Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Fatih Kaya
10 theses · Ağrı İbrahim Çeçen University, Bayburt University, İnönü University
Ömer Seyfettin'in hikayelerinde metindilbilimsel bağdaşıklık
Milli hikâyeciliğin başlatıcı olarak bilinen Ömer Seyfettin, Türkçeyi milli mesele olarak görmüştür. Ortak ideal dilin Türkçenin İstanbul şivesi olması gerektiğini söylemiştir. Öykülerini sade dil için uygulama sahası olarak görmüş, sade dil ile eserler vermiş ve yazılar yazmıştır. Bu çalışmayla Ömer Seyfettin'in hikâyelerinde metindilbilimsel bağdaşıklık boyutu ortaya konulmaya çalışılmıştır. Metindilbilimsel bağdaşıklık sağlayan dilsel ögeler hakkında ayrıntılı bilgi verilmiş olup Ömer Seyfettin'in 125 hikâyesi metindilbilimsel bağdaşıklık açısından çözümlenmiştir. Ömer Seyfettin hikâyelerinde metindilbilimsel bağdaşıklık sağlayan dilsel ögelerin kullanım oranları tablo şeklinde gösterilmiştir. Ömer Seyfettin Hikâyelerinde Metindilbilimsel Bağdaşıklık adlı bu çalışma ile metindilimsel bağdaşıklık açısında ele alınan çalışmalara katkıda bulunmaya çalışılmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Dil, Metindilbilim, Metindilbilimsel Bağdaşıklık, Ömer Seyfettin.
Şemseddin Sami'nin Küçük Kamus-ı Fransevi adlı Fransızca-Türkçe sözlüğünün Transkripsiyonu
Bir dili öğrenebilmek için sözlüklerin önemi çok büyüktür. Türk dilinde Divanü Lügati't-Türk adlı eserden bugüne dek yüzlerce sözlük yazılmıştır. Bu sözlükler Türkçeden Türkçeye olabildiği gibi; Türkçeden yabancı dile tek yönlü; yabancı dilden Türkçeye tek yönlü; hem Türkçeden yabancı dile, hem de yabancı dilden Türkçeye çift yönlü şekilde olagelmiştir. Ayrıca manzum ve mensur olmak üzere her iki türde sözlükler yazılagelmiştir. Bu sözlüklerin hepsi kültür hayatımız için ayrı öneme sahiptir. Karahanlı Türklerinin İslamiyeti kabulünden 1839 yılındaki Tanzimat Fermanı dönemine kadar en çok sözlüğü hazırlanan diller Arapça ve Farsça olmuştur. 1839 yılından sonra ise bu dillerin yerini batı dilleri almıştır. Batı dilleri içerisinde en çok sözlüğü hazırlanan başlıca diller de Fransızca ve İngilizce olmuştur. Tanzimat'ın fermanı olan 1839 ile Cumhuriyetin ilanı olan 1923 dönemi arasındaki katalog taramalarında bu döneme ait 50'den fazla sayıda Fransızcadan Osmanlı Türkçesine ve Osmanlı Türkçesinden Fransızcaya sözlük kaydına rastlanmaktadır. İnceleyeceğimiz eser büyük dilci Şemsettin Sami'nin "Küçük Kamus-ı Fransevi" adlı 7+651+5 sayfalık Fransızcadan Osmanlı Türkçesine sözlüğüdür. 1839-1923 arasında hazırlanmış Fransızca-Türkçe ve Türkçe-Fransızca sözlükler kısaca tanıtılacaktır. Daha sonra Şemsettin Sami'nin "Küçük Kamus-ı Fransevî" adlı eserinin tam metin halinde transkripsiyonu yapılacaktır. Anahtar Kelimeler: Fransızca, Küçük Kamus-ı Fransevî, sözlük, Şemseddin Sami, Türkçe.
Klasik İslam ahlâk düşüncesinde kadın algısı
Bu çalışmada Klasik İslam Ahlâk Filozofları'nın görüşlerinde kadının yeri tespit edilmeye çalışıldı. İslam Ahlâkçılarının klasik dönem kitaplarında kadını hangi bağlamda ele aldıkları değerlendirildi. İslam Ahlâk Felsefecileri'nin, felsefe ile İslam'ı sentezleyen bakış açısıyla kadını, ahlâkını, vazifelerini ve konumunu aile içi ilişkilerde değerlendirdikleri görüldü. Çalışmada cevabı aranan diğer bir soru ise, ahlâk filozoflarının kitaplarında sundukları görüşlerin neden birbirine benzerlik arz ettiği veya birbirlerinden az bir farkla ayrıldığıydı. Bu probleme filozofların dönemlerinde hâkim olan bilgi anlayışıyla irtibat kurularak cevap verilmeye çalışıldı. Çalışmada yöntem olarak klasik ahlâk düşünürleri ve metinleri sistemli biçimde bir araya getirilerek incelenmiş, araştırmaya dâhil edilen eserler deskriptif bir okuma yapılarak aktarılmıştır. Ahlâk alanı insanın varlık alanın en temel edimidir. Bu açıdan insanın dâhil olduğu varlık dünyasında ahlâkî sorgulamalar kaçınılmazdır. Bu çalışmada klasik dönem ahlâk filozofları kapsamında kadının, ahlâk alanına nasıl dâhil edildiği sorusuna yanıt arandı. Anahtar Kavramlar: Ahlâk, İslam Ahlâk Filozofları, Kadın, Bilgi Sosyolojisi
İbn Battûta Seyahatnâmesi'nin değerler eğitimi açısından incelenmesi
Bu çalışmada İbn Battûta Seyahatnâmesi'ndeki değerler tespit edilmiş ve eserin değer eğitiminde kullanımı ele alınmıştır. Çalışmanın evrenini A. Sait Aykut tarafından çevirisi yapılan İbn Battûta Seyahatnâmesi'nin 1. ve 2. ciltleri oluşturur. Çalışmanın giriş bölümünde araştırmanın konusu, problemi, amacı, önemi, gerekçesi, sınırlılıklar ve varsayımlar belirtilmiştir. Birinci bölümde ise A. Sait Aykut tarafından çevirisi yapılan İbn Battûta Seyahatnâmesi'nin 1. cildinden ve ulusal-uluslararası kaynaklardan yararlanılarak seyyah ve seyahatnâmesi tanıtılmış, seyyahın yol güzergâhları belirtilmiş, Seyahatnâme'nin önemi vurgulanmış; değer ve değerler eğitimine yönelik çalışma yapılarak kavramsal bir çerçeve oluşturulmuştur. Araştırma nitel bir çalışmadır. Araştırma verileri, nitel araştırma yöntemlerinden biri olan, olgu ve olaylar hakkında bilgi içeren yazılı materyallerin analizini kapsayan doküman analizi yoluyla elde edilmiştir. Üçüncü ve son bölümde ise İbn Battûta Seyahatnâmesi değerler açısından incelenmiş, değerleri içeren ifadeler ile tutum ve davranış örnekleri tespit edilmiştir. Tespit edilen değerler yardımseverlik, cömertlik, iyilik, alçak gönüllülük, misafirperverlik, sevgi ve saygı, hoşgörü, merhamet, sabır, şükür ve dua, adalet ve doğruluk, temiz ve sağlıklı olmaya önem verme, cesaret ve estetik değerleri olarak sınıflandırılmış ve bu başlıklarda tek tek incelenmiştir. Çalışma sonunda eserde en çok yardımseverlik, cömertlik, şükür ve dua, misafirperverlik ve estetik değerlerinin yer aldığı görülmüştür. Çalışmanın sonuç bölümünde elde edilen bilgiler yorumlanmış ve İbn Battûta Seyahatnâmesi'nin değer eğitiminde kullanıma uygunluğuyla ilgili değerlendirmeler yapılmıştır.
Akıl ve iman ilişkisi bağlamında Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır'da dini düşüncenin teşekkülü
Bu çalışmamızda mazi ile istikbal arasında adeta köprü vazifesi gören; İslami ilimlerden kelam, tefsir, fıkıh, tasavvuf, sanat, siyaset ve felsefe gibi birçok ilim dalını tahsil edip ilim hayatına damga vuran bir düşünür ve hatta filozof olan Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır'ı ele aldık. İslami ilimleri medrese geleneğinde tahsil etmesi nedeniyle birçok ilmi saha ile ilgili eser yazacak kadar da kendisini yetiştirmiş mümtaz bir âlimdir. Lakin bu eserlerinin bazısı yayınlanmış iken bazısı da yayınlanamamıştır. Ayrıca Batı'yı takip etmek suretiyle dönemin fikir hareketlerini de yakından değerlendirme imkânı bulmuştur. Çalışmamız iki bölümden oluşmaktadır. Çalışmamızın giriş bölümünde araştırmanın konusu, amacı, yöntemi ve konuyla ilgili yapılmış bazı çalışmalar ile birlikte düşünürümüzün hayatı ve eserleri ele alınmıştır. Birinci bölümde genel hatlarıyla akıl ve iman kavramlarını ele aldık ve bu kavramları din felsefesi açısından inceledik. Sonra da Yazır'a göre akıl ve iman ilişkisini ele aldık. Burada akıl, iman ve irade kavramlarını düşünürümüzün nasıl değerlendirdiği üzerinde durduk ve böylece akıl - iman ilişkisi konusunda bir analiz yapmaya çalıştık. İkinci bölümde ise akıl - iman ilişkisi bağlamında onun dini düşüncesinin oluşumundaki temel kavram ve düşüncelere yer verdik. Çünkü akıl ve iman ilişkisi sadece İslam'ı değil, diğer inançları da ilgilendiren bir bahistir. Bu da kişinin iman bakımından salt akılcı bir tutum sergileyip her şeyin ölçüsü olarak aklı mı, yoksa vahyin akla olan tesiri bakımından bunun aynı zamanda duygu boyutuyla beraber bir bütün mü olduğu sorusunu gündeme getirmektedir. Anahtar Kelimeler: Akıl, İrade, İman, Vahiy ve Yazır'da Dini Düşünce.
İmam hatip ortaokul öğrencilerinin peygamberimizin hayatı dersi öğretim programında yer alan peygamberin örnekliği öğrenme alanına yönelik görüşleri: Bayburt örneği
Çocuk, genç, yaşlı her kesimden insanı olumsuz örneklerden korumanın en etkili yollarından biri de karşılarına model alabilecekleri güzel örnekler sunmaktır. Yeryüzünde erdem sahibi nice insan vardır. Fakat şüphe yok ki âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammet en güzel ahlakın sahibidir. Hz. Muhammet, yeryüzünde örnek alınabilecek en değerli insandır. İslam ile müşerref olmamış fakat hakikati söylemekten çekinmeyen birçok kişi ise, dinin O'na yüklemiş olduğu değerlerden uzak olmalarına rağmen Hz. Muhammet'i sadece kişiliği ile değerlendirip eşi benzeri olmayan bir şahsiyet olduğuna vurgu yapmışlardır. Hz. Muhammed, güzel ahlakı, ibadet hayatı, insanlara karşı nezaketi ile örnek bir insandır. O, Yol göstericiliği ile mürşid, bütün zorluklara göğüs germesi, pes etmeyen yapısı ile bir mücahid, yaptığı savaşlarda stratejik kararlar verip uygulayan askeri bir deha, bulunduğu çağın karanlığından insanları aydınlığa kavuşturan yenilikçi bir lider, insanlara yol gösterici, ufuk açan, talim ve terbiye edici bir öğretmen. Merhamet ve şefkat timsali örnek bir eş, evlatlarını koruyup kollayan bir baba, vefalı bir evlat, sadık bir dosttur. Bu çalışmanın amacı "Peygamberimizin Hayatı" dersi öğretim programının amaçları arasında yer alan Peygamberin örnekliği öğrenme alanının, öğrencilerin kişisel ve sosyal hayatlarına sağladığı katkının verimliliğini öğrencilerin zihinlerinde ki Peygamber düşüncesinden hareketle tespit etmeye çalışmaktır. Bu kapsamda Bayburt ili merkezinde yer alan İmam hatip ortaokulu 5. 6. 7. Ve 8. Sınıf öğrencilerine nitel araştırma metodu çerçevesinde yarı yapılandırılmış görüşme (mülakat) tekniği uygulanmış ve bunun neticesinde elde edilen veriler üzerinden betimleme analizi yapılmış ve tespitlerde bulunulmuştur.
Çocuklar arasında yaygınlaşan argo-küfür kullanımının azaltılmasında ailenin ve okullarda verilen değerler eğitiminin rolü
Argo-küfür toplum tarafından hoş karşılanmayan, çoğunlukla insanları aşağılama amacı güden ifadeler olarak kabul edilmektedir. Bununla birlikte; çocuktan büyüğe, gençten yaşlıya hemen her kesimde bu kelimelerin kullanıldığı görülmektedir. Günlük iletişimin vazgeçilmezi haline gelen bu kelimeler; özellikle çocuklar arasında da yaygınlaşarak günden güne ciddi problemler ortaya çıkarmaktadır. Bu araştırmada; çocuklar arasında gün geçtikçe yaygınlaşan argo-küfür kullanımının sebepleri öğretmen ve veli görüşleri çerçevesinde incelenmiştir. Bu araştırmanın amacı; çocukların argo-küfür kullanımının sebeplerini tespit etmek ve bu problemi azaltabilmek için aile ve okullarda verilen değerler eğitimi kapsamında çözüm önerileri sunmaktır. Araştırmada nitel araştırma yöntemi desenlerinden fenomenolojik desen tercih edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubu, amaçlı örnekleme yöntemlerinden kolay ulaşılabilir durum örneklemesi kullanılarak belirlenmiştir. Çalışma grubunu Trabzon ve Rize'nin farklı ilçelerinde resmi eğitim kurumlarında görev yapan 50 öğretmen, Trabzon ve Rize'nin farklı ilçelerinde ikamet eden 25 veli oluşturmaktadır. Veriler; yarı yapılandırılmış görüşme soruları ile elde edilmiş ve betimsel analize tabi tutularak tablolara aktarılmıştır. Araştırma sonuçları, çocuklar arasında argo-küfür kullanımının; kaygılandırıcı bir davranış olarak kabul edildiğine, teknoloji kullanımının artmasıyla günden güne yaygınlaştığına, günlük iletişim dili olarak kabul edildiğine ve normalleştirildiğine, ailenin denetimi, ilgisi, bilinçli yaklaşımıyla azaltılabileceğine ve okullarda verilecek değerler eğitimi çalışmalarıyla önlenebileceğine işaret etmektedir.
Din kültürü ve ahlak bilgisi dersinde edebi ürün kullanımına ilişkin öğretmen ve öğrenci görüşleri
Din ve edebiyat alanları arasında geçmişe dayanan köklü bir ilişki vardır. Edebiyat, edebi ürünler açısından gelişimini ve bazen de oluşumunu dinlere borçluyken dinler de edebiyatın ifade gücünden ve halk arasındaki kabul edilebilirliğinden faydalanmışlardır. Günümüzde bu etkileşim yoğun olmasa da halen devam etmektedir. Özellikle sözlü ve yazılı olan edebi ürünler bir ders materyali olarak gerek diğer öğretim alanlarında gerekse din ve ahlak öğretiminde kullanılmaktadır. Dilin etkili ve güzel bir şekilde kullanıldığı, toplumun kültürel değerlerinin rahatlıkla yansıtılabildiği ve insanların duygularına hitap ederek, gelişmelerine katkı sağlayabilen edebi ürünler, özellikle Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi gibi kültür aktarımını sağlamayı amaçlayan derslerde başvurulması gereken kaynaklardan biridir. İlgili literatür tarandığında DKAB dersinde edebi ürün kullanım durumuna ilişkin çalışmalarda birtakım eksiklikler ve sınırlılıklar belirlenmiştir. Araştırmanın amacı, DKAB dersinde edebi ürün kullanım durumunu öğretmen ve öğrenci görüşleri bağlamında ortaya koymaktır. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması tercih edilerek gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Diyarbakır ilinde bulunan dört eğitim bölgesinden ortaokullarda ve imam-hatip ortaokullarında görev yapan 50 öğretmen ve ilgili okullarda öğrenim gören 88 öğrenci oluşturmaktadır. Veriler, araştırma için hazırlanmış yarı yapılandırılmış görüşme formları aracılığıyla elde edilmiş ve içerik analizi tekniği kullanılarak çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda; katılımcıların DKAB dersinde edebi ürün kullanımının faydalı olduğu görüşünde hemfikir oldukları, ders kitaplarında edebi ürünlere daha çok yer verilmesi gerektiğini düşündükleri, DKAB dersinde en çok hikâye türünün kullanıldığı, edebi ürünlerde sade ve anlaşılır bir dil kullanılması, edebi ürünlerin öğrencinin bilişsel gelişim alanına çeşitli katkıları olduğu ortaya çıkmıştır.
Liselere geçiş sistemi (LGS) sınav sisteminde sorulan din kültürü ve ahlak bilgisi (DKAB) dersi sorularının ve ilişkili olduğu kazanımların yenilenmiş bloom taksonomisinde analizi (2017-2022 yılları örneği)
Eğitim faaliyetlerinin çerçevesini oluşturan öğretim programları amaçlardan, amaçlara götüren kazanımlardan ve kazanımların sınanmasından meydana gelmektedir. Bu araştırmanın amacı, Liselere Geçiş Sistemi (LGS)'de sorulan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi (DKAB) sorularını ve öğretim programındaki ilişkili oldukları kazanımları Yenilenmiş Bloom Taksonomisinde (YBT) analiz etmektir. Veriler analiz edilirken nitel araştırma çeşitlerinden doküman analizi tercih edilmiştir. Bu çalışmanın veri kaynaklarını 2017- 2018, 2018-2019, 2019- 2020, 2020- 2021 ve 2021-2022 eğitim öğretim yılları arasında LGS sınavında sorulan DKAB sorularıyla 2010 yılında yayınlanan DKAB programında yer alan 8. Sınıf kazanımları ve 2018 yılına ait olan yeni öğretim programında yer alan 8. Sınıf kazanımları oluşturmaktadır. Çalışmada 50 adet DKAB sorusu ve ilişkili olduğu 25 kazanım YBT'de analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda; 2017-2022 yılları arasında yapılan LGS sınavlarının DKAB öğretim programında yer alan kazanımlarla örtüştüğü, bazı kazanımlardan her sene soru sorulurken bazı kazanımların sorularda hiç ölçülmediği bazı yıllarda bir kazanımdan iki soru sorulduğu ve bazı yıllarda sorulan soruların iki kazanımı ölçtüğü sonucuna ulaşılmıştır. Sorular YBT'nin bilgi boyutu açısından incelendiğinde genellikle kavramsal bilgiyi (39 soru) ölçtüğü sonucuna ulaşılmıştır. Bilişsel süreç açısından soruların genellikle anlama basamağında (33 soru) olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kazanımlar bilgi boyutu açısından incelendiğinde genellikle kavramsal bilgi boyutunda (18 kazanım), bilişsel süreç açısından incelendiğinde genellikle anlama basamağında (16 kazanım) olduğu tespit edilmiştir. Dolayısıyla soru ve kazanımlar genel olarak değerlendirildiğinde YBT'nin bilgi boyutunda kavramsal bilgi bilişsel süreç basamaklarında incelendiğinde anlama basamağında yığıldığı soru ve kazanımların basamaklara dengeli bir dağılım göstermediği sonucuna ulaşılmıştır.
Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının çevre okuryazarlık düzeyleri ile sürdürülebilir çevreye ilişkin tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının çevre okuryazarlık düzeyleri ile sürdürülebilir çevreye ilişkin tutumları arasındaki ilişkiyi" incelemek üzere tasarlanan bu araştırmada, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini; 2025-2026 eğitim-öğretim yılında İnönü Üniversitesi, Fırat Üniversitesi, Gaziantep Üniversitesi, Dicle Üniversitesi ve Sivas Cumhuriyet Üniversitesi eğitim fakültelerinde öğrenim gören sosyal bilgiler öğretmen adayları; örneklemini ise evren içerisinde yer alan sosyal bilgiler öğretmenliği adayları arasından "Basit Seçkisiz Örnekleme" yöntemi ile belirlenen 533 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri ise araştırmacı tarafından oluşturulan Kişisel Bilgi Formu", Yıldız (2011) tarafından geliştirilen "Yetişkinler için Çevre Okuryazarlığı Ölçeği" ve Atabek-Yiğit vd., (2014) tarafından geliştirilen "Sürdürülebilir Çevre Tutum Ölçeği"nden elde edilmiştir. Bu kapsamda elde edilen veriler, uygun bir analiz programı aracılığıyla çözümlenmiştir. Araştırma kapsamında, "sosyal bilgiler öğretmen adaylarının çevre okuryazarlık düzeyleri ile sürdürülebilir çevreye ilişkin tutumları arasındaki ilişki"nin yanı sıra, sosyal bilgiler öğretmen adaylarının çevre okuryazarlık düzeyleri ile sürdürülebilir çevreye ilişkin tutum düzeyleri; cinsiyet, öğrenim görülen sınıf, anne-baba eğitim durumu, kitap okuma sıklığı ve çevreyle ilgili konulara duyulan ilgi gibi demografik değişkenler açısından ele alınmıştır. Bu doğrultuda, genel olarak araştırma sonuçlarına bakıldığında sosyal bilgiler öğretmen adaylarının çevre okuryazarlık düzeylerinin yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca öğretmen adaylarının çevre okuryazarlık düzeyleri, cinsiyet değişkeni bağlamında kadın öğretmen adayları lehine anlamlı biçimde daha yüksek bulunurken; sınıf değişkeni bağlamında herhangi bir anlamlı farklılık saptanmamıştır. Bununla birlikte, anne-baba eğitim durumu, kitap okuma alışkanlığı ve çevre konularına yönelik ilgi düzeylerindeki artışa paralel biçimde öğretmen adaylarının çevre okuryazarlık düzeylerinin de arttığı görülmüştür. Araştırmanın bir diğer önemli basamağı, sosyal bilgiler öğretmen adaylarının sürdürülebilir çevreye ilişkin tutum düzeylerinin ele alındığı bulgular kısmıdır. Bu kapsamda araştırmanın bulguları genel olarak; öğretmen adaylarının çevre okuryazarlık düzeylerinin aksine, sosyal bilgiler öğretmen adaylarının sürdürülebilir çevreye yönelik tutumlarının orta düzeyde olduğunu göstermektedir. Ayrıca cinsiyet değişkeni bağlamında sosyal bilgiler öğretmen adaylarının tutum düzeyleri, kadın öğretmen adayları lehine anlamlı biçimde daha yüksektir. Diğer taraftan sınıf düzeyi açısından genel bir farklılık gözlenmemekle birlikte, 1. sınıflar ile 2. sınıflar arasında 2. sınıfların lehine anlamlı bir farklılık bulunduğu saptanmıştır. Bunlara ek olarak, anne-baba eğitim düzeyi, kitap okuma sıklığı ve çevreyle ilgili konulara duyulan ilgi arttıkça, öğretmen adaylarının sürdürülebilir çevreye yönelik tutumlarının paralel bir şekilde da arttığı görülmüştür. Bu sonuç, önceki bulgularda çevre okuryazarlığı için gözlenen demografik göstergelerle paralellik göstermesi bakımından dikkate değerdir. Araştırmanın üçüncü ve en önemli noktalarından biri de iki ölçek arasındaki ilişkiyi gösteren bulgulardır. Bu bağlamda sosyal bilgiler öğretmen adaylarının çevre okuryazarlık düzeyleri ile sürdürülebilir çevreye yönelik tutumlarının hem ölçeklerin alt boyutları hem de genel toplam boyutlarda anlamlı ve pozitif ilişkilerin bulunduğu sonucunu ortaya koymaktadır. Bu bulgu, öğretmen adaylarının çevre okuryazarlık düzeylerinin arttıkça sürdürülebilir çevreye yönelik tutumlarının da arttığını göstermektedir. Bu noktadan hareketle sonuçlar, araştırmanın temel hipotezini destekler nitelikte güçlü kanıtlar ortaya koymaktadır.