Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Serap Aslan Cobutoğlu
11 theses · Çankırı Karatekin Üniversitesi
Çankırı basınında edebî muhteva (1921-1938)
Çankırı Basınında Edebî Muhteva (1921-1938) adlı çalışmadaki amaç; Çankırı basın tarihinin ilk dönemi olan 1921-1938 yılları arasında Çankırı'da çıkmış ve ulaşılabilinen bütün gazete ve mecmua içinde yer alan edebî malzemeyi tespit ve tasnif ederek bir incelemeye tabi tutmaktır. Çankırı Basınında Edebî Muhteva (1921-1938) adlı çalışmada kullanılan temel materyal mecmua ve gazetelerdir. Çalışmada uygulanan yöntem(ler) ise şunlardır; 1921-1938 yılları arasında Çankırı'da yayınlanan gazeteler araştırılıp tespit edilmiş, bu gazeteler içinde eski harfli edebî türler (sadece Çankırı Gazetesi'nin bir metin örneği) Latin harflerine aktarılmış, tespit edilen gazetelerin edebî muhtevaları incelenip tasnif edilmiş, tasnif edilen edebî muhteva incelenmiş ve terkip edilerek toplu bir inceleme çalışması ortaya çıkarılmıştır. Çalışma, yerel bir basın çalışması olmakla birlikte bölgesel ve ulusal alanda Çankırı tarihine kaynak oluşturacaktır. Hem Çankırı'da oluşturulan edebiyata, bilime ve sanata hem de Çankırı tarihine ışık tutacak olan çalışma, sadece edebiyata değil, basın yayın tarihine ve kültürel mirasa önemli katkılar sağlayacak ve araştırmacılara yeni konu ve imkânlar sunacaktır.
Türk romanında 31 Mart Vak'ası ve II. Abdülhamid'in hal'i
Batıda oluşan değişim rüzgarı hızla Osmanlı Devleti'ne ulaşmış, ulusçuluk akımının etkisiyle Osmanlı toprakları ayaklanmaların, isyanların merkezi haline gelmiştir. Osmanlı'nın çöküşünü engellemek adına ilan edilen II. Meşrutiyet Osmanlı'da çok önemli değişikliklere sebep olmuştur. Bu nedenle toplum yaşantısında büyük önem arz eden II. Meşrutiyet'in ilanı ve sonrasında yaşananlar edebî eserlerde de yansımasını bulmuş, gerek o yıllarda gerekse günümüzde birçok yazar tarafından eserlerde işlenen önemli bir konu olmuştur. Zira tarih, edebiyatın beslendiği mühim kaynaklardan biridir. Geçmişte yaşanan olaylar bazı yazarlar için birer hareket noktası teşkil eder. Edebiyatçı eserini oluştururken ister devrin müşahidi olsun, ister tarihî kaynaklardan okuma yoluyla öğrensin, yaşanan olayları hayal dünyasında yeniden kurgular ve tarihî gerçekliği edebî gerçekliğe dönüştürür. Bu bağlamda yazılan eserlere dönemin zihniyetini yansıtan bir ayna gözüyle bakmak hem eseri doğru değerlendirmede hem de yansıttığı dönemi daha iyi anlamlandırmada fayda sağlayacaktır. Nitekim II. Meşrutiyet dönemine ve sonrasına damgasını vuran, tarihin şekillenmesinde önemli bir dönüm noktası olan 31 Mart Vak'ası'nı ve II. Abdülhamid'in hal'ini konu alan romanların değerlendirilmesi ve olayla ilgili farklı bakış açılarının bir de romancılar gözüyle ortaya konulması önem arz etmektedir. Çalışmada 31 Mart Vak'ası'nı ve II. Abdülhamid'in hal'ini konu alan romanlar tespit edildikten sonra, kurmaca ve gerçeklik bağlamında döneme, olaylara ve şahıslara getirilen farklı bakış açıları belirlenmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda söz konusu olaylar romanlarda üç farklı bakış açısıyla kaleme alınmıştır: Sultan II. Abdülhamid yanlısı, İttihat ve Terakki yanlısı ve tarafsız bir bakış açısı.
Sami Baydar'ın hayatı ve edebî eserleri
Bilindiği üzere edebiyat tarihi araştırmalarında monografi çalışmaları oldukça önemli bir yere sahiptir. 1980 Kuşağı şairleri arasında yer alan ressam, şair, yazar Sami Baydar hakkında yapılan bu çalışma kapsamlı bir monografidir. Tez konusunun şekillendiği zaman Sami Baydar hakkında hazırlanmış bilimsel bir çalışmanın yapılmamış olması bu boşluğun doldurulmasına olan inancımızı arttırdı. Bu tezin yazma aşamasında ise Sami Baydar ve eserleri hakkında yazılmış bilimsel bir makale yayımlandı. Yüksek lisans tezi olarak hazırladığımız bu çalışmada özellikle 1980 Kuşağı Türk şiirinin ismi olan Sami Baydar'ın hayatını, eserlerini ve sanatını ayrıntılı bir şekilde incelemeye çabaladık. Bütün eserleri hakkında yapılmış çalışmaların bütününü değerlendirerek Baydar'ın Türk edebiyatı içindeki yerini belirlemeye çalıştık. Şiirlerini, öykülerini bir bütün içinde inceledik. Baydar'la ilgili belgeleri ve fotoğrafları da ekler bölümüne koyduk. Yaptığımız bu çalışma ile edebiyat tarihinde Sami Baydar'ın yerini belirleyerek bu konudaki açığı kapatmayı umuyoruz.
Tahsin Yücel'in romanlarında mekân
Romanda mekân unsuru, kurgunun vazgeçilmez bir parçasıdır. Roman sanatının ülkemizde örneklerinin verilmeye başlanmasıyla anlatı geleneğimiz oluşmuştur ve bu geleneğin bütünlüklü devamını sağlayacak önemli unsurlar birçok araştırmacı ve edebiyat tarihçisi tarafından araştırılmıştır. Tahsin Yücel 'in eserlerinde mekân tasarımının büyük önemi vardır. Romanlarında mekân ile karakterlerin ilişkileri ve mekândaki göstergeler incelenmeye değerdir. Bu çalışmada Türk edebiyatının dil bilimci, idealist yazarlarından Tahsin Yücel'in sekiz romanında mekânı ve kurgulanan mekânın kurulumuna yardımcı göstergeleri tespit ettik. Tahsin Yücel'in hayatı boyunca yazdığı sırasıyla Mutfak Çıkmazı, Peygamberin Son Beş Günü, Bıyık Söylencesi, Vatandaş, Yalan, Kumru ile Kumru, Gökdelen, Sonuncu romanlarında yine Yücel'in mekân kurgusu için yazdığı denemelerden yola çıkarak uzam ve mekânı kapsayan bir çalışma yaptık. Tezin amacı Yücel'in romanlarında mekânın özellikleri ve bu özelliklerin karakterlere yansımalarını bulmak; kurguda yerin, dekorun, arka plânın kıymetini ortaya çıkarmaktır. Bu nedenle, bu tez edebiyat sosyolojisi araştırmaları kapsamında değerlendirilebilir bir çalışma olacaktır. Anahtar Kelimeler: Tahsin Yücel, roman, mekân/uzam
Ercüment Ekrem Talu'nun Asrîler adlı eserinin yeni yazıya aktarımı ve tahlili
Ercüment Ekrem Talû' nun 1922' de kaleme aldığı Asrîler adlı eseri, edebî açıdan yeni yazıya aktarılmaya değer bir eserdir. Osmanlı Türkçesi ile kaleme alınmış olan romanın Latin harflerine aktarımının gerçekleştirilmesiyle birlikte eserin, var olan değerini daha da artıracak ve ulaşamayan kitlelere de ulaşmasını sağlayacak bir çalışma yapılmıştır. Çalışmada; Osmanlıca-Türkçe, Türkçe-Fransızca vs. çok sayıda kaynakça kullanılmıştır. Eser ilk olarak yeni yazıya aktarılmış, metnin altında dipnot olarak bilinmeyen kelimelerin anlamlarına yer verilmiş ve ardından eser; konu, olay örgüsü, mekân, zaman, şahıslar vb. unsurlar bağlamında tahlil edilmiştir. Böylece eser, yeni yazıya aktarılarak edebiyat sahasına tekrar kazandırılmıştır.
Yaşar Kemal'in romanları üzerine coğrafya merkezli okuma denemesi
İnsan ve mekân ilişkilerini çeşitli boyutlarda ele alan, sentez yapan, ilişkiler kuran coğrafya, kültür ile yakından ilişkilidir. Doğal çevrenin farklılığı kültüre yansımakta, kültür hem doğal çevreyi hem de toplumu etkilemekte ve etkilenmektedir. Zira edebiyat da toplumu yansıtan, topluma ışık tutan bir sanat dalıdır. Ayrıca edebi metinlerin önemli unsurlarından biri de mekândır. Bundan dolayıdır ki edebî eserlerde coğrafyanın izleri görülmektedir. Çoğu yazar ve şair, eserlerine coğrafik unsurları, ele aldığı toplumun kültür ve medeniyet özelliklerini dâhil etmiştir. Bahsi geçen unsurları eserlerine dâhil eden bir yazar da Yaşar Kemal'dir. Yaşar Kemal, Türk edebiyatının önde gelen toplumcu yazarlarından biridir. Yaşar Kemal, sadece eserleriyle değil ortaya koyduğu medeniyet tasavvuruyla da Türk düşünce tarihinde önemli bir yer tutmuştur. Yaşar Kemal'in medeniyet algısında toplumcu bir yazar olmasının da etkisiyle önemle üzerinde durduğu hususlardan birisi coğrafyadır. Yazar, eserlerinde özellikle Çukurova coğrafyasına eğilir ve çeşitli meseleler etrafında bahsi geçen bölgeye ışık tutar. Ancak onun üzerinde durduğu coğrafya tabii bir unsur olmaktan öte tarihi, kültürel ve medeniyet noktasında bir kimliğe ve bütünlüğe sahip kültürel bir coğrafyadır. Çalışmamızda coğrafya merkezli bir okumayla Yaşar Kemal'in Dağın Öteki Yüzü Serisi, Bir Ada Hikâyesi Serisi, Binboğalar Efsanesi, Ağrıdağı Efsanesi, Üç Anadolu Efsanesi adlı romanları ve Bu Diyar Baştanbaşa (röportaj serisi) eserlerini inceledik. Çalışmamız, yazarın fikirlerinin coğrafya ve mekân ile nasıl beslendiğinin ve kendisine esin kaynağı olan edebiyat-coğrafya ilişkisinin nasıl ortaya konması gerektiği hususunda önem arz etmektedir. Anahtar Kelimeler: Yaşar Kemal, Coğrafya, Edebiyat, Çukurova, Mekân.
Ahmet Ümit'in romanları üzerine bir inceleme
Roman, tahkiye unsurlarının bir araya gelmesiyle oluşan edebî bir türdür. Bu unsurlar romanın iskeletini oluşturur ve konu, olay örgüsü, şahıs kadrosu, mekân, zaman, anlatıcı, bakış açısı olmadan meydana getirilen bir roman yapısı düşünülemez. Nitekim edebî eserler üzerine yapılan bu denli yapı incelemeleri, edebiyat alanında önemli bir yere sahiptir. Edebî hayatına 1980'lerde başlayan Ahmet Ümit, günümüzde çok okunan bir yazar olarak karşımıza çıkar. Bu bağlamda yayınlanan her romanının binlerce baskı sayısına sahip olması, farklı ülkelerde yirmiye kadar yabancı dile çevrilmesi, yazarın romanları hakkında bir çalışma yapmanın merakını ve gerekliliğini ortaya koymuştur. Ahmet Ümit'in romanları üzerine bütüncül bir inceleme çalışmasının yapılmamış olması bu boşluğun doldurulması için gereken çalışmanın tarafımızca yapılmasını gerekli kılmıştır. Yüksek Lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışmada, Ahmet Ümit'in on üç romanı tahkiye unsurları bakımından incelenmeye çalışıldı ve Ahmet Ümit'in edebiyat tarihindeki yerinin saptanması amaçlandı. Yapılan bu çalışma, sonradan yapılacak olan eser incelemelerine, gerek kaynakça gerek yöntem bakımından kılavuzluk edecektir.
İkinci yeni şiirinde kent imgesi
Sıradan bir bireyi, düşünürü, yazarı, şairi, şiir hareketini, yazılanı-çizileni, kültürü, toplumu ya da dönemi daha iyi anlayabilmek ve anlatabilmek için insanların habitatlarından olan kentler ve onların anlaşılması büyük önem arzetmektedir. Bu münasebetle böyle bir konu tercih edilmiş ve bu çalışmayla da bütün bu sıraladıklarımızın anlamlı kılınması amaçlanmıştır. Var olan bir bireyin ya da toplumun yaşamıyla, diliyle, kültürüyle, ilmiyle, ilgi ve alakalarıyla en iyi yansıtıldığı aynalardan birisi olan kent kavramının ele alınan şiirlere imge yoluyla girmesi bizlerin konuyu birçok yönleriyle dikkatli bir şekilde ele almamızı zorunlu kılmıştır. 'İkinci Yeni Şiirinde Kent İmgesi' adlı bu çalışmada, çok yönlü bir araştırma gerektirdiği münasebetiyle gerek yerli gerekse de yabancı araştırmacıların çalışmalarına başvurulmuştur. Elde edilen bilgiler dâhilinde şiirler anlamlandırılmaya çalışılmıştır.
İsmail Hikmet Ertaylan'ın Bînamazın Otuz Üç Gecesi adlı eserinin yeni yazıya aktarımı ve tahlili
Edebiyat tarihçisi olarak bilinen İsmail Hikmet Ertaylan'ın hikâye türünde eserleri de bulunmaktadır. Yazar, Bînamazın Otuz Üç Gecesi adlı eserini, "Suad Fahir" müstear ismiyle 1337/ 1921 yılında yayımlamıştır. Diğer hikâye kitabı, Ateş Olur da Yakmaz mı ? (İst. 1340/1341) adını taşır. Bu çalışmada Bînamazın Otuz Üç Gecesi, Latin harflerine aktarılıp incelenmek suretiyle yazarın hikâyeci kimliğinin de ön plana çıkarılması amaçlanmıştır. Eser, Doğu klasiklerinden Binbir Gece Masalları adlı eseri çağrıştırır özelliklere sahip olması yönüyle dikkat çekicidir. Bu bağlamda çalışmamız, yeni eser ortaya koyacak modern yazarların eski örneklere ulaşmasını ve bu tür eserlerden haberdar olmasını sağlayacaktır. Çalışmaya konu olan eser, transkripsiyon yapılmadan doğrudan yeni yazıya aktarılmış; ardından da yapı, içerik, dil ve üslup bakımından incelenmiştir. İhtiyaç duyan okur için bilinmeyen kelimelerin anlamları, metin altında dipnot şeklinde verilmiştir. Son bölümde ise eserin orijinal nüshasına da yer verilmiştir. Bu suretle isteyen okurun asıl metinle de buluşması amaçlanmıştır.
Nezihe Meriç'in öykülerinde ev imgesi
Evin barınmayı karşılayan fiziksel fonksiyonunun yanında insanın ruh haline göre değişen çeşitli psikolojik fonksiyonları da vardır. Bu tarz fonksiyonlar insanın maddeye yüklediği anlamlarla var olabilmekte ve zaman içinde değişebilmektedir. Ev, ataerkil toplumlarda kadına verilen, kadınla özdeşleşen yegâne mekânlardır. Bu bağlamda evler kadının dünyasının başladığı yerlerdir. 1950 Kuşağı öykücülerinin önemli isimlerinden olan Nezihe Meriç, başta öykü olmak üzere roman, tiyatro ve çocuk edebiyatı ürünlerinde eser vermiştir. Bu çalışmada Nezihe Meriç'in bütün öykülerindeki ev imgesi alınmıştır. Ev, Nezihe Meriç'in öykülerinde basit bir mekân olmaktan çıkmış, öykülerin kurgusunu ve öykü kahramanlarının çözümlenişinde işlevsel bir yapıya dönüşmüştür. Çalışmanın amacı öykülerden yola çıkarak mekân karakter bağlamında ev ve kadın ilişkisi ile kadınların eve yüklediği imgesel anlamların tespitidir. Çalışmanın sonunda Nezihe Meriç'in evi sadece fon bir mekân olarak kullanmadığı, evin öykü kurgusunda temel ögelerden biri ve ev ile kadın arasında derin bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.
İsmail Çetişli hayatı ve eserleri
İsmail Çetişli, yirmi beş yıllık akademik hayatı süresince, akademisyen kimliğinin yanı sıra Türk edebiyatına katkı sağladığı yayınları ve araştırmalarıyla da ön plana çıkmıştır. Çalışmanın amacı; İsmail Çetişli'nin hayatına dair biyografik bilgileri içeren bir araştırma yapmak ve Çetişli'nin kitapları, süreli yayınlarında yer alan makalelerinde kullandığı yöntem bilim ve düşünce ekollerini ortaya çıkartmaktır. İsmail Çetişli hakkında ilk kez yapılacak olan araştırma da öncelikle yazarın hayatının bilinmeyen yönleri aydınlatılmaya çalışılmıştır. Çetişli'nin Türk edebiyatına kazandırdığı eserlerinden kitapları tanıtılmış ve incelenmiştir. Makaleleri ise konu bütünlüğüne göre ilgili konu başlığında değerlendirilmiştir. Makalelerinin künyeleri içerik yönünden sınıflandırılmıştır. İncelemelerde Çetişli'nin kaleme aldığı eserlerde ön plana çıkan göstergebilim, dilbilim, halkbilim, stilistik vb. çalışma yöntemleri ile ele aldığı şahsiyetler, olaylar, devirler ve eserlerde kullandığı yöntem bilimler ortaya konulmuştur. Ayrıca Çetişli'nin bu mevzulara işleklik kazandırırken başvurduğu edebiyat-tarih, edebiyat-coğrafya, edebiyat-psikoloji, edebiyat-sosyoloji arasındaki interdisipliner yaklaşımların eser-devir, eser-mekân, yazar-devir ve yazar-eser ilişkilerine yansıdığı noktalar tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda Çetişli'nin eserlerini incelediğimizde yalnızca Yeni Türk Edebiyatı alanında eser vermediğini kimi zaman edebi eserlere karşı bir eleştirmen kimi zaman dilbilimci kimi zaman teorisyen olduğu anlaşılmaktadır. Çetişli, Türk edebiyatını benimsemiş, edebiyat teorileri ve uygulamalarında yerli ve yabancı kaynak hakkında fikir sahibi bir araştırmacıdır.