Theses supervised by Prof. Dr. Tülay Tarsuslu Şimşek

10 theses · Dokuz Eylül University

Master'sOpen AccessTR

Hemiparetik serebral palsili hastalarda üst ekstremite robotik rehabilitasyonunun üst ekstremite becerileri ve fonksiyonel bağımsızlık düzeyi üzerine etkisi

HEMİPARATİK SEREBRAL PALSİLİ HASTALARDA ÜST EKSTREMİTE ROBOTİK REHABİLİTASYONUNUN ÜST EKSTREMİTE BECERİLERİ VE FONKSİYONEL BAĞIMSIZLIK DÜZEYİ ÜZERİNE ETKİSİ Nuriye Büyüktaş, Dokuz Eylül Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon, nuriyeozhan@hotmail.com ÖZET Amaç: Bu çalışma, hemiparetik serebral palsili (SP) hastalarda üst ekstremite robotik rehabilitasyon uygulamalarının üst ekstremite becerileri ve fonksiyonel bağımsızlık düzeyi üzerine etkilerini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Yöntem: Çalışma Dr. Ayten Bozkaya Spastik Çocuklar Hastanesi ve Rehabilitasyon Merkezi'ne tedavi amacıyla başvuran, 4-18 yaş aralığında 34 hemiparetik SP'li hasta ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubuna dahil olan 17 olguya klasik fizyoterapi ve rehabilitasyon uygulamalarına ek olarak robotik rehabilitasyon uygulamaları yapılmıştır. Kontrol grubunda bulunan 17 olguya, sadece klasik fizyoterapi ve rehabilitasyon uygulamaları yapılmıştır. Klasik fizyoterapi ve rehabilitasyon 45 dakika, robotik rehabilitasyon 30 dakika olarak uygulanmıştır. Çalışmaya katılan her olgunun tedavi programı 15 seans sürmüştür. Tedavi öncesinde ve sonrasında vücut işlevleri ve aktivite ile ilgili değerlendirmeler yapılmıştır. Kas tonusunu değerlendirmek için Modifiye Ashworth Skalası (MAS), el becerilerini değerlendirmek için Abilhand-Kids testi, üst ekstremite motor fonksiyonları değerlendirmek için Üst Ekstremite Becerilerinin Kalitesi Testi (The Quality of Upper Extremity Skills Test-QUEST), fonksiyonel bağımsızlık düzeyini değerlendirmek için Pediatrik Fonksiyonel Bağımsızlık Ölçümü (WeeFIM) testi kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmanın sonucunda, üst ekstremite genel kas tonusunda, dirsek ve el bölgesi kas tonusunda çalışma grubu lehine anlamlı bir fark tespit edilmiştir (p<0,05). El yeteneklerinde, üst ekstremite motor fonksiyonlarında ve fonksiyonel bağımsızlık düzeyinde tedavi öncesi ve sonrası istatistiksel olarak anlamlı fark olmakla birlikte (p<0.05), bu anlamlı farklılığın klasik fizyoterapi ve rehabilitasyona ek olarak uygulanan robotik rehabilitasyon grubunda daha fazla olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Sonuç: Klasik fizyoterapi ve rehabilitasyon uygulamalarına ek olarak yapılan üst ekstremite robotik rehabilitasyon uygulamaları, sadece klasik fizyoterapi ve rehabilitasyon uygulamalarına göre hemiparetik SP'li hastaların üst ekstremite becerilerini ve fonksiyonel bağımsızlık düzeyini daha fazla arttırmıştır. Uzun dönem fizyoterapi ve rehabilitasyon gerektiren SP gibi bir nörogelişimsel bozuklukta motivasyonu ve tedavinin etkinliğini arttırmak amacıyla robotik cihaz gibi yüksek teknolojili aktivitelerin eklenmesi müdahalenin başarısını arttıracaktır. Anahtar Kelimeler: Serebral Palsi, Robotik Rehabilitasyon, Üst ekstremite becerileri, Fonksiyonel Bağımsızlık, QUEST, Spastisite

BağımsızlıkBeceriKas spastisitesi+3
Nuriye Büyüktaş
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Pediatrik motivasyon ölçeği'nin (pedıatrıc motıvatıon scale (pmot)) Türkçe'ye uyarlanması, geleneksel rehabilitasyon programına katılan farklı kronik engele sahip çocuklarda motivasyonun değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmanın amacı, rehabilitasyon programına motivasyonu değerlendiren Pediatrik Motivasyon Ölçeği'nin (PMÖ) Türkçe geçerlilik ve güvenilirlik çalışmasını yapmak ve rehabilitasyona katılan kronik engelli bireylerde fonksiyonel seviye ile motivasyon arasındaki ilişkiyi incelemektir. Yöntem: Çalışmaya, 8-18 yaş arasında, rehabilitasyon programına katılan 62 kronik engelli çocuk dahil edildi. Çocukların sosyo-demografik özellikleri, araştırmacı tarafından hazırlanan bir form ile sorgulandı. Çocukların rehabilitasyona motivasyonu PMÖ ve Görsel Analog Skala (GAS) ile değerlendirildi. Ölçeğin geçerliliğinin belirlenebilmesi için PMÖ ile GAS arasındaki korelasyon incelendi. İç tutarlılığın belirlenebilmesi için Cronbach alfa değeri hesaplandı. Test-tekrar test güvenilirliğinin belirlenebilmesi için rastgele 15 çocuğa ilk değerlendirmeden iki hafta sonra ikinci değerlendirmeler yapıldı ve "Intraclass Correlation Coefficient (ICC)" değeri hesaplandı. Çocukların fonksiyonel seviyesi Pediatrik Fonksiyonel Bağımsızlık Ölçümü (WeeFIM) ile değerlendirildi. Bulgular: Çocukların yaş ortalaması, 12,16±3,19 idi. PMÖ ve GAS arasında pozitif yönde iyi derecede bir korelasyon olduğu tespit edildi (r=0,713, p=0,000). PMÖ'nün iç tutarlılığı yüksek (Cronbach alfa=0,827), test-tekrar test güvenilirliği çok yüksek (ICC=0,960) olarak bulundu. Fonksiyonel seviye ile motivasyon arasında ilişkiye rastlanmadı (p=0,896). Sonuç: PMÖ'nün Türkçe versiyonu kronik engelli çocuklarda geçerli ve güvenilir bir ölçektir. Çalışmamızda, kronik engelli çocuklarda fonksiyonel seviye ile rehabilitasyona katılım konusundaki motivasyon düzeyi arasında bir ilişki bulunmamıştır. Çalışmamıza katılan çocukların fonksiyonel seviyelerinin yüksek olması motivasyon düzeylerinin de yüksek olmasına neden olmuştur. Anahtar Kelimeler: Motivasyon, Çocuk, Rehabilitasyon, Kronik Engel

Merve Kurt
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Down sendromlu çocuklarda ayak tabanına uygulanan kinezyo bantlamanın postüral kontrol ve denge üzerine etkisi

Amaç: Bu çalışmanın amacı, Down Sendromlu (DS) çocuklarda ayak tabanına uygulanan kinezyo bantlamanın (KB) denge ve postüral kontrol üzerine etkisinin incelenmesidir. Yöntem: Çalışmaya, 24 DS'li, 12 sağlıklı çocuk dahil edildi. DS'li çocuklar KB ve sham bantlama (SB) gruplarına ayrıldı. Değerlendirmeler, KB ve SB gruplarına bantlama öncesi (BÖ), bantlamanın hemen sonrası (BS1) ve 45 dakika sonrasında (BS2), sağlıklı kontrol grubuna (SK) ise sadece bir kez uygulandı. Fonksiyonel denge Zamanlı Kalk Yürü Testi (ZKYT) ve Fonksiyonel Uzanma Testi (FUT) ile postüral kontrol Balancemaster ve plantar basınç ise EMED-m pedobarografi cihazı ile değerlendirildi. Bulgular: Gruplar arası karşılaştırmalı istatistiksel analizde, DS'li çocukların sağlıklı çocuklara göre daha kötü dengeye sahip oldukları görüldü. KB grubunun BS1'de FUT, sol reaksiyon zamanı, sağ, arka ve total hareket hızı ile arka yön kontrolü değerlerinde, BS2'de sol hareket hızı değerlerinde SK grubu ile istatiksel olarak anlamlı bir fark görülmedi (p>0.017). SB grubunun BS1'de, sol ayak arka temas alanı değerlerinde, BS2'de FUT, ayağa kalkmada salınım hızı ile ön, sağ, arka yön kontrolü değerlerinde SK grubuyla istatiksel olarak anlamlı bir fark görülmedi (p<0.017). Grup içi karşılaştırmalarda, KB grubunun FUT ve sağa hareket hızında BS1'deki değerlerinin BÖ değerlerine göre istatistiksel olarak anlamlı derecede değiştiği gözlendi (p<0.017). SB grubunun BS1'de FUT değerinin BÖ'ye göre ve BS2'de ZKYT değerinin BS1'e göre istatistiksel anlamlılık düzeyinde iyileşme gösterdiği görüldü (p<0.017). Sonuç: DS'li çocuklarda denge ve postüral kontrolün sağlıklı çocuklara göre daha kötü olduğu ve ayak tabanına uygulanan KB ile denge, postüral kontrol ve fonksiyonel test parametrelerinde anlamlı iyileşmeler kaydedildiği belirlendi. Anahtar Kelimeler: Down sendromu, Denge, Kinezyo bantlama, Plantar basınç

Pelin Atalan
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Nöromuskuler hastalığı olan çocuklarda sanal gerçeklik uygulamasının fizibilitesi ve sanal gerçeklik ve biofeedback uygulamalarının nöromuskuler hastalığı olan çocukların fonksiyonel seviyeleri üzerine etkinliğinin incelenmesi

Nöromuskuler hastalıklar (NMH), primer problemin ön boynuz hücreleri, periferik sinir, nöromuskuler kavşak ve kaslardan oluşan periferik sinir sisteminde olduğu heterojen bir hastalık grubudur. NMH, kas ve sinirlerin fonksiyonlarında ilerleyici kayba sebep olmaktadır. Pediatrik popülasyonda en sık karşılaşılan NMH, muskuler distrofiler (MD) olmakla birlikte spinal muskuler atrofiler (SMA) de çocukluk çağında sıklıkla görülen NMH türlerinden birisidir. Bilimsel gelişmelere rağmen MD ve SMA için henüz bir tedavi yöntemi geliştirilememiştir. Bu yüzden MD'li ve SMA'li olgular için önerilen standart bakım yayınlarında semptomatik tedaviler önerilmektedir. Semptomatik tedavinin merkezinde fizyoterapi ve rehabilitasyon uygulamaları yer almaktadır. Düzenli egzersizin hastaların yaşam süresinin ve yaşam kalitesinin artırılmasında etkili olabileceği belirtilmektedir. Son zamanlarda sanal gerçeklik uygulamaları sıklıkla rehabilitasyon amacı ile kullanılmaktadır. Sanal gerçeklik, bilgisayar tarafından simüle edilen gerçek dünya ve çevreye benzeyen üç boyutlu bir ortamda, çocuğun günlük yaşamda da ihtiyaç duyabileceği aktiviteleri deneyimlemesini sağlar. Elektromyografik (EMG) biofeedback eğitimi rehabilitasyon amacıyla sıklıkla kullanılan bir diğer yöntemdir. Bu yöntem myoelektrik sinyallerin görsel ve işitsel uyaranlara dönüştürülmesi yöntemine dayanır. Hastanın kas aktivitesi sırasında oluşan myoelektrik sinyaller görsel ve işitsel sinyallere dönüştürülerek, hastanın kendi kas aktivitesi hakkında fikir sahibi olması sağlanır. Sanal gerçeklik ve EMG biofeedback eğitiminin farklı popülasyonlarda etkinliği gösterilmiş olmakla birlikte, literatürde bu iki yöntemin MD'li ve SMA'lı olgularda etkinliğini inceleyen çalışmaya rastlanmamıştır. Ancak iki çalışmada DMD'li olguların EMG destekli kol desteği ve aktif el bileği desteğini kullanabileceği belirtilmiştir. Bu çalışmanın amacı, sanal gerçeklik ve biofeedback uygulamalarının nöromuskuler hastalığı olan çocukların fonksiyonel seviyeleri üzerine etkinliğinin karşılaştırılmasıdır. Araştırmaya uzman doktor tarafından nöromuskuler hastalık tanısı almış, ambulasyonu devam eden 6-18 yaş arası 24 çocuk dahil edilecektir. Ölçümler tedavi öncesi, tedavinin 6. haftasında ve tedavi sonrasında olmak üzere 3 kere gerçekleştirilecektir.

AtrofiBiyo geri bildirimDenge+6
Merve Kurt
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İlk ve orta öğretim çağındaki çocuklarda uzaktan eğitimin kas-iskelet sistemi problemleri üzerindeki etkisinin incelenmesi

2020 yılı salgın hastalıkları kapsamında değerlendirilen COVİD-19 pandemisi nedeniyle bütün sistemler durağan bir hal almıştır. Hızlı bir adaptasyonla birlikte eğitim-öğretim faaliyetleri uzaktan eğitim kapsamında bilgisayar, televizyon, tablet ve/veya akıllı telefonlar üzerinden gerçekleştirilmiştir. Bu bilgiler dikkate alınarak planlanan çalışmamızda, ilk ve orta öğretim çağındaki çocuklarda uzaktan eğitimin KİSP (Kas İskelet Sistemi Problemleri) üzerindeki etkisinin incelenmesi hedeflenmiştir. Bu çalışma, 7-15 yaş aralığındaki uzaktan eğitim alan toplamda 70 sağlıklı gönüllü birey ile gerçekleştirildi. Katılımcılardan sosyodemografik bilgilerini sorgulayan değerlendirme formunu doldurmaları istendi. Değerlendirme kapsamında, KİSP değerlendirmek için Cornell Kas İskelet Sistemi Anketi (CMDQ), çalışma duruşunu değerlendirmek için Ovako Çalışma Postürü Analiz Sistemi (OWAS), postür analizi için New York Postür Değerlendirme Testi (NYPT) ve çalışma ortamını ergonomik açıdan değerlendirmek için de OSHA Ergonomi Uyum Ölçeği kullanıldı. Çalışmamızda ağrının bölgelere göre dağılımına bakıldığında, en fazla %34,3 oranında (n=24) boyun ağrısının görüldüğü tespit edildi. Bunu takiben, sırasıyla sırt (%32,9, n=23), bel (%28,6, n=20) ve omuz (%15,7, n=11) bölgelerinde olduğu gözlendi. CMDQ risk düzeylerine bakıldığında, katılımcıların en fazla (%30, n=21) ''orta düzey tehlike'' grubunda yer aldığı belirlendi. Katılımcıların omuz (sağ), kalça ve ayak bölgelerindeki ağrı varlığına göre teknolojik cihazların kullanım süresi arasında anlamlı bir farklılık bulundu (p<0,05). Teknolojik cihazların kullanım süresi ile KİS (Kas İskelet Sistemi) ağrısı görülme sıklığı arasında istatistiksel bir ilişki bulundu (p<0,05). Cinsiyet ile CMDQ risk düzeyleri arasında istatistiksel bir ilişki bulundu (p<0,05). Kızların risk seviyeleri erkeklere göre daha yüksek olarak belirlendi. Teknolojik cihaz türleri ile üst sırt duruşa ait puan arasında istatistiksel bir ilişki gözlendi (p<0,05). Çalışmamızdan elde edilen bulgular, ilk ve orta öğretim düzeyinde eğitim gören öğrencilerde uzaktan eğitimin KİSP oluşumuna zemin hazırladığını göstermiştir. Teknolojik cihazların tekrarlayıcı hareketlerle birlikte uzun süreli kullanımı ve çalışma ortamındaki ergonomik faktörlerin KİSP için bir risk faktörü olduğu gözlenmiştir.

DuruşErgonomiKas-iskelet hastalıkları+4
Feride Akbaş
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Üst ekstremite kısa anketi'nin Türkçe'ye uyarlanması, duchenne muskuler distrofi tanılı hastaların üst ekstremite fonksiyonu ile üst ekstremite ağrısı ve kas sertliği arasındaki ilişkinin incelenmesi

Amaç: Çalışmanın amacı, Üst Ekstremite Kısa Anketi (ÜEKA)'nin Türkçe geçerlilik ve güvenilirlik çalışmasını yapmak ve ÜEKA ile Duchenne Musküler Distrofi (DMD) tanılı bireylerin üst ekstremite fonksiyonu ile üst ekstremite ağrısı ve kas sertliği arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Yöntem: Çalışmaya DMD tanısı almış 41 birey dahil edildi. Üst ekstremite fonsiyonel seviyeleri Brooke Üst Ekstremite Sınıflaması (BÜEFS) ile, alt ekstremite fonksiyonel seviyeleri Vignos Skalası ile değerlendirildi. Üst ekstremite fonksiyon, ağrı ve kas sertliği ÜEKA kullanılarak değerlendirildi. Ölçeğin geçerliliğinin belirlenebilmesi için ABILHAND-Kids arasındaki korelasyon incelendi. İç tutarlılığın belirlenebilmesi için Cronbach alfa değeri hesaplandı. Test-tekrar test güvenilirliğinin belirlenebilmesi için ilk değerlendirmeden iki hafta sonra ikinci değerlendirmeler yapıldı ve "Intraclass Correlation Coefficient (ICC)" değeri hesaplandı. Bulgular: Bireylerin yaş ortalaması 10,45±0,80 yıl idi. ÜEKA ve ABILHAND-Kids arasında negatif yönde mükemmel düzeyde bir korelasyon olduğu tespit edildi (r=-0,80, p<0,001). ÜEKA'nın iç tutarlılığı oldukça yüksek (Cronbach alfa=0,785), test-tekrar test güvenilirliği yüksek (ICC=0,86) olarak bulundu. Üst ekstremite fonksiyonu, ağrısı, kas sertliği ve fonksiyonel seviye arasında anlamlı bir ilişki bulundu (p<0,001). Sonuç: ÜEKA'nın Türkçe versiyonu DMD'li bireylerde geçerli ve güvenilir bir ölçektir. Çalışmamızda, DMD'li bireylerin fonksiyonel seviyeleri ile üst ekstremite fonksiyonu, ağrısı ve kas sertliği arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Duchenne Musküler Distrofi, üst ekstremite, fonksiyon, ağrı, kas sertliği

AnketlerAğrıKas distrofileri+3
Dilan Savaş
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuk kol rehabilitasyon ölçümü'nün (ÇKRÖ) Türkçe' ye uyarlanması, serebral palsili çocuklarda kaba motor fonksiyon seviyesi ile üst ekstremite aktivite düzeyi arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, serebral palsili (SP) çocuklarda üst ekstremite fonksiyonlarını değerlendiren Çocuk Kol Rehabilitasyon Ölçüm'nün (ÇKRÖ) Türkçe versiyon çalışmasını yapmak ve SP'li çocukların yardımcı cihaz kullanımı ve üst ekstremite becerileri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışmaya, 5-16 yaş arasında, SP tanısı almış 69 çocuk dahil edildi. Çocukların sosyo-demografik ve klinik özellikleri, veri formuna kaydedildi. Çocukların üst ekstremite becerileri ÇKRÖ, Elle İlgili Yetenek Ölçeği (ABİLHAND-Kids) ve El Becerileri Sınıflandırma Sistemi (EBSS) ile incelendi. Ölçeğin geçerliliğinin belirlenirken ÇKRÖ ile ABİLHAND-Kids arasındaki korelasyon değerlendirildi. İç tutarlılığı Cronbach alfa değeri hesaplanarak belirlendi. Test-tekrar test güvenilirliğinin belirlenebilmesi için Sınıf İçi Korelasyon Katsayısı (ICC) değeri hesaplandı. Çocukların fonksiyonel bağımsızlık seviyesi Pediatrik Fonksiyonel Bağımsızlık Ölçeği (WeeFIM) ile kaba motor fonksiyon seviyesi Kaba Motor Fonksiyon Sınıflandırma Sistemi (KMFSS) ile değerlendirildi. Çocukların yaş ortalaması, 9,38±3,89 yıl idi. ÇKRÖ ve ABİLHAND-Kids arasında yüksek düzeyde pozitif yönde korelasyon belirlendi (r=0,917, p<0,001). ÇKRÖ'nün iç tutarlılığı yüksek (Cronbach alfa=0,958), test-tekrar test güvenilirliği çok yüksek (ICC=0,953) tespit edildi. Yardımcı cihaz kullanımı ile üst ekstremite fonksiyonları arasında ilişkiye rastlanmadı (p=0,602). ÇKRÖ ile WeeFIM arasında pozitif bir ilişki (p<0,001), KMFSS ile ÇKRÖ arasında yüksek düzeyde negatif yönlü bir ilişki saptandı (p<0,001). ÇKRÖ'nün Türkçe versiyonu SP'li çocuklarda geçerli ve güvenilir bir ölçektir. Çalışmamızda, SP'li çocuklarda yardımcı cihaz kullanımı ile üst ekstremite fonksiyonelliği arasında bir ilişki bulunmamıştır. Fonksiyonel bağımsızlığı ve fonksiyonel seviyesi iyi olan SP'li çocukların üst ekstremite fonksiyonları da iyi bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: geçerlilik, güvenilirlik, serebral palsi, üst ekstremite, yardımcı cihaz

Kaba motor becerileriMotor becerilerOrtotik cihazlar+4
Fatma Nur Altın
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Obstetrik brakial pleksus yaralanması olan çocuklarda ayna terapisinin üst ekstremite fonksiyonelliği üzerine etkisi

Bu çalışmanın amacı, Obstetrik Brakial Pleksus Yaralanması (OBPY) olan çocuklarda ayna terapisinin üst ekstremite fonksiyonelliği üzerine etkilerini değerlendirmektir. Çalışmaya, 4-16 yaş aralığında OBPY tanısı konmuş 32 çocuk dahil edildi. Çocuklar randomize 2 gruba (çalışma grubu n=16, kontrol grubu n=16) ayrıldı. Çalışma, 12 hafta ve haftada 2 gün olarak yürütüldü. Çalışma grubuna 40 dakika boyunca geleneksel fizyoterapi programı ve rehabilitasyon programına ek 20 dakika ayna terapisi uygulandı. Kontrol grubuna ise 40 dakika boyunca geleneksel fizyoterapi ve rehabilitasyon programı uygulandı. OBPY'li çocukların üst ektremite fonksiyonları; Raimondi'nin el fonksiyonlarını değerlendirme sistemi, Gilbert'in dirsek hareketlerini değerlendirme sistemi, Raimondi'nin omuz hareketlerini değerlendirme sistemi, Modifiye Mallet Skorlaması, QUEST ve Narakas duyu değerlendirme sistemi kullanılarak değerlendirildi. Değerlendirmeler tedavi öncesinde, tedavinin 4. haftası, 8.haftası ve 12.haftasında (tedavinin sonunda) yapıldı. Elde edilen veriler istatistik analizinde kullanıldı. İstatistik analizler sonucunda, her iki grubun demografik özellikleri benzerlik gösterdi. Çalışma grubu ve kontrol grubu arasında istatistiksel bir farklılık saptanmadı (p>0,05). Gruplar arasında ölçüm zamanları arasında (tedavi öncesi, 4. hafta, 8 ve 12. haftalarda) istatistiksel bir farklılık saptanmadı (p>0,05). Fakat, yapılan grup içi analiz çalışmalarında, çalışma grubunda ölçüm zamanları arasında ayna terapisinin üst ektremite fonksiyonelliğini geliştirmede daha etkin olduğu gözlendi (p<0,05). Bu çalışmanın sonuçları, klasik fizyoterapi ve rehabilitasyona ek olarak uygulanan ayna terapisinin OBPY'li çocuklarda üst ektremite fonksiyonelliğini geliştirmede etkin olduğunu göstermiştir. OBPY'li çocukların rehabilitasyon programları sırasında uygulanacak ayna tedavisinin kullanılması üst ekstremite becerilerinin kazandırılması ve arttırılmasında etkin bir rol oynayabilmektedir.

Ayna tedavisiBrakiyal pleksusFonksiyonel yetkinlik+3
Rabia Nur Ata
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Gecikmiş kas ağrısında iki farklı tedavi yönteminin karşılaştırılması: Kesikli magnetik alan tedavisi ve düşük seviyeli lazer terapi

Amaç: Bu çalışmanın amacı, gecikmiş kas ağrısı üzerine manyetik alan tedavisi ile düşük seviye lazer terapinin etkilerinin karşılaştırılmasıdır. Yöntem: Çalışmaya, 18-35 yaş arası, Acıbadem Mehmet Ali Aydınlar Üniversitesi'nde okuyan ve görev alan 75 yetişkin katılımcı dahil edildi. Katılımcılar; düşük seviye lazer terapi (DSLT; n=25), kesikli manyetik alan terapisi (KMAT; n=25) ve kontrol grubu (KG; n=25) olmak üzere üç gruba ayrıldı. Toplamda beş gün süren araştırmada; çevre ölçümü, dirsek fleksiyon ve ekstansiyonu normal eklem hareketi (NEH), dirsek fleksör ve ekstansör kas kuvveti, ağrı algısı ve ağrı şiddeti, taşıma açısı ve elektromyografi (EMG), lazer doppler flowmetri ve biyokimyasal (kreatin kinaz-CK, laktat dehidrogenaz-LDH) değerlendirmeler yapıldı. İlk değerlendirmeden hemen sonra bir maksimum tekrar değerinin %70'i ile biceps brachii kasında gecikmiş kas ağrısı (GKA) oluşturuldu. Katılımcıların bir maksimum tekrar değerlendirmeleri, çalışmaya etki etmemesi açısından bir önceki hafta kayıt edildi. Değerlendirmeler protokol öncesi, sonrası ve tedavi öncesi, sonrası tekrarlandı. Bulgular: Egzentrik egzersiz protokolü sonrası kontrol grubuna verilen aktif NEH yapılması ile palpasyon ve hareketteki ağrının azaldığı görülmüştür (p<0,05). Uygulanan tedaviler çevre ölçümü, taşıma açısı, aktif NEH değerleri, kan akımı, CK ve LDH sonuçlarında bir farklılık oluşturmamıştır. Fleksiyon ve ekstansiyon kas kuvvetinin arttırılmasında DSLT uygulaması daha iyi sonuçlar göstersede istatistiksel olarak anlamlı bir toparlanma yaratmamıştır. Elektromyografik aktivitelerde ise DSLT grubundaki toparlanma daha üstün olarak saptanmıştır (p<0,05). Sonuç: Gecikmiş kas ağrısının tedavisinde uygulanan tüm tedavilerin semptomları azaltmada etkili olduğu görülse de özellikle aktif NEH ve DSLT tedavilerinin kullanımının başarı oranı daha yüksek görülmektedir. Anahtar Sözcükler: Düşük seviye lazer terapi, elektromiyografi, gecikmiş kas ağrısı, kesikli manyetik alan tedavisi, lazer doppler flowmetri.

Akım ölçerlerAğrıElektromiyografi+4
Hande Kaba
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Obstetrik brakial pleksus yaralanması olan çocuklarda dengenin değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmanın amacı, Obstetrik Brakial Pleksus Yaralanması (OBPY) olan çocukların statik-dinamik denge ve postüral kontrol parametrelerinin, sağlıklı yaşıtlarıyla karşılaştırılarak değerlendirilmesidir. Yöntem: Çalışmaya, 4-14 yaş aralığındaki OBPY tanılı 20 çocuk ve demografik özellikleri benzer 20 sağlıklı çocuk dahil edildi. OBPY'li çocukların ekstremite fonksiyonları Modifiye Mallet Sınıflandırma Sistemi (MMSS) ve Aktif Hareket Skalası (AHS) ile skorlandı. Fonksiyonel mobilite ve dinamik dengenin değerlendirmesinde Zamanlı Kalk ve Yürü Testi (ZKYT) ve Zamanlı Merdiven Çıkıp İnme Testleri (ZMÇİT) kullanıldı. Statik-dinamik denge ve postüral kontrol parametrelerine ait spesifik değerlendirmeler için Balance Master Test Sistemi kullanıldı. Bulgular: Yapılan istatistik analizinde gruplar arası demografik özellikler benzerdi. ZKYT ve ZMÇİT skorlarında OBPY'li grup aleyhine istatiksel bir fark saptandı. Balance Master Sistemine ait; dengenin duyusal etkileşimi klinik testi, tek ayak üzerinde durma testi, stabilitenin limiti testi, normal yürüme testi, topuk-parmak ucu yürüme testi ve basamak çıkıp inme testi parametreleri arasında OBPY'li grup aleyhine istatiksel olarak farklılıklar saptandı (p< 0,05). Sonuç: Çalışmamızın sonuçları, OBPY'li çocukların sağlıklı yaşıtlarına oranla fonksiyonel mobilite içerikli aktivitelerde yavaşladığını, postüral salınımlarının arttığını, stabilite limitlerinin azalarak postüral kontrol, statik-dinamik denge becerilerinin daha kötü olduğunu göstermiştir. Aynı zamanda, OBPY'li çocukların etkilenen taraf alt ekstremitelerine yetersiz ağırlık aktarımı yaptıkları, bunun da alt ekstremite kas kuvvet gelişimini olumsuz etkilediği tespit edilmiştir. OBPY'li bireylerde etkilenen ekstremite odaklı tedavi yaklaşımları yerine, bütüncül yaklaşımlarla tüm vücut etkileniminin gözden geçirilmesi, oluşabilecek sorunların erken dönemden itibaren ele alınarak uygun tedavilerin planlanması önerilmektedir.

Brakiyal pleksusDengeObstetrik+4
Hüseyin Mahiroğlu
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2019
10

Other supervisors