Theses supervised by Prof. Dr. İsmail Alper Susurluk
10 theses · Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
Entomopatojen nematod Heterorhabditis bacteriophora HBH hibrit ırkının In vivo ve In vitro üretim sonrası toprakta kalıcılık ve depolanma süresi farklılıklarının araştırılması
Entomopatojen Nematodlar (EPN) biyolojik mücadelede aktif rol oynayan canlılardır. EPN'ler sentetik pestisitlerin uygulama zorluğu ve çevreye karşı ciddi tehdit oluşturması sebebiyle toprak altı zararlılarına karşı en etkili çözüm yollarından biri olarak bilinmektedir. EPN'ler uygulanmadan önce belirli depolama koşullarına göre saklanmaktadır. Uygulandıktan sonra uygulandığı alanda etkinliğini azami bir süre sürdürmesi beklenmektedir. Bu tez çalışması, EPN'lerin belirlenmiş iklim şartları altında uygulandığı toprakta kalıcılığını ve depolama süresini tespit etmek amacıyla yapılmıştır. In vivo ve in vitro olarak iki farklı metotta Heterorhabditis bacteriophora HBH Hibrit ırkı infektif juveniller (IJ)'lerin üretimi gerçekleştirilmiştir. H. bacteriophora'nın kalıcılığını belirlemek amacıyla in vivo ve in vitro ortamda üretimi gerçekleşmiş IJ'ler, 6 cm'lik petri kapları kullanılarak toprakların içerisine bırakılmış ve toprak içerisine 10'ar gün arayla Galleria mellonella (son dönem) larvası bırakılmıştır. İki gün sonra petri içerisindeki G. mellonella larvası çıkarılıp disekte edilmiştir. G. mellonella içerisinde gelişen IJ birey sayısı açısından in vivo üretim metodunun (77,2 IJ / larva) in vitro üretime göre (22,6 IJ / larva) daha etkili olduğu tespit edilmiştir. In vivo metodu ile elde edilen IJ'ler, G. mellonella larvalarını enfekte edebilme açısından 140 gün boyunca toprak içerisinde etkinliğini sürdürebilmiş ve IJ'lerin enfekte yeteneğinin en yüksek olduğu süre 50. gün olarak tespit edilmiştir. In vitro metodu ile elde edilen IJ'ler ise, G. mellonella larvalarını enfekte edebilme açısından 170 gün boyunca toprak içerisinde etkinliğini sürdürebilmiş ve enfekte yeteneğinin en iyi olduğu süre 40. gün olarak tespit edilmiştir. Bu tez çalışmasında in vivo ve in vitro ortamda üretimi gerçekleştirilen H. bacteriophora HBH Hibrit ırkı IJ'lerin depolama koşulları test edilmiş, inkübatörde 8, 12, 16, 20 ve 24 °C sıcaklıklarda 3, 6, 9 ve 12 gün sırasıyla bekletilmiştir. Çalışma, en düşük ölüm oranı (% 0,0548), in vivo ortamında üretilen ve 8 °C sıcaklıkta inkübatörde 3 gün bekletilen, en yüksek ölüm oranı (% 11,238) ise in vitro üretimle elde edilen ve 24 °C sıcaklıkta inkübatörde 12 gün bekletilen H. bacteriophora HBH Hibrit ırkı IJ'lerde görüldüğünü ortaya çıkarmıştır.
İzmir ili park ve bahçe alanlarında bulunan bitki paraziti nematod türleri üzerine taksonomik araştırmalar
Bu çalışmada İzmir İli' nin Konak, Bornova, Çiğli ve Balçova merkez ilçelerinde yer alan ve bitki çeşitliliğinin fazla olduğu park ve rekreasyon alanlarındaki bitki paraziti nematod türlerinin faunistik ve taksonomik olmak üzere iki bölümde incelemesi yapılmıştır. Tez örneklemeleri 2015-2017 yılları arasında ergin bitki paraziti nematod türlerinin yaygın olarak bulunduğu Nisan ve Ekim aylarında yapılmıştır. Belirlenen yerlerden toprak ve kök örnekleri alınmıştır. Alınan bu örneklerden ekstrakte edilen bitki paraziti nematod türlerinin daimi preparatları hazırlanarak morfolojik ve allometrik ölçüm değerleri ile morfometrik karakterler kullanılarak teşhisleri yapılmıştır. Tespit edilen türlerin sinonim isimleri, gözlemlenen varyasyonlar tespit edildiği konukçu bitkiler ve habitatları hakkındaki literatür kayıtları verilmiştir. Çalışmanın sonucunda; Tylenchida, Dorylaimida, Aphelenchida takımlarına bağlı 4 alttakım, 2 aratakım, 8 üstfamilya, 11 familya, 14 altfamilya ve 18 cins' e bağlı toplam 41 tür teşhis edilmiştir. Tespit edilen türlerden Coslenchus polonicus, Ditylenchus medicaginis, Helicotylenchus erythrinae, Rotylenchus fragaricus, Psilenchus curcumerus, Psilenchus pini ve Paratylenchus pedrami sb. nov. Türkiye nematod faunası için yeni kayıt niteliğindedir. Çalışmada en sık karşılaşılan türler olarak ilk 5 sırayı Boleodorus thylactus, Pratylenchus penetrans, Paratylenchus pedrami sp. nov., Helicotylenchus pseudorobustus, Helicotylenchus multicinctus almıştır. Anahtar Kelimeler: Bitki paraziti nematodlar, taksonomi, park, rekreasyon, İzmir, Türkiye
Hibrit entomopatojen nematod Heterorhabditis bacteriophora (HBH) ırkının bazı zararlı böcekler ile mücadelesinde yeni bir uygulama yöntemi
Tarımsal açıdan zararlı böceklere karşı genellikle, insan sağlığı ile çevreye zararlı olan ve böceklerin direnç kazanmasına neden olan kimyasallar kullanılmaktadır. Heterorhabditidae ve Steinernematidae familyalarına ait olan entomopatojen nematodlar (EPN) tarımda birçok toprak kaynaklı zararlı böceklere karşı biyolojik mücadele ajanları olarak kullanılmaktadır. EPN'ler toprakta yaşayan zararlılar ile mücadele etmek için kullanılan kimyasallara iyi bir alternatiftir. Ancak, böceklere karşı toprak üstü uygulamaları genellikle nem eksikliğinden dolayı başarısız olmaktadır. Bu nedenle, EPN'ler etkinliklerini hızla kaybederler. Bu çalışmada, göçmen çekirgelerine (Locusta migratoria (Linnaeus, 1758) (Orthoptera: Acrididae)) ve Türkistan hamamböceklerine (Blatta lateralis (Walker) (Dictyoptera: Blattidae)) karşı Heterorhabditis bacteriophora (Poinar, 1976) (Rhabditida: Heterorhabditidae) HBH hibrit ırkının kullanımı için yeni bir uygulama yöntemi geliştirilmiştir. Hidrofilik kumaş tuzakları, toprak üstünde EPN'lerin ihtiyaç duyduğu nemli ortamı sağlayacak şekilde ayarlanmıştır. Tuzak sistemine üç farklı H. bacteriophora (HBH) dozajı (50 IJ/cm2 , 250 IJ/cm2 ve 500 IJ/cm2) uygulanmıştır. EPN'ler ile muamele edilen hidrofil kumaş, 200 ml'lik ringer çözeltisi içeren bir rezervuar ile birleştirilmiştir. Kumaş üzerindeki kalıcılıklarını belirlemek için periyodik olarak ölü ve canlı EPN'ler kaydedilmiştir. H. bacteriophora (HBH) ırkının etkinliğini belirlemek için L. migratoria ve B. lateralis ölüm oranları da kaydedilmiştir. Bu çalışmanın bir sonucu olarak HBH'nin toprak üstü kalıcılığı ve L. migratoria ile B. Lateralis'e karşı etkenliği, hidrofil kumaş vasıtasıyla 4 haftadan fazla sürebileceği tespit edilmiştir. Ayrıca, Türkistan hamamböceği ölüm oranlarının, büyük oranda maruz kalma süresine ve EPN dozajına bağlı olarak arttığı bulunmuştur.
Kocaeli ilinde fındık üretimi yapan çiftçiler ile fındıkta kullanılan pestisitler hakkında bilinç düzeyinin araştırılması
Ticari değere sahip Betulaceae familyasında yer alan çok yıllık, çalı formunda, sert kabuklu bir meyve türü olan fındık, üretiminin dünyada yaklaşık %70'ini Türkiye sağlamaktadır. Türkiye'de 7284 ha arazide fındık yetiştiriciliği yapılmaktadır. Fındık yetiştiriciliğinin illere göre dağılımı; Ordu, Giresun, Samsun, Sakarya, Trabzon ve Düzce'dir. Fındık üretiminde Kocaeli İli de önemli bir yere sahiptir. Ortalama 79.801 dönüm arazide fındık yetiştiriciliği yapılmaktadır. Bu arazilerden 15 196 ton fındık elde edilmektedir. TÜİK verilerine göre Kocaeli'nde verim 102 kg/da olarak tespit edilmiştir. Bu da fındık yetiştiriciliği yapılan alanda verim ortalamasının dünya ortalamasına göre çok düşük olduğunu göstermektedir. Bu çalışmada; Kocaeli'nde fındık üretimi yapan çiftçiler ile fındıkta kullanılan pestisitler hakkında bilinç düzeylerinin araştırılması amaçlanmaktadır. Fındıkta hastalık ve zararlılar ile mücadelede pestisit kullanımında çiftçilerimizin bilgisi, hangi pestisitlerin daha yoğun kullanıldığı ve verimin düşük olmasına neden olabilecek etmenler araştırılmıştır. Anket uygulanacak üretici sayısı 'Oran Ortalamalarına Dayalı Basit Tesadüfi Örnekleme' metoduyla 100 üreticisi ile yapılmıştır. Üreticilerin kaç yıllık çiftçilik yaptığına baktığımızda %12'si 5-10 yıllık, %27 si 10-20 yıllık, %61'i ise 20 yılın üstünde çiftçilerdir. Üreticilerin arazi varlıklarının %29'u 0-5 da arazi, %50'si 5-20 da arası ve %21'i 20-50 da arasında fındık bahçeleri olduğunu belirtmiştir. Çalışmada fındıkta hastalık ve zararlı ile mücadelede kimyasal mücadele diğer mücadele yöntemlerinden daha fazla kullanıldığı, kimyasal mücadelede herbisit kullanımı ilk sırada gelmektedir, bunu insektisit takip etmektedir. Üreticilerin zirai ilaç dozlarını ayarlamada %49'u ilaç ambalajlarını okuyarak, %51 ilaç bayilerinin tavsiyelerine uyduklarını belirtmiştir.
Kocaeli ilinde fındık üretimi yapan çiftçiler ile fındıkta kullanılan pestisitler hakkında bilinç düzeyinin araştırılması
Ticari değere sahip Betulaceae familyasında yer alan çok yıllık, çalı formunda, sert kabuklu bir meyve türü olan fındık, üretiminin dünyada yaklaşık %70'ini Türkiye sağlamaktadır. Türkiye'de 7284 ha arazide fındık yetiştiriciliği yapılmaktadır. Fındık yetiştiriciliğinin illere göre dağılımı; Ordu, Giresun, Samsun, Sakarya, Trabzon ve Düzce'dir. Fındık üretiminde Kocaeli İli de önemli bir yere sahiptir. Ortalama 79.801 dönüm arazide fındık yetiştiriciliği yapılmaktadır. Bu arazilerden 15 196 ton fındık elde edilmektedir. TÜİK verilerine göre Kocaeli'nde verim 102 kg/da olarak tespit edilmiştir. Bu da fındık yetiştiriciliği yapılan alanda verim ortalamasının dünya ortalamasına göre çok düşük olduğunu göstermektedir. Bu çalışmada; Kocaeli'nde fındık üretimi yapan çiftçiler ile fındıkta kullanılan pestisitler hakkında bilinç düzeylerinin araştırılması amaçlanmaktadır. Fındıkta hastalık ve zararlılar ile mücadelede pestisit kullanımında çiftçilerimizin bilgisi, hangi pestisitlerin daha yoğun kullanıldığı ve verimin düşük olmasına neden olabilecek etmenler araştırılmıştır. Anket uygulanacak üretici sayısı 'Oran Ortalamalarına Dayalı Basit Tesadüfi Örnekleme' metoduyla 100 üreticisi ile yapılmıştır. Üreticilerin kaç yıllık çiftçilik yaptığına baktığımızda %12'si 5-10 yıllık, %27 si 10-20 yıllık, %61'i ise 20 yılın üstünde çiftçilerdir. Üreticilerin arazi varlıklarının %29'u 0-5 da arazi, %50'si 5-20 da arası ve %21'i 20-50 da arasında fındık bahçeleri olduğunu belirtmiştir. Çalışmada fındıkta hastalık ve zararlı ile mücadelede kimyasal mücadele diğer mücadele yöntemlerinden daha fazla kullanıldığı, kimyasal mücadelede herbisit kullanımı ilk sırada gelmektedir, bunu insektisit takip etmektedir. Üreticilerin zirai ilaç dozlarını ayarlamada %49'u ilaç ambalajlarını okuyarak, %51 ilaç bayilerinin tavsiyelerine uyduklarını belirtmiştir.
Entomopatojen nematod Heterorhabditis bacteriophora HBH hibrit ırkının in vivo ve in vitro üretım sonrası yüksek sıcaklığa ve kuraklığa tolerans farklılıklarının araştırılması
Biyolojik mücadele içerisinde önemli bir yere sahip olan entomopatojen nematodlar (EPN) üzerinde yapılan çalışmalar ve ticari üretimler, 1970'li yıllardan günümüze kadar önemli oranda yol almıştır. Etki ettiği zararlı yelpazesinin geniş olması, toprak altında konukçusunu arama yeteneği, çevreye ve insan sağlığına zararlı olmaması alternatif yöntemler arasında yer almasına neden olmuştur. EPN'ler uygun çevre şartları sağlandığında pestisitler kadar etkili olabilse de açık alan uygulamalarında sıcaklık, oksijen miktarı ve toprak nemi gibi abiyotik faktörler yaşamlarını etkilemektedir. Sıcaklık ve kuraklık nematodların yaşamlarını etkileyen en önemli çevresel faktörlerdendir. EPN'ler genel olarak in vivo ve in vitro olmak üzere iki ayrı yöntem ile üretilmektedir. Bu tez çalışmasında, in vivo veya in vitro üretim metodlarıyla elde edilen Heterorhabditis bacteriophora (HBH) ırkına ait infektif juvenillerin (IJ), dayanıklılığa olan toleranslarını belirlemek amacıyla farklı sıcaklık ve kuraklık değerlerine maruz bırakılmışlardır. In vivo ve in vitro üretim metoduyla elde edilen IJ'lerin 2 saat boyunca 32, 34 ve 36°C'deki sıcaklıklara maruz bırakılması sonucu elde edilen ölüm oranları (yaklaşık %2) istatistiksel açıdan aynı düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Maruz kalınan sıcaklık 37°C'nin üzerine çıktıkça ölüm oranları artmıştır. Kuraklığa karşı toleransı belirlemek amacıyla 24 saatlik süre boyunca, on farklı konsantrasyonda (%10, 20, 30, 40, 50, 55, 57,5, 60, 70 ve 80) IJ'lere karşı PEG 600 uygulanmıştır. In vivo veya in vitro üretim metoduyla elde edilen IJ'ler %50 ve üzerindeki PEG 600 konsantrasyonuna maruz kaldığında, ölüm oranları istatistiksel olarak artış göstermeye başlamıştır.
Entomopatojen nematod Heterorhabditis bacteriophora HBH hibrit ırkının in vivo ve in vitro üretım sonrası yüksek sıcaklığa ve kuraklığa tolerans farklılıklarının araştırılması
Biyolojik mücadele içerisinde önemli bir yere sahip olan entomopatojen nematodlar (EPN) üzerinde yapılan çalışmalar ve ticari üretimler, 1970'li yıllardan günümüze kadar önemli oranda yol almıştır. Etki ettiği zararlı yelpazesinin geniş olması, toprak altında konukçusunu arama yeteneği, çevreye ve insan sağlığına zararlı olmaması alternatif yöntemler arasında yer almasına neden olmuştur. EPN'ler uygun çevre şartları sağlandığında pestisitler kadar etkili olabilse de açık alan uygulamalarında sıcaklık, oksijen miktarı ve toprak nemi gibi abiyotik faktörler yaşamlarını etkilemektedir. Sıcaklık ve kuraklık nematodların yaşamlarını etkileyen en önemli çevresel faktörlerdendir. EPN'ler genel olarak in vivo ve in vitro olmak üzere iki ayrı yöntem ile üretilmektedir. Bu tez çalışmasında, in vivo veya in vitro üretim metodlarıyla elde edilen Heterorhabditis bacteriophora (HBH) ırkına ait infektif juvenillerin (IJ), dayanıklılığa olan toleranslarını belirlemek amacıyla farklı sıcaklık ve kuraklık değerlerine maruz bırakılmışlardır. In vivo ve in vitro üretim metoduyla elde edilen IJ'lerin 2 saat boyunca 32, 34 ve 36°C'deki sıcaklıklara maruz bırakılması sonucu elde edilen ölüm oranları (yaklaşık %2) istatistiksel açıdan aynı düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Maruz kalınan sıcaklık 37°C'nin üzerine çıktıkça ölüm oranları artmıştır. Kuraklığa karşı toleransı belirlemek amacıyla 24 saatlik süre boyunca, on farklı konsantrasyonda (%10, 20, 30, 40, 50, 55, 57,5, 60, 70 ve 80) IJ'lere karşı PEG 600 uygulanmıştır. In vivo veya in vitro üretim metoduyla elde edilen IJ'ler %50 ve üzerindeki PEG 600 konsantrasyonuna maruz kaldığında, ölüm oranları istatistiksel olarak artış göstermeye başlamıştır.
Hibrit entomopatojen nematod Heterorhabditis bacteriophora HBH ırkı ile ebeveylerinin çim bitkisinin köklerine yönelim davranışlarının karşılaştırılması üzerine araştırmalar
Bu tez çalışmasında, bazı Heterorhabditis bacteriophora ırklarının İngiliz Çimi (Lolium perenne) köklerine ve Petek Güvesi (Galleria mellonella) larvalarına yönelimleri araştırılmıştır. Bu amaçla, üç farklı H. bacteriophora ırkı kullanılmıştır. Bunlardan biri hibrit tür (HBH) ve diğer ikisi hibrid türün ebeveynidir (HB1138 ve HB4). Çalışma, üç farklı deneysel kombinasyon ile yapılmıştır. Y-Olfaktometre düzeneğinde A kombinasyonu; bitki kökleri, larvalar ve kontrol; B kombinasyonu; bitki kökleri, kontrol-I ve kontrol-II; C kombinasyonu ise mekanik olarak yaralanmış bitki kökleri, kontrol-I ve kontrol-II bölümlerini içermektedir. Kombinasyon A'da bitki köklerine ve böcek larvalarına karşı en yüksek yönelimi HB1138 göstermiştir. Kombinasyon B'de bitki köklerine en yüksek yönelimi HBH ve kombinasyon C'de mekanik olarak yaralı bitki köklerine en yüksek yönelimi HB4 sergilemiştir. Yapılan çalışmalar sonucunda, birbirinden farklı EPN ırklarının aynı türe ait olsalar bile bitki köklerine ve konukçu böceklerine karşı yönelimlerinin farklı olabileceği tespit edilmiştir.
Tarımda kullanılan bazı gübrelerin entomopatojen nematodlar üzerine olan etkilerinin araştırılması
Entomopatojen nematodlar (EPN'ler), toprakta yaşayan zararlı böcekleri enfekte edebilmesi, kitlesel bir şekilde üretilip formüle edilebilmesi, uzun süre etkinlik gösterebilmesi ve hedef dışı organizmalara karşı zararının düşük olması sebebiyle biyolojik mücadelede önemli bir yere sahiptirler. EPN'ler, yaşam döngüsünün %90'ından fazlasını zararlı böcek içerisinde geçiren obligat endoparazitik canlılardır. Toprak içerisinde, EPN'lerin yaşamsal aktivitesini ve kalıcılığını etkileyen birçok faktör vardır. Gübreleme, toprak işleme ve sulama gibi bazı tarımsal faaliyetler, toprak içerisinde yaşayan EPN'lerin aktivitelerini olumlu veya olumsuz bir şekilde etkileyebilir. Özellikle N, P ve K içerikli inorganik gübrelerin uzun süreli ve aşırı kullanımı, toprak tuzluluğu ve ağır metal birikimi gibi çeşitli çevresel problemlere sebep olmaktadır. Toprağın fiziksel ve kimyasal yapısını düzeltmek amacıyla başvurulabilecek en iyi yöntemlerden biri organik gübre ilavesidir. Toprakta aynı ortamı paylaşan gübreler ile EPN'ler arasında, olumlu veya olumsuz bir etkileşimin olma ihtimali biyolojik mücadele açısından önemlidir. Bu tez çalışmasında, gübrelerin EPN'ler üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla 2 ayrı EPN türü (Steinernema feltiae TUR-S3, Heterorhabditis bacteriophora HBH) ve 10 tane farklı gübre (ÜRE, amonyum sülfat, amonyum nitrat, NPK, NP, diammonium fosfat, mono amonyum fosfat, magnezyum sülfat heptahidrat, boraks dekahidrat ve %15 organik asit) kullanılmıştır. Gübrelerin araziye uygulandığı formu ve dekara önerilen doz miktarı baz alınarak, her bir gübre için en az iki farklı doz belirlenmiştir. Genel olarak, çalışmada kullanılan bazı inorganik gübreler (DAP, NP, NPK) EPN'lerin ölüm oranını artırırken, hümik asit ve fulvik asit içeren sıvı organik gübre EPN kalıcılığını desteklemiştir. Ayrıca S. feltiae (TUR-S3)'nin inorganik gübrelere karşı, H. bacteriophora (HBH) türüne göre daha dayanıklı olduğu tespit edilmiştir.
Heterorhabditis bacteriophora HBH hibrit ırkının ın vıtro katı kültürde üretiminin optimizasyonu
Entomopatojen nematodlar (EPN) dünya genelinde yaygın biçimde kullanılan biyolojik mücadele etmenleridir. Nemata şubesinin Rhabditida takımı Heterorhabditidae ve Steinernematidae familyalarına bağlı olan bu organizmalar toprak altında yaşamakta ve yaşam döngülerinin devamı için bir konukçu böceğe ihtiyaç duymaktadır. Biyolojileri gereği konukçu böceği öldüren ve içerisinde üreyen EPN' ler daha sonra toprağa geçerek yeni konukçu arayışında bulunurlar. Konukçu arama özelliği, klasik alet ve ekipmanlar ile uygulanabilmeleri, doğaya ve insana zararsız olmaları ve 250' den fazla böceğe etkili olmaları gibi olumlu özellikleri sayesinde son yıllarda biyolojik mücadele pazarında kendilerine önemli bir yer edinmişlerdir. Ancak birçok biyolojik mücadele etmeninde olduğu gibi EPN' lerin de önemli olumsuz özelliklerinden biri ticari üretimlerinin pahalı olmasıdır. Bu amaçla uzun yıllardır araştırmalar yapılmakta ve hem doğrudan hem dolaylı yollardan üretim, depolama ve taşıma maliyetlerinin düşürülmesi amaçlanmaktadır. Bu konuda yapılan çalışmalardan birisi de üretim ortamı ve fiziksel bazı ölçütlerin optimize edilmesidir. Bursa Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Nematoloji Laboratuvarı' nda 2010-2013 yılları arasında yürütülen bir proje kapsamında üstün özelliklere sahip bir hibrit ırk elde edilmiş ve bu ırka patent alınmıştır. Heterorhabditis bacteriophora türüne ait olan HBH hibrit ırkının ülkemize ait olması ve biyo-ekolojik olarak ülkemiz şartlarına adapte olması önemli olarak görülmektedir. Bu amaçla HBH hibrit ırkının in vitro katı kültürde üretiminin optimizasyonu ve bu sayede üretim veriminin artırılması hedeflenmiştir. Bu doğrultuda tez çalışmasında üretim ölçütleri olarak içerisinde ek besin maddeleri bulunan (soya lesitini, yumurta sarısı) farklı ortam içerikleri, sıcaklık (24, 28 ve 32 °C) ve üretim ortamının pH değeri (5, 7 ve 9) kullanılmıştır. Farklı ölçüt değerleri kullanılarak yapılan üretim sonuçları incelendiğinde, hermafrodit yumurta sayısı ve toplam infektif jüvenil sayısı bakımından içerisinde soya lesitini bulunan, 28 °C' de ve pH 7 değerinde yapılan üretimin istatistiksel olarak en verimli kombinasyon olduğu belirlenmiştir. pH 9 değerinin değerlendirme ölçütleri üzerine istatistiksel olarak olumsuz etkiler gösterdiği tespit edilmiştir. Bu tez çalışması ile HBH hibrit ırkı için bazı önemli üretim ölçütlerinin katı kültürde üretim için optimum değerleri belirlenmiştir.