Borsa İstanbul
542 theses under this subject heading
Kurumsal yönetim ve finansal raporların zamanında sunumu: BİST Kurumsal Yönetim Endeksi'nde yer alan işletmeler üzerinde bir inceleme
Zamanında sunum, finansal bilginin karar alıcıların kararlarını etkileyebileceği zamanda mevcut olmasıdır. Bu durumda kurumsal yönetimi benimsemiş işletmelerin, finansal bilgilerini tam, zamanında ve doğru şekilde kamuoyu ile paylaşmaları beklenen bir durumdur. Bu çalışmanın 2 ana amacı vardır. Birinci amacı, kurumsal yönetim uygulamalarının finansal tablolarının zamanında sunumuna etkisini incelemek; ikinci amacı da finansal tablolarının yayımlanma süresi ile işletmelerin büyüklüğü, aktif ve öz sermaye kârlılık oranı, finansal kaldıraç oranı ve denetim firması gibi işletmeye özgü faktörler arasında bir ilişki olup olmadığını araştırmaktır. Bunun için önce, BİST Kurumsal Yönetim Endeksi (KYE)'nde işlem gören işletmelerin endekse girmeden önceki ve girdikten sonraki dönemlerde finansal raporlarının kamuoyuna sunum zamanları sıklık analizi yapılarak incelenmiştir. Daha sonra, finansal raporların zamanında sunumu üzerinde etkisi olduğu düşünülen işletmeye özgü faktörler arasındaki ilişkiler regresyon analizi ile araştırılmıştır. Sıklık analizi sonuçlarına göre, BİST KYE'ndeki işletmelerin, BİST KYE'ne girdikten sonraki yıllarda finansal raporlarını endekse girmeden önceki yıllara kıyasla daha erken kamuoyuna sundukları ortaya çıkmıştır. Korelasyon analizi sonuçlarına göre de BİST KYE öncesinde işletme büyüklüğü ve kaldıraç oranı hariç, incelenen diğer faktörlerin finansal raporların zamanında sunumu üzerinde olumlu etkisi bulunmuştur. BİST KYE sonrasında ise işletme büyüklüğü ve aktif karlılık oranı hariç, incelenen diğer faktörlerin finansal raporların zamanında sunumu üzerinde olumlu etkisi vardır. BİST KYE'ndeki işletmelerin endekse dâhil olduğu döneme bakmaksızın 2005 ve 2017 yılları arasındaki dönem için yapılan regresyon analizinde ise işletme büyüklüğü hariç incelenen diğer faktörlerin finansal raporların zamanında sunumu üzerinde olumlu etkisi vardır. İşletme büyüklüğü incelenen bütün dönemlerde finansal tabloların erken sunumunu olumsuz etkilediği ortaya çıkmıştır
Borsa İstanbul (BİST)'da yer alan yatırım ortaklığı şirketlerinin çok kriterli karar verme yöntemleri ile finansal performanslarının karşılaştırılması
Bu çalışmada, Borsa İstanbul (BİST)'da bulunan gayrimenkul yatırım ortaklıkları, girişim sermayesi yatırım ortaklıkları ve menkul kıymet yatırım ortaklıklarının 10 adet finansal oran yardımı ile finansal performanslarının TOPSIS, VIKOR ve PROMETHEE yöntemlerine göre sıralanıp sonuçlarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamına Borsa İstanbul (BİST)'da kayıtlı olarak faaliyet gösteren 28 gayrimenkul yatırım ortaklığı, 4 girişim sermayesi yatırım ortaklığı ve 9 menkul kıymet yatırım ortaklığı dâhil edilmiştir. 2014-2018 dönemini kapsayan 5 yıllık döneme ilişkin likidite, finansal yapı, faaliyet ve kârlılık oranları, KAP (Kamuyu Aydınlatma Platformu) ve şirketlerin faaliyet raporlarından elde edilen veriler aracılığıyla hesaplanmıştır. Hesaplanan finansal oranlar, TOPSIS ve VIKOR yöntemi için Microsoft Office Excel 2019 programı, PROMETHEE yöntemi için Visual Promethee Academic programı aracılığıyla bütünsel bir değerlendirme yapabilmek amacıyla tek bir puana çevrilmiş ve işletmelerin finansal performansları matematiksel olarak sıralanmıştır. Çalışmanın sonucunda kullanılan yöntemlerin sonuçları gayrimenkul yatırım ortaklıkları, girişim sermayesi yatırım ortaklıkları ve menkul kıymet yatırım ortaklıkları bakımından karşılaştırılmış olup çıkan sonuçlar birbirlerine yakın olsalar da birebir örtüşmemektedir. Anahtar Kelimeler: Finansal Performans, Çok Kriterli Karar Verme Yöntemleri, TOPSIS, VIKOR, PROMETHEE, Yatırım Ortaklıkları
CDS primlerinin borsa endeksleri üzerine etkisi: Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler üzerine bir araştırma
Gelişen finansal piyasalar ve teknolojik yeniliklerle birlikte finansal araçların çeşitleri ve kullanım şekilleri de gelişmeye devam etmektedir. Kredi temerrüt swapları da bu gelişmeler neticesinde kredi riskine karşı bir koruma sağlayan önemli bir araç olarak ortaya çıkmıştır. Kredi temerrüt swapları en temel kredi türev araçlarından biridir ve dayanak varlığın temerrüde düşmesi durumunda alıcısına bir sigorta sağlamaktadır. Ayrıca kredi temerrüt swapları (CDS) kredi riskinin bir göstergesi olarak kullanılmakta ve yüksek CDS primleri, yüksek riskleri beraberinde getirmektedir. Bu nedenle riskli kabul edilen şirketler ve ülkelerin elde edecekleri fonlar için karşılaşacakları maliyetlerde artacaktır. Bu durumda artan riskler potansiyel yatırımların önüne geçebilmektedir. Çalışmanın amacı CDS primlerinin borsa endeksleri üzerinde etkisinin tespit edilmesidir. Bu kapsamda ele alınan 9 gelişmiş ve 10 gelişmekte olan ülkeye ait CDS primleri ile borsa endeksleri arasındaki ilişki analiz edilmiştir. Ayrıca Türkiye CDS primlerinin BIST endeksleri üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Bu doğrultuda CDS primleri ile gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki ilişkinin tespit edilmesinde panel veri analizi kullanılmıştır. CDS primleri ile BIST endeksleri arasındaki ilişkinin saptanması için ise bir zaman serisi analizi olan ARDL sınır testinden yararlanılmıştır. Çalışma kapsamında ele alınan veri setine ilişkin zaman 2008-2021 yıllarını kapsamaktadır. Sonuç olarak; gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere ait borsa endekslerinin CDS primlerinden etkilendiği tespit edilmiştir. CDS primlerinde meydana gelen artışların borsa endekslerini düşürdüğü yani aralarında ters yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Bir diğer araştırma konusu olan CDS primleri ile BIST endeksleri arasındaki ilişkinin incelendiği analizlerin sonucunda ele alınan 21 endeksten 7 tanesinin CDS primlerinde meydana gelen değişikliklere duyarlı olduğu ve aralarında negatif yönlü, anlamlı bir ilişkinin varlığı ortaya koyulmuştur.
Hirose yöntemiyle marka değerinin belirlenmesi: BİST Turizm endeksinde yer alan firmalar üzerine bir uygulama
Marka olgusu ve marka değeri kavramının değeri şirketler açısından son yıllarda çok önemli bir yer tutmaktadır. Artan teknoloji ve pazar rekabeti, şirketlerin yeni stratejik yönelimlere sürüklemiştir. Bunun bir sonucu olarak markalaşma süreci ortaya çıkmıştır. Bu süreç pazarda etkin olarak var olmak isteyen şirketler açısından zorunlu bir hal almış ve rekabet üstünlüğü elde etmek için gereken temel unsurlardan biri haline gelmiştir. Bu sürecin ortaya çıkmasıyla beraber marka değerini ölçmek için çeşitli yöntemler geliştirilmiştir. Birçok araştırmacı ve akademisyen tarafından marka değerini farklı yönlerden inceleyen yöntemler ortaya atılmıştır. Bu yöntemler Davranışsal, Finansal ve Karma yöntemler olarak bilinmektedir. Araştırmada marka değerini parasal olarak değerlendirmeyen yöntemlerde ana hatlarıyla yer almakta ancak asıl yöntem olarak Finansal bir model seçilerek marka değerinin finansal boyutu ile ilgilenilmiştir. Araştırmamızın son bölümünde BİST Turizm Endeksi'nde faaliyet gösteren firmaların marka değerleri ikinci ve üçüncü bölümde açıklanan ve Finansal Marka Değerleme Yöntemlerinden biri olan Hirose yöntemi ile tespit edilmeye çalışılmıştır.
Şirketlerin işveren markası uygulamaları: Bankaların sürdürülebilirlik raporları üzerine bir araştırma
Dünyada yaşanan değişimin hem insan hayatına hem de işletmelerin çalışma tarzına yansıması, çeşitli meslek kollarının ortaya çıkması, çalışanlar için çeşitli iş fırsatlarının doğması gibi faktörler işveren markası kavramının doğmasına ve popüler hale gelmesine neden olmuştur. İşveren markası kavramının, işletmenin iç ve dış paydaşlarının algısına dayanması nedeniyle işveren markası kapsamında yapılan uygulamaların net ve anlaşılır bir şekilde ifade edilmesi oldukça büyük önem taşımaktadır. Bu noktada, işletmelerin hem iç hem de dış paydaşları ile ilişkilerine ve iletişimine aracılık eden sürdürülebilirlik raporları önem kazanmaktadır. Bu araştırmada, 2017 yılı BIST sürdürülebilirlik endeksinde yer alan 63 şirket arasından seçilen 7 bankanın sürdürülebilirlik raporlarında, işveren markasını ortaya koyan uygulamalar tespit edilmeye çalışılmıştır. Seçilen 7 bankanın sürdürülebilirlik raporları nitel araştırma yöntemi olan içerik analizi ile incelenmiştir. Elde edilen bilgilere göre, işveren markası boyutlarının tamamını karşılayan Akbank, Türkiye Sınai ve Kalkınma Bankası, Yapı ve Kredi Bankası olduğu varsayılmıştır, işveren markası boyutları ayrı ayrı ele alındığında da, bankalar arasında farklılaşmalar bulunmaktadır.
Türkiye'de pay takas sistemi
This paper examines the role of clearing and settlement system in capital markets and explains how clearing and settlement process works particularly in Turkey. Based on this basic information, this study tries to explain the working mechanism and efficiency of Turkey's experience. Although clearing and settlement processes do not known clearly by end investors, it is very crucial part of financial markets because of its power to decrease risk, increase safety, provide efficiency and stabilize the market. First, we clarify equity clearing and settlement process with daily cycles and examples. In the first part of paper, we start with the main institutions for capital markets and then continue with trading, clearing and settlement processes. In the second part of the study, we explain clearing and settlement in the world by investigating the historical process of post trade institutions, international organizations and standards that are used in the developed countries. Finally, we emphasize on Turkey's effort for efficient mechanism in clearing and settlement system by explaining historical process, services, values, targets and of Takas Istanbul. We aim to detail clearing and settlement process that is not discussed broadly academically before this study and enlighten all stakeholders of the capital market about this process.
Kurumsal yönetim uygulamalarının risk raporlama düzeyine etkisi: BIST 100 endeksinde yer alan finansal olmayan şirketler üzerine ampirik bir araştırma
Küresel krizler ve büyük şirket skandalları sonrasında risk raporlama oldukça önemli hale gelmiştir. Son zamanlarda yatırımcılar şirketlerin karşı karşıya olduğu riskler hakkında daha nitelikli bilgi talep etmekte ve sadece geçmiş riskler değil aynı zamanda geleceğe yönelik riskler hakkında da bilgi sahibi olmak istemektedirler. Ayrıca zorunlu veya teşvik edici birtakım düzenlemeler şirketleri daha fazla risk raporlaması yapmaya iten diğer faktörlerdir. Bu çalışmanın amacı kurumsal yönetim uygulamalarının şirketlerin risk raporlama düzeyindeki etkilerini analiz etmektir. Bu bağlamda BIST100 endeksinde yer alan ve finansal olmayan şirketlerin faaliyet raporlarındaki risk raporlama düzeyi içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Çalışmada risk açıklamaları; finansal risk, faaliyet riski, teknolojik risk ve stratejik risk olmak üzere 4 alt başlığa ayrılmış ve 'parasal ve parasal olmayan', 'geleceğe yönelik ve geçmişe dönük' ve 'olumlu, olumsuz ve nötr' olması yönünden sınıflandırılmıştır. Faaliyet raporlarındaki cümleler risk birimi olarak kabul edilmiştir. Çalışmanın elde ettiği genel bulgulara göre, şirketler sınırlı sayıda gelecek riski raporlamaktadır ve olumsuz ya da olumlu risklerden daha çok nötr riskleri açıklama eğilimindedirler. Buna ek olarak Türk şirketlerinin faaliyet raporlarında en fazla finansal riskleri raporladığı gözlemlenirken teknolojik riskleri diğer risk türlerine göre daha az sayıda raporladığı görülmektedir. Toplam risk açıklamalarının yaklaşık yüzde 53'ü parasal risk açıklamaları niteliği taşırken yüzde 47'si parasal olmayan risk açıklamalarından oluşmaktadır. Çalışmada yönetim kurulu büyüklüğünün, yönetim kurulundaki kadın üye yüzdesinin, bağımsız üye yüzdesinin ve şirket büyüklüğünün risk raporlaması ile anlamlı ilişkili olduğu tespit edilirken, yönetim kurulunun toplantı sıklığı ve kaldıraç düzeyi ile risk raporlama düzeyi arasında anlamlı ilişki bulunamamıştır. Buna ek olarak enerji ve teknoloji sektörlerinde yer alan şirketlerin risk açıklama düzeylerinin imalat sektöründekilere göre daha fazla olduğu sonucu elde edilmiş, diğer sektörlerin şirketlerinin ise imalat şirketlerine göre risklerini daha az açıkladığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kurumsal Yönetim, Risk Raporlaması, Risk Açıklamaları
BİSTt-100 endeksi ile makroekonomik değişkenler arasındaki nedensellik: 2005-2015 yılları arasında Türkiye uygulaması
Çalışmada BİST-100 Endeksi'ni etkileyen makroekonomik faktörler arasında ilişkinin varlığı ve yönü araştırılmıştır. "Çoklu Doğrusal Regresyon" analizi ile makroekonomik faktörlerin birleşik halde etkisi, "Granger Nedensellik Testi" ile yönü tespit edilmiştir. Bağımlı değişkenimiz BİST-100 Endeksi için, günlük kapanış fiyatlarının oluşturduğu aylık ortalama baz alınmıştır. Bağımsız değişkenlerimiz; para arzı, enflasyon, döviz kuru, faiz oranları, altın fiyatları, öncü göstergelerden oluşan makroekonomik faktörlerdir ve bunların da gün sonu fiyatlarından oluşan aylık ortalama değerleri analiz edilmiştir. Çalışmada analiz edilen veriler, TCMB web sayfasından temin edilmiş olup, Aralık 2005- Haziran 2015 tarihleri arasındaki aylık ortalama değerleri kapsamaktadır. Çalışma sonucunda, "para arzı" ve "altın fiyatları" dışında tüm faktörlerin BİST-100 Endeksi ile "tek yönlü nedensellik ilişkisi" olduğu anlaşılmıştır. BİST-100 Endeksi enflasyon, faiz oranları değişkenlerinden negatif etkilenirken, öncü göstergeler endeksinden pozitif yönlü etkilenmektedir. Ayrıca BİST-100 endeksi, döviz kuru fiyatlarını ise negatif yönde etkilemektedir. Oluşturulan "VAR" modeli sonucu zaman serisi verileri durağan hale getirildiği için, uzun dönemli etkileri yerine "Granger Nedensellik Testi" ile 1 (ay) dönemlik gecikmelere bakılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bist-100 Endeksi, Makroekonomik Faktörler, Çoklu Doğrusal Regresyon, VAR, Granger Nedensellik Testi.
Vadeli işlemler piyasası araçlarına yatırım kararı oluşturmada çapraz kesit ve zaman serisi momentum stratejilerinin kullanılması: Borsa İstanbul uygulaması
Finans alanında momentum oldukça önem gösterilen bir konu haline gelmiştir. Klasik olarak momentum çapraz kesit üzerinden oluşturulan bir stratejiyi belirtmektedir. Çapraz kesit stratejilerinin yanında son dönemde zaman serisi stratejileri ortaya çıkmıştır. Vadeli işlemler piyasası sözleşmeleri momentum stratejilerinde uygun araçlar olabilmektedir. Türkiye açısından momentum stratejileri hisse senedi piyasası bağlamında az sayıda çalışma tarafından incelenmiş ve anlamlı bulgular elde edilememiştir. Bu farklılığın vadeli işlemler piyasasında yeni geliştirilen stratejiler ışığında ele alınması literatüre önemli katkılarda bulunabilecektir. Çalışmada stratejilerin karlı bir şekilde uygulanabilirliğinin sınanması amacıyla pozitif anormal getirilerin varlığının testi gerçekleştirilmiştir. Olağan en küçük kareler, Bootstrap ve MM tahmini yöntemleri kullanılarak regresyon denklemleri üzerinden varlık fiyatlamada Dört Faktörlü Model'de yer alan alfa katsayılarının anlamlılığı analiz edilmiştir. Analiz bulgularında sadece bazı gözlem ve yatırım dönemleri için momentum stratejileri pozitif ve anlamlı bulunmuştur. Pasif stratejinin ise tüm tahmin yöntemlerinde bütün bazda strateji üzerinden ve BİST 30 sözleşmesi için anlamlı getiri sağladığı bulgusuna ulaşılmıştır. Araştırma sonuçları momentumun etkin piyasalara karşı bir anomali olarak adlandırılması bulgularını güçlü bir şekilde destekler nitelikte değildir. Araştırma, pasif stratejilerin anlamlı olarak geçerliliğini öne sürmüştür. Türkiye açısından literatürle uyumlu bulgular elde edilmiştir. Yatırımcıların, momentum stratejilerinde Türkiye vadeli işlemler piyasası varlıklarını dahil ederken temkinli olmaları gerektiği anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Momentum Stratejileri, Vadeli İşlemler Piyasası, Anormal Getiriler, Dört Faktörlü Model
Finansal krizler kapsamında Avrupa borsaları ile Borsa İstanbul arasındaki oynaklık ilişkisinin dinamik koşullu korelasyon modelleri ile analizi
Çalışmanın temel amacı; 2008 Küresel Krizi, Yunanistan Borç Krizi ve Avrupa Borç Krizi'nin, Borsa İstanbul ile Avrupa borsaları arasındaki oynaklık ilişkilerini değiştirip değiştirmediğinin belirlenmesi, oynaklık ilişkilerinde asimetri etkisinin varlığının test edilmesi ve oynaklık ilişkilerinde değişime neden olan spesifik olayların tespit edilmesidir. Bu amaç doğrultusunda Borsa İstanbul ile Avrupa borsaları arasındaki oynaklık ilişkileri, krizler baz alınarak belirlenen dönemler itibariyle dinamik koşullu korelasyon modelleri ile analiz edilmiştir. Yapılan analizlerle oynaklık ilişkilerinde asimetri etkisi bulunmadığı belirlenmiştir. Bununla birlikte belirtilen krizlerin Borsa İstanbul ile Avrupa borsaları arasındaki oynaklık ilişkilerini değiştirdiği tespit edilmiştir. Krizlerin ardından koşullu korelasyonların genel olarak kısa süreyle arttığı ve değişken bir yapı gösterdiği saptanmıştır. Ayrıca 2008 Küresel Krizi ve Yunanistan Borç Krizi'nin genel olarak borsalar arasındaki oynaklık ilişkilerinde şokların kısa ve uzun dönem kalıcılığını değiştirdiği belirlenmiştir. Belirlenen dönemlerde ülkeye özgü spesifik olayların yanında uluslararası gelişmelerin de koşullu korelasyonlarda değişime neden olduğu belirlenmiştir. Çalışma sonucunda analizlerden elde edilen bilgilere bağlı olarak benzer krizlerin yaşanması durumunda yatırımcılara uluslararası portföy çeşitlendirmesinde kullanabilecekleri bilgiler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Finansal krizler, Borsa İstanbul, Avrupa borsaları, oynaklık ilişkisi,dinamik koşullu korelasyon modelleri.
Yatırımların nakit akışlarına duyarlılığının incelenmesi: Borsa İstanbul firmalarında bir uygulama
Dışsal finansmanın daha pahalı olması firmaların kendi kaynakları ile yarattıkları nakit akışlarına daha çok bağlı kalmalarına ve olması gerekenden daha düşük yatırım yapmalarına neden olur. İçsel ve dışsal finansmanın maliyetindeki bu farkı belirlemede faydalı bir yaklaşım, yatırımların nakit akışı duyarlılığını gözlemlemektir. Belirgin yatırım-nakit akışı duyarlılığı gösteren firmalar finansal kısıtlı olarak kabul edilmektedir. Bu yaklaşım izlenerek, Borsa İstanbul'a kote olan finans dışı firmaların yatırım-nakit akışı duyarlılıkları 2002–2014 dönemi için incelenmiştir. Yatırım-nakit akışı duyarlılıklarında kesitler arası farklılıkları gözleyebilmek için firmaların verileri, finansal kısıtlılık düzeyine etki ettiği varsayılan alt dönemler ve firma özellikleri bazında gruplandırılmıştır. Panel veri analizinin sonuçlarına göre küçük, genç firmalar, bir şirketler grubu ile ilişkisi olmayan firmalar ve halka açık işlem gören hisse senetlerinin oranı göreceli düşük olan firmalar yatırım–nakit akışı duyarlılığı sergilemektedir. Düşük temettü dağıtımı yapan firmalar en belirgin yatırım–nakit akışı duyarlılığına sahiptir. Herhangi bir sınıflandırma yapılmadan, 2002–2014 dönemi için firmalar ortalama bir düzeyde yatırım–nakit akışı duyarlılığı göstermektedir. Kriz döneminde yatırımlar, diğer tüm alt dönemlere göre, nakit akışına en duyarlıdır. Diğer taraftan, makro-ekonomik büyüme dönemlerinde yatırım–nakit akışı duyarlılığı belirgin değildir. Bu bulgular, yatırım-nakit akışı duyarlılığının finansal kısıtlılıkla ilişkili olduğunu savunan görüş ile aynı doğrultudadır. Anahtar Sözcükler: Yatırımlar, Finansal Kısıt, Finansman Hiyerarşisi Teorisi,Yatırımın Q Teorisi, Panel Veri Analizi.
Makroekonomik ve firmaya özgü değişkenlerin gayrimenkul yatırım ortaklıkları getirileri üzerindeki etkisi: Borsa İstanbul üzerine bir uygulama
Gayrimenkul Yatırım Ortaklıkları (GYO) ilk olarak 1961'de ABD'de kurulmuş olup daha sonra başta Avrupa ve Asya- Pasifik bölgesi olmak üzere bütün dünyada hızlı bir gelişim göstermiştir. GYO'lar kuruluşlarından itibaren tüm dünyada gayrimenkul piyasasının en önemli kurumsal yatırımcıları haline gelmişlerdir. Bu tez araştırmasının amacı, Türkiye açısından gerek makroekonomik ve gerekse firmaya özgü bazı değişkenlerle sermaye piyasalarının en önemli kurumlarından biri olan GYO'ların getirileri arasında bir ilişki olup olmadığı ve eğer bir ilişki varsa bu ilişkinin yönü ve derecesinin belirlenmesidir. Bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; GYO kavramı, GYO'ların tarihçesi ve dünyadaki gelişimi, GYO'ların örgütlenme biçimleri ve türleri, ikinci bölümde; GYO'ların öğeleri, faaliyetleri, önemi, yararları, vergi ve hukuki boyutu, risk, getiri ve değerlemeleri, üçüncü ve son bölümde ise literatür taraması ve uygulama bölümü yer almaktadır. Çalışmada kullanılan makroekonomik değişkenler; altın fiyatları, Dolar/TL döviz kuru ve gösterge tahvil faiz oranı; firmaya özgü değişkenler ise GYO portföy büyüklüğü, GYO piyasa değeri / defter değeri ve GYO fiyat/kazanç oranıdır. Araştırmada verilerin analiz edilmesinde çoklu doğrusal regresyon analizi yönteminden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda her üç makroekonomik değişkenle GYO getirileri arasında anlamlı ve negatif yönlü bir ilişki olduğu, buna karşın firmaya özgü değişkenlerden sadece GYO piyasa değeri/defter değeri ile GYO getirileri arasında anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Gayrimenkul Yatırım Ortaklıkları, Makroekonomik Değişkenler, Firmaya Özgü Değişkenler
Kurumsal yatırımcılar açısından likidite, performans ve getiri ilişkisi: Borsa İstanbul uygulaması
Bu araştırmanın amacı, pay likiditesinin, pay getirisi ve finansal performans üzerindeki etkisini ve pay likiditesi ile finansal performans arasındaki nedensellik ilişkisini ortaya koymaktır. Pay likiditesi ölçütleri, Amihud'un likidite azlığı oranı(illiquidity ratio) ve işlem devir hızı oranı(turnover ratio); performans ölçütleri ise Tobin Q oranı, PD/DD oranı, aktif karlılığı oranı ve bu üç değişkenden temel bileşenler analizi yolu ile elde edilen performans endeksidir. Bu temel değişkenlerin yanı sıra firma performansını, pay piyasasını ve yatırım kararlarını etkileyeceği düşüncesi ile kaldıraç oranı, beta, faiz oranı ve döviz kuru kontrol değişkenleri, analizde aşamalı olarak kullanılmıştır. Yatırımcı grubu olarak, kurumsal yatırımcılar seçilmiştir. Pay likiditesi hesaplamalarında, kurumsal yatırımcı işlemleri dikkate alınmıştır. Araştırmada, panel veri analizi ve Dumitrescu ve Hurlin nedensellik testi kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre: i) Likidite, işlem devir hızı oranı ile ölçüldüğünde, pay likiditesinin Tobin Q, PD/DD ve performans endeksi üzerindeki etkisi, anlamlı ve pozitif; aktif karlılığı üzerindeki etkisi, anlamlı ve negatif çıkmıştır. ii) Likidite, Amihud'un likidite azlığı oranı ile ölçüldüğünde, pay likiditesinin Tobin Q üzerindeki etkisi, anlamlı ve negatif; PD/DD, aktif karlılığı ve performans endeksi üzerindeki etkisi, anlamsız çıkmıştır. iii)Pay likiditesinin pay getirisi üzerindeki etkisi, her iki likidite ölçütü için pozitif ve anlamlı çıkmıştır. iv) Son olarak, pay likiditesi ile finansal performans arasında çift yönlü bir nedensellik ilişkisine rastlanmıştır. Bu bulgulardan hareketle, pay likiditesinin, pay senedi yatırımlarında bir karar kriteri olduğu ve finansal performansı etkilediği sonucuna ulaşılmıştır.
Borsa yatırım fonları ile A tipi yatırım fonlarının karşılaştırmalı performans analizi: Borsa İstanbul (İMKB) örneği
Türkiye tasarruf düzeyi açısından yalnızca gelişmiş ekonomilerin değil, benzer düzeyde bulunan gelişmekte olan ülke ekonomilerinin de altında bir noktada yer almaktadır. Yatırımcının güvenini kazanacak, risk ve getiri beklentilerini karşılayacak, yatırımcı profiline uygun farklı alternatifler sunacak yatırım araçlarının yaygınlaşması tasarruf düzeyinin gelişmesine katkıda bulunması muhtemel gelişmelerdir. Yatırım fonları ve borsa yatırım fonları Türkiye'de pek çok yatırım aracına göre yeni olmasına rağmen son yıllarda gösterdikleri gelişimle öne çıkmaktadır. Yatırım fonları ve borsa yatırım fonları farklı yatırımcı beklentilerine kolaylıkla cevap verebilecek yapıda olan ve özellikle küçük yatırımcının zorlandığı portföy yönetimi konusunda profesyonel yönetim avantajı sunan özellikli yatırım araçlarıdır. Bu iki yatırım aracının yadsınamaz benzerliklerinin yanı sıra önem arz eden farklılıkları da vardır. Çalışmanın amacı; gelişmekte olan bu iki yatırım aracına ilişkin derinlemesine bilgi vermenin yanı sıra A tipi yatırım fonları ve A tipi borsa yatırım fonlarının performanslarının kıyaslanmasını sağlamaktır. Bu amaçla 2008-2013 yılları arasında kesintisiz işlem gören toplam 28 adet A tipi hisse senedi ağırlıklı yatırım fonu ile 2 adet A tipi hisse senedi ağırlıklı borsa yatırım fonunun performansları farklı kriterlere göre ölçüm yapan teknikler kullanılarak analiz edilmiş ve sonuçlar yorumlanmıştır. Anahtar Kelimeler: A tipi yatırım fonu, A tipi borsa yatırım fonu, performans ölçüm teknikleri, risk, getiri.
Türkiyede'deki işletmelerde sermaye yapısı belirleyicileri: BİST'de bir uygulama
Bu tez, Türkiye' deki işletmelerin sermaye yapısı belirleyicilerinin dengeleme ve finansal hiyerarşi teorileri ile uyumunu test ederek, Yunanistan, Fransa, İngiltere, ve Çin'de faaliyet gösteren işletmelerin sermaye yapısı belirleyicileri ile karşılaştırılmasını, ve sermaye yapısının oluşumunda sektör türü, yabancı sermaye oranı, halka açıklık oranı ve işletme piyasa değerinin etkisini ortaya koymayı hedeflemektedir. Araştırmada, Borsa İstanbul'da faaliyet gösteren işletmelerin finansal verileri, Türkiye' nin ilk 500 büyük sanayi kuruluşunun finansal verilerini kapsayan İSO-500 sektörel veri seti, ve araştırmaya konu diğer ülkeler için Reuters Eikon veri tabanına kayıtlı halka açık işletmelerin finansal verileri kullanılmıştır. Bu çalışmada, sermaye yapısı modelleri panel veri regresyon analizi ile sektör türü, yabancı sermaye oranı, halka açıklık oranı ve işletme piyasa değeri, grafiksel analiz ile incelenmiştir. Panel veri regresyon analiz bulguları, Türkiye'deki işletmelerin sermaye yapılarının, hem finansal hiyerarşi hem de dengeleme teorisi ile uyumlu kanıtlar ortaya koyarken, sermaye yapısı belirleyicilerinin ülkeler bazında farklılık gösterdiği sonucunu vermektedir. Grafiksel gözlemler, Türkiye'deki işletmelerin sermaye yapıları sektörlere göre farklılıklar gösterdiğini; özellikle, tamamen yerli sermayeye sahip işletmelerin, diğer yabancı sermaye gruplarından, sermaye yapısının oluşumu bakımından ayrıldığını ortaya koymaktadır. Ayrıca, bu çalışma, özellikle halka açıklık oranı %50 ile %75 arasında olan işletme grubunun sermaye yapıları bakımından diğerlerinden ayrıldığını ve farklı piyasa değerlerinin farklı sermaye yapıları ile eşleştiğini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Sermaye yapısı, finansal hiyerarşi teorisi, dengeleme teorisi, uluslararası karşılaştırma, sektör türü
Halka arz edilmiş Türk futbol kulüpleri web sitelerinin İngiltere'deki rakipleriyle yatırımcı ilişkileri içeriği karşılaştırması
Futbol endüstrisi her geçen yıl hızla büyümeye devam etmektedir. Bu büyümeye ayak uydurmaya çalışan Türk futbolu son yıllarda yürütmüş olduğu değişik faaliyetlerle büyük gelişme göstermiştir. Türkiye'de futbol kulüpleri yüksek bütçelere sahip örgütlere dönüşmeye başlamışlardır. Bundan dolayı kulüpler hem ulusal hem de uluslararası piyasalardan sermaye toplama yoluna başvurmuştur. Bu başvurunun ilk örnekleri futbolun beşiği diye tabir edilen İngiltere'de ortaya çıkmıştır. Devamında ise Avrupa ülkelerinde futbol kulüpleri hızlı bir şekilde şirketleşmeye ve halka arz edilmeye başlamıştır. 1980'lerden itibaren finansal serbestleşme, küreselleşme ve bilgi teknolojilerindeki gelişimle birlikte şirketlerin paydaşlarını bilgilendirme faaliyetlerinin önemi artmıştır. Uluslararası finans piyasalarındaki hızlı gelişmeler de yatırımcı ilişkilerinin profesyonel boyutlara ulaşmasını sağlamıştır. Bu çalışma ile futbol kulüplerinin yatırımcı ilişkileri yönetimini geliştirerek Borsa İstanbul'daki piyasa değerlerinin doğru fiyatlanmasına katkı sağlanması amaçlanmaktadır. Bu sebeple Borsa İstanbul ve gelişmiş piyasalarda halka arz olan futbol kulüplerinin web siteleri ve web sitelerinde yatırımcı ilişkilerine ayırdıkları alanlar hakkında bilgi verilecektir. Söz konusu şirketlerin web siteleri incelenirken TÜYİD Yatırımcı İlişkileri Derneği'nin, skor kartlar, finansal sonuç açıklama ve internet sitesi değerlendirme formları kullanılacaktır. Anahtar Kelimeler: Yatırımcı İlişkileri, Türk Futbol Kulüpleri, Halka Arz, TÜYİD,BIST
Ocak ayı etkisinin BRİCS ülkeleri ve Türkiye'de GARCH (P,Q) modeli ile test edilmesi
Çalışmada, 1996-2016 yılları arasında Türkiye ile BRICS ülkeleri borsalarının aylık dönemlerde kapanış verileri kullanılarak elde edilen getirilerde Ocak Ayı etkisi GARCH modeli ile incelenmiştir. Araştırma neticesinde ülkelerin genelinde aylık bazda pozitif getiriler daha fazla olmak üzere en çok negatif getirinin olduğu ülke borsasının BİST olduğu gözlemlenmiştir. Yapılan varyans dağılım analizi neticesinde de söz konusu getirilerin farklılıklaşması BİST'te diğer ülkelere nazaran daha fazladır. Bununla birlikte en yüksek getirinin sağlandığı ülke de Mart ayı getirisi olarak BİST olduğu gözlemlenmiştir. Çalışmanın konusu çerçevesinde BRICS ülkeleri ile BIST'te ocak ayı etkisinin varlığından söz etme olanağı bulunmamaktadır. GARCH modeli çerçevesinde ülkeler arasında uzun dönemli ilişki olsa da bu durum etkin piyasa hipotezini ortadan kaldıran bir durum olarak değerlendirilmemektedir. Anahtar Kelimeler: BRICS, BİST, Etkin Pazar Hipotezi, GARCH, Ocak Ayı Etkisi.
Dünya enerji emtia fiyatları ile Borsa İstanbul (BİST) elektrik endeksi arasındaki ilişkinin belirlenmesi
Enerji emtiaları, üretim sürecinin vazgeçilmez girdileridir. İnsanlığın kullandığı elektriğin çok büyük kısmı, bugüne kadar fosil yakıt kökenli enerji emtialarından; petrol, kömür ve doğal gazdan üretilmiştir. 2018 yılı itibariyle, fosil yakıtların dünya elektrik üretimindeki payı %64, Türkiye'de ise %67,6 civarındadır. Bu çalışmada, fosil kaynaklı enerji emtialarında dışa bağımlılığı yüksek olan Türkiye'de; petrol, doğal gaz ve kömür getirilerinin düzeltilmemiş ve piyasa faiz oranına göre düzeltilmiş Borsa İstanbul (BİST) Elektrik endeksinin getirisi ile nedensellik ilişkisi araştırılmıştır. Ayrıca, bu emtiaların ticaretinde ABD Doları kullanıldığından, kur değişimlerinin etkilerini görmek amacıyla TL/ABD Doları kuru, emtia fiyat değişimlerinin sektöre özgü olup olmadığını tespit etmek için de BİST 100 endeks getirileri analize dâhil edilmiştir. Bildiğimiz kadarıyla bu araştırma, Türkiye'de BİST Elektrik endeksi getirisinde dünya petrol ve doğal gaz fiyatlarının yanında dünya kömür fiyatlarının da etkisini inceleyen ilk çalışma olma özelliğini de taşımaktadır. Analiz dönemi olarak 17 Mayıs 2010 – 29 Mayıs 2020 dönemi belirlenmiş, değişkenler arasındaki nedensellik ilişkisi Granger nedenselliği test etme yöntemiyle analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda; Petrol ve kömür fiyatlarındaki değişimler ile BİST Elektrik Endeksinin getirisi arasında karşılıklı nedensellik ilişkisi olduğu, doğal gaz fiyatlarındaki değişim ile ne BİST 100 ne de BİST Elektrik Endeksinin getirileri arasında nedensellik ilişkisinin olmadığı tespit edilmiştir.
Borsa İstanbul'a (BİST) kote reel sektör firmalarında borçlanma dinamiklerinin belirlenmesi
Borçlanma, işletmenin ihtiyacı olan fonları işletme içinden karşılayamadığında, belirli bir süre sonra belirli bir faiz oranı ile geri ödemek şartıyla, sermaye piyasalarından veya finansal aracılardan temin ettiği ödünç kaynaklardır. Bu çalışmada, BİST Sınai Endeksindeki (XUSIN) işletmelerin borçlanma dinamiklerine etki eden işletmeye özgü, sektöre özgü ve makroekonomik faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Literatürde bu faktör gruplarından bir ya da birkaçının kullanılmasına karşılık, bu çalışmada üç grup da araştırmaya dâhil edilmiştir. Analiz dönemi olarak 2010Ç1-2019Ç4 dönemi belirlenmiş olup, çalışmada panel veri analizi yöntemi kullanılmıştır. Çalışma sonucunda; kısa vadeli finansal borç oranı ile borç dışı vergi kalkanı, likidite oranı, bankacılık sektörü ve ekonomik güven endeksi; uzun vadeli finansal borç oranı ile büyüklük; toplam finansal borç oranı ile büyüklük, likidite oranı, enflasyon ve sermaye piyasası değişkenleri arasında anlamlı sonuçlar elde edilmiştir. Ayrıca, her üç kaldıraç ile kârlılık, varlık yapısı ve sektör ortalamaları arasında anlamlı bir ilişkinin varlığı tespit edilmiştir. Anahtar Kavramlar: BİST Sınai Endeksi (XUSIN), Borçlanma Dinamikleri, Sermaye Yapısına Etki Eden Faktörler, Finansal Liberalizasyon, Panel Veri Analizi
Kamu ve özel bankaların karlılık duyurularının piyasa üzerindeki etkisi: BİST 100 endeksinde bir uygulama
Bu çalışmada, 2014-2019 yıllarında BİST 100 endeksinde işlem gören kamu ve özel bankaların karlılık duyurularının piyasa üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde bankacılıkla ilgili temel bilgilere değinilmiş, ikinci bölümde ise etkin piyasalar hipotezi hakkında bilgiler verilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise karlılık duyurularının hisse senetleri üzerine etkisi olay çalışması yöntemi ile incelenmiştir. Çalışma boyunca konuyla ilgili önceden yapılan teorik ve ampirik çalışmalardan yararlanılmıştır.
Fama-French faktör modelleriyle oluşturulan portföylerin davranışsal açıdan test edilmesi: Borsa İstanbul'da hibrit bir model uygulaması
Bireylerin rasyonel olduğu ön kabulüyle piyasa etkinliğini öne süren Fama (1970) mevcut piyasaların tüm bilgileri içerdiği ve piyasa katılımcılarının anormal getiri elde edemeyeceği görüşü ile finans literatürüne farklı bir bakış açısı kazandırmıştır. Söz konusu görüş ampirik çalışmalarla da desteklenmiştir. Ancak destekleyici çalışmaların yanı sıra piyasalarda anomalilerin de var olduğunu, tüm bilgilerin piyasaya yansımasının mümkün olmadığını ve yatırımcının anormal getiri elde edebileceğini öne süren çalışmalar aynı zamanda yatırımcının rasyonel olmaktan ziyade irrasyonel tavır sergilediğini gözler önüne sermiştir. Tüm bu kavramlar Davranışsal Finans teorisi çerçevesinde değerlendirilirken yatırımcı davranışları her boyutta incelemeye alınmıştır. Bilişsel önyargılar ve hevrestikler bu incelemelerin ana temasını oluşturmakta ve bununla birlikte sosyolojik ve psikolojik olgular çalışmalara yön vermektedir. Bu olguların yanı sıra bireylerin rasyonel kararlar verme davranışı dışında, farklı bakış açılarıyla kararlar vermeyi tercih ettiği bir diğer alan da İslami Finans'tır. İslami Hukuk kuralları çerçevesinde şekillenen İslami Finans yatırımcıların finansal kararlarında dini inançlarının etkisini konu edinmektedir. Tüm bu teorik alt yapı çerçevesinde çalışmada Fama ve French (2015) tarafından ortaya konan beş faktörün hangilerinin hangi tip portföylerde etkin olduğunu ortaya koyabilmek amacıyla, elde edilen veriler, Genetik Algoritması optimizasyonuyla oluşturulan Yapay Sinir Ağları tabanlı hibrit bir modelle analiz edilmiştir. Bu çerçevede geleneksel ve İslami bakış açısıyla oluşturulan portföyleri oluşturmada olası farklılıkların da altı çizilmiştir. Bu amaçla öncelikle Borsa İstanbul Tüm Endeksi'nde yer alan 159 firmanın ve Borsa İstanbul Katılım 50 Endeksinde yer alan 29 firmanın 2014- 2021 arası dönemin çeyreklik verileriyle oluşturulan portföylerle her iki endekste de Fama ve French Beş Faktörlü Modelin geçerliliği test edilmiştir. Yapılan analizler neticesinde, Fama ve French Beş Faktörlü regresyon modeliyle uygulanan Panel Veri Analizi testlerinde, geleneksel ve İslami bakış açısıyla oluşturulan portföyler üzerinde etki eden faktörlerdeki olası farklılıklar tespit edilmiştir. Ayrıca, uygulanan Genetik Algoritması optimizasyonuyla oluşturulan Yapay Sinir Ağları tabanlı hibrit modelle yapılan değerlendirme neticesinde, benzer şekide, farklı bakış açılarıyla oluşturulan portföylerde etkin gen parametrelerinin değişkenlik göstermesi farklılaşmaya işaret etmektedir. Sonuç olarak geleneksel bakış açısıyla ve İslami bakış açısıyla oluşturulan portföylerdeki farklılaşma davranışsal açıdan incelenmiştir. Bunun yanı sıra uygulanan iki model çerçevesinde genetik algoritması optimizasyonuyla oluşturulan yapay sinir ağları tabanlı hibrit modelin sonuçlarının daha spesifik çıktılar ürettiği sonucuna varılmıştır.
Borsa İstanbul'da (BIST) hisse senedi fiyatlarının spektral analizi
Bu tez çalışmasında Borsa İstanbul'un (BIST) Spektral Analiz Tekniği ile analizi yapılmıştır. Birinci bölümde, tasarruf ve yatırım ilişkileri, menkul kıymetler, borsalar ve spektral analizle ilgili temel kavramlar açıklanmıştır. İkinci bölümde ise, zaman serileri ve spektral analiz teorik olarak anlatılmıştır. Spektral analiz tekniğinin, günlük hayatta yaşanan belli bir döngüye sahip olaylar için yeni ve farklı bir gösterim ve analiz tekniği sunmasından ötürü, oldukça karmaşık matematiksel eşitliklerin anlaşılabilirliğini sağlamak için konu ayrıntıları ile anlatılmıştır. Üçüncü bölümde, Borsa İstanbul'un verileri, spektral analiz tekniği ile analiz edilmiştir. Yaklaşık 30 yıllık bir geçmişe sahip İstanbul Borsası'nın geçen bu süre içinde farklı faktörlerin etkisinde olması nedeniyle, uygulamanın yapılması kolay olmamıştır. Zaman serileri dolayısıyla da spektral analiz tekniği, ekonomik döngüleri trend, konjonktür, mevsimsel olarak adlandırılan değişik zaman süresindeki periyodik bölümlere ayırmaktadır. Türkiye'de bu 30 yıl süre içerisinde ekonomik sistem değişime uğramış, Serbest Piyasa Ekonomisi daha belirginleşmiştir. Çalışmada, bu süreçlerin İstanbul Borsası'nın yapısı üzerindeki etkileri incelenmiştir. Sonuç bölümünde ise, çalışmanın sonuçları değerlendirilmiştir. Spektral analiz tekniğinin Borsa İstanbul'a uygulanabilirliği sağlanmış ve periyodik bileşenler tespit edilmiş, özellikle rassal dalgalanma olarak görülen pek çok olayın alsında bir döngüsel olaydan oluştuğu tespit edilmiştir. Borsa İstanbul'un spektral analiz grafiği, gelişmiş ülke borsaları üzerine yapılan çalışmalar ile karşılaştırılmıştır. Ayrıca, spektral analiz yönteminin Türkiye'de gelişebilmesi için, nelerin yapılması gerektiği belirtilmiştir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: BİST 100, Borsa İstanbul, Ulusal 100 Endeksi, Zaman Serileri, Spektral Analiz, Fourier Dönüşümü
Adaptif piyasalar hipotezinin Borsa İstanbul 100 endeksinde test edilmesi
Adaptif piyasalar hipotezi, etkin piyasalar hipotezi ile davranışsal finansı birleştiren bütüncül yaklaşımıyla son dönemde yoğun ilgi gören teorilerden birisidir. Adaptif piyasalar hipotezine göre finansal piyasaların işleyişi evrimsel prensiplerle açıklanabilmektedir. Piyasalarda getiri öngörülebilirliği derecesi zamanla değişmektedir dolayısıyla piyasalar bazı dönemler zayıf formda etkinken bazı dönemlerde etkinliğini kaybetmektedir. Bu çalışmanın amacı, adaptif piyasalar hipotezinin Türkiye finansal piyasalarında geçerliliğini araştırmaktır. Bu doğrultuda Ocak 1988-Aralık 2017 dönemine ait BIST 100 endeksi günlük ve aylık getirileri doğrusal ve doğrusal olmayan yöntemlerle araştırılmıştır. Doğrusal yöntemlerden üç farklı varyans rasyo testi (Chow Denning, Joint Rank ve Joint Sign) ve doğrusal olmayan BDS testi kullanılmıştır. Bu testler sabit uzunlukta pencere kaydırma yöntemiyle elde edilen alt örneklemlere uygulanmış ve böylece piyasanın getiri öngörülebilirliği derecesinin zamanla değişimi incelenmiştir. Sonrasında getiri öngörülebilirliği derecesinin piyasa koşullarından etkilenip etkilenmediği araştırılmıştır. Sonuçlara göre farklı frekanslarda ölçülen getiri öngörülebilirliği derecesi zamanla değişmektedir ve piyasa koşullarından etkilenmektedir. Adaptif piyasalar hipotezi Türkiye finansal piyasaları için geçerlidir.
Altman Z skoru ile finansal başarısızlık tahmini ve COVID 19 pandemisinin finansal başarısızlık üzerindeki etkileri: BIST 100 imalat sektöründe bir uygulama
Bu çalışmada finansal başarısızlık kavramı detaylı olarak incelenerek, finansal başarısızlığın nedenleri, maliyeti ve tahmin yöntemleri teorik bir çerçevede ele alınmıştır. Finansal başarısızlık tahmin yöntemleri tek değişkenli ve çok değişkenli yöntemler olmak üzere 2 grupta karşılaştırmalı olarak verilmiştir. Çalışmanın yoğunlaştığı nokta ise finansal başarısızlık tahmin yöntemlerinden olan Altman Z skor yöntemi olmuştur. Altman Z modeli, çalışma mekanizması, parametreleri ve katsayıları açısından detaylı olarak ele alınmıştır. Çalışmanın uygulama aşamasında ise BİST 100 endeksinde yer alan imalat işletmelerinin Kamuyu Aydınlatma Platformu'na paylaşmış olduğu bilanço ve gelir tablosu verilerinden hareketle 2019, 2020 ve 2021 yılları için Altman Z skorları her bir işletme için hesaplanarak işletme ve alt sektörler bazında verilmiştir. Çalışmanın bir diğer odak noktası ise COVID 19 pandemisinin işletmelerin finansal başarısızlıkları üzerindeki etkilerini ölçmek olmuştur. Örneklem seçilen işletmeler için hesaplanan Altman Z skorlarına göre pandeminin etkisi taş ve toprağa dayalı sanayi, tekstil giyim eşyası deri ve metal eşya elektrikli cihaz ve ulaşım alt sektörlerinde hissedilir boyuttayken kimya-ilaç-petrol ve gıda-içecek-tütün alt sektörlerinde büyük bir etkiye ulaşılamamıştır.