Theses supervised by Prof. Dr. Selami Özcan
12 theses · Yalova University
Kuruluş yeri seçimi ve Moritanya'da balıkçılık sektörü üzerine bir uygulama
Yönetim ve endüstriyel organizasyon bilimleri alanında yapılan çalışmalar, kuruluşların başlangıcında optimal kuruluş yeri seçiminin önemini ve bu seçimin üretim ve sonuçlara ciddi tesir ettiğini ortaya çıkarmıştır. Bu nedenle bir kuruluş başlatırken, başka herhangi bir mevzuyla ilgilenmeden öncellikle kuruluş yeri seçimiyle alakalı geniş bir çalışma yapmanın zarureti ortaya çıkmıştır. Bu çalışmaya bizi sevk eden, kuruluşların optimal kuruluş yeri seçimini etkileyen faktörleri ve düşünceleri, bu faktörleri değerlendirme (ölçme) yollarını ve farklı kuruluş yerlerini kıyaslamayı göstermektir. Bu çalışmada Moritanya balıkçılık sektörüne ait güncel veriler kullanılmıştır (Nouakchott, Nouadhbou, Tanit ve Peka şehirleri). Buna göre sonuçlar özetlenmiş, tavsiye ve teklifler sunulmuştur. Bu çalışmayla sanayi kuruluşları ve diğerleri için optimal kuruluş yeri seçimini hedefleyen geçmiş çalışmalara bir katkı sağlanmak istenmiştir.
E-ticarette tersine lojistik faaliyetlerinin müşteri memnuniyetine etkisi
"E-Ticarette Tersine Lojistik Faaliyetlerinin Müşteri Memnuniyetine Etkisi" isimli bu tez çalışmasında öncelikli olarak elektronik ticaret kavramı, tanımı ve tarihsel gelişim süreci, elektronik ticarette kullanılan ödeme sistemleri ve e-ticaretin faydaları ele alınmıştır. Daha sonra lojistik kavramının ortaya çıkışı, ve lojistiğin tarihsel süreci hakkında bilgi verilmiştir. Ayrıca tersine lojistik kavramının ortaya çıkışı, süreçleri, önemi ve uygulama nedenleri hakkında bilgiler aktarılmıştır. Günümüzde e-ticaretin gelişmesi ile birlikte sanal organizasyonlar ortaya çıkmıştır. Müşteriler bu sayede zamandan tasarruf, uygun fiyat ve yüksek hizmet kalitesi gibi avantajlara sahip olmaktadırlar. Ancak satın alınan ürünün beklendiği gibi çıkmaması birtakım sıkıntılara sebep olmaktadır. İade sürecinin iyi yönetilmesi müşteriler için büyük önem taşımaktadır. Sorunsuz bir iade süreci geçiren müşterilerin memnuniyeti artacak, e-ticaret sitesinin yeniden ziyaret edecektir. Bu çalışmanın amacı e-ticaret alışverişlerinde tersine lojistik faaliyetlerinin müşteri memnuniyetine etkisi ölçmektir. Bu amaç doğrultusunda son 1 yıl içerisinde internet alışverişlerinde iade işlemi gerçekleştirmiş 586 kişiye anket uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS istatistik programı ile analiz edilmiştir. Analizlerde; güvenilirlik analizi, frekans ve yüzde tanımlayıcı analizleri, faktör analizi ve regresyon analizi testleri uygulanmıştır. Uygulanan ölçeğin iç tutarlılığı 0,874 bulunmuştur. Sonuç olarak; tersine lojistik bileşenlerinin (iade politikaları, biçimsellik, tüketici çabası, hizmet alımı)müşteri memnuniyeti üzerinde olumlu bir etkiye sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca da tersine lojistik bileşenlerinin (iade politikaları, biçimsellik, tüketici çabası, hizmet alımı)e-ticaret sitesini yeniden ziyaret etme üzerinde olumlu bir etkiye sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Serbest bölgelerin dış ticarete etkisi: Bursa Serbest Bölgesindeki firmaların yatırım yapma nedenlerinin ölçülmesi
Serbest Bölgeler, ülkelerin ticaret üzerine koymuş oldukları kotalardan ve kısıtlamalardan etkilenmeyen, aynı zamanda firmalar için çeşitli avantajlar sağlayan özel alanlardır.Serbest Bölgeler sağladıkları avantajlar ile ülkeleri dış ticarette üstün konuma getirebilirler.Ülkemizde 1980'li yıllara kadar serbest bölge kurma çalışmalarında bulunulmuş, ancak başarılı olunamamıştır. 1985 yılından sonra sanayileşme stratejisi ile birlikte serbest bölge kurma çalışmaları hız kazanmıştır. 1985 yılında çıkarılan kanunla serbest bölgelerin ilk temelleri atılmış belirli bölgelerde kurulan ve birçok vergi muafiyeti sağlanan gümrük mevzuatların geçersiz sayıldığı serbest bölgeler, ülke ticaretinde önemli bir yer tutmaya başlamıştır. Çalışmanın birinci bölümünde, serbest bölgelere ait tanım ve bilgiler incelenmiştir.İkinci bölümünde, serbest bölgelerin dış ticarete etkisi ve dış ticaret kavramına ilişkin tanım ve bilgiler verilmiştir.Çalışmanın üçüncü ve son bölümünde ise Bursa Serbest Bölgesindeki firmaların yatırım yapma nedenleri beklenti ve karşılama oranları üzerinden test edilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara bakıldığında, firmaların vergisel avantajlardan yararlanma konusundaki beklenti ve karşılama oranları arasında (p:0,00<0,05) anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür.Firmaların serbest bölgelerde uygulanan teşviklerden yararlanma konusundaki beklenti ve karşılama oranları arasında (p:0,00<0,05) anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür.Firmaların hazır altyapı ve ulaşım imkanlarından yararlanma konusundaki beklenti ve karşılama oranları arasında (p:0,00<0,05) anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür.Firmaların dış pazarlara açılmada avantaj elde etme konusundaki beklenti ve karşılama oranları arasında (p:0,00<0,05) anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür.Firmaların ucuz işgücü ve hammadde imkanlarından yararlanma konusundaki beklenti ve karşılama oranları arasında (p:0,00<0,05) anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür.Firmaların, firmaya prestij sağlama konusundaki beklenti ve karşılama oranları arasında (p:0,00<0,05) anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür.Firmaların serbest bölgelerden yurtiçine satış imkanlarından yararlanma konusundaki beklenti ve karşılama oranları arasında (p:0,00<0,05) anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür.Tüm bu sonuçlara baktığımızda firmaların yatırım yapma nedenlerinde beklenti oranlarının yüksek, karşılama oranlarının ise düşük olduğu görülmüştür.
Teknolojik ürün ticareti ve ekonomik büyüme ilişkisi
Günümüzde uluslararası ekonominin en önemli konusunu ülkelerin gelişmişlik düzeylerindeki farklılıklar ile ülkeler arasındaki ticaret hacimleri oluşturmaktadır. Bu bağlamda özellikle 20. yüzyıl ile birlikte hızla gelişen teknoloji, ülkeler arasındaki gelişmişlik düzeylerini hızla farklılaştırmaktadır. Ülkeler arasında meydana gelen teknolojik farklılaşma, aynı zamanda bu ülkelerin hem ekonomik büyüme düzeylerini hem uluslararası ticaret hacimlerini hem de küreselleşen dünya ekonomisindeki rekabet gücünü etkilemektedir. Küreselleşen dünya ekonomisinde uluslararası ticaret hacminin giderek yükselmesi dikkate alındığında, teknolojik gelişmenin ülkelerin uluslararası ticaretlerinde ve ekonomik büyümelerinde önemli derecede etkiye sahip olacağı öngörülmektedir. Bu doğrultuda, ülkelerin teknolojik gelişmelerinin teknolojik ürün ihracatına olan etkisini ve hangi sektörlerdeki teknolojik ürün ihracatının ülkelerin ekonomik büyümelerine daha etkin şekilde katkı sağlayacağını ortaya koyacak çalışmalar önem arz etmektedir. Bu çalışma ile öncelikle Türkiye'de ve OECD ülkelerinde ortaya çıkan teknolojik gelişmelerin teknolojik ürün ticareti üzerindeki etkisi ortaya koyulmaya çalışılacaktır. Bu doğrultuda, yaşanan teknolojik gelişmelerin teknolojik ürünlerin ticareti ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi ne yönde etkilediği araştırılacaktır. Bununla birlikte çalışmanın ana hedefi, Türkiye'nin hangi sektörlerdeki teknolojik ürün ticaretinin ekonomik büyümeye daha fazla katkı sağladığının tespit edilmesidir. Böylelikle, Türkiye'de ve OECD ülkelerinde ekonomik büyümeye en çok katkı sağlayan teknoloji sektörleri belirlenecek ve Türkiye ile OECD ülkelerinin refah düzeylerini daha hızlı bir şekilde yükseltebilmesi için tespit edilen sektörlerde uzmanlaşarak teknolojik ürün ticaretini arttırması amaçlanmaktadır. Çalışma kapsamında dört model kullanılmıştır. Bu modeller sırasıyla teknolojik gelişim modeli, teknolojiye dayalı (içsel) büyüme modeli, uluslararası ticaret ve teknolojik gelişme modeli ve ekonomik büyüme ve teknolojik ürün ticareti modelidir. İlgili modeller Türkiye ve OECD ülkeleri üzerinde test edilmiştir. Gerçekleştirilen analizler sonucunda üç önemli bulgu elde edilmiştir. Bunlardan ilki, teknolojik gelişme düzeyinin yüksek teknolojili ürün ihracatı üzerinde olumlu katkısının bulunması ve bu yüksek teknoloji sektöründeki ihracat seviyesinin de ekonomik büyüme üzerinde pozitif yönlü etkisinin bulunmasıdır. Bu doğrultuda, Türkiye'nin yüksek teknoloji sektörlerinden elektrik makineleri ve aparatları endüstrisi ihracatında uzmanlaşması durumunda ekonomik büyüme düzeyinin daha fazla arttığı tespit edilmiştir. OECD gelir ortalamasının altındaki ülkelerin ise, bilgisayar ve ofis makineleri sektörünün ihracatında uzmanlaşması ve böylelikle daha fazla ekonomik büyüme sağlamalarının mümkün olduğu ortaya koyulmuştur. OECD gelir ortalamasının üzerindeki ülkelerin ise, bilgisayar ve ofis makineler endüstrisi ve elektronik ve haberleşme endüstrisindeki teknolojik gelişmelerin ihracatları üzerinde etkili olduğu fakat bu sektörlerin ihracatlarının ekonomik büyüme düzeyleri üzerinde anlamlı etkilerinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte, teknolojik gelişme düzeylerinin doğrudan ihracatları üzerinde etkisi olmamasına rağmen, yüksek teknoloji sektörlerinden havacılık ve uzay endüstrisi ve bilimsel araçlar endüstrisi ihracatlarının ekonomik büyümeleri üzerinde önemli katkıları olduğu ortaya koyulmuştur.
Spor salonlarının afet lojistiği uygulamalarına uygunluğu araştırması: Yalova ili örneği
Türkiye bir deprem ülkesidir. Ülke topraklarının %66'sı birinci dereceden deprem bölgesi içinde yer alır. Yalova ili de birinci dereceden deprem bölgesinde yer alan bir kentlerden bir tanesidir. Öyle ki, kent 1999 Marmara depreminde İzmit ve Sakarya ile beraber en fazla can ve mal kaybı yaşanan kentlerdendir. Bu çalışmada,afet yönetimi uygulamalarında önemli bir yer tutan afet lojistiği kavramına ve özelinde depolama proseslerine değinilmiştir. Afet sonrası iyileştirme çalışmalarında son derece kritik bir öneme sahip olan depolama faaliyetlerinde etkin ve verimli bir biçimde yararlanılabilecek spor salonları incelenmiştir. Çalışmada öncelikle söz konusu spor tesisleri belirlenmiş daha sonra bu spor salonları uygunluk açısından sayısal analizlerle mukayese edilmişlerdir. Daha önce uygunluk kriteri olarak tespit edilen sekiz adet değişken vardır. Bunlar; ortamdaki nem, depo giriş – çıkış kolaylığı, sel – su basması riski, ulaşım kolaylığı, sağlamlık, hacim, coğrafi konum ve güvenlik faktörleridir. Sayısal ağırlıklandırma yöntemiyle birbirleriyle mukayese edilen spor salonları, sonrasında bir diğer sayısal yöntem olan ve hem iş dünyasında hem de akademik alanda sıkça başvurulan analitik hiyerarşi prosesi (AHP) ile tekrar karşılaştırılmıştır. AHP Yöntemi; amaçların, kriterlerin, alt kriterlerin ve alternatiflerin oluşturduğu çok seviyeli hiyerarşik bir yapı kullanmaktadır. Bu yapıda ikili karşılaştırmalar sayesinde her bir karar kriterinin önem ağırlığı elde edilmekte ve her bir alternatifin her bir kriter karşısındaki performansı değerlendirilmektedir. 1986'da Saaty tarafından ilk olarak çalışılmış olan bu metodungünümüzde yer seçiminden otomotiv seçimine birçok farklı alanda ve farklı amaca yönelik olarak kullanılmakta olduğu bilinmektedir. (Arslan, 2017) Çalışma sonucunda elde edilen bulgular T.C. İçişleri Bakanlığı AFAD Başkanlığı ve T.C. Yalova AFAD Müdürlüğü ile paylaşılmıştır ve bu çalışmadan elde edilen sonuçların Yalova Afet Müdahale Planı'na (TAMP – Yalova) işlenerek, olası bir afet sonrası ihtiyaç duyulacak afet lojistiği faaliyetlerine yardımcı olacağı da öngörülmektedir.
Üçüncü parti lojistik işletmelerinin uluslararasılaşma sürecini etkileyen faktörler
Lojistik sektörü gerek dünyada gerekse Türkiye'de toplam hizmet ihracatındaki payını her geçen gün arttırmakta, hizmet sektörleri arasında ilk sıralarda yer almaktadır. Buna bağlı olarak lojistik hizmet ihracatının gelişmesi ve bu sektörün önündeki engellerin belirlenmesi ile ilgili yapılacak çalışmalar önem taşımaktadır. Bu bağlamda bu çalışmanın konusu Türkiye'de faaliyet gösteren üçüncü parti lojistik (3PL) işletmelerinin uluslararasılaşma sürecini etkileyen faktörler olarak belirlenmiştir. Bu çalışma ile Türkiye'de faaliyet gösteren üçüncü parti lojistik işletmelerinin uluslararasılaşma süreçleri incelenerek, bu işletmelerin uluslararası pazarlara giriş şekli ve hizmet ihracatı ile ilgili operasyonel ve yönetimsel kararlarını etkileyen faktörlerin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmanın diğer amacı ise çalışma süresince elde edilen birincil ve ikincil verilerin nitel ve nicel araştırma yöntemleriyle analiz edilerek kavramsal bir modelin ortaya çıkarılması ve açıklanmasıdır. Konusunda uzman kişilerle derinlemesine yapılan görüşmeler ve literatür taraması sonucunda üçüncü parti lojistik işletmelerinin uluslararasılaşma sürecini etkileyen faktörler farklı gruplar altında toplanarak hangi faktörün hangi faktörler tarafından etkilendiği ve hangi faktörlerin diğer faktörlere göre ne kadar önemli olduğu ortaya çıkarılmıştır. Bu çalışmada araştırma probleminin çözümünde daha güvenilir sonuçlar elde etmek için hem nitel hem de nicel araştırma yöntemlerinden yararlanılmıştır. Çalışmada nitel yöntemlerden literatür incelemesi ve derinlemesine görüşme; nicel yöntemlerden çok kriterli karar verme yöntemleri ve parametrik olmayan testler kullanılmıştır. Derinlemesine görüşmeden elde edilen veriler içerik ve betimsel analizlerle incelenmiştir. Çok kriterli karar verme yöntemlerinden Analitik Ağ Süreci (AAS) analizi kullanılan çalışmada nitel yöntemlerden elde edilen kriterlerin karşılıklı önem dereceleri ortaya çıkarılmıştır. Sonuçların geçerliği ve güvenirliği Friedman ve Kendall's W Uyum testleri ile test edilmiştir. Bu çalışmanın sonunda 3PL işletmelerinin uluslararası pazarlara girişte en çok yerel ortaklıklar ve acenteler ile işbirliği yöntemlerini tercih ettikleri sonucuna ulaşılmıştır. Bunun en önemli sebepleri işlem maliyetlerinin daha uygun olması ve kültürel faktörlerin olumsuz etkisinin en aza indirilmesi olarak açıklanmaktadır. Ayrıca 3PL işletmelerinin uluslararasılaşma sürecini etkileyen en önemli faktörler siyasi-politik faktörler, ekonomik faktörler, kültürel faktörler ve uzun vadeli ilişkiler olarak sıralanırken, bu süreci en az etkileyen faktörler araç sayısı, çalışan sayısı ve iç pazar doygunluğu olarak belirlenmiştir. Çalışmanın diğer bir sonucu da söz konusu faktörlerin önem derecelerinin taşıma şekillerine göre (deniz, hava, kara) anlamlı bir farklılık göstermediği yönündendir. Ayrıca tüm taşıma şekilleri için uzmanların faktörlere verdikleri puanlar arasında uyumluluk olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışmanın konu ile ilgili yapılan sayılı çalışmalardan biri olduğu, hem sektörel hem de akademik çevrede yapılacak benzer çalışmalara ışık tutacağı düşünülmektedir.
Sağlık sektöründe toplam kalite yönetimi ve çalışan memnuniyeti arasındaki ilişki
Bu çalışmada bir devlet hastanesindeki Toplam Kalite Yönetimi uygulamaları ile bu hastanede çalışan kişilerin memnuniyetleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda devlet hastanesinde çalışan 103 kişiye yüz yüze anket uygulanmıştır. Çalışmada katılımcılardan veri toplamak amacıyla Kişisel Bilgi Formu, Toplam Kalite Yönetim Tutum Ölçeği, Çalışan Memnuniyeti Ölçeği kullanılmıştır. SPSS 22.0 paket programı kullanılarak gerçekleştirilen analizlerde yüzde ve frekans dağılımları, bağımsız örneklem t-testi, Tek Yönlü ANOVA testi, Pearson korelasyon testleri uygulanmıştır. Çalışma bulgularına göre hastanede uygulanan toplam kalite yönetimi uygulamaları ile sağlık çalışanlarının memnuniyet düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişkinin olduğu görülmektedir (p<0.01). Çalışmanın diğer bulguları incelendiğinde, kadın sağlık çalışanlarının toplam kalite yönetimi uygulamalarına ilişkin düşüncelerinin erkek sağlık çalışanlarıyla benzerlik gösterdiği ve anlamlı bir farklılık olmadığı görülmüştür.(p>0.05). Sadece çalışan memnuniyetinin alt boyutlarından biri olan, bilgi ve beceri kullanımı alt boyutunda kadın çalışanların toplam kalite yönetimi uygulamalarına ilişkin düşüncelerinin erkek sağlık çalışanlarına göre farklılık gösterdiği görülmüştür (p:<0.05).Yaş değişkenin de ise sağlık çalışanlarının toplam kalite yönetimi uygulamalarına ve çalışan memnuniyetine yönelik düşüncelerinin yaş ortalamalarında anlamlı bir farklılığın olmadığı anlaşılmaktadır (p:>0.05).Ancak 18-25 yaş grubunun diğer yaş gruplarına göre memnuniyet düzeylerinin yüksek olduğu söylenebilir. Öğrenim durumu değişkeni ile toplam kalite yönetimi ve çalışan memnuniyeti arasında anlamlı bir ilişki olduğu ve bu ilişkinin lise ,lisans ve lisansüstü mezunlarının lehine olduğu belirlenmiştir. (p:<0.05). Sağlık çalışanlarının medeni durumlarının toplam kalite yönetimi uygulamalarına yönelik tutumları ve memnuniyetleri üzerinde önemli bir etkisinin olmadığı belirlenmiştir Meslek değişken ile toplam kalite yönetiminin alt boyutları olan müşteri odaklılık ,çalışan katılımı, ödül tahsisi ve güçlendirme arasında anlamlı bir ilişki bulunmuş ve bu ilişkinin laborant ve teknisyen olarak görev yapan çalışanların lehine olduğu belirlenmiştir. Kurum deneyimi değişkeni ile çalışan memnuniyeti arasında anlamlı bir ilişki bulunmuş ve bu ilişkinin kurumda 1 yıldan az ve 1-5 yıl süreyle çalışanların lehine olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Sağlık çalışanlarının mesleki deneyimlerinin toplam kalite yönetimi uygulamalarına yönelik tutumlarının ve memnuniyet düzeyleri arasında önemli bir faklılık olmadığı belirlenmiştir.
Bütünleşik çok kriterli karar verme yöntemleri ile 3PL firma seçimi - proje lojistiği kapsamında bir uygulama
İşletmelerin rekabet içinde bulunduğu firma sayısı her geçen gün artmakla birlikte, bu rekabet içinde başarı elde etmek yalnızca üretilen ürünün niteliği ile değil aynı zamanda sürecin bir bütün olarak iyileştirilmesi ve etkinliği ile de yakından ilgili olmaktadır. Ticaretin de yerelden çıkarak uluslararası bir boyut kazanması bu etkinliğin üretim ve tüketim noktaları arasındaki bağlantı açısından da değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır. İşletmeler bu etkinliği sağlayabilmek ve uzun dönemli rekabet avantajı elde edebilmek amacıyla da uluslararası lojistik maliyetleri düşürecek stratejik yatırımlara gerek duymakta ve yatırım yapmaktadır. Müşteri memnuniyeti ile birlikte maliyetleri de düşürecek bu lojistik stratejiler, çoğu zaman doğru bir ortak ile çalışma zorunluluğunu da beraberinde getirmektedir. Lojistik hizmetleri kendi bünyesinde gerçekleştirmek yerine dışardan bir hizmet sağlayıcı ile gerçekleştirmesi, şirketin ana faaliyet alanına odaklanmasına yardımcı olacak ve başarıyı da beraberinde getirecektir. Bu çalışma ile ağır tonajlı ürünler üreterek bunları dünyanın farklı noktalarındaki müşterilere teslim eden bir firmanın bu süreçteki tüm lojistik faaliyetlerini proje lojistiği kapsamında yürütecek üçüncü parti lojistik (3PL) hizmet sağlayıcı firmanın seçim işlemlerinin gerçekleştirilmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca daha önce çalışılmamış bir alan olduğundan dolayı proje lojistiği kapsamında 3PL firma seçimi aşamasında en önemli kriterlerin neler olduğunu saptamak ve çok kriterli karar verme (ÇKKV) yöntemlerinin bütünleştirilmesi ile yeni bir model sunmak da çalışmanın diğer amaçlarını oluşturmaktadır. Kriterlerin önem dereceleri; literatür taraması, akademisyenler ve çalışmanın gerçekleştirildiği firmadaki uzmanlarla yapılan görüşmeler neticesinde elde edilen sonuçların ikili karşılaştırmaları ile belirlenmiştir. Çalışma kapsamında yöntem olarak ANP, MARCOS, WASPAS ve MAIRCA çok kriterli karar verme teknikleri bütünleşik olarak kullanılmıştır. Kriterlerin ağırlıkları ANP ile elde edilmiş MARCOS, WASPAS ve MAIRCA yöntemleri ile bütünleştirilerek alternatif firmaların sıralamaları elde edilmiştir. Her bir yöntem ile elde edilen sıralama sonucu BORDA sayım yöntemi ile birleştirilerek nihai sıralama sonucu bulunmuştur. Çalışma sonunda elde edilen bulgulara göre proje lojistiği kapsamında 3PL firma seçim işlemlerinde önem derecesi en yüksek kriter firmanın genel özellikleri kümesi için benzer ürünlerdeki deneyim, yeterlilik kümesi için teknik kapasite, maliyet kümesi için sürdürülebilir düşük maliyet, kalite kümesi için müşteri memnuniyeti ve ilişki faktörleri kümesi için sürdürülebilir ilişki olarak bulunmuştur. BORDA sayım yöntemi sonucunda da en iyi alternatif firma A2 firması olmuştur. Bu firmayı sırası ile A1 ve A3 firmaları takip etmiştir. Çalışmadan elde edilen bir diğer sonuçta kullanılan farklı yöntemlerden benzer sonuçların elde edilmesinden dolayı kurulan modelin başarılı olduğu yönündedir.
ISO 9000 kalite yönetim sisteminin rekabet gücüne etkisi ve bir uygulama
Bu çalışmanın amacı ISO 9000 kalite yönetim sistemini uygulayan işletmelerin rekabet gücü üzerindeki etkisi araştırılmaktadır. Aynı zaman da farklı sektörlerde yer alan küresel işletmelerin stratejik kararları açıklanmıştır. İşletmeler yerli ve uluslararası ortamda devamlılığını sağlayabilmeleri için çeşitlendirme, çekilme ve rekabet stratejilerini başarılı bir şekilde uygulaması gerekmektedir. Günümüzde gelişen teknolojinin etkisiyle işletmelerin faaliyette bulundukları alanlara yoğunlaşmaları, pazar gücünü elde etmeleri ya da mevcut iş faaliyetlerinden farklı bir sektöre geçerek varlıklarını devam ettirmeye çalışmışlardır. Birçok işletme varlıklarını devam ettirebilmek için teknolojinin getirmiş olduğu yeniliklere ayak uydurması ve uluslararası pazarda rekabet gibi birçok stratejiye ihtiyaç duymaktadır. Rekabetin hızla artması işletmelerin kalite kavramının önemini anlamalarını sağlamaktadır. Müşterilerin istek veya ihtiyaçlarına zamanında yanıt verebilecek kalitede mal veya hizmet sunabilmek bu mal veya hizmetlerin üretildiği sistemin kalitesini oluşturmaktır. Dolayısıyla bu çerçevede çalışmada Porter'ın 5 güç modeli ve rekabet avantajını yaratabilmek için küresel işletmelerin stratejik kararları ve kalitenin etkisi örneklerle açıklanmıştır. Bu çalışmada bir fabrikada çalışanlar üzerinde uygulanan anket yöntemiyle kalite yönetim sisteminin rekabet gücü üzerindeki etkisi araştırılmaktadır.
Küresel işletmelerde ödeme yöntemi olarak kripto para: Marka değerine etkisi
Kripto para ilgili teknolojiler gelişmeler, finans sektörünün iş yapma şeklini değiştirebilecek potansiyeli bulunmaktadır. Ayrıca Kripto para birimleri, küresel ekonominin geleneksel mekanizmalarını değiştirebilecek özellikleri bulunmaktadır. Bu teknolojinin yeni olmasından dolayı, tüketiciler tarafından benimsenmesi de nispeten yavaş olması doğaldır. Literatüre bakıldığında, bu teknolojinin benimsemesine ilişkin yapılan çalışmalarda bazı boşluklar bulunmaktadır. Bu çalışmada, kripto para ve blockcahin teknolojilerinin ödeme yöntemi kullanma niyetinin marka değeri üzerindeki rolü incelenecektir. Bir ödeme aracı olarak kripto para ve kullanma niyeti arasındaki ilişki ölçmek için Teknoloji Kabul Modeli (TKM) kullanılmıştır. Çalışmaya, Türkiye'de, farklı özelliklere sahip bir kişilere sosyal medya kanalları ile çevrimiçi ortamda anket uygulanmıştır. Anketin dili Türkçe olup, tüm ölçekler daha önce yapılan bilimsel çalışmalardan alınmıştır. Bulgular, marka değeri, kripto para birimlerini ve blockchain teknolojilerinin kullanma niyetini olumlu olarak etkilediğini bulunmuştur. Ayrıca, tutum marka değeri arasındaki ilişkiyi en çok etkilenen olduğunu tespit edilmiştir. Ayrıca algılanan fayda tutumu güçlü bir şekilde etkilediğini de bulunmuştur. Sonuçta, tüm hipotezler desteklenmiştir. Çalışma, literatüre marka değerini kripto paranın benimsemesine etkili rol oynadığını göstererek yeni bir katkı da bulunmuştur. Böylece, gerek karar verenlere veya araştırmacılara, kripto para birimiler ve blockchain teknolojine ilişkin benimseme strateji ve yaklaşımları düşünüldüğünde, marka değerinin bir rolü oynayabileceğini göz önünde bulundurulması, araştırmacılara yeni araştırma, karar verenlere yeni stratejilerinin kapıları açılacaktır. Anahtar Kelimeler: Kripto Para; Blockchain; Teknoloji Kabul Modeli; Marka değeri; Küreselleşme.
Medikal turizmde hizmet kalitesi: Türkiye'de medikal turist sadakati üzerine bir uygulama
Son zamanlarda medikal turizm amaçlı farklı ülkelerden gelen hastaların, tıbbi hizmetler (estetik cerrahi, tıbbi tedaviler, diş tedavileri, göz ameliyatları ve diğer sağlık hizmetleri) almak için Türkiye'yi tercih ettiği görülmektedir. Türkiye, medikal turizm için giderek daha cazip bir varış yeri haline gelmektedir. Medikal turist sadakati, gidilecek yer tercihleri için en can alıcı noktalardan biridir. Mevcut medikal amaçlı gelen turistleri elde tutmak, onlar vasıtasıyla yenilerini çekmek her ülke ve medikal turizm faaliyetinde bulunan her şirket için arzu edilir bir durumdur. Aynı zamanda daha az maliyetlidir. Medikal turizmin başarısı için turist sadakati, kaliteli hizmet sunumu ve hastaların sunulan hizmet kalitesinden memnuniyeti oldukça önemlidir. Bu araştırmada, bağımsız değişken olarak algılanan hizmet kalitesi, bağımlı değişken olarak medikal turist sadakati arasındaki ilişkinin derecesi belirlenmiştir. Bu iki kavram arasında aracı değişken olarak hizmeti sunan kuruma ve kurumun bulunduğu ülkeye olan güvenin göstergeleri olarak "dijital iletişim kanallarına olan güven", "hizmetin bedelinin veya fiyatının uygunluğunun" aracılık etkisi incelenmiştir. Diğer bir ifade ile ana amaç, bağımsız değişken olan algılanan hizmet kalitesini göz önünde bulundurarak bu iki faktörün (fiyat ve dijital iletişim kanallarına güven) yapısını, etkisini anlamak ve incelemek, böylece medikal turist sadakatini sağlamadaki aracılık rollerini araştırmaktır. Veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmıştır. Anket formları 500 hastaya dağıtılarak saha araştırması yapılmış, 474 adet geri dönüş olmuştur. Bu nedenle, dağıtılan anket sayısının %94,8 sini temsil eden 474 adet anket istatistiksel analiz yapmak için değerlendirmeye alınmıştır. Elde edilen bulgular çerçevesinde, ilk olarak algılanan hizmet kalitesi ile medikal turist sadakati arasında anlamlı ve pozitif bir ilişki bulunmuştur. Bu bağlamda ikinci bulgu olarak dijital iletişim kanallarına olan güven (DİKG), sunulan hizmetin fiyatının uygunluğu (FU), algılanan hizmet kalitesi (AHK) ve medikal turist sadakati (MTS) kavramları arasında karşılıklı doğrudan pozitif bir ilişkinin varlığı belirlenmiştir. Üçüncü bulgu olarak AHK ile MTS arasındaki ilişkiye FU ve DİKG kavramları aracılık rolü üstlendiği görülmektedir. Diğer bir ifade ile AHK, FU ve DİKG'in aracılık rolünü garantilemiştir. Bu bağlamda oluşturulan hipotezlerden H1 hipotezinin alt hipotezleri olan 3 tanesi kabul 2 tanesi reddedilmiştir, bu sebeple H1 hipotezi kısmen kabul edilmiştir. H2, H3, H4, H5, H6, H7a, H7b, H8, H9, H10 ve H11 hipotezlerinin tamamı kabul edilmiştir. Özetle "güven" ve "fiyat" faktörlerinin algılanan hizmet kalitesi ile medikal turist sadakati arasında oluşan ilişki üzerindeki aracılık etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Tüm bu bulguların yanında medikal turist sadakatinin oluşması ve devam ettirilmesi için dijital iletişim kanallarına olan güven, sunulan uygun fiyat politikaları ile ilgili olarak yapılacak piyasa araştırmalarının önemi hakkında bundan sonraki hizmet sağlayıcılara ve araştırmacılara ve medikal turistlere bir fikir vermektedir.
Tersanelerde alt işveren seçimi ve etkinlik ölçümü
Tersaneler, gemi yapımı, bakımı ve onarımı gibi faaliyetlerin gerçekleştirildiği bulundukları ülkelerde stratejik öneme sahip endüstriyel işletmelerdir. Bu işletmeler, genellikle büyük ölçekli projeler üzerinde çalıştıkları için iş gücü ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla alt işverenlerden (taşeronlardan) hizmet alırlar. Alt işverenin seçiminde değerlendirme kriterlerinin doğru olarak belirlenmesi ve doğru alt işverenin seçimi tersaneler için büyük öneme sahiptir. Yapılan çalışmamızın ilk bölümünde daha önce yapılmış olan çalışmalardan da faydalanılarak alt işveren seçimi için ana ve alt kritereler oluşturulmuştur. Bu kriterlerden faydalanılarak hazırlanan anket formlarının Yalova Altınova bölgesindeki tersanelerde çalışan uzmanlar tarafından değerlendirilmesi sağlanmıştır. Değerlendirme sonucu elde edilen veriler "Bulanık Analitik Hiyerarşi Süreci Tabanlı Yaklaşım" kullanılarak analize tabi tutulmuştur. Analiz sonucunda alt işveren seçiminde kriterlerin önem dereceleri belirlenmiştir. Son olarak elde edilen kriter önem derecelerinden faydalanılarak TOPSİS yöntemi kullanılarak bölgede faaliyet gösteren bir tersaneye ait alt işveren seçimine ilişkin uygulama yapılmış ve tersane için hangi alt işverenin uygun olacağı belirlenmiştir. Çalışmamızın ikinci kısmında ise veri zarflama analizi yöntemi ile Türkiye'de bulunan tersanelere ait son yedi yılın istatistiki verilerinden faydalanılarak tersanelerin yıllara göre etkinlik değişimleri ölçülmeye çalışılmıştır. Analiz sonucunda 2023 yılının en etkin yıl olduğu, 2020 yılının ise etkinliğin en düşük gözlemlendiği yıl olduğu sonucuna varılmıştır.