Theses supervised by Prof. Dr. Murat Tuncer
12 theses · Fırat University
Investigation of self-regulated language learning strategiesused by English language teaching students
The fundamental aim of this research study is to investigate the relationship between participants' preference for language learning strategies and the university they are enrolled at, their university entrance exam scores and their year at their college education. As a means of collecting the necessary data, Oxford's Self- Regulated Language Learning Strategy Scale was used. The instrument was administered to a total of 487 university students, all of whom were studying at the department of English Language Teaching at one of the three following universities: Fırat University (Elazig), Inonu University (Malatya) and Necmettin Erbakan University (Konya) in Türkiye. The obtained data was analyzed via statistical analysis program. The researcher made use of descriptive statistics. One-way Anova analysis was also used. The Mann-Whitney U test was used in the comparison according to the frequency of strategy implementation. Pearson Correlation analysis was applied to determine the relationship between the university entrance scores of the participants and the scale sub-dimensions and overall. The results of the study displayed that the first-year participants mostly use the metacognitive strategies dimension, and the least socio cultural interactive strategies dimension. The second-year participants mostly use the metacognitive strategies dimension, and the least socio cultural interactive strategies dimension. While the 3rd grade participants mostly use the dimensions of affective strategies and metacognitive strategies, they use the dimension of socio cultural interactive strategies the least. While the 4th grade students use the affective strategies dimension the most, they use the socio cultural interactive strategies dimension the least. These findings are of importance as they point us where students who participated in this scale lack necessary strategies and where they are competent.
Yabancı dil öğrenme bariyerlerinin belirlenmesi ve yabancı dil akademik başarısı açısından durumlarının değerlendirilmesi
Bu araştırmanın genel amacı yabancı dil öğrenme bariyerlerinin belirlenmesi ve belirlenen bu bariyerlerin yabancı dil akademik başarısı açısından durumunun değerlendirilmesidir. Araştırma karma araştırma desenlerinden keşfedici desene göre yürütülmüştür. Araştırmanın nitel boyutu 2020-2021 akademik yılında Elazığ merkezinde bulunan çeşitli liselerde görev yapmakta olan İngilizce öğretmenlerinin görüşlerine dayalıdır. Bu boyutta öğrencilerin İngilizce öğrenirken karşılaştıkları bariyerlerin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu aşamada 30 ingilizce öğretmeni ile görüşmeler yapılmış, cevaplar içerik analizine tabi tutulmuş ve öğretmenlerin yabancı dil bariyerlerinin neler olduğuna yönelik görüşlerine dayanarak araştırmanın nicel boyutuna geçilmiştir. Nicel boyutun çalışma evreni 633 lise 9,10,11 ve 12. sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır. Araştırmanın nicel verileri, kişisel bilgi formu, Yabancı Dil Ders Kaygısı Ölçeği, İngilizce Dersine Yönelik Tutum Ölçeği, Yabancı Dil Motivasyon Ölçeği ve Yabancı Dil Öz yeterlik Ölçeği ile elde edilmiştir. Araştırma verileri, yüzde, frekans, ortalama, standart sapma, t-testi, Tek Yönlü Varyans Analizi, Kruskal Wallis H. ve yapısal eşitlik model testi gibi istatistiksel yöntemlerle analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bazı bulgular şunlardır: • Öğretmenler, yabancı dil öğreniminin önündeki engellerin düşük öz yeterlik, olumsuz tutum, düşük motivasyon, yabancı dil kaygısı, eğitim programlarındaki aksaklıklar, öğretmen yetersizliği, materyal, yöntem ve teknik ekipman eksikliği olduğunu düşünmektedir. • Öğrencilerin yabancı dil öz yeterlik algıları ile öğrencilerin bölümü, bulundukları lise türü ve yabancı dilde akademik başarıları arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. • Öğrencilerin yabancı dile karşı tutumları ile sınıf seviyesi, bölüm, bulundukları lise türü ve yabancı dilde akademik başarı arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. • Öğrencilerin yabancı dil motivasyonları ile öğrencilerin cinsiyeti, sınıf seviyesi, bölümleri, bulundukları lise türü ve yabancı dilde akademik başarıları arasında anlamlı bir ilişki vardır. • Öğrencilerin kaygı düzeyleri ile lise türleri ve akademik başarıları durumları arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. • Öğrencilerin yabancı dil motivasyonları ile yabancı dil öz yeterlikleri arasında negatif yönde ilişki bulunmaktadır. • Öğrencilerin yabancı dil motivasyonları ile yabancı dil kaygıları ve yabancı dile yönelik tutum arasında pozitif yönde ilişki bulunmaktadır. • Öğrencilerin yabancı dil kaygıları ile özyetelikleri arasında negatif, yabancı dile yönelik tutumları arasında pozitif yönde ilişki bulunmaktadır. Araştırma sonucunda, yabancı dil ders kaygısı, olumsuz motivasyon, özyeterliğin düşük olması yabancı dilde akademik başarı önünde önemli bir engel olduğu tartışılmış, yabancı dil kaygısının aşılmasında ve öğrencilerin yabancı dil dersine yönelik pozitif tutum oluşturmalarının sağlanmasında öz-yeterlik algıları ve motivasyonun rolü vurgulanmıştır. Araştırmada, son olarak araştırmanın sonuçları bağlamında eğitim uygulayıcı ve araştırmacılarına önerilerde bulunulmuştur.
Öğrenme stillerine göre yapılandırılmış öğretim ilke ve yöntemleri dersinin öğretmen adaylarının epistemolojik inançlarına, üstbiliş düşünme becerilerine, akademik öz-yeterliklerine ve akademik başarılarına etkisi
Bu araştırmanın amacı öğrenme stillerine göre yapılandırılmış Öğretim İlke ve Yöntemleri dersinin öğretmen adaylarının epistemolojik inançlarına, üstbiliş düşünme becerilerine, akademik öz-yeterliklerine ve akademik başarılarına etkisini incelemektir. Çalışmada deneysel araştırma yöntemlerinden Öntest-Sontest Kontrol Gruplu Model kullanılmıştır. Deney grubunda baskın öğrenme stillerine göre öğretim yapılırken, kontrol grubunda dersin içeriğine uygun yöntem ve teknikler kullanılarak öğretim yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesi 2018-2019 yılı güz döneminde Türkçe Öğretmenliği ve Fen Bilgisi Öğretmenliği bölümündeki 109 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada öğretmen adaylarının baskın öğrenme stillerini belirlemek amacıyla Grasha - Reichmann Öğrenme Stilleri Ölçeği kullanılmıştır. Ayrıca öğretmen adaylarının üstbiliş düşünme becerilerini ölçmek amacıyla Tuncer ve Kaysi tarafından geliştirilen "Üstbiliş Düşünme Becerileri Ölçeği", akademik özyeterlik düzeylerini belirlemek amacıyla Ekici tarafından Türkçeye uyarlanan "Akademik Özyeterlik Ölçeği" ve epistemolojik inançlarını belirlemek amacıyla Deryakulu ve Büyüköztürk tarafından Türkçeye uyarlanan "Epistemolojik İnançlar Ölçeği" kullanılmıştır. Ayrıca araştırmada öğretmen adaylarının Öğretim İlke ve Yöntemleri dersine ilişkin akademik başarılarını belirlemek amacıyla araştırmacı tarafından güvenirliği ve geçerliği yapılan "Öğretim İlke ve Yöntemleri Başarı Testi" kullanılmıştır. Araştırmanın bulguları incelendiğinde her iki bölümde de baskın öğrenme stillerine göre yapılan öğretimin, akademik başarı üzerinde güçlü düzeyde etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Baskın öğrenme stiline göre öğretimin yapıldığı deney grubunda yer alan öğretmen adaylarının üst biliş düşünme becerilerinin, kontrol grubundaki öğretmen adaylarına göre anlamlı düzeyde artış gösterdiği belirlenmiştir. Dolayısıyla baskın öğrenme stillerine göre yapılan öğretimin üstbiliş düşünme becerisini geliştirdiği söylenebilir. Araştırma sonucunda deney ve kontrol gruplarının epistemolojik inançları ve akademik özyeterlikleri karşılaştırıldığında anlamlı farklılık olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada öğrenme stilleri ile akademik başarı arasında kurulan yapısal eşitlik modelinin doğrulanmadığı belirlenmiştir. Ayrıca öğrenme stilleri ile akademik başarı arasındaki ilişkide üstbiliş düşünme becerisi ile epistemolojik inancın aracılık etkisine dair kurulan modelin kabul edilebilir düzeyde olduğu görülmüştür. Bu araştırma sonuçları öğretmen adaylarına yönelik öğretim süreçlerinde, baskın öğrenme stillerinin dikkate alınmasının gerekliliğini göstermiştir. Ayrıca baskın öğrenme stillerine göre yapılandırılmış öğretimin üstbiliş düşünme becerisi üzerindeki olumlu katkısı dikkate alındığında, üstbiliş düşünme becerilerine yönelik yapılacak etkinliklerde öğrenme stillerinin dikkate alınması faydalı olacaktır.
Gana'da öğretmen duygu becerileri ve öğretmen adaylarının öğretim stilleri
Bu araştırma, Elazığ – Türkiye Fırat Üniversitesi Eğitim Bilimleri Yüksek Lisans Programı şartının kısmen yerine getirilmesi amacıyla yapılmıştır. Tez konusu "Gana'da öğretmen adaylarının öğretmen duygu becerileri ve Öğretim stilleri" dir" Bu çalışmanın amacı, öğretmen adaylarının cinsiyet, yaş ve bölümlerinin bağımlı değişkenleri ile öğretmen duygu becerileri ve öğretim stilleri arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Çalışmanın kapsamı, Gana'nın Ashanti bölgesindeki üç öğretmen Eğitim Kolejinin son sınıf öğrencileri ile uygun bir şekilde sınırlıydı. Bu çalışmanın özü, Gana'daki öğretmen adaylarının öğretmen duygu becerilerini ve öğretim stillerini cinsiyet, yaş ve bölümleri dahil ancak bunlarla sınırlı olmamak üzere belirli bağımlı değişkenler üzerinde incelemektir. Öğretmen duygu becerilerinin ağırlığını ve bu öğretmen adaylarının öğretimde benimsedikleri öğretim stillerinde nasıl ortaya çıktığını ölçecektir. Gana'daki Eğitim Fakülteleri'nin farklı bölümlerinden gelen öğretmen adayları, Fumiko et al., (2014) ve Frenzel 'in (2018, s. 609-618) çalışmalarından oluşan ölçeklenmiş sorulara yanıt vererek, öğretmen duygu becerileri ve öğretim stilleri ile ilgili ölçekler konusunda karar vermiştir. Veri toplandıktan sonra kullanılan analiz SPSS v. 22 kullanılarak parametrik olmayan Test (Kruskal-Wallis), Bağımsız Örneklem testi ve Pearson Korelasyon idi. Sonuçlar, genellikle öğretmen duyguları ve öğretim stilleri arasında bir korelasyon olduğunu göstermiştir. Öğretmen duygu ve öğretim stilleri arasındaki korelasyon, öğretmen duygu becerileri ölçeklerinin öğretim stilleri ölçekleriyle önemli ölçüde negatif bir ilişki gösterdiği sonucuna varılmıştır. Öğretmen duygu becerileri ölçekleri ve öğretim stilleri konusunda cinsiyet söz konusu olduğunda, van Uden (2014, ss. 21–32) ve Taxer et al (2015, s. 78-88) önceki araştırmaları tarafından toplanan ve desteklenen verilere göre ölçekler erkekler ve kadınlar arasında istatistiksel olarak önemli değildi. Bağımlı yaş değişkeni, genç öğretmenin öğretim sırasında yaşlı vatandaşlarından çok az duygu becerileri sergilediğini ve Yin'in sonuçlarından farklı olmadığını gösterdi (2005, s. 1-23). Aday öğretmenlerin bölümleri, bu öğretmenlerin sergilediği öğretmen duygu becerileri ve öğretim stilleri üzerinde herhangi bir etkiye sahip değildir. Gana'daki Eğitim Kolejlerinin yarısından fazlasından veri toplamak için daha pragmatik bir yol kullanılması önerilir, böylece anlamlı çıkarımlar yapmak için daha güvenilir bir veri toplanacaktır. Çalışma, özellikle Gana'daki öğretmenler için, öğretmenlere ve öğrencilere verilen dikkat boşluğunu köprüleyen türünün ilk örneği olarak kullanışlı olacaktır. Bu çalışma, öğretmen duygu becerilerini ve öğretim stillerini daha da anlamak için aday öğretmenlerin ve hizmetteki tüm öğretmenlerin alandaki daha ileri çalışmalar için bir Launchpad görevi görecektir.
Türkçe ve İngilizce öğretmen adaylarının eleştirel düşünme standartları, eleştirel yazma becerileri, eleştirel okuma özyeterlik algıları ve eleştirel dinlemeye yönelik tutumları arasındaki ilişkiler
Bu araştırmanın genel amacı; "Türkçe ve İngilizce Öğretmen Adaylarının Eleştirel Düşünme Standartları, Eleştirel Yazma Becerileri, Eleştirel Okuma Özyeterlik Algıları ve Eleştirel Dinlemeye Yönelik Tutumları Arasındaki İlişkilerin" incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda nicel araştırma yaklaşımlarından yordayıcı korelasyonel araştırma modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi, seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden uygun örnekleme ile seçilen; Fırat, Dicle, İnönü, Muş Alparslan, Siirt ve Gaziantep Üniversiteleri Eğitim Fakültelerinin Türkçe ve İngilizce Öğretmenliği bölümlerinde eğitim görmekte olan 1258 öğretmen adayından oluşmaktadır. Araştırma kapsamında öğretmen adaylarının eleştirel yazma, okuma, dinleme ve düşünme becerilerinin sosyodemografik değişkenlere göre farklılığı incelendikten sonra, bu değişkenlerin alt boyutları ve toplam puanları arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Araştırma kapsamındaki tüm ölçme araçlarının alt boyutları ile istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönde ve orta düzey ile yüksek düzey aralığında değişen ilişkilere sahip olduğu görülmüştür. Bu sonuç her bir ölçme aracının tek bir toplam puan ile ifade edilmesine kanıt sağlamaktadır. Buna göre ölçme araçlarının toplam puanları alınarak aralarındaki ilişkiler incelenmiş, araştırma kapsamında ele alınan değişkenlerin ikili korelasyonlarının istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönde ve orta düzeyde ilişkili olduğu görülmüştür. Araştırmada öğretmen adaylarının eleştirel okumaya yönelik algı düzeyleri ile eleştirel yazmaya yönelik algı düzeyleri arasındaki ilişkide, eleştirel dinleme ve düşünmeye yönelik algı düzeylerinin aracılık rolünün incelenmesi amaçlanmış ve regresyon tabanlı aracılık analizi gerçekleştirilmiştir. Öğretmen adaylarının eleştirel okumaya yönelik algı düzeylerinin eleştirel yazmaya yönelik algı düzeyi üzerindeki toplam doğrudan etkisinin istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulunmuştur. Buna göre öğretmen adaylarının eleştirel okumaya yönelik algı düzeylerinin eleştirel yazmaya yönelik algı düzeyinin pozitif yönde yordadığı tespit edilmiştir. Eleştirel okumaya yönelik algı düzeyi aynı zamanda, hem eleştirel dinlemeye yönelik algı düzeyinin hem de eleştirel düşünmeye yönelik algı düzeyinin pozitif yordayıcısıdır. Öğretmen adaylarının eleştirel dinlemeye yönelik algı düzeyleri ve eleştirel düşünmeye yönelik algı düzeyleri eleştirel yazmaya yönelik algı düzeylerinin pozitif yordayıcısıdır. Aracı değişkenler (dinleme ve düşünme) modele dâhil edildiğinde, öğretmen adaylarının eleştirel okumaya yönelik algı düzeylerinin eleştirel yazmaya yönelik algı düzeyi üzerindeki hala istatistiksel olarak anlamlı etkiye sahip olduğu bulunmuştur. Buna göre öğretmen adaylarının eleştirel okumaya yönelik algı düzeyleri, eleştirel dinlemeye yönelik algı düzeyinin kısmi aracılığıyla eleştirel yazmaya yönelik algı düzeyi üzerinde dolaylı etkiye sahip olduğu bulunmuştur. Benzer şekilde öğretmen adaylarının eleştirel okumaya yönelik algı düzeyleri, eleştirel düşünmeye yönelik algı düzeyinin kısmi aracılığıyla eleştirel yazmaya yönelik algı düzeyi üzerinde dolaylı etkiye sahip olduğu bulunmuştur. Sonuç olarak öğretmen adaylarının eleştirel okumaya yönelik algı düzeyleri ile eleştirel yazmaya yönelik algı düzeyi arasındaki ilişkide eleştirel dinleme ve eleştirel düşünme değişkenlerinin kısmi aracılık rolüne sahip olduğu tespit edilmiştir. Ölçme araçları ve alt boyutlarının normal dağılıma ve kabul edilebilir güvenirliğe sahip oldukları belirlendikten sonra, araştırmanın amacı doğrultusunda fark analizlere geçilmiştir. Bu doğrultuda öğretmen adaylarının öğrenim gördükleri bölüm, üniversite, sınıf, algılanan ekonomik durumları, anne ve baba eğitim düzeyleri; eleştirel düşünme, okuma, yazma ve dinleme becerilerinin farklılık gösterme durumları incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Eleştirel Düşünme, Eleştirel Yazma, Eleştirel Okuma, Eleştirel Dinleme.
Lise ve üniversite düzeyi yabancı dil öğretiminin CEFR standartları açısından değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı lise son ve üniversite birinci sınıf öğrencilerinin yabancı dil becerilerine yönelik algılarının CEFR açısından değerlendirilmesidir.. Araştırma tarama modeline göre yürütülmüştür. Araştırmanın evreni Malatya ilindeki lise son sınıf ve üniversite birinci sınıf öğrencileridir. Örneklem ise bu evrenden kolay örnekleme yöntemine göre seçilen 795 öğrenciden oluşmaktadır. Bu öğrencilerin 392'si İnönü Üniversitesinin çeşitli programlarında öğrenim görmekte, 403'ü ise lise son sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır. Ayrıca İnönü Üniversitesi ve Milli Eğitime bağlı okullarda öğrenim gören bu öğrencilerin dil becerilerinin İngilizce derslerine giren öğretim elemanı ve öğretmenlerden veri toplama aracındaki maddeler açısından değerlendirmeleri istenmiştir. Araştırmanın veri toplama aracı olarak CEFR (Common European Framework of References for Languages) standartlarından oluşan anket kullanılmıştır. Avrupa Dil Portfolyosu (ADP), Avrupa Konseyi, Dil Politikaları Birimi öncülüğünde geliştirilen anket eğitim süreçlerinde öğrenenlerin kendini özerk olarak değerlendirmesini amaçlayan 221 sorudan oluşmaktadır. Araştırmada elde edilen verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel yöntemleri olarak sayı, yüzde kullanılmıştır. Bağımsız gruplarda kategorik değişkenlerin oranları arasındaki farklar Kay-Kare ve Fisher Exact testleri ile analiz edilmiştir. Öğrenci ve öğreticilerin dil seviyesi algılarına yönelik araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre hem lise hem de üniversite öğrencilerinin çoğunluğunun dil seviyesi A1'in altındadır. Dil seviyesi A2 altı olanların oranı üniversite öğrencilerinde, dil seviyesi C2 altı olanların oranı lise öğrencilerinde daha yüksektir. Kadın öğrencilerin dil seviyelerinin erkek öğrencilerden daha yüksek olduğu araştırmanın bir diğer bulgusudur. Dil seviyesi A1 altı olanların oranı erkeklerde yüksektir. Dil seviyesi C2 altı olanların oranı ise kadınlarda daha yüksektir. Öğrencilerin sahip oldukları dil seviyeleri hem öğretmen hem de öğrenci algılarına göre anlamlı biçimde farklılaşmakta, Öğretmenin algıladığı dil seviyesine göre A1 altı oranı lise öğrencilerinde, dil seviyesi B2 altı olanların oranı üniversite öğrencilerinde daha yüksektir. Öğretmenin algıladığı dil seviyesi C1 altı olanların oranı üniversite öğrencilerinde yüksektir. Örneklemi oluşturan öğrencilerin CEFR seviyeleri açısından beklenilen düzeyde olmaması MEB öğretim programının gözden geçirilmesini gerekli kılmaktadır. Öğrencilerin ağırlıklı olarak A1 ve altı seviyede olmaları ve bu durumun hem lise hem de üniversite öğrencileri açısından gerçekleşmiş olması lise öğrenimi sonrasındaki yükseköğretim programlarındaki dil eğitimlerinin de yetersizliğini ortaya koymuştur. Bu açıdan bakıldığında yükseköğretim düzeyindeki dil eğitimleri de bu soruna çözüm üretecek şekilde yeniden yapılandırılmalıdır.
Öğretmenlerin öğretim programı okur-yazarlık düzeyleri, öğretim programına bağlılıkları, öğrenme-öğretme süreci yeterlilikleri ve başarı hedefleri arasındaki ilişkiler
Bu araştırmanın genel amacı öğretmenlerin program okuryazarlık düzeyleri, öğrenme öğretme süreci yeterlikleri, başarı hedefleri ve programa bağlılıkları arasındaki ilişkileri belirlemektir. Araştırma ilişkisel tarama ve yapısal eşitlik modeline göre yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini Afyonkarahisar ve Elâzığ il merkezlerinde görev yapan ilkokul, ortaokul ve lise öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmada öğretmenlerin program okuryazarlık düzeyleri, programa bağlılıkları, başarı hedefleri ve öğrenme öğretme süreci yeterliklerinin genel olarak yüksek olduğu tespit edilmiştir Bunun yanında öğretim programına bağlılık açısından kadın öğretmenlerin erkek öğretmenlere göre istatistiksel olarak anlamlı yüksek ortalamalara sahip olduğu görülmüştür. Başarı hedeflerinde ise erkek öğretmenler lehine farklılaşmanın olduğu belirlenmiştir. Araştırmanın bulgularına göre öğretmenlerin program okuryazarlık düzeyleri ile programa bağlılıkları ve öğrenme öğretme süreci yeterlikleri arasında pozitif yönlü orta düzey, başarı hedefleri arasında ise pozitif yönlü düşük düzeyde anlamlı ilişki olduğu belirlenmiştir. Bunun yanında öğretmenlerin öğretim programına bağlılıkları ile öğrenme öğretme süreci yeterlikleri arasında da pozitif yönlü orta düzey anlamlı ilişki tespit edilirken programa bağlılık ve başarı hedefleri arasında anlamlı ilişkinin olmadığı belirlenmiştir. Araştırmada tespit edilen ilişkiler ve alanyazından yola çıkılarak bağımlı değişkenlerin aracılık(mediatör değişken) etkisinin olup olmadığı araştırılmıştır. Program okuryazarlık ile programa bağlılık arasında öğrenme öğretme süreci yeterliklerinin aracılık etkisinin olduğu belirlenmiştir. Bunun yanında program okuryazarlık ile programa bağlılık arasında başarı hedeflerinin aracılık etkisinin bulunmadığı da araştırmanın bir başka bulgusudur. Araştırmada öğrenme öğretme süreci yeterlikleri ve başarı hedeflerinin program okuryazarlık düzeyleri üzerinden öğretim programına bağlılığa etkisini ölçen model kurulmuştur. Uyum kriterlerine göre modelin mükemmel uyum gösterdiği belirlenmiştir. Ayrıca öğretmenlerin öğrenme öğretme süreci yeterlikleri ile başarı hedefleri program okuryazarlık becerileri üzerinden programa bağlılığı etkilediği belirlenmiştir. Program okuryazarlık becerilerinde kıdem yükseldikçe becerilerin düştüğü belirlenmiştir. Kıdemli öğretmenlere program okuryazarlık konularında seminer verilebilir. Ayrıca öğretmenlerin program okuryazarlık becerileri programa bağlılığı etkilediğinden öğretmenlere program okuryazarlığı konusunda seminer, hizmet içi eğitim, çalıştay verilmesi programa bağlılığı, dolayısıyla öğretim programlarının amacına ulaşmasına önemli katkı getireceği düşünülmektedir.
Lise öğretmenlerinin yenilikçi pedagoji uygulamalarının öğretme motivasyonları ile ilişkisi
Bu araştırmanın amacı, farklı lise türlerinde görev yapan öğretmenlerin yenilikçi pedagoji uygulamalarının öğretme motivasyonlarına etkisini incelemektir. Araştırma, ilişkisel tarama modeline dayalı olarak gerçekleştirilmiştir. Elazığ ilindeki liselerde görev yapan 3191 öğretmen, araştırmanın evrenini oluştururken, tabakalı örnekleme yöntemiyle seçilen 342 öğretmen ise araştırmanın örneklemini temsil etmektedir. Araştırmaya katılan öğretmenlerin yenilikçi pedagoji uygulamalarına ilişkin görüşleri ile öğretme motivasyonları arasındaki ilişkiyi belirlemek için "Öğretmenler İçin Yenilikçi Pedagoji Uygulamaları Ölçeği" ve "Öğretme Motivasyonu Ölçeği" adlı iki farklı ölçek kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS paket programıyla analiz edilmiştir. Araştırmanın istatistiksel analizi sonucunda, öğretmenlerin dışsal motivasyon boyutunda kadın öğretmenler lehine anlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir. Ancak yenilikçi pedagoji uygulamalarına yönelik görüşlerin cinsiyete göre anlamlı biçimde farklılaşmadığı görülmüştür. Kıdem değişkeni, öğretme motivasyonu ölçeğinin dışsal motivasyon alt boyutunda ve motivasyon toplam alt boyutlarında anlamlı düzeyde farklılaşmıştır. Ayrıca, öğretmenlerin mezun oldukları fakülte, öğrenim durumu, çalışma durumu ve çalıştıkları okul türleri ile öğretme motivasyonları ve yenilikçi pedagoji uygulamalarına yönelik görüşleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir.
Yaratıcı drama temelli akran zorbalığını önleme programının okul öncesi öğrencilerin zorbalık davranışlarına etkisi
Bu araştırmanın amacı yaratıcı drama temelli akran zorbalığını önleme programının (YDTAZÖP) okul öncesi öğrencilerin zorbalık davranışlarına etkisini incelemektir. Araştırma, nicel ve nitel araştırma verilerinin bir araya getirilip incelendiği açımlayıcı karma araştırma deseni ile yürütülmüştür. Araştırmanın nicel boyutunda genel tarama ve ön test – son test kontrol gruplu yarı deneysel desenlerinden yararlanılmıştır. Araştırmanın evreni 2021-2022 öğretim yılında Diyarbakır merkez ilçelerinde bulunan bağımsız anaokullarında öğrenim gören 60-72 aylık okul öncesi öğrencilerinden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise Diyarbakır'da merkez ilçelerde bulunan 9 bağımsız anaokulunda öğrenim gören okul öncesi öğrencileridir (n=930). Bu örneklem içerisinden zorbalık puan ortalamaları yüksek ve birbirine denk olan iki grup (n1=23, n2=23) deneysel çalışma için seçilmiştir. Ön test ve son testlerde okul öncesi akran zorbalığı ölçeği öğretmen formu ile zorba ve kurban çocuk davranışlarını değerlendirme formu kullanılmıştır. Araştırmanın deneysel işlem süreçlerinde sınıf içi akran zorbalığı davranışları gözlem formu ve YDTAZÖP haftalık etkinlik değerlendirme formundan yararlanılmıştır. Deneysel işlem sonrasında yapılandırılmış YDTAZÖP değerlendirme görüşme formu da veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Araştırmada deney ve kontrol gruplarının ön test ve son test ölçümlerinin ortak etkisinin değerlendirilmesi için deney ve kontrol gruplarının ön test ve son test puanları arasındaki farka dayalı bir karşılaştırma çözümlemesine gidilmiştir. Fark değişkeni gruplara göre parametrik olmayan test tekniklerinden Mann-Whitney U testi ile çözümlenmiş ve .05 önem düzeyinde istatistiksel anlamlılık yorumlanmıştır. Bu araştırmada YDTAZÖP haftalık etkinlik değerlendirme formu ve yapılandırılmış YDTAZÖP değerlendirme görüşme formundan elde edilen veriler, içerik analizi yöntemi ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucuna göre her beş sınıftan yaklaşık birinde çeşitli türde (fiziksel, ilişkisel ya da sözel) zorbalığın olduğu görülmüştür. Bu araştırmada YDTAZÖP deney grubunun zorba-kurban çocuk davranış genel puanına istatistiksel olarak anlamlı ölçüde olumlu etki etmiştir. Bunun yanı sıra pasif-zorba çocuk davranışları alt boyutunda etkili olmuştur ve tüm ölçme araçlarında deney grubunun okul öncesi akran zorbalığı seviyesinin azaldığı görülmüştür. Araştırmanın nitel sonuçlarına göre programın; iletişim, empati, kendini ifade, sosyal beceriler, beden farkındalığı, başkasına saygı duyma ve duygu farkındalığı becerilerinin gelişimini desteklediği görülmüştür. YDTAZÖP'ün zorba, mağdur ve izleyici öğrencileri olumlu etkilediği, sınıf içinde her üç zorbalık türünün de azaldığı sonucuna ulaşılmıştır. Deney grubu öğretmenine göre YDTAZÖP öğrencilerde zorbalık davranışlarını azaltmıştır.
Yabancı dil kaygısının meta analiz yöntemiyle araştırılması
Bu çalışma, yabancı dil kaygısının akademik başarı üzerindeki genel etkisini ve belirlenen moderatör değişkenler açısından etkisini meta analiz yöntemi ile değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Araştırma problemi çerçevesinde, hem yurtiçi hem de yurtdışı literatürde bulunan çalışmaları inceleyerek, bağımsız değişkenler, kullanılan yöntem, veri toplama aracı, yaş, sınıf düzeyi ve örneklem büyüklüğü gibi moderatör değişkenler açısından genel bir görüş elde etmek hedeflenmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular, yabancı dil kaygısının öğrencilerin dil başarısı üzerinde anlamlı ve negatif bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Elde edilen etki büyüklüğü (-0.30), kaygının başarı üzerindeki etkisinin orta düzeye yakın olduğunu işaret etmektedir. Çalışmaya ait diğer verilerden, p değeri 0.00 olup 0.05'ten küçük olduğu için bu bulgu istatistiksel olarak anlamlıdır. Standart hata, etki büyüklüğünün tahminindeki belirsizliğin bir ölçüsüdür. Standart hata ne kadar küçükse, tahmin edilen etki büyüklüğü o kadar güvenilir olur. Bu durumda, standart hata 0.02'dir; bu da etki büyüklüğünün oldukça kesin bir tahmin olduğunu gösterir. %95 güven aralığı, etki büyüklüğünün gerçek değerinin %95 olasılıkla bu aralıkta olduğunu gösterir. Etki büyüklüğünün gerçek değeri %95 olasılıkla -0.35 ile -0.26 arasında yer almaktadır. Güven aralığı, etki büyüklüğünün kesinliğini değerlendirmenin bir başka yoludur. Eğer güven aralığı sıfır değerini içermezse, bu durumda etki büyüklüğünün sıfırdan anlamlı derecede farklı olduğu söylenebilir. Bu güven aralığı -0.35 ile -0.26 arasında olduğundan, etki büyüklüğünün sıfırdan anlamlı derecede farklı olduğunu göstermektedir. Moderatör degişkenler açısından sonuçlara göre, yıl değişkeninin modelde anlamlı bir etkisinin olmadığı belirlenmiştir (p değeri 0.20). Literatürde yıl değişkeninin etkisinin araştırıldığı çalışmalar sınırlıdır. Örneklem büyüklüğünün modelde anlamlı bir etkisi olduğu (p değeri <0.0001) ve bu bulgunun istatistiksel olarak son derece anlamlı olduğu belirlenmiştir. Standart hata düşük ve güven aralığı dardır, bu da tahminin yüksek doğrulukta olduğunu gösterir. Z değeri çok yüksektir, bu da örneklem büyüklüğünün model üzerinde güçlü bir etkisi olduğunu gösterir. Örneklem büyüklüğünün model üzerindeki etkisi literatürde geniş çapta desteklenmektedir. Sınıf düzeyi değişkeni açısından, yabancı dil kaygısının dil başarısı üzerindeki etkisi anlamlı bir fark göstermemektedir (p değeri 0.53). Hem lise hem de üniversite düzeyindeki öğrencilerde, dil kaygısının başarı üzerinde negatif bir etkisi olduğu görülmektedir, ancak bu etki düzeyleri arasında anlamlı bir fark bulunmamaktadır. Yayın türüne göre yapılan çalışmalarda, yabancı dil kaygısının dil başarısı üzerindeki etkisi arasında anlamlı bir fark bulunmamaktadır (p değeri 0.75). Hem makalelerde hem de tezlerde, dil kaygısının başarı üzerindeki etkisi negatif ve benzer düzeydedir. Farklı kaygı türlerinin dil başarısı üzerindeki etkilerini incelediğimizde, dinleme kaygısının en yüksek negatif etkiye sahip olduğu görülmektedir. Ancak, p değeri 0.12 olup 0.05'in üzerinde olduğu için bu fark istatistiksel olarak anlamlı değildir. Genel olarak, tüm kaygı türlerinin başarı üzerindeki etkisi negatiftir, ancak dinleme ve test kaygıları daha belirgin negatif etkiler göstermektedir.Farklı kaygı türlerinin (dinleme kaygısı, test kaygısı vb.) akademik başarı üzerindeki etkilerini ayrıntılı incelemek, hangi kaygı türlerinin daha fazla müdahale gerektirdiğini belirlemeye yardımcı olabilir. Uzunlamasına çalışmalar yapmak, kaygının zaman içindeki değişimini ve uzun vadeli etkilerini anlamak için önemlidir. Yabancı dil kaygısını azaltmaya yönelik etkili müdahale programları geliştirmek ve bu programların etkinliğini değerlendirmek de önem taşır. Müdahale programları, kaygıyı azaltarak öğrencilerin dil öğrenme başarılarını artırabilir. Farklı eğitim seviyelerindeki (ilkokul, ortaokul, lise ve üniversite) öğrenciler arasında kaygının etkilerini karşılaştırarak, hangi seviyelerde daha fazla destek gerektiğini belirlemek yararlı olacaktır. Öğretmenlerin yabancı dil kaygısını tanıma ve yönetme konusunda eğitilmesi de önemlidir. Öğretmenler, kaygıyı azaltıcı stratejiler kullanarak öğrencilerin öğrenme süreçlerini destekleyebilirler. Teknolojik araçlar ve dijital platformlar da kaygıyı azaltmada etkili olabilir. Örneğin, sanal gerçeklik (VR) gibi teknolojiler, öğrencilerin dil öğrenme ortamlarında daha rahat hissetmelerine yardımcı olabilir. Son olarak, öğrencilerin kaygı deneyimlerini ve ihtiyaçlarını anlamak için niteliksel araştırmalar yapmak da önemlidir. Öğrenci görüşlerine dayalı olarak geliştirilen stratejiler daha etkili olabilir. Bu öneriler, yabancı dil kaygısının akademik başarı üzerindeki etkilerini daha iyi anlamak ve bu kaygıyı azaltarak öğrencilerin dil öğrenme süreçlerini desteklemek için yol gösterici olacaktır. Anahtar Kelimeler:Kaygı,Yabancı Dil Kaygısı,Başarı,Performans
Ortaokul öğrencilerinin matematik öz yeterlik, kaygı, matematik başarı puanları ve matematiğe yönelik tutumları arasındaki ilişkilerin belirlenmesi
Bu araştırmanın amacı ortaokul öğrencilerinin matematik kaygısı, öz yeterliği, matematiğe yönelik tutumları ve matematik başarı puanları arasındaki ilişkileri belirlemektir. Çalışma, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeline göre yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini Elazığ il Merkezinde öğrenim gören 740 ortaokul öğrencisi oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak "Matematik Tutum Ölçeği" ve "Matematik Öz Yeterliği ve Kaygısı Ölçeği" kullanılmıştır. Veri toplama aracının uygulanması ile toplanan veriler analiz edilmiş, ölçeğin boyutları ve geneli çeşitli bağımsız değişkenler açısından karşılaştırılmıştır. Bu kapsamda öncelikle Levene testi ile dağılımın homojen olup olmadığına bakılmış, dağılımın homojen olduğu durumlarda Bağımsız Gruplar T testi veya Tek Yönlü Varyans analizi, dağılımın homojen olmadığı durumlarda ise varyansların homojen olmadığı t testi ve Kruskall Wallis H testine göre analiz yapılmıştır. Grup ortalamaları açısından istatistiksel olarak anlamlı farkın olduğu durumlarda etki büyüklükleri hesaplanmıştır. Çalışmada öğrencilerin matematik dersine yönelik tutum, kaygı ve öz yeterlikleri öğrenim görülen okul, sınıf düzeyi, önceki yılın matematik notu, matematik dersine ilişkin duygu durumu ve öğretmenin cinsiyeti değişkenlerine göre karşılaştırılmıştır. Araştırma sonucunda ilgi, kaygı, çalışma, gereklilik, öz yeterlik boyutları ile ölçeklerin genelinde matematik dersine yönelik duygusunu "Seviyorum" şeklinde ifade eden öğrenciler lehine anlamlı fark gözlenmiştir. Ölçekler ile boyutları matematik öğretmeninin cinsiyetine göre incelendiğinde ise ilgi, kaygı, öz yeterlik boyutlarında ve matematiğe yönelik tutum ölçeğinin genelinde erkek öğretmenler lehine, matematik kaygısı boyutunda ise kadın öğretmenler lehine anlamlı fark belirlenmiştir. Ayrıca matematik başarı puanı ile ilgi, kaygı, çalışma, gereklilik, öz yeterlik, matematik tutum ölçeğinin geneli ve matematik öz yeterliği ve kaygısı ölçeğinin geneli arasında pozitif yönlü anlamlı, matematik başarı puanı ile matematik kaygısı arasında negatif yönlü anlamlı, öz yeterlik boyutu ile matematik kaygısı arasında negatif yönlü anlamlı ilişki olduğu görülmüştür. Ölçekler ile boyutları arasındaki en yüksek korelasyon matematik tutum ölçeğinin geneli ile ilgi boyutu arasında, en düşük korelasyon ise matematik başarı puanı ile matematik öz yeterliği ve kaygısı ölçeğinin geneli arasında hesaplanmıştır. Araştırmamızın bulguları sonucu matematik eğitiminde öğrencilerin öz yeterlik inançlarının öğrenme-öğretme süreci açısından önemli bir rol oynadığına dair güçlü kanıtlar bulunmaktadır. Bu doğrultuda, öğretim programlarının öğrencilerin matematiksel öz yeterliklerini geliştirmeyi hedefleyecek şekilde yapılandırılması önerilmektedir. Bu çalışmada öğrencilerin matematiğe yönelik tutum, kaygı ve öz yeterlikleri ele alınmış, ancak bu değişkenlere sebep olabilecek konular incelenmemiştir. Öğrencilerin matematiğe yönelik tutum, kaygı ve öz yeterliklerinin gelişmesinde en çok etkili olabilecek konuların belirlenmesi ve bu duruma sebep olan faktörlerin derinlemesine araştırılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Matematik Öz Yeterlik Algısı, Matematik Kaygısı, Matematiğe Yönelik Tutum, Matematik Ders Başarısı
Tercüme Kaygısı Ölçeğinin geçerlik ve güvenirliği
Bu araştırma tercümanlık eğitimi gören öğrenciler için geliştirilmiş Tercüme Kaygısı Ölçeğinin (Interpreting Anxiety Scale) geçerlik ve güvenirlik çalışmalarını yapmayı amaçlamaktadır. Araştırmanın evrenini üniversitelerin İngilizce Öğretmenliği bölümünde okuyan dördüncü sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Ölçeğin geçerlik ve güvenirlik çalışmaları Türkiye'de bulunan beş farklı üniversiteden toplam 244 lisans öğrencisinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemi kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. 20 maddeden oluşan 5'li Likert tipi ölçeğin yapı geçerliğini ölçmek için Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA) ve Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) ile istatistiksel analizler yapılmıştır. Elde edilen verileri analiz etmek için SPSS 26 paket programı ve AMOS Graphics kullanılmıştır. AFA'dan elde edilen bulgura göre, ölçeğin KMO katsayısı 0.722'dir ve Bartlett Küresellik Testi sonucu anlamlıdır (𝜒2 =744.286, sd=120, p=.000). Ayrıca ölçekten beş faktörlü bir yapı ortaya çıkmıştır. Faktörlerin toplam varyansın %68.65'ini açıkladığı tespit edilmiştir. Yapı geçerliğine ilişkin AFA ile elde edilen sonuçlar DFA ile doğrulanmıştır. DFA sonucunda uyum iyiliği değerleri χ2/sd 1.99, GFI .92, CFI .89 ve RMSEA .078 olarak bulunmuştur. Yapılan analizler sonucunda elde edilen uyum istatistiklerinin beklenen aralıklarda değer aldığı görülmüştür. Ölçeğin bütününe ilişkin güvenirlik katsayısının ise 0.70 olduğu ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak, öğrencilerin tercüme kaygısı düzeylerini belirmek amacıyla geliştirilen bu ölçeğin geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu söylenebilir.