Theses supervised by Prof. Dr. İhsan Günaydın
10 theses · Karadeniz Technical University
Vergi harcaması uygulamaları ve etkilerinin analizi
Toplum ihtiyaçlarını karşılamakla yükümlü olan devlet, kamusal amaçlarını gerçekleştirmek için bir takım araçlar kullanır. Buna göre, vergi harcamaları, devletin vergi sistemi yoluyla kullandığı bir maliye politikası aracıdır. Bu uygulamalar, vergi hukuku içerisine gizlenmiş durumdadırlar. Bir vergi hükmünün vergi harcaması olup olmadığını tespit etmek güçtür. Bu sorun nedeniyle, hesaplanması ve sonuçlarının değerlendirilmesi konusunda sıkıntılar bulunmaktadır. Benzer şekilde, vergi harcaması ve bununla ilişkili kavramlar ülkeden ülkeye farklılıklar göstermektedir.Vergi harcamaları ile kamu harcamaları arasında benzerlikler ve farklılıklar bulunmaktadır. Benzerlikler nedeniyle vergi harcamaları kamu harcaması olarak da görülebilmektedir. Ancak vergi harcamaları kamu harcamalarından farklı uygulamalardır. Bütçede vergi gelirlerindeki azalma, vergi harcamalarının en net sonucudur. Vergi gelirlerindeki azalmaya rağmen vergi harcamaları bütçe denetimi dışında kalmaktadır. Son yıllarda ülkeler, mali saydamlık prensibi gereği vergi harcamalarını daha detaylı bir şekilde incelemeye çalışmaktadırlar.Ülkeler vergi harcamalarına ilişkin raporlar yayımlamaktadırlar. Bu raporlarda vergi harcamaları tahminleri yer almaktadır. Bazı ülkeler, diğerlerine göre, vergi harcamalarına yönelik daha detaylı bilgiler sunmaktadırlar. Bu ülkelerin raporlarında, vadesi dolan ve yeni uygulamaya konulan vergi harcamaları hakkında bilgiler verilmektedir. Ayrıca vergi harcamaları rakamlarının güvenilirlikleri hesaplanmaktadır. Diğer bazı ülkeler de, fonksiyonlarına ve vergi türlerine göre vergi harcamalarını tahmin etmektedirler.Kamu harcamaları ile gerçekleştirilebilecek bir amaç, vergi harcamaları tarafından da gerçekleştirilebilir. Bundan dolayı, vergi harcamaları ülkelerde yaygın olarak kullanılmaktadır. Fakat vergi harcamalarının standart bir uygulaması yoktur. Bu nedenle, vergi harcamaları tanımlanmalı, belirlenmeli ve ekonomik sonuçları hesaplanmalıdır. Anahtar Kelimeler: Vergi Harcaması, Kamu Harcaması, Bütçe, Mali Saydamlık
Elektronik ticaret yoluyla transfer fiyatlandırması
Küreselleşme süreciyle birlikte birden fazla ülkede faaliyet gösteren çok uluslu şirketlerin yaygınlaşması, bu şirketlerin ticari işlemleri sonucunda ödedikleri vergileri minimum düzeye indirmek suretiyle temel amaçları olan kar maksimizasyonunu gerçekleştirmek için çeşitli araçlardan yararlanmalarına yol açmıştır. Bu araçlardan en bilineni transfer fiyatlandırmasıdır. Transfer fiyatlandırması yapımını kolaylaştıran ve bilgi iletişim teknolojilerinin gelişimiyle birlikte önemi gittikçe arttıran bir kavram ise elektronik ticarettir. Elektronik ticaretin kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte, ticarete konu olan varlıkların gizlenme olanağı artmış, yer ve zaman kavramları belirsiz hale gelmiş, transfer fiyatlandırmasının tespit edilmesinde önemli rol oynayan işlev, varlık ve risk analizlerinin yapılması güç duruma gelmiştir. Bu çalışmada, transfer fiyatlandırması manipülasyonlarında elektronik ticaretin rolünün ortaya konulması amaçlanmaktadır. Belirtilen amaçtan hareketle, öncelikle elektronik ticaret ve transfer fiyatlandırması kavramlarına değinilmiştir. Buna ilaveten transfer fiyatlandırması manipülasyonlarında elektronik ticaretin kullanımı, vergisel kayıpların tahmini boyutu, manipülasyonların tespiti ve önlenmesi hakkında bilgiler verilmiştir. Son olarak ise elektronik ticaret yoluyla transfer fiyatlandırmasına yönelik başta OECD olmak üzere, seçilmiş ülkelerin bu konudaki çalışmalarından bahsedilmiştir. Çalışmanın sonucunda elektronik ticaretin gelişiminin ve kullanımının yaygınlaşmasının, transfer fiyatlandırmasını oldukça kolaylaştırdığı tespit edilmiştir. Bu durumun ise ülke vergi idarelerinin işini oldukça zorlaştırdığı çıkarımı yapılmıştır. Dolayısıyla transfer fiyatlandırması manipülasyonlarının olumsuz etkilerinin bertaraf edilebilmesi için ülkelerin tek taraflı önlemlerinden ziyade uluslararası düzeyde yapılacak ortak çalışmaların daha yararlı olacağı önerisinde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Küreselleşme, Elektronik Ticaret, Transfer Fiyatlandırması
Yeni ekonominin maliye politikalarına yansımaları
Bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmelerin sonucunda, ekonominin işleyiş şekli değişim göstermeye başlamıştır. Bu gelişmeler neticesinde, eskisinden farklı yeni bir ekonomiye geçildiği üzerinde görüş birliği oluşmuş ve bu dönem `yeni ekonomi' olarak adlandırılmıştır.Yeni ekonomi, eskisine kıyasla bir takım farklılıkları beraberinde getirmiş, çok sayıda mikro ve makro ekonomik sonucun ortaya çıkmasına neden olmuştur. Yeni ekonominin maliye politikaları üzerinde yarattığı etkiler, araştırmacıların ve politika yapıcıların yoğun ilgisini çekmiştir. Bu bağlamda, maliye politikalarının yeni ekonomide uygulanabilir olup olmadığı tartışmaları ortaya çıkmıştır. Buradan hareketle hazırlanan bu çalışmanın amacını, yeni ekonominin maliye politikaları üzerinde herhangi bir etki yaratıp yaratmadığını tespit etmek, şayet yaratıyorsa yeni ekonomide maliye politikalarının nasıl uygulanması gerektiğini ortaya koymak oluşturmaktadır. Bu amaçla çalışmada öncelikle, yeni ekonomi kavramına değinilmiş, ardından geleneksel maliye politikaları ve bu politikaları etkileyen faktörler ele alınmıştır. Daha sonra ise, yeni ekonominin maliye politikaları üzerindeki etkileri ve yeni ekonomide uygulanması gereken maliye politikaları üzerinde durulmuştur.Çalışmanın sonucunda, yeni ekonomide maliye politikası araçlarından özellikle vergi politikası uygulamasının güçleştiği tespit edilmiştir. Ayrıca, bireylerin yeni ekonomide bilgiye çok daha hızlı ulaşabilmesinin politika etkinsizliğine sebep olabileceği, bu nedenle yeni ekonomide daha çok kurala dayalı politikaların takip edilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Nihayetinde, maliye politikasının önemli bir engelini oluşturan gecikmeleri engelleyebilmek içinse, bağımsız bir maliye politikası kurulunun oluşturulması gerektiği önerisinde bulunulmuştur.
Kamusal mallarda bedavacılık sorunu
Bireylerin kişisel bir takım ihtiyaçları olduğu gibi, birlikte yaşama zorunluluğu nedeniyle meydana gelen toplumun da ihtiyaçları vardır. Toplumsal ihtiyaçların nasıl karşılanacağı sorusu, toplumu oluşturan bireyleri meşgul etmiş ve bu soruya cevap aramaya yönlendirmiştir. Basit olarak toplumun genelinin ihtiyacını karşılamak için sunulan kamusal mal ve hizmetlerin neler olduğu ve nasıl sunulacağı ekonomistler ve politikacılar arasında farklı görüşlerin ortaya çıkmasına yol açmıştır.Benimsenen devlet sistemiyle de bire bir ilgili olan kamusal mal ve hizmetler konusuna yaklaşım, devlete bakış açısına göre de biçimlenmektedir. Kamusal mal ve hizmetlerin sahip oldukları, ?fiyatlandırılamama? ve ?dışlanamama? özellikleri, kâr güdüsüyle hareket eden özel kesim tarafından üretilmemelerine neden olmakta, dolayısıyla bu tür mal ve hizmetlerin kamu kesimi tarafından üretilmelerini zorunlu hale getirmektedir.Kamusal malların yukarıda belirtilen özelliklerinden dolayı bireyler kamusal malların finansmanına katılmadan bu tür malların faydalarından yararlanabilirler. Bu durumda "bedavacılık sorunu" gündeme gelmektedir. Bireylerin kamusal mallara olan taleplerinin bilinmesi, bu tür malların finansmanına katılımlarının sağlanacağı düşüncesiyle bireylerin tercihlerini açıklatmaya yönelik bir takım mekanizmalar geliştirilmesine yol açmıştır. Yapılan çalışmalar sonucunda, bireylerin tercih açıklatma mekanizmaları vasıtasıyla, gönüllü katılım durumlarına göre kamusal malların finansmanına katılma oranında yükselme olduğu görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Kamusal Mallar, Kamusal Hizmetler, Bedavacılık Sorunu, Tercih Açıklatma Mekanizmaları.
İstihdam politikalarının etkinliği: Seçilmiş ülke uygulamalarının analizi ve karşılaştırılması
Sanayileşmeyle birlikte kavramsallaşan işsizlik olgusu, günümüz toplumlarının iktisadi ve sosyal dinamiklerini tehdit eden önemli bir problemdir. Bu yüzdendir ki günümüz toplumları işsizliğin yarattığı olumsuzlukları önlemek veya gidermek adına çeşitli adımlar atmaktadır. Bu adımlardan bir tanesi de -kuşkusuz- istihdam politikaları olarak bilinen politikalardır. İşsizlik ödenekleri, eşleştirme ve danışmanlık hizmetleri, ücret ve istihdam sübvansiyonları, mesleki eğitim programları ve doğrudan istihdam programları olarak bilinen geleneksel istihdam politikaları, özellikle 1980'li yıllardan itibaren Avrupa'da ve dünyada yaygınlaşmıştır. Bununla eş zamanlı olarak bu politikaların etkilerini inceleyen çalışmaların sayısı da artmıştır. Bu çalışmanın amacı hangi programların başarılı sonuçlar verdiğini tespit etmek ve Türkiye için uygulanabilir öneriler geliştirmektir. Bu uğurda, çalışmanın Birinci Bölümünde konuya ilişkin teorik bilgiler verilmiştir. İkinci ve Üçüncü Bölümlerde ise söz konusu politikaların uygulanmasında genel olarak başarılı oldukları kabul edilen bazı ülkeler ve Türkiye, tarihsel bir perspektifle bütüncül olarak incelenmiştir. Ardından Dördüncü Bölümde bu ülkelerde uygulanan istihdam politikaları üzerine yapılmış etki çalışmaları derlenmiş ve incelenmiştir. İncelemenin sonunda birden fazla sonuca ulaşılmıştır: (1) İşsizlik ödeneklerinin süresinde ve miktarında meydana gelen azalış yönlü değişimler, katılımcılar üzerinde tehdit etkisi yaratmakta ve işsizliğin azaltılmasında önemli rol oynamaktadır. (2) Doğrudan istihdam programları dışındaki aktif istihdam politikaları çeşitli pozitif etkiler göstermektedir fakat bu programların etkisiz veya negatif etkili olabildikleri durumlar oluşabilmektedir. Bu programlar tasarlanırken kilitlenme etkisi, refah kaybı etkisi göz önüne alınmalıdır. (3) Gençlere yönelik Birleşik Krallık'ta uygulanan çok aşamalı New Deal for Young People programına ilişkin yapılan çalışmalar, bu çok aşamalı programın pozitif etkiler yarattığını göstermektedir. İlgili programların başarılı sonuçlar vermesinde iş arama desteklerinin ve istihdam teşvik programlarının önemli rol oynadığı görülmektedir.
Seçilmiş ülkelerde ve Türkiye'de Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerinin vergi teşvikleri yönünden karşılaştırılması
Üretimin artmasını isteyen ülkeler Ar-Ge ve yenilik harcamaları yaparak, üretimin nitelik ve niceliğinin artmasını amaçlamaktadır. Ar-Ge ve yenilik faaliyetleri sonucunda yeni bir süreç, yöntem veya buluş gerçekleşebilmektedir. Bu durum üretim maliyetlerinin azalmasına, üretime ayrılan ek sürenin başka kaynaklara aktarılmasına, etkin ve verimli üretim yapılmasına sebep olmaktadır. Özel sektör, kısa dönem maliyetlerinin ve karlılığın kolaylıkla tespit edilememesi, başarısızlık riskinin bulunması gibi nedenlerle Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerinde bulunmak istememektedir. Ülkeler genel olarak ekonomik ve mali teşvikler vererek Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerini özendirmektedir. Özellikle ülkelerin mali teşvikler vererek Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerini teşvik ettiği görülmektedir. Bunun temel nedeni yapılan ekonomik teşviklerin serbest piyasa ekonomisini etkilediğinin düşünülmesidir. Ülkelerin verdiği mali teşviklerin başında vergisel teşvikler gelmektedir. Vergi teşvikleri ülkeler arasında farklı uygulamalarda görülmektedir. Vergi indirimi, vergi kredisi, vergi tatili ve patent teşviki gibi uygulamalar görülmektedir. Özellikle Avrupa ülkeleri vergi kredisi uygulamasını benimsemektedir. Türkiye'de Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerini teşvik aracı olarak vergi indirimi uygulaması görülmektedir. Bazı ülkeler bu uygulamalardan birini seçerek uygularken, bazı ülkeler bu uygulamaların hepsini uygulamaktadır. Almanya, Fransa, Hollanda, İtalya, İngiltere, Güney Kore, Japonya ve ABD vergi kredisi Ar-Ge ve yenilik teşviki olarak kullanmaktadır. Türkiye ve Çin vergi indirimini teşvik olarak kullanmaktadır. Çin ve ABD dışında seçilen tüm ülkeler patent teşvikinden yararlanmaktadır. Sosyal güvenlik katkı payı ve çalışanların ücretlerine uygulanan gelir vergisi stopaj desteği Hollanda, Fransa ve Türkiye tarafından önemli bir yere sahip olmaktadır. Bu çalışmanın amacı, seçilmiş ülkeler ile Türkiye'nin Ar-Ge ve yenilik performanslarının karşılaştırılması, Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerinde başarılı olan ülkelerin, teşvik sistemi ile Türkiye'nin teşvik sisteminin değerlendirilmesidir. Ar-Ge ve yenilik performansları açısından başarılı olan ülkelere ilişkin değerlendirme yapılarak, Türkiye'nin uygulaması gereken teşviklere ilişkin çeşitli modeller sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Ar-Ge ve Yenilik Teşvikleri, Dünyada ve Türkiye'de Ar-Ge, Seçilmiş Ülkelerde ve Türkiye'de Ar-Ge Teşvikleri, Ar-Ge'nin Önemi, Ar-Ge ve Vergisel Teşvikler
Çevre vergileri ve emisyon permilerinin karşılaştırmalı analizi
Sosyal ve teknolojik değişimler kirlilik ve iklim değişikliği gibi önemli çevre sorunlarına yol açmıştır. İnsan sağlığına, ekosistemlere ve çevreye ciddi zararlar veren bu sorunlarla mücadele etmek için ülkeler çevre vergisi ve emisyon permilerinden yararlanmaktadır. Çevre vergisi ve emisyon permisi politikaları hem kirliliğin azaltılmasına hem de ek bir gelir elde edilmesine yardımcı olmaktadır. Elde edilen bu ek gelir ile düşük gelirli hanehalkı desteklenmekte, çevreci yeni teknolojilerin kullanımı teşvik edilmekte ve ekonomideki diğer bozucu vergilerin üzerindeki vergi yükü azaltılarak ülkelerin iklim hedeflerine ulaşmaları sağlanmaktadır. Çevre vergisi ve emisyon permisi politikalarından hangisinin daha etkin olduğu sorusunu ekonometrik bir analiz boyutuna taşımak bu çalışmanın özgünlüğünü oluşturmaktadır. Bu bağlamda çalışmanın amacı, çevre vergisi ve emisyon permisi politikalarından hangisinin etkin olduğunu teorik ve ampirik analiz ile ortaya koymaktır. Bu amaçla, çalışmada öncelikle çevre kirliliği ve iklim değişikliğine yönelik yapılan uluslararası çalışmalar hakkında bilgilere yer verildikten sonra çevre vergisi ve emisyon permisi politikaları ayrıntılı bir şekilde incelenerek bu politikaları uygulayan ülkelerin deneyimlerine bakılacaktır. Daha sonra çevre vergisi ve emisyon permisi politikalarının çevresel etkinlik, maliyet etkinliği, rekabet edilebilirlik, dinamik verimlilik, gelir sağlama, esneklik, şeffaflık, eşitlik, idari uygulanabilirlik, diğer amaçlarla uyumluluk, makro ekonomik etkiler ve yumuşak etkiler başlıklar üzerinden teorik analiz yapılmıştır. Son olarak, OECD ülkeleri için çevre vergisi ve emisyon permisi politikalarının etkinliklerine yönelik panel veri analizi yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda, her iki çevre politikası aracının gelir sağlama konusunda birbirine denk olduğu görülmüştür. Diğer taraftan dinamik verimlilik, esneklik ve rekabet edilebilirlik gibi konuların yanında özellikle çevresel etkinlik açısından emisyonlara kesin sınırlar koyan emisyon permisi uygulamasının, çevre vergisine göre daha etkin bir politika aracı olduğu tespit edilmiştir. Çevre vergilerinin ise maliyet etkinliği, idari uygulanabilirlik ve şeffaflık gibi konularda emisyon permisine göre daha etkin bir politika aracı olduğu belirlenmiştir. Yapılan ampirik analiz sonuçlarına göre, kişi başına emisyon azaltımı konusunda çevre politika araçlarının uygulandığı dönemde emisyon permisinin çevre vergisine göre daha etkin bir politika aracı olduğu tahmin edilmiş ve çevre kirliliğinin önlenmesine yönelik olarak çevre politika araçlarını uygulamasına yönelik olarak Türkiye'ye önerilerde bulunulmuştur.
Yerel yönetimlerde çevre yönetim sistemi olarak ekolojik bütçelemenin analizi
Günümüzde çevre sorunlarının boyutu oldukça geniş kapsamlı ve ciddi bir hal almış durumdadır. İnsan faaliyetlerinin artması, nüfusun hızla artması, endüstrileşme, düzensiz kentleşme, aşırı enerji talebi ve tüketim alışkanlıklarındaki değişimler gibi birçok faktör çevre sorunlarını derinleştirmiş ve yaygınlaştırmıştır. Bu sorunlar, çevresel sürdürülebilirlik ve gelecek nesiller için büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Dünya çapında birçok belediye, çevre sorunlarıyla mücadele etmek ve doğal kaynakların sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla ekolojik bütçeleme sistemini bir araç olarak kullanmaktadır. Bu çalışmanın amacı, ekolojik bütçeleme sistemini ve sistemin çevresel sürdürülebilirliğe sağladığı katkıları analiz etmek, Türkiye'deki belediyelerde ekolojik bütçeleme sisteminin başarılı bir şekilde uygulanabilmesi için yapılması gerekenlere ilişkin öneriler sunmaktır. Bu bağlamda çalışmada ilk olarak günümüzde gelinen noktada çevresel sürdürülebilirliğin önemi ortaya konulmuş ve doğal kaynakların sürdürülebilir yönetimine ve çevrenin korunmasına daha fazla önem verilmesi gerekliliğine vurgu yapılmıştır. Ardından, belediyeler için geliştirilmiş ekolojik bütçeleme sistemi ve bu sistemin nasıl kullanılabileceği genel hatlarıyla anlatılmıştır. Son olarak ekolojik bütçeleme sistemini 2003'ten bu yana uygulayan Växjö Belediyesi örnek belediye olarak incelenmiştir. Amaç, belediyelerde ekolojik bütçelemenin işleyişini ve çevresel sürdürülebilirliğe sağladığı katkıları somut olarak ortaya koymaktır. Çalışmanın sonucunda, Türkiye'de doğal kaynakların kullanımını kontrol altına almak ve kirliliği azaltmak için ekolojik bütçeleme sisteminin ülkemizdeki belediyelerde de uygulanmaya başlaması gerektiği ortaya konulmuştur. Ayrıca ekolojik bütçeleme sisteminin başarılı bir şekilde uygulanabilmesi için Türkiye'deki belediyelerde mevcut sorunların çözülmesi gerektiğine vurgu yapılmıştır. Anahtar Sözcükler: Ekolojik Bütçeleme, Çevre, Sürdürülebilirlik, Doğal Kaynaklar, Belediyeler
Net servet vergisinin Türkiye'de uygulanabilirliği
Servet vergilerinin en geniş kapsamlısı olan net servet vergisinin uygulanması, bugüne kadar hep tartışıldı. Tarihte negatif argümanlara dayandırılarak birçok ülkede net servet vergisi uygulamadan kaldırıldı. Ancak bu konuda ampirik kanıtlar zayıftır. Ayrıca ekonomik verimlilik açısından gelir vergisi ve KDV'den daha kötü olup olmadığı belli değildir. Teorik olarak hem olumlu hem de olumsuz sonuçları olabilir, pratikte de durum aynıdır. Bugün Dünya da Covid-19 salgınını yaşadı, iklim krizi ile mücadele ediliyor, bütçe açıkları arttı ve en önemlisi servet eşitsizliği makasındaki fark muazzam derecede arttı. Bunların sonucunda net servet vergisine olan ilgi de Dünya'da ve Türkiye'de arttı. Bu nedenle bu çalışma da yerli ve yabancı literatür taraması yapıldı ve tümdengelimsel akıl yürütme ile karşılaştırmalı analiz teknikleri kullanılarak net servet vergisinin Türkiye'de uygulanabilirliği analiz edildi. Bu kapsamda bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci Bölümde net servet vergisinin kavramsal çerçevesi oluşturuldu ve net servet vergisinin; tanımı, türleri ile gerekçelerine yer verildi. İkinci Bölümde, net servet vergisini uygulayan ülkelere yer verildi ve bu ülkelerin tecrübelerinden yararlanıldı. Üçüncü Bölümde ise net servet vergisinin Türkiye'de uygulanabilirliği analiz edildi. Bu kapsamda bu bölümde Türkiye'deki servet vergilerine ve servet eşitsizliğine değinildi, net servet vergisi ile ilgili ekonomik çalışmalar analiz edildi, net servet vergisi anayasal bakımdan değerlendirildi. Son olarak net servet vergisinin uygulanabilirliğine ilişkin görüşlere yer verildi. Sonuç Türkiye'nin mevcut durumu göz önüne alındığında, net servet vergisinin; siyasi, sosyal, ekonomik ve anayasal açıdan uygulanabilir hatta gerekli olduğu sonucuna varıldı.
Gelir eşitsizliğinin çözümüne yönelik maliye politikaları: Türkiye ve İskandinav ülkelerinin karşılaştırmalı analizi
Gelir eşitsizliği, ekonomik büyüme, sosyal refah ve toplumsal sürdürülebilirlik açısından küresel ölçekte bakıldığında önemli bir sorun olarak değerlendirilmektedir. Teknolojik değişimler, yapay zekanın varlığı, uluslararası göç gibi yapısal değişimler ve özellikler, son yıllarda artan ekonomik krizler gelir dağılımındaki adaletsizliğin daha da derinleşmesine neden olmaktadır. Bu bağlamda maliye politikalarının, özellikle kamu harcamaları ve vergiler aracılığıyla yeniden dağıtım işlevi, gelir eşitsizliğinin azaltılmasında kritik bir rol oynamaktadır. Bu çalışmanın amacı, İskandinav ülkeleri özelinde uygulanan maliye politikalarının gelir eşitsizliği üzerindeki etkilerini analiz ederek, Türkiye için uygulanabilir politika önerileri sunmaktır. Çalışma kapsamında gelir eşitsizliğine yönelik temel bilgiler verilmekte ve gelir eşitsizliğini ölçmek üzere Gini katsayısı kullanılmıştır. Çalışmada toplam kamu harcamaları, harcama türlerinin alt bileşenleri, toplam vergiler ve vergi türleri ile bazı makroekonomik göstergeler değişken olarak ele alınmıştır. İlgili değişkenlerin etkilerini test etmek amacıyla panel veri analizi yöntemi kullanılmıştır. Analiz sonuçları, toplam kamu harcamalarının gelir dağılımı üzerinde iyileştirici bir etkisinin olduğu, toplam vergilerin ise gelir dağılımı üzerindeki etkisinin belirsiz olduğunu göstermektedir. Ayrıca, bütçe açıklarının gelir dağılımı üzerinde olumsuz bir etkiye sebep olduğu, enflasyon ve işsizliğin ise gelir dağılımı üzerindeki etkisinin belirsiz olduğu, sabit sermaye oluşumlarının ise gelir dağılımında adaleti sağlayıcı bir etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kamu harcamalarının fonksiyonel ayrımı dikkate alındığında ise İskandinav ülkelerinde savunma hizmetleri, kamu düzeni ve güvenlik hizmetleri, iskân ve toplum refahı hizmetleri harcamalarının gelir eşitsizliği üzerindeki etkisinin belirsiz olduğu; genel kamu hizmetleri, çevre koruma hizmetleri, sosyal güvenlik ve sosyal yardım hizmetleri harcamalarının gelir dağılımında adaleti sağlayıcı bir etkisinin olduğu; ekonomik işler ve hizmetler, sağlık hizmetleri ve eğitim hizmetleri harcamalarının ise gelir dağılımında adaleti bozucu bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Son olarak analiz sonuçları gelir vergileri, sosyal güvenlik ve sosyal yardım hizmetleri katkıları ve emlak vergilerinin gelir dağılımında adaleti sağlayıcı etkileri olduğunu, dolaylı vergilerin etkisinin ise belirsiz olduğunu göstermektedir. Bu bulgular doğrultusunda, Türkiye'de gelir dağılımında adaletin sağlanabilmesi için hedef odaklı, sosyal refah temelli ve yeniden dağıtım işlevi güçlü maliye politikalarının uygulanması önerilmektedir.