Theses supervised by Prof. Dr. Mustafa Öztürk

31 theses · Yıldız Technical University, Çukurova University, Gazi University, Fırat University

Master'sOpen AccessTR

Yer seviyesi ozon kirliliğine neden olan parametrelerin İstanbul ili için incelenmesi

ÖZETEndüstrileşme ve taşıt sayısının artmasına paralel olarak havaya verilen kirletici miktarı daartmaktadır. Yer seviyesi ozonu ortama verilen bu kirleticilerden azot oksitler vehidrokarbonlar gibi birincil kirleticilerin güneş enerjisi eşliğinde fotokimyasal reaksiyonlarısonucu oluşmaktadır.Uzun yıllardır taşıtlar, endüstriyel tesisler ve evsel kaynaklar ozon öncü maddelerini havayavermektedirler. Ancak ozonun meydana gelmesi için gerekli olan güneş enerjisinin yazaylarında fazla olması, ozon kirliliğinin mevsimsel bir problem olarak yaz aylarındakarşımıza çıkmasına neden olmuştur.İstanbul'da yapılan ölçüm sonuçları da yaz sezonunda ozon seviyesinin yüksek olduğunugöstermektedir. Özellikle öğle saatlerinde ozonun maksimum seviyelerde olduğu ölçülmüştür.Akşam saatlerinde ise ozon tekrar düşüş göstermektedir.Bu çalışma kapsamında günümüzde gelişmiş ülkelerde sınır aşan bir kirletici parametre olaraktanımlanan ozonun oluşturduğu pik değerler incelenmiştir. Ozon konsantrasyonununartmasına neden olabilecek kirletici parametreler ile meteorolojik faktörlerin ilişkisinebakılarak ozonun farklı saatlerdeki davranışı incelenmiştir.Anahtar Kelimeler : İstanbul, Hava Kirliliği, Ozon, NOx, HC, Sıcaklık, Rüzgar Hızı, GüneşRadyasyonu.

Güler Tozsin
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2003
00
Master'sOpen AccessTR

Tavuk çiftliklerinden kaynaklanan gübre atıklarının incelenmesi ve uygun arıtma sisteminin önerilmesi

ÖZET Bu çalışmada, tavuk çiftliklerinden kaynaklanan atıkların bertarafi araştırılmıştır. Bu amaçla, anaerobik çürütme esasına dayanan biyogaz teknolojisi kullanılarak sistemin fizibilitesi değerlendirilmiştir. Türkiye'deki tavuk atıkları potansiyeline göre, üretim kapasitesi ve tavuk atıkları problemi nedeniyle Çorum ili için bir pilot çiftlik tasarlanmıştır. Birinci bölümde, biyogaz sisteminin Türkiye için önemi, çalışmanın kapsamı ve amacı kısaca açıklanmıştır. İkinci bölümde, biyogaz teknolojisinin ana kavramları (biyogazm özellikleri ve bileşimi, biyogaz sisteminin avantaj ve dezavantajları, biyogaz sistemi ile kompost teknolojisinin kıyaslanması, biyogaz üretim aşamaları ve biyogaz üretimi etkileyen ana parametreler) detaylı bir şekilde açıklanmıştır. Üçüncü bölümde, dünyadaki ve Türkiye'deki biyogaz tesisleri kısaca izah edilmiştir. Dördüncü bölümde, küçük ve büyük ölçekli biyo-reaktör tipleri detaylı bir şekilde incelenmiştir. Biyo-reaktör tiplerine göre, küçük ölçekli bir anaerobik çürütücü pilot çiftlik için en uygun çürütücü olarak göz önüne alınmıştır. Beşinci bölümde, biyogaz tesislerinin işletilmesi ve inşası incelenmiştir. Örneğin; ısıtma ve karıştırma sistemleri, gaz toplama ve çürütücü hacmi hesabı, günlük gaz üretiminin hesaplanması vb. kısaca açıklanmıştır. Altıncı bölümde, gazın ve gübrenin değeri açıklanmış ve aynı zamanda sulu atığın tarımsal uygulamalar için fizibilitesi değerlendirilmiştir. Yedinci bölümde, tavuk yetiştiriciliği (kümesler, gerekli ekipmanlar ve inşaat uygulamaları vb.) ve hayvan atıklarının özellikleri kısaca izah edilmiştir. Sekizinci bölümde, Çorum ilindeki tavuk atıkları incelenmiş ve Ankara yolu üzerindeki bir tavuk yetiştirme çiftliği için söz konusu biyogaz pilot tesisi tasarlanmıştır. Son bölümde, çalışmada elde edilen sonuçlar değerlendirilmiş ve açıklanmıştır. Önerilen biyogaz pilot tesisinin plan ve kesit çizimleri, çalışmanın en son kısmına Ek olarak ilave edilmiştir. Anahtar kelimeler : Biyogaz, anaerobik çürütme, gübre, tavuk atıkları, biyogaz reaktörü, biyogaz tesisi, biyo-reaktörler. xiii

Emel Entürk
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Hucurât Suresinin ahlâkî prensipler açısından tahlili

Bu çalışma, Hucurât suresindeki ahlâkî kuralların tespiti ve anahtar kavramların tahlilini içermektedir. Ahlâkî kurallar, özelde sure bağlamında, genelde ise Kur?an bütünlüğünde ele alınmıştır. Beş bölümden oluşan bu çalışmanın giriş kısmını oluşturan birinci bölümünde, ilkin tezin konusu, amacı ve araştırmada takip edilecek metot üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde, surenin genel özellikleri ve kavramsal çerçevesi çizilmiş olup, bu bağlamda surenin genel muhtevası, nüzûl ortamı ve muhtelif ayetlerin iniş sebeplerinden söz edilmiştir. Bu bölümdeki tespit ve değerlendirmeler sonucunda surenin sosyal birlikteliğe özel önem veren, asla ayrılık ve gayriliğe müsaade etmeyen bir anlatım içerisinde olduğu tespiti öne çıkarılmıştır. Üçüncü ve dördüncü bölümler çalışmanın ana gövdesini oluşturmaktadır. Bu iki bölümde, Allah ve rasûlüne karşı müminlerin tutum ve davranışları açısından bazı terbiye kuralları, ferdî ve toplumsal davranış hassasiyetleri ile kardeşlik vurgusu dile getirilmiştir. Ayrıca bu bölümlerde bir takım olumsuz davranışları ifade eden kavramların tahlili yapılmış; beşinci bölümde ise değerlendirme yer almıştır. Nazil olduğu zaman ve ortam göz önüne alındığında surenin konusu, o zamana kadar inen hükümlerin adeta derlenip toparlanarak Müslümanın özellikle sosyal yaşantısındaki ahlâkî uygulamalara dair açıklamalar ve yönlendirmelerden ibarettir. Anahtar Kelimeler: Hucurât, Ahlâk Prensipleri, Takvâ, Kardeşlik

AhlakAhlaki davranışHucurat suresi+4
Mehmet Çalışkan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Mu'tezilî müfessir Ebü'l Kâsım el-Kâ'bî'nin Kur'an ve yorum anlayışı

Bu çalışma Mu?tezilî müfessir Kâ`bî?nin Kur?an ve yorum anlayışını içermektedir. Üç bölümden oluşan çalışmanın birinci bölümünde öncelikle Kâ`bî?nin hayatı, eserleri ve Mu?tezile içindeki yerine dair bilgi verilmiştir. İkinci bölümde Kâ`bî?nin tefsir ve te?vil anlayışına değinilmiştir. Bu kapsamda onun filolojik yorumlarına ve Ulûmu?l-Kur?an?la (kıraat, nesh, mübhemâtü?l-Kur?an, müşkili?l-Kur?an) ilgili görüşlerine örnekleriyle birlikte yer verilmiştir. Üçüncü ve son bölümde ise Kâ`bî?nin kelâmî meselelerdeki yorumları incelenmiştir. Bu üç bölüm sonunda vardığımız sonuca göre Kâ`bî?nin kelâmî yorumları çoğunlukla mezhebine muvafıktır. Ancak bazı ayetlerin yorumunda mezhebine ters düştüğü yerler de olmuştur. Ayrıca Kâ`bî eserinde rivayete de yer vermiştir. Fakat nakle dayanan pek çok konuda içtihâdi hüküm vermiştir. Anahtar Kelimeler: Kâ`bî, Tefsir, Te?vil, Ulûmu?l-Kur?an

Elif Yazıcı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Kurtubi'nin tasavvuf ve işari yoruma bakışı

Bu çalışma EbûAbdillah el-Kurtubî'nin (ö. 671/1273) tasavvuf ve işarî yorum açısından el-Câmi li-Ahkâmi'l-Kur'an isimli tefsirindeki görüşlerinin tespit ve tahlilini içermektedir. Üç bölümden oluşan çalışmanın birinci bölümünde Kurtubî'nin hayatı, ilmî kişiliği ve eserleri hakkında bilgi verilmiştir. Yine bu bölümde tasavvuf ve işarî yorum kavramlarıyla ilgili olarak genel bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde öncelikle Kurtubî'nin tasavvufla ilgili genel bakış açısı üzerinde durulmuştur. Bunun ardından çeşitli ayetler çerçevesinde Kurtubî'nin işârî yorumları kabul veya ret etme gerekçesi açıklanmıştır. Daha sonra ise tasavvuf ve işarî yorum kaynakları tanıtılmıştır. Üçüncü bölümde ise Kurtubî'nin zühd, tevekkül, vecd, semâ, fütüvvet, velayet gibi tasavvufi kavramlarla ilgili görüş ve yorumlarına yer verilmiştir. Bu üç bölüm kapsamında Kurtubî'nin tasavvufî kavramlarla ilgili selefî bir tutumu yansıttığı ve bu kavramlarla ilgili olarak aşırı tutum ve davranışları eleştirdiği görülmüştür. Ayrıca Kurtubî'nin işârî yorumları da genellikle ayetin zahirine aykırı düştüğü gerekçesiyle kabul etmediği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kurtubî, tasavvuf, işârî yorum.

Ayşe Seda Tatar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Tefsirde İsrâiliyyât'ın kaynak ve bilgi değeri

Bu çalışma Yahudilik ve Hıristiyanlık gibi farklı din ve kültürlerden İslamî literatüre, özellikle de tefsir edebiyatına giren rivayetlere atıfla kullanılan İsrâiliyyât kavramı, bu kavramın anlam alanı, kaynak ve bilgi değeri gibi konuların incelenmesine dairdir. Beş bölümden oluşan çalışmanın giriş ya da birinci bölümünde konu, kapsam, yöntem ve temel başvuru kaynaklarıyla ilgili genel bilgiler sunulmuştur. İkinci bölüm İsrâiliyyât kelimesinin kökeni, anlam içeriği ve terimleşme/kavramlaşma sürecine tahsis edilmiş, bununla birlikte erken ve modern dönemlerde İsrâiliyyât algısı üzerinde durulmuştur. Çalışmanın üçüncü bölümünde İsrâilî rivayetlerin nakli konusundaki hadisler ve bu hadislere dayalı farklı görüşler ele alınmış, bu arada söz konusu görüşlerden hangisinin daha isabetli olduğu tartışılmıştır. Dördüncü bölümde, İsrâiliyyât'ın muhtemel kaynakları, ilk Müslüman nesillerin özellikle Yahudi ve Hıristiyan kültürleriyle irtibatları ele alınmış, bu bağlamda Kur'an'ın nazil olduğu dönemin Arap Yarımadası'ndaki Yahudi ve Hıristiyan varlığı hakkında bilgi, görüş ve değerlendirmeler sunulmuştur. Beşinci bölümde İsrâiliyyât'ın kaynak ve bilgi değeri meselesi ele alınmış, sonuç kısmında ise tespitler ve neticeler aktarılmıştır. Anahtar Sözcükler: İsrâiliyyât, tefsir, bilgi, kaynak, değer

Bilgi kaynaklarıEhl-i KitabHadis+6
Ertuğrul Döner
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Kur'an dilinde kasem (yemin) üslûbu

Bu çalışma özelde sure bağlamında genelde Kur'an bütünlüğünde kasemlerin ne anlama geldiği hususunun incelenmesini içermektedir Beş bölümden oluşan çalışmanın giriş ya da birinci bölümünde konu, kapsam, yöntem ve temel başvuru kaynaklarıyla ilgili genel açıklamalar yer almıştır. İkinci bölümde kasemin kavramsal ve dilsel çerçevesiyle kasemin çeşitleri üzerinde durulmuş, İslam öncesi dönemde Arap dili ve kültüründeki kasem geleneği incelenmiş, kasemin belli başlı konuları ele alınmıştır. Üçüncü bölümde Kur'an'da kasem üslubu içerisinde kasem edilenlerle ilgili örneklere yer verilmiş ve bu bağlamda Mekkî-Medenî surelerdeki kasem şekilleri mukayese edilmiş olup, bu bölümde Kur'an kıssalarındaki kaseme de yer verilmiştir. Dördüncü bölümde ise kasemin muhtemel sebepleri, hedefleri, neticeleri, Allah'ın kasem etme meselesine dair farklı yaklaşımlar tartışılmış, bu bölümde ayrıca kasemin fıkhî boyutuna da işaret edilmiştir. Beşinci bölüm sonuç kısmını içermektedir. Sonuç kısmında kasemin insanlık tarihinin başlangıcından itibaren insanlar ve toplumlar arasında güven ve itimat telkin etmek için dilsel iletişim ve etkileşim enstrümanı olduğu sonucuna varılmıştır. Bu cümleden olarak cahiliye döneminde insanlar kendilerince kutsal saydıkları herhangi bir şeyle yemin ederken, İslâmî dönemde yeminin sadece Allah'a yapılması istenmiştir. Allah'ın varlıklara yemini, dolaylı olarak Allah'ın zatına yemin olarak değerlendirilmiştir. Anahtar kelimeler: Kasem, yemin, hilf, üslub, cahiliye dönemi, Mekkî, Medenî

Cahiliye DönemiKur'an-ı KerimYemin+2
Mehmet Çalışkan
Çukurova University
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Ankaferd Blood Stopper'ın kemik dokusu iyileşmesi üzerine olan etkilerinin deneysel olarak incelenmesi

Oral ve maksillofasiyal bölgede, konjenital ya da geli?imsel malformasyonlar, travma, enfeksiyon gibi çe?itli nedenlerle kemik defektleri olu?abilmektedir. Olu?an kemik defektlerinin rekonstrüksiyonu modern cerrahinin en zor uğra?ılarından biri olarak kabul edilmektedir. Günümüze kadar pek çok ara?tırmacı kemik defektlerinin hızlı ve ba?arılı bir ?ekilde onarımını sağlamak amacıyla çe?itli çalı?malar yapmı?tır.Bu çalı?mada, lokal hemostatik ajan olan Ankaferd Blood Stopper? ın (ABS) kemik dokusu iyile?mesi üzerine olan etkilerinin histopatolojik ve immünohistokimyasal olarak değerlendirilmesi amaçlanmı?tır.Çalı?mada 24 adet Yeni Zelanda tipi beyaz erkek tav?an kullanılmı?tır. Tav?anların tibiasında, bilateral olarak 5 mm çapında 2 adet kemik defekti olu?turulmu?tur. Sol tibiadaki proksimal defekte ksenojenik kemik grefti (Bio-Gen Mix) ve ABS karı?ımı yerle?tirilmi?, distal defekte ise 0,1 cc ABS uygulanmı?tır. Sağ tibiada açılan proksimal defekte ksenojenik kemik grefti ve serum fizyolojik (SF) karı?ımı yerle?tirilmi?, distal defekte ise 0,1 cc SF uygulanmı?tır. 24 adet tav?an 4 e?it gruba ayrılarak, 7., 15.,30. ve 45. günde sakrifiye edilmi?tir. Elde edilen örnekler histopatolojik ve immünohistokimyasal olarak değerlendirilmi?tir.Yapılan histopatolojik değerlendirme sonucunda ABS uygulanan örnekler ile kontrol grubundaki örnekler arasında, kemik dolum miktarı açısından anlamlı bir fark bulunmamı?tır. ABS uygulanan örneklerde 15. günde inflamasyon düzeyinin daha dü?ük olduğu görülmü?tür. 7. ve 30. gün guplarında ABS uygulanan defektlerdeki endosteal kemikle?me miktarı daha yüksek bulunmu?tur. Hiçbir örnekte yabancı cisim reaksiyonuna rastlanmamı?tır. Yapılan immünohistokimyasal analizde ABS uygulanan örneklerdeki Vasküler Endotelyal Büyüme Faktörü (VEGF) ve Osteokalsin (OC) ekspresyonu anlamlı derecede yüksek bulunmu?tur.Anahtar Kelimeler: Ankaferd Blood Stopper, kemik iyile?mesi, ksenojenik kemik grefti, vasküler endotelyal büyüme faktörü, osteokalsin127

Ankaferd kanama durdurucuHistopatolojiKemik dokusu+7
Akın Öztemel
Gazi University · Institute of Health Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

İngiltere siyasi tarihi (1763-1815)

Bu çalışma kapsamında, İngiltere'nin 18. yüzyıl Avrupa'sında hegemon pozisyona yükseliş süreci incelenmektedir. Bu kapsamda, donanma kurumuyla adasal güvenliğin; ticaretin okyanuslara kaymasıyla denizelliğin; krallığın resmi ideoloji olarak benimsediği protestanlıkla, batı Avrupa coğrafyasından farklılaşan kimlik inşasının; hegemonyaya tesirleri tartışılmaktadır. Öncelikle, yapısal değişimleri tespit edebilmek adına Orta çağlara kadar Britanya Adaları Tarihi ana hatlarıyla değerlendirilmektedir. Ardından Erken modern dönemde İngiliz siyasal erkini oluşturan İngiliz Parlamentosu ve İngiliz Monarşisi'nin reformasyon süreciyle geçirdikleri dönüşüm ele alınmaktadır. Bunu yaparken, Stuart döneminden (17. Yüzyılın başından) itibaren; hanedan güvenliğini, siyasal erki ve dış politikayı biçimlendiren tehdit algılarından biri olan "Gizli Katolik" sorunu, Parlamento ve Monarşi'ye etkileriyle değerlendirilmektedir. Monarşi bahsinde veraset usullerinden olan "Şahsi Birlik" uygulaması, İngiliz dış politikasının kıta siyasetindeki etkinliğine tesirleriyle irdelenmektedir. Son olarak "Askeri-Mali devlet modeli"nin, İngiliz devlet mekanizmasında ne ölçüde yer edindiği konusu incelenmektedir. Bunu yaparken, devlet mekanizmasının ekonomik gücü maliye sistemi aracılığıyla ne etkinlikte toplayabildiği ve ordu-donanma kurumlarıyla devletlerarası ilişkilere zor kullanma gücü olarak ne ölçüde tahvil edebildiği irdelenmektedir.

18. yüzyılSiyasi tarihYakın Çağ+1
Ahmet Melih Aşan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Osmanlı idaresinde Şam'ın (Dimaşk) iktisadî vaziyeti (1800-1850)

Bu araştırma 1800 ve 1850 yılları arasında Şam Vilayeti'nin ekonomik durumu ile ilgilidir. Bu dönemde Şam'ın, üç farklı dönemin özelliklerini taşıdığını görmekteyiz. İlk dönem (1800-1831); Osmanlı fütuhatı ile başlayan Osmanlının geleneksel egemenlik dönemidir. Bu dönemde Şam, yabancıların her türlü etkisine kapalı kalmayı başarmıştı. O dönemde Şam Vilayeti bir Osmanlı vilayeti olmuştu. Şeriat temeline dayanan Osmanlı kanunları uygulanıyordu ve Osmanlı egemenliği çok etkiliydi. Böylece Şam, Avrupalılara karşı kapalı bir alan haline gelmişti. Bu dönemde vergiler, ticaret, fiyatlar incelenerek Şam'ın ekonomik yapısı ve halkın yaşam seviyesi ortaya konulmaya çalışılmıştır. İkinci dönem (1832-1840); Mehmet Ali Paşa'nın egemen olduğu dönemdir. Bu dönemde Şam Vilayeti'ne Mehmet Ali Paşa ve oğlu İbrahim Paşa hükmetmiştir. Yönetim ve ekonomi ile tarım sektörünü (dut ekimi) ve eğitimi etkileyen bir takım reformlar yapılmışsa da, Mehmet Ali Paşa hükümranlığı, Şam halkı ve Osmanlı Devleti için bir felaket olmuştur. İbrahim Paşa'nın Şam'a girmelerine izin verdiği konsoloslar aracılığı ile Avrupa'nın Şam Vilayeti'ne müdahalenin başlangıcı olarak kabul edilmişti. Sonuçta Fransa ve İngiltere'nin eline düşmesine yol açmıştır. Bu durum halk üzerinde olumsuz bir tepki yaratmıştı. Çünkü Avrupalıların Şam'a girmesiyle beraber, yerel halk ticarette olumsuz yönde etkilenmiştir. Üçüncü dönem (1840 – 1850) İbrahim Paşa sonrası dönem, Avrupalıların Şam üzerindeki kontrol dönemidir. Çünkü Mehmet Ali Paşa'nın ilerlemesine karşı Osmanlı Devleti Fransa, İngiltere ve Rusya'dan yardım almıştı. Bunun karşılığında ise tavizler vermek zorunda kaldı. Böylece, Şam ve Asitana'da bulunan konsoloslar devletin kurumlarına, okullarına ve yasalarına müdahale ederek, kontrol altında tutmaya başlamışlardır. İngiltere ve Fransa (1856 Islahat Fermanı) aracılığı ile Osmanlı Devleti'ne İslam hukuku ile bağdaşmayan kendi hukuk ve yasalarını dayatmak istemişlerdir. Bu durum özellikle Şam'da padişahın halk nezdindeki imajını sarsmıştır, saltanat ferman ve emirlerine karşı gelmeye sevk etmiştir. Anahtar Kelimeler: Osmanlı Devleti, Şam Vilayeti, İktisadi Durum, Ticaret, Vergi.

Devlet idaresiEkonomiEkonomik durum+4
Deaa Headr
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

İngiltere'nin Irak siyaseti (1798-1876)

Bu çalışmada, başta Başbakanlık Osmanlı Arşivi ve İngiliz Ulusal Arşivleri olmak üzere çeşitli arşivler ve araştırma merkezlerinde bulunan belgelerden istifade edilerek 1798-1876 yılları arasında Britanya İmparatorluğunun Irak bölgesinde yürüttüğü siyasî faaliyetler hakkında bilgi verilmeye çalışıldı. Bilindiği gibi söz konusu dönemde Irak, Osmanlı Devletine bağlı başta jeopolitik ve jeostratejik olmak üzere dinî, içtimaî ve kültürel açıdan oldukça önemli bir bölge idi. Bu özelliklerine ilave olarak farklı etnik unsurların ve semavi dinlerin bir arada yaşaması Irak'ın önemini daha da arttırmakta idi. İşte bu öneminden dolayı Osmanlı Devleti Irak'ı muhafaza ve yabancı devletlerin müdahalesini bertaraf etmek için hem kendisini temsilen hem İstanbul'da hem de Irak'ta görev yapan temsilcilerinin eliyle çeşitli politikalar yürüttü. Lakin 1789 yılında Fransız İhtilali ile başlayan ve kısa sürede tüm dünyayı etkisi altına alan milliyetçi ayaklanmalar Osmanlı Devleti dahilinde de meydana geldi. Bu ayaklanmaların bir türlü kontrol altına alınamayıp farklı bölgelerde ve bazen birkaç yerde aynı anda ortaya çıkması devleti XIX. yüzyıl boyunca bir hayli yıprattı. Bu ihtilal ortamında Irak bölgesi adeta kendi kaderine terk edildi. Hindistan Ticaret Yolunu güvenlik altına almak ve bu bölgeden Hindistan'a alternatif yollara sahip olmak isteyen İngiltere'nin; buraya sahip olarak İngilizleri buradan uzak tutmak isteyen ve İstanbul'a kadar sarkmak niyetinde olan Rusya'nın; İngilizlere kaptırdığı sömürgesi Hindistan'ı tekrar ele geçirmek ve İngilizlere burada darbe indirmek isteyen Fransa'nın; Şiî Mezhebi mensupları için Mekke ve Medine'den sonra en kutsal yerler olan Kerbela ve Necef gibi şehirlere sahip olmak ve Basra Körfezini tamamen ele geçirerek hem Osmanlı Devleti hem de diğer devletleri buradan uzaklaştırmak isteyen İran Devleti'nin çıkar çatışması içerisine girdikleri bir bölge haline geldi. Osmanlı Devletinin içinde bulunduğu çıkmaz durum, adı geçen bu devletlerin hem Irak hem de farklı coğrafyalarda kendi aralarındaki mücadelelerden istifade ile yalnızca Irak'taki menfaatlerini korumasının önünde bir engel olmakla kalmayıp aynı zamanda toprakları dahilindeki bölgelerde cereyan eden yıkıcı faaliyetleri bertaraf etmesine de mani oldu. Britanya İmparatorluğu Dünyanın muhtelif yerlerinde elde ettiği siyasî, dinî, kültürel ve ekonomik başarılarına paralel olarak Irak'ta da aynı kazanımlar elde etti. Bundan sonra Irak'ta İngiliz etkisini kırmak mümkün olmadı hatta tam aksine bu etki artarak devam etti. Burası I. Dünya Savaşı sırasında İngilizler tarafından işgal edildi ve manda devleti haline getirildi. 1921'de Monarşik Krallık kuruldu. Böylece manda rejimi yerini Krallığa bıraktı lakin İngilizlerin Irak üzerindeki kontrolü devam etti. 1958'de Irak Devleti kuruldu ve ilk Başbakan Abdülkerim Kasım oldu. Bu tarihten itibaren resmen bağımsız bir Irak Devletinden söz edilse de Irak üzerinde İngiliz tahakkümünün hiçbir zaman kalkmadığını söylemek mümkündür. Anahtar Kelimeler: Irak, Britanya İmparatorluğu, İngiltere, Hindistan Ticaret Yolu, Basra Körfezi

Basra KörfeziIrakTarih+3
Sungur Doğançay
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

I. Dünya Savaşı sonuna kadar Macaristan

Göçebe bir yaşam süren Macarlar yerleşik düzene 890 yıllarında Karpatlar Havzası'na gelmeleri ile geçmişlerdir. O nedenle bu dönem yurt tutuş evresi olarak da isimlendirilmiştir. Yaklaşık 1000 yıllarında Aziz István döneminde Hristiyanlığı benimseyerek buradaki varlıklarını pekiştirmişlerdir. XIV. yüzyıla gelindiğinde Türklerle karşılaşmışlar ve Mohaç yenilgisinin ardından Macar Devleti dağılmış ve üç parçaya ayrılmıştır. Topraklarının bir kısmı Osmanlı yönetimine, bir kısmı Avusturya yönetimine geçmiştir. Fakat Osmanlı Devleti'nin bölgede gücünü yitirmesiyle ondan kalan otorite boşluğunu ve Macaristan topraklarını Avusturya ele geçirmiştir. Fakat Avusturya İmparatorluğu'nun baskıcı sindirici politikaları Macarları ayaklanmaya itmiştir. Önce İmre Thököly, ardından da Ferenc Rákóczi önderliğinde iki defa ayaklandılarsa da başarılı olamamışlardır. Avrupa'da Fransız İhtilali'nin etkileri hızla yayılırken milliyetçi düşünceler de gittikçe kuvvetlenmiştir. Bu durumdan rahatsızlık duyan Avrupalı devletler, Fransız İhtilali'nin etkilerini hafifletmek amacıyla 1815'de Viyana Kongresi'ni gerçekleştirmişlerdir. Avrupa milliyetçilik akımı ile çalkalanırken, bağımsızlık ateşiyle yanan ve Avusturya'nın baskıcı yönetiminden usanan Macarlar 1848 yılında Lajos Kossuth önderliğinde ayaklanmışlardır. Tam muvaffakiyet elde edecekken Rusya'nın Avusturya'ya yardımı üzerine geri adım atmak zorunda kalmışlardır. Bundan sonra Macarlar 1867'de ikili monarşi kurulana dek kendi kabuklarına çekilmişlerdir. Dış politikada milliyetçi söylemlerin artması İtalya'nın ve Almanya'nın birliğini sağlaması Avusturya'nın gözünü korkutmuş, arkasını sağlama almak adına Macarlar'a ikili monarşi teklifinde bulunmuşlardır. Avrupa'daki çıkar çatışmaları ve yapılan çeşitli uluslararası anlaşmalar Avrupa'da bloklaşmalara neden olmuştur. Avusturya'nın Bosna Hersek'i işgal ve ilhakı ile büyük savaşın zemini hazırlanmıştır. Avusturya veliahdının bir Sırplı tarafından öldürülmesi sonucu Avusturya-Sırbistan Savaşı başlamış, diğer devletlerin de katılımıyla bir dünya savaşına dönüşmüştür. Savaşı Avusturya'nın da bulunduğu İttifak bloğunun kaybetmesiyle İkili monarşinin, milliyetçi düşüncelerin de tesiriyle parçalanma süreci hızlanmıştır. Yenilen devletlerin durumunu görüşmek üzere Paris Barış Konferansı toplanmış, yenilen devletlerle barış antlaşmaları imzalanmıştır. Bu kapsamda Macaristan ile de Trianon Antlaşması imzalanmıştır. Dağılmanın ardından Macaristan topraklarının ve nüfusunun yaklaşık 2/3'ünü kaybetmiştir. Kaybedilen topraklar, Çekoslavakya, Avusturya, Yugoslavya, Romanya, Ukrayna, İtalya ve Polonya'ya Paris Barış Konferansı neticesinde imzalanan antlaşmalarla verilmiştir.

AntlaşmalarDünya Savaşı IMacar tarihi+1
Muzaffer Şen
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

H. 1313 (1895-1896) tarihli Halep vilayet salnâmesi (çevriyazı ve değerlendirme)

Osmanlı Şehir Tarihinin araştırılmasında sâlnâmeler çok önemli yer tutar. Sâlnâmelerde şehirlerle ilgili idari yapı, ekonomik, tarihi, kültürel, askeri ve coğrafik bilgilere ulaşılması mümkündür. Osmanlı dönemindeki şehirlerde bulunan mahalleler köyler, haneler, nüfus, konuşulan diller, etnik yapı hakkında da önemli istatistiki bilgilere sâlnâmeler sayesinde ulaşılabilir.Osmanlı Devleti'nde sâlnâmelerin genel amacı; merkez idâreyle taşra, yönetenler ile yönetilenler arasında iletişim kurulması, halkın, kamu görevlilerinin ve daha başka iç ve hatta dış çevrelerin bilgilendirilmesine yardımcı olmaktır. Bu bilgiler aynı zamanda milletimizin ilgi alanının neden sadece Anadolu coğrafyası ile sınırlı olmaması gerektiğini en güzel şekilde göstermektedir. Ayrıca Osmanlı Devleti'nin kurduğu düzenin iyi anlaşılması için bu bilgiler ihtiyaç vardır.Çalışmamız temelini 1313 (M. 1885-1886) tarihli Haleb Vilâyet Sâlnâmesidir. yayınlanmış olan makalelerden, tezlerden, kitaplardan, ansiklopedilerden ve diğer materyallerden de faydalanılmıştır.Anahtar Kelimeler: Haleb, Vilâyet Sâlnâmeleri, Osmanlı

Halep SancağıOsmanlı DevletiOsmanlı Dönemi+2
Cem Akgül
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

İngiltere 1648-1763

Bu yüksek lisans tezi; 1648-1763 yılları arasında Britanya adaları tarihini ele almaktadır. Britanya Adaları Tarihini genel olarak ele alan çalışma, Britanya Adaları Tarihine genel bir perspektif sunma amacını taşımaktadır. Britanya Adaları coğrafyası, İlk halkları, Cermen Göçleri, Norman İstilası gibi Britanya tarihinin önemli gelişmelerinin yanı sıra İngiliz Hanedanları detaylı bir biçimde ele alınmıştır. Otuz Yıl Savaşları ve İngiliz İç Savaşı'ndan başlayarak Yedi Yıl Savaşları'na kadar Britanya Adaları Tarihi ve Avrupa Tarihine yönelik bir bakış açısı sunmaktadır.Anahtar Kelimeler: Britanya Adaları, Britanya Halkları, İngiltere İç Savaşı, Otuz Yıl Savaşı, Westfalya Barışı, Yedi Yıl Savaşları

Britanyaİngiltere
Ahmet Melih Aşan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye-Suriye ilişkileri (1954-1973)

Devletlerarası tarihi ilişkilerin öneminden hareketle, ?1954?1973? yılları arasında Suriye Türkiye ilişkilerinin tarihi iki ülkelerin arasındaki dünü ve bugünü bakımından önemlidir. Bu Tezin amacı, iki devletin, siyasi ve iktisadi durumu üzerine ?1973?1954? yılları arasındaki gelişmelere ışık tutmaktır.Bu konunun seçilmesinin sebebi, 1954'te başlayan dönemin önemine dayanır. Bu dönem, Suriye'de askeri inkılâpların son bulma dönemidir. Suriye'de, Başkan Şükri El-Kuvvetli'nin ve aynı şekilde Türkiye Başbakanı Celal Bayar'ın idareyi eline alması, aynı döneme rastlar. Ama dönemin sonu olan 1973 yılı, çağdaş Suriye tarihinde önemli bir yeri olan Ekim Savaşı dönemidir. Araştırmanın hedefi, iki Devlet için siyasi ve iktisadi gelişmeler üzerinde yoğunlaşmaktır yapmaktır.Tezin kaynakları, Şam'da bulunan El-Esed Kütüphanesindeki eserlere dayanmaktadır. Ayrıca Şam, Lazikiye ve Beyrut'taki kütüphanelerde bulunan eserlerden de faydalanılmıştır. Bunların dışında tezde resmi belgeler ve yayınlar ile yabancı kaynaklar da kullanılmıştır.Anahtar Kelimeler: Türkiye Suriye İlişkileri, Siyasi, Partiler, Devrimler, Ortadoğu

Siyasi gelişmelerSiyasi partilerSuriye+3
Deaa Headr
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı'nın ikmal ve iaşesi

Sanayi Devrimi sonrasında Avrupa'da görülen teknolojik gelişmeler, silah sanayinde de kendini gösterdi. Bu doğrultuda askeri hücum ve savunma sistemleri değişti. XIX. yüzyılın ikinci yarısına kadar savaş sistemi, kale gibi korunaklı savunma sistemine dayanmaktaydı. Ancak bu tarihten itibaren silah menzillerinin artması, buharlı makinelerin taşımacılık, üretim, vs. alanlarda kullanılmasıyla tabyalı tahkimat sistemine geçildi. Batıdaki teknolojik gelişmelerin gerisinde kalan Osmanlı Devleti, XVIII. yüzyıldan itibaren bu gelişmeleri yakından takip etmeye başladı. III. Selim döneminden itibaren askeri alanda yapılan ıslahatlar, halefi olan diğer padişahlar zamanında da devam ettirilmeye çalışıldı. Tamamı maaşlı askerlerden oluşan Asakir-i Mansûre-i Muhammediyye Ordusu kuruldu. Ancak mali yetersizlikler, eğitimli personel yetersizliği, art arda çıkan isyanlar ve savaşlardan dolayı ordu teşkilatı kuruluşunu tam olarak tamamlayamadı. Başta Rusya olmak üzere diğer büyük güçlerin Boğazlar ve sıcak denizlerdeki çıkarları, Osmanlı Devleti'nin dış politikasının belirlenmesinde önemli bir etken oldu. XIX. yüzyıldaki çıkar çatışmaları, Osmanlı ile Rusya'yı dört defa karşı karşıya getirdi. Bunların sonuncusu ve Osmanlı Devleti'nin varlığı açısından en önemlisi 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı idi. Rumî takvimde 1293 yılına denk geldiği için ?Doksanüç Harbi? olarak da bilinen bu savaş öncesinde, Rusya'nın kurnazca takip ettiği politika sayesinde Osmanlı Devleti siyasi ve askeri alanda diğer devletler tarafından yalnız bırakıldı. Savaşa çok önceden hazırlanan Rusya karşısında Osmanlı Devleti, askeri birliklerini ve gerekli levazımatı seri ve düzenli bir şekilde sevk edememesi, emir komuta zincirindeki kopukluklar, savaşın Yıldız Sarayından idare edilmesi gibi nedenlerden dolayı yenilgiye uğradı. Aynı zamanda hem nakit hem de toprak bakımından oldukça büyük kayıplara uğradı. Savaş nedeniyle Balkanlardan ve Kafkaslardan yapılan göçler ise ayrı bir sorun yarattı. Göçlerle birlikte savaşta kaybedilen topraklar nedeniyle, Osmanlı Devleti'nin Balkanlardaki varlığı büyük oranda yok oldu. Osmanlı Devleti'nin toprak bütünlüğünden yana olan büyük güçler, bu tavırlarını değiştirdiler. Bu tarihten itibaren Osmanlı toprakları, pastadan en büyük payı kapmak isteyenlerin mücadele alanı oldu.Bu çalışma Osmanlı Devletinin yıkılmasını tetikleyen ve yeni kurulan Türkiye Cumhuriyetinin dış politikasını belirleyen, Osmanlı'nın en yıkıcı savaşlarından bir tanesinin kaybedilmesinin altında yatan lojistik sorunlara eğilmektedir.Anahtar Kelimeler: 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı, Büyük Güçler, Askeri, İkmal, İaşe

Osmanlı DevletiOsmanlı-Rus SavaşıRusya+3
Yüksel Bayıl
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Cihan Tarihinin Umumi Hatları,4.cilt(Çeviri Yazı)

Cihan tarihinin umumi hatları adlı eserde 17, 18. ve 19. yy kapsayan dönemin siyasi etkileri, devletlerin değişimleri haritalarla da desteklenmenin dışında dönemin değişen edebiyet, resim, müzik ve teknolojik gelişmelerde geniş bir şekilde ele alınmıştır. Bu kitabı çevirmemizdeki amaçlardan biride dünya devletlerinin bir bütün olduğunu her devletin bu bütünün parçası olduğunu ve bu bütünü anlayabilmek için parçaların tek tek bilinmesi gerektiğini belirtmektir. Avrupa tarihini bilmek kavramak kendi tarihimizi daha iyi anlamamıza sebep olacaktır Anahtar Kelimeler: Dünya, Avrupa, Gelişme

17. yüzyıl18. yüzyıl19. yüzyıl+6
Burcu Uygur
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Cihan Tarihinin Umûmî Hatları

Cihan Tarihinin Umûmî Hatları adlı eser, xx. yy'ın başlarında meydana gelen Cihan Harbinin toplumların ekonomik, sosyal ve siyasi yapısında meydana getirdiği büyük değişimin doğurduğu yeni yapıdaki milletlerarası münâsebetleri anlatmaktadır. Eserde bütün egemenlikler, tek bir egemenlik içinde eritilmezse, milliyetlerin üstünde bir güç yaratılmazsa dünyanın yok olacağı belirtilmektedir. Ayrıca insanlar kendi ortaya çıkardıkları şeyler altında ezilmek itemiyorlarsa er geç federal bir dünya devleti altında birleşmelidirler. Dünya tarihini ve siyasetini bilmek tarihimizi daha iyi anlamamızı sağlar. Anahtar Kelimeler: Dünya, Federal, Egemenlik, Gelişme, Savaş.

Cihan Tarihinin Umumi HatlarıDünyaDünya Savaşı I+4
Demet Göler
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

1302 (1885/1886) tarihli Mesele-i Mısriyye defteri (Çeviriyazı ve değerlendirme)

Osmanlı Devleti'nin hâkimiyetindeki Mısır, 19. yy'da hızlanan sömürge yarışı neticesinde İngilizler tarafından işgal edilmiştir. Bu duruma diğer Avrupalı devletlerin tepkisi de farklı olmuştur. İngiltere'nin işgalinden sonra Mısır'ın tahliyesi için görüşmeler başlamıştır. Görüşmelere ait yazışmaların kaydedildiği 1885 (H.1302) tarihli defterin meseleye dair bilgiler vermesi onu önemli kılmaktadır. Osmanlı Devleti'nin son dönemindeki gelişmeler günümüzü etkilediği gibi geleceğimizi de etkileyecektir. Bu bakımdan defterin çeviri-yazı ve değerlendirilmesinin yapılması önemlidir. Anahtar Kelimeler: Osmanlı Devleti, İngiltere, Mısır, Sömürgecilik, İşgal

MısırOsmanlı DevletiSömürgecilik+4
Fatih Özçelik
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Titanyum bariyer ve greft materyallerinin yönlendirilmiş kemik rejenerasyonu üzerine etkisinin deneysel olarak incelenmesi

Bu çalışmada; yönlendirilmiş kemik rejenerasyonu üzerine titanyum bariyer, pıhtı ve greft materyalleri gibi farklı uygulamaların etkinliklerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır.Çalışmada, 3-3,5 aylık 36 adet Yeni Zellanda tipi beyaz erkek tavşan kullanılmıştır. Dört farklı çalışma grubu oluşturulmuştur. Dört gruptan birincisine herhangi bir materyal yerleştirilmeyip sadece titanyum bariyer yerleştirilmiştir. İkinci gruba periferden elde edilen kan titanyum bariyere enjekte edilip, pıhtı şeklinde kemiğe yerleştirilmiştir. Üçüncü gruba ksenogreft olan OsteoBiol® Apatos mix (Tecnoss, Giaveno, Italy) titanyum bariyerle yerleştirilmiştir. Dördüncü grupa trikalsiyum fosfat Ostrix®-B (Tesla AG, Gunten, Switzerland) titanyum bariyerle yerleştirilmiştir. Cerrahi işlem sonrası 15., 30. ve 90. günde denekler sakrifiye edilerek, histopatolojik ve histomorfolojik olrak değerlendirilmişlerdir.Sonuç olarak YKR tekniği kullanılarak farklı uygulamalarla yeni kemik oluşumu sağlanmıştır. Yeni mineralize kemik miktarı ve dolum yüzdesinin dört grup için benzer olduğu ve aralarında anlamlı bir fark bulunmadığı görülmüştür. 90. günde elde edilen yeni doku yüksekliği ortalama değerleri; gruplar arasında anlamlı bir fark olmadığını göstermiştir.

Kemik rejenerasyonuKemik ve kemiklerTitanyum+2
Esma Boysan
Gazi University · Institute of Health Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

XIX. yüzyılda Avrupa devletlerinin Balkan politikası

19. yüzyıl Avrupa dış politikasının Akdeniz ve çevresinde özellikle 1870'lerden sonra Balkanlar'da şekillendiği bir yüzyıldır. Bu yüzyılda Milliyetçilik cereyanları ile başlayan isyanlar, sömürgecilik zihniyeti ile hareket eden Avrupalıların temel silahı olmuştur.Bu çalışmada Avrupa devletlerinin 19. yüzyıl Balkan politikası ile ilgi genel bir tablo oluşturulmak istenmiştir. Balkanlar'da büyük devletlerin menfaat çatışması, sıcak denizlere inmek isteyen Rusya'nın faaliyetleri, onu durdurmak isteyen ve Akdeniz hâkimiyetini elinde tutmaya çalışan İngiltere'nin takip ettiği siyaset; birliğini yeni tamamlayan Almanya'nın Avrupa'da sükûneti sağlama çabaları ve bu olmayınca da Osmanlı İmparatorluğu'na ve Avusturya'ya yakınlaşması ve Balkan politikaları üzerinde durulmuştur. Çalışma sürecinde, Rusya'nın Balkan politikası üzerinde önemli ölçüde çalışmanın olduğu ve olaylara genelde Rusya ya da onun karşısında duran İngiltere cephesinden bakıldığı ya da Balkan uluslarının ayrılış süreçlerinin ayrı ayrı ele alındığı tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Balkanlar, Panslavizm, Balkan isyanları, Milliyetçilik akımı, Sömürgecilik, Şark Meselesi, Avrupa'nın Balkan Politikası

19. yüzyılAvrupa ülkeleriBalkanlar+2
Umran Gökyer
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

27 numaralı Adana Şer'iyye sicili H.1160 / M.1747

ÖZET Yüksek Lisans Tezi 27 Numaralı Adana Şer'iyye Sicili Sevim YAŞA Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Bölümü 2004, Sayfa: VII+134 Hazırlamış olduğumuz 27 Numaralı Adana Şer'iyye Sicili H. 1160 (M. 1747) yılındaki belgeleri kapsamaktadır. Bu dönemde Adana bir eyalettir. Adana Eyaleti'nin en üst Ehl-i Şer' görevlisi kadı, en büyük Ehl-i Örf görevlisi vali idi. Bu çalışmada 27 Numaralı Adana Şer'iyye Sicilini tanıttıktan sonra belgelerin özetleriyle transkripsiyonlarını verdik, en son kısımda ise belgelerin genel bir değerlendirmesini yaptık. Anahtar Kelime: Adana, Şer'iyye Sicili, Kadı.

18. yüzyılAdanaKadı+3
Sevim Yaşa
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
DoctorateOpen AccessTR

Batı cephesi'nin ikmal ve iaşesi (1919-1922)

Türk Millî Mücadelesi bir bütün olarak yeniden doğuşun ifadesidir. Bu Mücadele XX. yüzyılın en önemli tarihi şahsiyeti olan Mustafa Kemal Paşa'nın önderliğinde, Avrupa' nın en güçlü ordular ma karşı başlatılmış zorlu bir mücadeledir. İşgalci güçlere karşı yapılan Millî Mücadele'nin her safhası Türk nesillerine dünü, bugünü ve yarını çok iyi değerlendirmesi gereken ibret verici gerçeklerle doludur. Bu gerçeklerden en önemlisi de cephe gerisi hizmetleri içeren ikmal ve iaşe konusudur. Çünkü bu savaş, Mustafa Kemal Paşa'nın, savaşları artık ordular değil milletler yapar, gerçeğinden yola çıkarak başlattığı, Türk Milleti'nin maddi ve manevi kaynaklarıyla ordusu için seferber olduğu ve tarihimize, Ordu-Millet bütünleşmesi'nin en güzel örneği olarak geçtiği bir savaştır. Bu çalışma, Türk Milleti'nin maddi ve manevi kaynaklarıyla harekete geçirilmesini sağlayan Batı Cephesi'nin ikmal ve iaşesi adıyla geçen bir dizi yükümlülüklerin, hazırlanışım ve uygulanışını kapsamlı olarak inceleyen bir çalışmadır. Anahtar Kelimeler: Batı Cephesi, Millî Mücadele, İkmal ve İaşe.

Askeri birliklerAskeri teşkilatBatı Cephesi+3
Feyzullah Ezer
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

857 numaralı Ankara Şer'iyye sicili H.1195-1196/M.1781-1782

İncelemiş olduğumuz 857 numaralı Ankara Şer'iyye Sicili H.1 195-1 196 (M. 1781-1782) yıllan arasındaki olayları içeren belgelerden oluşmaktadır. Bu dönemde Ankara Anadolu Eyaleti'ne bağlı bir "sancak" merkezi idi Ankara Sancağı'nın, en üst ehl-i örf görevlisi mutasarrıf, en üst ehl-i şer' görevlisi kadı idi. Hazırlamış olduğumuz çalışmada 857 numaralı Ankara Şer'iyye Sicilini tanıttıktan sonra belgelerin özetleriyle transkripsiyonlarını verdik, en son kısımda ise belgelerin genel bir değerlendirmesini yaptık. Anahtar Kelimeler: Ankara, Sancak, Şer'iyye Sicili

18. yüzyılAnkaraOsmanlı Devleti+2
Asuman Uzun
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00

Other supervisors