Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Ali Babahan
11 theses · Bolu Abant İzzet Baysal University
6 Şubat 2023 depremini yaşayan Gaziantep-Nurdağılıların deneyimlerine dair fenomenolojik bir araştırma
Bu araştırma, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremi tecrübe etmiş bireyler üzerindeki etkilerini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışma, fenomenolojik bir yöntem benimseyerek, bireylerin depremi nasıl deneyimlediğini, nasıl anlamlandırdığını ve depremin onların yaşam dünyalarında nasıl bir dönüşüm yarattığını anlamayı hedeflemiştir. Araştırmanın evrenini, Gaziantep ilinin Nurdağı ilçesinde depremi doğrudan deneyimlemiş bireyler oluşturmuştur. Örneklem, kartopu örneklem yöntemi kullanılarak belirlenmiş ve toplam 20 kişi ile derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, katılımcıların deprem anını nasıl tanımladığı, depreme yönelik metaforları, afetin hatırlattıkları, akla ilk gelen kişi ve düşünceler ile depremin nedenine dair algıları incelenmiştir. Katılımcılar, depremi kıyamet, felaket, ihmalin sonucu, insanoğlunun acizliği gibi kavramlarla tanımlamış; yaşanan deneyimi ise şok, panik, ölüm korkusu, çaresizlik ve bilinmezlik gibi duygularla ifade etmiştir. Katılımcılar depremi yalnızca fiziksel bir yıkım değil, aynı zamanda psikolojik ve varoluşsal bir kriz olarak tanımlamıştır. Deprem anında aile, sevdikleri insanlar ve inanca yönelme gibi temalar ön plana çıkarken, metaforlar aracılığıyla travmatik deneyimlerini anlamlandırdıkları gözlemlenmiştir. Afet sonrası sosyal ilişkilerde hem güçlenme hem de yalnızlaşma yaşanmış; bu durum Schütz, Giddens ve Rehorick gibi teorisyenlerin yaklaşımlarıyla örtüşmektedir. Nurdağı özelinde yürütülen bu araştırma, afetin bireysel ve toplumsal etkilerine dair yerel bağlamda derinlemesine içgörüler sunarak literatüre özgün katkılar sağlamaktadır. Araştırma sonuçlarına göre, afet yönetiminde psikososyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi, afet sonrası toplumsal eşitsizliklerin giderilmesi ve toplumda afet bilincinin artırılması büyük önem taşımaktadır. Çalışma, afetlerin bireyler üzerindeki psikolojik ve sosyolojik etkilerini fenomenoloji yöntem detaylı bir şekilde analiz ederek, afet yönetimi ve travma sonrası bireysel iyileşme süreçlerine dair önemli çıkarımlarda bulunmuştur.
Bilge Karasu'nun Gece romanında modernizm eleştirisi
Bu çalışma, bir edebiyat eserini sosyolojik bir yaklaşımla ele alarak, Bilge Karasu'nun Gece romanında modernleşme ile ortaya çıkan sorunlardan roman anlatısının nasıl etkilendiğini açığa çıkarmayı amaçlamaktadır. Çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden söylem analizi kullanılarak a), iktidarın nasıl temsil edildiği, b) iktidar ile birey arasındaki ilişkinin nasıl temsil edildiği c) ve iktidar ile birey arasındaki ilişkinin yarattığı bireysel sorunların nasıl temsil edildiği tespit edilmiştir. Böylece Gece romanındaki veriler ışığında, totalitarizm, gözetim, şiddet, söylenti, kötülüğün sıradanlığı ve yabancılaşma kavramlarının modern dönem ile kurduğu bağ, söylem analizinin temel kavramlarından olan bağlam, anlam ve yansıtırlık odağa alınarak yorumlanmıştır. Metinin analizi, romanın, modern dönemde yaşanan toplumsal, bireysel ve politik sorunların eleştirisi olarak okunması açısından faydalı olacaktır.
İbn Haldun'un Mukaddimesi'nde toplumsal değişme
Bu çalışmada İbn Haldun'un toplumsal değişme anlayışı, onun Mukaddime adlı eseri çerçevesinde incelemeye alınmıştır. Değişim, tüm varlıklar için zorunlu bir gerçeklik olduğu gibi toplumlar için de kaçınılmazdır. Bu sebeple sosyolojinin ana konuları içinde yer alan toplumsal değişme anlayışını irdelemek oldukça kıymetlidir. Değişimin izlerini sürmek ise geçmiş ve geleceğe köprü kurmak ile mümkündür. Geçmişten gelen deneyimlerin geleceğe aktarılması halinde değişimin hangi koşullarda, nasıl ve ne yönde gerçekleşeceğine dair hazır bulunmak söz konusu olabilmektedir. Dolayısıyla İbn Haldun'un toplumsal değişmeye dair görüşlerinin çözümlenmesi önem taşımaktadır. Çalışmanın amacı İbn Haldun'da toplumsal değişmeyi tetikleyici unsurları açığa çıkarmaktır. Bu sebeple araştırma literatür çalışması olarak yürütülmüştür. Çalışmada öncelikle toplumsal değişme kavramına ilişkin görüşlere ve tanımlamalara yer verilmiştir. Sonrasında ise İbn Haldun'un yaşamı ve ortaya koyduğu temel kavramlara ilişkin açıklamalar yapılmıştır. Ardından çalışmanın esas konusu olan İbn Haldun'da toplumsal değişme anlayışına dair çıkarımların yapıldığı bölüme yer verilmiştir. Çalışmada temel kaynak olarak İbn Haldun'un Mukaddime adlı eserinin Süleyman Uludağ (2017) çevirisinden faydalanılmıştır. ANAHTAR KELİMELER: İbn Haldun, Mukaddime,Toplumsal Değişme.
Osmanlı batılılaşması ekseninde Tanzimat dönemi romanlarında gösterişçi tüketim
Varoluşsal bir zorunluluk olarak tüketim tüm canlı yaşamının gerçekleştirdiği sıradan bir eylemdir. Tüketim eylemini gerçekleştiren insan faktörü olduğunda ise bu kavram karmaşıklaşmaya başlamaktadır. Amerikalı Sosyolog ve İktisatçı olan Thorstein Bunde Veblen "The Theory of The Leisure Class" (Aylak Sınıfın Teorisi) isimli çalışmasında tüketim kavramını toplumsal ilişkiler üzerinden ele almıştır. Veblen'e göre kişiler saygınlık ve statü kazanmak ve çevre tarafından öykünülür olmak adına pahalı ürün ve hizmetler tüketmeyi tercih etmektedirler. Veblen bu tüketime "Conspicuous Consumption" (Gösterişçi Tüketim) der. Gösterişçi tüketim kavramı birçok farklı kuramcının tüketim teorilerine kaynaklık etmiştir. Bu çalışmada bize toplumsal yaşamın bir portresini sunan Tanzimat Dönemi aydınları tarafından kaleme alınmış "Araba Sevdası", "Felâtun Bey ile Râkım Efendi", "Karnaval" ve "Zehra" romanlarındaki gösterişçi tüketim unsurları incelenmiştir. Bu inceleme için yapılan araştırmada romanlar yorumsamacı paradigma üzerinden ele alınmıştır ve nitel araştırma desenine uygun olarak doküman analizi yöntemiyle veriler toplanmıştır. Bunun sonucunda gösterişçi tüketime yönelik birçok farklı unsur olduğu görülmüştür ve bunlar ayrı ayrı başlıklar altında yorumlanmıştır. Çalışmanın sonucunda Osmanlı toplumsal yaşamının bir yansıması olan Tanzimat dönemi romanlarında birçok gösterişçi tüketim unsuruna rastlanmıştır. Romanlardaki tüketim şekillerinin gösterişçi tüketim ile güçlü benzerlikler taşıdığı saptanmıştır. Gösteriş amaçlı yapılan tüketimler her ne kadar ana karakterler üzerinden bizlere aktarılsa da romandaki diğer karakterler de gösterişçi tüketim eksenli harcamalar yapmaktadır. Romanların tümü ortak gösterişçi tüketim pratiklerine yönelik; araba, evler, moda ve giysiler, boş zaman etkinlikleri, hizmetçiler ve temsili aylaklar, marka ve ziynet eşyaları, zenginlik ve miras başlıkları üzerinden yorumlanmıştır.
Türkiye'de Suriyeli göçmenlere yönelik resmi söylemin sosyal bilgiler ders kitapları kapsamında analizi
Milyonlarca Suriyeli göçmene 2011 yılından itibaren ev sahipliği yapan Türkiye'de, resmi söylemin Suriyeli göçmen kimliğini üretim şekli ve bu üretim şeklinin bir resmi söylem aracı olan Sosyal Bilgiler ders kitaplarında yer alıp almadığı, Türkiye'de göç sürecinin göçmenler ve yerel halk tarafından sağlıklı yürütülmesi bakımından önemlidir. Bu çalışmada, resmi söylem aktörlerinin Suriyeli göçmenler hakkındaki söylemleri; yokluk analizi yöntemi ile incelenmiş; bulgular Sosyal Bilgiler ders kitaplarında yer alan Suriyeli göçmen temsilleri ile karşılaştırılmıştır. Yokluk analizi yöntemi söylemde mevcut olan ve olmayanı tespit etmek için kullanılan bir yöntemdir. Yokluk analizi yöntemi ile; 2018-2021 yılları aralığında resmi söylemde Suriyeli göçmenlere yönelik tanımlayıcı terimler üzerinden üretilen söylemde hak temelli yaklaşımın olmadığı ve hayırseverlik temelli yaklaşımın olduğu tespit edilmiştir. 2018-2021 yılları aralığında ortaokullarda resmi bir kurum olan Milli Eğitim Bakanlığı tarafından onaylanmış ders materyali olarak kullanılan Sosyal Bilgiler ders kitaplarında Suriyeli göçmenlere yönelik tanımlayıcı terimler incelendiğinde, ders kitaplarında da Suriyeli göçmenlere yönelik hak temelli bir yaklaşım değil, hayırseverlik temelli yaklaşımın ortaya konduğu tespit edilerek; hayırseverlik temelli yaklaşımın hem resmi söylemdeki hem de Sosyal Bilgiler ders kitaplarında yer alan söylemdeki mevcudiyeti, bağlamsal çerçevede tartışılmıştır.
The role of civil society organisations in supporting social welfare services in the Iraqi society
Civil society organizations are currently recognized as one of the primary agents of social welfare and service delivery in most developing countries. Non-governmental organizations indeed have participated in many social and service activities and have played an essential role in social welfare in many parts of the world. This research is based on qualitative research conducted in Erbil, Iraq, in 2022. It is aimed to analyze the thoughts and opinions of various non-governmental organizations' employees and some government officials about the role and effects of these institutions in the provision of different public services and social assistance in the Erbil region. Direct interviews were conducted with 25 participants selected from non-governmental organizations in Erbil and the Federal Social Welfare Institution. Data analysis for this study was carried out with the descriptive qualitative analysis method. After all, transcripts were coded, and the codes were used to generate the themes identified in the conversations. Finally, themes are presented with sample data in the conclusion section. Qualitative analysis of the interviews includes the creation of the categories, sub-categories, and super-categories to which the statements of the participants were assigned. Seven response axes were reported in the interviews. This research consists of three main parts: The first part consists of the introduction, which includes the explanation of the research problem and questions, the importance of the research, the research objectives, and the basic concepts of the research. The characteristics of non-governmental organizations and in the context of Northern Iraqi society in general, field and social welfare activities, and previous studies with theories related to the research subject were evaluated. In the second part, detailed information about the research methodology is presented. The third part consists of the presentation and analysis of the research data. The last section includes the results and recommendations of the study. KEYWORDS: Social welfare, Civil society, Civil society organizations, Social work.
Türkiye'deki üniversitelerde eğitim alan Suriyeli öğrencilerin COVID-19 pandemisi sürecinde eğitim ve yaşam deneyimleri
Türkiye'de üniversite eğitimi alan ve geçici koruma statüsünde olan Suriyeli üniversite öğrencilerinin Covid-19 pandemi sürecinde değişen eğitim ve yaşam deneyimlerinin araştırıldığı bu tezde, toplamda 20 gönüllü üniversite öğrencisiyle internet üzerinden görüşülmüştür. Kartopu örneklem yöntemiyle ulaşılan katılımcıların gönüllü katılım onayları alındıktan sonra yarı yapılandırılmış görüşme formundaki sorular sorulmuştur. 2021 Mart ve Temmuz aylarında gerçekleşen görüşmeler transkript edilmiştir. Araştırma kapsamında sağlık, eğitim, ekonomik, sosyo-kültürel ve psikolojik olarak beş alanda yapılan görüşmeler içerik analizi yapılarak temalar ve alt temalar belirlenmiştir. Kısa sürede tüm dünyayı etkileyen Covid-19 pandemi sürecinde belirlenen alanlarda katılımcılar üzerindeki etkileri gruplandırılarak tablolar ile sunulmuştur. Yapılan araştırmada katılımcıların Covid-19 salgını hakkındaki bilgileri, salgın sürecinde karşılaştıkları sorunlar ve beklentileri açıklanmaya ve yorumlanmaya çalışılmıştır. Belirlenmiş alanlarda genel olarak olumsuz etkilendikleri, bu süreçte göçün ardından ikinci büyük bir zorlukla mücadele etmek zorunda kaldıkları saptanmıştır.
Türkiye'de doğa-toplum ilişkilerini dönüştürme stratejileri: Kent tarımı örneği
Bu çalışma doğa-toplum ilişkisinin dönüşümü bağlamında yararlanılan bir strateji olarak kentsel tarım uygulamalarının sürdürülebilirliği üzerine odaklanmaktadır. Çalışmanın amacı, çevre sorunlarının çözümü ve doğa-toplum dönüşümü bağlamında kentsel tarımın potansiyelini artırmak ve bu alandaki mevcut sorunları belirleyerek çözüm önerileri sunmaktır. Tez, kentsel tarımın çevresel, ekonomik ve toplumsal faydalarını vurgulamakta ve bu uygulamaların şehirlerin sürdürülebilir gelişimine katkı sağlama potansiyelini incelemektedir. Araştırma, bu kapsamda, nitel yöntemle gerçekleştirilmiştir. Derinlemesine görüşmeler, kentsel tarım alanında çalışan sivil toplum kuruluşları temsilcileriyle yapılmıştır. Toplamda 20 katılımcı ile gerçekleştirilen görüşmeler, katılımcıların kentsel tarım uygulamaları hakkındaki deneyimlerini, görüşlerini ve karşılaştıkları zorlukları anlamak amacıyla tasarlanmıştır. Bu katılımcılar, kentsel tarımın çeşitli yönleri hakkında bilgi ve deneyimlerini paylaşarak çalışmanın derinlemesine analizine katkıda bulunmuşlardır. Bulgular, kentsel tarım uygulamalarının sürdürülebilirliğini tehdit eden birkaç temel sorunu ortaya koymaktadır. Katılımcılar, mevzuat eksikliklerinin, yerel yönetimlerle iletişim sorunlarının, finansal zorlukların ve toplumsal farkındalık eksikliğinin kentsel tarımın gelişimini engellediğini belirtmişlerdir. Özellikle, mevcut yasal düzenlemelerin yetersizliği, tarım alanlarının korunması ve kentsel dönüşüm süreçlerinde tarım arazilerinin kaybedilmesi gibi konularda belirsizlikler yaratmaktadır. Bu durum, yerel üreticilerin motivasyonunu olumsuz etkilemekte ve kentsel tarım projelerinin hayata geçirilmesini zorlaştırmaktadır. Tez, kentsel tarımın desteklenmesi için yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve bireyler arasında işbirliğinin önemini vurgulamaktadır. Ayrıca, kentsel tarımın toplumsal dayanışmayı artırma potansiyeli ve çevresel sürdürülebilirliğe katkısı üzerinde durulmaktadır. Sonuç olarak, kentsel tarım uygulamalarının yaygınlaşması için kapsamlı politikaların ve stratejilerin geliştirilmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır. Bu bağlamda, kentsel tarımın potansiyelinden en iyi şekilde yararlanmak için gerekli adımların atılması gerektiği ifade edilmektedir.
Gezici mevsimlik tarım işçisi kadınların çalışma deneyimleri ve yaşadıkları sorunlar: Düzce - Çilimli örneği
Bu çalışma, Türkiye'deki kadın mevsimlik tarım işçilerinin yaşam ve çalışma koşullarındaki zorlukların yanısıra toplumsal cinsiyet bağlamında ele almayı ve bu deneyimleri kesişimsellik teorisi çerçevesinde analiz etmeyi amaçlamaktadır. Kadınların yaşadığı sosyo-ekonomik zorluklar, toplumsal cinsiyet, eğitim düzeyi, yaş, aile içindeki konum ve iş deneyimleri gibi birden çok boyut üzerinden değerlendirilmiştir. Araştırma problemi, kadın mevsimlik tarım işçilerinin maruz kaldığı yapısal eşitsizlikleri görünür kılmak ve bu eşitsizliklerin farklı sosyal gruplar üzerindeki etkilerini ortaya koymaktır. Araştırmanın temel sorusu, kadın mevsimlik işçilerin cinsiyet temelli dezavantajlarının diğer sosyal faktörlerle nasıl kesiştiğidir. Araştırmanın verileri, nitel araştırma yöntemleriyle toplanmıştır. nitel araştırma yöntemlerinden amaçlı örnekleme tekniği tercih edilmiştir Çalışma kapsamında, çadır alanlarında yaşayan kadınlarla derinlemesine görüşmeler yapılmış ve saha gözlemleri gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar, yaş, eğitim düzeyi, aile konumu ve dezavantajlılık durumları gibi kriterlere göre çeşitlendirilmiştir. Görüşmeler, araştırma sorularına uygun katılımcılarla gerçekleştirilmiş ve verilerin tekrar etmeye başladığı noktada sonlandırılmıştır. 12 kadınla derinlemesine görüşme ve gözlem yolu ile veriler toplanmıştır. Verilerin analizinde, tematik analiz yöntemi kullanılmış ve kesişimsellik teorisi doğrultusunda yorumlanmıştır. Bulgular, kadınların toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle birlikte yaş, eğitim ve bakım sorumlulukları gibi farklı dezavantajlarla karşı karşıya kaldığını göstermektedir. Kadınların çalışma koşullarında düşük ücret, uzun çalışma saatleri ve iş güvencesizliği, sosyal dışlanma gibi sorunlarla sıkça karşılaştığı tespit edilmiştir. Ayrıca, çadır alanlarında sağlık ve hijyen koşullarının yetersizliği, kadınların fiziksel ve psikolojik sağlıklarını olumsuz yönde etkilemektedir. Sonuç olarak, bu çalışma, kadın mevsimlik tarım işçilerinin görünmez emeğine ve yapısal eşitsizliklere dikkat çekmekte ve onların yaşam koşullarını iyileştirebilecek politikalara yönelik öneriler sunmaktadır.
Ellen Meiksins Wood'un "Toplumsal Sınıf" kavramsallaştırmasının analizi
Bu çalışmanın amacı, Ellen Meiksins Wood'un sosyolojinin tartışmalı kavramlarından biri olan toplumsal sınıfa yaklaşımını incelenmektir. İlk bölümde, sınıf kavramının nasıl ve hangi koşullarda ortaya çıktığı araştırılmış; bunun ardından, sınıf teorisinin temellerini atan Karl Marx'ın sınıf analizi değerlendirilmiştir. Buna göre, Marx diyalektik materyalist düşünce çerçevesi bağlamında, ekonomiyi bir toplumun belirleyici temeli olarak tanımlarken; mevcut sınıfları da toplumdaki hâkim üretim biçimine referansla, üretim ilişkilerindeki pozisyonları baz alarak açıklamıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde, Louis Althusser, Nicos Poulantzas, Ernesto Laclau ve Chantal Mouffe gibi klasik Marksist anlayışa eleştirel yaklaşan isimlerin sınıf konusundaki görüşleri tartışılmıştır. Bunların seçilme gerekçesi, Wood'un sınıf üzerine yazılarında, bu isimlerin çağdaş sosyalist kanatta yer alma iddialarına rağmen, Marx'ın sınıf kuramını adeta ters yüz ettikleri varsayımıyla eleştirilerinin odağında yer almaları olmuştur. Üçüncü bölümde ise, Wood'un, Yeni Hakiki Sosyalist hareket ve post-Marksist yaklaşımlara getirdiği eleştiriler çerçevesinde, sınıfı nasıl kavramsallaştırdığına dair ayrıntılı bir değerlendirme yapılmıştır. Yazar, bu kapsamda, öncelikle iktisadî ilişkilerin sınıf pozisyonlarının belirlenmesindeki önceliğini vurgulamaktadır. Bunun yanında ise, eleştirdiği isimlerin aksine, günümüzde işçi sınıfının çıkarları aleyhinde gelişen kapitalist üretim düzen ve ilişkilerini devrim yoluyla alaşağı edecek yegâne aktör olduğunun altını ısrarla çizmektedir. Anahtar kelimeler: Karl Marx, post-Marksistler, Ellen Meiksins Wood, toplumsal sınıf.
Sosyolojik açıdan müzik dinleme alışkanlıklarına etki eden etmenler: Bolu ili örneği
Toplum içerisinde var olan birey, sosyalleşerek içerisinde bulunduğu çevrenin kültürünü edinir. Bireyin kendi öznel beğenileri olduğunu sandığı birçok tercih, aslında bir şekilde mensubu olduğu sosyal tabakadan edindiği zevklerdir. Bu anlayıştan yola çıkarak, sosyolog Pierre Bourdieu'nun sosyal tabakalaşma ve beğenilerle alakalı görüşleri temel alınmıştır. Bourdieu'ya göre müzik tercihleri de dâhil olmak üzere, kültürel beğenilerin farklılaşmasının temel belirleyicisi, toplumsal sınıf kültürü ve aidiyetidir. Genel olarak kültürel beğeniler özel olarak ise müzik zevklerinin oluşumunda burada bahsedilen toplumsal aidiyetlerden özellikle toplumsal sınıf konumlarının belirleyiciliği hususundaki tezinin Türkiye özelindeki geçerliliğini sorgulama düşüncesi ile hareket edilmiştir. Araştırma kapsamında Bolu ili merkezinde bulunan, 134'ünün kadın 179'unun erkek toplam 313 katılımcının anket sorularına verdikleri yanıtlar ışığında elde edilen veriler, SPSS programı aracılığıyla işlenip, frekansları ve yüzdelik oranları hesaplanarak, iki değişkenli analiz ve chi-square testi yapılarak bulgular yorumlanacak duruma getirilmiştir. Elde edilen veriler doğrultusunda; sosyal aidiyetin, bireyin kültürel beğenileri üzerinde etkili olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar kelimeler: Bourdieu, Sosyal Tabaka, Kültür, Beğeni Kültürü, Müzik, Müzik Tercihi, Toplumsal Sınıf.