Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Mesut Yaşar
14 theses · İnönü University
Eşzamanlı betimleme yoluyla insan figürlerindeki hareketin resimsel yorumlamaları
Resim sanatında "hareket" kavramı çeşitli dönemlerde, çeşitli akımlar ve sanatçılar tarafından ilgiyle işlenen önemli bir kavram olmuştur. Geçmişten günümüze kadar ortaya çıkan birçok sanat akımı ve sanatçı, kendine has yöntemlerle hareketi betimleyen eserler ortaya koymuştur. Bunlar arasında en ilgi çekici olan yöntemlerden biri, "eşzamanlı betimleme" yöntemidir. Tez kapsamında yapılan resimlerde de bu yöntemden faydalanılmıştır. Bu çalışmanın amacı insan figürlerindeki belli bir ruh halini yansıtan jest ve mimik hareketlerinin betimlendiği resimsel uygulamalar oluşturmaktır. Araştırma sürecinde nitel araştırma yöntemi kullanılmış olup; kitap, dergi, makale, tez gibi çeşitli kaynaklardan literatür taraması yapılmıştır. Bu süreçte elde edilen bilgiler neticesinde hareketin plastik sanatlardaki ele alınış biçimleri ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Bu tez çalışması dört bölümden oluşmaktadır: Birinci bölümde tezin amacı, önemi, problem durumu gibi konulara değinilmiş, ikinci bölümde tezin temelini oluşturan hareket kavramının ve eşzamanlı betimlemenin sanatta kullanımına yönelik yapılan araştırmalara değinilmiş, üçüncü bölümde tez kapsamında yapılan resimlerin oluşum sürecine ve resimlerle ilgili genel açıklamalara değinilmiştir. Dördüncü bölümde de tez kapsamında yapılmış olan resimler ve çözümlemelerine yer verilmiştir. Sonuç kısmında ise literatür araştırması ve tez kapsamında yapılan resimler hakkındaki sonuçlara değinilmiştir. Dördüncü bölümde konulan uygulama çalışmaları 15 adet tuval resminden oluşmaktadır. Bu resimleri oluşturmak için önce fotoğraflar çekilmiş, daha sonra eskizler oluşturulmuş, uygulamaya karar verildikten sonra tuval üzerine çalışmalar yapılmıştır. Bu süreçte, ortaya özgün resimler koymak arzusuyla her bir resimde farklı biçimsel arayışlar yapılmıştır. Dolayısıyla yapılan ilk resim ile son resim arasında biçimsel açıdan değişerek ilerleyen bir süreç görülmektedir. Sonuç olarak; tez kapsamında yapılmış olan resimler ile aynı kaygılarla yapılmış olan farklı sanatçı eserleri arasında benzer noktalar olduğu kadar farklı noktaların da olduğu gözlemlenmiştir.
Geleneksel Türk mimarisi ve kent dokusunun plastik dilde yorumlanması
Geleneksel Türk evleri, Türklerin Anadolu'ya ayak basmasından bu yana rastlanılan en önemli kültürel yapılardır. Geleneksel Türk evlerinde kullanılan kerpiç, taş gibi yapı malzemelerinin oluşturduğu doku, leke, ritim ve hareketlilik, aynı zamanda yaşanmışlıkla ortaya çıkan sıcaklık "Geleneksel Türk Mimarisi ve Kent Dokusunun Plastik Dilde Yorumlanması" konusuna olan ilginin temel nedenleridir. Bu araştırmada, "Geleneksel Türk Mimarîsi ve Kent Dokusunun Plâstik Dilde Yorumlanması" konusu incelenerek, kavramsal çerçevesi literatür taraması ile oluşturulmuştur. Çalışmada, kent dokusu üzerine resimler yapılması ve bunların çözümlenmesi amaçlanmıştır. Kent görünümünü resim sanatı içinde ele alan bu tez, iki bölüm ve sonuç kısmından oluşmaktadır. Tezin kavramsal çerçeve ve teorik araştırmalara yer verildiği ilk bölümünde "Geleneksel Mimari", "Kent Mimarisi", "1940 Öncesi Türk Resminde Geleneksel Türk Mimarisi Teması" ve "1940 Sonrası Türk Resminde Türk Mimarisi ve Kent Dokusundan Faydalananlar" başlıkları ele alınmıştır. Resimlerin plastik açıdan çözümlemelerinin yapıldığı ikinci bölümde ise resimler ile ilgili genel açıklamalar yapılarak resim uygulamaları ve analizlerine yer verilmiş ve mimari yapılardan ayrıntılar sunulmuştur. Bu süreçte, toplam 25 adet uygulama çalışması yapılmıştır. Çalışmaların her birinin ayrı ayrı plastik açıdan çözümlemesi yapılmıştır. Resim çalışmalarında, tekli geleneksel mimari yapılardan yola çıkılmış ardından sıkışık kent görünümleri resmedilmiş ve sonrasında yamaç evlerine karşı bir ilgi oluşmuştur. Yamaç evlerinin yerleşim merkezi olarak daha sağlıklı yerleşim yerleri olduğu bilinmektedir. Resimsel olarak da dağların yamaçlarının rengarenk bir görüntüye sahip olması ve evlerin yüzeyindeki dokular ile birleşerek espas haline gelmesi plastik açıdan zengin bir görünüme sahip olduğu sonucuna varılmıştır. Akrilik boya ile ele alınan resimlerde serbestlik ön planda tutulmuştur. Başta doku ve düz yüzey beraber kullanılarak çalışmalar oluşturulurken, sonrasında dokunun tüm yüzeye yayılmasının daha vurgulayıcı bir yöntem olduğu düşünülmüştür. Uygulama çalışmalarında yapılar üzerindeki çatı formu ile resimlere yeni bir hareketlilik kazandırılmıştır. Anahtar sözcükler: Geleneksel Türk Mimarisi, Yamaç Evleri, Obje, Resim, İmge.
Resim çalışmalarında doğa yorumlamaları
Doğanın kendisine, tarih boyunca geliştirilmiş olan yorumlamaların devamlılığında, yeni farkındalıklar ve farklı yorumlar geliştirebilmek açısından, doğa yorumlamaları konusunun önemli olduğu düşünülmüştür. Resim çalışmalarında doğa yorumlamaları konusunun kuramsal bölümü için insanlık tarihi, sanat tarihi, insan-doğa, insan-sanat genel başlıkları incelenmiştir. Resim sanatı üzerine literatür çalışması yapılıp tez ana hatları belirlendikten sonra doğadan eskiz ve desenler çizilmiştir, yapılan bu ön çalışmalar da kullanılarak resim çalışmaları yapılmıştır. Çalışma üç bölümden oluşturulmuştur. Her bir bölümde doğa, insan ve sanat unsurları hakkında varılmış olan kimi kanı ve yorumlar ilgili oldukları düşünülen yerlere yazılmıştır. Birinci bölümde problem, araştırmanın yöntemi ve anahtar kelimelerin üzerinde durulmaktadır. Yapılan literatür çalışmasında elde edilen bilgiler eşliğinde ikinci bölümde sanatın doğa yorumları ile ilgili tarihsel gelişim ve insanın doğa algısı genel bir yaklaşımla anlatılmış. İkinci bölümün sonunda İnsan-doğa ilişkisinde insanın farkındalığı ve yorumlanan doğanın imgelemi, insanın yaratma edimi çıktılarına yine insanın yapmış olduğu nitelemeler, çıkarsamalar, araştırmada varılmış olan kanılarla sunulmuştur. Üçüncü bölümde konu ile ilgili yapılan resim çalışmalarının görselleri çözümlemeleriyle birlikte sunulmuştur. Bu tez kapsamında farklı ebatlarda kırk üç adet tuval üzerine yağlıboya resim yapılmıştır. Yüksek lisans eğitimi öncesi süreçte yapılmış olan altı adet resim de tez konusunu seçmede belirleyici bir yere sahip olduğu düşünüldüğünden, yüksek lisans sürecinde yapılan resimlerden on altı adedi ile birlikte toplam yirmi iki adet resim analitik, plastik çözümlemeleri ile birlikte sunulmaktadır. Resimlerde konu seçimi ve ilk elden beslenme sürecinde, insan doğa ilişkisi üzerine belli bir yoğunlaşmayı gerektirmiş, bunun sonucunda ortaya çıkan yorumlarla, öncüllerin yaptığı yorumların tarihsel sürecindeki değişim dönüşümleri hakkında fikir geliştirilmiştir. Sonuç olarak bu konuda yapılmış olan resimlerin plastik analizine bir bütün olarak bakıldığında, doğanın coğrafi görünümlerinden oluşmaktadırlar. Hemen her resimde kullanılan, görünümü seçilmiş doğa kesitleri belli bir süre yaşanılmış, fiziki, iklim koşulları vb. gibi özellikleri içselleştirilmiş, görsel ve duyusal hafızaya başvurularak plastik değerleri biçimlendirilmiş görünümlerdir. Bu görünümler açık kompozisyon, leke sel form elemanları, monokroma yaklaşan renk tonları tercih edilmiştir, derinlik çoğunlukla hava perspektifi ile verilmiştir. Doğanın döngüsü üzerine duyum ve düşünüşlerden oluşmuş imgelerden mekân, zaman üzerine oluşturulmuş bir süreç anlatılmaktadır. Bu süreç resmin deseninde, renginde ve tonlarında, kullanılan araç gerecin belirlediği etkide kendini gösterir. Bu etkinin sadeleşme etkisi olduğu düşünülmektedir. Doğa yorumlamaları konusunda yapılmış olan çalışmaların sanatsal kendine ait (özgün), bir dile sahip oldukları düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Doğa, İnsan, Taklit, Sanat, Resim, İmge,
Resimlerde tüketim ile oluşan yığınlaşmanın yorumlamaları
19. yy. ile birlikte hızla gelişen teknoloji, yeni bir düzen ve toplum tipini yaratarak tüketim toplumunu oluşturmuştur. Sanayi çağıyla birlikte gelen makineleşme, insanlık tarihinde önemli bir yer tutar. Eski çağlarda, kendi kendine yetebilen, sınırlar içinde hayatını idame ettiren yaşamlarla her şey olup biterdi. Şehirlerde fabrikaların çoğalmasının, en çok kırsal kesimlerde etkisi görülmüş, yaşam biçimi bu doğrultuda değişmeye başlamıştır. Sanayi çağında, üretim çok artmıştır. Üretimin hızlı çoğalması, "tüketim kültürü"nü de beraberinde getirmiştir. Bu çalışmanın amacı, tüketim toplumunun oluşturduğu atıksal nesnelerden yola çıkarak, bir yandan oluşan sorunu vurgulamak, diğer yandan ise, çalışmalarda özgün bir resimsel dil elde etmektir. Araştırmalarda, atık halindeki yığınlar incelenip, bilgiler toplanmıştır. Tez konusuyla ilişkili geçmişten bugüne gelen dönemlerin ve sanatçıların sanat alanında yaşantıları, görüşleri, yaptıkları eserleri, konuyla olan bağlantısı incelenmiştir. Atık halindeki nesneler ele alınıp, günümüzdeki tüketim sorununa değinilmiştir. Hazır kullanım nesnelerinin revaçta olduğu bu dönemde, atıkların ve beraberinde gelen yığınlaşmanın sanatsal olarak üzerinde durulmuştur. Bu tez çalışmasında, birinci bölümde sanayileşme ile birlikte gelen tüketim toplumu ve 20 yy. sanatını etkileyen unsurlar üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde ise, çalışmaları ele alma nedenleri, uygulamalar ve analizlerden bahsedilmiştir. Bu tez kapsamında toplam 9 adet uygulama çalışması yapılmıştır. Resimlerde tüketimin nesneleri olarak plastik, metal, demir vb. malzemeler kullanılmıştır. Nesnelerin karışık ya da tekli biçimlerinden eskizler yapılmış, daha sonra da tuval üzerine farklı açılardan kompozisyonlar oluşturulup, resimsel bir dille ifade edilmeye çalışılmıştır. Bu çalışmaların sonucunda, hazır kullanım nesneleri yorumlanarak genel bir soruna ulaşılmaya çalışılmıştır.
Dışavurumculuk eğilimi içerisinde portre yorumu
Hazırlanan bu tez çalışması, portre sanatını araştırmak, değişen dünya düzeni ve üzerinden geçen yıllar içinde portrenin yapılış amacı ve değişimi, ona katılan ifade, ruh ve dramatizmin vurgulanışı üzerinde durularak hazırlanmıştır. Tezin konu kapsamına yönelik portre sanatçılarının literatür taraması yapılmıştır. Portrenin tanımı ve tarihi ile başlanıp sanat tarihi içerisinde yer alan bir çok sanat akımları ile ilgili genel bir tanım yapılmıştır. Bu akımların öncü sanatçıları ile ilgili portre örnekleri sunulmuştur. Hazırlanan tezin amacı doğrultusunda dışavurumculuk akımı araştırılmıştır. Ayrıca öncü sanatçılarının eserleri incelenmiştir. Ekspresif tavırla uygulanan resim çalışmalarında melankoli, yaşanmış travmalar, hastalık ve hüzün gibi psikolojik unsurlar ele alınmıştır. Çalışmalarda genellikle gri ve tonlarının kullanılması ise plastik tavırla uygulanan iç dünyanın, daha etkili olabilmesi amacı ile tercih edilmiştir. Elde edilen bilgiler doğrultusunda hazırlanan bu çalışma 4 ana bölüm altında toplanmıştır. İlk bölümde portre ve otoportrenin tanımı ile başlanmış, ikinci ve üçüncü bölümde sanat akımları ve bu akımların öncü portre sanatçılarının eserleri ele alınmıştır. Dördüncü bölüm ise çalışmalar ve çözümlemeleri adı altında yapılan resim uygulamaları incelenmiştir. Kompozisyon olarak portre, kendi içinde bir bütün olarak ele alınmıştır. Renklerin birbiri içinde uyumu ve devinimi ile kompozisyon oluşturulmaya çalışılmıştır. Aynı zamanda resimsel dil oluşturabilme bağlamında çalışılmış ve 10 adet portre resmi ile sonlandırılmıştır.
Marpuçların geometriksel form ve renk aracılığı ile resimsel yorumlamaları
Tarihsel süreç içerisinde yaşamış olan toplumların kültürel etnografik birikimleri olmuştur. Resim sanatı tarihinde sanatçılar, toplumların kültürel birikimlerini, etnografik nesneler kullanarak, estetiksel bir sanat imgesi oluşturmada kullanmışlardır. Bu çalışmanın amacı, tütün içme kültürüne ait nargile formundan yola çıkılarak, "Marpuç" objesinin sanatsal imge olarak uygulamalarda ele alınması, somut objeden hareketle soyut bir imgelemeye ulaşılmaya çalışılmasıdır. Bu süreçte ele alınan objenin iki boyutlu ve tekdüze oluşturulan yapı üzerinde, renk aracılığı ile yüzey arayışı çabası mevcuttur. Oluşturulan düzenlemelerde renk, ışık, form ve kompozisyon birleşenlerinin etkisiyle görsel yanılsama sağlanmıştır. Öncelikle çalışmada, konu ile ilgili literatür taraması yapılmış ve irdelenmiştir. Aynı zamanda verilerde toplanan görsellerden yararlanılarak plastik bir tavırla oluşturulan uygulamalar yapılmıştır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde: Nargilenin tanımı, tarihçesi, resim sanatı tarihindeki süreci ele alınmıştır. İkinci bölümde: görsel yanılsama, renk ve ışık konularına değinilmiş. Görsel algı ve görsel algı yanılsamaları incelenmiştir. Daha sonra fiziksel olarak ışık, renk, renk teorileri, renk teorilerinin resim sanatına etkileri ile beraber plastik sanatlarda 19. yüzyıl sonrası resimde renk ve ışık konusu dönemsel farklılıkları, uygulanışı ve değişimi üzerine örnekler açıklamaları ile birlikte sunulmuştur. Tez kapsamında yapılmış resimler ve plastik açıdan çözümlemelerine geçmeden önce, araştırma kapsamında oluşturulan resimlere kaynaklık eden yerli ve yabancı sanatçılar irdelenerek, teknikleri ile ilgili örneklerle bilgi verilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise: Önceki bölümlerde yer alan araştırmaların katkısıyla, nargile marpuçlarının sanatta düşünsel ve estetik değerler içerisinde, somuttan soyuta bir anlatı dili oluşturma sürecindeki kompozisyon özellikleri ve plastik bir tavırla oluşturulan on beş uygulamanın çözümlemelerinin yapılmasıyla tamamlanmıştır. Yapılan çalışmalarda, "Marpuç" objesi zengin ve çeşitlilik arz etmese bile, resimsel unsurların kullanımı ile iyi bir sanat nesnesi olabileceği hakkında önemli sonuçlar ortaya koymuştur. Nitekim uygulamalarda marpuçlara ait dik açılardaki çizgilerin ve renklerin oluşturduğu ilişkiler ağının ritimsel etkisi, özgün eserlerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Anahtar Kelimeler: Nargile, Marpuç, Görsel Yanılsama, Renk ve Işık.
Dağ imgesinin plastik dilde yorumu
"Dağ İmgesinin Plastik Dilde Yorumu" başlıklı bu tezin konusu, sanat-doğal çevre ilişkisi bağlamında, dağın doğal yapısı incelenerek oluşturulan resim çalışmalarının temel alındığı; çoğunluğu yaşanılan yöreye ait olmak üzere, geometrik yapıdaki çeşitli doğal şekillerden yola çıkılarak, resimsel bir dil oluşturmak adına düşünülebilir. Tez kapsamında konunun temelindeki sanat-doğal çevre ilişkisinin resim sanatı açısından önemi literatür taraması yapılarak tarihsel süreç içerisinde doğal çevrenin eserlerde ne şekilde yer bulduğu araştırılmıştır. Doğal çevrenin, özellikle de konu olarak belirlenen dağ imgesinin resim sanatına etkisinin nasıl başladığı ve resme konu oluş şekli, yapılan araştırmalarla incelenmiştir. Ayrıca doğanın, özellikle de dağın insan üzerindeki etkisi hakkında yapılan incelemelerle insan, sanat, doğa kavramları arasındaki etkileşime vurgu yapılmaya çalışılmıştır. Bazı sanatçıların bu üç kavramın etkileşiminin sonucunda özgün kompozisyonlar elde ederken geçirdikleri sanatsal süreç incelenmiştir. Tüm bu araştırmalarla, yaşanılan yörenin öne çıkan doğal şekillerinin etkisiyle oluşturulan çalışmaların, insan-doğal çevre ilişkisinin bir neticesi olan sanat-doğal çevre etkileşiminin izlerini taşıdığı anlaşılmıştır. Tez kapsamında, literatür taraması yöntemiyle elde edilen derlemeler ve yaşanılan yörenin etkisiyle bir dizi resim uygulamaları, sentez yoluyla ele alınmıştır. Yaşamsal süreçte gözlemlenen dağ imgesi ve doğal çevrede karşılaşılan geometrik yapıdaki yeryüzü şekilleri, üzerinde çalışılan resimlerin çıkış noktası olmuştur. Yapılan resimsel çalışmalar, bir kısmı teknik araştırmalar olmak üzere 25 resim ile sınırlandırılmıştır. Hazırlanan bu çalışma "Sanat Ve Çevre İlişkisi", "Dağ İmgesinin Resim Sanatındaki Yeri" ve "Çalışmalar Ve Çözümlemeleri" olmak üzere 3 ana başlık altında incelenmiştir. Araştırmalar neticesinde hazırlanan bu çalışma; en başta yaşanılan çevrenin etkisi olmak üzere, araştırmalarla üzerinde durulan insan, sanat, doğal çevre unsurları arasındaki etkileşim sonucunda oluşturulan uygulamaların geçirdiği estetik süreci ispat niteliğindedir denebilir. Üzerinde çalışılan resimlerle özgün bir plastik dil kazanılmaya çalışılmıştır.
Resimlerde 'mısır' konusunun yorumlanması
İnsanın dünya üzerindeki algılama sürecinde önemli etmenlerden biri olarak gösterilen renk, yaşamın birçok kullanım alanlarında yer almış ve işlevselliğini gitgide artırmıştır. Rengin, insanların çeşitli seçimlerinde ve kararlarında etkili olduğu söylenebilir. İnsan psikolojisine mutluluk, heyecan, huzursuzluk, korku, endişe vb. çeşitli duygusal hisler uyandıran renkler, kişinin kararlarını olumlu veya olumsuz yönde etkileyecek güce sahiptir. Bu tezin amacı resimlerde kullanılan mısıra yeni bir bakış açısı ile resimsel yüzeylerde özgün biçimler oluşturmaktır. Resimlerde mısır üzerinde birim tekrarı yapılarak kompozisyonlarda ritim sağlanmak amaçlanmıştır. Bu resimlerin zemininde renk tonlarıyla espas sağlanarak derinlik oluşturulmak istenmiştir. Bu çalışmada, renk tonlarını zenginleştiren ve fırça izleri kullanarak resme boyut ve derinlik kazandırmış olan İzlenimcilik akımının bu yönü ağırlıklı olarak incelenmiş ve tez kapsamında yapılan resimler arasında organik bir bağ kurulmuştur. Empresyonizmden sonra gelen Fovizm akımını doğuran sanatçıların sanata getirdikleri farklı renk anlayışı, resim sanatına yepyeni katkılar sağlamış, bu özelliği ile tez konusunda oluşturulan resimler ilişkilendirilmiştir. Türk resim sanatı üzerinde renk kullanımı incelenmiş olup eserler irdelenmiştir. Renk öğesinin en çok önem kazandığı dönemler açıklanmıştır. Üç ana bölümden oluşan bu tezin birinci bölümünde amaç, yöntem ve problem durumunu belirten "Giriş", ikinci bölümde "Renk Kavramı ve Rengin Kuramsal Boyutu" ve üçüncü bölümde ise "Tez Kapsamında Yapılan Resimlerin Çözümlemeleri" adlı başlıklar yer almıştır. Bu tezin ikinci bölümünde literatür araştırması yapılmış olup üçüncü bölümünde resimsel bir dil kullanılarak yapılan çalışmaların analizleri oluşturulmuş ve sonuç bölümünde ise yargılara ulaşılmıştır. Sanat tarihi sürecindeki sanatçıların eserlerini oluştururken gerçek nesne ile imge arasındaki ilişkinin nasıl kurulduğu yönünde edilen bilgiler doğrultusunda oluşturulan çalışmalar ile bu ilişki irdelenmiştir. Bu süreç içinde elde edilen bilgiler, yapılan resimlerle bir bağ kurularak düşsel yaratım sürecine katkı sağlamış ve resimsel dil bağlamında bu sürecin gelişimine yol göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Renk, Espas, Ritim, Yorumlamalar.
Hurda arabaların resim çalışmalarına yansıması
Tüketim kültürünün en önemli parçalarından biri de hurda arabalardır. Gelişen teknolojiyle birlikte, sürekli gelişen ve değişen araba teknolojisi arkasında hurda yığınları bırakmaktadır. Unutulmaya yüz tutmuş, bir kenara itilmiş hurda arabalar, malzeme ve biçim bakımından zenginlik göstermektedir. Farklı modellerde yapılan yüzey ve görünüm açısından zenginlik gösteren arabalar, farklı alanlara mal olup esin kaynağı olmuştur. Bu araştırmanın içerisinde yer alan çalışmaların amacı hurda arabaları resimsel açıdan irdeleyip imgeleştirme yolu ile resimsel ifadeye dönüştürmektir. Araştırma sürecinde; dergi, makale, tez, kitap ve koleksiyon eser dergilerinden veriler elde edilip literatür taraması yapılmıştır. Tez kapsamında, araba imgesini resimlerinde kullanan Batılı ve Türk sanatçılar araştırılmıştır. Araştırmada elde edilen verilere göre sanatçıların araba imgesini resimlerinde peyzaj içinde bir öğe olarak veya çalışmanın merkezinde kompoze ettikleri görülmüştür. Bu tez çalışması üç bölümden oluşup birinci bölümde kavramsal çerçeve ilgili araştırmalar yapılarak arabaların geçmişten günümüze gelişimi ve araba imgesini kullanan sanatçılara yer verilmiştir. İkinci bölümde 20. yüzyıl sanatına değinilerek resim sanatında tüketim kültürüne, atık nesnelere ve sanat akımlarına yer verilmiştir. Araştırmanın Üçüncü bölümünde ise tez kapsamında yapılan uygulamaların gelişim süreci, uygulamalar ve çözümlemelerine yer verilmiştir. Çalışma kapsamında ele alınan hurda arabanın imgeye dönüşümü, görselliği ve anlam bakımından da biçim-içerik ilişkisi üzerinde durulmuştur. Çalışmaları oluştururken kurgulanan kompozisyon düzeni, kullanılan teknik, oluşturulan doku, seçilen armoni ve renk kullanımı ile ilgili açıklamalar yapılmıştır. Boya kullanımındaki ve fırça hareketlerindeki rahatlık, dışavurumcu bir tavırla örtüşür biçimdedir. Çalışmaların gruplara ayrılmasıyla önce genel açıklamalar daha sonra ise tek tek çalışmaların çözümlemeleri oluşturulmuştur. Araştırmalar neticesinde hazırlanan bu çalışma; en başta yaşadığımız çevrede sokaklarda terk edilmiş olarak gördüğümüz ve hurdalıklarda yok edileceği ana kadar muhafaza edilen hurda arabaların aslında hayatımızdan bütün olarak çıkmadığı ve sanat ile arasındaki etkileşim sonucunda oluşturulan uygulamaların geçirdiği estetik süreci ispat niteliğindedir denebilir. Anahtar Kelimeler: Hurda Araba, Atık Nesne, Tüketim Kültürü.
Geleneksel Malatya evleri ve yaşanmışlık arasındaki ilişkinin bellekteki yansımaları
Geleneksel evler, yüzyıllar boyu devam eden kültür birikimleri ile geçmişe tanıklık yaparak gelecekteki kültürel üretime katkı sağlamaktadırlar. Modern mimariye geçişle birlikte geleneksel Anadolu mimarisinin temelinde yer alan kültürel ögelerden bazıları yok olmaya başlamıştır. İnsan, toplum, kültür açısından incelenen geleneksel Malatya evleri, kendine has sivil mimari özelliklerini korumakla birlikte, hızla değişen kültürel ortam, nüfus artışı, çarpık kentleşme, tüketim kültürü vb. nedenlerden dolayı hayatta kalma mücadelesi vermektedir. Bu çalışma, Geleneksel Anadolu mimarisinde hala gözlenebilen yaşanmışlık ve geçmişe duyulan özlem, teknoloji ile toplum hayatına giren nesnelere vurgu yapılarak, bu nesnelerin resimsel bir imgeye dönüştürülmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmalarında mimariyi konu alan sanatçıların eserleri ele alındığında, mimarideki değişimin bu resimlerine yansıdığı görülmektedir. Resimlere kaynaklık eden Türk ve Batı sanatçıları incelenerek, teknikleri ile ilgili örneklerle bilgi verilmiştir. İncelenen yağlıboya resimlerde geleneksel evlerin güzelliği ve biçim-içerik ilişkisi üzerinde durulmuş, çalışmalar oluşturulurken kurgulanan kompozisyon, kullanılan renk, oluşturulan doku ile ilgili açıklamalar yapılmıştır. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde, Malatya ilinin tarihçesi, coğrafyası ve beşeri durumu hakkında genel açıklamalara yer verilmiştir. İkinci bölümde, geleneksel Anadolu evleri ve geleneksel Malatya evlerinin genel özellikleri verilip kullanılan yapı malzemelerine değinilmiştir. Üçüncü bölümde, evlerin değişimi pozitivist felsefe, yabancılaşma, tüketim kültürü gibi kavramlar ışığında alınmıştır. Çalışmanın son bölümünde ise yabancılaşma ve tüketim kültürü ile oluşan estetik değerler çerçevesinde, somuttan soyuta bir anlatı dili oluşturma sürecindeki kompozisyon özellikleri, plastik bir tavırla oluşturulan uygulamaların çözümlemeleri yapılmıştır. Toplamda yağlıboya tuval 14 resim çalışılmıştır.
Geometrik biçimlerin resimsel dilde yorumu
Tarihin en eski çağlarından bu yana geometrik biçimler, insanoğluna çekici gelmiştir. Sanatçılar ise kübizmle birlikte, nesne ve figürleri farklı alanlara ya da düzlemlere bölerek aynı anda ve aynı mekânda farklı bakış açısı oluşturacak şekilde, üç boyutlu formları önermeyi hedeflemişlerdir. Aynı zamanda bunu yaparken tuvalde derinlik yanılsaması yaratmak yerine, tuvalin iki boyutlu düzlüğünü de vurgulamak istemişlerdir. Bu uygulamalar, Rönesans'tan beri hâkimiyetini koruyan merkezi perspektif ve geleneksel düzeni yıkmıştır. Bu sanatsal akım, Avrupa'nın gerçek alan yanılsamasını sabit bir bakış açısı ile ele almayıp yaratma geleneği ile devrimci bir kırılmaya işaret etmiştir. Bu çalışmanın amacı, geometrik biçimlerin, bakıldığında estetik bir haz duygusu uyandıran formlar oluşundan yola çıkarak, resim ve geometri kavramlarının birbirleri ile olan ilintilerini irdelemektir. Bunun yanında geometrik biçim anlayışının, kübizm akımına dönüşmesi ile geometrik biçimlerin resim sanatındaki önemi vurgulanmak istenmiştir. Meydana gelen düzenlemeler ritim, denge, ışık-gölge, renk, zıtlık, şekil-zemin ilişkisi ve kompozisyon bileşenlerinden oluşmaktadır. Konu ile ilgili literatür taraması yapılmış, elde edilen kaynaklar betimsel tarama yöntemi ile incelenmiştir. Aynı zamanda örnek çalışmaların analizine de yer verilmiş olup oluşan sürecin sonunda tez konusu kapsamında plastik bir tavırla çalışmalar yapılmıştır. Dört ana bölümden oluşan bu tezin birinci bölümünde amaç, yöntem ve problem durumunu belirten "Giriş", ikinci bölümünde "Geometri ve Resim İlişkisi", üçüncü bölümünde "Kübizm", dördüncü bölümünde ise "Tez Kapsamında Yapılan Resimler ve Çözümlemeleri" adlı başlıklar yer almaktadır. Bu tezin ikinci ve üçüncü bölümünde literatür araştırması yapılmış olup üçüncü bölümün son kısmında konu ile bağlantılı, yerli ve yabancı sanatçılar araştırılmış, görseller yolu ile sanatçıların çalışmalarında kullandıkları teknikler hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmanın dördüncü bölümünde ise çalışma süresince elde edilen bilgiler doğrultusunda, geometrik biçimlerin resimsel dilde yorumlanma süreci, özgün bir tavır ile yapılmış olan on adet uygulamanın analizi ile tamamlanmıştır.
Resimde elektrik direklerindeki karmaşıklığın plastik açıdan yorumu
İnsanoğlu karanlık çağlarda yaşamsal faaliyetlerini gerçekleştirmeye başlamış ve bu gelişim günümüzün bilinen noktalarına kadar ulaşmıştır. Tarih öncesi dönemlerden başlayarak çizgi sanatın birçok alanında yer almış ve her uygarlık çizgiye farklı anlamlar yüklemiştir. Rönesans döneminde kontur niteliğinde kullanılan çizgi, Empresyonist döneme doğru her akımda olmamakla birlikte birçok akım sanatçılarının eserlerinde görülmektedir. 19. ve 20. yy' dan başlayarak resmin özgürleşmesine bağlı olarak birçok sanatçı tarafından çizgi resimlerde ön plana çıkarılmıştır. Tez sürecinde ele alınan çizgi konusu kapsamında, literatür taraması yapılmış ve sanat akımları incelenmiştir. Yapılan bu inceleme sonucu çizginin, sanat tarihindeki yeri ve önemi üzerinde durulmuş; aynı zamanda da resimlerde plastik dil oluşturulmaya çalışılmıştır. Tez kapsamında yapılan bu çalışma 3 bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde problem durumu, araştırmanın yöntemine ve çalışmanın amacına değinilmiştir. İkinci bölümde, sanat tarihinde çizginin yeri ve önemi üzerinde durulmuştur. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise yapılan analizler üzerinde durularak, ele alınış biçimleri ve uygulamalar yapılmaya çalışılmıştır. Bu çalışma kapsamında 13 tuval üzerine yağlıboya resim uygulaması yapılmış, resme hâkim olan çizgi, elektrik direkleri aracılığıyla resmedilmiştir. Yapılan bu çalışmada ele alınan "Elektrik Direkleri" konusu çizgisel olarak yapılmış ve resimde dinamizm oluşturulmaya çalışılmıştır. Tez kapsamında yapılan elektrik direklerin de, çizgi teller aracılığıyla verilmiş ve tez oluşum sürecinde çizgi üzerine yoğunlaşılmıştır. Tez kapsamında yapılan çalışmalarda resim yüzeyi çeşitli renk nüansları ve ekspresif fırça vuruşlarıyla lekesel bir biçimde oluşturulmuştur. Resmin genel yapısına hâkim olan çizgiler dikey-yatay, ince-kalın gibi karşıt kavramlarla resmedilmiştir.
Kent ve kentlileşme olgusunun görünümleri üzerine resimsel çözümlemeler
Sanat tarihinde kent, her dönem kendi içerisinde farklılıklar ile ele alınarak işlenmiş ve günümüze kadar popülerliğini yitirmemiştir. Plastik açıdan irdelenen ve tez kapsamında oluşturulan kent görünümlü resimlerde,güzeli aramaktan öte insanın zorlu yaşam mücadelesi irdelenmiş ve kompoze edilmiştir.Renklerin birbiri ile ilişkisinin olmayışı irdelenerek göç toplumunun iç dünyasının yansıtılması amaçlanmıştır. Tez sürecinin son dönemlerinde var olan resimlerin, tarih boyunca değişen kent gibi evrimleştiğini ve kadrajın ayrıntıya inmesi kapsamında şehirleri birbirine bağlayan demir ağlar konu edinilmiştir. Araştırmaların resimsel olarak biçimlendiği zamanda zıt ve çarpıcı renklerin ön planda olduğu hissettirilmeye çalışılmıştır. Gelişen süreç içerisinde renklerin birbiriyle ilişkileri, karamsar kent anlayışını betimleyebilmek adına gri renklerlesoğuklaştırılmıştır. Sanayinin getirdiği kent olgusunda gri tonun varyasyonları ile hâkim olduğu renkler irdelenerek toplumun umutsuzca yaşam mücadelesi içerisinde olduğu da vurgulanmaya çalışılmıştır. Tez kapsamında irdelenen konu, bütünlük açıdan dört bölüme ayrılmaktadır.Birinci bölümde kısa betimlemelerle tez içeriği anlatılmaktadır. İkinci bölümdekent kültürünün tarihçesi betimlenip yorumlanmak istenmiştir.Üçüncü bölümde ise kent kavramı akımlar halinde örneklerle açıklanmıştır. Ve son olarak dördüncü bölümde resimlerimin varoluş sürecine değinilmektedir. Sanat tarihinde yakın bulduğum sanatçıların eserleri ile tez içeriğindeki kent konulu resimler karşılaştırarak bir bütünlük oluşturulması hedeflenmiştir. Konuyla ilgili yapılan resimlerden on beş tanesi tez içeriğine dâhil edilmiştir.
Resimde imge olarak endüstriyel atıklar
Bu çalışma, Endüstri devriminden günümüze kadar gelen süreçte endüstriyel atıkların resim sanatında kullanım aşamalarını kapsamaktadır. Sanayi Devrimi'yle teknoloji gelişmeye başlamış ve sanatta asıl devrim Romantizm'den Kübizm'e gelinen süreçte, resmin ana unsurları dışında ilk defa nesnelerin direkt resimsel bir öğe olarak kullanılmasıyla başlamıştır. Bu sorgulama alanı, benzer konuda çalışan sanatçıların eserlerini ve yorumlarını karşılaştırarak yeni sonuçlara ulaşmak için kullanılmıştır. "Resimde İmge Olarak Endüstriyel Atıklar" başlığı üzerinden bir çözümlemeyle başlayan tezin zihinsel süreci, sırasıyla resmin kendi unsurlarını, imge kavramını, endüstri devrimi öncesi ve sonrası, tarihsel süreçte toplumlarda ve sanatta meydana gelen değişimleri, atık ve çevre kavramları üzerinden günümüz dünyasını analiz etmeye götürmüştür. Araştırmanın problem alanı yaşam çevremiz ve atıklar ile sanatçının sezgisel ilişkisidir. Bu tez çalışması, üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde problem durumu, ikinci bölümde, endüstriyel atıkların ortaya çıkışını hazırlayan toplumsal dönüşüm süreçleri ve atık maddelerin resim sanatındaki yeri, üçüncü bölümde ise tez kapsamında yapılan çalışmaların ele alma nedenleri, uygulamalar ve analizler üzerinde durulmuştur. Tez konusu çerçevesinde yapılan incelemelerde, taranan kaynaklarda karşımıza çıkan tanımlamalar ve alıntılarla açıklanmaya çalışılmıştır. Ulaşılan her görüşe yer verilmeye çalışılmış ve yaşanılan çevre göz önüne alınarak sekiz adet resim yapılmıştır. Resimlerde insanların doğaya bıraktığı plastik, demir, kimyasal atıklar, fabrika atıkları vb. endüstriyel atıklar, konu edilerek fotoğraflar çekilmiş ve eskizler yapılmıştır. Yapılan bu eskizler yağlıboya ve karışık teknik kullanılarak tuval üzerine çalışılmıştır. Bu araştırmanın resim sanatı ile ilgili herkese çevre ve insan, insan ve sanat eseri arasında kurulan ilişkileri yorumlamada yardımcı olacağı düşünülmektedir.