Theses supervised by Prof. Dr. Songül Sonay Güçray

12 theses · Çukurova University

DoctorateOpen AccessTR

Öğretmenlerde tükenmişliğin akılcı olmayan inançlar ve mesleki bazı değişkenlere göre yordanması

ÖZET ÖĞRETMENLERDE TÜKENMİŞLİĞİN AKILCI OLMAYAN İNANÇLAR VE BAZI MESLEKİ DEĞİŞKENLERE GÖRE YORD ANMASI Bülent GÜNDÜZ Doktora Tezi, Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı Danışman : Prof. Dr. S. Sonay GÜÇRAY Kasım, 2004, 141 sayfa Bu çalışmanın amacı, öğretmenlerde tükenmişliğin; mesleki ve kişisel değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını araştırmak ve akılcı olmayan inançlar ile mesleki ve kişisel değişkenlere göre yordanmasını incelemektir. Araştırmaya 2003-2004 öğretim yılında Mersin ilindeki resmi ve özel ilköğretim okullarında görev yapan 633 öğretmen katılmıştır. Araştırmada, tükenmişliği ölçmek için Maslach ve Jackson (1981) tarafından geliştirilen ve Türkçe'ye Ergin (1992) tarafından uyarlanan "Maslach Tükenmişlik Envanteri (MTE)" kullanılmıştır. Öğretmenlerin akılcı olmayan inançları için araştırmacı tarafından geliştirilen "Akılcı Olmayan İnançlar Ölçeği-Öğretmen Formu (AOİÖ-ÖF)"; kişisel ve mesleki özellikleri belirlemek üzere yine araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin istatistiksel analizleri için "SPSS" paket programının 11.0 sürümü kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde, aşamalı doğrusal çoklu regresyon analizi, ANOVA ve "t" testinden yararlanılmıştır. Post-hoc test olarak Tukey testi kullanılan araştırmada hata payı üst sının 0.05 olarak kabul edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular şu şekilde özetlenebilir : Öğretmenlerin kişisel ve mesleki değişkenleri ile MTE alt ölçek puanlan incelendiğinde :"Duygusal tükenmişlik" alt ölçek puanlan, "mezun olunan okul", "çalışılan okul", "branş", "öğrenci sayısı", "sosyal destek" ve "sosyal destek kaynağı"na göre, "Duyarsızlaşma" alt ölçek puanları, "hizmet süresi", "mezun olunan okul", "çalışılan okul" ve "sosyal destek" değişkenine göre ve "Kişisel başarı" alt ölçek puanları "hizmet süresi", "mezun olunan okul", "çalışılan okul", "branş", "öğrenci sayısı", "sosyal destek" ve "sosyal destek kaynağı"na göre farklılaşmaktadır. Diğer taraftan, "cinsiyet" ve "medeni durum" değişkenlerinin tükenmişliğin üç boyutu üzerinde de anlamlı bir etkisinin bulunmadığı görülmüştür. Öğretmenlerde tükenmişliği yordamada en önemli katkı akılcı olmayan inançlardan gelmektedir. Tükenmişliğin alt boyutlarına göre bulgular incelendiğinde "duygusal tükenmişlik"; "öğrencilere yönelik tutumlar", "okula ve velilere yönelik tutumlar", "kendine yönelik tutumlar" ve "sosyal destek" değişkenlerince yordanmaktadır. "Duyarsızlaşma" boyutu, "öğrencilere yönelik tutumlar" ve "hizmet süresi"; diğer taraftan, "kişisel başarı" boyutu ise, "kendine yönelik tutumlar", "öğrencilere yönelik tutumlar", "hizmet süresi", "sosyal destek", "okula ve velilere yönelik tutumlar" ile "çalışılan okul" değişkenlerince yordanmaktadır. Anahtar Kelimeler : Tükenmişlik, Duygusal Tükenme, Duyarsızlaşma, Kişisel Basan, Akılcı Olmayan İnançlar.

Akılcı olmayan inançlarDuyarsızlaştırmaMesleki sorunlar+4
Bülent Gündüz
Çukurova University
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Fen ve genel lise öğrencilerinin cinsiyet ve sosyometrik statülerine göre öznel iyi oluş düzeyleri, genel sağlık örüntüleri ve psikolojik belirti türleri

Bu araştırmanın amacı, fen lisesi ve genel liseye devam eden ergenlerin öznel iyi oluş düzeyleri, genel sağlık örüntüleri ve psikolojik belirti türlerini cinsiyet ve sosyometrik statü değişkenleri açısından incelemektir.Araştırmanın örneklemini, fen ve genel liselerin 9, 10 ve 11. sınıflarına devam eden 544 ergen oluşturmaktadır. Çalışmada, ergenlerin psikolojik belirtilerini ve genel sağlık örüntülerini incelemek amacı ile ?Kısa Semptom Envanteri? ve ?Genel Sağlık Anketi- 12?; öznel iyi oluş düzeylerini incelemek amacı ile ?Öznel İyi Oluş Ölçeği (Lise Formu)? kullanılmıştır. Ayrıca araştırmaya katılan ergenlerin sosyometrik statülerini belirlemek için ?Sosyometrik Statü Ölçeği? uygulanmıştır. İstatistiksel çözümlemelerde 2X2 çok yönü varyans analizi, bağımsız gruplar t- testi ve Mann- Whitney U testi kullanılmıştır.Araştırma sonucunda; psikolojik belirtiler açısından kız ve erkek ergenler arasında farklılıklar olduğu ortaya çıkmıştır. Kız ergenlerin ?Kısa Semptom Envanteri? nin ?Anksiyete?, ?Depresyon?, ?Olumsuz Benlik?, ?Somatizasyon? ve ?Hostilite? alt ölçeklerinden aldıkları puanların ve stres düzeylerinin erkek ergenlerinkinden daha yüksek olduğu gözlenmiştir. Fen lisesi öğrencilerinin genel lise öğrencilerine göre psikolojik belirtiler açısından daha iyi durumda oldukları ve genel lise öğrencilerinin daha çok psikolojik problemler ifade ettikleri saptanmıştır. Genel liseye devam eden ergenlerin ?Depresyon?, ?Somatizasyon? alt ölçek puanları ve belirtilerden rahatsız olma düzeyleri fen lisesine devam eden ergenlerden daha yüksektir. Ayrıca, fen lisesi öğrencileri genel sağlık örüntülerinin genel lise öğrencileri genel sağlık örüntülerinden daha iyi olduğu gözlenmiştir. Araştırmada incelenen öznel iyi oluş değişkeni cinsiyet açısından farklılık göstermiş ve erkek ergenlerin öznel iyi oluşları kız ergenlerden daha yüksek bulunmuştur. Ayrıca sosyometrik statü açısından, akranları tarafından kabul gören ergenlerin öznel iyi oluşlarının, akranları tarafından reddedilen ergenlere göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir.Anahtar Sözcükler: Ergenlik, Öznel İyi Oluş, Psikolojik Belirtiler, Genel Sağlık Örüntüleri, Sosyometrik Statü

İlkay Gurbet Saföz Güven
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Ana baba tutumları, aile sosyal atomu ve cinsiyete göre ilköğretim altıncı sınıf öğrencilerinin öğrenilmiş çaresizlik ve akademik başarılarının incelenmesi

Bu aştırmanın amacı; ilköğretim altıncı sınıfa devam eden öğrencilerinin öğrenilmiş çaresizlik ve akademik başarı düzeylerinde ana baba tutumları, aile sosyal atomu ve cinsiyete göre anlamlı bir farklılaşma olup olmadığını incelemektir. Araştırmanın bir diğer amacı ise bu değişkenler arasındaki ilişkileri incelemektir. Araştırmanın örneklemini Adana Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisinde yer alan, ilköğretim okullarında eğitimlerine devam eden dörtyüzkırk öğrenci oluşturmaktadır. Bu örneklemin ikiyüzdokuzu kız, ikiyüzotuzbiri erkek öğrencilerden oluşmaktadır. Araştırmada, öğrencilerin algılanan anne-baba tutumlarını ölçmek amacıyla Lamborn, Mounts, Steinberg ve Dornbush (1991) tarafından geliştirilen ve kültürümüzde geçerlik ve güvenirlik çalışması Yılmaz (2000) tarafından yapılan Anne-Baba Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Aile sosyal atom düzeyini ölçmek amacıyla Dökmen (1993) tarafından geliştirilen Sosyal Atom Ölçeği kullanılmıştır. Öğrenilmiş çaresizlik düzeyini ölçmek amacıyla Seligman ve diğerleri (1984) tarafından geliştirilen, Türkçeye uyarlanması ve standardizasyonu Aydın (1985) tarafından yapılan Çocuklar İçin Yükleme Biçimi Ölçeği kullanılmıştır. Ayrıca öğrencilerin kişisel özelliklerini belirlemek amacıyla Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Belirtilen amaca uygun olarak öncelikle öğrencilerin okul, cinsiyet, yaş ve anne-baba durumunu gösteren frekans ve yüzde analizi yapılmıştır. Değişkenlerde meydana gelen farklılaşmayı görmek için faktöriyel ANOVA uygulanmıştır. Farklılığın hangi gruplar arasında olduğunu bulmak amacıyla Tukey HSD testi yapılmıştır.

Erdal Gelir
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Problem çözme terapisine dayalı beceri geliştirme grubunun üniversite öğrencilerinin sosyal problem çözme becerileri, öfkeyle ilgili davranış ve düşünceler ile sürekli kaygı düzeylerine etkisi

Bu araştırmada sosyal problem çözme beceri eğitiminin üniversite öğrencilerinin sosyal problem çözme, öfkeyle ilişkili davranışlar ve düşünceler ile sürekli kaygı düzeylerine etkisi incelenmiştir.Araştırma, 2008-2009 öğretim yılında Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği, Okul Öncesi Öğretmenliği ve Psikolojik Danışma ve Rehberlik Ana Bilim Dalında öğrenimlerine devam eden ikinci ve üçüncü sınıf öğrencilerinden araştırmaya katılmaya gönüllü bir grup öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir.Araştırma yarı-deneysel desen türündedir. Deney grubunda 17 ve kontrol grubunda 17 olmak üzere toplam 34 öğrenci araştırmaya katılmıştır. Deney ve kontrol gruplarına deneklerin seçiminde araştırmaya katılmaya gönüllü ve aynı zamanda sosyal problem çözme becerisi normalin altında olan öğrenciler dikkate alınmıştır. Gruplara deneklerin atanması ise grupların eşitlenmesi işlemine dayalı olarak gerçekleştirilmiştir.Araştırmada deney grubuna Problem Çözme Terapisi (D' Zurilla ve Nezu, 2007; Nezu, Nezu ve D' Zurilla, 2007) temel alınarak oluşturulan sekiz oturumluk psiko-eğitimsel içerikli bir program uygulanırken kontrol grubuna herhangi bir uygulama yapılmamıştır. Deney grubuna uygulanan müdahale programı haftada bir gün olmak üzere ortalama 2 - 2,5 saatlik oturumlardan oluşmuştur. Deney grubuna uygulanan sosyal problem çözme beceri eğitimi beceri geliştirme amaçlı, ağırlıklı olarak eğitimsel içeriğe sahip, çok sayıda çeşitli egzersizlerin yer aldığı, Bilişsel-Davranışçı Terapilerin çeşitli teknik ve yöntemlerinin kullanıldığı, yapılandırılmış oturumlardan oluşan ve aynı zamanda yaşantısal-etkileşimsel süreci de içeren bir psiko-eğitimsel grup müdahalesidir.Araştırmanın verileri, nicel ve nitel yöntemler kullanılarak elde edilmiştir. Nicel verilerin elde edilmesinde deney ve kontrol grubundaki öğrencilere veri toplama aracı olarak bu araştırma kapsamında Türkçe' ye uyarlaması yapılan Sosyal Problem Çözme Envanteri ?Kısa Formu, Çok Boyutlu Öfke Ölçeği (Balkaya, 2001)' nin Öfkeyle İlişkili Davranışlar ve Öfkeyle İlişkili Düşünceler Alt Ölçekleri ile Durumluk ?Sürekli Kaygı Ölçeği (Öner ve LeCompte, 1985)' nin Sürekli Kaygı Alt Ölçeği uygulanmıştır. Söz konusu ölçekler deney ve kontrol grubuna öntest ve sontest ölçümleri olarak uygulanırken kontrol grubundaki öğrencilere ulaşılamadığından izleme ölçümleri sadece deney grubundaki öğrencilerden elde edilmiştir. Araştırmanın nicel verilerinin analizinde Kovaryans Analizi, Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi, Mann Whitney U Testi ve İlişkili Örneklemler için t Testi istatistiksel tekniklerinden yararlanılmıştır. Araştırmanın nitel verileri ise deney grubundan araştırmacı tarafından oluşturulan yarı yapılandırılmış soru formları yoluyla elde edilmiştir. Söz konusu dokümanlar deney grubundaki öğrencilerin uygulanan müdahale programından elde ettikleri kazanımlara ilişkin kişisel değerlendirmelerini almak üzere deneysel işlemin bitiminden sonra ve izleme ölçümlerinde olmak üzere iki kez verilmiştir. Nitel verilerin analizi doküman incelemesi yöntemiyle yapılmıştır.Araştırmadan elde edilen bulgular incelendiğinde, uygulanan sosyal problem çözme beceri eğitiminin ?sosyal problem çözme becerileri? ve ?dünyaya yönelik öfke düşünceleri? değişkenleri üzerinde olumlu yönde etkide bulunduğu ve bu etkinin uzun süreli kalıcı olduğu görülmüştür. Araştırmanın bulgularından elde edilen bir başka sonuca göre uygulanan deneysel müdahale programı, deneklerin öfkeyle ilişkili davranışlar: saldırgan davranışlar, sakin davranışlar, kaygılı davranışlar boyutlarında ve öfkeyle ilişkili düşünceler: öfkesine yönelik, diğerlerine yönelik, kendisine yönelik öfke düşünceleri boyutlarında herhangi anlamlı bir farklılık yaratmamıştır. Araştırmadaki bir başka değişken olan sürekli kaygı değişkeni bakımından ise hem deney hem de kontrol grubunda son test ölçümlerinde olumlu bir değişimin olduğu görülmüştür. Ancak deney grubundan elde edilen izleme ölçümlerinde sürekli kaygı puanlarının sontest puanlarından daha düşük olduğu saptanmıştır. Elde edilen bu bulgu deneysel işleme bağlı olmaksızın her iki gruptaki öğrencilerin değişim yaşadıklarını düşündürmektedir. Araştırmadan elde edilen bu sonuçlar doğrultusunda sosyal problem çözme beceri eğitiminin üniversite öğrencilerinin sosyal problem çözme becerilerini geliştirmede etkili olduğu söylenebilir.

Beceri kazandırmaEğitim psikolojisiKaygı+6
Ferah Çekici
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Çatışma kuramına dayalı olarak geliştirilen karar verme beceri eğitimi grup uygulamalarının ergenlerin karar verme stillerine etkisi

Bu araştırmada çatışma kuramına dayalı olarak geliştirilen karar verme beceri eğitimi grup uygulamalarının, ergenlerin karar verme stillerine olan etkisi incelenmiştir.Araştırma 2008-2009 öğretim yılında Adana ilinde Piri Reis ve Danişment Gazi Anadolu liselerinde öğrenimine devam eden dokuzuncu sınıf öğrencilerinin olduğu yansız atanan iki şubede araştırmaya katılmaya gönüllü olan öğrenciler üzerinde gerçekleştirilmiştir.Araştırma deneysel desen türündedir. Deney grubunda 18, kontrol grubunda 18 olmak üzere toplam 36 öğrenci araştırmaya katılmıştır. Deney ve kontrol gruplarına katılımcıların seçimi sürecinde grupların eşitlenmesi amacıyla Ergenlerde Karar Verme Ölçeği (EKVÖ), Sosyo-Ekonomik Düzey Ölçeği (SED), Problem Çözme Envanteri (PÇE), Kendine Saygı Ölçeği (KSÖ), Denetim Odağı Ölçeği (DOÖ) ve Anne-Baba Tutum Ölçeği (ABTÖ) kullanılmıştır. Normal dağılımda aşırı uçlarda yer alan öğrenciler araştırmaya dahil edilmemiştir.Araştırmada deney grubuna Çatışma Kuramı (Janis ve Mann, 1977) temel alınarak oluşturulan on oturumluk psiko-eğitim temelli bir grup uygulaması uygulanırken bu süreçte kontrol grubuna herhangi bir uygulamada bulunulmamıştır. Deney grubuna uygulanan karar verme beceri eğitimi grup uygulamaları haftada iki gün olmak üzere 60 dakikalık oturumlardan oluşmuştur. Deney grubuna uygulanan karar verme beceri eğitimi grup uygulamaları ergenlerin karar verme deneyimi yaşamasına, karar vermenin ilkeleri hakkında tutarlı bir bilgi bütünlüğü kazanmasına, yanlış kararların nedenlerini anlamalarına ve daha iyi, daha emin kararlar vermelerine, kararlarını daha iyi nasıl kontrol edeceklerine ve alternatiflerini nasıl genişleteceklerine yardımcı olmak amacıyla, çatışma kuramına dayalı olarak psiko-eğitim grubu temelinde geliştirilmiştir.Araştırmanın verileri nicel ve nitel yöntemler kullanılarak elde edilmiştir. Nicel verilerin elde edilmesinde deney ve kontrol grubunda yer alan katılımcılara veri toplama aracı olarak Ergenlerde Karar Verme Ölçeği (Çolakkadıoğlu ve Güçray, 2003) kullanılmıştır. Ölçek deney ve kontrol grubunda yer alan katılımcılara öntest, sontest ve izleme ölçümlerinde sunulmuştur. Araştırmanın nicel verilerinin analizinde kovaryans analizi ve t testi tekniklerinden yararlanılmıştır. Araştırmanın nitel verileri ise Gruba İlişkin Ölçümler Gözlem Formu (GİÖGF) (DeLucia-Waack, 2006), Oturum Sonu Süreç Değerlendirme Formu (OSSDF) (Kivlighan ve Goldfine, 1991) ve Grup Sürecinin Genel Değerlendirilmesi Formu (GSGDF) (DeLucia-Waack, 2006) ile toplanmıştır. GİÖGF oturumlardan sonra her bir üye için lider ve yardımcı lider tarafından, OSSDF oturumlardan sonra üyeler tarafından, GSGDF formu tüm oturumlar tamamlandıktan sonra üyeler tarafından doldurulmuştur.Araştırmadan elde edilen bulgular incelendiğinde karar verme beceri eğitimi grup uygulamalarının ergenlerin karar vermede öz-saygı düzeylerini ve olumlu başa çıkma stilini kullanımını arttırdığı, olumsuz başa çıkma stillerini kullanımını ise, azalttığı ve bu etkinin uzun süreli olduğu görülmüştür. Ancak kız ve erkek öğrencilerin kazanımlarında farklılığa neden olmadığı belirlenmiştir. Araştırmadan elde edilen bu sonuçlar doğrultusunda, karar verme beceri eğitimi grup uygulamalarının dokuzuncu sınıf öğrencilerinin karar vermede öz-saygı düzeyini yükseltmede, ihtiyatlı seçici karar verme becerisi geliştirmede ve olumsuz başa çıkma stillerini (umursamaz, panik, sorumluluktan kaçma) kullanımını azaltmada etkili olduğu söylenebilir.Anahtar kelimeler: Ergenler, karar verme, karar verme stilleri, ergenlerde karar verme, karar verme beceri eğitimi, psiko-eğitim grupları

AdanaBeceriBeceri kazandırma+12
Oğuzhan Çolakkadıoğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukluk örselenme yaşantıları, ana-baba-ergen ilişki biçimleri ve sosyal destek algısının, kuraldışı davranışlarla ilişkisi

Bu araştırmada 14?18 yaş aralığında bulunan öğrencilerde görülen kuraldışı davranışların, çocukluk örselenme yaşantıları (fiziksel, duygusal, cinsel ve ihmal), ana-baba-ergen ilişki biçimleri ve aile ve arkadaştan algılanan sosyal destek açısından incelenmesi amaçlanmıştır.Araştırma 9, 10 ve 11 sınıfa devam eden 1032 lise öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerin kuraldışı davranış düzeylerine ilişkin veriler ?Kuraldışı Davranış Ölçeği? (Kaner, 2001), çocukluk örselenme yaşantılarına (fiziksel, duygusal, cinsel) ilişkin veriler ?Çocukluk Örselenme Yaşantıları Ölçeği?(Aslan ve Alparslan, 1999) ana-baba-ergen ilişkilerine ilişkin veriler ?Ana-Baba-Ergen İlişki Envanteri? (Kaner, 2001), aile ve arkadaştan algılanan sosyal destekle ilişkin veriler Procidano ve Heller (1983) tarafından geliştirilen ve Güçray ( 1998) tarafından uyarlanan, ?Aile ve Arkadaştan Algılanan Sosyal Destek Ölçeği? kişisel ve ailesel özelliklere ilişkin veriler araştırmacı tarafından hazırlanan ?Kişisel Bilgi Formu?, kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde parametrik olmayan testlerden Mann Whitney U Testi ve Kruskal Wallis' ten yararlanılmıştır.Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; erkek öğrencilerin, kızlara kıyasla; geçmişte istismar yaşantısı (fiziksel, duygusal, cinsel ve istismar yaşantısı toplam) olan öğrencilerin, olmayanlara kıyasla; ana-baba-ergen ilişki biçimlerini olumsuz-yetersiz algılayan öğrencilerin, ilişkilerini yeterli ve olumlu algılayan öğrencilere kıyasla; aileden düşük sosyal destek algılayan öğrencilerin yüksek sosyal destek algılayan öğrencilere kıyasla; arkadaştan düşük sosyal destek algılayan öğrencilerin, yüksek sosyal destek algılayan öğrencilere kıyasla,kuraldışı davranış puanları ( kuraldışı davranışları toplam puanda ve alt ölçeklerin büyük çoğunluğunda) daha yüksek bulunmuştur.Bunun yanında, ailenin gelir düzeyi yüksek olan, anne-baba eğitim düzeyi yüksek olan öğrencilerin kuraldışı davranışlar toplam puanları ve bazı alt ölçek puanları yüksek bulunmuştur. Anadolu Lisesi öğrencilerinin, Genel-Akademik Liseye devam eden öğrencilere kıyasla, kuraldışı davranışlar toplam puanlarının daha yüksek olduğu da bulunmuştur.Ayrıca, tartışıp kavga eden, evlerinde fiziksel şiddete uğrayan, evde içki içen biri olan, evde birbirine sevgi ile yaklaşmayan, ev ortamını huzursuz bulan öğrencilerin kural dışı davranışlar gösterme oranları, evlerinde bu davranışların olmadığını ifade eden öğrencilere kıyasla daha yüksek bulunmuştur.

Aile desteğiAna-baba tutumuAna-baba-genç ilişkileri+14
Sedef Bal
Çukurova University
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Yatılı ilköğretim bölge okulu ve ailesi yanında kalan sekizinci sınıf öğrencilerinin akran ilişkileri, sosyal destek algıları ve yaşam doyumlarının incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, yatılı ilköğretim bölge okulu ve ailesi yanında kalan sekizinci sınıf öğrencilerinin cinsiyete göre akran ilişkileri, sosyal destek algıları ve yaşam doyumlarını incelemektir.Araştırmanın örneklemini, yatılı ilköğretim bölge okulları ve ilköğretim okullarının sekizinci sınıfına devam eden 625 ergen oluşturmaktadır. Çalışmada ergenlerin akran ilişkilerini incelemek amacı ile `Akran İlişkileri Ölçeği'; sosyal destek algılarını incelemek amacı ile `Çocuklar için Sosyal Desteği Değerlendirme Ölçeği'; yaşam doyumlarını incelemek amacı ile `Çok Boyutlu Öğrenci Yaşam Doyumu Ölçeği (Kısa Formu)' kullanılmıştır. İstatistiksel çözümlemelerde 2X2 çok yönlü varyans analizi kullanılmıştır.Araştırma sonucunda; akran ilişkileri açısından kız ve erkek ergenler açısından farklılıklar olduğu ortaya çıkmıştır. Kız ergenlerin `Akran İlişkileri Ölçeği' nin `Bağlılık', `Güven ve Özdeşim', `Kendini Açma' ve `Sadakat' alt ölçeklerinden aldıkları puanların erkek ergenlerinkinden daha yüksek olduğu gözlenmiştir. Araştırmada incelenen sosyal destek algısı değişkeni okul türü açısından farklılık göstermiş ve yatılı ilköğretim bölge okulunda kalan ergenlerin aile ve arkadaşlarından algıladıkları sosyal destek düzeyleri ailesi yanında kalan ergenlerinkinden daha yüksek bulunmuştur. Ayrıca yaşam doyumu düzeyleri açısından, ergenlerin aile ve arkadaşlarından aldıkları yaşam doyum düzeyi farklılaşmazken, okuldan aldıkları yaşam doyumu düzeyleri incelendiğinde; ailesi yanında kalan kız ergenlerin okuldan aldıkları yaşam doyumu düzeylerinin, YİBO' ya devam eden erkek ergenlerinkinden daha yüksek olduğu belirlenmiştir.Anahtar Sözcükler: Ergenlik, Yatılı İlköğretim Bölge Okulu, Akran İlişkileri, Algılanan Sosyal Destek, Yaşam Doyumu

AkranAkran ilişkileriAlgılanan sosyal destek+9
Didem Şimşek
Çukurova University
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Ebeveynler arası çatışma, akran ve medya etkileri ile ergenlerdeki şiddet davranışı arasındaki ilişkiler: Şiddete yönelik tutumların aracı rolü

Bu araştırma, sosyal bilişsel kuramlar çerçevesinde, ebeveynler arası çatışma, akran ve medya etkileri ile ergenlerdeki şiddet davranışı arasındaki doğrudan ilişkileri ve şiddete yönelik tutumların aracı rolünü incelemektedir. Araştırmanın örneklemini Adana'da 1 özel 11 devlet ilköğretim okulunun 7. ve 8. sınıfında öğrenim gören 964'ü kız 1156'sı erkek olmak üzere toplam 2120 öğrenci oluşturmuştur. Katılımcıların yaş ranjı 12 ile 17 arasında olup, yaş ortalaması 13.67'dir. Araştırmada öğrencilere, ?Şiddete Yönelik Tutum Ölçeği? ?Saldırganlık Ölçeği?, ?Algılanan Çok Boyutlu Şiddet Kaynakları Ölçeği? ve ?Çocukların Algıladıkları Ebeveynler Arası Çatışma Ölçeği? uygulanmıştır. Yapısal eşitlik modeli sonuçları, ebeveynler arası çatışma dışındaki değişkenlerin modele anlamlı katkısının olduğunu göstermektedir. Medya ve akran etkileri ile fiziksel şiddet arasındaki ilişkilerde şiddete yönelik tutumların kısmi aracılık rolü, medya ve akran etkileri ile sözel şiddet arasındaki ilişkilerde ise, şiddete yönelik tutumların tümüyle aracılık rolüne sahip olduğu saptanmıştır. Araştırmada, kız ve erkeklerde görülen şiddet türlerinin farklılık göstermesi nedeniyle, model cinsiyete göre de ayrı ayrı sınanmıştır. Her iki grup için yapısal eşitlik modelinde ebeveynler arası çatışmanın modele katkısının olmadığı görülüp modelden çıkartılmıştır. Her iki grupta da medya ve akran etkileri ile sözel şiddet arasında şiddete yönelik tutumların tümüyle aracılık rolüne sahip olduğu görülmektedir. Modellerdeki temel farklılık ise, erkek grubu için medya ve akran etkileri ile fiziksel şiddet arasında şiddete yönelik tutumların kısmi aracılık rolü olmasına karşın, kız grubunda şiddete yönelik tutumların aracılık rolüne rastlanamamıştır. Araştırma bulguları, sosyal bilişsel şiddet modeli kapsamında tartışılmıştır.

AkranAkran ilişkileriEbeveynler+8
Raşit Avcı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Suç işlemiş ergenlerle suça karışmamış ergenlerin düşmanca niyet yükleme yanlılıkları ve bazı ailesel özelliklerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı; suç işlemiş ergenlerle suça karışmamış ergenleri; düşmanca niyet yükleme yanlılığı ve bazı ailesel özellikler (ailede fiziksel ceza görüp görmeme, sözel ceza görüp görmeme, ailede suçluluk, anne babanın birlikteliği) bakımından farklılaşıp, farklılaşmadığını incelemektir.Araştırmada, araştırma grubunu Osmaniye Çocuk Mahkemesi'nde işledikleri suçlardan dolayı yargılanan 128 erkek ergen, karşılaştırma grubunu ise Osmaniye merkez okullarına devam eden ve suça karışmadığı bilinen 128 erkek ergen ise oluşturmuştur. Araştırmada, ölçme aracı olarak Aydın (1977) tarafından geliştirilen Resim Anketi kullanılmıştır. Ailesel özellikleri hakkında veri toplayabilmek için araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırmada verilerin analizi için SPSS 11.5 paket programı kullanılmış ve veriler; T Testi, Mann Whitney U testi, Ki Kare Testi, 2X2 Faktörlü Varyans Analizi teknikleri kullanılarak çözümlenmiştir. Araştırmada anlamlılık düzeyi .05 olarak belirlenmiştir.Araştırmadan elde edilen bulgular incelendiğinde, suç işlemiş ergenlerle suça karışmamış ergenler arasında; düşmanca niyet yükleme yanlılığı, olumsuz niyet yükleme yanlılığı, kişisel nedensellik yükleme yanlılığı, ebeveynlerinden fiziksel/sözel ceza görüp görmemeleri ve aile bireylerinde suç davranışının görülüp görülmemesi açısından anlamlı farklılaşma olduğu görülmüştür. Suç işlemiş ergenlerle suça karışmamış ergenler arasında anne babalarının birliktelik durumu açısından anlamlı farklılık bulunmamıştır. Ebeveynlerinden fiziksel ceza / sözel ceza görüp görmemeleri ve anne babalarının birliktelik durumlarına göre suç işlemiş ergenlerle suça karışmamış ergenlerin düşmanca niyet yükleme yanlılıkları arasında anlamlı farklılık bulunmamıştır.Anahtar Kelimeler: Suç, Çocuk suçluluğu, Düşmanca niyet yükleme yanlılığı

Aile içi şiddetAna-baba tutumuAna-baba-genç ilişkileri+6
Hülya Güven
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde olumlu sosyal davranışları yordamada koruyucu faktörler ve bazı kişisel değişkenlerin rolü

Bu araştırmada 14?18 yaş aralığında bulunan öğrencilerde olumlu sosyal davranışların, koruyucu faktörler (kişisel inanç yapısı, kontrol düzeyi, uygun davranışlar, uygun davranışlar ile ilgili modeller ve sosyal destek) ve birtakım kişisel değişkenler (cinsiyet, yaş, anne baba eğitim düzeyi, ailenin gelir düzeyi) açısından incelenmesi amaçlanmıştır.Araştırma 9, 10 ve 11. sınıfa devam eden 571 lise öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerin olumlu sosyal davranışlarına ilişkin veriler Carlo ve Randall (2002) tarafından geliştirilen ve Kumru (2004) tarafından uyarlanan ?Olumlu Sosyal Davranışlar Eğilimi Ölçeği?, koruyucu faktörlere ilişkin veriler (kişisel inanç yapısı, kontrol düzeyi, uygun davranışlar, uygun davranışlar ile ilgili modeller ve sosyal destek) Jessor, Turbin ve Costa (2004) tarafından geliştirilen ve Siyez (2006) tarafından uyarlanan ?Ergen Sağlığı ve Gelişimi Envanteri? nin ilgili alt ölçekleri, kişisel ve ailesel özelliklere ilişkin veriler araştırmacı tarafından hazırlanan ?Kişisel Bilgi Formu? kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde Pearson Korelasyon Katsayısı, çoklu doğrusal regresyon analizi, parametrik olmayan testlerden Mann Whitney U Testi ve Kruskal Wallis H Testi kullanılmıştır.Araştırmanın bulgularına göre; ergenlerin kişisel inanç yapısına ilişkin olumlu benlik algıları, çevreden algıladıkları kontrol düzeyi, uygun davranışlar ve sosyal destek algıları arttıkça genel olumlu sosyal davranış eğilimlerinde artış olduğu görülmektedir.Ergenlerde; kişisel inanç yapısına ilişkin olumlu benlik algısı arttıkça kamusal olumlu sosyal davranış eğilimlerinin de arttığı; çevrelerinden algıladıkları kontrol düzeyi arttıkça ise kamusal olumlu sosyal davranış eğilimlerinin azaldığı görülmüştür. Kişisel inanç yapısına ilişkin olumlu benlik algısı, algılanan kontrol düzeyi, uygun davranışlar ve sosyal destek arttıkça ergenlerin duygusal olumlu sosyal davranış eğilimleri ve acil durumlarda olumlu sosyal davranış eğilimlerinin arttığı bulunmuştur. Özgeci olumlu sosyal davranışlara ilişkin bulgularda; ergenlerin kişisel inanç yapısına ilişkin olumlu benlik algısı ve çevrelerinde yer alan uygun modeller arttıkça özgeci olumlu sosyal davranış eğilimlerinin azaldığı görülmüştür. İtaatkâr olumlu sosyal davranışlar ve gizli olumlu sosyal davranışlara ilişkin bulgularda; kişisel inanç yapısına ilişkin benlik algısı, çevreden algılanan kontrol düzeyi ve sosyal destek algısı arttıkça itaatkâr olumlu sosyal davranış eğilimlerinin arttığı görülürken; ergenlerin kişisel inanç yapısına ilişkin benlik algısı, çevreden algıladıkları kontrol düzeyi ve uygun davranışları arttıkça gizli olumlu sosyal davranış eğilimlerinin arttığı görülmüştür.Bunun yanında kamusal olumlu sosyal davranış eğilimlerinin 13-15 yaş grubundaki ergenlerde 16-18 yaş grubundaki ergenlere göre daha fazla olduğu görülürken; özgeci olumlu sosyal davranışların 16-18 yaş grubundaki ergenlerde 13-15 yaş grubundaki ergenlere göre daha fazla sergilendiği bulunmuştur.Ayrıca; kamusal olumlu sosyal davranışların erkek ergenlerde kız ergenlere göre daha fazla görüldüğü bulunurken; kız öğrencilerin özgeci olumlu sosyal davranış eğilimleri ve itaatkâr olumlu sosyal davranış eğilimlerini erkek ergenlere göre daha fazla sergiledikleri bulunmuştur. Olumlu sosyal davranışlar toplam puanları dikkate alındığında kız ergenlerin erkek ergenlere göre olumlu sosyal davranış eğilimlerinin daha fazla olduğu belirlenmiştir.Anne-baba eğitim düzeyine ilişkin bulgularda; acil durumlarda olumlu sosyal davranışlarda yalnızca baba eğitimi açısından anlamlı bir farklılaşma olduğu; baba eğitim düzeyi yükseldikçe acil durumlarda olumlu sosyal davranış eğilimlerinin arttığı görülmüştür. Ailenin sosyo-ekonomik düzeyine ilişkin bulgularda ise; kamusal olumlu sosyal davranışlar ve özgeci olumlu sosyal davranışlarda orta sosyo-ekonomik düzeye sahip ailelerde yetişen ergenlerin bu davranışları diğer ergenlere göre daha fazla sergiledikleri bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: Ergenlik, olumlu sosyal davranışlar, koruyucu faktörler, kişisel inanç yapısı, kontrol düzeyi, uygun davranışlar, uygun davranışlar ile ilgili modeller, sosyal destek

Algılanan kontrolBenlik algısıErgenler+7
Zeynep Aydın Sünbül
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessEN

Examination of adolescents with different levels of internet addiction in terms of psychological needs according to gender, social anxieties and perception of parental attitudes

The purpose of this study is to reveal about whether or not adolescents' psychological needs according to gender, social anxieties and perception of parental attitudes vary with high and low levels of internet addiction and adolescents' views about the use of the internet. The research is conducted with a survey on 644 high school students, 344 girls and 300 boys who attend 9th, 10th and 11th grades. "Scale of Internet Addiction" (Young, 1996), "Scale of Instinctual Psychological Needs" (Deci and Ryan, 2000), "Scale of Social Avoidance and Distress" (Watson and Friend, 1969) and "Scale of Parental Attitude" (Sümer and Güngör, 1999) are used to obtain data for the research. Additionally, seven students who scored high and eight students who scored low in the "Scale of Internet Addiction" were interviewed using "Semi-Structured Interview Form" developed by the researcher. In the research, whether the psychological needs according to gender, social anxiety levels and perception of parental attitute in different levels of internet addict adolescents vary in a significant degree is examined using two factor variance analysis. The data obtained from high and low level internet addict adolescents by semi-structured interview is used for context analysis. The research showed that adolescents' internet addiction levels and psyhcological needs according to gender (relationship, competence, autonomy) and perception of parental attitudes (acceptance/attention and strict supervision/control) did not differ in a significant degree but there was a differentiation from the point of internet addiction level. Adolescents with low levels of addiction had more autonomy, competence and relationship needs compared to adolescents with high levels of addiction. Moreover, adolescents with low levels of addiction perceived their parents to be more accepting/attending while adolescents with high levels of addiction perceived their parents to be authoritarian. According to their internet addiction levels and gender, there was also significant difference in the social anxiety levels of adolescents. Adolescent girls with low levels of addiction compared to adolescent girls with high levels of addiction and adolescent boys with high levels of addiction compared to adolescent boys with low levels of addiction was observed to be socially more anxious. According to the results of the analysis of interview data, adolescents with high levels of internet addiction were observed to use the internet in earlier ages and more frequently, increasing the time they spend on the internet correspondingly to the technological improvements compared to adolescents with low levels of addiction. Also, while adolescents with high levels of internet addiction was use the internet for social networking and gaming websites, adolescents with low levels of addiction used the internet for doing homework and research. It was observed that adolescents with high levels of addiction had trouble limiting the time they spend and controlling their behaviour, feeling angry and bored when they are not on the internet. Furthermore, they could not detach from the internet in social occasions they encounter. On the other hand, adolescents with low levels of addiction were observed to be better able to restrain themselves about internet and had hobbies and pursuits beside the internet.

Parents perceptionParents attitudeDependency+5
Özge Canoğulları
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim kurumlarında duygusal istismar ve yansımaları: Nitel bir çalışma

Bu araştırma üniversite öğrencilerinin geçmiş eğitim kurumlarında öğretmen ve okul yöneticileri tarafından maruz kaldıkları duygusal istismarın ve bu yaşantının birey üzerindeki yansımalarının incelendiği nitel bir araştırmadır. Araştırmaya Akdeniz bölgesinde bulunan bir üniversitede lisans sekizinci dönemde eğitim görmekte olan 18 birey (11 kadın, 7 erkek) katılmıştır. Araştırmada, veri toplamak amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan "yarı yapılandırılmış görüşme formu ve katılımcıların demografik bilgilerine ulaşmak amacıyla "kişisel bilgi formu" kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler nitel veri analizi yöntemlerinden içerik analizi yoluyla analiz edilmiş ve bulgular temalar halinde sunulmuştur. Araştırma sonucunda eğitim kurumunda öğretmen ve okul yöneticileri tarafından duygusal istismara maruz kalan bireylerin duygusal istismar ve maruz kaldıkları duygusal istismarın yansımalarına ilişkin bulgular on tema altında toplanmıştır. Bu temalar şu şekildedir: (1) duygusal istismar ve duygusal istismar türleri, (2) duygusal istismar ve özellikleri, (3) duygusal istismarın öznel yansımaları, (4) duygusal istismarın bireyin aile ve arkadaş ilişkilerine yansıması, (5) duygusal istismarın bireyin eğitim-öğretim yaşamına yansıması, (6) duygusal istismarın bireye katkıları ve bireyin yaşamında yarattığı engelleyici unsurlar, (7) duygusal istismara maruz kalınmasaydı oluşabilecek benlik tasarımları, (8) bir psikolojik danışman olarak eğitim kurumunda öğretmen okul yöneticisi tarafından duygusal istismar davranışına yönelik sergilenebilecek tutum, (9) duygusal istismarı önlemeye yönelik öneriler ve (10) duygusal istismar ve yansımaları üzerine gerçekleştirilen çalışmanın psikolojik danışma ve rehberlik (PDR) açısından önemi. Araştırma sonuçları eğitim kurumlarında öğretmen ve okul yöneticileri tarafından duygusal istismara maruz kalan bireylerin bu yaşantının yansımalarını uzun süre taşıdığına ve taşımaya devam ettiğine işaret etmektedir. Birey, ailesi ve yaşadığı çevre tarafından desteklense de maruz kaldığı duygusal istismarın duygu, düşünce ve davranışları üzerinde çoklu yansımalar yarattığı gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: İstismar, duygusal istismar, eğitim kurumları.

Duygusal istismarEğitim kurumlarıMobbing+1
İrem Şahin
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00

Other supervisors