Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Şeyma Güldal
11 theses · İstanbul 29 MayIs University
Bağımlılığın psikososyal rehabilitasyon sürecine maneviyat boyutunun dahil edilmesine yönelik uzman görüşlerinin incelenmesi
Bu çalışmada bağımlılığın psikososyal iyileşmesinde hizmet veren ruh sağlığı uzmanlarının, bağımlılık hastalığının psikososyal rehabilitasyon sürecine maneviyat boyutunun dahil edilmesine yönelik nasıl düşündüklerini kavramak amaçlanmıştır. Bu amaca yönelik olarak, nitel araştırma yöntemi tercih edilmiş olup fenomenoloji deseni uygulanmıştır. Araştırma süresince yarı yapılandırılmış soru formu eşliğinde derinlemesine mülakat tekniği kullanılarak veriler toplanmıştır. Bağımlılık alanında en az 12 aylık süre ile hizmet veren uzman/klinik psikologlar ve sosyal hizmet uzmanlarından 23 ruh sağlığı uzmanı ile yüz yüze görüşmeler gerçekleştirilmiş, bunlardan 2 pilot görüşmenin verileri hariç 21 görüşme analize tabi tutulmuştur. Araştırmaya katılım gösteren katılımcılara ait veriler bilgisayar ortamında yazıya aktarılmış ve araştırmanın amacına uygun olacak şekilde betimsel analiz yapılarak, araştırmacının yorumlarıyla birlikte bulgularda ortaya koyulmuştur. Araştırma sonucunda elde edilen veriler eşliğinde bağımlılık ve maneviyat ilişkisi; bağımlılık tedavisinde maneviyatın rolü, bağımlılık ve maneviyat ilişkisinde aile ve maneviyatın bağımlılık tedavisine entegre edilmesi olmak üzere 3 ana tema etrafında sunulmuştur. Bağımlılık ve maneviyat ilişkisi incelendiğinde bağımlı bireylerin; bağımlılık döngüsündeki sürecine, iyileşme sürecine maneviyatın olumlu katkı sağlaması veya olumsuz anlamda etki etmesine ve maneviyat türlerine göre bağımlılık tedavisinde çeşitli manevi kaynakları kullandıkları görülmüştür. Bağımlılık ve aile ilişkisi incelendiğinde aile sistemi içerisinde bağımlı bireyin bulunmasının anlamlandırılmasından, tedavi sürecinin yönetilmesine ve ailenin bağımlılık hastalığı ile baş etmede bir kaynak olarak maneviyat kavramını kullandığı durumlarının tedaviyi nasıl şekillendirdiği tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda ortaya koyulan bağımlılık ve maneviyat ilişkisi ve buna yönelik paylaşılan tespitler neticesinde bağımlılık tedavisine maneviyatın entegrasyonuna dair ruh sağlığı uzmanlarının eğitim, deneyim ve bireysel süreçlerinden temel alarak oluşturdukları perspektifler sunulmuştur. Elde edilen bulgulardan hareketle, bağımlı birey ve sosyal çevresinin iyileşme sürecine olumlu katkı sunabilecek manevi kaynak ve ihtiyaçlarının bulunduğu, ruh sağlığı uzmanlarının bu kaynakları ve ihtiyaçları tespit ederek iyileşme sürecinin faydasına olacak şekilde kullanılmasını gerekli gördüğü ve bu alanda ruh sağlığı uzmanları tarafından geliştirilmiş, bilimsel temelli, kanıta dayalı ve yapılandırılmış çalışma programlarına ihtiyaç olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Bağımlılık, Maneviyat, Bağımlılık Tedavisi, Entegrasyon, Ruh Sağlığı
Okul öncesi dönemdeki çocukların annelerinin iyi oluş ve psikolojik sağlamlıkları ile çocuklarının duygu düzenleme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, annelerin iyi oluş ve psikolojik sağlamlık düzeyleri ile çocuklarının duygu düzenleme becerileri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılıp tasarlanmıştır. Araştırmanın örneklemi, 36-72 ay aralığında toplam 262 çocuğun annelerinden oluşmaktadır. Çalışmanın veri toplama süreci annelerle yürütülmüş olup; veri toplama araçları olarak Kişisel Bilgi Formu, annelerin iyi oluş düzeyleri için PERMA ölçeği, annelerin psikolojik sağlamlık düzeyleri için Kısa Süreli Psikolojik Sağlamlık Ölçeği ve çocukların duygu düzenleme becerileri için Duygu Düzenleme Becerisi Ölçeği uygulanmıştır. Çalışmanın verileri 2022 Ekim -2023 Eylül yılları arasında online google form üzerinden toplanmıştır. Analiz sonuçlarına göre annelerin iyi oluş ve psikolojik sağlamlıkları arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki bulunurken; çocuklarının duygu düzenleme becerileri ile arasındaki ilişki anlamlı bulunmamıştır. Annelerin psikolojik sağlamlıkları üzerinde çalışma durumlarının etkili olduğu bulunmuş, çalışan annelerin psikolojik sağlamlıkları çalışmayan annelere göre yüksek bulunmuştur. Mevcut çalışma annelerin iyi oluş ve psikolojik sağlamlık düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından farklılaştığını ve daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğunu ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: iyi oluş, psikolojik sağlamlık, duygu düzenleme, annelik
Ergenlerin spiritüel iyi oluşları ve akran ilişkileri ile psikolojik sağlamlıkları arasındaki ilişkiler: İmam-Hatip liseleri örneklemi
Bu araştırmanın amacı, ergen bireylerde spiritüel iyi oluş, akran ilişkileri ve psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkiyi incelemektir Çalışma ilişkisel tarama modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak "Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği", "Akran İlişkileri Ölçeği" "Spiritüel İyi oluş Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi, 2022-2023 eğitim-öğretim yılında İstanbul ili Üsküdar ilçesindeki imam hatip liselerinde öğrenim gören %47.1'i kız, %52.9'u erkek öğrenci olmak üzere 344 ergen bireyden oluşmaktadır. Bulgular betimsel analizler, fark analizleri (t-testi, ANOVA), korelasyon ve regresyonel analizler kullanılarak elde edilmiştir. Regresyon analizinde değişkenlerin doğrudan ve dolaylı rollerini ortaya çıkarmak için çoklu regresyon modeli kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre ergenlerin spiritüel iyi oluş puanları cinsiyetlerine göre anlamlı düzeyde farklılaşmazken psikolojik sağlamlık puanları erkek ergenler lehine, akran ilişkileri puanları kız ergenler lehine anlamlı farklılık göstermiştir. Pearson korelasyon analizine göre ergenlerin spiritüel iyi oluşları ile akran ilişkileri arasında pozitif yönde yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki, ergenlerin psikolojik sağlamlıkları ile spiritüel iyi oluşları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Ergenlerin psikolojik sağlamlıkları ile akran ilişkileri arasında da pozitif yönde anlamlı bir ilişki ortaya çıkmıştır. Çoklu regresyon analizi sonucuna göre spiritüel iyi oluş ve akran ilişkileri, psikolojik sağlamlık değişkenindeki toplam varsayın yaklaşık %32'lik bölümünü açıklamaktadır. Araştırmanın sonuçları ilgili bulgular literatür çerçevesinde yorumlanmıştır. Araştırma sonuçları dikkate alındığında lise öğrencilerinin spiritüel iyi oluşlarının ve akran ilişkilerinin psikolojik sağlamlıklarını açıklamada bir rol oynadığı ifade edilebilir.
Genç yetişkinlerde dindar insan algısı ve spiritüel iyi oluş arasındaki ilişki
Bu çalışmada genç yetişkin bireylerin dindarlık algılarının spiritüel iyi oluşlarına etkisini incelemek amaçlanmıştır. Bu amaca yönelik olarak nicel araştırma yöntemlerinden korelasyonel araştırma modeli uygulanmıştır. Çalışmada verilerin toplanması amacıyla Kişisel Bilgi Formu, Üç Faktörlü Spiritüel İyi Oluş Ölçeği (SİOÖ) ve Dindar İnsan Algısı Ölçeği (DİAÖ) kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi Türkiye'de yaşayan 18-40 yaş arası 303 kadın ve 87 erkek olmak üzere 390 bireyden oluşmaktadır. Nicel değişkenler arasındaki ilişkileri belirlemek amacıyla korelasyon analizleri yapılmıştır. Analiz sonuçları incelendiğinde, genç yetişkinlerin spiritüel iyi oluşları ve dindar insan algıları arasında pozitif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Cinsiyete göre karşılaştırıldığında, kadınların erkeklere göre spiritüel iyi oluş düzeylerinin daha yüksek olduğu görülmektedir. Yaş gruplarına göre bulgular incelendiğinde, 36-40 yaş grubundaki katılımcıların 18-24 yaş grubundaki katılımcılara göre doğayla ve çevreyle olan uyumlarının daha yüksek düzeyde olduğunu göstermektedir. Dindar İnsan Algısı ölçeğinin alt boyut puanları cinsiyete ve yaş gruplarına göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermemektedir. Medeni duruma göre alt boyutları incelendiğinde, Spiritüel İyi Oluş Ölçeğine göre, evli katılımcılara oranla bekarların ilahi bir güce olan bağlılıklarının (aşkınlık) ve doğayla uyum alt boyut puanlarının daha yüksek düzeyde olduğu görülmektedir. Anomi alt boyutunda ise bekar katılımcıların evli katılımcılara göre daha yüksek düzeyde anlamlı bir farklılık gösterdiği bulgulanmıştır. Dindar İnsan Algısı Ölçeği puanları entelektüel ve münzevi dindarlar alt boyutlarında medeni duruma göre anlamlı bir farklılık göstermezken, sosyal alt boyut puanlarında medeni duruma göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermektedir. Buna göre evli katılımcıların sosyal alt boyut puanı bekar katılımcılardan yüksek bulunmuştur. Araştırma sonucunda elde edilen veriler ilgili literatür çerçevesinde yorumlanmıştır.
Uluslararası öğrencilerin manevi kaynakları, genel aidiyetleri ve stres düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı İstanbul da öğrenim gören lisans ve lisansüstü uluslararası öğrencilerin manevi kaynakları, genel aidiyetleri ve stres düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın yöntemi nicel araştırma yöntemlerinden korelasyonel araştırma modelidir. Araştırmanın örneklemi İstanbul da öğrenim gören 245 uluslararası öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak, Kişisel Bilgi Formu, Maneviyat Ölçeği, Genel Aidiyet Ölçeği, Algılanan Stres Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, uluslararası öğrencilerin algılanan stres düzeylerinin aidiyet ve manevi kaynaklarla negatif yönlü ve anlamlı ilişkisi olduğu saptanmıştır. Ayrıca, uluslararası öğrencilerin algılanan stres düzeylerinin manevi kaynaklar tarafından negatif yönlü ve anlamlı düzeyde yordandığı sonucu elde edilmiştir. Sosyodemografik değişkenler bakımından manevi kaynaklar, aidiyet ve algılanan stres düzeylerinin anlamlı farklılık gösterdiğine dair bulgular elde edilmiştir. Manevi kaynakların sınıf ve gelir düzeyine göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilirken, cinsiyet bakımından anlamlı farklılık saptanmamıştır. Aidiyet puanlarının sosyodemografik değişkenlere göre anlamlı farklılık göstermediği; algılanan stres düzeylerinin ise kadın öğrencilerde anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu sonucu elde edilmiştir. Yapılan hiyerarşik regresyon analizi bulgularına göre, katılımcıların algılanan stres düzeylerinin genel aidiyet tarafından negatif yönlü ve anlamlı düzeyde %13,9 oranında yordandığı tespit edilmiştir. Maneviyat Ölçeği toplam değişkeninin katkısı anlamlı değildir ve varyans %0,3'tür. Toplamda, aidiyet ve manevi kaynaklar birlikte stres düzeylerini %14,2 oranında yordamaktadır, fakat bu oran aidiyet değişkeninden kaynaklanmaktadır. Bulgular doğrultusunda aidiyetin algılanan stres üzerinde koruyucu bir etkisi olabileceği düşünülmektedir. Elde edilen bulgular daha önceki yapılan araştırmalarla karşılaştırılarak değerlendirilmiş; ileri araştırma ve uygulamalara yönelik öneriler sunulmuştur.
Cezaevindeki erkek mahkumların psikolojik iyi oluşlarının affetme ve umutla ilişkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı Maltepe Açık Ceza İnfaz Kurumu'nda kalan erkek mahkumların psikolojik iyi oluşlarının affetme ve umutla ilişkisini incelemektir. Araştırmanın yöntemi nicel araştırma yöntemlerinden korelasyonel araştırma modelidir. Araştırmanın örneklemini Maltepe Açık Ceza İnfaz Kurumu'nda kalan 246 erkek mahkum oluşturmaktadır. Veriler Temmuz 2023- Aralık 2023 tarihleri arasında yüz yüze olarak toplanmıştır. Araştırmada veri toplama araçları olarak Kişisel Bilgi Formu, Psikolojik İyi Oluş Ölçeği, Affetme Eğilimi Ölçeği ve Sürekli Umut Ölçeği kullanılmıştır. Veriler SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Psikolojik iyi oluş düzeylerinin medeni durumları ve eğitim durumlarına göre farklılaşmasını incelemek için Tek Yönlü ANOVA analizi kullanılmıştır. Buna göre mahkumların psikolojik iyi oluş düzeyi evlilerde bekarlara göre, boşanmış olanlarda da bekarlara göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksektir. Psikolojik iyi oluş düzeyinin eğitim durumuna göre anlamlı bir farklılık göstermediği bulunmuştur. Mahkumların psikolojik iyi oluşları ile yaşları arasındaki ilişkiyi belirlemek üzere Pearson Korelasyon analizi uygulanmıştır. Analiz sonucunda anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Psikolojik iyi oluş, affetme ve umut değişkenleri arasındaki ilişkileri belirlemek için Pearson Korelasyon analizi yapılmıştır. Ayrıca, psikolojik iyi oluşun affetme ve umut tarafından ne ölçüde yordandığını belirlemek amacıyla aşamalı çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Mahkumların psikolojik iyi oluş düzeyleri ile affetme eğilimleri arasında pozitif yönde, zayıf ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Psikolojik iyi oluş düzeyleri ile umut düzeyleri arasında ise pozitif yönde, orta düzeyde ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Mahkumların umut düzeyleri ile affetme eğilimleri arasındaki ilişki ise anlamlı bulunmamıştır. Mahkumların umut düzeyleri ve affetme eğilimleri, psikolojik iyi oluşlarını anlamlı düzeyde yordamaktadır. Çoklu regresyon analizinin ilk aşamasında mahkumların psikolojik iyi oluşundaki varyansın en fazla açıklayıcısı olarak umut düzeyi değişkeni analize girmiş ve toplam varyansın %19.4'ünü açıklamıştır. İkinci aşamada ise, umut düzeyine ek olarak affetme eğilimi değişkeni analize dahil edilmiştir ve iki değişken birlikte psikolojik iyi oluş puanının toplam varyansının %24.9'unu açıklamıştır. Sonuç olarak, mahkumların umut düzeyleri ve affetme eğilimlerinin psikolojik iyi oluşlarını açıklamada önemli bir katkı sağladığı görülmektedir.
Ceza infaz kurumlarında bulunan erkek hükümlülerin dini/manevi yaşamlarının incelenmesi (Maltepe Açık Ceza İnfaz Kurumu örneği)
Bu çalışmanın amacı ceza infaz kurumlarında bulunan erkek hükümlülerin dini/manevi yaşamlarını anlamak ve derinlemesine incelemektir. Bu amaçla çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden fenomonolojik desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu amaca yönelik örnekleme tekniklerinden biri olan maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemiyle belirlenmiştir. Bu çalışma, farklı suçlardan hüküm giymiş 12 erkek hükümlü ile Maltepe Açık Ceza İnfaz Kurumu'nda gerçekleştirilen yüz yüze görüşmelerle yürütülmüştür. Araştırma sürecinde veriler, araştırmanın amaçlarına uygun biçimde hazırlanmış yarı yapılandırılmış 'Görüşme Formu' ve katılımcıların demografik bilgilerini elde etmek amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen 'Kişisel Bilgi Formu' aracılığıyla toplanmıştır. Katılımcılara ait veriler, yasal engeller nedeniyle ses kaydına alınamamış; bu nedenle yüz yüze görüşmeler sırasında yazılı olarak kaydedilmiştir. Elde edilen veriler, araştırmanın amacına uygun biçimde içerik analizi yöntemiyle incelenmiş ve bulgular ortaya konulmuştur. Araştırmada elde edilen bulgular, ceza infaz kurumlarında bulunan erkek hükümlülerin din/maneviyat algısı ve yaşantıları arasındaki etkileşim, dini/ manevi pratikler ve psikolojik yansımaları, mahkûmiyetin dini/manevi yaşama etkisi ve manevi destek ihtiyacı olmak üzere üç ana tema etrafında sunulmuştur. Elde edilen bulgular doğrultusunda, din ve maneviyatın ceza infaz kurumunda bulunan erkek hükümlülerin psikolojik iyi oluşları üzerinde etkili kaynaklar olduğu görülmüştür. Bu kaynakların erkek hükümlülerin özelinde genel olarak hükümlülerin bireysel ve topluma rehabilite süreçlerinde kullanılması gerekli görüldüğü ve bu alanda yapılacak olan çalışmaların artırılması gerektiği söylenebilir.
Üniversite öğrencilerinde stresle başa çıkma tarzları ve maneviyat düzeyleri ile sigara bağımlılığı arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada üniversite öğrencilerinin stresle başa çıkma tarzları ve maneviyat düzeyleri ile sigara bağımlılığı arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmada şu temel soruya cevap aranmıştır: Üniversite öğrencilerinde sigara bağımlılığı, stresle başa çıkma tarzı ve maneviyat arasında anlamlı bir ilişki var mıdır? Araştırmanın yöntemi nicel araştırma yöntemlerinden korelasyonel araştırma modelidir. Araştırmanın örneklemini, uygun örnekleme yöntemi kullanılarak Türkiye'deki üniversitelerde lisans eğitimi alan 315 öğrenci (202 kadın, 113 erkek) oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak, Kişisel Bilgi Formu, Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği, Maneviyat Ölçeği ve Fagerström Nikotin Bağımlılık Testi (FTND) kullanılmıştır. Araştırma hipotezlerinin test edilebilmesi amacıyla Bağımsız Örneklem T-Test, Pearson Korelasyon ve Çoklu Doğrusal Regresyon analizleri uygulanmıştır. Elde edilen bulgulara göre stresle başa çıkma tarzlarından boyuneğici yaklaşım ve sosyal desteğe başvurma ile sigara bağımlılığı arasında anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Stresle başa çıkma ve maneviyat düzeyi arasındaki ilişkilere dair yapılan analiz sonuçlarına göre, iyimser ve kendine güvenli başa çıkma tarzlarının, maneviyat düzeyi ile pozitif ve anlamlı ilişkiler gösterdiği bulunmuştur. Maneviyat düzeyi ile sigara bağımlılığı arasında ise anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Araştırmanın sonuçları ilgili literatür çerçevesinde tartışılıp yorumlanmıştır.
Kutsal mekânlara bağlılık:Müslümanların hac ibadetideneyimleri üzerinenitel bir araştırma
Bu çalışma, kutsal mekânların manevi boyutunu ve bu mekânlara yönelik "bağlılık" olgusunu psiko-teolojik ve sosyo-kültürel perspektiflerden ele almayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda, bireylerin bu mekânlara karşı duyduğu duygusal bağın nedenleri ve doğası derinlemesine incelenmiştir. Araştırma, bireysel deneyimlerin önemini vurgulayan fenomenolojik bir yaklaşımla, Mekke'deki hac ibadet mekânlarına yönelik bağlılık olgusuna odaklanmaktadır. Bu amaca ulaşmak için nitel araştırma yöntemi ve fenomenoloji deseni uygulanmıştır. Çalışmanın örneklemini, İstanbul'da ikamet eden, hem hac hem de umre ibadeti yapmış 16 hacı oluşturmaktadır. Veriler, yarı yapılandırılmış görüşmeler ve katılımcıların tuttukları duygusal notlar aracılığıyla toplanmış ve MAXQDA programıyla içerik analizi yapılmıştır. Araştırmanın bulguları, nitel veri analizi sonucunda ortaya çıkan temaların, Scannell ve Gifford'un Mekâna Bağlılık Kuramı'nın (PPP) "Kişi, Mekân, Süreç" boyutlarına, araştırmacı tarafından eklenen "Kutsallık" boyutu ile birlikte dört ana tema etrafında sunulmuştur. Elde edilen bulgular doğrultusunda, katılımcıların kutsal mekânlara yönelik çok boyutlu güçlü bir bağlılık hissettiği tespit edilmiştir. Bu bağlılık; derin duygusal tepkiler (huzur, mutluluk, özlem, aidiyet), zengin bilişsel temsiller (dini-tarihi altyapı, tahayyül gücüyle yeniden yaşanan olaylar), dönüştürücü manevi boyutlar (içsel dönüşüm, ilahi yakınlık hissi, manevi arınma) ve belirgin davranışsal ifadelerle (sık ziyaret etme isteği, tavsiye etme, yakın çevresini götürme isteği) kendini göstermiştir. Çalışmamız, bu yapıya "kutsallık" boyutunu (ilahi itibar, manevi atmosfer, dönüştürücü etki) ekleyerek; bu boyutun kişi, mekân ve süreç boyutlarını güçlendirici ve destekleyici bir rol oynadığını ortaya koymuştur. Sonuç olarak bu çalışma, kutsal mekânlara yönelik bağlılık alanındaki disiplinler arası çalışmaları desteklemesi ve bu bağlılığın bireysel ve toplumsal dönüştürücü etkilerinin anlaşılmasına katkı sağlaması açısından önemli bir adım olarak değerlendirilebilir.
Ergenlerin spiritüel iyi oluşları ve akran ilişkileri ile psikolojik sağlamlıkları arasındaki ilişkiler: İmam-Hatip liseleri örneklemi
Bu araştırmanın amacı, ergen bireylerde spiritüel iyi oluş, akran ilişkileri ve psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkiyi incelemektir Çalışma ilişkisel tarama modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak "Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği", "Akran İlişkileri Ölçeği" "Spiritüel İyi oluş Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi, 2022-2023 eğitim-öğretim yılında İstanbul ili Üsküdar ilçesindeki imam hatip liselerinde öğrenim gören %47.1'i kız, %52.9'u erkek öğrenci olmak üzere 344 ergen bireyden oluşmaktadır. Bulgular betimsel analizler, fark analizleri (t-testi, ANOVA), korelasyon ve regresyonel analizler kullanılarak elde edilmiştir. Regresyon analizinde değişkenlerin doğrudan ve dolaylı rollerini ortaya çıkarmak için çoklu regresyon modeli kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre ergenlerin spiritüel iyi oluş puanları cinsiyetlerine göre anlamlı düzeyde farklılaşmazken psikolojik sağlamlık puanları erkek ergenler lehine, akran ilişkileri puanları kız ergenler lehine anlamlı farklılık göstermiştir. Pearson korelasyon analizine göre ergenlerin spiritüel iyi oluşları ile akran ilişkileri arasında pozitif yönde yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki, ergenlerin psikolojik sağlamlıkları ile spiritüel iyi oluşları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Ergenlerin psikolojik sağlamlıkları ile akran ilişkileri arasında da pozitif yönde anlamlı bir ilişki ortaya çıkmıştır. Çoklu regresyon analizi sonucuna göre spiritüel iyi oluş ve akran ilişkileri, psikolojik sağlamlık değişkenindeki toplam varsayın yaklaşık %32'lik bölümünü açıklamaktadır. Araştırmanın sonuçları ilgili bulgular literatür çerçevesinde yorumlanmıştır. Araştırma sonuçları dikkate alındığında lise öğrencilerinin spiritüel iyi oluşlarının ve akran ilişkilerinin psikolojik sağlamlıklarını açıklamada bir rol oynadığı ifade edilebilir.
Bağımlılığın psikososyal rehabilitasyon sürecine maneviyat boyutunun dahil edilmesine yönelik uzman görüşlerinin incelenmesi
Bu çalışmada bağımlılığın psikososyal iyileşmesinde hizmet veren ruh sağlığı uzmanlarının, bağımlılık hastalığının psikososyal rehabilitasyon sürecine maneviyat boyutunun dahil edilmesine yönelik nasıl düşündüklerini kavramak amaçlanmıştır. Bu amaca yönelik olarak, nitel araştırma yöntemi tercih edilmiş olup fenomenoloji deseni uygulanmıştır. Araştırma süresince yarı yapılandırılmış soru formu eşliğinde derinlemesine mülakat tekniği kullanılarak veriler toplanmıştır. Bağımlılık alanında en az 12 aylık süre ile hizmet veren uzman/klinik psikologlar ve sosyal hizmet uzmanlarından 23 ruh sağlığı uzmanı ile yüz yüze görüşmeler gerçekleştirilmiş, bunlardan 2 pilot görüşmenin verileri hariç 21 görüşme analize tabi tutulmuştur. Araştırmaya katılım gösteren katılımcılara ait veriler bilgisayar ortamında yazıya aktarılmış ve araştırmanın amacına uygun olacak şekilde betimsel analiz yapılarak, araştırmacının yorumlarıyla birlikte bulgularda ortaya koyulmuştur. Araştırma sonucunda elde edilen veriler eşliğinde bağımlılık ve maneviyat ilişkisi; bağımlılık tedavisinde maneviyatın rolü, bağımlılık ve maneviyat ilişkisinde aile ve maneviyatın bağımlılık tedavisine entegre edilmesi olmak üzere 3 ana tema etrafında sunulmuştur. Bağımlılık ve maneviyat ilişkisi incelendiğinde bağımlı bireylerin; bağımlılık döngüsündeki sürecine, iyileşme sürecine maneviyatın olumlu katkı sağlaması veya olumsuz anlamda etki etmesine ve maneviyat türlerine göre bağımlılık tedavisinde çeşitli manevi kaynakları kullandıkları görülmüştür. Bağımlılık ve aile ilişkisi incelendiğinde aile sistemi içerisinde bağımlı bireyin bulunmasının anlamlandırılmasından, tedavi sürecinin yönetilmesine ve ailenin bağımlılık hastalığı ile baş etmede bir kaynak olarak maneviyat kavramını kullandığı durumlarının tedaviyi nasıl şekillendirdiği tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda ortaya koyulan bağımlılık ve maneviyat ilişkisi ve buna yönelik paylaşılan tespitler neticesinde bağımlılık tedavisine maneviyatın entegrasyonuna dair ruh sağlığı uzmanlarının eğitim, deneyim ve bireysel süreçlerinden temel alarak oluşturdukları perspektifler sunulmuştur. Elde edilen bulgulardan hareketle, bağımlı birey ve sosyal çevresinin iyileşme sürecine olumlu katkı sunabilecek manevi kaynak ve ihtiyaçlarının bulunduğu, ruh sağlığı uzmanlarının bu kaynakları ve ihtiyaçları tespit ederek iyileşme sürecinin faydasına olacak şekilde kullanılmasını gerekli gördüğü ve bu alanda ruh sağlığı uzmanları tarafından geliştirilmiş, bilimsel temelli, kanıta dayalı ve yapılandırılmış çalışma programlarına ihtiyaç olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Bağımlılık, Maneviyat, Bağımlılık Tedavisi, Entegrasyon, Ruh Sağlığı