Theses supervised by Prof. Dr. Hüseyin Dağlı

16 theses · Karadeniz Technical University

DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de ilk halka arzların fiyat performanslarının sektörler itibariyle karşılaştırmalı analizi

Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de Ocak 1994-Aralık 2009 tarihleri arasında ilk halka arzların; düşük fiyatlandırma düzeyinin tespit edilmesi, kısa ve uzun dönem fiyat performanslarının Kümülatif Getiriler Yöntemi ve Satın Al Elde Tut Yöntemi'ne göre incelenmesi ve bu performansları etkileyen değişkenlerin analiz edilmesidir.Elde edilen sonuçlar, Türkiye'de gerçekleşen ilk halka arzlarda düşük fiyatlandırma düzeyinin yüksek olduğunu ve dolayısıyla yatırımcıların ilk işlem gününde piyasa getirisinin üzerinde getiri sağladığını göstermektedir. Sektörlere göre yatırımcıların, ilk işlem gününde en yüksek anormal getiri elde ettiği sektörün imalat sanayi sektörü olduğu tespit edilmiştir. Kısa dönemde yatırımcısına en fazla avantaj sağlayan sektör kümülatif getiriler yöntemine göre diğer kuruluşlar sektörü iken, satın al elde tut yöntemine göre imalat sanayi ve mali kuruluşlar sektörleri olmuştur. Kısa dönemde en düşük getirinin elde edildiği sektör ise her iki yönteme göre eğitim, sağlık ve diğer sosyal hizmetler sektörüdür. İlk günde yatırımcılara yüksek getiriler sağlayan ilk halka arzlar, uzun dönemde kümülatif getiriler yöntemine göre yüksek performans, satın al elde tut yöntemine göre ise düşük performans göstermiştir. Uzun dönemde kümülatif getiriler yöntemine göre en yüksek getiri toptan ve perakende ticaret, otel ve lokantalar sektöründe, en düşük getiri ise imalat sanayi sektöründe elde edilmiştir. Satın al elde tut yöntemine göre ise, en yüksek getirinin sağlandığı sektör mali kuruluşlar sektörü, en düşük getirinin sağlandığı sektör teknoloji sektörü olmuştur. İlk halka arzlarda ilk getiriyi etkileyen değişkenler satış yöntemi, firmanın yaşı, aracı kurum sayısı ve standart sapma olarak belirlenmiştir. Kısa dönem fiyat performansını etkileyen değişkenler aracı kurum sayısı, standart sapma, piyasa getirisi, toplam aktifler ve ilk getiri iken uzun dönem fiyat performansını etkileyen değişkenler ise halka arz hasılatı, aracı kurum firma ilişkisi, standart sapma ve mali kuruluşlar sektör sınıflandırması olarak tespit edilmiştir.Anahtar Sözcükler: İlk Halka Arz, Düşük Fiyatlandırma, Fiyat Performansı, Hisse Senedi Getirisi.

Finansal performansFinansmanHalka açılma+2
Ayten Turan Kurtaran
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Firmaya özgü riskin İMKB'de araştırılması ve analizi

Sistematik olmayan riskin bir bileşeni olarak firmaya özgü risk, finansal varlık fiyatlandırmasında yaygın olarak kullanılmakta olan FVFM tarafından ihmal edilmektedir. Ancak, FVFM'nin aksine, firmaya özgü riski varlık fiyatlandırmasına dahil eden varlık fiyatlandırma modelleri de mevcuttur. Bu paralelde, literatürde yapılmış olan çok sayıdaki çalışma da ortaya koymuş oldukları sonuçlar itibariyle bu risk bileşeninin önemini doğrulayıcı niteliktedir.Bu çalışmanın amacı firmaya özgü riskin İMKB'deki dönemsel hareketlerinin ortaya koyularak, literatürde yer alan öneminin İMKB'de araştırılmasıdır. Bu amaçla, Ocak 1999-Aralık 2008 döneminde İMKB Ulusal Pazar'da işlem gören tüm hisse senetlerinin günlük getirileri aylık örnek varyanslarını oluşturmak üzere analiz kapsamına alınmıştır. Firma volatilitesinin tahmini açısından Campbell ve diğerleri (2001)'in geliştirmiş olduğu ?Bölümlere Ayırma Yaklaşımı? takip edilmiştir. Bu yaklaşım, sektör ya da firmalar için kovaryans veya beta tahminine gerek duyulmadan hisse senedi volatilitesinin piyasa, sektör ve firma düzeyi volatilite bileşenlerine ayrışımına imkan vermiştir. Söz konusu ayrışım sonucu elde edilen aylık zaman serileri ve hareketli ortalama grafikleri örnek döneminde firma volatilitesinin piyasa ve sektör volatilitelerine göre daha yüksek ortalamada seyrettiğini göstermiş olup, bu durum firma volatilitesinin bir firmanın toplam volatilitesi içinde en önemli bileşen olduğu sonucuna ulaştırmıştır. Elde edilen bu sonuca ilave olarak ayrıntılı birçok analizin yapılmış olduğu çalışmada, son olarak, hisse senetlerinin yaş, fiyat ve büyüklük kriterleri altında gruplandırılması ile eski, düşük fiyatlı ve büyük firmaların yeni, yüksek fiyatlı ve küçük firmalara göre daha yüksek firma volatilitesine sahip olduğu ve ilk halka arz oranı büyük olan firmaların ilk halka arz oranı küçük olan firmalardan daha düşük ortalamada seyreden firma volatilitesine sahip oldukları gözlenmiştir.

Finansal varlıkFirmalarGetiri-risk ilişkisi+4
Semra Bank
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Yönetim kurullarının yapısı ve firma performansı ilişkisi: Borsa İstanbul'a kayıtlı firmalar örneği

Firmalar yönetim kurulları tarafından temsil ve idare edilirler. Bir firmada kurumsal yönetimin uygulanabilmesi açısından yönetim kurulları çok önemli bir rol oynamaktadır. Türkiye'de kurumsal yönetim derecelendirmesinde en yüksek pay yönetim kurullarına aittir. Bu çalışmanın amacı Borsa İstanbul'da yer alan firmaların yönetim kurulu yapılarıyla finansal performansları arasındaki ilişkinin firmaların büyüklükleri de dikkate alınarak ortaya konulmasıdır. Daha önce yapılan çalışmalarda firmaların yönetim kurulu büyüklüğü, yönetim kurulu üyelerinin yaşı, aldıkları ücretler, firmaya hizmet ettikleri yıl sayısı gibi değişkenlerle firmaların finansal göstergeleri arasındaki ilişkiler literatürde geniş yer tutacak şekilde incelenmiştir. Bu çalışmada firmaların büyüklükleri de dikkate alınmış ve yönetim kurulu üyelerinin farklı özellikleriyle firma performansları arasındaki ilişki incelenmiştir. Bu çalışmanın analiz birimlerini belirlemek amacıyla hisseleri Borsa İstanbul'da işlem gören halka açık tüm firmaların ikincil verileri araştırılmış ve verilerinin tamamına ulaşılabilen 58 firma analiz birimi olarak seçilmiştir. Analizde, söz konusu 58 firmanın 2012-2018 yılları arası yıllık verileri kullanılmıştır. Firmaların yönetim kurulu üye özelliklerine ait altı bağımsız değişken kullanılmıştır. Söz konusu bağımsız değişkenler, firmaların yönetim kurullarında yer alan birden çok firmanın yönetim kuruluna hizmet veren bağımsız üyeler, iş hayatıyla ilgili dernek ve oda gibi tüzel kişiliklere üyeliği bulunan üyeler, genel iş yönetimi uzmanı üyeler, firmanın faaliyette bulunduğu sektörle ilgili uzmanlığı bulunan üyeler, finansal tecrübe sahibi üyeler ve akademisyen üyelerden oluşmaktadır. Firmaların finansal performans göstergesi olarak ise aktif kârlılık oranları kullanılmıştır. Söz konusu değişkenler arasındaki ilişkiler panel veri analizi yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Firmaların yönetim kurulu yapılarını temsil eden bazı değişkenlerle aktif kârlılık oranları arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Büyük firmaların yönetim kurullarında yer alan, birden çok firmanın yönetim kuruluna hizmet veren bağımsız üyeler ile akademisyen üyelerin aktif kârlılıkları üzerinde negatif yönlü bir etkisinin bulunduğu tespit edilmiştir. Küçük firmaların yönetim kurullarında yer alan, birden çok firmanın yönetim kuruluna hizmet veren bağımsız üyeler ile firmanın faaliyette bulunduğu sektörle ilgili uzmanlığı bulunan üyelerin aktif kârlılıkları üzerinde negatif yönlü bir etkisinin bulunduğu ortaya konulmuştur.

Borsa İstanbulFinansal performansFirmalar+3
Damla Eker
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ar-Ge harcamaları ile hisse senedi getirisi ve risk arasındaki ilişkinin incelenmesi:Türkiye örneği

Son yıllarda yapılan Ar-Ge harcamaları ve Ar-Ge harcamalarının hisse senedi getirisi ve risk üzerindeki etkisi finans dünyasında akademik çevreler için dikkat çekici konulardan birisi olmuştur. Bu çalışmada, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) imalat şirketlerinden 2004-2008 dönemi boyunca düzenli olarak her yıl Ar-Ge harcaması yapan 62 firma incelenmiştir. Ar-Ge harcamalarının hisse senedi getirisini ve riski açıklama derecesinin tespiti için iki model kurulmuştur. Kurulan çoklu regresyon modellerinde bağımsız değişken olarak Ar-Ge harcamalarının yanı sıra firma büyüklüğü ve defter degeri / piyasa değeri oranı kullanılmıştır. ABD, Japonya, İsveç ve İngiltere gibi gelişmiş ülkelerde yapılan analizlerin aksine yapılan regresyon analizi sonucunda hisse senedi getirisi ve risk ile Ar-Ge harcamaları arasında bir ilişkinin olmadığı ortaya koyulmuştur. Bu durumun sebebi ise ülkemizde yapılan Ar-Ge harcamalarının gelişmiş ülkelerde yapılan Ar-Ge harcamalarıyla karşılaştırıldığında hisse senedi getirisini ve riski etkilemeyecek kadar düşük tutarlı olmasına bağlanmıştır.Anahtar Sözcükler: Ar-Ge Harcamaları, Hisse Senedi Getirisi, Risk

Araştırma-geliştirmeHisse senedi getirileriHisse senetleri+2
Duygu Arslantürk
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de tarım sigortalarında tarım sigortaları havuzu ve tarsim uygulaması

Tarım sektörü özellikleri bakımından bütün dünyada hem ekonomik hem de stratejik olarak en önemli sektörler arasında yer almaktadır. Tarımsal üretimin genellikle açık alanlarda yapılıyor olması nedeniyle, tarım sektörü başta doğal riskler olmak üzere birçok risk ve belirsizlikten etkilenmektedir. Sağlıklı ve verimli bir tarımsal üretimin yapılabilmesi için de bu risk ve belirsizliklerin etkilerinin en aza indirilmesi gerekmektedir. Bu risk ve belirsizliklere karşı korunmayı sağlayan en önemli risk yönetim aracı ?Tarım Sigortasıdır?. Tarım sigortası, tarımsal üretimi etkileyen risk ve belirsizlikleri teminat altına alarak, tarımsal üretimin devamlılığını sağlar. Türkiye'de tarım sektörü ülke kalkınmasına değişik yollarla katkı yapmakta olup, büyük bir potansiyele sahiptir. Bu potansiyelin değerlendirilebilmesi açısından da ?Tarım Sigortası?nın önemi büyüktür. Bu çalışmada, Türkiye'de 14 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren ?Tarım Sigortaları Kanunu? çerçevesinde uygulamaya koyulan Devlet Destekli Tarım Sigortalarının temelini oluşturan Tarım Sigortaları Havuzu ve havuzun işletici şirketi olan TARSİM'in çalışmaları ile yeni sistemin başarılı bir şekilde sürdürülebilmesi için üzerinde durulması gereken konular incelenmektedir.Anahtar Kelimeler: Tarım, Tarım Sigortası, Tarım Sigortaları Havuzu, TARSİM

SigortaTarımTarım sigortası
Uğur Sevim
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Mülkiyet yapısının firma performansına etkisi

Bu çalışma kapsamında, İstanbul Menkul Kıymetler Borsasına kayıtlı, finansal sektör dışında faaliyet gösteren firmaların 2000-2002 dönemi mülkiyet yapısı özellikleri belirlenmiş ve mülkiyet yapısının firma performansına olan etkileri incelenmiştir. Mülkiyet yapısı iki ana değişken grubuyla tanımlanmıştır. Bunlar mülkiyet yoğunluğu ve hissedarların kimliğidir. Firmaların genellikle yoğunlaşmış bir mülkiyet yapısına sahip oldukları ve firmaların en büyük veya en büyük üç hissedar tarafından kontrol edildiği tespit edilmiştir. Yönetim, bağlı şirket ve yabancı mülkiyetinin batı ekonomilerinden daha düşük seviyede olduğu görülmüştür. Ancak kamu mülkiyetinin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Mülkiyet yapısının performans üzerindeki etkisi yatay kesit ve panel veri analiziyle incelenmiştir. Yapılan analizler sonucunda, firma ve sektör değişkenliğinin mülkiyet yapısındaki değişimleri daha iyi açıkladığı görülmüştür. Mülkiyet yapısı ve performans arasındaki ilişki tek yönlü değil, iki yönlü olarak ele alınmıştır. Bu doğrultuda, mülkiyetin içsel olabileceği hesaba katılmıştır. Mülkiyet yoğunluğu piyasa performansının içsel değişkeniyken muhasebe performansının ise dışsal değişkenidir. Mülkiyet yoğunluğunun performansı artırdığı yönünde bulgular elde edilmiştir. Bunun küçük hissedar mülkiyetinde eğrisel, büyük hissedarlar açısından ise doğrusal biçimli olduğu görülmüştür. Yönetim ve bağlı şirket mülkiyetinin performans üzerindeki etkisi genelde doğrusal olmayan şekilde gerçekleşmiştir. Yönetim mülkiyeti içsel olarak firma performansını azaltmaktadır. Bağlı şirket mülkiyeti dışsal olarak performans göstergelerini etkilemektedir. Yabancı yatırımcı mülkiyeti içsel değişken olarak performans göstergelerini pozitif biçimde etkilediği ortaya konmuştur. Kamu mülkiyetinin ise dışsal bir değişken olarak performans üzerinde önemli etkisi bulunmamıştır. Firma faaliyet çevresindeki değişimlerin küçük hissedar, yönetim, yabancı mülkiyet ve performans üzerinde kısmen belirleyici olduğu görülmüştür. IX

Firma performansıHissedar değeriMülkiyet+6
Aykut Karakaya
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Euro tahvil piyasası ve Türk euro tahvilleri

Uluslararası finansal piyasalarda seksenlerden sonra yaşanan gelişmeler, yatırımlarını ve harcamalarım finanse edebilmek için yeterli miktarda kaynağa sahip olmayan kuruluşların ihtiyaç duyduktan kaynağı elde etmede, ulusal piyasalardan borçlanmaya göre oldukça avantajlı seçenekler sunması nedeniyle, uluslararası finansal piyasalardan borçlanma yoluna gitmesine neden olmaktadır. Euro tahvil piyasalarının, uluslararası finansal piyasaların en geniş kullanıcı kitlesine sahip olması, euro tahvillerin diğer finansal enstrüman türlerine göre oldukça uzun vadelerle düzenlenebilmesi ve euro tahvillerin hiçbir ülke mevzuatına tabi olmaması, ihraç prosedürlerinin oldukça kolay ve hızlı olması, finansman ihtiyacı olan ülkelerin ve özellikle finansal açıdan güçlü şirketlerin euro tahvil ihracıyla kaynak sağlama yoluna gitmelerini sağlamaktadır. Uluslararası finansal piyasalardan borçlanma olanaklarının gelişmekte olan ülkelere açılmasıyla, Türkiye Hazinesi de euro tahvil ihracıyla kaynak sağlama yoluna gitmiş, 1987 yılından günümüze kadar gerçekleştirdiği bir çok tahvil ihracıyla hem piyasada önemli bu yer elde etmiş, hem de ihtiyaç duyulan uzun vadeli kaynağın elde edilmesini sağlamıştır. Bu çalışmada uluslararası finansal piyasalar ve euro tahvil piyasası ayrıntılı bir şekilde açıklanmış, Türk euro tahvilleri dönemler halinde incelenerek çeşitli açılardan değerlendirmeler yapılmıştır. Çalışmada, euro tahvil ihracıyla elde edilen kaynakların anapara geri ödemeleriyle, faiz ödemelerinde yaşanabilecek sıkıntılara dikkat çekilerek, elde edilen kaynakların yatırım harcamalarında kullanılmasının hem ülke ekonomisine yarar sağlayacağı, hem de borç geri ödemelerinde ortaya çıkabilecek zorlukların azaltılmasında etkili olacağı vurgulanmıştır. DC

BorçlanmaEuroEuro tahvil+6
Yaşar Şahin
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Özel emeklilik sistemleri ve Türkiye uygulaması

Dünyada uzun süredir uygulanmakta olan özel emeklilik sistemleri, yüksek miktarlarda fon oluşturarak piyasalara derinlik kazandırmak ve ek istihdam yaratmak suretiyle içinde bulundukları ekonomilere canlılık getirmiştir. Bu sistemlere yeni bir örnek de Türkiye'de 27 Ekim 2003 itibariyle, "Bireysel Emeklilik Sistemi" (BES) adıyla devreye girmiştir. Sistemin Türkiye'de de ekonomiye yukarıda anlatılan tarzda olumlu etkileri olacaktır. BES, ayrıca Türkiye'nin gerçekleştirmekte olduğu sosyal güvenlik reformunun da bir parçasıdır. Sosyal güvenlik sisteminin geleceğiyle ilgili endişeler ve Bireysel Emeklilik Sistemi'nin Türkiye'de yeni başlıyor olması, ülkemizde bu konuda oldukça büyük bir potansiyel bulunduğuna işaret etmektedir. Şirketlerin çalışanları için bireysel emeklilik hesaplarına katkıda bulunabilmeleri, sistemi katılımcılar açısından daha da cazip hale getirecektir. BES Türkiye'de tasarruf ve yatırım eğiliminin artmasını ve böylece yastık altındaki paranın da sisteme girmesini sağlayacaktır. Büyüyen fonlar sermaye piyasalarını derinleştirecek, böylece piyasa dalgalanmalarının ve spekülasyonların önüne geçilmiş olunacaktır. Sistem aynı zamanda yeni yatırım kaynakları yaratılmasını sağlayacak ve yeni iş olanakları yaratacaktır. Büyüyen ve güçlenen ekonomi sayesinde enflasyonla mücadele ve istikrarın sağlanması kolaylaşacaktır. Bu çalışmada özel emeklilik sistemlerinin Dünya ve Türkiye'deki gelişimi anlatılacak ve bu sistem hakkında ayrıntılı bilgi verilecektir. VII

SigortaSigortaSigorta sistemi+3
Serkan Korkmaz
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Ticari alacakların yönetimi ve Z puanı modeli üzerine bir uygulama

Günümüzde birçok işletme, başta rekabet olmak üzere, bir takım nedenlerden dolayı satışlarının bir kısmını vadeli yapmaktadır. Mal ve hizmet satışının vadeli yapılması sonucu meydana gelen ticari alacak; kredili satışların artması ile birlikte, işletmenin varlıkları içinde önemli bir yere sahip olacaktır. İşletmelerin kârlılık ve likidite gibi amaçlarına ulaşabilmesi, varlıkların etkin bir biçimde yönetilmesini gerekli kılmaktadır. İşletmeler alacakların yönetiminde şu aşamaları izleyerek etkinlik sağlamalıdır: Kredi politikası ve tahsilat politikasının oluşturulması, alman kredili satış teklifleri doğrultusunda kredi taleplerinin analizi, belirlenen limit dahilinde kredili satışların idare edilmesi ve alacakların izlenmesi. Bu çalışmanın amacı; müşteriye kredili satış yapılması, ya da yapılmaması karan verilirken kullanılan analiz tekniklerden biri olan ve Edward I Altman tararından geliştirilen Z Puanı Modeli'nin imalat sanayiine uygulanarak, ele alman 2001, 2002, 2003 yıllarında sanayii için verilecek kredili satış kararının analiz edilmesidir. Çalışmadan elde edilen sonuca göre; sanayiinin finansal güçlüğünün gerçekleşme olasılığını ifade eden Z Puanı, kredili satış yapma konusunda belirsizlik içinde kalındığını göstermektedir. Nitekim ülke ekonomisinin iyi seyir göstermediği, birçok işletmenin faaliyetlerini durdurduğu, birçoğunun ise işçi çıkardığı 2001 yılında sanayii kesiminde zarar gerçekleşmiştir. Buna karşın, gerek daha sonraki yıllarda sanayiinin ekonomi ile birlikte düzelme eğilimine girmesi ve gerekse modeldeki rasyolar ele alındığında, sanayiinin olumlu yönde gelişme göstermesi, kredili satış karar sürecinde pozitif veriler olarak düşünüldüğünde, imalat sanayiine kredili satış yapılması uygun görülebilmektedir.

Müzeyyen Esra Atukalp
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00
DoctorateOpen AccessTR

Katılım bankalarını tercih eden bireysel ve kurumsal müşterilerin davranışsal yönlerinin belirlenmesine yönelik bir araştırma: Türkiye örneği

Katılım bankaları, faizsizlik prensibi yönüyle diğer bankalardan ayrılmaktadır. Çalışmada katılım bankalarını tercih eden bireysel ve kurumsal (ticari) müşterilerin bu bankaları tercih etmedeki benzer ve farklı davranışsal yönlerinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Çalışma Türkiye İstatistik Kurumu tarafından belirlenen Türkiye geneli 12 bölge düzeyini kapsamaktadır. Katılım bankası müşterilerinin davranışsal yönlerini etkileyebilecek 9 ana faktör ve 33 alt faktör ile bir ölçüm modeli oluşturulmuştur. Bu model, elde edilen verilerin normal dağılım göstermesinden dolayı maksimum olabilirlik hesaplama tekniği doğrultusunda ölçüm modelinin toplanan veriler ile uyumlu olup olmadığı ikinci düzey Doğrulayıcı Faktör Analizi yöntemiyle test edilmiştir. Veri toplama aracı olarak bireysel ve kurumsal müşteri kategorisi için ana ölçeği aynı olan anket formu kullanılmış olup, toplam 440 bireysel ve 393 kurumsal (ticari) katılım bankası müşterisine ulaşılmıştır. Analizden daha doğru sonuçlar elde etmek için müşteriler ile yüz yüze görüşülerek anket formu müşterilere doldurtulmuştur. Analizden elde edilen bulgularda, katılım bankalarını tercih eden bireysel müşterilerin davranışları üzerinde tutum, sosyal etki, dini hassasiyet, yardımseverlik, güven ve farkındalık faktörleri ile katılım bankalarının toplum üzerindeki imaj ve itibarının, kurumsal müşterilere göre daha fazla pozitif yönde etkili olduğu istatistiksel olarak saptanmıştır. Kurumsal müşterilerin ise bankacılık işlemlerinde davranışsal olarak memnuniyet, doğruluk ve özellikle maliyet ile ilgili konularda daha hassas oldukları tespit edilmiştir. Buna ilave olarak televizyon, gazete, radyo gibi geleneksel medya araçları ile twitter, facebook, instagram gibi sosyal medya araçlarındaki katılım bankalarına yönelik verilen reklamlardan etkilenmediği ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak, uyum göstergelerine göre bireysel ve kurumsal müşteriler için oluşturulan ölçüm modelleri Doğrulayıcı Faktör Analizi ile doğrulanmıştır. Anahtar Sözcükler: Katılım Bankaları, Banka Müşterisi, Müşteri Davranışı, Yapısal Eşitlik Modeli, Doğrulayıcı Faktör Analizi.

Doğrulayıcı faktör analiziKatılım bankacılığıMüşteri davranışı+2
Tolga Ergün
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Kar payı dağıtımında catering performans etkisi: BİST İmalat Sanayi örneği

Davranışsal kurumsal finans, irrasyonel yatırımcı - rasyonel yönetici ve rasyonel yatırımcı - irrasyonel yönetici olmak üzere iki ana yaklaşımdan oluşmaktadır. Catering teorisi davranışsal kurumsal finansa dayanmakta ve irrasyonel yatırımcı - rasyonel yönetici yaklaşımı çerçevesinde kar payı politikasının, yatırımcıların kar payı talebi ile yönlendirildiğini ifade etmektedir. Yöneticiler, yatırımcılara temettü ödeyen firmalar için hisse senedi fiyat primi uyguladıkları durumda temettü ödeyerek ve kar payı ödemeyen hisse senetlerine talebin arttığı durumda ise ödeme yapmayarak, yatırımcı talebini karşılamakta ve bu davranışla firma değerini etkilemektedirler. Çalışma'da, Türkiye için yöneticilerin nakit kar payı kararları üzerinde yatırımcıların kar payı talebi etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda 2009 - 2017 yılları arasındaki 9 yıllık dönemi kapsayan BİST imalat sanayi sektöründe yer alan 74 firmanın verilerinden yararlanarak, catering teorisinin geçerliliği araştırılmıştır. Türkiye'de yapılan diğer çalışmalardan farklı olarak, çalışma kapsamında oluşturulan modeller, yöneticilerin temettü ödeyip ödememe kararlarının yanı sıra ödemelerdeki artış ve azalış olasılığı ve değişim oranı gibi diğer temettü kararlarını içermektedir. Uygulamada Panel Doğrusal Regresyon ve Panel Lojistik Regresyon yöntemi kullanılarak analiz gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, catering teorisinin geçerliliği doğrulanamamıştır ve yöneticilerin nakit kar payı kararları alma sürecinde yatırımcıların kar payı talebinin etkili olmadığı tespit edilmiştir. Diğer taraftan, firma büyüklüğü, hisse senedi değeri ve önceki döneme ait kar paylarının kar dağıtım kararları üzerindeki pozitif etkiye karşın, kaldıraç oranı ve yatırım fırsatlarının negatif etkisi olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca kar payı priminin, kar payı değişim kararları ve değişim oranı üzerinde anlamlı bir etkisi olmadığı görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Kar Payı Politikası, Catering Teorisi, Kar Payı Primi, Davranışsal Kurumsal Finans, Panel Veri Analizi

BorsaBorsa İstanbulDavranışsal finans+4
Sara Faedfar
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Kripto para piyasasında volatilitenin modellenmesi: BEKK ve DCC GARCH modelleri

Kripto paraların ortaya çıkmasıyla yatırımcılar, iş, medya ve akademisyenler gibi farklı insanlardan büyük ilgi görmüştür. Ayrıca, kripto paranın ana özelliklerinden olan volatilite, risk kaynağı olmasına rağmen yatırımcılara çeşitlendirme, riskten korunma ve değişim aracı olarak farklı fırsatlar sunmaktadır. Bunun için kripto paranın volatilite analizi ve portföydeki performansının izlenmesi önem kazanmıştır. Kripto para volatilitesinin bağımsız olarak analiz edilmesi doğru sonuca ulaştıramayabilir. Bunun için dünyada en önemli rezerv varlıklarından biri olan altın ve en etkili hisse senedi piyasası olan Standard and Poor's 500 endeksi değerlendirmeye dahil edilmiştir. Dolayısıyla çalışmanın amacı, kripto para piyasasının volatilitesini ve kripto para piyasası ile ons altın ve S&P 500 endeks varlıkları aralarındaki volatilite yayılımını analiz etmektir. Bu amaçla ilk olarak, Kripto Para Endeksi (KPE) geliştirilmiştir. KPE hesaplamasında piyasa değerinin %71'ni temsil eden Bitcoin, Ethereum, Tether, Binance, Cardano, Dogecoin ve Ripple kripto para birimleri dahil edilmiştir. Daha sonra KPE, ons altın ve S&P 500 endeksinin volatilite ve volatilite etkisini, BEKK GARCH ve DCC GARCH modelleri ile analiz edilmiştir. Çalışma 02 Ocak 2018 ile 31 Ağustos 2022 dönemlerinde uygulanmıştır. Son olarak, KPE'nin portföyün riskine ve getirisine olan etkisini analiz etmek amacıyla minimum varyans sınırı uygulamaları kullanılmıştır. Çalışma sonuçlarına göre KPE en yüksek, altın ise en düşük volatiliteye sahip zaman serileridir. Ayrıca, piyasalar arası çok değişkenli volatilite etkisinin, her bir piyasanın kendi içinde volatilite etkisinden daha güçlü ve zaman serileri arasında zamanla değişmekte olan bir kovaryans olduğu sonucuna varılmıştır. Diğer taraftan, modellerin tahmin yeteneğine göre Student-t DCC GARCH modelinin en iyi model olduğu sonuca varılmıştır. İlaveten, minimum varyans sınırı uygulama sonucuna göre kripto para yatırımlarının portföye dahil edilmesi anlamlı düzeyde risk seviyesini azaltmaktadır. Çalışmada son olarak yatırımcılar, portföy yöneticileri ve gelecek çalışmalar için farklı önerilerde bulunulmuştur.

BEKK GARCHBorsa endeksiDCC-GARCH+7
Nada Sarsour
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Bireysel yatırımcıların finansal davranış eğilimleri: Dakka Menkul Kıymetler Borsası örneği

Bireysel yatırımcı davranışı, yatırımcıların kendi hesaplarına yapacakları yatırım kararlarıyla ilgilenir. Bu kararın verilmesinde değişik araçlar kullanılabilir. Bu araçlar arasında yer alan piyasa yapısı ve bilgi sistemi yatırım kararlarında önemli bir role sahiptir. Araştırma bireysel yatırımcıların Dakka Menkul Kıymet Borsası (DSE) ile ilgili yatırım kararlarını etkileyen faktörlerin belirlenmesini amaçlamaktadır. Bu amaca ulaşmak icin literatürde bireysel yatırımcı davranışını etkilediği ileri sürülen finansal göstergeler, bağımsız kaynaklardan elde edilen bilgiler, finansal ihtiyaçlar, yandaş tavsiyeleri ve kişisel itibar/firma itibarı uyumluluğu gibi 5 önemli değişken incelenmiştir. Araştırma anket yöntem ile yapılmıştır. Anket, DSE'de işlem yapmakta olan 300 yatırımcıyla gerçekleştirilmiştir. Anket demografik faktör olarak sadece katılımcıların cinsiyet ile 5 ana değişken ve bunlara bağlı 27 alt faktörü içermektedir. Elde edilen veriler SPSS 26 ve AMOS 24 programlar ile analiz edilmiştir. Araştırmada, araştırma amaçlarına ulaşmak için tanımlayıcı analiz kullanılmıştır. DSE'de bireysel yatırımcıları etkileyen faktörleri belirlemek için açımlayıcı faktör analizi (AFA) yapılmış ve sonuçlar uyum iyiliği ölçüm modeli ile doğrulayıcı factor analizi (DFA) kullanılarak doğrulanmıştır. Araştırma hipotezleri Friedman sıralama testi ile test edilmiştir. Araştırmada yatırımcıların, yatırım kararlarını etkileyen faktörler arasında önemli bir ilişki olduğu görülmüştür. Bireysel yatırımcıların yatırım kararlarını etkileyen bu faktörler önem sırasına göre şu şekilde bulunmuştur: firmaların etik davranışları, finansal piyasaların etkinliği, firmaların kamusal itibarları, firmaların hisse senetlerinin geçmiş performansları, beklenen temettüler, firmalar hakkında bağımsız bilgiler, hisse senetleri endekslerindeki dalgalanmalar ve yatırım danışmanlıkları. Araştırma ile bireysel yatırımcılar, mevcut koşullarda alacakları yatırım kararlarında olası sonuçları değerlendirebilecek ve en uygun seçimi gerçekleştirebileceklerdir. Araştırma, aynı zamanda firmalara, politika yapıcılarına ve yatırım danışmanlarına da yol gösterici niteliktedir.

Bangladeş-DakkaBireysel yatırımcılarBorsa+5
Md Abu Hasnat
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Yatırımcılar açısından güvenli liman varlıkların COVİD-19 sürecinde Türkiye'de test edilmesi

Bir kriz durumu söz konusu olduğu zaman yatırımcılar krizin olumsuz etkilerinden korunmak için yatırımlarını riskli varlıklardan risksiz varlıklara kaydırmakta ve olumsuz şartlardan minimum etkilenmenin yollarını aramaktadırlar. Genellikle yatırımcıların portföylerinde yapmış oldukları çeşitlendirme ve hedging stratejileri kriz dönemlerinde riskten korunma konusunda başarısız olmaktadırlar. Yatırımcılar kriz dönemlerinden minimum etkilenmek ve bazen de kriz dönemlerini fırsata çevirmek için belirli varlıklara yatırım yapmaktadırlar. Bu varlıklar finans literatüründe güvenli liman varlıklar olarak adlandırılmaktadır. Güvenli liman varlıklar kriz dönemlerinde diğer bir varlık ya da portföy ile ilişkili olmayan ya da negatif ilişkili olan varlıklar olarak tanımlanmaktadır. Bunun anlamı ise herhangi bir varlıkta veya portföyde kayıplar yaşanırken bu varlıklarda ya hiç kayıp yaşanmaz ya da değer kazanırlar. Mevcut çalışmanın amacı krizler döneminde güvenli liman olarak bilinen varlıkların hisse senedi yatırımcıları açısından Covid-19 pandemi döneminde Türkiye'de bu vasıflarını yerine getirip getirmediklerini incelemektir. Bu çalışmada literatürde kabul gören güvenli liman varlıklardan altın, gümüş, ABD doları, euro, bitcoin, ethereum, devlet tahvili ve katılım endeksi ele alınmıştır. Devlet tahvilini temsilen 5 yıllık devlet tahvili ve katılım endeksini temsilen de Dow Jones İslami Piyasalar Türkiye Endeksi (DJIMTR) çalışmada kullanılmıştır. Hisse senedi piyasasını temsilen BİST100 endeksi ele alınmıştır. Çalışmada varlıkların ve endeksin 02.01.2019-31.12.2022 tarihleri arasındaki günlük kapanış fiyatları kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre tüm Covid-19 dönemi dikkate alındığında hiçbir varlık, hisse senedi piyasası karşısında güvenli liman özelliği gösterememiştir. Fakat BİST100 endeksi %5 değer kaybettiği dönemlerde ethereum, gümüş ve devlet tahvili güçlü düzeyde, ABD doları ve euro ise zayıf düzeyde güvenli liman özelliği göstermiştir. BİST100 %2,5 değer kaybettiğinde bitcoin, altın ve DJIMTR zayıf düzeyde güvenli liman özelliği gösterirken, %1'lik değer kayıplarında ise altın ve devlet tahvili güçlü düzeyde, bitcoin, ethereum, gümüş, dolar ve euro zayıf düzeyde güvenli liman özelliği göstermişlerdir.

Erhan Daştan
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de savunma sanayi şirketi olarak ASELSAN'ın Ar-Ge harcamaları ile hisse senedi fiyatları arasındaki ilişkinin ARDL sınır testi ile incelenmesi

Türkiye'nin kendine özgü jeopolitik konumu savunma sanayinin önemini daha da artırmaktadır. Bu çalışmada Türk savunma sanayi sektörü ve en önemli şirketlerden biri olan ASELSAN şirketi hakkında bilgi vermektedir. Bu çalışmanın amacı ise Türkiye'de bir savunma sanayi şirketi olan ASELSAN'ın Ar-Ge harcamaları ile hisse senedi fiyatları arasındaki ilişkiyi ortaya koymak ve yıllar itibariyle ASELSAN'ın bu yöndeki gelişimini izlemektir. Ar-ge harcamaları ile hisse senedi fiyatları arasındaki ilişkiyi inceleyen çalışmalar bulunmaktadır fakat genellikle teknoloji firmaları üzerinde yapılmıştır. Bu kapsamda bu çalışmada bir savunma sanayi şirketi olan ASELSAN tek başına incelenmiştir. Ayrıca çalışmada kullanılan veriler yıllar itibariyle günceldir. Bu kapsamda 2006Q1-2021Q4 dönemine ait verilerle BIST savunma sanayi sektöründe faaliyet gösteren ASELSAN şirketinin Ar-Ge harcamaları ile hisse senedi fiyatları arasındaki kısa ve uzun dönem ilişkileri ARDL sınır testi yöntemi ile analiz edilmiştir. Analiz sonucu ulaşılan bulgulara göre, ASELSAN'ın Ar-Ge harcamaları ile hisse senedi fiyatları arasında istatistiksel anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. ARDL sınır testi sonucunda uzun dönemde Ar-Ge harcamaları hisse senedi fiyatları arasında pozitif ilişki varken kısa dönemde negatif ilişki bulunmaktadır.

Seda Tiryaki
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
21
Master'sOpen AccessTR

Uluslararaslaşma ve finansal performans arasındaki ilişki: BİST örneği

Uluslararası iş dünyası, hızla değişen küresel ekonomik ortamda her geçen gün daha da önem kazanmaktadır. İşletmeler, rekabet avantajını sürdürebilmek ve büyüme fırsatlarını değerlendirebilmek için uluslararası pazarlara yönelmektedir. Uluslararasılaşma, işletmelerin sınırlarını aşarak, yeni pazarlara açılma, küresel ağlar oluşturma ve uluslararası işbirlikleri kurma sürecidir. Ancak, uluslararasılaşmanın beraberinde getirdiği fırsatlar kadar zorlukları da vardır. Kültürel farklılıklar, yabancı pazarlarda rekabet, hukuki ve politik engeller gibi faktörler, işletmelerin uluslararasılaşma sürecinde karşılaşabilecekleri zorluklardan sadece birkaçıdır. Bu calismada, uluslararasılaşmanın işletmelerin finansal performansı üzerindeki etkisini inceleyeceğiz. Finansal performans, işletmelerin başarılarını ölçmek ve değerlendirmek için kritik bir göstergedir. Gelir tablosu, bilanço ve nakit akışı tablosu gibi finansal göstergeler, işletmelerin mali durumunu, karlılığını ve büyüme potansiyelini ortaya koymaktadır. Uluslararasılaşmanın finansal performans üzerindeki etkisi oldukça ilgi çekicidir. Bazı araştırmalar, uluslararasılaşmanın işletmelerin gelirlerini artırabileceğini, maliyet avantajı sağlayabileceğini ve rekabetçi pozisyonlarını güçlendirebileceğini göstermektedir. Ancak, uluslararasılaşma aynı zamanda finansal riskleri de beraberinde getirebilir ve işletmelerin likidite, nakit akışı ve finansal yapı gibi alanlarda dikkatli bir yönetim gerektirebilir.

Nozanin Sultonalieva
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00

Other supervisors