Farkındalık
549 theses under this subject heading
COVID-19 sürecinde sağlık personelinin teletıp uygulamaları konusunda farkındalık düzeyi
Bu tez, Covid-19 pandemi sürecinde sağlık personelinin teletıp hakkındaki farkındalık düzeyini incelemiştir. Çalışmada 414 sağlık personeli katılımcısı sağlanmıştır. Sağlık personeli olmayan katılımcılar anket dışı bırakılıp değerlendirilmemiştir. Anket çalışması sonucuna göre çalışmanın analizleri yapılıp mevcut literatür incelenip, araştırması tamamlanarak yorumlanmıştır. Çalışmanın birinci, ikinci ve üçüncü bölümlerinde literatür çalışmalarına yer verilmiştir. Birinci bölümde; sağlık kurumlarında dijital e-sağlık kavramları ve teletıp ile olan ilişkisi açıklanmıştır. İkinci ve üçüncü bölümde ise; teletıp uygulamalarının kapsamı ve Covid-19 pandemisinin tele tıbba etkisi araştırılıp detaylı şekilde araştırılıp literatür incelenmiştir. Dördüncü bölümde ise amaç, yöntem, sınırlılıkları, araştırma yöntemi, veri toplama aracı, örnekleminden ve hipotezlerden bahsedilmiştir. Son olarak ise, araştırmanın sonuçları ve önerilerine yer verilerek gerekli açıklamalar yapılıp araştırma tamamlanmıştır.
Ortaokul öğrencilerinin suya yönelik tutumları üzerine bir araştırma (Fethiye örneği)
Bu araştırmanın amacı ortaokul öğrencilerinin suya karşı gösterdikleri tutumun cinsiyet, okul türü, sınıf düzeyi, anne baba eğitim durumu ve anne baba meslek türü değişkenleri açısından farklılaşıp farklılaşmadığını incelemektir. Tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmanın evreni 2019-2020 öğretim yılında Muğla İli Fethiye ilçesinde öğrenim görmekte olan ortaokul öğrencileri ile sınırlandırılmıştır. Örneklemi ise Muğla ili Fethiye ilçesindeki rastgele seçilmiş özel ve devlet okulunda öğrenim gören 892 (439 kız ve 453 erkek ) öğrenciden oluşmuştur. Veriler 2019-2020 eğittim öğretim yılı güz döneminde toplanmıştır. Araştırmada "Kişisel Bilgi Formu" ve "Su Tutum Ölçeği" veri toplama araçları olarak kullanılmıştır. Toplanan verilere ilişkin yapılan t-testi ve ANOVA istatistiksel işlemleri, SPSS 26 paket programı ile analiz edilmiştir. Bulgular cinsiyetin istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde su tutumunu erkekler lehine etkilediği yönündedir. Okul türü olarak devlet okulları lehine anlamlı bir sonuç çıkmıştır, sınıf düzeyi olarak 8. Sınıflar lehine, anne baba eğitim durumu ve meslek türü açısından bakıldığında öğrencilerin su tutumları ile bu değişkenler arasında da anlamlı farklılıklar bulunmuştur.
Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Polikliniğine başvuran diyabetik hastaların pnömokok ve influenza aşı farkındalığının değerlendirilmesi
Amaç: Çalışmamızda diyabet tanısı almış hastaların pnömokok ve influenza aşısı farkındalıklarını, aşı yaptırma oranlarını, aşılar hakkında bilgi kaynaklarını, aşı yaptırmama nedenlerini ortaya koymayı amaçladık. Gereç ve yöntem: Çalışmamızda 1 Mart 2021 ile 1 Nisan 2021 tarihleri arasında Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç hastalıkları polikliniğine başvuran diyabetes mellitus tanısı almış 274 katılımcıya aşılanma ile ilgili anket uygulandı. Bulgular: Çalışmaya katılanların %44,5'i kadın, %55,5'i erkek ve yaş ortalaması 59,08 ±13,3'tür. Çalışmaya katılan hastaların pnömokok aşısı yaptıranların oranı %45,6 ve grip aşısı yaptıranların oranı %38,3 olarak tespit edilmiştir. Hastalara aşı olması gerektiğine yönlendiren bilgi kaynakları sorulduğunda grip için %53,3 doktor,%37,1 televizyon, pnömokok için ise %76,8 doktor ve %14,4 televizyon olarak saptanmıştır. Bilgi kaynağı doktor olan hastalara doktor branşı sorulduğunda sırayla grip için %92,9 aile hekimliği ve pnömokok için ise %86,4 olarak aile hekimliği tespit edilmiştir. Grip aşısı yaptırmama nedenleri sorgulandığında hastaların %33,7'si aşı olmam konusunda beni yönlendiren olmadığı için,%13,6'sı grip aşısı hakkında bilgim yok,%32,5'i gerekli olduğu düşünmüyorum yanıtlarını vermişlerdir. Pnömokok aşısı yaptırmama nedenleri sorgulandığında hastaların %43,6'sı aşı olmam konusunda beni yönlendiren olmadığı için,%16,1'i pnömokok aşısı hakkında bilgim yok,%26,8'i gerekli olduğu düşünmüyorum yanıtlarını vermişlerdir. Sonuç: Diyabetik hastalarda influenza ve pnömokok aşı farkındalığı konusunda yaptığımız çalışmada elde ettiğimiz sonuçlar istenilen hedeflerden daha düşük oranda bulunmuştur. Doktorların özellikle aşıları önermesinin aşı farkındalığını ve aşılanma oranını arttıracağını tespit ettik. Anahtar kelimeler: Aşı, pnömokok, influenza, diyabetes mellitus, farkındalık
Bireysel yenilikçiliğin X, Y, Z kuşağı spor tüketicilerinin ekolojik ayak izi farkındalıkları ve yeşil satın alma davranışları üzerine etkisi
Bu çalışmanın amacı, bireysel yenilikçiliğin X, Y, Z kuşağı spor tüketicilerinin, ekolojik ayak izi farkındalıkları ve yeşil satın alma davranışları üzerine etkisini araştırmaktır. Araştırmanın örneklemini Ege Bölgesinde yaşayan X kuşağı (1965-1979), Y kuşağı (1980-1999) ve Z kuşağı (2000-2019) yaş skalasında olan spor tüketicileri oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket yöntemi kullanılmıştır. Ölçme araçları olarak, Türkçe uyarlaması Kılıçer ve Odabaşı (2010) tarafından yapılan Bireysel Yenilikçilik Ölçeği, Coşkun ve Sarıkaya (2014) tarafından geliştirilen Ekolojik Ayak İzi Farkındalık Ölçeği ve Uyar (2019) tarafından geliştirilen Yeşil Satın Alma Davranışı Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler, bilgisayar ortamında SPSS 22,0 istatistik programı aracılığıyla değerlendirilmiştir. Araştırmaya katılan spor tüketicilerinin tanımlayıcı özelliklerinin belirlenmesinde frekans ve yüzde analizlerinden, ölçeğin incelenmesinde ortalama ve standart sapma istatistiklerinden faydalanılmıştır. Araştırma değişkenlerinin normal dağılım gösterip göstermediğini belirlemek üzere Basıklık ve Çarpıklık değerleri incelenmiştir. Değişkenlerin normal dağılım gösterdiği belirlenmiştir. Verilerin analizinde parametrik yöntemler kullanılmıştır. Bağımsız gruplarda kategorik değişkenlerin oranları arasındaki farklar Ki-Kare testi ile analiz edilmiştir. Spor tüketicilerinin ölçek düzeylerini belirleyen boyutlar arasındaki ilişkiler Pearson Korelasyon ve Lineer Regresyon analizleri aracılığıyla incelenmiştir. Spor tüketicilerinin tanımlayıcı özelliklerine göre ölçek düzeylerindeki farklılaşmaların incelenmesinde bağımsız t-testi (Independent Samples t Test), tek yönlü varyans analizi (Anova) ve post hoc (Tukey, LSD) analizlerinden faydalanılmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Sonuç olarak, X, Y, Z kuşağı spor tüketicilerinin, bireysel yenilikçilik düzeylerine göre, X ve Y kuşaklarında ekolojik ayak izi farkındalığının daha yüksek olduğu ve bireysel yenilikçiliğin X kuşağında yeşil satın alma niyeti ve yeşil satın alma davranışı üzerinde etkisi olduğu tespit edilmiştir.
Ortaokul öğrencilerinin bilişüstü farkındalıkları ile yabancı dil öğrenme kaygıları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı 8. sınıf öğrencilerinin bilişüstü farkındalıkları ve yabancı dil öğrenme kaygıları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Ayrıca ortaokul öğrencilerinin bilişüstü farkındalıkları ve yabancı dil öğrenme kaygıları cinsiyet, okul statüsü, anne ve babanın öğrenim düzeyi, İngilizce dersine çalışma süreleri ve akademik başarı değişkenlerine göre ele alınmıştır. Nicel araştırma yöntemlerinden olan ilişkisel tarama modeline uygun tasarlanmıştır. Araştırma, 2020-2021 eğitim öğretim yılında Aydın ilinin Kuşadası ilçesindeki öğrenim görmekte olan 538 ortaokul öğrencisinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Bilişüstü Farkındalık Ölçeği" ve "Yabancı Dil Öğrenme Kaygısı Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın verilerin çözümlenmesinde betimsel istatistikler, ikili ve çoklu karşılaştırma istatistikleri ve çoklu regresyon analizi teknikleri kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre öğrencilerin bilişüstü farkındalıkları yüksek düzeydedir. Öğrencilerin bilişüstü farkındalıkları okulun statüsüne ve anne ve babanın öğrenim durumuna göre anlamlı farklılık göstermezken cinsiyet, ders çalışma süresi ve akademik başarı değişkenlerine göre anlamlı farklılaşmaktadır. Öğrencilerin yabancı dil öğrenme kaygısı orta düzeydedir. Öğrencilerin yabancı dil öğrenme kaygılarının cinsiyet, okul statüsü, anne ve babanın öğrenim durumu, ders çalışma süresi ve akademik başarı değişkenlerine göre anlamlı düzeyde farklılaşma gösterdiği saptanmıştır. Araştırmada bilişüstü farkındalık ve yabancı dil öğrenme kaygısı arasında düşük düzeyde negatif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Bilişüstü farkındalığın bilişin bilgisi boyutunun yabancı dil öğrenme kaygısını hem genel olarak hem de alt boyutlar bazında düşük düzeyde yordadığı belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: bilişüstü farkındalık, yabancı dil öğrenme kaygısı, ortaokul öğrencileri
Yaşlı bireylerin beslenme durumları ve yeme farkındalıklarının saptanması; Muğla örneği
YAŞLI BİREYLERİN BESLENME DURUMLARI VE YEME FARKINDALIKLARININ SAPTANMASI; MUĞLA ÖRNEĞİ Bu araştırma yaşlı bireylerde beslenme durumu ve yeme farkındalığı düzeylerini tanımlamak ve aralarındaki ilişkiyi incelemek amacıyla tanımlayıcı araştırma olarak planlanıp yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini Muğla il merkezi ve ilçelerinde Tazelenme Üniversitesine kayıtlı 60 yaş ve üstü bireyler oluşturmuştur. Bu çalışma toplam 234 (80'i erkek, 154'si kadın) birey üzerinde yürütülmüştür. Çalışma verileri bireylerin sosyo-demografik bilgilerine yönelik sorular ile Mini Nütrisyonel Değerlendirme Testi-Kısa Formu ve Yeme Farkındalığı Ölçeğinin yer aldığı bir form aracılığıyla online olarak elde edilmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen veriler Windows ortamında Statistical Package for the Social Sciences 22.0 paket programı ile değerlendirilmiş ve tüm hesaplamalarda p<0.05 anlamlı kabul edilmiştir. Çalışma sonucunda erkeklerin %41.3'ü, kadınların %41.6'sı beden kütle indeksi sınıflamasına göre normal aralıkta bulunmuştur. Beden kütle indeksi sınıflamasına göre zayıf bireylerin hepsinin malnütrisyonlu olduğu, normal bireylerin %9.3'ünde ve II. derece obez olanların %27.3'ünde malnütrisyon riski olduğu bulunmuştur. Bireylerin (%97.9) yeme farkındalığının yüksek olduğu saptanmıştır. Yeme farkındalığı ile yaş arasında bir ilişki yokken, yaş ile Mini Nütrisyonel Değerlendirme Testi-Kısa Formu toplam puanı arasında negatif bir ilişki bulunmuştur. Beden kütle indeksi ile Mini Nütrisyonel Değerlendirme Testi-Kısa Formu arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki varken, beden kütle indeksi ile yeme farkındalığı asında negattif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bireylerin Mini Nütrisyonel Değerlendirme Testi-Kısa Formu puanı ile Yeme Farkındalığı Ölçeği puanı arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır (r=-0.12; p=0.07). Toplumda yaşayan yaşlı bireylerde malnütrisyon ve malnütrisyon riskini önlemek amacıyla belirli aralıklarla beslenme taraması yapılması ve yaşlı bireylerde pek çok faktörden etkilenen beslenme durumuna etki eden faktörü her yönüyle incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Ayrıca yaşlı bireylerde obezite tedavilerine alternatif olabilecek, yeme farkındalığı eğitimlerinin dâhil edilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Yaşlı, Beslenme durumu, Yeme farkındalığı
Öğretmenlerin dijital veri güvenliği farkındalığı
Yaşamın her alanında sıklıkla kullanılan bilgi iletişim teknolojileri sayesinde, geçmişte basılı materyallerle çalışan öğretmenler, günümüzde bilgiyi dijital ortamlarda üretmekte ve yine dijital ortamlarda saklamaktadır. Eğitim öğretim faaliyetlerinde teknolojiyi sıkça kullanan öğretmenlerin sahip oldukları dijital verilerin güvenliği son derece önemlidir. Veri güvenliğinin öneminden yola çıkan bu araştırmanın amacı, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okullarda görev yapan öğretmenlerin dijital veri güvenliği farkındalıklarını belirlemeye yönelik bir ölçek geliştirmek ve ilgili ölçeği kullanarak var olan durumu ortaya koymaktır. Ölçek geliştirme sürecinde alanyazın taraması ve kritik paydaşlarla yapılan odak grup görüşmeleri sonucunda 93 maddeden oluşan madde havuzu ortaya konmuştur. 12 alan uzmanının görüşü alındıktan sonra taslak ölçek formunun ön deneme uygulaması ilkokul, ortaokul ve lise düzeyinde birer okuldan 79 öğretmen ile gerçekleştirilmiştir. Uygulama sonunda katılımcılar tarafından anlaşılamayan maddeler çıkarılmıştır. Ölçeğin yapı geçerliği için 529 öğretmenden toplanan veriler ile açımlayıcı faktör analizi (AFA) yapılmıştır. AFA'dan önce 56 maddeden oluşan taslak ölçek, analiz sonrasında öğretmenlerin dijital veri güvenliği farkındalığını belirlemeye yönelik tek faktörlü 32 maddelik yapıya kavuşmuştur. Beşli Likert tipindeki ölçeğin Cronbach Alfa (α) iç tutarlık katsayısı .945'tir ve toplam açıklanan varyans % 36.053 olarak hesaplanmıştır. AFA sonucunda ortaya konan faktör yapısını doğrulamak için 335 farklı katılımcı ile doğrulayıcı faktör analizi (DFA) gerçekleştirilmiştir. Modifikasyon indeksleri yardımı ile ideal değerlere ulaşan tek faktörlü yapı, dijital veri güvenliği farkındalık ölçeğinin (DVGFÖ) geçerli ve güvenilir olduğunu, ileride yapılacak araştırmalarda kullanılabileceğini göstermiştir. Balıkesir ilindeki öğretmenlerin dijital veri güvenliği farkındalıklarını belirlemek için 29 farklı okulda görevli 1446 öğretmenden DVGFÖ kullanılarak veri toplanmıştır. Bulgular, öğretmenlerin dijital veri güvenliği farkındalıklarının 4.16 ortalama ile oldukça yüksek olduğunu göstermiştir. Öğretmenler; parola oluştururken harf, sayı ve özel karakter kullanmanın önemi, e-posta ile gelen kimlik bilgilerini doğrulama mesajlarına (parola, kredi kartı vb.) itibar edilmemesi ve parola hatırlatmak için kullanılan güvenlik sorularına başkalarının tahmin edemeyeceği yanıtlar verilmesi konularında daha yüksek farkındalığa sahiptir. Güvenlik duvarı yazılımları, İnternet sitelerinde kullanılan güvenlik sertifikaları ve verilerin çeşitli uygulamalar (Dropbox, Google Drive vb.) kullanılarak İnternet ortamında saklanabileceği konularındaki farkındalıkları ise daha düşüktür. Bu araştırmada, bazı demografik değişkenlere ilişkin tanımlayıcı istatistiklerin yanında bu değişkenler ile dijital veri güvenliği farkındalığı arasındaki ilişkiler de incelenmiş ve sonuçlar yorumlanmıştır. Buna göre; cinsiyet, günlük bilgisayar kullanım süresi, günlük İnternet kullanım süresi, kişisel bilgisayar, tablet bilgisayar ve akıllı telefon sahibi olma durumlarına göre öğretmenlerin dijital veri güvenliği farkındalıklarının değiştiği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada, MEB tarafından hayata geçirilen projelerde dijital veri güvenliğinin yeterince yer bulmaması ve öğretmenlerin eğitim öğretim etkinliklerinde bilişim teknolojilerini kullanırken dijital veri kaybı yaşamamaları için yapılması gerekenler vurgulanmıştır. Bu araştırmadan elde edilen sonuçların; öğretmenlerde dijital veri güvenliği farkındalığı oluşturulmasına katkı sağlayacağı, MEB'in gerçekleştireceği hizmet içi eğitim faaliyetlerinin planlanmasında içerik belirleme çalışmalarına yön vereceği ve ileriki araştırmalara ışık tutacağı düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler: Öğretmen, Dijital Veri, Veri Güvenliği, Veri Güvenliği Farkındalığı, Ölçek GeliĢtirme, Açımlayıcı Faktör Analizi, Doğrulayıcı Faktör Analizi
Üniversite öğrencilerinin depresyon düzeylerinin bağlanma stilleri ve bilinçli farkındalık ile ilişkisi: Öz kontrolün aracılık rolü
Bu araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinde öz-kontrolün depresyon düzeyleri ile bilinçli farkındalık ve bağlanma stilleri (güvenli, kayıtsız, korkulu ve saplantılı bağlanma stillerinin herbiri için ayrı ayrı) arasındaki ilişkilerdeki aracılık rolünü ortaya koymaktır. Araştırmanın çalışma grubunu 2015-2016 öğretim yılında Anadolu Üniversitesinin çeşitli fakültelerinin örgün programların toplam 808 üniversite öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmanın verileri "Beck Depresyon ölçeği", ''Bilinçli Farkındalık Ölçeği", "İlişki Ölçekleri Anketi" ve "Kısa Öz-Kontrol Ölçeği" ile toplanmıştır. Aracılık modellerini test etmek için Betimleyici istatistikler, Pearson Korelasyon Katsayısı ve Bootstrap Yöntemi kullanılmıştır. Aracılık testi bulgularına göre; üniversite öğrencilerinde bağlanma stilleri (güvenli, kayıtsız, saplantılı, korkulu bağlanma stilleri için) ve bilinçli farkındalık ile depresyon arasındaki ilişkide öz-kontrolün aracılık etkisinin istatistiki açıdan önemli olduğu bulunmuştur. Buna göre güvenli bağlanma ve bilinçli farkındalık öz-kontrol aracılığıyla depresyonu negatif yönde yordarken, kayıtsız bağlanma, saplantılı bağlanma ve korkulu bağlanma öz-kontrol aracılığıyla depresyonu pozitif yönde yordamaktadır. Buna göre güvenli bağlanan ve bilinçli farkındalığı yüksek üniversite öğrencilerinin öz-kontrol düzeyleri de yüksektir ve bunun sonucu olarak depresyon düzeyleri düşüktür. Diğer yandan ise kayıtsız, saplantılı ve korkulu bağlanan üniversite öğrencilerinin öz-kontrol düzeyleri de düşüktür ve bunun sonucu olarak depresyon düzeyleride yüksektir. Anahtar Sözcükler: Depresyon, Bağlanma, Bilinçli farkındalık, Öz-kontrol
Türkiye'de çalışan dil ve konuşma terapistlerinin hızlı-bozuk konuşma ve terapisine yönelik algılarının değerlendirilmesi
Bu çalışmada Türkiye'de çalışan dil ve konuşma terapistlerinin hızlı-bozuk konuşma ve terapisine dair tutum, davranış ve bu akıcılık bozukluğu hakkındaki fikirleri değerlendirilmiştir. Araştırma modeli gruplar arası karşılaştırmaya dayalı betimsel yöntemdir. Çalışmaya Türkiye'deki dil ve konuşma terapistleri derneğine kayıtlı olan 82 uzman katılmıştır. Çalışmada kullanılan veri toplama aracı, Rustin Cluttering Survey (RCS) ve The Clinician Attitudes Towards Stuttering Inventory (CATS) esas alınarak oluşturulan 61 maddelik bir ankettir. Toplanan veriler, betimsel olarak yorumlanmış ve belirli gruplar arasında karşılaştırma yapılmıştır. Araştırma sonuçları incelendiğinde, Türkiye'de çalışan uzmanların, dil ve konuşma terapistliği eğitimi sırasında aldıkları HBK eğitimini yetersiz buldukları gözlenmiştir. Eğitimleri sırasında HBK vakası tecrübesi bulunan grup ile bulunmayan grubun, iş yaşamlarında bu bozuklukla çalışmayı tercih etme durumları ve kendilerini bu bozukluk alanında çalışmak için yeterli ya da yetersiz bulmaları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark gözlenmiştir. Bu bulgular ışığında eğitim sırasında edinilen vaka tecrübesinin çalışma hayatı üzerinde etkili olduğu düşünülmektedir. İş yaşamlarında HBK vakaları ile çalışan grup ile çalışmayan grubun 'mesleki eğitim, terapi etkililiği, HBK bireylerin kişilik/özellikleri, terapi/yöntem, HBK ve diğer bozukluklar, HBK bireylerin ebeveynleri, HBK nedenleri, terapi' kategorileri altındaki maddelere verdikleri yanıtlar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklar bulunmaktadır. Bu bulgular ışığında çalışma hayatında edinilen vaka tecrübesinin, uzmanların HBK hakkındaki görüş ve fikirlerini etkilediği düşünülmektedir.
Feldenkrais Metodu ve farkındalığın oyuncunun performansına etkisi
Oyuncunun sanatını icra aracı bedenidir. Bu bağlamda, oyuncunun bedeni başta olmak üzere, tüm ifade araçlarını eğitmesi, geliştirmesi, güçlü ve çalışır durumda tutması gerekir. Bu nitelikler, performansının kalitesi açısından önem taşımaktadır. Oyuncunun hazırlığı, bireysel keşif süreciyle başlamalı, gelişim, değişim ve dönüşümle devam etmelidir. Oyuncu bu süreçte, malzemesi olan varlığıyla ilişkisini kuvvetlendirmelidir. Bu ilişki, oyuncunun kendisiyle derinden kuracağı bağlantıya ihtiyaç duyar. Bu açıdan oyuncunun farkındalığının geliştirilmesi önemli görülmektedir. Oyuncunun hazırlık ve performans sürecinde bu alanlarda öğrenmeye ve gelişmeye ihtiyacı vardır. Bu konuda oyuncuya yol gösterecek birçok yöntem ve çalışma disiplini bulunmaktadır. Bunlardan biri olan, Feldenkrais Metodu, belirtilen alanları bünyesinde barındıran bir metot olarak görülmektedir. Çalışmada, farkındalığın güçlendirilmesinde metodun önermesi olan, hareketten yola çıkılmasının etkilerine odaklanılmıştır. Feldenkrais Metodu'nun incelenmesi, farkındalık ve oyuncunun performansı üzerine kurulu bu çalışmanın, bu alanda oyunculuk çalışmalarına katkı sağlaması hedeflenmektedir. Anahtar Sözcükler: Oyuncu, Feldenkrais Metodu, Farkındalık, Beden, Performans
Türkçe fonolojik farkındalık testi geliştirilmesi, geçerlik, güvenirlik çalışması
Fonolojik farkındalık becerileri ileride gözlenebilecek konuşma ve okuma-yazma sorunları için yordayıcı olarak kabul edilmekte ve konuşma sesi bozukluklarının (KSB) terapisinde ve okuma-yazma güçlüğü olan çocuklarda bir ön beceri olarak çalışılmaktadır. Bu nedenle becerilerin geliştirilmesine yönelik yürütülen fonolojik farkındalık girişimlerinin planlanabilmesi için öncelikli olarak bir değerlendirme aracına ihtiyaç duyulmaktadır. Bununla birlikte ülkemizde çocukların fonolojik farkındalık becerilerini değerlendirecek yeterli sayıda ölçme aracının bulunmaması, yürütülen çalışmaların informel değerlendirmeler sonucunda ve belirli bir programa oturtulmaksızın gerçekleştirilmesine neden olmaktadır. Bu çalışmanın amacı; 4;0-8;11 yaş aralığındaki tipik gelişim gösteren çocukların fonolojik farkındalık becerilerini değerlendiren geçerli ve güvenilir bir test geliştirmektir. Türkçe Fonolojik Farkındalık Testi (FFT), dört dilbilimsel düzey olmak üzere 16 alt testten oluşmaktadır. FFT, 524 tipik gelişim gösteren (TGG) ve 30 KSB'li katılımcıya uygulanmıştır. FFT'nin geçerliğini test etmek için kapsam geçerliği, yapı geçerliği, ayırt edici geçerlik analizleri yapılmıştır. FFT'nin dilbilimsel düzey açısından 4 boyutlu ve görevler açısından 16 boyutlu yapısı doğrulayıcı faktör analiziyle ortaya konmuştur. Korelasyona dayalı yöntemlerle de yapı geçerliği desteklenmiştir. TGG grupla KSB'li grubu ayırt etme gücünün yüksek olduğu bulunmuştur. FFT'nin güvenirliğini test etmek için iç tutarlılık ve nesnellik analizleri yapılmıştır. Bu analizler sonucunda da güvenilir bir ölçme aracı olduğu ortaya konmuştur.
İslami bankacılığa ilişkin algılar: Tanzanya'daki müslümanların ve gayri müslümlerin algılarının karşılaştırılması
This study investigated perceptions toward the introduction of Islamic banking in Tanzania, and measure the awareness of islamic banking products and services as well as the factors which influence citizens of Tanzania in choosing Islamic banking products and services in order to compare if there are any similarities and differences between Muslim and non-Muslim citizens. By using snow ball sampling techniques, a sample of 660 people has been surveyed, whereby 330 represented by Muslim and 330 by Non-Muslim. Chi-square test was used to explore if there is any significant difference between Muslims and non-Muslims perceptions toward islamic banking in Tanzania. With respect to the knowledge level about Islamic banking and perceptions towards Islamic banking it seems there is a significant difference between perception of Muslims and non-Muslims toward introduction of Islamic banking in Tanzania. It was found that nearly two thirds of Muslim respondents are aware of Islamic banking whereas only one third of non-Muslim citizens are aware of it. It seems that people learn about Islamic banking products and services mostly through friends or Islamic banks. Keywords: Islamic Banking, Perception, Awareness, Muslim, non-Muslim, chi-square test, Tanzania
Kriz ve kurumsal risk yönetimi ile ilgili Türkiye'deki havayolu işletmelerinde farkındalık düzeyinin araştırılması
Havayolu işletmeleri, sektörel dinamikleri, değişkenlik düzeyinin yüksek olması, paydaşların havacılığa olan ilgisi ve nitelikleri itibariyle krizlerin işletmeler üzerinde etki şiddeti daha farklı ve yüksek olabilmektedir. Küreselleşmenin etkisiyle dünyanın herhangi bir bölgesinde meydana gelen bir kriz, havayolu işletmelerinin operasyonlarını dolaylı ya da doğrudan etkileyebilmektedir. Bu nedenle işletmeler kurumsal sürdürülebilirlik için savunma mekanizmalarını bir anlamda kriz ve risk kaynaklarına yönelik olarak kurumsal stratejiler kapsamında geliştirmektedir. Kriz yönetimi bu savunma mekanizmalarından biridir. Risk, organizasyonların hedeflerini olumlu ya da olumsuz etkileyebilecek her türlü olaydır. KRY'nin (Kurumsal Risk Yönetimi) geliştirilmesi ile birlikte işletmeler, risklere sadece tehdit gözüyle değil, fırsat gözüyle de bakmaya başlamıştır. KRY'nin kurumsal değere ve performansa pozitif etkisi olduğu kabulünden hareketle kuruma özgü tesis edilen kriz ve risk yönetimi sistemlerinin kurumsal stratejik amaçların başarılmasında kritik rol oynadığı öngörülmektedir. Bu çalışmadaki amaç, hem şirketlerin farkındalık seviyelerinin arttırılmasına destek olacak nitelikte kılavuz bir çalışma sunulması ve hem de literatüre katkıda bulunulmasıdır. Bu çalışmada, kriz ve KRY konuları açıklanmıştır. Farklı iş modellerinde faaliyet gösteren, Türkiye merkezli yedi farklı havayolu işletmesindeki kriz ve KRY uygulamaları incelenmiştir. İşletmelerin bu konudaki farkındalıkları araştırılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak işletmelerin üst düzey yöneticileri ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Kaynakların etkin kullanımı, işletmeler açısından tehdit olarak görülebilecek risklerin avantaja dönüşebilmesi, iyi bir kriz ve KRY uygulaması ile mümkündür. Bu nedenle işletmeler kriz ve KRY konusunda farkındalık düzeylerini artırarak hem kriz ile risk yönetimi uygulama performanslarını hem de kurumsal performanslarını geliştirebilirler. Bu çalışma yoluyla amaçlandığı üzere, işletmelerin bu özelliğin farkında olmaları onların kriz ve kurumsal risk yönetimi sistemlerine olan paradigmalarını da etkileyebilecektir.
Psikolojik danışman adaylarının özyeterlikleri ile kültüre duyarlılıkları, cinsiyet rolleri ve bilinçli farkındalıkları arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Bu çalışmada, psikolojik danışman adaylarının psikolojik danışma özyeterlikleri ile kültüre duyarlı psikolojik danışma yeterlikleri, cinsiyet rolleri ve bilinçli farkındalıkları arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2015-2016 Eğitim- Öğretim Yılında Türkiye'de 14 devlet üniversitesinde Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik örgün Lisans programlarının son sınıflarında öğrenim gören 431 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri Psikolojik Danışma Özyeterlik Ölçeği, Kültüre Duyarlılık Algıları Ölçeği, Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği, Bilinçli Farkındalık Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu ile toplanmıştır. Araştırmanın değişkenleri arasındaki ilişkiler yapısal eşitlik modeliyle analiz edilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre, psikolojik danışman adaylarının psikolojik danışma özyeterlikleri psikolojik danışma uygulaması öncesi aldıkları mesleki derslere ve psikolojik danışma uygulamalarına ilişkin değerlendirmelerine göre farklılaşmaktadır. Kültüre duyarlı psikolojik danışma dersi almış olanların psikolojik danışma özyeterlikleri, dersi almayanlarınkinden anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Yapısal eşitlik modeli bulguları psikolojik danışman adaylarının cinsiyet rolleri ve bilinçli farkındalığının psikolojik danışma özyeterliğini yordamasında kültüre duyarlı psikolojik danışma yeterliğinin kısmi aracılık rolüne sahip olduğunu yansıtmıştır. Psikolojik danışman adaylarının cinsiyet rolleri ve bilinçli farkındalıklarının kültüre duyarlı psikolojik danışma yeterlikleri aracılığıyla psikolojik danışma özyeterliğini yordamasındaki dolaylı etkilerin anlamlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Aile hekimliği polikliniğine başvuran 18-65 yaş arası bireylerin metabolik sendrom ile ilgili bilgi ve bilinç düzeylerinin değerlendirilmesi
Metabolik Sendrom bir halk sağlığı sorunu haline dönüşmüş olan bozulmuş açlık glisemisi, yüksek kan basıncı, dislipidemi ve abdominal obezite ile karakterize bir sendromdur. Neden olabileceği hastalıklar açısından değerlendirme yapmak,danışmanlık hizmeti sunmak,ilgili branşa hastayı yönlendirmek bu hastalıkları yönetmede önemlidir. Aile Hekimliği polikliniğine başvuran 18-65 yaş arası bireylerin Metabolik Sendrom ile ilgili bilgi ve bilinç düzeylerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmamız 384 katılımcıyla gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların sosyodemografik özellikleri ve metabolik sendrom ile ilgili bilgi ve bilinç düzeylerinin değerlendirmeye yönelik literatür eşliğinde hazırladığımız anket yüz yüze görüşme metodu ile uygulanmış ve yanıtlardan elde edilen veriler kaydedilmiştir. Verilerin analizi ve değerlendirilmesinde IBM SPSS v20 programı kullanılmıştır. Analiz sonucu P<0.05 değeri istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Katılımcıların %49,5'i 18-35 yaş aralığındaydı, %94,5'i üniversite mezunuydu, %6'sı beslenme konusunda yeterli bilgiye sahipti. Bilgi Düzeyi sorularından alınan puanlar 16,0-36,0 arasındaydı, ortalaması 29,9±6,0'ydı ve 51 yaş ve üzerindekilerin, diğer meslek grubundakilerin, üniversite mezunu olmayanların, gelir düzeyi 4501-9000 arasında olanların bilgi düzeyi puanı daha düşük,sigara içmeyenlerin, sağlıklı beslenme-yaşam konusunda yeterli bilgisi olanların ve bu bilgiyi televizyondan elde etmeyenlerin,haftada en az birkaç gün spor yapanların bilgi düzeyi puanları daha yüksekti. Çalışmamızda katılımcıların Metabolik Sendrom, risk faktörleri ve sağlıklı beslenme-yaşam konusunda bilgi düzeylerinin yetersiz olduğu saptanmıştır. Farkındalığın artırılabilmesi için Metabolik Sendrom ve risk faktörlerinde erken tanının mortalite ve morbiditeyi azalttığı anlatılmalı, tedaviye uyumun gerekliliği vurgulanmalıdır. Anahtar Kelimeler: Aile hekimliği, metabolik sendrom, bilgi düzeyi, bilinç
İlköğretim fen bilgisi öğretmenlerinin biyoteknoloji (genetik mühendisliği) farkındalık düzeyleri
Biyoteknoloji, pek çok endüstriyel sektörü değiştirme potansiyeline sahip uygulamaları ile 21. yüzyılın en önemli bilimsel devrimlerinden birisidir. ?Biyoteknoloji? terimi, sorunları çözmek için canlı organizmaların ve/veya biyolojik süreçlerin yardımıyla hammaddelerden ürün elde edilmesini sağlayan metod ve teknikleri tanımlamaktadır. Biyoteknolojinin hızlı gelişimi ve uygulamaları ekonomik, politik, etik ve eğitim gibi farklı alanlarda pek çok tartışmayı da başlatmıştır. Bu nedenle geleceğimiz olan çocuklarımızın biyoteknoloji alanındaki gelişmelerle ilgili güçlü bir eğitim altyapısına sahip olan bireyler olarak yetiştirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu sorumluluk şüphesiz ilköğretimden başlayarak yükseköğretime kadar farklı eğitim seviyelerinde fen eğitimcilerine düşmektedir.Bu çalışmanın amacı ilköğretim fen bilgisi öğretmenlerinin biyoteknoloji ve genetik mühendisliği uygulamalarına karşı farkındalıklarını belirlemektir. Bu çalışmada fen bilgisi öğretmenlerinin biyoteknoloji farkındalık düzeylerini belirlemek için tarafımızdan geliştirilen 16 ifadeli 5'li likert tipi bir tutum ölçeği kullanıldı. Biyoteknoloji tutum ölçeğinin geliştirilme süreci üç basamakta yürütüldü. Bu basamaklar; madde havuzunun oluşturulması, uzman görüşlerinin alınması ve geçerlilik-güvenirlik testi aşamalarıdır. 16 madde içeren son ölçeğin güvenilirliğini belirlemek için iç tutarlılık katsayısı hesaplanmıştır ve Cronbach Alpha güvenirlik değeri 0.75 bulunmuştur. Elde edilen bulgular ölçeğin geçerli ve güvenilir olduğunu göstermektedir.Bu çalışmanın ikinci aşamasında, tarafımızdan geliştirilen 16 ifadeli tutum ölçeği, biyoteknoloji ve genetik mühendisliği uygulamalarına karşı tutumu belirlemek için, 2010-2011 yılında Malatya il merkezinde görev yapmakta olan ve kolay ulaşılabilir durum örneklemesi (convenience sampling) yöntemi ile seçilen 209 ilköğretim fen bilgisi öğretmenine uygulandı. Çalışma, biyoteknoloji hakkında fen bilgisi öğretmenlerinin tutumlarının cinsiyet, eğitim seviyesi, kıdem, mezun olunan fakülte, bölüm ve programa göre değişip değişmediğini açığa çıkaracak biçimde yürütülmüştür. Toplanan veriler bağımsız örneklem t-testi ve ANOVA testi ile SPSS kullanılarak analiz edilmiştir.Biyoteknoloji tutum ölçeğinin uygulanması sonucunda elde edilen verilerde, fen bilgisi öğretmenlerinin cinsiyete göre tutumlarında anlamlı bir farklılık belirlenirken, eğitim seviyesi, kıdem, mezun olunan fakülte, bölüm ve programa göre tutumda anlamlı bir farklılık bulunamamıştır.
Birinci basamak hekimlerinin diabetes mellitus hastalığında akılcı tetkik isteme ve güncel tedavi kılavuzlarını takip etme konularındaki tutumları
Birinci Basamak Hekimlerinin Diabetes Mellitus Hastalığında Akılcı Tetkik İsteme Ve Güncel Tedavi Kılavuzlarını Takip Etme Konularındaki Tutumları Amaç: Ülkemizde ve dünyada en sık görülen kronik hastalıklardan biri olan diabetes mellitus ile ilgili daha sıkı bir mücadele yürütülmesi komplikasyonları azaltacaktır. Bunlara ek olarak ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarının iş yükü azaltılabilecektir.Bu çalışmada amaç birinci basamakta çalışan hekimlerin diabetes mellitus hastalığının tanı, tedavi ve takibinde akılcı tetkik isteme ve güncel tedavi kılavuzları takip etme konularındaki tutumlarını belirlemektir. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma 1 Haziran 2018 – 01 Aralık 2018 arasında Çorum ili merkez sınırları içerisinde yer alan 32 adet Aile Sağlığı Merkezi (ASM) ve Çorum'a bağlı 13 tane ilçede 43 adet ASM'de görev yapmakta olan hekimlerin katılımıyla yürütülmüştür. Bu çalışma kesitsel tipte bir çalışma olup, 78'i erkek (%75,7), 25'i kadın (%24,3) toplam 103 hekim ile yüz yüze görüşülmüş hekimlerin bazı tanımlayıcı özelliklerine göre oluşturulan gruplar arasında "diabetes mellitus (DM) tanı ve takibindeki bilgi ve tutumlarının değerlendirildiği anketten" aldıkları alt bölüm ve total puanlar karşılaştırılmıştır. Bulgular: Bu çalışmaya katılan hekimlerin %90,3'ü aile hekimi, %9.7'si aile hekimliği uzmanıdır. Çalışmaya katılan hekimlerin yaşa göre dağılımları incelendiğinde %52'sinin 40-49 yaş arasında, %24'ünün 30-39 yaş arasında olduğu gözlenmiştir. Katılımcıların tüm bölümlere ve alt bölümlere verdiği doğru cevaplar üzerinde yapılan karşılaştırmalar sonucunda kadın aile hekimlerinin total verdiği cevap sayısı ve puanı (p=0,008), aile hekimliği uzmanlarının tanı kriterlerini bilme puanları (p=0,019), güncel DM rehberlerini takip eden hekimlerin güncel rehber dışındakileri takip edenlere oranla tanı kriterlerini bilme puanları (p=0,001), HbA1c takibi puanları (p=0,045) ve toplam puanları (p=0,005) anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. Sonuç: Dünyada en sık görülen kronik hastalıklardan biri olan DM'de aile hekimlerinin tutum ve bilgi düzeyleri artırılmalıdır. Mezuniyet sonrası hizmet içi eğitimler verilerek güncel rehberlerin hekimlerle paylaşılması DM hastalığı ve komplikasyonları ile ilgili daha etkili bir mücadele sürdürülmesini sağlayacaktır. Anahtar kelimeler: Diabetes Mellitus, Aile Hekimliği, Farkındalık
Büro çalışanları açısından ergonomi biliminin önemi ve farkındalık düzeyi
Ülkemizde 30.06.2012 yılında yürürlüğe giren 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği kanunu ile tüm özel sektör ve kamu çalışanlarını kapsayan kurallar ve yaptırımlar getirilmiştir. Fakat söz konusu kanunda, yönetmelik ve yaptırımların birçoğunda daha tehlikeli yerlere önem verilmiş, az tehlikeli sınıfa giren büro çalışma ortamları yeterince önemsenmemiştir. Büro çalışanlarını fazlasıyla etkilemekte olan, görülen veya gizli kalan tehlikeli durumlar ve risk unsurları olduğu unutulmamalıdır. Günü-müzde çalışanların büyük çoğunluğu zamanını büro ortamlarında geçirmektedirler. Bu sebeple çalışanların karşılaşabileceği meslek hastalıkları ve iş kazalarının ergonomi bilimi ile çok güçlü bir bağı bulunmaktadır. Ergonominin başlıca hedefi; iş hayatının ve çalışma ortamlarının kalitesini yükseltmektir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, ergonomi biliminin önemi, kas ve iskelet sistemi sıkıntılarından psikolojik rahatsızlıklara kadar farklı sağlık problemlerinde ortaya çıkmaktadır. Bu sebeplerin bir yansıması olarak, bu çalışma kapsamında, ''A'' kurumunda görev yapan büro çalışanları üzerinden bir anket çalışması yapılmıştır. Anketin ilk kısmında kişisel bilgiler hakkında sorular sorulurken, ikinci kısımda ise ergonomi ile ilgili detaylı sorular yer almaktadır. Elde edilen sonuçlar gayet ilgi çekici olarak bulunmuş ve ''B'' kurumu büro çalışanları ile yapılan ilâve bir anket çalışması ile desteklen-miştir. Yapılan değerlendirme sonucunda büro çalışanlarının ergonomi bilimi hak-kındaki bilgi ve farkındalık düzeylerinin istenilen seviyede olmadığı görülmüştür. Bununla beraber ergonomi biliminin farkındalığının uygun eğitimlerle arttırılabileceği ve dolayısıyla da ergonomiden kaynaklı sağlık problemlerinin minimum düzeye indirilebileceği tespit edilmiştir.
Sosyal medya uygulamalarında dijital mahremiyet farkındalığının ölçülmesi
İnternetin ve sosyal medya platformlarının hayatımıza girmesiyle her yaştan bireyin özel alanı olan mahremiyet kavramı yeni bir anlam daha kazanmaktadır. Sürekli gelişen, kendini yenileyen ve verilerle beslenen bir dünyada büyük verinin çılgın boyutlara ulaştığını söylemek mümkündür. Bu verilerin toplanması ve işlenmesi kişilerin mahremiyetlerini tehdit etmektedir. Bu durumun kişilerin mahremiyet algılarını değiştirerek "dijital mahremiyet" kavramını da literatürlerine eklediği görülmektedir. Bu değişim ve gelişim sosyal medya uygulamalarının kullanımıyla bireylerin dijital mahremiyet farkındalıkları ölçülmeye çalışılarak değişimin boyutları ortaya konulmaktadır. Araştırma bulgularına göre yapılan anket çalışmasıyla ve literatür taramasında incelenen çalışmalarla görülmektedir ki bireylerin yıllar içindeki dijital mahremiyet farkındalıkları gelişme göstermiştir. Bireyler her ne kadar dijital mahremiyetlerinin bilincinde hareket etmeye çalışsalar da yapılan paylaşımlar ve yıllar içinde oluşturdukları sanal kimlikleriyle her zaman tehdit altında kalabilirler. Çünkü internet üzerinde paylaşılan depolanan hiçbir veri kaybolmaz ve silinemez. Elde edilen verilerde dikkat çeken diğer bir nokta bekar, eğitim derecesi yüksek ve 18-25 yaş arası grupların dijital mahremiyetlerine diğer gruplardan daha fazla önem verdikleri görülmektedir. Sosyal medya üzerinden iletişime geçtikleri kişi sayılarını ve niteliğini daha sınırlı tuttukları ve gizlilik/güvenlik ayarlarına önem verdikleri görülmektedir. Sonuç olarak yüz yüze ilişkilerin günümüzde yerini sosyal medya ilişkilerine bıraktığı bu dönemde bireylerin "karşı taraf/kişi ben ve hayatımdaki kişilerle ilgili ne kadar bilgiyi bilirse rahatsızlık duymam?" sorusunu kendilerine sorup verdikleri cevaba göre profillerini ve paylaşım türlerini gözden geçirmeleri yerinde olacaktır. İnternet ve sosyal medya üzerinden gelen tanınmayan ve güven duyulmayan kişileri arkadaş listelerinde tutmamak, yabancılardan gelen linklere tıklamamak ve üçüncü şahıslarla ilgili paylaşımlar yapmamak, konum servislerini etkin durumda tutmamak ne kadar zor olsa da bireylerin dijital mahremiyetlerini korumalarına katkı sağlayacaktır.
Disiplinlerarası lisansüstü programları öğrencilerinde iş sağlığı ve güvenliği kültürü ve farkındalığının ölçülmesi: Hitit Üniversitesi örneği
Gelişen ve değişen dünyada çalışma hayatında da hızla değişim olmaktadır. Çalışma koşullarının her sektörde farklılık göstermesi farklı tehlike ve riskleri ortaya çıkarmaktadır. Mevcut tehlike ve risklere bağlı olarak iş kazası ve meslek hastalıkları görülebilmektedir. Alınan önlemler ile meslek hastalıkları tamamen iş kazaları ise yüksek oranda önlenebilmektedir. Çalışanlarda farkındalık oluşturulmadan alınan önlemlerin etki düzeyleri de düşük kalabilmektedir. Farkındalık oluşturmada en önemli etken eğitimdir. Bireylere verilen eğitimlerin verildiği dönem, tekrar sıklığı, içeriğin uygunluğu ve eğitim süreleri göz ardı edilebilmektedir. İş sağlığı ve güvenliği eğitimlerine yeterince önem verilmemesi bugünün çalışanlarında ve iş hayatına hazırlanmakta olan öğrencilerde iş sağlığı ve güvenliği kültürü ve farkındalığının oluşmasını da engellemektedir. Bu sebeplerden dolayı eğitim-öğretim kurumlarının iş sağlığı ve güvenliği eğitimi ile ilgili eğitim süreleri, içerikleri ve tekrar verilmesi gibi konuları dikkate alması gerekmektedir. Bu araştırmada disiplinlerarası lisansüstü programları öğrencilerinde iş sağlığı ve güvenliği kültürü ve farkındalığının ölçülmesi, öğrencilerin kültür ve farkındalıklarını etkileyen etmenlerin tespit edilmesi amaçlanmaktadır. Çalışma kapsamında Hitit Üniversitesi disiplinlerarası lisansüstü programlarında eğitim gören 180 öğrenciye anket uygulanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen veriler "IBM SPSS Statistics 25.0" de analiz edilmiştir. Araştırmada 8 hipotez ortaya konulmuştur. Hipotezleri test etmek için parametrik analiz ve non-parametrik analizler yapılmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlarda, disiplinlerarası lisansüstü öğrencilerinin cinsiyet, lisans eğitiminde İSG dersi alma, çalışma durumu ve İSG eğitimine başlanılması düşünülen eğitim dönemleri arasında anlamlı ilişkiler bulunmazken yaş, medeni durum, mezun olunan fakülte ve eğitim alınan lisansüstü anabilim dalları arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur.
Kurumsal imaj ve farkındalık oluşturmada bilgi teknolojilerine stratejik yaklaşım
Kurum ve kuruluşlar için kurumsal imaj ve farkındalık oluşturma, rekabet güçlerini ve pazar paylarını artırma, tüketici davranış ve kararlarını etkileme, nitelikli çalışanları kuruluşa çekme gibi birçok açıdan önemlidir. Fakat birçok kurum ve kuruluş bunun önemini kavrayamamıştır. Özellikle Bilgi Teknolojilerinin (BT) ve İnternetin dünyayı sarmalayarak küreselleştirdiği, rekabetçiliği artırdığı günümüzde, kurumsal imaj ve farkındalık oluşturmada BT'lerinin kullanımına stratejik bir yaklaşım ile bakarak etkili kullanımı gerekmektedir. Bu yaklaşım tüketiciler nezdinde farkındalık oluşturan kuruluşlar ile müşterileri birbirine yakınlaştıracak, pazar paylarını, tercih edilebilirliklerini artıracaktır. Ülkemizde sürekli artan devlet ve özel üniversite sayılarıyla birlikte üniversiteler arası rekabet artmış, üniversiteler de tercih edilebilen bir üniversite olabilme çabası içine girmiş bulunmaktadırlar. Bu rekabette kurumsal imaj ve farkındalık oluşturmaları onlar için bir avantaj olacaktır. Üniversitelerin tercih edilmesinde eğitim kalitesi, akademik çalışma ve başarıları, akademisyenlerin tanınırlığı ve etkisi vb. faktörler kurumsal imaj açısından en etkili faktörlerdir. Bunların yanı sıra fiziki imkânları, sosyo-kültürel, eğitim imkânları da elbette diğer etkili faktörlerdendir. Bunlar doğru şeylerdir. Fakat bu doğru şeylerin, doğru mesajlarla, doğru iletişim, etkileşim kanalları kullanılarak, hedef kitlelere ulaştırılması üniversitenin çok geniş bir alana yaygın olan potansiyel hedef kitlesine pazarlanması gerekir. Bu pazarlamada ise en etkili stratejik araç ise Bilgi Teknolojileridir. Üniversite içinde eğitim kalitesi, akademik faaliyetler, akademik başarılar, sunduğu fiziksel, sosyal, kültürel, sportif, barınma imkânları, tarihi, kültürel, doğal değer ve dokular ne kadar doğru, sürekli ve yoğun biçimde hedef kitlelere yansıtılıp farkındalık oluşturulabilir, güven sağlanırsa tercih edilme oranı da artacaktır. BT'lerine stratejik bir yaklaşım, kurumsal imaj ve farkındalık oluşturmaya büyük katkılar sağlayacaktır. Bu araştırmanın bulguları ile YÖK'ün yaptığı araştırma içerisindeki bulgulardan da anlaşıldığı gibi tercihlerde en etkili farkındalık oluşturan araçların BT'lerine dayalı araçları olan sosyal medya, üniversitelerin web siteleri, arama motorlarında ve video paylaşım ağlarındaki haber, bilgi ve görseller olmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kurumsal imaj, farkındalık, Bilgi Teknolojileri, Kurumsal Kimlik, Kurum Kültürü, Üniversite.
Milli Eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde görev yapan öğretmenler ile üniversite öğrencilerinin zihinsel engelli bireylerde spor'un etkilerine yönelik farkındalık düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı; sportif faaliyetlerin zihinsel engelli bireyleri hangi düzeyde etkilediği ve bu etkinin toplum tarafından nasıl bir farkındalık uyandırdığının belirlenmesidir. Çalışmaya 2015-2016 eğitim öğretim yılları arasında milli eğitim ile özel eğitim ve Rehabilitasyon merkezlerinde öğretmenlik yapan ve üniversitelerin farklı bölümlerinde öğrenim gören öğrencilerle birlikte toplam 1400 (843 Erkek, 557 Kadın) kişi katıldı. Veri toplama aracı olarak İlhan ve Esentürk tarafından oluşturulan Zihinsel Engellilerde Sporun Etkilerine Yönelik Farkındalık Ölçeği (ZEBSEYFÖ) ve araştırmacı tarafından oluşturulan 12 sorudan oluşan demografik bilgiler kullanıldı. Elde edilen dataların değerlendirilmesi için Microsoft Excel 2010 ve SPSS 20.0 paket programları kullanıldı. Katılımcıların demografik bilgilerinin analizi için tanımlayıcı istatistik (Descriptive Statistics) yapıldı. Katılımcıların cinsiyet, spor yapıp yapmama durumlarının değişkenlerine göre farkındalık düzeylerinin karşılaştırılmasında α=0.05 anlamlılık düzeyinde bağımsız örneklem T Testi (Independent Sample T Test) yapıldı. Katılımcıların yaş, öğrenim gördükleri veya çalıştıkları kuruma göre ise farkındalık düzeylerinin karşılaştırılmasında α=0.05 anlamlılık düzeyinde Tek Yönlü Varyans Analizi (One Way Anova) yapıldı. Anlamlı bulunan veriler arasındaki farklılıkların belirlenmesi ve bu farklılıkların hangi gruplar arasında olduğunu belirlemek için ikinci seviye testi olan Tukey HSD yapıldı. Elde edilen bulgular sonucunda katılımcıların cinsiyet, yaş, illere göre dağılım, spor yapıp yapmama durumları, çalıştıkları kurum ve çalışma süreleri, eğitim programına katılıp katılmama durumu, ailede engelli bireyin olup olmama durumlarına göre herhangi bir manidar sonuç bulunmadı (p>0,05). Şiddet Olaylarının olup olmama durumu, Engellilerle ilgili yapılan faaliyetler, Verilen Maaşın gerektiği şekilde harcanıp harcanmama durumu, engellilere gerekli önemin verilip verilme durumlarına göre ise anlamlı farklılıklar bulundu(p<0,05). Anahtar Kelimeler: Zihinsel Engelli, Spor, Farkındalık.
Elit dağcıların yeme farkındalığı düzeylerinin ve yeme bozukluğu sıklığının incelenmesi
Bu çalışma elit düzey dağcılarda yeme bozukluğu ile yeme farkındalığının saptanması ve sedanter bireylerle karşılaştırılması amacıyla Haziran 2021- Şubat 2022 tarihleri arasında 30 dağcı (%65),2), 16 sedanterin (%34,8) katılımıyla Bursa ve İstanbul'da yapılan bir çalışmadır. Veriler e-posta yoluyla katılımcılara iletilmiş; anket formu uygulanmıştır. Katılımcıların sosyo-demografik özelliklerini belirlemek için yaş, cinsiyet, vücut ağırlığı, fiziksel aktivite bilgileri istenilmiştir. Anket formu 3 bölümden oluşmaktadır; ilk bölüm "Münih Yeme Bozuklukları" soruları, ikinci bölümünde "Yeme Farkındalığı Ölçeği (YFÖ)" ve son bölümünde ise " 3 Günlük Besin Tüketim Kaydı (BTK)" yer almıştır. Katılımcılara uygulanan anketler ve besin tüketim kaydından elde edilen veriler SPSS istatistik programında Mann Whitney-U Test, Pearson Korelasyon ve Ki- Kare testi yapılarak değerlendirilmiştir. Dağcılar ve sedanterler Münih Yeme Bozuklukları Ölçek ve alt boyutları ( görünüş ve ağırlık ile meşguliyet, tıkınma ve kusma, uygun olmayan telafi edici davranış) bakımından karşılaştırıldığında aralarında anlamlı farklılığa saptanmamıştır. Yeme Farkındalığı Ölçek ve alt boyutları (düşünmeden yeme, duygusal yeme, yeme kontrolü, farkındalık, yeme disiplini, bilinçli beslenme, enterferans) bakımından karşılaştırıldığında aralarında anlamlı fark bulunmamıştır. Dağcılar ve sedanterler arasında beden kitle indeksi bakımından fark bulunmamıştır (p=0,351). Dağcılık, dağlık bölgelerde yapılan buz, kaya tırmanışını, kamp ve dağ yürüyüşünü kapsayan; dağcılık malzeme ve tekniklerini kullanarak yapılan spordur. İçerisinde mücadele, risk, zorluk ve dayanıklılık barındıran bu spor dalında beslenme; hayatta kalma, konsantrasyon, sportif performans, motivasyon açısından büyük öneme sahiptir. Bu açıdan incelendiğinde dağcıların daha yüksek beslenme farkındalığı ve daha az yeme bozukluğu riskine sahip olması beklenirken sedanterler ile aralarında fark saptanmamıştır. Ayrıca elit dağcıların yeme farkındalığı ve bozukluğuna sahip olup olmadıkları konusunda herhangi bir çalışmaya rastlanmamıştır. Literatürdeki sporcularda yeme farkındalığı ve yeme bozukluğu çalışmaları konunun anlaşılması bakımından yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle bu çalışmanın amacı elit dağcıların yeme farkındalığı düzeylerini ve yeme bozuklukları sıklıklarını araştırmaktır.
Üniversite öğrencilerinin rekreatif etkinlikler hakkındaki farkındalıklarının araştırılması
Bu çalışma üniversite öğrencilerinin katıldıkları rekreatif etkinliklerin sağladığı faydalar hakkında ne derece bir farkındalığa sahip olduklarının belirlenmesi için geçerli ve güvenilir bir veri toplama aracı geliştirmek amacıyla yapılmıştır. Çalışmada literatür taramasının ardından 55 maddelik bir soru havuzu oluşturulmuştur. Uzman görüşlerinden sonra veri toplama aracının 45 madde olmasına karar verilmiştir. Yapılan pilot çalışma neticesinde faktör yükü düşük olan bir sorunun çıkartılmasıyla (.288) 44 maddeye indirgenen veri toplama aracının örtük yapısı açıklayıcı faktör analizi ile yapılmıştır. Analiz sonucuna göre toplam varyansın % 43.327 sini açıklayan 41 madde ve 3 faktörlü bir yapı ortaya çıkmıştır.İlgili literatür incelenmiş ve bulunan alt boyutlar (1. boyut Haz/Eğlence, 2. boyut Sosyal/Başarı 3. boyut Kendini Geliştirme) olarak adlandırılmıştır. Ortaya çıkan örtük yapının doğrulanması ise doğrulayıcı faktör analizi ile test edilmiştir. Analiz sonuçları 41 madde ve 3 faktörlü yapının uyum indekslerinin iyi olduğunu göstermiştir. Veri toplama aracının güvenirliği iç tutarlık ve iki yarı güvenirlik analizleri ile sınanmış ve veri toplama aracının yüksek güvenirliğe sahip olduğu anlaşılmıştır.