Theses supervised by Yrd. Doç. Dr. Türkan Aksu
10 theses · Akdeniz University
Anadolu liselerinde çalışan öğretmenlerin mobbing uygulamaları ile ilgili algıları: Özel ve devlet okullarının karşılaştırılması
Mobbing iş yerinde bir ya da birden fazla kişinin birbirlerine eziyet etmek, yıpratmak ve engel olmak amacıyla tekrarlı ve sürekli olarak uyguladıkları manevi baskılardır. Bu baskılar sonucu mağduru hataya sevk edilerek veriminin düşürülmesi amaçlanmaktadır. Mobbing eğitim kurumlarında da sıkça görülen bir vaka halini almıştır. Bu nedenle son yıllarda eğitim sektöründe mobbing kavramı üzerine pek çok makale ve tezler yazılmıştır. Nitel desende düzenlenen bu çalışmanın da amacı Anadolu özel ve kamu liselerinde çalışan öğretmenlerin mobbing algılarında bir fark olup olmadığını ortaya çıkarmaktır. Mobbingi ne olarak tanımladıkları, mobbinge maruz kalmanın nedenlerini, dönemlerini, uygulayıcıların kimlerden oluştuğunu, baş etme yollarını sorduğumuz öğretmenlerden aldığımız cevapları doğrultusunda öğretmenlerin çalıştıkları kurumların bu algılarda farklılığa neden olup olmadığı araştırılmıştır. İki özel lise, iki de devlet lisesi olmak üzere dört okulda yürütülen çalışmaya değişik branşlardan toplamda 24 öğretmen katkıda bulunmuştur. Yapılan analizler sonucunda iş güvencesi ve rekabetten kaynaklı olarak özel Anadolu liseleri öğretmenlerinin mobbingle daha sık karşılaştıkları ve etkilerini de daha fazla hissettikleri belirlenmiştir. Devlet liselerinde de göz ardı edilemeyecek seviyede mobbingle karşılaşılmış, fakat gelecek kaygısı taşımayan öğretmenlerin bununla rahatlıkla baş edebildiği sonucu çıkmıştır. Özel ve Devlet liseleri mobbingin çeşitliliği bakımından da büyük farklılıklar göstermişlerdir.
Yabancı dil öğretmenlerinin ders denetim sürecinde yaşadıkları sorunlara ilişkin öğretmen ve denetmen görüşleri
Bu çalışmanın amacı, ilkokul ve ortaokulda çalışan yabancı dil öğretmenlerinin ders denetimi sürecinde yaşadığı sorunlara ilişkin öğretmen ve denetmen görüşlerini belirlemektir. Araştırma ilişkisel tarama modelinde yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini, Antalya il eğitim denetmenleri ile Antalya ili merkez ilçelerde bulunan ilk ve ortaokullarda (devlet ve özel) görev yapan yabancı dil öğretmenleri oluşturmaktadır. 2013-2014 eğitim-öğretim yılında Antalya ilindeki beş merkez ilçeden 361 yabancı dil öğretmeni ve 53 denetmen araştırma kapsamına alınmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak anket kullanılmıştır. Anket biri öğretmenlere diğeri denetmenlere uygulanmak üzere iki türde hazırlanmış olup demografik sorular hariç diğer bölümler ve maddeler aynıdır. Anketin birinci bölümünde demografik sorular ikinci bölümünde 50 adet madde bulunmaktadır. Maddeler, denetim öncesi; denetim esnasında; denetim sonrasında ve denetim genel olmak üzere 4 bölümden oluşmaktadır. Veriler SPSS 20.0 programında çözümlenmiş ve verilerin analizinde yüzde, frekans, aritmetik ortalama, standart sapma, parametrik testlerden bağımsız örneklemler için t-testi ve tek yönlü varyans analizi ile parametrik testlerin sayıltılarının karşılanamaması durumunda parametrik olmayan testlerden Mann Whitney U ve Kruskal Wallis H testleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, anketin her bölümünde denetmen ve yabancı dil öğretmenleri arasında anlamlı farklar ortaya çıkmıştır. Yabancı dil öğretmenlerinin algılarına göre, ders denetim sürecinde en çok yaşadıkları sorunların "Denetim Genel" bölümünde, denetmenlere göre ise, "Denetim Öncesi" bölümünde olduğu görülmektedir. Yabancı dil öğretmenlerinin ders denetim sürecinde yaşadıkları sorunlara ilişkin öğretmenlerinin demografik özelliklere ait verilerinin analizi sonucunda, Öğretmenlikteki kıdem değişkeni ile ilgili yapılan analizlerin sonucuna göre, sadece 'Denetim Genel' alt bölümünde; cinsiyet değişkeninde ise 'Denetim Esnasında (Öğretmenden Kaynaklanan)' alt bölümü hariç her alt bölümde anlamlı farklılık bulunmuştur. Yaş değişkenine göre 'Denetim Esnasında (Denetmenden Kaynaklanan)' alt bölümü, mezuniyet değişkeninde ise Denetim Öncesi alt bölümü dışında, diğer bütün alt bölümlerde anlamlı bir farklılık olduğu bulunmuştur. Pedagojik formasyon değişkeni ile ilgili yapılan analizlerin sonucuna göre, sadece Denetim Esnasında (Öğretmenden Kaynaklanan) ve Denetim Genel alt bölümlerinde anlamlı farklılık bulunurken, teftiş sayısı değişkenine göre, denetim sorunlarına ilişkin denetim anketinin her alt bölümünde anlamlı farklılık bulunmuştur. Denetmenlerin demografik değişkenleri olan branş, denetmenlikteki kıdem, en son mezun olunan yüksek öğrenim düzeyi (mezuniyet) ve yaş değişkeni açısından ise farklılık bulunmamıştır.
Öğretmen algılarına göre ortaokul müdürlerinin dönüşümsel ve etkileşimsel liderlik stilleri ile öğrencilerin TEOG Sınavı başarısı arasındaki ilişki
Bu çalışmanın amacı ortaokul öğretmenlerinin algılarına göre okul müdürlerinin dönüşümsel ve etkileşimsel liderlik stilleri ile öğrencilerin TEOG sınavı başarısı arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışmada tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2013-2014 eğitim öğretim yılında Gaziantep ili merkez ilçelerinde bulunan 158 devlet, 12 özel ortaokulda görev yapan toplam 5218 ortaokul öğretmeni oluşturmaktadır. Bu evren içinden örneklem almada, olasılık dışı örnekleme türlerinden amaçlı örnekleme kullanılmıştır. Seçilen örneklem içinden 19 resmi ve 5 özel okulda 363 ortaokul öğretmeni araştırmaya katılmıştır. Dağıtılan veri toplama araçlarından 350 tanesi analize alınmıştır. Nicel araştırma teknikleri kullanılan araştırmada veriler, Şahin (2009) tarafından geliştirilen ve iki bölümden oluşan "Liderlik Stilleri Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Güvenirlik çalışmalarında ise madde toplam test korelasyonu (Cronbah's Alpha) r =,951 olarak bulunmuştur. Öğretmenlerin okul müdürlerinin dönüşümsel ve etkileşimsel liderlik stilleri algılarının, cinsiyet, öğrenim düzeyi, hizmet süresi ve çalışılan okulun resmi ya da özel okul olması değişkenlerine göre anlamlı farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla parametrik analiz teknikleri kullanılmıştır. Öğrencilerin TEOG başarı puanları ile ortaokul öğretmenlerinin görüşlerine göre ortaokul müdürlerinin liderlik stilleri arasındaki ilişki için ikili lojistik regresyon analizi uygulanmıştır. Çalışma sonunda bulunan kritik hususlara göre, öğretmenlerin demografik özelliklerine ait verilerin analizi sonucunda cinsiyet değişkeninde dönüşümsel liderlik boyutunda; öğrenim düzeyi değişkeninde etkileşimsel liderlik boyutunda; hizmet süresi değişkeninde dönüşümsel liderlik boyutunda ve okulun resmi ya da özel okul olması değişkeninde her iki boyutta da anlamlı fark bulunmuştur. Öğrencilerin TEOG başarı puanları ile ortaokul öğretmenlerinin görüşlerine göre ortaokul müdürlerinin liderlik stilleri arasındaki ilişki için ikili lojistik regresyon analizinde müdürlerin dönüşümsel liderlik davranışlarının öğrencilerin TEOG sınavı başarısına etkisi görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Dönüşümsel Liderlik, Etkileşimsel Liderlik, TEOG.
Okul yöneticilerinin teknolojik liderlik davranışları ve bilişim teknolojilerinin yönetim süreçlerinde kullanımı arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı, okul yöneticilerinin teknolojik liderlik davranışlarını ve bilişim teknolojilerinin yönetim süreçlerinde (karar verme, planlama, örgütleme, iletişim, etkileme, eşgüdümleme ve denetim) kullanımını belirlemektir. Çalışmada nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin birlikte kullanıldığı karma araştırma modeli (mixed research method) kullanılmıştır. Çalışmanın tarama modeli ile desenlenen nicel bölümünün evreni 2015-2016 Eğitim Öğretim yılında Antalya ili 3 merkez ilçe (Muratpaşa, Kepez, Konyaltı) sınırları içinde bulunan kamuya bağlı 49 genel lise ve meslek lisesinde görev yapmakta olan 207 yönetici ve 2693 öğretmenden oluşmaktadır. Çalışmanın örneklem grubuna 150 okul yöneticisi ile 337 öğretmenin alınması yeterli görülmüştür. Ancak evrene daha fazla sayıda anket uygulatılmıştır. Sonuç olarak, 179 yönetici anketi ile 508 öğretmen anketi değerlendirmeye alınmıştır. Bu araştırmanın nitel kısmının modeli, keşfedici tasarım olarak desenlemiştir ancak okul yöneticilerinin teknolojik liderlik davranışlarıyla ilgili olan boyutu ISTE (2009) standartlarından yola çıkılarak geliştirilmiştir. Nitel çalışmaya Antalya ili Kepez, Muratpaşa ve Konyaaltı ilçelerindeki beş genel lise ve dört meslek lisesinde görev yapan ve çalışmaya gönüllü olarak katılmak isteyen on sekiz okul müdürü ve müdür yardımcısı katılmıştır. Nitel veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Çalışmanın nicel araştırma yaklaşımı kullanılan bölümünde okul yöneticilerinin, bilgi ve iletişim teknolojilerinin yönetim süreçlerinde kullanımı ve teknolojik liderlik davranışları arasındaki ilişkiyi belirlemek için iki veri toplama aracı kullanılmıştır. Okul yöneticilerinin bilgi ve iletişim teknolojilerinin (BİT) yönetim süreçlerinde kullanımını belirlemek için araştırmacı tarafından geliştirilen üç bölüm ve kırkı iki soru maddesinden oluşan veri toplama aracı kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan okul yöneticilerinin teknolojik liderlik davranışlarını belirlemek için hazırlanan veri toplama aracının beş boyutu ve alt maddeleri bulunmaktadır. ISTE (2009) standartlarına bağlı kalarak geliştirilen veri toplama aracındaki toplam otuz bir madde araştırmacı tarafından Türkçe'ye çevrilmiştir. Bu ölçme araçları tek anket formunda birleştirilmiştir. Nicel verilerin analizinde yüzde, frekans, aritmetik ortalama, standart sapma, basit korelasyon (Pearson korelasyon katsayısı), hiyerarşik çoklu doğrusal regresyon analizi, parametrik testlerden ilişkisiz örneklemler için t-testi, ilişkisiz örneklemler için tek faktörlü varyans analizi (One Way ANOVA) testi kullanılmıştır. Anlamlılık testlerinde, korelasyon analizlerinde ve çoklu doğrusal regresyon analizlerinde hem ,05 hem de ,01 düzeyleri dikkate alınmış ve ilgili analizde hangi anlamlılık düzeyinin esas alındığı belirtilmiştir. Yönetim süreçlerinde BİT'in kullanımına ilişkin öğretmen ve yönetici görüşlerine göre nicel bölümünden elde edilen bulgularda değerlendirme, örgütleme, eşgüdümleme, iletişim, etkileme ve karar verme- planlama boyutlarında anlamlı farklılık göstermektedir. Yönetici görüşlerinin bütün boyutlarda öğretmen görüşlerine göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Yöneticiler yönetim süreçlerinde BİT'i yüksek oranda kullandıkları yönde görüş bildirirken, kendi okul yöneticilerini değerlendiren öğretmenlerin görüşleri daha düşük oranda çıkmıştır. Yöneticilerin ve öğretmenlerin görüşleri vizyoner liderlik, sistematik iyileştirme, mesleki uygulamada mükemmellik, dijital vatandaşlık ve dijital çağ öğrenme kültürü boyutlarında anlamlı farklılık göstermektedir. Yönetici görüşlerinin bütün boyutlarda öğretmen görüşlerine göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Yöneticiler teknolojik liderlik davranışlarını yüksek oranda gösterdikleri yönünde görüş bildirirken, kendi okul yöneticilerini değerlendiren öğretmenlerin görüşleri daha düşük oranda çıkmıştır. Bilgi ve iletişim teknolojilerinin yönetim süreçlerinde kullanımı ve okul yöneticilerinin teknolojik liderlik davranışları arasındaki ilişkinin saptanmasına yönelik hiyarşik regresyon sonuçları genel olarak yorumlandığında okul yöneticilerinin bilgi ve iletişim teknolojilerinin yönetim süreçlerinde kullanması, teknolojik liderlik davranışlarını büyük ölçüde etkilemektedir.
Türkiye'de 1960 sonrası öğretmen sendikacılığı
Dünyanın her yöresinde egemenlik hakkını kullananlar özellikle geçimini emeği karşılığı sağlayanların haklarını tanımakta son derece kıskanç davranmışlardır. İşçiler uzun ve zorlu savaşımlar sonunda çalışma yaşamlarına ilişkin önemli haklar kazanabilmişlerdir. Devletin egemenlik hakkının kullanımının delege edildiği kamu görevlileri ise işçilere göre daha şanssız bir sonla karşılaşmışlar ve birçok ülkede çalışma koşullarını birlikte belirleme ve özgür sendikalar kurma hakkına ya hiç sahip olamamışlar ya da yeterli haklar elde edememişlerdir (Ünsal,1999).II. Dünya savaşı tek partili rejimlerden çok partili sisteme geçilmesi üzerinde etkili olmuş 1945 yılında kurulan ilk partinin ardından çeşitli görüşlerde çok sayıda parti siyasi hayata katılmıştır. Bu partilerden 7.1.1946 yılında kurulan Demokrat Parti 1960 yılına kadar Türk siyasi hayatını ve sendika hareketini etkilemiştir (Sencer, 1971).Çok partili sisteme geçilmesinin ardından cemiyetler yasasında değişiklik yapılması zorunlu hale gelmiş 1946'da cemiyet kurma yasağı kaldırılmıştır. İlk sendikalar yasası 20.2.1947 tarihinde 5018 sayılı Sendikalar Yasası ile yürürlüğe girmiştir. Serbestlik ve gönüllülük esasını, pozitif ve negatif sendika özgürlüğünü benimseyen yasa sendika kurma ve sendikaya üye olma hakkını sadece 3008 sayılı İş yasasında tanımı yapılmış işçi ve işverenlere tanımıştır. Bu nedenle sadece bedenen çalışması fikren çalışmasına üstün sayılanlar sendika kurma ve sendikaya üye olma hakkından yararlandırılmıştır (Çelik, 1979). Bu süreçte memurların sendikaya üyeliğinden hiçbir şekilde söz edilmemiştir.Çağdaş bir toplum olmanın gereği çağdaş hukuk kurallarına göre yönetilen bir düzen kurmaktır. Bir hukuk devletinde ilk göstergelerden birisi ülke çalışanlarının çalışma koşullarını belirleme, örgütlenme ve katılım sürecine dahil olmasıdır.1960'lı yıllara kadar kamu görevlileri devletin kişiliğini temsil ettiği düşüncesiyle örgütlenememiş ve bu konuda hiçbir yasal düzenleme yapılamamıştır. İlk defa 1961 anayasası ile memur sendikacılığının yasal dayanağı oluşmuştur. Ancak 1971 yılında tekrar geri alınan bu hak memurların uzun ve zorlu bir sürece girmelerine ve bu haklarını tekrar kazanabilme çabası içine girmelerine neden olmuştur.1961 anayasasından günümüze kadar memur sendikacılığı değişik yasa ve yönetmeliklerle düzenlenmeye çalışılmış, uluslar arası sözleşmeler imza edilmiş ancak halen Türkiye kamu çalışanlarının birçoğu sendikal hareket içinde yer alamamıştır.Bu araştırma ile 1960'tan günümüze Türkiye'de memur ve özelinde öğretmen sendikalarının tarihsel gelişimi ve değişimini, sendikaları olumlu ya da olumsuz etkileyen ülke içi ve ülke dışı etmenleri göz önüne sermeye, yasal düzenlemeler ve uygulanabilme durumu hakkında ilgililerde bir bakış açısı oluşturulmaya ve öneriler sunmaya çalışılacaktır.
Öğretim elemanlarının maruz kaldıkları yıldırma (mobbing) davranışlarının işe yabancılaşmaları üzerine etkisi
Bu çalışmanın amacı, Akdeniz Üniversitesi'nde görev yapmakta olan öğretim elemanlarının yıldırma davranışlarına maruz kalma ve işe yabancılaşma düzeylerini belirlenmesi ve yıldırmanın işe yabancılaşma üzerine etkisini ortaya koymaktır. Araştırmada, 2007?2008 akademik yılında Akdeniz Üniversitesi'nde çeşitli fakülte, yüksekokul ve meslek yüksek okullarında görev yapan 346 öğretim elemanından elde edilen veriler kullanılmıştır.Araştırmada kullanılan veri toplama aracı üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, araştırmaya katılan öğretim elemanlarının demografik özelliklerine ilişkin sorular, ikinci bölümünde ?Olumsuz Davranışlar Anketi (Negative Acts Questionnaire Revised-NAQ-R)? ve üçüncü bölümde ise ?İşe Yabancılaşma Ölçeği? yer almaktadır.Verilerin analizinde yüzde, frekans, aritmetik ortalama, standart sapma, Pearson korelasyon katsayısı, çoklu doğrusal regresyon analizi, parametrik testlerden bağımsız örneklemler için t-testi, bağımlı örneklemler için t-testi, bağımsız örneklemler için tek yönlü varyans analizi ile parametrik testlerin sayıltılarının karşılanamaması durumunda parametrik olmayan testlerden Mann Whitney U ve Kruskal Wallis H testleri kullanılmıştır.Araştırmanın sonucunda, yıldırmanın alt boyutlarından bireyin işine yönelik saldırılar ile yaş değişkeni arasında; bireyin işine yönelik saldırılar alt boyutu ile görev yapılan birim ve unvan değişkenleri arasında anlamlı farklılık ortaya çıkmıştır. İşe yabancılaşmanın alt boyutlarından güçsüzlük ve anlamsızlık ile yaş ve unvan değişkenleri arasında; birime yabancılaşma alt boyutu ile alan ve medeni durum değişkenleri arasında ve güçsüzlük alt boyutu ile görev yapılan birim değişkeni arasında anlamlı farklılık olduğu ortaya çıkmıştır. Yapılan korelasyon analizi sonuçlarına göre, öğretim elemanların maruz kaldıkları yıldırma davranışlarının bireyin kişiliğine yönelik saldırılar; bireyin işine yönelik saldırılar ile işe yabancılaşmanın güçsüzlük, anlamsızlık, yalıtılmışlık alt boyutları arasında pozitif ve orta düzeyde anlamlılık olduğu ortaya çıkmıştır. Yıldırmanın bireyin itibarına yönelik saldırılar alt boyutu ile işe yabancılaşmanın güçsüzlük, anlamsızlık, yalıtılmışlık alt boyutları arasında pozitif ve düşük düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Buna rağmen, yıldırmanın alt boyutları ile işe yabancılaşmanın birime yabancılaşma alt boyutu arasında anlamlı bir ilişki gözlenememiştir. Yapılan regresyon analizi sonuçları, bireyin kişiliğine yönelik saldırılar, bireyin işine yönelik saldırılar ve bireyin itibarına yönelik saldırılar değişkenlerinin hem işe yabancılaşmayı hem de işe yabancılaşmanın güçsüzlük, anlamsızlık ve yalıtılmışlık alt boyutlarını etkilediğini ortaya koymuştur.Anahtar Kelimeler: Yıldırma, işe yabancılaşma, Öğretim elemanları, Akademik örgütler
Okul yöneticilerinin liderlik stiline ilişkin öğretmen algılarının örgütsel vatandaşlık davranışlarına etkisi
Bu çalışmanın amacı ilköğretim okulu öğretmenlerinin algılarına göre okul yöneticilerinin liderlik stilinin öğretmenlerin sergilediği örgütsel vatandaşlık davranışına (ÖVD) etkisini incelenmektir. Çalışmada tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, 2008?2009 Eğitim Öğretim yılında Antalya ili merkez ilçe sınırları içinde bulunan 163 devlet ilköğretim okulunda görev yapmakta olan 4443 ilköğretim okulu öğretmeni oluşturmaktadır. Bu evren içinden Antalya ili merkez ilçe sınırları içinde bulunan 11 farklı eğitim bölgesinden seçilen 32 devlet ilköğretim okulunda görev yapmakta olan 1519 ilköğretim okulu öğretmeni araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Dağıtılan veri toplama araçlarından 839 tanesi analize girmeye uygun bulunmuştur.Araştırmada üç bölümden oluşan bir veri toplama aracı kullanılmıştır. Birinci bölümde katılımcılara ait kişisel bilgilere yer verilmiştir. İkinci bölümde Şahin (2003) tarafından geliştirilen ?Liderlik Stilleri Ölçeği?, üçüncü bölümde ise Yücel(2003) tarafından geliştirilmiş olan ?Örgütsel Vatandaşlık Davranışı Ölçeği? kullanılmıştır. ?Liderlik Stilleri Ölçeği?nin madde toplam test korelasyonu (Cronbach's Alpha) r = 0,933, ?Örgütsel Vatandaşlık Davranışı Ölçeği?nin ise r = 0,931 bulunmuştur. Likert tipi beşli derecelendirme ölçeğinde Hiçbir Zaman (1), Nadiren (2), Bazen (3), Çoğu Zaman (4), Her Zaman (5) seçenekleri kullanılmıştır.Verilerin analizinde yüzde, frekans, aritmetik ortalama, standart sapma, Pearson korelasyon katsayısı, çoklu doğrusal regresyon analizi, parametrik testlerden ilişkisiz örneklemler için t-testi, ilişkisiz örneklemler için tek yönlü varyans analizi (One Way ANOVA) ve Post Hoc yöntemlerinden Scheffe Testi ile Dunnet C Testi kullanılmıştır.Araştırma sonuçlarında ÖVD'nın vicdanlılık boyutunun en önemli boyut olduğu, erkek öğretmenlerin bayan öğretmenlerden daha fazla örgütsel vatandaşlık davranışı sergiledikleri, yaş ve kıdem arttıkça örgütsel vatandaşlık davranışının arttığı bulunmuştur. Ayrıca liderlik stillerinden dönüşümcü liderlik stilinin öğretmenlerin örgütsel vatandaşlık davranışları üzerinde daha etkili olduğu sonucu ortaya çıkmıştır.
Sekiz yıllık kesintisiz temel eğitime geçişten günümüze kalkınma planlarının ilköğretimde okullaşma oranı ve sınıf mevcudu açısından irdelenmesi
?Sekiz Yıllık Kesintisiz Temel Eğitime Geçişten Günümüze Kalkınma Planlarının İlköğretimde Okullaşma Oranı ve Sınıf Mevcudu Açısından İrdelenmesi? isimli bu çalışmanın amacı; sekiz yıllık kesintisiz temel eğitime geçilen 1997-1998 eğitim-öğretim yılı ile 2009-2010 eğitim-öğretim yılı arasındaki dönemde, ilköğretimin kalkınma planlarındaki niceliksel hedeflerden okullaşma oranı ve sınıf mevcudu açsısından irdelemektir.Araştırma, tarama modelindedir. Konu ile ilgili olarak araştırmanın kavramsal çerçevesini oluşturan kitap, dergi, araştırma ve makaleler incelenmiştir. Veriler toplanırken, istatistiksel kayıtlardan yararlanılmıştır. Elde edilen istatistiksel veriler, Milli Eğitim Bakanlığı ve Türkiye İstatistik Kurumu'ndan elde edilen okullaşma oranları ve derslik başına düşen öğrenci sayısı ile sınırlıdır. Okullaşma oranları ve derslik başına düşen öğrenci sayılarının, kalkınma planlarındaki hedeflere ulaşma durumu, ilgili veriler düzenlenip yorumlanarak incelenmiştir. 2005-2006 eğitim-öğretim yılından önceki yıllar için derslik başına düşen öğrenci sayıları; o yıllarda ilköğretimde okuyan öğrenci sayılarının, aynı dönemdeki derslik sayılarına bölünmesiyle elde edilmiştir.İlköğretimden, ilköğretim çağındaki tüm nüfusun yararlanıp yararlanmadığı ve bu durumun cinsiyete göre farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Türkiye'de ve Antalya ilinde, giderek artmasına rağmen, kalkınma planlarında hedeflenen yüzde 100 oranında okullaşmaya ulaşılamadığı sonucu belirlenmiştir. Kız öğrencilerin okullaşma oranlarının erkek öğrencilerinkinden daha az olduğu, yani, ilköğretimden her bireyin eşit olarak yararlanamadığı sonucuna ulaşılmıştır.Derslik başına düşen öğrenci sayılarının Türkiye ortalaması bakımından 30'un altına hala düşemediği, Antalya ilinde ise son iki eğitim-öğretim yılında 30'un altında sınıf mevcuduna düşebildiği belirlenmiştir.Hem okullaşma oranlarının artması hem de derslik başına düşen öğrenci sayılarının azalmasında, düzenlenen ulusal kampanya ve projelerin olumlu etkisi olduğu bulgusuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: İlköğretim, Kalkınma Planları, Okullaşma Oranları
The examination of meritocracy and merit based administrator training, appointment, evaluation system and the qualifications of capable administrator in the Turkish education system: A mixed typed study
The aim of this study is to determine opinions of school administrator and teachers concerning meritocracy, merit based administrator training, appointment and evaluation system along with capable administrator qualities and to provide a model proposal on the concept of meritocracy and merit based administrator training, appointment, and evaluation system in the Turkish Education System. The exploratory mixed method design was used as a research model. Initially qualitative data then quantitative data were collected to test findings related to subproblems obtained from qualitative analysis. The first phase of the study was designed as a holistic multiple case study. Thirteen administrators from different posts and thirteen teachers from different branches working in 10 different elementary schools, five primary and five secondary schools, were taken into the study group. While determining the study group of the qualitative research, the maximum diversity sampling method was used out of random sampling methods. And the second phase of the study was realized through quantitative research approach. In Turkish Education System, descriptive survey model was used in order to determine managerial and teacher views on meritocracy, competency-based administrator training, appointment and evaluation system, and qualifications of capable administrators; and to determine the relationship between merit-based administrator training, appointment and evaluation systems and leadership qualifications, relational screening model was used. In The selection of the sample in quantitative research, the number of teachers and administrators required to be taken into sample group in the central districts according to the rates of representing the universe using stratified sampling was determined at the first stage. In the second step, it was considered to be sufficient to take 367 teachers and administrators in the sample group using simple random sampling method. However, a large number of surveys were conducted and 532 surveys were evaluated. A semi-structured interview form, consisting of open-ended questions, was used in the collection of qualitative data. The quantitative data were collected by the "Educational Administration Merit Scale" and "Qualifications Scale of Merit Educational Administrators". The disclosure rate of total variance of Qualifications Scale of Qualified Educational Administrators that is comprised of 18 items and 4 dimensions was found as 69.79%; and the item total test correlation for all of the measurement tools was found as 0.89. The disclosure rate of total variance of Educational Management Merit Scale that is comprised of 25 items and 4 dimensions was found as % 50,09; and the item total test correlation for all of the measurement tools was found as 0.86. In the analysis of qualitative data both descriptive and content analysis were used. In the analysis of the quantitative data, percentage, frequency, arithmetic mean, standard deviation, t-test for unrelated samples from parametric tests, for unrelated samples one-factor variance analysis were used with Kruskal-Wallis test out of non-parametric tests in the event of the assumptions of single-factor variance analysis could not be met. In addition, CHAID analysis out of the multivariate analysis methods was used in classification of the variables. According to the results of the research, it is emphasized that there is no training period in the existing legislation in education management and that the training has to be included into legislation and this process should be performed in an efficient manner. It has been found out that the most important qualities that a qualified educational administrator should posses are qualities which are important in terms of meritocracy such as having good communication skills, field expertise and leadership qualifications along with fairness. When the dimensions that were acquired related to qualifications are grouped, leadership skills, communication skills, educational-artistic skills and vocational competence and the emphasis of specialization are among the prominent results of the research. What's more, it can be said that, with a qualified training system much more administrators with a high merit quality can be raised and an evaluation system based on merit is also much more effective in classifying the administrators according to their merit levels and the ones with high quality merit levels should be primarily appointed. In this respect, it's important to take into consideration the determination of the candidates' merit perceptions within the process of administrator training and appointment and while including the ones with high positive merit perceptions in the management system in terms of a healthy and effective education management system. The "Educational Managerial Merit Scale" and "Qualifications Scale of Competent Educational Administrators" developed in this study have importance in terms of availability and being the sort of questionnaires that are able to be applied to the candidates within managerial appointment process of the Ministry of National Education. Besides, the "Merit Based Educational Management Model Suggestion" developed from the results of the research is also important in terms of an effective educational management system.
Okul yöneticilerinin liderlik davranışları ile öğretmenlerin örgütsel bağlılık düzeyleri arasındaki ilişki (Burdur ili Bucak ilçesi örneği )
Bu çalışmanın amacı, öğretmenlere görüşlerine göre okul yöneticilerinin liderlik davranışları ile öğretmenlerin örgütsel bağlılık düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu çalışmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmanın evrenini 2015- 2016 eğitim-öğretim yılında Burdur ili Bucak ilçesindeki resmi okullarda görev yapan kadrolu 897 öğretmen oluşturmaktadır. Bucak'ın küçük bir ilçe olması sebebiyle ve daha kapsamlı bir sonuca ulaşmak için örneklem seçimine gidilmeyerek evrenin tümüne ulaşılmaya çalışılmıştır. Bu amaçla ölçekler Burdur İli Bucak ilçesindeki resmi okullarda görev yapan kadrolu öğretmenlerin hepsine araştırmacı tarafından ulaştırılmıştır. Çalışmada iki farklı ölçek kullanılmıştır. Bunlardan birincisi; "Liderlik Davranışları Ölçeği", ikincisi "Örgütsel Bağlılık Ölçeği"dir. Ölçeklerin uygulanması 2016 Haziran ayı içerisinde tamamlanmıştır. Araştırmanın her alt problemi ile ilgili aritmetik ortalama ve standart sapma değerleri bulunmuştur. Verilerin analizleri için t-testi, tek yönlü varyans analizi, anlamlı ilişkinin sebebini anlayabilmek için Tukey ve Dunnett's C testi ile Pearson Korelasyon Katsayısı tekniği kullanılmıştır. Araştırmaya katılan öğretmenlerin görüşlerine göre okul yöneticileri orta düzeyde liderlik davranışı göstermektedirler. Bu görüşler arasında görev yaptıkları okul türüne ve öğrenim durumlarına göre anlamlı farklılık vardır. Araştırmaya katılan öğretmenler örgütlerine bağlı olduklarını belirtmişlerdir. Öğretmenlerin örgütsel bağlılık düzeyleri arasında okullarındaki hizmet süresine, görev yaptıkları okul türüne, mezun oldukları fakülteye ve öğrenim durumlarına göre anlamlı farklılık vardır. Okul yöneticilerinin liderlik davranışları ile öğretmenlerin örgütsel bağlılık düzeyleri arasında pozitif, yüksek ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur.