Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Aynur Koyuncu

11 theses · Hasan Kalyoncu University

Master'sOpen AccessTR

Lomber disk hernisi cerrahisi sonrasında sürekli ve aralıklı lumbosakral korse kullanımının ağrı, uyku ve konfora etkisi: Randomize kontrollü çalışma

Lomber disk cerrahisi uygulanan hastalarda sürekli ve aralıklı lumbosakral korse kullanımının ağrı, uyku ve konfora etkisi konusunda mevcut kanıtlar sınırlıdır. Bu çalışma lomber disk cerrahisi uygulanan hastalarda sürekli ve aralıklı lumbosakral korse kullanımının ağrı, uyku ve konfor üzerindeki etkilerinin belirlenmesidir. Çalışma için Hasan Kalyoncu Üniversitesi Etik Kurulu'ndan (Onay No: 2024-14) izin alındı. Araştırma, 25 Eylül 2024- 1 Nisan 2025 tarihleri arasında Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahi Servisi'nde yapıldı. Çalışmaya katılan 102 hasta, randomize olarak sürekli (n=51) ve aralıklı (n=51) LS korse kullanan iki gruba ayrıldı. Veriler, Tanıtıcı Bilgi Formu, Perianestezi Konfor Ölçeği ve Richards-Cambell Uyku Ölçeği ile cerrahiden önce (T0), bir gün sonra (T1) ve iki gün sonra (T2) toplandı. Analizler SPSS 22.0 ile yapıldı. Anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edildi. Gruplar arasında yaş, cinsiyet, vücut kitle indeksi, eğitim ve medeni durum açısından anlamlı değildi (p>0.05). Perianestezi Konfor Ölçeği sonuçlarına göre, T0, T1 ve T2 ölçümlerinde gruplar arasında fark saptandı (p>0.05). Uyku Algısı Ölçeği sonuçlarında, T0 puanları benzerken (p=0.838), T1 ve T2'de kontrol grubunun puanı, çalışma grubuna göre anlamlı derecede yüksek idi (p=0.001). Ağrı Puanları, T0'da benzerken (p=0.487), T1 ve T2'de çalışma grubunda anlamlı olarak daha düşük idi (p=0.001). Lumbosakral korsenin sürekli kullanımı konfor üzerinde fark oluşturmadığı, ağrıyı azalttığı ve uyku kalitesini aralıklı kullanımın daha olumlu etkilediği bulundu. Anahtar Kelimeler: Lomber Disk Hernisi; Cerrahi Ağrı Yönetimi, Postoperatif Bakım; Uyku, Lumbosakral Korse

Kadir Ürker
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Laparoskopik kolesistektomi uygulanan hastalara video destekli çevrim içi preoperatif eğitimin korku, kaygı, uyku ve strese etkisi: Randomize kontrollü çalışma

Laparoskopik kolesistektomi uygulanan hastalara video destekli çevrimiçi preoperatif eğitimin korku, kaygı, uyku ve strese etkisi daha önce test edilmemiştir. Bu çalışma, laparoskopik kolesistektomi uygulanan hastalara video destekli çevrimiçi preoperatif eğitimin korku, kaygı, uyku ve strese etkisini incelemek amacıyla gerçekleştirildi. Araştımaya başlanmadan önce etik onay alındı. Çalışma, Bingöl Devlet Hastanesi'nde 128 hasta ile yapına randomize kontrollü klinik bir çalışmadır. Kontrol Grubu (KG) (n=64) rutin klinik uygulama sürdürülürken, Çalışma Grubu (ÇG) (n=64) ameliyattan bir gün önce akşam 20-30 dakika preoperatif eğitim çevrim içi olarak yapıldı. Araştırmada Cerrahi Korku Ölçeği (CKÖ), kaygının belirlenmesinde Görsel Kıyaslama Ölçeği (GKÖ) ve uyku algısının belirlenmesinde Richard-Campbell Uyku Ölçeği (RCUÖ) kullanıldı. Stres durumunu belirlemek için serum kortizol ve serum glikoz seviyeleri için kan alındı. Ölçümler anestezi onamı esnasında (T0), ameliyat sabahı klinikte yapılan (T1) ve ameliyat sonrası (T2) yapıldı. Hastalara video destekli çevirimiçi eğitim araştırmacı tarafından, ölçümler (korku, kaygı ve uyku) önceden bilgilendirilen klinik hemşiresi tarafından yapıldı. Serum kortizol ve serum glikoz düzeyleri için alınan kan yine klinik hemşireleri tarafından alındı. Kan örnekleri uluslararası standartlara uygun olarak analiz edildi. Veriler SPSS 27.0 programı ile analiz edildi. Araştırmada p<0.05 değeri istatistiksel anlamlılık kriteri olarak kabul edildi. Bulgular: ÇG ve KG'deki hastalar yaş, cinsiyet, BKİ gibi tanıtcı bulgular açısından benzerdi. Aradaki fark istatistiksel olarak anlamlı değildi (p>0.05). ÇG ve KG'deki hastalar T0 ölçümleri açısından karşılaştırıldığında aradaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olmadığı belirlendi (p>0.05). Ancak T1 ölçümünde ÇG ve KG deki hastalar serum kortizol ve serum glikoz seviyesi açısından karşılaştırıldığında aradaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlendi (sırasıyla p= 0.001, p=0.001). Ayrıca T1 ölçümünde ÇG ve KG'deki hastalar CKÖ, GKÖ-Kaygı ve RCUÖ uyku algısı puanları açısından karşılaştırıldığında aradaki farkın da istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulundu (sırasıyla: p=0.001, p=0.001, p=0.001). ÇG ve KG 'deki hastalar T2 ölçümünde serum kortizol ve serum glikoz seviyesi açısından karşılaştırıldığında aradaki fark istatistiksel olarak anlamlı idi (sırasıyla; p=0.001, p=0.001). Benzer şekilde ÇG ve KG'deki hastalar GKÖ-Kaygı ve RCUÖ uyku algısı puanları açısından karşılaştırıldığında aradaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlendi (sırasıyla; p=0.001, p=0.001). Sonuç olarak, video destekli çevrimiçi preoperatif eğitimin korku, kaygı, stresi düşürmede ve uyku algısını artırmada etkili bulundu.

İzzettin Ekinci
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Ameliyathane hemşirelerinin karşılaştıkları risk faktörlerinin incelenmesi

. Ameliyathane Hemşireleri (AH) cerrahi ekibin vazgeçilmez bir üyesidir, ameliyathane ortamında çok sayıda riske maruz kalırlar. Ameliyathanelerdeki tehlikelerin hasta ve çalışan sağlığı üzerine olumsuz etkileri bilinmesine rağmen risk faktörlerini tanımlayan çok az çalışma bulunmaktadır. Bu çalışmada AH'nin ameliyathanelerde karşılaştıkları risk faktörlerinin belirlemesi amaçlandı. Eylül 2019-Şubat 2020 tarihleri arasında Gaziantep Kamu Hastaneler Birliği Genel Sekreterliği'ne bağlı altı hastanenin ameliyathanesinde çalışan AH ile yapılan prospektif tanımlayıcı bir çalışmadır. Örneklem ölçütlerini sağlayan, araştırmaya katılmayı kabul eden 139 AH araştırmanın örneklemini oluşturdu. Veriler araştırmacı tarafından geliştirilen soru formu ve Mesleki Risk Faktörleri Ölçeği (MRFÖ) aracılığı ile toplanmıştır. MRFÖ fiziksel, kimyasal, biyolojik, psikolojik, ergonomik, radyasyon risklerini belirlemeye yönelik 41 önermeden oluşmaktadır. Verilerin istatistiksel analizinde SPSS 22. 0 programı kullanıldı. İstatistiksel anlamlılık için p<0. 05 değeri kabul edildi. AH'lerin yüksek oranda radyasyon ve biyolojik risklere (sırasıyla:3. 55±0. 93; 3. 40±0. 51), orta oranda ergonomik ve kimyasal risklere (sırasıyla: 3. 17±0. 75; 2. 93±0. 80), düşük oranda psikolojik ve fiziksel risklere (sırasıyla:2. 54±0. 84; 2. 46±0. 63) maruz kaldıkları belirlendi. AH'lerin karşılaştıkları risk faktörlerinin yaşa, eğitim durumlarına, ameliyathanedeki deneyim süresine, ameliyathanedeki çalışma şekline, görevlendirilme şekline, ameliyathane eğitim sertifikası olma durumuna göre anlamlı farklılık olduğu saptandı. (p<0. 05). AH'lerin karşılaştıkları risk faktörlerinin cinsiyete, hemşirelikte deneyim süresine, mesleki riskler konusunda eğitim alam durumuna göre anlamlı farklılık olmadığı saptandı (p>0. 05). AH'lerin ameliyathane ortamında radyasyon, biyolojik, ergonomik, kimyasal, psikolojik, fiziksel risklere maruz kaldıkları belirlendi. AH'lerin karşılaştıkları risk faktörleri tanımlanmalı, azaltılması konusunda önlem alınmalıdır. Anahtar Kelimeler: Ameliyathane, Çalışan güvenliği, Hasta güvenliği, Hemşirelik, Mesleki riskler,

Ameliyathane hemşireliğiCerrahiHasta güvenliği+6
Çağla Kuş
Hasan Kalyoncu University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Koroner arter baypas greft cerrahisi uygulanan hastalarda uyku ve uykuyu etkileyen faktörlerin incelenmesi

. Koroner Arter Baypas Greft (KABG) cerrahisi uygulanan hastalarda Uyku Bozukluğu (UB) yaygın görülen bir problemdir. UB'nin hastalar üzerinde oluşturduğu zararlı etkiler bilinmesine rağmen uykuyu etkileyen faktörler bilinmemektedir. Bu çalışma ile KABG cerrahisi uygulanan hastaların cerrahi sonrası erken dönemde uyku algılarını ve uykuyu etkileyen faktörleri belirlenmesi amaçlandı. Araştırma 01 Eylül 2019- 01 Şubat 2020 tarihleri arasında bir eğitim ve araştırma hastanesinin kalp-damar cerrahisi servisinde yapılan tek merkezli prospektif tanımlayıcı türde yapılmış bir çalışmadır. KABG cerrahisi uygulanan örneklem ölçütlerini sağlayan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 92 hasta araştırmanın örneklemini oluşturdu. Veriler araştırmacı tarafından geliştirilen uykuyu etkileyen faktörler soru formu ve Richards Campbell Uyku Ölçeği (RCUÖ) ölçeği aracılığı ile toplandı. Verilerin istatistiksel analizinde SPSS 25.0 programı kullanıldı. İstatistiksel anlamlılık için p<0.05 değeri kabul edildi. Alışılmadık bir ortamda bulunmak, durumunun aniden kötüleşeceğinden endişe etmek, ağrı, bulantı, kusma, konstipasyon vb. şikayetlerin olması, vücuda takılmış tıbbi cihaz dren ve sondaların bulunması, hareket kısıtlılığının bulunması, yatış pozisyonun rahat olmaması, alışılan pozisyonda uyuyamama, sık yapılan izlem işlemleri, ilaç tedavisi amacıyla yapılan girişimlerin uykuyu çok etkilediği belirlendi. Hastaların uykusunu en çok etkileyen faktörler ağrının olması, bulantı, kusma, konstipasyon vb. şikayetlerin olması ve vücuda takılmış olan tıbbi cihazlar, dren, sondanın olması bulundu. RCUÖ toplam uyku algısı puanlarının cerrahinin ikinci gününde 15.88±12.50, üçüncü gününde 24.76±7.50, dördüncü gününde ise 32.35±7.56 olduğu bulundu. KABG cerrahisi uygulanan hastaların toplam uyku algılarının cerrahi sonrası ikinci günde çok kötü olduğu, üçüncü ve dördüncü günlerde ise kötü olduğu bulundu. Hastaların uyku algıları belirlenmeli, UB'ye neden olan faktörler konusunda önlem alınmalıdır. Anahtar Kelimeler: Baypas Cerrahisi, Uyku, Uyku kalitesi, Uyku bozukluğu, Hemşirelik

Cerrahi hemşirelikCerrahi-kardiyovaskülerKalp hastalıkları+5
Raife Gökbayrak
Hasan Kalyoncu University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Cerrahi hastalarında istenmeyen perioperatif hipotermi ve termal algılarını etkileyen faktörlerin incelenmesi

Cerrahi uygulanan hastalarda İstenmeyen Perioperatif Hipotermi (İPH) yaygın görülmesine rağmen başlama zamanı ve etkileyen faktörler hakkında bilgiler sınırlıdır. Bu çalışmada cerrahi uygulanan hastalarda perioperatif süreçte İPH görülme zamanlarıve hastaların vücut sıcaklığı ve etkileyen faktörler konusunda görüşlerinin belirlenmesi amaçlandı. Araştırmaya başlamadan önce etik ve yasal izinler alındı. Araştırma; 1 Ekim 2020-1 Mart 2021 tarihleri arasında bir özel hastanede yapılan tanımlayıcı, kesitsel türde bir araştırmadır. Araştırmanın örneklemini gönüllü 306 hasta oluşturdu. Araştırmanın verileri tanıtıcı bilgiler, perioperatif değerlendirme formu ile hemşirelerin bilgilendirilmesinden sonra toplandı. Verileri SPSS 22.0 paket programında uygun istatistiksel yöntemler ile analiz edildi. İstatistiksel anlamlılık için p<0.05 değeri kabul edildi. Hastaların yaş ve BKI ortalaması sırasıyla; 41.81±16.00, 28.72±5.00 olup %74.8'i kadındır. Preoperatif süreçte hastalarda İPH görülme durumu sırasıyla; %7.2, %34.6, %41.5'tir. İntraoperatif süreçte hastalarda İPH görülme durumu sırasıyla %66, %89.2, %80.4 'tür. Postoperatif süreçte hastalarda İPH görülme durumu sırasıyla; %85.3, %37, %10.8'tir. Preoperatif süreçte hastaların üşüme durumu sırasıyla; % 0.3, %1, %18.3 iken postoperatif süreçte üşüme durumu sırasıyla; %74.5, %40.4, %0.2'dir. Perioperatif süreçte hastaların üşümelerini etkileyen en önemli faktör; hastaların üzerlerinde kıyafetlerinin olmamasıdır. Hastaların yaş ortalaması grupları intraoperatif süreçte vücut sıcaklığı grupları ile karşılaştırıldığında aradaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu (p=0.000), (p<0.05) belirlendi. İPH gelişimi ile cerrahi süresi ve anestezi süresi arasında negatif yönde bir korelasyon olduğu belirlendi (sırasıyla; p=0.000, p=0.000). Cerrahi uygulanan hastalarda intraoperatif süreçte İPH yüksek oranda görülmektedir. İntraoperatif süreçte İPH yönetimi etkili bir şekilde yapılmalıdır. İPH gelişimini etkileyen faktörler konusunda önlem alınmalıdır.

AlgıCerrahiCerrahi hemşirelik+4
Sema Serpil Kılıç
Hasan Kalyoncu University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Acil serviste resüsitasyon ve yaşam sonu bakıma katılma konusunda aile görüşlerinin incelenmesi

Resüsitasyon esnasında bir aile üyesinin hastanın yanında bulunarak fiziksel ve psikososyal desteğini sürdürmesi resüsitasyon esnasında aile varlığı olarak tanımlanır. Hasta ve aile üyeleri açısından yararları bilinmesine ve küresel rehberlerin önerilerine rağmen literatürde aile üyelerinin görüşleri tutarsızdır. Bu çalışmanın amacı acil servise başvuran hastaların aile üyelerinin resüsitasyon esnasında aile varlığı ve yaşam sonu bakıma katılma konusundaki görüşlerinin incelenmesidir. Araştırmaya başlanmadan önce etik ve yasal izinler alındı (No: E-97105791-050.01.01-5318). Araştırma, 1 Ekim 2021- 1 Mayıs 2022 tarihleri arasında bir eğitim ve araştırma hastanesinde, tanımlayıcı ve kesitsel türde yapıldı. Araştırmanın örneklemini acil servise başvuran hastaların aile üyelerinden araştırmaya katılmaya gönüllü olan 467 aile üyesi oluşturdu. Araştırmanın verileri aile üyeleri ile yüz yüze görüşme yöntemi ile toplandı. Görüşmede bir klinik psikolog hazır bulundu. Veriler SPSS 22.0 paket programında analiz edildi. İstatistiksel anlamlılık için p<0,05 değeri kabul edildi. Aile üyelerinin yaş ortalaması 34,3±10.43 olup %64,2'si erkek, %62,1'i evli, %76,9'u çekirdek aile olarak yaşamaktadır. Aile üyelerinin %61'inin yakınının resüsitasyonu esnasında bulunma seçeneğinin kendisine sunulmasını istediği, %47,5'inin yakının resüsitasyonu esnasında bulunmak ve yaşam sonu bakımına katılmak istediği belirlendi. Aile üyelerinin yakınının resüsitasyonu esnasında bulunma ve yaşam sonu bakıma katılmayı isteme konusundaki görüşleri eğitim durumu, çalışama durumu ve resüsitasyon eğitimi almış olma durumu ile karşılaştırıldığında aradaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlendi (sırasıyla; p=0.015, p=0.001, p=0.002),), (p<0.05). Aile üyelerinin çoğunluğu resüsitasyonda bulunma seçeneğinin kendilerine verilmesini, yarısına yakını da resüsitasyon esnasında bulunmayı ve yaşam sonu bakıma katılmayı istemektedir. Bu konuda yasal prosedürlerin oluşturulması gerekmektedir.

Acil servis-hastaneAcil tıpAile+4
Uğur Akman
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
10
Master'sOpen AccessTR

Ortopedik cerrahi uygulanan hastalarda kabızlığı önleme bakım paketinin cerrahi sonrası konstipasyon ciddiyetine etkisinin belirlenmesi

Kabızlık; ortopedik cerrahi geçiren hastalarda yaygın görülen bir problem olmasına rağmen literatürde kabızlığı önlemeye yönelik bir bakım paketine rastlanmadı. Bu çalışmada postoperatif erken dönemde ılık su içirme, abdominal masaj ve lifli beslenmeden oluşan üç girişimli kabızlığı önleme bakım paketinin kabızlığı önleme ve konstipasyon ciddiyetine etkisinin belirlenmesi amaçlandı. Araştırmaya başlamadan önce etik onay alındı (2022/051). Araştırma 15 Eylül 2022-30 Nisan 2023 tarihleri arasında Gaziantep'te bulunan bir hastanede yapıldı. Hastalar araştırma hakkında bilgilendirildikten sonra çalışma grubu (n=51) ve kontrol grubu (n=51) olarak rastgele iki gruba atandı. Çalışma grubundaki hastalara cerrahi sonrası dördüncü saatte 200 ml ılık su içirme, cerrahi sonrası birinci günden itibaren günde iki kez abdominal masaj, günlük 30 gram posa içeren lifli diyet uygulanmasından oluşan bakım paketi uygulandı. Kontrol grubundaki hastalara rutin klinik uygulamalar sürdürüldü. Araştırmanın verileri; 'Tanıtıcı bilgiler formu', 'Konstipasyon risk değerlendirme ölçeği', 'Görsel kıyaslama ölçeği', 'Bristol dışkı kıvamı skalası' kullanıldı. Hastalar cerrahiden bir gün önce (T0), cerrahiden bir gün sonra (T1), cerrahiden iki gün sonra (T2), cerrahiden üç gün sonra (T3), cerrahiden dört gün sonra(T4) ölçekler uygulanarak konstipasyon ciddiyeti ve dışkı kıvamı değerlendirildi. Veriler SPSS 20.0 (inc Kanada) programı kullanılarak analiz edildi. İstatistiksel anlamlılık için p<0.05 değeri kabul edildi. Çalışma ve kontrol grubundaki hastalar tanıtıcı ve klinik özellikleri açısından benzerdi (p>0.05). T0 değerlendirmesinde çalışma ve kontrol grubundaki hastaların konstipasyon riskleri, konstipasyon ciddiyetleri ve dışkı kıvamları benzerdi (p>0.05). T1 değerlendirmesinde ise çalışma ve kontrol grubundaki hastaların konstipasyon ciddiyetleri benzerdi (p>0.05). T2,T3,T4 değerlendirmelerinde çalışma ve kontrol grubundaki hastaları konstipasyon şiddeti ve dışkı kıvamı skalası puana ortalamaları karşılaştırıldığında aradaki fark istatistiksel olarak anlamlı idi (p<0.05). Çalışma grubundaki hastalar ilk defekasyona cerrahiden sonra ortalama 18.73±10.79. saatte, kontrol grubundaki hastalar ise ortalama 29.59±17.47. saatte çıktılar, defekasyona çıkma saatleri karşılaştırıldığında aradaki fark istatistiksel olarak anlamlı idi (p=0.001). Çalışma grubundaki hastalarda konstipasyon ciddiyeti ve dışkı kıvamı puanları daha düşükken, kontrol grubundaki hastalarda bu değerler daha yüksek bulundu. Bu sonuçlar ortopedik cerrahi uygulanan hastalarda kabızlığı önleme bakım paketinin etkili olduğunu göstermektedir.

Hasta bakımıHemşirelik bakımıKabızlık+4
Kübra Kaya
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sanal hasta ziyaretinin koroner arter baypas greft cerrahisi sonrası stres yanıta etkisinin incelenmesi

Sanal hasta ziyaretinin stres yanıta etkisi bilinmemektedir. Bu çalışma ile sanal ziyaretin koroner arter baypas greft cerrahisi sonrası serum kortizol seviyesi ve durumluk kaygı puanına etkisinin belirlenmesi amaçlandı. Araştırma 1 Aralık 2022-1 Mart 2023 tarihleri arasında bir Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin Kalp Damar Cerrahisi YBÜ'de yapılan önce-sonra kontrollü klinik bir çalışmadır. Araştırmaya başlamadan önce etik onay alındı (Onay no: 2022/221). Koroner arter baypas greft cerrahisi sonrasında en az 12 saatini doldurmuş hastalar, 20-30 dakika aile üyeleri ile görüntülü görüşme programı (zoom) ile görüştürüldüler. Hastalar sanal ziyaretten bir saat önce (T0) ve sanal ziyaretten bir saat sonra (T1) değerlendirildiler. Serum kortizol; Enzim Linked İmminosolbent Assay (ELISA) yöntemi ile kaygı ve ağrı seviyesinin belirlenmesinde görsel kıyaslama ölçeği kullanıldı. İstatistiksel anlamlılık için p<0.05 değeri kabul edildi. Hastaların yaş ortalaması 62.80±9.13, BKI ortalaması 27.62±4.47, %78.7'si erkek, % 78.7'si evli, % 75.4'ü ilköğretim mezunudur. Hastaların T0 serum kortizol seviyeleri 36.50±15.69, T1 serum kortizol seviyeleri 34.93±15.37 dir. Karşılaştırıldığında aradaki fark istatistiksel olarak anlamlı değildi (p>0.05). T0 ölçümünde durumluk kaygı seviyesi puan ortalaması 3.75±3.31 T1 ölçümünde durumluk kaygı puan ortalaması 2.30±2.66 olarak ölçüldü. Karşılaştırıldığında ise aradaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlendi (p=0.002) (p<0.05). T0 ve T1 ölçümlerinde serum kortizol seviyesi ile durumluk kaygı puanları arasında pozitif yönde orta seviyede bir korelasyon olduğu belirlendi (sırasıyla; p=0.001, p=0.005). T0 ölçümüne göre T1 ölçümünde hastaların %72'sinin serum kortizol seviyesinin azaldığı, %23'ünün arttığı, hastaların %62'sinin kaygı seviyesinin azaldığı, %28'inin ise arttığı bulundu. Sonuç olarak, sanal hasta ziyaretleri hastaların önemli bir bölümünün stres düzeylerini olumlu etkilemektedir. Bu konuda farklı hasta gruplarında geniş örneklemli çalışmalar yapılmalıdır. Sanal ziyaretin hastalar üzerindeki etkilerinin niteliksel çalışmalar ile de araştırılmasını önermekteyiz.

AnksiyeteDurumluk kaygıGörüntülü telefon+7
Yasemin Eren
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Cerrahi servislerde çalışan hemşirelerin yaşlı hastaya bakım verme istekliliği ve ayrımcılıklarının belirlenmesi

Günümüzde yaşlı bireylere cerrahi tedavi uygulanma oranlarının artmasına rağmen cerrahi servislerde çalışan hemşirlerin yaşlı hastaya bakım verme istekliliği ve ayrımcılıkları konusundaki veriler sınırlıdır. Bu çalışma cerrahi servislerde çalışan hemşirlerin yaşlı hastaya bakım verme istekliliği ve ayrımcılıklarını belirlemek amacıyla yapıldı. Araştırmaya başlmadan önce etik onay alındı (Onay no: 2022/54) Araştırma 15 Ağustos-01 Kasım 2022 tarihleri arasında Muş ilinde bulunan hastanelerin cerrahi servislerinde çalışan hemşireler ile yapılan tanımlayıcı ve ilişki arayıcı bir çalışmadır. Araştırma 200 gönüllü hemşire ile yapıldı. Araştırma verilerinin toplanmasında yaşlı hastaya bakım verme istekliliği ölçeği, pozitif ve negatif yaşlı ayrımcılığı ölçeği kullanıldı. Araştırma verileri yüz yüze anket yöntemi ile toplandı. Veriler SPSS 22.0 programında analiz edildi. İstatistiksel anlamlılık için p<0.05 değeri kabul edildi. Hemşirelerin yaş ortalaması 30.03±6.91, %65'i kadın, %67.5'i lisans mezunudur. Yaşlı hastaya bakım verme istekliliği ölçeği toplam puan ortalaması 35.70±5.84'tir. Pozitif ve negatif yaşlı ayrımcılığı ölçeği pozitif ayrımcılar alt boyutu 47.10±5.79, negatif ayrımcılık alt boyutu 38.48±4.87'dir. Yaşlı hastaya bakım verme istekliliği ölçeği ile pozitif ve negatif yaşlı ayrımcılığı arasaındaki ilişki incelendiğinde pozitif ayrımcılar alt boyutu ile pozitif yönde orta seviyede bir korelasyon olduğu ve belirlendi. (r=0.375, p=0.001)(p<0.05). Yaşlı hastaya bakım verme istekliliği ölçeği ile pozitif yaşlı ayrımcılığı arasındaki ilişki incelendiğinde negatif yönde zayıf bir korelasyon bulunsa da istatistiksel olarak anlamlı değildi (p>0.05). Araştırma sonuçları, cerrahi servislerde çalışan hemşirelerin yaşlı hastalara bakım verme istekliliğinin orta düzeyde olduğunu, ancak pozitif yaşlı ayrımcılığı ile pozitif yönde orta seviyede bir ilişki olduğunu göstermektedir. Araştırma bulguları, cerrahi servislerde çalışan hemşirelerin yaşlı hastalara yönelik bakım verme istekliliğini artırmak ve pozitif yaşlı ayrımcılığı azaltmak için farkındalık ve eğitim programları geliştirmenin önemini ortaya koymaktadır.

AyrımcılıkGeriatriHasta bakımı+7
Gülay Akbay Kaya
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2023
10
Master'sOpen AccessTR

Koroner arter bypass greft sonrası verilen bireysel video destekli taburculuk eğitiminin hastaların memnuniyet ve kaygılarına etkisinin incelenmesi

Bu çalışma, Koroner Arter Baypas Greft (KABG) cerrahisi sonrası hastalara verilen standart ve bireysel video destekli taburculuk eğitiminin hastaların memnuniyet ve kaygı düzeylerine etkisini incelemek amacı ile yapıldı. Araştırmaya başlamadan önce Hasan Kalyoncu Üniversitesi ve ilgili sağlık kuruluşlarından etik onay alındı. Araştırma, Gaziantep Dr. Ersin Arslan Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Gaziantep Şehir Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi servisinde yatan KABG cerrahisi geçirmiş 120 hasta üzerinde yapıldı. Hastalar, kontrol grubu, standart video destekli eğitim grubu ve bireysel video destekli eğitim grubu olmak üzere üç gruba randomize edildi. Veri toplama aracı olarak, Tanıtıcı Bilgiler Formu, Hasta Eğitiminden Memnuniyet Ölçeği ve STAI Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri kullanıldı. Veriler SPSS 22.0 programı ile analiz edildi. İstatistiksel anlamlılık için p<0.05 değeri kabul edildi. Standart video grubu, bireysel video grubu ve kontrol grubundaki hastaların tanıtıcı ve klinik özellikleri, kaygı ve memnuniyet düzeyleri karşılaştırıldı. Bulgular, grupların demografik ve sağlık özelliklerinin homojen olduğunu gösterdi (p>0.05). Eğitim öncesi sürekli ve durumluk kaygı puanları arasında anlamlı fark bulunmadı (p>0.05). Eğitim sonrası bireysel video grubundaki hastaların kaygı puanlarının diğer gruplara göre daha düşük olduğu (p=0.001) ve memnuniyet düzeylerinin daha yüksek olduğu (p=0.001) belirlendi. Ayrıca, eğitimden memnuniyetin arttıkça durumluk kaygının azaldığı her üç grup için de saptandı (p=0.001). Bu çalışma, video destekli taburculuk eğitiminin koroner arter baypas greft cerrahisi sonrası hasta memnuniyetini artırıp kaygı düzeylerini azalttığını gösterdi. Bireysel video grubunda en yüksek memnuniyet ve en düşük kaygı puanları elde edildi. Bu nedenle, taburculuk eğitimi için video destekli yöntemlerin kullanılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Koroner Arter Baypas, Hasta Eğitimi, Video Destekli Eğitim, Hasta Memnuniyeti, Kaygı.

Nursena Birgin
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Cerrahi birimlerde çalışan hemşirelerin afetlere hazır olma durumları ve müdahale özyeterliliklerinin incelenmesi; çok merkezli kesitsel çalışma

daha sonra doldurulacaktır

Cerrahi hemşirelikDoğal afetler
Nihal Gülcemal
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2024
00

Other supervisors