerleştirilen çocuk sayısından daha fazladır. Çalışmada nitel araştırma yöntemi ile literatür taraması yapılarak koruyucu aile alanında ikincil verilerin analizi yapılmıştır. Bu kapsamda 24 adet yayınlanmış yüksek lisans ve doktora tezi ile 17 adet makale incelenmiştir. Çalışmanın sonucunda koruyucu aile hizmet modeli içerisinde yer alan öz aile, koruyucu aile, kurum ilişkisi hakkında sosyal sermaye ve ilişki odağı bağlamında değerlendirme yapılmıştır.

Akademik çalışmalarKoruyucu aileKoruyucu aile hizmeti+2
Seda Kılıç
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal hizmet lisans öğrencilerinin kariyer planlaması: Yalova Üniversitesi örneği

Bu çalışmanın amacı sosyal hizmet eğitimi almakta olan lisans öğrencilerinin kariyer planlarını yaparken mezun olduktan sonra çalışmak istedikleri kurumları ve çalışma yaşamında önem verecekleri faktörleri belirlemektir. Araştırma evrenini, 2018-2019 eğitim öğretim yılında eğitimine devam eden Yalova Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü 1.2.3. ve 4. sınıflar oluşturmaktadır. Araştırma tarama modelindedir. Veriler, araştırmaya gönüllü katılmayı kabul eden 355 öğrenciden hazırlanan anket formu kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22 programı kullanılmıştır. Karşılaştırmalı bulguları analiz etmek için t testi, korelasyon ve tek yönlü varyans analizi (Anova) testleri kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; öğrencilerin sosyal hizmet bölümünü seçme nedenlerinin başında, mesleği kendilerine uygun bulmaları gelmektedir. Kadın öğrencilerin erkek öğrencilere göre sosyal hizmet mesleğini kendi kişisel özelliklerine ve ilgi alanlarına daha uygun bulduğu saptanmıştır. Sosyal hizmetlerde kariyer olanakları ve çalışma alanları konusunda öğrencilerin yaklaşık % 50'si yeterli bilgiye sahip olduğunu düşünmektedir. Sosyal hizmet bölümü öğrencilerinin büyük bir çoğunluğu mezun olduktan sonra işsiz kalma kaygısı yaşamaktadır. Öğrencilerin mezun olduktan sonra çalışmayı tercih ettikleri kurumlar arasında ilk sırayı Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı almaktadır. Sosyal hizmet bölümü öğrencileri, çalışma yaşamında motivasyon faktörlerine daha çok önem vermektedirler. Öğrenciler çalışmayı düşündükleri kurumdan öncelikle çalışacakları işi/alanı seviyor olmalarını ve işyerinde kendileriyle ilgili alınacak kararlara katılma imkânı sunulmasını beklemektedirler. Ayrıca öğrencilerin çalışmak istedikleri işyerinden motivasyon ve hijyen faktörlerine yönelik beklentileri ile cinsiyet ve sınıf düzeyleri değişkenleri ile arasında istatiksel açıdan anlamlı farklar bulunmuştur.

KariyerKariyer gelişimi planlamasıKariyer planlama+5
Sevcan Ayan Kocabaş
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Engellilerde kurum bakımı modeli: İstanbul ili Umut Evi örneği

Bağımsız yaşam hareketi 1970'li yıllara dayanmaktadır. Başlarda bağımsız bir şekilde üniversite eğitimi alabilmenin önündeki çevresel ve tutumsal engellere yönelik bu hareket daha sonra tüm toplum alanlarına yayılmıştır. Birleşmiş Milletler'in Engelli Haklarına İlişkin Sözleşmeyi kabul etmesi ve sonrasında Bağımsız Yaşama ve Topluma Dâhil Olma Yorum No:5'i yayınlamasıyla kavram en ayrıntılı haline ulaşmıştır. Bağımsız yaşam en temelde bireyin kendi hayatı üzerinde kendi kararlarının etkili olması olarak değerlendirilebilir. Bu çalışmada da, Türkiye'nin sözleşmenin taraf devletlerinden olmasıyla ilgili olarak, umut evi bakım modelinin engellilerin bağımsız yaşama süreci üzerindeki etkisi anlamaya çalışılmış, nitel veri toplama ve analiz teknikleri kullanılmıştır. Araştırmada İstanbul İli'nde bulunan 11 Umut Evinin Ev Sorumluları ve geçmişte Ev Sorumluluğu yapmış meslek elemanları ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Yarı yapılandırılmış form doğrultusunda gerçekleştirilen görüşmeler Microsoft Office Word programında yazıya aktarıldıktan sonra ortaya çıkan kategorilerin altında tümevarımsal ve karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Araştırma sonuçları Umut Evlerinin az sayıda engelli bireye bir arada bakım sunması, ev tipi sosyal hizmet kuruluşları olması nedeniyle engellilerin toplumsal yaşamda olma ve hayatları üzerinde kendi kararlarını alma konusunda avantajlar sağladığını ancak bir kurumsal bakım organizasyonu olarak engellinin bağımsız ve kurumsuz yaşama geçişi konusunda katkı sağlamadığını göstermektedir. Engel gruplarının davranış özellikleri, kurumsal bakım organizasyonunun gereklilikleri ve toplumsal normlar engellilerin yaşam alanlarına katılımını ve engellilerin kendi hayatları üzerinde karar almasını etkilemektedir. Bu bağlamda planlanacak engelli bakım modelleri ve yasal düzenlemeler tespit edilen bu güçlükler dikkate alınarak yapılmalıdır. Son olarak engellinin kurumsal bakımla tanışmasının ardından, kurumsuz, toplum içinde bir hayata dönme olasılığı azalmaktadır. Bu çerçevede, engelli ve ailesine kurum yaşamından önce verilecek bakım desteğinin, kurumsuz bir yaşam için gerekli olduğu sonucuna varılabilir.

Bedensel engellilerKurum bakımıSosyal hizmetler+3
Abdurrahman Ferhat Öztürk
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hz. Peygamber dönemi sosyal hizmet anlayışı ve uygulamaları

İnsanoğlunun toplumsal yaşamı bir hayat biçimi olarak kabul ettiği ilk günden bugüne maddi-manevi yardım ve muhtaçlık kavramları hep varola gelmiştir. Bu kavramlarla alakalı sosyal faaliyetler kimi zaman iktidarlar eliyle, kimi zamanda bireysel çaba ve gayretler şeklinde gerçekleşmiştir. Tezimizde ele aldığımız Hz. Muhammed, bugün itibariyle 1.5 milyarın üstünde bir insan kitlesinin bağlısı olduğu son ve en ekmel din olan İslâm'ın yeryüzündeki birincil temsilcisi ve önderi, ayı zamanda da şahsiyet ve kişilik bazında örneğidir. Peygamber Efendimiz, altmış üç yıllık ömrünün son on yılını Medine'de geçirmiştir. Medine Site Devleti'ni kurduktan sonraki süreçte toplumda mağduriyet içinde bulunan ve pozitif ayrımcılığa ihtiyacı olan insanlara yönelik birçok faaliyetler gerçekleştirmiştir. Hz. Peygamber, günümüzde sosyal hizmet, manevi sosyal hizmet ve manevi destek kavramlarıyla anlamlandırılmaya çalışılan maddi-manevi her türden desteği o günün şartlarında gerçekleştirmiş, Medine Site Devleti'nde birlikte yaşadığı toplumu örnekliğiyle bu türden yardım faaliyetleri için teşvik etmiştir. Ayrıca kurduğu devletin sahip olduğu bütün maddi imkanları da bir yönetici olarak yardım ve desteğe ihtiyacı olan sınıflara kanalize etmiştir. Tezimizin amacı, Hz. Peygamber döneminde maddi-manevi muhtaçlık içinde bulunan toplumun çeşitli sosyal katmanlarına, Kur'ân-ı Kerîm ve Peygamberimizin örnekliğinde yardım ve destek amaçlı ne türden politikalar gerçekleştirildiğini ortaya koymaktır. Çalışmanın sonucunda ise, Hz. Peygamber'in kurduğu Medine Site Devleti özelinde dünden bugüne gelen, bugünden de yarına devam edecek olan süreçte hem müslümanlara hem de insanlığa sosyal hizmet sahasında örnek bir birey ve devlet yapısı nasıl olmalının, bireysel ve toplumsal bazda sosyal hizmet, yardım ve desteğe ihtiyaç hisseden insanların bu yardımlara ne şekilde ulaşacağının ve konuyla alakalı olarak neler yapılabileceğinin ortaya konulmasına çalışılarak o devir özelinde bir "prototip yapı ve örneklik" ortaya konulmaya çalışılmıştır.

Hz. MuhammedHz. Muhammed DönemiMüslümanlar+2
Emine Yürük
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kur'an kurslarında yetişkinlere yönelik manevi destek hizmetleri

Dini doğru bir şekilde öğrenip yaşama, hayatı anlamlandırma ve manevi değerlerin kazanımına yönelik dinin özüne uygun eğitim öğretimiyle Kur'an kursları yetişkin kadınların doğru ve sağlam bilgi ihtiyacını gideren, öğrencilerin verimlilik ve performanslarını artırabilecekleri düşünce ve davranışlar kazanmalarını sağlayan yaygın bir din eğitimi kurumudur. Bu minvalde Kur'an kurslarının manevi destek hizmetlerinde üstlendiği rollerin neler olduğu konusunun araştırıldığı bu çalışmada; Cumhurbaşkanlığına bağlı bir kamu kuruluşu olan, Diyanet İşleri Başkanlığı yönetimi altında faaliyet gösteren Kur'an kurslarının yetişkin kadınların bireysel, aile ve toplumsal hayatını kapsayacak din eğitim ve öğretimi manevi destek hizmetleri bağlamında izah edilmeye çalışıldı. İstanbul ili Kayışdağı Merkez Camii Kur'an Kursu, Mimar Sinan Camii Kur'an Kursunu içerecek şekilde yetişkin kadınlarla yapılan mülakat araştırmasında yetişkin kadın öğrencilerin Kur'an kursu aracılığıyla manevi ihtiyaçlarını karşılayabildikleri sonucuna varılmıştır. Kur'an kurslarının yetişkin kadın öğrencilere sağladığı eğitim-öğretim ve mekansal birliktelik sayesinde onların dini, psikolojik ve sosyal problemlerinin çözümünde anlamlı katkılar sunabileceği Kur'an kursu öğreticileri ve yetişkin kadın öğrencilerle yapılan mülakatın sonucunda görülmüştür. Bu anlamda Kur'an kursları daha fonksiyonel hale getirilerek doğasında barındırdığı manevi destek hizmetlerine de ciddi katkılar sağlanacaktır.

DinDin eğitimiDin eğitimi kurumları+6
Fatma Gülden Özden
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Cezaevinde annesiyle kalan çocukların gelişim sürecine cezaevi koşullarının etkisi ve sosyal hizmet yaklaşımları

İnsanlık tarihinden bugüne kadar toplumda birçok dezavantajlı grup oluşmuş; bunlar içinde zayıf halka çocuklar olmuştur. Çocuklar, bakıma ve korunmaya muhtaç olduklarından istismara en açık grup olma özelliğindedir. Bu çalışmamız, cezaevlerinde anneleriyle beraber kalmak zorunda olan ve annelerinden fazla mağduriyet yaşayan çocukları ele almaktadır. Cezaevi koşullarının çocukların gelişim dönemine etkileri üzerinde araştırma yapılmıştır. Çocuk gelişiminde ilk 6 yaş çok önemlidir. Bazı uzmanlara göre ise 3 yaşına kadar çocuklar annelerinden ayrı kalmamalıdır. Bu durumda; cezaevine giren bir çocuk, annesinden ayrı kalmamakta; ancak gelişimin en önemli yıllarını da cezaevinin kötü koşullarında geçirmektedir. Araştırmada değişik suçlardan cezaevinde bir süre kalmış 25 anne ve 5 hamile toplam 30 katılımcı bulunmaktadır. Cezaevinde çocukları ile kalan annelere cezaevi koşulları ve bu koşulların çocukları etkileme durumlarını tespit etmek amacıyla anket uygulanmıştır. Annelerin verdikleri cevaplar Excel programında tablo ve grafik haline getirilip betimsel analizlerle yorumlanmıştır. Ayrıca araştırmacı, 18 ay boyunca kurumda bu durumu doğal gözlem yoluyla da incelemiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara bakıldığında, cezaevinde anneleri ile kalan çocukların gelişim unsurlarından birçoğu eksik kalmaktadır. Kurumların fiziksel şartlarından dolayı çocuklar ciddi zorluklar çekmektedir. Örneğin; orda büyümek zorunda olan çocuklar, yerlerde halının yasak olmasından dolayı, yerde emekleyemedikleri için yürümeye geç başlamaktadır. Diğer yandan, bu çocuklar bilişsel olarak erken olgunlaşmaktadır. Bunun nedeni, erken yaşta çok fazla uyaranla ve çevreyle etkileşimde olmaları gösterilebilir. Özellikle erkek çocuklarının konuşmaya dışarıdaki yaşıtlarına oranla daha hızlı başlaması yaşadıkları ortamda sürekli diyalog halinde olmalarının etkili olabileceğini düşündürmektedir. Araştırmaya katılan annelerin, çocuklarının yaşıtları gibi anne ve babaları ile parka gidememesi, oyun oynayamaması, kardeşleri ile vakit geçirememesi en çok özlem duyduğu konular arasında olmuştur. Ayrıca, anneler için çocukları bir moral kaynağı olmakla beraber, çocuklarını bu ortamda büyütmek zorunda olmaları da ayrıca vicdan azabı duymalarına ve suçluluk hissetmelerine neden olmuştur. Bu bulgulardan hareketle, cezaevlerinin günümüzdeki ıslah ve rehabilite edici fonksiyonları, anneler için daha önemli bir hal almaktadır. Cezaevinde anneleri ile kalan çocukların dezavantajlı oldukları konular avantajlı olduğu konulardan çok daha fazladır. Kanun koruyucular çocukların yüksek yararını gözetecek yasalarla çocukların korunmasına yönelik çalışmalar yapmalıdır. İnfazın ertelenmesi ya da çocuklu olan mahkûmların tutulduğu farklı bir cezaevi modeli inşa edilmelidir. Cezaevindeki sosyal servis elemanlarının sosyal hizmetin mesleki rol ve kimliğini kullanarak özellikle güçlendirme yaklaşımını kullanarak bu süreci anne ve çocukların en az hasarla atlatması için çalışmalar yapılmalıdır.

Ceza infaz kurumlarıHükümlülerSosyal hizmetler+5
Süreyya Mavi
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

The effect of coping with loneliness styles on life satisfactions of single i̇ndividuals: Case of Yalova

n our country and many other countries especially in western countries, living alone, delaying marriage and being single are increasing. The single population of young and middle-aged people is continuously increasing, single people have become a social group. The purpose of this study is to investigate the loneliness and life satisfaction in single individuals, relationship between loneliness and life satisfaction, coping with loneliness, effects of styles for coping with loneliness on life satisfaction by comparing with married individuals. Loneliness, which is a painful warning that a person's social relationships are significantly inadequate, is often disturbing and sad. When loneliness is severe and prolonged, it can endanger the mental health of the person, prepare the ground for depression and increase the risk of suicide. Although loneliness, which is an emotional, psychological and universal experience, is a very old experience for a person who is a social being, more loneliness is experienced today than in the past in the modern world. Therefore, it is very important to investigate the effects of loneliness in the life of the ever increasing single population. In this study, in which qualitative research method was used, the data were obtained with a semi-structured interview technique with 30 people. The results of the study showed that single individuals experienced loneliness more intensely than married individuals, had lower life satisfaction, had difficulties in coping with loneliness and developed negative coping styles that might lead to more intense loneliness.

FamilyCopingBachelors+4
Esma Büyükyıldız
Yalova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00

Other supervisors