Communication
711 theses under this subject heading
Halk sağlığı uzmanlarında sosyal medya kullanımı-2020
Amaç: Sosyal medya zamandan ve mekândan bağımsız, interaktif iletişim aracı ve bilgi kaynağıdır. Halk sağlığı uzmanlarının güçlü bir iletişim platformu olan sosyal medyada kendilerine düşen görev ve sorumluklarının bilincinde olmaları, sosyal medyayı toplumsal sağlık iletişiminde aktif bir şekilde kullanabilmeleri önem arz etmektedir. Bu çalışmanın amacı halk sağlığı uzmanlarının sosyal medya kullanım düzeylerini sorgulamak, sosyal medya kullanımı hakındaki görüşlerini tespit etmek, sosyal medya kullanımının yaş, cinsiyet, medeni durum, unvan, çalışılan kurum, kişinin işyerindeki görevi, uzmanlık süresi ile ilişkisini incelemektir. Yöntem: Kesitsel nitelikteki bu çalışmanın evreni Türkiye'de görev yapan tüm halk sağlığı uzmanlarıdır. Halk Sağlığı Uzmanları Derneği'nin 6 Temmuz 2020'de yayınladığı bildiriye göre kamuda 453 halk sağlığı uzmanı bulunmaktadır. Evrenin tamamına ulaşılması hedeflendi. Ulaşılan 230 halk sağlığı uzmanına Google Formlar aracılığıyla sosyodemografik özellikler, bireysel sosyal medya kullanımı, çalışılan kurumda sosyal medya kullanımı ve Sosyal Ağları Kullanım Amaçları Ölçeği'ni içeren bir anket uygulandı. Ölçek likert tipte olup 7 alt boyuttan oluşmaktadır. Alt boyutlardan alınan ortalama puanın yüksek olması bireyin sosyal medyayı daha çok o amaçla kullandığını göstermektedir. Verilerin analizi SPSS 20.0 paket programı ile yapıldı. p<0,05 çıkan değerler önemli kabul edildi. Bulgular: Katılımcıların %97,0'ı sosyal medya kullanmakta, sosyal medya kullananların %97,3'ü her gün sosyal medya kullanmaktadır. En çok tercih edilen 3 sosyal medya hesabı sırasıyla %97,3 ile Whatsapp, %70,9 ile Facebook ve %69,1 ile İnstagramdır. Sosyal medya en çok işbirliği ve iletişim kurma, en az iletişimi başlatma amacıyla kullanılmaktadır. Sosyal medya kullanan katılımcıların %51,6'sı sosyal medyada içerik hazırlamamakta ve %68,6'sı bilimsel araştırmalarını sosyal medyada paylaşmamaktadır. Sosyal medya kullanan katılımcıların %90,0'ı sosyal medyanın infodemiyi arttırdığını düşünmekte ve %57,9'u en çok meslek örgütlerinin sosyal medya hesaplarına güvenmektedir. Kurumlarında sosyal medya kullanımı %84,8 iken en sık %57 ile Facebook hesabı bulunmaktadır. Katılımcıların yaşı arttıkça gün içerisinde sosyal medyaya ayırdıkları süre anlamlı düzeyde azalmaktadır (p=0,001). Kadınlarda Facebook, İnstagram ve LinkedIn; erkeklerde Youtube ve Telegram kullanımı önemli düzeyde daha fazladır (p<0,05). Sonuçlar: Halk sağlığı uzmanlarında ve çalıştıkları kurumlarda sosyal medya kullanımı yaygındır. En çok Whatsapp ve Facebook tercih edilmektedir. Sosyal medya en çok işbirliği ve iletişim kurmak için kullanılmaktadır. Sosyal medyada infodemiyi azaltabilmek için halk sağlığı uzmanları sık sık içerik hazırlamalı ve bilimsel araştırmalarını paylaşmalıdır. Sosyal medya sağlık, risk ve kriz iletişimi açısından ele alınmalıdır. Anahtar Kelimeler: Halk Sağlığı, İçerik, İletişim, Sosyal Medya, Whatsapp
Spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin liderlik yönelimleri ve iletişim becerileri üzerine bir araştırma
Çalışmanın amacı, Ege bölgesinde bulunan Spor Bilimleri Fakültelerinde öğrenim gören öğrencilerin liderlik yönelimleri ve iletişim becerilerinin incelenmesidir. Bu çalışma nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modelinde tasarlanmıştır. Çalışma gurubunu, Ege bölgesinde bulunan Spor Bilimleri Fakültelerinde öğrenim gören Spor Yöneticiliği, Antrenörlük Eğitimi, Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği ve Rekreasyon bölümlerinde öğrenimlerine devam eden öğrencilerden toplam 510 kişiden oluşmaktadır. Araştırmacı tarafından çalışma grubuna Kişisel Bilgiler Formu, Bolman ve Deal (1991) tarafından geliştirilmiş ve ülkemizde geçerlik-güvenirlik çalışması ise Dereli (2003) tarafından gerçekleştirilmiş olan ''Liderlik Yönelim Ölçeği'' kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan diğer ölçek ise; Korkut (1996) tarafından geliştirilmiş olan "İletişim Becerilerini Değerlendirme Ölçeği"dir. Elde edilen verilerin istatiksel analizinde, normallik testi, bağımsız örneklem t-testi ve tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda kadın öğrencilerin iletişim becerileri erkek öğrencilere göre daha yüksek olup, spor yılı arttıkça iletişim becerilerinin de arttığı görülmektedir. Aynı zamanda bireylerin hayat tecrübeleri, katılmış oldukları organizasyonlar, anne ve babanın bireye olan tutum ve davranışları, öğrenim gördükleri bölüm ile almış oldukları eğitimin öğrencilerin liderlik yönelim düzeylerine etki ettiği söylenilebilir.
Bireylerin iletişim tarzları ile gösterilen duygusal emek ilişkisinde duygusal davranış kurallarının rolü: Otomotiv satış ve servis elemanları üzerine bir araştırma
Günümüzde özellikle hizmet sektörlerinin en önemli parçası olan çalışanların sergiledikleri davranışların, örgüt çıktılarına olumlu ve olumsuz etkiler yarattığı bilinen bir gerçektir. Örgütler, çalışanlarından uymalarını bekledikleri bazı davranış kuralları belirlemekte; çalışanlar bu kurallar doğrultusunda birtakım duygusal emek davranışları sergilemekte ve çeşitli iletişim tarzları benimsemektedirler. Bu kapsamda çalışmada, bireylerin iletişim tarzları ile gösterilen duygusal emek ilişkisinde, duygusal davranış kurallarının rolü incelenmiştir. Çalışma, İstanbul ili Anadolu yakası otomotiv satış ve servis elemanları üzerinde yapılmış olup verilerin toplanmasında anket yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada kolayda örneklem yöntemi kullanılarak toplam 150 çalışana ulaşılmış, hatalı veya eksik doldurulan anket saptanmadığından 150 anket formu da geçerli kabul edilmiştir. Çalışmada toplanan veriler SPSS 22.0 istatistiksel veri analizi programı ile incelemeye alınmıştır. Çalışmada yapılan analizlerde, 150 katılımcının demografik özelliklerinin incelendiği frekans dağılımları, bağımlı ve bağımsız değişkenler arası ilişkilerin incelendiği korelasyon analizi ve bu ilişkide duygusal davranış kurallarının düzenleyici rolü olup olmadığının incelenmesinde ise Hayes tarafından geliştirilmiş Process sürüm 3.5. adlı SPSS Macro eklentisi kullanılmıştır. Duygusal davranış (yüzeysel/derin davranış) ile iletişim tarzları (aktif/pasif tarz) arasında anlamlı bir ilişki bulunmuş olup her iki boyut da modele dahil edilmiştir. Modele göre, iletişim tarzlarının duygusal emek davranışı üzerindeki etkisinde duygusal davranış kurallarının düzenleyicilik rolünün olmadığı tespit edilmiştir.
Kişilerarası iletişim sürecinde romantik eşlerde iletişimötesi iletişim aktörlerinin kullanımı: Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi öğrenci örneği
Bu araştırmanın amacı, kişilerarası iletişim sürecinde romantik eşlerarası iletişimötesi iletişim aktörlerini araştırmak olmakla birlikte, bu aktörlerin işlevsellik boyutunu incelemek ve analiz etmektir. Kişilerarası iletişim sürecinde romantik eşlerde iletişimötesi iletişim aktörlerinin kullanımının değerlendirilmesine dayanan bu çalışma, kişilerarası iletişimde yeni yaklaşımların aile sosyolojisi ve psikoloji alanlarıyla hem kuramsal hem de uygulamalı olarak bütünleştirilmesinde disiplinler arası bir niteliktedir. Mutlu ve uyumlu bir birliktelik her şeyden önce sağlıklı ve yeterli bir iletişim ve eşlerin bundan sağladıkları doyumla gerçekleşir. Evliliğin kalitesi ve uyumun artırılması konusundaki önemli noktalardan biri eşlerden her ikisini de hoşnut eden iletişim türleri ve düzeyi üzerinde eşlerin anlaşmaları fikir birliğine varmaları ve memnuniyet duymalarıdır (Şener ve Terzioğlu, 2008). İletişim düzeyinin önemli belirleyici faktörlerden biri olan iletişimötesi iletişimin bir amacı da; eşlere kendi ilişkilerinden sorumlu olmaya izin vererek ilişki kalitesini artırmak olacaktır. Mutlu birliktelik yaşamak isteyen insanları iletişimin bu özel tip süreçleri destekleyen bir bilgi alanı diğer tüm alanlarda da önemli olabilir. Bulgular ışığında, eşlerin iletişim kurarken iletişimötesi iletişim aktörlerini kullanmalarının romantik doyumları ile pozitif yönde bir ilişkisi olduğu söylenebilir.
Sağlık iddiası içeren gıda reklamlarının iletişim etkisinde sağlık ilginliğinin rolü
Günümüzde tüketicilerin sağlıklı beslenme ve sağlıklı yaşama olan ilgisinin artmasıyla birlikte pazarlamacılar ürünlerini farklı şekilde konumlandırmaya, gıda firmaları sağlık iddiası olan ürünler sunmaya başlamışlardır. Bu çalışma, sağlık ilginlik seviyesi belirlenmiş katılımcıların gördükleri reklamdaki sağlıkla ilgili üç tür iddiaya yönelik tutumlarını, reklamdaki iddiayı hatırlamalarını ve satın alma niyetlerini, Ayrıntılandırma Olasılığı Modeli (ELM) çerçevesinde değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Araştırma kapsamında deneysel araştırma modellerinden faktöryel tasarım kullanılmış, belirlenen amaçlara ulaşmak için nicel veri toplama tekniklerinden yararlanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, kadınlar, 48 yaş ve üzerindekiler, evliler ve çocuk sahibi katılımcılar daha yüksek sağlık ilginliklidir ve reklamdaki iddiaya yönelik tutumları daha olumludur. Sağlık ilginlik seviyesi arttıkça, satın alma niyeti azalmakta, iddiaya yönelik tutumları ile satın alma niyetleri arasında pozitif yönlü bir ilişki bulunmaktadır. Hastalık riskini azaltan iddiayı gören katılımcılar, reklamdaki iddiayı hatırlamada daha başarılıdır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara dayanarak, reklamdaki iddia ile reklam görseli uyumuna, sağlık iddialarının doğruluğuna ve demografik özelliklere göre iddialar hazırlanmasına yönelik çıkarımlarda bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Sağlık İlginliği, Reklamda Sağlık İddiası, Reklamda Besin İddiası,Reklamda Hastalık Riskini Azaltan İddia, Ayrıntılandırma Olasılığı Modeli (ELM), Tutum, Satın Alma Niyeti, Hatırlama
Kültürlerarası iletişim: Eskişehir'de yaşayan altkültür gruplarından biri olan Arnavutların, hâkim kültürle iletişimi bağlamında incelenmesi
Eskişehir'de yaşayan ve altkültür gruplarından biri olan Arnavutlar'ın hâkim kültürle olan iletişiminin kültürlerarası iletişim bağlamında incelenmesi, çalışmanın genel çerçevesini oluşturmaktadır. Kültürlerarası iletişim kavramının tanımlandığı çalışmada, kültürlerarası iletişim alanının beslendiği diğer disiplinlerden de söz edilmiştir. Kültürlerarası iletişim açısından öne çıkan bazı kavram ve süreçler irdelenmiş; bu kavram ve süreçlerin temel bileşenleri açıklanmıştır. Çalışmanın alanyazın başlığı altında ise, kültürlerarası iletişime yönelik farklı yaklaşım ve kuramlar da tartışılmış, çalışmanın sorunsalı bakımından öne çıkan Arnavut kimliğine ilişkin tarihsel arka plan bilgilerine de yer verilmiştir. Nitel çözümleme yönteminden yararlanılan çalışmada, kartopu örneklemi ile belirlenen 20 kişiyle yarı-yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Derinlemesine görüşmelerden elde edilen veriler, kültürlerarası iletişim disiplini bağlamında irdelenmiştir. Sonuç olarak, Arnavut kültürünün hâkim kültür karşısında güç kaybettiği ve zamanla birçok karakteristik özelliğini yitirmeye başladığı saptanmıştır. Öte yandan, derinlemesine görüşmelerin gerçekleştirildiği bazı katılımcıların kültürel kimliklerini koruma noktasında belirli duyarlılıklara sahip oldukları da gözlemlenmiştir. Anahtar kelimeler: Kültürlerarası iletişim, hâkim kültür, altkültür, Arnavutlar, nitel çözümleme yöntemi
Communication interculturelle dans l'enseignement de langue etrangere : Analyse des opinions des enseignants à travers les exemples de la France et de la Turquie
Nowadays, the borders among countries are gradually disappearing by the effects of communication technologies and globalization. Therefore, intercultural communication is now a necessity in the international platform. To preserve cultural diversity by developing the concepts of "other" conscious and "respect" to different cultures, with reference to be aware of his/her own culture and to identity-conscious, is among the motives forming the basics of intercultural communication. In that point, as it is stated in The Common European Framework of Reference for Languages (CEFR), current foreign language curriculum should be prepared appropriate to the goal and practices of acquiring intercultural communication skills. Without doubt, the teachers have the biggest responsibility in making students attain these skills as well as in every educational process. The aim of the study is to define, to investigate, and to compare the views of foreign language teachers on international communication. A qualitative case study, which enabled us to define the views of foreign language instructors on international communication skills in foreign language teaching, was carried out to reach that aim. The instructors were chosen from France and Turkey. In this context, twenty instructors, seven instructors from the Department of French Language and six instructors from the Department of English Language of Jean Jaurès University in France, Toulouse, six instructors from the Department of French Language of Anadolu University School of Foreign Language Teaching, in Turkey, were firstly given a questionnaire to obtain their general opinions on the issue. Then, a semi-structured interview, based on the questionnaire, was applied in order to examine the opinions in details. The data was obtained in eighteen months. At the end of the data analysis, five main themes (relationship language-culture, intercultural communication practices in foreign language teaching, difficulties in intercultural communication practices, pedagogic documents, teacher and intercultural communication) and twenty seven subthemes were determined. It was found that cultural identity is an important factor that affects the world view, thought system, language use, and behaviour pattern in society. Nonverbal cues also carry meaning and convey messages between speakers during communication, such as verbal cues. References, arising from cultural differences that vary from culture to culture, sometimes cause different interpretations and even misunderstandings. In foreign language education, intercultural communication skill contributes to the development of the other consciousness that leads the student to recognize and to interact with what is different from himself. Teachers who are an intermediary also among all students who come from different cultures as well as the target and source culture play a leading role in the development of intercultural communication skill in foreign language teaching process. Teacher is responsible for students' recognising their own identity by discovering their cultural codes, and developing the consciousness of other and relativity through the target language-culture. In this regard, all the teachers who participated in the study were observed to have experienced difficulties in including the intercultural approach into their courses, even though they were aware of the function of foreign language teaching of intercultural communication to a certain level. On the other hand, it was revealed that none of the participants received any training on intercultural communication. In our study it was found that the teachers in three different contexts generally agreed upon language-culture relation, intercultural communication practices, difficulties they encountered in these practices, and course materials although each of the teachers gave examples from their own contexts; however, they were found to have disaccorded on the issues such as teacher competence, abroad experience, objectivity and impartiality within the scope of intercultural communication. However, these differences were not found in the comparison groups but among the participants of within each group. Keywords: Intercultural communication, Communication skill, Foreign language teaching, Teachers' opinions
Gençlerin Facebook kullanımları: Almanya ve Türkiye örneği
Çalışma Federal Almanya ve Türkiye Cumhuriyeti'ndeki 15-24 yaş arası bireylerin sosyal medya uygulamalarından Facebook kullanımlarının belirlenmesi ve karşılaştırılması amacıyla hazırlanmıştır. Bu kapsamda dünya genelindeki popüler sosyal paylaşım web sitelerinden olan Facebook üzerinden iki ülke arasındaki kullanım pratikleri yapılandırılmış çevrimiçi görüşme yöntemiyle değerlendirilmiş ve karşılaştırılmıştır. Elde edilen bulgular Alman ve Türk gençlerinin Facebook kullanımlarının büyük oranda benzer olduğunu ancak Türk gençlerin sosyal medya olgusuna Alman gençlere kıyasla daha dikkatli bir yaklaşım gösterdiğini ve belli başlı içerikleri paylaşma anlamında çeşitli korkulara ve endişelere sahip olduğunu göstermiştir. Bu anlamda Alman gençlerin Facebook'ta daha özgür bir tavır sergiledikleri, Türk gençlerinin ise çeşitli çekincelerle hareket ettiği gözlenmiştir.
Kültürel kimliklerin ifade alanı olarak Facebook'un rolü: Eskişehir'de yaşayan Karaçaylar üzerine bir inceleme
Bu araştırmanın konusu, kültürel kimliklerin ifade alanı olarak Facebook'un rolü ve Eskişehir'de yaşayan Karaçaylar'ın Facebook sayfalarını kendi kimliklerini oluşturma bağlamında nasıl kullandığıdır. Dolayısıyla bu kullanım pratiklerini ölçmek adına belirlenen örneklem ekseninde 100 kişiye anket uygulanmıştır. Uygulanan anket sonucunda; Facebook'un kişilere hem bireysel anlamda hem de kültürel anlamda kimliklerini oluşturup ifade edebilecekleri bir mecra yarattığı ortaya çıkmıştır; ayrıca ankete katılanların çoğu, Facebook'ta üye oldukları gruplardaki kişilerle gerçek hayatta da yüz yüze iletişime geçerek sosyal paylaşım sitelerinin bir bakıma sosyalleşme yönünü de ortaya koymuşlardır. Bu sonuç, yeni iletişim teknolojilerinin kişinin bireyselleşme üzerindeki etkisi ve toplumsallaşma bağlamında nasıl bir etki oluşturduğu çalışmaları için bir öngörü niteliği taşıyacağı varsayılmaktadır. Yeni iletişim teknolojileri bağlamında sosyal paylaşım sitelerinin giderek yaygınlaşması ve bu sitelerin kullanıcı sayılarının günden güne çoğalması, bu alanla ilgili çalışmaların da yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır. Bununla birlikte bu çalışma, Eskişehir'deki Karaçaylarla ve önemli sosyal paylaşım sitelerinden biri olan Facebook ile sınırlıdır.
Üniversite öğrencilerinin mobil iletişim teknolojileri hakkındaki algılamaları
Bu çalışma kapsamında Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin, mobil iletişim teknolojileri hakkındaki algılamaları araştırılmıştır. Bu amaç çerçevesinde literatür taraması gerçekleştirilmiş, mobil iletişim teknolojilerine ve kullanıcılarına ilişkin bilgilere ek olarak algı, tutum, algılama ve kullanım eğilimlerine ilişkin bilgi ve tanımlamalara erişilmiştir. Algılamalara ilişkin verilerin elde edilebilmesi için İletişim Ortamları Doğallığı Kuramı ve Teknolojinin Kabulü Modeli çerçevesinde bir kuramsal temel ve veri toplama aracı geliştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak öğrencilerle yapılan yarı yapılandırılmış bireysel görüşmeler kullanılmıştır. Elde edilen veriler tematik analiz yoluyla incelenmiş, bulgular kuramsal temel ve alanyazın ile ilişkili olarak değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular arasında üniversite öğrencilerinin mobil iletişim teknolojileri hakkındaki algılamalarında eşzamanlılığın ve sesli iletişimin öncelik taşıdığı, yüz mimikleri ve vücut dilinin yansıtılması ile mekan ortaklığının ise aranan nitelikler olmadıkları tespit edilmiştir. Katılımcıların ifadelerinin tematik analiz yoluyla yorumlanmasıyla katılımcıların öne çıkan kullanımları arasında bilgi erişimi, sesli eşzamanlı iletişim ve metin tabanlı gecikmeli iletişim çıkmıştır. Gerçekleştirilecek olan iletişimin yakın kişilerle mi yoksa tanıdık olunmayan kişilerle gerçekleştirileceği, katılımcılar için anındalık, yüz mimikleri ve vücut dilinin yansıtılması için belirleyici bir etken olmuştur. Cihaz sınırlılıkları, rahatsız edilmeme arzusu ve metin tabanlı iletişimin bazı katılımcılar tarafından yeterli, bazıları tarafından yetersiz görülmesi ise algılanan kullanışlılık ve algılanan kullanım kolaylığı olumsuz etkileyen etkenler olmuştur. Çalışma kapsamında İletişim Ortamları Doğallığı Kuramı, metin tabanlı iletişime olan yatkınlığı açıklamakta yetersiz kalırken Teknolojinin Kabulü Modeli, algılamaların ölçülmesi için etkili ölçütler sağlamıştır.
Sosyal medyada kurum kimliği yönetimi: Türkiye'nin en büyük 500 şirketi üzerine bir araştırma
Sosyal medya hem bireyler hem de kurumlar açısından günümüzün en önemli iletişim araçlarından biri haline gelmiştir. İşletmeler, organizasyonlar ve kuruluşlar sosyal medyayı hedef kitleleri ile iletişim kurmada önemli bir araç olarak görmeye başlamıştır. Yapılan araştırmalar, kurumsal sosyal medya kullanımının her sene artmakta olduğunu ortaya koymaktadır. Ancak, sosyal medyada yer almaktan daha önemli olan bu ortamın nasıl kullanıldığıdır. Sosyal medyanın sağladığı avantajlardan faydalanmak ve kurum imajını artırmak amacıyla kurumların kendilerini, diğer bir ifade ile kurumsal kimliklerini sosyal medyada doğru bir şekilde temsil etmeleri büyük önem taşımaktadır. Bu çalışma, kurumların sosyal medyada kimliklerini nasıl yansıttıklarını ve yönettiklerini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu amaç doğrultusunda, 2013 yılında Fortune tarafından belirlenen Türkiye'nin en büyük 500 şirketi içerisinden alınan örneklemin resmi Facebook hesabı, içerik analizi yöntemi ile değerlendirilmiştir.
Spor tesis çevresi faktörleri: Memnuniyet ve ağızdan ağıza iletişim (WOM) üzerine etkisi
Spor tesis çevresini oluşturan fiziksel faktörler, tesiste müsabaka izlemek için bulunan katılımcıların memnuniyetini doğrudan etkileyen unsurlardır. Bu unsurların etkili ve verimli olarak yönetilmesi, gerektiğinde iyileştirme ve düzenlemelerin yapılması, katılımcıların memnuniyet düzeylerine olumlu yönde etki edecektir. Memnun olan katılımcıların, memnuniyetlerini potansiyel katılımcılarla paylaşmaları beklenen bir durumdur. Mevcut bu duruma bağlı olarak çalışmanın öncelikli amacı; spor tesis çevresi faktörlerini belirlemek, ortaya çıkan faktörlerin, seyircilerin tesisten elde ettikleri memnuniyet düzeyleri ve WOM üzerinde etkilerini belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda yapılan analizler sonucunda, spor tesis çevresini etkileyen yedi faktör ortaya çıkmıştır. Bu faktörler; tesis estetiği, mekan içi erişilebilirlik, koltuk konforu, skorbord kalitesi, otopark, işaretler ve yönlendirme levhaları, davranışsal niyet olarak isimlendirilmiştir. Ortaya çıkan yedi faktörden davranışsal niyet faktörü hariç diğer tüm faktörlerin tesisten elde edilen memnuniyet üzerine bir etkiye sahip olduğu, WOM üzerinde ise tüm faktörlerin etkisinin olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, spor tesisinden elde edilen memnuniyetin WOM üzerinde güçlü bir etkisinin olduğu da bulgular arasında yer aldığı belirlenmiştir. İkincil amaç olarak, araştırmaya katılan basketbol izleyicilerinin demografik özellikleri ve müsabaka izleme sıklıkları belirlenmiş, ortaya çıkan spor tesis çevresi faktörlerinin, tesisten elde edilen memnuniyetin ve WOM'un katılımcıların demografik özelliklerine ve müsabaka izleme sıklıklarına göre farklılaştığı tespit edilmiştir.
Kültürlerarası iletişim: Makedonya'da yaşayan Türkler ve Makedonlar arasındaki iletişim
Kültürlerarası etkileşimi anlamak için, iki veya daha fazla kültür arasındaki ilişki, aralarındaki iyi niyet veya çatışmalar, kültürlerin kendisi ve varsa sürdürdükleri iletişim incelenmelidir. Bu çalışmasının konusunu, Makedonya'da yaşayan Makedonlar ve Türkler arasındaki kültürlerarası iletişim oluşturmaktadır. Türk azınlık (Makedonya Türkleri) ve Makedonya Cumhuriyeti topraklarında yaşayan Makedon halk arasında varolan durumun belirlenmesi amacıyla, söz konusu insanların kültürel özellikleri, kimliği, kültürlerarası yaşam, daha da özelde kültürlerarası iletişim araştırılıp çözümlenmiştir. Çalışmada, veri toplama yöntemi olarak derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeler, Makedonya'nın başkenti Üsküp'te yaşayan 10 Türk (5 kadın/ 5 erkek) ve 10 Makedon (5 kadın/ 5 erkek) ile gerçekleştirilmiştir. Her katılımcıya toplam 19 adet soru sorulmuştur. İlk 9 soru, iki kültürün genel kültürel karakteristiklerini araştırmak ve belirtmek için hem Türklere hem de Makedonlara aynı şekilde sorulmuştur. Sonraki 10 soru ise, Makedonların ve Makedonya'da yaşayan Türklerin kimlik özelliklerini, aidiyet ve kabullenme duygularını, ortak veya ayrışan sembolleri, gelenekleri ve yaşam tarzlarını tanımlamak için her bir gruba farklı olacak biçimde yöneltilmiştir. Ayrıca, toplam 19 sorudan her biri, Makedonlar ve Türkler arasında gerçekleştirilen kültürlerarası iletişimi daha iyi anlayabilmek için katkı sağlamıştır. Sonuçlara göre, Makedon ve Türk kültürlerinin yakın hatta benzer olduğu anlaşılmıştır. Bu toplumlar, sadece aynı topraklarda yaşamamaktadırlar, aynı ve benzer yaşam tarzıları, kültürleri, algıları, tutumları ve değerleri paylaşmaktadırlar. İkisi de özgür duyumsamakta, özgürce davranmakta, yaşamı aynı şekilde algılamaktadır. Makedonya'da iki kültürün aynı derecede güçlü ve belli bir kimliğe sahip olduğu, hiçbirinin kendini azınlık ya da çoğunluk olarak görmediği anlaşılmaktadır. Birlikte entegre olmaları dolayısıyla kültürel kimliklerinin de birbirine uyumlu olduğu ortaya çıkmıştır. Anahtar Sözcükler: Kültür, İletişim, Kültürlerarası iletişim, Kimlik, Etnisiteler.
Yeni medya sanatı olarak glitch ve görsel iletişim yansıması
Bu çalışmanın amacı yeni medya sanatı olarak glitchin görsel iletişim yansımasını araştırmaktır. Yeni medya, 20. yüzyılın sonlarında iletişim ve yayıncılık alanında gerçekleşen ilerlemenin bireylere ve kitlelere ulaşan, her geçen gün yenilenen, değişen ve çeşitlenen araçların tümünü kapsamaktadır. Yeni medya gündelik hayatı, alışkanlıkları değiştirmiş ve sanat alanına da yeni bir açılım getirmiştir. Yeni medya sanatı olarak glitch, yeni medya nesnesini sıradan formundan ve söylevinden sıyıran ve makine insan iletişimi sonucu ortaya çıkan bir türdür. Daha önce bu konuyla ilgili bir çalışma yapılmamış olması nedeniyle, öncelikle yeni medyanın, yeni medya sanatının, glitchin ne olduğu, türleri ve çeşitli eleştirileri ele alınmıştır. Ardından glitchin görsel iletişim üzerine etkisini değerlendirebilmek adına üç aşamada çalışma yürütülmüştür. Birinci aşamada alan uzmanları tarafından belirlenen ölçütleri karşılayan ve glitch konusunda uzman olan tasarımcılardan açık uçlu görüşme formu ile görüşlerini ifade etmeleri istenmiştir; ikinci aşamada ise yine aynı tasarımcı grubunun gönüllü katılımı ile glitchleme temalı bir uygulama gerçekleştirilmiştir. Bu süreçte katılımcı glitchleri doküman yolu ile elde edilen verileri oluşturmuştur. Elde edilen bu veriler doküman analizi ile yorumlanmıştır. Ayrıca araştırma kapsamında glitchleme yolu ile üretilen tasarımlar, belirli bir süreç içinde toplanmış, tasarımlara ilişkin katılımcılar ile derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiş ve katılımcıların glitch ve görsel iletişim ile ilgili görüşleri alınmıştır. Araştırmanın üçüncü aşamasında ortaya çıkan glitchler görsel iletişim tasarımı alanındaki uzmanlar tarafından görsel iletişim dili bağlamında değerlendirilmiş ve değerlendirme süreci araştırmacı tarafından yorumlanmıştır. Çalışma sonucuna göre yeni medya sanatı olarak glitch görsel iletişim diline etki etmiş ve var olan görsel iletişimi dönüştürmüştür. Anahtar Kelimeler: Yeni medya, Yeni medya sanatı, Glitch, Görsel iletiĢim
Markaların iletişim dili olarak reklamda kışkırtıcılık kullanımı ve tüketici tepkileri
Günümüz pazarında yaşanan yoğun rekabet ve iletişim kalabalığı arasında görünür olmak ve tüketicilerin dikkatini çekmek isteyen markalar çoğunlukla reklamda kışkırtıcılığa başvurmaktadır. Kışkırtıcılık, reklamlarda yaygın bir biçimde kullanılıyor olsa da, reklamda kışkırtıcılığın etkilerine yönelik araştırmalar oldukça sınırlıdır. Bu tez çalışmasında, kışkırtıcılığın reklamda sosyal bir sorun ve ürün tanıtımında kullanımı ile cinsiyet ve kişilik özellikleri değişkenlerinin reklama yönelik tutum üzerindeki etkileri ve tüketici tepkileri araştırılmıştır. Araştırma kapsamında niceliksel araştırma yöntemlerinden karşılaştırmalı ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmaya 200 üniversite öğrencisi katılmıştır ve katılımcılar kişilik özelliklerine göre birbirine denk iki gruba rastlantısal olarak atanmışlardır. Araştırma sonuçları, katılımcıların kışkırtıcı reklama kıyasla kışkırtıcı sosyal reklama yönelik olarak daha olumlu tutumlar gösterdiklerini ortaya koymaktadır. Katılımcılar kışkırtıcı reklamları "dikkat çekici, cesur, çarpıcı" olarak değerlendirmişlerdir. Deneyime açık ve deneyime kapalı katılımcılar kışkırtıcı reklamlara yönelik farklı değerlendirmelerde bulunmuşlardır. Ancak, reklama yönelik tutum üzerinde kişilik özelliklerinin etkisi açısından anlamlı bir fark bulunmamıştır. Deneyime kapalı katılımcılar, toplumsal ve ahlaki değerler açısından kışkırtıcı reklama yönelik değerlendirmelerde bulunmuşlardır. Deneyime açık katılımcıların reklamda kışkırtıcılığın kullanımını daha kabul edilebilir olarak değerlendirdikleri gözlemlenmiştir. Anahtar Sözcükler: Kışkırtıcılık, Reklamcılık, Tüketici Tepkileri, Kişilik Özelliği.
Huzurevinde kalan yaşlı bireylerin iletişim ihtiyaçlarının karşılanmasında huzurevi çalışanlarının rolü: Eskişehir'de bir huzurevi örneği
Yaşlanma, gelişme, büyüme ya da eskime; doğada canlı olmanın kaçınılmaz birer sonuçlarıdır. İnsanoğlu varoluşunun ilk zamanlarından beri ölümsüzlüğün peşinde koşmuş, henüz başarılı olamasa da denemeye devam etmiştir. İnsanın ölümsüzlük fikrine sanatta ve bilimde bu denli yer vermesi, sonsuzluk fikrine olan düşkünlüğünün en açık göstergesidir. Halbuki dünya, evrensel bir kanun olan ve her şeyin gerilediğini savunan entropi ile işlemektedir. Yaşlılık da farklı boyutlarıyla birtakım gerilemelerin yaşandığı, insan hayatının kaçınılmaz bir dönemidir. Ancak bireyin hayatına birtakım sınırlıklar getiren bu dönem, sosyal bir varlık olmanın neden olduğu kimi ihtiyaçları da azaltmamaktadır. Bu ihtiyaçların biri de insanoğlunun iletişim ihtiyacıdır. Yaşlanmayla beraber sosyal çevrenin daralması, bireyin iletişim ihtiyacını karşılamasını zorlaştırabilmektedir. Özellikle kurumlarda kalan yaşlı bireylerin iletişimsel faaliyetlerde bulunabileceği kişiler daha sınırlı olmaktadır. Bu nedenle, bu tezde huzurevinde kalan yaşlı bireylerin iletişim ihtiyaçlarının karşılanmasında kurum çalışanlarının rolünü belirleyebilmek için nitel bir çalışma yürütülmüştür. Çalışma kapsamında Eskişehir'de Tepebaşı Belediyesi'ne bağlı bir huzurevinde 12 katılımcıdan oluşan bir çalışma grubu ile derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiş ve elde edilen bulgular betimsel analiz yoluyla düzenlenmiş ve yorumlanmıştır. Çalışma sonucunda elde edilen bulgular doğrultusunda; kurumda kalan katılımcıların temel ihtiyaçları karşılanırken, iletişim kurma ihtiyaçlarının yeterince karşılanmadığı ve bu durumun kurum çalışanlarının iletişimsel kabiliyetlerinin eksik olmasından kaynaklanabileceği düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler: Yaşlı, İletişim, Huzurevi
Otizm spektrum bozukluğu olan çocuklara soru sorarak iletişim başlatmanın kazandırılmasında temel tepki öğretiminin etkileri
Bu araştırmada, temel tepki öğretiminin otizm spektrum bozukluğu olan çocukların; (a) soru sorarak iletişim başlatmayı kazanmalarında ve öğretim sona erdikten sonra korumalarında etkili olup olmadığını, (b) soru sorarak iletişim başlatmayı farklı koşullara genellemelerinde etkili olup olmadığını, (c) dil gelişimi alanında ve farklı gelişim alanlarında değişikliğe neden olup olmadığını belirlemek amaçlanmıştır. Ayrıca OSB olan çocukların anne-babalarının araştırmanın amacının uygunluğuna, araştırmada kullanılan yöntemin kabul edilebilirliğine ve araştırma bulgularının anlamlılığına ilişkin görüşlerini ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırma, otizm spektrum bozukluğu tanısı olan dört çocuk ile yürütülmüştür. Araştırmada tek-denekli araştırma modellerinden denekler arası çoklu başlama düzeyi modeli kullanılmıştır. Araştırma bulguları, temel tepki öğretiminin otizm spektrum bozukluğu olan çocukların; "Bu ne?", "Nerede?", "Bu kim?", "Ne oldu?" ve "Bu kimin?" sorularını sormayı kazanmalarında, öğretim sona erdikten sonra uzun süreli olarak korumalarında ve farklı kişi, ortam, araç-gereç ve zaman gibi koşullara genellemelerinde yüksek düzeyde etkili olduğunu göstermekte; temel tepki öğretiminin, otizm spektrum bozukluğu olan çocukların dil gelişimi alanında ve farklı gelişim alanlarında değişikliğe neden olduğunu ortaya koymaktadır. Araştırmaya katılan çocukların anne-babalarının araştırmanın sosyal geçerliğine ilişkin görüşleri oldukça olumludur. Araştırma bulguları alanyazına dayalı olarak tartışılmış, uygulamaya ve ileri araştırmalara yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Otizm spektrum bozukluğu, Temel tepki öğretimi, İletişim başlatma, Soru sorarak iletişim başlatma.
Yetişkin din eğitimi açısından dini iletişim ve sabır değeri
Çalışmamız yetişkin din eğitiminde başarılı bir sonuç elde edebilmek için tüm problemlere rağmen kaynak konumunda olan yetişkin din eğitimcisinin ve alıcı konumundaki yetişkinlerin arasında meydana gelmesini istediğimiz faydalı bir dini iletişim sürecini ve bu süreçte sabır değerinin yetişkin din eğitimcisine olan katkısını içermektedir. Giriş kısmında konu problem, amaç, önem ve çalışmanın yöntem ve sınırlılıkları açısından ele alınmıştır. Birinci bölümde yetişkin din eğitiminin neliği kavram ve tanımları ile ele alınmış ayrıca yetişkin din eğitiminin alanlarından bahsedilerek yetişkin din eğitimindeki tarihsel süreç anlatılmıştır. Yine bu bölümde yetişkin din eğitimcisinde aranan ve beklenen özellikler işlenmiştir. İkinci bölüm dini iletişim, yetişkin din eğitiminde etkili iletişim ilkeleri ve dini iletişimde sosyo-psikolojik engelleri içermektedir. Üçüncü ve son bölüm de ise yetişkin din eğitiminde sabır değeri, Kur'an-ı Kerim'de ve Hz. Muhammed'in hayatında yer alan sabır örnekleri ele alınarak ve yetişkin din eğitimi kurumlarındaki eğitim sürecinde sabır değerinin yetişkin din eğitimcisine olan katkıları çerçevesinde işlenmiştir. Anahtar Kavramlar: Yetişkin din eğitimi, dini iletişim, yetişkin, yetişkin din eğitimcisi, sabır
Hadisler ışığında iletişim ve kişiler arası ilişkiler
İletişim, insanlar arasında bilgi, duygu ve düşünce alışverişini sağlayan temel bir süreçtir. Bu süreç; sözlü, sözsüz, yazılı, görsel ve örgütsel iletişim olarak farklı yöntemlerle gerçekleştirilir. Bu çalışmanın amacı, hadisler ışığında Hz. Muhammed'in kişiler arası ilişkilerinde benimsediği iletişim yaklaşımını incelemek, bu yaklaşımın etkili sosyal ilişkilere ve iletişim engellerinin çözümüne örneklik teşkil etmesidir. Çalışmanın varsayımı, Hz. Muhammed'in iletişim yöntemlerinin evrensel olduğu ve günümüzdeki iletişim sorunlarına çözüm sunabileceği yönündedir. Çalışmanın kapsamını, Hz. Muhammed'in iletişim tarzı ve bu iletişim tarzının toplum üzerindeki etkilerine dair yapılan incelemeler oluşturmaktadır. Bu bağlamda tezin birinci bölümünde iletişim kavramının tanımı ve kavramsal çerçevesi çizilerek; iletişimin şekli ve iletişimi meydana getiren unsurlar; ikinci bölümde ise, Hz. Muhammed'in iletişimsel özellikleri ve kişiler arası ilişkilerinde öne çıkan hususlar ele alınmıştır. Çalışmada, hadisler temel alınarak, nitel araştırma yöntemlerinden literatür incelemesi, örnek olay yöntemi ve doküman analizi kullanılmıştır. Çalışmanın veri toplama sürecinde öncelikle Kütüb-i Sitte'yi oluşturan temel hadis kitapları (Buhârî, Müslim, Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî ve İbn Mâce) detaylı şekilde taranmıştır. Bu tarama sonucunda iletişim ve kişiler arası ilişkilere ışık tutan hadisler belirlenmiştir. Hz. Muhammed'in belirli iletişim durumlarına odaklanan ve farklı sosyal bağlamları yansıtan hadislerin incelenmesi amacıyla örnek olay yöntemi kullanılmıştır. Kitap, ansiklopedi, makale, tez ve internet kaynaklarından yararlanırken doküman analizi kullanılmıştır. Bu çalışmada, Hz. Muhammed'in iletişim yaklaşımlarının modern iletişim teorileriyle örtüşen çok boyutlu bir karakter taşıdığı sonucuna varılmıştır. Öncelikle, Hz. Peygamber'in iletişim yaklaşımı, tek yönlü bir bilgi aktarımından ziyade, alıcı ve verici arasında karşılıklı anlam inşasına dayalı bir süreç olduğu görülmektedir. Hz. Muhammed'in, kişiler arası ilişkilerde iletişimi başlatma, sürdürme ve iletişim engellerini çözme konusunda başarılı olduğu tespit edilmiştir.
İletişim ve sosyal medya çağında din eğitiminin dönüşüm ve etkileri
İçerisinde bulunduğumuz iletişim çağının hiç şüphesiz en önemli unsuru internettir. İnternet aracılığı ile kullanıcılar tarafından üretilen, ortaya koyulan içeriklerin yine bu kullanıcılar tarafından paylaşıldığı sanal ağ, sosyal medya olarak tanımlanmaktadır. Sosyal medyanın etkileri sadece bireysel olgu ve düşüncelerin paylaşılması ile sınırlı kalmayarak geleneksel yaşamı, kültürü ve dini hayatı doğrudan etkilemektedir. Bu çalışmada hayatımızın her alanına aktif olarak yerleşmiş olan sosyal medyanın din eğitiminin dönüşümü üzerine etkileri incelenmeye çalışılmıştır. Çalışmanın incelenme aşamasında nitel araştırma yöntemlerinden biri olan durum çalışması deseni kullanılmıştır. Öncelikle iletişim, medya, sosyal medya ve din eğitimi kavramları tanımlanmaya çalışılmış, devamında insanlığın iletişim tarihi ve sosyal medyanın hayatımıza dahil oluşuna, iletişim ve sosyal medya çağında dini eğitimin dönüşümüne ve sonrasında sosyal medyadaki dini dönüşüm ve algılara değinilmiştir. İlerleyen bölümlerde ise sosyal medyada mahremiyet sınırlarından bahsedildikten sonra tezin temel konusu olan iletişim ve sosyal medya çağında din eğitiminin nasıl olması gerektiği üzerinde durularak çalışma özetlenmeye çalışılmıştır.
Bankacılık sektöründe öğrenen örgütte iletişimin önemi ve Eskişehir'de örnek bir uygulama
İletişim, öğrenmeyi de kolaylaştırarak, bireysel amaçlara ulaşma üzerinde etkili olduğu gibi örgütsel amaç ve hedefler üzerinde de etkili olmuştur. Günümüzde örgüt yapılarını etkileyen faktörlere bakıldığında, küreselleşme, yönetimde mükemmellik arayışı, insan hakları, iletişimdeki yenilikler, yönetimde iletişimin öneminin artması sayılabilir. Bu faktörlere bakıldığında, iletişim teknolojisindeki yenilikler, yönetimde iletişimin öneminin artmasının, öğrenen örgüt oluşumunda etkileri görülen faktörler olduğunu söylemek mümkündür. İletişimin önem kazanmasıyla tüm dikkatleri üzerine çeken öğrenen örgütler; örgüt üyesi bireylerin bilgilerini paylaştıkları, yeni düşüncelerin ve fikrilerin ortaya çıkması için gerekli ortamın sağlandığı örgütlerdirBu çalışmada; bankacılık sektöründe öğrenen örgütte iletişimin önemi anket tekniği kullanılarak incelenmiştir. Bu kapsamda çalışmanın ilk iki bölümünde iletişim ve öğrenen örgütler ile ilgili kavramlar geniş bir şekilde açıklanmış, literatüre uygun olarak bir alt yapı kurulmuştur. Daha sonra Eskişehir' deki bankalarda yapılan anketten elde edilen veriler çerçevesinde analiz yapılarak yorumlanmıştır.
Çalışanlara sağlanan eğitim ve iletişim olanaklarının iletişim kurma davranışları üzerindeki etkisi
Bu çalışmada örgütlerde çalışan işgörenlere sunulan eğitimler ve iletişim olanakları açıklanmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda sunulan eğitim ve iletişim olanaklarının işgörenlerin iletişim kurma davranışlarını nasıl etkilediği ortaya konmuştur. Günümüzün bilgi çağında bilginin örgütler için kaçınılmaz olduğu bir gerçektir. Bu çalışmada örgütlerde işgörenlerin bilgiyi elde etme şekli ve işgörenlerin örgütte bilgiyi paylaşma eğilimleri ortaya konmaya çalışılmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde eğitim kavramı, ikinci bölümünde iletişim kavramı açıklanmıştır. Çalışmanın son bölümü olan uygulama kısmında ise işgörenlere sunulan eğitim ve iletişim olanaklarının ve işgörenlerin iletişim kurma davranışlarını nasıl etkilediği araştırılmıştır. Bu amaçla, Ilgın Şeker Fabrikası ve Afyonkarahisar Şeker Fabrikasında işgörenler üzerinde anket çalışması yapılmış ve SPSS 15 For Windows programında değerlendirme yapılmıştır.Sonuç olarak işgörenlere sağlanan eğitim ve iletişim olanaklarının işgörenlerin iletişim kurma davranışlarını etkilediği görülmektedir.
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'na göre telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin adli amaçlı olarak denetlenmesi
İletişim (haberleşme), kişilerin en temel ve en önemli hak ve özgürlüklerinden birisi ve aynı zamanda kişinin özel yaşam alanının bir parçasıdır. İletişimi sağlayan teknik cihaz ve sistemlerin teknoloji içerisinde yerini alması ve bu cihazların günlük hayatımıza yaygın bir şekilde girmesi ile birlikte bu iletişim vasıtaları kullanılmak suretiyle insan hak ve özgürlüklerine yönelik tecavüzlerde çok ciddi boyutlarda artışlar görülmüştür. Bu sebeple insan hak ve özgürlüklerinin korunması adına bu saldırılara karşı koyabilmek için yeni anlayış ve hukuki mekanizmaların geliştirilmesi bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu çerçevede evrensel hukuk ilkeleri ve AİHS'nin hükümleri ile AİHM'nin içtihatları doğrultusunda, demokratik hukuk devleti olmanın bir gereği olarak telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesinin koşullarının ve sınırlarının yasa ile düzenlenmesi gerekmiştir.Bu çalışmamızda birinci bölümde öncelikle telekomünikasyon yolu ile yapılan iletişimin denetlenmesinin amacı ile özel hayatın gizliliği ve haberleşme özgürlüğünün kapsam ve sınırları açıklanmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde tüm çerçevesi ile adli amaçlı olarak yapılan telekomünikasyon yolu ile yapılan iletişimin denetlenmesi tedbirinin koşulları ve uygulama biçimi ayrıntılı olarak anlatılmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde önleme amacıyla telekomünikasyon yolu ile yapılan iletişimin denetlenmesi tedbirinin koşulları açıklanmıştır. Sonuç bölümünde ise adli amaçlı denetim ile ilgili görülen eksiklik ve uygulamada karşılaşılan noksanlıklara değinildikten sonra bu eksik ve noksanlıkların ne şekilde giderilebileceği yönünde çözüm yolları ve adli amaçlı denetim ile önleme amaçlı denetimin birbirlerine etkileşimi anlatılmaya çalışılmıştır.
Örgüt içi iletişimin yönetsel fonksiyonlar üzerindeki rolü ve bir alan araştırması
iletişim, insanın yaşamı boyunca devam eden bir olgu olduğu kadar, insanla örgütsel yapılar arasındaki ilişkileri sağlayan, sürdüren ve insan gibi örgütsel yapıların da varlığının devam ettirilmesinde önemli bir olgudur. Zaman içinde değişen yapısı ve araçları ile iletişim, gerek insan gerekse örgütler açısından son derece önemli olup örgütlerin varlıklarının sürdürülmesi açısından olmazsa olmaz bir gerekliliktir.Örgütler için bu kadar öneme sahip olan iletişim, özellikle yönetsel fonksiyonlar üzerinde bir takım etkilerinin bulunması gayet doğaldır. İletişimin; yönetsel fonksiyonlar üzerindeki rolünü bilmek ve bunlara hazırlıklı olmak örgütlerin iletişimden yararlanabilmelerini sağlayacaktır. Daha önceden başka örgütler tarafından yaşanan problemleri bilerek önceden tedbirlerini almak ve daha önce başka örgütler tarafından gözlemlenen en iyi kullanım şeklini bilerek hazırlıklarını ona göre yapmak örgütler için büyük kolaylık sağlayacaktır. Bu araştırmada örgütler için yaşamsal öneme sahip iletişim kavramının yönetsel fonksiyonlar üzerindeki rolü incelenecektir.Bu uygulamanın amacı iletişimin örgütler üzerindeki rolünü tespit ederek bu bulguların iletişimden yararlanmayı amaçlayan işletmelerin ve iletişimden hali hazırda yararlanan işletmelerin kendini durumlarını bir kez daha değerlendirmelerine imkan sağlamaktır.Bu çalışma üç ana bölümden meydana gelmektedir. Birinci bölümde iletişim kavramı ve yapısı, ikinci bölümde ise örgütsel iletişimin kavramsal yapısı ve yönetsel fonksiyonlar üzerindeki rolü üzerine teorik bir inceleme yapılmıştır.Son bölümde ise daha önceki bölümlerde yapılan incelemeler ışığında Kütahya organize sanayi bölgesinde faaliyet gösteren firmalar üzerinde iletişimin, yönetsel fonksiyonlar üzerindeki rolü konulu bir anket çalışması ve değerlendirilmesi yer almıştır.Anahtar Kelimeler: İletişim, Örgüt İçi İletişim, Yönetsel Fonksiyonlar, Planlama, Denetim.