Gaziantep
560 theses under this subject heading
Yerel yönetimlerin göç ve entegrasyon politikaları: Gaziantep Büyükşehir Belediyesi örneği
Göç olgusu, şehirleri ve şehirlerde kamu hizmetlerini sağlayan yerel yönetimlerin faaliyetlerini etkilemektedir. 2011 yılında Suriye'den başlayan göç hareketi, başta Türkiye'deki belediyeler olmak üzere farklı ülkelerdeki yerel yönetimlerin politikalarını ve hizmetlerini doğrudan etkilemiştir. Yerel yönetimler bir yandan göçe yaklaşımlarını belirleyerek politikalar oluştururken, diğer yandan ise göçmenlere yönelik çeşitli hizmetler sunmakta ve toplulukların bir arada yaşamasına katkı sağlamaya çalışmaktadır. Bu çalışmanın temel amacı, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi'nin Suriyelilere yönelik faaliyetlerini kuramsal bir çerçeve ile analiz etmektir. Çalışma, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi'nin yasal, ekonomik ve insan kaynağı eksikliklerine rağmen Suriyelileri yerel halktan ayırmayarak hizmet sağladığını ve topluluklar arasında entegrasyonun derinleşmesini katkı sağladığını tespit etmektedir.
Somut olmayan kültürel miras kapsamında Sedef Kakma sanatı: Gaziantep örneği
Gaziantep'in zengin kültürel mirasının ayrılmaz bir parçası olan sedef kakmacılığı tarihsel süreç içerisinde ilin kültürel kimliğini şekillendiren unsurlardan biri olarak varlığını sürdürmüş ve ustadan çırağa aktarılarak günümüze ulaşmıştır. Bu sanat, sadece estetik bir üretim biçimi olmanın ötesinde, şehrin tarihsel ve sosyal hafızasının bir yansıması olarak somut olmayan kültürel miras niteliği taşımaktadır. Ancak modernleşme, küreselleşme, afet ve değişen toplumsal dinamiklerin geleneksel el sanatları üzerindeki dönüştürücü etkileri bu sanatın sürdürülebilirliğini tehdit eden unsurlar olarak öne çıkmaktadır. Sayılan tehditler nedeni ile kültürel, sanatsal ve sosyo-ekonomik açılardan geleneksel sanat dalının korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması önem arz etmektedir. Gaziantep'te yüzyıllardır ustalıkla icra edilen sedef kakma sanatı, sadece estetik bir üretim biçimi değil, aynı zamanda şehrin tarihsel ve sosyal hafızasının da bir yansımasıdır. Bu çalışma, Gaziantep sedef kakmacılığının köklü geçmişini ve tekniklerini ele almanın yanı sıra, 6 Şubat 2023 depremlerinin bu somut olmayan kültürel miras üzerindeki etkilerini ve sanatın sürdürülebilirliğine yönelik tehditleri incelemeyi amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda çalışmanın problemi "Gaziantep somut olmayan kültürel miras unsurlarından olan sedef kakmacılığının 6 Şubat 2023 depreminden sonraki durumunun ne olduğu?" sorusudur. Çalışmanın metodolojisi, nitel araştırma yöntemlerinden olan saha araştırması ve yarı yapılandırılmış mülakat tekniklerini içermektedir. Bu bağlamda, deprem sonrası üretime devam eden sedef kakma ustaları ile derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilerek, afet sonrası durum betimsel bir yaklaşımla incelenmiştir. Elde edilen bulgular, bu geleneksel sanatın karşı karşıya olduğu tehditleri ve sürdürülebilirliğine yönelik çözüm önerilerini ortaya koymayı hedeflemektedir.
Yerli ve Suriyeli girişimcilerin rekabet ve entegrasyon konusundaki düşünceleri: Gaziantep örneği
Bu çalışmada, Suriye İç Savaşı sonrasında Türkiye'ye zorunlu göçle gelen ve girişimci olan Suriyeli göçmenler ile onlarla aynı bölgede faaliyet gösteren yerli girişimcilerin; girişimcilik, rekabet ve entegrasyon konusundaki düşünce ve deneyimleri incelenmiştir. Göçmen girişimcilik deneyimi yaklaşımları ve entegrasyon teorileri üzerinden bir durum çalışması olarak tasarlanan bu çalışmada nitel desen kullanılmıştır. Çapraz durum çalışması olan bu çalışmada hem yerli girişimcilerin hem de Suriyeli girişimcilerin işletme kurma süreçleri, deneyimleri, birbirleri hakkındaki rekabet algıları, karşılıklı etkileşim düzeyleri ile işletmeciliğin Suriyeli göçmenlerin entegrasyon süreçlerindeki yerini ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırma sahası olan Gaziantep ilinde teorik örnekleme tekniği ile gıda ve kişisel hizmet sektöründe faaliyet gösteren 15'i yerli, 16'sı Suriyeli işletme sahibine ulaşılarak yarı yapılandırılmış görüşme formu ile veri toplanmıştır. Veriler MAXQDA nitel analiz programında açıklayıcı analiz tekniği ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, yerli girişimciler ve Suriyeli girişimcilerin rekabet algısının düşük olduğu, girişimciliğin sosyal refah üzerinde olumlu katkıları olduğu, işletme mekânının sosyal temas noktaları oluşturduğu ve girişimcilik faaliyetlerinin göçmenlerin yerli toplum ile etkileşim düzeyini artırdığı dolayısıyla entegrasyonları üzerinde olumlu katkısı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Türkiye'deki Suriyeli göçmelerin girişimcilik deneyimleri: Gaziantep örneği
Bu araştırmada Suriye'deki iç savaş sonrasında yaşadıkları toprakları terk ederek Türkiye'ye göç eden Suriyeli göçmenlerin girişimcilik deneyimleri incelenmiş ve bu konuya ilişkin literatürde yer alan boşluğun doldurulması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, Suriyeli göçmenlerin girişimcilik deneyimleri, onların göç öncesi Suriye'deki yaşam deneyimlerini, göç süreçlerini ve Türkiye'deki girişimcilik deneyimlerini kapsayacak şekilde, göç teorileri ve girişimciliğe ilişkin yaklaşımların yardımı ile analiz edilmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda, Türkiye'nin Gaziantep şehrinde gıda sektöründe çalışan 30 erkek Suriyeli göçmen girişimcinin (mikro ölçekli) girişimcilik deneyimlerine odaklanılmıştır. Araştırma kapsamında, Suriyelileri zorunlu göç etmeye sürükleyen siyasal, sosyal, ekonomik, kültürel ve tarihsel faktörler ele alınmış ve Suriyeli göçmenlerin göç deneyimlerine ve göç sonrası Türkiye'deki toplumsal ve ekonomik hayattaki yaşam deneyimlerine araştırma bulgularında yer verilmiştir. Suriyeli göçmenleri girişimci olmaya yönlendiren nedenlerden, sektör tercihlerine, işletmeleri açarken kullanılan sermaye kaynaklarından, işletmelerin sürdürülmesinde kullanılan ortaklık ilişkilerine kadar farklılaşan deneyimler araştırmada incelenmiştir. Ek olarak işletmelerdeki çalışan ve müşteri profilleri, işletmelerin istihdam tercihleri, pazar yapıları ve işletme başarısına etki eden hususlara ilişkin bulgulara da ulaşılmıştır. Ayrıca işletmelerde karşılaşılan güncel sorunlara ve girişimcilik deneyimi ile ilişkili olarak katılımcıların savaş sonrası geri dönme ve Türk vatandaşlığına kabul edilme düşüncelerine ilişkin özgün bulgulara da ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda, 2011 yılında yaşanan iç savaşın bireylerin yaşamlarındaki kırılmalara neden olduğu ve zorunlu göçün kaynağında yer alan en belirleyici faktör olduğu görülmüştür. Farklılaşan göç deneyimleri sonrasında, Türkiye'ye göç eden Suriyelilerin yaşam deneyimlerinin ve ekonomik hayata katılım deneyimlerinin farklılaştığı araştırma bulgularına yansımıştır. Ayrıca, Suriyeli göçmenler tarafından işletilen bu mikro ölçekli girişimlerin katılımcıların sosyal refahlarını arttırma konusundaki pozitif etkilerinin yanı sıra, Türkiye'de yeni bağlar ve ağların kurulmasına katkı sağlayarak ev sahibi ülke ile olan bağları güçlendirdiği değerlendirilmiştir. Ek olarak, Suriyeli göçmenlerin girişimcilik deneyimlerinin ev sahibi ülkedeki hayatlarına yeni bir başlangıç yapmaları için imkân sunduğu, bu nedenle girişimcilik deneyimlerinin geri dönüş tercihlerinde de etkili olduğu değerlendirilmiştir. Hukuki ve idari alandaki eksiklikler ve işletmelerin ekonomik alanda yaşadıkları farklı sorunlara rağmen, Suriyeli göçmen girişimcilerin kendilerine özgü bir etnik pazar inşa ettikleri bulgusuna ulaşılmıştır.
Gaziantep manilerinin halkbilimi açısından incelenmesi
Türk halk edebiyatında her zaman önemli bir yeri olan maniler, kültürü anlatan ve başta aşk, sevgi, gurbet olmak üzere birçok temanın işlendiği bir nazım türüdür. Bugüne kadar birçok bölge için mani çalışması yapılmış ve maniler derlenmiştir. Bu çalışmada Gaziantep manileri incelenmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde Güneydoğu Anadolu Bölgesinin en büyük ve en gelişmiş kenti olarak kabul gören Gaziantep ili ile ilgili tarihi bilgiler, coğrafi özellikler ve ilin ekonomisi aktarılmaya çalışılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde ise Türk halk edebiyatının en önemli değerlerinden biri olan manilerin tarihsel süreçte aldıkları roller, temaları ve yapısal özellikleri ile ilgili bilgiler verilmiştir. Üçüncü bölümde Gaziantep manilerinin üzerinde durulmuştur. İnceleme yapılırken bölüm iki başlık üzerinden değerlendirilmiştir. Gaziantep manileri konusu bakımından ve halkbilimi çalışma alanları açısından değerlendirilmiştir. Anahtar kelimeler: Gaziantep, mani türü, manilerin incelenmesi, halkbilim.
Göç ve sosyal dışlanma: Gaziantep ve İstanbul'da yaşayan Suriyeli Abdal sığınmacılar örneği
Bu çalışmada 2019 yılının farklı aylarında Türkiye'nin Suriye'ye sınır şehri olan Gaziantep ve en çok sığınmacı barındıran şehirlerinden biri olan İstanbul'da yapılan saha araştırmalarından elde edilen nitel veriler kullanılarak, Suriyeli Abdal sığınmacıların maruz kaldıkları sosyal dışlanma deneyimleri analiz edilmektedir. Çalışmada sözü edilen dışlanma deneyimleri temelde beş ayrı düzlemde ifade edilmektedir. Bunlar; mekânsal, ekonomik, politik, kültürel ve söylemsel düzeylerdir. Çalışma kapsamında bu deneyimleme biçimlerinin her biri, sığınmacı Abdalların yerleştikleri şehir merkezlerinde verdikleri yaşama tutunma mücadelesi esnasında karşılaşmış oldukları zorlukları sosyal dışlanma olgusu bağlamında değerlendirilmektedir. Dolayısıyla araştırmanın amacı, Türkiye'de yaşamakta olan Suriyeli Abdal sığınmacıların hayatta kalma mücadelelerini, savaş öncesi ve sonrası değişen hayat pratiklerini, gündelik hayattaki dışlanma biçimlerini ve bu dışlanmaya karşı geliştirmiş oldukları taktiksel manevra biçimlerini Gaziantep ve İstanbul örneklemleri üzerinden anlamaya çalışmaktadır. Çalışma kapsamında yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmış ve görüşmeler derinlemesine görüşme tekniğine uygun olarak büyük çoğunluğunu yerleşik ve sığınmacı Abdalların oluşturduğu 45 görüşmeci ile yapılmıştır. Derinlemesine görüşmelerin yanında saha araştırmaları sırasında alınan katılımlı gözlem notları da analiz sürecinde elde edilen araştırma bulgularını desteklemek için kullanılmıştır. Çalışma sonucunda varılan en önemli sonuçlardan biri, Abdal sığınmacıların sahip oldukları kimliksel özellikler ve dezavantajlı konumları nedeniyle göç sonrası süreçte farklı derecelerde kategorik bir dışlanma süreciyle karşı karşıya olduklarını göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Göç, Sosyal Dışlanma, Abdallar, Alevilik
UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı kapsamında değerlendirilen gastronomi şehirlerinin coğrafi işaretli ürünlerinin incelenmesi
Türkiye'de Gaziantep, Hatay ve Afyonkarahisar gastronomi şehri unvanı alan şehirlerdir. Tez çalışmasının temel amacı, Türkiye'nin mevcut durumda 'Yaratıcı Şehirler Ağı'na girmiş gastronomi şehirlerini (Gaziantep, Hatay ve Afyonkarahisar) coğrafi işaretli ürünleri özelinde yakından incelemektir. Bu kapsamda ilk olarak ilgili şehirlerin, coğrafi işaret tescili almayı bekleyen yiyecek ve içeceklerine dikkat çekilmek istenmiştir. Sonraki aşamada ise tescil almış yiyecek ve içeceklerin kendine has özellikleri ve üretim biçimleri dikkate alınarak, bu ürünler derinlemesine incelenmek istenmiştir. Son olarak gastronomi şehirlerinin başvuru yapılan/tescil ettirilen ürünlerini, başvuru yapan/tescil ettiren kurumlar özelinde inceleyerek bu konuda öncü olan kurumlara veya geri planda kalan kurumlara dikkat çekilmesi hedeflenmiştir. İlgili amacı gerçekleştirebilmek için web sitesi, kitap, dergi ve makale ve benzeri gibi ikincil kaynaklardan yararlanılarak, Türkiye gastronomi şehirleri kendi özellikleri çerçevesinde değerlendirilmiştir. İlgili değerlendirmeden hareketle Gaziantep, Hatay ve Afyonkarahisar şehirlerinin gastronomik özellikleri ele alınmış ve öne çıkan geleneksel yemekleri hakkında genel bilgilere yer verilmiştir. Sonrasında coğrafi işaret kavramı tanımlanarak bu şehirlerdeki uygulama aşamaları ve coğrafi işaretli ürünlerin detaylı bir incelemesi yapılmıştır. Son aşamada ise başvuru aşamasında olan ve tescil almış ürünler başvuru yapan kurumlar dikkate alınarak, kurum/lar bazında değerlendirmeye gidilmiştir. Çalışmanın Türkiye gastronomi şehirlerini bir arada incelemesi ve buna bağlı olarak bütüncül bir nitelik taşıması sebebiyle, önemli olduğu düşünülmektedir. Aynı zamanda ilgili şehirlere yönelik kavramsal bir yapıya sahip olması bakımından, çalışmanın literatüre de katkı sağlayacağı öngörülmektedir.
Atik şikâyet defterlerinde Ayntab, Diyarbekir ve Ruha (1649-1837)
Bu çalışma 1649-1837 yılları arasında Ayntab, Diyarbekir ve Ruha'da haksızlığa uğrayanların Divan-ı Hümayun'a ilettikleri şikâyetlere odaklanmaktadır. Üç şehir sakinlerinin şikâyetleri Atik Şikâyet Defterleri üzerinden incelenecektir. Atik Şikâyet Defterleri ile ilgili son zamanlarda çalışmalar yapılmasına rağmen Ayntab, Diyarbekir ve Ruha'nın genel şikâyetlerini söz konusu bu defterler üzerinden ele alan müstakil bir çalışma bulunmamaktadır. Bu da bizi 213 adet Atik Şikâyet Defterleri ışığında şikâyetleri tespit etmeye ve haksızlığın gerisindeki nedenleri anlamaya yöneltmiştir. Zulme, adaletsizliğe, keyfi talep ve yaptırımlara maruz kalan Ayntab, Diyarbekir ve Ruha sakinleri, şikâyetlerini bizzat Divan-ı Hümayun'a giderek iletmeyi tercih etmişlerdi. Bu iletim şikâyetlerde "gelip" şeklinde geçmekteydi. Osmanlı Devleti'nin adalet merkezli yönetim anlayışı çerçevesinde herkesin şikâyet hakkı bulunmaktaydı. Bu hak, daire-i adliye kavramına dayalı yönetim düşüncesi içerisinde yer almaktaydı. Şikâyetlerini bireysel ve kollektif şekilde gerçekleştiren halk, bu sayede merkezle de irtibat sağlamış oluyordu. Böylece şikâyetler vesilesi ile yönetim Ayntab, Diyarbekir ve Ruha'daki kanunsuz vergi taleplerinden, vakıfların gelirini kapmaya çalışanlardan, alacağına bir türlü kanaat etmeyenlerden, aşiret ve eşkıyaların şekavetlerinden, toprak rejimi ve tasarrufundaki ihlallerden, yerel mahkemeyi manipüle edenlerden ve zulmedenlerden haberdar oluyordu. Divan-ı Hümayun'a iletilen şikâyetler sonrasında yereldeki valilere, beylerbeylerine, mütesellimlere, kadılara, naiplere ve mollalara hükümler gönderilerek haksızlık engellenmeye çalışılmıştır. Hükümlerin yanı sıra ayrıca mahalline mübaşirler de göndererek teftiş yapılması sağlanmıştır. Yapılan incelemelerin ardından ise ilamlar ve mektuplar gönderilmesi istenilerek adaletsizliğin giderildiğinden emin olunmak istenmiştir. Divan, iletilen şikâyetler sonrasında İcmâl, Mufassala, Rûznamçe ve Evkâf Defterleri'ne başvurarak, şer' ve kanun doğrultusunda karar vermiştir. Üç şehir sakinleri de davalarını güçlendirmek için şeyhülislamdan alınan fetvaları, hüccetleri ve temessükleri kullanmışlardır. Haklılıklarını bu gibi delillerle güçlendiren halk, taşradan kalkıp merkezde bir hak arayış çabasına girişmiştir.
Stratejik yönetim düşüncesinin yerel yönetimlerde uygulanması ve stratejik planlara yansıması: Van Büyükşehir Belediyesi ile Gaziantep Büyükşehir Belediyesi karşılaştırması
Günümüz modern örgütleri, dış çevredeki teknik, sosyal, politik ve ekonomik etkenlerin zorlamasıyla, sürekli bir değişim ve dönüşümle karşı karşıyadırlar. Kurumların hızla değişen ve daha belirsiz bir hal alan bu zorlayıcı güçler karşısında, geleceklerini net biçimde öngörebilmek için gelecekle ilgili konularda kendilerine daha fazla beceri gerektiren bir yol haritası belirlemeye ihtiyaçları vardır. Bu yetenekler stratejik yönetimin özüdür. Stratejik yönetim, bir organizasyonun ne olduğuna, gelecekte nasıl olacağına ve gelecekteki hedeflerine nasıl, kimlerle ve hangi kaynaklarla ulaşacağına önceden karar verme konularına odaklanan bir yönetim felsefesidir. Stratejik yönetim, örgütlerin mevcut durumları ile çevresel şartları analiz etmek aynı zamanda geleceğin öngörülmesini sağlamak suretiyle onları bekleyen olası tehditleri fırsata dönüştürmelerine olanak sağlayan bir yönetim anlayışıdır. Kurumların içinde bulundukları ve oldukça karmaşık bir durum olan bütün bu şartların üstesinden gelebilmesi ancak stratejik yönetim düşüncesi ve stratejik planlamayla mümkündür. Stratejik planlama, kuruluşların güçlü ve zayıf yönleri ile çevresindeki fırsat ve tehditlerin önceden analiz edilmesi ve uzun vadede meydana gelebilecek tüm şartların bugünden öngörülerek, hedeflerini etkin biçimde gerçekleşmesine dayanır. Gelişmiş dünya devletlerinde olduğu gibi, ülkemizde de stratejik yönetim anlayışı çerçevesinde, 2003 yılında çıkarılan 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu (KMYKK) ile kamu kurum ve kuruluşları için stratejik plan hazırlamak zorunlu hale getirilmiştir. 5018 sayılı KMYKK ile zorunlu hale gelen stratejik plan uygulaması 2006 yılından itibaren hemen hemen tüm kamu kurum ve kuruluşlarında uygulanmaya başlamıştır. Bu kapsamda il özel idareleri, belediyeler ve büyükşehir belediyelerinin diğer kamu kurum ve kuruluşları gibi stratejik plan hazırlaması hususu 5018 sayılı KMYKK'ya ilaveten ilgili kanunlarında da bir zorunluluk olarak belirtilmiştir. Stratejik planlama süreci ile birlikte kamu kurumlarının yönetim anlayış ve felsefelerinde yaşanan değişimin yönü ve etkisi, bu sürecin özellikle yöneticiler tarafından sahiplenilmesi, stratejik plan hazırlanırken bütçe olanaklarının gerçek anlamda göz önünde bulundurulması gibi konularda ne ölçüde başarı sağlandığı önemli bir araştırma konusu haline gelmiştir. Bu çalışma, stratejik yönetim düşüncesi ve stratejik planlama konularının yerel yönetimler bağlamında incelenmesi ve mahalli idarelerde çalışan yöneticilerin stratejik yönetim algılarının ölçülmesi ve bunun stratejik planlara yansımasının ortaya çıkarılması amacıyla yapılmıştır. Çalışmanın kapsamıyla ilgili geniş bir literatür taraması yapılarak tezin teorik çerçevesi oluşturulmuş, Van ve Gaziantep Büyükşehir Belediyelerinde çalışan yöneticilerin stratejik yönetim algılarını ölçmeye yönelik bir anket uygulaması yapılmıştır. Ayrıca Van ve Gaziantep Büyükşehir Belediyelerinin hazırladıkları son stratejik planları (2015-2019 dönemi) da incelenerek karşılaştırma yapılmış, böylece stratejik yönetim anlayışının stratejik planlara ne ölçüde yansıtıldığı analiz edilmeye çalışılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre Gaziantep Büyükşehir Belediyesinde çalışan yöneticilerin stratejik yönetim algı ve bilinç seviyeleri Van Büyükşehir Belediyesinde çalışan yöneticilere göre daha yüksek çıkmıştır. Ancak stratejik planın, stratejik yönetim anlayışına uygun bir biçimde hazırlanması ve stratejik planın içeriği bakımından Van Büyükşehir Belediyesi stratejik planının Gaziantep Büyükşehir Belediyesi stratejik planına göre daha iyi hazırlandığı sonucuna ulaşılmıştır.
4-6 yaş grubu çocuklara yönelik Kur'an kurslarında karşılaşılan sorunlar (Gaziantep ili örneği)
Diyanet İşleri Başkanlığı 4-6 yaş Kur'an Kursları ile Cumhuriyet tarihi boyunca ilk kez çocuğun üzerinde hayati öneme sahip bu kritik döneme yönelik din eğitimi çalışmalarını kurumsal bir çatı altında sürdürmeye başlamıştır. Okul öncesi dönem, din duygusunun çocukta kendini göstermeye ve hareketlenmeye başladığı, dini gelişme ve şekillenme sürecinin alt yapısının hazırlandığı 4-6 yaş dönemini de kapsamaktadır. Okul öncesi dönem olarak da adlandırılan ilk çocukluk dönemi, fiziksel, bilişsel ve psiko-sosyal açıdan insan yaşamının "kritik dönemi" olarak kabul görmektedir. Çocuğun içinde bulunduğu dönemin önemine binaen 4-6 yaş grubu Kur'an kursları araştırma sahası olarak belirlenmiş ve bütüncül bir bakış açısıyla eğitim unsurları bağlamında tespitler yapılmaya çalışılmıştır. Bu çerçevede; 4-6 yaş grubu Kur'an kurslarının kurumsal yapılanma, fiziki şartlar, öğretim programı ve materyaller noktasında sık karşılaşılan sorunlar, söz konusu kurslarda görev yapan ve doğrudan eğitim unsurları ile temas halinde bulunan öğreticilerle yapılan görüşmeler neticesinde tespit edilmeye ve ilgili literatürden yararlanılarak birtakım değerlendirilmeler yapılmaya çalışılmıştır. Yapılan araştırmada 4-6 yaş Kur'an Kurslarının gerekli altyapı çalışmaları yapılmadan uygulama konulduğu, idari yapılanma, fiziki durum ve öğrenme – öğretme sürecinde bazı eksikliklerin bulunduğu tespit edilmiştir.
Bağcılıkta iyi tarım uygulamaları hakkında üreticilerin bilgi düzeyinin incelenmesi: Gaziantep ili örneği
Bu çalışmada; Gaziantep ili bağcılıkta iyi tarım uygulamaları(İTU) sertifikasına sahip çiftçilerin demografik özellikleri ve bilgi düzeylerinin belirlenmesi ve bunlar arasındaki ilişkilerin analiz edilmesi amaçlanmıştır. Çalışma için oluşturulan ankette 65 katılımcının bilgileri alınmış ve tanımlayıcı istatistikler frekans, yüzde, ortalama, standart sapma değerleri ile sunulmuştur. Bilgi düzeyinin belirlenmesinde kullanılan ölçek için KR21 güvenilirlik katsayısı hesaplanmıştır. Çalışmada grupların bilgi düzeylerinin katılımcıların özelliklerine göre farklılığının incelenmesi için Mann Whitney U testi ve Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Üreticilerin bilgi düzeyleri ve tarımsal özellikler arasındaki ilişkilerin incelenmesi için korelasyon ve regresyon analizi yapılmıştır. Analiz sonuçlarına göre tarımla uğraşma yılı düşük, bağ alanı yüksek ve yıllık ürün miktarı daha fazla olan katılımcılarda İTU bilgi seviyesinin daha yüksek düzeylerde olduğu görülmüştür. Bağcılık ile tecrübesi düşük olup eğitim seviyesi lise ve üzerinde olan üreticilerin İTU konusundaki bilgi düzeylerinin en yüksek grup olduğu görülmüştür. Anket kapsamında katılımcıların bilgi düzeyleri incelenmesine yönelik sorulan "İTU yönetmeliği çerçevesinde üretilen gıdanın kimyasal kalıntı testleri yılda bir kez yapılır. ", "İşçi sağlığı ve iş güvenliği İTU standardının kontrol noktaları arasında yer almaz. "ile "İTU üretim sisteminde, kalıntı analizi sonucunda izin verilen limit üstü aktif madde ile karşılaşılması durumu bazı ürünler için göz ardı edilebilir. " ifadeleri bilgi düzeyi en düşük ifadeler olarak görülmüştür. Bu ifadelere yönelik verilecek eğitimlerin katılımcıların Genel İTU bilgi düzeylerini olumlu şekilde artıracağı öngörülebilir.
Türkiye'de belediyelerin kadınlara yönelik hizmetleri üzerine bir araştırma: Ankara ve Gaziantep büyükşehir belediye örnekleri
Bu çalışmanın amacı, sosyal belediyecilik ve kadına duyarlı belediyecilik anlayışlarını, kavramsal ve tarihsel açıdan değerlendirerek Türkiye özelinde bu sürecin gelişimini örnekler üzerinden incelemektir. Araştırma "Sosyal belediyecilik anlayışının, kadına duyarlı belediyecilik uygulamalarını kapsadığı ve bu uygulamaları toplumsal cinsiyet bakış açısı ile geliştirildiği söylenebilir mi?" sorusu üzerinden gerçekleştirilmiştir. Çalışmada nitel içerik analizi yöntemi ile Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ve Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin faaliyet raporları, yazılı ve online bültenleri ve yayınları incelenmiştir. Destekleyici veriler olarak da her iki belediyenin ilgili birimlerin personelleri ile derinlemesine görüşme gerçekleştirilmiştir. Bununla birlikte İnsanca Yaşam ve Demokratik Toplum Derneği "Deneyim Paylaşım Toplantısı"nda her iki belediyenin de faaliyetlerine yönelik yapılan sunumlar üzerinden de inceleme gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgular ışığında, sosyal belediyecilik anlayışının kadına duyarlı belediyecilik anlayışı için bir zemin oluşturabileceği ancak bir belediye faaliyetlerinin toplumsal cinsiyet eşitliğini desteklediğini söylemek için belirli noktaların da öne çıktığı sonucuna varılmıştır. Bu noktalar; toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı bir motivasyona sahip olunması, kadın katılımcılığının desteklenmesi ve bu çerçevede ihtiyaç tespit çalışmalarının yapılması, Yerel Eşitlik Eylem Planları gibi toplumsal cinsiyet eşitliğini hedefleyen bir yol haritasının oluşturulması ve bu planın hayata geçirilmesi için de toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme çalışmalarının yapılması şeklindedir. Dolayısıyla, sosyal belediyecilik anlayışını benimseyen bir belediyenin, kadına duyarlı bir belediyecilik anlayışını da benimsediğini söyleyebilmek için belirtilen noktalara yönelik de çalışmaların stratejik öncelik haline gelmesinin gerekli olduğu sonucuna varılmıştır.
Covid-19 salgını sırasında Suriyeli çocukların yaşam deneyimleri: Gaziantep örneği
2019 yılında ortaya çıkan ve ilk kez Çin'in Hubei eyaletinin Wuhan kentinde görülen virüsün yol açtığı hastalık olan koronavirüsün/Covid-19'un, 2020 yılının mart ayına gelindiğinde Dünya Sağlık Örgütü tarafından bir pandemi olarak karakterize edildiği duyurulmuştur. Covid-19 salgını farklı toplumsal gruplar için farklı etki ve sonuçlar doğurmuştur. Bu fenomenolojik araştırmanın temel amacı Suriyeli çocukların pandemi sırasındaki yaşam deneyimlerinin keşfedilmesidir. Bu kapsamda Gaziantep'te yaşayan 12-14 yaş aralığındaki 20 Suriyeli çocukla yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde MAXQDA 2022 (22.2.1) kullanılmıştır. Elde edilen bulgular hak temelli yaklaşım çerçevesinde, çocukların yaşama, gelişme, ayrımcılığa uğramama, eğitim, sağlık, katılım, doğru bilgiye erişim ve dinlenme, boş zaman değerlendirme ve oyun oynama hakları üzerinden tartışılmıştır. Araştırma kapsamında ulaşılan sonuçlar, katılımcı çocukların pandemi sırasında öncelikle eğitim hakkına erişemediklerini; ekonomik zorluklar yaşadıklarını; pandemi sürecinde ev işleri ve kardeşlerinin bakımıyla ilgili sorumluluklar üstlendiklerini; boş zamanlarını etkin değerlendirme noktasında yeterli ebeveyn desteği alamadıklarını; oyun oynama ve kültürel, sanatsal faaliyetlere katılma hakkından yoksun kaldıklarını; okulda öğretmenleri ve arkadaşları tarafından ayrımcılığa uğradıklarını göstermektedir. Sonuç olarak her şeyden önce Covid-19 salgını gibi halk sağlığı krizi ve benzeri acil durumlar karşısında nüfusun incinebilir grupları için özelleştirilmiş eylem planları hazırlanmasının; Suriyeli çocuklar için kültürel olarak yetkin biçimde hazırlanan eylem planlarının başta biyo-psiko-sosyal sağlığın korunması ve geliştirilmesi olmak üzere çocukların ve ailelerinin ekonomik olarak desteklenmesine, eğitim ve eşitlik gibi temel haklarının gözetilmesine yönelik olmasının gerekliliği ortaya çıkmıştır.
Gaziantep iline özgü gastronomi kültürünün pazarlanmasında Instagram'ın rolü
Gaziantep, kültürel yapısı, tarihi dokusu ve meşhur tarihi ile ön plana çıkan illerimizden biri olma özelliğini barındırmaktadır. Tüm bunların yanı sıra mutfak kültürünü de güçlü bir şekilde yansıtan ilimizdir. Gaziantep UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağına dahil olarak Gaziantep gastronomisinin, yöresel yemeklerinin önemli olduğunu kanıtlamış ve kendine özgü bir ilgi ve sevgi kazanmıştır. Tüm bunların beraberinde sosyal medyanın hızlı bir şekilde gelişmesi ile birlikte destinasyonlara özgü gastronomi kültürünün pazarlanmasında sosyal medyanın rolü oldukça önemli bir hale gelmiştir. Dolayısıyla araştırmanın amacı en fazla tercih edilen sosyal medya mecralarından birisi olan Instagram'ın dünya gastronomi şehirlerinden olan Gaziantep'in gastronomi kültürünün pazarlanmasında Instagram'ın rolünü belirlemek, mutfak kültürleri ile ilgili önem verdikleri unsurların bunların, demografik özelliklerine değişimlerini ortaya koymak amaçlanmıştır. Çalışma verilerinin toplanmasında anket tekniği kullanılmış ve ankette kullanılan ölçek daha önceden yapılmış olan çalışmalardan yararlanarak oluşturulmuştur. Çalışma kapsamına 384 kişi alınmış ve katılımcılardan elde edilen veriler istatistiksel analizlere tabii tutulmuştur. Çalışma sonucunda katılımcıların önemli bir çoğunluğunun Gaziantep dışında yaşadığı, Gaziantep Mutfağı ile ilgili bilgi sahibi olmasında sosyal medyanın etkin bir rol aldığı belirlenmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen verilerden biri de katılımcıların Instagram'da en fazla önem verdikleri faktör Gaziantep mutfağıyla ilgili yapılan paylaşımlarken ikinci dereceden önemli olan faktör ise deneyimlerine dayalı olarak Instagram'da gösterdikleri davranışlar faktörüdür. Çalışma sonucunda elde edilen verilerden hareketle restoran işletmelerine günümüzde en önemli pazarlama araçlarından biri olan sosyal medya pazarlamasını daha etkin kullanabilmeleri için önerilerde bulunulmuştur.
Türkiye'de bulunan Suriyeli ailelerin karşılaştıkları sosyal sorunlar ve bu sorunlarla baş etme yöntemleri: Gaziantep örneği
Suriye'deki iç savaş ve şiddet, sosyal bilimler ve siyasi tartışmalardaki zorunlu göç, mültecilik, ülke içinde yer değiştirme, uluslararası ağlar, toplumsal sorunlar, bütünleşme ve uyuma dair pek çok olguyu yeniden gündeme getirmiştir. Türkiye'de dünyanın geri kalanından farklı biçimlerde deneyimlenen Suriyeli mülteciler krizi, son dokuz yıldır farklı aşamalardan geçerek şekillenmeye devam etmektedir. 2020 yılı itibariyle Türkiye'deki kayıtlı nüfusu üç buçuk milyondan fazla olan Suriyelilerin yaklaşık beş yüz bini Gaziantep'te yaşamlarını sürdürmektedir. Suriye'yle, özellikle Halep'le sahip olduğu tarihsel ve kültürel geçmişin de etkisiyle, Suriyeliler Gaziantep'teki toplumsal, iktisadi ve kültürel hayatın bir parçası olarak gündelik yaşamlarına devam etmeye çalışmaktadırlar. Bu çalışma, Gaziantep kent merkezinde yaşayan Suriyeli ailelerin ve aile bireylerinin gündelik hayatlarında karşılaştıkları sorunlarla baş etme stratejilerini sosyal hizmet perspektifinden ele almaktadır. Saha araştırmasında, ailelerin, göç seçeneklerini nasıl inşa ettikleri, göç ve mülteciliği nasıl deneyimledikleri ve uyum süreçleri üzerinde durulmuştur. Gaziantep kent merkezinde yaşayan ve farklı sınıfa ve özelliklere mensup 24 aileyle yarı-yapılandırılmış görüşme formlarıyla görüşmeler yapılmıştır. Suriyeli ailelerin göç, aile ve baş etme kuramları çerçevesinde ortaya koydukları, geliştirdikleri ya da dönüştürdükleri davranış örüntüleri tematik başlıklar altında ele alınmıştır. Saha bulguları, bize ailelerin ve aile bireylerinin göç ve mülteciliğin zor koşullarıyla baş etmede, yeterli veya etkili sosyal hizmetlerin olmadığı durumlarda, sahip oldukları, olanak, kaynak, sermaye, ağ ve yaşadıkları toplumsal dünyayla etkileşimlerinin gücüne göre, çok farklı stratejiler geliştirebildiklerini ve sahip oldukları her türlü özelliklerini araçsallaştırdıklarını göstermiştir. Anahtar Sözcükler: Göç, Mültecilik, Baş Etme, Sosyal Hizmet, Suriyeliler, Aile, Sosyal Çatışma
The perceptions of health professionals serving in primary healthcare centers about healthcare provision, and the level of burnout among them
Objective: The purpose of this study is to investigate the level of burnout and perceptions of health professionals serving in primary healthcare centers in four provinces in Turkey, namely Gaziantep, Hatay, İzmir, Şanlıurfa, Method: The study was conducted in primary healthcare facilities in Gaziantep, Hatay, İzmir and Şanlıurfa. A survey with 85-items was used to collect data for demographic information, perceptions of healthcare professionals regarding their services and burnout. Maslach Burnout Inventory (MBI) was utilized to explore the level of burnout. A total of 236 healthcare professionals completed the survey, out of which 224 responses were used in the analyses. Results: The results showed that healthcare professionals serving migrant groups mainly face challenges linked to linguistic barriers. Most of them consider interpreter services to be essential and appreciate the importance of training. Among the three burnout subscales of the Maslach Burnout Inventory (MBI), particularly Emotional Exhaustion (EE) was found to have a relationship with a variety of factors like age, current workplace, training, number of children, profession, year of graduation, duration of work and knowledge of a common language, legal status and culture. Depersonalization (DP) was associated with age and knowledge of a common language, legal status and culture. Finally, Personal Achivement (PA) showed a relationship with the duration of work, gender and knowledge about culture. Conclusion: Evidence gathered in this study suggests that healthcare professionals serving migrant groups, particularly the ones working in in Family Health Centers and those with limited professional experience, need to be supported by interventions targeting linguistic and cultural barriers. Capacity building opportunities and effective human resource management in the health facilities need to be ensured for staff welfare and improvement of healthcare services. Keywords: asylum seeker; challenges; burnout; delivery of health care; health care provider; Maslach Burnout Inventory; refugee
Harp prensipleri ışığında Güney Cephesinde Kuvayı Milliye (Gaziantep örneği)
Sykes-Picot gizli antlaşması ile parçalanması planlanan Anadolu toprakları, Mondros Mütarekesi ile bu plan kapsamında işgal edilmişti. İngilizler, işgal bölgelerinde Rusya ile arasına tampon görevi yapmak üzere başlangıçta Fransızlara verdiği Anadolu'nun güney kısımlarını, Rusya'da rejimin yıkılması ve kendi iç sorunlarına dönmesi üzerine, Musul petrollerine karşılık geçici olarak işgal etmiş, Suriye İtilafnamesi ile Musul bölgesini alınca, Güney bölgesini Fransızlara bırakarak çekilmişti. İngiliz işgal dönemi, bölgede nispeten sükûnet içinde geçmiş ancak Fransızların Ermenilerle birlikte bölgeye gelmesi, bölgede direnişi artırmıştı. Güney cephesinin önemli bir bölümünü oluşturan Antep cephesinde direniş ve örgütlenme faaliyetleri Sivas Kongresi sonrası başlamıştı. Önce Kılıç Ali'nin, arkasından Özdemir Bey'in şehir içi savunma organizasyonunu düzenlemeleri ile şehir içi savunma için hazırlık yapılmıştı. Şehir içi savunmaya paralel olarak bölgedeki yerel kaynaklardan temin edilen personel ile oluşturulan 2'nci Kolordunun, Fransızları bölgede sürekli taciz etmesi sonucu, Fransız işgali Maraş ve Urfa'dan çekilmeyi müteakip, Antep bölgesi ile sınırlı kalmıştı. Bu kapsamda; Antep Savunmasına katılan Milli Kuvvetler, Sivas Kongresinde tespit edilen Milli Mücadelenin askeri stratejisinde kendisine verilen Fransız işgalinin sınırlandırılması ve Fransızların sürekli tedirgin edilmesi hedefini; kanı, canı pahasına elde etmiş, Fransız Kuvvetlerini şehre sokmamış fakat açlığa teslim olmuştur.
Gaziantep ili halk çalgılarından Zambır üzerine bir inceleme
Zambır, Gaziantep'te Barak aşiretinin yaşadığı yörelerde icra edilen nefesli bir çalgıdır. Yörede "çatal kamış" ve "kartal kanadı" olarak da adlandırılan çalgı, "abdal" ya da "aşiret" olarak tanınan ve tek geçim kaynakları müzisyenlik olan mahalli müzisyenler tarafından usta-çırak ilişkisi çerçevesinde icra edilmektedir. Birbirine yan yana birleştirilen iki adet borudan oluşan zambırın bir borusunda perdeler bulunmakta, diğer borusu ise sadece dem sesi vermektedir. Türk halk müziğinde değişik tınılar elde etmek açısından, zambır polifonik bir çalgı olarak değerlendirilebilir. Zambıra benzer çift borulu üflemeli çalgılar birçok uygarlıkta bulunmaktadır. Çok eski çağlara dayanan bu çalgılar, Antik Yunan'da "Aulos"; Türkiye'de "Çifte Kaval"; "Çifte" veya "Zambır"; İtalya'da "Launeddas"; Orta Asya Türklerinde "Koş–ney"; İran'da "Duzare"; Arap Dünyasında "Zummara" ve "Argul"; Rusya'da "Double Pishik" vb. isimlerle anılmaktadır. Formlarında, icra biçimlerinde ve repertuvarlarında farklılıklar olabilen bu çalgıların ortak noktaları çift borulu olmalarıdır.
Kent yoksullarının hayatta kalma stratejileri ve maliyetleri: Gaziantep örneği
İşgücü piyasasının dışında kalan ya da kayıt dışı çalışmak zorunda kalan, beslenme, barınma, eğitim, sağlık gibi temel ihtiyaçlarını karşılayamayan ve toplumsal eşitsizliği derinden hisseden yoksullar artan yoksullukları karşısında hayata kalmak, yaşam koşullarındaki bozulmanın etkilerini azaltmak ve günlük varoluşlarının zorluklarını aşmak amacıyla hane içi ya da hane dışı; uzun ya da kısa vadeli çeşitli hayatta kalma stratejileri geliştirmektedirler. Bu çalışmada amaç; yoksulların geliştirdiği hayatta kalma stratejilerini ortaya koymak, bu stratejilerin hane üyelerinin yoksulluk deneyimlerini nasıl etkilediğini açığa çıkarmak ve uzun ya da kısa vadede yoksullar üzerindeki maliyetlerini hem birey hem de hane açısından incelemektir. Araştırmanın yöntemi yorumsamacı perspektife dayalı nitel araştırma yöntemidir. Gaziantep'in Şehitkamil ilçesinde yaşayan, alt sosyoekonomik düzeye sahip, işsiz, sosyal güvencesiz ve düzenli geliri olmayan kırk yoksul haneye odaklanmış ve her hanede bir hane reisi olmak üzere yirmi sekiz kadın, on iki erkek toplamda kırk kişi ile görüşülmüştür. Veriler yarı yapılandırılmış bir görüşme formu aracılığıyla derinlemesine görüşme tekniği kullanılarak toplanmıştır. Araştırmanın sonucunda yoksulların hayatta kalma stratejileri salt kendi bireysel kararları değil aynı zamanda yapısal faktörlerin de önemli etkisinin olduğu ortaya çıkarılmıştır. Yoksulların geliştirdiği stratejiler her ne kadar yoksulların "günü kurtarmasına" ve hayatta kalmasına destek olsa da uzun vadede hanenin üyelerine ağır maliyetleri olmaktadır. Bu durumun hane üyeleri üzerinde ciddi sorunlar yarattığı ve yoksulluğu kalıcı hale getirerek, yoksulluğun yeniden üretilmesine sebep olduğu açığa çıkarılmıştır.
Gaziantep Çepnilerinde ritüel ve müzik
Dünya tarihinde halkların çoğunun farklı sebeplerle göç ettikleri bilinmektedir. Nitekim bu göçlerin siyasi, doğal afetler, ekonomi, savaş, sürgün gibi nedenle yapılması söz konusudur. Bazı devlet politikalarında zorunlu göç durumları da vardır. Böyle durumlarda insanlar doğdukları yerlerini, yurtlarını bırakmak zorunda kalmışlardır. Çepniler de Anadolu'ya göç ile gelmiş ve yurdun muhtelif yerlerine dağılmıştır. Çepnilerin Anadolu'nun Türkleşmesinde oldukça etkili oldukları söylenebilir. Ancak temelde nereden geldikleri, nasıl yayıldıkları ve nerelere yerleştikleri hakkında kesin bilgiler elimizde bulunmamaktadır. Çepnilerin varlığından XII. ve XIII. Yüzyıldaki yazılı kaynaklardan söz edilmektedir. Bu bağlamda Çepnilerin kültürü ve sosyal yaşam bilgilerine XII. Yüzyıldan itibaren ulaşılabilmektedir. Çepni müziği Alevi Bektaşi kültürü ile yoğrulmuş eserlerden oluşmaktadır. Müzikal yapıları âşıklık geleneği üzerine kurulmuş deyiş, semah ve uzun havalardan oluşan bir yapıya sahiptir. Yörede yaşayan âşıklar hem inanca hitap eden deyişler hem de aşk, doğa, insan sevgisi, geçim sıkıntısı gibi sosyal hayatı konu edinen türküler de üretmişlerdir. Buna bağlı olarak da Gaziantep'in Yavuzeli ilçesinde yaşayan âşıklar dedelik görevini ifa ettikleri gibi halk ozanlığı görevini de üstlenmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Çepni, Çepni müziği, Alevi Bektaşi kültürü, inanç, Müzikal yapı.
X ve Y kuşağı kadınların kariyer beklentileri üzerine bir araştırma: Gaziantep ili örneği
İnsanlık tarihinde yaşanan ekonomik, kültürel, sosyal, siyasi ve teknolojik alanda yaşanan pek çok gelişme bireyleri, bireylerin hayatını, kişilik özelliklerini, olaylara bakış açılarını, değer yargılarını, algı, tutum ve beklentilerini de yakından etkilemiş ve etkilemeye devam etmektedir. Farklı zaman dilimlerinde farklı olaylarla karşılaşmış ve bu olaylardan etkilenmiş bireylerin olaylara verdikleri tepkiler, inanç, tutum ve beklentileri de yaşadıkları dönemin şartlarına göre farklılık göstermektedir. Bu durumun doğal bir sonucu olarak da kuşaklar ve kuşaklar arası farklılıklar meydana gelmektedir. Kuşak kavramını en genel anlamıyla aynı tarih aralığında doğup büyümüş, bu aralıktaki olumlu ve olumsuz olaylardan etkilenmiş, benzer tepkiler vermiş, benzer tecrübeler edinmiş insan topluluğu olarak tanımlamak mümkündür. Dünya genelinde farklı zamanlarda farklı yazarlar tarafından gerçekleştirilen kuşak sınıflandırmaları incelendiği takdirde en temelde 5 farklı kuşakla karşılaşılmaktadır. Bunlar; Sessiz Kuşak, Baby Boomers Kuşağı, X Kuşağı, Y Kuşağı ve Z Kuşağı olarak adlandırılmaktadır. Kariyer kavramı kişilerin yaşamı boyunca edindiği işle ilgili tecrübeleri ve mesleğindeki başarısını ifade etmekte iken kariyer beklentisi kavramı kişilerin elde etmek istediği ulaşılabilir hedefleri ifade etmektedir. Yaşanan değişim ve dönüşümlerle birlikte farklı kuşaktan bireylerin çalışma anlayışlarında da kariyer beklentilerinde de önemli farklılıklara rastlanmaktadır. Literatürde kuşaklar arası farklılıkları, kuşakların değişen kariyer anlayışını inceleyen çok sayıda çalışmaya rastlanmakta iken kuşaklar arası farklılıkları cinsiyet özelinde inceleyen bir çalışmaya rastlanamamıştır. Bu sebeple bu tez çalışmasında X ve Y kuşağı kadınların kariyer beklentilerini inceleyerek alana katkı sağlamak amaçlanmıştır. Araştırmada yöntem olarak çalışmanın amacına uygun anket yöntemi seçilmiştir. Aynı zamanda evren büyüklüğü göz önünde bulundurularak örneklem üzerinde çalışılmıştır. Araştırma X ve Y kuşağından toplam 417 kadın katılımcıyı içermektedir. Araştırmada araştırmacı tarafından geliştirilmiş ve alandaki uzman öğretim üyeleri tarafından gözden geçirilmiş olan "Kariyer Beklentileri" ölçeği kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin analizinde SPSS 26 paket prograı kullanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kuşak, Kariyer, Kariyer Beklentisi, X Kuşağı, Y Kuşağı
أثر جائحة كورونا على سلاسل التوريد الدولية لشركات اللاجئين السوريين في غازي عنتاب وإسطنبول
This study aims to determine the flexibility dimension of international supply chains for the companies of refugees in Turkey during the global epidemic Corona (COVID-19), which has caused changes all over the world, including the activities of commercial and industrial companies. Thus, it will be determined to what extent the companies of refugees have been affected by the closures. This includes the full and sanitary isolation operations implemented at the international level by governments to limit or reduce the movement of resources and products in international areas. The sub-objectives are to identify the resilience of international supply chains and their response to global crises (information, raw materials, inventory, processing, physical distribution and transport) by emphasizing the impact of refugees' companies on the activities of international supply chains. As a case study tool; In order to obtain measurable data, it was taken with personal observation to be a data collection tool as well as long interviews with company managers. Especially (Istanbul and Gaziantep) it is the starting center for research. The most important findings of the study are that the closures led exporters and importers to diversify their sources and manufacturers established facilities close to their home markets. It is the tendency of exporters and importers to shorten the distances and get closer. Geographically, they have begun to narrow their market, that is, the geographical distances between the beginning and the end of the chain. On the other hand, there have been huge financial losses, almost liquidation and bankruptcy, and additional costs have arisen throughout the stages of the chain. The pandemic has had a very negative impact on the companies and movements of refugees. As the results show, many have experienced this.
Tarihsel süreçte anıtsal yapı ve çevrelerinin değişim ve dönüşümü: Gaziantep camileri
Gaziantep tarihi kent merkezi, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin güneyinde, tarih boyunca sınır kenti olması ve ticari güzergâhlar üzerinde bulunması sebebiyle birçok sosyo-kültürel değerlere sahip, kent tarihinde mimari gelişimin nedenlerinin araştırılabilmesine imkân veren, önemli bir merkezdir. Gaziantep kenti özelinde camilerin kent dokusuyla ve mekânsal oluşumlarla karşılıklı etkileşimleri ve bu yapıların çevresiyle birlikte günümüze kadar geçirdiği değişimler, onarım ve restorasyon uygulamaları incelenmiştir. Dini yapıların kentsel mekân olgusunun gelişimine etkisi ya da kentsel mekânsal oluşumların dini yapıların mimari oluşumlarına katkısı göz önünde bulundurularak, bu yapıların tarihi kent merkezlerinde bugünkü kullanımlarıyla korunabilmeleri önemlidir. Çalışmada Gaziantep'te yer alan 12. yüzyıl ile 19. yüzyıl arasında inşa edilmiş camilerin kent içindeki konumları, yapım teknikleri, malzemeleri, günümüze kadar gelen süreçte geçirdiği onarımlar, değişimler ve çevreleriyle birlikte korunma sorunları ile ilgili verileri saptanarak yapım tipolojisini ortaya koyan bir araştırma sistematiği geliştirilmiştir. Bu bağlamda 11 adet cami ayrıntılı olarak incelenmiştir. Osmanlı arşivlerinde bulunan yazılı ve görsel kaynaklar araştırılmış, dönemlere ilişkin haritalar, 19. yüzyıldan itibaren farklı tarihlerde çekilmiş fotoğraf ve hava fotoğrafları gibi belgelerle tek yapı ölçeğinde camiler ve yakın çevrelerinin değişmişlikleri analiz edilmiştir. Komşu kentlerdeki camilerin, Gaziantep camileri ile olan mimari benzerliklerinin çözümlenmesi amacıyla, konum, plan ve mimari detaylar bağlamında tipolojik araştırması yapılmıştır. Anahtar Sözcükler: Gaziantep, Cami, Tipoloji, Kentsel Koruma
Yerel halkın Türkiye'deki Suriyelilere bakışı: Kilis, Gaziantep, Şanlıurfa, Hatay ve Adana örnekleri
Yerel Halkın Türkiye'deki Suriyelilere Bakışı başlıklı bu çalışmanın amacı, Türkiye'de çadır/konteyner kentlerin bulunduğu 5 ilde (Kilis, Gaziantep, Şanlıurfa, Hatay, Adana) yerel halkın Suriyelilere yönelik bakışını, gruplar arası ilişkiler bağlamında anlamaya çalışmaktır. 2011 yılında Suriye'de başlayan iç savaşın hem bölge hem de Türkiye açısından önemli sonuçları olmuştur. Türkiye açısından en önemli toplumsal sonucu sayısı 3 milyonu geçen Suriyeli akınıdır. Günümüzde başta sınır illeri olmak üzere hemen hemen her ilde Suriyelilere rastlanmaktadır. Uzun sayılacak bir süredir Türkiye'de bulunan Suriyelilerin geri dönmeme ihtimali her geçen gün artmaktadır. Yerel halkın Suriyelilere yönelik bakışını anlayabilmek amacıyla yapılan bu araştırmada karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın nicel saha çalışması kısmında hazırlanan soru kâğıdı çadır ve konteyner kentlerin kurulmuş olduğu 5 ilde toplam 1380 kişi ile yüz yüze görüşülmek suretiyle uygulanmıştır. Veriler SPSS 20 programı aracılığı ile analiz edilmiştir. Araştırmanın nitel kısmında ise çadır/konteyner kentlerin kurulmuş olduğu 5 ildeki 19 sivil toplum kuruluşu ile yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına genel olarak baktığımızda, artan Suriyeli nüfusa paralel olarak araştırma kapsamındaki illerde ekonomik ve toplumsal bazı sorunlar ortaya çıkmıştır. Başlangıçta misafir olarak görülen Suriyelilerin zamanla kalıcı hale gelmesinin yerel halkın Suriyelilere yönelik bakışını olumsuz yönde etkileyeceği varsayılsa da benzer göç deneyimleriyle karşılaştırıldığında Türkiye'de görece yüksek bir hüsnü kabulün varlığı düşünülebilir.Var olan sorunların daha da büyümemesi ve yerel halkla Suriyelilerin bir arada huzur içinde yaşaması için toplumsal uyum çalışmalarının bir an önce başlaması gerekmektedir.